1.
kadınların, tacizcilerini ifşa etme hareketi.
dünyanın her yerinden kadınların, tacizcilerini ifşaladıkları sosyal medya mahkemesi oluşumu.
(bkz: ibrahim çolak'ın intihar etmesi)
dünyanın her yerinden kadınların, tacizcilerini ifşaladıkları sosyal medya mahkemesi oluşumu.
(bkz: ibrahim çolak'ın intihar etmesi)
devamını gör...
2.
76 yaşındaki gerard depardieu,, 2021'de les volets verts filminin çekimleri sırasında bir set dekoratörüne ve bir yardımcı yönetmene saldırmakla suçlanıyor. 20'den fazla kadın onu cinsel tacizle suçlarken, bu davalardan birinin ilk kez yargılanması bugün.
savcılar, depardieu'nun tanıkların önünde beline ve göğüslerine ellemeden önce kadınlardan birini bacaklarıyla kıstırdığını söylüyor. araştırmacı kuruluş mediapart'a verdiği röportajda, 54 yaşındaki set giydiricisi, depardieu'nun sette sıcaktan dolayı "kaldıramadığını" bağırdığını ve ardından ona "gel ve büyük şemsiyeme dokun. onu (alt bölgelerine) saplayacağım" dediğini söyledi. daha sonra depardieu'nun onu kuvvetlice yakaladığını ve korumalar tarafından çekilmek zorunda kaldığını söyledi. buradan
vay anam vay neler dönmüş serhat ya
savcılar, depardieu'nun tanıkların önünde beline ve göğüslerine ellemeden önce kadınlardan birini bacaklarıyla kıstırdığını söylüyor. araştırmacı kuruluş mediapart'a verdiği röportajda, 54 yaşındaki set giydiricisi, depardieu'nun sette sıcaktan dolayı "kaldıramadığını" bağırdığını ve ardından ona "gel ve büyük şemsiyeme dokun. onu (alt bölgelerine) saplayacağım" dediğini söyledi. daha sonra depardieu'nun onu kuvvetlice yakaladığını ve korumalar tarafından çekilmek zorunda kaldığını söyledi. buradan
vay anam vay neler dönmüş serhat ya
devamını gör...
3.
adı mete olanlara bir tür seslenme biçimi.
devamını gör...
4.
depardieu davası: avukatlar aktörü 'cinsel saldırgan' ve 'kadın düşmanı' olarak nitelendirdi.cinsel saldırı suçlamalarından dolayı 18 ay ertelenmiş hapis cezasıyla karşı karşıya buradan
devamını gör...
5.
2017’de başlayıp, kadınların yıllardır yaşadığı ama çoğu zaman bastırdığı cinsel taciz ve saldırı hikayelerini bir anda sosyal medya aracılığıyla dünya gündemine oturtarak bir dalga yaratan hareket. bir yandan kadınlar güçlendi, diğer yandan erkekler topluca zan altında hissetti. çünkü faillerin çoğu erkekti ve haliyle erkeklik kimliği “suçlu sandalyesinde” oturuyor gibi oldu.
o zamanlar erkeklerden genel olarak iki tip tepki çıktı. bir grup erkek “tamam biz de değişelim, kadınlarla dayanışalım” dedi, #howiwillchange etiketleriyle falan kendi davranışlarını sorgulamaya başladı. diğer grup da savunmaya geçti. “not all men” diyerek genellemeyi reddetti ya da “#mentoo” etiketiyle aslında erkeklerin de mağdur olduğunu söyledi. bazıları da “iftira kurbanı olursak ne olacak” argümanına sarıldı. yani aynı harekete bakan erkeklerden bir kısmı ilerici, bir kısmı gerici pozisyon aldı denilebilir.
yakın zamanda türkiye'de, sosyal medyada ifşa hareketliliği tekrar başlayınca metoo hareketiyle ilgili çok da bir şeylere bakmadığımı fark ettim. şöyle bir araştırmaya denk geldim. amerika’da toplam 733 erkeğin (çoğu beyaz, heteroseksüel, 30-40 yaş aralığında, abd vatandaşı) dahil olduğu ve cinsel tacizle ilgili uydurma tweetlere verdikleri tepkiler üzerinden bir araştırma.
araştırmanın amacı, bu farklı tepkilerin altında ne yatıyora bakmak. sosyal kimlik teorisi (teoriye göre insanlar grup kimliği tehdit edilince kalkanlarını çıkarıyor. ihtiyacın özü şu: kadınlar güç istiyor, erkeklerse “biz kötü değiliz” diyebilmek için ahlaki kabul istiyor. yani erkekler aslında imaj derdinde) ve ihtiyaç temelli uzlaşma modeli (dezavantajlı gruplar (kadınlar) güç ve etki ararken, avantajlı gruplar (erkekler) ahlaki kabul görme ihtiyacı duyar. yani erkekler, “biz kötü değiliz” deme ihtiyacıyla hareket eder.) üzerinden ilerlenmiş. normalde modeller kadın erkek üzerinden gitmiyor. araştırmada bu şekilde ele alınmış.
kabul görme olsun imaj derdi olsun her türlü erkeklerde bir savunmacılık var. *
bu savunmacılığın da üç hali var:
1. rekabetçi mağduriyet: “erkekler aslında kadınlardan daha çok acı çekiyor.”
2. küçümseme: “bu olaylar abartılıyor, her erkek böyle değil.”
3. sorumluluğu dağıtma: “bütün erkekler suçlu değil, belki kadınlar da payı var.”
çıkan sonuç şöyle: erkeklik kimliği güçlü olanlar daha çok “ahlaklı görünme” ihtiyacı duyuyor. bu ihtiyaç savunmacılığı besliyor. savunmacılık arttıkça kadın haklarına destek azalıyor ama erkek haklarına destek artıyor. yani tek mekanizma hem feminist harekete mesafe koyuyor hem de karşı hareketi yükseltiyor.
#mentoo gibi şeyler de aslında yüzeyde “kapsayıcı” gibi görünüyor. sanki “erkeklerin de sesi olsun” deniyor. ama işin özünde erkeklerin imajını temizleme operasyonu. kadına yönelik şiddeti küçültüyor, hatta sorumluluğu kadına atıyor. erkekleri de “esas mağdur” gibi konumlandırıyor. yani feminist hareketin odağını dağıtıyor.
sonuç olarak erkeklerin kadın haklarına mesafesi genelde doğrudan düşmanlıktan kaynaklanmıyor. mesele, grup kimliğini ve ahlaki imajını korumak. bu ihtiyaç onları savunmacı stratejilere yönlendiriyor. savunmacılık da feminist hareketlere desteği baltalıyor ama erkek haklarını öne çıkaran karşı hareketleri güçlendiriyor. yani #metoo ile #mentoo arasındaki gerilimin kaynağı bireysel tercihlerden çok, kimlik ve tehdit algısı.
araştırmacılar diyor ki: belki erkekliği daha eşitlikçi normlarla yeniden tanımlarsak bu savunmacı refleksler azalabilir. mesela “gerçek erkek kadın haklarını savunur” gibi yeni bir çerçeve yaratmak. ama tabii bu araştırma korelasyonel, yani kesin sebep-sonuç diyemiyor. ayrıca örneklem hep abd’li, çoğu beyaz erkek. başka kültürlerde aynı çıkar mı bilinmez.
o zamanlar erkeklerden genel olarak iki tip tepki çıktı. bir grup erkek “tamam biz de değişelim, kadınlarla dayanışalım” dedi, #howiwillchange etiketleriyle falan kendi davranışlarını sorgulamaya başladı. diğer grup da savunmaya geçti. “not all men” diyerek genellemeyi reddetti ya da “#mentoo” etiketiyle aslında erkeklerin de mağdur olduğunu söyledi. bazıları da “iftira kurbanı olursak ne olacak” argümanına sarıldı. yani aynı harekete bakan erkeklerden bir kısmı ilerici, bir kısmı gerici pozisyon aldı denilebilir.
yakın zamanda türkiye'de, sosyal medyada ifşa hareketliliği tekrar başlayınca metoo hareketiyle ilgili çok da bir şeylere bakmadığımı fark ettim. şöyle bir araştırmaya denk geldim. amerika’da toplam 733 erkeğin (çoğu beyaz, heteroseksüel, 30-40 yaş aralığında, abd vatandaşı) dahil olduğu ve cinsel tacizle ilgili uydurma tweetlere verdikleri tepkiler üzerinden bir araştırma.
araştırmanın amacı, bu farklı tepkilerin altında ne yatıyora bakmak. sosyal kimlik teorisi (teoriye göre insanlar grup kimliği tehdit edilince kalkanlarını çıkarıyor. ihtiyacın özü şu: kadınlar güç istiyor, erkeklerse “biz kötü değiliz” diyebilmek için ahlaki kabul istiyor. yani erkekler aslında imaj derdinde) ve ihtiyaç temelli uzlaşma modeli (dezavantajlı gruplar (kadınlar) güç ve etki ararken, avantajlı gruplar (erkekler) ahlaki kabul görme ihtiyacı duyar. yani erkekler, “biz kötü değiliz” deme ihtiyacıyla hareket eder.) üzerinden ilerlenmiş. normalde modeller kadın erkek üzerinden gitmiyor. araştırmada bu şekilde ele alınmış.
kabul görme olsun imaj derdi olsun her türlü erkeklerde bir savunmacılık var. *
bu savunmacılığın da üç hali var:
1. rekabetçi mağduriyet: “erkekler aslında kadınlardan daha çok acı çekiyor.”
2. küçümseme: “bu olaylar abartılıyor, her erkek böyle değil.”
3. sorumluluğu dağıtma: “bütün erkekler suçlu değil, belki kadınlar da payı var.”
çıkan sonuç şöyle: erkeklik kimliği güçlü olanlar daha çok “ahlaklı görünme” ihtiyacı duyuyor. bu ihtiyaç savunmacılığı besliyor. savunmacılık arttıkça kadın haklarına destek azalıyor ama erkek haklarına destek artıyor. yani tek mekanizma hem feminist harekete mesafe koyuyor hem de karşı hareketi yükseltiyor.
#mentoo gibi şeyler de aslında yüzeyde “kapsayıcı” gibi görünüyor. sanki “erkeklerin de sesi olsun” deniyor. ama işin özünde erkeklerin imajını temizleme operasyonu. kadına yönelik şiddeti küçültüyor, hatta sorumluluğu kadına atıyor. erkekleri de “esas mağdur” gibi konumlandırıyor. yani feminist hareketin odağını dağıtıyor.
sonuç olarak erkeklerin kadın haklarına mesafesi genelde doğrudan düşmanlıktan kaynaklanmıyor. mesele, grup kimliğini ve ahlaki imajını korumak. bu ihtiyaç onları savunmacı stratejilere yönlendiriyor. savunmacılık da feminist hareketlere desteği baltalıyor ama erkek haklarını öne çıkaran karşı hareketleri güçlendiriyor. yani #metoo ile #mentoo arasındaki gerilimin kaynağı bireysel tercihlerden çok, kimlik ve tehdit algısı.
araştırmacılar diyor ki: belki erkekliği daha eşitlikçi normlarla yeniden tanımlarsak bu savunmacı refleksler azalabilir. mesela “gerçek erkek kadın haklarını savunur” gibi yeni bir çerçeve yaratmak. ama tabii bu araştırma korelasyonel, yani kesin sebep-sonuç diyemiyor. ayrıca örneklem hep abd’li, çoğu beyaz erkek. başka kültürlerde aynı çıkar mı bilinmez.
devamını gör...
6.
cinsellikle ilgi çekmeye çalışan ilgi o.r.sp.larının fırsat bu fırsat diye kolları sıyırıp giriştiği hareket. cinsel taciz veya tecavüz savunucusu değilim elbette ama işin şova dönüştürülmesi, birbiri ardına herkesin dökülmesi, ben de, ben de buradayım tavırlarını da açıklamanın başka bir yolu yok. bana da oldu, aynısından. bilindik mağdur edebiyatı işte. beyonce mağdur olmuş yersen. he. o mağdursa bizim köydeki kadınlar ölsün. ne kadar çifte standartlı, iki yüzlü, alçak insanların içinde yaşadığımızı bugün de gördük, teşekkürler kylie jenner, kim kardashian ve o koca yürekli mağdur rihanna.
devamını gör...