bu konunun etikliğiyle ilgili bir şey diyemem ama bu vesileyle daha fecaat bir durumdan bahsedeyim. sevgili yazar bebeğin mahrem yerlerinden bahsediyor. ben 9 yaşında koskaca çocukken eve çağırılan sünnetçi neredeyse tüm sülanenin önünde kesme işlemini tamamladı. yediden yetmişe herkes sansürsüz bir şekilde açık hava sineması tadında izledi bu durumu. ne kadar saçma olduğunu, yanlış olduğunu o yaşımda o koca insanlara bir türlü anlatamadım. şimdi kalkıp onlara desem bebeğin mahremi etik falan kafam güzel muamelesi yaparlar. daha o seviyeye gelemedik.
devamını gör...

bitmiş bir şeye verilen yok cevabına hiç mi yok diye karşılık vermek
devamını gör...

iyi insanı secdelerden değil, doğru sözünden ve emanete ihanet etmemesinden tanırsın. sözünün sahibidir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
hayatta bazen çılgınlıklar yapmak gerek.
devamını gör...

an itibarıyla yayında olan rozettir.
kafa sözlük olarak 8 mart dünya emekçi kadınlar günü’nü unutmadık ve siz değerli yazarlarımız için bir rozet hazırladık. sadece 24 saatliğine yayında olacak rozetin karma puanı 1. evet yanlış duymadınız, 1(bir)* kadına şiddet ve kadın cinayeti haberlerinin katlanarak arttığı bu günlerde bu tarz olayları önleyemesek de tavrımızı ortaya koymamız gerektiğini düşünüyorum. bir gün değil her gün bu bilince sahip olmamız temennisiyle.
8 mart dünya emekçi kadınlar günümüz kutlu olsun!
haydi kafa store'a!
not: bu 8 mart 2021 tarihine ait özel koleksiyon bir rozettir.
24 saat sonra kafa store'dan kalkacaktır.
ancak rozet satın aldıktan sonra sizindir, dilediğiniz gibi kullanabilir ve sergileyebilirsiniz.
devamını gör...

tam olarak bu günkü mutluluk sebebim.
canım cicim yazarlarım
seviyorummmm bende sizleri
hemida ne gada çok.
şarkı size gelsin.
*
olmaz olsun cüzdanımda milyonlar
kafa sözlüğün ablası oldukça.
*
devamını gör...

kokuların duyguları var mıdır?
patrick süskind'in bugüne kadar sadece koku kitabını okudum ve okuduğum gibi diğer kitaplarını almaya karar verdim.
böyle bir düşünce yazarın aklına nasıl geldi diye düşünmeden edemiyor insan. koku duyusu hiçbirimizin önemsemediği ama yokluğunda hemen hissettiği bir duyu.bu duyuyu o kadar ayrıntılı bir şekilde anlatmış ki anlattığı şeylerin kokusunu alıyorsunuz.kendimi kitabı okurken sürekli koklamıştım ve acaba baptiste benim kokum hakkında ne düşünürdü diye çok merak etmiştim.

bir hikayeyi anlatılabilecek en güzel şekilde anlattığını ve bizi bir çok soruyla baş başa bıraktığını düşünüyorum .mesela ölüm ile yaşam, insanların medeni görünümü ve ne kadar farkında olmasak da kokuların kişiliğimizi belirlemesi gibi güzel konulara değinmiş bu kitapta.

baptiste kesinlikle en iyi kitap karakterlerinden birisidir bana göre.kendisinin bir katil olduğunu anlamayacak kadar koku bağımlısı bir insandır o. bir kokusu yoktur fakat mükemmel koku alma yeteneği vardır.karakterin gelişimi ve doğduğu andan beri yaşadığı olaylar onu tam bir antikahraman yapmaktadır.
her karakter kendisini mükemmel bir şekilde anlatıyor ve hepsinin de sonu trajikomik bir tiyatro oyunu gibi bitiyor.
geçtiği dönem ,anlatım tarzı ve karakterler çok hoşuma gitti.kurgusu çok akıcıydı ve bir saniye bile elimden düşmedi.263 sayfalık kitap bana 30 sayfaymış gibi gelmişti.
sonuç:okuyun,okutturun
devamını gör...

2. dünya savaşı sırasında barbarrosaa harekatı ve fransa (batı) cephesi'nde görev almış, ünlü alman zırhlı birlikler şefi.

2. dünya savaşı'ndaki önemli nazi başarılarının birçoğunun arkasında guderian, onun öğrencileri veya taktikleri bulunmaktadır. bunlara örnek vermek gerekirse; (bkz: schlieffen planı)'nın tıkanmamasını sağlamak amacı ile geçilmesine neredeyse imkansız gözü ile bakılan (bkz: ardenler) ormanı'ndan zırhlı birliklerini geçirerek, müttefik birliklerini kuşatma altına alması. üstelik ardenler'i geçtikten sonra birkaç üst rütbeli subaylardan tepki gelmiş ve daha fazla ilerlemesine izin verilmemiştir. bunun nedeni heinz'in piyadeleri beklemeden, direkt olarak tanklarla atağa geçmesi idir.

evet, o dönemler tanklar başlı başına bir savaş aracı olarak değil de daha çok piyadeye destek ekipmanı olarak kullanılıyordu. çünkü heinz'in tankları hariç, o dönemin tankları yavaş ve hantaldı. (sovyetler ve abd de bunu bozacaktır.) dolayısı ile piyade ile birlikte gitmesi öngörülüyordu. heinz bu kalıbı yıkıp, günümüz tank-savaş anlayışını başlatmıştır ancak nazi almanyası'nda birtakım gelenekçi, süvari veya piyade altyapısından gelme subaylar bundan hoşlanmadığı için guderian'ın piyadeleri beklemesini isterler.

fakat kendisi yalvar yakar bir şekilde izni koparıp, sayıları 400.000'i bulan müttefik birliklerini dunkirk'de kuşatma altına alır. onları etkisiz hale getirecek iken, hitler'den "yeter artık, iyice sınırları aştın." minvalinde bir emir gelir ve guderian'ın saldırmaması emredilir. bu hitler'in yaptığı en büyük hatalardan biri olacaktır.

hitler, dunkirk'deki birlikleri alt etmek için guderian'ın yerine lutwaffe'yi görevlendirir ancak lutwaffe bu görevi başaramaz ve yaklaşık 360.000 müttefik askeri dunkirk'den ingiltere'ye deniz yolu ile taşınarak kurtarılır. bu kurtarma harekatına (bkz: dunkirk kurtarma harekatı) denir.

her ne kadar ingilizler dunkirk'de başarılı olsa da guderian ve ekibi yarılmış olan belçika cephesi'nden artık güle oynaya paris'i alır ve batı cephesi böylelikle kapanır. ayrıca bu 1. dünya savaşı'nda 4 yılda yapılamayanın, çok kısa bir sürede (yaklaşık 1 ay. (10.05.1940-21.06.1940)) tamamlanması demektir.

yani bir nevi batı cephesi'nin fatihi diyebiliriz.
ayrıca arkadaşları ona hızlı taktikleri ve piyadeyi beklemeyişinden ötürü hızlı heinz de demiştir.

bir de dünya'nın en büyük kara harekatı olan 21 haziran 1941 saat 4.55'te başlayan barbarossa harekatı'nda yaptıkları vardır ki savaş tarihine geçmiştir.

barbarossa harekatı başladığında, 1 haftada minsk'i ele geçirmiştir. ağustos'un başlarında merkez cephesi'nde yaptığı kuşatmalarla 600.000 sovyet askeri'ni esir almıştır. bu dünya savaş tarihi'nde alınan en büyük esir sayısıdır. daha sonra hız kesmeden smolensk'i alır ve moskova'ya doğru ilerler ancak hitler'den yine çok büyük bir hata gelecektir.

hitler guderian'a piyadeleri beklemediği gerekçesi ile ceza niteliğinde bir emir verir. ona moskova yerine kiev'e saldırmasını emreder. kiev ile moskova arasındaki mesafe farkı yaklaşık 200 km'dir. guderian geri dönüp, kiev'i alıp, tekrar dönüp, moskova'yı alana kadar kış gelecektir. bunu hitler'e iletir ancak hitler umursamaz. üstelik, petrol sıkıntısı çeken almanya guderian'ın git gel 400-500 km'lik boş yere yol tepmesiyle, boş yere benzin kaybedecektir.

boş yere diyorum çünkü halihazırda kiev için saldıran birlikler zaten vardır. guderian'ın geri dönüp, kiev'i alması hiç bir şey ifade etmez.

ve tam da dediğimiz gibi olur. guderian geri döndüğünde kış gelir ve sovyetler artık daha hazırlıklıdır. böylelikle moskova'ya 22 km kala, dürbünle kremlin sarayı'nı görürken, geri dönmek zorunda kalır.

eğer hitler ve avamının piyade takıntısı bu kadar yüksek olmasa, dunkirk'de 400 bin asker yok edilmiş (esir veya ölü) olacaktı ve muhtemelen ingiltere de fransızlar ile beraber pes edecekti. etmese bile önemli bir gelişmeydi bu.

yine guderian dinlenseydi, moskova, tula gibi yerler düşmüş olacak ve belki de bugün çok çok farklı bir dünya'da yaşıyor olacaktır.

tüm bu olayların üstüne guderian hitler'e iyice çıkışır ve görevden alınır. tabi daha sonra (1944) hitler çaresiz kalınca, guderian'ı çağırır ve doğu cephesi genel şefi olarak atar ancak iş işten çoktan geçmiştir. zaferler kaybedilmiştir. bu saatten sonra sovyetler'i durdurmak imkansızdır. ancak yine de işini layığı ile yapmaya çalışır ve sovyetleri belki 0,5-1 yıl geciktirir.

ayrıca heinz guderian bugünkü modern tank anlayışının şeflerinden olmakla birlikte (bkz: blitzkrieg) taktiğinin de uygulayıcı, öncüsü ve geliştiricilerindendir. bu taktik polonya'da çok işe yaramıştır. keza fransa'da uygulanan taktik de bir nevi budur.

bu taktiğin önemini anlamak için batı cephesi'ndeki orduların güçlerinin kıyaslanması yeterli olacaktır. bizlere hep naziler çok güçlü, über güçlü, mükkemmel olarak anlatılır. böylelikle sovyetler ve amerika bizim kahramanımız olur. burada nazileri savunacak halim yok ancak sovyetler'in ve amerika'nın anlattığı kadar güçlü değillerdi. batı cephesi'nde ekipmanlar karşılaştırıldığında neredeyse birbirine eşit olduklarını, hatta bazı konularda fransa'nın almanya'dan önde olduğunu göreceksiniz. ancak blitzkrieg ve hızlı heinz'in hızlı tankları, ekipmanlardan, istatistiklerden çok daha üstün gelmiştir.

çünkü tıpkı kendisinin de dediği gibi;
"ileride her nerede savaş olursa olsun tanklar savaşın kaderini belirleyici faktör olacaktır."
işte fransızlar ve ingilizlerin tek eksiği tanklarının ve tank şeflerinin hızlı guderian ve hızlı tankları kadar güçlü olmamasıdır.

onlar piyade için tank anlayışında iken,
guderian tank için piyade anlayışındadır ve bu kazandırır.

heinz guderian ayrıca sanıldığı gibi nazi partili değildir. hatta birçok yerde ırkçı muameleri eleştirir. hatta süregelen rivayetlerden biri o dur ki, heinz ve birlikleri minsk'e girdiğinde askerlere çiçek dağıtan insanları görür ve askerlerine dönüp, der ki; "işte onlar bizim kadar alman'dır. onlar artık reich vatandaşı'dır, reich sınırlarındadır ve bizim halkımızdır." der.

tabi bu rivayetler ne kadar doğru bilinmez ancak guderian'ın hitler'le yaşadığı sorunlar, bazı kayıtlar ve yazdığı kitaplar göz önünde bulundurulduğunda gerçekten bir ırkçı olmadığı rahatlıkla anlaşılabilir.

kitapları:
(bkz: bir askerin hatıraları)
(bkz: dikkat panzer) bu kitap bazen orjinal adı ile satılır. orjinal adı:
(bkz: achtung panzer)'dir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
berlin ile izmirin çok uzak olması nedeniyle ancak 10 yıl sonra katılabileceğim ziyafettir.
bu arada 45.000 kişilik yeriniz varmı? biraz kalabalık geliyoruzda.
devamını gör...

halk adamıyız yapmayız hece
peşini bırakmam artık gündüz gece
sevdim seni dost çıktın cengaverce
kimler geçti bu yoldan senin gibi nice
devamını gör...

evet yazar arkadaşlarım biliyorsunuz ki ülkemiz ekonomik sıkıntılar çekiyor. madalyalı tanım özelliği sonrası madalya bozdurarak hayatımızı devam ettirmeye çalışıyorduk. ancak artık lakaplar geldi, madalyaların pabucu dama atıldı. madalya bozdurmaya gittim, görevli bana senin gibi ezik yazarların madalyasını bozmuyoruz artık demesin mi? benim neyim ezikmiş diye geri çıkıştım. lakapsız yazarları yazardan saymamaya başlamışlar onu anladım, bana lakapsız kendine yazar nasıl diyebiliyorsun diye sataştı. ponçik kalbimi tam ortadan ikiye böldü anlayacağınız. ben de düştüm yollara, sonunda madalya bozdurabileceğim biri buldum ama o da değerinin yarısını verdi. normalde ayda bir madalya bozdurarak geçinebiliyordum ama artık mümkün değil anlayacağınız. gökten lakap da yağmadığına göre benim ay sonu fatura/kira ödeyebilmek için tam zamanlı olarak madalyalık tanım yazmam gerekiyor sanırım. şans dileyin sözlük.
devamını gör...

denizde yüzerken bir anda büyük bir fırtına çıktı. kıyıdan epey uzaklaşmış olan ben geri dönmeye çalışırken, arkamdan gelen dev dalgalar da beni adeta dövüyordu. arada bir dalgaların altına sürüklüyor, yüzeye çıkmamı da zorlaştırırken, aynı zamanda nefesinin gitgide tükenmesine ve su yutmama neden oluyordu.

böyle bir vaziyet altında iken, bir de üstüne hiç istemeyeceğim türden bir olay geldi: vefat etmiş dedemden kalma antika bir para kolyesi boynumdan kurtulup suyun dibine düştü. şans getirsin diye zamanında kolye yapmıştım ve hep boynumda taşırdım. o benim için çok önemli bir parçaydı. asla ve asla onu almadan gidemezdim. dalgalar bir yandan beni döverken, azıcık kalan son nefesimle suya daldım. neyse ki daldığım yer çok derin olmamakla birlikte 5 metreden biraz daha derindi. ancak yine de deniz gözlüğüm yoktu ve suyun dibini göremiyordum. yaklaşık 30 saniye boyunca kolyeyi bulmak için kumu eşeleyip durdum. ancak bir türlü elim ona çarpmıyordu ve nefesim de halim de hiç yoktu. o yüzden bir süreliğine yüzeye çıkmaya karar verdim. nefes nefese olmama rağmen, o panik içinde sadece birkaç saniye soluklandım, ve tekrar daldım. ikinci dalışımda son nefesime kadar o kolyeyi arıyordum. diyaframım daha önce hiç bu kadar sıkışmamıştı ve öleceğimi düşünüyordum. en sonunda, elim o metal hissiyatını aldı ve kolyeyi de buldum. suyun altında iken hemen boynuma taktım, ve boynumdan bir daha düşmeyecek şekilde kolyeyi boynuma doğru gerdim.

ancak, kolyeyi bulmanın mutluluğunu fazla yaşayamadım. birkaç kulaç daha attıktan sonra yorgunluktan bayılmışım. bu andan sonra, artık kıyıya çıplak göz ile görülebilecek kadar yaklaşmıştım. balıkçı abilerimden biri olan kemal abi de, çok şanslıyım ki beni görmüş ve kurtarmış. uyandığım zaman onun teknesi de kıyının dibine vurmuştu ve o an denizde yüzen tüm ahali etrafımda toplanmıştı. sağolsun oradaki herkes de sonrasında bana yardımcı olup beni evime kadar götürecekti. böyle uzaktan söyleyince karizmatik olmuyor biliyorum ama; eğer kemal abi olmasa orada boğularak çoktan ölmüş tüm bile. kendisine olan borcum ödenmez gerçekten. işte böyle, benim de mucizevi hikayem budur...
devamını gör...

"hamileyim" haberi almaktır.
devamını gör...

tarihi muhteşem yüzyıldan dini ve dindarları yeşilçamdan, şeriatı ise şehir efsanelerinden tanıyan yüksek akıl sahibi, aydınlanmış insanların zihinlerindeki çöplüğü, anakronizmi ve tarihsel tasavvur kıtlığını meydana seren tanımlar olmuş elinize sağlık, herbiriniz vâka gibisiniz akıl sahipleri için size bakıp ancak ibret alınabilir.
devamını gör...

şu sıralar muzdarip olduğum hastalık
çocukken çekirdek içi biriktirmek gibi bir şey. hepsini aynı anda yayınlama isteğimi zor bastırıyorum.
devamını gör...

eskitilmiş yaz şarkısıdır.

uyursam geçer mi?
ya da bu böyle sürer mi?
yerine düşlere güvensem
yine günler incitir mi?

buradan
devamını gör...

poetik sinemanın ve glasnost devrinin öncesinde ortaya çıkmış rus yönetmen. şair çocuğu olmasının verdiği kültürle oluşturduğu kendine has tarzı çok konuşulmuştur. ki şiir bilgisini zerkalo isimli filminde mükemmel bir şekilde kanıtlamıştır. sinema okumadan evvel arapça eğitimi almış, yönetmenliği mihail romm'dan öğrenmiştir. modern toplumun yarattığı hız kavramına tepki olarak yarattığı yavaşlığı, saykodelik tarzı hissederek yakalayabilirsiniz. arapça bilmesiyle birlikte doğu felsefesine merakını zaten evveli yıllardan göstermiş ve doğunun kültürünün odak noktası olan insanı, mükemmel incelemiştir. ki bunu da elleri, sosyalist bir devletin kordonunda hapisken yapmıştır. hiçbir zaman tutuklanmamış, yargılanmamış ve yasaklanmamış olmasından dolayı kira muratova gibi kurban olarak adlandırılması kira muratova'ya haksızlıktır. zerkalo ve stalker yapıtları cannes'da engellenmiştir. bu da benim gözümde sinema dünyasının kendi dalını kesmesidir ve yapılmış en büyük saygısızlıktır.
devamını gör...

malum şahıs
siyasal islam
ekonomi
yazdıkça yazasım geliyor. 3 yetmez ki.
devamını gör...

türkiye’nin beşinci nesil uydusunun başarıyla uzaya fırlatılması hadisesi. uzay çağına abd üzerinden de olsa giriş yaparak katkı sağlamaya başladık.

boş işler uzmanı olmak yerine az biraz bilim peşinde koşsak bazı şeyleri kendi başımıza da yapar, hatta öncü olurduk.

türkiye'nin yeni uydusu türksat 5a, türkiye saatiyle 05.15'de abd'nin florida eyaletinde bulunan cape canaveral üssü'nden başarıyla fırlatıldı. ulaştırma ve altyapı bakanı adil karaismailoğlu, "türksat 5a uydusundan ilk sinyal alındı" dedi. karaismailoğlu, türksat 5b uydusunun ise haziran ayında fırlatılmasının planlandığını bildirdi.

buradan
devamını gör...

tam aksine lezbiyenler kötü gayler iyi. lezbiyenler erkekler için potansiyel aday sayısını azaltırken, gayler potansiyel rakip sayısını azaltıyor.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim