savaş ve barış
kitaplığımda duran, henüz okumadığım kitap. halbuki (bkz: napolyon)'un mareşallerini ezbere bilecek kadar o döneme hayranım. (bkz: mutlaka okunması gereken kitaplar)
devamını gör...
17 mayıs itibarıyla vaka sayıları 5 binin altına inecek
kültür ve turizm bakanımızdan daha mı iyi bileceksiniz.:
kültür ve turizm bakanı mehmet nuri ersoy, türkiye’de koronavirüs vaka sayılarının 17 mayıs’tan sonra 5 binin altına düşeceğini söyledi.
ben ikna oldum topu tarkan’a mı atsam acaba...
buradan
kültür ve turizm bakanı mehmet nuri ersoy, türkiye’de koronavirüs vaka sayılarının 17 mayıs’tan sonra 5 binin altına düşeceğini söyledi.
ben ikna oldum topu tarkan’a mı atsam acaba...
buradan
devamını gör...
filozofların en sevilen sözleri
devamını gör...
kafa sözlük
manyak ötesi cool kuruculara sahip platform. en beğendiğim huyları yazarların önerilerini dikkate alıp, uygulamaya koymaları. ben koskoca sözlük kurmuşum sen kimsin ki ey sudoku falan demiyorlar. öff senlemi uğraşıcam? öte git! demiyorlar. ponçiklerim, yesinler sizi. siz, size gelen evlilik tekliflerini sonuna kadar hak ediyorsunuz. *
akış akmıyor diyen yazarlar görüyorum. akıtmak sizin elinizde, klavyenize kuvvet yoldaşlarım. pavlov sende arala biraz kapıları çiçem, benim enerjim yokken çaylaklar akıtsın akışı.
son olarak, kocaman tşk.
akış akmıyor diyen yazarlar görüyorum. akıtmak sizin elinizde, klavyenize kuvvet yoldaşlarım. pavlov sende arala biraz kapıları çiçem, benim enerjim yokken çaylaklar akıtsın akışı.
son olarak, kocaman tşk.
devamını gör...
morgan freeman
sanki hiç genç olmamış, sürekli aynı yaştaymış gibi görünen büyük oyuncu.
devamını gör...
uydum akıllı
iç anadolu yöresinde sık kullanılan bir tabir. kendi aklını kullanmaktan imtina eden ve hep başkalarının aklyla hareket eden insanlar için kullanılır.
devamını gör...
şemsi tebrizi
bir şey yap, güzel olsun.
çok mu zor?
o vakit güzel bir şey söyle.
dilin mi dönmüyor?
öyleyse güzel bir şey gör veya güzel bir şey yaz.
beceremez misin?
o zaman güzel bir şeye başla.
ama hep güzel şeyler olsun.
çünkü her insan ölecek yaşta.
şems-i tebrîzî
çok mu zor?
o vakit güzel bir şey söyle.
dilin mi dönmüyor?
öyleyse güzel bir şey gör veya güzel bir şey yaz.
beceremez misin?
o zaman güzel bir şeye başla.
ama hep güzel şeyler olsun.
çünkü her insan ölecek yaşta.
şems-i tebrîzî
devamını gör...
the doors
ünü uzaya kadar yayılmış amerikalı müzik grubu.
jim morrison'dan sonra yok oldular... ama jim morrison varken neler yapmışlar neler;
light my fire
the end
riders on the storm
people are strange
ve daha niceleri tabii ki.
jim morrison'dan sonra yok oldular... ama jim morrison varken neler yapmışlar neler;
light my fire
the end
riders on the storm
people are strange
ve daha niceleri tabii ki.
devamını gör...
normal sözlük entellerinin müthiş egosu
çok sakat var hacı abi. kendini tepeye koyuyor hepsi. çıkıyor dağın başına kartal bakışı yapıyor sözlüğe. her şeyin kendi istekleri doğrultusunda olmasını istiyor.. kimsiniz siz ya ahahah.
eli klavyede nasıl entel yazsam diye düşünüyor.. yazıyor siliyor devamlı.. istediği tonu bir türlü yakalayamıyor. bakıyor yazacak bir şeyi yok ona buna sallayıp ses çıkartıyor. boş bir tenekeden fazlası olamıyor sonra.. üzücü durumlar.
solun mutlaka kendi istekleri doğrultusunda tanım olsun, bilgi olsun, wikiden de ufak serpiştirdik mi 3 5 de anket başlığı tamamdır minvalinde olması gerekiyor, ciddiye alınıyor.. burası çok sıkıntı. egolar patlıyor istedikleri olmayınca, gidiliyor modlara ağlanıyor belki. millete özelden ayrıştırıcı mesajlar atıp tarafını seç deniyor. kendilerine bakmadan kamuoyu oluşturmaya çalışılıyor. değişik olaylar..
yahu bir dön bak kimim ben de.. iki satır eleştiri egolarını söndürüyor sonra. o fıss sesi en sevdiğim. kaldırılamıyor, aşırı tepkiler veriliyor. kimsenin kimseden bir üstünlüğü yok bilinmiyor. 3 5 hype la 100lerce like la, nickaltlarında olan yüzlerce sırtlanın laflarıyla bir 'şey' oluveriyorlar aniden.
çıkışlarında bir beis görmüyorlar sonra. haklı oldukları, yine entel sırtlanların pohpohlamasıyla kabul ediliyor kendince. 'işte ben buyum' deniyor gaza geliniyor. bütün hayat buraya kanalize ediliyor.. yok demeyin sayıları aşırı fazla bu tiplerin.. buraya sonunda zarar verecek olan da bu tipler.. tarih yanılmaz.
balık krakerimi açıp izliyorum ben de bu ego savaşlarını aşırı keyifli oluyor, yüzümde mona lisa gülmesi.
eli klavyede nasıl entel yazsam diye düşünüyor.. yazıyor siliyor devamlı.. istediği tonu bir türlü yakalayamıyor. bakıyor yazacak bir şeyi yok ona buna sallayıp ses çıkartıyor. boş bir tenekeden fazlası olamıyor sonra.. üzücü durumlar.
solun mutlaka kendi istekleri doğrultusunda tanım olsun, bilgi olsun, wikiden de ufak serpiştirdik mi 3 5 de anket başlığı tamamdır minvalinde olması gerekiyor, ciddiye alınıyor.. burası çok sıkıntı. egolar patlıyor istedikleri olmayınca, gidiliyor modlara ağlanıyor belki. millete özelden ayrıştırıcı mesajlar atıp tarafını seç deniyor. kendilerine bakmadan kamuoyu oluşturmaya çalışılıyor. değişik olaylar..
yahu bir dön bak kimim ben de.. iki satır eleştiri egolarını söndürüyor sonra. o fıss sesi en sevdiğim. kaldırılamıyor, aşırı tepkiler veriliyor. kimsenin kimseden bir üstünlüğü yok bilinmiyor. 3 5 hype la 100lerce like la, nickaltlarında olan yüzlerce sırtlanın laflarıyla bir 'şey' oluveriyorlar aniden.
çıkışlarında bir beis görmüyorlar sonra. haklı oldukları, yine entel sırtlanların pohpohlamasıyla kabul ediliyor kendince. 'işte ben buyum' deniyor gaza geliniyor. bütün hayat buraya kanalize ediliyor.. yok demeyin sayıları aşırı fazla bu tiplerin.. buraya sonunda zarar verecek olan da bu tipler.. tarih yanılmaz.
balık krakerimi açıp izliyorum ben de bu ego savaşlarını aşırı keyifli oluyor, yüzümde mona lisa gülmesi.
devamını gör...
gençlerin yüzde 76'sının yurt dışında yaşamak istemesi
kalan %24’ün neye istinaden kalmak istediğinin, sosyolojik olarak incelenmesi gerektiğini düşünüyorum.
devamını gör...
otobüste yalın dinlerken aşık olmak
kornetto da ikram ediliyorsa neden olmasın.
devamını gör...
insanın anlam arayışı
"gerçekten ihtiyaç duyulan şey, yaşama yönelik tutumumuzdaki temel bir değişmeydi. yaşamdan ne beklediğimizin gerçekten önemli olmadığını, asıl önemli olan şeyin yaşamın bizden ne beklediği olduğunu öğrenmemiz ve dahası umutsuz insanlara öğretmemiz gerekiyordu. yaşamın anlamı hakkında sorular sormayı bırakmamız, bunun yerine kendimizi yaşam tarafından her gün, her saat sorgulanan biri olarak düşünmemiz gerekirdi. yanıtımızın konuşma ya da meditasyondan değil, doğru eylemden ve doğru yaşam biçiminden oluşması gerekiyordu. nihai anlamda yaşam, sorunlara doğru çözümler bulmak ve her birey için kesintisiz olarak koyduğu görevleri yerine getirme sorumluluğunu almak anlamına gelir. " v. e. f.
'insanın anlam arayışı' avusturyalı psikiyatrist viktor e. frankl tarafından yazılmıştır.
insanlık dışı toplama kamplarında uzun süre kalan bir tutuklu olarak kendini 'çıplak varoluşa soyunmuş' olarak bulan frankl deneyimlerinden yola çıkarak varoluşçu analiz' i kendine özgü yorumlayışı ile logoterapiyi keşfetmesini sağlayan deneyimlerini bu kitapta aktarır.
frankl," freud ve adler"den sonra sahasının en önemli isimleri arasında sayılmasını da bu kitaba borçludur.
frankl'in babası, annesi, kardeşi ve karısı bu toplama kamplarında ölmüş ya da gaz fırınlarına gönderilmiştir. kız kardeşi hariç tüm ailesi ölen, saygınlığını ve tüm değerlerini kaybeden, açlık ve soğukla sürekli mücadele etmek zorunda kalan ve sürekli imha edilmeyi bekleyen biri olarak 'yaşamı sürdürülmeye değer' bulabilen bir adamın anıları aktarılır kitapta.
yazar kitabını 9 günde yazmış ve kesinlikle edebi bir değer kaygısı ile yazmamıştır ki ilk basımda da adı geçmemiştir. hatta bu konuda, yazdığım onca eser arasından kendi ismimle bastırmadığım bir kitabın bana ün kazandırması benim açımdan şaşırtıcıdır, der.
frankl; bu kitapta daha önce defalarca anlatılan büyük dehşetleri değil, yaşanan küçük acıları aktarmak istediğini ifade etmiştir. ve kitapta şu sorunun yanıtı verilmek istenmiştir: "ortalama bir tutuklunun zihninde canlandığı şekilde, bir toplama kampındaki gündelik yaşam nasıl bir şeydi?"
kitabı okurken yaşanan onca zorluğa rağmen insanın hayata nasıl tutunduğunu , nelere direnebileceğini ve ne kadar zalimleşebileceğini çıplak bir şekilde fark ediyoruz. dilinin yalınlığı ve üslubun akıcılığı ise konuya uzak olanları bile içine çekiyor.
beni en çok etkileyen ise vazgeçişin simgesinin bir dal sigara olmasıydı sanırım. ya da vazgeçmeye karar verenlerin mücadeleyi bırakırken orada inanılmaz değerli olan, son sigarayı yakarak ölümü beklemeye başladığını ilan etmesiydi.
'insanın anlam arayışı' avusturyalı psikiyatrist viktor e. frankl tarafından yazılmıştır.
insanlık dışı toplama kamplarında uzun süre kalan bir tutuklu olarak kendini 'çıplak varoluşa soyunmuş' olarak bulan frankl deneyimlerinden yola çıkarak varoluşçu analiz' i kendine özgü yorumlayışı ile logoterapiyi keşfetmesini sağlayan deneyimlerini bu kitapta aktarır.
frankl," freud ve adler"den sonra sahasının en önemli isimleri arasında sayılmasını da bu kitaba borçludur.
frankl'in babası, annesi, kardeşi ve karısı bu toplama kamplarında ölmüş ya da gaz fırınlarına gönderilmiştir. kız kardeşi hariç tüm ailesi ölen, saygınlığını ve tüm değerlerini kaybeden, açlık ve soğukla sürekli mücadele etmek zorunda kalan ve sürekli imha edilmeyi bekleyen biri olarak 'yaşamı sürdürülmeye değer' bulabilen bir adamın anıları aktarılır kitapta.
yazar kitabını 9 günde yazmış ve kesinlikle edebi bir değer kaygısı ile yazmamıştır ki ilk basımda da adı geçmemiştir. hatta bu konuda, yazdığım onca eser arasından kendi ismimle bastırmadığım bir kitabın bana ün kazandırması benim açımdan şaşırtıcıdır, der.
frankl; bu kitapta daha önce defalarca anlatılan büyük dehşetleri değil, yaşanan küçük acıları aktarmak istediğini ifade etmiştir. ve kitapta şu sorunun yanıtı verilmek istenmiştir: "ortalama bir tutuklunun zihninde canlandığı şekilde, bir toplama kampındaki gündelik yaşam nasıl bir şeydi?"
kitabı okurken yaşanan onca zorluğa rağmen insanın hayata nasıl tutunduğunu , nelere direnebileceğini ve ne kadar zalimleşebileceğini çıplak bir şekilde fark ediyoruz. dilinin yalınlığı ve üslubun akıcılığı ise konuya uzak olanları bile içine çekiyor.
beni en çok etkileyen ise vazgeçişin simgesinin bir dal sigara olmasıydı sanırım. ya da vazgeçmeye karar verenlerin mücadeleyi bırakırken orada inanılmaz değerli olan, son sigarayı yakarak ölümü beklemeye başladığını ilan etmesiydi.
devamını gör...
atatürk'e hakaretten ceza alan akademisyenin bunu şeref madalyası olarak görmesi
şeref kelimesinin telaffuzunun dahi sıfatına yakışmadığı bir provakatörün mide bulandırıcı şovu.
son zamanlarda bu moda oldu.ülkenin kurucu liderine ve düşüncesine düşman bir aile ve cemiyette yetişip iki satır bir şey okuduğunda kendini kanaat önderi sanan bu tenekeler, işine geldiğinde ifade özgürlüğü kavramını kalkan gibi kullanıp, çapına , cürmüne, zekasına bakmadan tüm yaşamı savaş ve mücadele ile geçmiş, entelektüel seviyesi yüksek, yaptığı siyasi ve askeri her hamle buram buram zeka kokan, başarıdan başarıya koşmuş, çağının çok ötesinde bir düşünce ve bakış açısına sahip, devrimci ve kurucu bir lidere çamur atabileceğini, eleştirebileceğini zannetmekteler.
faydalı bir eleştiri için yüksek bilgi birikimi,eleştiri kültürü ve iyi niyet gerekir.bu küflü peynirlerin ekşimiş ağızlarından eleştiri çıkabilir mi? temelsiz ,içi boş ve ahlaksızca tükürdükleri iftira ve hakaretle, milletinin gönlünde ölümsüzleşmiş bir devrimcinin ,bir fikir insanının klasını sarsabilirler mi?
gazi mustafa kemal atatürk öyle bir figür ,öyle kuvvetli bir düşüncedir ki; bir platformda ismi geçtiği an bir tarafa milleti,geleceği ve tüm insanlığın faydası adına çalışıp öğrenmeyi,sorgulamayı felsefe edinmiş vatanperverleri ;diğer tarafa da bölücüleri ,yalaka marjinal liboşları , modern mandacıları,çapsız arapçıları toplar.
son zamanlarda bu moda oldu.ülkenin kurucu liderine ve düşüncesine düşman bir aile ve cemiyette yetişip iki satır bir şey okuduğunda kendini kanaat önderi sanan bu tenekeler, işine geldiğinde ifade özgürlüğü kavramını kalkan gibi kullanıp, çapına , cürmüne, zekasına bakmadan tüm yaşamı savaş ve mücadele ile geçmiş, entelektüel seviyesi yüksek, yaptığı siyasi ve askeri her hamle buram buram zeka kokan, başarıdan başarıya koşmuş, çağının çok ötesinde bir düşünce ve bakış açısına sahip, devrimci ve kurucu bir lidere çamur atabileceğini, eleştirebileceğini zannetmekteler.
faydalı bir eleştiri için yüksek bilgi birikimi,eleştiri kültürü ve iyi niyet gerekir.bu küflü peynirlerin ekşimiş ağızlarından eleştiri çıkabilir mi? temelsiz ,içi boş ve ahlaksızca tükürdükleri iftira ve hakaretle, milletinin gönlünde ölümsüzleşmiş bir devrimcinin ,bir fikir insanının klasını sarsabilirler mi?
gazi mustafa kemal atatürk öyle bir figür ,öyle kuvvetli bir düşüncedir ki; bir platformda ismi geçtiği an bir tarafa milleti,geleceği ve tüm insanlığın faydası adına çalışıp öğrenmeyi,sorgulamayı felsefe edinmiş vatanperverleri ;diğer tarafa da bölücüleri ,yalaka marjinal liboşları , modern mandacıları,çapsız arapçıları toplar.
devamını gör...
her durumda çocuğunu suçlayan ebeveyn
benim babam böyle bi adam.yasadigim her olaydaki mantığı,sen kesin bir şey yapmışsındır.artık bu duruma alışsam da mantığını bi türlü anlayamadım.
devamını gör...
kedilere özgü gariplikler
benim hüsam adında bir kedim vardı yaptığı hareketlerine kızdığım an bulunduğu yerde takılı kalırdı, sanki güncelleme yükleniyormuş gibi halının ortasında beklerdi.
yani düşünsene koltuğu tırmıklarken kediye kızıyorsun donup kalıyor öylece, görünmez filan olduğunu mu sanıyordu acep. özledim onu, 2 yıldır kayıp.
yani düşünsene koltuğu tırmıklarken kediye kızıyorsun donup kalıyor öylece, görünmez filan olduğunu mu sanıyordu acep. özledim onu, 2 yıldır kayıp.
devamını gör...
rte’nin 7 yıldır 23 nisan’da anıtkabir’e gitmemesi
gitmesin zaten. siz sevmediğiniz hatta düşmanınız size misafirliğe gelsin ister misiniz. zorla güzellik olmaz. gitsin feslinin çukuruna. anıt da işi ne?
devamını gör...
gereksiz yere pahalı olan şeyler
dandirik ötesi pizzaları için kallavi fiyatlar koyan dominos pizza .
devamını gör...
şom ağızlı
bir çok ailelerde bunlardan çoktur.
devamını gör...
normal sözlük gartic.io etkinlikleri
sonuna yetişsem de çok eğlendim. atanamamış van gogh gibiydik şahsen...
devamını gör...
