anlatmaktan yorulmaktan, kimseyi kırmak istememekten ya da anlaşılmayacağını düşünmekten kaynaklanan ve insanın bütün söylemek istediklerini içine atarak daha çok üzülmesine sebep olabilecek durum.
devamını gör...

çalışanlarımdan sonrasını okumadım.
devamını gör...

fi, çi, pi..
devamını gör...

safeviler erdebil barış antlaşmasını 1624 yılında ihlal etmiş ve osmanlı safevi savaşı o tarihte tekrar başlamıştı. sultan 4. murad 8 mayıs 1638 yılında bağdad üzerine sefer kararı aldı ve bu tarihte ordusu ile birlikte istanbuldan ayrıldı.

istanbul bağdad yolu 110 konağa ayrılmıştı. iznik 5., inönü 14. konaktı. eskişehir civarına gelirken sultan murad, atası osman gazi'nin kayınpederi şeyh edebalı'nın türbesini ziyaret etti. sadrazam bayram paşa, 28 mayısta inönü konağında gelip orduya emrindeki birliklerle birlikte katıldı. 8 haziran 1638 yılında ordu akşehir'e geldi.

17 haziranda konya'ya gelen sultan murad, burada mevlana'nın türbesini ziyaret etti. 25 hazirana kadar burada konakladılar. konya'ya geleli 5 gün olmuştu ki ahmed adında üfürükçü bir şeyh yakalanıp idam edildi.

konya-halep arasını 27 günde alan osmanlı ordusu, 22 temmuzda bu şehre vardı. burası, istanbul-bağdad yolunun tam ortasıydı. 6 ağustos'a kadar 15 gün halepte kaldılar. buradan 6 ağustos tarihinde ilerlemeye başlayan osmanlı ordusu, 15 kasım günü bağdad önlerine geldi ve muhasaraya başladı. istanbul - bağdad arası mesafe konaklamalar ile birlikte 5 ay 8 günde alınmıştı.

bağad'ı bektaş han kumandasında 40 bin civarında safevi askerinden oluşan bir garnizon savunuyordu. şah safi, ordusu ile birlikte kasr-ı şirin'de bekliyordu. şah safi bağdad'ın muhasara altına alındığını öğrenince yanına 12 bin kişilik bir önce kuvvet alarak diyale ırmağına kadar yanaştı. halep beylerbeyi şah'ın ırmağı geçmesine engel olmak için gönderildi, zaten şah'ın ırmağı geçmeye ve muazzam büyüklükteki osmanlı ordusu ile çarpışmaya hiç niyeti yoktu. fakat bağdad'ın düşeceğine ihtimal vermiyor, şehrin kuvvetli surlarına ve içerideki 40 bin asker ile yüzlerce topa güveniyordu.

sultan murad, birkaç defa yanında 86 yaşındaki şeyhülislamı yahya efendi ile birlikte, en ileri hatlara kadar gelip askerini morallendirdi. yaralı çadırlarını, kendi çadırlarının etrafına kurdurdu. her gün yaralıları ziyaret ediyor, hatırlarını soruyor ve her birine 50 altın ihsan ediyordu.

27 kasımda, surlarda ilk geniş gedikler açıldı. 4 aralıkta, musul'dan yola çıkarılan 10 büyük muhasara topu daha, dicle üzerinden osmanlı ordusuna getirildi. bu vuruşmalar esnasında tayyar mehmed paşa alnına yediği bir safevi kurşunu ile şehid oldu. aynı şekilde babası olan uçar mustafa paşa da bağdad önlerinde bir safevi kurşunu ile şehid olmuştu.

24 aralık sabahı bektaş han daha fazla dayanamayarak vire ile yani sağ kalan askerlerin serbestçe çıkıp gitmeleri şartı ile kaleyi teslim edeceğini bildirdi. sultan murad, karanlık basmadan teslim olmaları kaydıyla bu teklifi kabul etti.

safevi garnizonun'nun 4'te3'ü türklerden oluşuyordu. bunların arasından bir kısmı ile birlikte bektaş han, şah safi'den korktuğu için osmanlı hizmetine girdi.

1 ay 9 gün süren bağdad muhasarasında, 10 bin safevi ve 5 bin osmanlı askeri öldü. bunun yanında 20 bin kadar asker yaralandı. neredeyse 15 yıldır işgal altında olan bağdad, 1917 yılında kaybedilene kadar bir daha işgal görmedi. sultan 4.murad ise "bağdad fatihi" ünvanı ile anılmaya başlandı.
devamını gör...

sözlük radyosu bayram sabahı yayınında yapılacaktır.

(bkz: eid mubarak)
devamını gör...

görün tabi. görmenizde fayda var. niye? çünkü merak bunu gerektirir. hem görürseniz sizi takip edeni sizde takip edebilmiş olursunuz. ne diyorlardı? hah tamam! takibe takip... bunun yapılabilmesi için görülmesi lazım. maazallah sizi takip edeni siz takip etmezseniz, bir süre sonra sizi takipten falan çıkar ki bu dünyanın görüp görebileceği en büyük felaket olur. bazen neden bu kadar çok şeyi kafanıza taktığınızı düşünüyorum ki bunu düşünmekte benim çok fazla şeyi takmaya başladığım anlamına geliyor. aslında gereksiz. lakin son zamanlarda sözlükteki şu canım cicim terör örgütü eylemleri beni o kadar bunalttı ki, şu aralar sözlükten iyice soğumaya başladım. yahu misal; samimi olarak soruyorum, güzel güzel yazıp çizseniz, sizi beğenen insanlar sizi takip etse bu size yetmiyor mu? takipçi arttırmak için kulis yapmaya, kendinizi sevdirmek için taklalar atmanıza gerek var mı? yazıyorsunuz işte. orada duruyor yazdıklarınız. okuyan okur, beğenen beğenir, takip etmek isteyen eder.

son zamanlarda çok enteresan şeyler görüyorum; örneğin harika bir kaç tanımını okuduğum birinin sonrasında çok garip tanımları beğendiğini ve bunun istikrarlı bir duruma dönüştüğünü fark ediyorum. insanlar bir şeyi unutuyor. sadece yazdıklarınız, o güzel cümleleriniz, kelamlarınız tanımlamıyor ki sizi. beğendikleriniz de sizleri tanımlıyor. vasata övgüler düzüyorsunuz. bir yandan sözlükteki trollerden şikayet ederken, öte yandan vasatlığın sözlükte artması için ne gerekiyorsa yapıyorsunuz. yani aslında bunu yapanların bir çoğu da sözlüğü troller kadar trollüyor. sadece farkında değiller. troller bilinçli bir tercihle bunu yaparken, bu tarz davranan güzel arkadaşlarımız bu bilinçten yoksun olarak ''de facto troll'' tabirinin klavyeye bürünmüş haline geliyorlar. ben artık onlara beğeni/sevgi trolleri diyorum.

hülasa; bunun değişeceğine dair pek bir ümidim yok açıkçası. başlığı gördüm yazayım dedim. genelde görünce yazıyorum. * böylece not düşmüş oluyorum. sonra şikayetler, serzenişler arttığında, biz bunu daha önce söylemiştik deme fırsatımız olsun değil mi? misal daha önce de şurada yazmıştım; #549062 ki o zamanlar kabuğumun üzerine yapışan jelibonlar bu kadar erimemişti. şu aralar bayağı bir yapışkanlık arz etmeye başladılar. neyse kazıklılar, canım cicimciler derken trolleri çok ihmal ettik bu ara, haklarını helal etsinler. bu güzelliklere (!) dikkat çekeceğiz derken onlara söylenmeye zamanımız kalmıyor...
devamını gör...

tanımlarına kelimenin tam anlamıyla bayıldığım,sohbeti de kendisi de aşırı tatlı bi yazar. sözlükte oylama ve favorileme için engel olmasa kesinlikle okuduğum her tanımını oylardım ama yine de elimden geldiğince fırsat buldukça okuyorum kendisini.

umarım hep çok mutlu olur ve yazmaya devam eder tatlı yazarımız* .
devamını gör...

sınıf öğretmenliği öğrencisiyim ve aslında çok gerginim çünkü bence öğretmen kendi ruhunu iyileştirmeden bir başkasını iyi edemez ( yani herkes için böyle) bu yüzden aslında çok geriliyorum. ya iyi bir öğretmen olamazsam, ya çocukların ruhlarına dokunamazsam, ya onları gerçekten mutlu bireyler yapamazsam diye istemsiz kaygılarım var. ancak bir yandan da onların senden etkilendiğini görmek de bir o kadar keyifli . iyi ki öğretmen adayıyım.
devamını gör...

hangi zaman aralığına düşse gözü,
bir dur ister dayandığı bacaklara...

güçtür elbet,
dalı yeşilden ayırmak
ve güç olmalıydı mecalsiz dudaklarını gözlerinle savaştırmak.
gününün akması artık,
yarınının damarlarında.
bir dinleyip,
bir susmak gibi birşey bu.

bir bir ölüp..yaşayabilmenin ta kendisi bu..
d.b
devamını gör...

günaydın diyen birine günaydın cevabı verilmesi.

öylesine hödük bir toplumda yaşıyoruz ki, bunu demekten aciz insanlarla bir aradayız.
devamını gör...

yunan mitolojisi'nde bir insan ile keçiden olma melez bir yaratıkdır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
aynen bu.
devamını gör...

köpeğimin artık komut alıp, beni çekiştirmeden yanımdan yürümesi. hayatımda ilk kez bi canlıyla bu kadar uğraştım karşılığını görmek müthiş. mesela bi insanla bu kadar uğraşsanız karşılığını genelde bulamazsınız ama bu gözlerimin içine bakıyo. *
devamını gör...

hepsinin canı cehenneme. olan yine masumlara, çocuklara oluyor.
filler tepişiyor, çimenler eziliyor.
devamını gör...

hemen.
devamını gör...

kendi kendine girmiş olduğu tanımı okuduğumda hasetlendiğim yazardır.
#383511 ne güzel ifade etmiş.
bu kadar geç keşfettiğim için hayıflanmışımdır üstelik. her türlü canımı sıkmış moralimi sinirlendirmiştir.
halbu ki ilk okumaya başladığımda güzeldi niye böyle oldu hiç bilmiyorum.
hadi gidiyorum artık belki geri gelirim emin değilim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devam olsun efem, bolca çokça keyifle yazınız.
devamını gör...

burada siz değerli yazarlara okuduğum bir yazıdan bir şeyler paylaşmak isterim.

228. ayete göre kadının yaşamı tamamen erkeğin insifiyatine bırakılarak erkeğin seçimi doğrultusunda yönlendirilmektedir. annenin kendi bedenindeki varlık eşler arasında birlikte karar verme hakkına değil de birebir erkeğe ait hak olarak değerlendirilmektedir. kadının da erkek üzerinde hak sahibi olduğunu söyleyen kur'an 228. ayetinin son satırında yer aldığı gibi "yalnız erkekler kadınlardan daha üstündür" demeden de edememiştir.

islam dünyası için kur'an'ın en doğru ve tek kaynak görülmesi her din bilgininin kur'an'ı kendince yorumlamasına neden olmuştur. hatta bilginliğin dışında okuma yazma bilmeyen bir köy imamının, kur'an'ı ne anlama geldiğini bilmediği arapça dili şeklinde öğrenerek; kendi çıkarları doğrultusunda karısını, gelinini, kızını kısıtlamak amacıyla etrafa hurafeler şeklinde "kur'an'da böyle yazıyor" iddiası ile kadının erkeğin yanında öksürmesinin dahi günah olduğu gibi düşüncelerinin yayılmasına neden olmuştur.

bilimsel eğitimin günah olduğunun hurafesi ile de özellikle kız çocuklarının eğitimden uzaklaştırılmaları ve erkeğin hakimiyetini daha fazla ele geçirmesini doğurmuştur. erkeğin kadını dilediği gibi yönlendirmesinden dolayı kadın, eğitimsizlikle birlikte kendi içerisinde yalnızlaşmaya başlamıştır. bu yalnızlaşma sonucu kadın, kaderini tanrının yazmış olduğuna ve kocaya başkaldırmanın aslında allah'a bir isyan olacağına inandırılmıştır. örtünmenin tamamen çarşaflanma olarak algılanması kur'an'ın emri değil cahil anlayışın temsilciliğidir. kur'an'da kadının müstechen yerlerinin örtünmesi, cinselliği ön plana çıkaracak hatlarının korunması amacıyla buyrulmuştur. fakat yine ayetleri insanların kendince yorumlamasıyla, kadınlar korunmak dışında sandığa kapatılmak amacıyla elleri ve ayaklarının örtünmelerine ve hatta gözlerinin peçe ile kapatılmasına maruz bırakılmışlardır.

"ey peygamber! hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle (kendilerini baştan aşağı örten) elbiselerden giyinip örtünsünler. işte böyle giyinmeleri tanınıp da (ahlaksızlar tarafından) eziyet edilmemelerine daha elverişlidir."
yukarıda yazılan ayetlerin aksine yanlış yorumlarla toplumda gericiliğe neden olmuştur.

fakat yanlış yorumlanmaya bile gerek kalmadan bazı ayetlerde de direkt olarak kadını aşağılayıcı ibareler kullanılmıştır. 222. ayette olduğu gibi regl döneminde kadının kötü olduğu ve o dönem geçene kadar uzak durulması gereken nefret edilen bir varlık olduğundan bahsedilir.

223. ayette ise kadın bir insan olarak değil de sadece çocuk doğurduğunda ve onu yetiştirdiği takdirde önem kazanan bir varlık olarak değerlendirilir. kadın bir tarla, erkeğe ait bir tarla, yani bir mal olarak, kadının iradesine, isteğine bakılmaksızın erkek tarafından dilendiği gibi kullanılabilir. kadının erkeği istememek gibi bir tercih hakkı yokken erkek istediği zaman kadınla birlikte olabilmektedir.
tek tanrılı dinlerin karakteristik özelliği kadının toplumun en aşağı tabakası olarak görülmesidir.
devamını gör...

karikatürler sanki ikiz gibi...*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

şarkılar söyleye söyleye, dans ede ede gideceğin yere hazırlanmak.
devamını gör...

adı bile karizma;
(bkz: slow loris)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim