geceye bir şarkı bırak
barış manço-trip.
devamını gör...
iki dirhem bir çekirdek
eskiden kullanılan bir ölçü birimi olan okka, bugünkü ölçülerle 1283 grama denk gelmektedir. okkanın dört yüzde birine dirhem denilmektedir. dirhem hassas bir ölçü birimidir ancak çok daha hassas ölçümler için ayrıca çekirdek kullanılmıştır. çekirdek ise beş santigrama denk gelmektedir. işte o zamanların en değerli parası olan bir osmanlı altını toplam iki dirhem bir çekirdek ağırlığa sahiptir. güzel giyinmiş, süslenmiş, şık kıyafetli insanlara yakıştırılan bu deyim, mecazi olarak altın gibisin demek için kullanılır.
devamını gör...
olgun insanın özellikleri
olgun: bilgi, görgü ve hoşgörüsü gereği kadar gelişmiş, ağırbaşlı kimse. olgunun sözlük manası budur.
cemil meriçe göre “ olgunlaşmak kalbin daha hassas, kanın daha sıcak, zekânın daha işlek, ruhun daha huzurlu olması demek.”
cemil meriç çok kapsamlı bir tanım yapmış.
bana göre de olgunlaşan insan kin gütmeyip affeden, farklılıklara saygı duyan, farklı fikirlere ve yaşantılara açık olan, ön yargılarından büyük oranda kurtulmuş, mutluluğu içinde bulabilen, ailenin kıymetini anlayıp gereken önemi gösterebilendir.
cemil meriçe göre “ olgunlaşmak kalbin daha hassas, kanın daha sıcak, zekânın daha işlek, ruhun daha huzurlu olması demek.”
cemil meriç çok kapsamlı bir tanım yapmış.
bana göre de olgunlaşan insan kin gütmeyip affeden, farklılıklara saygı duyan, farklı fikirlere ve yaşantılara açık olan, ön yargılarından büyük oranda kurtulmuş, mutluluğu içinde bulabilen, ailenin kıymetini anlayıp gereken önemi gösterebilendir.
devamını gör...
faydalı mobil uygulamalar
(bkz: seek)
etrafınızda görüp de ne olduğunu merak ettiğiniz tüm bitki ve hayvanların isimlerini, türlerini, sınıflarını gösteren uygulama. telefonunuzun kamerasını kullanıyor. öğrenmek istediğiniz bitki ya da hayvana kameranızı gösteriyorsunuz ve uygulama arka planda çalışan arama motoruyla size bu canlıyı tanımlıyor.
etrafınızda görüp de ne olduğunu merak ettiğiniz tüm bitki ve hayvanların isimlerini, türlerini, sınıflarını gösteren uygulama. telefonunuzun kamerasını kullanıyor. öğrenmek istediğiniz bitki ya da hayvana kameranızı gösteriyorsunuz ve uygulama arka planda çalışan arama motoruyla size bu canlıyı tanımlıyor.
devamını gör...
botulizm
clostridium botulinum bakterisi tarafından ürettiği bir toksinden kaynaklanan gıda zehirlenmesidir. insan ve hayvan sinir sitemini etkiler. böylece solunum ve kas felcine sebep olabilir.
nedeni genel olarak gıdaların düşük sıcaklıkta pişirilip, sonrasında konserve edilmesi ile yenilen besinlerden kaynaklanır. genellikle, yeşil fasülye, ıspanak, mantar, pancar, konserve ton balığı, isli balık, sucuk, salam ve sosis gibi besinlerde görülür.
c. botulinum bakterisi sporları oksijensiz solunum yaptığından; 85c* sıcaklıkta en az 5 dakika pişirme suretiyle ölür.
türkiyede çok sayıda vaka görülmektedir. özellikle süzme yoğurt, yeşil fasülye, domates salçası konservelerini evde yapan bir kaç kişi teşhis edilmiştir.
o sebeple konservelerinizi iyi pişirin arkadaşlar, tüp fiyatları pahalı, farkındayım ama, kaynar kaynamaz ocaktan indirip konserve yapmayın, kapak tutsa da oksijensiz ortamda üreyebiliyor meretler... iyice yüksek ateşte pişirip, öyle kavanozlayın...
kötü bir örnekle tezimizi perçinleyelim.
2017 yılında adana'lı bir aile domates konservesi ile menemen yapmış, rahatsızlanmış ve hastaneye kaldırılmıştır. botulizm hastalığı teşhisi konulan 4 kişilik ailenin tüm fertleri ne yazık ki, 1.5 ay yaşam savaşı verdikten sonra hakkın rahmetine kavuşmuştur.
www.sabah.com.tr/yasam/2017...
nedeni genel olarak gıdaların düşük sıcaklıkta pişirilip, sonrasında konserve edilmesi ile yenilen besinlerden kaynaklanır. genellikle, yeşil fasülye, ıspanak, mantar, pancar, konserve ton balığı, isli balık, sucuk, salam ve sosis gibi besinlerde görülür.
c. botulinum bakterisi sporları oksijensiz solunum yaptığından; 85c* sıcaklıkta en az 5 dakika pişirme suretiyle ölür.
türkiyede çok sayıda vaka görülmektedir. özellikle süzme yoğurt, yeşil fasülye, domates salçası konservelerini evde yapan bir kaç kişi teşhis edilmiştir.
o sebeple konservelerinizi iyi pişirin arkadaşlar, tüp fiyatları pahalı, farkındayım ama, kaynar kaynamaz ocaktan indirip konserve yapmayın, kapak tutsa da oksijensiz ortamda üreyebiliyor meretler... iyice yüksek ateşte pişirip, öyle kavanozlayın...
kötü bir örnekle tezimizi perçinleyelim.
2017 yılında adana'lı bir aile domates konservesi ile menemen yapmış, rahatsızlanmış ve hastaneye kaldırılmıştır. botulizm hastalığı teşhisi konulan 4 kişilik ailenin tüm fertleri ne yazık ki, 1.5 ay yaşam savaşı verdikten sonra hakkın rahmetine kavuşmuştur.
www.sabah.com.tr/yasam/2017...
devamını gör...
petite fleur
chris barber ın 1952 yılında yorumladığı,
alternatif jazz türünde şarkıdır.
bakınız
ayrıca jill barber,
2013 yılında çıkarmış olduğu chansons albümünde tekrar seslendirerek günümüze özgü formlara getirmiştir.
bakınız
4 eylül 1920 doğumlu fernand bonifay harika eserin söz yazarıdır.
fransızca orjinal sözleri bu şekilde olup,
j'ai caché
mieux que partout ailleurs
au jardin de mon cœur
une petite fleur
cette fleur
plus jolie qu'un bouquet
elle garde en secret
tous mes rêves d'enfant
l'amour de mes parents
et tous ces clairs matins
faits d'heureux souvenirs lointains
quand la vie
par moment me trahit
tu restes mon bonheur
petite fleur
sur mes vingt ans
je m'arrête un moment
pour respirer
ce parfum que j'ai tant aimé
dans mon cœur
tu fleuriras toujours
au grand jardin d'amour
petite fleur
prends ce présent
que j'ai toujours gardé
même à vingt ans
je ne l'avais jamais donné
n'aies pas peur
cueillie au fond d'un cœur
une petite fleur
jamais ne meurt
türkçe çevirisi şöyledir;
küçük çiçek
herhangi bir yerden
daha iyi bir yerde sakladım
küçük bir çiçeği
kalbimin bahçesinde
bir buketten daha sevimli
bu çiçek
bütün çocukluk anılarımı
saklıyor içinde
ve anne babamın aşkını
ve bütün bu aydınlık sabahları
mutlu uzak anıların oluşturduğu
yaşam beni aldatsa da
bir an için
sen benim mutluluğumsun
küçük çiçek
bir an için geri çağırabilsem
yirmi yaşlarımı
o kadar sevdiğim bu parfümü
koklamak için
sen benim kalbimde
hep çiçek açacaksın
aşkın büyük bahçesinde
küçük çiçek
hep sakladığım
bu armağanı al
yirmi yaşımda bile
onu kimseye vermemiştim
korkma
bir kalbin derinlerinden koparılan
küçük bir çiçek
asla ölmez..
alternatif jazz türünde şarkıdır.
bakınız
ayrıca jill barber,
2013 yılında çıkarmış olduğu chansons albümünde tekrar seslendirerek günümüze özgü formlara getirmiştir.
bakınız
4 eylül 1920 doğumlu fernand bonifay harika eserin söz yazarıdır.
fransızca orjinal sözleri bu şekilde olup,
j'ai caché
mieux que partout ailleurs
au jardin de mon cœur
une petite fleur
cette fleur
plus jolie qu'un bouquet
elle garde en secret
tous mes rêves d'enfant
l'amour de mes parents
et tous ces clairs matins
faits d'heureux souvenirs lointains
quand la vie
par moment me trahit
tu restes mon bonheur
petite fleur
sur mes vingt ans
je m'arrête un moment
pour respirer
ce parfum que j'ai tant aimé
dans mon cœur
tu fleuriras toujours
au grand jardin d'amour
petite fleur
prends ce présent
que j'ai toujours gardé
même à vingt ans
je ne l'avais jamais donné
n'aies pas peur
cueillie au fond d'un cœur
une petite fleur
jamais ne meurt
türkçe çevirisi şöyledir;
küçük çiçek
herhangi bir yerden
daha iyi bir yerde sakladım
küçük bir çiçeği
kalbimin bahçesinde
bir buketten daha sevimli
bu çiçek
bütün çocukluk anılarımı
saklıyor içinde
ve anne babamın aşkını
ve bütün bu aydınlık sabahları
mutlu uzak anıların oluşturduğu
yaşam beni aldatsa da
bir an için
sen benim mutluluğumsun
küçük çiçek
bir an için geri çağırabilsem
yirmi yaşlarımı
o kadar sevdiğim bu parfümü
koklamak için
sen benim kalbimde
hep çiçek açacaksın
aşkın büyük bahçesinde
küçük çiçek
hep sakladığım
bu armağanı al
yirmi yaşımda bile
onu kimseye vermemiştim
korkma
bir kalbin derinlerinden koparılan
küçük bir çiçek
asla ölmez..
devamını gör...
adaptif optik
sintilasyondan kurtulmayı sağlayan, teleskop, mikroskop gibi optik aletlerde kullanılan teknoloji. uyarlanabilir optik adıyla da bilinir.
atmosfer kaynaklı ışık bozulmaları, aynalar aracılığıyla gelerek bir bilgisayar tarafından ölçülerek kaydedilir. bilgisayar ölçülen bozulmalara göre aynalarda düzeltme sağlar. bozulmanın kaydedilebilmesi için ya özellikleri iyi bilinen yıldızlar kullanılır ya da yapay yıldız olarak lazer ışıkları aracılığıyla işlem gerçekleştirilir.
lazer kullanan bir teleskop:
atmosfer kaynaklı ışık bozulmaları, aynalar aracılığıyla gelerek bir bilgisayar tarafından ölçülerek kaydedilir. bilgisayar ölçülen bozulmalara göre aynalarda düzeltme sağlar. bozulmanın kaydedilebilmesi için ya özellikleri iyi bilinen yıldızlar kullanılır ya da yapay yıldız olarak lazer ışıkları aracılığıyla işlem gerçekleştirilir.
lazer kullanan bir teleskop:
devamını gör...
kadınların sarışın ve mavi gözlü erkek takıntısı
bahsedilen türk kadını ise katılmadığım önerme . türk kadını esmer kirli sakallı erkeklerden hoşlanır .
devamını gör...
fc barcelona
türkiyedeki barcelona taraftarları yüzünden menfi hislerimin artmasına sebep olan takım.
son yıllarda , dünya futbolu, barça ile yatıyor, barça ile kalkıyor. elbette kimin kimle yatıp kalktığı bizi alâkadar etmez. nethekim özel hayatın gizliliği denen bir realite var.
kimileri bu takımı asrın takımı ilan ederken, kimileri de böyle bir takımın bir daha yer yüzünde boy gösteremeyeceğini iddia ediyor. görüştür saygı duyduk diyelim-
bunu yaparken de, barça'ya atfedilen kutsiyetin biri bin para. hele ülkemizdeki barça fanatikleri ki, biz onlara barçala behçet diyoruz, gemi azıya almışlar sallıyorlar da sallıyorlar.
yok efendim barça ezilenlerin takımıymış da, soldan soldan geliyormuş da, faşizme karşı omuz omuzaymış da. sanırsınız ki, takımı marx amca kurmuş, engels amca da ikinci başkanı.
evet ret edemeyeceğimiz bazı tarihi enstrümanlar mevcut. ama popodan üfürmek suretiyle, dilden dile aktarılan ve gerçekleri ters yüz eden efsaneleştirme çabaları bu enstrümanların da bozuk ses vermesine neden oluyor.
bu sebeple, bazı hususları barçala behçetlere hatırlatmayı bir görev addederiz;
barcelona'yı katalanlar kurmadı. an itibarıyla milli takım gözüyle baktıkları ve sonsuz bağlılık duydukları bu takımın harcında katalan parmağı yok. gamper katalan değil, kurucular arasında da, o çok nefret ettikleri ispanyollar var.
yani nereden tutarsanız tutun kuruluş elde kalıyor. efsane ölü doğuyor.
elbette ki ispanya iç savaşı dönemindeki tutumları ve mücadelelerini saygı ile karşılıyoruz amma velâkin bu tarz meselelere mabadi düzlemden değil, gerçeklerden hareket ederek bakmak gerektiğine inanıyoruz.
gelelim ikinci hatırlatmamıza, katalanları ezilen olarak görmek kadar uçuk bir düşünce olamaz. böyle düşünüyorsanız hayatınız da hiç katalan görmemişsiniz demektir. görmüşseniz de kesinlikle körsünüz ya da analiz yeteneğiniz sıfır! katalanlar kadar kibirli ve burnu havada elemanlar görmek şu fani dünyada çok zor. gerek taraftar profili gerekse halk profili tepeden bakmak suretiyle kendilerini olimpos'un tepesine oturmuş zeus'un başparmağındaki nasır zannetmekle meşgul.
bölgenin gelişmişlik düzeyi çok yüksek ve ispanya geneline oranla da, yaşam standartları bire beş veriyor. yani geldiğimiz nokta da ezen- ezilen çelişkisi falan yok. bu basit palavradan öteye gitmiyor. madrid'e faşist takım diye lanet yağdıran barçala behçetler, mikro milliyetçi, mabadı kalkık tempra modunda, ortada arzı endam eden katalanlara tapıyor ya ifrit oluyorum arkadaş.
ayıp ediyorsunuz barçala behçetler! atlethic bilbao'ya ayıp ediyorsunuz. roma'ya ayıp ediyorsunuz. livorno'ya ayıp ediyorsunuz. gerçek anlamda halk takımı olan takımlara, sınıfsal mücadele de simgeleşen camialara ayıp ediyorsunuz. yalan yanlış bilgi höpürdetmeleriyle barça aşkınızı millete angaje etmeye çalışıyorsunuz ya ayıbın kuyruklusunu kendinize ediyorsunuz.
sizlerin sayesinde ''içimde ki barça aşkı bambaşka o büyük taraftarınla çok yaşa (...)'' tezahüratını seslendirmeden duramıyorum. barça'yı izlediğim her maç rakip takım golü attığında sevinçten kendimi kaybetmemin sebebi sizsiniz ve bu itici tavırlarınız. bulmuşsunuz hemen hemen her maçını kazanan bir jenerasyon dayamışsınız sırtınızı ona, barçalıyım diye ortalıkta bu yalanlarla birlikte geziyorsunuz. oynadıkları futboldan zevk alanları ise tenzih ediyorum. ne de olsa göz pası silmek möhim bir mesele.
neyse efendim işte böyle. ''barçala behçet''lerin sayesinde bir numaralı barça düşmanı oldum. ha şunu da hatırlatmadan geçemeyeceğim real'den hiç mi hiç haz etmem.
oh be içimi döktüm rahatladım.
ha bu arada azalarak bitmeye başladıklarının da altını çizmem lazım. bahsettiğim dönem takriben son 10 yıllık dönem. xavi yok artık, iniesta yok. messi de yolcu. biraz durulurlar diye ümit ediyorum. azıcık kafamız rahat eder *
son yıllarda , dünya futbolu, barça ile yatıyor, barça ile kalkıyor. elbette kimin kimle yatıp kalktığı bizi alâkadar etmez. nethekim özel hayatın gizliliği denen bir realite var.
kimileri bu takımı asrın takımı ilan ederken, kimileri de böyle bir takımın bir daha yer yüzünde boy gösteremeyeceğini iddia ediyor. görüştür saygı duyduk diyelim-
bunu yaparken de, barça'ya atfedilen kutsiyetin biri bin para. hele ülkemizdeki barça fanatikleri ki, biz onlara barçala behçet diyoruz, gemi azıya almışlar sallıyorlar da sallıyorlar.
yok efendim barça ezilenlerin takımıymış da, soldan soldan geliyormuş da, faşizme karşı omuz omuzaymış da. sanırsınız ki, takımı marx amca kurmuş, engels amca da ikinci başkanı.
evet ret edemeyeceğimiz bazı tarihi enstrümanlar mevcut. ama popodan üfürmek suretiyle, dilden dile aktarılan ve gerçekleri ters yüz eden efsaneleştirme çabaları bu enstrümanların da bozuk ses vermesine neden oluyor.
bu sebeple, bazı hususları barçala behçetlere hatırlatmayı bir görev addederiz;
barcelona'yı katalanlar kurmadı. an itibarıyla milli takım gözüyle baktıkları ve sonsuz bağlılık duydukları bu takımın harcında katalan parmağı yok. gamper katalan değil, kurucular arasında da, o çok nefret ettikleri ispanyollar var.
yani nereden tutarsanız tutun kuruluş elde kalıyor. efsane ölü doğuyor.
elbette ki ispanya iç savaşı dönemindeki tutumları ve mücadelelerini saygı ile karşılıyoruz amma velâkin bu tarz meselelere mabadi düzlemden değil, gerçeklerden hareket ederek bakmak gerektiğine inanıyoruz.
gelelim ikinci hatırlatmamıza, katalanları ezilen olarak görmek kadar uçuk bir düşünce olamaz. böyle düşünüyorsanız hayatınız da hiç katalan görmemişsiniz demektir. görmüşseniz de kesinlikle körsünüz ya da analiz yeteneğiniz sıfır! katalanlar kadar kibirli ve burnu havada elemanlar görmek şu fani dünyada çok zor. gerek taraftar profili gerekse halk profili tepeden bakmak suretiyle kendilerini olimpos'un tepesine oturmuş zeus'un başparmağındaki nasır zannetmekle meşgul.
bölgenin gelişmişlik düzeyi çok yüksek ve ispanya geneline oranla da, yaşam standartları bire beş veriyor. yani geldiğimiz nokta da ezen- ezilen çelişkisi falan yok. bu basit palavradan öteye gitmiyor. madrid'e faşist takım diye lanet yağdıran barçala behçetler, mikro milliyetçi, mabadı kalkık tempra modunda, ortada arzı endam eden katalanlara tapıyor ya ifrit oluyorum arkadaş.
ayıp ediyorsunuz barçala behçetler! atlethic bilbao'ya ayıp ediyorsunuz. roma'ya ayıp ediyorsunuz. livorno'ya ayıp ediyorsunuz. gerçek anlamda halk takımı olan takımlara, sınıfsal mücadele de simgeleşen camialara ayıp ediyorsunuz. yalan yanlış bilgi höpürdetmeleriyle barça aşkınızı millete angaje etmeye çalışıyorsunuz ya ayıbın kuyruklusunu kendinize ediyorsunuz.
sizlerin sayesinde ''içimde ki barça aşkı bambaşka o büyük taraftarınla çok yaşa (...)'' tezahüratını seslendirmeden duramıyorum. barça'yı izlediğim her maç rakip takım golü attığında sevinçten kendimi kaybetmemin sebebi sizsiniz ve bu itici tavırlarınız. bulmuşsunuz hemen hemen her maçını kazanan bir jenerasyon dayamışsınız sırtınızı ona, barçalıyım diye ortalıkta bu yalanlarla birlikte geziyorsunuz. oynadıkları futboldan zevk alanları ise tenzih ediyorum. ne de olsa göz pası silmek möhim bir mesele.
neyse efendim işte böyle. ''barçala behçet''lerin sayesinde bir numaralı barça düşmanı oldum. ha şunu da hatırlatmadan geçemeyeceğim real'den hiç mi hiç haz etmem.
oh be içimi döktüm rahatladım.
ha bu arada azalarak bitmeye başladıklarının da altını çizmem lazım. bahsettiğim dönem takriben son 10 yıllık dönem. xavi yok artık, iniesta yok. messi de yolcu. biraz durulurlar diye ümit ediyorum. azıcık kafamız rahat eder *
devamını gör...
türk halkının yüzde 60'ı aptaldır
aziz nesin üstadım tarafından ortaya atılmış doğru önerme.
devamını gör...
hiç bilinen türk ressam olmaması
tabii ki birçok değerli ressamımız vardır ama hangisi bir picasso kadar ünlü olmuştur ki dediten başlık. picasso'dan daha yetenekli olmasına rağmen hem bizim ilgisizliğimizden hem de pazarlama alanındaki beceriksizliğimizden dolayı en değerli ressamlarımız bile sönük bir yıldız gibi kalmıştır ufuklarda.
bir nedeni de özellikle islamiyet sonrası türk devletlerinde resim, heykel gibi sanatların haram olduğunu öne süren sahte hocalardır.
bir nedeni de özellikle islamiyet sonrası türk devletlerinde resim, heykel gibi sanatların haram olduğunu öne süren sahte hocalardır.
devamını gör...
the unforgiven
1991'de metallica'nın çıkardığı albümün en sevilen ve en bilinen parçası.
devamını gör...
küfretmeden hakaret etmek
yaratıcılığını konuşturmaktır.
devamını gör...
orta çağ'da yaşayacak olsan yapacağın meslek
rahibe olurdum. muhtemelen şeytan çıkarma ritüellerini sabote ederdim.
devamını gör...
insanların oynadıkları oyunlar
makinist ile son istasyon radyo yayınında kullanılacak başlıktır.
cumartesiyi pazara bağlayan gece saat 00:00 da sözlük radyosunda. blog.kafasozluk.com/
herkes kendi hayat hikayesinin baş kahramanıdır.
-jhon barth-
fakat diğer insanların hikayelerinde farklı rollere bürünürler.
yüzünüze gülerler, samimi olmasalar bile.
size değer verdiklerini hissettirirler, değer vermeseler bile.
hatta sizi sevdiklerini söylerler, sizden haz etmeseler bile.
bazen ise sebepsizce oynarlar sizinle, sadece eğlencesine.
insanlar böyledir işte, bizler böyleyizdir işte, yaşı fark etmeksizin oyunlar oynarız birbirimiz ile.
gerçek yüzümüzü göstermeyiz asla, çoğu zaman kendimize bile.
korktuğumuzdan belki, belki haz aldığımızdan, belki de alışkanlıktan oyunlar oynarız birbirimiz ile.
çocukken oynan oyunlar, ebelemece, kovalamaca, saklambaç, körebe, evcilik, adam asmaca, kulaktan kulağa, monopoly, altta kalanın canı çıksın. büyüyünce de değişmemiş gibi pekte.
peki ya sence?
cumartesiyi pazara bağlayan gece saat 00:00 da sözlük radyosunda. blog.kafasozluk.com/
herkes kendi hayat hikayesinin baş kahramanıdır.
-jhon barth-
fakat diğer insanların hikayelerinde farklı rollere bürünürler.
yüzünüze gülerler, samimi olmasalar bile.
size değer verdiklerini hissettirirler, değer vermeseler bile.
hatta sizi sevdiklerini söylerler, sizden haz etmeseler bile.
bazen ise sebepsizce oynarlar sizinle, sadece eğlencesine.
insanlar böyledir işte, bizler böyleyizdir işte, yaşı fark etmeksizin oyunlar oynarız birbirimiz ile.
gerçek yüzümüzü göstermeyiz asla, çoğu zaman kendimize bile.
korktuğumuzdan belki, belki haz aldığımızdan, belki de alışkanlıktan oyunlar oynarız birbirimiz ile.
çocukken oynan oyunlar, ebelemece, kovalamaca, saklambaç, körebe, evcilik, adam asmaca, kulaktan kulağa, monopoly, altta kalanın canı çıksın. büyüyünce de değişmemiş gibi pekte.
peki ya sence?
devamını gör...
yaşanmamış olayları yaşanmış gibi anlatmak
çiçekler gibi şizofreni hastası olduğunuzun göstergesidir.
ama yaş aralığınız 2 ile 6 arasındaysa bu tanıyı kaldırıyoruz.
ama yaş aralığınız 2 ile 6 arasındaysa bu tanıyı kaldırıyoruz.
devamını gör...
the matrix
sinema tarihi bu filmden önce ve sonrası olarak ikiye ayrılır.
devamını gör...
#20liyaşlarchallenge
şu sıralarda sosyal medyada dönen, 20'li yaşlardaki fotoların paylaşıldığı "heştek".
yapay zeka hepinizin kodlarını çözüyor benden uyarması..
aa pardon, buradakilerin %90'ı 20'li yaşlardaydı di mi ?
"sorry"
yapay zeka hepinizin kodlarını çözüyor benden uyarması..
aa pardon, buradakilerin %90'ı 20'li yaşlardaydı di mi ?
"sorry"
devamını gör...

