ben bu pandemiden sonra çantamda cebimde bir maske taşıyacağım. kalabalık ortamlara girerken o maskeyi takacağım. çünkü maskenin koronavirüs'ün yayılımını bu kadar etkilemesine karşın normalde bize bukaşan çoğu hastalığın içinden geçer. hem bu sadece benim değil milyonlarca insanın uygulayacağı bir şey. buna yeni normal diyoruz. yani maske takmanın ayı olmaz. tehlikeli olan her yerde maske takın.

kamu spotunu da verdik elham.

edit: yemi normal yazmışız kimse de uyarmıyor rezil olduk.
devamını gör...

otomatik portakal'ı hiç okumamıştım, onu bitireyim diyerek dahil olduğum etkinlik. yıl bitmeden bir kitap daha okumuş olayım.
devamını gör...

vazgeçmek, bazı kişilerden, bazı hislerden vazgeçmek dostlar. zira o zamanlar o kişilerden vazgeçmesem bir süre sonra kendimden vazgeçmek zorunda kalacaktim.
devamını gör...

eğer başörtüyü takan erkek değilse gayet olağan bir durumdur. varsa farklı bir şey onu konuşalım. *
devamını gör...

kelimeler adamın sesiyle huzur veriyor kalbe diyerek dinlemeyi sevdiğim için ilk onu bırakıyorum.


okumak isteyen için,


ömür hanımla güz konuşmaları

...ve güz geldi ömür hanım. dünya aydınlık sabahlarını
yitiriyor usul usul. insanın içini karartan bulutların seferi var
göğün maviliğinde. yağmur ha yağdı ha yağacak. in-
cecik bir çisenti yokluyor boşluğunu insan yüreğinin.
hüznün bütün koşulları hazır. nedenini bilmediğim bir
keder akıyor damarlarımdan. kalbimin üstünde binlerce
bıçak ağzı... ve yüzüm ömrümün atlası; düzlükleri bunaltı,
yükseklikleri korku, uçurumları yıkıntılarımla dolu bir
engebeler atlası. yaşamak bir can sıkıntısı mıdır ömür
hanım?


her şeyi iyi yanından görmeyi kim öğretti bize? acıyı
görmeyen insan, umutsuzluğu yaşamayan, iliklerine dek
kederin işleyip yaralamadığı bir insan, mutluluktan,
umuttan, sevinçten ne anlar? göğü görmeden, denizi gör-
meden maviyi anlamaya benzemez mi bu? bir güz dü-
şünün ki ömür hanım, ilkyazı olmamış, yazı yaşanmamış,
böyle bir güzün hüznü hüzün müdür? başlamanın bir
anlamı varsa bitişi göze almak, bitişin bir anlamı varsa
başlangıcı olmak değil midir? yaşamı düz bir çizgide tut-
mak tükenmektir. yaşamak zorunda olduğumuz şunca yılı
aykırı uçlar arasında gezdirip geçirmedikçe, alışkanlıkların
sınırlarını aşmadıkça zaman zaman, yaşamak nasıl yenilik
olur tükenmek değil de?


yağmur yağıyor ömür hanım...gökten değil, yüreğimin
boşluğundan ömrümün ıssız toprağına...ve ben sonsuz
bir düzlükte bir küçücük, bir silik nokta gibi eriyip gi-
diyorum. seslensem kim duyar sesimi yalnızlıklar ka-
tından?


dönelim...dönmek yenilmektir biraz da, yarım kalmasıdır
çıkışlarımızın, korkaklıktır, alışkanlıkların güvenli küflü
kabuklarına sığınmaktır...olsun dönelim biz yine de. bi-
lincinde olmadan üstlendiğimiz sorumluluklarımız var.
evlere dönelim, sırtımızın kamburu evlere, cılızlığımızın
görkemli korunaklarına, yalnızlığımızın kalelerine dö-
nelim. ölçüsüz yaşamak bize göre değil ömür hanım.
büyürken geniş ufuklarımız olmadı bizim. küçücük
avuçlarımızla sınırlarımızı genişletmek istedikçe yaşamın
binlerce engeli yığıldı önümüze. hangi birini yenebilirdik
bunca olanaksızlık içinde. umutsuzluğu tanıdık, yenilgiyi
öğrendik böylece.

yaşama sevinci adına bir tutamağım kalmadı ömür hanım.
bir garip boşlukta çiviliyim günlerdir gözbebeklerimden.
sahi nedir yaşamın anlamı? geriye dönüyorum sık sık
yanıt aramak adına, yüreğimin silik izler bırakıp, ağır
yükler aldığı zamanın derin denizlerine. bakıyorum umut
karamsarlığın, sevinç acının azıcık soluk almasından başka
ne ki? yaşamsa gerçekle düşün umutsuz bir savaşı, her şeyi
içine alan kocaman bir yanılsama... değil mi yoksa?


öyle büyük umutlarım olmadı benim, büyük düşlerim,
özlemlerim, büyük beklentilerim olmadı. koşullarım beni
oluşturdu ben acılarımı buldum. herkes gibi yaşasaydım
eğer, yaşamı onlar gibi görebilseydim çarşılar yeterdi
avutmaya beni. bir gömlek, bir ayakkabı, bir elbise; bir
yemek lokantalarda; televizyon, halı, masa ve daha nice
eşya yeterdi yalnızlığı örtmeye, kendimi göstermeye, va-
rolmaya, 'dar çevre yitikleri'nde önem kazanmaya...


oysa ben bir akşamüstü oturup turuncu bir yangının
eteklerine, yüreği avuçlarımda atan bir can yoldaşıyla
dünyayı ve kendimi tüketmek isterdim. öyle bir tüketmek
ki, sonucu yepyeni bir "ben"e ulaştırırdı beni, kederli dal-
gınlığımdan her döndüğümde...bir ben ki tüm ilişkilerin
perde arkasını görür de gülerdim sessizce yapay ya-
kınlıklarına insanların. kim kimi ne kadar anlayabilir
ömür hanım?


susmak yalnızlığın ana dilidir, ömür hanım, şiiridir, beni
konuşmaya zorlama ne olur. sözün sularını tükettim ben,
kaynağını kuruttum. geriye bir büyük sessizlik kaldı yü-
reğimde, kalabalıklar, kalabalıklar kadar büyük...yalnızım
ömür hanım, geceler boyu akıp giden ırmaklar gibi ka-
ranlıklar içre, öyle yitik, öyle üzgün, yalnızım...sularım
toprağa sızıyor bak. yüzümü geceler örtüyor. binlerce taş
saklanıyor içimde. kim kimin derinliğini görebilir, hem
hangi gözle?


kendilerinin olan tek sözcük yok dillerinde, öyle çok ko-
nuşuyorlar ki...bir söz insanın neresinden doğar dersiniz?
dilinden mi, yüreğinden mi, aklından mı? düşlerinden
mi yoksa gerçeğinden mi? ve kaç kapıdan geçip yerini
bulur bir başka insanda? yerini bulur mu gerçekten? sözü
yasaklamalı ömür hanım yasaklamalı...kimsenin kimseyi
anlamadığı bir dünyada söz boşluğu dövmekten başka ne
işe yarıyor ki? olanağı olsa da insanların yürekleri ko-
nuşabilseydi dilleri yerine, her şey daha yalansız, daha içten
olurdu. aklı silmeli diyorum insan ilişkilerinden. yanılıyor
muyum? olsun. yanıldığımı biliyorum ya...



yeni bir şeyler söyle bana ne olur, yeni bir şeyler. kurşun
aktı kulaklarıma hep aynı sözleri, aynı sesleri duymaktan.
belirsizlik güzeldir, de örneğin, kesinlik çirkin. sessizlik
sesten -hele de güncel ve kof- her zaman iyidir; düş gücü,
iç zenginliği verir insana. dünyanın usul usul ağaran o
puslu sabahları ve günün turuncu tülleriyle örtünen dingin
akşamları bu yüzden etkiler bizi, duygulandırır, de. anlık
izlenimler sürekli görünümlerden her zaman daha güçlü,
kalıcı ömürlüdür...alışkanlıklar öldürür güzelliğimizi,
bizi değişmek çirkinleştirir de.


kimse düşlerine yetişemez ve kimse geçemez gerçeğini bir
adım bile; bu yüzden sıkıntı verir zaman, kısa kalır, sonsuz
olur, insanın küçücük ömrünün karşısında. istemenin kuralı
yoktur, de, açıklaması sınırı suçu yoktur; istemek ya-
şamın kendiliğinden sonucudur, ne haklı ne haksız,
ne yerinde ne yersiz...


biz hepimiz dikenli tellerle sarılıyız, her ilişkide bir par-
çamız kalır ve bölüne bölüne biteriz de. en büyük hü-
nerimiz kendimize karşı olmak, aykırı yaşamaktır, acı
kaynaklarımızı ellerimizle yaratarak...kıyılarımız duy-
gularımızın boyunda, derinliğimiz aklımızın ölçüsündedir;
ufuklarımızsa sisler içinde...o kıyısız gökyüzü nasıl sığar
küçücük gözlerimize, bir bardak suya, demirli bir pen-
cereye...nasıl gizleriz ağız dil vermez bir geceye? ve nedir
ki gizi, daraldığımız her yerde bir genişlik duygusu verir
içimize. çözemeyiz, de, bu güdük bilinç, bu sığ yürek,
bu ezbere yaşamla.


dünya bir testidir, de, ömür hanım, ömür bir su...sızar
iğneucu gözeneklerinden zamanın, bir içim serinlik bir
yudum mutluluk için. ve bir gün ölümün balkonundan...
dökülür toprağa el içi kadar bir su. yerde birkaç damla
nem, bir avuç ıslaklık...ölümü bilerek nasıl yaşar insan,
geride dünyanın kalacağını bilerek nasıl ölür; bilmek bütün
acıların anasıdır, de...


sars aklımın cılız ayaklarını, kuşat beni. değişik şeyler
söyle ne olur, yeni bir şeyler söyle. yıldım ömrümün ka-
lıplarından. beni duy ve anla.


yağmur dindi ömür hanım. gökyüzü masmavi gülümsedi
yine. doğa aynı oyununu oynuyor bizimle. umudun
ucunu gösteriyor usulca, iyimserliğin ışığını süzüyor mavi
atlasından. ne aldanış! bulutların rengi mavi-beyaz mıdır,
kurşuni-külrengi mi yoksa?


gökyüzünü öpmek isterdim ömür hanım, gözlerimle değil
dudaklarımla. yoruldum bulutları kirpiklerimde taşı-
maktan. delilik mi dedin? kim bilir...belki de yerde sü-
rünmenin bir tepkisidir bu, ya da ne bileyim bilinçsiz bir
aykırı olmak duygusu. gökyüzü de olmak isteyebilirdim
değil mi? kim ne diyebilir ki?


kimseler görmedi ömür hanım, bu dünyadan ben geçtim.
içimde umudun kırk kilitli sandıkları, elimde bir avuç düş
ölüsü yüreğim -içinde senin ve benim ağırlığım- benim
olmayan bir garip gülümsemeyle yüzümde, incelik adına,
ben geçtim...yerini bulmamış bir içtenlik, yanılmış bir
saygı ve bir hüzün eğrisi olarak ilişkilerin gergefinde,
ördüm ömrümün dokusunu ilmek ilmek. beni cam kı-
rıklarıyla anımsasın insanlar, savrulan bir yaprak hüznü
ve dağınıklığı ile... yükümü yanlış bedestanlara çözdüm.


ezilmiş bir gül hüznü var yüreğimde. saatlerce dayak
yemiş bir sanığın çözülmesi içindeyim. ürperiyorum. bir
at kestanesi durmadan yaprak döküyor yalnızlığın so-
kaklarında, örtüyor ömrümün ilk yazını. içimde bir çocuk,
yalın ayak koşuyor yaşlılığa doğru, binlerce kez yenilmiş
umut ölülerini çiğneyerek. sahi yaşlılık, derin bir iç çekiş,
yanılmış bir çocukluk olmasın ömür hanım?
devamını gör...

en yakınındaki bir şeyi bile almak için taa uzaktan seni çağırıyor olması

bir şeyi tamir ederken ev halkının hepsini ayaklandırması

beklentilerinin hep yülsek olması
devamını gör...

esmer, sakallı, 1.90 olanlar beni bulsun baloda.
devamını gör...

idealleri uğruna her şeyi göze almış olan erkektir.

zafere giden yolda çekilen çilenin kutsal olduğuna inanır.

meriç olma ayağına güzel para kazanan bir falcıya dönüşmesi de olasıdır.

bir fal 100 lira olmuş eeeeeeeeyyyyyyyy ermolettin*
devamını gör...

sayıları çok büyük veya gerçekte bilinmiyor olması gibi belirsiz (yetersiz) durumlarda semboller (harf veya işaretler) kullanarak matematik problemlerini çözme yöntemidir.
devamını gör...

özel bir hastalığımdan dolayı kistik dediğimiz iltihaplı aknelerle savaşıyorum ergenliğe girdiğimden beri. tabii ilaç bunu %70 azalttı, görünür ve aktif aknelerim kalmadı ama izler mevcut. tedavi hâlâ görüyorum. önceleri çok ağlardım, kendimi hiç ama hiç sevmezdim ama sorun düzeldikçe kendimi sevmeye başladım çünkü bu benim elimde olan bir şey değil. hem tipim güzel olduğu için beni sevecek ya da sevmeyecek biri olacaksa hiç olmasın daha iyi. bunu aşalı çok oldu ve ben kendimle gayet barışığım. ha idealimi yakalayamadım henüz ama değişimi gördüğüm için kendimi seviyorum artık.
başkasının ne dediği umurumda değil. kendimi beğenmek için değişime gidiyorum ben. başkasına beğendirmek için çabalamam beni kişiliğim için sevsin dişiliğim için değil. çünkü ben biri hoşuma gitmişse onun dış görünüşü ile alakadar olmam.
devamını gör...

burasi dolacak,
loading %78.
*

editingo: here we go.

sozluk’te iticilik yarisina sokulan ama bir o kadar da haksizliga ugratilan cilekes yazar tanesi. tam bir tanisan seversin insani ya, alni opulesi.

lafi dolandirip, egip bukup konusmayi beceremiyor; aklindan geceni soyleyiveriyor, boyle kabul etmek lazim. bizim koyde cana can* diyenler pek sevilmez, bu gariban da bu dertten muzdarip naparsin.
karasal iklim ruhuna nufuz etmis olsa da, profilinde kedi fotografi var lan, kedi! nefret ediyormus gibi davraniyor ama ne kadar poncik oldugunu buradan anlayabilirsiniz, cakma istanbul beyefendisi.*

temiz hava alinca, gider dert etmeler; ayrica en yaglisindan rezil bir yemek borcun var, unuttum sanma.
bobreklere dikkat.
devamını gör...

bu ahlakın sahibi insanlar ensar vakfında 45 çocuğa tecavüz edilmesiyle ilgili “bu olayın 1 kez yaşanmış olması kurumu karalamaya yetmez” gibi akıl fikir kanseri açıklamalar yapmıştır. şimdi bulamadım ama birisi de “bu çocuklar evinde lolipop yiyemiyordu, burada her istedikleri yapıldı” tarzı bi şey demişti yanlış hatırlamıyorsam.
devamını gör...

günbatımının en güzel olduğu yerlerden biri

ayrıca #nofilter
devamını gör...

fransız devlet bakanı talleyrand’ın “şeytan kadar kara, cehennem kadar sıcak, melek kadar saf, aşk kadar da tatlı.” diye tanımladığı mükemmel içeçek. günün her saati içilebilirim.
devamını gör...

ülkücü itlerin aslında terörist olduğu gerçeği başlığını gündeme taşıyanlardan en kısa zamanda kanunlar çerçevesinde hesap sorulması dileğiyle.
eksisozluk.com/ulkucu-itler...
ek: ülkücülüğü üç beş tane çakalın tavrına indirgeyen, türk milliyetçiliğini topyekün aşağılamaya çalışan köpeklere karşı tüm kurtluğumuz ile buradayız. ekşi'de açılan bu başlıktan legal yollar ile hesap soramayan milliyetçilerin iki elim yakasındadır.

ek 2: çok bilir bir yazar ''sözlük yazarlarının yazdıklarından yöneticiler değil, yazarın kendisi sorumludur.'' diye belirtmiş.
ekşi'deki gündeme sürekli türk düşmanlığı ajite edenlere dair üç beş cümle edecek bilinçteyiz şükür.
devamını gör...

farklı çeşitleri bulunan optik fenomen.

genel olarak alt ve üst serap olmak üzere 2 türlüdür.

alt serap, yazın çoğumuzun asfalt üzerinde su varmış gibi bir yanılsamaya şahit olduğu türden serapları açıklar. bu olay, görüş açınız doğrultusunda sıcak havanın soğuk havadan daha aşağıda olduğu durumlarda gerçekleşir. örneğimizde asfaltın ısıttığı birkaç santimetre kalınlığındaki sıcak havaya gelen güneş ışığı, bu bölgeye geldiğinde, 2 hava kütlesi arasındaki yoğunluk farkı nedeniyle bükülerek yön değiştirir. böylece gözünüze, o bölgede su varmış gibi bir görüntü gelir. çöllerde görülen serap da bu türdendir. mavi bir su olarak görünen şey de aslında bükülerek gözünüze gelen gökyüzünün mavisine ait olan ışıktır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(görsel, weatheronline.co. uk'tan alıntıdır.)

üst serap bunun tersidir. bu kez soğuk hava, sıcak havadan daha aşağıdadır. gelen ışığın bükülme yönü yine soğuk havaya doğru, yani bu kez aşağıya doğrudur. bunun sonucunda, karşımızdaki cismi olduğundan daha yüksek bir yerde görürüz. fata morgana adı verilen serap türü budur.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(görsel, farmersalmanac. com'dan alıntıdır.)
devamını gör...

aslında var olan durumdan sıkılmak . hiç yapmadığınız şeyleri yaptığınız an heves geri gelir. hiç dağ yürüyüşüne katıldınız mı ?
hiç dilini bilmediğiniz bir memlekete gittiniz mi ? hiç bir parkta yaşlı amca ile sohbet ettiniz mi deneyimleri dinlediniz mı ?


beyin sürekli aynı şeyleri tekrar ettiği vakit yani monoton bir hayat olduğu vakit gelişme göstermez ve kendi kendini yemeye başlar bundan dolayı bunalım içinde olabilirsiniz.

ibni haldun der ki “insan beyni değirmen taşına benzer. içine yeni şeyler atmazsanız, kendi kendini öğütür durur.”
devamını gör...

trans olmanın nesi suç, ahlaka aykırı hiçbir şey göremiyorum ben ortada? rtük kendi görevinden çıkıp akp'nin ideoloji aygıtı oldu artık, ülkedeki bir çok kurum gibi. yazık, akp ülkenin ayarlarıyla kökten oynuyor. bunlar gittikten sonra ne kadar sürede toparlanırız hiç bilemiyorum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
toprağındır o.
devamını gör...

5 mart 2021 günün ünlüsü yazarlarımız;

twitter ünlüsü: celâli

instagram ünlüsü: daddy

oldu. (bkz: kocaman alkış)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim