adıyaman'da canlı canlı gömülen 3 günlük bebek
"daha ne kadar kötü olabiliriz?" diye ne zaman sorsam cevabını acı bir şekilde alıyorum. adıyaman eski belediye mezarlığı’nda, 2-3 günlük olduğu sanılan yeni doğmuş bebek, canlı canlı toprağa gömülü bulunmuş. bu nasıl bir vicdansızlık, şerefsizlik, alçaklık, zalimliktir? eğer bir tanrı varsa umarım cezanızı verir.
adıyaman eski belediye mezarlığı’nda vicdanları sızlatan bir olay yaşandı. 2-3 günlük olduğu sanılan yeni doğmuş bebek, canlı canlı toprağa gömüldü. mezarlığın yanında bulunan okulun öğrencileri şehitler için dua etmeye geldikleri mezarlıkta bebeğin ağlama sesini duydu.
sese doğru ilerleyen lise öğrencileri, vücudu toprağın altında olan bebeğin dışardaki ayaklarını gördü. toprağı eşeleyen öğrenciler kız bebeği topraktan çıkarttı. mezarlık görevlisinin cuma namazına gittiği esnada gömülmeye çalışıldığı tahmin edilen bebek, olay yerine gelen sağlık görevlileri tarafından ambulansla adıyaman eğitim ve araştırma hastanesi çocuk hastalıkları hastanesine kaldırıldı. bebek ilk müdahalenin ardından yoğun bakım sevisine kaldırıldı.
bebeği bulan ve gözyaşlarına boğulan lise öğrencileri olay yerine gelen polis ekiplerine durumu anlattı.
“tek ayağı topraktan çıkmış şekilde ağlıyordu”
bebeği bulan lise öğrencisi esranur yücedağ yaşadıklarını anlatarak, “biz okuldan öğlen arasına çıktık. şehitlerin mezarını ziyaret edip, dua okumak için mezarlığa geldik. buradan geçerken, ağlama sesini duyduk. zor nefes alıyordu. bizde hemen gelip baktık. bebek tek ayağı çıkmış şekilde ağlıyordu. biz de hemen toprağı kazdık. bebeği çıkarttığımızda bebek titriyordu. en fazla 2-3 günlüktü. üzerinde zıbın vardı. canlı canlı gömülmüştü” dedi.
diğer öğrenci nisanur yüce ise “ağlama sesi duyduk buralara geldik. ayak gördük, korktuk ilk başta. sonra üzerini açtık nefes alıyordu. sonra topraktan çıkarttık. üstünü lacivert bir pijama ile örtmüşlerdi. çıkarttığımızda titriyordu, sonra arkadaşı gönderdik birilerini çağırdı” diye konuştu.
mezarlık görevlisi mustafa doğan ise cuma namazında olduğu esnada olayın yaşandığını ve bir şey görmediğini söyledi. polis ekipleri şüphelinin tespiti için çalışma başlattı. (iha)
buradan
adıyaman eski belediye mezarlığı’nda vicdanları sızlatan bir olay yaşandı. 2-3 günlük olduğu sanılan yeni doğmuş bebek, canlı canlı toprağa gömüldü. mezarlığın yanında bulunan okulun öğrencileri şehitler için dua etmeye geldikleri mezarlıkta bebeğin ağlama sesini duydu.
sese doğru ilerleyen lise öğrencileri, vücudu toprağın altında olan bebeğin dışardaki ayaklarını gördü. toprağı eşeleyen öğrenciler kız bebeği topraktan çıkarttı. mezarlık görevlisinin cuma namazına gittiği esnada gömülmeye çalışıldığı tahmin edilen bebek, olay yerine gelen sağlık görevlileri tarafından ambulansla adıyaman eğitim ve araştırma hastanesi çocuk hastalıkları hastanesine kaldırıldı. bebek ilk müdahalenin ardından yoğun bakım sevisine kaldırıldı.
bebeği bulan ve gözyaşlarına boğulan lise öğrencileri olay yerine gelen polis ekiplerine durumu anlattı.
“tek ayağı topraktan çıkmış şekilde ağlıyordu”
bebeği bulan lise öğrencisi esranur yücedağ yaşadıklarını anlatarak, “biz okuldan öğlen arasına çıktık. şehitlerin mezarını ziyaret edip, dua okumak için mezarlığa geldik. buradan geçerken, ağlama sesini duyduk. zor nefes alıyordu. bizde hemen gelip baktık. bebek tek ayağı çıkmış şekilde ağlıyordu. biz de hemen toprağı kazdık. bebeği çıkarttığımızda bebek titriyordu. en fazla 2-3 günlüktü. üzerinde zıbın vardı. canlı canlı gömülmüştü” dedi.
diğer öğrenci nisanur yüce ise “ağlama sesi duyduk buralara geldik. ayak gördük, korktuk ilk başta. sonra üzerini açtık nefes alıyordu. sonra topraktan çıkarttık. üstünü lacivert bir pijama ile örtmüşlerdi. çıkarttığımızda titriyordu, sonra arkadaşı gönderdik birilerini çağırdı” diye konuştu.
mezarlık görevlisi mustafa doğan ise cuma namazında olduğu esnada olayın yaşandığını ve bir şey görmediğini söyledi. polis ekipleri şüphelinin tespiti için çalışma başlattı. (iha)
buradan
devamını gör...
sözlükte tek mağaza olması sorunsalı
herkesin gördüğü üzere fiyatlar rekabetsizlikten coşmuş gidiyor. hem ürün çeşitliliği, hem fiyat olarak rekabet ortamının oluşması açısından yazarlara da sözlükte mağaza açma hakkı verilmelidir. yazarlarımız açmak istedikleri mağazaları yazabilirler ve böylece yönetim haklı talebimizi makul görüp bizlere sözlükten mağazalık yer verebilir. dükkanların kiralarını da düşük karmada tutunuz.
devamını gör...
kocaeli'de köpeği taciz eden adamı döven gençler
şimdi bu adam sağda solda gençlik bitmiş diye de konuşuyordur. gözü kör olasıca.
devamını gör...
büyük boy prezervatif
böyle düşmez dediğim gereksiz başlık.
devamını gör...
yazarların en çok özlemini duyduğu şey
sarılmak.
devamını gör...
sabun yere düşünce yer mi temizlenir sabun mu kirlenir
allah o yumurtanın belasını verseydi aslında böyle bir sorunla karşılaşmak zorunda kalmazdık ama vermemiş işte.
devamını gör...
sözlükteki bitmez vedaların yazarları
ben de 100 takipçiye ulaşınca öyle yapmayı planlıyorum. nickaltıma sonsuza dek elveda, bir daha geri dönmeyeceğim yazıp artıları toplayacağım, 50 saat sonra da geri dönüp nickaltıma döndüm yazıp artıları toplayacağım.*
devamını gör...
gereksiz abartılan şeyler
kahve.
kahveyi çok seven biri olarak söylüyorum bunu, yapmayın kahvenizi için ve susun. sabah kahve içmeden kesinlikle ayılamadığınızla, kahveyi saat yönünde karıştırmadan asla içemediğinizle falan kimse ilgilenmiyor.
kahveyi çok seven biri olarak söylüyorum bunu, yapmayın kahvenizi için ve susun. sabah kahve içmeden kesinlikle ayılamadığınızla, kahveyi saat yönünde karıştırmadan asla içemediğinizle falan kimse ilgilenmiyor.
devamını gör...
sözlüğün en yakışıklı yazarı olmak
(bkz: ego mastürbasyonu)
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
alkol ile bir sorunum var.
yok, o değil.. o standart özelliğim ama başka bişi var, bir haftadır filan nerdeyse tam anlamıyla temizdim ama bugün beni yaşarın bir şarkısının son dörtlüğüne bağlayıp fırlatan bir hanımefendi sayesinde arayı oldukça kapattım.
sızamıyorum efendim ben, hani bu övünülecek bir bok değil ama durum belli olsun diye belirtiyorum, öğleden sonradan şu saate kadar küp gibi içtim, kaçayım, sızarım, kalkar kusarım, sabah olur bok gibi uyanırım diye ideallerim vardı ama maalesef sızamıyorum.
tanrı benim gibilerin üzerindeki bununla ilgili switch'i off durumuna getiriyor sanırım böyle zamanlarda, ki kabir azabını bu dünyada da yaşayabileyim.
şimdi iki yol var önümde, ya bi çay kahve molası verip vazgeçeceğim bu sevdadan ya da "gittiği yere kadar" felsefemi yürürlüğe sokacağım.
her ne hali seçersem seçeyim öbürü daha mantıklı gelecek 10 dakika sonra, onun da farkındayım...bu arada o son şarkı umarım kulaklarından hiç eksik olmaz da iki gram anlarsın halimi. o kapıyı çarpıp çıktığım gün dönmemem lazımdı geriye, puh!
alacağın olsun ve seni çok seviyorum.
yok, o değil.. o standart özelliğim ama başka bişi var, bir haftadır filan nerdeyse tam anlamıyla temizdim ama bugün beni yaşarın bir şarkısının son dörtlüğüne bağlayıp fırlatan bir hanımefendi sayesinde arayı oldukça kapattım.
sızamıyorum efendim ben, hani bu övünülecek bir bok değil ama durum belli olsun diye belirtiyorum, öğleden sonradan şu saate kadar küp gibi içtim, kaçayım, sızarım, kalkar kusarım, sabah olur bok gibi uyanırım diye ideallerim vardı ama maalesef sızamıyorum.
tanrı benim gibilerin üzerindeki bununla ilgili switch'i off durumuna getiriyor sanırım böyle zamanlarda, ki kabir azabını bu dünyada da yaşayabileyim.
şimdi iki yol var önümde, ya bi çay kahve molası verip vazgeçeceğim bu sevdadan ya da "gittiği yere kadar" felsefemi yürürlüğe sokacağım.
her ne hali seçersem seçeyim öbürü daha mantıklı gelecek 10 dakika sonra, onun da farkındayım...bu arada o son şarkı umarım kulaklarından hiç eksik olmaz da iki gram anlarsın halimi. o kapıyı çarpıp çıktığım gün dönmemem lazımdı geriye, puh!
alacağın olsun ve seni çok seviyorum.
devamını gör...
sonradan değeri anlaşılmış filmler
gösterime giren bir film gişede zarar ediyorsa veya zarar etmediği halde kazancı beklenenin çok altındaysa genellikle başarısız olmuş kabul edilir. tabi buradaki "başarısızlık" sadece filmin parasal yönüyle ilgilidir, niteliğiyle ilgili değil. nitekim bazen çok iyi filmler de çeşitli sebepler (reklamının iyi yapılmaması, seyircilerin ilgi göstermemesi, yanlış vizyon tarihi vs.) yüzünden gişede istediğini elde edememiştir.
günümüzde hem eleştirmenler hem de seyirciler tarafından oldukça sevilen ama gösterime girdiği dönem gişede olumsuz sonuçlar alan filmlerden bazıları şunlardır:
the shawshank redemption: gösterime girdiği ilk aylarda zarar etmiştir. sebebi, hapishane filmlerinin ilgi çekmemesi, kadın karakter eksikliği ve hatta isminin zor telaffuz edilmesi gibi birçok etkene bağlanmıştır. oscar'a aday olduktan sonra tekrar gösterime girmiştir ancak yaklaşık 58 milyon dolar hasılat elde etmiştir (görece ne kadar az bir miktar olduğunu şuradan anlayabiliriz: o dönemin diğer oscar adayı forrest gump'in hasilatı 680 küsur milyon dolardı) film, video kiralama ve tv sayesinde giderek sevilmiş ve popüler olmuştur.
12 angry men: eleştirmenler çok başarılı bulmuş ama seyirciler pek ilgi göstermemişti ve bu yüzden gişe hasılatı çok düşük olmuştur. ilgisizliğin sebebi ise filmin siyah-beyaz çekilmiş olmasıydı. o dönem renkli filmler daha popüler olmaya başlamış, siyah-beyaz filmler "sıkıcı" bulunmaya başlanmıştı. film, televizyonda yayınlandıktan sonra insanların birbirlerine önermesi sayesinde hak ettiği ilgiyi görmüştür.
fight club: yapım şirketi fight club'ı bir "dövüş filmi" şeklinde pazarlamıştır ama seyircilerden bekledikleri ilgiyi görememiştir. gösterimlerden yaklaşık 100 milyon dolar elde eden filmin bir dövüş filmi olmadığı dvd satışlarından sonra daha iyi anlaşılmıştır.
donnie darko: başarısızlığının sebebinin 11 eylül'den kısa bir süre sonra gösterime girmesi (filmde bir uçak kazası sahnesi vardır) olduğu söylenir. hemen hemen sadece bütçesini karşılayacak kadar kazanmıştır. diğer filmler gibi dvd kiralama sayesinde bilinir olmuş ve zamanla kültleşmiştir.
örneklerden anlaşılacağı üzere, filmin konusu, tanıtımı, reklam anlaşmaları, oyuncular, yayınlanma tarihi, dönem şartlarına uygunluk vb. bir çok etken filmlerin başarılı veya başarısız olmasında etkilidir.
günümüzde hem eleştirmenler hem de seyirciler tarafından oldukça sevilen ama gösterime girdiği dönem gişede olumsuz sonuçlar alan filmlerden bazıları şunlardır:
the shawshank redemption: gösterime girdiği ilk aylarda zarar etmiştir. sebebi, hapishane filmlerinin ilgi çekmemesi, kadın karakter eksikliği ve hatta isminin zor telaffuz edilmesi gibi birçok etkene bağlanmıştır. oscar'a aday olduktan sonra tekrar gösterime girmiştir ancak yaklaşık 58 milyon dolar hasılat elde etmiştir (görece ne kadar az bir miktar olduğunu şuradan anlayabiliriz: o dönemin diğer oscar adayı forrest gump'in hasilatı 680 küsur milyon dolardı) film, video kiralama ve tv sayesinde giderek sevilmiş ve popüler olmuştur.
12 angry men: eleştirmenler çok başarılı bulmuş ama seyirciler pek ilgi göstermemişti ve bu yüzden gişe hasılatı çok düşük olmuştur. ilgisizliğin sebebi ise filmin siyah-beyaz çekilmiş olmasıydı. o dönem renkli filmler daha popüler olmaya başlamış, siyah-beyaz filmler "sıkıcı" bulunmaya başlanmıştı. film, televizyonda yayınlandıktan sonra insanların birbirlerine önermesi sayesinde hak ettiği ilgiyi görmüştür.
fight club: yapım şirketi fight club'ı bir "dövüş filmi" şeklinde pazarlamıştır ama seyircilerden bekledikleri ilgiyi görememiştir. gösterimlerden yaklaşık 100 milyon dolar elde eden filmin bir dövüş filmi olmadığı dvd satışlarından sonra daha iyi anlaşılmıştır.
donnie darko: başarısızlığının sebebinin 11 eylül'den kısa bir süre sonra gösterime girmesi (filmde bir uçak kazası sahnesi vardır) olduğu söylenir. hemen hemen sadece bütçesini karşılayacak kadar kazanmıştır. diğer filmler gibi dvd kiralama sayesinde bilinir olmuş ve zamanla kültleşmiştir.
örneklerden anlaşılacağı üzere, filmin konusu, tanıtımı, reklam anlaşmaları, oyuncular, yayınlanma tarihi, dönem şartlarına uygunluk vb. bir çok etken filmlerin başarılı veya başarısız olmasında etkilidir.
devamını gör...
hristiyanismail
paralı müridleri olduğunu düşündüğüm kıymetli yazarımız.*
devamını gör...
çağımızın hastalığı
alzheimer.
devamını gör...
#türkiyedinsizleşiyor
(bkz: ay hadi inşallah)
devamını gör...
5harfliler
muhteşem bir yazar kadrosuna sahip muhteşem bir internet sitesi. mottolarını ve yola çıkışlarını siteden alıntılıyorum:
--- alıntı ---
5harfliler, kadın gündeminin peşinde, bağımsız bir internet sitesidir. kadın kelimesinin neredeyse öcüyle bir tutulduğu günlerde, “üç harfliler” tabirinden hareketle kız, kadın, bayan, hanımefendi ayrımından bunalan bütün yorgun ruhlar için kendine 5harfliler ismini yakıştırmıştır.
5harfliler 2012 yazında, “kadın gündemini” sadece diyet, güzellik sırları ve ilişki tavsiyelerine indirgeyenlere inat, kadın gündeminin bir kadının ilgilenebileceği her şey olduğu fikrinden yola çıkarak açıldı.
--- alıntı ---
www.5harfliler.com
--- alıntı ---
5harfliler, kadın gündeminin peşinde, bağımsız bir internet sitesidir. kadın kelimesinin neredeyse öcüyle bir tutulduğu günlerde, “üç harfliler” tabirinden hareketle kız, kadın, bayan, hanımefendi ayrımından bunalan bütün yorgun ruhlar için kendine 5harfliler ismini yakıştırmıştır.
5harfliler 2012 yazında, “kadın gündemini” sadece diyet, güzellik sırları ve ilişki tavsiyelerine indirgeyenlere inat, kadın gündeminin bir kadının ilgilenebileceği her şey olduğu fikrinden yola çıkarak açıldı.
--- alıntı ---
www.5harfliler.com
devamını gör...
okuduğun bölümü söylediğinde sorulan garip sorular
iç mi dış mı ?
mimarlara , iç mimarlara ve adaylarına sorulan nadide soru .
mimarlara , iç mimarlara ve adaylarına sorulan nadide soru .
devamını gör...
sözlük yazarlarının başına gelen garip olaylar
başıma birçok tuhaf şey geldi ama bu tek şey aklımda beliriyor.
lisede , bir sabah erken saatlerde okula gidip gelirken her zamanki rotam olan kaldırımda yürüyordum. neredeyse kış olduğu için sabah 7 civarında hala oldukça karanlıktı ve bu yol çok iyi seyahat edilmedi. etrafımda araba ya da başka insanlar yoktu.
bu yüzden normal bir şekilde yürüyorum, parlak siyah paltolu küçük bir kızın ters yönde bana doğru yürüdüğünü gördüğümde sıra dışı bir şey yoktu. üşüdüğümüz için ikimiz de güzelce sarılmıştık, bu yüzden ilk başta yüzünü göremedim. boyuna göre, ilkokul çağında, muhtemelen 4. veya 5. sınıfta olduğunu anladım. lisemin karşısında bir ilkokul olduğu için bu bana şaşırtıcı gelmedi ... ama bu kız okullardan tam tersi yöne gidiyordu.
belki de bir şeyi unutmuş ve onu almak için eve gitmesi gerektiğini düşündüm, ama bu garip aşinalık duygusunu bir türlü atamadım. yürürken kaldırıma bakarak başı aşağı yürüdü. zor bir ev hayatı nedeniyle daha gençken böyle yürürdüm, ancak 7-8 sınıfa geldiğimde bunu yapmayı bıraktım.
birbirimize yaklaştığımızda, paltoyu tanıdım: onun yaşındayken sahip olduğum aynı parlak siyah paltoyu giyiyordu. aynı lacivert kadife pantolon. aynı spor ayakkabılar.
geçerken bana baktı ve kanım dondu ve bütün saçlar boynumda dikilmeye başladı. yüzüme bakıyordum. sağ yanağımda çok farklı bir şekilde düzenlenmiş üç ben var ve onlara sahipti.
onu "hissedemedim". biri odada yanınızda olduğunda veya yanınızda yürürken, fiziksel varlıklarını nasıl hissedebileceğinizi biliyor musunuz? ona sahip değildi.
gerçek görünüyordu. kendini gerçek hissetmedi . onun ayak seslerini bile duyamadım, sadece benimki. bana çok üzgün bir bakış attı ama hiçbir şey söylemedi ve durmadı ya da yavaşlamadı. sadece bana baktı ve sonra kaldırıma geri döndü. birbirimizi geçtik.
başka ne yapacağımı bilmeden adım atmaya devam ettim, çünkü bu noktada tamamen korkutulmuş, şaşkın ve şoktan uyuşmuştum. sonunda geri dönmeye cesaret ettiğimde, gitmişti. kayboldu. yolun her iki tarafında da tarlalar vardı, bu yüzden eğer iki yönden de dönmüş olsaydı, yine de açıkça görülebilirdi. gerçek olsaydı, bu.
okula giden yolun geri kalanını ben koştum. öğretmenim, üç uzun blok koşmama rağmen gerçekten solgun olduğumu söyledi. hemşireyi görmemi istedi ama sınıftan ayrılmak istemedim. bu gerçekten öğretmenimi biraz korkuttu çünkü sınıftan çıkıp, elimden gelirse hastalanarak eve sıçrayacak bir çocuktum.
bu güne kadar hala merak ediyorum. ne olduğu hakkında hiçbir fikrim yok. bunun zihnin hilesi olduğunu ancak anlayabiliyorum. reçete almadım. ben içmedim asla uyuşturucu almadım. kahve bile içmedim.
daha önce hiç böyle halüsinasyon görmedim.
lisede , bir sabah erken saatlerde okula gidip gelirken her zamanki rotam olan kaldırımda yürüyordum. neredeyse kış olduğu için sabah 7 civarında hala oldukça karanlıktı ve bu yol çok iyi seyahat edilmedi. etrafımda araba ya da başka insanlar yoktu.
bu yüzden normal bir şekilde yürüyorum, parlak siyah paltolu küçük bir kızın ters yönde bana doğru yürüdüğünü gördüğümde sıra dışı bir şey yoktu. üşüdüğümüz için ikimiz de güzelce sarılmıştık, bu yüzden ilk başta yüzünü göremedim. boyuna göre, ilkokul çağında, muhtemelen 4. veya 5. sınıfta olduğunu anladım. lisemin karşısında bir ilkokul olduğu için bu bana şaşırtıcı gelmedi ... ama bu kız okullardan tam tersi yöne gidiyordu.
belki de bir şeyi unutmuş ve onu almak için eve gitmesi gerektiğini düşündüm, ama bu garip aşinalık duygusunu bir türlü atamadım. yürürken kaldırıma bakarak başı aşağı yürüdü. zor bir ev hayatı nedeniyle daha gençken böyle yürürdüm, ancak 7-8 sınıfa geldiğimde bunu yapmayı bıraktım.
birbirimize yaklaştığımızda, paltoyu tanıdım: onun yaşındayken sahip olduğum aynı parlak siyah paltoyu giyiyordu. aynı lacivert kadife pantolon. aynı spor ayakkabılar.
geçerken bana baktı ve kanım dondu ve bütün saçlar boynumda dikilmeye başladı. yüzüme bakıyordum. sağ yanağımda çok farklı bir şekilde düzenlenmiş üç ben var ve onlara sahipti.
onu "hissedemedim". biri odada yanınızda olduğunda veya yanınızda yürürken, fiziksel varlıklarını nasıl hissedebileceğinizi biliyor musunuz? ona sahip değildi.
gerçek görünüyordu. kendini gerçek hissetmedi . onun ayak seslerini bile duyamadım, sadece benimki. bana çok üzgün bir bakış attı ama hiçbir şey söylemedi ve durmadı ya da yavaşlamadı. sadece bana baktı ve sonra kaldırıma geri döndü. birbirimizi geçtik.
başka ne yapacağımı bilmeden adım atmaya devam ettim, çünkü bu noktada tamamen korkutulmuş, şaşkın ve şoktan uyuşmuştum. sonunda geri dönmeye cesaret ettiğimde, gitmişti. kayboldu. yolun her iki tarafında da tarlalar vardı, bu yüzden eğer iki yönden de dönmüş olsaydı, yine de açıkça görülebilirdi. gerçek olsaydı, bu.
okula giden yolun geri kalanını ben koştum. öğretmenim, üç uzun blok koşmama rağmen gerçekten solgun olduğumu söyledi. hemşireyi görmemi istedi ama sınıftan ayrılmak istemedim. bu gerçekten öğretmenimi biraz korkuttu çünkü sınıftan çıkıp, elimden gelirse hastalanarak eve sıçrayacak bir çocuktum.
bu güne kadar hala merak ediyorum. ne olduğu hakkında hiçbir fikrim yok. bunun zihnin hilesi olduğunu ancak anlayabiliyorum. reçete almadım. ben içmedim asla uyuşturucu almadım. kahve bile içmedim.
daha önce hiç böyle halüsinasyon görmedim.
devamını gör...


