6 bin liradan aşağı maaş alan hemşire olmadığı iddiası
(bkz: love the way you lie)
devamını gör...
güne bir kedi bırak
kediyi çöpe değil güne atarsın sayın vicdan sahibi(!) *

14 yaşındaki yeğenim aradı bugün beni. ağlamaklı bir ses tonuyla 'teyze koş çöpten kedi bulduk. çocuklar eziyet ediyor. gel al ellerinden' diye.
böyle bir şey işte baksanıza.

buna nasıl kıyılır aklım almıyor. ben gittiğimde yarı baygın mayışıktı zaten. hemen aldım ablamın evine götürdüm.
gözlerindeki korkuyu görebiliyor musunuz?

hemen saldırdı süte hapur hupur yarıladı.
sonra koydum yine kutuya. yanındada antibiyotiği ve şırıngaları doğru benim eve.

buradada güzel bir yaş mama ziyafeti çektik deymeyin keyfimize.

sonra demesin mi 'ben bir ılık duş alsam kendime nasıl gelirim biliyor musun?'
iyi dedik yıkayalım o zaman ne demek görevimiz. malum kedi anasıyız boşuna talip olmadık bu lakaba.

yıkarken pat kafası düşmesin suya aklım çıktı öldü diye. iki salladım yarım açtı gözlerini 'ne var be?' diye. uyumuş hasbam. çocuğum uyuyacak yer mi burası?

pire ilacını yaptık. burnuna kremini sürdük. 'az dokanma uyuyayım da büyüyeyim' dedi. 'iyi huzurla, umutla, sevgiyle büyü' dedik.
bebek görmek isteyenler çeyreğini kapıp gelsin. gram da olur benim gözüm toktur efem. *
bu arada buradan bir veteriner arkadaşımın ilaçlar ve tedavi konusunda çok yardımı dokundu. uzaktan veterinerimiz oldu kocaman yürekli mükemmel insan. tekrar çok çok ve çok teşekkür ediyorum. var ol!* *

14 yaşındaki yeğenim aradı bugün beni. ağlamaklı bir ses tonuyla 'teyze koş çöpten kedi bulduk. çocuklar eziyet ediyor. gel al ellerinden' diye.
böyle bir şey işte baksanıza.

buna nasıl kıyılır aklım almıyor. ben gittiğimde yarı baygın mayışıktı zaten. hemen aldım ablamın evine götürdüm.
gözlerindeki korkuyu görebiliyor musunuz?

hemen saldırdı süte hapur hupur yarıladı.
sonra koydum yine kutuya. yanındada antibiyotiği ve şırıngaları doğru benim eve.

buradada güzel bir yaş mama ziyafeti çektik deymeyin keyfimize.

sonra demesin mi 'ben bir ılık duş alsam kendime nasıl gelirim biliyor musun?'
iyi dedik yıkayalım o zaman ne demek görevimiz. malum kedi anasıyız boşuna talip olmadık bu lakaba.

yıkarken pat kafası düşmesin suya aklım çıktı öldü diye. iki salladım yarım açtı gözlerini 'ne var be?' diye. uyumuş hasbam. çocuğum uyuyacak yer mi burası?

pire ilacını yaptık. burnuna kremini sürdük. 'az dokanma uyuyayım da büyüyeyim' dedi. 'iyi huzurla, umutla, sevgiyle büyü' dedik.

bebek görmek isteyenler çeyreğini kapıp gelsin. gram da olur benim gözüm toktur efem. *
bu arada buradan bir veteriner arkadaşımın ilaçlar ve tedavi konusunda çok yardımı dokundu. uzaktan veterinerimiz oldu kocaman yürekli mükemmel insan. tekrar çok çok ve çok teşekkür ediyorum. var ol!* *
devamını gör...
medeniyete canavar diyen marş
aklını din, imanla bozmuş bir yere illa bunu sıkıştırmak için olay kovalayan yazar beyanı. yok artık lebron james ya. namazda gözü olmayanın ezanda kulağı olmaz hesabı (pardon imansızlar için din temalı örnek verdim ama) * insanın canı anlamak istemezse illa ki bir kılıf bulur.
marşta şöyle bir dize var.
“garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar” garb ne? batı. türk milleti zaten ezelden beri batı ile savaşmıştır. hani türk’e “barbar” diyen batı. bu batı medeni midir? batı özentilerine göre medeniyetin allah’ıdır be! üfff!
oysa batı tek dişi kalmış canvarın ta kendisidir.
ayrıca marşta, al sancak, nazlı hilal şeklinde türk bayrağına ithafen sıfatlar kullanılmıştır. bu mükemmel şaheserdeki edebi sanatların ne olduğunu anlamak isteyen gitsin lise yılları edebiyat kitaplarını okusun. belli ki o derslerde okulu asmışlar. zaten burada al sancak ve hilal’den kasıt kesin üzerinde kılıç ve kelime-i tevhid olan yeşil arabistan bayrağıdır. net!
ha, bir de kırmızı zeminle hilal ve yıldızlı bayrağın 1844’te resmen kabul edildiğini biliyor isek, marşın da 1921’de, yani tam tamına 77 sene sonra vuku bulduğunu idrak edebilecek dimağlara sahip isek fantezi dünyasında yaşamıyoruz demektir.
aklı hür, vicdanı hür her türk bunu kavrayabilir. arada kalanlara allah selamet versin. allah dedik ama artık idare etsinler. *
marşta şöyle bir dize var.
“garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar” garb ne? batı. türk milleti zaten ezelden beri batı ile savaşmıştır. hani türk’e “barbar” diyen batı. bu batı medeni midir? batı özentilerine göre medeniyetin allah’ıdır be! üfff!
oysa batı tek dişi kalmış canvarın ta kendisidir.
ayrıca marşta, al sancak, nazlı hilal şeklinde türk bayrağına ithafen sıfatlar kullanılmıştır. bu mükemmel şaheserdeki edebi sanatların ne olduğunu anlamak isteyen gitsin lise yılları edebiyat kitaplarını okusun. belli ki o derslerde okulu asmışlar. zaten burada al sancak ve hilal’den kasıt kesin üzerinde kılıç ve kelime-i tevhid olan yeşil arabistan bayrağıdır. net!
ha, bir de kırmızı zeminle hilal ve yıldızlı bayrağın 1844’te resmen kabul edildiğini biliyor isek, marşın da 1921’de, yani tam tamına 77 sene sonra vuku bulduğunu idrak edebilecek dimağlara sahip isek fantezi dünyasında yaşamıyoruz demektir.
aklı hür, vicdanı hür her türk bunu kavrayabilir. arada kalanlara allah selamet versin. allah dedik ama artık idare etsinler. *
devamını gör...
reaction formation
karşıt tepki oluşturma/ karşıt tepki geliştirme anlamlarına gelen kelime. sigmund freud'un psikolojik savunma mekanizmalarından biri olarak açıkladığı mekanizma.
[diğer savunma mekanizmaları: repression, denial, projection, regression, rationalization, displacement ve sublimination]
rahatsız edici bir dürtünün kişi tarafından tam tersi dürtü olarak aktif bir şekilde ifade edilmesidir. gerçek inanç kaygıya neden olduğundan kişi olumsuz bir duyguyu olumlu bir duyguya dönüştürür (tam tersi de mümkündür).
anksiyete ile savaşmak için ortaya çıkan ve bilinçsiz gerçekleşen bu savunma mekanizmasının örneklerine bakacak olursak:
- 4 yaşındaki bir çocuğun kardeşine karşı fazlasıyla sevgi gösterisinde bulunması: bebeği sıkıca tutması, kulağına yüksek sesle şarkı söylemesi, bebeğin yanaklarını güçlü bir şekilde sıkması. [düşmanlık ve kıskançlık, göze çarpmayan hareketlerinde kendini gösterir]
- ''sınıf arkadaşım emre'den nefret ediyorum, hem de çok fazla!'' [hayır ondan nefret etmiyorsun, hatta büyük ihtimal ondan hoşlanıyorsun]
- basmakalıp bir şekilde ''erkek adam" gibi davranan bireyin aslında cinsiyet kimliği konusunda endişeli ve güvensiz olması [savunmasını tam tersi şekilde, basmakalıp hareketler göstererek gerçekleştiriyor].
[diğer savunma mekanizmaları: repression, denial, projection, regression, rationalization, displacement ve sublimination]
rahatsız edici bir dürtünün kişi tarafından tam tersi dürtü olarak aktif bir şekilde ifade edilmesidir. gerçek inanç kaygıya neden olduğundan kişi olumsuz bir duyguyu olumlu bir duyguya dönüştürür (tam tersi de mümkündür).
anksiyete ile savaşmak için ortaya çıkan ve bilinçsiz gerçekleşen bu savunma mekanizmasının örneklerine bakacak olursak:
- 4 yaşındaki bir çocuğun kardeşine karşı fazlasıyla sevgi gösterisinde bulunması: bebeği sıkıca tutması, kulağına yüksek sesle şarkı söylemesi, bebeğin yanaklarını güçlü bir şekilde sıkması. [düşmanlık ve kıskançlık, göze çarpmayan hareketlerinde kendini gösterir]
- ''sınıf arkadaşım emre'den nefret ediyorum, hem de çok fazla!'' [hayır ondan nefret etmiyorsun, hatta büyük ihtimal ondan hoşlanıyorsun]
- basmakalıp bir şekilde ''erkek adam" gibi davranan bireyin aslında cinsiyet kimliği konusunda endişeli ve güvensiz olması [savunmasını tam tersi şekilde, basmakalıp hareketler göstererek gerçekleştiriyor].
devamını gör...
eski sevgilinin ölmesi
bir yerlerde ve hatta buralarda bile bunu yaşayan, gerçekten yaşayan insanlar var, bu biliniyor değil mi?
bilinmeli. bilinmiyorsa da düşünülmeli. o kadar da zor bir şeyden bahsetmiyor olsam gerek!
edit: birbirine sinirlenen insanlar da pozitif çıktıları olan tartışmalar yapabilirler. bunu bu gece bu başlık altındaki bazı entry sahipleriyle bir kez daha deneyimledim. bence tüm taraflar açısından faydalı oldu.
berbat bir şeydir. tarifi mümkün değil. tekrar ediyorum, umarım bu tanımı yapmanın daha doğrusu yapamamanın ancak yaşamanın karşılığı olmaz hayatınızda hiç. bunun yerine espriyi de koymayın ama yine de siz, olur mu?
bilinmeli. bilinmiyorsa da düşünülmeli. o kadar da zor bir şeyden bahsetmiyor olsam gerek!
edit: birbirine sinirlenen insanlar da pozitif çıktıları olan tartışmalar yapabilirler. bunu bu gece bu başlık altındaki bazı entry sahipleriyle bir kez daha deneyimledim. bence tüm taraflar açısından faydalı oldu.
berbat bir şeydir. tarifi mümkün değil. tekrar ediyorum, umarım bu tanımı yapmanın daha doğrusu yapamamanın ancak yaşamanın karşılığı olmaz hayatınızda hiç. bunun yerine espriyi de koymayın ama yine de siz, olur mu?
devamını gör...
şecaat arz ederken merd-i kıptî sirkatin söyler
özrü kabahatinden büyük olanlara karşı söylenmiş söz.
sultanı mıncıklayan soytarıya sebebi sorulunca valide sultan zannetim demesi gibi.
sultanı mıncıklayan soytarıya sebebi sorulunca valide sultan zannetim demesi gibi.
devamını gör...
kitleler psikolojisi
fransız sosyolog gustave le bon'un bireysel düşünceyi yücelttiği, kişinin bireysellikten çıkıp bir kitlenin parçası haline gelirken yaşadığı psikolojik değişimi ve kitlelerin psikolojisinin nasıl işlediğine dair harika tespitlere yer verdiği kitabı.
daha önce okuduğum, yazılış amacı farklı olsa da yine kitlelere dair çıkarımlar yapan niccolo machiavelli'nin prens isimli kitabındaki tespitleri anımsattı bana. bahsini ettiğim iki kitaptaki tespitleri toplumumuzda canlı kanlı yaşandığına şahitlik etmem, ülkemizde iktidarı 19 senedir elinde tutanlar için başucu kitapları olduğunu düşünmeme sebep oluyor.
yine le bon'un devrimin psikolojisi kitabını da tavsiye ediyorum.
''zihnin bilinçli hayatı, bilinçaltı hayatının yanında pek az bir tesire sahiptir.''
''bir kitleye mensup olması yüzünden insan, medeniyet merdiveninden bir çok basamak aşağı iner.''
''kitleler, zekayı değil, vasat şeyleri bir araya toplarlar.''
''dinleyenler üzerinde büyük bir tesir yapmış olan bazı nutukların metninde görülen zayıflık insanı şok eder, fakat unutulur ki, bu nutuklar filozoflar tarafından okunmak için değil, kalabalıkları harekete geçirmek için, onları sürüklemek için hazırlanmıştır.''
''cahil bir insan ve bir bilgin, bir kere kitle içinde yer alınca olayları objektif olarak değerlendirme bakımından aynı kabiliyet seviyesine inerler. çok yüksek bir zekaya sahip olmanın hiçbir önemi yoktur.''
''inanç sürekli, insanın eli altında bulunan güçlerin en büyüklerinden biri olmuştur ve haklı olarak incil, inancın, dağları yerlerinden oynatmak gücünde olduğunu söyler.''
''kitleler, subjektif olarak algıladıklarını, objektif olanla yani reel olanla ayıramadığından, zihninde uyanan, çoğu defa gelişen olayla hiç bir yakınlığı bulunmayan hayalleri gerçek diye kabul eder.''
''aynı gazetede filan adamın tam bir alçak ve falan adamın çok namuslu bir kimse olduğunu okuya okuya nihayet bunların bu nitelikleri gerçekten taşıdıklarına kanaat getiririz.
yeter ki tam tersini iddia eden muhalif gazeteyi sık sık okumayalım.''
''kitle içerisinde yer alan budala, cahil ve ihtiraslı bireyler, hiçliklerinin ve iktidarsızlıklarının yerine, geçici, fakat büyük bir yıkıcı kuvvete sahip oldukları kanaatine kapılırlar.''
daha önce okuduğum, yazılış amacı farklı olsa da yine kitlelere dair çıkarımlar yapan niccolo machiavelli'nin prens isimli kitabındaki tespitleri anımsattı bana. bahsini ettiğim iki kitaptaki tespitleri toplumumuzda canlı kanlı yaşandığına şahitlik etmem, ülkemizde iktidarı 19 senedir elinde tutanlar için başucu kitapları olduğunu düşünmeme sebep oluyor.
yine le bon'un devrimin psikolojisi kitabını da tavsiye ediyorum.
''zihnin bilinçli hayatı, bilinçaltı hayatının yanında pek az bir tesire sahiptir.''
''bir kitleye mensup olması yüzünden insan, medeniyet merdiveninden bir çok basamak aşağı iner.''
''kitleler, zekayı değil, vasat şeyleri bir araya toplarlar.''
''dinleyenler üzerinde büyük bir tesir yapmış olan bazı nutukların metninde görülen zayıflık insanı şok eder, fakat unutulur ki, bu nutuklar filozoflar tarafından okunmak için değil, kalabalıkları harekete geçirmek için, onları sürüklemek için hazırlanmıştır.''
''cahil bir insan ve bir bilgin, bir kere kitle içinde yer alınca olayları objektif olarak değerlendirme bakımından aynı kabiliyet seviyesine inerler. çok yüksek bir zekaya sahip olmanın hiçbir önemi yoktur.''
''inanç sürekli, insanın eli altında bulunan güçlerin en büyüklerinden biri olmuştur ve haklı olarak incil, inancın, dağları yerlerinden oynatmak gücünde olduğunu söyler.''
''kitleler, subjektif olarak algıladıklarını, objektif olanla yani reel olanla ayıramadığından, zihninde uyanan, çoğu defa gelişen olayla hiç bir yakınlığı bulunmayan hayalleri gerçek diye kabul eder.''
''aynı gazetede filan adamın tam bir alçak ve falan adamın çok namuslu bir kimse olduğunu okuya okuya nihayet bunların bu nitelikleri gerçekten taşıdıklarına kanaat getiririz.
yeter ki tam tersini iddia eden muhalif gazeteyi sık sık okumayalım.''
''kitle içerisinde yer alan budala, cahil ve ihtiraslı bireyler, hiçliklerinin ve iktidarsızlıklarının yerine, geçici, fakat büyük bir yıkıcı kuvvete sahip oldukları kanaatine kapılırlar.''
devamını gör...
neyzen tevfik
düşeli derd-i firâkın ile sevdâya mey’e
müptelâyım, deliyim, sinmişim esrâr-ı ney’e
feleğin kahpe başında paralansın parası,
ben güzel sevmeye geldim, değil ekmek yemeye.
müptelâyım, deliyim, sinmişim esrâr-ı ney’e
feleğin kahpe başında paralansın parası,
ben güzel sevmeye geldim, değil ekmek yemeye.
devamını gör...
etik dinleyici ile akvaryum radyo yayını
sarı lacivert sevdamız hasebiyle bu gecelik eşlik edemediğim ve çok şey kaçırdığıma emin olduğum, babuşuma ait yayın.
devamını gör...
bejan matur
şair. son zamanlarda tekrar okuma fırsatı bulduğum, mısralarının arasında kaybolduğumdur. şiir nedir? insan neden şiir yazar sorularının karşılığıdır.
kendisiyle bir vakit önce tanışılmıştır, imzalı kitabı alınmıştır, kitaplığın gurur köşesine konulmuştur.
şiirleri ingilizceden çinceye 24 dile çevrilmiş. aralarında grand street magazine (new york) gibi saygın dergilerin ve language for a new century gibi önemli seçkilerin bulunduğu antoloji ve dergilerde yer almıştır. daha da ne olsunmuşdur?
bejan matur’un “gözleri yanlış hatırlanan çingene” başlıklı ilk şiiri 1991 yılında ankara’da çıkan yazıt dergisinde yayımlandı. ardından adam sanat, defter, ekin belleten gibi dergilerde yayımlamayı sürdürdü. ilk kitabı “rüzgâr dolu konaklar” çıktığında gerek ele alıp işlediği gerçeklikler, gerekse anadolu-ortadoğu şiir birikimini özümseyip ondan yeni bir duyarlılık ve şiir bireşimi ortaya koyması ilgiyle karşılandı.
ankara üniversitesi hukuk fakültesi mezunu, 68 pazarcık (kahramanmaraş) doğumludur.
ve şu müthiş satırların sahibidir;
biz sanıyorduk ki,
bir yaradılış varsa aşkadır
ne hata.
sonsuzluğaymış meğer
sonsuzluğun koyu yapışkanlığına.
herkes sussun
boşluktaki dilsiz yıldızların körlüğü gibi
dursun her şey yatağında.
ben neye ağlayacağımı bilirim
hangi tenin beni öldürmeye yeteceğini.
bu son!
artık uykusundayım herkesin
yaradılışı değilse de
yokoluşu gördüm.
kendisiyle bir vakit önce tanışılmıştır, imzalı kitabı alınmıştır, kitaplığın gurur köşesine konulmuştur.
şiirleri ingilizceden çinceye 24 dile çevrilmiş. aralarında grand street magazine (new york) gibi saygın dergilerin ve language for a new century gibi önemli seçkilerin bulunduğu antoloji ve dergilerde yer almıştır. daha da ne olsunmuşdur?
bejan matur’un “gözleri yanlış hatırlanan çingene” başlıklı ilk şiiri 1991 yılında ankara’da çıkan yazıt dergisinde yayımlandı. ardından adam sanat, defter, ekin belleten gibi dergilerde yayımlamayı sürdürdü. ilk kitabı “rüzgâr dolu konaklar” çıktığında gerek ele alıp işlediği gerçeklikler, gerekse anadolu-ortadoğu şiir birikimini özümseyip ondan yeni bir duyarlılık ve şiir bireşimi ortaya koyması ilgiyle karşılandı.
ankara üniversitesi hukuk fakültesi mezunu, 68 pazarcık (kahramanmaraş) doğumludur.
ve şu müthiş satırların sahibidir;
biz sanıyorduk ki,
bir yaradılış varsa aşkadır
ne hata.
sonsuzluğaymış meğer
sonsuzluğun koyu yapışkanlığına.
herkes sussun
boşluktaki dilsiz yıldızların körlüğü gibi
dursun her şey yatağında.
ben neye ağlayacağımı bilirim
hangi tenin beni öldürmeye yeteceğini.
bu son!
artık uykusundayım herkesin
yaradılışı değilse de
yokoluşu gördüm.
devamını gör...
sözlük yazarlarının etkilendiği hikayeler
ernest hemingway'in 6 kelimelik hikayesi, "satılık: bebek ayakkabısı. hiç giyilmedi."
devamını gör...
kadına bayan diyen insanlar
kullanım amacına göre farklı farklı değerlendirilmesi gereken durum.
eğer hanımefendi manasında kullanılıyorsa sıkıntı oluşturmayacak bir kullanımdır. aklıma şuan sadece heidi’deki bayan rottenmeier geldi, bu nedenle örnek olarak bunu vereceğim. ancak yine de hanımefendi kullanımı kulağa daha hoş geliyor. mrs. mantığıyla bakarsak ben türkçe konuşan birinin birine bay yılmaz, bayan yılmaz dediğini pek duymadım açıkçası. zeynep yılmaz hanımefendi diyebilirsiniz, bayan zeynep yılmaz’dan daha doğru bir kullanım gibi geliyor bana. *
ikinci bir kullanım kadın demek yerine bayan denmesidir ki bu kabul edilemez. ilk olarak gramer hatası. ikinci olarak kadın yerine bayan denmesi bir bakıma kadınları küçük görmektir, bir bakıma da kadın kelimesini yumuşatma içgüdüsüne dayanır.
bu konuda bilinçlenmek isteyenler için link bırakıyorum aşağıya, lütfen okuyun. ayrıca abartıyorsunuz diyenler de olacak ancak gerçekten düşündüğünüzden çok daha rahatsız edici bir durum. biri sizin cinsel kimliğinizi utanç verici görüyor ve bu nedenle daha “kibar” olmak için hitabını “yumuşatıyor”. bu gerçekten çok küçük düşürücü bir şey.
buyurunuz link
eğer hanımefendi manasında kullanılıyorsa sıkıntı oluşturmayacak bir kullanımdır. aklıma şuan sadece heidi’deki bayan rottenmeier geldi, bu nedenle örnek olarak bunu vereceğim. ancak yine de hanımefendi kullanımı kulağa daha hoş geliyor. mrs. mantığıyla bakarsak ben türkçe konuşan birinin birine bay yılmaz, bayan yılmaz dediğini pek duymadım açıkçası. zeynep yılmaz hanımefendi diyebilirsiniz, bayan zeynep yılmaz’dan daha doğru bir kullanım gibi geliyor bana. *
ikinci bir kullanım kadın demek yerine bayan denmesidir ki bu kabul edilemez. ilk olarak gramer hatası. ikinci olarak kadın yerine bayan denmesi bir bakıma kadınları küçük görmektir, bir bakıma da kadın kelimesini yumuşatma içgüdüsüne dayanır.
bu konuda bilinçlenmek isteyenler için link bırakıyorum aşağıya, lütfen okuyun. ayrıca abartıyorsunuz diyenler de olacak ancak gerçekten düşündüğünüzden çok daha rahatsız edici bir durum. biri sizin cinsel kimliğinizi utanç verici görüyor ve bu nedenle daha “kibar” olmak için hitabını “yumuşatıyor”. bu gerçekten çok küçük düşürücü bir şey.
buyurunuz link
devamını gör...
vişneizm
nietzsche okumaktan, kafası şekil olan yazar.
saçın şekil, ordan çekil ya.
yiter anam ya.
distopyada seviyorsundur kesin.
sen kesin çocukta yapmazsın.
kuzguncuklu fişne, ben bu oyunu bozarım.
sana senin kafana göre bir şarkı da atarım.
atarlanmalara doyamazsın.
benim ironim bana, senin ironin sana.
hayır ya, tüm ironiler bana, vişne reçeli.
kime diyorum.
al şarkını git reçelinin başına, aman taşmasın.*
saçın şekil, ordan çekil ya.
yiter anam ya.
distopyada seviyorsundur kesin.
sen kesin çocukta yapmazsın.
kuzguncuklu fişne, ben bu oyunu bozarım.
sana senin kafana göre bir şarkı da atarım.
atarlanmalara doyamazsın.
benim ironim bana, senin ironin sana.
hayır ya, tüm ironiler bana, vişne reçeli.
kime diyorum.
al şarkını git reçelinin başına, aman taşmasın.*
devamını gör...
hakaret edip engellemek
sözlük yazarlarımızın vazgeçilmez zevklerinden.
geri zekâlı olduğunu belli etme şekli.
geri zekâlı olduğunu belli etme şekli.
devamını gör...
değiştiğini hissetmek
sanırım insanların dönemleri var.
o dönemler geçildiğinde, o duraklara uğrandığında fark etmeden değişiyorsun.
yaşadıklarının hiç mi etkisi yok? galiba var.
hayatına giren ve çıkan veya durmaya devam eden her insan sana bir şeyler öğretiyor.
iyi kötü herkes bir şeyler katıyor insana. bunu zamanla daha iyi anlıyorsun. değişiyorsun değişirken anlamıyor ama zamanla 'bana ne oldu böyle?' yahu diyorsun.
önce kabullenmiyor sonra kabullenmemenin yararının olmadığını anlıyorsun. ve en çok o zaman değişiyorsun.
ben hala direnenlerdenim. değişimi akışına bırakmayı öğrenemedim. hep ayak sürüyorum. hee eskisi eski tadı veriyor mu? yoo, ama ben inatla yine de değişmemek için uğraşıyorum.
hoş çok yollar katettim. nerelerden buralara geldim bir bilseniz. değişimin içinden geçip beş tur attım.
değişmek güzeldir aslında bunu fark etmek kabul etmek daha da güzel.
bu duyguyu daha sakin yaşamayı bilene ne mutlu. ben bu durumla savaş halindeyim. kazanan mı? hep o oluyor. iyi ki de o oluyor.
o dönemler geçildiğinde, o duraklara uğrandığında fark etmeden değişiyorsun.
yaşadıklarının hiç mi etkisi yok? galiba var.
hayatına giren ve çıkan veya durmaya devam eden her insan sana bir şeyler öğretiyor.
iyi kötü herkes bir şeyler katıyor insana. bunu zamanla daha iyi anlıyorsun. değişiyorsun değişirken anlamıyor ama zamanla 'bana ne oldu böyle?' yahu diyorsun.
önce kabullenmiyor sonra kabullenmemenin yararının olmadığını anlıyorsun. ve en çok o zaman değişiyorsun.
ben hala direnenlerdenim. değişimi akışına bırakmayı öğrenemedim. hep ayak sürüyorum. hee eskisi eski tadı veriyor mu? yoo, ama ben inatla yine de değişmemek için uğraşıyorum.
hoş çok yollar katettim. nerelerden buralara geldim bir bilseniz. değişimin içinden geçip beş tur attım.
değişmek güzeldir aslında bunu fark etmek kabul etmek daha da güzel.
bu duyguyu daha sakin yaşamayı bilene ne mutlu. ben bu durumla savaş halindeyim. kazanan mı? hep o oluyor. iyi ki de o oluyor.
devamını gör...
tanrı egoist midir sorunsalı
kulluk ve ibadet etmemizi bekliyorsa evet, egoisttir. yüceliğini kabul etmemizi bekler. kabul etmezsek cehennem ile korkutur.
devamını gör...




