anlatı / edebiyat
10 / 10
puan ver

öne çıkanlar | diğer yorumlar

bir peter handke kitabıdır.

nobel edebiyat ödülünü aldıktan sonra, özellikle sonrasında ciddi eleştiriler aldı peter handke. bu eleştirilerin çoğu siyasi idi. kendisi ile siyasaten asla aynı yerde, hatta yakın yerlerde olma ihtimalim olmasa da bu tavır peter handke'nin çok büyük bir yazar olduğu düşüncemi asla etkilemez.

ne zaman elime bir peter handke kitabı geçse aynı kaotik ruh haline bürünürüm. kitabın içinde beni nelerin beklediğine dair keskin ve can yakan bir telaş duyarım. bence bu duyguyu kalecinin penaltı anındaki endişesi ile karıştırmak bile mümkün olabilir ama biz oralara girmeyelim şimdilik.

mutsuzluğa doymak mümkün müdür, bilemem. insan hangi aşamaya kadar dolar, boğulma sınırına gelir? bundan da emin değilim. ama mutsuzluk bir doyum noktasına ulaşınca insanın tutabileceği en yakın yol başındaki darağacının bir iki tatlı sözle çelinmesine izin vermeyen intihar fikridir.

bu kitabını peter handke intihar eden annesi için yazmış. biliyorum anne ve intihar sözcükleri aynı cümle içinde hiç yakışık almadı ve ben unutmadan bu sözcükleri iki kez cümle içinde kullandım. üzgünüm bunun için.

peter handke de üzgün. ve ne kadar üzgün olduğunu, o belli etmemeye çalışsa da bu kitaptan anlıyor insan.
devamını gör...
" bugün dündü,
dün ise geçmişten farklı değildi..
"

1942 doğumlu avusturyalı yazar peter handke imzalı eser; özgün adı wunschloses unglück olan eser 1972 yılında yayınlanmıştır.

yazarın annesi 1971 yılında yüksek dozda uyku hapı alarak intihar etmiş ve bu kitap da o trajedinin edebî yansıması olarak karşımıza çıkıyor.

kitabımı zeynep sayın çevirisinden okudum ve çevirisi oldukça güzeldi.

bu intiharı kriminal düzeyde ele almıyor yazar, daha çok psikolojik ve toplumsal boyutlarıyla ilgileniyor, annesiyle olan duygusal bağı, annesinin mutsuzluğu, annesinin ona anlatmış olduğu anılardan yola çıkarak üzerinde durulan düşünceler, annesinin tam olarak neden intiharı seçmiş olabileceğine dair merak, bu sonu anlama çabası, kitabın ana unsurları arasında yer alıyor denilebilir.

en sevilen insan olarak anne kişisini esas alırsak, en sevdiğin insanın intihar etmesinin ardından yaşanılan duygular bize yansıyor, intihar ettiği için kızgın, kırgın olmanın yanı sıra onu intihara sürükleyen nedenleri anlama çabası da göze çarpıyor.

yazarın annesi belki de mutsuzluğa doyduğu için intiharı seçmiştir, tıpkı yazarın da bu intihardan dolayı mutsuzluğa doyduğu ve kitabına da mutsuzluğa doyum adını verdiği gibi...

kitapta en çok dikkatimi çeken ve aklımdan çıkmayan şey şu oldu;

" annem oğlunu etkileyebilecek kelime dağarcığından yoksundu "sözü bence etkileyiciydi, yazarın annesinden bağımsız olarak söylenebilir ki, karşındaki insana o kelimeleri bulamadığın ve kendini anlatamadığın için intihar etme ihtimâli, kendini, acını anlatamadığın için ölümü göze alma durumu sarsıcıydı.

insan belki de anlatamamaktan, dinleyen olmamasından, içindeki acıyı hissettiremeyecek olmaktan intiharı seçiyor, bilinmez.. tıpkı yazarın annesinin de anlaşılmadığı için intiharı seçme ihtimâlinin olduğu gibi.

yazarın anlatımını ve bu ölüme bakış açısını yansıtma biçimini etkileyici bulduğum bir kitaptı.

kitaptan seçtiğim bazı cümleleri bırakarak burada bir son veriyorum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

yine de özlüyorum böyle anla­rı, körelmişlikler tümüyle yittiğinde beyin aydınlanıyor çünkü. sayesinde kendimi yeniden iyi hissettiğim bir deh­şet duygusu bu: sonunda uzaklaşan can sıkıntısı, dirençsiz bir beden, yormayan uzaklıklar ve acı duymadan kayıp geçiveren zaman.

ve öyküsünü yazıyorum annemin.


kı­sa süren dilsizlik anları oluyordu ve onları dile getirme gereksinimi -yazma nedenlerim- oldum olası hep aynı kaldı.

elinden gülmek dışında bir şey gelmez­miş gibi durmaksızın gülüyor.


oysa başka biri yoktu artık: yaşam koşulları onu, se­vdiğinin yerine bir başkasının konulamayacağı, ona hep bağ­lı kalmayı gerektiren bir sevgi anlayışıyla eğitmişti.

insan kendini özgür hissediyordu ya;
ama özgür­lüğünü dışa vuramıyordu.

hiçbir şey etkileyemezdi artık onu.

hiçbir şey olmamıştı, artık bir şey olacağı da yoktu, bunun için kehanet bile gerekmiyordu.


vardı annem; yaşıyordu; hiç yaşamıyordu.
belirli biri üzerine yazılanlar kuşkusuz belirsizdir biraz, yine de yal­nızca annemin belki de tuhaf, bir kerelik bir öyküde bel­ki de bir kerelik oynadığı başrolü aşan genellemeler benim dışımda birini ilgilendirebilir, apansız son bulan değişken bir yaşam öyküsünün yalın bir yeniden anlatımı ise, aşırı bir beklenti olurdu.

bugün dündü, dün ise geçmişten farklı değildi.


eve varana dek ne bir dayanak, ne de beni ölüme önceden hazırlayan bir ön belirti bulabildim, sopsoğuk odada beni bekleyen ölümle hazırlıksız karşılaştım.


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
bu gibi durumlarda söylenebilecek çok bir şey yoktur. ağzını açmak istersin ama ağzının içindeki boşluk sonsuzluğa dönüşüp seni yutmak üzere büyüdükçe büyür. sen de onu kapatırsın.

herkes hazin öyküsünün sonuna bir şekilde ulaşır. kimse kalıcı değildir. o veya bu şekil artık birbirinden farksız görünür gözüne. intihar yerine kanser de olabilirdi. trafik kazası da olabilirdi. ve elbette başka bir sürü son. benim annem de intihar etti mesela. onu anlamaya çalışmama gerek yok. hiç ihtiyaç hissetmedim buna. çünkü zaten elimde olanı neden arıyormuş gibi yapayım ki? asıl anlaşılmaz olan hayattır. bu her şeyi sonsuza değin sürdürme çabası.

kız kardeşim de onun yolundan gitti. ben zaten melankolik bir insandım, onların bu şekilde ölmesiyle bir alakası yok durumumun. ama melankolime olmayacak şekilde bir neden ararken rast geliyoruz arada. onlar da yaşamak istemiyorlardı ve bir şekilde buna neden ararlarken, hop, bir şeyler buldular belki, belki bulamadılar.

ikisi de çok çekti. ve neler çektiklerini anlayabiliyorum. intihar etme demesi kolay. zor olan artık bütün bunların değiştirilemez olduğunu kabul etmek. geçti demekle olmuyor öyle. bu yalan da çürür. hiçbiri sağlam kalmaz. belki ucunda sallandığın ip.

herkes her an herhangi bir şekilde intihar edebilir. bu ölmekle alakalı değildir. hayata daha fazla hayat katma çabasıyla alakalıdır. ikisi de hayata daha fazla hayat katamadılar. öyle olunca da yaşayan ölülerdi zaten. insanlar yaşayan ölülerle ilgilenmezler, ancak onlar fiziki varlıkları, yani cesetleriyle ilgilenirler. herkes bir dram koparma derdindedir kendisi adına, özellikle de bir kez daha ağlayıp, rahatlayabilmek için. iyi niyet yoktur yeryüzünde. sadece bunun bana ne faydası var? bunun bana ne faydası var? hiç. hayata katamadıkları hayatın onlara ne faydası vardı ki? hiç. bu hiçbir şeyin hiçbir şeye bir fayda etmediği bir yer. yaşamak ya da ölmek ne fark eder ki?

yaşamak sadece saçmalamaktır. intihar ciddi bir iş. kız kardeşim intihara karar verdiğinde ve bunu yaptıktan sonra, ölü yüzünde gördüm o ciddiyeti. annemi görmedim ama daha öncesinden yeterince ciddiydi zaten. öyle intihar edeceği belliydi.

ciddiyet sevmiyorum ben. ne zaman birisi ciddileşse işlerin boka saracağı her halinden belli oluyor. bende ciddileşince ölüm arzusu sarıyor her yanımı. beni hayatta tutan tek şey umursamazlık. yoksa çoktan ölürdüm. hayat böyle saçma sapan bir şey. aklımın hepsini de yaşarken yitirdim bir yerlerde. intihar etmek akıllı insan işi bende kalmadı ki.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"mutsuzluğa doyum" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim