nickaltında övdüğünüz yazarın bozması sonucu yaşanan ikilem
tam tersi bir şekilde nickaltındaki tanımlara bakarak "alla alla kimmiş bu bilgin kişilik" diye araştırıldığında da yaşanılan durumdur. herkes yıkamış allamış ballamış ama ben birşey göremiyorum yazılarında. haliyle alıyor beni bi düşünce; "ya ben malım anlamıyorum, ya da bu sıradan biri ve kankacılık olsun diye şişirilmiş nickaltı."
devamını gör...
çocukken yapılan salaklıklar
bogazda yüzmeyi öğrenmek. iyi ki o akıntıda boğulup ölmedik.
devamını gör...
futbol sahasında görev yaptığınız bölge ve nitelikleriniz
reyizz sedat, düzeni bozacaksa yeniden modern bir ülke olacaksak;
tabi ki sahada ponpon kız olarak, devre aralarında yer alacağım.
üç yaşımdan beri jimnastik eğitimi alıyorum, sonunda bir işe yarayacak olması mutluluk sebebi....
haaa olur da düzen değişmez yeni türkiye kodları ile devam edersek mecburen peçe ve muhafazakar anlayışa uygun dansöz kıyafetimle yine ve yeniden devre aralarında boy göstermeyi düşünüyorum. bülent serttaşın bakmamak için çaba harcadığı, oryantal didem'in ibo show'da giyindiği kıyafet gibi olur sanırsam......
yeni sezonda, yalnızca bacak kasları aşırı güzel olan futbolcuları izlemeyeceğiz, yeni sezonda kadının adı olacak.....
gayretullah'a açılan savaşının güzel sonuçlarını beklemedeyiz.....
tabi ki sahada ponpon kız olarak, devre aralarında yer alacağım.
üç yaşımdan beri jimnastik eğitimi alıyorum, sonunda bir işe yarayacak olması mutluluk sebebi....
haaa olur da düzen değişmez yeni türkiye kodları ile devam edersek mecburen peçe ve muhafazakar anlayışa uygun dansöz kıyafetimle yine ve yeniden devre aralarında boy göstermeyi düşünüyorum. bülent serttaşın bakmamak için çaba harcadığı, oryantal didem'in ibo show'da giyindiği kıyafet gibi olur sanırsam......
yeni sezonda, yalnızca bacak kasları aşırı güzel olan futbolcuları izlemeyeceğiz, yeni sezonda kadının adı olacak.....
gayretullah'a açılan savaşının güzel sonuçlarını beklemedeyiz.....
devamını gör...
hilbert uzayı
lineer bir vektör uzayının özelliklerini taşırken buna ek olarak iç çarpımlarla yapılan işlemlerden kaynaklanan özellikleri de bulunduran ve kuantum mekaniğinde kullanılan soyut vektör uzayı.
kuantum mekaniğindeki sistemlerin olası durumları, hilbert uzayı vektörleriyle tanımlanır. bu vektörler uzunluk ve açı ölçümüne izin verdiğinden atomaltı dünyada kullanışlıdır.
kuantum mekaniğindeki sistemlerin olası durumları, hilbert uzayı vektörleriyle tanımlanır. bu vektörler uzunluk ve açı ölçümüne izin verdiğinden atomaltı dünyada kullanışlıdır.
devamını gör...
bu başlıkta kendimizi kandırıyoruz
aslansın kaplansın
devamını gör...
kamran usluer
şu an hayatta olmayan sinema ve seslendirme sanatçısı.
kemal sunal'ı çaycı olarak izlediğimiz yoksul filminde patronunu oynayan yaman okay'ın sülüman bey rolünün seslendirmesi kendisine ait.
kemal sunal'ı çaycı olarak izlediğimiz yoksul filminde patronunu oynayan yaman okay'ın sülüman bey rolünün seslendirmesi kendisine ait.
devamını gör...
hümeyra
bilhassa gençlerin yalnızca oyunculuğuyla tanıdığı, müzisyen tarafı pek bilinmeyen şahane bir sanatçı. o kadar güzel şarkıları vardır ki, ilk dinleyişte yakalar insanı. kendine has sesi, şarkılarında anlattığı hikayeler, şarkıların bestesi hepsi çok özgün, çok güzel gelir bana. ilk aklıma gelenler: nasıl anlatsam, tutsana ellerimi, olmaz, gidemediklerimiz, kördüğüm... isterim ki iyi müzik dinlemek isteyen herkes biraz da hümeyra dinlesin.
devamını gör...
mazoşist
kendine zarar vermekten zevk alan sayko ama farkında olmayan ruh hastalarıdır.
aşağılanmaktan, kendisine eziyet edilmesinden, ruhsal ya da fiziksel acı verilmesinden hoşlanan (kimse).
aşağılanmaktan, kendisine eziyet edilmesinden, ruhsal ya da fiziksel acı verilmesinden hoşlanan (kimse).
devamını gör...
binlerce iyi yazar varken zweig kafka ve sabahattin ali diye tutturmak
33 yıldir neredeyse her gün nitelikli romanlar, öyküler, şiirler okurum. bu vesileyle binden fazla yazarı detaylı tanıma olanağım oldu. yetişemediğim, çevrilmiş bundan fazla sayıda iyi, okunası yazar olduğundan da eminim. ama nedendir bilinmez edebiyat sohbetlerinde, çok satan listelerinde ve sözlüklerde hep aynı yazar ve kitaplar konuşuluyor. şimdi bu normal mi?
devamını gör...
içerde
ahmed arif'in kaleminden çıkmış oldukça kısa ama etkileyici şiir. ahmed arifin şiir derlemelerinden oluşan hasretinden prangalar eskittim kitabının ikinci şiiridir aynı zamanda.* bu kadar az kelime ile koca bir hikaye, bir düşünce ve özlem ancak bu kadar net aktarılabilirdi. bu isimle pek çok şiir yazılmıştır hatta edebiyatın bahtsız şairlerinden orhan veli kanık ve dizeleri insanın boğazına bir ilmek gibi dolanan behçet necatigil aynı isimle şiirler yazmıştır. hepsi ayrı bir hikaye anlatır, bazısı ayrı bir yerden keser insanı ayrı bir yarayı kanatır bazıları bir parça umut ve kabulleniştir ama ahmed arif'in dizelerindeki incelik o dört duvarın arasında seneler geçirmiş gibi hissettiriyor bana. daha yolun yarısına gelmiş değilken yaşım, yeterince şiir okuduğuma inanıyorum. hangisini tam olarak anladım hangisi doğru şeyi hissettirdi bilinmez, zaten ne şiirden anlarım ne de doğru hissettirmekteki 'doğru' nedir tam olarak bilmiyorum ama güzel bir şiir gördüğümde onu tanırım.
haberin var mı taş duvar?
demir kapı, kör pencere,
yastığım, ranzam, zincirim,
uğruna ölümlere gidip geldiğim,
zulamdaki mahzun resim,
haberin var mı?
görüşmecim, yeşil soğan göndermiş,
karanfil kokuyor cigaram
dağlarına bahar gelmiş memleketimin...
ahmed arif
pencere, en iyisi pencere;
geçen kuşları görürsün hiç olmazsa;
dört duvarı göreceğine.
orhan veli*
dışarıyı dinleme, içerdeyim
kımıldayan perdenin şimdi az berisinde.
insan kimi geceler niçin uğrar dışarı?
bir gerçeğin içinde kendini dinlediyse.
yaşlanmak, o her şeyin biraz biraz yettiği..
anılar yerini tutuyor.
ben bu oyunu küçükken de görmüştüm:
çoklarını kovalıyor, birini tutuyor.
yaşlanmak, bir korkunun hep uzağa ittiği..
içerdeyim.
yangın duvarlarının yıkıldığı geceler
ama nasıl geleyim?
insan kimi gemileri ne de çabuk unutuyor
binmiştik sözde,
bir çocukluk yatıyor
battığı yerde.
sağım solum doldu. zil çaldı. bu kaçıncı?
bir telaştı geçti, oturdu hepsi.
behçet necatigil*
haberin var mı taş duvar?
demir kapı, kör pencere,
yastığım, ranzam, zincirim,
uğruna ölümlere gidip geldiğim,
zulamdaki mahzun resim,
haberin var mı?
görüşmecim, yeşil soğan göndermiş,
karanfil kokuyor cigaram
dağlarına bahar gelmiş memleketimin...
ahmed arif
pencere, en iyisi pencere;
geçen kuşları görürsün hiç olmazsa;
dört duvarı göreceğine.
orhan veli*
dışarıyı dinleme, içerdeyim
kımıldayan perdenin şimdi az berisinde.
insan kimi geceler niçin uğrar dışarı?
bir gerçeğin içinde kendini dinlediyse.
yaşlanmak, o her şeyin biraz biraz yettiği..
anılar yerini tutuyor.
ben bu oyunu küçükken de görmüştüm:
çoklarını kovalıyor, birini tutuyor.
yaşlanmak, bir korkunun hep uzağa ittiği..
içerdeyim.
yangın duvarlarının yıkıldığı geceler
ama nasıl geleyim?
insan kimi gemileri ne de çabuk unutuyor
binmiştik sözde,
bir çocukluk yatıyor
battığı yerde.
sağım solum doldu. zil çaldı. bu kaçıncı?
bir telaştı geçti, oturdu hepsi.
behçet necatigil*
devamını gör...
hangi yazar gözünde nasıl canlanıyor sorusu
şu başlığa mahlası bir kere bile yazılmamış yazarlar, gelin sarılalım.
kimsenin gözünde canlanamayacak kadar esrarengiziz *
anonim olmaya inanmak.
kimsenin gözünde canlanamayacak kadar esrarengiziz *
anonim olmaya inanmak.
devamını gör...
insanı mutlu eden maddi şeyler
altın.
yoo yoo orama burama takmalık değil. banka kasasında duracak arada gidip seveceğim. ya da dur ya madem mutlu olduk bankayı da alıp kasaların da sahibi olak. bunlar ne güzel hayaller böyle . *
yoo yoo orama burama takmalık değil. banka kasasında duracak arada gidip seveceğim. ya da dur ya madem mutlu olduk bankayı da alıp kasaların da sahibi olak. bunlar ne güzel hayaller böyle . *
devamını gör...
çatıda anten ayarlamış efsane nesil
doksanlı yılların efsane neslidir. bir kişi tv'nin başında bir kişi pencerenin önünde diğeri ise çatıda duran üç kişilik ekip aracılığı ile evrene mesaj gönderme ritüelidir.
evdeki: sağa çevir!
pencereki: çevir!
çatıdaki: tamam!
penceredeki: tamam!
evdeki: ulan sola değil sağa sağa! (nasıl görüyorsa artık)
penceredeki: daha daha...
evdeki: sağa çevir!
pencereki: çevir!
çatıdaki: tamam!
penceredeki: tamam!
evdeki: ulan sola değil sağa sağa! (nasıl görüyorsa artık)
penceredeki: daha daha...
devamını gör...
ezyah
bazı kelimelerde bariz yazım yanlışı yapıp -de -da’yı ayırmayı pek de bilmeyen, yazar kimliği sadece buraya ait olmayıp roman yazmış(!) yazarmış.
entrylerine şöyle bir göz attım da empati,anlayış,özgürlük falan diye maval okurken kendisi de bu meziyetlerden oldukça uzak.
he bir de cübbeli ahmet hoca’nın ne kadar eğitimli(!) olduğundan,onun hakkında üç beş montajlı kaset videolarından başka bir şey bilmediklerini falan iddia etmiş.*
(bkz: mevlam zina yuvalarını vurdu)
kısacası akışımdan ve ana sayfamdan ırak olası yazar.
entrylerine şöyle bir göz attım da empati,anlayış,özgürlük falan diye maval okurken kendisi de bu meziyetlerden oldukça uzak.
he bir de cübbeli ahmet hoca’nın ne kadar eğitimli(!) olduğundan,onun hakkında üç beş montajlı kaset videolarından başka bir şey bilmediklerini falan iddia etmiş.*
(bkz: mevlam zina yuvalarını vurdu)
kısacası akışımdan ve ana sayfamdan ırak olası yazar.
devamını gör...
ölüm dışında olabilecek en kötü şey
hayatın boyunca çok afili bir son cümle hazırlayıp ölememektir.
düşünsene hayatının sonunda herkesin dilden dile aktaracağı bir cümle söylemek için yıllarca üzerinde çalışıyorsun. her kelimeyi yıllarca düşünüp cümleyi aklında binlerce kez evirip çeviriyorsun ve en sonunda o mükemmel cümleye ulaşıyorsun.
mesela voltaire’nin söylediği “ hayır dostum yeni bir düşman edinmek için iyi bir zaman değil bu” , goethe’nin söylediği “ ışık, daha fazla ışık”, james joyce’un söylediği “ kimse anlamıyor mu?” ya da kafka’nın ölmeden önce söylediği “ öldür beni! yoksa katilin birisin."gibi bir cümle.
tüm hazırlıkların tamam, ölüm gelmek üzere ve sen o havalı cümleni söylüyorsun ama kendini birden daha iyi hissetmeye başlıyorsun, hatta enikonu iyileşiyorsun.
ölüm bir 10, belki 20 sene öteye gidiyor senden. bir daha konuşmaya cesaret edebilir misin? yoksa o yılların sonunda oluşturduğun muhteşem cümleyi ziyan mı edersin?
düşünsene hayatının sonunda herkesin dilden dile aktaracağı bir cümle söylemek için yıllarca üzerinde çalışıyorsun. her kelimeyi yıllarca düşünüp cümleyi aklında binlerce kez evirip çeviriyorsun ve en sonunda o mükemmel cümleye ulaşıyorsun.
mesela voltaire’nin söylediği “ hayır dostum yeni bir düşman edinmek için iyi bir zaman değil bu” , goethe’nin söylediği “ ışık, daha fazla ışık”, james joyce’un söylediği “ kimse anlamıyor mu?” ya da kafka’nın ölmeden önce söylediği “ öldür beni! yoksa katilin birisin."gibi bir cümle.
tüm hazırlıkların tamam, ölüm gelmek üzere ve sen o havalı cümleni söylüyorsun ama kendini birden daha iyi hissetmeye başlıyorsun, hatta enikonu iyileşiyorsun.
ölüm bir 10, belki 20 sene öteye gidiyor senden. bir daha konuşmaya cesaret edebilir misin? yoksa o yılların sonunda oluşturduğun muhteşem cümleyi ziyan mı edersin?
devamını gör...
anneni mi çok seviyorsun babanı mı sorunsalı
basit sorularla çocuğun ilgisini çektiğini düşünüp, çocukla ilgilendiğini hisseden, aslında kendi cehaletini ortaya koyan soru şekli.
devamını gör...
bir japon inanışına göre
bir japon inanışına göre süslenme süreniz 5 dakikayı geçiyorsa çirkinsinizdir... oldu mu şimdi japon kardeşlerim. isviçreli bilim adamlarından vazgeçmeyelim.
devamını gör...
kendime saygım yok davranışları
seni tüketen insanları hala hayatında tutmak.
devamını gör...
