bu şu ana kadar tartışılmaz bir tabu gibiydi tanımladığı kişi kesinlikle ceza olan bir sıfattı ama şu günlerde bence ceza o panorama harem şaşkın oğlan rapstar medcezir i yapan cezanın çok gerisinde. sagopa kajmer gibi dramatik bir düşüş yaşamasa bile eski formunda değil bana şu an lirikalite olarak eski adı mozole mirach olan mirac ses ve flow olarak defkhan en iyisi gibi geliyor ama eskisi gibi bütün her şeyde bir numara olan ceza gibi bir efsanenin bir daha geleceğini düşünmüyorum.

yukarıda saydığım iki rapçi bir arada olunca tabi oyhşş son zamanların en iyi klibi çıkıyor ortaya.

devamını gör...

bu kadar alternatif arasında sana sıra gelmez peşmergee! git yüzünü yıka evladım bir yan etki daha keşfettik sayende evlerden ırak valla!
devamını gör...

alakart sözlüğünün türk dil kurumu sözlüğündeki karşılığıdır. tahmin edebileceğiniz gibi seçmesiz yemek kelimeside aynı sözlükte tabildot kelimesinin karşılığı. tdk her yabancı kelimeye bir kelime uyduruyor, iyi güzel ama bunları kim kullanıyor, işte o soru işareti hem yazılı olarak soru işareti hem de işaret olarak ?
devamını gör...

ankara da sıhhiye de bulunan ve perşembe günleri olan sosyete pazarına okul çıkışı arkadaşlarımla birlikte gider, gezerdik. yine bir perşembe günü (2 sene önce kış aylarında) yanımda bir kız arkadaşımla şal satılan bir tezgahın önünde durduk. orda çalışan orta yaşlarda ,şapkalı bir adamdı, bana" hoşgeldin diyerek ismimi söyledi. "pardon tanışıyor muyuz ?" dedim. yüzüme baktı güldü. arkadaşımla birbirimize baktık birine benzetti herhalde dedik kendi aramızdaki, tezgahtaki şallara bakmaya devam ettik. o sırada bana " boşuna bakma istediğin renk yok senin burda" dedi yine güldü. "nasıl yani ?" diye sordum. "sen x rengini çok seviyorsun haftaya tekrar geleceksin buraya o zaman şal alacaksın" dedi yine güldü. sevdiğim rengi söyledikten sonra yanimdaki arkadaşıma baktım kızın rengi bembeyaz olmuştu. "gidelim artık ben korkuyorum" dedi arkadaşım. hiçbir şey almadan tezgahtan uzaklaştık. " görüşürüz diye arkamdan bağırdı ve arkami döndüğümde yine bana gülümsediğini gördüm. 1 hafta geçti yine perşembe günü bu kez başka arkadasimla yine ayni pazara aynı tezgaha gittik. koca pazarı tavaf ettik sağa sola sorduk nihayet adamı bulduk. " hoşgeldin" dedi ve yine ismimi söyledi. "benim sevdiğim renkteki şalı getirdin mi bu hafta? dedim. "evet ayırdım sana, geleceğini biliyordum" dedi. o gün getirdiği şalı aldım. tam gidecekken " nasil biliyorsun tüm bunlari dedim. " benim kalp gözüm açıktır adını, sevdigin rengi, bu hafta tekrar geleceğini bundan dolayı biliyorum dedi. çok güzel falda bakarım dedi, yine güldü. aradan zaman geçti ondan sonra tekrar gittim pazara ama kendisini bir daha hiç görmedim.
devamını gör...

ayağıma güzel uyan ve ayak sağlığımı etkilemeyecek her ayakkabıyı giyiyorum.marka sevdalılarının da alüminyum.
devamını gör...

sid: ben anne oldum. (ama le harfi içten söylenecek)
devamını gör...

dünya nüfusunun % 2'sinin bir anda kaybolmasından yola çıkarak, izleyiciyi sürükleyici bir öykünün içine alan flashforward'la oldukça benzettiğim ama ondan daha ağır dramatize edilmiş hollywood yapımı dizi.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hiç kimsenin derdini yazmaması gereken başlık. aman ha " merhem olmayan yerde yaranı açma" demişler. kimsenin derdinizle tatmin olmasına izin vermeyin lütfen. derdin tek muhatabı vardır derdi verenidir. o'na anlatın zira o hep sizinledir.
devamını gör...

cin sken ramazan ve yalan dolan fahri
devamını gör...

(bkz: sanatsal betimleme) ve (bkz: açıklayıcı betimleme) olarak ikiye ayrılan anlatım özelliğidir.

ayrıca sık sık (bkz: öyküleyici anlatım) ile karıştırılır.

farkları ise şudur: betimlemede hareket yani devinim yoktur, öykülemede yani öyküleyici anlatımda ise hareket yani devinim vardır.
devamını gör...

hiçbir fikrim yok.
devamını gör...

türkiye afganistan'dır.

edit: özür dilerim, tamam. türkiye afganistan değildir, türkiye olsa olsa afganistancıktır.
devamını gör...

sözlükte merdümgirizli nicke sahip 6. yazar.
devamını gör...

'gökyüzü gibi gözlerin var' demişti biri geçenlerde, çok spontane şekilde. bu yaşıma kadar en iyisi olmasa da o anda güzel geldi *
devamını gör...

dev-lis tam adıyla, devrimci liseliler. ilk olarak 1969 yılında dev-gençli devrimcilerin kurduğu lise örgütüdür.
1974 yılında dernekleşmişmiş ve akabinde kurtuluş hareketine dahil olmuştur. ve neredeyse 50 yıllık geleneğiyle türkiyeli pek çok devrimcinin ilk örgütlendiği yerdir.

temel paradigması;
cinsiyetçi, tektipçi, ücretli, militarist, şoven, bilimden uzak eğitime karşı mücadeledir. ayrıca 18 yaş altı için dernekleşme hakkını, meslek liselerindeki emek sömürüsünün sonlanmasını ve anadilde eğitimi de savunan dev-lis'in logosu da kitap, yumruk ve yıldızlı ilk logodur.
50 yıllık tarihlerinde pek çok dergi ve yayın çıkarmışlardır. bunlardan benim de yazdıklarım, dev-lis isimli gazeteleri ve içlerinden bir kısmın liseli kıvılcım ve bir grup bağımsız grupla birleşerek kurdukları devrimci lise koordinasyonları'nın yayını olan devrimci lise postasıdır.

1977 yılında kanlı bir mayıs'ta yitirilen jale yeşinil ve 1980 darbesinin ilk idamı olan necdet adalı gibi devrimciler de dev-lis'lidir. ve bu geleneğin devamcıları onları anmayı hep sürdürürler.

velhasıl kelam dev-lis, türkiye sosyalist hareketi için oldukça kıymetli bir tarihsel manaya sahiptir. ve gençlik mücadelesinin en kıymetli uğraklarından birisidir.

evet, eski bir dev-lis'li olarak içinde bulunmuş olmaktan hep gurur duyacağım!
ve izninizle meşhur sloganıyla tanımımı sonlandırayım. *

"kitap, yumruk, yıldız! vardık! varız! var olacağız!"
devamını gör...

uçurulma sebebidir.
devamını gör...

güney kutbunda yaşayan penguen ailesini konu alan çizgi dizi. küçükken keyif alarak izlerdim ve pingu her kızağa bindiğinde çok özenirdim fakat yılardır görmüyorum tv'de. gerçi tv pek izlemiyorum bu yüzden de olabilir.

devamını gör...

(bkz: gülşen bubikoğlu), (bkz: tarık akan), (bkz: halit akçatepe) ve (bkz: adile naşit) ve daha saymakla bitiremeyeceğim usta oyuncuları bünyesinde barındıran (bkz: ertem eğilmez) filmidir.
devamını gör...

dilimize parma manastırı olarak çevrilmiş, romantik akımın bir ürünü olan stendhal romanı. eser; honore de balzac , italo calvino ve andré gide tarafından başyapıt olarak nitelendirilmiştir ve hatta lev nikolayeviç tolstoy'un savaş ve barış romanına ön ayak olmuş olduğu da söylenebilir fakat ne yazık ki stendhal'ın kaleminden çıkmış gibi değil. oldukça karmaşık hatta neredeyse yavan öyle ki fabrizio del dongo ve halası arasındaki çarpık ilişki ve dongo ve clelia arasındaki aşk dahi romanı bir parça kurtarmaya yetmiyor. ana hikayenin karmaşıklığı bir kenara, karakterlerin tutarsızlığı bile eserin sınıfta kalmasına yeter. insanlar gerçek hayatta yeterince tutarsızdır fakat bu gerçek; romandaki karakterlerin neredeyse her hareketinin tutarsız olmasını anlaşılabilir kılmıyor. stendhal'ın da böyle bir kaygısı olduğunu sanmıyorum. iki ciltlik bu eserin neredeyse 52 günde yazılmış olması ve düzenlenmeden okuyucuya -stendhal böyle uygun gördüğü için- sunulması bir parça eserin karmaşık ve tutarsız olması hakkında tatmin edici bir açıklama sunuyor. orta düzey betimlemeleri ve waterloo muharebesi'nde napoleone bonaparte için savaşmayı tercih ettiği için hain ilan edilen kısmen şımarık milanlı bir soylunun hayatı boyunca yürüdüğü çarpık ve tutarsız yolu gözlemlemek için okunabilir bir eser fakat yine de çok büyük beklentiye girip yarıda bırakan çok olmuştur ama stendhal'ın da eser hakkında söylediği gibi; "mutlu azınlıklar için"

samih tiryakioğlu çevirisi orta düzey bir çeviri fakat yazıldığı dile en yakın çeviri olduğunu söylemekte fayda var.


les cœurs de ce pays-là diffèrent assez des cœurs français : les ıtaliens sont sincères, bonnes gens, et, non effarouchés, disent ce qu’ils pensent ; ce n’est que par accès qu’ils ont de la vanité ; alors elle devient passion, et prend le nom de punliglio. enfin la pauvreté n’est pas un ridicule parmi eux.

(bu ülkenin insanları fransızlar'dan oldukça farklıdır. italyanlar içtendir, iyi insanlardır, çekingen değillerdir, akıllarından geçeni söyleyiverirler. zaman zaman gurura kapılsalar da bu, tutku haline gelir, "benlik" adını alır. sonra, yoksulluk gülünç bir durum değildir onlar için.)

la politique dans une oeuvre littéraire, c'est un coup de pistolet au milieu d'un concert, quelque chose de grossier et auquel pourtant il n'est pas possible de refuser son attention.

(edebi bir eserde politikadan söz etmek sahnenin ortasına fırlatılan bir silah gibidir, oldukça rahatsız edicidir fakat onu görmezden gelemezsiniz.)
devamını gör...

türk mitolojisinde olan "kurttan türeme" inancı sebebiyle türklüğün sembolü haline gelen hayvandır. bozkurt birçok efsane ve destanımızda yer alır. ayrıca türklerin yaşadığı coğrafyalarda tarih boyu taşlara ve çeşitli nesneler üzerine işlenmiş kurt motifleri ile karşılaşmak mümkündür. sonuç olarak türk tarihine, edebiyatına, sanatına, kültürüne ve felsefesine çeşitli bakımlardan derin etkisi bulunan kurt hakkında daha fazla bilgi edinmek için türk destan ve efsanelerindeki yerine, kısa da olsa bir göz atılabilir. kurtların sürü halinde dolaşması, alfa kurdun liderliğinde hareket etmesi ve ava yaklaşırken izledikleri yöntemlerden hareketle oluşmuş savaş taktiklerimiz de olduğunu unutmamak gerekir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim