gece gece bir bakayım dedim, resmen kolum kanadım kırılmış hissettim. yangından mal kaçırır gibi ben yaptım oldu mantığı işte. yapsaydın ya bir referandum, bak bakim ne oluyordu, öyle uzaya kadın gidecek demekle olmuyor, kadının erdemli yaşam hakkını elinden almasaydın!!!
devamını gör...

“sen hem ben gülü seveyim diyorsun, hem de dikeni elime batmasın. rezil rüsva olmayan aşık olur mu hiç?”
seçmekte oldukça zorlandım, canım poyrazcım karayel, canım ayşegülüm.
devamını gör...

olası iki evren arasında ya da evrenimizdeki iki nokta arasında, ışıktan hızlı seyahat etmeyi mümkün kılacak teorik kestirme yol.

yapısını ve neden görelilik kuramına göre imkânsız ama kuantum kuramına göre mümkün olduğunu anlatmaya çalışayım.

biliyoruz ki kara delikler şu an için bildiğimiz en yoğun cisimler ve uzay - zaman dokusunu büyük ölçüde bükebiliyorlar. şu temsili resim üzerinden konuşalım:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bunun bir kara delik olduğunu farz edelim. dış kısımda olan bir cisim, kara deliğin çekim gücünden çok fazla etkilenmez ama içeriye doğru hareket ettikçe, geri dönüşü olmayan olay ufkuna doğru gitmeye başlar. bu resim zamanın sadece bir anında donup kalmış kara deliği temsil ediyor. oysa gerçekte bu yapı böyle dümdüz durmuyor ve şunun gibi dalgalanmalar yapıyor:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


bu dalgalanmaların sonucunda, kara deliğin merkezi bölgesi, içine düşen bir cismin üzerine kapanır. yani teorik olarak bir cisim bir kara deliğin içine düştüğünde, uzayda bir yırtık bulup oradan başka bir yere gitmez. merkeze yani tekillik denen noktaya ulaşamadan yapı o cismin üzerine kapanır.

***

şimdi bu cismin matematiğini yani bunu temsil eden formülü de cismi de alıp ters çevirelim. solda bir kara delik temsili, sağda ise bunun tersini görüyoruz:

hizliresim.com/Y7M97C

her şeyi tersine çevirdiğimiz için, cismin özellikleri de tersine döndü. yani bu kez, içine giren şeyi bir daha dışarı bırakmayan bir cismin aksine, içine giren bir şeyin hiçbir şekilde orada kalamadığı bir cisim elde ettik. bu iki cismi uçlarından birbirine eklediğimizde ta - daaa! karşınızda bir solucan deliği...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

şimdi burada şöyle bir yapı elde etmiş olduk: bir tarafından giren cisim bir daha geri dönemeyecek ve diğer tarafa doğru yolculuğun sonunda bu kez orada kalamayarak dışarıya atılacak. cismi dışarıya atan kısma beyaz delik de diyoruz ancak henüz evrende böyle bir şey gözlenmedi.

bu arada elde ettiğimiz bu yapıya einstein - rosen köprüsü de denir.

***

yalnız burada bir sıkıntı çıkıyor ortaya. kara deliğe düşen x cismi, kara deliğin merkezine gelemeden kara deliğin kendi üzerine kapandığını söylemiştik. bu durumda x cismi hiçbir zaman beyaz deliğe geçiş yapamayacak demektir. bir solucan deliği elde edebilmemiz için, kara deliğin beyaz deliğe geçiş kısmının bir şekilde açık tutulabilmesi gerekiyor.

bunu yapabilecek tek şey, yani kara deliğin kendi üzerine çökmesini önleyerek bir solucan deliği elde etmeyi sağlayan şey negatif enerjidir. fakat görelilik kuramı, böyle bir yapıyı uzun bir süre boyunca çökmekten koruyacak olan negatif enerji dediğimiz özelliğin imkânsız olduğunu söyler. bu nedenle bir solucan deliğinin var olması, genel göreliliğe aykırıdır.

***

egzotik madde dediğimiz parçacıklar, negatif enerji etkisi yaratabilir. casimir etkisi başlığı altında da inceleyebileceğimiz bu etki, bir solucan deliğinin çökmeden kalmasını sağlayabilir. bu nedenle solucan delikleri, kuantum kuramına göre varlığı mümkün olabilecek yapılardır. ancak henüz bir solucan deliği gözleyemediğimiz için bunlar şimdilik sadece teorik cisimlerdir.
devamını gör...

bilgisayar mühendisliği öğrencisiyim. şu an karar verme aşamasındayım ve 10.000- 25.000 tl arasında bir bütçem var. önerilerinizi bekliyorum.
devamını gör...

işte milyonlarca kişinin kendisine defalarca sorması gereken soru.
az sonra.
milyonlarca kişi bu soruyu kendine devamlı sormalı.
soruyu görmek için bir sonraki sayfaya geçin.
soruyu görünce şok olacaksınız.

kime ne?
devamını gör...

tanrı kelimesi düşmanlığı yıllarca izlediğimiz dublajlı filmlerdeki ''aman tanrım, oh tanrım, tanrı aşkına!'' gibi replikleri duyunca ''la demek ki bu tanrı gevurların allah'ı'' diye çıkarım yapabilenler yüzündendir.
devamını gör...

edit: başlık başa. başlığı açan arkadaş "heisenberg: doğa bilimlerinden bir yudum içen ateist olur, ama bardağı bitirince dindar olur" gibi bir şey yazmıştı. ben de böyle entry girince biraz saçma oldu tabi.

(bkz: neden böyle başlık açacağı)

heisenberg'i peygamber olarak kabul edersek zaten ateyiz olamayız. o onun görüşüdür. peki heisenberg hoca hangi tanrıyı işaret ediyor? müslümanların tanrısı mı, afrika tanrıları mı, sümer tanrıları mı, yunan tanrıları mı?..... eğer hangi tanrı olduğu önemsizse deist oluruz ki bu durumda da tanrıya tapınmanın, ona bir ad vermenin, ibadetin, dinin bir anlamı olmaz.

yok hafız, ben ateist olmaya devam ederim.
devamını gör...

bir karadeniz dizisi çekmek için gerekli ve yeterli materyal. *
devamını gör...

odun bilimi anlamına gelen ksiloloji, ahşabın kaba ve ince yapısına odaklanan bir dendrokronoloji dalı (ağaç halkaları ile tarihleme yapma yöntemi) olarak bilinmektedir. ksiloloji evlilik hazırlıklarına girişen eş adaylarınca mecazi olarak da kullanılmaktadır.

ormancılık ve orman mühendisliği ile ilgili bir bilim dalı olan ksilolojinin kökeni yunanca ksilon - ahşap kelimesinden gelmektedir.
odun hücreleri ve dokuları ile ilgili konuları; odunların fiziksel, mekanik ve kimyasal özelliklerini inceleyen ksiloloji sanal dünyada şöyle kullanılmaktadır:

“hiç mi ksiloloji bilmiyorsun, bu bildiğin yontulmamış kütük. evlenirsen gazetelerin 3.sayfasında görürüz seni…. ne demişler kütüğü adam yapmaya çalışma… kütük tersten okununca da kütüktür”.

“mumla mı aradın bunu…ayağını çalıya çırpıya sürt daha iyi…odun bu odun, ksiloloji öğren biraz.”

”sen gepetto gibi ksiloloji uzmanı değilsin ki bu odunu pinokyoya dönüştüreceksin. karşındaki odun, iyice yontman gerekir onu”.

“bak necip fazıl demiş ki…tomurcuk derdinde olmayan ağaç, odundur…bu mu tomurcuk açacak”.

erkekler ise “ksiloloji bilmeyiz ama odunu fazla inceltirsen kıymıkları çok olur… bir erkek ne kadar odun olursa olsun, tek bir kadın için yandığı sürece adamdır” diyerek cevap vermektedir.

ahşap, teknolojide kullanılan tüm malzemeler arasında en çeşitli, en kullanışlı, en sağlıklı ve en doğal olanıdır. oturduğunuz evlerdeki her maddenin ruhunuza ve bedeninize etkisi vardır. ahşap pozitif enerjiyi en çok veren malzemedir.
iyi bir marangoz iseniz bir kütük bile elinizde güzellikler ile dolu ahşap mobilyalara dönüşür.
çocuklar için ağaç ev bile yaparsınız.



“sokağımız arnavut kaldırımı,
evimiz ahşap iki oda.
daha iyisi de olabilirdi ya,
şükür buna da” - turgut uyar.
devamını gör...

babasıyla iletişim kurabilen insanlar da mı varmış?
(bkz: daddy issues)
devamını gör...

özellikle mesajlaşırken olabilme ihtimali daha da artar. bir şey yazarsınız, aslında şakadır, ama random koymazsınız... yanlış anlaşılmanız hayırlı olsun.
devamını gör...

"küsmek nedir bilir misin?
küsmek dürüstlüktür.
çocukçadır ve ondan dolayı saftır.
yalansızdır.
küsmek; 'seni seviyorum'dur
vazgeçememektir
beni anlatır küsmek
kızdım ama hala buradayımdır,
gitmiyorumdur, gidemiyorumdur.
küsmek; nazlanmaktır, yakın bulmaktır, 'benim için değerlisin'dir.
küsmek; 'sevdiğini söyle' demektir,
'hadi anla' demektir.
küsmek; umuttur, acabaları bitirmektir, emin olmaktır.
yani, diyeceğim o ki:
ben sana küstüm!"


-nazım hikmet'in bu şiirini duymasaydım küsmek kelimesine bu kadar anlam yükler miydim bilmiyorum. ama gerçekten de evet küsmek aslında çok şey barındırır. şiirde dediği gibi hala oradasınızdır. sizin için çabalasın, gönlünüzü alsın istersiniz. evet çok saftır küsmek. çünkü kırılan küçük bir çocuksunuzdur o an. kollarını birbirine dolamış, suratını asmış, kaşlarını çatmıştır küsmek. hadi gel sarıl der aynı zamanda. ayrıca küsünce sizin gönlünüzü alan, sizinle ingilenen insanlar iyi ki varlar. onların değerini bilin dostlar.
devamını gör...

(bkz: michael owen)
devamını gör...

konuya önce feminizmin anadolu coğrafyası içindeki konumuna bakarak başlamak gerekir.
erken cumhuriyet evresinde ve mustafa kemal atatürk önderliğinde kadının seçme ve seçilme hakkını elde ettiği 1934 tarihine kadar bu topraklarda feminizm var olmuştur.

ilk feminist önderlerden nezihe muhittin 1931 basımlı kitabı olan türk kadını’nda şöyle yazar;

“cumhuriyet yürüyecek ve kadınlık hayatına dair bir çok ışıklar serpecektir. siyasal hakkımızın verildiğini kutlayacağımız gün uzak değildir”.

türk kadın hareketleri, o dönemdeki feminist çabalar milli karakterli görülüp, türk milliyetçileri tarafından desteklenmiştir.

türk kadınlarının, çoğu avrupa ülkesinden önce bu haklara sahip olması, neredeyse tüm dünyanın dikkatini çekmiştir. bu bağlamda avrupa ülkeleri, totaliter rejimlerin baskısı altında kavrulurken tüm dünyadan feministlerin katıldığı 12. uluslararası kadınlar birliği kongresi 1935 yılında türkiye’de gerçekleşmiştir. bu konuda kapsamlı bir sinan meydan makalesini aşağıya ekledim.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

gelelim 12 eylül 1980 darbesi sonrası bugün feminist hareketlerin geldiği noktaya.
elbette tüm dünyada neoliberal politikalar namuslu kavramların özünü emip posasını çıkardığı için bugün türkiye feminizmi alt metinlerinde kürtçülük yapılan bir marjinal harekete evrilmiştir.
sözlükte ve ülkede oluşan feminizm ve feminist düşmanlığının temelinde kanımca bu yatmaktadır.

türkiye’de kadına şiddeti meşru gören aklı başında tek bir türk erkeği olduğuna inanmıyorum.
fakat meydanlarda yapılan feminist hareketlerin iç dinamiklerine bakınca muhafazakar anadolu insanının neden tepki gösterdiğini az çok anlayabiliyorum. bir kaç bol takipçili feminist örgütün paylaşımlarına bakınca bu gerçeklik daha parlak bir hal alıyor. detaylı bir tarama ile sizler daha radikal kürtçü oluşumların sözde kadın hakları temalı paylaşımlarını bulabilirsiniz.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

öte yandan kadının sosyal yaşamın her yerinde olduğu ülkemizde sözde kadın duyarı kasan bu oluşumların tek bir kadın polisten, tek bir kadın askerin şehadetinden, başarısından bahsettiğini veya karşılaştıkları zorlukları dile getirdiğini göremezsiniz.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

demem o ki, türkiye’nin aydın türk kızları ve türk kadınları arka planında ihanetten başka bir çaba gütmeyen bu kürtçü dernekleri terketmeli ve kendi bağımsız örgütlenmelerini başlatmalıdır.

"ey kahraman türk kadını, sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın."
mustafa kemal atatürk

kaynak 1

kaynak 2

kaynak 3
devamını gör...

türüne nadir rastlanan siyah renkli ve sarı benekli bir kertenkele cinsi. ısırma ve zehir püskürtme gibi tehlikeleri olmayan, sadece yağmurlardan sonra ortaya çıkarak sümüklüböcek ve küçük tırtıl ile beslenen bir sürüngendir. gözlerinin arka kısmında süt kıvamında bir zehir salgılayarak, kendilerini yemek isteyen kedi ve köpek gibi hayvanların ağız kısmında salgı yoğunluğuna sebep olarak kendilerini tükürttürmek suretiyle hayatta kalmaya çalışırlar.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yüzde doksanı asker kaçağı olup instagram da ve twitter da vatan millet kurtaran piramitlerdir. nedense hepsinin altında lüks araçlar vardır. inşaat ve galeri sektörü tamamen kendi ellerindedir. hile, hurda, torpil hepsi bunlarda. evet.
devamını gör...

canım kardeşim’dir.
iliklerine kadar yoksulluğu,çaresizliği mükemmel işleyen filmdir.
müzikleri adamı bitiriyor özellikle
devamını gör...

sosyal fobi ya da sosyal anksiyete... başlığı görünce kendimi buraya ait hissettim. küçüklüğümden beri hep utangaç oldum. daha doğrusu hayat koşulları beni utangaç hale getirdi. ta ki, geçen sene cesaretin ne kadar önemli olduğunu anlayana kadar. bir dizi sayesinde bunun üzerine düşünmüştüm, sonra çevremde ki bazı insanların da böyle olduklarını fark ettim. hiçbir bilgi birikimine sahip olmayıp, sadece -aptal- cesaretleri sayesinde bi' çok şeyi başarmış insanları gördüm. ve dedim ki, ben bu insana kıyasla daha aklı başı yerindeyim, ama hep kaybediyorum. akılsızın teki sırf bir saniye düşünmeden hareket etti diye benden başarılı oluyor. kafama dank etti ve ardından güzel bir küfür ettim. artık siz buraya hangisini yakıştırırsanız. o günden beri çok düşünmüyorum ne diyeceğimi, ne yapacağımı; çünkü zaten kendimi tanıyorum ve başarıyı o insanlar kadar bende hak ediyorum. her şey kendini tanımakla başlar, tabii bende hala ara sıra bocalıyorum. içime kapanıyor tek bir söz söyleyemiyorum. lakin şöyle güzel bi' günde (benim için güzel hava koşulları değildir) tek başıma dışarı çıkıp, bir parkta kitap okumak. ah, o işte beni topluyor...
devamını gör...

hiç beğenmediğim, ileri giderek burns’un neredeyse bir şarlatan olduğunu düşüneceğim (bu egosuna ve kibrine olan öfkemden ileri gelmekte), kişisel gelişimin bilimsel soslara bulandırılmış hâli olan kitap.

bilişsel davranışçı terapi, her ne kadar yeterince benimsemediğim bir yöntem olsa da, bilim dünyasında özellikle son zamanlarda yer bulabilen bir görüş. bu terapi yönteminden ziyade kitap üzerine olacak görüşlerim de zaten.

kitapta burns oldukça üstten bakan, ben bilirimci bir tavırla yaklaşmış ve hatta bana göre diğer psikoloji yaklaşımlarını da oldukça küçümsemiştir. kitapta anlattığı şeylerin doğru olduğuna okurları inandırabilmek için adeta diğer yaklaşımları göz göre göre silikleştirmiş ve en işe yarar yöntemin kendisinde olduğunu öne sürüp durmuş. ayrıca bunu egoist ve bana göre narsist bir tutumla yapmış. bu sebepten, henüz bitirememiş olsam da, aşırı itici bir kitap hâlini aldı benim için.

fakat benim bu söylediklerim kitabın işe yarar olabileceği olasılığını değiştirmiyor elbette. kitapta söylendiğine göre bireyler üzerinde oldukça olumlu etkilere neden olmuş. içerisindeki teknikler uygulanırsa bireye yardımcı olabileceğini de düşünüyorum. yalnızca yazarın tavrını, kibrini beğenmedim. her şeyi düşünceye bağlayan ve duyguları neredeyse yok sayan tutumunu beğenmedim.

beğenmediğim son nokta olarak da, kitapta anlatılanlar sanki soruna kesin çözümden ziyade, geçici bir etkiye katkı sağlayabilir diye düşündürdü bana. elbette düşüncelerimiz duygularımız üzerinde kesinlikle etkilidir ve kendi bakış açılarımızdan düşüncelerimize göre yorumlarız olayları ancak bunun değişmesi yalnızca bir kitapla olabilecek bir şey değil ve ayrıca büyük travmalarda, kötü olaylarda bu yöntemin ne denli işe yarayabilir olduğu da tartışılır. başına gelen çok kötü bir olayı nasıl bir düşünce şekliyle yaklaşırsan yaklaş yeterince iyi hâle getiremeyebilirsin.

bu sebeple hafifletici, geçici bir tedavi olabilir ancak özellikle daha ağır durumlarda kalıcı bir etkisi olabileceğine inancım yeterince yok. düşüncelerimizi değiştirerek pek çok olayı daha olumlu yönden görebilir, üzerimizdeki olumsuz etkisini azaltabiliriz ancak her olayda bunu tam olarak uygulayabileceğimizi sanmıyorum.
devamını gör...

şaşırmadığım olaydır. bu abi kim tanımıyorum alakam yok. ama bir sürü ceza almayı hak eden insanlar varken böyle saçma şeylere takılmaları gerçekten çok komik geliyor artık.
düşünsenize parodi iş yapıyorsunuz ve ceza alıyorsunuz.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim