mesajlasmaktan keyif almayan ama goygoy seven yazar mantığı olarak değerlendirilebilir.

bana aşık mısın? yiyorsa nickaltına yaz,
bana tapıyor musun? maçan sıkıysa nickaltı gir,
benden nefret mi ediyorsun? kamoon sfsfsf,
beni her gördüğünde kuduruyor musun? hadi amaa,
...
gel, ya hep beraber kuduralım, kalan sağlar bizimdir; ya da kal, gittiğin yerde mutlu ol.

sfsfs

bu arada, beni sevmeyen de ölebilir mi bı zahmet kimseyi yormadan? bir de sizinle uğraşamam.
devamını gör...
şey.. gelin diyor, nick altıma diyor, orda diyor serenat yapın diyor. tüm mahalle duysun diyor.

bence de seven sevdiğine serenat yapsın; sevmediğini meydanda düelloya davet etsin. bitsin artık kapalı kapılar ardında öbüşmeler, hain pusu kültürü falan. bence de nick altında, gözümüzün önünde öbüşün aman yani haykırın sevginizi de öfkenizi de.

lan bak şimdi haykırmak falan deyince de aklıma rahmetli kerim tekin'in haykırsam dünyaya parçası geldi. gideyim de dinleyeyim.
devamını gör...
saçmalığın nickalası ya!
üfff...
devamını gör...
başlığı açan yazarın mesaj akımın kapalı olması ile sağlayan önerme.

aşkını sadece bana itiraf etme, dost düşman duysun diyor olabilir, sizinle özelde muhabbet edecek değilim derdi olan aleni yazsın diyor olabilir, alayınızı diğerinden ayırmıyorum kendime ayırdıklarım bana bir şekil ulaşır sen de kimsin diyor olabilir.
seçenekleri artırmak isteyen burdan devam etsin, bayrağı bıraktım.
devamını gör...
"maksat namımız yürüsün" söyleminin sözlük versiyonu. *
devamını gör...
yeterli nickaltım var ya. zoraki girilen nickaltları tat vermiyor genelde.
devamını gör...
2 sayfacık nickaltımla lafı bana sokmadığından rahatça çekirdeğimi (cips yiyorum aslında) çitleyip kavga izleyeceğim başlık*
devamını gör...
(bkz: diko) hariç kimseyle mesajlaşma sarmıyor. çünkü geçmişten gelen az veya çok bir muhabbetimiz var.
nickaltı bence güzel bakın ne güzel sözlüğe renk geliyor. misal en sevdiğim şey birden bir yazarın nickaltına girip entry atıp kaçmak. güzel bir his veriyor. yani zaten çok mesajlaşmak istesem nickaltı yerine dm atarım değil mi?
benim anladığım şu oldu bazıları çok agresif bu nickaltı mevzularına. niye agresifsiniz ki sözlüğü var eden şeyler bunlar. bırakın millet birbirinin nickaltına yazılar yazsın. (bkz: diko'yu yalnız bırakmam)
misal elimde iki tane youtube videosu var. videoları nickaltına atacağım kurban arıyorum. nasip işte *.
şimdi ben bu videoları attığım zaman neden mesajda atmıyorsun denilebilir. ama olay o değil ki işin esprisi o değil (bkz: moruk). işin esprisi zaten sözlük. sözlük de nickaltı ile var olur.
devamını gör...
nickaltinda körler sağırlar birbirini ağirlıyor.
vıcık vıcık muhabbetler koca koca insanlar ne hale sokuyor kendini.
sorsan sözlük benim icin amac degil arac derler.

anlat yavrum anlat heyecanli oluyor..
devamını gör...
soğuk ve kasvetli bir sözlük günüydü. aylardır gözüme kestirdiğim ay pardon beğendiğim bayansı bayanın online listesindeki nickini mouse aracılığıyla sakince okşuyordum. uzun zamandır ne yazsa gelsin artılar, gitsin şukular şeklinde kendimi belli ediyordum. gün içinde içli şiirler, yalnızlık, varoluş sancıları içeren entryler giriyordum.

ortam, odasında çok pişmiş ve az yıkanmış meriç kokuyordu. bu yüzden arada sırada midem bulanıyordu; yine de yılmadım. güzel sözlük kadınlarının fotoğraflarının asılı olduğu duvarımla göz göze gelip açık camdan temiz hava alıyordum. inanıyordum ki bir gün bu makus kaderimi yenip beyoğlu'nda opsiyonel olarak taksim'de martılara simit atacak, ardından ona geçecektik. normal sözlük yazarlarının fotoğrafları başlığı coşmuş; tüm meriç yoldaşlarımın kılıç kalkan seslerinden kulaklar sağır olmuştu. bir meriç kendini öne atmış ama hedefe varamadan bir yakışıklı tarafından hunharca öldürülmüştü. tüm bu karmaşanın ardında onun fotoğrafı yine oradaydı. vira bismillah diyerek gözü kararttım.

ölçü birimi olarak üç sözlük kadını boyunda bir mesaj yazdım. yazarken kah ağladım, kah güldüm kah neyse ondan bahsetmek istemiyorum. * göndere basmadan önce mesaj alımına kapalı ihtimaline karşı ellerim titriyordu. son bir ilahi güçle göndere bastım. korktuğum başıma gelmeden mesajım iletilmişti. yeni attığı fotoğrafın etkisiyle aldığı övgüler arasında beni görene kadar bir duble adana, bir acılı şalgam, bir küba purosu, bir şişe viski gömdüm. biliyordum ki o bana dönecek ve bu iğrenç ortamdan onu çekip, çıkarıp alacaktım. minik minik meriçler, azılı feministler, çatlak yumurta gibi fikirlere sahip yazarcıklarımız olacaktı. böylesi bir gelecek heyecanıyla bana yolladığı mesajı açtım. bir de ne göreyim dersiniz; konuşamam yalnızca nickaltı...

to be continued
devamını gör...
#3202954 bir yıl önce şunu anıra anıra yazmıştım.

hadi bakalım niyet ettim devam etmeye:

tam nickaltına yazmaya niyetlenirken özellikle tek elimdeki nasırlardan utandım.* araya bir manikür seansı sıkıştırıp gerekli ciddiyete eriştikten sonra başladım nickaltı yala ay pardon hak ettiği değere dair cümleleri yazmaya...

meğer ne çok hırçın fikir* ne çok kaleminin (fiziğinin) güzelliğiyle ilgili kelimem varmış. tuşlara bastıkça ferahladım, ferahladıkça daha bir coşkuyla klavyenin tuşlarına basmama engel olamadım. ne kadar değerli, ne kadar kuvvetli * bir zekası olduğunu yazdım. yazarken kah ağladım, kah güldüm, kah ben ne bok yiyorum dedim. tam kırk gün ve kırk gece kelimelerimle ve gerçek aşkımla bilediğim entryimin sonuna zaferimin bayrağını dikmek adına "yanlış anlaşılmasın yürümüyorum" yazdım.

göndere basmadan önce pislikten puslanmış monitörümü hohlamak suretiyle bir miktar temizlikle tanıştırdım. eserimle o kadar gurur duyuyordum ki karşısına geçip bir sigara yaktım. göndere basarken hem ellerim hem kalbim titriyordu. her ihtimale karşı onu online listesinde aradım. haber vermek için sözlükte olmasına ihtiyacım vardı. bu çabamın hemen karşılığını almazsam tarih beni affetmeyecek gibi hissediyordum. bir taraftan kredi çekmek için onay mesajını bekliyordum.

akşama eşek değilse buluşacaktık ve onu güzel bir yere götüreceğim için kredi çektiğimi tabii ki kimseye söylemeyecek ve mekanın müdavimi gibi davranacaktım. entryinin ilgili başlığa kaydedilmesi ve sayfayı görüntülemem belki saniyelerdi lakin bana bir ömür gibi geldi.

sonra hemen mesaj attım: "entry numarası ve karizmatik bir gülücük." cevap gelene kadar başlığı yenilemek aklıma gelmedi. gelseydi benim gibi nice yiğidin * telef olduğunun daha erken farkına varırdım...
sonra o meşhur turuncu yandı. kredim de onaylanmıştı. cevap: "teşekkür ederim. çok iyi yazmışsın kardeşim." kardeşim kelimesini okurken görüşüm bulanıklaştı. olanlara bir anlam veremiyordum... işte o anda nickaltındaki otuz iki yeni entryi daha gördüm. hepsi benimle benzer şeyler yazmıştı ama bir tanesi whatsapp mesajlarında ne kadar çok eğlendiklerini ve akşamındaki bar maceralarından bahsediyordu. inanmayız diye görsel destek eklenmişti. bana bir whatsapp' ı çok gören o dilber cevaben; " ehi ehi lütfen tekrar edelim. çok eğlendim" yazıyordu.

ağlayarak whatsapp'ı sildim ve hemen başka bir hedef bulabilmek için telegram yükledim.*
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"konuşamam yalnızca nickaltı" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim