seni seviyorum demenin farklı şekilleri
üşüyorsun ceketimi al
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
devamını gör...
son görülmesi ve mavi tiki kapalı insan
neden öyle yaptığını sorduğunda haklı bir sebebi olmayan bir insan tipi onlar.
devamını gör...
müstakil ev
maddi durumu el veren herkese onerebilecegim ev tipidir. bunu hayati boyunca apartman dairelerinde yasamis, son birkac aydir yeni aldigi mustakil evinde yasayan biri olarak soyluyorum.
ozellikle apartmanda yasadigim son donemde pandeminin bir sonucu olarak herkesin evlerinde daha fazla vakit gecirmesi sonucunda komsularin birbirine fazlasiyla batmaya baslamasi durumunu gozlemledim. farkindaligi yuksek insanlar artik saygisiz komsulardan kurtulmak istiyorlar. bunun da tek yolu mustakil evlerde yasamaktan gecer.
sehirlerarasi yolculuk yaptiginizda farkedersiniz ki guzel ulkemizde arazi acisindan bir kitlik durumu bulunmamaktadir. dolayisiyla insan haklari ihlali ile es tuttugum bu apartmanda yasama konusundaki israr anlamsiz gorunmektedir.
alt, ust komsu gurultusu olmadan, eger varsa bahcenize cikip nefes alabileceginiz bir mustakil ev candir.
ozellikle apartmanda yasadigim son donemde pandeminin bir sonucu olarak herkesin evlerinde daha fazla vakit gecirmesi sonucunda komsularin birbirine fazlasiyla batmaya baslamasi durumunu gozlemledim. farkindaligi yuksek insanlar artik saygisiz komsulardan kurtulmak istiyorlar. bunun da tek yolu mustakil evlerde yasamaktan gecer.
sehirlerarasi yolculuk yaptiginizda farkedersiniz ki guzel ulkemizde arazi acisindan bir kitlik durumu bulunmamaktadir. dolayisiyla insan haklari ihlali ile es tuttugum bu apartmanda yasama konusundaki israr anlamsiz gorunmektedir.
alt, ust komsu gurultusu olmadan, eger varsa bahcenize cikip nefes alabileceginiz bir mustakil ev candir.
devamını gör...
atardamar
arterlerdir. kardiyovasküler sistem*in kalpten sonra ki en önemli bölümüdür. pulmoner ve umblikal arterler dışındakiler kalpten aldıkları temiz kanı dokulara ileten, toplardamara göre daha kalın duvarlı, daha yüksek basınçlara dayanabilen damarlardır.
devamını gör...
normal sözlük'ün 35 yaş istilasına uğramış olması
z kuşağından da bir nane çıkmayınca biz de “napalım ölek mi” deyip geldik buralara.
devamını gör...
indirgemecilik
bağlamsızlaştırarak üç tane kavram seçelim: monizm (tekçilik), düalizm (ikicilik) ve de "aradaklık" (morfolojikman aykırılık içerse de, başka dilde - meselâ, ingilizce the in-between, in-betweenness - düşünerek türkçeye uyarladım). bağlamsızlaştırma derken bu kavramların geleneksel olarak imlediği şeyleri yoksaymayı anlıyorum. meselâ, plotinus'un her şeyi bir'e indirgeyen, bâzı islâmî düşünürlerin evreni vahdete "çöktüren" monistik yaklaşımlarını; descartes'ın düşünsel töz ile maddî töz arasında çizdiği katı düalistik sınırı unutun unutmasına ama emplike edilen düşünsel işlemi aklınızda tutun.
şimdi, indirgemeci yaklaşım aşağı yukarı monistiktir: gündelik olarak ayrı oldukları farzedilen iki şeyden birini diğerine indirgeyerek, yâni birinin işleyişinin diğerinin işleyişiyle büsbütün yahut önemli bir kısmıyla açıklanacağını öne sürer. bilinç, nörolojik birtakım süreçlere indirgenebilir, örneğin, bu görüşe göre. ortodoks marksizmin ekonomik belirlenimcilik tezini de analım: bütün toplumsal süreçler, her ama her unsuruyla, ekonomik altyapının yansımalarıdır.
bu bağlamda, düalistik yaklaşım da sorunludur: katı bir çizgi çekilir birbiriyle pekâlâ ilişkilendirilebilir iki öğe arasına... biraz (ortodoksal) dinî bir düşünüş şeklidir. madde ve ruh arasındaki katı ayrılığı düşünün. en basit, popüler (halkî) argümanlarda ruhun ölmezliği tezi buradan türetilir.
öte yandan, aradalık, - hafif bi' kelime oyunuyla - arada durmak daha zordur. zira burada, ara'da, iki unsur ne birbirine indirgenir ne de birbirini karşılıklı olarak izah etmelerinden vazgeçilir. biri diğerinin belirlenimlerini aşar ve onları içerir ama bu demek değildir ki bu aşmış unsur aştığına indirgenebilir. ne de aşılan unsur onu aşana geri döndürülemezcesine kollapse edilir; çünkü her ikisinin ayrı hüviyet ve mahiyeti vardır, elbette birbiriyle özsel olarak tesis ettikleri ilişkisellikleri de.
meselâ, elbette ki ruh diye bir şey vardır, fakat ruh, bedenin eskpresivitesinden, beden "sahib"inin nevi şahsına münhasır şekilde kendini bedenen dışavurum şeklinden ibârettir; madde dışı bir şey değildir, bedenin kendini özel bir şekilde ifâde ediş tarzıdır. bu hâliyle de tabiî ki sonludur, son'u gelir, yok olur gider. ancak ne ruh doğrudan bedene indirgenebilir, ne de beden ruh karşısında mânâsız bir et parçası olarak alınabilir.
hep arada durun ama orta yolcu da olmayın tabiî.
şimdi, indirgemeci yaklaşım aşağı yukarı monistiktir: gündelik olarak ayrı oldukları farzedilen iki şeyden birini diğerine indirgeyerek, yâni birinin işleyişinin diğerinin işleyişiyle büsbütün yahut önemli bir kısmıyla açıklanacağını öne sürer. bilinç, nörolojik birtakım süreçlere indirgenebilir, örneğin, bu görüşe göre. ortodoks marksizmin ekonomik belirlenimcilik tezini de analım: bütün toplumsal süreçler, her ama her unsuruyla, ekonomik altyapının yansımalarıdır.
bu bağlamda, düalistik yaklaşım da sorunludur: katı bir çizgi çekilir birbiriyle pekâlâ ilişkilendirilebilir iki öğe arasına... biraz (ortodoksal) dinî bir düşünüş şeklidir. madde ve ruh arasındaki katı ayrılığı düşünün. en basit, popüler (halkî) argümanlarda ruhun ölmezliği tezi buradan türetilir.
öte yandan, aradalık, - hafif bi' kelime oyunuyla - arada durmak daha zordur. zira burada, ara'da, iki unsur ne birbirine indirgenir ne de birbirini karşılıklı olarak izah etmelerinden vazgeçilir. biri diğerinin belirlenimlerini aşar ve onları içerir ama bu demek değildir ki bu aşmış unsur aştığına indirgenebilir. ne de aşılan unsur onu aşana geri döndürülemezcesine kollapse edilir; çünkü her ikisinin ayrı hüviyet ve mahiyeti vardır, elbette birbiriyle özsel olarak tesis ettikleri ilişkisellikleri de.
meselâ, elbette ki ruh diye bir şey vardır, fakat ruh, bedenin eskpresivitesinden, beden "sahib"inin nevi şahsına münhasır şekilde kendini bedenen dışavurum şeklinden ibârettir; madde dışı bir şey değildir, bedenin kendini özel bir şekilde ifâde ediş tarzıdır. bu hâliyle de tabiî ki sonludur, son'u gelir, yok olur gider. ancak ne ruh doğrudan bedene indirgenebilir, ne de beden ruh karşısında mânâsız bir et parçası olarak alınabilir.
hep arada durun ama orta yolcu da olmayın tabiî.
devamını gör...
yoldaş'ın bot olduğu gerçeği
7/24 online listesinde olma,
otomatik mesajlar ile dönüş yapma,
günün belli saatlerinde görev tanımı hatırlatma,
belirli gün ve haftalara özel etkinlik planlama, temennilerde bulunma gibi özelliklerini düşününce şerefsizim benim aklıma gelmişti dedirten tespit gibi tespit.
bence şimdi iko düşünsün ya onun da sadece bir koddan ibaret olduğu anlaşılırsa!
otomatik mesajlar ile dönüş yapma,
günün belli saatlerinde görev tanımı hatırlatma,
belirli gün ve haftalara özel etkinlik planlama, temennilerde bulunma gibi özelliklerini düşününce şerefsizim benim aklıma gelmişti dedirten tespit gibi tespit.
bence şimdi iko düşünsün ya onun da sadece bir koddan ibaret olduğu anlaşılırsa!
devamını gör...
vincent van gogh
kendi kulağını kesen ressamdır.
van gogh sessiz bir çocuktu. 27 yaşında resim yapmaya başladı ama yaptığı ilk resimler çevresindekiler tarafından fazla beğenilmedi. tekniğini geliştirmeye karar vererek avrupa seyahatlerine çıktı. avrupa'da cemiyetlere katılmaya çalıştı ancak şu an ne resmi ne ismi bilinen, ne idüğü belirsiz birtakım ressamlar tarafından dışlandı. bu ne idüğü belirsizler van gogh'u dışlamakla kalmayıp, hem van gogh'la, hem resimleriyle dalga geçtiler.
yaşamı boyunca kıymeti bilinmedi, sadece bir tablosu satıldı. açlık ve sefalet içinde yaşadı, depresyona girdi ve hatta kulağını kesti.
van gogh sessiz bir çocuktu. 27 yaşında resim yapmaya başladı ama yaptığı ilk resimler çevresindekiler tarafından fazla beğenilmedi. tekniğini geliştirmeye karar vererek avrupa seyahatlerine çıktı. avrupa'da cemiyetlere katılmaya çalıştı ancak şu an ne resmi ne ismi bilinen, ne idüğü belirsiz birtakım ressamlar tarafından dışlandı. bu ne idüğü belirsizler van gogh'u dışlamakla kalmayıp, hem van gogh'la, hem resimleriyle dalga geçtiler.
yaşamı boyunca kıymeti bilinmedi, sadece bir tablosu satıldı. açlık ve sefalet içinde yaşadı, depresyona girdi ve hatta kulağını kesti.
devamını gör...
2. gazi giray
namıdiğer bora gazi giray, sanatçı kişiliğiyle ön plana çıkmış 14. yüzyılın ortalarında doğmuş olan kırım hanı. çok iyi bir medrese eğitimi almış olan gazi giray han aynı zamanda çok yetenekli ve cesur bir lider olup olup osmanlı'nın macaristan ve iran seferlerinde önemli rol oynamış bir handır. gönül vermiş olduğu davasını, edebiyata olan yatkınlığı ile beraber şu dizelerinden anlayabiliriz:
rayete meyl ederiz kaamet-i dilcu yerine
tuğa dil bağlamışız kakül-i hoşbu yerine
heves-i tir ü keman çıkmadı dilden asla
navek-i gamze-i dil-duz ile ebru yerine
sürerüz tiğımuzun zevk ü safasın her dem
sim-tenlerle olan lezzet-i pehlu yerine
gerden-i tusen-i zibada kotas-ı dilbend
bağladı gönlümüzü zülf ile geysu yerine
severüz esb-i hünermend-i saba-reftarı
bir peri şekl-i sanem, bir gözü ahu yerine
gönlümüz şahid-i ziba-yı cihada verdük
dilber-i mah-ruy-u yar-ı peri-ru yerine
seferin çevri çok ümmid-i vefayile veli
olduk aşüftesi bir şuh u cefa-cu yerine
olmışuz can ile billah gazayi teşne
içerüz düşmen-i dinün kanını su yerine
rayete meyl ederiz kaamet-i dilcu yerine
tuğa dil bağlamışız kakül-i hoşbu yerine
heves-i tir ü keman çıkmadı dilden asla
navek-i gamze-i dil-duz ile ebru yerine
sürerüz tiğımuzun zevk ü safasın her dem
sim-tenlerle olan lezzet-i pehlu yerine
gerden-i tusen-i zibada kotas-ı dilbend
bağladı gönlümüzü zülf ile geysu yerine
severüz esb-i hünermend-i saba-reftarı
bir peri şekl-i sanem, bir gözü ahu yerine
gönlümüz şahid-i ziba-yı cihada verdük
dilber-i mah-ruy-u yar-ı peri-ru yerine
seferin çevri çok ümmid-i vefayile veli
olduk aşüftesi bir şuh u cefa-cu yerine
olmışuz can ile billah gazayi teşne
içerüz düşmen-i dinün kanını su yerine
devamını gör...
kedi fotosu atayım da belki karı kız düşer
genellikle sosyal medya zırtlanlarının düşüncesidir. bunlar normalde hayvan falan sevmez ama hayvanları prim amaçlı kullanmaya bayılırlar.
misal kediyle sarmaş dolaş foto çekildikten sonra kediye tekme atmıyorlarsa ne olayım. işleri güçleri şov pezevenklerin. çok ayıp, şiddetle kınıyorum..
misal kediyle sarmaş dolaş foto çekildikten sonra kediye tekme atmıyorlarsa ne olayım. işleri güçleri şov pezevenklerin. çok ayıp, şiddetle kınıyorum..
devamını gör...
ruh sağlığının en az fiziksel sağlık kadar önemli olması
yıllardır depresyonla mücadele eden biri olarak, ruh sağlığının da önemli olduğunu kimseye inandıramadım. elbette fiziksel sağlığımız çok önemli ama ruh sağlığımız bizi ayakta tutmaya yarayan yegane şeylerden biridir bence.
sevdiklerinizi çok geç olmadan kontrol edin efenim.
sevdiklerinizi çok geç olmadan kontrol edin efenim.
devamını gör...
casa vicens
barselona gibi ünlü bir şehrin kimliğinin oluşmasında önemli bir rol oynayan ve antoni gaudi tarafından tasarlanan ilk evdir.
gaudi aslında bu evi henüz 30’lu yaşlarındayken iş verenine yazlık olarak tasarlamış. ancak mimari ve sanat tarihi açısından bu hiç de sıradan bir yazlık ev olarak kalmamış elbette.

öncelikle bu ev gaudi'nin çalışma tarzı ve modern mimarlık tarihinin başlangıcı hakkında bilgi verir. aynı zamanda art nouveau’nun ilk yapılarından biri olarak kabul görür.

casa civens'te endülüs kültürü, neoklasik, katalan modernizmi ve art nouveau mimari özellikleri adeta birleşmiş ve gaudi'nin kendine has iç dünyasını dışarı vurmuştur. çünkü gaudi için önemli olan farklı stilleri bir araya getirip farklı malzemelerle özgün bir ürün ortaya koymaktı.

gaudi’nin yaptığı ilk başyapıt sayılan casa vicens, yukarıdaki saydığımız özelliklerle 6 gaudi imzalı yapıyla birlikte unesco dünya mirası listesi’ne dâhil edilmiştir.
şimdilerde müze-ev olarak hizmet veren yapının içinde gaudi'nin mobilya koleksiyonu ile ispanyol ressam francesc torrescassana i sallares'in tabloları yer almaktadır.
daha detaylı bilgi ve görseller için aşağıdaki kaynakları ziyaret edebilirsiniz;
casa vicens'e gideeer
casa vicens'e gider
gaudi aslında bu evi henüz 30’lu yaşlarındayken iş verenine yazlık olarak tasarlamış. ancak mimari ve sanat tarihi açısından bu hiç de sıradan bir yazlık ev olarak kalmamış elbette.

öncelikle bu ev gaudi'nin çalışma tarzı ve modern mimarlık tarihinin başlangıcı hakkında bilgi verir. aynı zamanda art nouveau’nun ilk yapılarından biri olarak kabul görür.

casa civens'te endülüs kültürü, neoklasik, katalan modernizmi ve art nouveau mimari özellikleri adeta birleşmiş ve gaudi'nin kendine has iç dünyasını dışarı vurmuştur. çünkü gaudi için önemli olan farklı stilleri bir araya getirip farklı malzemelerle özgün bir ürün ortaya koymaktı.

gaudi’nin yaptığı ilk başyapıt sayılan casa vicens, yukarıdaki saydığımız özelliklerle 6 gaudi imzalı yapıyla birlikte unesco dünya mirası listesi’ne dâhil edilmiştir.
şimdilerde müze-ev olarak hizmet veren yapının içinde gaudi'nin mobilya koleksiyonu ile ispanyol ressam francesc torrescassana i sallares'in tabloları yer almaktadır.
daha detaylı bilgi ve görseller için aşağıdaki kaynakları ziyaret edebilirsiniz;
casa vicens'e gideeer
casa vicens'e gider
devamını gör...
bilişsel çelişki
iki bilişsel öğe'nin birbiriyle çelişik olması durumu.
basit bir örneklendirme yapacağım;
bugün erken yatmalıyım/ şimdi bir film izleyeceğim.
birbirini desteklemeyen iki önerme.
burada önemli olan çelişkili olan iki durumu nasıl gidermemiz.
film izlemeyi seviyorum beni rahatlatıyor ifadesi çelişkiyi güçlendirir. erken kalkman için film önerisini reddetmen gerekir.
- çok uykusuz kalacağım yarın hiç bir şey istediğim gibi olmayacak. doğru kararlar veremem. bir sürü bağlantı ard arda. tabii bu çelişkilerin sonucunu yaşamadan ders çıkaramayız. uykusuz kalıp verimsiz bir gün geçirdikten sonra diğer gün ikinci önermeyi reddetme eğilimimiz daha hızlı olacaktır.
- dün geç yattım. erken kalktım. yapmam gereken her şey birbirine karıştı. uykusuz kaldığımda iyi kararlar veremiyorum. bugün çok zorlandım. film'i bugün izlememeliyim. çünkü yarın yine erken kalkacağım.
bu basit örneği başka bir olgu üzerine oturtalım:
sürekli beklenti ve tutumlarımızla başka bir dünya'ya adapte olmaya çalışırız. ve her zaman akılcı yolları tercih etmeyiz. bu kuramı oluşturan sosyal psikolog leon festinger'in bakış açısıda tüm insanlar için geçerlidir yani evreseldir. seçme özgürlügü olan herkes'i ilgilendirir. bu akıllıca kararları vermekte zorlandığımız noktada devreye geçen durumlar var:
kendimizi kandırmamız
arkadaşın arıyor ve film izlemeni istiyor o sırada savaş veriyorsun. tamam ya bugünde izleyeyim yarın telafi ederim demen mesela bir kandırma sözcüğü. yanlış olan önermeyi yine güçlendiriyorsun.
şimdi, bunun daha önemli ve bizi sarsan önermeleri mevcut. kendinizi etkileme kısmından çevreyi ve toplumu nasıl yanlış yönlendirebilirsin kısmına geçelim:
kişi ortaya çıkan durum veya olguyu reddetme, yalanlama ve değiştirme yoluna gidiyor. bu arada kendi inancında olan insanların desteğini arayarak başkalarını ikna etmeye ve taraftar toplamaya çalışabilir. basit bir örnekten daha büyük toplumsal olaylardaki çeliskilere kadar gidebilir. hayatımızdaki koca yanlışlar zincirinin halkalarından bahsediyoruz. farketmeden taraftar oluyoruz. bazen düşündüğümüz ile yaptığımız eylem arasında uçurum oluyor. bu kararlarla kendimize ve çevremize zarar veriyoruz.
ben bunu niye yapıyorum? sorusunu sormak gerekir. defalarca sorun hiç çekinmeyin.
oluşturulacak stratejilerin ve gelecekle ilgili beklentilerin daha gerçekçi temellere dayanması mümkün kılmak için bu çelişkilerden kurtulmamız gerekecektir.
bilinçsizce yaptığınız çelişkilerken kurtulun... oyuna gelmeyin. *
basit bir örneklendirme yapacağım;
bugün erken yatmalıyım/ şimdi bir film izleyeceğim.
birbirini desteklemeyen iki önerme.
burada önemli olan çelişkili olan iki durumu nasıl gidermemiz.
film izlemeyi seviyorum beni rahatlatıyor ifadesi çelişkiyi güçlendirir. erken kalkman için film önerisini reddetmen gerekir.
- çok uykusuz kalacağım yarın hiç bir şey istediğim gibi olmayacak. doğru kararlar veremem. bir sürü bağlantı ard arda. tabii bu çelişkilerin sonucunu yaşamadan ders çıkaramayız. uykusuz kalıp verimsiz bir gün geçirdikten sonra diğer gün ikinci önermeyi reddetme eğilimimiz daha hızlı olacaktır.
- dün geç yattım. erken kalktım. yapmam gereken her şey birbirine karıştı. uykusuz kaldığımda iyi kararlar veremiyorum. bugün çok zorlandım. film'i bugün izlememeliyim. çünkü yarın yine erken kalkacağım.
bu basit örneği başka bir olgu üzerine oturtalım:
sürekli beklenti ve tutumlarımızla başka bir dünya'ya adapte olmaya çalışırız. ve her zaman akılcı yolları tercih etmeyiz. bu kuramı oluşturan sosyal psikolog leon festinger'in bakış açısıda tüm insanlar için geçerlidir yani evreseldir. seçme özgürlügü olan herkes'i ilgilendirir. bu akıllıca kararları vermekte zorlandığımız noktada devreye geçen durumlar var:
kendimizi kandırmamız
arkadaşın arıyor ve film izlemeni istiyor o sırada savaş veriyorsun. tamam ya bugünde izleyeyim yarın telafi ederim demen mesela bir kandırma sözcüğü. yanlış olan önermeyi yine güçlendiriyorsun.
şimdi, bunun daha önemli ve bizi sarsan önermeleri mevcut. kendinizi etkileme kısmından çevreyi ve toplumu nasıl yanlış yönlendirebilirsin kısmına geçelim:
kişi ortaya çıkan durum veya olguyu reddetme, yalanlama ve değiştirme yoluna gidiyor. bu arada kendi inancında olan insanların desteğini arayarak başkalarını ikna etmeye ve taraftar toplamaya çalışabilir. basit bir örnekten daha büyük toplumsal olaylardaki çeliskilere kadar gidebilir. hayatımızdaki koca yanlışlar zincirinin halkalarından bahsediyoruz. farketmeden taraftar oluyoruz. bazen düşündüğümüz ile yaptığımız eylem arasında uçurum oluyor. bu kararlarla kendimize ve çevremize zarar veriyoruz.
ben bunu niye yapıyorum? sorusunu sormak gerekir. defalarca sorun hiç çekinmeyin.
oluşturulacak stratejilerin ve gelecekle ilgili beklentilerin daha gerçekçi temellere dayanması mümkün kılmak için bu çelişkilerden kurtulmamız gerekecektir.
bilinçsizce yaptığınız çelişkilerken kurtulun... oyuna gelmeyin. *
devamını gör...
güneş ülkesi
tommaso campenella'nın yazdığı dış görünüş itibarıyle ütopya olan ama aslında tam bir distopya olan eseridir. bu eserde ahlak duzeni yoktur. zira kadınlar ortak olarak kullanılabilmektedir. bir kadın kısır ise bu kadına herkes el uzatabilir. yine bir kadının çocuğu olmuyorsa toplumsal sınıfın en altında kalmaktadır. aşk denilen şey ise burada yoktur. zira birini beğendiyseniz aşık olup evlenmek istediğiniz kişi soyun devamının kusursuz olması açısından diger yoneticilerin onayını alması gerekmektedir. eğer soy bozulacaksa evlenemezsiniz ancak; bu kişi kısırsa sorun yoktur; cinsel ilişkiye girilebilir. burada okuyucu kendisine "adolf hitler acaba bu adamı mı örnek aldı?"diye sormadan edemiyor. bu eserde ne yazık ki toplumsal ayrımcılık ve sınıflaştırma vardır. piramitin en ustunde "metafizikçi" olarak adlandırılan bir din adami yani rahip bulunur. rahipin yardımcıları ise, "güç, bilgelik ve sevgi"dir. ancak yardımcılar ne karar alırsa alsın "tek adamın" yani rahibin onayı olmadan bir iş yapamamaktadırlar. toplumsal piramitin en altında ise "hizmetkarlar" yani köleler vardır. o meşhur medeni(!) avrupalıların utopyasında bile kölelik vardır ve bundan vazgeçemedikleri oldukça âşikardır. hizmetkarlar işlerini yapmadıkları takdirde sahipleri tarafından dayak yer ve şiddete mâruz kalırlar.
toplumsal ahlak ise yoktur. evli ve hamile bir kadın ile cinsel ilişkiye girmek serbesttir. bu da yine güneş ulkesi'ndeki yozlaşmayı gösterir. sonuç olarak bu eser distopik bir eserdir ve ütopya demek bence oldukça zordur.
toplumsal ahlak ise yoktur. evli ve hamile bir kadın ile cinsel ilişkiye girmek serbesttir. bu da yine güneş ulkesi'ndeki yozlaşmayı gösterir. sonuç olarak bu eser distopik bir eserdir ve ütopya demek bence oldukça zordur.
devamını gör...
aşık olduğunu sanmak
içinde kelebeklerin piknik yaptığını,market sütü değil de alp dağlarında yetişen keçilerden günlük süt içtiğini düşündürten ama aslında tek bir hatada kişi engellemeye kadar giden durum.
başıma çokça gelmiştir. sonuç olarak yalnızım,yalnızsın,yalnızız.
ne demiş nil?
insan doğar,aşık olur,ölür.
başıma çokça gelmiştir. sonuç olarak yalnızım,yalnızsın,yalnızız.
ne demiş nil?
insan doğar,aşık olur,ölür.
devamını gör...
sağını solunu bilmemek
yalnız olmadığıma çok sevindiğim başlık. aslında uzunca yıllardır ayırt edebiliyorum ama yine birisi aniden” sağdaki 2. dosyayı uzatsana” veya “sol en alt çekmeceden alsana” derse o an bir karmaşa yaşıyorum. en uyuz olduğumda yol tarifi isteyen taksiciler o yüzden direk taksi çağırmadan konumu ve adresi girip kurtuluyorum.
ha bu arada yön duygum benimde yok. neyimiz var acaba bizim, ölecek miyiz?
ha bu arada yön duygum benimde yok. neyimiz var acaba bizim, ölecek miyiz?
devamını gör...



