orijinal adı: la tresse
yazar: laetitia colombani
yayım yılı: 2017
kitap, birbirlerini hiç tanımayan ve farklı kıtalarda yaşayan üç kadın karakterin hayatındaki zorluklara ve engellere karşı duruşunu anlatır. kadın erkek eşitliği, kadın özgürlüğü, eğitimsizlik, çaresizlik konusunda bu üç karakterin bir saç örgüsü misali birbirlerinin hayatına dokunmasını konu alır.
yazar: laetitia colombani
yayım yılı: 2017
kitap, birbirlerini hiç tanımayan ve farklı kıtalarda yaşayan üç kadın karakterin hayatındaki zorluklara ve engellere karşı duruşunu anlatır. kadın erkek eşitliği, kadın özgürlüğü, eğitimsizlik, çaresizlik konusunda bu üç karakterin bir saç örgüsü misali birbirlerinin hayatına dokunmasını konu alır.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "amarthiel" tarafından 13.07.2021 16:08 tarihinde açılmıştır.
1.
fransız yazar,senarist ve oyuncu laetita colombani’den -ödüllere doymak bilmeyen- , bir ilk roman;la tresse.
kitapta, toplumun onlara biçtiği rolleri kabul etmeyip, kimseye boyun eğmemeyi tercih eden 3 farklı kültürden kadının, kimi zaman ölüm-kalım savaşına dönen destansı mücadeleleri anlatılıyor.bu 3 kadın çok farklı yaşamlara da sahip olsalar üçünün de dileği aynı; hür iradeleriyle kendi yaşamlarının yegane hakimi ve kurtarıcısı olmak.
hindistan’daki aşağılık kast sistemini kırıp , kızının kaderini değiştirmek isteyen bir anne:smita,
tüm ömrünü adadığı kariyerinin hastalığı yüzünden tehlikeye düşmesine izin vermeyecek başarılı amerikalı avukat:sarah,
aile yadigarı şirketini iflasın eşiğine terk etmeye hiç niyeti olmayan italyan güzeli genç kız; giulia. bu üç kadın, tıpkı bir örgüyü oluşturan 3 tutam saç gibi hiç farkında olmadan birbirine dokunuyor.ayrıca bu kitaptaki bu üç kadının kendi dünyalarındaki mücadeleleri aslında tüm çalışan, topluma faydalı olan ve ailesine iyi birer gelecek sunabilmek adına hiçbir şeyden kaçınmayan tüm kadınların dile getirilmemiş emeklerine ve çabalarına karşı bir saygı duruşu.hem toplumsal farkındalık açısından hem de kadınlara yönelik her türlü baskı, sindirme, ayrımcılık, değersiz hissettirme gibi ne yazık ki çarpık ve kokuşmuş düzenin azimle,kararlılıkla ve elbette güçle üstesinden gelinebileceğinin hatırlatılması.*
yazarın , bu 3 kadının yaşanmışlıklarını ayrı ayrı bölümlerde hep en heyecanlı yerinde sonlandırıp sırasıyla diğer kadının hikayesine dönmesi kitabın sürükleyiciliği açısından inanılmaz bir etki yaratmış.185 sayfalık olmasına rağmen eser su gibi aktığı için vakit varsa tek seferde bile bitirilmesi mümkün olan eşsiz bir kitap.*
detaylı bilgi için
kitapta, toplumun onlara biçtiği rolleri kabul etmeyip, kimseye boyun eğmemeyi tercih eden 3 farklı kültürden kadının, kimi zaman ölüm-kalım savaşına dönen destansı mücadeleleri anlatılıyor.bu 3 kadın çok farklı yaşamlara da sahip olsalar üçünün de dileği aynı; hür iradeleriyle kendi yaşamlarının yegane hakimi ve kurtarıcısı olmak.
hindistan’daki aşağılık kast sistemini kırıp , kızının kaderini değiştirmek isteyen bir anne:smita,
tüm ömrünü adadığı kariyerinin hastalığı yüzünden tehlikeye düşmesine izin vermeyecek başarılı amerikalı avukat:sarah,
aile yadigarı şirketini iflasın eşiğine terk etmeye hiç niyeti olmayan italyan güzeli genç kız; giulia. bu üç kadın, tıpkı bir örgüyü oluşturan 3 tutam saç gibi hiç farkında olmadan birbirine dokunuyor.ayrıca bu kitaptaki bu üç kadının kendi dünyalarındaki mücadeleleri aslında tüm çalışan, topluma faydalı olan ve ailesine iyi birer gelecek sunabilmek adına hiçbir şeyden kaçınmayan tüm kadınların dile getirilmemiş emeklerine ve çabalarına karşı bir saygı duruşu.hem toplumsal farkındalık açısından hem de kadınlara yönelik her türlü baskı, sindirme, ayrımcılık, değersiz hissettirme gibi ne yazık ki çarpık ve kokuşmuş düzenin azimle,kararlılıkla ve elbette güçle üstesinden gelinebileceğinin hatırlatılması.*
yazarın , bu 3 kadının yaşanmışlıklarını ayrı ayrı bölümlerde hep en heyecanlı yerinde sonlandırıp sırasıyla diğer kadının hikayesine dönmesi kitabın sürükleyiciliği açısından inanılmaz bir etki yaratmış.185 sayfalık olmasına rağmen eser su gibi aktığı için vakit varsa tek seferde bile bitirilmesi mümkün olan eşsiz bir kitap.*
detaylı bilgi için
devamını gör...
2.
hindistan'dan smita kanada'dan sarah italya'dan giuila.smita kast sisteminin en alt tabakasından insan değmeye bile şahit isteyen bir yaşantı yaşıyor işi kendisinden üst hiyerarşideki kişilerin tuvaletlerini dışkılarını temizlemek yiyebildiği tek et fare eti onu da fare toplamakta kocasının işi smita'nın hayattaki tek amacı kızını karmadan kurtarıp kendisi gibi tuvalet temizleyicisi yapmamak okula yollamak okutmak.sarah başarılı bir avukat lakin iş dünyasındaki kadınlar için görünmez cam tavanlarla içiçe çalışıyor ve aşkenaz geleneği olarak hasta meme kanseri.giulia babasının yanında palermo'nun en eski saç toplama işyerinde çalışan gençliğinde bir kız kendisi gibi olmayan farklı ırktan farklı dinden birine aşık fakat babası hasta işyeri borç batağında iflasın eşiğinde bu yüzden aşkı ve mantığı seçim yapmak zorunda.kitap bu üç kadının özelinde dünyada kadın erkek eşitliğinin lafta olduğunu kadının erkekten her alanda hep bir adım geride kaldığını ve bu 3 kadının bu duruma isyanını tepkisini anlatıyor.dünyaya gelirken cinsiyetimizi belirleyemediğimizden bu eşitsizlik erkek egemenlik yıkılması her alanda kadın-erkek siyah-beyaz
uzun-kısa güzel-çirkin eşit olmalı.olmalı ki insanlar sadece iyi insan kötü insan ayrımı ile insan gibi yaşayabilsin yaşasın.
uzun-kısa güzel-çirkin eşit olmalı.olmalı ki insanlar sadece iyi insan kötü insan ayrımı ile insan gibi yaşayabilsin yaşasın.
devamını gör...
3.
konu kadar içeriğini de anlattığı için spoiler sayılır.
3 ayrı ülke, 3 ayrı kadın ve 3 ayrı hayat. tek ortak noktaları, hayatın engelleriyle savaşmaları.
hint kadın smita, kast sisteminin en altındaki parya sınıfına ait. yaşadıkları köyde oldukça keskin şekilde sürdürülen bu kast sisteminin ona reva gördüğü bok toplayıcılığı, kocasına ise tıpkı bir kedi gibi fare toplayıcılığı. üst sınıflara çıkamayacakları için 6 yaşındaki kızı da tıpkı kendisi gibi bok toplayıcılığı yapmak zorunda kalacak. ancak smita, paryaların dahi iş sahibi olabileceği bir şehre gidip kızını okutmak istiyor. bu fikri, kızı, köydeki okulda parya diye öğretmen tarafından dövüldükten sonra kesinleşiyor ama kocası istemiyor. smita, onu korkaklıkla suçlayıp kızıyla beraber kaçıyor. bu yolculuk da epey zorlu ve iğrenç şartlarda geçiyor. sonrasında tapınağa gidip tanrısına saçlarını kurban ediyor ve bunun verdiği güçle yeni hayatına başlamak üzere yola koyuluyor.
italyan kadın guila, gerçek saçlardan postiş ve peruk yapma atölyesinin sıradaki sahibinin kızı. babadan çocuğuna geçen bir meslek, bir gelenek olarak sadece kendi ülkelerindeki insanların saçlarını satın alıyorlar. ama maalesef ki saçlarını saklamamaya başlayan halkla beraber hammadde sorunları da başlıyor ve bu nedenle iflasın eşiğine geliyorlar. bunu bir tek baba bilirken kaza sonucu girdiği komada, kızı çekmecelerinden birinde borç belgelerini buluyor. bunun da öncesinde hastane atölye arası gidip geldiği bir gün kamal adlı, hindistan'dan dini yüzünden kaçıp gelen biriyle tanışıp ilerleyen zamanlarda sevgili olmuşlardı. kamal, bu durumu öğrendikten sonra ona, tapınaklarda her gün yüzlerce hintlinin saçlarını kestirdiğini ve oradan saç ithal edebileceklerini söylüyor. guila ise ailesinin tüm itirazlarına rağmen bunda direttiği için iflastan etkilenecek ve adeta ailelerinden kişiler haline gelmiş işçilerle beraber oylama yaparak karar veriyorlar. daha sonra hindistan'dan saçlar geliyor ve bunları işleme tabi tuttuktan sonra dünyaya ihraç ediyorlar.
kanadalı kadın sarah, başarılı ve ünlü bir hukuk bürosunda avukat. hırslı mı hırslı, başarılı mı başarılı biri. tırnaklarıyla kazıya kazıya elde ettiği hayatı herkes tarafından imreniliyor ve hatta bu büronun ortaklarından biri olmanın terfisini bekliyor. bu iş hayatını ise, çocuklarına annelik etmekten feragat ederek elde etmiş ve işi iki evliliğine mal olmuş. iş hayatı ile ev hayatı arasında keskin çizgiler var ve asla geriye düşmemek için hamileliklerini bile saklamış biri. bu çabalarına ise kanser, domino etkisi yapıyor. önce yavaş yavaş arkasından konuşuluyor, sonra her şeyden habersiz bırakılıyor, davaları elinden alınıyor ya da yardımcı atanıyor derken bir gün "dinlenmesi" gerektiği söyleniyor. bu sırada meme kanseri, etkilerini bedeninde gözle görülür şekilde göstermeye devam ediyor. ayrıca çocukları ve ailesinden hiç kimse hasta olduğunu bilmiyor. sonra bir gün aniden, artık hayatına olduğu gibi devam etmesi gerektiğine, şimdiye kadar vazgeçtiklerine sıkı sıkıya sarılmasına, her şeyi çocuklarından saklamaktan vazgeçmesine ve dahasına karar veriyor. bu düşünce ile, bir gün hastanede konuştuğu kadından aldığı peruk satan dükkan kartvizitinden dükkanı bulup dökülmeye başlamış saçlarını kestirerek kendisine uygun, hintli bir kadının saçından italyan kadınla tarafından yapılmış peruk satın alıyor. sonrasında da çocuklarına iyi bir anne olmanın ilk adımlarını atıyor.
yani, karşılarına çıkan bu sorunlara yılmayıp mücadele eden 3 kadının hikayesi, saç unsuru ile güzel bir şekilde örülüyor. beğenildi ve tavsiye edilir.
3 ayrı ülke, 3 ayrı kadın ve 3 ayrı hayat. tek ortak noktaları, hayatın engelleriyle savaşmaları.
hint kadın smita, kast sisteminin en altındaki parya sınıfına ait. yaşadıkları köyde oldukça keskin şekilde sürdürülen bu kast sisteminin ona reva gördüğü bok toplayıcılığı, kocasına ise tıpkı bir kedi gibi fare toplayıcılığı. üst sınıflara çıkamayacakları için 6 yaşındaki kızı da tıpkı kendisi gibi bok toplayıcılığı yapmak zorunda kalacak. ancak smita, paryaların dahi iş sahibi olabileceği bir şehre gidip kızını okutmak istiyor. bu fikri, kızı, köydeki okulda parya diye öğretmen tarafından dövüldükten sonra kesinleşiyor ama kocası istemiyor. smita, onu korkaklıkla suçlayıp kızıyla beraber kaçıyor. bu yolculuk da epey zorlu ve iğrenç şartlarda geçiyor. sonrasında tapınağa gidip tanrısına saçlarını kurban ediyor ve bunun verdiği güçle yeni hayatına başlamak üzere yola koyuluyor.
italyan kadın guila, gerçek saçlardan postiş ve peruk yapma atölyesinin sıradaki sahibinin kızı. babadan çocuğuna geçen bir meslek, bir gelenek olarak sadece kendi ülkelerindeki insanların saçlarını satın alıyorlar. ama maalesef ki saçlarını saklamamaya başlayan halkla beraber hammadde sorunları da başlıyor ve bu nedenle iflasın eşiğine geliyorlar. bunu bir tek baba bilirken kaza sonucu girdiği komada, kızı çekmecelerinden birinde borç belgelerini buluyor. bunun da öncesinde hastane atölye arası gidip geldiği bir gün kamal adlı, hindistan'dan dini yüzünden kaçıp gelen biriyle tanışıp ilerleyen zamanlarda sevgili olmuşlardı. kamal, bu durumu öğrendikten sonra ona, tapınaklarda her gün yüzlerce hintlinin saçlarını kestirdiğini ve oradan saç ithal edebileceklerini söylüyor. guila ise ailesinin tüm itirazlarına rağmen bunda direttiği için iflastan etkilenecek ve adeta ailelerinden kişiler haline gelmiş işçilerle beraber oylama yaparak karar veriyorlar. daha sonra hindistan'dan saçlar geliyor ve bunları işleme tabi tuttuktan sonra dünyaya ihraç ediyorlar.
kanadalı kadın sarah, başarılı ve ünlü bir hukuk bürosunda avukat. hırslı mı hırslı, başarılı mı başarılı biri. tırnaklarıyla kazıya kazıya elde ettiği hayatı herkes tarafından imreniliyor ve hatta bu büronun ortaklarından biri olmanın terfisini bekliyor. bu iş hayatını ise, çocuklarına annelik etmekten feragat ederek elde etmiş ve işi iki evliliğine mal olmuş. iş hayatı ile ev hayatı arasında keskin çizgiler var ve asla geriye düşmemek için hamileliklerini bile saklamış biri. bu çabalarına ise kanser, domino etkisi yapıyor. önce yavaş yavaş arkasından konuşuluyor, sonra her şeyden habersiz bırakılıyor, davaları elinden alınıyor ya da yardımcı atanıyor derken bir gün "dinlenmesi" gerektiği söyleniyor. bu sırada meme kanseri, etkilerini bedeninde gözle görülür şekilde göstermeye devam ediyor. ayrıca çocukları ve ailesinden hiç kimse hasta olduğunu bilmiyor. sonra bir gün aniden, artık hayatına olduğu gibi devam etmesi gerektiğine, şimdiye kadar vazgeçtiklerine sıkı sıkıya sarılmasına, her şeyi çocuklarından saklamaktan vazgeçmesine ve dahasına karar veriyor. bu düşünce ile, bir gün hastanede konuştuğu kadından aldığı peruk satan dükkan kartvizitinden dükkanı bulup dökülmeye başlamış saçlarını kestirerek kendisine uygun, hintli bir kadının saçından italyan kadınla tarafından yapılmış peruk satın alıyor. sonrasında da çocuklarına iyi bir anne olmanın ilk adımlarını atıyor.
yani, karşılarına çıkan bu sorunlara yılmayıp mücadele eden 3 kadının hikayesi, saç unsuru ile güzel bir şekilde örülüyor. beğenildi ve tavsiye edilir.
devamını gör...
4.
normal sözlük kitap kulübü'nün bu ayki kitabıdır efendim.
evvelce hem adını duymuş hem de kitapçıda göz gezdirmiştim. konusu itibariyle merak uyandırmış olduğu için kulüpte bu kitabın seçilmesi de beni mutlu etmişti. ancak ne yazık ki hüsrana uğradım.
üç farklı ülkeden üç farklı kadının yaşamının anlatıldığı bu kitap, konu bakımından umut vaadetse de benim nezdimde üslubun kurbanı olmuş.
hindistan, italya ve kanada. üç farklı coğrafya, üç farklı kültür ve üç farklı kadın. ve kadın olmanın zorluklarının çeşitli halleri işlenmiş. bazen içinde yaşadığınız kültüre başkaldırmanın zorluğunu yaşarsınız, bazen kendinizi toplumun üst basamaklarında hissetmek için kendinizi sıkıştırmış olduğunuz küçük alanda kendi yarattığınız yükün altında ezilirsiniz. tamam güzel, anlayabiliyoruz bunları. ama ne yazık ki kitaptaki karakterler çok karikatürize ve sığ. yazarın kendi sesi yok, buram buram çok satmanın matematiği ile yazılmış kitap kokuyor.
bu samimiyet eksikliği hem öyküyle hem karakterlerle arama girdi. okurken çokça zorlandım. abartılı ifadeler içimi baydı. ne yazık ki karakterlerle empati kurmam mümkün olmadı çünkü karakterlerin de kendi varlığı ve sesi yoktu.
benim için biraz hayal kırıklığı oldu.
evvelce hem adını duymuş hem de kitapçıda göz gezdirmiştim. konusu itibariyle merak uyandırmış olduğu için kulüpte bu kitabın seçilmesi de beni mutlu etmişti. ancak ne yazık ki hüsrana uğradım.
üç farklı ülkeden üç farklı kadının yaşamının anlatıldığı bu kitap, konu bakımından umut vaadetse de benim nezdimde üslubun kurbanı olmuş.
hindistan, italya ve kanada. üç farklı coğrafya, üç farklı kültür ve üç farklı kadın. ve kadın olmanın zorluklarının çeşitli halleri işlenmiş. bazen içinde yaşadığınız kültüre başkaldırmanın zorluğunu yaşarsınız, bazen kendinizi toplumun üst basamaklarında hissetmek için kendinizi sıkıştırmış olduğunuz küçük alanda kendi yarattığınız yükün altında ezilirsiniz. tamam güzel, anlayabiliyoruz bunları. ama ne yazık ki kitaptaki karakterler çok karikatürize ve sığ. yazarın kendi sesi yok, buram buram çok satmanın matematiği ile yazılmış kitap kokuyor.
bu samimiyet eksikliği hem öyküyle hem karakterlerle arama girdi. okurken çokça zorlandım. abartılı ifadeler içimi baydı. ne yazık ki karakterlerle empati kurmam mümkün olmadı çünkü karakterlerin de kendi varlığı ve sesi yoktu.
benim için biraz hayal kırıklığı oldu.
devamını gör...
5.
normal sözlük kitap kulübü ocak 2024 kitabı. kim önerdi hatırlamıyorum ama çok teşekkür ederim o kişiye çünkü sanırım senenin başından bu yılın en güzel kitabını okudum. kitap sevdiğim her şeye sahipti. güçlü kadınlar, savaşlar, toplumsal sorunlar, din...
üç bambaşka kadının hikayesini eş zamanlı okuyoruz kitapta.
smita: hindistanın bilmediğim bir yerinde kastın altınında altında bir statüdeki kadın. geçim kaynağı, tuvaletini temizlediği insanların artıkları. kızı için onun konumundaki birinin hayal bile edemeyeceği işlere kalkışıyor. sonunda ne olduğunu tam bilemesek de, güzel şeyler yaşandığını hayal ettiriyor yazar bize.
gulia: sicilyalı bir saç işçisi. babasının ani ölümüyle fabrikanın başına geciyor ve geçer geçmez de iflasin eşiğinde olduklarını öğreniyor. ailesini, fabrikayı ve işçilerini kurtarmak için bir yol bulması gerekiyor ve bu yol yeni aşkı kamal'dan geliyor. hikayesinin iyi bittiğine emin olduğumuz tek karakter.
sarah: çok başarılı bir avukat. tüm hayatını çocuklarını ihmal etme pahasına bile olsa kariyerine adamış bir kadın. uğradığı tüm ayrımcılıklara tüm kalbimle empati yapabildim. sarah kansere yakalanınca inşaa ettiği tüm o kariyer yıkılıyor ve bambaşka sorgulamalarla karşılaşıyor.
kitabın sonunda bu üç kadının hikayesi bir noktada buluşuyor. benim eleştireceğim tek kısım da burası, daha incelikli yazılabilirdi. ama genel olarak çok güzeldi, çok. 10/10
üç bambaşka kadının hikayesini eş zamanlı okuyoruz kitapta.
smita: hindistanın bilmediğim bir yerinde kastın altınında altında bir statüdeki kadın. geçim kaynağı, tuvaletini temizlediği insanların artıkları. kızı için onun konumundaki birinin hayal bile edemeyeceği işlere kalkışıyor. sonunda ne olduğunu tam bilemesek de, güzel şeyler yaşandığını hayal ettiriyor yazar bize.
gulia: sicilyalı bir saç işçisi. babasının ani ölümüyle fabrikanın başına geciyor ve geçer geçmez de iflasin eşiğinde olduklarını öğreniyor. ailesini, fabrikayı ve işçilerini kurtarmak için bir yol bulması gerekiyor ve bu yol yeni aşkı kamal'dan geliyor. hikayesinin iyi bittiğine emin olduğumuz tek karakter.
sarah: çok başarılı bir avukat. tüm hayatını çocuklarını ihmal etme pahasına bile olsa kariyerine adamış bir kadın. uğradığı tüm ayrımcılıklara tüm kalbimle empati yapabildim. sarah kansere yakalanınca inşaa ettiği tüm o kariyer yıkılıyor ve bambaşka sorgulamalarla karşılaşıyor.
kitabın sonunda bu üç kadının hikayesi bir noktada buluşuyor. benim eleştireceğim tek kısım da burası, daha incelikli yazılabilirdi. ama genel olarak çok güzeldi, çok. 10/10
devamını gör...
6.
nomal sözlük kitap kulübü ile birlikte okuyup 2024'ün ilk toplantısını gerçekleştirdiğimiz, fransız yazar laetitia colombani'nin 2017 yılında yayımladığı eseri.
kitabın kapağı tıpkı kitabın üslubu gibi oldukça basit tasarlanmış. bu yüzden anlatılanların biraz boş olacağına yönelik ön yargım vardı. kitabın edebi yönü zengin olmasa da yazarın dili sade, oldukça akıcı ve anlatılan yaşam hikayeleri okurların kendi hayatlarından bazı duyguları anımsatabilecek nitelikte. yazar bizi 3 farklı kıtaya götürerek birbirlerinden karakter, statü ve yaşam tarzı olarak oldukça farklı 3 kadının yaşamına ortak ediyor. aralarından hem kültür hem de yaşam şartları olarak bana en uzak olan hindistan'daki smita'nın yolculuğu ve direnişi beni en heyecanlandıran hikayeydi. sicilya'da yaşayan giulia'nın hikayesi tıpkı bir saç örgüsü gibi üç hikayeyi birbirine bağlama niteliği taşırken kanada'daki sarah'nın yaşam öyküsü ise bulunduğu konuma tırnaklarıyla kazıyarak gelmiş, ailesinden, hayatından, güzel olan her şeyden ödün veren bir kadının özellikle iş yaşantısında karşılaştığı cinsiyetçi ve baskıcı tutumları konu alıyordu.
yormayan ve akıcı bir kitap okumak istiyorsanız gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz.
kitabın kapağı tıpkı kitabın üslubu gibi oldukça basit tasarlanmış. bu yüzden anlatılanların biraz boş olacağına yönelik ön yargım vardı. kitabın edebi yönü zengin olmasa da yazarın dili sade, oldukça akıcı ve anlatılan yaşam hikayeleri okurların kendi hayatlarından bazı duyguları anımsatabilecek nitelikte. yazar bizi 3 farklı kıtaya götürerek birbirlerinden karakter, statü ve yaşam tarzı olarak oldukça farklı 3 kadının yaşamına ortak ediyor. aralarından hem kültür hem de yaşam şartları olarak bana en uzak olan hindistan'daki smita'nın yolculuğu ve direnişi beni en heyecanlandıran hikayeydi. sicilya'da yaşayan giulia'nın hikayesi tıpkı bir saç örgüsü gibi üç hikayeyi birbirine bağlama niteliği taşırken kanada'daki sarah'nın yaşam öyküsü ise bulunduğu konuma tırnaklarıyla kazıyarak gelmiş, ailesinden, hayatından, güzel olan her şeyden ödün veren bir kadının özellikle iş yaşantısında karşılaştığı cinsiyetçi ve baskıcı tutumları konu alıyordu.
yormayan ve akıcı bir kitap okumak istiyorsanız gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz.
devamını gör...
7.
uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı saç örgüsü. bugüne nasipmis. gündem bu denli çirkinken hiç okumak istemezdim bu birbirinden güçlü kadının savaşını
güçlü kalmak zorunda kalışlarını...
başka yerlerde, başka hayatlarda, eğitimli, eğitimsiz, kültürlü, kültürsüz.
tek bir ortak noktaları var o da güçlü olmak
kadın olmak ne kadar zor
hiçbir zaman kolay olmadı ve olmayacak
bu savaş hep devam edecek
hepimiz bir yerlerde birbirinizden habersiz mücadele ediyoruz.
kitap hakkında çok şey yazmak geliyor içimden ama ben okuyup kendiniz görmeniz isterim
size bir kitapta olabilecek en güzel alıntıyı bırakıyorum.
sevgili yazarımızın son sözü
ve bir kitapta gördüğüm en etkileyici son söz.
eserimi büyük bir ruh ağı gibi, birbirlerine saçlarıyla bağlanan o kadınlara ithaf ediyorum. seven, doğuran, ümit eden, binlerce defa düşüp yeniden ayağa kalkan, eğilen ancak yenik düşmeyen kadınlara. onların savaşını biliyorum, gözyaşlarını ve sevinçlerini paylaşıyorum, her biri biraz ben.
ben o kadınların hayatlarının kesişim noktasındaki bağ küçük, kısa bir çizgiyim. onları birbirlerine bağlayan, kimsenin göremediği, bir saç teli kadar ince ipim.
yarın yeniden işe koyulacağım. beni bekleyen başka hikâyeler, başka hayatlar, başka sayfalar var.
güçlü kalmak zorunda kalışlarını...
başka yerlerde, başka hayatlarda, eğitimli, eğitimsiz, kültürlü, kültürsüz.
tek bir ortak noktaları var o da güçlü olmak
kadın olmak ne kadar zor
hiçbir zaman kolay olmadı ve olmayacak
bu savaş hep devam edecek
hepimiz bir yerlerde birbirinizden habersiz mücadele ediyoruz.
kitap hakkında çok şey yazmak geliyor içimden ama ben okuyup kendiniz görmeniz isterim
size bir kitapta olabilecek en güzel alıntıyı bırakıyorum.
sevgili yazarımızın son sözü
ve bir kitapta gördüğüm en etkileyici son söz.
eserimi büyük bir ruh ağı gibi, birbirlerine saçlarıyla bağlanan o kadınlara ithaf ediyorum. seven, doğuran, ümit eden, binlerce defa düşüp yeniden ayağa kalkan, eğilen ancak yenik düşmeyen kadınlara. onların savaşını biliyorum, gözyaşlarını ve sevinçlerini paylaşıyorum, her biri biraz ben.
ben o kadınların hayatlarının kesişim noktasındaki bağ küçük, kısa bir çizgiyim. onları birbirlerine bağlayan, kimsenin göremediği, bir saç teli kadar ince ipim.
yarın yeniden işe koyulacağım. beni bekleyen başka hikâyeler, başka hayatlar, başka sayfalar var.
devamını gör...