normal sözlük yazarlarının izlemekten bıkmadığı filmler
ooooo tam benlik bir başlık olmuş
(bkz: dark city)
(bkz: prometheus)
(bkz: inside out)
(bkz: the contact)
(bkz: interstellar)
(bkz: the cell) jlo başrolde
(bkz: twilight saga)
(bkz: the matrix)
(bkz: powder)
(bkz: queen of the damned)
şimdilik aklıma gelenler bunlar. iyi seyirler.
(bkz: dark city)
(bkz: prometheus)
(bkz: inside out)
(bkz: the contact)
(bkz: interstellar)
(bkz: the cell) jlo başrolde
(bkz: twilight saga)
(bkz: the matrix)
(bkz: powder)
(bkz: queen of the damned)
şimdilik aklıma gelenler bunlar. iyi seyirler.
devamını gör...
isviçre frangı
bizim tl'yi 1-2 yıla kadar 11-12'ye katlayacak para birimi.
devamını gör...
camdaki kız
televizyonda denk geldiğim doktor (bkz: gülseren budayıcıoğlu)'nun "camdaki kız" adlı eserinden uyarlanmış dizi. ama ne dizi. cimrisinden,obsesifin, despotundan şımarık zengin çocuğunun kısacası bir sürü psikopatın toplandığı dizi. bir de masum kızımız var tabii adı nalan. dizi nalan, ve koroğlu ailesi etrafında dönüyor. nalan anneannesi ve dedesini anne babası bilerek büyüyen bir kız çocuğu. anneannesi kızını kaybettikten sonra delirip bu kızcağıza yaşatmadığını bırakmıyor. düşünün ki bekaretini kaybetmesin diye hergün korse giydirip korseyi mühürlüyor. insan izlerken bu nasıl bir psikopatlık ulan demekten kendini alamıyor. babası da annesinin aksine çok naif ve kızına çok düşkün, anlayışlı bir baba. neyse kızımız 20li yaşlarına kadar delirmemeyi başarıyor mimar oluyor ama annesinden çok korkuyor. koroğlu ailesinin yanında çalışmaya başlıyor. koroğlu ailesi de kızın ailesinden beter. adam aşırı cimri,o kadar zenginliğin içinde kahvaltıya zeytinleri sayılı koyduruyor, bunları kontrol etmesi için çalışanı bile var, onu da yetimhaneden almış. karısı bu cimriliğe dayanamıyor gizlice kıyafetler alıyor bodrumda saklıyor giyememesine rağmen. bir de ailenin selen, muzo ve sedat adında üç çocuğu var. selen ailenin akıllı kalabilen tek insanı, bir de vasıfsız bir kocası var. muzonun ise nasıl bir problemi var çözemedim, odasından çok nadir çıkıyor sedat ise tam şımarık zengin çocuğu. cana adında evli bir kadınla ilişkisi var. bunu öğrenen ailesi sedatın ayıbını kapatıp evlendirmek istiyorlar. selen de nalanı görüp "evet aradığım namuslu temiz kız bu" edasıyla yapışıyor nalana. sanki kızın yaşadıkları yetmemiş gibi,bir de bu manyak ailenin içine düşüyor. saf kızımız bir de aşık oluyor sedata. yapma etme kızım diye ekrana sarılasınız geliyor. tam aile oğlumuz nalanla evlendi kurtulduk cana belasından derken sedat ne yapıyor dersiniz? düğün günü cana ile tuvalette ilişkiye giriyor ve annesi bunu duyuyor. seyirciye bugünlük bu kadar televizyon yeter allah belanızı versin dedirtiyor adeta. sedat beyimiz doymuyor tabii nalan kızımızın da tadına bakmak istiyor, ama nalan annesinin kendisine yaşattıkları yüzünden o kadar korkuyor ki ağlayarak kaçıyor odadan. annesinin kapısına dayanıyor annesi de kapıyı yüzüne çarpıyor, sanki sizin yüzünüze çarpmış gibi oluyorsunuz. yine allah belanızı versin demekten başka çare kalmıyor.
devamını gör...
aşık olmak
bazen acı bazen tatlı olsa da insan bir kere aşık oldu mu vazgeçmiyor vazgeçemiyor. gerçekten de dünya birinin sizi sevdiğini bildiğinizde daha da bir güzelleşiyor. mutlu olduğunuzda, üzgün ya da en umutsuz olduğunuzda birinin hep orada olduğunu ve sizinle olduğunu bilmek insanı rahatlatıyor. bir kere iki ayrı bedende tek olmak aynı zamanda. birini hep kalbinizde taşımak. nereye giderseniz gidin onun da sizinle gelmesi aslında. böyle filmlerde, kitaplarda görürdüm de hep merak ederdim o gerçek aşkı ve gerçekten birine aşık olmayı. şimdi anlıyorum aşık olmak öyle bir şey ki sabah güneşinin sizi ısıtması gibi. bir treni kaçıracakken son anda yetişmek gibi. en çok da seviyoruz ve yaşıyoruz çok şükür der gibi...
devamını gör...
bilgisayar mühendisliği
90larda ve şimdilerde altın çağını yaşayan meslektir(dünya genelinde, türkiye'de farklı olabilir).
90ların sonunda dot.com balonu patladıktan sonra iş alanları geçici olarak azaldıysa da son 5 senedir inanılmaz bir talep var.
bir bilgisayar mühendisi çok farklı alanlarda çalışabilir. ilk aklıma gelenler:
yazılım geliştirme
yazılım tasarım
proje yöneticiliği
iş analistliği
veri analistliği
veritabanı yönetimi
sistem yönetimi
siber güvenlik uzmanı
vs. vs.
bu meslekte başarılı olmak için bitmeyen bir öğrenme açlığı, yeniliklere hızlı adapte olabilme, ortalama üstü sayısal zeka ve analiz yeteneği gereklidir. ingilizce bilmiyorsanız hiç bulaşmayın. zaten ingilizce neredeyse her meslek için şart. proje yönetimi gibi alanlarda ayrıca soft skill denilen özelliklere de ihtiyaç vardır. başarılı bir bilgisayar mühendisinin işsiz kalma olasılığı şu an için hemen hemen sıfır. ülke içinde hiç bir şey yapamasa bile internet üzerinden dünyanın herhangi bir yerindeki firmaya yazılım geliştirme hizmeti sunabilir. başarılı projelere imza atmış olanlar ise yurt dışında rahatlıkla iş bulabilirler.
bu mesleği seçmek isteyen kişiler öncelikle bu işi sevip sevmeyeceklerine karar vermeliler. eğer sevmezseniz hem başarılı olmanız zor olur, hem de mutsuz olursunuz. çok başarılı olanlar ise hepimizin görüp duyduğu üzere inanılmaz işler başarmaktalar.
şimdilik bu kadar.
90ların sonunda dot.com balonu patladıktan sonra iş alanları geçici olarak azaldıysa da son 5 senedir inanılmaz bir talep var.
bir bilgisayar mühendisi çok farklı alanlarda çalışabilir. ilk aklıma gelenler:
yazılım geliştirme
yazılım tasarım
proje yöneticiliği
iş analistliği
veri analistliği
veritabanı yönetimi
sistem yönetimi
siber güvenlik uzmanı
vs. vs.
bu meslekte başarılı olmak için bitmeyen bir öğrenme açlığı, yeniliklere hızlı adapte olabilme, ortalama üstü sayısal zeka ve analiz yeteneği gereklidir. ingilizce bilmiyorsanız hiç bulaşmayın. zaten ingilizce neredeyse her meslek için şart. proje yönetimi gibi alanlarda ayrıca soft skill denilen özelliklere de ihtiyaç vardır. başarılı bir bilgisayar mühendisinin işsiz kalma olasılığı şu an için hemen hemen sıfır. ülke içinde hiç bir şey yapamasa bile internet üzerinden dünyanın herhangi bir yerindeki firmaya yazılım geliştirme hizmeti sunabilir. başarılı projelere imza atmış olanlar ise yurt dışında rahatlıkla iş bulabilirler.
bu mesleği seçmek isteyen kişiler öncelikle bu işi sevip sevmeyeceklerine karar vermeliler. eğer sevmezseniz hem başarılı olmanız zor olur, hem de mutsuz olursunuz. çok başarılı olanlar ise hepimizin görüp duyduğu üzere inanılmaz işler başarmaktalar.
şimdilik bu kadar.
devamını gör...
ilginç tatlı isimleri
tavuk göğsü . ilk duyduğumda bildiğimiz tavuğun göğsü sanmıştım. meğersem olay bambaşka bir şeymiş.
devamını gör...
bitcoin
al satçıların kar kaygısı yüzünden acayip bir oynaklığa sahip kripto para birimi. 3 yıl önce mining yaparak elde ettiğim bir miktar coini 17binlerden 3bine düşmesine rağmen satmadım. geçen hafta artık karımızı realize etme zamanı geldi diyerek 46500den çıktım fakat yükseliş devam etti... acaba kaçıyor mu diyerek 47000den tekrar girip 50.000den çıktım. adama kalp krizi geçirtir yeminle. biraz süre uzak kalacağım ve 30binlere inip bir süre stabil seyretmedikçe de tekrar girmeyi düşünmüyorum.
devamını gör...
hiçbir tanımı beğenmeyen yazar
kendisi o kadar mükemmelse cennete gitsin dediğimdir.
devamını gör...
normal sözlük'e kalite katabilir miyiz sorunsalı
bu salt yönetimin sorumluluğunda olan bir durum değil. moderasyonun bu konularda hatalı adımları olabilir. bunu kabul ederim. lakin bunlar üzerine çözüm üretilmesi talep edildiğinde ziyadesiyle olumlu yaklaşım sergiliyorlar bu konuda haklarını yiyemem. bakın bu tarz başlıklar sözlük kurulduğu günden beri açılıyor. ve genelde bu başlıkları açan arkadaşların profillerini gezdiğinizde dişe dokunur herhangi bir tanım ya da başlık bulamıyorsunuz. yani bu başlıklar genel olarak, elini taşın altına sokmak istemeyen zevat tarafından açılıyor. (bu başlığı açan arkadaşı tenzih ederim zira onun profilini inceleyecek zamanım olmadı.) yani meselenin özü şu; talep var ama o talebe dair eylemsellik yok. evvela herkes kendi profilinin önünü temizleyecek. siz sadece şikayet ederseniz, kaliteli içerik üretmezseniz elbette sözlüğün seviyesi günden güne düşer. eleştirdiğiniz kadar içerik üretseniz, bu işler daha güzel olacak ama işte tembellik hakkını eleştirme hakkıyla birlikte kullanıyorsunuz ve bunun sözlük için olumlu hiçbir etkisinin olmadığı açık.
bilenler bilir. burada çözüme yönelik eleştirileri yapanların başında geliyorum. zira eleştirmezseniz iyiyi bulamazsınız. lakin ben bu eleştirileri yaparken bugüne kadar yan gelip yatmadım. kendime göre fırsat buldukça elimden geleni yaptım. yani içim rahat * yüce ülgen sağ olsun eleştirilerimizin altını doldurabiliyoruz.* milyonuncu kez, bu sözlük nasıl daha kaliteli hale getirilebilir konusunu konuşmanın artık sözlüğe faydası yok! çünkü insanlar o kadar konuşmadan, o kadar tespitten sonra aynı yolda gidiyorlarsa, sizin yapacağınız tek şey kaliteli içerik üreterek sözlüğü aşağı çekenlere cevap vermektir. bunun haricinde yapacağınız bir şey yok. bakın bundan iki ay önce sözlüğün tabiri caizse içinden geçen bir kitle vardı. artık yoklar. biz hala buradayız. şu anda da sözlüğün içinden geçen bir kitle var. ama onlarda bir süre sonra olmayacak, biz yine burada olacağız. çünkü kendi adıma söyleyeyim ben sözlük kullanıcısıyım. benim işim sözlükle. beni canım, cicim, tatlım. balım, kaymağım kısmı ilgilendirmiyor. bu kitleler de hiç merak etmeyin bir süre sonra ellerini ayaklarını sözlükten çeker, zira sözlük onlar için direkt iletişim fırsatını kurduklarında yok olan, ikinci plana düşen bir mecra haline geliyor. biz bunları daha önce de gördük. ha sonra yenileri gelir. onlar da yine istediklerini aldıklarında arazi olurlar.
yeri gelmişken süngerbob çorabı giyen yiğit'in temas ettiği kulüp mevzusu hakkında da bir kaç kelam edeyim ; aslında bu kulüp işleri bir nebze iyi oldu. millet geyiğini, sosyalleşme ihtiyacını sözlüğün ırzına geçmeden icra etmeye başladı. zaten akışın yavaşlamasından bunu anlıyorsunuz. bu kulüplerin açılması ile birlikte insanların sözlük kullanıcısı olup olmadığı da ortaya çıkıyor. bir turnusol oldu yani bu durum. gruplarda aktivitenin dibine vuran bir çok insanın sözlüğe iki satır yazı yazmaktan erindiğini görüyorsunuz. bu sebeple de, bu kulüp işleri sözlüğün sakinleşmesi anlamında etki icra etmiş oldu. ha eksileri yok mu? var tabi; sözlüğe içerik üretirken oralarda geyiğin dibine vurmaya başlayan yazarlar varsa bir tek bu durum sözlük için zararlı olur ama onun da çok önemli olduğunu düşünmüyorum.
evet sözlükten pek çok kaliteli yazar gitti ama onların mahlaslarını hepimiz bir kalemde sayabiliriz . çünkü zaten azdılar ve gidişleri göze battı. buna mukabil bahsettiğim beklentilerle sözlüğün içinden geçen yığınla insan da sözlükte yok artık. ki onların sayısı kaybettiğimiz değerli arkadaşlarımızın 10 15 katıdır. demem o ki, bu bir sirkülasyon. siz yazın, içerik üretin, okumak isteyenlere nefes olun. yıkama yağlama isteyenler kendi mecralarında takılsın, içerik üretirken onları çok da umursamayın, umurunuzda olması gereken şey yazdığınız şeyleri okuyacak insanlar olsun. bir kişi bile olsa, okumayı seven bir insana ulaşıyorsanız gerisi lafügüzaf... misal benim severek okuduğum yığınla yazar var hala bu mecrada. fırsat buldukça da hepsini okumaya devam ediyorum. siz okudukça, onlar okunduklarını bildikçe sıkıntı çıkmaz. ha derdiniz başka ve sürekli görünür olmaksa, o zaman sizi başka bir köşeye almak lazım. o köşe de pastane köşesi. canım, tatlım, ballı lokmam vesaire diyerek, altın günü düzenleyebilir, okunmadan beğeni toplayabilir ve mahlasınızdan söz ettirebilirsiniz. ama bütün bunlar matrix be cancağazım! hangi hapı yutacağınız sizin elinizde. tercihe bağlı yani...
bilenler bilir. burada çözüme yönelik eleştirileri yapanların başında geliyorum. zira eleştirmezseniz iyiyi bulamazsınız. lakin ben bu eleştirileri yaparken bugüne kadar yan gelip yatmadım. kendime göre fırsat buldukça elimden geleni yaptım. yani içim rahat * yüce ülgen sağ olsun eleştirilerimizin altını doldurabiliyoruz.* milyonuncu kez, bu sözlük nasıl daha kaliteli hale getirilebilir konusunu konuşmanın artık sözlüğe faydası yok! çünkü insanlar o kadar konuşmadan, o kadar tespitten sonra aynı yolda gidiyorlarsa, sizin yapacağınız tek şey kaliteli içerik üreterek sözlüğü aşağı çekenlere cevap vermektir. bunun haricinde yapacağınız bir şey yok. bakın bundan iki ay önce sözlüğün tabiri caizse içinden geçen bir kitle vardı. artık yoklar. biz hala buradayız. şu anda da sözlüğün içinden geçen bir kitle var. ama onlarda bir süre sonra olmayacak, biz yine burada olacağız. çünkü kendi adıma söyleyeyim ben sözlük kullanıcısıyım. benim işim sözlükle. beni canım, cicim, tatlım. balım, kaymağım kısmı ilgilendirmiyor. bu kitleler de hiç merak etmeyin bir süre sonra ellerini ayaklarını sözlükten çeker, zira sözlük onlar için direkt iletişim fırsatını kurduklarında yok olan, ikinci plana düşen bir mecra haline geliyor. biz bunları daha önce de gördük. ha sonra yenileri gelir. onlar da yine istediklerini aldıklarında arazi olurlar.
yeri gelmişken süngerbob çorabı giyen yiğit'in temas ettiği kulüp mevzusu hakkında da bir kaç kelam edeyim ; aslında bu kulüp işleri bir nebze iyi oldu. millet geyiğini, sosyalleşme ihtiyacını sözlüğün ırzına geçmeden icra etmeye başladı. zaten akışın yavaşlamasından bunu anlıyorsunuz. bu kulüplerin açılması ile birlikte insanların sözlük kullanıcısı olup olmadığı da ortaya çıkıyor. bir turnusol oldu yani bu durum. gruplarda aktivitenin dibine vuran bir çok insanın sözlüğe iki satır yazı yazmaktan erindiğini görüyorsunuz. bu sebeple de, bu kulüp işleri sözlüğün sakinleşmesi anlamında etki icra etmiş oldu. ha eksileri yok mu? var tabi; sözlüğe içerik üretirken oralarda geyiğin dibine vurmaya başlayan yazarlar varsa bir tek bu durum sözlük için zararlı olur ama onun da çok önemli olduğunu düşünmüyorum.
evet sözlükten pek çok kaliteli yazar gitti ama onların mahlaslarını hepimiz bir kalemde sayabiliriz . çünkü zaten azdılar ve gidişleri göze battı. buna mukabil bahsettiğim beklentilerle sözlüğün içinden geçen yığınla insan da sözlükte yok artık. ki onların sayısı kaybettiğimiz değerli arkadaşlarımızın 10 15 katıdır. demem o ki, bu bir sirkülasyon. siz yazın, içerik üretin, okumak isteyenlere nefes olun. yıkama yağlama isteyenler kendi mecralarında takılsın, içerik üretirken onları çok da umursamayın, umurunuzda olması gereken şey yazdığınız şeyleri okuyacak insanlar olsun. bir kişi bile olsa, okumayı seven bir insana ulaşıyorsanız gerisi lafügüzaf... misal benim severek okuduğum yığınla yazar var hala bu mecrada. fırsat buldukça da hepsini okumaya devam ediyorum. siz okudukça, onlar okunduklarını bildikçe sıkıntı çıkmaz. ha derdiniz başka ve sürekli görünür olmaksa, o zaman sizi başka bir köşeye almak lazım. o köşe de pastane köşesi. canım, tatlım, ballı lokmam vesaire diyerek, altın günü düzenleyebilir, okunmadan beğeni toplayabilir ve mahlasınızdan söz ettirebilirsiniz. ama bütün bunlar matrix be cancağazım! hangi hapı yutacağınız sizin elinizde. tercihe bağlı yani...
devamını gör...
osman öcalan'ı trt'ye ecevit çıkardı
oldu alüminyum, doları da ecevit'in dna'sı mezarından yükseltiyor hımm hımm.
devamını gör...
çekirdek çitlerken içini biriktirmek
çocukluk döneminden en sevdiğim aktivitelerden biri.
çocukluk dediysem, çok da çocukluk sayılmaz. çekirdek çitlemeyi becermeye başlanan dönem. bu herkesin becerisine göre değişebilir bir yaş. sanırım benimki 10'lu yaşların başıdır.
çekirdek çitlerken, içlerini yemeyip, küçük bir tabağa bitiktirip, sonra hepsini aynı anda yiyerek alınan haz hala aklımdadır. bunu biraz daha büyüyünce, tabağa biriktirmemle dalga geçerler diye düşünüp, ağzımda biriktirerek yapmaya başladım.
hala ara ara çitlerken, aklıma gelir, yine ağzımda biriktirerek, küçük serserilikler yaparım.
çocukluk dediysem, çok da çocukluk sayılmaz. çekirdek çitlemeyi becermeye başlanan dönem. bu herkesin becerisine göre değişebilir bir yaş. sanırım benimki 10'lu yaşların başıdır.
çekirdek çitlerken, içlerini yemeyip, küçük bir tabağa bitiktirip, sonra hepsini aynı anda yiyerek alınan haz hala aklımdadır. bunu biraz daha büyüyünce, tabağa biriktirmemle dalga geçerler diye düşünüp, ağzımda biriktirerek yapmaya başladım.
hala ara ara çitlerken, aklıma gelir, yine ağzımda biriktirerek, küçük serserilikler yaparım.
devamını gör...
sevilen türkünün en vurucu sözleri
devamını gör...
cumhuriyet fabrika ayarlarına dönsün yeni anayasada laiklik olmasın
bir imam tarafından söylenmiştir, ciddiye almayınız, geçiniz. yeri ve zamanı geldiğinde resen emekliliğini garantilemiştir.
devamını gör...
bedelli askerlik yapıp erkeğim diye dolaşmak
en azından bazıları gibi babamız mecliste diyip cürük raporu almıyoruz. hatta ve hatta testis kanseri ile cürük raporu alıp bir yıl sonra cocugum doğmadı. ve hatta bu sözde hastalık ile ilgili tedavi süreci bile görülmedi ama olsun rabbim şifa verdi. bu belgeler mi bi rabbim bilir başkasınında bilmesine gerek yok zaten.
(bkz: ahmet burak erdoğan)
(bkz: ahmet burak erdoğan)
devamını gör...
insanları anlamak
zordur. daha kendini anlayamadan diğer türleri anlamak , beyhudedir.
devamını gör...
tansu çiller
namıdiğer bir ekonomist başbakandı bir zamanlar. ülke malum bütçe açıkları ve yüksek enflasyon başta olmak üzere birçok ekonomik dengesizliklerin tillahını gördü en sonunda 1994 krizi patlamıştı. demek ki ekonomistlik yetmiyor ekonomiyi yönetmek için. teoriyi pratiğe aktarabilmek ve piyasaların beklentilerini dikkate alıp anında çözüm üretebilmek gerekiyor.
devamını gör...
normal sözlük vs ekşi sözlük
birisi egzoz dumanı, kalabalık şehir hayatı, vıcıklık, ter, stres
diğeri sakin sahil kasabası.
diğeri sakin sahil kasabası.
devamını gör...
yedinci dem
tüm tanımlarını bir tane eksik kalmadan okuduğum yazar. kendisine soracağım soru kesinlikle "neden daha fazla yazmıyorsunuz?" olacaktır.
devamını gör...
evlilik teklifi fikirleri
devamını gör...
cennette söylenecek ilk söz
tony montana'yı getirin karşılıklı koko çekmek istiyorum. hani her istediğimiz oluyor ya ondan.sjjsjsjs.
devamını gör...
