1.
kayıp zamanın izinde koşturup durmaktan bitap düşmeden önce daha on üç yaşında iken marcel proust tarafından doldurulan ve bu ilk seferden tam yedi yıl sonra aynı kişi tarafından bir kez daha doldurulduktan sonra ünlü olan ve birçok insana uygulanan ankettir.
çocukluğumdan beri anketleri çok severim. hatta benim gibi seksenler batağını bir çocuk olarak geçirmiş benim yaşıtım herkes gibi benim de bir anket defterim vardı. herkese defteri verir, anketi doldurmalarını isterdim. sanırım proust anketi adını duyunca bu yüzden heyecanlandım biraz. sanırım benim üzerimde madlen kek etkisi yaptı anket.
proust’un cevaplayarak ünlü ettiği bu ankette soru sayısı değişiklik gösterir. şöyle ki on üç yaşında doldurduğu anket ve yirmi yaşında doldurduğu anket soruları tam olarak aynı değildir. dolayısıyla bir karma anket ortaya çıkar sonunda. ben soruları kendim cevaplamak istedim. internet üzerinden arama yaparak proust’un iki anket için cevaplarını da bulabilirsiniz. sorular aşağı yukarı şöyledir:
sizi en çok üzecek olay?
insan ırkının hak ettiği cezayı tam olarak çekmeden bu gezegenin son bulması.
nerde yaşamak isterdiniz?
sanırım neverland’de ve bir dönem kardeşimle birlikte bunu başarır gibi olduk.
yaşayabileceğiniz en mutlu an?
uzun süre hayalini kurduğum bir kavuşma anını kanlı canlı yaşayabilme ihtimali.
hangi hataları hoşgörüyle karşılayabilirsiniz?
gerçek bir hata ise ilk sefer yapılan her hataya hoşgörü gösterebilirim.
en sevdiğiniz erkek karakter?
thomas jerome newton
en sevdiğiniz kadın karakter?
hwi noree
tarihteki favori kahramanlarınız?
geronimo
gerçek hayatta favori kadın kahramanınız?
rosa parks
en sevdiğiniz ressam?
goya
en sevdiğiniz müzisyen?
bach
bir erkekte en beğendiğiniz özellik?
kahramanlık içgüdüsü. sanırım biraz cinsiyetçi bir yaklaşım olacak ama bir erkeğin kahramanlık içgüdüsüne sahip olmasının çok önemli olduğunu düşündüm her zaman.
bir kadında en beğendiğiniz özellik?
asilik ve asalet.
en sevdiğiniz erdem?
buna çok sıradan bir cevap olmasını peşinen kabul ederek dürüstlük demek zorundayım.
yapmaktan en mutlu olduğunuz iş?
birincisi elbette yazı yazmak. ikincisi ise hayatımın yarısından fazlasını işgal etmiş olan öğretmenlik.
arkadaşlarınızda hangi özellikler olmasını isterdiniz?
birçok özelliğin yanında beni yalnız bırakma fikrine alışmış olmaları.
kimin yerinde olmak isterdiniz?
sanırım kimsenin yerinde olmak istemezdim. biraz fazla kendini beğenmiş bir insan izlenimi çizmek pahasına olduğum kişi olmaktan mutluyum.
kendinizde gördüğünüz en temel eksiklik?
kayıtsızlık. bazen dünyanın en kayıtsız insanı olabiliyorum. hayat yanımdan akıp gidiyor ve benim zerre kadar ilgimi çekmiyor olan bitenler. dünya yansa bir kalbur samanım yanmıyor.
en sevdiğiniz renk?
lacivert. diğer renklerin tümüne kafa tutabilecek kadar güçlü olduğunu düşünüyorum.
en sevdiğiniz çiçek?
karanfil. cenaze çiçeği derler karanfile. bu haksızlık bence ve ben bir devrimci olarak her zaman ezilenin yanındayım.
en sevdiğiniz kuş?
bunu hiç düşünmedim. kuşlara karşı ilgisizim.
en sevdiğiniz yazar?
yirmi iki yıldır bana yol gösteren, ne zaman başım sıkışsa açıp bir iki cümle okuduğum, koruyucu azizim franz kafka.
en sevdiğiniz şair?
ölüm yıldönümü yaklaştıkça içimdeki yangınları çoğaltan metin altıok.
tarihte en sevmediğiniz karakter?
sanırım joseph goebbels. bana şeytani inancın vücut bulmuş hali gibi gelir her zaman.
en çok isteyeceğiniz özellik?
insanların zihnini okumayı çok isterdim. mel gibson’ın oynadığı kadınlar ne ister filmi beni biraz korkutsa da hala aynı fikirdeyim.
nasıl ölmek istersiniz?
albert camus beni defalarca hayal kırıklığına uğratmış bir yazardır ama sanırım onu seviyorum. o yüzden absürt bir ölüm şekli olan trafik kazası olabilir.
hayattaki sloganınız?
insan olun biraz.
şu anki ruh haliniz?
aslında oturup uzun uzun bu anketi dolduracak zamanı bulduğuma göre nasıl bir bunalım halinde olduğum anlaşılıyordur. umutlu bir depresyon hali içindeyim. dostoyevski gibi son anda çar’ın askerlerinin tüfeklerini indirecekleri o mucize anını bekliyorum.
çocukluğumdan beri anketleri çok severim. hatta benim gibi seksenler batağını bir çocuk olarak geçirmiş benim yaşıtım herkes gibi benim de bir anket defterim vardı. herkese defteri verir, anketi doldurmalarını isterdim. sanırım proust anketi adını duyunca bu yüzden heyecanlandım biraz. sanırım benim üzerimde madlen kek etkisi yaptı anket.
proust’un cevaplayarak ünlü ettiği bu ankette soru sayısı değişiklik gösterir. şöyle ki on üç yaşında doldurduğu anket ve yirmi yaşında doldurduğu anket soruları tam olarak aynı değildir. dolayısıyla bir karma anket ortaya çıkar sonunda. ben soruları kendim cevaplamak istedim. internet üzerinden arama yaparak proust’un iki anket için cevaplarını da bulabilirsiniz. sorular aşağı yukarı şöyledir:
sizi en çok üzecek olay?
insan ırkının hak ettiği cezayı tam olarak çekmeden bu gezegenin son bulması.
nerde yaşamak isterdiniz?
sanırım neverland’de ve bir dönem kardeşimle birlikte bunu başarır gibi olduk.
yaşayabileceğiniz en mutlu an?
uzun süre hayalini kurduğum bir kavuşma anını kanlı canlı yaşayabilme ihtimali.
hangi hataları hoşgörüyle karşılayabilirsiniz?
gerçek bir hata ise ilk sefer yapılan her hataya hoşgörü gösterebilirim.
en sevdiğiniz erkek karakter?
thomas jerome newton
en sevdiğiniz kadın karakter?
hwi noree
tarihteki favori kahramanlarınız?
geronimo
gerçek hayatta favori kadın kahramanınız?
rosa parks
en sevdiğiniz ressam?
goya
en sevdiğiniz müzisyen?
bach
bir erkekte en beğendiğiniz özellik?
kahramanlık içgüdüsü. sanırım biraz cinsiyetçi bir yaklaşım olacak ama bir erkeğin kahramanlık içgüdüsüne sahip olmasının çok önemli olduğunu düşündüm her zaman.
bir kadında en beğendiğiniz özellik?
asilik ve asalet.
en sevdiğiniz erdem?
buna çok sıradan bir cevap olmasını peşinen kabul ederek dürüstlük demek zorundayım.
yapmaktan en mutlu olduğunuz iş?
birincisi elbette yazı yazmak. ikincisi ise hayatımın yarısından fazlasını işgal etmiş olan öğretmenlik.
arkadaşlarınızda hangi özellikler olmasını isterdiniz?
birçok özelliğin yanında beni yalnız bırakma fikrine alışmış olmaları.
kimin yerinde olmak isterdiniz?
sanırım kimsenin yerinde olmak istemezdim. biraz fazla kendini beğenmiş bir insan izlenimi çizmek pahasına olduğum kişi olmaktan mutluyum.
kendinizde gördüğünüz en temel eksiklik?
kayıtsızlık. bazen dünyanın en kayıtsız insanı olabiliyorum. hayat yanımdan akıp gidiyor ve benim zerre kadar ilgimi çekmiyor olan bitenler. dünya yansa bir kalbur samanım yanmıyor.
en sevdiğiniz renk?
lacivert. diğer renklerin tümüne kafa tutabilecek kadar güçlü olduğunu düşünüyorum.
en sevdiğiniz çiçek?
karanfil. cenaze çiçeği derler karanfile. bu haksızlık bence ve ben bir devrimci olarak her zaman ezilenin yanındayım.
en sevdiğiniz kuş?
bunu hiç düşünmedim. kuşlara karşı ilgisizim.
en sevdiğiniz yazar?
yirmi iki yıldır bana yol gösteren, ne zaman başım sıkışsa açıp bir iki cümle okuduğum, koruyucu azizim franz kafka.
en sevdiğiniz şair?
ölüm yıldönümü yaklaştıkça içimdeki yangınları çoğaltan metin altıok.
tarihte en sevmediğiniz karakter?
sanırım joseph goebbels. bana şeytani inancın vücut bulmuş hali gibi gelir her zaman.
en çok isteyeceğiniz özellik?
insanların zihnini okumayı çok isterdim. mel gibson’ın oynadığı kadınlar ne ister filmi beni biraz korkutsa da hala aynı fikirdeyim.
nasıl ölmek istersiniz?
albert camus beni defalarca hayal kırıklığına uğratmış bir yazardır ama sanırım onu seviyorum. o yüzden absürt bir ölüm şekli olan trafik kazası olabilir.
hayattaki sloganınız?
insan olun biraz.
şu anki ruh haliniz?
aslında oturup uzun uzun bu anketi dolduracak zamanı bulduğuma göre nasıl bir bunalım halinde olduğum anlaşılıyordur. umutlu bir depresyon hali içindeyim. dostoyevski gibi son anda çar’ın askerlerinin tüfeklerini indirecekleri o mucize anını bekliyorum.
devamını gör...