1.
kaçarken izlemesi komik insan tipi.
bilen bilir kazların kafayı yere eğip tıslayarak kovalamasını.
bilen bilir kazların kafayı yere eğip tıslayarak kovalamasını.
devamını gör...
2.
daha henüz annem ve babam boşanmamışken, beraber annemin babasının, yani dedemin olduğu yere; selim'e gitmiştik.
o sıralar daha 3 yaşındaydım. kaz kadar ancak vardı boyum. ortalıkta öyle yine başıma buyruk geziyordum. annem ve babam beni hiç sıkmaz, kontrol bile etmeden, öylece salarlardı. ben sıkılmaya da gelemezdim zaten. dedemgillerin kazları vardı. bayağ fazlaca.
bir kaz ile göz göze geldik. kaz bana doğru hücum etmeye başladı birden. mecburen kaçtım. koşarken ayağım bir taşa takıldı ve düştüm. öyle yüz üstü. kaz beni yakalamıştı. geldi kafamın arkasına bir gaga attı. acayip bir acı hissettim kafamın arkasında. sonra... sonrası yok işte. kendimden geçmişim.
hayatımda ilk defa ölümle bu kadar yakın temasta bulunmuştum. o kadar da fena bir şey değildi bana göre. ben işte, öyle düşünüyordum.
kendime geldiğimde; dedem kazı tutmuş elinde bana doğru getiriyordu. o an kazın da ölümle yakın temasta olduğunu anlamıştım. dedem intikamımı alacaktı. benim böyle bir talebim yoktu. kaza karşı içimde en ufak bir duygu belirmemişti. ondan nefret de etmiyordum, sevmiyordum da. akıbeti de umurumda değildi. intikam duygum yoktu. dedeme ne dur dedim, ne de durma. öylece izliyordum sadece. kazın kafasını kopardı. boynundan kan fışkırıyordu. dedem onu boynundan tuttuğu halde, aşağıda bacakları ve vücudu boş yere çırpınıyordu. hayatın inatçılığı karşısında bir miktar şaşırdım. eğer kaz elinde olsa başından vazgeçmiş bir şekilde, öylece sadece bedeniyle yaşamaya devam ederdi.
akşamına tabakta onun etini dişliyordum. annem; ya bak, gördün mü, sana dokunan kaza deden ne yaptı diyordu bana. dedemin bu kaz fedası onu çok etkilemişti herhalde. ben sadece kazın damağımdaki tadıyla ilgileniyordum. ona cevap verme tenezzülünde bile bulanmadım. çünkü ben dedemin bu tırt kahramanlığından o kadar da etkilenmemiştim doğrusu.
dedem de gülerek bana bakıyordu. ben de ona bakıp, sırıttım salak salak. kahraman ya da değil, sonuçta dedemdi. güzel gülüyordu hem. çok içten.
bu şimdi aklıma nereden geldi?
o sıralar daha 3 yaşındaydım. kaz kadar ancak vardı boyum. ortalıkta öyle yine başıma buyruk geziyordum. annem ve babam beni hiç sıkmaz, kontrol bile etmeden, öylece salarlardı. ben sıkılmaya da gelemezdim zaten. dedemgillerin kazları vardı. bayağ fazlaca.
bir kaz ile göz göze geldik. kaz bana doğru hücum etmeye başladı birden. mecburen kaçtım. koşarken ayağım bir taşa takıldı ve düştüm. öyle yüz üstü. kaz beni yakalamıştı. geldi kafamın arkasına bir gaga attı. acayip bir acı hissettim kafamın arkasında. sonra... sonrası yok işte. kendimden geçmişim.
hayatımda ilk defa ölümle bu kadar yakın temasta bulunmuştum. o kadar da fena bir şey değildi bana göre. ben işte, öyle düşünüyordum.
kendime geldiğimde; dedem kazı tutmuş elinde bana doğru getiriyordu. o an kazın da ölümle yakın temasta olduğunu anlamıştım. dedem intikamımı alacaktı. benim böyle bir talebim yoktu. kaza karşı içimde en ufak bir duygu belirmemişti. ondan nefret de etmiyordum, sevmiyordum da. akıbeti de umurumda değildi. intikam duygum yoktu. dedeme ne dur dedim, ne de durma. öylece izliyordum sadece. kazın kafasını kopardı. boynundan kan fışkırıyordu. dedem onu boynundan tuttuğu halde, aşağıda bacakları ve vücudu boş yere çırpınıyordu. hayatın inatçılığı karşısında bir miktar şaşırdım. eğer kaz elinde olsa başından vazgeçmiş bir şekilde, öylece sadece bedeniyle yaşamaya devam ederdi.
akşamına tabakta onun etini dişliyordum. annem; ya bak, gördün mü, sana dokunan kaza deden ne yaptı diyordu bana. dedemin bu kaz fedası onu çok etkilemişti herhalde. ben sadece kazın damağımdaki tadıyla ilgileniyordum. ona cevap verme tenezzülünde bile bulanmadım. çünkü ben dedemin bu tırt kahramanlığından o kadar da etkilenmemiştim doğrusu.
dedem de gülerek bana bakıyordu. ben de ona bakıp, sırıttım salak salak. kahraman ya da değil, sonuçta dedemdi. güzel gülüyordu hem. çok içten.
bu şimdi aklıma nereden geldi?
devamını gör...