3 ayda bir, çok aç olduğum bir zaman, kılçığı az herhangi bir balık.o da sırf besin değeri için. üstüne muhakkak bir porsiyon tatlı ve çay. balık yediğimi hemen unutmam lazım.
devamını gör...

bahsi geçen şarkı ve şarkıdaki kuzey kanımca bu...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kimse şarkının linkini bırakmamış bari ben bırakayım tık tık
devamını gör...

istanbul'da yaşayıp boğaz köprüsü'nü hiç görmemiş türk ile kıyaslanınca hoş görülebilir.
devamını gör...

hafif bir kırgınlık yapıyor. aspirin alın yatın uyuyun, hemen geçiyor.
devamını gör...

amerikanın kansas eyaletinde bir okulda 10 yaşında ki öğrencilerden oluşan bilim sınıfında clara lazen isimli öğrenci tarafından şans eseri keşfedilen molekülün adıdır.
fen bilgisi dersinde öğrencilere oksijen, nitrojen ve karbon atomlarının top ve çubuklardan oluşan basit modellerini dağıtan öğretmen, öğrencilerin oluşturduğu modelleri incelerken farklı bir şekilde bir araya getirilmiş olan clara'nın modelini fark etti. bu modelin sentezlenebilecek bir molekül olup olmadığını merak eden öğretmen modeli üniversiteye gönderdi. üniversite, modelin tamamen yeni bir molekül olduğunu ve kimyasal yollarla elde edilebileceğini bildirdi. kimyasal formülü nitrogliserinle aynı, nitrogliserinden daha fazla patlayıcı etkiye sahip olan bu modelin atomlarının farklı şekilde dizilmesinden dolayı yeni bir molekül olarak kabul edildiği açıklandı. genleşme ve parçalanma özelliği bulunan bu yeni molekülün patlayıcılardan, enerji depolamaya kadar bir çok alanda kullanılması düşünülüyor.

ülkemizde 10 yaşında bir çocuk 4. sınıfta veya 5. sınıfta okumaktadır. fen bilgisi dersi müfredatlarına girip baktım. uygulanan müfredatla bizim çocuklarımız şans eseri süblimleşmeyi öğrense öpün başınıza koyun..
devamını gör...

üstümden, örtü, yorgan veya battaniyenin çekilmesi, veya dürtterek uyandırilmak.
devamını gör...

belki bu zamana kadar karşısına çıkmadım diye düşünüyorum.
yani en azından ben öyle yapıyorum, beğeni ile sayfaya girip okuduklarımı beğeniyorum.
çok ciddi de yaklaşıyor olabilirim*
devamını gör...

nefes alan herkese çeyrek altın dağıtıyoruz kampanyası bile bu kadar ilgimi çekemezdi. tek kelimeyle şahane..
devamını gör...

tanju okan urlam demişti zamanında, orijinal halini de bilirdim, kaset kartoteksinde beste anonim diyordu, ben gülüyordum.

ama tanju babanın yüzüne bişi diyemezdik, son zamanlarında çok sinirli olmuştu zaten, yakaladığı yerde tansu abiden hıncını çıkarıyordu, tamam efendi adamdı ama hastalık onu ruhen de mahvetmişti.

o zamanlar ibrahim daldal sağdı, hemşerimdi ibrahim amca, giritliydi, bir trafik kazasında eşini ve kızını kaybettiğinden beri hiç gülmemişti. daldalın kahvesi mekanı idi, ocağın yanında asılı duran eski takvimlerin, haritaların az ötesinde benim de bir çerçeve köşesine iliştirmiş ufaklık fotoğrafım vardı, yanımda babam.
seneler sonra ibrahim amcadan kız ister gibi istemiştim kahvesinin işletmesini, artık günde sabit müşterileri olan beş on kişiden fazlası gelmiyordu, iskeledeki fener gibi ibrahim amca da yaşlanmıştı, yanında çalışayım dedim, her ne dersem diyeyim tek bir şey diyordu, "buranın sahipleri çok, yurt dışındalar, ben istesem de bir şey yapamam."

sonra öldü ibrahim amca, kahvenin o eski rum yapısı günden güne çürüdü, sonra tadilat, sonra şıkır şıkır bir mekan.

niye anlatıyorum bunları bilmiyorum, belki bugün umudumun son kırıntısını tuborgda erken kaybettiğim için, belki o cennet bahçesi kıvamındaki kadın ile kaybettiklerimi beraber anmak için belki de sadece urlam şarkısının orijinal hali spotify'da karşıma çıktığı için.

neyse, tek kişilik şarkılar dardır, siz dinleyin bari, o artık duymayacak beni, son, finito, telos!
devamını gör...

kendini asla bir şeye layık görmemek bunun üstü yoktur.
devamını gör...

ağlanacak halimize bugün de gülelim..
deli olmuşuz haberimiz yok..
devamını gör...

kurana el basıp seni seviyorum derse ben anca anlayabilirim.
devamını gör...

émile zola'nın yine kalemini bir ustura gibi kullanmaktan çekinmediği eseri. dilimize meyhane olarak çevrilmiştir. les rougon-macquart'ın( rougon-macquart dizisi) 7.sırada okunması gereken kitabı diyebiliriz meyhane için. ana hikaye bir ailenin çöküşü ekseninde ilerlese bile; gerek ana karakterin ahlaki çarpıklığı gerek sanayileşme devrine karşı sunduğu bakış açısı insanın suratına gerçekliği sert bir tokat gibi çarpıyor. zola'nın bu yönüne bayılıyorum, bizlere takdir edeceğimiz veya onaylayacağımız ana karakterler sunmuyor; tüm gerçekliği ile yalın bir insan profili göz önüne seriyor. toplumun yozlaşması, sanayileşmenin işçi sınıfı üzerine etkisi ve insanın gerekli koşullar sağlandığında neye dönüşebileceği üzerine çarpıcı bir eser. edebi değerden yoksun olduğu düşünülse bile kendi adıma buna biraz bile olsa karşı çıkıyorum; zola sarsıcı betimlemeleri ve gözlemciliğini konuşturduğu tespitleri ile ortaya gerçek bir şeyler çıkarmış. zaten daha azı beklenemezdi. elbette muazzam bir edebi eser beklememek gerekir ki zola'nın niyeti de bu yönde değildi sanıyorum. dönemin fransasına ve işçi sınıfına tuttuğu ayna ile tam olarak edebi bir eser sayılmasa bile zola'nın ortaya koyduğu en iyi eserlerden biri demek yanlış olmayacaktır.

--- alıntı ---

"mon idéal, ce serait de travailler tranquille, de manger toujours du pain, d'avoir un trou un peu propre pour dormir, vous savez un lit, une table et deux chaises, pas davantage..."


"le vin décrassait et reposait du travail, mettait le feu au ventre des fainéants ; puis, lorsque le farceur vous jouait des tours, eh bien ! le roi n'était pas votre oncle, paris vous appartenait avec ça que l'ouvrier, échiné, sans le sou, méprisé par les bourgeois, avait tant de sujets de gaieté, et qu'on était bien venu de lui reprocher une cocarde de temps à autre prise à la seule fin de voir la vie en rose ! hein !à cette heure, justement, est-ce qu'on ne se fichait pas de l'empereur? peut-être bien que l'empereur lui aussi était rond, mais ça n'empêchait pas, on se fichait de lui, on le défait bien d'être plus rond et de rigoler davantage. zut pour les aristos!"

"kararını vermişti; ya hırsızlık yapacak ya da vücudunu satacaktı.
jervez, kararlıydı. vücudunu satarsa, bunun zararı yalnız kendisine aitti. fakat eğer hırsızlık yapacaksa, bu başkasına da dokunacaktı. buna zorunluydu; kendine özgü bir malı kullanacak ve böylelikle, davranışından yalnız kendisi sorumlu olacaktı. evet, yapacağı doğru bir iş değildi. kafasının içi öyle karma karışık bir haldeydi ki, iyiyi kötüyü, hiçbir şeyi ayırt edemiyordu. insanlar açlıktan ölecek bir dereceye geldiği zaman, bunları düşünebilir miydi?"

"herkes, mutlaka bu yoldan geçip gidecek. hiç kimse ne önde ,ne de arkada kalır. toprağın altında herkese yetecek kadar yer vardı. geç kaldım deyip budalalık etmek...bunların hepsi boş şeyler...bana gelince: ben ,her zaman işimi yapmaya hazırım! ey fani dünya, kimisi biran önce gitmek ister; bazıları da senden ayrılmak istemez."

"soluğu öyle tıkanıyordu ki, artık konuşamaz olmuştu; ama sağlam kalan canlı tek gözüyle, insanlara dik dik bakıyordu. bu bakışta da pek çok anlam vardı; gençliğe özlem, yakınlarının kendisinden kurtulma konusundaki sabırsızlığının verdiği acılar."



--- alıntı ---
devamını gör...

allah sizin teker teker belanızı versin.
allah sizin belanızı versin.
allah sizin belanızı versin.
beni yarım saat orda insan azmanına dövdürttünüz. tekmesinden tokadına , dönen tekmesinden, uçan sırtına ensesiyle bile vücudunun her zerresiyle adam beni dövdü. bir kişi demedi ki serbestcim yardıma ihtiyacın var mı?
adam odadaki her şeyi benimle kırdı. dolabından komodinine havlularından yastıklarına. beni boğdu boğdu duvara attı. boğdu boğdu duvara attı. çığlıklar, yardım çığlıkları. allah'ın belaları. bir kişi be bir kişi. ben bu aileden değil miyim ya? ben bu aileden değil miyim ya? bir kişi gelip de napıyon sen burda demedi. nerdeyiz biz aynı otelde değil miyiz? ilhami abi sen söyle ben başka ilde miyim? he başka yerde mi dayak yedim ben? uzaklarda mı yedim de geldim? aynı yerdeyiz be. aynı kattayız be. yazıktır ayıptır be. ne dön abi ne dön dönsem tanıycan mı beni? adam beni döve döve başka birine çevirdi. bana paspasla adam öldürttünüz. paspasla adam öldürttünüz bana."
devamını gör...

güzel kızı n'apacaksınız kardeşim karma puanları üstüne mi yapacaksınız? birinin yazdığına bakacaksınız yazdığına, tipine bakcaksanız instagramda takılın. her mecranın kendi kullanım amacı var.
devamını gör...

valiz hazırlamakkk.... bugün yavaştan toplanmaya başladım. hiçbir şeyi sığdıramıyorum.*
devamını gör...

hiç uyuşturucu kullanmadım.
devamını gör...

içinde bulunduğum grup.
devamını gör...

ertelememek gerektiğini, her şeyi vaktinde yapmamız gerektiğini.
devamını gör...

kelime dağarcığınızın gelişmesi için birebirdir. ihsan oktay anar çok detaylandırarak tasvirler her şeyi, e haliyle bunu yaparken de alışık olmadığımız kelimelerden yararlanır bolca. ama bu "süslü" kelimeler sizi korkutmasın. bir kere yazarın diline alışınca kitabı elinizden bırakmak istemeyeceksiniz.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim