301.
senle feministik ve freud felsefesi hakkında sohbet ettiğimiz zamanları özledim. bana çok şey kattın.
"feminen"
devamını gör...
302.
pata nerdesin canım, seni özledim ben...
devamını gör...
303.
eeeeey mototonist ve ikati! saldınız mı buraları?
devamını gör...
304.
her kim. online ise.

istisnasız.. hepinizi. yerim. sısıısıs

kılçıksız götürürüm, bunu bilin. s
devamını gör...
305.
sevgili çaylak moderatörüne seslenmek isterim.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

karşılama mesajında aynen böyle diyor demesine ama eyleme de geçmiyor.
devamını gör...
306.
(bkz: iki kişinin bildiği sırrı) iyiliğe ulaşmak için ne kadar kötülük yapmalı ? neden sıradan kişilerin yaptıkları cinayet, hırsızlık gibi eylemler kınanırken, devlet gibi organizasyonların ordularınca gerçekleştirilen kıyımlar fetih, yağmalar kılıç hakkı, cinayetler cengaverlik oluyor ? devlet, insan ruhunun altındaki kötülüğü sistematize eden ve onu emelleri doğrultusunda kontrollü bir şekilde kullanan yasal bir suç şebekesi midir ?
devamını gör...
307.
selo değinmiş bu konuya...

devamını gör...
308.
ay allahin belası pislik! ( akepeli tüm yazarlara seslenme şeklim nonoşum)
devamını gör...
309.
ee artık birileri nickimi vererek ilanı aşk etsin ya..
oyun oynucam gelene kadar itiraf edin. başlığın bi anlamı yok yani böyle.
devamını gör...
310.
#4040285

archie bunker kardeşimin böyle varlık sorgulaması tadındaki soruları militan bir dille soruşuna hastayım. *

aslında daha kısa bir süre önce okuduğum yaşayan filozof agamben'in şöyle bir cümlesine denk geldim. "bazı insanların ölümü, yaşamayı hak edenlerin hayatlarını devam ettirmeleri adına meşrulaştırılır. peki kimin hayatı kutsaldır ve kim yaşamayı hak eder? "

işte agamben'in bu analizi yaşamın kıyısında kalmış ve hayatı ıskalamış tüm ezilenlerin * güçlü ve gücü elinde tutanların uyguladıkları vahşete ve katliamlara karşı ürettiği söylemlerde açığa çıkar.

sıradan insanların yaptığı kötülük kınanmakla geçiştirilir ama devletin yaptığı kötülük ödüllendirilir gibi bir kötülük ayırımcılığı ve ya kötülük cilalaması yapmamak gerekir. kötülüğün hiçbir biçimi övgüyü hak etmez ve güzel sözden pay almaz.

evet devletin hukuk adı altında uyguladığı bir şiddet vardır. ve bu şiddet çoğu insanın yaşam-ölüm ikilemi kıyısında kalmalarına neden olmaktadır. egemen güç her zaman buranın ağası da benim paşası da benim diyerek hukuku kendi lehine kırpa kırpa , değiştire değiştire süreç içinde hukuku yolunmuş tavuğa çevirir ve ortada hukuk diye bir şey kalmaz. halka da belli davanış kalıplarını dayatır ama kendisi bunu tınlamaz.

bu hem hukukun uyguladığı hem de hukukun bizatihi kendisine uygulanmış en büyük şiddettir işte. adalet ve hak arayışında olan bir kavram bir anda iktidar sahiplerinin elinde zulüm aracına dönüşüveriyor. iktidar şehvetiyle kudurmuşların iktidara gelmeden önceki cicili bicili pamuk sözleriyle , şimdiki tavırlarına baktığımızda aradaki farkı her insan teki görür zaten. ha bunu sadece mevcut iktidar için de söylemiyorum. tüm iktidarların bugüne kadarki tüm edimleri için söylüyorum.

gerçi sorularının cevaplarına biraz tersten başladım ama başa dönelim istersen.

iyiliğe ulaşmak için ne kadar kötülük yapmalı?

aslında bu sorunun cevabı biraz yunan tragedyasında biraz da ibrahimi dinler de saklı. yunan tragedyasında dünya insana hiçbir şey şey vermez ve insana karşı duyarsızdır. tanrı da vermez.

bu anlamıyla yunan tragedyası budizm gibi tamamen ruha yüklenerek ve dünyayı görmezden gelerek bu acı ve trajedinin aşılacağını savunmaz. hayatı tüm gerçekliği ile kabullenerek bu trajedi ve acıların içinde mutlu olabilmeyi başarabileceğimizi savunur.

"e iyi de karşim platon'un idealar dünyası ne ayak o zaman " diye sorabilirsin belki ama platon'un idealar dünyası diye bir şeyi de kim uydurdu bilmiyorum inan. öyle bir şey yok. adamın son diyaloglarını oku, mesela sokrates artık soru bile sormuyor . neredeyse tamamen susuyor . bu trajediyi kabullenmiş ve idealar dünyası gibi lale devri bir dünyada yaşamıyor.

ibrahimi dinlerle benzerliğine gelince; bu trajediyi kabulleniş bu dinlerde de var çünkü. mesela tevrat'ta eyüp peygamberin sürekli tanrı'ya şikayet edişleri vardır. bir şeylerden dert yanma ve acılar. bu dinler de her ne kadar "yalan dünya" diye baksa da bu dünyaya özü itibariyle bu dünyayı çok net bir biçimde kabul eder. ahiret inancı bu dünyayı ve gerçeklerini görmezden gelmesine sebep değildir . bu yönüyle yuna tragedyasına benzer ama tabi bu konu üstünde çok daha tartışılacak bir mevzu.bu kadarcıkla geçiştirilemez ama burası da sözlük sonuçta. fazla bile bu.

esasen iyiliğe ulaşma nasıl olur pek de cevabı verilebilecek bir soru değil. zira ben "insan özünde iyidir" lafına inanan bir değilim. bana göre "insan özünde kötüdür". ancak ve ancak bu kötü yönlerini tırpanlayabilir sadece. saf iyilik ve sürekli iyi olma hali gibi bir durum mümkün değil. hani hatta şunu bile kesin olarak söyleyebilirim. hani insan cennetten o yasak elmayı yediği için kovulmuş ya. bak şu an insanoğlu tüm bu zamanları yaşadıktan sonra tekrar cennete dönse mesela. bence yine o yasak elmayı yer aga. o vesveseye ve şehvete kapılıp aldanır ve o kötülüğü yapar. yani yeter ki insanın eline kötülük yapma fırsatı geçmesin. geçtiği anda kartlar yeniden dağıtılır. mutlaka kötülüğü tercih eder demiyorum ama sınandığı ilk testte ne bok yiyeceği belli olmaz. selamlar...
devamını gör...
311.
herkes bana dnick vermeden sesleniyor niye kimse bana buradan seslenmiyor


what’s my nick. ?

say my nick.


nicki mi verin.

ortamlarda nickim çınlasın
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"nick vererek bir yazara seslen" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim