psikiyatrik hastalıkların ana sebebi
genetik diye biliyorum. benim içi öyle en azından.
devamını gör...
mor
hatalı bilgiler arasında kaybolan, aslında gökkuşağında bulunmayan ve gerçek ışık olarak da elde edilemeyen renk.
gökkuşağında arada sırada görünür hale gelen renk mor değil, eflatundur. "farkı ne?" diyenler için:

ilginç bir şekilde erkekler renklerdeki ufak ayrımları fark edemez. farklı tonlar onlara göre aynı renktir. isaac newton da gökkuşağındaki rengi tanımlarken yanlış bir şekilde "mor" demişti ve bu nedenle bu yanlış bilgi çoğu kişinin aklında yer etti.
***
ışık konusuna gelince... ışık olarak eflatunun kendine has bir dalga boyu var ama morun yok. bizim mor olarak gördüğümüz şey kırmızı ile mavi ışığın karışımı. detaya girip kafa karıştırmak istemiyorum ama bu tamamen göz hücrelerimizin bize oynadığı optik bir oyunla ilgili. 2 ayrı dalga boyunu görerek bunları tek renk gibi algılıyor. biz de bu 2 ışığın bileşimini mor sanıyoruz.
gökkuşağında arada sırada görünür hale gelen renk mor değil, eflatundur. "farkı ne?" diyenler için:

ilginç bir şekilde erkekler renklerdeki ufak ayrımları fark edemez. farklı tonlar onlara göre aynı renktir. isaac newton da gökkuşağındaki rengi tanımlarken yanlış bir şekilde "mor" demişti ve bu nedenle bu yanlış bilgi çoğu kişinin aklında yer etti.
***
ışık konusuna gelince... ışık olarak eflatunun kendine has bir dalga boyu var ama morun yok. bizim mor olarak gördüğümüz şey kırmızı ile mavi ışığın karışımı. detaya girip kafa karıştırmak istemiyorum ama bu tamamen göz hücrelerimizin bize oynadığı optik bir oyunla ilgili. 2 ayrı dalga boyunu görerek bunları tek renk gibi algılıyor. biz de bu 2 ışığın bileşimini mor sanıyoruz.
devamını gör...
parayı her şeyden çok seven insan
para için sizi bile satabilecek olan insancıktır. uzak durulmalıdır.
devamını gör...
eşek hoş laftan ne anlar
bu sözün doğrusu, her zaman olduğu ve olacağı gibi, eşek hoşaftan ne anlardır.
peki insanlar neden bu yanlışı sürekli dile getiriyor?
yıl 2013. o zamanlar tabii yetenek sizsiniz zirve. herkes çılgınlar gibi izliyor.
en komik esprisi "okuma kitabı" olan bir insan olan atalay demirci -ki kendisi aynı zamanda en son fetöden içeri girmişti, o kısımları karışık- sahnede bununla ilgili bir şeyler söylüyordu.
tam komiklik yapacaktı, eşek hoşaftan ne anlar, sanki diğer şeyleri denediniz mi falan filan derken, arkadan, bir çokbilmiş atladı.
"o lofon doğroso oylo doğol bo koro, hoş lof o" dedi.
sonrasında farklı olmak isteyen herkes ama herkes bu arkadaşı referans göstererek, "knk aslında o hoş lafmış, hoşaf değilmiş ya" demeye başladı.
değil aga. doğrusu hoş laf değil.
ama olsun, sanki eşek hoş laftan anlıyor mu?
en az hoşafın iyisinden anladığı kadar anlıyordur. eşek için fark eden bir durum olmaz bence.
peki insanlar neden bu yanlışı sürekli dile getiriyor?
yıl 2013. o zamanlar tabii yetenek sizsiniz zirve. herkes çılgınlar gibi izliyor.
en komik esprisi "okuma kitabı" olan bir insan olan atalay demirci -ki kendisi aynı zamanda en son fetöden içeri girmişti, o kısımları karışık- sahnede bununla ilgili bir şeyler söylüyordu.
tam komiklik yapacaktı, eşek hoşaftan ne anlar, sanki diğer şeyleri denediniz mi falan filan derken, arkadan, bir çokbilmiş atladı.
"o lofon doğroso oylo doğol bo koro, hoş lof o" dedi.
sonrasında farklı olmak isteyen herkes ama herkes bu arkadaşı referans göstererek, "knk aslında o hoş lafmış, hoşaf değilmiş ya" demeye başladı.
değil aga. doğrusu hoş laf değil.
ama olsun, sanki eşek hoş laftan anlıyor mu?
en az hoşafın iyisinden anladığı kadar anlıyordur. eşek için fark eden bir durum olmaz bence.
devamını gör...
güneş görünce hapşırmak
sebebi tam olarak bilinmeyen ama kişide görülüyorsa çocuğunda da %50 ihtimalle görülecek olan alerji türü.
devamını gör...
ırkın hayatımızdaki önemi
ırkçı ve milliyetçi insanların düşük zekalı olduğu bir gerçektir. ırk hayatımızda pek önemli değildir, değeri 0 falandır.
devamını gör...
insanların zamanla değişmesi
değişir. önce bakışını alır insanlar sonra gülüşünü ve sonra insana bakış açısını. sonra boş gözlerle bakarsın hayata.
devamını gör...
kadınların eskisi kadar zor olmaması
kadın neden hep "bir şey"? sizin zihniyetinizi merak ediyorum. kadın zor veya kolay nasıl oluyor acaba? bir gün uyanıyoruz ve bu gün zor olmalıyız mi diyoruz? bu birden gelen birşey mi acaba? ya da genetikse eğer, sizin dediğinize göre demekki nesilden nesile bu 'zorluk' geni aktarımı azalmış. ah ne mutlu size.
bizi bir salsanız keşke ha? ne iyi olurdu bee
bizi bir salsanız keşke ha? ne iyi olurdu bee
devamını gör...
hıçkıra hıçkıra ağlamak
25 haziran'da olmuştu. o kadar ağladım mı hatırlayamıyorum. tam bir kriz anıydı. tekrar ağlarsam diye merak ettim tarih koyuyorum.
sözlüğü de psikolog olarak kullanmaya başladım.
sözlüğü de psikolog olarak kullanmaya başladım.
devamını gör...
oblomov
“ah yarabbi! ne budala insanlar var! evleniyorlar.”
devamını gör...
çemberimde gül oya
çağan ırmak'ın bir dönem dizisi. yurdanur'un kızı feriha'nın bir gazetede dönem anlatması için kaynak olarak annesine başvurmasıyla başlar. yurdanur üniversiteden başlar anlatmaya. mezuniyetini, karşı düşünceleri, düşmanlığı, çatışmaları bunun yanı sıra dostluğu, sevgiyi ve aşkı da. çağan ırmak dönem dizileri, filmleri için doğmuş gibi. müzikleri de muhteşem.
zaman en iyi ilaçmış, öyle mi? görürsem söylerim
zaman en iyi ilaçmış, öyle mi? görürsem söylerim
devamını gör...
insan bir kez aşık olur
yıllar önce bir gün sohbet ederek yürürken, bir abimizin söylediği sözdü. tamamı ise şöyleydi: "insan bir kez aşık olur olm, onunla kavuşamadıysan, diğerlerini anca seversin" o zamanlar tabii biz de aşığız, bu cümleyi çok düşünmüştük; kendimizi hazırlamamız gereken trajik bir senaryo konmuştu ortaya; eğer bu aşkı tamamına erdiremezsek bir daha asla aşık olamayacaktık.
insan bir kez aşık olurmuş, bugün bize bu cümleyi kuran abinin o zamanki yaşından daha büyüğüm, iyi anladım. insan yalnızlıktan bunalıyormuş ya da asgari düzeyde de olsa şefkate muhtaç hale geliyormuş. süreci başlatan bu gibi sebepler, tesadüfen değil, yürekte bir anda elektrik çarpmıyor artık. o yüzden en fazla sevebiliyoruz, eğer ilişkiyi kurduğumuz temel konularda bir sapma olursa buz gibi soğuyoruz ya da uzaklaşmak için türlü rezil bahaneler üretiyoruz.
senelerdir buna uyum sağlayamadım. sevgilileriyle zaman geçirmekten artık tamamen bıkmış, arkadaş ortamına yalanlar söyleyerek kaçıp gelen ve bu zamanlarından aldığı zevki, istemeden de olsa sevgilisiyle geçen zamanı şeytanlaştırarak tanımlayan insanlarla dolu ortalık. hele hele ilişkilerle alakalı toplu sitem edilen zamanlar olur ki sanırsınız savaşıyorlar da iki dakika soluklanmaya gelmişler. elbet insanlar birbirinden soğuyabilir ama bu süreci, bu çatışmayı çekilebilir kılacak olan bana göre aşktır ya da aşkla sevmektir. istisnasız her birinin ilk aşkı başka biri, her biri zamanında bir kadını kalbine gömmek zorunda kalmış. bugün ilişkiler öyle maddi beklentiler üzerine temellenmiş durumda ve bunlar o kadar zayıf temeller ki herkes birbirini aldatmak için sıraya girmiş, belli korkular olmasa aldatacak bir sürü insan var. ben bunca insan tanıdım, maalesef çevremde sadakatinden dolayı aldatmayacak 3 tane adam vardır ve bunların biri terk edildi, hiç şaşırmadım.
insan bir kez aşık olur evet ama bir defa aşık olan, bir daha ilişki kuramaz gibi bir şey yok. olaya nasıl yaklaştığımız, ne kadar samimiyetsizlikten uzaklaştığımız çok önemli. salt cinsellik için, ya da bu çekim adına kişilik beklentilerimizi sağa sola sündürerek kuracağımız ilişkiler iki tarafa da zarar verecektir. eğer işin içinde aşkın efsunu yoksa, orasa her daim berrak kalabilen bir mantık vardır. onu asla kandırmaya çalışmamalıyız.
insan bir kez aşık olurmuş, bugün bize bu cümleyi kuran abinin o zamanki yaşından daha büyüğüm, iyi anladım. insan yalnızlıktan bunalıyormuş ya da asgari düzeyde de olsa şefkate muhtaç hale geliyormuş. süreci başlatan bu gibi sebepler, tesadüfen değil, yürekte bir anda elektrik çarpmıyor artık. o yüzden en fazla sevebiliyoruz, eğer ilişkiyi kurduğumuz temel konularda bir sapma olursa buz gibi soğuyoruz ya da uzaklaşmak için türlü rezil bahaneler üretiyoruz.
senelerdir buna uyum sağlayamadım. sevgilileriyle zaman geçirmekten artık tamamen bıkmış, arkadaş ortamına yalanlar söyleyerek kaçıp gelen ve bu zamanlarından aldığı zevki, istemeden de olsa sevgilisiyle geçen zamanı şeytanlaştırarak tanımlayan insanlarla dolu ortalık. hele hele ilişkilerle alakalı toplu sitem edilen zamanlar olur ki sanırsınız savaşıyorlar da iki dakika soluklanmaya gelmişler. elbet insanlar birbirinden soğuyabilir ama bu süreci, bu çatışmayı çekilebilir kılacak olan bana göre aşktır ya da aşkla sevmektir. istisnasız her birinin ilk aşkı başka biri, her biri zamanında bir kadını kalbine gömmek zorunda kalmış. bugün ilişkiler öyle maddi beklentiler üzerine temellenmiş durumda ve bunlar o kadar zayıf temeller ki herkes birbirini aldatmak için sıraya girmiş, belli korkular olmasa aldatacak bir sürü insan var. ben bunca insan tanıdım, maalesef çevremde sadakatinden dolayı aldatmayacak 3 tane adam vardır ve bunların biri terk edildi, hiç şaşırmadım.
insan bir kez aşık olur evet ama bir defa aşık olan, bir daha ilişki kuramaz gibi bir şey yok. olaya nasıl yaklaştığımız, ne kadar samimiyetsizlikten uzaklaştığımız çok önemli. salt cinsellik için, ya da bu çekim adına kişilik beklentilerimizi sağa sola sündürerek kuracağımız ilişkiler iki tarafa da zarar verecektir. eğer işin içinde aşkın efsunu yoksa, orasa her daim berrak kalabilen bir mantık vardır. onu asla kandırmaya çalışmamalıyız.
devamını gör...
türk eğitim sisteminde ingilizce öğretememe problemi
dil öğrenmede en önemli etken konuşmayı son sıraya atıp, başka bir dil öğrenirken en son kasmamız gereken grammer bilgisini bir amerikalıdan daha iyi bileceğimiz ama konuşamayacağımız şekilde öğretmek: başlıca bir sorundur.
devamını gör...
kavimler göçerken çadırında uyuyakalan kavim
muhtemelen göçü kaçırdığı için bulunduğu yeri yurtluk tutacak olan kavimdir. gamsızoğulları denir bunlara.
devamını gör...
yaraları sarmaya başlamak
mutlaka ruhen ya da bedenen hazır hissedilmelidir. o gücü bulup başlandığında içinde küçük bir yusufçuk ayaklanır. yara izi kalsa da artık o bir deneyimdir. dizlerimiz kanamadan hayatı öğrenemeyiz. hiç yara almadan, düşmeden, kalkmadan, üstümüz başımız toz olmadan...
devamını gör...
tanışmak istenen ölmüş yazarlar
aleksandr puşkin ve mihail lermontov'u oturturum bir masaya, dandik votkalarımızdan bir yudum aldıktan sonra "abiler anlatın bakayım niye düello yapıp yapıp ölüyorsunuz?" derim. cevap verirlerse de bir şey anlamam çünkü ben rusça bilmem.
onların gladyatör yürekleri sağ olsun. napim.
onların gladyatör yürekleri sağ olsun. napim.
devamını gör...
görgüsüzce davranışlar
toplu taşıma da yüksek ses ile telefon görüşmesi yapmak
sol şeritten aheste fıstık makamında gitmek
kaldırımda giderken aniden duraksamak
karşıdan gelen kadına yiyecekmiş gibi bakmak. daha uzar gider bu liste.
sol şeritten aheste fıstık makamında gitmek
kaldırımda giderken aniden duraksamak
karşıdan gelen kadına yiyecekmiş gibi bakmak. daha uzar gider bu liste.
devamını gör...
normal sözlük'ün 30 yaş üstü yazar kaynaması
büyükler acaba tanımlarımı okuyup ne düşünüyor merak ediyorum. hey yaşlılar sizce ben olgun bir genç miyim ne diyorsunuz bu işe. hey 30 yaşında hayat nasıl ömrün çeyreği hatta yarısı geçmiş gitmiş geçmiş olsun .
devamını gör...
kendi kendine konuşanlar deli midir sorunsalı
değildir tabiki. ben evden çıkarken fenerbahçe konuşmaya başlıyorum, eve gelene kadar şampiyonlar ligini alıyoruz. ne deliliği kardeşim ?*
devamını gör...
