1.
şey derken, pek anlaşılmıyor da böyle.
devamını gör...
2.
hayatımda üçüncü defa kuaföre kaşlarımı aldırmaya gittim bugün.
normalde kendim alsam da ulan dedim bir değişiklik olsun, bir bildikleri vardır dedim.
dedim.
dedim.
ve gittiğim kuafördeki abla sağ olsun önce gözlerimin güzelliğini övdü, sonra maşallah ne güzel kızsın falanlar derken 'ama sanki biraz kilo mu vermen lazım ne ahaha' diyerek o nokta atışını yapmış oldu.
'sonrasında da bakman lazım kendine, genç kızsın sonuçta' cümlesini de ekleyince kalkıp kaçasım geldi fakat kaşlarımın o ablanın elinde olduğunu hatırladım.
ya neden böylesiniz sayın kuaför ablalar, gerçekten anlamıyorum.
işini yap ve diktir olup gideyim , çok mu şey istiyorum lan ben.
bir dahakinde kendisini göbeğimle boğmayı düşünüyorum hayırlısıyla.
normalde kendim alsam da ulan dedim bir değişiklik olsun, bir bildikleri vardır dedim.
dedim.
dedim.
ve gittiğim kuafördeki abla sağ olsun önce gözlerimin güzelliğini övdü, sonra maşallah ne güzel kızsın falanlar derken 'ama sanki biraz kilo mu vermen lazım ne ahaha' diyerek o nokta atışını yapmış oldu.
'sonrasında da bakman lazım kendine, genç kızsın sonuçta' cümlesini de ekleyince kalkıp kaçasım geldi fakat kaşlarımın o ablanın elinde olduğunu hatırladım.
ya neden böylesiniz sayın kuaför ablalar, gerçekten anlamıyorum.
işini yap ve diktir olup gideyim , çok mu şey istiyorum lan ben.
bir dahakinde kendisini göbeğimle boğmayı düşünüyorum hayırlısıyla.
devamını gör...
3.
değdirmeli 300
değdirmesiz 500
değdirmesiz 500
devamını gör...
4.
bir önceki kuaförün saçıma verdiği şekil beni yaşımdan çok daha büyük gösterdiği için daha iyi olduğunu düşündüğüm bir kuaföre gittim.
"saçımı 40 lı yaş kadını gibi kesti bi önceki kuaför" cümlesini kuruverdim anlık.
o da "neden 40 lı yaş kadınları nasıl ki?" dedi.
anlatmaya çalıştığım şeyi anlattım ama bana çoktan kinlenmişti, artık çok geçti.
kuaförden çıktığımda olduğum yaştan 10 yaş daha büyük görünüyordum. kadın diğer kuaförün hatasını 2 ye katladı.
"saçımı 40 lı yaş kadını gibi kesti bi önceki kuaför" cümlesini kuruverdim anlık.
o da "neden 40 lı yaş kadınları nasıl ki?" dedi.
anlatmaya çalıştığım şeyi anlattım ama bana çoktan kinlenmişti, artık çok geçti.
kuaförden çıktığımda olduğum yaştan 10 yaş daha büyük görünüyordum. kadın diğer kuaförün hatasını 2 ye katladı.
devamını gör...
5.
#3864271 hanım kardeşimizin derdine bak. bacım, bize erkek kuaföründe recep ivedik'teki nurullah abi gibi adamlar sağlı, sollu değdiriyorlar. bir de üstüne para veriyoruz.
devamını gör...
6.
ben genelde mahalledeki kuaföre giderim. cadde üstü değildir, vitrin yok, curcuna yok, içeri bir bakayımcı yok. en sevdiğim tarafı da bu zaten: makas sesi var ama kaos yok..
bu hafta işler değişti tabii. kızımla gidecektik. ve biz öyle sıradan bir çocuk büyütmüyoruz; prenses yetiştiriyoruz. o yüzden tedbiri elden bırakmadım, önceden randevu aldım. çünkü bir çocuğun planları bozulursa, evrende küçük ama etkili bir çatlak oluşur.
randevu saatinden yaklaşık on dakika önce gittik. kuaförde normalde 5–6 kişi çalışıyordu ama biz gittiğimizde hepsi öğle yemeğindeydi. hayat çok netti o an: biz erken gelmiştik, onlar geç kalmıştı.. bir süre bekledik, sonra beni koltuğa aldılar. benim işlem boya olduğu için uzun sürecekti, kızımınki basit bir kesim. pardon basit olur mu hiç, perde perçemli kesim... plan kusursuzdu.
tam o sırada kapı açıldı.
iki yeni müşteri.
acil.
çok acil.
öyle acil ki, dünyada makas varsa önce onlara değmeli.
kuaför gelenleri tanıyordu belli. kafasını kaldırdı, göz ucuyla bana baktı. o bakış var ya… hani ben şimdi bir deneyeyim bakışı.
sonra cümle geldi:
- kızınız zaten sizi bekleyecek değil mi?
işte orada içimdeki bütün medeniyet duyguları sandalyenin altına düştü. çünkü benim hayattaki en hassas noktalarımdan biri sıraya kaynak yapılmasıdır. trafikte, markette, kuaförde… asla..!
gayet sakin bir sesle, ama ruhen masayı devirerek dedim ki:
-hayır. kızımın sınavı var, gitmesi gerekiyor.
bir sessizlik oldu.
acil müşterilerin aciliyeti bir anda düşürüldü.
makine sustu.
makas bekledi.
kızım aynada bana baktı. gülümsedi.
ben o an anladım ki bazen iyi ebeveynlik,
çocuğunu hayata hazırlamak değil,
onu sıraya kaynak yapanlara karşı savunmaktır.
ve evet, saçımız kesildi.
zamanında.
onurlu bir şekilde.
bu hafta işler değişti tabii. kızımla gidecektik. ve biz öyle sıradan bir çocuk büyütmüyoruz; prenses yetiştiriyoruz. o yüzden tedbiri elden bırakmadım, önceden randevu aldım. çünkü bir çocuğun planları bozulursa, evrende küçük ama etkili bir çatlak oluşur.
randevu saatinden yaklaşık on dakika önce gittik. kuaförde normalde 5–6 kişi çalışıyordu ama biz gittiğimizde hepsi öğle yemeğindeydi. hayat çok netti o an: biz erken gelmiştik, onlar geç kalmıştı.. bir süre bekledik, sonra beni koltuğa aldılar. benim işlem boya olduğu için uzun sürecekti, kızımınki basit bir kesim. pardon basit olur mu hiç, perde perçemli kesim... plan kusursuzdu.
tam o sırada kapı açıldı.
iki yeni müşteri.
acil.
çok acil.
öyle acil ki, dünyada makas varsa önce onlara değmeli.
kuaför gelenleri tanıyordu belli. kafasını kaldırdı, göz ucuyla bana baktı. o bakış var ya… hani ben şimdi bir deneyeyim bakışı.
sonra cümle geldi:
- kızınız zaten sizi bekleyecek değil mi?
işte orada içimdeki bütün medeniyet duyguları sandalyenin altına düştü. çünkü benim hayattaki en hassas noktalarımdan biri sıraya kaynak yapılmasıdır. trafikte, markette, kuaförde… asla..!
gayet sakin bir sesle, ama ruhen masayı devirerek dedim ki:
-hayır. kızımın sınavı var, gitmesi gerekiyor.
bir sessizlik oldu.
acil müşterilerin aciliyeti bir anda düşürüldü.
makine sustu.
makas bekledi.
kızım aynada bana baktı. gülümsedi.
ben o an anladım ki bazen iyi ebeveynlik,
çocuğunu hayata hazırlamak değil,
onu sıraya kaynak yapanlara karşı savunmaktır.
ve evet, saçımız kesildi.
zamanında.
onurlu bir şekilde.
devamını gör...