derinlikli düşünebilme kabiliyetlerinin gelişmemiş olmasından mütevellittir. kadınlar kadar geniş bir perspektiften bakamıyorlar.
devamını gör...

en az 3-4 kuşaktan beri zengin olan ailelerde kalıtımsal olarak ortaya çıkan güzellik çeşitidir. sonradan kazanılan parayla elde edilemez ve estetik güzellik değildir. tını olarak da farklı bir türkçe konuşurlar bu da sonradan öğrenilemez.
not: ünlülerden ya da sonradan zengin olanlardan bahsetmiyorum.
devamını gör...

sevdiğim yazarlardan birisidir. çok içten, eğlenceli ve komik yazıları var. bildirimlerini görmeyi seviyorum^^
devamını gör...

macar sineması tarihinin en usta yönetmenlerinden olan bela tarr üstadın andrey tarkovski biçiminde kendisine has bir üslüpla çektiği 2000 yılına ait şaheser. laszlo krasznahorkai‘nin ”the melancholy of resistance” kitabından ustaca senaryolaştırdığı ve bohem bir havada siyah beyaz olarak çektiği filmde öylesine sessiz ama bir o kadar da vurucu açılış yapar ve bu sizi daha filmin ilk dakikalarında içine çeker. valuska'nın barda anlattığı hikayeler anlatım biçimi kişilere biçtiği roller hiç bitmesin istersiniz. çünkü aslında bitmesini istemediğimiz umuttur yönetmen bunu senaryoda o kadar güzel yedirmiştir ki izlerken bir gotik masalın içerisinde bulursunuz kendinizi ve o bar hiç kapanmasın istersiniz. filmin ikinci yarısında valuska'nın yaşamında gördüklerine giriş yaparız aç gözlü insanları, savaşın yıkımlarını, açlığı, yağmayı, aşkı ve terkedilmeyi . hele hastane sahnesi son sahne umudun valuska'nın çıplak bedeninde sokaklarda yeşerdiği o son sahneyi anlatmak için kelimeler kiyafyetsiz kalır. bilmeden tanımadan saygı duyulan güya yüksek rütbeliler olmayan sirk hep bir umut dolu olan valuska.


werckmeister harmoniak için tanımsız konusuz konunun kişinin kendisi olduğu bir film diyebiliriz. varoluşun ne olduğu ve insanın bu varoluştaki yerinin bilinmediği ve düşünülmediği kara olmasına rağmen bembeyaz bir film, izleyen herkesin her izlediğinde kendinden başka başka şeyler bulabileceği farklı unsurlara şahit olacağı her sahnesini tekrar tekrar yorumlayacağı bir film.

yönetmenin ustalık işi olan bu film macar sineması sevenler için mükemmel bir deneyim olacaktır.
devamını gör...

bizim türk milletine has bir davranış biçimidir. genelde futbol müsabakalarında kahve ortamlarında denk geliriz.
devamını gör...

saygı saygı saygı. saygının olmadığı yerde sevgi barınamaz. iki insan kavga da etse, küsüp barışsa da birbirine olan saygısını asla yitirmemeli.
devamını gör...

bu adama nasıl nick altı yazılmamış inanın hayretler içerisinde kaldım. kınıyorum hepimizi! kusurumuza bakmasın. vay bana vaylar bana... elbarto tosbağayı niye utandırıyorsun kardeşim? ben bu utançla kabuğuma çekilirim arkadaş!

affet beni 0330
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sağdaki çocuk mabel matiz.
bence çok iyimser.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: millet aç aç)
devamını gör...

blu tv ve fx ortak yapımı olarak yayınlanmış film tadında bir polisiye dizi.

dizinin tarihi bağlantılar içermesi ve bunu izleyiciye hissettirmesi de zaten başlı başına ilgi çekici olan konusunu daha bir şenlendiriyor. başrolde kenan imirzalıoğlu, melisa sözen, ahmet mümtaz taylan var. kenan imirzalıoğlu ezel'de çıtayı arş-ı alâ'ya yükselttikten sonra tabiki burdaki oyunculuğu tutuk gelebilir ancak yine de nevi şahsına münhasır. ahmet mümtaz taylan'ı da başarılı buldum ancak tabi kenan'la birlikte oynayınca insanın beklentisi yükselmiyor da değil. melisa sözen de iyi iş çıkarmış, hoş kadın.

diziyi izlerken bazı klişeler göze çarpmıyor değil. tecrübeli polis - genç polis, çılgın dik başlı polis - realist uslu polis ikilisi burda da var. istanbul teması, dini motifler ayarı biraz kaçtığından insan edebi roman okuyormuş hissine kapıyor veya senaryosunun edebi bir eserden esinlemiş olduğunu sanıyor daha doğru ifadeyle. ama tüm bunlar dizinin akıcılığının önüne geçmiyor. bir bölüm bitirirken ayılıp bayılmıyorsun yani. sürükleyicilik eh işte bir türk polisiyesi ne kadar sürükleyebilirse o kadar. etkileyici merak uyandırıcı sahneler bolca var ama bir günde zamanın farkında olmadan bitirilebilecek kadar değil. belkide yoğunluğundan kaynaklıdır bu durum bilmiyorum. ben biraz fazla polisiye meraklısı olduğum için iki günde bitirdim. zaten 8 bölüm.

finali kötü bulmadım ancak daha şaşırtıcı, daha vurucu olabilirdi. böyle bir dizide böyle bir final olunca bir şeylerin eksik kalmışlığı hissi de insanda uyanmıyor değil. bitirişi bu şekilde olmasa üstünden zaman geçmesine rağmen çok daha fazla anılabilirdi.

bir başyapıt değil ancak izleyeni kesinlikle pişman etmez. kısacası ortalama üstü bir türk polisiyesi.
devamını gör...

müdürün yanında küfür etmek kadar kötü değildir.
devamını gör...

bilmem, belki de her şey bambaşkadır...
devamını gör...

bu aralar yaşadığım durum, umarım kimse yaşamaz.
devamını gör...

ağırlıklı olarak görünen hali şöyledir: yazıyor...
whatsapp'a durum atar. başkalarının whatsapp durum değerlendirilmesi yapılır. bu durumlar genellikle facebook göndelerinin ekran görüntülerinden oluşur. akrabalar ile oradan görüntülü görüşülür.
devamını gör...

enerjisizlik ,bitkinlik, yılgınlık, tahammülsüzlük,yorgunluk. ve tüm bunlara rağmen yapılacak bir dünya iş. depresif insanlara bir depresyondakilere iki kere selam olsun .
devamını gör...

1967 yapımı stuart rosenberg filmi. zaten isa göndermeleri ile dolup taşan film bana green day grubunun meşhur jesus of suburbia'sını anımsatıyor. bir kahramana hatta direkt isa'ya dönüşen luke karakteri paul newman'ın o çarpık, biraz delivari ve insanı delip geçen gülümsemesi ile yükseldikçe yükselmiştir. bu film; "hapishaneden kaçış temalı bir film madem o zaman biraz aksiyon görelim" diyen kitleyi memnun etmez, temasına nazaran tamamen durağan geçen bir film zaten çoğu insanın aklında o meşhur iddia sahnesi ile kazınmıştır ama bana kalırsa filmin bunun dışında onlarca etkileyici sahnesi vardı.



luke'un dragline ile mücadele ettiği sahne hem sinema dünyası için unutulmayacak bir sahne hem de luke karakterini çözümlemek için ideal bir andı. filmin açılış sekansında bile luke karakterinin o yarı deli tavrını zaten anlaşılıyordu ama bu sahnede dragline onu dövmekten bıkana kadar hırsla kalkıp dayak yemeye devam etmesi karakterin genel bir portresini çizmeye yetiyor.

diğer bir etkileyici sahne luke'un annesi ile yaptığı son konuşma sahnesi ama bu sahneyi bu kadar vurucu yapan harry dean stanton'ın sakince just a closer walk with thee diye şarkıya girmesi ve luke'un annesi ile vedalaşmasının hemen ardından stanton'ın buğulanmış gözlerini uzaklara dikip şarkıya devam etmesidir bana kalırsa hatta o meşhur sahneyi de ekleyeyim buraya:

luke'un annesinin ölümünden sonra hücreye kapatılması yine ekrana bakıp sövüp saydığım bir sahneydi. luke'un ikinci kaçışından sonra bilerek tabağına fazladan yemek konulması -yemek bitmezse geceyi tek başına hücrede geçirmesi gerekecekti- ve hapishanede bulunan herkesin kendi yemeklerini bitirmelerine rağmen luke'a yardımcı olmak için onun yemeğinden sırayla bir kaşık almaları muhtemelen film boyunca beni ağlatmaya yaklaşmış az sayıda sahneden biridir yine.

başlık sahibi yazar biraz bahsetmiş ama ben tüm repliği yine de ekleyeyim. guns n' roses dinleyenler civil war şarkısının girişindeki o repliği anımsayacaklardır: "what we've got here is... failure to communicate. some men you just can't reach. so you get what we had here last week, which is the way he wants it... well, he gets it. i don't like it any more than you men."

strother martin'in o meşhur repliğinin geçtiği sahne yine cool hand luke filminin muhtemelen en akılda kalan ikinci sahnesiydi ki luke karakterinin vurulmadan önce pencereden bakıp; "what we've got here is... failure to communicate" dedikten sonra vurulup öldüğü sahne aynı şekilde çarpıcıdır.

luke'un vurulmadan önce tanrı ile yaptığı tek taraflı konuşma sahnesi için ise pek az şey söyleyebilirim, newman o sahnede sanatın vücut bulmuş hâli gibidir ki zaten replikler de aynı derecede güzeldir.

otoritenin kırılganlığını son dakika suratımıza çarpmış olan gözlük kırılma sahnesine değinmeyeceğim o kadar spoiler okuduysanız açıp izleyin zaten. o sahnenin etkisi okununca değil izlenince çarpıcı bir hâle geliyor.




"sometimes nothing can be a real cool hand"
devamını gör...

despacito. klibi ile birlikte izleyerek dinlemeye bayılıyorum. müthiş rahatlatıyor.
devamını gör...

lol'ün ukdesi.
the lord of the rings (kitap)'de gandalf'ın büyüleyici güzelliğe sahip dostu. aynı zamanda yılkı atlarının reisidir.
gölgeyele rohan'ın en iyi atıdır ama kimse bu ata binmeyi başaramaz ta ki gandalf'la karşılaşana kadar. gölgeyele dinginlenemez ve eyer vurulamaz bu sebepten dolayı gandalf eyersiz biner. çok hızlı, ,görenlerin gözlerini bir türlü alamadıkları muhteşem bir yılkıdır. gandalf'ın yoldaşı olmuştur. büyücünün her ıslık çalışında yanına gelir. nazgulların karşısında durabilen tek orta dünya atıdır.
devamını gör...

okuduğum şiirlerin en derin mısralarının arasındaki nefeslerimde seni kaybetmişim ben...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim