arog, filminde cem yılmaz'ın söylediği söz.
devamını gör...

metro istasyonunda ya bir anlık gafletle sarı çizgiyi geçip raylara atlarsam düşüncesi.
devamını gör...

üniversiteli gençliğin benim yaşındaki insanlara, ne güzel bir şeylerle meşgul olmanız, boş durmamanız demesi.
40 yaş üstünü akşama kadar kanepede tv izleyen dedeler nineler sanıyorlar.
okumaz gezmez dünyaya karışmaz sanıyorlar.
devamını gör...

"içte tutulan gözyaşları akıtılanlardan daha acıtıcıdır"
-stefan zweig

bu sözün gerçek olduğunu gözyaşlarımı içime attığım dışarıya akıtamadığım zamanlarda anladım.
devamını gör...

geçmişe yapılan güzellemeler.. ahh seksenler, doksanlar ne kadar güzeldi muhabbetleri.. fakirdik ama mutluyduk, aman ne güzel günlerdi gibi palavraları bırakalım artık.. insan, şimdi bulunduğu anda mutlu olacak bir şey bulamazsa geçmişteki mutlu anlara tutunurmuş, o zamanlardaki mutlu 1-2 anıya tutunmayı bırakmak ve bugünlerimizi mutlu anılarla doldurmak için çabalamak lazım.. oralardan açıkçası fazla ekmek çıkmıyor, çıksa da karın doyurmuyor..
devamını gör...

doksanlı yıllarda etkin olan türk pop müziği sanatçısı. çıtı pıtı halleriyle o dönemin sevilen yüzlerinden biri olarak kaldı birçoğumuzun aklında. toplamda yedi albüm çalışması ve birçok single yapmış, kendine özgü bir sese sahip güzel bir kadın, bir anne. birçok güzel şarkıya imza attı o dönemde. şarkılarından oluşan bir çalma listesi için

benim aklımda kalan en cici hali ise yalan rüzgarı'nın yakışıklısı michael damian ile 1998 yılında seslendirdiği don't make me wait / bekletme adlı şarkısının klibiydi. tost saçlar, kıpır kıpır melodi, kapadokya görüntüleriyle derslere ve sınavlara sıkı çalıştığımız dönemlerde izleyip neşelendiğimiz zamanlardı. michael damien'ın sevimli aksanıyla bile düzgün seslendirdiği türkçe sözler, ingilizce kısmıyla da anlamca gayet uyumluydu. dahası şarkı bize şahane şeyler duyumsatıyordu. halen çocuktuk, gelen baharla kalbimizde kıpırtılar vardı. bu şarkıyla okulun müzik yarışmasına katılıp birinci olmuştuk üstelik, yaşadığımız ilçenin büyük kültür merkezinde de okul adına sahne almıştık. şarkıya ilk girdiğimde sesim titremişti hatta, sonradan toparlamıştım, bolca da alkış almıştık. on dokuz mayıs çalışmalarını sıcağa rağmen bol eğlenceyle, yeşil erikle, dondurmayla, uzun eşekle, su savaşıyla tamamlamıştık. dönem sonu yaklaşıyordu, sınavları bitirmiştik, keyfimiz kimselerde yoktu. şarkıyı yeniden dinleyince şu berbat vaziyette bile yine o enerjiye rastlamış gibi ediyor insanı. teşekkür etmiş olalım kendisine bu vesileyle.

devamını gör...

waoow dostum siz naptınız, nasıl kral bir karşılık bu? cehape artık dobarlanamaz bıragır gendini ben size diyeyim.
bulvar: ya bi sektirip gidin alüminyum.
devamını gör...

sözlüğe tanım girerken kimisi niceliğe önem verir kimisi niteliğe. kimisi de benim gibi girdiği tanım içeriklerinin dengesine. misal 5 adet bilgi içerikli tanım giriyorsam 3 adet yorum tanımı giriyorum. bu sayede hem bilgi aktarımı yapıp fayda sağlayabilmeyi hem de düşüncelerimi ifade ederek eğlenmeyi umuyorum. sözlüğe girilen tanımlarla ilgili pek çok başlık, öneri veya eleştiri gördüğüm oldu. okuduklarımdan, bu işin dengeyi bulmakla alakalı olduğunu çıkardım. sonuç olarak herhangi bir yazarın bir tanımını görüp "bilgiye boğmuş" ya da "forumsal yazmış" şeklinde eleştirmeden evvel o yazarın başka konularda başka tanımları da olabileceğini göz önünde bulundurmaktan bir zarar gelmez. laaps diye eleştiri bombardımanı yapmayız hem.
devamını gör...

doğruluk sebebini az sonra açıklayacağım realitedir.

insan gezmek ister, tatil ister, gidip 2 kadeh rakı içmek ister, ev ister, araba ister isterde ister yani.

bunlar lüks değildir, ihtiyaçtır.

bir çok insan böyle şeylerden uzak yaşıyor, öldüler mi? hayır. peki yaşıyolar mı? e o da hayır. mecburi bekleme odasında vaktin dolmasını bekliyorlar halbuki onlar zaten hiç yaşamıyor ki.
devamını gör...

harry potter tabii ki.
devamını gör...

sessizce şunu bırakıp gidem.

devamını gör...

üst edit: valilik olayı yalanlamış. umarım böyle bir olay yaşanmamıştır.

malatya'nın narmikan köyünde, 16 yaşındaki 50% zihinsel engelli emine'nin birçok kişi tarafından tecavüze uğraması ve köyde ailesine yapılan baskıdan dolayı kimin tecavüz ettiği bulunamıyormuş.
sözün bittiği yerdeyiz... allah belanızı versin!
buradan tweetlere bakabilirsiniz.
devamını gör...

"bağnazlar yaratmanın en bilindik yöntemi, öğretmeden inandırmaktır."

voltaire
devamını gör...

yazmaya devam et ve kendini geliştirmekten asla vazgeçme.
devamını gör...

hayatın anlamı sanıyorum ki insan ilişkilerinde.
hayat kısa da uzun da olsa, gerçekleştirmek istediğimiz hayaller ve amaçlar da bulunsa kişinin diğer insanlarla ilişkileri sağlıklı olmayınca hayatın anlamı da kaybolmuş gibi oluyor.

ha ama demiyorum ki insan ilişkileri sağlıklı olmayan bireylerin hayatlarının anlamı yok. elbette var, ama kaybetmişler gibi hissetmeleri büyük olasılık dahilinde.
devamını gör...

istanbul kınalıada
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tarihi bağlamından koparılarak şaşalı bir hollywood şovuna dönüştürülen filmdir. filmde persler abartılı bir doğu despotizminin temsilcileri olarak tanımlanırken, spartalılar (evet hem de spartalılar) demokrasi ve özgürlük havarisi, fakir ama gururlu gençler olarak gösterilir. rahatsız edici bir filmdir. asıl dertlerinin tarihi bir olayı anlatmak değil, propaganda yapmak olduğu görülür. güncel politik gelişmelerle geçmişteki bir olay, tarafları üzerinden eşleştirilir ve al sana bol bol bilgisayar efekti sosuna bulanmış yarı cahil hollywood filmi daha. ne spartalılar ne persler doğru yansıtılır. hem dönemin yunan kültürü hem de pers kültürü kendi içinde özeldir. birbirlerini etkilemişlerdir. dönemin yunan kent devletlerinin ortaya koyduğu demokrasi tecrübesi başlı başına önemli ve nadidedir. yunan kültürü daha sonra büyük iskenderle birlikte bütün akdeniz coğrafyasındaki hakim kültür konumuna gelecektir ve bu çok uzun bir süre de böyle devam edecektir. hatta daha sonra kurulacak roma'nın da temeli esasında bu kültüre dayanır. persler de kurdukları ilk dünya imparatorluğu ile barış ve hoşgörü içinde yaşattıkları onlarca halkla, yol, posta, bürokrasi, vergilendirme sistemleriyle oldukça güzide örnekler ortaya koymuşlardır.
devamını gör...

allahım ya paket değil delirmeme payı. resmen alın iki lokma bişey yiyin bir soluklanın demektir. yahu 3000 teleye napacak esnaf su faturasını mı ödeyecek!
devamını gör...

ne tavsiyesi ya belki onlar bana tavsiye vericek durumda. ben çaylak maylak anlamam.
devamını gör...


kapıları çalan benim
kapıları birer birer
gözünüze görünemem
göze görünmez ölüler

hiroşima'da öleli
oluyor bir on yıl kadar
yedi yaşında bir kızım
büyümez ölü çocuklar

saçlarım tutuştu önce
gözlerim yandı, kavruldu
bir avuç kül oluverdim
külüm havaya savruldu
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim