üniversiteye kadar benim de sosyal mecralara fotoğraflar yükleyerek, anneme slaytlar hazırlayarak kutladığım bir gündü. hiç "acaba birinin canını acıtır mıyım, üzer miyim?" diye düşünmemiştim.
peki üniversitede ne değişti?
3. sınıfta topluma hizmet uygulamaları isimli bir dersimiz vardı. bu ders kapsamında çocuk esirgeme kurumuna staja gitmemiz gerekiyordu. buraya kadar her şey iyi güzel; "zaten çocukları da severim, onlarla vakit geçirir karşılıklı mutlu oluruz" diye düşünüyordum.
ama öyle olmuyormuş.
daha kapıdan girer girmez küçüklü büyüklü onlarca çocuk gözlerinizin içine öyle bir sevgi açlığı ile bakıyorlar ki kalbinizin sıkıştığınızı içeride bir yerlerin cayır cayır yandığını hissediyorsunuz. odaya adımınızı atar atmaz sanki sizin gelmenizi bekliyorlarmış gibi elinizi tutup bacaklarınıza sarılıyorlar ve hepsinin dilinde tek bir kelime var "anne". onlar için onlara sevgi gösteren, elini tutan, başını okşayan herkes anne.
kurumda çalışan görevliler çocuklarla çok bağ kurmamamızı, bunun hem bizi hem onları olumsuz etkilediğini ve sonrasında her iki tarafında üzüldüğünü söylediler. tecrübeliydiler ve haklılardı. stajdan çıktığım her gün o çocukları orada bırakmamın ağırlığı tonlarca bir ağırlık gibi bindi omuzlarıma. hani böyle derin bir nefes alıp rahatlamak istersiniz de alamazsınız ya staj sonrasında alamadım o derin nefesi, kaldı içimde.
o staj günlerinden sonra hiçbir anneler gününü sosyal mecraları geçtim, annemden başka bir üçüncü şahsın duyup görebileceği bir yerde kutlamadım. çok büyük konuşmak istemiyorum ama kutlamam da sanırım.
son olarak yetimhaneden bir anne fotoğrafı bırakıp tanımı bitireyim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ingilizce'deki hybristophilia teriminin türkçe karşılığı olan kelime.

ağır suçlar işlemiş, katil veya hırsız gibi mahkumları değiştirme isteği, sosyal medyaya kendini iyi göstermek ve bir suçlunun içindeki iyi kişiliği ortaya çıkarmak gibi nedenlerle; bazı kadınların bu tür erkeklere cinsel veyahut duygusal olarak istek duyması demektir.
hapisteyken kadınlardan mektup alan, onlarla evlenen birçok suçlu bilinmektedir. psikolojik bir rahatsızlık olarak bilinir. asıl amacı suçluyu adam etmeye çalışmaktır.

bu suçluların en ünlüsü eski bir model olan ve 2014 yılında silah kaçakçılığından hapse giren jeremy meeks'tir. polisin fotoğrafını yayınlamasıyla meşhur olmuş, hybristophilia sendromlu kadınlardan birçok mektup almıştır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

edit: imla.
devamını gör...

isa'nın bedeninin ve kanının şöleni

bugün jesus christus’un arta kalan, şuan ruhunun bir kısmının bizimle olduğuna inanan hristiyanların bayramı. anma günü, festival, kutlama da diyebiliriz. açık havada yürüyüşler veya klisede merasimler halinde kutlanır. böyle günlerde tüm okullar, iş yerleri vb başka yerler kapalıdır. bir günlük tatil. nasıl ki ateistler “utanmadan” ramazan bayramı kutluyorsa* ben de bir agnostik olarak bugün bu olay sayesinde evdeyim diye mutluyum.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bütün sınıfın içten içe bilendigi, aynı zamanda gıcık tiplerdir.
devamını gör...

cahildir ve cahilliği tecih etmiştir. zira evrim kanıtlandı.
devamını gör...

kişinin, gerçekte var olmayan nesneleri algılamasına, duyumsamasına neden olan maddelerin genel adıdır. lsd, ayahuasca, sihirli mantar ve bazı kaktüsler bu maddelerden bazılarıdır. halüsinojen etki göstererek halüsinasyon oluşturan maddelere erişim dünyanın pek çok yerinde yasal değildir.
devamını gör...

bana en keskin kalp kırığımla beraber umutu hatırlatan beste.
(link:
)

moonlight sonata beethoven'nın işitme sorunu başladıktan sonra, 31 yaşında bestelediği sonatıdır. beethoven moonlight sonata’yı 1801’de tamamlamış ve ertesi yıl yayınlanmıştır. 31 yaşında işitme sorunu daha da kötüleşen beethoven galayı kendisi yapmış ve eseri kısa bir süre öğrencisi olan, kontes giulietta guicciardi’ ye ithaf etmiştir.
sonatın asıl adı quasi una fantasia (neredeyse bir fantazi) olup moonligt sonata adını 31 yıl sonra almıştır.
devamını gör...

goodfellas (1990), yönetmen martin scorsese'nin ustalık eseridir. film, eski mafya üyesi henry hill' in gerçek hayatını ve mafyanın içinde geçirdiği 30 yılı anlatıyor. adet olduğu üzere bundan sonrası spoiler:

--! spoiler !--

bu filmi benim için özel yapan o kadar çok şey var ki... kusursuz olarak nitelendirebileceğim bir film. hem teknik anlamda hem de hikaye anlamında ilk dakikadan son dakikaya kadar sürükleyip götürüyor.

filmde joe pesci' nin muhteşem oyunculuğunu ve karakterle bütünleşmesini hemen farkedebiliyorsunuz. bu filmle “en iyi yardımcı erkek oyuncu” oscarını aldı ama filmin odak noktası o. hele sinema tarihine geçen “funny how” sahnesinde döktürüyor:


bu filmle starlığa adım atmak isteyen ray liotta ise henry hill’ i çok iyi oynamış. usta yönetmenin elinde iyice şekillenmiş gibi dursa da sonraki kariyeri beklentilerin çok altında kalmıştır.

robert de niro ise benim fikrime göre geri planda kalmış. gene klasik ağzını burnunu çarpıtarak rol kesmeleri mevcut ama sanki joe pesci’ ye ben bu filmde seninle başa çıkamayacağım demek istemiş.

scorsese'nin önceki filmlerini izlemiş ve kendisinin tarzını az çok bilen biri bu filmde önceki filmlerinde kullandığı her teknik unsuru nasıl alıp mükemmelleştirdiğini görebilir. daha önce hiç scorsese filmi seyretmeyen ise adapte olmakta hiç zorluk çekmez. tam bir usta yönetmen işi. bunların dışında da filmin tamamen gerçek hikayelerden oluşması ve henry hill' in bizzat danışmanlık yapmış olması nedeniyle film bittikten sonra bile kendisinin hayatı ve yaşadıkları hakkında araştırma yapma ihtiyacı hissediyorsunuz.

mafya dünyasını oldukça gerçekçi, çarpıcı, ve mizahi bir şekilde anlatmayı başarmış bir başyapıt. tüm zamanlardaki favori filmlerimden biri.

sinema tarihindeki en uzun vertigo effect lerinden biri de bu filmdedir.


filmin ilk cümlesi, son sözüm olsun:

"as far back as i can remember i always wanted to be a gangster,"

--! spoiler !--
devamını gör...

safeviler erdebil barış antlaşmasını 1624 yılında ihlal etmiş ve osmanlı safevi savaşı o tarihte tekrar başlamıştı. sultan 4. murad 8 mayıs 1638 yılında bağdad üzerine sefer kararı aldı ve bu tarihte ordusu ile birlikte istanbuldan ayrıldı.

istanbul bağdad yolu 110 konağa ayrılmıştı. iznik 5., inönü 14. konaktı. eskişehir civarına gelirken sultan murad, atası osman gazi'nin kayınpederi şeyh edebalı'nın türbesini ziyaret etti. sadrazam bayram paşa, 28 mayısta inönü konağında gelip orduya emrindeki birliklerle birlikte katıldı. 8 haziran 1638 yılında ordu akşehir'e geldi.

17 haziranda konya'ya gelen sultan murad, burada mevlana'nın türbesini ziyaret etti. 25 hazirana kadar burada konakladılar. konya'ya geleli 5 gün olmuştu ki ahmed adında üfürükçü bir şeyh yakalanıp idam edildi.

konya-halep arasını 27 günde alan osmanlı ordusu, 22 temmuzda bu şehre vardı. burası, istanbul-bağdad yolunun tam ortasıydı. 6 ağustos'a kadar 15 gün halepte kaldılar. buradan 6 ağustos tarihinde ilerlemeye başlayan osmanlı ordusu, 15 kasım günü bağdad önlerine geldi ve muhasaraya başladı. istanbul - bağdad arası mesafe konaklamalar ile birlikte 5 ay 8 günde alınmıştı.

bağad'ı bektaş han kumandasında 40 bin civarında safevi askerinden oluşan bir garnizon savunuyordu. şah safi, ordusu ile birlikte kasr-ı şirin'de bekliyordu. şah safi bağdad'ın muhasara altına alındığını öğrenince yanına 12 bin kişilik bir önce kuvvet alarak diyale ırmağına kadar yanaştı. halep beylerbeyi şah'ın ırmağı geçmesine engel olmak için gönderildi, zaten şah'ın ırmağı geçmeye ve muazzam büyüklükteki osmanlı ordusu ile çarpışmaya hiç niyeti yoktu. fakat bağdad'ın düşeceğine ihtimal vermiyor, şehrin kuvvetli surlarına ve içerideki 40 bin asker ile yüzlerce topa güveniyordu.

sultan murad, birkaç defa yanında 86 yaşındaki şeyhülislamı yahya efendi ile birlikte, en ileri hatlara kadar gelip askerini morallendirdi. yaralı çadırlarını, kendi çadırlarının etrafına kurdurdu. her gün yaralıları ziyaret ediyor, hatırlarını soruyor ve her birine 50 altın ihsan ediyordu.

27 kasımda, surlarda ilk geniş gedikler açıldı. 4 aralıkta, musul'dan yola çıkarılan 10 büyük muhasara topu daha, dicle üzerinden osmanlı ordusuna getirildi. bu vuruşmalar esnasında tayyar mehmed paşa alnına yediği bir safevi kurşunu ile şehid oldu. aynı şekilde babası olan uçar mustafa paşa da bağdad önlerinde bir safevi kurşunu ile şehid olmuştu.

24 aralık sabahı bektaş han daha fazla dayanamayarak vire ile yani sağ kalan askerlerin serbestçe çıkıp gitmeleri şartı ile kaleyi teslim edeceğini bildirdi. sultan murad, karanlık basmadan teslim olmaları kaydıyla bu teklifi kabul etti.

safevi garnizonun'nun 4'te3'ü türklerden oluşuyordu. bunların arasından bir kısmı ile birlikte bektaş han, şah safi'den korktuğu için osmanlı hizmetine girdi.

1 ay 9 gün süren bağdad muhasarasında, 10 bin safevi ve 5 bin osmanlı askeri öldü. bunun yanında 20 bin kadar asker yaralandı. neredeyse 15 yıldır işgal altında olan bağdad, 1917 yılında kaybedilene kadar bir daha işgal görmedi. sultan 4.murad ise "bağdad fatihi" ünvanı ile anılmaya başlandı.
devamını gör...

iyi ki.
devamını gör...

büyük önderimiz atatürk'ün doğumunun 100'üncü yılı dolayısıyla unesco tarafından ilan edilen anlamlı yıl.

aynı zamanda büyük atatürk'ün dünya liderliğinin de dünya tarafından tescillendiği yıldır.

unesco'nun girişimleri ile atatürk'ümüz dünyaya tanıtılmış ve tüm dünyanın takdirini toplamıştır.

atatürk düşmanı vatansız teröristleri kudurtan son derece gurur verici bir dönemdir.

atatürk, aynı zamanda dünyanın en çok ülkesinde heykeli, büstü ve anıtı bulunan liderdir. 50'den fazla ülkede heykeli dikilmiştir. ayrıca dünya çapında adının verildiği sayısız cadde, meydan, sokak, park, okul vs vardır.

atatürk, sizin hâyâllerinizden bile büyüktür işgalci artıkları! onu silmek imkânsızdır! kudurun, delirin, çıldırın, çatlayın, havlayın. atatürk'e asla gücünüz yetmez. dedelerinize sorun iyi bilirler onu. tarihin en büyük şamarını yediler sonuçta.
devamını gör...

her şeyi sosyal medyadan öğrenmeyi adet edinmiş güruhun bir meziyeti de bu yazar hakkında dolaşan asılsız iddiaları senelerdir yaşatıyor olmalarıdır.

yazar, ilk eşi fatma hanımı 1885'te beyrut'ta kaybetmiştir, hatta 40 gün boyunca eşinin kabrinden ayrılmadığı rivayet edilir. makber isimli eserini de bu esnada, kırk gün içinde yazmıştır.

ikinci evliliğini ise 1890 yılında londra'da tanıştığı bir kadınla yapar. fatma hanımın ölümü ve ikinci evliliği ile arada koskoca beş yıl vardır.
devamını gör...

kek, beyaz sabun, kitap, patates kızartması, kahve, toprak, deniz, nergis, lavanta, bebek...
devamını gör...

bir sanatçıyı tek bir eseriyle değerlendirmek, daha doğrusu tek bir eseri diğerleri göz ardı edilerek incelemek yanlış olur.* bu, sanatçının oluşturduğu profille ilişkili ele alınmalıdır.

örneğin; maurizio cattelan'ın "komedyen" eseri yani ünlü muz hakkında çok güzel bir eleştiri okumuştum.


açıkçası, yağlı boya ile yapılmış bir muz resmi görseydik, klasik bir natürmort gibi bakıp geçecektik. ama sanatçı farklı bir şey yaptı. çağdaş sanat’ın olayı da bu değil midir? gerçek bir nesneyi alıp, tokat gibi yüzümüze çarptı. gerçek bir muzu alıp duvara yapıştırdı. kimse "bunu ben de yaparım" demesin.


sanatçı aslında bir heykeltıraş ve diğer eserlerine bakarak ne kadar yetenekli olduğunu görebilirsiniz. aynı zamanda bu eserin diğer eserleriyle nasıl bir bütünlük sağladığını da. popüler kültüre meydan okuyan bir sanatçı.
devamını gör...

zaten lavabolar, küçültülmüş küvetler değil mi? bırakın alsın. nem çok nem!
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kore'den dönen türk askerleri ve istiklâl caddesinde onları karşılayan bir türk kadını (1950'ler)
bayılıyorum bu fotoğrafa...o güzel bakışlara, kadının naif güzelliğine her seferinde bakakalıyorum...
devamını gör...

bu boyalar şövale ve duvar resmi yapımında sıklıkla kullanılır. vernik ve lake şeklinde sanayi alanında da kullanıma sahiptir. ilk kullanımı ise 1960 yıllarına doğru anglosakson sanatçılar yapılmıştır.
devamını gör...

geçemediğim için robotsam kendime robotum ulan, kime ne zararım dokundu su zamana kadar diye bağırmıştım bi keresinde,işte olmam ve insanların bana gene neye kızdı acaba bakışları dışında sorun yok
devamını gör...

11. sıradaymışım. olsun.
devamını gör...

mustafa kemal atatürk, mersin viranşehir harabeleri'nin yakınından akdeniz kıyılarını seyrederken, (21 mayıs 1938).

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim