öğretmenleri anlamak
valla anne baba öğretmen çocuğuyum annem köy köy gezdi zamanında. ama şimdi pazara çıkınca yolda yürüyemiyor hocam hocam diye eşek kadar insanlardan. benim için yeri ayrıdır bu mesleğin. ha günümüzde yok yatıyorlar yok bilmemne çok eleştiri var da bekçilerle polisle uğraşın az be kardeşim herkes dolu bir öğretmenler boş dimi?
devamını gör...
kötü espriler
sabah sabah otobüs şoföründen duyduğum, bende bir çeşit aydınlanmaya ve ermişliğe sebep olmuş bir espri:
"arkalara doğru ilerleyelim lütfen, arka taraf da aynı yere gidiyor."
"arkalara doğru ilerleyelim lütfen, arka taraf da aynı yere gidiyor."
devamını gör...
evlendikten sonra gelen acaba hata mı yaptım hissi
bunu dememek için bir süre birlikte yaşamak şart*. karşınızdakinin ev hali nasıl bilemezsiniz belki iflah olmaz pasaklının teki ya da boş zamanlarında sabahtan akşama kadar oyun oynayan biri*, nereden bileceksiniz? bu tip yakınmalar çiftler birbirini yeterince tanımadan evlendiği için ortaya çıkıyor.
devamını gör...
bir hanımefendiyi etkileme yolları
mehmet ali her hanımefendiyi etkilediği gibi beni de etkilemiştir.
yollarımızın hiç kesişmemiş olması içimde derin yaradır.
yollarımızın hiç kesişmemiş olması içimde derin yaradır.
devamını gör...
efecto mariposa
ispanyolca kelebek etkisi anlamına gelen kelime grubu.
aynı zamanda 2001 yılında kurulan bir ispanyol pop rock grubudur.
sevdiğim şarkılarından biri olan por quererte;
aynı zamanda 2001 yılında kurulan bir ispanyol pop rock grubudur.
sevdiğim şarkılarından biri olan por quererte;
devamını gör...
daddy (yazar)
yay burcu yazarlar kategorisine giren efsanevi yazarımız.
yeni yaşın bol para getirsin diyeceğim de, adamda hepimizi susuz götürüp susuz getirecek kadar para var. adı üstünde para babası.
yine diyordur içinden "deli konuşuyor konuş deli" diye. eheheh. kisa keseceğim.
doğum günün kutlu olsun güzel insan, sözlük sayesinde tanıdığım nice güzel insanlardan birisisin. iyi ki varsın. *
yeni yaşın bol para getirsin diyeceğim de, adamda hepimizi susuz götürüp susuz getirecek kadar para var. adı üstünde para babası.
yine diyordur içinden "deli konuşuyor konuş deli" diye. eheheh. kisa keseceğim.
doğum günün kutlu olsun güzel insan, sözlük sayesinde tanıdığım nice güzel insanlardan birisisin. iyi ki varsın. *
devamını gör...
genç werther'in acıları
bu yorum spoiler içerir.
ahh werther ergenliğimin travmalarından biridir.
goethe kitabı 25 yaşında yaşadığı bir ilişkiden yola çıkarak yazmış. kahramanımız werther tutkulu bir romantiktir. vazgeçmeyi bilmez bence doğru ve yanlışı ayırt edemeyecek, hayır kardeşim olmuyorsa yoluma giderim diyemeyecek kadar sürrealist bir aşıktır. aynı zamanda benlik bunalımı yaşayan bir karamsar da denebilir.
bir noktada bu tutkulu vazgeçilemez aşkı beni tirt etmedi değil. duygusal dayanıklılığı sağlam olmayan karakterler okurken karaktere sinirlenmeye başlıyorum istemsizce. karşımda olsa da allah aşkına senden önemli mi sana kız mı yok desem anlamayınca da iki tokat patlatsam istiyorum. gerçek aşk insanı yüceltir ve hayata bağlar ama değil mi? sonra diyorum ki karakter o kadar güzel anlatılmış ve kendini yaşatıyor ki bu da tamamen yazarın başarısıdır.
aşkı aşk yapan şey imkansızlığı ve kavuşulamıyor olmasıdır. werther de bu aşk ve kendi duygusal dayanıksızlığı sonucunda en yapmaması gereken şeyi yapar. belki de aslında beklenen bir sondur ki beni pek şaşırtmadı. bilsem ki öleceğim yine seni seveceğim diyerek intihar eder.
denilir ki kitap çıktığı o dönemde werther'in mavi frak, sarı yelek ve çizmeleri moda olmuş. sadece kıyafetleri değil intihar etmek de moda olmuş. napolyon da gittiği her yere bu kitabı taşımış.
yine de siz siz olun ya da biz biz olalım kimse için kendimizi bu denli yıpratmayalım. yaşam zor olsa da yaşamak güzeldir.
ahh werther ergenliğimin travmalarından biridir.
goethe kitabı 25 yaşında yaşadığı bir ilişkiden yola çıkarak yazmış. kahramanımız werther tutkulu bir romantiktir. vazgeçmeyi bilmez bence doğru ve yanlışı ayırt edemeyecek, hayır kardeşim olmuyorsa yoluma giderim diyemeyecek kadar sürrealist bir aşıktır. aynı zamanda benlik bunalımı yaşayan bir karamsar da denebilir.
bir noktada bu tutkulu vazgeçilemez aşkı beni tirt etmedi değil. duygusal dayanıklılığı sağlam olmayan karakterler okurken karaktere sinirlenmeye başlıyorum istemsizce. karşımda olsa da allah aşkına senden önemli mi sana kız mı yok desem anlamayınca da iki tokat patlatsam istiyorum. gerçek aşk insanı yüceltir ve hayata bağlar ama değil mi? sonra diyorum ki karakter o kadar güzel anlatılmış ve kendini yaşatıyor ki bu da tamamen yazarın başarısıdır.
aşkı aşk yapan şey imkansızlığı ve kavuşulamıyor olmasıdır. werther de bu aşk ve kendi duygusal dayanıksızlığı sonucunda en yapmaması gereken şeyi yapar. belki de aslında beklenen bir sondur ki beni pek şaşırtmadı. bilsem ki öleceğim yine seni seveceğim diyerek intihar eder.
denilir ki kitap çıktığı o dönemde werther'in mavi frak, sarı yelek ve çizmeleri moda olmuş. sadece kıyafetleri değil intihar etmek de moda olmuş. napolyon da gittiği her yere bu kitabı taşımış.
yine de siz siz olun ya da biz biz olalım kimse için kendimizi bu denli yıpratmayalım. yaşam zor olsa da yaşamak güzeldir.
devamını gör...
tevrat
şu an elimizde bulunmayan kitaptır. piyasada aynı isimle sunulan kitaplar ise gerçekte insan yazımı hadis kitaplarılar, yani sahte tevratlar.
zaten kutsal kuran, elitlerin ellerindeki gerçek tevrat'ı halktan gizlediklerini söyler:
en'am suresi 91: allah'ı, kadrine/şanına yaraşır şekilde tanıyamadılar. çünkü, "allah, insana hiçbir şey vahyetmemiştir." dediler. de ki "mûsa'nın insanlara bir ışık, bir kılavuz olarak getirdiği kitap'ı kim indirdi? siz o kitap'ı birtakım parşömenler yapıp ortaya sürüyorsunuz, birçoğunu da saklıyorsunuz. size, sizin de atalarınızın da bilmediği şeyler öğretildi." "allah" de, sonra bırak onları saplandıkları batakta oynayadursunlar.
bu arada kutsal kuran, piyasadaki sahte tevratların hatalarını da verdiği bilgilerle düzeltir.
forumlarda bu konuda yazdıklarımdan örnekler verelim:
--- alıntı ---
piyasadaki sahte tevrat'a göre bir baba kızını köle olarak satabilirmiş
evet yanlış okumadınız, sahte tevrat'a (hadis kitabı) göre bir baba borcuna karşılık kızını köle olarak satabiliyor ve işin daha da kötüsü, köleliğe satılan bir kız, sıradan bir erkek kölede olduğu gibi altı yılın sonunda serbest de bırakılmaz.
mısırdan çıkış 21
7 “eğer bir adam kızını cariye olarak satarsa, kız erkek köleler gibi özgür bırakılmayacak. 8 efendisi kızla nişanlanır, sonra kızdan hoşlanmazsa, kızın geri alınmasına izin vermelidir. kızı aldattığı için onu yabancılara satamaz. 9 eğer cariyeyi oğluna nişanlarsa, ona kendi kızı gibi davranmalıdır. 10 eğer ikinci bir kadınla evlenirse, ilk karısını nafakadan, giysiden, karılık haklarından yoksun bırakmamalıdır.
neyse ki elimizdeki tek kutsal kitap olan kuran piyasadaki sahte tevrat'ın (hadis kitabının) bu hatasını da düzeltir.
ne kız ne de erkek kimse köle olarak veya başka birşey olarak satılamaz.
bırakın kendisini, bir kimsenin kalemini bile izinsiz alamazsınız.
***
sahte tevrat güneşin ve ayın ışığını şöyle anlatır:
tanrı büyüğü gündüze, küçüğü geceye egemen olacak iki büyük ışığı ve yıldızları yarattı. [tekvin 1:16]
ilginç olan, hem güneşin hem de ayın ışığını tanımlamak için "ışık" anlamına gelen aynı ibranice "ma'owr" kelimesinin kullanılmasıdır. bu kelime tam anlamıyla yorumlanırsa, o zaman bilimsel olarak yanlıştır, çünkü güneş ve ayın ışık yayma konusunda benzer olduğunu gösterecektir.
gerçek şu ki, güneş kendi ışığını yayarken, ay bir ayna gibi güneşten gelen ışığı yansıtır. kuran'da güneş ve ay şöyle tarif edilmektedir:
25:61 göğe takım yıldızlar vareden ve ona bir lamba ve parlayan bir ay yerleştiren çok yücedir.
kuran açıkça güneşi ısı ve ışık kaynağı olarak tanımlarken, ay içinse sadece parlayan/ışığı yansıtan anlamlarında bir ifade kullanarak yine işin doğrusunu gösterir.
ve böylece kutsal kuran, piyasadaki sahte tevrat'ın bir hatasını daha düzeltir.
--- alıntı ---
www.diniyazilar.com/2022/06...
zaten kutsal kuran, elitlerin ellerindeki gerçek tevrat'ı halktan gizlediklerini söyler:
en'am suresi 91: allah'ı, kadrine/şanına yaraşır şekilde tanıyamadılar. çünkü, "allah, insana hiçbir şey vahyetmemiştir." dediler. de ki "mûsa'nın insanlara bir ışık, bir kılavuz olarak getirdiği kitap'ı kim indirdi? siz o kitap'ı birtakım parşömenler yapıp ortaya sürüyorsunuz, birçoğunu da saklıyorsunuz. size, sizin de atalarınızın da bilmediği şeyler öğretildi." "allah" de, sonra bırak onları saplandıkları batakta oynayadursunlar.
bu arada kutsal kuran, piyasadaki sahte tevratların hatalarını da verdiği bilgilerle düzeltir.
forumlarda bu konuda yazdıklarımdan örnekler verelim:
--- alıntı ---
piyasadaki sahte tevrat'a göre bir baba kızını köle olarak satabilirmiş
evet yanlış okumadınız, sahte tevrat'a (hadis kitabı) göre bir baba borcuna karşılık kızını köle olarak satabiliyor ve işin daha da kötüsü, köleliğe satılan bir kız, sıradan bir erkek kölede olduğu gibi altı yılın sonunda serbest de bırakılmaz.
mısırdan çıkış 21
7 “eğer bir adam kızını cariye olarak satarsa, kız erkek köleler gibi özgür bırakılmayacak. 8 efendisi kızla nişanlanır, sonra kızdan hoşlanmazsa, kızın geri alınmasına izin vermelidir. kızı aldattığı için onu yabancılara satamaz. 9 eğer cariyeyi oğluna nişanlarsa, ona kendi kızı gibi davranmalıdır. 10 eğer ikinci bir kadınla evlenirse, ilk karısını nafakadan, giysiden, karılık haklarından yoksun bırakmamalıdır.
neyse ki elimizdeki tek kutsal kitap olan kuran piyasadaki sahte tevrat'ın (hadis kitabının) bu hatasını da düzeltir.
ne kız ne de erkek kimse köle olarak veya başka birşey olarak satılamaz.
bırakın kendisini, bir kimsenin kalemini bile izinsiz alamazsınız.
***
sahte tevrat güneşin ve ayın ışığını şöyle anlatır:
tanrı büyüğü gündüze, küçüğü geceye egemen olacak iki büyük ışığı ve yıldızları yarattı. [tekvin 1:16]
ilginç olan, hem güneşin hem de ayın ışığını tanımlamak için "ışık" anlamına gelen aynı ibranice "ma'owr" kelimesinin kullanılmasıdır. bu kelime tam anlamıyla yorumlanırsa, o zaman bilimsel olarak yanlıştır, çünkü güneş ve ayın ışık yayma konusunda benzer olduğunu gösterecektir.
gerçek şu ki, güneş kendi ışığını yayarken, ay bir ayna gibi güneşten gelen ışığı yansıtır. kuran'da güneş ve ay şöyle tarif edilmektedir:
25:61 göğe takım yıldızlar vareden ve ona bir lamba ve parlayan bir ay yerleştiren çok yücedir.
kuran açıkça güneşi ısı ve ışık kaynağı olarak tanımlarken, ay içinse sadece parlayan/ışığı yansıtan anlamlarında bir ifade kullanarak yine işin doğrusunu gösterir.
ve böylece kutsal kuran, piyasadaki sahte tevrat'ın bir hatasını daha düzeltir.
--- alıntı ---
www.diniyazilar.com/2022/06...
devamını gör...
tahinli kabak tatlısı
kış aylarının biricik tatlısıdır. sulanmaması için tatlımızı tencerede şekerle bir müddet kaynattıktan sonra tepsiye alıp fırına göndermemiz gerek. ben tahin sevmiyorum derseniz sade de tüketebilirsiniz.
devamını gör...
yazarların en sevdiği pokemon
devamını gör...
cumhurbaşkanı erdoğan'ın halktan helallik istemesi
hadi helal ettik diyelim, allah kabul eder mi? bunca olay, bunca yanlış, ölüm, geçinme problemi bir kaç helal etme ile geçip gider mi?
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin
kendisi sözlük admini. buna rağmen orlayn listesinde renksiz. acep neden? yoksa ben de halktan biriyim imajı ile bize sosyal mesaj mı vermek istiyor?
devamını gör...
ekşi sözlük çaylaklarının normal sözlük’e doluşması
ekşi sözlükte çok mükemmel tanımlar girildiğini sanan bir yazarın açtığı başlık.
yahu gir oku bugünü gündemi baştan aşağı.
ne format var ne bilgi.
varsa yoksa küfür, sen ocusun ben bucuyum geyiği.
geçiniz yani bu kalite zırvalarını.
yahu gir oku bugünü gündemi baştan aşağı.
ne format var ne bilgi.
varsa yoksa küfür, sen ocusun ben bucuyum geyiği.
geçiniz yani bu kalite zırvalarını.
devamını gör...
korku
bazı durumlarda anal ve üretral duyumsamaları kışkırtır. her ne kadar korku, bizzat, haz hâline gelmese de özel bir haz türünün gelişmesine vesile olabilir. black mirror’ın bir bölümünde insanların çektiği acıları, özel bir mikroçip sayesinde kendi bünyesinde toplayan ve bu yolla gerçekleşecek olanı gerçekleşmeden tespit eden bir doktor, sonraları korkuyla karışık acıdan büyük `zevk` aldığını keşfediyor, bu yolla orgazmın doruklarına ulaşıyor ve bu durumun bağımlısı hâline geliyordu.
hazırda bekleyen korku, haz doruğa çıkarken duyulan sıcaklık hissi beklenen orgazmın gerçekleşmesi olarak algılanılıyor ve böylece acı duymaya kadar varan, ancak acı ve korku esnasında gerçekleşebilen bir ritüele dönüşüyor. belli şartlar altında acı ve korku, normalde korkulan rahatlamayı yaşamanın tek yolu hâline gelebilir. bu yüzden insanın bazı korkularının altında hissettiği bir haz duygusu vardır; korkmaktan haz almanın (bu acı içinde geçerlidir) tek anlamı, korkunun `cinsel uyarı`ma vesile teşkil etmesidir.
“”özlem, korku, ayni şey," diye araya girdi, tipik bir acelecilikle. uçakların uçması beni dehşete düşürüyordu, fakat daha sonra bir defa bir uçağı uçurdum, büyüleyici bir deneyimdi. korku ile büyülenme yan yana gidiyor.”
genellikle aşk ilişkilerinde, çiftlerde, ayrılığa dair duyulan yoğun korkunun uzantısal açıdan tutkulu bir tablo çizmesinin nedeni de budur. kavgaların ilişkiyi diri tuttuğuna dair inanışın altında yatan sebeplerden en büyüğü kaybetme korkusudur. daha taraflar ayrılmadan, tamamen zihinde, sevgili artık bir başkası ile birliktedir. birlikte yapılan, mutlu olunan her şey artık `öteki` iledir; bu durum katlanılamaz, dayanılamaz, hatta intihar sebebidir. ayrılık gerçekleşmeden zihinde olup biten her şey, bilinçaltında kaybetmeye dair korkularımızı besler. bu da bir çatışma doğurur; sürekli gerginlik, huzursuzluk ve bundan beslenen haz.
bu yüzden insanlar hayal dünyalarında, korkuya dair fanteziler kurar. partneri ile sevişirken tecavüze uğradığını hayal eden bir kadın, dayak fantezisi olan bir erkek, bir hücrenin içinde açlığa terk edilmiş olarak seks yaptığını düşünen insanlar... tüm bu fanteziler hazza ulaşmanın ve korkuyu zedeleyerek onunla başa çıkmanım bir yoludur.
hazırda bekleyen korku, haz doruğa çıkarken duyulan sıcaklık hissi beklenen orgazmın gerçekleşmesi olarak algılanılıyor ve böylece acı duymaya kadar varan, ancak acı ve korku esnasında gerçekleşebilen bir ritüele dönüşüyor. belli şartlar altında acı ve korku, normalde korkulan rahatlamayı yaşamanın tek yolu hâline gelebilir. bu yüzden insanın bazı korkularının altında hissettiği bir haz duygusu vardır; korkmaktan haz almanın (bu acı içinde geçerlidir) tek anlamı, korkunun `cinsel uyarı`ma vesile teşkil etmesidir.
“”özlem, korku, ayni şey," diye araya girdi, tipik bir acelecilikle. uçakların uçması beni dehşete düşürüyordu, fakat daha sonra bir defa bir uçağı uçurdum, büyüleyici bir deneyimdi. korku ile büyülenme yan yana gidiyor.”
genellikle aşk ilişkilerinde, çiftlerde, ayrılığa dair duyulan yoğun korkunun uzantısal açıdan tutkulu bir tablo çizmesinin nedeni de budur. kavgaların ilişkiyi diri tuttuğuna dair inanışın altında yatan sebeplerden en büyüğü kaybetme korkusudur. daha taraflar ayrılmadan, tamamen zihinde, sevgili artık bir başkası ile birliktedir. birlikte yapılan, mutlu olunan her şey artık `öteki` iledir; bu durum katlanılamaz, dayanılamaz, hatta intihar sebebidir. ayrılık gerçekleşmeden zihinde olup biten her şey, bilinçaltında kaybetmeye dair korkularımızı besler. bu da bir çatışma doğurur; sürekli gerginlik, huzursuzluk ve bundan beslenen haz.
bu yüzden insanlar hayal dünyalarında, korkuya dair fanteziler kurar. partneri ile sevişirken tecavüze uğradığını hayal eden bir kadın, dayak fantezisi olan bir erkek, bir hücrenin içinde açlığa terk edilmiş olarak seks yaptığını düşünen insanlar... tüm bu fanteziler hazza ulaşmanın ve korkuyu zedeleyerek onunla başa çıkmanım bir yoludur.
devamını gör...
sessiz sessiz solup gitmek
sessiz sessiz solup gidersin
kimse görmez seni
kimse duymaz içindekileri
içindeki yalnız ve çaresiz seni
anlatmak istersin derdini
anlatırsın içindeki seni
haykırırsın bütün her şeyi
yine de kimse anlamaz seni
çekip gitmek istersin
nereyi gideceğini bilemezsin
sadece beklersin
sessiz sessiz solup gidersin
şu an da yazdığım bir sessizlik, sesi. sessiz olanların sesi olması dileğiyle...
kimse görmez seni
kimse duymaz içindekileri
içindeki yalnız ve çaresiz seni
anlatmak istersin derdini
anlatırsın içindeki seni
haykırırsın bütün her şeyi
yine de kimse anlamaz seni
çekip gitmek istersin
nereyi gideceğini bilemezsin
sadece beklersin
sessiz sessiz solup gidersin
şu an da yazdığım bir sessizlik, sesi. sessiz olanların sesi olması dileğiyle...
devamını gör...
marc aryan
ermeni asıllı belçikalı şarkıcıdıe. asıl adı henry markarian olan şarkıcı, 1960'lı yıllarda birçok kez türkiye'ye gelerek konserler vermiş ve türkçe plaklar doldurmuştur. çok sevdiği türkiye'ye adadığı "istanbul" adlı fransızca bir şarkı bestelemiştir.
kalbin yok mu isimli şarkısıyla zihinlerimizde yer edinmiş, türkiye aşığı sanatçıdır.
kalbin yok mu isimli şarkısıyla zihinlerimizde yer edinmiş, türkiye aşığı sanatçıdır.
devamını gör...




