devletin tamamı ordaydı
ya hala devlet oradaydı diyor;
bak adamın gol diyor; aha bu haberi buradan
aha buda videosu inanmazsın diye helallikte istemiş utanmadan!...
bacım adamın gol diyor bak? önce tehdit ettiler, sonra aba altından sopa gösterdiler, yetmedi hakaret ettiler baktılar oylar çakılıyor helallik istediler.
40 yaşında adamım hadi bana da z kuşağı de tarikatçı bacı?
edit: bunu derken de haluk levent i kullanıyor, ulan haluk levent ne diyecek? adam zaten derneğinin kapanmaması için kızılay a gıda ve çadır adı altında haraç ödemiş. ne diyecek? ne deseydi bu dalyapraklar iki eli ile bir silki doğrultamadı mı? ulan afad bana 10 gün boyunca yardım tırlarını boşaltabileceğimiz depo adresi veremedi lan? sen kime neyi anlatıyorsun? ya tamam anladık iktidar gidecek mamanız kesilecek diye korkuyorsunuz. korkunun ecele faydası yok. devran döndüğünde iktidardakinden, tarikatına kadar alayınız yargılanacaksınız korkunuz da bundan. bürokrasiye soktuğunuz adamların hepsi koltuğu için sizi satacak korkmakta haklısınız. ama yok öyle lahanayı yerken kütür kütür sapına gelince meee!
birincisi orduyu kışlasından g.t korkularından çıkartmadıkları için kayıp sayısı coştu, ikincisi kurdukları afad denen ne işe yaradığı belirsiz kurum hiçbir halta yaramadı, yetmediği gibi yardımları genelde stk lar sağladı ilk başta. kızılay ortada yokken tkp yemek dağıtıyordu lan 32 ci saatte sen kime neyi anlatıyorsun?
kalkmışlar yok devlet oradaydı yok bilmem ne;
99 depreminde bursada bir tekstil firmasında staj tamamlıyordum sonra üniversiteye gidecektim rusyaya deprem oldu depremden 2 saat sonra bir tane yüzbaşı ve arama kurtarma timi gördüm ben orada. 99 depreminde sahadaki askeri personel sayısı 35.000 lojistik sisteminin işlemesi 12 saat.
devlet oradaydı madem neden 48 saat sonra 3500 asker var açıklamasını yaptılar? neden an 400 skorsky nin akut helikopterleri yoktu? devlet askeri ile siyasetçisi ile bürokratı ile beraber devlettir.
sen iktidar elden gidecek ordu darbe yapacak diye bu ülkenin lojistik anlamında en güçlü afet planlaması en düzgün kurumunu devre dışı bırak, senin yapamadıklarından dolayı onlarca insan enkaz altında acı çeke çeke ölsün, devlet oradaydı. hasilktirin lan oradan! devletmiş! devlet dediği de akp nin kurumları yani hükümetin hükümet sanki devlet anasını satayım.
iktidar gidecek mama gidecek diye bu kadar alçalmayın hoş zaten şerefiniz yok tiksinç yaratıklarsınız daha da fazla dibe batmayın!
1 hafta sonra kurulan lojistik zinciri ile falan gelmeyin bana türk silahlı kuvvetleri maksimum 12 saatte oraya en az 150.000 personel çıkartıp gereken ilaç, sahra hastanesi, lojistik zinciri, ilaç ve hasta sevk işlerini çözüp yağmacılara göz açtırmazdı.
bak adamın gol diyor; aha bu haberi buradan
aha buda videosu inanmazsın diye helallikte istemiş utanmadan!...
bacım adamın gol diyor bak? önce tehdit ettiler, sonra aba altından sopa gösterdiler, yetmedi hakaret ettiler baktılar oylar çakılıyor helallik istediler.
40 yaşında adamım hadi bana da z kuşağı de tarikatçı bacı?
edit: bunu derken de haluk levent i kullanıyor, ulan haluk levent ne diyecek? adam zaten derneğinin kapanmaması için kızılay a gıda ve çadır adı altında haraç ödemiş. ne diyecek? ne deseydi bu dalyapraklar iki eli ile bir silki doğrultamadı mı? ulan afad bana 10 gün boyunca yardım tırlarını boşaltabileceğimiz depo adresi veremedi lan? sen kime neyi anlatıyorsun? ya tamam anladık iktidar gidecek mamanız kesilecek diye korkuyorsunuz. korkunun ecele faydası yok. devran döndüğünde iktidardakinden, tarikatına kadar alayınız yargılanacaksınız korkunuz da bundan. bürokrasiye soktuğunuz adamların hepsi koltuğu için sizi satacak korkmakta haklısınız. ama yok öyle lahanayı yerken kütür kütür sapına gelince meee!
birincisi orduyu kışlasından g.t korkularından çıkartmadıkları için kayıp sayısı coştu, ikincisi kurdukları afad denen ne işe yaradığı belirsiz kurum hiçbir halta yaramadı, yetmediği gibi yardımları genelde stk lar sağladı ilk başta. kızılay ortada yokken tkp yemek dağıtıyordu lan 32 ci saatte sen kime neyi anlatıyorsun?
kalkmışlar yok devlet oradaydı yok bilmem ne;
99 depreminde bursada bir tekstil firmasında staj tamamlıyordum sonra üniversiteye gidecektim rusyaya deprem oldu depremden 2 saat sonra bir tane yüzbaşı ve arama kurtarma timi gördüm ben orada. 99 depreminde sahadaki askeri personel sayısı 35.000 lojistik sisteminin işlemesi 12 saat.
devlet oradaydı madem neden 48 saat sonra 3500 asker var açıklamasını yaptılar? neden an 400 skorsky nin akut helikopterleri yoktu? devlet askeri ile siyasetçisi ile bürokratı ile beraber devlettir.
sen iktidar elden gidecek ordu darbe yapacak diye bu ülkenin lojistik anlamında en güçlü afet planlaması en düzgün kurumunu devre dışı bırak, senin yapamadıklarından dolayı onlarca insan enkaz altında acı çeke çeke ölsün, devlet oradaydı. hasilktirin lan oradan! devletmiş! devlet dediği de akp nin kurumları yani hükümetin hükümet sanki devlet anasını satayım.
iktidar gidecek mama gidecek diye bu kadar alçalmayın hoş zaten şerefiniz yok tiksinç yaratıklarsınız daha da fazla dibe batmayın!
1 hafta sonra kurulan lojistik zinciri ile falan gelmeyin bana türk silahlı kuvvetleri maksimum 12 saatte oraya en az 150.000 personel çıkartıp gereken ilaç, sahra hastanesi, lojistik zinciri, ilaç ve hasta sevk işlerini çözüp yağmacılara göz açtırmazdı.
devamını gör...
frida kahlo
"kusurlarımı seviyorum!
darılınca suratımı asmayı,
canım sıkıldığında
sebepsizce bağırmayı,
olur olmaz yerde kahkahalar atmayı
normal olmamayı seviyorum.
sadece canımın istediği
şeyleri yapmayı,
bazen düşünmediklerimi birden söylemeyi,
bazen her şeyi yüzüme gözüme bulaştırmayı.
öfkelerimi. kızınca küsmeyi. heyecanlarımı.
bazıları haketmediği halde, sevmeyi.
içimdeki çocuğu,
beni seviyorum.
iyi ki varım.
iyi ki ben benim.
ne mutlu!
çok mükemmel değilim.
ama benden bir tane daha yok!
beni seven böyle sevsin!
sevmeyene de zaten yol verdim,
gitsin!"
birçok acı yaşamıştır ama bu acıları onu güçlendirmiştir ve çok güzel bir ressam yapmıştır. bu sözleri de beni en çok etkileyen sözlerindendir. her okuyuşumda ben de diyorum "iyi ki varım. iyi ki ben benim. ne mutlu! çok mükemmel değilim. ama benden bir tane daha yok."
darılınca suratımı asmayı,
canım sıkıldığında
sebepsizce bağırmayı,
olur olmaz yerde kahkahalar atmayı
normal olmamayı seviyorum.
sadece canımın istediği
şeyleri yapmayı,
bazen düşünmediklerimi birden söylemeyi,
bazen her şeyi yüzüme gözüme bulaştırmayı.
öfkelerimi. kızınca küsmeyi. heyecanlarımı.
bazıları haketmediği halde, sevmeyi.
içimdeki çocuğu,
beni seviyorum.
iyi ki varım.
iyi ki ben benim.
ne mutlu!
çok mükemmel değilim.
ama benden bir tane daha yok!
beni seven böyle sevsin!
sevmeyene de zaten yol verdim,
gitsin!"
birçok acı yaşamıştır ama bu acıları onu güçlendirmiştir ve çok güzel bir ressam yapmıştır. bu sözleri de beni en çok etkileyen sözlerindendir. her okuyuşumda ben de diyorum "iyi ki varım. iyi ki ben benim. ne mutlu! çok mükemmel değilim. ama benden bir tane daha yok."
devamını gör...
yazmayan yazarlar kalırken yazan yazarların gitmesi
yazmayanlar dertsiz baş normaldir. yazanlar dert edinenlerdir.
devamını gör...
30000 karma puanla yapılacaklar listesi
fakire fukaraya dağıt bence. mesela bana ver azıcık şu pantera rozetini alayım. açık ve net. *
devamını gör...
haddinden fazla pahalı olan ürünler
spor pabucu,nedir allasen 400 tlnin altında yok nerdeyse.bildin araba lastiği gibi fiyat biçiyorlar,ha giyince hızlansam ,trafik görmesem,1 saatlik yeri yuruyerek 15 dk da gitmemi sağlasa anlarım oda yok,niye yani niye 1000 küsurlarda fiyatlar.
devamını gör...
flapjack
ülkemizde 2010 yılında cartoon network'de yayınlanmaya başlayan animasyon serisidir. bir balina (bubbie) ve içinde yaşayan jack adlı çocuk ile kaptan yosun'un şeker adası'na ulaşmak için maceradan maceraya koşmasını konu alır.
kardeşimle favori çizgi filmlerimizden (animasyon ama biz çizgi film derdik) biriydi.
bu da açılış şarkısı.
kardeşimle favori çizgi filmlerimizden (animasyon ama biz çizgi film derdik) biriydi.
bu da açılış şarkısı.
devamını gör...
something about us
belirsiz, yaşanmamış, yarım kalmış, bitmiş aşkların şarkısıdır. zamanında bir sözlükte tanışılmış bir hanımefendi tarafından atılmış olup hala aynı duygularla dinlenilmektedir...**
sözleri şöyle;
it might not be the right time
i might not be the right one
but there's something about us i want to say
cause there's something between us anyway
i might not be the right one
it might not be the right time
but there's something about us i've got to do
some kind of secret i will share with you
i need you more than anything in my life
i want you more than anything in my life
i'll miss you more than anyone in my life
i love you more than anyone in my life.
sözleri şöyle;
it might not be the right time
i might not be the right one
but there's something about us i want to say
cause there's something between us anyway
i might not be the right one
it might not be the right time
but there's something about us i've got to do
some kind of secret i will share with you
i need you more than anything in my life
i want you more than anything in my life
i'll miss you more than anyone in my life
i love you more than anyone in my life.
devamını gör...
kaşkolnikov
"okuyacak doğru dürüst bir şey bulamıyorum" diyen ve sol frame'deki tuhaflıklardan kafasını çıkarıp nefes almaya çalışan yazarların okuması gereken yazarlardan biri. en azından şahsi görüşüm bu yönde.
normalde film ya da roman konulu tanımlar pek bana göre değildir. hele uzunsa okumakta zorlanırım, pek ilgi alanım olmadığı için. fakat kaşkolnikov yazdığı zaman okumayı seviyorum çünkü kafayı yormuyor. edebiyatı seven biri olsam da bir eserle ilgili bir inceleme yapılırken orada ağdalı bir dille edebiyat parçalanmasından yana değilim. insanların sıkılmadan okuyacağı şekilde incelenmeli bence böyle konular.
bir de tabii dümdüz filmin ya da kitabın konusunu yazmaktansa kendi bakış açısından yaptığı değerlendirmeleri paylaşıyor oluşu, bu tanımları daha değerli yapıyor bence. sonuçta merak ettiğimiz şey sadece konu olsa google amca da yardımımıza koşar. daha çok "ben bu filme/kitaba bu gözle baktım, bunları bu şekilde değerlendirdim. acaba başka insanlar da böyle mi düşünüyor? farklı bakış açıları var mı?" diye düşünüyor bazılarımız. işte onu da bu tür tanımlarla öğreniyoruz diğer yazarlardan. denk geldiğim ya da takip ettiğim birkaç yazar daha var böyle. onlara da selam olsun! ellerine sağlık diyorum hepsine bu vesileyle.
ortak bir noktamız da var: bilim. bu nedenle farklı bir yönden kanım ısındı kendisine. bu konudaki bakış açısıyla hep aynı şekilde devam etmesini umuyorum hayata.
pek uzun nickaltı yazmam, hatta bir ara hiç yazmıyordum; bilenler bilir ama mademki son zamanlarda birçok kişi sözlüğün gidişinden şikayetçi, bence yeni gelecek olan yazarlara gerçekten düzgün yazan eski yazarları tanıtmak gerekiyor. en azından buraya bir şeyler okuyup başkalarının görüşlerinden yararlanmaya gelenlerin işini biraz olsun kolaylaştırmış oluruz.
normalde film ya da roman konulu tanımlar pek bana göre değildir. hele uzunsa okumakta zorlanırım, pek ilgi alanım olmadığı için. fakat kaşkolnikov yazdığı zaman okumayı seviyorum çünkü kafayı yormuyor. edebiyatı seven biri olsam da bir eserle ilgili bir inceleme yapılırken orada ağdalı bir dille edebiyat parçalanmasından yana değilim. insanların sıkılmadan okuyacağı şekilde incelenmeli bence böyle konular.
bir de tabii dümdüz filmin ya da kitabın konusunu yazmaktansa kendi bakış açısından yaptığı değerlendirmeleri paylaşıyor oluşu, bu tanımları daha değerli yapıyor bence. sonuçta merak ettiğimiz şey sadece konu olsa google amca da yardımımıza koşar. daha çok "ben bu filme/kitaba bu gözle baktım, bunları bu şekilde değerlendirdim. acaba başka insanlar da böyle mi düşünüyor? farklı bakış açıları var mı?" diye düşünüyor bazılarımız. işte onu da bu tür tanımlarla öğreniyoruz diğer yazarlardan. denk geldiğim ya da takip ettiğim birkaç yazar daha var böyle. onlara da selam olsun! ellerine sağlık diyorum hepsine bu vesileyle.
ortak bir noktamız da var: bilim. bu nedenle farklı bir yönden kanım ısındı kendisine. bu konudaki bakış açısıyla hep aynı şekilde devam etmesini umuyorum hayata.
pek uzun nickaltı yazmam, hatta bir ara hiç yazmıyordum; bilenler bilir ama mademki son zamanlarda birçok kişi sözlüğün gidişinden şikayetçi, bence yeni gelecek olan yazarlara gerçekten düzgün yazan eski yazarları tanıtmak gerekiyor. en azından buraya bir şeyler okuyup başkalarının görüşlerinden yararlanmaya gelenlerin işini biraz olsun kolaylaştırmış oluruz.
devamını gör...
şu anda ne yaptığını merak ettiğiniz kişi
devamını gör...
güne bir şiir bırak
kış geliyor
elim yaprak altında
es ey bad-ı semen
çatlak bedenime çarp kalbimi harmanla
gencelmiş tarih kabartmalarının haklılığı aşkına
beni kendime gebe bırak
kış geliyor
otobüs ne kalabalık
yaslan bana yeryüzü ağacı
dikili gövdenin üretkenliği için
çıldırtan bir gübre mi arıyorsun
kökünü toprağımda dene
kış geliyor
koru gövdemi pardösüm
ağzıma konacak kışlarım nerde
tutsana elimi canikom tarih tekerrürden ibaretmiş
miş bir geçmiş zaman failiymiş
ey beşeriyet beni beş iftarda öp
şair olmak kolay değil yavrum
uzvun o kadar güzelken
bir yanda yaş ağaca balta vuran çokluk
bir yanda kanımı azdıran bokluk
beni artık hücre çoğaltmaktan da yargılarlar
zahir
arkadaş zekai özger, yeryüzü ağacı
elim yaprak altında
es ey bad-ı semen
çatlak bedenime çarp kalbimi harmanla
gencelmiş tarih kabartmalarının haklılığı aşkına
beni kendime gebe bırak
kış geliyor
otobüs ne kalabalık
yaslan bana yeryüzü ağacı
dikili gövdenin üretkenliği için
çıldırtan bir gübre mi arıyorsun
kökünü toprağımda dene
kış geliyor
koru gövdemi pardösüm
ağzıma konacak kışlarım nerde
tutsana elimi canikom tarih tekerrürden ibaretmiş
miş bir geçmiş zaman failiymiş
ey beşeriyet beni beş iftarda öp
şair olmak kolay değil yavrum
uzvun o kadar güzelken
bir yanda yaş ağaca balta vuran çokluk
bir yanda kanımı azdıran bokluk
beni artık hücre çoğaltmaktan da yargılarlar
zahir
arkadaş zekai özger, yeryüzü ağacı
devamını gör...
artı oy vermede cömert olan yazarlar
yemin ederim benim demek istediğim başlıktır.
cidden benim yani bu başlığa gönül rahatlığıyla kendimi yazabilirim.
hakeden yazarlara hakkını vermekten hiç çekinmem.
cidden benim yani bu başlığa gönül rahatlığıyla kendimi yazabilirim.
hakeden yazarlara hakkını vermekten hiç çekinmem.
devamını gör...
çorbacıda bir tas çorbayla 6 sepet ekmek yemek
(bkz: gariban)
üniversitede arkadaşlarla çorbacıya gitmiştik. öğrenciyiz, paramız kısıtlı. adam çorbayı getirdi yanında da ekmek. önce sepetteki ekmek bitti. sonra ikinci sepeti istedik. onu da yedik ama yok, doymadık. hepimiz birbirimize kızıyoruz "yeter artık doy" diye ama ekmekler gelince hapur hupur yiyoruz. neyse, utana sıkıla üçüncüyü de istedik. açıkçası onu da yedik. sonra yine utana sıkıla hesabı ödemeye gittik. ödeyip uzadık oradan.
yanisi parasızlık itiyor bu durumlara. yoksa gider kebap yerdik, napalım mercimek çorbasını.
buradan çorbacı abiye teşekkürler, kolay gelsin demek istiyorum. *
üniversitede arkadaşlarla çorbacıya gitmiştik. öğrenciyiz, paramız kısıtlı. adam çorbayı getirdi yanında da ekmek. önce sepetteki ekmek bitti. sonra ikinci sepeti istedik. onu da yedik ama yok, doymadık. hepimiz birbirimize kızıyoruz "yeter artık doy" diye ama ekmekler gelince hapur hupur yiyoruz. neyse, utana sıkıla üçüncüyü de istedik. açıkçası onu da yedik. sonra yine utana sıkıla hesabı ödemeye gittik. ödeyip uzadık oradan.
yanisi parasızlık itiyor bu durumlara. yoksa gider kebap yerdik, napalım mercimek çorbasını.
buradan çorbacı abiye teşekkürler, kolay gelsin demek istiyorum. *
devamını gör...
seksten sonra söylenen sözler
yıllar öncesinde yaşadığım olayı aklıma getiren başlık.
sanki benimle hayrına sevişmiş gibi "teşekkür ederim" demiştim. o da "rica ederim" demişti. ciddi bir ilişkimiz vardı bu arada tek gecelik bir şey değildi. şu an ayrıyız orası başka.
sanki benimle hayrına sevişmiş gibi "teşekkür ederim" demiştim. o da "rica ederim" demişti. ciddi bir ilişkimiz vardı bu arada tek gecelik bir şey değildi. şu an ayrıyız orası başka.
devamını gör...
mario balotelli
tam adı mario baruwah balotelli olan italyan futbolcudur. genellikle saha dışı olayları ile meşhur olan bir kişiliktir. sebebi ise geçirdiği zor çocukluk ve buna bağlı olarak yaşadığı kimlik bunalımları (italya'da maruz kaldığı ırkçılık sorunları bunun bir parçasıdır.) olabilir. evsizlere para dağıtması gibi eylemleri aynı zamanda duyarlı bir kişiliğe sahip olduğunu da göstemektedir. kendisi ile alakalı şöyle bir kare mevcuttur:

bazı insanları anlatmak için kelimeler yetmez, mario balotelli vukuatları ile bunu başaran insanlardan birisidir.
ek not: burada vukuatlarından birisini paylaşmak istiyorum. bu aslında çok bilinen bir hikayedir. mourinho'nun inter'deki bir döneminde balotelli harici bütün santraforları sakatlanmıştı ve o dönem esnasındaki bir maçta devre arasında balotelli'ye bu durumu 14 dakika izah etmeye çalışır. ilk devreden sarı kart gören balotelli'yi kart görmemesi konusunda uyarır. o kadar uyarılara rağmen balotelli ikinci devrenin başlamasından 3 dakika sonra ikinci sarı karttan dolayı kırmızı kart görüp oyundan atılır. tabii ki manchester city'de iken abd'de bir hazırlık maçında yapmış olduğu o lakayt hareketi de unutmamak gerekir.

bazı insanları anlatmak için kelimeler yetmez, mario balotelli vukuatları ile bunu başaran insanlardan birisidir.
ek not: burada vukuatlarından birisini paylaşmak istiyorum. bu aslında çok bilinen bir hikayedir. mourinho'nun inter'deki bir döneminde balotelli harici bütün santraforları sakatlanmıştı ve o dönem esnasındaki bir maçta devre arasında balotelli'ye bu durumu 14 dakika izah etmeye çalışır. ilk devreden sarı kart gören balotelli'yi kart görmemesi konusunda uyarır. o kadar uyarılara rağmen balotelli ikinci devrenin başlamasından 3 dakika sonra ikinci sarı karttan dolayı kırmızı kart görüp oyundan atılır. tabii ki manchester city'de iken abd'de bir hazırlık maçında yapmış olduğu o lakayt hareketi de unutmamak gerekir.
devamını gör...
yazarların bu gece olmasını istedikleri şey
saçma gelecek belki ama birinin rüyasında beni görmesini istiyorum. *
ben uyuyamıyorum ama eminim o şuan mışıl mışıl uyuyordur. beni görsün bari.
ben uyuyamıyorum ama eminim o şuan mışıl mışıl uyuyordur. beni görsün bari.
devamını gör...
yalnızlık
terasta yalnız kalmayı seviyorum. sürekli insanlarla birlikte olmaktansa -ki bu en yakınlarım bile olsa- kendimle bas basa kalmayı seviyorum. topluluklar adeta enerjimi tüketiyor. ruhumdaki güzellikleri emiyor gibi geliyor.
oysa yalnızlık öyle mi ? bazen gün içinde terasa cikiyorum. hafif rüzgar esiyor. sokaklar sessiz, odanın içinde kimse yok, yalnız ben... sessizlik ve yalnizlik benim için büyük bir huzur ve mutluluk kaynağıdır. bana sessiz bir ortamda kendimle bas başa kalmak kadar iyi gelen başka bir aktivite daha yok.
ne zaman ki insanlarla bir araya gelsem sanki kendimden bir şeyler kaybediyorum. düşüncelerimden çıkıp derinliğimden taviz veriyormuşum gibi geliyor. kafasının icinde yaşayan bir insan olduğum için toplum içine girince sürekli dış dunyaya ayak uydurmaya çalışıyorum.
bazen bizim terasta bir plak çaldığını hayal ediyorum. bacaklarımı ordaki koltuğun üzerine uzatıp rüzgarı yanaklarimda hissediyorum. tüm dertlerimi bana sıkıntı veren dünyevî şeyleri unutuyorum. bazen bir ormanda bazense bir dağın tepesinde hayal ediyorum kendimi. adeta bir ritüel gibi. çok basit bir şey ama psikolojik olarak beni onaran bir aktivite... i̇çimdeki bosluklari doldurduğunu hissediyorum.
daha küçük çağlarda bunu, sabah 4-5 gibi uyanıp odamın buyuk tahta penceresine bağdaş kurup oturarak yapardım. kuşların gelmesini, havanın yavaş yavaş aydinlanip şehrin hareketlenmesini, sessizliğin yerini yavaşça şehir gurultulerine birakisini seyrederdim.
penceremin karşısında büyük bir çam ağacı vardı. ne hikmetse hava aydinlandikca kuşlar bu ağacın dallarına konardi. o çam ağacı, i̇stanbul'daki kar fırtınası sonucu, soğuktan pencereye çıkıp şehri seyredemedigim bir gün, rüzgarın siddetinden ötürü kırıldı. kesmek zorunda kaldılar. o ağaca veda edemedim. ama ağacım kırıldığı için çok ağladım... arkadaşımdı...
05/05/2020
oysa yalnızlık öyle mi ? bazen gün içinde terasa cikiyorum. hafif rüzgar esiyor. sokaklar sessiz, odanın içinde kimse yok, yalnız ben... sessizlik ve yalnizlik benim için büyük bir huzur ve mutluluk kaynağıdır. bana sessiz bir ortamda kendimle bas başa kalmak kadar iyi gelen başka bir aktivite daha yok.
ne zaman ki insanlarla bir araya gelsem sanki kendimden bir şeyler kaybediyorum. düşüncelerimden çıkıp derinliğimden taviz veriyormuşum gibi geliyor. kafasının icinde yaşayan bir insan olduğum için toplum içine girince sürekli dış dunyaya ayak uydurmaya çalışıyorum.
bazen bizim terasta bir plak çaldığını hayal ediyorum. bacaklarımı ordaki koltuğun üzerine uzatıp rüzgarı yanaklarimda hissediyorum. tüm dertlerimi bana sıkıntı veren dünyevî şeyleri unutuyorum. bazen bir ormanda bazense bir dağın tepesinde hayal ediyorum kendimi. adeta bir ritüel gibi. çok basit bir şey ama psikolojik olarak beni onaran bir aktivite... i̇çimdeki bosluklari doldurduğunu hissediyorum.
daha küçük çağlarda bunu, sabah 4-5 gibi uyanıp odamın buyuk tahta penceresine bağdaş kurup oturarak yapardım. kuşların gelmesini, havanın yavaş yavaş aydinlanip şehrin hareketlenmesini, sessizliğin yerini yavaşça şehir gurultulerine birakisini seyrederdim.
penceremin karşısında büyük bir çam ağacı vardı. ne hikmetse hava aydinlandikca kuşlar bu ağacın dallarına konardi. o çam ağacı, i̇stanbul'daki kar fırtınası sonucu, soğuktan pencereye çıkıp şehri seyredemedigim bir gün, rüzgarın siddetinden ötürü kırıldı. kesmek zorunda kaldılar. o ağaca veda edemedim. ama ağacım kırıldığı için çok ağladım... arkadaşımdı...
05/05/2020
devamını gör...
yazarların aralıksız yürüme rekoru
sözlüğe kayıt olduğum tarihten bu yana, aralıksız.
ha siz öbür türlü yürümekten mi bahsediyorsunuz? pardon pardon.
vardır az buçuk kilometre.
ha siz öbür türlü yürümekten mi bahsediyorsunuz? pardon pardon.
vardır az buçuk kilometre.
devamını gör...
sözlük içi mesajlaşma kapatılsın kampanyası
"2 mesaj da bana atın yalnızlıktan ölüyorum anuna koyayım" alt metni taşıyan fikir.
devamını gör...

