yazarların itiraf köşesi
oldum olası, yaşadigim evde hüzün eksik olmadı sözlük. bir hüzün döngüsü içinde dönüp durduk sürekli. mutlu olduğumuz günler de oluyor ama arkasından muhakkak hemen bir sıkıntılı gün takip ediyor. böyle bir aile içinde annem ve babamın kahkaha attığını çok gormemisimdir. sohbet olur muhabbet olur ama sen şakrak kahkahalı espirili ortamlik bir aile değildik genelde. halbuki ben böyle olmak istesem de bu döngünün içinde buna yer olmuyor sanki. bazen kuzenime gidip kalıyorum. aile ortamına girdiğimde muhakkak gülecek bir şey buluyorlar. sohbetlerinden kahkaha eksik olmuyor. oradan hiç ayrılmak istemiyorum görünce. fakat sonra tekrar kendi evime dondugumde bu eksiklik içimi kaplıyor. her ne kadar ailem bir arada olsa da ben de eğlenceli, gülmeyi bilen bir aile ortami isterdim. belki de bu yüzden arkadaş ortamında en çok güldürmeye çalışan ben oluyorum etrafimi. buna ihtiyacım olduğunu hissediyorum sözlük. muhabbet etmekten keyif aldığım ortak şeylere gulebildigim bir ortamım olsun istiyorum daha çok. ama anne ve babanın sürekli gergin ilişkisi içinde neye gülüp ne ile eglenebilirsin ki? kendi içinde nasıl mutlu olmayı basarabilirsin?
senin secmedigin ama sevmek durumunda birakildigin kişilerin hayatını bu kadar etkilemesi bazen yoruyor.
senin secmedigin ama sevmek durumunda birakildigin kişilerin hayatını bu kadar etkilemesi bazen yoruyor.
devamını gör...
uşak
memleketim.
battaniyesi, tarhanası, eşme kilimi, sivaslı çileği ile meşhurdur.
ulubey kanyonu dünyanın 2. büyük kanyonudur.
tanım: ege bölgesi şehri
battaniyesi, tarhanası, eşme kilimi, sivaslı çileği ile meşhurdur.
ulubey kanyonu dünyanın 2. büyük kanyonudur.
tanım: ege bölgesi şehri
devamını gör...
ısrar
fazla ısrar bir yerden sonra tacize girer. lakin kimin hangi konuda ısrar ettiğine ve bunun için hangi yolları denediğine bağlı olarak hoşa gidebileceğini ve başarıya ulaşabileceğini düşündüğüm bir tavır.
devamını gör...
polikistik over sendromu
kadınlarda overler de bulunan foliküllerin ,ovulasyona uğrayamamasından kaynaklı sönümlenmesi ve beraberinde gelen hormonal dengesizlikleri barındıran metabolik sendromdur. endokrin bir rahatsızlık olduğundan dolayı insülin direnci, kc yağlanması gibi sekonder rahatsızlıkları da beraberinde getirebilir.
devamını gör...
lgbt bireylerin evlat edinme hakkı
desteklediğim haktır.
anne ya da babası eşcinsel olan çocuk yok mu sanki? neyini garipsiyorsunuz anlamıyorum. tam olarak size ne onu da anlamıyorum. herkes kendi işine baksa ne güzel olacak.
anne ya da babası eşcinsel olan çocuk yok mu sanki? neyini garipsiyorsunuz anlamıyorum. tam olarak size ne onu da anlamıyorum. herkes kendi işine baksa ne güzel olacak.
devamını gör...
maruz kalınmak istenmeyen sorular
"bergen yok mu biri?" yok ulan yok. sorup durmayın işte. ha bir de bunun evlilik versiyonu var.
aaa şeyi unuttum.. "boyun kaç? neden bu kadar zayıfsın?" allah böyle yaratmış kanka sorma.
aaa şeyi unuttum.. "boyun kaç? neden bu kadar zayıfsın?" allah böyle yaratmış kanka sorma.
devamını gör...
yazarların başına gelen doğaüstü olaylar
bir kız arkadaşım vardı, olmadı yürütemedik ayrıldık. kötü ayrılmadık ama. ( her ne kadar olabiliyorsa kötü olmamak tabii ki) yani ayrılık sırasında, sonrasında da kırmadık üzmedik birbirimizi. aradan 3 sene filan geçti, bu birlikteliğimiz sırasında bana deriden çok güzel bir bileklik yapmıştı, ben de çok yıpranmasına rağmen neredeyse hiç çıkarmadım, çok güzeldi çünkü. arada ona bakar aklıma o gelirdi, gülümserdim. geçtiğimiz ocak ayında bir sabah uyandım, o bileklik yatağı toplarken gözüme ilişti, kopmuştu. üzüldüm ama çok düşünmedim üzerinde, dediğim gibi çok yıpranmıştı çünkü, olağan karşıladım, "belki tamir ederim" diye bi yere kaldırdım.
öğlene doğru telefon çaldı, eski kız arkadaşımın kız kardeşi, hayırdır diye açtım, ağlıyor ama nasıl? "urlalı abi, ablam trafik kazası geçirdi nolur gel", arabaya atladım gittim hastaneye ama maalesef kurtarılamadı, o akşama doğru vefat etti.
tesadüf müdür, başka birşey midir bilmiyorum ama aradan aylar geçti, hâlâ o bilekliği ve o günü hatırlayınca bir tuhaf olurum
( sonradan öğrendim, kaza anı ve benim uyanıp yatakta bilekliği görmem zamanları da hemen hemen aynı, arada 5 dakika yok.)
öğlene doğru telefon çaldı, eski kız arkadaşımın kız kardeşi, hayırdır diye açtım, ağlıyor ama nasıl? "urlalı abi, ablam trafik kazası geçirdi nolur gel", arabaya atladım gittim hastaneye ama maalesef kurtarılamadı, o akşama doğru vefat etti.
tesadüf müdür, başka birşey midir bilmiyorum ama aradan aylar geçti, hâlâ o bilekliği ve o günü hatırlayınca bir tuhaf olurum
( sonradan öğrendim, kaza anı ve benim uyanıp yatakta bilekliği görmem zamanları da hemen hemen aynı, arada 5 dakika yok.)
devamını gör...
deli dana hastalığı
deli dana, hayvanlarda ortaya çıkan ve hayvanlardan insanlara bulaşan bir beyin iltihabı hastalığıdır. bu hastalık, o zamana kadar besinlerini güvenle satın alıp tüketen tüketicinin gıdanın güvenliğine dair şüpheye düşmesi noktasında da önemli bir olaydır.
hastalık 1980'lerde büyük britanya'da sığır yemleri için mevcut yasaların esnetilmesiyle ortaya çıktı. yani hastalık doğal bir sürecin sonucu değil. oluşum nedeni açısından önemli çünkü devlet bireysel tüketicilerin değil endüstriyel üretimin çıkarları için üretim standartlarının düşürülmesine izin verdi. yasaların gevşetilmesiyle birlikte hayvanlar kendi türlerinin vücut parçalarını yem olarak tükettiler. biraz daha detaylandırırsak, et üretiminde kullanılan sığırların kemik, et kalıntıları diğer sığırların yemlerine karıştırılıp yediriliyordu oysa bu hayvanlar otçuldu. et endüstrisi otçul canlıya kendisini yediriyordu ve bu canlılardan yine et endüstrisinde faydalanılıyordu. üreticiler ilk etapta şartların gerektirdiği gibi davrandıklarına inanıyordu. devlet de bu gevşetmelerin ürün çeşitliliğini artıracağını düşünüyordu. güvene dayalı besin alışverişi söz konusu olduğu için tüketici bu durumdan şüphelenmeden ürünleri satın almaya devam etti. oysa özellikle en ucuz ürünler hayvanlardaki bu beslenme şekli nedeniyle riskliydi ve yoksul tüketici de gıda güvenliğinin korunduğunu zannederek bu ürünleri tercih ediyordu. ve deli dana hastalığı bulaşmış hayvanları tüketen insanlarda da hastalığın insanlardaki ismiyle "cjd: creutzfeld-jakop disease/hastalığı" ortaya çıktı.
tam olarak nedir bu hastalık? cjd'de belirtilerin görülmesi 10-20 yıl arasında değişirken bu süre 40 yıla kadar çıkabilir. hastalık bir virüs ya da bakteriyle değil vücudumuzda bulunan "prion" proteinin mutasyona uğramasıyla ortaya çıkar. zamanla beyinde boşluklar oluşmasına ve beyinde süngerleşme durumuna neden olur. hastalığın belirti göstermesi yıllar alabilir. tanı koyulması bile çok güç olan bu hastalığın gelişmiş bir tedavisi yoktur. hastalığın görülme sıklığı milyonda bir olarak belirtilmiştir. ilk belirtileri depresyon, hafıza kaybı, uyku bozukluğu gibi etkilerdir. daha sonra bu belirtiler aniden katlanarak etki alanını genişletir ve hastanın bütün fonsiyonlarını etkiler.
hastalık 1980'lerde büyük britanya'da sığır yemleri için mevcut yasaların esnetilmesiyle ortaya çıktı. yani hastalık doğal bir sürecin sonucu değil. oluşum nedeni açısından önemli çünkü devlet bireysel tüketicilerin değil endüstriyel üretimin çıkarları için üretim standartlarının düşürülmesine izin verdi. yasaların gevşetilmesiyle birlikte hayvanlar kendi türlerinin vücut parçalarını yem olarak tükettiler. biraz daha detaylandırırsak, et üretiminde kullanılan sığırların kemik, et kalıntıları diğer sığırların yemlerine karıştırılıp yediriliyordu oysa bu hayvanlar otçuldu. et endüstrisi otçul canlıya kendisini yediriyordu ve bu canlılardan yine et endüstrisinde faydalanılıyordu. üreticiler ilk etapta şartların gerektirdiği gibi davrandıklarına inanıyordu. devlet de bu gevşetmelerin ürün çeşitliliğini artıracağını düşünüyordu. güvene dayalı besin alışverişi söz konusu olduğu için tüketici bu durumdan şüphelenmeden ürünleri satın almaya devam etti. oysa özellikle en ucuz ürünler hayvanlardaki bu beslenme şekli nedeniyle riskliydi ve yoksul tüketici de gıda güvenliğinin korunduğunu zannederek bu ürünleri tercih ediyordu. ve deli dana hastalığı bulaşmış hayvanları tüketen insanlarda da hastalığın insanlardaki ismiyle "cjd: creutzfeld-jakop disease/hastalığı" ortaya çıktı.
tam olarak nedir bu hastalık? cjd'de belirtilerin görülmesi 10-20 yıl arasında değişirken bu süre 40 yıla kadar çıkabilir. hastalık bir virüs ya da bakteriyle değil vücudumuzda bulunan "prion" proteinin mutasyona uğramasıyla ortaya çıkar. zamanla beyinde boşluklar oluşmasına ve beyinde süngerleşme durumuna neden olur. hastalığın belirti göstermesi yıllar alabilir. tanı koyulması bile çok güç olan bu hastalığın gelişmiş bir tedavisi yoktur. hastalığın görülme sıklığı milyonda bir olarak belirtilmiştir. ilk belirtileri depresyon, hafıza kaybı, uyku bozukluğu gibi etkilerdir. daha sonra bu belirtiler aniden katlanarak etki alanını genişletir ve hastanın bütün fonsiyonlarını etkiler.
devamını gör...
haluk levent'in yurtdışına yerleşmesi
adam tek başına ülkenin dertlerine derman olmaya çalışıyor ,nice insana ve kuruma faydası dokundu. orman yangınları için kendi cebinden uçak kiraladı ama tweet'inin altına bi tane geri zekalı geliyor doğuya niye uçak kiralamadın diye soruyor. ülkede devletin ilgilenmesi gereken bir durum olunca angut twitter tayfası direkt olarak @ahbap @haluklevent etiketleriyle aslında kendi görevi olmayan bir işi yapması için adamı baskı altına alıyor yapmayınca daha doğrusu yapamayınca da linçliyor. adamı hem destekleyenler hem desteklemeyenler toksik yani . yıprandı ve doğal olarak da artık tüm bu saçma eylemlerden uzak bir hayat istiyor. bugüne kadar yaptıkların için teşekkür ederiz , yolun açık olsun.
devamını gör...
23 nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramı
23 nisanı, 19 mayısı, 30 ağustosu, 29 ekimi ve bize unutturulmaya çalışılan diğer değerlerimizi unutturamadıkları, yine coşkuyla hep beraber kutladığımız, yine ponpon kız olduğumuz, stadyumlara gittiğimiz günler görme umuduyla hepimizin ulusal egemenlik ve çocuk bayramı kutlu olsun. içinizdeki çocuğun neşesi hiç bitmesin.
devamını gör...
28 nisan 2021 bakan koca'nın açıklamaları
ülkemizdeki vaka sayılarının ve kayıpların artmasını engellemek için bir kez daha kısıtlamaları sıkılaştırdık.
kısıtlamalara hep birlikte uymalıyız. bu süreci kısaltmak için yapmamız gereken kısıtlamalara ve tedbirlere uymak gerekiyor.
aşı tedariki önümüzdeki 2 ay için güçleşiyor ancak sonrasında aşı bolluğu yaşanması bekleniyor. sputnik v aşısından 6 ay içerisinde 50 milyon doz almak üzere anlaştık. ilk sevkiyat mayıs ayı içinde gerçekleşecektir. ayrıca bu aşının ülkemizde üretilmesi için de teknoloji transferi yapılacaktır.
haziran ayı itibarıyla da biontech aşısının teslim alınan miktarı 30 milyonu geçmiş olacak. biontech aşısının iki dozu arasındaki sürenin 6-8 hafta olarak uygulanmasına karar verilmiştir. bugün yaptığımız bilim kurulu toplantısında aşıyı geliştiren prof. dr. uğur şahin hocamızın da görüşünü alarak biontech aşısının iki dozunun uygulanması arasındaki sürenin 6-8 hafta olarak uygulanmasına karar verilmiştir.
yerli gücümüz yerli aşılarımız sahaya çıkmaya hazırlanıyor.
yerli inaktif aşımız faz ıı denemelerini tamamladı. sonuçların değerlendirilmesini takip eden önümüzdeki birkaç gün içinde faz ııı denemelerinin hazırlıkları başlayacaktır. bu yaygın kullanım öncesi son aşamadır.
ikinci inaktif aşımız ise ankara şehir hastanesi klinik araştırma merkezinde faz ı aşamasına başlamış ve ilk gönüllülerinin aşılanmasını tamamlamıştır.
faz ı çalışması devam eden bir diğer aşı adayımız olan virüs benzeri parçacık aşısı ise ilk gönüllülerinin tamamını aşılamış durumdadır. mayıs ayı sonunda faz ıı çalışmasına geçilmesi hedeflenmektedir.
ıntranazal uygulanacak aşı adayımız için ise faz ı çalışması için araştırma ürünü üretilmiştir. gerekli testler tamamlandıktan sonra faz ı çalışmasına başlanacak.
adenövirüs temelli vektör aşı adayımız ise üretilmiş ve faz ı aşamasına ulaşmıştır.
şu an ülkemizde en çok görülen mutasyon türü ingiltere varyantıdır. bunun yanında brezilya ve güney afrika varyantları da görülmüştü. son olarak istanbul’da 5 vatandaşımızda hindistan varyantı da gözlendi. ülkemizde bu varyant ilk kez görüldü ve vakalar izolasyon altında takip edilmektedir.
buradan
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
umut ile umutsuzluğun karşı karşıya..
sürekli bir içsel çatışma içinde. ben hangisi olmalıyım kendime bunu yapmamalıyım deyip umut balonunu tutmakla boğuşuyorsun. tamam her şey'i yapabilecek güçteyim ama başarısızlık, beceriksizlik ve ait olamama duygusu hırpalamaz mı insanı? katlanamadığın düşünceler seni yeterince zorlarken devam edilmesi gereken hayatı düşünmek. o kadar yüzeysel, duygusuzca temel iç güdülerinle güdülmeyi beklemek bana cazip gelmiyor. bir arayışımız var ama belli sınırlar içinde. yeterince özgür kararlar verememek hem cesaretsizliğin hem daha kötüsü olma korkusuna düşürüyor. korkularla yaşıyorum. bunu yazarken ilk defa yaşıyoruz demeden kendim ile yüzleşerek yazdım. benim korkularım sahip çıkarım onlara. umudum var benim onları yenmeye olan inancım diyelim. sınırlardan çıkasım geliyor yüreğim pır pır ve yüreğim her defasında ağzımda. bu iki duyguyuda çok güçlü yaşıyorum. hem umudu hem umutsuzluğu..
sürekli bir içsel çatışma içinde. ben hangisi olmalıyım kendime bunu yapmamalıyım deyip umut balonunu tutmakla boğuşuyorsun. tamam her şey'i yapabilecek güçteyim ama başarısızlık, beceriksizlik ve ait olamama duygusu hırpalamaz mı insanı? katlanamadığın düşünceler seni yeterince zorlarken devam edilmesi gereken hayatı düşünmek. o kadar yüzeysel, duygusuzca temel iç güdülerinle güdülmeyi beklemek bana cazip gelmiyor. bir arayışımız var ama belli sınırlar içinde. yeterince özgür kararlar verememek hem cesaretsizliğin hem daha kötüsü olma korkusuna düşürüyor. korkularla yaşıyorum. bunu yazarken ilk defa yaşıyoruz demeden kendim ile yüzleşerek yazdım. benim korkularım sahip çıkarım onlara. umudum var benim onları yenmeye olan inancım diyelim. sınırlardan çıkasım geliyor yüreğim pır pır ve yüreğim her defasında ağzımda. bu iki duyguyuda çok güçlü yaşıyorum. hem umudu hem umutsuzluğu..
devamını gör...
ben kime ne anlatıyorum hissiyatı
çokça yaşamışımdır bu hissi. o anda tamam paşam sen haklısın deyip hayatıma devam ederim.
devamını gör...
sualtı fotoğrafçılığı
sualtında fauna ve floranın belge olarak fotoğraflanması yanısıra doğal ortamda olmayan eşyalarında indirilerek editorial fotoğraflar elde etmeyi amaçlayan bir fotoğraf sanatı dalıdır. william thompson tarafından 1856da ilk sualtı fotoğrafı çekilmiş louis boutan 1890 da ise ilk başarılı sualtı fotoğrafı çekilmiştir. sualtı fotoğrafçılığı için ekipmandan önce iyi bir dalıcı ( aletli dalış= scuba) ve sualtına yatkın olmak gerekir. sualtı fotğrafçığında öncelik makro çekimler olduğu için makro lens ve flaş parkuru olmalıdır. dslr makinalar aynasızlara göre daha ağır olmasına karşın sunduğu lens çeşitliliği ve housing uyumluluğu yüzünden avantajı yüksektir. belgelemek amacıyla fotoğraf çekimi için öncelik sualtı canlılarını tanımaktır. doğaları, davranışları ve yaşam alanlarına ilişkin elde edilecek hertürlü bilgi kaliteli fotoğraflar çıkmasına yardımcı olur. bununla birlikte özellikle makro çekimlerde f/9 f/11 diyafgram ile minimum 1/100 sn enstantene, yüksek ıso ( noise yapmayan başarılı bodylerde olmazsa olmaz) ve etkin flash kullanımı çarpıcı fotoğraf elde etme şansını arttırır.
bununla birlikte editorial olarak modelli sanatsal çekimlerde ise türbidite si düşük, doğal ışığın girdiği derinliklerde yapılan çarpıcı kareler elde edlmektedir. dünyanın değişik yerlerdinde ( kızıldeniz, güney amerika, phuket, karayip adaları vb.) çok etkin fotoğraflar elde edilmektedir. türkiyede sufod altında örgütlenmiş olan çok başarılı sualtı fotoğrafçıları bulunmaktadır. batıklarda yapılan sanatsal çekimlerde ayrı göz alıcı olup, ülkemizde özelikle kaş /kalkan civarında etkin biçimde yapılmaktadır.
bununla birlikte editorial olarak modelli sanatsal çekimlerde ise türbidite si düşük, doğal ışığın girdiği derinliklerde yapılan çarpıcı kareler elde edlmektedir. dünyanın değişik yerlerdinde ( kızıldeniz, güney amerika, phuket, karayip adaları vb.) çok etkin fotoğraflar elde edilmektedir. türkiyede sufod altında örgütlenmiş olan çok başarılı sualtı fotoğrafçıları bulunmaktadır. batıklarda yapılan sanatsal çekimlerde ayrı göz alıcı olup, ülkemizde özelikle kaş /kalkan civarında etkin biçimde yapılmaktadır.
devamını gör...
ikinci bahar
dizisi ayrı güzeldir, şarkısı ayrı güzel. biraz geçmişe gidelim ve sezen aksunun diziye konuk olduğu, ikinci bahar şarkısını söylediği anları ziyaret edelim.
“gözümden, dilimden, sakınır saklar
bugünki aklımla severim şimdi.”
“gözümden, dilimden, sakınır saklar
bugünki aklımla severim şimdi.”
devamını gör...
rte’nin 7 yıldır 23 nisan’da anıtkabir’e gitmemesi
atamın yanına düzgün insanlar gitse yeterli onlara ihtiyaç yok. buradan 23 nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramınızı kutluyorum.
devamını gör...
gece aya bakmak için kalkmak
sözlükte bu kadar lirik, romantik başlık açıldı mı? bilmiyorum. aslında herkes en az bir kez yapmıştır. yeryüzünde bulamadığın huzuru gece o büyük ışık demetinde aramak. hiçliğini hissetmek, haddini bilmek. ve kimseyi rahatsız etmeden geri yatmak ne büyük mutluluk.
devamını gör...
öskemek
ahmed arif'in leylim leylim kitabında leyla erbil'e yazdığı mektuplarda özlemek kelimesi yerine kullandığı kelime.
içinde mektup olan kitapları çok severim ama leylim leylim'in yeri bende ayrıdır.
içinde öskemek geçen küçük bir pasaj bırakayım aşağıya;
"çok öskedim seni. öskedim, bizim doğu diyalektinde özledim demektir. neyini, nereni, hangi halini desem ki? sesini öskedim örneğin. yüzünü, şeytan çocuk gülüşünü, öfkeni, yeryüzünü ve kaskatı canımı ısıtan varlığını. şükür varsın. oturup nasılsın diye açabilir insan. sevinebilir, övünebilir, ağlayabilir insan. ne tuzsuz şeydi şu dünya be. geldin, buldun, şenlendirdin, insan ettin beni. yemeyip-içmeyip, yatmayıp-uyumayıp, seni anlatmalı bu yürek. senden bir ricada bulunucam ama en iyisi şimdilik susmak. mâdem sen sözünde durmadın ben de sürpriz yapıcam! şaşırtıcam seni! hem böylesi şeyler gevezeliğe gelmez, tadı kaçar sonra... gene de ödeyemem. böylesi daha güzel. sana mahkûm kalmak güzel. gözlerinden öperim. n'olur yaz."
içinde mektup olan kitapları çok severim ama leylim leylim'in yeri bende ayrıdır.
içinde öskemek geçen küçük bir pasaj bırakayım aşağıya;
"çok öskedim seni. öskedim, bizim doğu diyalektinde özledim demektir. neyini, nereni, hangi halini desem ki? sesini öskedim örneğin. yüzünü, şeytan çocuk gülüşünü, öfkeni, yeryüzünü ve kaskatı canımı ısıtan varlığını. şükür varsın. oturup nasılsın diye açabilir insan. sevinebilir, övünebilir, ağlayabilir insan. ne tuzsuz şeydi şu dünya be. geldin, buldun, şenlendirdin, insan ettin beni. yemeyip-içmeyip, yatmayıp-uyumayıp, seni anlatmalı bu yürek. senden bir ricada bulunucam ama en iyisi şimdilik susmak. mâdem sen sözünde durmadın ben de sürpriz yapıcam! şaşırtıcam seni! hem böylesi şeyler gevezeliğe gelmez, tadı kaçar sonra... gene de ödeyemem. böylesi daha güzel. sana mahkûm kalmak güzel. gözlerinden öperim. n'olur yaz."
devamını gör...


