dindar aileler için değil dindar ailedeki kız için zor olan durumdur. zira bedeni hakkında kendi verdiği kararlar kabul edilmemekte, adeta bir birey olarak görülmemektedir.
devamını gör...

bir şey diyeyim mi? muhabbeti süper ötesi efsane ötesi muhteşem ötesi fevkalade yazardır.
devamını gör...

cahille muhabbeti kesmek.
devamını gör...

şu minvalde geçecek programdır. fena sürprizler bekliyor bizi *

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

samimi gelmeyen, hep lafta kalan sözdür.

bir insana havadan sudan yaşamadığınız duyguların reçetesini yazmak kadar abes iş yoktur. bu insan gül demekle mi gülecek. gülmesine sebep olacak sorunlarına çözüm yolu bulun ki gülmek için bir engeli olmasın.

kamu spotu: bana gül deme. gulmeyi de öğretme. üzerimdeki şu yükü paylaş.yapamayacaksan gölge etme başka ihsan istemem.
devamını gör...

benim ilk başlığım hava tahminleri idi.
devamını gör...

“dayım doğurdu” neden benim aklıma gelmedi.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

1970 doğumlu artistik buz patencisi. 1991'de triple axel dönüşünü tamamlayan dünyada ikinci, amerika'da ilk kadın sporcu. izlemek için buradan
buzda kaymaya 3 yaşında başlamış. annesinden her zaman psikolojik ve fiziksel şiddet görmüş, sevgisiz bir ortamda büyümüş.
kadın buz patencilerden beklenen zarif, hanım hanımcık, kadınsı tavırlar tonya'da yok. fakir bir aileden geliyor, avcılıktan, arabalardan hoşlanıyor ve atletik bir vücuda sahip (ki vücut yapısı ve dönüş hareketlerinde daha yükseğe zıplayabilmesi, triple axel hareketini tamamlaması açısından avantaj olmuş). katıldığı müsabakalardaki jüri tonya'dan hoşlanmıyor sonuç olarak. onlar kuğu gibi süzülen, amerika'nın yüzü olacak buz patenciler istiyor. ama tonya sigara da içiyor mesela. uymuyor yani.
annesinden kaçmak için evlendiği jeff gillooly de ona şiddet uygulamaya devam ediyor bu arada. kariyerini de o mahvediyor zaten. hemen anlatıyorum.
az önce anlattığım amerika'nın yüzü olabilecek birisi var: nancy kerrigan. ikisi birbirlerinin en önemli rakibi.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ikisinin de katılacağı 1994'teki olimpiyatlar öncesinde, nancy'e kimliği belirsiz biri saldırıyor ve dizine demir bir çubukla vurup kaçıyor. nancy olimpiyatta buna rağmen gümüş madalya alıyor.
planı yapan tonya'nın koruma görevlisi ve artık eski olan kocası jeff. bu saldırıdan haberi olduğu iddia edildiği için tonya da suçlu bulunuyor ve buz pateni müsabakalarından ömür boyu men ediliyor.
zor şartlarda büyümesine ve hayatının her döneminde şiddet görmesine, annesinin bile ona başaramayacağını söylemesine (sözde onu motive etmek için) rağmen dünya tarihine geçen tonya'nın kariyeri 24 yaşında son buluyor böylece.
hala buz pateni yapmaya devam ediyor, annesiyle iletişimi tamamen kesmiş ve başka birisiyle evlenmiş.
hayatı hakkında 2018'de bir film de yapıldı. (bkz: ben tonya (film))
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normalde kendi nickaltıma tanım girmemeyi düşünüyordum ancak buralar hafif karışmış, bu nedenle minnak bir açıklama yapmam gerekiyormuş gibi hissettim. bir yazar arkadaş-artık tanımını silmiş, bu nedenle bence adını vermeme gerek yok, şahsi olarak onunla da sorunum yok, bu kadar tepki aldığı için de üzgünüm- nickaltıma "öğğğk" diyen bir tanım girmiş bulundu. * birazcık kırıldım yalan yok, ama dediğim gibi yazar arkadaşla şahsi olarak hiçbir sıkıntım yok. kendisi de sevenlerim tarafından tepki almış bulundu. değerli yazar arkadaşlarım, kendimi size bu kadar sevdirebildiğim için kendimi o kadar mutlu hissediyorum ki... anlatamam. şu sözlükte her şeyden daha çok insanların üzerinde iyi etki bırakabilmeyi istedim, bunun için uğraştım. zaman zaman da içimi döktüm. bu olay vesilesiyle şunu da hatırlatmış olayım, bu platformda her kesimden, her yaştan insan bulunuyor. yaptığınız en önemsiz gözüken kötü yorumlar bile karşınızdakini ya da sizi etkileyebiliyor, kelebek etkisinin bir örneğini de benim nickaltımda görmüş bulunduk. burada muhattap olduğumuz yazarların çoğuyla gerçek hayatımızda karşılaşmayacağız bile, lütfen karşılaşmayacağınız, tanımadığınız insanların kalplerini kırmayın, kaba davranmayın. ben de gencim, istemeden birini kırdıysam gerçekten kusuruma bakmasınlar. özür dilerim. kırdığım insanlar bana mesaj atabilirler, ben de hatalarımı düzeltmeye çalışabilirim. mesajlarını engellediğim yazar arkadaşlar da nickaltıma yazsın, mesajları geri açarım. kendinize dikkat edin yazar arkadaşlarım, hepinize keyifli sözlükler dilerim.
devamını gör...

güçlü olanın ortama uyum sağlaması değildir. değişen çevre şartlarına en iyi adapte olanın hayatta kalmasıdır. en güçlü olan en iyi uyum sağlayan anlamına gelmemektedir.
devamını gör...

içten şekilde ömrüm deyişiyle zihnime kazınan cem karaca şarkısıdır.

sendelesen bile bazı yürümek var ya
oh ne rahat deyiverip yayılmak varken
kim demiş köşe başında tezgah kurmuşlar
düşmüş işportalara sevda gibi sevdalar
doğuştaki o muhteşem güzellik bile
nereden gözlersen gözle
doğuştaki o muhteşem güzellik bile
nereden gözlersen gözle
dolu dolu gözyaşı ile
kan ile terle değil mi?
ömrüm
ömrüm
ömrüm
ömrüm
elalemdir neler derler yaşamak var ya
öküz altında buzağı aranırlarken
o ki bir an içindir tuz basılır yaralara
hasretlerden süzülünür sevda gibi sevdalara
doğuştaki o muhteşem güzellik bile
nereden gözlersen gözle
doğuştaki o muhteşem güzellik bile
nereden gözlersen gözle
dolu dolu gözyaşı ile
kan ile terle değil mi?
ömrüm
ömrüm
ömrüm
ömrüm
ömrüm

devamını gör...

son tanık glenn meadle'nin okuduğun ikinci kitabı. daha önce yazarın ilk kitabı olan kar kurdu'nu okumuş, epey beğenmiştim.

açıkçası son tanık yazarın okuduğum diğer kitabı olan kar kurdu yanında daha vasattı diyebilirim. tanıtım yazısını okuduğumda ilgimi çekmişti ama bazı noktalarda eksik şeylerin olması az da olsa beni hayal kırıklığına uğrattı diyebilirim.

eser yakın tarihimize damgasını vurmuş, insanlığın utanç manzaralarından biri olan yugoslavya iç savaşının yani bizde bilinen adıyla bosna savaşının üzerine kurgulanmış. karakterimiz bosna savaşı sırasında esir kaplarından birinde tutulmuş, oradaki sırp vahşetini yaşamış ve sağ olarak kurtulmuş genç bir kadın. çocukken yaşadığı bu travmayı bir şekilde unutmayı başarmış fakat kocasının suikaste uğraması ardından kendini unuttuğu gençmişini hatırlamak, bilmediği gerçekleri öğrenmek adına verdiği bir mücadelenin içinde buluyor.

eserin en can alıcı kısımlarını kahramanımızın annesinin tüm o işkenceler sırasında tutmayı başardığı günlükleri okuduğumuz bölümler oluşturuyor. erkeklerin ve 14 yaşını geçmiş erkek çocukların zorla toplandığı çalışma kampları ve kadınların, kızların, 14 yaşını geçmemiş erkek çocukların toplandığı ''tecavüz kampları''. sırf sırp askerlerinin cinsel sapkınlıklarını gidermek için kurulmuş iğrenç kamplar.

yazar kampları, orada yaşanan iğrençlikleri, tecavüzleri, işkenceleri, toplu cinayetleri sanırım biraz yumuşatarak anlatmayı tercih etmiş. ya da hikâyeyi başka bir noktaya bağlamak istediğinden bu kısımları biraz kısa tutmuş da olabilir. ben bu noktalara daha çok değinmesini, belgelenmiş daha çok olayı bize aktarmasını beklerdim açıkçası. çünkü bosna savaşı insanların asla unutmaması, ders çıkarması ve tekrar yaşanmaması için mücadele vermesi gereken bir olay.

gelelim hayal kırıklığına uğradığım bölümlere.

yazar slobodan miloşeviç, ratko mladić gibi canileri birkaç cümlelik bölümlerde anlatmak yerine daha ayrıntılı bir şekilde anlatmalıydı mesela. olayları bir aşk öyküsünün etrafında sınırlamak yerine srebrenitsa katliamına, bratunac köyü katliamına, bosna kuşatmasına daha çok yer vermeliydi. 15 yaşında elinde dürbünlü tüfekle masum sivil halkı vuran bir sırp ırkıçısını acındırmaya çalışmamalıydı mesela.

bir diğer konu ise yazarın yaşanan bu vahşeti yugoslavya'yı oluşturan milletlerin geçmişten gelen kinlerine, eski davalarına, milliyetcilik hatta din eksenine kaydırma cabaları. ben bu görüşlere katılmıyorum. geçmişta yaşanmış herhangibir sürtüşme, kavga veya kan davası, hatta insanların milliyetcilik duyguları, inanç farklılıkları artık adına ne derseniz soy kırımın, işkencenin, vahşetin nedeni olamaz. bu tamamen bunları yapan insanların içindeki vahşi, kana susamış yanlarının ellerine geçen ilk fırsatta dışa vurumundan başka birşey değildir. eski sürtüşmeler, milliyetci veya dini söylemler sadece yaptıkları bu vahşete uydurdukları kılıf olabilir. savaşmanın da bir hukuku vardır ve ne yazık ki bosna savaşında tüm hukuki, vicdani, insanı kurallar hiçe sayılmıştır.

kitabın sonu biraz günümüz türk dizilerine benzese de, yazarın yukarıda belirttiğim eksiklikleri beni hayal kırıklığına uğratsa da yakın tarihimizin bu utanç anlarını tekrar hatırlamak, merak edip araştırmak için okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum.

nazilerin yaptıkları bu kadar ön planda tutulurken nazi ss'lerinin yanında kedi yavrusu gibi kalacağı sırp kasaplarının insanlara yaşattığı bu vahşetin neden arka plana atıldığını da anlayabilmiş değilim. sanırım bu sinema sektörünün bir propaganda aracı olmasından kaynaklanıyor.

bratunac'da, srebrenitsa'da, saray bosna'da katledilen, toplu mezarlara gömülen, işkenceye uğrayan insanların ve yok edilen insanlığın anısına...
devamını gör...

arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, türkiye cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. en doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.
devamını gör...

kalbim seni bir yaz kuşu dinler gibi dinler

devamını gör...

umarım bir bilen bir personadır. ve umarım bu personayı yaratan kişi sadece kendisinden nefret ettirecek bir karakter yaratabilecek kadar zavallı biri değildir; bu bilinçli bir tercihtir. ve sonuncusu da şu, eğer bu bir tercihse bunun psikolojik itkilerini tedavi ettirebilecek şansı olur mezkur kişinin umarım.

formatın içinde kalarak insanları irrite etmek mi? gel dersini verelim hacı abi. de haydi.
devamını gör...

tavan izlemenin bir baska versiyonu olarak ruh terapisi. *
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir hastalığın, hastalık belirtilerini sağlam bir insanda ortaya çıkabilecek maddelerin çok düşük dozlarda hastaya verilmesi şeklinde uygulanan bütüncül alternatif tıp yöntemidir.

2 temel ilkesi vardır:
- hastalığın nedeni bulup belirtilerini ortadan kaldırarak tedavi etmek,
- bir bütün olarak vücudu güçlendirmek.

kullanılan ilaçlarsa tamamen doğadaki kaynaklardan elde edilir. ilaçların %70 i bitkilerden, %20 si minerallerden, geri kalanı ise hayvan, bakteri gibi kaynaklardan elde edilir. ilaçların hazırlanışı ise özel bir eczacılık yöntemidir.

dünya sağlık örgütü nün verilerine göre en sık kullanılan alternatif tıp yöntemidir. avrupa da halkın %50 de fazlası hemopatik tedavi görmektedir.

yine doktor kontrolünde tercihi yapılmalıdır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

artık şu kavramı sadece esnaflık ve bakkallık olarak görmesek mi ya? o zaman eczacilik fakülteleri kapatılsın bakkallarda ilaç satilsin. ınsanlar boşuna 5 yıl boyunca yok farmasötik kimyaydı yok analitik kimyaydı bunların fizyolojisiydi toksikolojisiydi radyolojisiydi histolojisiydi kan biyokimyasiydi anatomisiydi ve daha bir sürü dersi boşa alıyorlar. önemli olan raftan ilaç verirken onun ne ise yaradığını bilebilmek, etken maddesinin diğer organlara yan etkisini ve faydasını bilebilmektir. sağlık alanında en çok kimya gören ve işin en ince ayrıntısını bilen kişilere bu yakıştırmaları yapmak yetti bence.
bu arada eczacilik yalnızca eczaneden ibaret değildir. şu anda almanya ' da %90 oranında başarı gösteren asiyi da bulan pfizer ilaç şirketidir. bunun ayrıca klinik eczacilik, hastane eczaciligi, ilaç yapımında bulunan arge gibi en az 50 alt başlığı vardır.
lütfen mesleğe gereken önemi veriniz. mahallede gördüğünüz 3 5 tane eczacının gazabına uğrayıp da tüm mesleği yakip yıkmayınız. yil olmus 2020 biraz arastiralim.
devamını gör...

"her şeyi düzeltmeye kalkışmanın yok ettiği"
-turgut uyar
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim