kadınların iphone tercih etmesi
hayatında hiç i phone * kullanmamış bir kadın olarak aşağıdaki ifadeyi bırakmayı kendimde hak gördüğüm başlıktır.
(bkz: ne salak salak başlıklar bunlar ya)
(bkz: ne salak salak başlıklar bunlar ya)
devamını gör...
you saw nothing in hiroshima
hiroshima mon amourfilminde geçen ve bence her şeyi özetleyen cümledir.
alain resnais’in 1959 yapımı filmi marguerite duras’nın muhteşem kitabından uyarlanmış muhteşem bir filmdir. hiroşimada geçmiş bir aşkın izlerini taşıyan bir aktrisle içinde hala hiroşima yangını taşıyan ve ailesini düşünen bir mimarın yatakta başlayan konuşmasının bize harika bir kurgu ile aktarılmasıdır.
bu cümle ise o kadar önemlidir ki anlatamam. ama anlatacağım. sen hiroşimada hiçbir şey görmedin. hiroşimada olan biteni izlediğini, okuduğunu, oralarda gezdiğini söyleyen fransız oyuncuya söyler bu sözü japon mimar. harika bir leitmotiftir bu söz.
biz dünyada hiçbir şey görmedik. ne dünya savaşları, ne atom bombaları, ne napalm yanıkları, ne yatılı okul önlerindeki toplu çocuk mezarları, ne de yerle yeksan edilen ortadoğu toprakları.
kadın aşağıya doğru akan bir su gibi kıvrılan dudakları ile konuşur. her şeyi gördüğünü söyler. adam içindeki mantar bulutu ile cevap verir. you saw nothing in hiroshima.
demem o ki we saw nothing on this cruel planet, either.
alain resnais’in 1959 yapımı filmi marguerite duras’nın muhteşem kitabından uyarlanmış muhteşem bir filmdir. hiroşimada geçmiş bir aşkın izlerini taşıyan bir aktrisle içinde hala hiroşima yangını taşıyan ve ailesini düşünen bir mimarın yatakta başlayan konuşmasının bize harika bir kurgu ile aktarılmasıdır.
bu cümle ise o kadar önemlidir ki anlatamam. ama anlatacağım. sen hiroşimada hiçbir şey görmedin. hiroşimada olan biteni izlediğini, okuduğunu, oralarda gezdiğini söyleyen fransız oyuncuya söyler bu sözü japon mimar. harika bir leitmotiftir bu söz.
biz dünyada hiçbir şey görmedik. ne dünya savaşları, ne atom bombaları, ne napalm yanıkları, ne yatılı okul önlerindeki toplu çocuk mezarları, ne de yerle yeksan edilen ortadoğu toprakları.
kadın aşağıya doğru akan bir su gibi kıvrılan dudakları ile konuşur. her şeyi gördüğünü söyler. adam içindeki mantar bulutu ile cevap verir. you saw nothing in hiroshima.
demem o ki we saw nothing on this cruel planet, either.
devamını gör...
sözlük yazarlarının bildiği en edepsiz şarkı
pencereni aç, perdeyi havala
geleceğim rüyalarına
sevişeceğiz sabahlara kadar
sırf inat senin cici babana.
kerim tekin.
geleceğim rüyalarına
sevişeceğiz sabahlara kadar
sırf inat senin cici babana.
kerim tekin.
devamını gör...
edda
başlığı edda olarak açtım fakat bunlar iki tanedir. iskandinav mitolojisi, şiiri, vikinglerin yaşayışları gibi konuları kapsayan, izlanda dilinde, derleme edebi eserlerdir. denilir ki, izlanda dili o kadar az değişmiştir ki, yeniyetme bir izlandalı dahi bu çok eski eserleri okuduğunda rahatça anlayabilir.
bunlar eski ve yeni edda’dır. öncelikle yeni edda’dan bahsedeceğim. çünkü bunun yazarı da, daha doğrusu derleyeni de, tarihi de kısmen belli. diğeri ise kafa karıştırıcı.
yeni edda, diğer adıyla nesir edda, başka bir adıyla prose edda snorri sturluson adında önemli bir şahsiyet tarafında 1220’lerde derlenmiş. içerisinde eski şiirlerden tutun, evrenin kökeni ve viking kozmogonisine kadar bir sürü bilgi var. araştırmacılar sturluson’un bu eseri tek başına derlemediğini düşünüyor. fakat öncü kişi diyebiliriz.
diğer edda ise manzum edda, ya da eski edda. bu bir nevi şiir koleksiyonu. ne tam tarihi biliniyor ne de yazanı. 1643 yılında keşfedilmiş. içerisinde şiirler, dünyanın başlangıç ve sonuna ilişkin mitler, yüce tanrı odin ile ilgili hikayeler var.
eski edda’nın türkçe çevirisi var mı bilmiyorum. yeni edda’nın bir kısmı ise yeditepe yayınevi tarafından “viking mitolojisi” ismi ile çevrildi. sanırım iskandinav kültürü ve edebiyatı açısından en önemli eserlerin başlarında eddalar gelir.

ilk görsel manzum edda.
bunlar eski ve yeni edda’dır. öncelikle yeni edda’dan bahsedeceğim. çünkü bunun yazarı da, daha doğrusu derleyeni de, tarihi de kısmen belli. diğeri ise kafa karıştırıcı.
yeni edda, diğer adıyla nesir edda, başka bir adıyla prose edda snorri sturluson adında önemli bir şahsiyet tarafında 1220’lerde derlenmiş. içerisinde eski şiirlerden tutun, evrenin kökeni ve viking kozmogonisine kadar bir sürü bilgi var. araştırmacılar sturluson’un bu eseri tek başına derlemediğini düşünüyor. fakat öncü kişi diyebiliriz.
diğer edda ise manzum edda, ya da eski edda. bu bir nevi şiir koleksiyonu. ne tam tarihi biliniyor ne de yazanı. 1643 yılında keşfedilmiş. içerisinde şiirler, dünyanın başlangıç ve sonuna ilişkin mitler, yüce tanrı odin ile ilgili hikayeler var.
eski edda’nın türkçe çevirisi var mı bilmiyorum. yeni edda’nın bir kısmı ise yeditepe yayınevi tarafından “viking mitolojisi” ismi ile çevrildi. sanırım iskandinav kültürü ve edebiyatı açısından en önemli eserlerin başlarında eddalar gelir.


ilk görsel manzum edda.
devamını gör...
trainspotting
irvine welsh'in aynı adlı romanından uyarlanan danny boyle'ın yönettiği 1996 yapımı film. filmin ismi bir hobiden gelir. trainspotting, grup halinde ya da tek başına tren takibi ya da tren izleme etkinliği anlamına gelir. bu filmde ise tren durmadan ilerleyen zamanı, hayatı sembolize etmektedir. karakterler ise bu hayata katılım göstermeyen, eyleme geçmeyen izleyicilerdir. hayat karakterlerin gözleri önünde bir tren misali akıp gitmektedir. karakterler eylemsizliklerine devam mı edecektir yoksa trene binmeyi seçerek (choose life!) toplumda kaybolacaklar mıdır?
devamını gör...
kediyi köpeği eve hapsedip hayvanseverlikten dem vurmak
benim efendim o dem vurucu. çünkü benim kedim sokakta yapamaz.
neden? çünkü o bir pers prensi.

gözünü hırs bürümüş şekilci insan ırkı onu yapay olarak çiftleştirmiş, istedikleri görünüme kavuşana dek.
ondan sonra genetik bazı özellikler meydana gelmiş;
burunları küçük olduğundan rahat nefes alamama,
yine aynı sebepten göz sıvısının burun yoluyla değil de direkt göz aracılığıyla dışarı atılması* ve göz çevresinde lekeler oluşması, (düzenli silinmesi gerekiyor o göz çevresinin),
küçük bir çene( yavrum, parçalarlar vallahi bizim pamuk prensi sokakta),
topaklanan tüyler( düzenli taranma ihtiyacı).
evet, barbara palvin olmanın bedeli bu saydıklarım.
buradan
tabi ben bunları ne zaman öğreniyorum?
kedimi sahiplendikten sonra*.
meğer bu arkadaşlar doğal yollardan meydana gelmiyormuş.
meğer allah'ın yarattığı* iran kedisi bu değilmiş.
öyle de olması gerekir, doğada mücadele edemeyecek bakıma muhtaç bir kediyi neden yaratsın değil mi?
eski bir çizim. hiç günümüz iran kedilerine benzemiyor.
buradan
bu da westminster'da düzenlenmiş bir yarışmadan(1899). gördüğünüz gibi barbara palvin'le alakası bile yok.
buradan
ve bu da 1902 yılından. böyle kedi mi olur? kedi diye aslan yarıştırmışlar. korkarım ben bu kediyi beslemeye vallahi. gece suratımı parçalar falan...
buradan
görüleceği üzere işler çok değişmiş. ah şu ingilizler!
sonuç olarak geldiğim noktada kedi şöyle beslenir, böyle beslenmez, cins kedi beslemeyin sokak kedisi besleyin, satın almayın sahiplenin falan diyemeyeceğim. artık orası size kalmış.
daha fazlası için buradan ve buradan.
tanım editi: adı üstünde evcil olan hayvanı evde beslemek mümkün olduğundan mantıklı bir dem vurmaktır.
neden? çünkü o bir pers prensi.

gözünü hırs bürümüş şekilci insan ırkı onu yapay olarak çiftleştirmiş, istedikleri görünüme kavuşana dek.
ondan sonra genetik bazı özellikler meydana gelmiş;
burunları küçük olduğundan rahat nefes alamama,
yine aynı sebepten göz sıvısının burun yoluyla değil de direkt göz aracılığıyla dışarı atılması* ve göz çevresinde lekeler oluşması, (düzenli silinmesi gerekiyor o göz çevresinin),
küçük bir çene( yavrum, parçalarlar vallahi bizim pamuk prensi sokakta),
topaklanan tüyler( düzenli taranma ihtiyacı).
evet, barbara palvin olmanın bedeli bu saydıklarım.
buradan
tabi ben bunları ne zaman öğreniyorum?
kedimi sahiplendikten sonra*.
meğer bu arkadaşlar doğal yollardan meydana gelmiyormuş.
meğer allah'ın yarattığı* iran kedisi bu değilmiş.
öyle de olması gerekir, doğada mücadele edemeyecek bakıma muhtaç bir kediyi neden yaratsın değil mi?
eski bir çizim. hiç günümüz iran kedilerine benzemiyor.
buradan
bu da westminster'da düzenlenmiş bir yarışmadan(1899). gördüğünüz gibi barbara palvin'le alakası bile yok.
buradan
ve bu da 1902 yılından. böyle kedi mi olur? kedi diye aslan yarıştırmışlar. korkarım ben bu kediyi beslemeye vallahi. gece suratımı parçalar falan...
buradan
görüleceği üzere işler çok değişmiş. ah şu ingilizler!
sonuç olarak geldiğim noktada kedi şöyle beslenir, böyle beslenmez, cins kedi beslemeyin sokak kedisi besleyin, satın almayın sahiplenin falan diyemeyeceğim. artık orası size kalmış.
daha fazlası için buradan ve buradan.
tanım editi: adı üstünde evcil olan hayvanı evde beslemek mümkün olduğundan mantıklı bir dem vurmaktır.
devamını gör...
championship manager oynayan kız
sevgilim olması gerektiğine inandığım elit kızdır.
devamını gör...
maliye bakanı olarak tuzluk atamak
devamını gör...
içine atmak
atarsın ama sonunda patlaması olasıdır.bu da can neticede ne kadar dayanabilir ki.
devamını gör...
yahudi kadının öz saygısı var mıdır sorunsalı
tamam kimsenin kendine özsaygısı yok. yeter ama dakka başı saçma başlık açılır mı?
(bkz: ateşe tapan kadının kendine özsaygısı var mı sorunsalı) başlığını da açın hocam. beklemedeyiz.
(bkz: ateşe tapan kadının kendine özsaygısı var mı sorunsalı) başlığını da açın hocam. beklemedeyiz.
devamını gör...
hız ve sürat farkı
günlük hayatta sık sık birbirine karıştırılan iki fiziksel kavram arasındaki ayrım.
okumayı sevmeyenler için kestirmeden, çok kısa bir karşılaştırma:
sürat alınan yol ile, hız toplam yer değiştirme miktarı ile ilgilidir. bir de sürat skaler, hız vektöreldir. yani sürat için yönün bir önemi yokken, hız söz konusu olduğunda yön de önemlidir.
***
uzun karşılaştırma:
bir cisim, saatte 100 kilometrelik yol gidiyorsa, bu cismin sürati 100 km/saat olarak gösterilir. bu cisim 100 kilometrelik yolu gidip geri dönünce, yani 200 kilometrelik yol yapıp tekrar aynı noktaya gelince, cismin hız değeri 0 olur.
sürat = alınan yol / zaman
hız = toplam yer değiştirme / zaman
ilk durumda önemli olan, birim zamanda ne kadar yol aldığınızdır. ikinci durumda aldığınız yola bakılmaz, yaptığınız yer değiştirmeye bakılır. başladığı noktaya geri gelen cismin son yerinde bir değişiklik olmamıştır. bu nedenle de toplam yer değiştirmesi 0'dır. formülde bunu yerine yazdığınızda sonuç her zaman 0 olur.
***
ancak tabi ki toplam yer değiştirmeniz 0 değilse, hız ve sürat değerlerinizin birbirine eşit olduğu (bazen de olmadığı) durumlar çıkabilir karşınıza. mesela dümdüz bir yolda giderken bu iki kavramın anlık değerleri birbirine eşit olabilir.
hızın 0'a ve sürate eşit olmadığı duruma da şu örneği verebiliriz: istanbul'dan ankara'ya arabayla gelirken yaklaşık 450 kilometrelik bir yol aldığınızı düşünün. 1 saatte 100 km yol aldığınızı farz edelim. bu durumda süratiniz 450 / 4,5 = 100 km/saat olur.
bu 2 şehir arasındaki kuş uçuşu mesafe yaklaşık 350 km diyelim. bu durumda toplamda bu kadarlık bir yer değiştirme yapacaksınız demektir. yani bulunduğunuz ilk nokta ile son nokta arası 350 km olacaktır. bu durumda hızınız da 350 / 4,5 = 77,8 km/saat olur.
bu arada 4,5 nereden çıktı diyenler; 1 saatte 100 km gidiyorsanız, 450 km'yi 4,5 saatte gidersiniz. (bkz: doğru orantı)
son olarak, arabalarda bulunan göstergenin adı, her ne kadar günlük hayatta hız göstergesi şeklinde söylesek de, sürat göstergesidir.
okumayı sevmeyenler için kestirmeden, çok kısa bir karşılaştırma:
sürat alınan yol ile, hız toplam yer değiştirme miktarı ile ilgilidir. bir de sürat skaler, hız vektöreldir. yani sürat için yönün bir önemi yokken, hız söz konusu olduğunda yön de önemlidir.
***
uzun karşılaştırma:
bir cisim, saatte 100 kilometrelik yol gidiyorsa, bu cismin sürati 100 km/saat olarak gösterilir. bu cisim 100 kilometrelik yolu gidip geri dönünce, yani 200 kilometrelik yol yapıp tekrar aynı noktaya gelince, cismin hız değeri 0 olur.
sürat = alınan yol / zaman
hız = toplam yer değiştirme / zaman
ilk durumda önemli olan, birim zamanda ne kadar yol aldığınızdır. ikinci durumda aldığınız yola bakılmaz, yaptığınız yer değiştirmeye bakılır. başladığı noktaya geri gelen cismin son yerinde bir değişiklik olmamıştır. bu nedenle de toplam yer değiştirmesi 0'dır. formülde bunu yerine yazdığınızda sonuç her zaman 0 olur.
***
ancak tabi ki toplam yer değiştirmeniz 0 değilse, hız ve sürat değerlerinizin birbirine eşit olduğu (bazen de olmadığı) durumlar çıkabilir karşınıza. mesela dümdüz bir yolda giderken bu iki kavramın anlık değerleri birbirine eşit olabilir.
hızın 0'a ve sürate eşit olmadığı duruma da şu örneği verebiliriz: istanbul'dan ankara'ya arabayla gelirken yaklaşık 450 kilometrelik bir yol aldığınızı düşünün. 1 saatte 100 km yol aldığınızı farz edelim. bu durumda süratiniz 450 / 4,5 = 100 km/saat olur.
bu 2 şehir arasındaki kuş uçuşu mesafe yaklaşık 350 km diyelim. bu durumda toplamda bu kadarlık bir yer değiştirme yapacaksınız demektir. yani bulunduğunuz ilk nokta ile son nokta arası 350 km olacaktır. bu durumda hızınız da 350 / 4,5 = 77,8 km/saat olur.
bu arada 4,5 nereden çıktı diyenler; 1 saatte 100 km gidiyorsanız, 450 km'yi 4,5 saatte gidersiniz. (bkz: doğru orantı)
son olarak, arabalarda bulunan göstergenin adı, her ne kadar günlük hayatta hız göstergesi şeklinde söylesek de, sürat göstergesidir.
devamını gör...
girift radyo yayını
aykut'un bana yolladığı şarkıları her seferinde çok beğeniyorum (şimdi her seferinde deyince, 2 tabi, iki. rakamla ve de yazıyla) ama canım aykutcuğum sen bana neden hep depresif düpresif şarkılar armağan ediyosun, canım sıkılsın buhranlara gireyim mi istiyosun?
yayın açılışına ithafen bu şarkıyı da çalmak ister misiniz? *
yayın açılışına ithafen bu şarkıyı da çalmak ister misiniz? *
devamını gör...
17 haziran 2021 hdp izmir il binasına yapılan saldırı
üstte faşistin teki suçu hdp'ye atmış ve "ortalığı karıştırmayın hdp'yi kapatın" demiş.
bu tür ırkçı saldırılar bu örümcek beyinli, gerici zihniyetler tarafından organize edilip destekleniyor.
hdp'yi değil de önce binlerce saldırının gerçek failleri olan saray soytarısı mhp, ülkü ocakları ve osmanlı ocakları gibi nazi yuvalarını kapatın.
bu tür ırkçı saldırılar bu örümcek beyinli, gerici zihniyetler tarafından organize edilip destekleniyor.
hdp'yi değil de önce binlerce saldırının gerçek failleri olan saray soytarısı mhp, ülkü ocakları ve osmanlı ocakları gibi nazi yuvalarını kapatın.
devamını gör...
gotik mimari
hayranı olduğum mimaridir. türk kültüründe olmayan yapılardır. ama beni benden alır. küçüklükten beri de bir şato ya da katedral gezme hayalim vardır. şato olarak tabiki transilvanyadaki voyvoda şatosuna gitmek isterim. biraz tepede ve çıkacağım diye dizlerim iflas edebilir ama olsun.
edit:
öncelikle gotik adı 16. yy'da ilk olarak italyan sanatçı (bkz: giorgio vasari) tarafından roma imparatorluğu nu yıkan got ların mimarlığını küçümsemek için barbarların eseri anlamında gotik adını kullanılmıştır.
gelelim gotik mimariye.
gotik mimari; ortaçağın ortalarından sonuna kadar kullanılan bir mimari stildir. aslında sadece mimari alanda değil müzik, sanat, resim gibi bir çok alanda adı geçer gotik'in.
romanesk mimarisi nin dönüşümüdür. bu mimariler, ilkel, karanlık ve soğuktur.
zamanla yerini rönesans stiline bırakmıştır. gotik mimarinin ilk örneği st denis bazilikasıdır. gotik özellikler çoğunlukla avrupada, gökyüzüne kadar uzanan katedral lerde ve bazı kiliselerde görülmektedir. katedrallerin görkemli ve büyük yapı olmalarının amacı ise tanrıyı yüceltmeleri, hristiyanlığı yaymak ve piskoposların gücünü göstermeyi istemek dışında diğer bir amacı da bu mimarileri olabildiğince yüksek tutup, hristiyanlığın üstünlüğünü herkese göstermektir. böylelikle katedraller şehrin nerdeyse birçok yerinden kolaylıkla görülebilir. yaratık şeklinde heykelciklerikleri karakteristik özelliklerinden biridir. bu heykelcikler mimarilerin çatılarında, kemerlerinin üstünde ve bahçelerinde bulunur. kemer demişken, takdir edersiniz ki uzun yapıları ayakta tutmak ve gökyüzüne kadar uzatmak için güçlü kemerlere ihtiyaç vardır. kemeleri de gotik mimariye uyması için uçlarını sivri ve dantel işlemesine benzeyen işlemeler ile süslenmiştir. ortaya benim gibi bir çok insanda hayranlık bırakan bir çok eser çıkmıştır.
edit:
öncelikle gotik adı 16. yy'da ilk olarak italyan sanatçı (bkz: giorgio vasari) tarafından roma imparatorluğu nu yıkan got ların mimarlığını küçümsemek için barbarların eseri anlamında gotik adını kullanılmıştır.
gelelim gotik mimariye.
gotik mimari; ortaçağın ortalarından sonuna kadar kullanılan bir mimari stildir. aslında sadece mimari alanda değil müzik, sanat, resim gibi bir çok alanda adı geçer gotik'in.
romanesk mimarisi nin dönüşümüdür. bu mimariler, ilkel, karanlık ve soğuktur.
zamanla yerini rönesans stiline bırakmıştır. gotik mimarinin ilk örneği st denis bazilikasıdır. gotik özellikler çoğunlukla avrupada, gökyüzüne kadar uzanan katedral lerde ve bazı kiliselerde görülmektedir. katedrallerin görkemli ve büyük yapı olmalarının amacı ise tanrıyı yüceltmeleri, hristiyanlığı yaymak ve piskoposların gücünü göstermeyi istemek dışında diğer bir amacı da bu mimarileri olabildiğince yüksek tutup, hristiyanlığın üstünlüğünü herkese göstermektir. böylelikle katedraller şehrin nerdeyse birçok yerinden kolaylıkla görülebilir. yaratık şeklinde heykelciklerikleri karakteristik özelliklerinden biridir. bu heykelcikler mimarilerin çatılarında, kemerlerinin üstünde ve bahçelerinde bulunur. kemer demişken, takdir edersiniz ki uzun yapıları ayakta tutmak ve gökyüzüne kadar uzatmak için güçlü kemerlere ihtiyaç vardır. kemeleri de gotik mimariye uyması için uçlarını sivri ve dantel işlemesine benzeyen işlemeler ile süslenmiştir. ortaya benim gibi bir çok insanda hayranlık bırakan bir çok eser çıkmıştır.
devamını gör...
iş hayatında kadınların erkeklerle eşit pozisyona gelmesi
dalga geçilmemesi gereken bir olaydır. bir erkek kadar geçmişim olmasına rağmen daha düşük bir mevkide çalıştırılmama, daha düşük maaş almama sebep olan gerçektir bu eşitsizlik. 21. yüzyıl toplumunda "keşke bunu konuşuyor olmasaydık" dediğim sayısız şeylerden bir tanesidir.
devamını gör...
delirmemek için yapılanlar
devamını gör...



