resident evil 8
bir takım dramalar, ağlaklıklar ve rezillikler... ps5'in açılışını kendisi ile yaptığıma pişman olmadım, frame rate sıkıntılarını saymazsak eğer fena değildi. detaylar o kadar iyiydi ki sağı solu incelemekten 9-10 saatlik oyunu 13 saatte bitirdim. yalnız üzüldüğüm nokta vr için çıkmaması, gerçekten tam biohazard gibi vr için tasarlanmış ama capcom yine hevesimi kursağımda bırakmayı başardı. efsane olabilecekken ortalama olarak kalmasına sebep oldu bu hareket bence. önce gömeyim sonra öveceğim.* baştan belirteyim parasına değmez, bekleyin abi malum ortamlara düşer zaten oyun. oyun ortalama 9 - 10 saat sürüyor zaten ki basit bir örnek vermem gerekirse; ben oyunda bazen denk gelen iskeletlerin başında durup yarım saat sırf meraktan kadın mı erkek mi bunlar acaba diyerek pelvis girişleri oval mi yoksa kalp şeklinde mi diye bakınacak kadar zaman kaybeden bir oyuncu olmama rağmen 13 saatte bitirdim, oynanış saatinin yetersizliğini varın siz tahmin edin ey romalılar.
oyunun sonlarına doğru işin içine oswell spencer'ın girmesi ile bunu bir origin hikayesi haline getirmeleri güzeldi ama bu oyun resident evil değil, hiçbir şekilde resident evil hissiyatı yok hatta chris'i kontrol etmeye başladığımızda cod veya metro 2033'e dönüşüyor aniden oyun. yine belli başlı re mekaniklerini korumuşlar, oyun başında mermi bulmak için sürünmemiz de fena değildi ama ilerleyen bölümlerde benim gibi her hazinenin peşinde koşturan aç oyunculardansanız oyun aniden fazla kolaylaşıyor. eli kolu tutan her oyuncu shotgun ile ölmeden bitirir oyunu. iyi ki duke bazen mermi satmıyor da biraz hayatta kalmak için çaba göstermemiz gerektiğini hatırlıyoruz.
bossların tasarımları 7. oyuna göre daha güzel ama kesmek fazla basitti yine çünkü bir kaç belirli hareketi çözdüğünüzde yalnızca otomatiğe bağlıyorsunuz kesmek için. capcom dmc 5'de de aynı hataya düşmüştü. lady dimitrescu için oyuncular fazla hypelandı ve bunu oyunda karşılayamadılar zaten. gerçekten mi abi? zehirli hançer mi yani? uçabilmesi onu zor yapmıyor. resident evil 4 esintileri güzeldi, gerçekten güzeldi ama oyunu tek başına kurtarmaya yetmez. tamam hikayeyi güzel bağlamışsınız ama mother miranda'nın motivasyonu epey yetersizdi. bazı bölümler özellikle de heisenberg abimizin fabrikası gereksiz oyun uzasın diye yaptırılan saçma şeylerle doluydu. tamam dimitrescu malikanesi de öyleydi ama orada çalışan insanların tuttukları notlar merak ve heyecan duygusunu tetikliyordu en azından. mekaniklerle bir derdim yok gayet tatmin ediciydi ama tekne kontrolleri çöp olmuş yine. yemin ediyorum aklıma dmc 2'de bulunan su altı bölümleri geldi, aynı rezillik be capcom. onun dışında oyun gerçekten akıyor. resident evil oynamıyorum diye başlanırsa alınan zevk ikiye falan katlanır yani. jumpscare muhabbeti tadındaydı. the house on a hill bölümünü gece üç gibi bitirdim ve o dev cenin akıl sağlığımı bozdu o yüzden biraz kısa ve kolay bir bölüm olsa bile en gerilimli bölümlerin başında geliyor bence. burada böyle kolaydı diye ağlıyorum ama oyunun ilk bir saati bittiğinde ya yeni bir tane çocuk yaparsın ethan hem rose ölmüş zaten, kafasını kesmişler boşver gel gidelim diyerek korkudan oyunu kapatmaya yeltendiğim kayıtlara geçsin lütfen. *
yani işin özü; kurt adamlar elimi yedi ki bu zavallı ellerimin son zarar görüşü olmadı, ateşli vampir kızlar -baya ateşli vampir kızlar- ve korkunç dev bir kadın tarafından elim koparılmak suretiyle dayak yedim, kovboy şapkası takmış magneto beni canlı bir mıknatısa çevirdi ama daha sonra onun transformers olduğu ortaya çıktı, dia de muertos'dan fırlamış ispanyol kukla üzerime dev bir cenin gönderdi, aşağılık kompleksi olan davy jones beni yemeye çalıştı daha sonra deli bir kadın kalbimi söktü ama zaten 3 yıldır ölü olduğumu öğrendim ve sonunda patlayarak yeniden öldüm ama güzeldi.
oyunun sonlarına doğru işin içine oswell spencer'ın girmesi ile bunu bir origin hikayesi haline getirmeleri güzeldi ama bu oyun resident evil değil, hiçbir şekilde resident evil hissiyatı yok hatta chris'i kontrol etmeye başladığımızda cod veya metro 2033'e dönüşüyor aniden oyun. yine belli başlı re mekaniklerini korumuşlar, oyun başında mermi bulmak için sürünmemiz de fena değildi ama ilerleyen bölümlerde benim gibi her hazinenin peşinde koşturan aç oyunculardansanız oyun aniden fazla kolaylaşıyor. eli kolu tutan her oyuncu shotgun ile ölmeden bitirir oyunu. iyi ki duke bazen mermi satmıyor da biraz hayatta kalmak için çaba göstermemiz gerektiğini hatırlıyoruz.
bossların tasarımları 7. oyuna göre daha güzel ama kesmek fazla basitti yine çünkü bir kaç belirli hareketi çözdüğünüzde yalnızca otomatiğe bağlıyorsunuz kesmek için. capcom dmc 5'de de aynı hataya düşmüştü. lady dimitrescu için oyuncular fazla hypelandı ve bunu oyunda karşılayamadılar zaten. gerçekten mi abi? zehirli hançer mi yani? uçabilmesi onu zor yapmıyor. resident evil 4 esintileri güzeldi, gerçekten güzeldi ama oyunu tek başına kurtarmaya yetmez. tamam hikayeyi güzel bağlamışsınız ama mother miranda'nın motivasyonu epey yetersizdi. bazı bölümler özellikle de heisenberg abimizin fabrikası gereksiz oyun uzasın diye yaptırılan saçma şeylerle doluydu. tamam dimitrescu malikanesi de öyleydi ama orada çalışan insanların tuttukları notlar merak ve heyecan duygusunu tetikliyordu en azından. mekaniklerle bir derdim yok gayet tatmin ediciydi ama tekne kontrolleri çöp olmuş yine. yemin ediyorum aklıma dmc 2'de bulunan su altı bölümleri geldi, aynı rezillik be capcom. onun dışında oyun gerçekten akıyor. resident evil oynamıyorum diye başlanırsa alınan zevk ikiye falan katlanır yani. jumpscare muhabbeti tadındaydı. the house on a hill bölümünü gece üç gibi bitirdim ve o dev cenin akıl sağlığımı bozdu o yüzden biraz kısa ve kolay bir bölüm olsa bile en gerilimli bölümlerin başında geliyor bence. burada böyle kolaydı diye ağlıyorum ama oyunun ilk bir saati bittiğinde ya yeni bir tane çocuk yaparsın ethan hem rose ölmüş zaten, kafasını kesmişler boşver gel gidelim diyerek korkudan oyunu kapatmaya yeltendiğim kayıtlara geçsin lütfen. *
yani işin özü; kurt adamlar elimi yedi ki bu zavallı ellerimin son zarar görüşü olmadı, ateşli vampir kızlar -baya ateşli vampir kızlar- ve korkunç dev bir kadın tarafından elim koparılmak suretiyle dayak yedim, kovboy şapkası takmış magneto beni canlı bir mıknatısa çevirdi ama daha sonra onun transformers olduğu ortaya çıktı, dia de muertos'dan fırlamış ispanyol kukla üzerime dev bir cenin gönderdi, aşağılık kompleksi olan davy jones beni yemeye çalıştı daha sonra deli bir kadın kalbimi söktü ama zaten 3 yıldır ölü olduğumu öğrendim ve sonunda patlayarak yeniden öldüm ama güzeldi.
devamını gör...
anahtar
özdemir asaf şiiri.
“konuşmak susmanın kokusudur.
ya sus-git, ya konuş-gel, ortalarda kalma.
yalan korkaklığın tortusudur.
dürüst kaba ol, eğreti saygılı olma.”
“konuşmak susmanın kokusudur.
ya sus-git, ya konuş-gel, ortalarda kalma.
yalan korkaklığın tortusudur.
dürüst kaba ol, eğreti saygılı olma.”
devamını gör...
normal sözlük'teki en havalı nick
işte şimdi hiç alçakgönüllülük yapmayacağım.
(bkz: zippodan çıkan çınn sesi)
(bkz: zippodan çıkan çınn sesi)
devamını gör...
recep tayyip erdoğan
bernard shaw' ın "vatan hainlerinin en büyük sığınağı vatanseverliktir" lafını doğrulayan kişi.
ülkeyi öyle bir hale getirdi ki bildiğin mafya yönetiyor iktidarı öyle yada böyle pasifize olmuş durumda bu yüzden önce yüzünü avrupaya döndü mafya bozmasından ayarı yiyince de geri adım attı.
adamın 20 sene de ülkeye verdiği zararı tartışmıyorum bile.
edit: düşünsene bir sistem kuruyorsun tek adam oluyorsun sonra mhp diye bir parti ile ittifak yapıyorsun şu an seçim olsa barajı geçemiyor onun desteği olmadan bir hiçsin ve barajı geçemeyen parti senin kurduğun sistemde seni maymun ediyor.
ülkeyi öyle bir hale getirdi ki bildiğin mafya yönetiyor iktidarı öyle yada böyle pasifize olmuş durumda bu yüzden önce yüzünü avrupaya döndü mafya bozmasından ayarı yiyince de geri adım attı.
adamın 20 sene de ülkeye verdiği zararı tartışmıyorum bile.
edit: düşünsene bir sistem kuruyorsun tek adam oluyorsun sonra mhp diye bir parti ile ittifak yapıyorsun şu an seçim olsa barajı geçemiyor onun desteği olmadan bir hiçsin ve barajı geçemeyen parti senin kurduğun sistemde seni maymun ediyor.
devamını gör...
yazarların bugünkü mutsuzluk sebebi
ders çalışmayı ihmal ettim. net vicdan mahkemem sabahına kurulmuş olur ey ahali.
devamını gör...
normal sözlük'teki ciddi yazarlar
ben hangi gruba dahilim henüz çözemedim. ne çok ciddiyim ne de çok cıvıklıktan yanayım. ikisinin ortası olan bir grup varsa ben o grubun üyesiyim.
devamını gör...
mitomani
yalan söyleme hastalığı olarak tanımlayabileceğimiz mitomani, ilk olarak 1891 yılında alman doktor anton delbrueck tarafından tanımlanmıştır.
mitomani hastaları yalan söylediklerinin farkında değildirler. bu hastalar, büyüsel düşünce tarzında hayal gücüyle ürettikleri düşünceleri doğru olarak kabul ederler. yani kendi dünyasında oluşturduğu düşüncelere inanıp bunların yalan olduğunu bilmeden söylerler. bu yüzden mitomani hastaları yalan söylediklerinde herhangi bir suçluluk ya da pişmanlık hissetmezler. çünkü onlara göre doğru olan kendi söyledikleridir.
oldukça yüksek bir sözel yeteneğe sahip olan bu hastalar, yalan söyleyerek kendilerini önemli bir insan gibi gösterirler. eski yalanlarını destekleyebilmek adına daha fazla yalan söylerler. kendi kendisine üretmiş olduğu hayali senaryolara, hayali kişilere kendisi de inanır. yani hayatları aslında yalan üzerine kuruludur.
mitomani genellikle ergenlik çağında başlar. düşük özgüven mitomani hastalığının temelinde yatar. kişi bu eksikliğini yalan söyleyerek kapatmaya çalışır. mitomani hastalığının ileri evreleri nevroz ve psikozdur.
devamını gör...
nick değiştirme
ilk katıldığımda yaptım yönetime yazmıştım yardımcı oldu. bir kereliğine izin verilebilitesi olan olay.
devamını gör...
okuldaki en ezik kişi olmak
bütün olay kafanda ezik olduğun düşüncesinden kaynaklanır . kimse ezik değildir. ama bu beyin denen şey bazen bize faydadan çok zarar verir . ezik psikolojisine sokar insanı. alıştırır o duyguya .kimi zamanda küçüklükte yaşanan travmalardan kaynaklanan bir şeydir . yani diyeceğim o ki ezik değildir kimse .lütfen böyle bir komplekse girmeyin .
devamını gör...
parmaklıklar arasında
1967 yapımı stuart rosenberg filmi. zaten isa göndermeleri ile dolup taşan film bana green day grubunun meşhur jesus of suburbia'sını anımsatıyor. bir kahramana hatta direkt isa'ya dönüşen luke karakteri paul newman'ın o çarpık, biraz delivari ve insanı delip geçen gülümsemesi ile yükseldikçe yükselmiştir. bu film; "hapishaneden kaçış temalı bir film madem o zaman biraz aksiyon görelim" diyen kitleyi memnun etmez, temasına nazaran tamamen durağan geçen bir film zaten çoğu insanın aklında o meşhur iddia sahnesi ile kazınmıştır ama bana kalırsa filmin bunun dışında onlarca etkileyici sahnesi vardı.
luke'un dragline ile mücadele ettiği sahne hem sinema dünyası için unutulmayacak bir sahne hem de luke karakterini çözümlemek için ideal bir andı. filmin açılış sekansında bile luke karakterinin o yarı deli tavrını zaten anlaşılıyordu ama bu sahnede dragline onu dövmekten bıkana kadar hırsla kalkıp dayak yemeye devam etmesi karakterin genel bir portresini çizmeye yetiyor.
diğer bir etkileyici sahne luke'un annesi ile yaptığı son konuşma sahnesi ama bu sahneyi bu kadar vurucu yapan harry dean stanton'ın sakince just a closer walk with thee diye şarkıya girmesi ve luke'un annesi ile vedalaşmasının hemen ardından stanton'ın buğulanmış gözlerini uzaklara dikip şarkıya devam etmesidir bana kalırsa hatta o meşhur sahneyi de ekleyeyim buraya:
luke'un annesinin ölümünden sonra hücreye kapatılması yine ekrana bakıp sövüp saydığım bir sahneydi. luke'un ikinci kaçışından sonra bilerek tabağına fazladan yemek konulması -yemek bitmezse geceyi tek başına hücrede geçirmesi gerekecekti- ve hapishanede bulunan herkesin kendi yemeklerini bitirmelerine rağmen luke'a yardımcı olmak için onun yemeğinden sırayla bir kaşık almaları muhtemelen film boyunca beni ağlatmaya yaklaşmış az sayıda sahneden biridir yine.
başlık sahibi yazar biraz bahsetmiş ama ben tüm repliği yine de ekleyeyim. guns n' roses dinleyenler civil war şarkısının girişindeki o repliği anımsayacaklardır: "what we've got here is... failure to communicate. some men you just can't reach. so you get what we had here last week, which is the way he wants it... well, he gets it. i don't like it any more than you men."
strother martin'in o meşhur repliğinin geçtiği sahne yine cool hand luke filminin muhtemelen en akılda kalan ikinci sahnesiydi ki luke karakterinin vurulmadan önce pencereden bakıp; "what we've got here is... failure to communicate" dedikten sonra vurulup öldüğü sahne aynı şekilde çarpıcıdır.
luke'un vurulmadan önce tanrı ile yaptığı tek taraflı konuşma sahnesi için ise pek az şey söyleyebilirim, newman o sahnede sanatın vücut bulmuş hâli gibidir ki zaten replikler de aynı derecede güzeldir.
otoritenin kırılganlığını son dakika suratımıza çarpmış olan gözlük kırılma sahnesine değinmeyeceğim o kadar spoiler okuduysanız açıp izleyin zaten. o sahnenin etkisi okununca değil izlenince çarpıcı bir hâle geliyor.
"sometimes nothing can be a real cool hand"
luke'un dragline ile mücadele ettiği sahne hem sinema dünyası için unutulmayacak bir sahne hem de luke karakterini çözümlemek için ideal bir andı. filmin açılış sekansında bile luke karakterinin o yarı deli tavrını zaten anlaşılıyordu ama bu sahnede dragline onu dövmekten bıkana kadar hırsla kalkıp dayak yemeye devam etmesi karakterin genel bir portresini çizmeye yetiyor.
diğer bir etkileyici sahne luke'un annesi ile yaptığı son konuşma sahnesi ama bu sahneyi bu kadar vurucu yapan harry dean stanton'ın sakince just a closer walk with thee diye şarkıya girmesi ve luke'un annesi ile vedalaşmasının hemen ardından stanton'ın buğulanmış gözlerini uzaklara dikip şarkıya devam etmesidir bana kalırsa hatta o meşhur sahneyi de ekleyeyim buraya:
luke'un annesinin ölümünden sonra hücreye kapatılması yine ekrana bakıp sövüp saydığım bir sahneydi. luke'un ikinci kaçışından sonra bilerek tabağına fazladan yemek konulması -yemek bitmezse geceyi tek başına hücrede geçirmesi gerekecekti- ve hapishanede bulunan herkesin kendi yemeklerini bitirmelerine rağmen luke'a yardımcı olmak için onun yemeğinden sırayla bir kaşık almaları muhtemelen film boyunca beni ağlatmaya yaklaşmış az sayıda sahneden biridir yine.
başlık sahibi yazar biraz bahsetmiş ama ben tüm repliği yine de ekleyeyim. guns n' roses dinleyenler civil war şarkısının girişindeki o repliği anımsayacaklardır: "what we've got here is... failure to communicate. some men you just can't reach. so you get what we had here last week, which is the way he wants it... well, he gets it. i don't like it any more than you men."
strother martin'in o meşhur repliğinin geçtiği sahne yine cool hand luke filminin muhtemelen en akılda kalan ikinci sahnesiydi ki luke karakterinin vurulmadan önce pencereden bakıp; "what we've got here is... failure to communicate" dedikten sonra vurulup öldüğü sahne aynı şekilde çarpıcıdır.
luke'un vurulmadan önce tanrı ile yaptığı tek taraflı konuşma sahnesi için ise pek az şey söyleyebilirim, newman o sahnede sanatın vücut bulmuş hâli gibidir ki zaten replikler de aynı derecede güzeldir.
otoritenin kırılganlığını son dakika suratımıza çarpmış olan gözlük kırılma sahnesine değinmeyeceğim o kadar spoiler okuduysanız açıp izleyin zaten. o sahnenin etkisi okununca değil izlenince çarpıcı bir hâle geliyor.
"sometimes nothing can be a real cool hand"
devamını gör...
celladına aşık olmuşsa bir millet
"celladına aşık olmuşsa bir millet,
ister ezan ister çan dinlet.
itiraz etmiyorsa sürü gibi illet,
müstehaktır ona her türlü zillet."
bu dörtlük sanılanın aksine ömer hayyam'a ait değildir. söz yusuf şahin ceritli'ye aitmiş.
buradan
ister ezan ister çan dinlet.
itiraz etmiyorsa sürü gibi illet,
müstehaktır ona her türlü zillet."
bu dörtlük sanılanın aksine ömer hayyam'a ait değildir. söz yusuf şahin ceritli'ye aitmiş.
buradan
devamını gör...
iç hizmet kanunu
türk silahlı kuvvetlerinin görev ve yetkilerini tanımlayan yasaya verilmiş isim. zamanın da bölük komutanı'nın habire tehditlerine maruz kalırdık bu kanun yüzünden.
bir vukuat olur bölük komutanı: şimdi istesem varya, iç hizmet kanunun bilmem kaçıncı maddesinın zırt bendinden seni mahkemeye versem şu kadar askerliğini uzatırım.
bir vukuat olur bölük komutanı: şimdi istesem varya, iç hizmet kanunun bilmem kaçıncı maddesinın zırt bendinden seni mahkemeye versem şu kadar askerliğini uzatırım.
devamını gör...
amel defterimiz kaybolursa ne olacak sorunsalı
30 gün içinde kaybolursa cennete iade edilebiliyormuşsunuz öyle biliyorum.
devamını gör...
rızkımı veren hüdadır kula minnet eylemem
kul nesimi tarafından yazılan minnet eylemem şiiri içerisinde geçen can alıcı kısımdır.
rızık da ecel gibi insan daha dünyaya gelmeden rabbimiz tarafından belirlenmiştir. ecel nasıl kesin ise rızık da öyle kesindir ve herkesin rızkı tıpkı eceli gibi bellidir. bu sebeple rızkını verenin allah olduğuna iman eden mümin kimseye minnet etmez, korkmaz ve kaygı duymaz.
kul nesimi bunu iliklerimize kadar hissetmemizi sağlamıştır, kalemine sağlıktır.
şiiri feyzullah çınar bestelemiş şarkı haline getirmiştir. bir çok sanatçı tarafından söylenen parçayı ben selda bağcanın yumuşak sesinden dinlemeyi seviyorum..
- mois ukdesi -
rızık da ecel gibi insan daha dünyaya gelmeden rabbimiz tarafından belirlenmiştir. ecel nasıl kesin ise rızık da öyle kesindir ve herkesin rızkı tıpkı eceli gibi bellidir. bu sebeple rızkını verenin allah olduğuna iman eden mümin kimseye minnet etmez, korkmaz ve kaygı duymaz.
kul nesimi bunu iliklerimize kadar hissetmemizi sağlamıştır, kalemine sağlıktır.
şiiri feyzullah çınar bestelemiş şarkı haline getirmiştir. bir çok sanatçı tarafından söylenen parçayı ben selda bağcanın yumuşak sesinden dinlemeyi seviyorum..
- mois ukdesi -
devamını gör...
ilginç etimolojik bağlantılar
"baz" eki, farsça işin ehli, o işin piri anlamı katar kelimeye. kumarbaz, canbaz, hilebaz, madrabaz gibi.
ama bir istisna vardır, "düzenbaz"... bu kelime tahmin edildiği gibi hileci, düzenci, aldatıcı gibi anlamlara gelmez aslında.
"dü" 2 demektir farsça da, "zen" kadın demektir. yani asıl anlamı, 2 kadını aynı anda idare eden, edebilen kişi demektir. (bende şaşırmıştım)
dip: düzmek ayrı bir mevzu, iyi düzen anlamlarına çekmeye de çalıştım ama olmuyor.
ama bir istisna vardır, "düzenbaz"... bu kelime tahmin edildiği gibi hileci, düzenci, aldatıcı gibi anlamlara gelmez aslında.
"dü" 2 demektir farsça da, "zen" kadın demektir. yani asıl anlamı, 2 kadını aynı anda idare eden, edebilen kişi demektir. (bende şaşırmıştım)
dip: düzmek ayrı bir mevzu, iyi düzen anlamlarına çekmeye de çalıştım ama olmuyor.
devamını gör...
canlı yayın açılış programı
burdan neneme selamlarımı iletiyorum. bayramda gelicez kısmetse.*
devamını gör...
kadınlardaki ego
kadın kadar taş düşsün kafanıza dedirten başlık. biraz rahatlayın, sakinleşin. salın şu kadınları. yok kadınların egosu, yok kadınların eteği, sütyeni, makyajı derken kafayı yiyeceksiniz, aklınızı oynatacaksınız diye çok korkuyorum. yapmayın bunu kendinize. yazık.
devamını gör...
güneş (yazar)
hoşşiklere bol bol gülümseme, kediye çok selam, enişteye sevgiler saygılar.
belki bir gün başka bir yerde görüşmek üzere güneş, teşekkürler.
(bkz: kalimera ilie)
belki bir gün başka bir yerde görüşmek üzere güneş, teşekkürler.
(bkz: kalimera ilie)
devamını gör...

