27 nisan 2021 grup yorum'un mektubu
umarım sadece selam vermemekle, yüzüne tükürmekle kalırlar ve bu kızı halk mahkemelerinin adaletiyle yargılamazlar.
devamını gör...
akışına bırakmak
hem akışına bırakmak hem bırakmamak, dengeyi tutturmak.
nasıl olacak?
ben beceremiyorum bu işi.
yapabilene helal olsun.
nasıl olacak?
ben beceremiyorum bu işi.
yapabilene helal olsun.
devamını gör...
o ölünce asla üzülmem dediğiniz kişiler
:)
devamını gör...
davidoff
aynı zamanda bir parfüm markası. "davidoff cool water" bir dönem kullandığım hoş kokulu bir parfümdü.
devamını gör...
kitap alıntıları
"iyi ki dediğim o kadar çok olumsuzluk oldu ki hayatımda.
iyi ki diyemesem, nasıl devam edebilirim ki yoluma?
yeniden nasıl sevebilirim ki?
yeniden nasıl umut bağlayabilirim ki?
yeniden nasıl mutlu olabilirim ki?
iyi ki diyebilmek güç veriyor.
yoksa korkardım.
yoksa kapana kısılmış hissederim.
ayaklarıma prangalar bağlanmışcasına yaşamama neden olur iyi ki diyemediğim her şey.
yaşadıklarım güvenmemeyi öğretmedi, kendime nasıl güveneceğimi öğretti.
hayalkırıklıklarım kaçmayı değil, kırılganlığımla baş etmeyi öğretti.
bu bana yeniden ayağa kalkmayı öğretti ve sonrasında hiç düşürmedi hayalkırıklıklarım.
iyi ki "iyi ki" diyebiliyorum."
ziya ünlütürk
iyi ki diyemesem, nasıl devam edebilirim ki yoluma?
yeniden nasıl sevebilirim ki?
yeniden nasıl umut bağlayabilirim ki?
yeniden nasıl mutlu olabilirim ki?
iyi ki diyebilmek güç veriyor.
yoksa korkardım.
yoksa kapana kısılmış hissederim.
ayaklarıma prangalar bağlanmışcasına yaşamama neden olur iyi ki diyemediğim her şey.
yaşadıklarım güvenmemeyi öğretmedi, kendime nasıl güveneceğimi öğretti.
hayalkırıklıklarım kaçmayı değil, kırılganlığımla baş etmeyi öğretti.
bu bana yeniden ayağa kalkmayı öğretti ve sonrasında hiç düşürmedi hayalkırıklıklarım.
iyi ki "iyi ki" diyebiliyorum."
ziya ünlütürk
devamını gör...
beş saniye kuralı
oldukça işe yarayan, disiplinli olmaya teşvik eden ve iradeyi güçlendiren bir uygulamadır.
bu kuralı bilmeden önce alarm çalmasına rağmen yataktan zar zor kalkardım. kuralı öğrendikten sonra beynim yavaş yavaş alışmaya başladı ve artık zınk diye yataktan kalkmaya başladım.
kesinlikle ve kesinlikle uygulamanızı öneririm.
bu kuralı bilmeden önce alarm çalmasına rağmen yataktan zar zor kalkardım. kuralı öğrendikten sonra beynim yavaş yavaş alışmaya başladı ve artık zınk diye yataktan kalkmaya başladım.
kesinlikle ve kesinlikle uygulamanızı öneririm.
devamını gör...
felsefeden anlayan kadın vs mantı yapabilen kadın
mantının felsefesini yaparım.
devamını gör...
yavuz bahadıroğlu
gerçek ismi "niyazi birinci" olan yazar.
devamını gör...
insanın kendi kendine yetmesi
kişinin olgunlaştığının göstergesidir. ne beklediğini, ne istediğini, ne istemediğini ya da nasılsın sorusuna kesin ve doğru cevaplar verebilmesidir. mutluluğunu da görebiliyordur, yolun sonunun onu üzeceğini de kestirebiliyordur. istediğini yaşıyordur ikili ilişkilerinde. ona yardım edecek tek kişi yine kendidir. diğerleriyle mutluluğunu paylaşır çünkü mutsuzluğunun sebebini kime anlatsa anlamayacağını bilir. bilir ki onu mutsuz eden verdiği yanlış karardır nihayetinde.
kıssadan hisse kendinizle tanışın.
kıssadan hisse kendinizle tanışın.
devamını gör...
pluviophile (yazar)
gizliden gizliye takip ettigim, enerjisini ve uslubunu cok begendigim yazar arkadasimizdir. duyduguma gore de yagmurlu havalari pek bir severmis, boyle havalarda kahve icmeye beklerim kendisini. bence gelirse saglam muhabbet döndürürüz gibime geliyor...
devamını gör...
günaydın sözlük
ankara'nın yeni yeni dolmaya başlayan sağdan soldan çakarlı arabalar geçen yollarından günaydın sözlük
radyoda nasibime
iko çıktı,
paylaşalım.*
radyoda nasibime
iko çıktı,
paylaşalım.*
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ilk aşkları için yaptıkları
devamsızlık yaptığım gün sonrası defterini istemiştim. içine de not yazmıştım. ilkokul 3. sınıf *
kalpler çiçekler... sepet sepet yumurta, sakın beni unutmaaa...
sonunu da bağlayamıyorum. böyle de bir anımdır işte.
kalpler çiçekler... sepet sepet yumurta, sakın beni unutmaaa...
sonunu da bağlayamıyorum. böyle de bir anımdır işte.
devamını gör...
ankara
hep bir gün bu şehirden gideceğim diyip uzaklaşınca hiçbir şehirde yapamayıp dönmek için gün saydıran şehirdir ankara. doğuştan bu şehirde olanlar da sanırım aynı hisleri beslemektedir.
devamını gör...
amazon prime
az önce 30 günlük deneme üyeliğini verdiğim bir siparişle birlikte satın aldığım video izleme sistemidir. içeriği çok geniş değil galiba ama yine de idare eder gibi.
devamını gör...
yeraltından notlar alıntıları
“etrafınıza şöyle bir göz gezdiriniz! gerçek hayat denilen şeyin ne olduğunu, nerede olduğunu bilmiyoruz bile! kitaplarımızı ve hayallerimizi elimizden alsalar öylece ortada kalakalacağız.”
devamını gör...
san sebastian cheesecake
doğrusunun taifini veriyorum, not alın lütfen.
malzemeler
5 yumurta
3 paket labne (200g x 3)
1 paket sürülebilir taze peynir (200g)
4 yemek kaşığı (silme) un
2 paket krema
1 su bardağı toz şeker
1 su bardağı pudra şekeri
1/2 yemek kaşığı (silme) mısır nişastası
2 paket vanilin
26cm kelepçeli kalıp ve pişirme kağıdı
püf noktalar
*** bütün malzemeler oda sıcaklığında beklesin. yoksa bazı sorunlar yaşıyorsunuz. mesela krema löpç diye düşüyor yarısı kutusunda kalıyor. erisin diye ocak açıp üstünde eritmek gerekiyor falan. boşuna iş.
* labne ve taze peynir miktarını değiştirebilirsiniz. 400-400 ayarlarsanız da olur. hepsini taze peynir, ya da hepsini labne de kullanabilirsiniz. maksat 800g peynir olsun. markayı miktarı falan damak tadına göre ayarlarsınız. taze peynir daha saf bir tat, vanilya koyacaksanız taze peynir çok olsun. labne daha tuzlu ve biraz daha yoğun kıvamlı olur kekiniz. yoğurt gibi sevenler taze peynirci, daha sert sevenler labneci olsun. deneyin işte ağzınıza göre.
* toz şeker-pudra şekeri konusunda şöyle bir şey var, pudra şekerinde zaten nişasta bulunur. eğer sadece pudra şekeri kullanacaksanız yarım yemek kaşığı nişasta iptal. sadece toz şeker kullanacaksanız nişasta 1 tam yemek kaşığı olsun. daha yoğun kıvam istiyorsanız 1.5 yk olabilir ama bu gerçek bir kek değil unutmayın. biraz lömbür lömbür olmalı. şekerleri de değiştirebilirsiniz yani. sadece oynadığınız zaman nişastasıyla da oynamayı unutmayın (ya da yumurtayı artırın).
* 5 yumurta yerine 4 yumurta+1 yk nişasta olabilir. ya da 6 yumurta girip nişastayı komple iptal de edebilirsiniz. yumurta ve nişasta arttıkça kıvam artar, daha koyu bir kek olur. aklınızda olsun. ayrıca fazla yumurta, eğer düzgün pişiremezseniz çiğ kokar. fazla yumurta her zaman risktir.
* vanilin koymayabilirsiniz. ilk kez koyuyorum ama muhteşem bir kokusu var. yarın yeneceği için henüz tadını bilmiyorum. her zamanki tarifime sadece vanilin ekleyerek yaptım bugün. ben koymam kardeşim derseniz de başım gözüm üstüne.
* ölçüler 26cm kalıba göre verilmiştir. daha büyük ya da daha küçük kalıbınız varsa ne yaparsınız bilmiyorum. kalıbı ağzına kadar dolduruyorum ben bu ölçüyle yaptığımda. her yapışımda da "aha bu sefer taşacak" diye korkuyorum. henüz taşmadı.
* yağlı kağıt olmazsa olmaz. tabanına bir tane serip kelepçeyi kapatın. dışarıdaki fazlalıkları kesin (yoksa yanar). kalıbın iç duvarları çıplak mı kalacak? tabii ki hayır. bir başka kağıdı da içine yerleştirin. yani taban için ekstra 1 kat daha atmış olduk işte. tek kat kağıda güvenmiyorum ben taban için. siz tek kağıtla da yapabilirsiniz. kağıdınız yoksa kalıbı tereyağ ile yağlayıp da karışımı koyabilirsiniz belki, ama hiç denemedim çalışır mı bilmiyorum.
nasıl yapılır
1. peynirlerin hepsini ve şekeri büyük ve derin bir karıştırma kabına boşaltın. şekerin kıtırlığı gidene kadar mikserden geçirin. traş köpüğü kıvamına gelecektir, bu noktada durabilirsiniz (tahmini olarak 2-3 dakika). kıvam tutmasa da sorun değil, şekerin kıtırlığını yok etseniz yeter. sadece pudra şekeri kullanıyorsanız böyle bir derdiniz zaten yok. 3dk mikserden geçirin bitti gitti.

2. artık mikseri bırakın. bu aşamadan sonra işimiz yok. yumurtaları tek tek karışımın içine kırın. biri karışmadan diğerini eklemeyin. çırpma teli, kaşık, kepçe, silikon spatula, mutfakta ne varsa iş görür. karıştırın güzelce. 5 yumurtanın hepsini tek tek kırıp ayrı ayrı karıştırmalısınız.
3. yumurtaları da karıştırınca kremayı ekleyin. un, nişasta, krema vs bunları da ekleyip karıştırın güzelce. un yok olana kadar iyice karıştırmanız lazım. unu, nişastayı ve vanilini süzgeçten/elekten geçirip eklerseniz daha güzel olur topaklanmaz. o topakları açmakla uğraşmayın diye diyorum. açamazsınız da zaten çoğu zaman. yerken insanın ağzına gelir. hoş değil. neyse.
4. kalıbı hazırlayın (yağlı kağıt falan). karışımı kalıba dökün, kenarlarından tutup yere 3-4 kez vurun ki içinde hava kalmasın.

5. 210 derece fırında en üst rafta 20-25dk pişirin. fırından fırına değişiklik gösterir ama isterseniz 200 derece fırında üstünü yakana kadar (10dk), sonrasında 180 dereceye indirip bi 15-20 dakika daha da pişirebilirsiniz. böyle daha çok pişeceği için daha katı ve yoğun olur. tek seferde pişirirseniz içi yoğurt gibi kalır, kaşıkla yersiniz (olması gerektiği gibi).
*** çok önemli bir bilgi daha. pişirdikten sonra asla fırında bırakmayın, dışarı alın soğusun oda sıcaklığına gelsin. sonra buzdolabına atın 1 gece bekletin. eğer gevşek kıvamlı seviyorsanız yemeden önce buzdolabından çıkartıp oda ısısında bekletin (mesela 1 saat önce). yok ben sert seviyorum çatal batırıcam diyorsanız çıkarttığınız gibi kesip servis edin. dolaptayken katılaşır, bekleyince kendini salar yani. sonra vay efendim tarifine uydum ama benimki daha katı oldu, efendim çatal batırdım dişlerinin arasından aktı falan demeyin.
afiyet olsun.
streamable.com/efygxr
malzemeler
5 yumurta
3 paket labne (200g x 3)
1 paket sürülebilir taze peynir (200g)
4 yemek kaşığı (silme) un
2 paket krema
1 su bardağı toz şeker
1 su bardağı pudra şekeri
1/2 yemek kaşığı (silme) mısır nişastası
2 paket vanilin
26cm kelepçeli kalıp ve pişirme kağıdı
püf noktalar
*** bütün malzemeler oda sıcaklığında beklesin. yoksa bazı sorunlar yaşıyorsunuz. mesela krema löpç diye düşüyor yarısı kutusunda kalıyor. erisin diye ocak açıp üstünde eritmek gerekiyor falan. boşuna iş.
* labne ve taze peynir miktarını değiştirebilirsiniz. 400-400 ayarlarsanız da olur. hepsini taze peynir, ya da hepsini labne de kullanabilirsiniz. maksat 800g peynir olsun. markayı miktarı falan damak tadına göre ayarlarsınız. taze peynir daha saf bir tat, vanilya koyacaksanız taze peynir çok olsun. labne daha tuzlu ve biraz daha yoğun kıvamlı olur kekiniz. yoğurt gibi sevenler taze peynirci, daha sert sevenler labneci olsun. deneyin işte ağzınıza göre.
* toz şeker-pudra şekeri konusunda şöyle bir şey var, pudra şekerinde zaten nişasta bulunur. eğer sadece pudra şekeri kullanacaksanız yarım yemek kaşığı nişasta iptal. sadece toz şeker kullanacaksanız nişasta 1 tam yemek kaşığı olsun. daha yoğun kıvam istiyorsanız 1.5 yk olabilir ama bu gerçek bir kek değil unutmayın. biraz lömbür lömbür olmalı. şekerleri de değiştirebilirsiniz yani. sadece oynadığınız zaman nişastasıyla da oynamayı unutmayın (ya da yumurtayı artırın).
* 5 yumurta yerine 4 yumurta+1 yk nişasta olabilir. ya da 6 yumurta girip nişastayı komple iptal de edebilirsiniz. yumurta ve nişasta arttıkça kıvam artar, daha koyu bir kek olur. aklınızda olsun. ayrıca fazla yumurta, eğer düzgün pişiremezseniz çiğ kokar. fazla yumurta her zaman risktir.
* vanilin koymayabilirsiniz. ilk kez koyuyorum ama muhteşem bir kokusu var. yarın yeneceği için henüz tadını bilmiyorum. her zamanki tarifime sadece vanilin ekleyerek yaptım bugün. ben koymam kardeşim derseniz de başım gözüm üstüne.
* ölçüler 26cm kalıba göre verilmiştir. daha büyük ya da daha küçük kalıbınız varsa ne yaparsınız bilmiyorum. kalıbı ağzına kadar dolduruyorum ben bu ölçüyle yaptığımda. her yapışımda da "aha bu sefer taşacak" diye korkuyorum. henüz taşmadı.
* yağlı kağıt olmazsa olmaz. tabanına bir tane serip kelepçeyi kapatın. dışarıdaki fazlalıkları kesin (yoksa yanar). kalıbın iç duvarları çıplak mı kalacak? tabii ki hayır. bir başka kağıdı da içine yerleştirin. yani taban için ekstra 1 kat daha atmış olduk işte. tek kat kağıda güvenmiyorum ben taban için. siz tek kağıtla da yapabilirsiniz. kağıdınız yoksa kalıbı tereyağ ile yağlayıp da karışımı koyabilirsiniz belki, ama hiç denemedim çalışır mı bilmiyorum.
nasıl yapılır
1. peynirlerin hepsini ve şekeri büyük ve derin bir karıştırma kabına boşaltın. şekerin kıtırlığı gidene kadar mikserden geçirin. traş köpüğü kıvamına gelecektir, bu noktada durabilirsiniz (tahmini olarak 2-3 dakika). kıvam tutmasa da sorun değil, şekerin kıtırlığını yok etseniz yeter. sadece pudra şekeri kullanıyorsanız böyle bir derdiniz zaten yok. 3dk mikserden geçirin bitti gitti.

2. artık mikseri bırakın. bu aşamadan sonra işimiz yok. yumurtaları tek tek karışımın içine kırın. biri karışmadan diğerini eklemeyin. çırpma teli, kaşık, kepçe, silikon spatula, mutfakta ne varsa iş görür. karıştırın güzelce. 5 yumurtanın hepsini tek tek kırıp ayrı ayrı karıştırmalısınız.
3. yumurtaları da karıştırınca kremayı ekleyin. un, nişasta, krema vs bunları da ekleyip karıştırın güzelce. un yok olana kadar iyice karıştırmanız lazım. unu, nişastayı ve vanilini süzgeçten/elekten geçirip eklerseniz daha güzel olur topaklanmaz. o topakları açmakla uğraşmayın diye diyorum. açamazsınız da zaten çoğu zaman. yerken insanın ağzına gelir. hoş değil. neyse.
4. kalıbı hazırlayın (yağlı kağıt falan). karışımı kalıba dökün, kenarlarından tutup yere 3-4 kez vurun ki içinde hava kalmasın.

5. 210 derece fırında en üst rafta 20-25dk pişirin. fırından fırına değişiklik gösterir ama isterseniz 200 derece fırında üstünü yakana kadar (10dk), sonrasında 180 dereceye indirip bi 15-20 dakika daha da pişirebilirsiniz. böyle daha çok pişeceği için daha katı ve yoğun olur. tek seferde pişirirseniz içi yoğurt gibi kalır, kaşıkla yersiniz (olması gerektiği gibi).
*** çok önemli bir bilgi daha. pişirdikten sonra asla fırında bırakmayın, dışarı alın soğusun oda sıcaklığına gelsin. sonra buzdolabına atın 1 gece bekletin. eğer gevşek kıvamlı seviyorsanız yemeden önce buzdolabından çıkartıp oda ısısında bekletin (mesela 1 saat önce). yok ben sert seviyorum çatal batırıcam diyorsanız çıkarttığınız gibi kesip servis edin. dolaptayken katılaşır, bekleyince kendini salar yani. sonra vay efendim tarifine uydum ama benimki daha katı oldu, efendim çatal batırdım dişlerinin arasından aktı falan demeyin.
afiyet olsun.
streamable.com/efygxr
devamını gör...
yazarların göz renkleri
yeşil.
devamını gör...
bakamayacağı çocuğu doğurmak
doğurmayı marifet sayan, çocuk psikolojisi konusunda yetersiz bireylerin tercihidir. çocuğu doğurmakla bitmiyor olay işte,ona güzel bir gelecek verilmeli, ilgili ve sevgi dolu ortamda büyütülmeli. doğmak çocuğun tercihi değildi en nihayetinde. bu başlığı neden mi açtım? bir düğünde anneannesiyle gelen 5 yaşında bir çocuk dikkatimi çekti. çocukla ilgilendim, oyun oynadım derken yakın oturduğumuzu öğrendim. arada gidio ziyaret ediyorum. anne babası başka şehirde,çocuğa anneannesiyle dedesi bakıyormuş. çocuk benim için ‘annem gibi’ diyormuş. bugün yine görmeye gittim,sarıldı yanağımı okşadı; belli ki anne sevgisine ihtiyacı var. ilk etapta anne babası öldü sanmıştım; yoksa nasıl bir anne baba çocuğunu başkasına bırakır? eşimle de konuştuk hatta evlat edinelim mi diye. o kadar sevdik çocuğu. ama sağmış anne babası ama yılda bir iki defa görüyorlar çocuğu. çocuk bu ‘terkedilmiş’ psikolojisini ömür boyu çekecek maalesef. anne baba olmak ehliyete tabi tutulmalı.
devamını gör...
dil mi düşünceyi yönetir düşünce mi dili yönetir sorunsalı
düşünce, dili yönetir diyorum. çünkü dil, fikirlerimizin karşı tarafa aktarılmasıdır. dil, sadece düşüncelerimizi aktarmaya yarayan araç oluyor.
dil, düşünceyi yönetir diyorum. çünkü ana dilinde karşılığı olmayan bir şeyi anlamlandırmak, anlatmak güçtür. bu sefer de dil, düşünceyi yönetmiş oluyor.
--- alıntı ---
dil bilimde safir-whorf varsayımı olarak anılan varsayıma göre, kişinin konuştuğu dil ile o kişinin dünyayı nasıl algıladığı ve nasıl davrandığı arasında sistemli bir ilişki vardır. insan bir bakıma, dünyayı ana dilinin belirlediği, izin verdiği biçimde ve ölçüde algılar. örneğin, ‘yumurta’ sözcüğü türkçede yumurtanın yumru şekliyle, farsçada tavuğun üreme ve üretme nesnesi olmasıyla, arapçada ise rengi itibarıyla adlandırılmıştır.
bilinemezcilik felsefesinde olduğu gibi, farklı renklerdeki gözlüklerle kara bakan kişilerin, karın yeşil, mavi, sarı renklerde olduğunu ileri sürmeleri gibi, farklı ana dillerin konuşurları gerçeği nesnel biçimiyle değil, dillerinin gösterdiği biçimde algılar. ancak bu varsayımının tam tersini temel alan yaklaşımlar da vardır. örneğin, eski yunan dönemin- de eflatun ve aristo, düşüncenin dili belirlediği ve dilin yalnızca düşüncenin aktarım aracı olduğu görüşündeydiler.
--- alıntı ---
dil, düşünceyi yönetir diyorum. çünkü ana dilinde karşılığı olmayan bir şeyi anlamlandırmak, anlatmak güçtür. bu sefer de dil, düşünceyi yönetmiş oluyor.
--- alıntı ---
dil bilimde safir-whorf varsayımı olarak anılan varsayıma göre, kişinin konuştuğu dil ile o kişinin dünyayı nasıl algıladığı ve nasıl davrandığı arasında sistemli bir ilişki vardır. insan bir bakıma, dünyayı ana dilinin belirlediği, izin verdiği biçimde ve ölçüde algılar. örneğin, ‘yumurta’ sözcüğü türkçede yumurtanın yumru şekliyle, farsçada tavuğun üreme ve üretme nesnesi olmasıyla, arapçada ise rengi itibarıyla adlandırılmıştır.
bilinemezcilik felsefesinde olduğu gibi, farklı renklerdeki gözlüklerle kara bakan kişilerin, karın yeşil, mavi, sarı renklerde olduğunu ileri sürmeleri gibi, farklı ana dillerin konuşurları gerçeği nesnel biçimiyle değil, dillerinin gösterdiği biçimde algılar. ancak bu varsayımının tam tersini temel alan yaklaşımlar da vardır. örneğin, eski yunan dönemin- de eflatun ve aristo, düşüncenin dili belirlediği ve dilin yalnızca düşüncenin aktarım aracı olduğu görüşündeydiler.
--- alıntı ---
devamını gör...
