orijinal adı : чайка, çayka
yazar : anton çehov
yayım yılı : 1895
bir çiftlik evinde bir araya gelen farklı yaşamlara ve bakış açılarına sahip insanların birbirleriyle olan ilişkilerini ve sanata dair konuşmalarını anlatan tiyatro oyunudur.
yazar : anton çehov
yayım yılı : 1895
bir çiftlik evinde bir araya gelen farklı yaşamlara ve bakış açılarına sahip insanların birbirleriyle olan ilişkilerini ve sanata dair konuşmalarını anlatan tiyatro oyunudur.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "delirmiş_psikolog" tarafından 19.02.2021 18:40 tarihinde açılmıştır.
1.
çehov'un finaliyle beni titrettiği kitaptır. yazmak, ün ve duygu 3 lüsü içinde sürüklenip giderken gerçekten yılanların öcü kitabından sonra tekrar bir finalden sonra tüylerim diken diken oldu. titredim. kesinlikle okuyun.
devamını gör...
2.
anton çehov'un muhteşem oyunlarından ilk okuduğumdu. çok sevdiğim iki arkadaşım kitaptan sevgiyle bahsederken aklıma yazmıştım seneler önce. 2022 başında okuyabildim anca.
her ne kadar bir tiyatro oyunu olarak kaleme alınmış olsa da bana daha çok bir öykü tadı verdi. karakterler ve olay üzerinden yapılan eleştirilerden ötürü sanıyorum ki. her karakter belli bir yönüyle kendini gösteriyor.
nina ünlü bir tiyatrocu olmak istiyor. trigorin doyumsuz biri. treplev kendini kanıtlamak istiyor. arkadina kalıplara sıkışmış.
oyunun sonunda ise hepsi birer martı. ölü bir martı.
çehov zamanının edebiyat ve tiyatrosuna eleştirilerde bulunmuş sanıyorum ki bu eseriyle. bir yandan da günümüz toplumunu yansıtıyor sanki olaylar.
herkes bir amaç peşinde hayatını yitirip gidiyor. kaç kişi ulaşabiliyor bu amacına? bu amaçlar ulaşılabilecek şeyler mi ki? peki ulaşılması gerekir mi? yoksa amaç uğruna gidilen yol yeterli mi?
karmakarışık yazdım ama gerçekten güzel bir eser. çok bir tiyatro okuyucusu olduğum söylenemez gerçi, teknik açıdan vs. yorum yapamam. bir öykü gibi değerlendirirsem çok güzel. çehov'a başlamak için iyi bir seçenek.
her ne kadar bir tiyatro oyunu olarak kaleme alınmış olsa da bana daha çok bir öykü tadı verdi. karakterler ve olay üzerinden yapılan eleştirilerden ötürü sanıyorum ki. her karakter belli bir yönüyle kendini gösteriyor.
nina ünlü bir tiyatrocu olmak istiyor. trigorin doyumsuz biri. treplev kendini kanıtlamak istiyor. arkadina kalıplara sıkışmış.
oyunun sonunda ise hepsi birer martı. ölü bir martı.
çehov zamanının edebiyat ve tiyatrosuna eleştirilerde bulunmuş sanıyorum ki bu eseriyle. bir yandan da günümüz toplumunu yansıtıyor sanki olaylar.
herkes bir amaç peşinde hayatını yitirip gidiyor. kaç kişi ulaşabiliyor bu amacına? bu amaçlar ulaşılabilecek şeyler mi ki? peki ulaşılması gerekir mi? yoksa amaç uğruna gidilen yol yeterli mi?
karmakarışık yazdım ama gerçekten güzel bir eser. çok bir tiyatro okuyucusu olduğum söylenemez gerçi, teknik açıdan vs. yorum yapamam. bir öykü gibi değerlendirirsem çok güzel. çehov'a başlamak için iyi bir seçenek.
devamını gör...
3.
açıkçası benim pek beğenemediğim çehov eseridir. bazı noktalarda geçişlerde ne oluyor diyerek ilerledim. karakterlerde pek bir derinlik yoktu.
belki de ben anlamamışımdır ama çehov anlatmak istediğini pek anlatamamış gibi geldi bana. ilk kez tiyatro okuyacaksanız beklentiye girmeden okuyabilirsiniz.
belki de ben anlamamışımdır ama çehov anlatmak istediğini pek anlatamamış gibi geldi bana. ilk kez tiyatro okuyacaksanız beklentiye girmeden okuyabilirsiniz.
devamını gör...
4.
anton çehov’un modern tiyatronun ruhunu kökten değiştirdiği 1895 yılında yayımlanan oyunudur. ilk bakışta hiçbir şey olmuyormuş hissi veren bu oyun, aslında bastırılmış arzuların, ertelenmiş hayatların ve karşılıksız sevgi biçimlerinin yavaş yavaş çürüttüğü bir insan manzarası sunar.
çehov oyunlarının insanı boğan ve hafızada kekremsi bir tat bırakan yönü ağır basar. hikâyede karakterler bağırmaz, tiratları tiyatral tat oluşturmaz, replikleri narin ve derin işlenir. bunun sebebi de hikâyelerin, dramatik iniş çıkışlarının coşkusu yerine, iç çatışma ile örülmesidir. martı’nın da asıl agırlığı, büyük sözler söylememesinde yatar. hayatın çoğu zaman dramatik bir finalle değil, sessiz bir kabullenişle ilerlediğini hatırlatır. bu yüzden oyun bittiğinde akılda kalan şey olaylar değil, “başka türlü olabilirdi” duygusudur.
birbirinden her bakımdan farklı dört insanın etrafında şekillenen martı oyununda, martı, hem özgürlüğü simgeleyen hem de kırılganlığı vurgulayan bir metafordur. gökyüzüne savrulan hayallerin yanlış ellerde bir anlık hevesle nasıl hatalara dönüşeceğinin simgesidir bir bakıma. çehov bu oyunda insanı, sanatı ve aşkı pek de romantik sayamayacağımız bir yerden hatta acımasızca ele alır.
genellikle her hikâyede savunulması gereken bir idol ve karşısında durulması gereken bir anti vardır. martı, bu yönü ile de genel hikayelerden ayrılır. bu hikâyede hiçbir karakter tam olarak karşısında durabileceğimiz kadar kötü değildir. hiçbiri idol de değildir. bu sebeple metin ne anlatıyor değil, ne hissettiriyor olarak değerlendirilmeye daha uygundur.
çehov oyunlarının insanı boğan ve hafızada kekremsi bir tat bırakan yönü ağır basar. hikâyede karakterler bağırmaz, tiratları tiyatral tat oluşturmaz, replikleri narin ve derin işlenir. bunun sebebi de hikâyelerin, dramatik iniş çıkışlarının coşkusu yerine, iç çatışma ile örülmesidir. martı’nın da asıl agırlığı, büyük sözler söylememesinde yatar. hayatın çoğu zaman dramatik bir finalle değil, sessiz bir kabullenişle ilerlediğini hatırlatır. bu yüzden oyun bittiğinde akılda kalan şey olaylar değil, “başka türlü olabilirdi” duygusudur.
birbirinden her bakımdan farklı dört insanın etrafında şekillenen martı oyununda, martı, hem özgürlüğü simgeleyen hem de kırılganlığı vurgulayan bir metafordur. gökyüzüne savrulan hayallerin yanlış ellerde bir anlık hevesle nasıl hatalara dönüşeceğinin simgesidir bir bakıma. çehov bu oyunda insanı, sanatı ve aşkı pek de romantik sayamayacağımız bir yerden hatta acımasızca ele alır.
genellikle her hikâyede savunulması gereken bir idol ve karşısında durulması gereken bir anti vardır. martı, bu yönü ile de genel hikayelerden ayrılır. bu hikâyede hiçbir karakter tam olarak karşısında durabileceğimiz kadar kötü değildir. hiçbiri idol de değildir. bu sebeple metin ne anlatıyor değil, ne hissettiriyor olarak değerlendirilmeye daha uygundur.
devamını gör...
