bir sebatay geleneğidir. aşırıcı insanlar tarafından başka bir topluma da atfedilmiştir.

--- alıntı ---


toplumda yanlış olarak bektaşilere mal edilen “mum söndü” olayı da aslında sebataylara ait dini bir ritüeldir. “dört gönül bayramı” veya “mum söndü” diye de bilinen kuzu bayramı 22 adar’da (mart) yapılır. her sene kuzu eti ilk defa bu bayram münasebeti ile ve hususi merasimle yenir. bu merasimde en aşağısı ikisi erkek ikisi kadın olmak şartıyla evli dört kişinin bulunması lazımdır. bu çiftlerin sayısı artırılabilir. kadınlar iyi giyinmiş ve süslenmiş oldukları halde sofra hizmetinde bulunurlar. yemekten sonra biraz eğlenilir ve muayyen zamanda ışıklar söndürülerek karanlıkta kalınır…

bu bayram vesilesi ile doğacak çocuklar bir nevi kutsiyeti haiz tanınırlar.” (gövsa, sabatay sevi, s. 64) ılgaz zorlu da “toplu seks ve mum söndü olayının tanah’taki birtakım dualardan kaynaklandığını” vurgulamakta, (zorlu, evet ben selanikliyim, s.51), hatta; “bazı sabataycı din adamlarının lut örneğinden hareketle ensest ilişkiyi meşru kabul eden kararlar verdiklerini” ifede etmektedir.


--- alıntı ---
devamını gör...
gerçek olup olmaması dışında, antik ve ortaçağ geleneklerinin tümüyle karşılaştırınca çok hafif kalan bir gelenektir. toplanıp sadomazo yapan zenginler mi dersiniz, birbirlerini bafileyen krallar komutanlar mı dersiniz. tarih bilmeyen adam da hepsi ülkesi için savaşmış zanneder.
devamını gör...
"bazı" içi kokuşmuş, kansız sünnilerin, alevilere atmış olduğu iğrenç iftiralardan biridir. araştırmayıp, körü körüne bu iftiraya inanan insan, katıksız cahildir ve o kansızlardan bir farkı yoktur. bu da böyle biline.
devamını gör...
(bkz: sabetayizm)
(bkz: efendi 2)
devamını gör...
geneli sabetay olan ittihad terakkici şerefsizlerin iftirasıdır.. kendi adetlerini bir felsefik inanca yüklemişler.
şerefsiz namussuz i.t ler.
devamını gör...
(bkz: sen de bunu yedin) ulan sanki sünniler uçaktan bomba bırakacak da mumu gaz yağını söndürüyor, köyü basacak adam kendi ateşiyle gelir zaten.
devamını gör...
uçaktan bomba bırakması gerekmiyor ki sorun tam da dediğin gibi kendi ateşini getirebilecek kadar câni olabilmesi . diri diri yakabilecek ,duvarlara çivileyebilecek , kızgın kazanlara atabilecek olması uçaklara ihtiyaç bırakmıyor .
devamını gör...
işi gücü iftira olan şerefsiz dincilerin ittihat ve terakki'ye mal etmeye çalıştığı deli saçması ve olmayan bir ritüeldir.
konuyla ilgili sağlam kaynaklara atıfda bulunan makaleyi okuduğunuzda bu iftiranın altında şeriatçı ve yobaz kafanın bulunmasına şaşırmamak gerekir.
devamını gör...
ateş ve ışığa ayrıca anlamlar yüklenen zerdüştilik ile alakalı bir söylem olması muhtemeldir. sonradan evrildiği haller ise cehaletten olsa gerek bu sözün. şimdi şöyle bir salak muhabbet galiba bunu dedirten: perslerde ışık var ateş var; burada da ocak var, ayna var e o zaman alakalı olmak zorunda vesaire.

uzun uzun yazacak mecalim yok şimdi kısaca: nahh benzer. farklı inançlar arası bağı net gösteren en belirgin şey, cenazedir azizim. zerdüştiler güneşe karşı yatırır cenazeyi; anadolu'da herkes defneder merhumu bir defa. şimdi ışığı da ateşi de mumu da onlar üzerinden sembolleştirdiğin diğer gelenekleri de anadolu'ya dürtüklemeye çalışma. persepolis'te ara.
devamını gör...
alevilere atılan bir iftiradır.
devamını gör...
ayrımcı bir söz..
mümkünse hiç açılmayacak şekilde engellenen bir başlık olsa.
devamını gör...
yıllar önce umberto eco’nun gülün adı kitabını okurken vatikan’ın derdest etmek istediği mezhepler hakkında ortaya attığı iddialar şeytana tapınma, tanrıya hakaret ve rahibeler ile rahiplerin gece bir mum etrafında toplanarak mum sönünce kim kime dum duma toplu seks partileri düzenlediği gibi insanların sinir uçlarına dokunacak iftiralarmış. farklı coğrafyalarda farklı dinlere inanan insanların hep benzer şerefsizliklere başvurması, kendisinden olmayanları aynı söylemlerle itham edip yapacakları şerefsizliklere kılıf uydurmaları ne garip.
devamını gör...
bir arkadaş zekai özger şiiri. şöyledir:

çalınmamış kapıları biz çaldık korkusuzca
hep kötü bakışlı insanlardı karşımıza çıkan
ama hiç korkmadık kötülüklerinden ne var ki
nasılsa yaşamıyorduk açlığa inat
korkmak da neydi kötü bakışlarından
onlarda olmıyan birşey vardı tek kozumuz
küme küme mutsuzluğumuz vardı onları
    korkutacak
sonra bikırıntı umudumuz vardı az da
olsa tanrı avlusunda güvercinlerden çaldığımız
hiç olmadı güvercinleyin olabilirdik sanıyorduk
çalınmış umudumuza güveniyorduk
    mutsuzluğumuza
 
yüreklice çaldık ilk kapıyı korkmuyorduk
kötü bakışlı insanlardı karşımıza çıkan.
    korkmuyorduk
önce ekmek istedik ellerinden yaşam istedik
    utanmadan
tuttuk her şey diledik varlıklarına
onlar ilenç döktüler ellerimize kahkahalarla
tanrılık istediler tapın dediler tiksindik
sonra ölümler diledik –herkes kendi tanrısından–
    üstlerine
kör oldu gözleri güneşsiz kaldılar
acıdık mum ışığı tuttuk gözlerine

bana mısın demediler ama biliyor musunuz
teşekkür bile etmediler üstelik
yine hep kovdular bizi yaşam eşiklerinden
sanki bir onlar vardı evrende yalnızca
sanki bir onlardı güzel yaşamlı mutlu
ya biz neyiz biz biz neyiz ya
biz hep bir dilenci hep aç hep yoksul
hep çalınmamış kapıları çalmak zorunluğunda
birinci sonrası kapılar hep birinciye benziyordu
hep kötü bakışlı insanlardı karşımıza çıkan
ne ekmek ne mut ne yaşam
bir bıkkınlık bir bıkkınlık çöktü gözlerimize
kapayıp tanrıyı arıyalım dedik yardım eder
hani bikırıntı umudumuz vardı ya güvercinlerden
      çaldığımız
tüm güvenimiz oydu işte, yardım eder
birinci sonrası kapılar hep birinciye benziyordu
tanrıyı arıyalım dedik yardım eder
son çaldığımız kapıda kimseler yoktu
kapının ardında bir boşluk bir boşluk ki sormayın
ne ekmek ne mut ne yaşam
hepsinin en güzeli
tanrıyı gördük –inanmayın– tanrıyı gördük
dayanamadık
öldük
 
(forum, 15 haziran 1969)
devamını gör...
anlamsizca aklima zerdüştilik ve mazdek gelior basligi okudugumda.
devamını gör...
valla benim ailenin bir kolu, 1850'lerden sonra malatya'dan kalkip istanbul'a gelmis. bunu belirttigim bir entry vardi. sonra biriyle takistik buradan. sirf malatyali bir kol diye buradaki bir hesap sahibi `mumsondu cocugu` dedi bana. sonra uctu tabii.

bakin, bu ve bunun gibiler, neden asla adam olmayacagimizin ispatidir. surada anlamini yazmaya haya ettigim bir kelimeyi, 2023 yilinda hakaret olarak kullanan insanlar var.

kilicdaroglu'nu gunahim kadar sevmem. en eskisi 11 ay once olmak uzere birkac entry'm var. abd'de yasiyorum, bu aday olursa zahmet edip yuzlerce mil giderek oy kullanmam, kaybedecek cunku dedim. biliyorum cunku, siyasi yetersizligi bir yana, sirf alevi diye ona oy vermeyecek milyonlarca vatandas var ulkede. bunu asabilecegimizi sanmiyorum. ulke karpuz gibi ikiye, hatta uce ayrildi uzun zaman once. son secim de tescilledi.

alevi degilim. malatya'dan gelen kol cerkes. su kelimenin 21. yuzyilda birilerinin dagarciginda olmasi benim icin utanc vesilesi ama onlar utanmiyorlar.

sonra bana `neden abd'desin?` diyorlar. bu kadar oro*** cocugunu midem kaldiramiyordu artik. kizimi da bunlara mahkum etmek istemedim. imkani olan kendini kurtarsin diyorum hep. ben cok ugrastim, mucadelemi de verdim. klavye basinda g*t eskitmeden yaptim ama artik yeter dedim bes sene evvel. bir kere dunyaya geliyoruz. cocuklarimizin sucu yok. boyle insanlarla yasamak zorunda degiller.
devamını gör...
(bkz: gülün adı) *
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim