orta doğuda tüm suç çocuğa atılır, sanki onun elindeymiş gibi hep dışlanır....
devamını gör...

çok fazla yaşanan bir hadise. böyle bir şey olmadığını iddia edenler türkiye gerçeklerinden çok uzak yaşıyordur ya da gerçekleri görmek istemiyordur.
ben kendi isteğimle kapandım, yedinci sınıftaydım. ama üniversiteye geçerken açılmak istediğinde psikolojik baskıyla karşılaştım. eğer açılırsan benim kızım olmazsın dendi, duygusal sömürü yapıldı. 2 sene daha bu şekilde devam ettim ama bu sürede psikolojim bozuldu. 2 sene sonra tekrar aynı konuyu açtığımda baskı daha da büyüdü, bu sefer ben daha nettim ama. annem 6 ay benimle konuşmadı, bu arada ben depresyona girdim, annemle bir daha hiç konuşmayacağımı düşündüm. bir şekilde kabullendi sonra. şu anda hala onlardan ne kadar uzak bir yaşam stili benimsediğimi bilmiyorlar. ama açılmak verdiğim en iyi kararlardan biriydi, en güzel zamanlarım olması gereken iki senemi şu anda inanmadığım bir dindeki kural yüzünden, baskı altında, kendim gibi hissetmediğim, mutlu olmadığım şekilde yaşadığım için üzgünüm, geriye dönsem daha önce yapardım bunu.
velhasıl istediğiniz kadar baskı kurun o kişi günün birinde kendi kararlarını kendi verdiği hayatı yaratacak, özgürleşecek; bir şeylere zorlayarak tek yaptığınız o kişinin birey olmasına saygı duymamak ve kendinizden uzaklaştırmak oluyor.
devamını gör...

bazı olası nedenleri yazayım doğaçlama:

okuyup oylamayan olabilir
takibe takip mantığı olabilir
kitap amaçlı ise hedefe tam gaz gidip sürüncemede bırakmış olabilir okuma işini
yazarlarımız müşkülpesent olabilir.


ne kadar çok olabilir dedim bari ilgili şarkı bırakayım
devamını gör...

bir tiyatro oyununun iç yüzünü gösteren tiyatro oyunudur.


oyunda ”çırılçıplak” adlı oyunu sahnelemek üzere provaya başlayan bir tiyatro grubunun, bu süreçte yaşadıkları zorluklar, terslikler, sıkıntı ve sevinçler anlatılmaktadır.

daha detaylı bilgi ve inceleme için
devamını gör...

benim gözümde çok eğlenceli bir yarışma,heyecan verici neden bu kadar abartılıyor ki alt tarafı müzik yarışması anlamıyorum. hem yeni çıkan müzisyenlerimize de destek oluruz.can bonomo hayatımıza bu şekilde girdi mesela.neyse fazla uzatmıyorum sertab erener gibi iddialı bir isim çıksın önce,hayko cepkin mesela.. ve diyorlar ki bu sene turkiye'yi oldukça iddialı fantastik bir sanatçı temsil ediyor.hangi ülkeye gidiyorsa arkasında gidiyoruz..herkes giymiş siyahları çığlık çığlığa sahnede korku hakim ğğğğ..sonuç ne olursa olsun bizimki yine inletecek ortalığı kesin..kötü puan verenler de kusura bakmasınlar okkalı bir küfür..
devamını gör...

işte depresyon budur mesela. yatağında saatlerce ağlamak değil. dışarıda hava güneşlidir ama içinde gölcük depremi yaşanır, üstüne bir de tsunami yersin. youtube'da dolanırsın ve birilerinin "çok mutlu" olduğunu görünce, ulan bu mutluluğun şifresi falan mı var, varsa versinler dersin ve onları it gibi kıskanırsın. dışarısı sislidir önüne göremezsin, ruhunda da tam daha beteridir. denizlerin en altı gibi zifiri karanlıktır ve hiçbir şey göremezsin.

kendini insan hissetmek istiyorsun, yaptıklarınla, paylaştıklarınla ve seni sen yapan şeylerle ben buradayım diyorsun ama senin burada olduğunu görmüyorlar, dinlemiyorlar, bilmiyorlar, hoş görmek, bilmek ve dinlemek zorunda değiller ama bazen de fark edin lan! illa intihar mı etmek lazım? akciğer kanseri mi olmak lazım?

ben de kendimde, geleceğimde, ruhumda şu an hiçbir şey göremiyorum işte. ağlamak istersin de ağlayamazsın ya, ama gözlerinden ağlayamazsın. ruhun ağlamanın her şeklini yaşar kanaya kanaya.

hoş uyanıkken de pek duymuyorsunuz. hem de hiçbiriniz. o yüzden bu yazıyı da zor yazdım. çünkü zordur canın yanarken en doğru kelimeleri, en doğru şekilde ifade edebilmek. aklına gelir ve yazarsın. samimi gelebilir sana ama ben daha acımın "a" harfinden dahi bahsedemedim. öyle bir şey bu depresyon işte. zaten bu hissi ne zaman hissetsen, asla içindekileri atamazsın. çünkü o kadar çoktur ki, ruhunun dayanabildiklerine hayret edersin.

bu da böyle boş, içimi döktüğüm ve okuyana birisine hiçbir şey katmayacak bir yazı oldu. merak edenlere bunun tanımını yapayım.

depresyon nedir? sana ilgi çekici tanım yapayım da akılda kalsın.

depresyon, harry potter olup voldermort'a karşı "ne yaparsan yap la bana ne!" diyerek acısına gömülmek ve sana faydası dokunmayanlara karşı bir tavırdır.

depresyon, batman olup gotham'a "defolup gidin ya da kendinizi kendiniz kurtarın. ben yokum lan!" diye isyan etmektir ama en çok kendine isyan etmektir. bu isyanı kimse bilmez, bilse de umurunda olmaz.

depresyon, örümcek adam olup "kahramanlık" yapmayı reddetmek ve kahraman olmayı asla istemeyecek kadar insanlara öfkedir.

depresyon, mustafa kemal atatürk olup sevr antlaşmasına bile "yeter lan! gidin başımdan!" edasıyla imza atarak gereksiz tüm kalabalıklardan kaçıştır.

depresyon, dünyayı kurtaran adam olup "bu dünyayı bu hale siz getirdiniz. siz kurtarın lan düdükler!" diyerek içindeki iyiliğe rağmen iyi olmayı reddetmektir.

depresyon, çözebileceğin bir şeydir. basit bir test sorusu gibi. çözsen, her şey bitecek ama bitince ne olacak? diyerek o soruyu inadına boş bırakmaktır ve kendine, topluma isyandır ve kendi sınırlarında bir ülke kurup, o ülkede tavrınla "ben varım!" demektir. kimsenin duymayacağını, duya da asla umursamayacağını bile bile mucize beklemektir.

depresyon, umutsuz olmak değildir. umutlu olmak için kendine güç, kendine dair bir motivasyon ve sonrasında kendisine gidecek bir yol, yapılacak bir iş ve sarılacak bir dal bulamamaktır.

tanım ; bu cümleleri yazdırabilecek kadar çok ruhsal acı verendir. bu satırlar neredeyse 4 yıl önce yazılmıştır. şu an bunları aştım dostlat merak etmeyin. hoş niye edesiniz o da ayrı dava..
devamını gör...

bir ülkenin gelişmişlik düzeyini anlamak için nelere bakmak gerekir?

önemsiz bir gösterge olarak düşünülse de rögar kapaklarının da kesinlikle bir kıstas olduğu düşüncesindeyim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kendi gözlerimle rögar kapağı çıkıntısını farkedemeyen motosiklet sürücüsünün düşüşüne tanık olduğum için bu tanımı girmek istedim. belediyelerimiz malesef futbol kulüpleri, konser gibi işler peşinde koşuyor. asıl böyle meselelere eğilmesi gerekmektedir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
8 milyon üniversite öğrencimiz var diye övünüyoruz fakat rögar kapağını düzgün takabilecek kadar kalifiye değiliz. rögar kapaklarının yol ile aynı seviyede yapılabildiği zaman ülkemin iyiye gittiğine kanaat getireceğim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dantel diyerek katıldığım başlıktır. orada durmasından başka bir özelliği yoktur.
devamını gör...

sohbeti güzel, sıcakkanlı ve kaliteli yazarlarımızdan.*
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
gülyayla...
devamını gör...

çarmıha gerildikten sonra annesi meryem'in kucağında yatan hz. isa' yı betimlediği pieta adlı heykeli imzaladığı tek eseridir.
imzası
michael angelus bonarotus florentinus faciebat (floransalı michelangelo bounarroti tarafından yapıldı)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bugün doğum günü olduğu zannedilen yazardır.

gelen mesajlar için falan teşekkür ederim 14 ekimde tekrar beklerim. lütfen gelin kutlayın portakal atmaya devam edin. bir kere kutladık bir daha kutlamayız demeyin.
üye olurken " ne yapcan lan doğum tarihimi" edasıyla sallamıştım. şimdi düzelttim.
devamını gör...

kulağımda moscow nights çalarken lapa lapa kar yağan sokaklarında kaybolmak istediğim şehir. kim bilir, belki de eski bir apartmandan usulca uzaklaşan bir raskolnikov görürüm ve ben de aniden bir romanın içinde bir karakter oluveririm.
devamını gör...


kadınlar bütün bu yüzyıllar boyunca erkeği olduğundan iki misli büyük göstermek gibi tılsımlı ve tadına doyum olmayan bi güce sahip olan aynalar görevi görmüşlerdi .



wirginia woolf
devamını gör...

hayırsız adanın acı dolu hikayesi. 80 bin canın yok edilişi.*


her milletin geçmişinde yüz kızartıcı hataları olmuştur. 1910 yılının 5 haziran günü dönemin ittihat ve terakki partili belediye başkanı suphi beysoyundu tarafından verilen bir kararla istanbul’da sokak köpekleri toplatılmaya başladı. tüm şehirde toplanan köpekler araçlarla tophane limanına getiriliyordu. buradan mavnalara yüklenip marmara denizinde bulunan sivri adaya bırakılıyordu. su kaynağı bulunmayan bu ada sadece kayalıklardan ibarettir. ne bir ağaç ne de gölgelik bir yer bulunan bu ada gelen bu masum canlıların son ziyaretgahı olmuştu. ada üzerinde hiçbir canlı bulunmadığı için adaya bırakılan köpekler açlık ve susuzluktan dolayı birbirlerini yemişlerdir.

bu katliamın yapılmasının en büyük sebeplerinden biri o dönem fransız bir firmanın istanbul belediyesine yaptığı başvuruydu. bu başvuruya göre istanbul’da o zaman sayıları “seksen bin” üzerinde olan köpeklerin kürk ve kemiklerinden yararlanılmak istenmesiydi. toplanacak olan köpekler öldürülüp işlenecek ve fransa’ya gönderilecekti.

fakat bu anlaşma devam etmedi. köpekler toplandı fakat firma alımı yapmadığı için hayvanlar toplandıkları adada hayatlarını kaybettiler. bu katliamın ardındaki bir diğer sebep ise ıı. meşrutiyet öncesi iktidarda olan ıı.abdülhamid zamanında köpeklere iyi bakılması ve korunmasıydı. kuduz vakalarını önlemek için dünyadaki 3. pasteur enstitüsü ıı.abdülhamid’in yaptığı büyük miktarda yardımla istanbul’da açılmıştı.


köpeklerin sokakta özgürce çiftleşmesi de doğal aşı yerine geçiyordu. fakat 1908 yılında önce ıı. meşrutiyetin ilanı ve sonra abdülhamid’in tahttan indirilmesiyle köpekler sahipsiz kaldı. onun yerine geçen ittihad ve terakki partisi de sabık hükümdardan kalan tüm özellikleri silmeye çalışıyordu.

aslında istanbul’da köpeklerin başı bu olaydan önce iki kez belaya giriyor. söylentiye göre bu olayların ilkinde ingiliz sefaretinde görevli birini ısıran köpekler şahsın kaçarken yüksek bir duvardan düşüp ölmesiyle “istemeyen” ilan ediliyorlar. majestelerinin hükümeti osmanlı’ya ültimatom veriyor. sultan 2. mahmut da kararını açıklıyor:

“sokak köpekleri tez elden toplana, teknelere konula ve sivri ada’ya bırakıla…”

operasyon başlıyor. halk “köpekleri bırakın” diye haykırıyor. yeniçeri ocağı’nı dağıtan 2. mahmut kararını geri alıyor.

ikinci büyük köpek toplama harekatı sultan abdülaziz devrinde yaşanıyor. köpekler toplanıyor, teknelere konulup hayırsız ada’ya bırakılıyor.

bu operasyonla eş zamanlı olarak 1865 eylülünde büyük istanbul yangınlarından biri başlamasın mı! beyazıt’tan gedikpaşa’ya kadar evler konaklar kömür oluyor. halk anında bu felaketin gerekçesini buluyor: köpekleri topladınız, allah da cezanızı verdi! köpekler olsaydı önceden haber verirlerdi. tekneler yeniden hayırsız ada’ya gidiyor, köpekleri yükleyip istanbul’a geri getiriyor.

1910 katliamından sonra ise iki savaş çıkıyor. önce libya italyanlar tarafından işgal ediliyor. sonra balkan savaşları çıkıyor. bu olaylardan sonra sivri ada’nın adı “hayırsız ada” şeklinde değişiyor. 1910 köpek katliamı ile ilgili 2010 yılında serge avedikian tarafından yapılan animasyon filmi “chienne d’historie” filmi, o yılın cannes film festivalinde en iyi kısa film ödülü alıyor.



link
devamını gör...

merhaba sözlük. günlüğüme girişimi böyle yaparım hep"merhaba kendim" diye. bugün elim yine günlüğüme gitti. canım bir şeyler karalamak, içimi boşaltmak istiyor. böyle hissettiğimde bu isteğimi günlüğümle gideririm. ama bugün içimi bu çok sevdiğim yerde boşalmak istiyorum. neden diye soracak olursanız hissettiklerim birileri tarafından okunsun istiyorum. beni dinleyen, anlamaya çalışan birilerinin var olduğunu bilmek beni nasıl mutlu ediyor bilemezseniz. belki hepimizin ortak sorunudur bu; gerçek hayatta kimse bizi bizim istediğimiz gibi dinlemiyor, anlamıyor. o yüzden iyiki varsınız diyorum.

bugün benim için çok kötü bir gündü sözlük. aşırı depresif, karamsar hissediyorum. sürekli evin içindeyim ve bu sanıldığından çok daha zor*. kiminize göre bu normal bir ruh hali gibi gelebilir ama benim için anormal bir durum. her zaman böyle iğrenç hissetmiyorum çünkü. genelde bardağın dolu tarafını görmeye çalışırım, mutlu olmak için hep bir sebep ararım. bugün de bardağın bomboş olduğu ve mutlu olmak için hiçbir sebep bulamadığım bir gündü işte.
aşırı karamsar halimle içinizi karartmak istemem efenim. hatta eğer böyle hissedecekseniz tanımımı okumayın lütfen, kimse benim yüzümden olumsuz hissetsin istemem. buraya hep kendimi yansıttım, ruh halim nasılsa öyle tanımlar girdim. olmadığım biri gibi görünmek en büyük korkularımdandır. bu entryi de bunun için yazıyorum. neyse konuyu dağıttım yine. ne diyordum..ha bugünü anlatıyordum, devam edeyim izninizle.
bugün aslında görmezden geldiğim her şeyin yüzüme bir tokat gibi çarptığı bir gündü. ben görmezden geldikçe, hep öteye ittikçe meğer ne çok şey birikmiş. bugün halının altına sakladığım tüm tozlarla yüz yüze geldim. ama nasıl sinirliyim anlatamam. hayır neye sinirli olduğumu bilsem bari. kendime mi sinirliyim sorunları biriktirdiğim için? ya da tüm bu sorunları ortaya çıkaran etkenlere mi? tüm gün elinde bıçakla dolaşan civciv gibiydim. aynen şu şekil;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
sıfır şaka. neyseki kimseyi kırmadan dökmeden* günü bitirdim. en son muzlu pudingimi açarken* elimi kestim. acısını hissetmedim bile*. sonra hemen uyudum zaten, daha büyük kazalara kurban gitmek istemediğimden. neyseki uyandıktan sonra daha sakinim.
peki ne seni bu kadar sinirlendiren, karamsarlaştıran derseniz çok şey var derim. hayat bu elbette her gün mutlu hissetmeyeceğim. ama bu yaşta yaşadıklarım da ağır gelmeye başladı. bir şekilde diyorum, bir şekilde halledebilirim her şeyi. buna gerçekten inanmak istiyorum.*
neyse efenim çok uzattım. son olarak şunu belirtmek isterim; bu entry dikkat çekmek veya ilgi toplamak için girilmiyor. aksine dikkatlarin üzerimde olması beni çok rahatsız eder. size belki saçma bir girdi gibi gelebilir, hatta ne anlattı bu şimdi bile diyebilirsiniz. hiç kızmam, çünkü ben bile bazen kendime soruyorum bu soruyu*. dediğim gibi günlüğüme yazmak yerine buraya yazdım, boşalttım içimi. ve biliyor musunuz? ne kadar rahatladığımı anlatamam. meğer hislerimizi kelimelere dökmek ne kadar iyi hissettiriyormuş insana.
çok teşekkür ederim kafa sözlük ve taa buraya kadar okuyan çok değerli yazar. musmutlu, bol yıldızlı geceler diliyorum sana. hep mutlu ol, çiçekler gibi.*

saygılarımla..

edit: yazım hatası.
devamını gör...

ırkçılığı sadece türk faşistliği olarak değil kürt faşistliği olarak da düşünürsek ikisi de hastalıktır.
devamını gör...

ben de gece modunu tavsiye ediyorum. gündüz modu hem gözü ağrıtıyor, hem de profil sayfasında arka fon olarak cılız bir kontrast ortaya çıkartıyor.
devamını gör...

aşırı keyif alarak izliyorum ve videolarını yakından takip ediyorum. size hitap etmiyorsa izlemeyebilirsiniz gayet basit.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim