pandemi bitince yapılacak ufak şımarıklıklar
fahrettin kocayı twitterdan ve bütün sosyal medya hesaplarımdan engellemek.
devamını gör...
yazarların mahlaslarının bir üst seviyesi
batikon.
devamını gör...
geceye bir 90'lar şarkısı bırak
levent yüksel-zalim.
devamını gör...
normal sözlük 1. istanbul zirvesi
birbirlerini tanımayan 30 yaş üstü amcaların(!) ve teyzelerin(!) birlikte gayet güzel ve eğlenceli zaman geçirebildiklerini, varilden bozma bir mekan masasında ayakta dikilip, bir kunduz gibi kısık gözlerle 5-10 dakika uzaktan sessizce gözlemlediğim zirvedir.
işte tam da bu yüzden öncelikle bu zirveyi organize eden, yetmezmiş gibi bi’de “zuhal topal’le izdivaç” titizliğinde yaka kartları hazırlayan ekibe; sonralıkla da bu zirvenin tüm katılımcılarına teşekkür ediyorum.
yoldaş benjamin franklin bu kısım sana:
yapılmasını hayal ettiğim, “normal sözlük 1. yaş günü partisi”nde daha kalabalık bir katılım ile, sendikasıyla hareket edip tüm haklarını patrona kabul ettirmiş işçiler misali çılgınlar gibi halay çekeceğimiz günü pusuda bekliyor olacağım…
işte tam da bu yüzden öncelikle bu zirveyi organize eden, yetmezmiş gibi bi’de “zuhal topal’le izdivaç” titizliğinde yaka kartları hazırlayan ekibe; sonralıkla da bu zirvenin tüm katılımcılarına teşekkür ediyorum.
yoldaş benjamin franklin bu kısım sana:
yapılmasını hayal ettiğim, “normal sözlük 1. yaş günü partisi”nde daha kalabalık bir katılım ile, sendikasıyla hareket edip tüm haklarını patrona kabul ettirmiş işçiler misali çılgınlar gibi halay çekeceğimiz günü pusuda bekliyor olacağım…
devamını gör...
fakirliğini tek cümleyle anlat
ona x kilo tavuk alırız. her şeyi ama her şeyi tavuk kuruna çevirmek olabilir mesela.
devamını gör...
fotoğrafçıda yaşanan tuhaf olaylar
ilk defa birisi gülmemi istiyor. ama o da parayla...!
devamını gör...
yazarların dilemek istedikleri özürler
bu güne kadar gerekli, gereksiz bir sürü kişiden bir sürü özür diledim. ama hep atladım asıl kişiyi. kendimden dilemeliyim. yaptığım hatalar yüzünden falan değil. onlar olmalıydı. onlar sayesinde ben bugun benim. ama hiç değerimi bilmedim kendimin. bu sene bilmeye başladım. onda da, ne kadar agresifsin oldu millet. yapacak bir şey yok. güzel insan eledim böyle. zamanında yapmam gerekeni geç yaptığım için, özür diliyorum canım kendim.
devamını gör...
kahvaltının olmazsa olmazı
çay olmazsa olmaz, bu sabah çay olmadan kahvaltı yaptım bir gerginlik var üstümde hala gün başlamamış gibi hissediyorum canım bir sıkkın anlatamam.
devamını gör...
defepiron
demir zehirlenmesinde veya talasemi hastalarında oral olarak kullanılan ajandır.
benzer etkiye sahip diğer ajan deferasiroks'dur.
benzer etkiye sahip diğer ajan deferasiroks'dur.
devamını gör...
en sevdiğiniz animasyon film serisi
(bkz: madagaskar penguenleri)
devamını gör...
ucuz bir insanla sevgili olmak
o işte denklik vardır.
devamını gör...
aşık olduğunuzu fark ettiğiniz ilk an
benim için çok alalade bir andı açıkçası. sevgilim traş oluyordu, ben de onu izliyordum. bir aynadaki yansımasına baktım bir de kendisine, gayr-ı ihtiyari dökülmüştü “sana aşığım” cümlesi ağzımdan. 2 sene sonra tekrar traş olurken gördüğümde fark ettim hiçbir hissimin değişmediğini. seviyorum sözlük!
devamını gör...
manzara fotoğrafçılığı
sözlüğümüzün bilgi kütlesini artırmak için açtığım başlıklardan bir tanesi.
manzara fotoğrafçılığı demek,önüne gelen doğallığı,güzelliği,bazen bir yapıyı çekmek demektir bana göre.fotoğrafçılığın temel kuralları dışında pek bir kurala uymaksızın çekilebilir.ürün fotoğrafçılığı başlığında bahsettiğim etik değerler pek göz önünde bulundurulmaz.çünkü bu alanda ticari kaygı güdülmez.
fotoğraçılığın temel kuralları dedik,başka başlıklara sizi göndermeden,burada temelden anlatalım.
a)ışık:ışık bir nesneyi olması gerektiği gibi de gösterir,olmaması gerektiği gibi de.ışık kaynağını doğru ayarlamak,gölgeyi etkiler.dolaylı olarak fotoğrafın kalitesini de.
b)kompozisyon:kompozisyon dediğimiz şey aslında kadraja aldığımız görüntüdür.kadrajda istenmeyecek görüntüler olmadığı takdirde o kompozisyon,iyi kompozisyondur.
c)planlama:hayatımızın temel ögesi olması gereken bu kavram burada da karşımıza çıkıyor.ürün fotoğrafçılığı başlığında bahsettiğim sorular gibi sorularla yol haritanızı çıkarabilirsiniz.misal;'ne çekeceğim,ne arıyorum,nerede çekeceğim,ne zaman çekeceğim?' gibi sorular temeldir.size yol haritası verir ve de fotoğrafta mükemmeli ararken size yardımcı olur.
500px,shutterstock,vsco gibi büyük adreslerde birçok örnek bulabilirsiniz.buralardaki örnekleri analiz ederek,hangi ortamda nasıl çekim yapılır,sorusuna yanıt arayabilirsiniz.tabi ki kendinizi bir kalıba sokamazsınız.çünkü binlerce açı,binlerce kompozisyon yaratmak mümkündür.
(google bile bu konuda bir derya.)
bir başka bilgilendirici entaride görüşmek üzere.
(bkz: ürün fotoğrafçılığı)
(bkz: düğün kameramanlığı)
(bkz: fotoğraf renklendirme)
örnek verecek olursak da,legal torbacı adlı yazarın fotoğraflarını verebiliriz.
#172694
ayrıca çeşitli örnekler için (bkz: kafa sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar) başlığını ziyaret edebilirsiniz.
manzara fotoğrafçılığı demek,önüne gelen doğallığı,güzelliği,bazen bir yapıyı çekmek demektir bana göre.fotoğrafçılığın temel kuralları dışında pek bir kurala uymaksızın çekilebilir.ürün fotoğrafçılığı başlığında bahsettiğim etik değerler pek göz önünde bulundurulmaz.çünkü bu alanda ticari kaygı güdülmez.
fotoğraçılığın temel kuralları dedik,başka başlıklara sizi göndermeden,burada temelden anlatalım.
a)ışık:ışık bir nesneyi olması gerektiği gibi de gösterir,olmaması gerektiği gibi de.ışık kaynağını doğru ayarlamak,gölgeyi etkiler.dolaylı olarak fotoğrafın kalitesini de.
b)kompozisyon:kompozisyon dediğimiz şey aslında kadraja aldığımız görüntüdür.kadrajda istenmeyecek görüntüler olmadığı takdirde o kompozisyon,iyi kompozisyondur.
c)planlama:hayatımızın temel ögesi olması gereken bu kavram burada da karşımıza çıkıyor.ürün fotoğrafçılığı başlığında bahsettiğim sorular gibi sorularla yol haritanızı çıkarabilirsiniz.misal;'ne çekeceğim,ne arıyorum,nerede çekeceğim,ne zaman çekeceğim?' gibi sorular temeldir.size yol haritası verir ve de fotoğrafta mükemmeli ararken size yardımcı olur.
500px,shutterstock,vsco gibi büyük adreslerde birçok örnek bulabilirsiniz.buralardaki örnekleri analiz ederek,hangi ortamda nasıl çekim yapılır,sorusuna yanıt arayabilirsiniz.tabi ki kendinizi bir kalıba sokamazsınız.çünkü binlerce açı,binlerce kompozisyon yaratmak mümkündür.
(google bile bu konuda bir derya.)
bir başka bilgilendirici entaride görüşmek üzere.
(bkz: ürün fotoğrafçılığı)
(bkz: düğün kameramanlığı)
(bkz: fotoğraf renklendirme)
örnek verecek olursak da,legal torbacı adlı yazarın fotoğraflarını verebiliriz.
#172694
ayrıca çeşitli örnekler için (bkz: kafa sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar) başlığını ziyaret edebilirsiniz.
devamını gör...
whatsapp'ta kimi başa sabitlediysen ona aitsin
benim notlarımı yazdığım bir grubum var. sadece ben varım içinde. o başa sabitli.
devamını gör...
brothers düğüm salonu radyo yayını
bence korkunç soruların başladığı nokta: "baban ne iş yapıyor?" sınıflandırmayı şaaak diye öğrettik çocuğa. alkışlar. (!)
bir de "kocan ne iş yapıyor?" var.
hello kocama göre mi not biçiyorsun tamam "işsiz!" diyorum, misss gibi yanıt.
ama en favori sorum şu, üç günlük taze.
doktora gittim.
- kaç yaşındasın?
+35
- adam var mı?
+!!!... pardon?
-evli misin, evli?
bir de "kocan ne iş yapıyor?" var.
hello kocama göre mi not biçiyorsun tamam "işsiz!" diyorum, misss gibi yanıt.
ama en favori sorum şu, üç günlük taze.
doktora gittim.
- kaç yaşındasın?
+35
- adam var mı?
+!!!... pardon?
-evli misin, evli?
devamını gör...
martin eden
jack london'un üstünden 1 milyon yıl geçsede eskimeyecek muhteşem eseri.(ha robotlar dünyayı ele geçirir ve insanlık yok olursa bilemiyorum)
bu eseri bitirince aklınıza gelen şu oluyor insanlık her zaman böyledir ve böyle kalacak.
hepimiz bazen birileri gibi olmak isteriz ve onların yaptığı şeyleri yapmaya başlarız peki ya biz o şeyleri onlardan daha iyi yapabiliyorsak...
martin'de böyle bir insandı, onların yıllarca öğrendiği şeyleri o kısa bir sürede öğrendi ve onlardan daha iyi oldu .fakat o kişiler martin in kapasitesini anlamadılar çünkü parasınında olması gerekiyordu.burjuvaysanız her zaman ciddiye alınırsınız çünkü sistem öyle.
martin kitaplarını satmadan önce de martin 'di sattıktan sonra da ama insanlar farklılaştı.
bu her sistemde geçerlidir kapitalistlikte veya komünistlikte bile hiç değişmez güçlüyseniz önemlisinizdir.
son 20 sayfasını soluksuz okudum ve ---
karanlığın içindeydi artık.bunu fark ettiği anda da farkındalığı sona erdi
kitabı özetleyen cümledir.hatta bu söz üzerine bence bir çok makale bile yazılabilir.o kadar derinlikte bir sözdür.bu bize kitapta martin'in tüm yapmaya çalıştığı şeylerin sonucunun ne olduğunu gösteriyor.
ruth karakteri de burjuvazinin insanlaştırılmış halidir.
martin'in ilk sayfalardaki konuşma biçimiyle son sayfadaki konuşma halinin arasında yıllar kadar fark vardır.
martin en son vücudunun çok sağlıklı olduğunu ama aklının öyle olmadığını söyler bu da karakterin gelişimini bize anlatır.
ben iş bankası modern klasiklerinden okumuştum muhteşemdi.
(bkz: martin eden sendromu)
bu eseri bitirince aklınıza gelen şu oluyor insanlık her zaman böyledir ve böyle kalacak.
hepimiz bazen birileri gibi olmak isteriz ve onların yaptığı şeyleri yapmaya başlarız peki ya biz o şeyleri onlardan daha iyi yapabiliyorsak...
martin'de böyle bir insandı, onların yıllarca öğrendiği şeyleri o kısa bir sürede öğrendi ve onlardan daha iyi oldu .fakat o kişiler martin in kapasitesini anlamadılar çünkü parasınında olması gerekiyordu.burjuvaysanız her zaman ciddiye alınırsınız çünkü sistem öyle.
martin kitaplarını satmadan önce de martin 'di sattıktan sonra da ama insanlar farklılaştı.
bu her sistemde geçerlidir kapitalistlikte veya komünistlikte bile hiç değişmez güçlüyseniz önemlisinizdir.
son 20 sayfasını soluksuz okudum ve ---
karanlığın içindeydi artık.bunu fark ettiği anda da farkındalığı sona erdi
kitabı özetleyen cümledir.hatta bu söz üzerine bence bir çok makale bile yazılabilir.o kadar derinlikte bir sözdür.bu bize kitapta martin'in tüm yapmaya çalıştığı şeylerin sonucunun ne olduğunu gösteriyor.
ruth karakteri de burjuvazinin insanlaştırılmış halidir.
martin'in ilk sayfalardaki konuşma biçimiyle son sayfadaki konuşma halinin arasında yıllar kadar fark vardır.
martin en son vücudunun çok sağlıklı olduğunu ama aklının öyle olmadığını söyler bu da karakterin gelişimini bize anlatır.
ben iş bankası modern klasiklerinden okumuştum muhteşemdi.
(bkz: martin eden sendromu)
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çocukluk fotoğrafları
fotoğraf değil de keşke video koyabilsek... geçenlerde anaokulu yıl sonu gösterimden bir video buldum. bale gösterisi için müziğin başlamasını beklerken hemen yanımda seyircilerden birinin oğlu beliriyor ve komiklikler yapıp ışığımı çalmaya çalışıyor. buna çok sinirlenen minik bihter (aka. ben) çocuğu ittirip kafasını yere çarptırıyor. babası geliyor ve kavga çıkıyor. sonuç olarak muazzam bir video keşke sizlerle paylaşabilseydim. haa btw sakın ama sakın ışığımı çalmayın.
devamını gör...
çikolatalı portakallı kek
bugün dünün ışıltısı yok sokaklarda. çatıya düşen yağmur damlalarının pıtırtısı ile gözlerimi aralayınca pazar günlerine has duygusallığımla yine yataktan usulca kalktım.
çocukken de böyleydim, okul günleri erkenden kalkmak konusunda bin bir şikayet edip annemin telkinleri ile birkaç lokma kahvaltıyı zorla ederdim. ama pazar oldu mu o gün aile günü olduğu için erkenden kalkıp tv başında çizgi film izlemeye başlardım. annem mutfakta pazara has bir şeyler hazırlarken babam ve ablam da tv karşısındaki yerini alırdı ve kovboy filmleri saati başlardı. bir yandan kahvaltı edip bir yandan filmle karışık sohbet içinde neşeli saatler geçirirdim.
güneş yok bugün ama baharın izi çokça. kuş cıvıltıları ve böceklerin sesini duyabiliyorum. bir de uyanır uyanmaz tüm camları açıp etrafta dolanabildiğim zamanlar da geldi. kahvemi içerken bir yandan sözlükte takılıp sol framede akan başlıklardan sıkılınca takip ettiğim yazarlar neler yazmış, diye bir göz gezdireyim dedim. bir baktım gidenlere yenileri eklenmiş, burada olanlar da yazmayı oldukça seyrelttilmiş. sanırım sıcak havaların başlaması onları da reel hayata bir parça çekmiş. birkaç arkadaşımı daha kaybetmişim hissi ile bir parça hüzün yaşamama sebep oldu bu durum.
sonra dedim ki yine de bugün pazar, tatil. moralimi yüksek tutmalıyım. kahvaltı sonrası witcher oynamak için dünden plan yaptığım beyefendi yatakta tatilin uzun soluklu uykusunun keyfini çıkartırken uzun zamandır özlediğimiz bir kokuyu evin içine doldurmalıyım. portakal ve çikolatanın müthiş kokusu.
sanırım bu tatla ilk karşılaştığımız yer ilk yurt dışı tatilimizde yunanistan'da olmuştu. frape ile birlikte hayatımıza aldığımız portakallı damla çikolatalı kurabiyeler. eve döndündükten sonra deneme yanılma yöntemi ile beraber * en sonunda o tadı yakalamayı başarmıştım. sonrasında aynını bir başka ülkede de bulmuştuk aradan geçen beş yıl sonra. burada hala yok ne yazık ki. * biraz tembellik biraz kolaya kaçma sonucunda çikolatalı portakallı kurabiyelerim artık keke dönüştü. yine aynı koku, aynı aroma ama hazırlama süresi çok daha kısa. üç bardak un *, bir bardak şeker, birazcık zeytin yağı ve hindistan cevizi yağı, kabartma tozu, kek kıvamı için portakal suyu yoksa süt, buzluktan çıkarılan portakal kabukları * ve de son dokunuş damla çikolata...
şimdi fırından gelen mis gibi bir koku eşliğinde ikinci kahvemi içerken uzun zamandır ben de bir şeyler yazmadım diyerek kendimi döktüm birazcık. kekin üzeri çatlamaya başlamış. buzluktan çıkardığım simitleri fırına verdiğimde kahvaltı için son dokunuşu da yapmış olup anı anlatmayı bırakıp yaşamaya başlıyor olacağım...
mis kokulu, huzurlu sofralı pazarlarınız olsun. *
çocukken de böyleydim, okul günleri erkenden kalkmak konusunda bin bir şikayet edip annemin telkinleri ile birkaç lokma kahvaltıyı zorla ederdim. ama pazar oldu mu o gün aile günü olduğu için erkenden kalkıp tv başında çizgi film izlemeye başlardım. annem mutfakta pazara has bir şeyler hazırlarken babam ve ablam da tv karşısındaki yerini alırdı ve kovboy filmleri saati başlardı. bir yandan kahvaltı edip bir yandan filmle karışık sohbet içinde neşeli saatler geçirirdim.
güneş yok bugün ama baharın izi çokça. kuş cıvıltıları ve böceklerin sesini duyabiliyorum. bir de uyanır uyanmaz tüm camları açıp etrafta dolanabildiğim zamanlar da geldi. kahvemi içerken bir yandan sözlükte takılıp sol framede akan başlıklardan sıkılınca takip ettiğim yazarlar neler yazmış, diye bir göz gezdireyim dedim. bir baktım gidenlere yenileri eklenmiş, burada olanlar da yazmayı oldukça seyrelttilmiş. sanırım sıcak havaların başlaması onları da reel hayata bir parça çekmiş. birkaç arkadaşımı daha kaybetmişim hissi ile bir parça hüzün yaşamama sebep oldu bu durum.
sonra dedim ki yine de bugün pazar, tatil. moralimi yüksek tutmalıyım. kahvaltı sonrası witcher oynamak için dünden plan yaptığım beyefendi yatakta tatilin uzun soluklu uykusunun keyfini çıkartırken uzun zamandır özlediğimiz bir kokuyu evin içine doldurmalıyım. portakal ve çikolatanın müthiş kokusu.
sanırım bu tatla ilk karşılaştığımız yer ilk yurt dışı tatilimizde yunanistan'da olmuştu. frape ile birlikte hayatımıza aldığımız portakallı damla çikolatalı kurabiyeler. eve döndündükten sonra deneme yanılma yöntemi ile beraber * en sonunda o tadı yakalamayı başarmıştım. sonrasında aynını bir başka ülkede de bulmuştuk aradan geçen beş yıl sonra. burada hala yok ne yazık ki. * biraz tembellik biraz kolaya kaçma sonucunda çikolatalı portakallı kurabiyelerim artık keke dönüştü. yine aynı koku, aynı aroma ama hazırlama süresi çok daha kısa. üç bardak un *, bir bardak şeker, birazcık zeytin yağı ve hindistan cevizi yağı, kabartma tozu, kek kıvamı için portakal suyu yoksa süt, buzluktan çıkarılan portakal kabukları * ve de son dokunuş damla çikolata...
şimdi fırından gelen mis gibi bir koku eşliğinde ikinci kahvemi içerken uzun zamandır ben de bir şeyler yazmadım diyerek kendimi döktüm birazcık. kekin üzeri çatlamaya başlamış. buzluktan çıkardığım simitleri fırına verdiğimde kahvaltı için son dokunuşu da yapmış olup anı anlatmayı bırakıp yaşamaya başlıyor olacağım...
mis kokulu, huzurlu sofralı pazarlarınız olsun. *
devamını gör...
hücum borusu gibi osurup ay pırt yaptım diyen kız
bu tarz komik olmayan liselilerin açtığı başlıklar engellenmez ise kafa sözlük uludağ sözlük gibi bir pislik yuvasına dönecektir. kalite mühim şey. trollük zeka gerektiren bir iştir. böyle olmaz.
devamını gör...
