müzik zevki geliştikçe müzik dinlemenin zorlaşması
başlık "salon beyefendisi" tarafından 24.09.2026 16:02 tarihinde açılmıştır.
1.
bir sehpadaki midi klavye ukdesi.
eskiden çakma bir mp3 çalarla ya da winamp'ta 128 kbps cızırtılı bir kaydı son ses dinlerken dünyayı unutan bünyenin, zamanla kendi beğeni eşiğine toslaması durumu.
yaş aldıkça insanın dünyayı algılayışı gibi müzikten haz aldığı türler, aradığı lezzet ve tınılar da değişiyor elbet. gençlikteki o saf coşkuyla önüne gelen her melodiye sarılma devri geride kalıyor. insan ister istemez sözün ağırlığını, anlatının sahiciliğini ve müziğin arkasındaki samimiyeti tartmaya başlıyor. tam bu noktada sektörün sunduğu o tekdüze fabrikasyon üretim duvara çarpıyor. birbirinin kopyası ritimler, üç beş kelime arasına sıkışmış vasat altı lirikalite ve formüle dayalı nakaratlar artık o eski heyecanı yaratmaya yetmiyor. dinleyiciyi aptal yerine koyan o çiğ söz öbekleri bir noktadan sonra sadece zaman kaybı hissi veriyor.
kütüphanede binlerce albüm, önünde sınırsız çalma listesi varken yarım saat ekrana boş boş bakıp tek bir şarkıyı bile başlatamama hüsranı tam olarak buradan doğuyor. damak tadı geliştikçe karnını doyuracak sofra bulmakta zorlanan bir gurmenin yalnızlığı gibi bir şey.
eskiden çakma bir mp3 çalarla ya da winamp'ta 128 kbps cızırtılı bir kaydı son ses dinlerken dünyayı unutan bünyenin, zamanla kendi beğeni eşiğine toslaması durumu.
yaş aldıkça insanın dünyayı algılayışı gibi müzikten haz aldığı türler, aradığı lezzet ve tınılar da değişiyor elbet. gençlikteki o saf coşkuyla önüne gelen her melodiye sarılma devri geride kalıyor. insan ister istemez sözün ağırlığını, anlatının sahiciliğini ve müziğin arkasındaki samimiyeti tartmaya başlıyor. tam bu noktada sektörün sunduğu o tekdüze fabrikasyon üretim duvara çarpıyor. birbirinin kopyası ritimler, üç beş kelime arasına sıkışmış vasat altı lirikalite ve formüle dayalı nakaratlar artık o eski heyecanı yaratmaya yetmiyor. dinleyiciyi aptal yerine koyan o çiğ söz öbekleri bir noktadan sonra sadece zaman kaybı hissi veriyor.
kütüphanede binlerce albüm, önünde sınırsız çalma listesi varken yarım saat ekrana boş boş bakıp tek bir şarkıyı bile başlatamama hüsranı tam olarak buradan doğuyor. damak tadı geliştikçe karnını doyuracak sofra bulmakta zorlanan bir gurmenin yalnızlığı gibi bir şey.
devamını gör...
2.
öyle bir şey yok aslında, müzik zevki nasıl gelişir, her şeyi dinleyerek tabii, müzik hakkında engin bilgiye sahip olmanın yegane yolu budur. bu cümleyi kuran kişinin müzikle uzaktan yakından alakası yoktur. konservatuar mezunu biri olarak söylüyorum bunu. neyse kime anlatıyorsam..
devamını gör...
3.
kesinlikle doğru.
belirli bir kaliteye alışınca daha aşağısı zevk vermiyor.
riffler, davullar, vokal yeteneği bunlarla sözlerin örtüşmesi vs çok önemli oluyor.
mesela will ramos denen hayvanın vokalleri sonrası kalkıp bi obutary dinlemek keyif vermiyor.
veya austin archey davulları sonrası gidip antrax fln dinlersen yavan geliyor.
belirli bir kaliteye alışınca daha aşağısı zevk vermiyor.
riffler, davullar, vokal yeteneği bunlarla sözlerin örtüşmesi vs çok önemli oluyor.
mesela will ramos denen hayvanın vokalleri sonrası kalkıp bi obutary dinlemek keyif vermiyor.
veya austin archey davulları sonrası gidip antrax fln dinlersen yavan geliyor.
devamını gör...
4.
bir de alışmamış götte don durmaz diye bir söz var. benim kafa hep eskilerde takılı kaldı mesela. yeni türleri ya da yeni grupları hazmedemiyorum. eski grupların yeni albümlerini dinliyorum en kötü. mutluyum? evet. o yüzden fazla da kurcalamak istemiyorum.
devamını gör...