eski fotoğraflar
insana ne çok şey hatırlatır. nemli, küflü kokusu, sararmış, yıpranmış, katlanmış... içinde ne hatıralar, aşklar, sevinçler barındırır. önceden insanlar hep mutluyken fotoğraf çekinirmiş. mesela birinin doğum gününde, lunaparkta ya da başka şehire gidildiğinde.. oysa şimdi öyle mi? desinler diye -mış gibi yapmaktan geri kalmıyor insanoğlu. acıdan geberse bile sahtelikten vazcaymıyor. “bakın bakın ben harikayım” demek istiyor. ne tuhaf.. keşke eskisi gibi az ve öz olsa fotoğraflar. az ama gerçek. az ama yalan olmasa. keşkee..
devamını gör...
sahip olunan ilk forma
kendi paramı kazanmaya başladıktan sonra aldığım formadır. üzerindeki yıldızlara güncelleme gelse de halen değerlidir benim için.
devamını gör...
lgbt
bunu bir hastalık, bir günah, bir ahlaksızlık olarak gören var ama lgbt'li olmak ne günahtır, ne hastalıktır, ne de ahlaksızlıktır. bu sonradan keyfi olarak tercih edilen bir yönelim değildir. doğuştan olan bir hormonal bir durumdur. buna günah diyenler, doğuştan olduğunu yani allahın öyle yarattığını bilmeleri gerek, buna ahlaksızlık diyenler kime göre, neye göre ahlaksızlık? asıl lgbt'li insanlara yapılan iğrenç ayrımcılıklar, kötü sözler, hakaretler, uygulanan fiziksel ve sözlü şiddetler ahlaksızlıktır, herkesin özel hayatı ve tercihleri sadece o kişiyi ilgilendirir. kimsenin aşkına kimse karışamaz.
devamını gör...
adres sorulunca bilmiyorum demek
ben de buranın yabancısıyım valla demek bu hissi biraz azaltır.
devamını gör...
kitap okuyan insanı belli eden detaylar
her şeyden önce benliğinin farkındadır. öğrenmenin sonsuz olduğunu bilir. hiçbir zaman 'ben oldum' demez. öğrenmeye ve dinlemeye açıktır karşısındaki insanı yormaz. dinlediğini ve okuduğunu nitelikli olarak algılar. bir araya gelindiğinde sohbet konusu aranmaz seçenek zaten çoktur. iç dünyası diğer insanlardan daha kabalıktır bu nedenle yalnızlıktan şikayet etmez.
devamını gör...
richard feynman
tam adıyla richard philips feynman kuantum mekaniğinin ayrılmaz formülasyonu, kuantum elektrodinamiği teorisi, aşırı soğutulmuş sıvı helyumun süper-akışkan fiziği ve partonu önerdiği parçacık fiziğindeki çalışmaları ile 1965'de, julian schwinger ve sin-ıtiro tomonaga ile birlikte nobel fizik ödülü'ne (1965) layık görülmüştür ve ayriyeten albert einstein ödülü (1954)
e. o. lawrence ödülü (1962)
formemrs (1965)
oersted madalyası (1972)
ulusal bilim madalyası (1979) almıştır.
e. o. lawrence ödülü (1962)
formemrs (1965)
oersted madalyası (1972)
ulusal bilim madalyası (1979) almıştır.
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
yatakta oturuyorum, yeni uyandım.
saçlarımı bir o yana bir buna yana sallayıp sinirleniyorum.
saçlarımı bir o yana bir buna yana sallayıp sinirleniyorum.
devamını gör...
sağcı yobaz vs solcu yobaz
bir izmirli olarak yazıyorum size 2,3 solcu yobaz moron teyze gösteririm sağcı yobazları mumla ararsınız.
devamını gör...
nickaltı yalakalığı
çok içerlediysen senin de nick altına güzel sözler yazarız yazar arkadaşım.
kimsenin kimseye yalakalık yapacağı bir durum yok ortada. tanımlarını sevdiği yazar hakkın da layık gördüğü düşünceler yazılıyor sadece, yani en azından benim gördüğüm o. ne güzel kimse kimsenin kalbini kırmadan, kişiyi onure edecek bir kaç cümle yazıyor, ne mutlu onlara. bari bundan kötü bir anlam çıkarmayalım.
kimsenin kimseye yalakalık yapacağı bir durum yok ortada. tanımlarını sevdiği yazar hakkın da layık gördüğü düşünceler yazılıyor sadece, yani en azından benim gördüğüm o. ne güzel kimse kimsenin kalbini kırmadan, kişiyi onure edecek bir kaç cümle yazıyor, ne mutlu onlara. bari bundan kötü bir anlam çıkarmayalım.
devamını gör...
vitiligo
kanda melanosit antikoru bulunması ve diğer otoimmün hastalıklarla beraber seyretmesi otoimmün bir hastalık olduğu ihtimalini güçlendirir.
epidermiste melanosit yokluğuyla seyreder.
albinizm mevcut melanositlerin melanin üretememesiyle oluşurken vitiligoda direkt melonosit yıkımı gözlenir.
epidermiste melanosit yokluğuyla seyreder.
albinizm mevcut melanositlerin melanin üretememesiyle oluşurken vitiligoda direkt melonosit yıkımı gözlenir.
devamını gör...
ilkokulda birinden hoşlanınca yapılan saçmalıklar
dosyasından vesikalığını çalmıştım.
hırsız gibi vesikalığını çalmıştım kızın aklıma gelince utanıyorum ama artı oy gelir diye yazıyorum.
sonra annem okul pantolonumun cebinde bulmuştu.
hırsız gibi vesikalığını çalmıştım kızın aklıma gelince utanıyorum ama artı oy gelir diye yazıyorum.
sonra annem okul pantolonumun cebinde bulmuştu.
devamını gör...
bushido felsefesi
bushido heian dönemi’nde çin, kore, tibet’ten esinlenilen inanç, felsefe, savaş sanatları, edebiyat akımlarıyla, içeriğinde zen budizmindinden, konfüçyüsçülükten, şintoizmden ve hwarang-do’dan etkiler barındıran, samuraylarla özdeşleşmiş uzak doğu felsefesidir.
kanji dilini yorumlamak zor olduğundan bu-shi-do (bushi:savaşçı do:yol) kelimesinin etimolojik kökeni hakkında farklı görüşler mevcut ancak feodal dönemde, aristokrat savaşçılara bushi denildiği biliniyor.
günümüzde popüler anlamı her ne kadar “savaşçının yolu” olsa da bir savaş metodolojisi olmaktan çok, ruhsal aydınlanma ve kişisel gelişimi sağlayan bir etik kurallar bütünüdür. ölümü kabullenip ölümden korkmayan, bedenden önce zihinle savaşılan, zihin eğitilmeden bedenin eğitilmeyeceğine inanılan kabulleriyle beraber yedi temel ilkesi vardır.
1) yu (cesaret)
2) meiyo (onur)
3) gi (adalet)
4) rei (saygı)
5) jin (merhamet)
6) makato (dürüstlük ve/veya kararlılık)
7) chugi (sadakat)
aslında genele bakıldığı zaman bushido samurayların uyguladığı bir öz disiplin felsefesidir. dönemin şartlarında feodal beylerin “sadık hizmetçisi” samurayların güç ve toprak savaşlarındaki kadersel rolü bir kurallar bütününü gerektirecekti elbette.
kanji dilini yorumlamak zor olduğundan bu-shi-do (bushi:savaşçı do:yol) kelimesinin etimolojik kökeni hakkında farklı görüşler mevcut ancak feodal dönemde, aristokrat savaşçılara bushi denildiği biliniyor.
günümüzde popüler anlamı her ne kadar “savaşçının yolu” olsa da bir savaş metodolojisi olmaktan çok, ruhsal aydınlanma ve kişisel gelişimi sağlayan bir etik kurallar bütünüdür. ölümü kabullenip ölümden korkmayan, bedenden önce zihinle savaşılan, zihin eğitilmeden bedenin eğitilmeyeceğine inanılan kabulleriyle beraber yedi temel ilkesi vardır.
1) yu (cesaret)
2) meiyo (onur)
3) gi (adalet)
4) rei (saygı)
5) jin (merhamet)
6) makato (dürüstlük ve/veya kararlılık)
7) chugi (sadakat)
aslında genele bakıldığı zaman bushido samurayların uyguladığı bir öz disiplin felsefesidir. dönemin şartlarında feodal beylerin “sadık hizmetçisi” samurayların güç ve toprak savaşlarındaki kadersel rolü bir kurallar bütününü gerektirecekti elbette.
devamını gör...
geronimo
gençliğinden itibaren önce meksikalılarla, daha sonra amerikalılar gelince iki tarafla birden yıllarca gerilla tarzı savaşmış, a.b.d'deki en son teslim olan reistir.
yeniden firar edeceğinden ve savaşacağından o kadar korkuluyorduki, teslim olduktan sonra amerikanın en batısı sayılacak arizona'dan, en doğusundaki bataklık dolu florida'ya sürülmüştür.
sıtma hastalığından dolayı apache'lerin çoğunun öldüğü haberi, texas'daki eski düşmanları olan comanche ve kiowa'lara gelince, apache'lerin bu büyük reisini gelip bizimle kalsınlar diye, rezervasyonlarına misafir ettiler. geronimo yıllar sonra burada ölmüş, gömülmüş ama birkaç gün sonra mezarı açık bulunmuş. bazı kızılderililerin reisin cenazesini ata topraklarına gömdüğü söylenir.
yeniden firar edeceğinden ve savaşacağından o kadar korkuluyorduki, teslim olduktan sonra amerikanın en batısı sayılacak arizona'dan, en doğusundaki bataklık dolu florida'ya sürülmüştür.
sıtma hastalığından dolayı apache'lerin çoğunun öldüğü haberi, texas'daki eski düşmanları olan comanche ve kiowa'lara gelince, apache'lerin bu büyük reisini gelip bizimle kalsınlar diye, rezervasyonlarına misafir ettiler. geronimo yıllar sonra burada ölmüş, gömülmüş ama birkaç gün sonra mezarı açık bulunmuş. bazı kızılderililerin reisin cenazesini ata topraklarına gömdüğü söylenir.
devamını gör...
kendi omzunu öpmek
normal bir insan davranışı.
tanımdan da anlaşılacağı üzere, bu konu tartışmaya kapalı.
neyse hadi biraz daha geniş tanım yapalım madem.
genelde havanın sıcak olduğu dönemlerde omzu açık kıyafet giyilmesiyle, bu eylemin mevsimi gelmiş demektir. bunun için bir nedene ihtiyaç yoktur. siz dahi bunu, ne zaman ve niçin yaptığınızı anlamadan, bir bakmışsınız omzunuzu öpüvermişsiniz.
bir nevi, kendine olan sevginin taşması eylemidir.
tanımdan da anlaşılacağı üzere, bu konu tartışmaya kapalı.
neyse hadi biraz daha geniş tanım yapalım madem.
genelde havanın sıcak olduğu dönemlerde omzu açık kıyafet giyilmesiyle, bu eylemin mevsimi gelmiş demektir. bunun için bir nedene ihtiyaç yoktur. siz dahi bunu, ne zaman ve niçin yaptığınızı anlamadan, bir bakmışsınız omzunuzu öpüvermişsiniz.
bir nevi, kendine olan sevginin taşması eylemidir.
devamını gör...
geçmişe özlem duymak
son birkaç gündür yoğun bir şekilde hissettiğim duygudur. herhangi bir kişi değil fakat o zamanları ve geçirilen güzel anıları çok özlüyorum.
devamını gör...
sözlükte artan cinsellik ve troll başlıkları
sözlüğün yavaş yavaş kalabalıklaştığını gösteren olumlu bir harekettir.
rica ediyorum kafanıza takmayın bu tür başlıkları çünkü hallolacak bir durum değil bu.
hiç bir sözlük bunun önüne geçemez imkansız.
o yüzden sevinmek gerekiyor.
rica ediyorum kafanıza takmayın bu tür başlıkları çünkü hallolacak bir durum değil bu.
hiç bir sözlük bunun önüne geçemez imkansız.
o yüzden sevinmek gerekiyor.
devamını gör...
back in black
ac/dc'nin opus magnumu.
türünü daha iyi simgeleyen çok az şarkı vardır.
türünü daha iyi simgeleyen çok az şarkı vardır.
devamını gör...
okunması gereken kitaplar
oblomov
jane eyre
dorian grey in portresi
uğultulu tepeler
maxim gorki üçlemesi-çocukluğum-ekmeğimi kazanırken-benim üniversitelerin
varolmanın dayanılmaz naifliği
genç bir doktorun anıları
jane eyre
dorian grey in portresi
uğultulu tepeler
maxim gorki üçlemesi-çocukluğum-ekmeğimi kazanırken-benim üniversitelerin
varolmanın dayanılmaz naifliği
genç bir doktorun anıları
devamını gör...
the fisher king
aslı kral arthur efsanelerine ve chrétien de troyes'un perceval'ına dayanan 1991 yapımı terry gilliam filmi. filmden bahsetmeden önce filmin iskeletini oluşturan efsaneye biraz göz atmakta fayda var. pek çok varyasyonu bulunan efsanenin en bilineni film ile pek bağdaşmaz. troyes'un fisher king anlatısı perceval'ın gölde balık tutan yaşlı ve hasta kral ile tanışması ve kralın onu kalesine davet etmesi ile başlar. geceyi geçirmek için kaleye giden perceval yapılan küçük şölende oldukça sıradışı bir ritüelin ortasında bulur kendisini ve ne kadar merak ederse etsin bu konu hakkında kimseye bir şey sormaya cesaret edemez. sabah uyandığında kalenin boş olduğunu gören perceval kaleden ayrılır ve daha sonra aslında ritüel hakkında doğru soruları sormuş olsaydı kaledeki kralın kurtulabileceğini öğrenir. kimi anlatılarda perceval sorması gereken soruyu sorar ve kralı kurtarır kimi hikayelerde ise perceval ne yazık ki soruyu krala sormayı akıl edemez. filmde ise efsanenin başka bir versiyonunu dinleriz; henüz oldukça küçük bir yaşta olan kral cesaretini kanıtlamak için ormana gider ve burada ona koruması için kutsal kase sunulur fakat küçük çocuk ona sunulan bu gücün karşısında kutsal kaseyi korumak değil kullanmak niyetiyle elini ona uzatır fakat eli yanar. zamanla bu yara vücuduna yayılır. tamamen acı içinde, sevmeden sevilmeden hasta bir biçimde hayatını geçirir ve neredeyse ölmek üzeredir. bir gün kaleye gelen bir soytarı bu hasta ve yaşlı adam ile karşılaşır ve onun kral olduğunu anlayamaz. susadığını söyleyen krala oradaki sıradan bir kase ile suyu uzatır ve kral suyu içince iyileşir. daha detaylı bir anlatım için filmdeki anlatıyı da eklerim. t.s. eliot'ın the waste land'inde de kendine dönemin buhranını simgelemek için yer bulan oldukça geniş çaplı bir anlatıdır balıkçı kral ve aslında bir bakıma gilliam da modern bir uyarlama yaratır filminde.
"begins with the king as a boy having to sleep alone in the forrest to prove his courage so he can become king. while he's spending the night alone he's visited by a sacred vision. out of the fire appears the holy grail, symbol of god's divine grace. a voice said to him, 'you shall be the keeper of the grail so that it may heal the hearts of men.' but the boy was blinded by greater visions of a life filled with power and glory and beauty. and in this state of radical amazement, he felt for a brief moment, not like a boy. but invincible. like god. so he reached in the fire to take the grail and the grail vanished leaving him with his hand in the fire to be terribly wounded. now, as this boy grew older his wound grew deeper. until one day life for him lost its reason. he had no faith in any men, not even himself. he couldn't love or feel loved. he was sick with experience. he began to die. one day, a fool wandered into the castle and found the king alone. and being a fool, he was simple-minded. he didn't see a king. he only saw a man alone and in pain. and he asked the king, 'what ails you, friend?' and the king replied: ' i'm thirsty and i need some water to cool my throat.' so the fool took a cup from beside his bed, filled it with water and handed it to the king. and as the king began to drink he realized his wound was healed. he looked and there was the holy grail that which he sought all of his life. he turned to the fool and said: 'how could you find that which my brightest and bravest could not?' the fool replied: 'i don't know. i only know that you were thirsty."
klişeler ile dolu bir finale sahip olsa bile ve zaman zaman verilmek istenen mesaj sığ kalsa da gerek oyunculuk performansları gerek ise atmosferi ile vasatın üstünde bir film. işin güzel kısmı nereden bakarsak bakalım soytarı ve balıkçı kral sembolizmi her iki ana karaktere de uyuyor yani parry ve jack hem soytarı hem balıkçı kral olarak değerlendirilebiliyorlar. parry hikayeyi anlattığında kendisi fisher king olarak görünüyor ve hatta zaten hastanedeki kutsal kase göndermesinde film de açıkça fisher king olarak parry'i sunuyor bize ama hikayenin gidişatına ve parry'nin jack üzerindeki etkisine baktığımız zaman bir noktada bunun çift taraflı bir gösteri olduğunu söylemek işten bile değil. iyileşmesi gereken balıkçı kral aynı zamanda jack'in kendisi de. robin williams'ın şahane oyunculuğu ve michael jeter'ın dans sahnesi için bile izlenilesi güzel bir film. yine de çocuk yaşta çıplak bir robin williams ile karşılaşmak benim için travmatikti. * ayrıca mercedes ruehl'in filmdeki görünümü de son derece ikonik ve güzeldir.
jack: where would king arthur be without guinevere?
parry: happily married, probably.
“ı told you about these people, they only mate with their own kind, it's called yuppie inbreeding. that's why so many of them are retarded and wear the same clothes. they're not human, they don't feel love, they only negotiate love moments. they're evil, they're repulsed by imperfection, horrified by the banal, everything that america stands for, everything that you and ı fight for! they must be stopped before it's too late! ıt's us or them.”
“- anne: didn't you say that what you liked about our relationship is that we didn't have to think? we could just be there for each other.
- jack: suicidal paranoiacs'll say anything to get laid.”
"begins with the king as a boy having to sleep alone in the forrest to prove his courage so he can become king. while he's spending the night alone he's visited by a sacred vision. out of the fire appears the holy grail, symbol of god's divine grace. a voice said to him, 'you shall be the keeper of the grail so that it may heal the hearts of men.' but the boy was blinded by greater visions of a life filled with power and glory and beauty. and in this state of radical amazement, he felt for a brief moment, not like a boy. but invincible. like god. so he reached in the fire to take the grail and the grail vanished leaving him with his hand in the fire to be terribly wounded. now, as this boy grew older his wound grew deeper. until one day life for him lost its reason. he had no faith in any men, not even himself. he couldn't love or feel loved. he was sick with experience. he began to die. one day, a fool wandered into the castle and found the king alone. and being a fool, he was simple-minded. he didn't see a king. he only saw a man alone and in pain. and he asked the king, 'what ails you, friend?' and the king replied: ' i'm thirsty and i need some water to cool my throat.' so the fool took a cup from beside his bed, filled it with water and handed it to the king. and as the king began to drink he realized his wound was healed. he looked and there was the holy grail that which he sought all of his life. he turned to the fool and said: 'how could you find that which my brightest and bravest could not?' the fool replied: 'i don't know. i only know that you were thirsty."
klişeler ile dolu bir finale sahip olsa bile ve zaman zaman verilmek istenen mesaj sığ kalsa da gerek oyunculuk performansları gerek ise atmosferi ile vasatın üstünde bir film. işin güzel kısmı nereden bakarsak bakalım soytarı ve balıkçı kral sembolizmi her iki ana karaktere de uyuyor yani parry ve jack hem soytarı hem balıkçı kral olarak değerlendirilebiliyorlar. parry hikayeyi anlattığında kendisi fisher king olarak görünüyor ve hatta zaten hastanedeki kutsal kase göndermesinde film de açıkça fisher king olarak parry'i sunuyor bize ama hikayenin gidişatına ve parry'nin jack üzerindeki etkisine baktığımız zaman bir noktada bunun çift taraflı bir gösteri olduğunu söylemek işten bile değil. iyileşmesi gereken balıkçı kral aynı zamanda jack'in kendisi de. robin williams'ın şahane oyunculuğu ve michael jeter'ın dans sahnesi için bile izlenilesi güzel bir film. yine de çocuk yaşta çıplak bir robin williams ile karşılaşmak benim için travmatikti. * ayrıca mercedes ruehl'in filmdeki görünümü de son derece ikonik ve güzeldir.
jack: where would king arthur be without guinevere?
parry: happily married, probably.
“ı told you about these people, they only mate with their own kind, it's called yuppie inbreeding. that's why so many of them are retarded and wear the same clothes. they're not human, they don't feel love, they only negotiate love moments. they're evil, they're repulsed by imperfection, horrified by the banal, everything that america stands for, everything that you and ı fight for! they must be stopped before it's too late! ıt's us or them.”
“- anne: didn't you say that what you liked about our relationship is that we didn't have to think? we could just be there for each other.
- jack: suicidal paranoiacs'll say anything to get laid.”
devamını gör...
izin kağıdı
genellikle devlet okullarında kullanılan bir belgedir.
öğrencinin velisi ile okuldan ayrılması ve kapıda zorluk yaşanmaması için müdür yardımcıları tarafından verilir.
öğrencinin velisi ile okuldan ayrılması ve kapıda zorluk yaşanmaması için müdür yardımcıları tarafından verilir.
devamını gör...