yazarların itiraf köşesi
şimdi var mıdır bilmiyorum ama biz lisedeyken mezun olurken gömlegimize hatıra şeyler yazdırıyorduk arkadaşlarımıza.
seni çok özleyeceğimler,beni unutmalar,canım dostumlar,tarihler falan..
sonra yan sınıftan bir çocuk geldi. lise biri beraber okumustuk. 'aaa gebeshgirl dur ben de bişi yazayım' dedi. hayır diyemem.
hiç de sevmem,yine de gönülsüz gönülsüz 'yaaaz'dedim .
aldı eline kalemi sırtıma kocaman "inek " yazdı b.k kafa.
gün boyu sırtımda inek yazısıyla gezdim.
az önce ınstagram'da gördüm evlenmiş.
b.k kafa.
hic sevmiyorum çocuk seni.
düğün müğün gene görüp bu saçma anımı hatırladım durduk yere.
seni çok özleyeceğimler,beni unutmalar,canım dostumlar,tarihler falan..
sonra yan sınıftan bir çocuk geldi. lise biri beraber okumustuk. 'aaa gebeshgirl dur ben de bişi yazayım' dedi. hayır diyemem.
hiç de sevmem,yine de gönülsüz gönülsüz 'yaaaz'dedim .
aldı eline kalemi sırtıma kocaman "inek " yazdı b.k kafa.
gün boyu sırtımda inek yazısıyla gezdim.
az önce ınstagram'da gördüm evlenmiş.
b.k kafa.
hic sevmiyorum çocuk seni.
düğün müğün gene görüp bu saçma anımı hatırladım durduk yere.
devamını gör...
the platform
birçok konuda eleştiri olduğu gibi göndermeleriyle de zengin 2019 ispanyol yapımı netflix distopya filmi.
filmde isminden anlaşılacağı üzere kurulu bir platform var. bu platforma alınmadan önce herkesin sevdiği yemek soruluyor. ve platforma alındıktan sonra herkesin istediği yemeklerin olduğu bir sofra kurulup yukarıdan aşağıya kademe kademe indiriliyor.

görsel kaynak
yanlış hatırlamıyorsam yemekler her katta 2 dakika süreyle kalıyor. herkes kendi sevdiğinden yeterince yese kimse aç kalmayacak, fakat gelin görün ki bu durum söz konusu bile değil. filmde ''üsttekiler'' ve ''alttakiler'' işlendiği için, üsttekiler alttakilere yemek bırakmıyor. yeteri kadar değil de daha fazlasını yiyorlar, hatta 2 dakika içerisinde hepsini yemeleri mümkün olmadığı için (her hatta 2 kişi var), yemekleri bilerek bozup yenmeyecek duruma sokuyorlar.
insanın bencilliği ve açgözlülüğünün güzel işlendiğini düşünüyorum. film ilk çıktığı zamanlarda sonunu birçok kişi eleştirmişti fakat ben iyi ki o şekilde bitti dedim, bence sonu gayet yerindeydi çünkü
sistemi eleştiren başrol, kızı yukarı göndererek platform anlayışına/sistemine büyük bir darbe indirdi. yukardakilerin yüz ifadesini görmeyi isterdim*.
filmde isminden anlaşılacağı üzere kurulu bir platform var. bu platforma alınmadan önce herkesin sevdiği yemek soruluyor. ve platforma alındıktan sonra herkesin istediği yemeklerin olduğu bir sofra kurulup yukarıdan aşağıya kademe kademe indiriliyor.

görsel kaynak
yanlış hatırlamıyorsam yemekler her katta 2 dakika süreyle kalıyor. herkes kendi sevdiğinden yeterince yese kimse aç kalmayacak, fakat gelin görün ki bu durum söz konusu bile değil. filmde ''üsttekiler'' ve ''alttakiler'' işlendiği için, üsttekiler alttakilere yemek bırakmıyor. yeteri kadar değil de daha fazlasını yiyorlar, hatta 2 dakika içerisinde hepsini yemeleri mümkün olmadığı için (her hatta 2 kişi var), yemekleri bilerek bozup yenmeyecek duruma sokuyorlar.
insanın bencilliği ve açgözlülüğünün güzel işlendiğini düşünüyorum. film ilk çıktığı zamanlarda sonunu birçok kişi eleştirmişti fakat ben iyi ki o şekilde bitti dedim, bence sonu gayet yerindeydi çünkü
sistemi eleştiren başrol, kızı yukarı göndererek platform anlayışına/sistemine büyük bir darbe indirdi. yukardakilerin yüz ifadesini görmeyi isterdim*.
devamını gör...
ses tonu zaafı
bu zaaf yüzünden nonstop müzik çalıyo evimde. dışarda işim varsa arabada, yürüyüşteysem kulaklığımla dinliyorum. müzik ruhun gıdası ise, ben obezim.
ses tonuna düşüyorum. kendi sesim ise fok gibi af edersin. karşımdaki suskunluğuma aldırmasın, ben dinlemeyi severim.* konuşsun, 5 saat boş yapsın okay’dir bi yere kadar. *
ses tonuna düşüyorum. kendi sesim ise fok gibi af edersin. karşımdaki suskunluğuma aldırmasın, ben dinlemeyi severim.* konuşsun, 5 saat boş yapsın okay’dir bi yere kadar. *
devamını gör...
en sevilen anne yemeği
annenin yaptığı yemekte ayrım yapılmaz.
devamını gör...
diyanet işleri başkanlığı
her sene ek bütçe alıyor hazineden, hem de defalarca. ne oluyor bu paralar diye insan sorguluyor doğrusu. bir de en fazla bütçe ayrılan başkanlık kendisi...
devamını gör...
3 aralık 2020 kendi tanımımı beğenememem rezaleti
çok saçma bir durum. ben zaten kendim beğenmediğim şeyi niye paylaşayım kardeşim?.
devamını gör...
beni beğeneni ben beğenmem benim beğendiğim ise beni beğenmez
çok iğrenç bulduğum söz. karşı tarafı küçümser gibi bir imaj veriyor kibirle de bağlantılı.
devamını gör...
mahlaslardan meslek tahmin etmek
sütçü değilim arkadaşlar, tişikkirlir.
devamını gör...
öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler
--- alıntı ---
türk mitolojisinde yeni yıl
yeni yıl kutlama geleneğinin kültürümüzdeki yerini daha iyi kavrayabilmek için islamiyet öncesi türk geleneklerine bakarak, zamansal olarak yeni bir takvim yılına geçmenin herhangi bir tür holywood etkisi değil de tüm kültürlerde farklı şekillerde de olsa doğal olarak var olan bir kutlama, gelenek olduğunu anlatmaya çalışacağız. öncelikle türklerde yeni yılın ilk günü kabul edilen nardugan’a bakalım.
nardugan
nardugan kelimesi etimolojik olarak moğol dilinde nar( güneş ) ve türkçe deki tugan ( doğan ) kelimelerinin birleşiminden oluşmuş bir kelimedir.
nardugan aynı şekilde antik yunan’da dionysos şenlikleri olarak, roma’da ise satürnalya olarak kutlanırdı. aynı mısır mitolojisinde olduğu gibi türk mitolojisinde de gece ile gündüz savaş halindeydi.
türk mitolojisinde gündüzün geceyi bu savaşta yendiği, en uzun gece olan 21 aralıktan sonra güneşin daha çok görünmeye başladığı, gündüzlerin uzadığı ilk gün olan 22 aralık, yeni yılın ilk günü nardugan’dır.
nardugan’da, türk mitolojisinde ölümsüzlük sembolü olarak kabul edilen akçam ağaçları süslenir, bu ağaçların etrafında geleneksel oyunlar oynanır, şarkılar söylenir ve eğlence düzenlenirdi.
çam bayramı
çam ağacının türklerde ölümsüzlük sembolü olması ve inanışa göre tüm insan ırkının türediği ağaç olması sebebiyle kutsal kabul ediliyordu.
murad adji’nin türklerin ve büyük bozkırın kadim tarihi adlı kaynağında konuyla ilgili ”altay’da çam ağacının her zaman esrar dolu bir güzelliğe sahip olduğu kabul edilmiştir” der.
türk mitolojisinde güneş ve ay, tanrı ülgen’in emrindeydi. ay yılı esasına göre 25 aralık’ta gündüz geceyi yeniyordu ve insanlar bu tarihte geri verilen güneş için ülgen’e teşekkür ediyorlardı.
yeni yılda dualarının kabul edilmesi için ülgen’in çok sevdiği bir çam ağacının dallarına renkli kurdeleler, çaputlar bağlayarak süslüyor ve yanına hediyeler bırakıyorlardı. insanlar aydınlığın karanlığı yenmesini kutluyordu.
doç. dr. haluk berkmen, araştırmalarına göre noel ağacı süsleme geleneğinin kökenini islamiyet öncesi asya türklerine ait hayat ağacı inancına dayandırmıştır. akçam ağacının kış mevsiminde dahi yapraklarını dökmemesi ve sürekli yeşil kalması sebebiyle türkler’de ”hayat ağacı” diye adlandırılmıştı.
--- alıntı ---
kaynak
türk mitolojisinde yeni yıl
yeni yıl kutlama geleneğinin kültürümüzdeki yerini daha iyi kavrayabilmek için islamiyet öncesi türk geleneklerine bakarak, zamansal olarak yeni bir takvim yılına geçmenin herhangi bir tür holywood etkisi değil de tüm kültürlerde farklı şekillerde de olsa doğal olarak var olan bir kutlama, gelenek olduğunu anlatmaya çalışacağız. öncelikle türklerde yeni yılın ilk günü kabul edilen nardugan’a bakalım.
nardugan
nardugan kelimesi etimolojik olarak moğol dilinde nar( güneş ) ve türkçe deki tugan ( doğan ) kelimelerinin birleşiminden oluşmuş bir kelimedir.
nardugan aynı şekilde antik yunan’da dionysos şenlikleri olarak, roma’da ise satürnalya olarak kutlanırdı. aynı mısır mitolojisinde olduğu gibi türk mitolojisinde de gece ile gündüz savaş halindeydi.
türk mitolojisinde gündüzün geceyi bu savaşta yendiği, en uzun gece olan 21 aralıktan sonra güneşin daha çok görünmeye başladığı, gündüzlerin uzadığı ilk gün olan 22 aralık, yeni yılın ilk günü nardugan’dır.
nardugan’da, türk mitolojisinde ölümsüzlük sembolü olarak kabul edilen akçam ağaçları süslenir, bu ağaçların etrafında geleneksel oyunlar oynanır, şarkılar söylenir ve eğlence düzenlenirdi.
çam bayramı
çam ağacının türklerde ölümsüzlük sembolü olması ve inanışa göre tüm insan ırkının türediği ağaç olması sebebiyle kutsal kabul ediliyordu.
murad adji’nin türklerin ve büyük bozkırın kadim tarihi adlı kaynağında konuyla ilgili ”altay’da çam ağacının her zaman esrar dolu bir güzelliğe sahip olduğu kabul edilmiştir” der.
türk mitolojisinde güneş ve ay, tanrı ülgen’in emrindeydi. ay yılı esasına göre 25 aralık’ta gündüz geceyi yeniyordu ve insanlar bu tarihte geri verilen güneş için ülgen’e teşekkür ediyorlardı.
yeni yılda dualarının kabul edilmesi için ülgen’in çok sevdiği bir çam ağacının dallarına renkli kurdeleler, çaputlar bağlayarak süslüyor ve yanına hediyeler bırakıyorlardı. insanlar aydınlığın karanlığı yenmesini kutluyordu.
doç. dr. haluk berkmen, araştırmalarına göre noel ağacı süsleme geleneğinin kökenini islamiyet öncesi asya türklerine ait hayat ağacı inancına dayandırmıştır. akçam ağacının kış mevsiminde dahi yapraklarını dökmemesi ve sürekli yeşil kalması sebebiyle türkler’de ”hayat ağacı” diye adlandırılmıştı.
--- alıntı ---
kaynak
devamını gör...
ferhan şensoy
(bkz: büyük usta)
devamını gör...
kadına şiddete hayır da erkeğe evet mi sorunsalı
"şiddetin her türlüsüne hayır, ancak erkekler sistematik olarak kadınlar tarafından öldürülmüyor sayın iyi niyetli güzel kardeşimiz" şeklinde cevap verilebilir.(sözlükte küfür yasak, sayın kelimesinden sonrasını hayal gücünüze göre değiştiriniz.)
geçtiğimiz senede, 365 günde 300 erkek kadınlar tarafından öldürülmedi mesela. tersi oldu.
kadincinayetlerinidurduraca...
geçtiğimiz ayda, 31 günde 28 erkek de kadınlar tarafından öldürülmedi. yine tersi oldu.
kadincinayetlerinidurduraca...
son 11 senede erkekler tarafından;
2008'de 80,
2009'da 109,
2010'da 180,
2011'de 121,
2012'de 210,
2013'te 237,
2014'te 294,
2015'te 303,
2016'da 328,
2017'de 409,
2018'de 440,
2019'da 474 olmak üzere toplam 3.185 kadın öldürülmüştür.
2019'da işlenen 474 kadın cinayetinden 115'i şüpheli olarak kayıtlara geçmiş ve suçluları bulunamamıştır.
2020 senesinin ekim ayına kadar, 274 günde 369 kadın katledilmiştir. ortada sistematik bir katliam vardır.
istatistiklere göre her 2 günde 3 kadın öldürülüyor. bunların belki 3'de biri de medyaya yansımıyor.
her sene kaç erkek bir kadın tarafından öldürülüyor?
"ayrılmak isteyen eski erkek arkadaşını öldürdü" haberini hayatında 5 kereden fazla gördün mü?
doğa beyin vermiş. arada kullanmak lazım ki paslanmasın.
geçtiğimiz senede, 365 günde 300 erkek kadınlar tarafından öldürülmedi mesela. tersi oldu.
kadincinayetlerinidurduraca...
geçtiğimiz ayda, 31 günde 28 erkek de kadınlar tarafından öldürülmedi. yine tersi oldu.
kadincinayetlerinidurduraca...
son 11 senede erkekler tarafından;
2008'de 80,
2009'da 109,
2010'da 180,
2011'de 121,
2012'de 210,
2013'te 237,
2014'te 294,
2015'te 303,
2016'da 328,
2017'de 409,
2018'de 440,
2019'da 474 olmak üzere toplam 3.185 kadın öldürülmüştür.
2019'da işlenen 474 kadın cinayetinden 115'i şüpheli olarak kayıtlara geçmiş ve suçluları bulunamamıştır.
2020 senesinin ekim ayına kadar, 274 günde 369 kadın katledilmiştir. ortada sistematik bir katliam vardır.
istatistiklere göre her 2 günde 3 kadın öldürülüyor. bunların belki 3'de biri de medyaya yansımıyor.
her sene kaç erkek bir kadın tarafından öldürülüyor?
"ayrılmak isteyen eski erkek arkadaşını öldürdü" haberini hayatında 5 kereden fazla gördün mü?
doğa beyin vermiş. arada kullanmak lazım ki paslanmasın.
devamını gör...
yazarların iç döküntüsü
sosyal medyanın şekillendirdiği bazı insanların, gözlemleyebildiğimiz kadarıyla, uzaktan şöyle bir baktığımızda yaptığı bütün gülünç ve iğrenç şeylerin sebebi, bilerek ya da istemeyerek olgunlaşmaya olan mukavemetidir. birer aptal olarak kalmanın huzurunu yaşamaktadırlar; farkındalık, olgunluk, sağlamlık hayatın hiçbir döneminde ilgi çekici olmamıştır çünkü ve bugünün insanı ilgi açlığıyla yaşar.
evet, henüz birkaç dakika önce tüm galaksiyi yaratmışçasına çalımla gezen, birilerini rahatça aşağılama yetkisini kendisinde gören insanlarla doludur ortalık. bunu da genellikle gayet bilerek, işine böyle geldiği için yaparlar. falanca siyasi parti destekçilerinin birer eşşoğlueşşek, filanca takım taraftarının kıskanç hamamböcekleri olduğunu düşünür. kendisi gibi düşünmeyenleri linçleme konusunda şakşakçılarına güvenir ve onu mahvetme planlarını da ahmak şakşakçı sayısına bakarak kurar. işin en ironik yanı, birinin eşşoğlueşşek olduğunu ya da hamamböceği olduğunu anlatmak için son derece yetersiz, rezil bir cümle kurmasıdır. bu cümle, uzaktan bakıldığında hedefe gidiyor görünür ama anlamak için çaba gösterdiğinizde beyninizden vurulmuşa dönersiniz.
bunlarla münakaşaya girdiğiniz zaman size verecekleri cevap, alakalı alakasız konunun bir yerini almak ve orayla alakalı, asgari bir zeka seviyesi gerektiren risksiz bir cümle kurmaktır. sözgelimi kırmızı ambalajlı ülker çikolatalı gofret almış annesine dönüp "anneci kan da bu renk ve damarlarımızda gezer" diyen bir çocuk gibi davanırlar. sonra da bu tartışmaya daha fazla beyinlerinin yetmeyeceğini düşünüyor olmalıdırlar ki; "hadi hayırlı traşlar" anlamına gelen bir sözle bitirirler. "eğer o böyleyse, bu da şöyledir, yine haksız çıktın, teşekkürler" gibi bir cümledir genellikle.
bunların öyle milyonlarca takipçisi olan insanlar olduklarını düşünmeyin sakın. çok çok az populerleşmiş, kendi çemberinde popüler insanlar da bunu yapıyor. bizim bu yeni insan tiplerini incelememizin, bunları tanımlamamızın sebebi de hiç ummadığımız insanların, belki bir akrabamızın, belki rastgele tanıştığıöız birinin, bir lise arkadaşımızın da böyle biri olabileceğidir. o yüzden bugünün dünyasında sosyal medya davranışları da insanları değerlendirmekte bir kriter olarak ele alınmalı.
evet, henüz birkaç dakika önce tüm galaksiyi yaratmışçasına çalımla gezen, birilerini rahatça aşağılama yetkisini kendisinde gören insanlarla doludur ortalık. bunu da genellikle gayet bilerek, işine böyle geldiği için yaparlar. falanca siyasi parti destekçilerinin birer eşşoğlueşşek, filanca takım taraftarının kıskanç hamamböcekleri olduğunu düşünür. kendisi gibi düşünmeyenleri linçleme konusunda şakşakçılarına güvenir ve onu mahvetme planlarını da ahmak şakşakçı sayısına bakarak kurar. işin en ironik yanı, birinin eşşoğlueşşek olduğunu ya da hamamböceği olduğunu anlatmak için son derece yetersiz, rezil bir cümle kurmasıdır. bu cümle, uzaktan bakıldığında hedefe gidiyor görünür ama anlamak için çaba gösterdiğinizde beyninizden vurulmuşa dönersiniz.
bunlarla münakaşaya girdiğiniz zaman size verecekleri cevap, alakalı alakasız konunun bir yerini almak ve orayla alakalı, asgari bir zeka seviyesi gerektiren risksiz bir cümle kurmaktır. sözgelimi kırmızı ambalajlı ülker çikolatalı gofret almış annesine dönüp "anneci kan da bu renk ve damarlarımızda gezer" diyen bir çocuk gibi davanırlar. sonra da bu tartışmaya daha fazla beyinlerinin yetmeyeceğini düşünüyor olmalıdırlar ki; "hadi hayırlı traşlar" anlamına gelen bir sözle bitirirler. "eğer o böyleyse, bu da şöyledir, yine haksız çıktın, teşekkürler" gibi bir cümledir genellikle.
bunların öyle milyonlarca takipçisi olan insanlar olduklarını düşünmeyin sakın. çok çok az populerleşmiş, kendi çemberinde popüler insanlar da bunu yapıyor. bizim bu yeni insan tiplerini incelememizin, bunları tanımlamamızın sebebi de hiç ummadığımız insanların, belki bir akrabamızın, belki rastgele tanıştığıöız birinin, bir lise arkadaşımızın da böyle biri olabileceğidir. o yüzden bugünün dünyasında sosyal medya davranışları da insanları değerlendirmekte bir kriter olarak ele alınmalı.
devamını gör...
demedi deme
tavsiye vermeye çalışan insanların sıklıkla kullandığı bir söz öbeğidir.
devamını gör...
karayılan'ı bin parçaya bölmezsek şehitler yüzümüze tükürsün
popülist siyasetçi söylemi. terör örgütünün bitirilmesini herkes istiyor. eğer herkes görevini hakkıyla yaparsa inşallah bitirilecektir ama böyle ucuz, milletin gözünü boyamalık hareketler işi sulandırmaktan başka işe yaramaz.
bugün bunu diyen süleyman soylu yanlış hatırlamıyorsam geçmişte erdoğana hakaretler ediyor, yolsuzluk yaptığını iddia ediyor, vatan haini iması bile yapıyordu. sonra demokrat partiden ayrıldı ak partiye geçti. şimdi de erdoğan yoksa ben yokum erdoğan sonrasında siyaseti bırakacağım gibi aşk cümleleri kuruyor.
ne diyelim samimiyeti çok inandırıcı.
bugün bunu diyen süleyman soylu yanlış hatırlamıyorsam geçmişte erdoğana hakaretler ediyor, yolsuzluk yaptığını iddia ediyor, vatan haini iması bile yapıyordu. sonra demokrat partiden ayrıldı ak partiye geçti. şimdi de erdoğan yoksa ben yokum erdoğan sonrasında siyaseti bırakacağım gibi aşk cümleleri kuruyor.
ne diyelim samimiyeti çok inandırıcı.
devamını gör...
dizi izlemenin uzun vadede anlamsız olması
devamını gör...
tepegöz
çok sevdiğim fantastik varlık.
tepegöz, türk mitolojisinde adı geçen tek gözlü devdir. değişik türk dillerinde tübegöz, töbököz, töpekös olarak da söylenir.
türleri:
eğegöz: iğegöz olarak da bilinir. başının üzerinde tek gözü olan canavardır. tek göz şeytaniliği simgelemektedir. tepegöz’ün bir türüdür.
yalgızgöz: yalgöz de denir. başının ortasında tek bir gözü vardır. tepegöz’ün bir türü olarak geçer.
tepegöz, türk mitolojisinde adı geçen tek gözlü devdir. değişik türk dillerinde tübegöz, töbököz, töpekös olarak da söylenir.
türleri:
eğegöz: iğegöz olarak da bilinir. başının üzerinde tek gözü olan canavardır. tek göz şeytaniliği simgelemektedir. tepegöz’ün bir türüdür.
yalgızgöz: yalgöz de denir. başının ortasında tek bir gözü vardır. tepegöz’ün bir türü olarak geçer.
devamını gör...
troll dili ve edebiyatı
kafa sözlük üniversite olsa, bu başlıkla aynı ismi taşıyan bir bölüm olabilirdi.
*dekan: (bkz: lucifer)
*halkla ilişkiler departmanı: (bkz: ermolettin)
*öğrenci işleri: (bkz: abdulseyidbincabbar)
*temizlik ve çay-çorba hizmetleri: (bkz: armullah)
*dekan: (bkz: lucifer)
*halkla ilişkiler departmanı: (bkz: ermolettin)
*öğrenci işleri: (bkz: abdulseyidbincabbar)
*temizlik ve çay-çorba hizmetleri: (bkz: armullah)
devamını gör...
ingilizce espriler
sınıfta öğrencilere catch up phrasal verb’ü öğretmek için alıntısını yaptığım ve quentin tarantino’nun pulp fiction filminde mia wallace rolünü oynayan uma thurman’ın yaptığı espiridir.
three tomatoes are walkin' down the street. papa tomato, mama tomato and baby tomato. baby tomato starts lagging behind, and papa tomato gets really angry. goes back and squishes him and says: "ketchup."
three tomatoes are walkin' down the street. papa tomato, mama tomato and baby tomato. baby tomato starts lagging behind, and papa tomato gets really angry. goes back and squishes him and says: "ketchup."
devamını gör...
israil'in mescid-i aksa'ya saldırması
bu ümmetçilik olayını neden sadece araplara karşı yapıyorlar hiçbir fikrim yok. doğu türkistandaki soydaş müslümanlar ve diğerleri ümmet değil galiba? burada bahsedilen zulümden fazlası yaşanıyor ve hassas konu diyerek üstünü örtüyorsunuz toplanıp bir kınama dahi yapmıyorsunuz... işte bu iki yüzlülüğe kızıyorum. filistin israil çatışmasına gelirsek sadece masum çocuklara üzüldüğüm olay yoksa bize iki ülkenin de hayrı yok hatta tarihte zararı var. vicdan akılla birlikte olmalı bence öbür türlü platonik fanatiklik olur.
devamını gör...
