eskinin veresiye defteri.

zimem, zimmet kelimesinin çoğuludur.kısaca sahip olanan borçlar anlamına gelir.

eskiden yakınlarında hayır yapacak fakir bulamayanlar ya da hayrını gizli yapmak isteyenler ticarethanelerden zimem defterlerini ister ya herhangi bir ya da daha fazla sayfayı alıp o sayfadaki/sayfalardaki tüm borçları kapatır , sayfaları yırtar atarlarmış ya da tamamen defteri satın alırlarmış.böylelikle ihtiyaç sahiplerinin yüzleri, onları rencide etmeden, mahcup etmeden gizli saklı güldürülürmüş.

günümüzde de bu adetin hayır sahibi bazı kişiler tarafından yaşatılmaya çalışıldığını çeşitli haberlerde görüyoruz.

kaynak :

seslilugat.com/?c=word&...
devamını gör...

6.sınıfta sosyal bilgiler öğretmenimin okutmaya çalıştığı kitap. kendisi maalesef lisede okumuş fakat benim ortaokulda okumam gerekiyormuş. çok zorlanmıştım okurken. ama etkilendiğimi ve edebi diline şaşırdığımı hatırlıyorum. ya hu o yaşta çocuk harry potter falan okur ne charles dickens'ı. aynı kadının sözüyle osmanlı tarihi kitapları ve da vinci şifresini de okuduk. öğretmen girdiği sınıflarda başarılı öğrencilere böyle kitaplar okuturdu. bazen anlar bazen anlamazdık ama birkaç sene sonra çevremdeki yaşıtlarım basit romanları bile zar zor okurken biz çok daha ağır kitapları okuyabiliyorduk. iyi mi yapmış kötü mü yapmış bilemiyorum.
devamını gör...

ben lise mezunu bile değilim lan. yuh ayı.
devamını gör...

beni dovduler abi dedim kimse gelip seylerin elinden almadi beni. bu yuzden olusan bi sessizlikti ama gecti artik mesela dun aksam bir erkek yazarin baska erkek yazardan nude istemesi ve talebinin yerine gelmesi sonucu sozluk sessizligini erol tas kahkahalarimla bozdum.
devamını gör...

bir tespit.

anladığım kadarıyla insanlar bıktı. düşünsenize; bazı haber kanallarında her akşam siyasi tartışmalar var. haberlerde genellikle benzer konular yer alıyor. okullarımızda, iş yerlerimizde, hatta futbolda bile siyasetin varlığı hissediliyor. kutuplaşma deseniz adım başı... konuşanların, tüm bunların değişmesine katkısı olmuyor, olamıyor... senelerdir laf anlatmaya çalıştığınız eş, dost, akrabanızın hâlâ aynı argümanlarla aynı noktada durduğuna, size aynı kişileri aynı aşkla savunduğuna tanık oluyorsunuz, gücünüz tükeniyor vesaire...

siyasette bir şeyler değiştirmek için konuşma, anlatma eşiği çoktan geçildi bence. icraat olmadıkça isterseniz sabaha kadar konuşun. bu ülkede yıllardır yapılan ve hiçbir çözüm üretmeyen şey de bu zaten. icraat dediğim öyle sokaklarda eylem yapmak falan değil. siyaset bilimleri mezunlarının, yani gençlerin artık siyasete el atması, bu işleri aynı kişilere muhtaçmışız algısıyla devam ettirenlere fırsat vermemesi lazım. ne yazık ki onun önü de "zengin olmayanın siyasette işi ne" türü bir durumla kesilmiş.

bir başka icraat da şu olabilir; insanların tek tek kapısına, ayağına giden, bazı şeyleri anlatıp gözlerini açmaya çalışan partilerden bağımsız bir ekip. bizimki gibi "ben başta olayım", "hayır, lider ben olmalıyım" kavgaları peşinde koşan tiplerin çoğunlukta olduğu ülkelerde öyle bir ekip kurma işi de yaş. yapacağı işe değil, kendi makamına, mevkisine bakıyor herkes.

ne kalıyor geriye? içimizden sövüp sayıp hayatımıza devam etmek, dışarıda denk geldiğimiz insanlara bazı konular hakkında -varsa- bildiklerimizi anlatıp onları uyandırmaya çalışmak. burada yazıp, bir şeylere değinip olan biteni değiştirebilecek olsak bu çoktan başarılmış olurdu diye düşünüyorum. ekşi'de, ulu'da ve başka sözlüklerde de senelerdir yazılıp çiziliyor çünkü. fakat gördüğünüz gibi hâlâ aynı noktadayız. yazan da, okuyan da hep aynı kesim.

bu konuda, başlıkta da yazıldığı gibi, birçok farklı düşünce türü var. hepsine de saygım var. ancak kendi adıma konuşmam gerekirse, siyasetten de, ister bizimkiler, ister yabancılar olsun siyasetçilerden de bıktım usandım. duymak bile istemiyorum artık hiçbirini. elimden bir şey gelmedikçe sinir küpü oluyorum çünkü.
devamını gör...

kafa izninden en kısa sürede dönmesini umduğum sözlüğün nadide yazarlarından bir tanesi, aksi takdirde kendini * özletmiş olacak. izin adı altında sözlüğü bıraktıysa beni üzer.

kaliteli tanımlar yazdığını düşünüyorum ve umut ediyorum ki sözlüğe geri döndüğünde tanımlarını daha üstlerine düşünerek yazar * ve düşüncelerini birkaç kelimeye sıkıştırmak yerine uzun uzun bahseder onlardan. iç dünyası hakkında daha fazla bilgiye sahip olmak isteyebilirdim.

edit: dönmüş! *
devamını gör...

gerek sözleri, gerek bestesi ile "10" numero marştır.

devamını gör...

yazıklar olsun biri de beni yazmamış.*
devamını gör...

pazar gecesini güzelleştiren yayın. yine büyük bir keyifle dinliyorum. böyle giderse yunanistan'a yerleşicem, az kaldı. bize yunan müziğini sevdiren marikaki'ye teşekkür ve sevgilerle. *
devamını gör...

yanlış yere gelmiş olabileceği esprisiyle sabahımı mahveden yeni yazar. ılk nickaltı benden. hoş mu geldin acaba ve acaba...? tamam tamam hadi hoşgelmiş.
devamını gör...

çift görme hastalığıdır. diyabet, hipertansiyon, multipl skleroz, nörolojik hastalıklar neden olabilir.
devamını gör...

ibrahim tatlıses’in klibinden efsane bir hatıra. bazen olur öyle. *
bırakıyorum şöyle.buradan
devamını gör...

(bkz: allah zihin açıklığı versin)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

herif küfür mü ediyor, hal hatır mi soruyor belli değil, birde tabakhane ye ham madde yetiştiren tipler var , asla ne dediğini anlamazsın , birde cooookkkk büyük firma çalışanı havası veren, ağızlarını ya ya kelimeleri yuta yuta konuşan, kadın lar var zaten ben türkçe yi zar zor konuşup anlayabiliyorum , bunların ne dediğini anlamam için tercüman lazım.
bu telefonda konuşma şekilleri ile ilgili kitap yazılır..
devamını gör...

alice harikalar diyarındaymışım gibi yazayım mı? pis pis entelleşeyim mi? ''yayınımıza hoş geldiniz pamuk şekerler çekim mi size? sısısısıs

troll yoldaşlarım, ezilenler, hakir görülenler!! gün bugündür, gün tüm susturulanların, başıboş bu yaeee acımayın atın sözlük zindanının en ücra köşesine denilen halk kahramanlarının günüdür!!

bu kutlu günde, yanımdasınız biliyorum.. çok dolduk.. ağza yakışmayacak ithamlara maruz bırakıldık.. kimimiz uçuruldu, kimimiz nick altından linçlemelere meze edildi.. yaralar aldık, bir çok yoldaşımız 'kalbimiz seninle' denilerek sonsuzluğa mahkum edildi.

ne alaka abi? gaza geldim pardon. meme diyecektim orada. konu bir takım memeler.

şu an kahve içerken cıvımayayım hadi. bir iki teknik sorum olacak, yanıtlayan olursa sevinirim.

dostlar nasıl bir program olsun, şimdi zaten yeteri kadar cıvıyorum sözlükte de yayın içeriğinde duymak istedikleriniz neler?

nihat hatipoğlu gibi soru mu yanıtlayalım sısısıs yok efendime söyleyeyim ciddili bir takım konuşmalar mı yapalım ikili, yoksa memeye devam mı?

ek olarak, soruları olan varsa eklerse başlığa, yayında soyunup cevaplayabilirim.
devamını gör...

yunus emre’nin yine eskilerden kenan imirzalıoğlu’nun başrollerinde oynadığı deli yürek dizisinde, kuşçu karakterinin de seslendirdiği şiiri.


“bir ne derttir ana derman bulunmaz
ya bu ne yaredir zahmı belirmez

yitürdüm yusuf'um ken'an elinde
yusuf'um bulundu, ken'an bulunmaz

beyim arif isen, var sen yolunca
bunda başlar yiter, kanlar sorulmaz

manisiz kişiden hiç nesne gelmez
kovası yok kuyudan su çekilmez

kuyu cismindürür mani kovası
çekerler kovayı suyu belirmez

erenler kapısı, mürüvvet kapısı
sıtk ile gelenler, mahrum gülünmez

yunus bu manide gark oldu gitti
geri gelmekliğe aklı belirmez.”
devamını gör...

"ne zaman kalkılacaktı acaba?"
çocukluğun güzel sorusu. ev ahalisi henüz uyanmamıştır, çocuksa güneşin doğuşuyla beraber ayaktadır ve çoktan neşe içinde zıplamaya başlamıştır. siz uyanın diye yapmadığını bırakmaz hatta kimileri size oyuncak fincanında hayali kahve ikram eder ve akıllarda tek bir soru vardır "ne zaman kalkılacak?". ancak yıllar geçmiştir ve siz çocukken heyecanla ama biraz da sıkkın bir biçimde sorduğunuz bu soruyu çoktan unutmuşsunuzdur. kendinizi "çok erken değil mi?", "biraz daha uyusa, ben de uyusam" diye düşünürken bulursunuz ama iş işten geçmiştir.

bu soruyu bana hatırlatansa romain rolland'ın jean christophe'udur. canı o kadar gülmek ve kıpırdamak istediği halde onu susturmuşlardır. bu cümleyi sabah aşağı yukarı bahsi geçen saatlerde okudum ve yazarın çocukluğumda sıkça sorduğum bu soruyu bulup çıkarması kendisine ve kitabına inancımı artırdı.
devamını gör...

kedim ben uyurken* kafama atlayıp ısırmaya başlamıştı. uyku sersemliğiyle ne olduğunu anlayamamıştım bile. sıçrayarak uyanmıştım.*
devamını gör...

milli güvenlik sorunudur.devletin aciz kalacağı bir durumdur. tüm tehditlere açık kalmaktır. ciddi bir meseledir. gel gör ki.. umursamıyorlar. şaşırıyor muyum hayır.
devamını gör...

az önce aralık ayı sonuna kadar tüm köylerimize ücretsiz internet hizmeti sağlamış olacağız diyen, ankara büyük şehir belediye başkanı
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim