formüle gerek yok. dünyayı iyilik kurtaracak.
devamını gör...

beklediğim yeni düzenleme.
izleyip geliyorum.

edit: gayet başarılı olmaya başladı bu yapımlar. yine yer yer kahkaha atıp, yazarları gördükçe gülümsediğim bir yapım.

cüce olmam ve öfkeli mizacım dışında sorun yok. * baltamı kuşanıp sol frame geliyorum. *
devamını gör...

hep başıma gelen bir olaydır, streslerde boğulur insan.
başlıkta çok iyi ifade edememiş olabilirim, şöyle ki;
karşılaştığınız insan mazide tanıdığınız bir insan, belki büyük burunlu sivilceli çirkin ergenliğinize belki bunalımda olduğunuz bir döneminize şahitlik etmiş bir insan.*
yıllar sonra bu insanla karşılaşınca kişi ister istemez mükemmel olma zorunluluğu hissediyor, bir nevi ben o zamanları atlattım cınısı demek istiyor karşıdakine. ardından da bir süre acaba o karşılaşma anında nasıl görünüyordum çok mu gariptim gibi düşüncelere gark olup saç beyazlatmaca oynuyoruz.**

ps: bahsettiğim hisler anlık kaygılar, saatlerce süren bir duygu durumu değil. başa çıkma yolu da özgüveni yüksek tutmak kesinlikle, biraz kendinizi pohpohlayın geçiyor hahahah.
devamını gör...

ne çok severdim seni
sana rağmen
sen mutlu ol diye ne çok goz yummusum herseyine
ta ki o güne kadar
sen değil ben bıraktım seni bu sefer
başta zor oldu alışmak
koca bir yara açtın kalbim de
günler,aylar,yıllar hep ağladım
sessiz cigliklarimi sen duyma diye hep içime attım
ama sonunda öğrendim sensizligi
daha rahat nefes almaya başladım yokluğunda
kendimle barıştım sayende
hani hep suclardim ya kendimi
geçti o günler
ben artık bıraktığın ben değilim
bıraktığın yerde de değilim
yeni bir sayfa açtım cocugumla
herşey okadar güzel ki
iyi ki yoksun.
devamını gör...

bir pinhani şarkısıdır. her bir kelimesi, bin elekten geçirilmiş ve altına gözyaşlarıyla notaları dökülmüştür.

öyle çok şey var ki içimde
hep sustuk konuşmak yerine
konuşmadığımız her ne varsa
seninle sakladım gözlerimde


“bir şey eksik cümle de
yüklem mi, özlem mi?
sakladığın şey her neyse
beni üzer mi?”
devamını gör...

ağalara paşalara yakışan, içene hatır koyan, ruhsal ve bedensel iyiliği sağlayan çok faydalı bir içecektir. köpüklüsü makbuldur. tıbbi birçok faydası var elbet, ama en önemlisi o faydayı hissedeceğiniz sohbetlere eşlik ediyor olmasıdır. yalnızlığa da birebirdir; çok tükettiğinizde kalp çarpıntısı yapar, sanırsın aşk kapını çaldı*.

ben sevdiğime kahve, sevmediğime çay ikram ederim. hatrının üstüne bende hatrımı koyarım.
sonra oturup fal bakarız.

1 fincan soğuk suya 1 tatlı kaşığı kurukahveci mehmet efendi ekleyip bakır cezvede karıştırıyoruz. sonra köpükleri görene kadar bir daha dokunmayın ki köpürsün. göz göz olduğunda üstünden köpükleri kaşık ile fincana ayırıp kahveyi bir taşım pişirin, kaynatmayın ama. tarifi verdiğime göre benim de hatrım var kadar olmuştur umarım*. afiyet bal şeker olsun.
devamını gör...

affet beni anne, bir suçluyu seviyorum (mecazi anlamda)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir başka steve harris mucizesi.

devamını gör...

race yani ırk kelimesi ilk defa 16. yüzyıl ingilteresinde kullanılmış, 18. yüzyılda popülerlik kazanmıştır.
ırk kavramı sömürgecilik döneminden kalmadır. ingiliz sömürgelerinde yaşayan insanları gruplandırmak için kullanılmaya başlanmış ardından tüm avrupa sömürgeleri ırklara göre sınıflandırılmıştır.
17. ve 18. yüzyıllarda bilim adamları özellikle biyologlar, antropologlar ırkları kategorize etmeye başlamışlardır. ırkların kategorize edilmesine saç yapısı, ten rengi, göz şekli gibi fiziksel ve biyolojik özellikler temel alınmıştır. buradan
carleton coon tarafından yapılan ırk sınıflandırmasına göre dünyada 4 ırk vardır : beyaz / kafkas, mongoloid / asya, negroid / siyah ve australoid.
bugün bilimde gelinen nokta ırk kavramının yüzeyselliğini ve yanlışlığını ortaya koymaktadır. harward üniversitesinin sayfasında yayınlananan yazıda insanların % 99 .9 oranda aynı dna özelliklerini aşığı belirtilmekte ve genetik kökene ait orjinal kalıntının %0.1'den daha az olduğu belirtilmekte. insanoğlunun tarih boyunca yaptığı yolculuğa dikkat çekerek ırklar arasındaki farklılıkların net değil aksine son derece bulanık olduğu belirtilmekte. bilimsel temellere oturtulmaya çalışılan ırk kavramının insanlar tarafından sosyal anlamda inşa edilmiş, yaratılmış bir kavram olduğuna dikkat çekilmekte.
buradan
devamını gör...

1935 erzincan doğumlu türk halk müziği sanatçısı. 2006 yılında hakkın rahmetine kavuşmuştur, nurlar içinde yatsın büyük ustamız.
oy oy en sevdiğimm.*
gafil gezme şaşkın
devamını gör...

nefret ettiğim durumdur. dur şunu iki el burakıp pes atayım desem cin gibi olacağım, eminim. ama çalışmak zorunda olduğum dersi çalışamıyorum, hemen uyku bastırıyor. başımın belası uyku, bir huzur ver de şu vizelere çalışayım be. bizi bitirdin be.
devamını gör...

şimdi böyle bir korkunuz varsa size çok güzel 2 öneride bulunacağım iyi dinleyin;ilk yöntem ingilizce yazmak (veya öğrenmekte olduğunuz herhangi bir dilde) hem dil bilginizi geliştirirsiniz hem o dilde hakimiyetiniz pratikliğiniz artar hemde ingilizce bilme ortalaması en düşük ülkelerdeniz ilk bakışta kimse anlayamaz;ikinci yöntemde buna benzer ama biraz daha farklı türkçe dilini referans alarak çin,kore,kiril,arap alfabelerini kullanarak yazmak bu da hemen anlaşılamayacak bir şey hatta günlük olduğunu söylemezseniz o dili öğrenirken tutulan notlar olarak bile düşünülebilir.
devamını gör...

game of thrones gibi bir sanat eserini çakma bir pembe dizi olan muhteşem yüzyıl ile karşılaştırdığım için tarihin beni affedeceğini umarak karşılaştırmama başlamak istiyorum.

muhteşem yüzyıl, türk televizyonlarında reyting rekorları kıran tarihi bir dizi. aslında tam anlamıyla tarihi yansıtmayıp pek çok detayı senaristin hayal gücüyle kurguladığı için ona fantastik bir öykü de diyebiliriz.

game of thrones da, ingiltere'yi andıran ancak ismi ingiltere olmayan bir ülkede, ortaçağ temalı bir fantastik yapım olarak bütün dünyada izleyen herkesi kendine hayran bıraktıran bir yapım.

aslında, iki dizi de taht oyunlarını anlatıyor. bu açıdan büyük bir benzerlikleri var. tahtı ele geçirmek için yapılan katakulliler, çakallıklar vs... lakin, game of thrones'da tahtı ele geçirmek için yapılan oyunlarda dev ordular, meydan savaşları, ejderhalar, canavarlar gibi dudak uçuklatan öğeler kullanılırken muhteşem yüzyıl'da taht oyunlarının tek kilit noktası cariyelerin pembiş pembiş kukişleri.

o cariyeyi padişahın koynuna sok, bu cariyeyi sadrazamın yatağına sok, şu cariyeyi şehzadenin kollarına at... koskoca osmanlı imparatorluğu'nu yönetmiş, abd'yi vergiye bağlamış, kıtaları fethetmiş padişahları, 15 yaşındaki moron cariyelerin oyuncağı gibi gösteren bir dizi.

dolayısıyla gelin bu iki yapımı karşılaştıralım. bakalım dünya tarihi kurgularda ne seyrediyor, biz ne seyrediyoruz?

-game of thrones, çok sevilen bir roman dizisini ekrana taşıyan bir edebiyat uyarlaması ve dolayısıyla olağanüstü bir sanat eseri... sanatseverlere, tarihi kurgulara ilgi duyan, fantastik öyküleri seven kitlelere hitap ediyor. muhteşem yüzyıl ise, tamamen ekran başındaki kadınları televizyona kilitleyip reklam seyrettirmek için hazırlanmış bir pembe dizi. kadınları hedeflediği için de her kadının hayali olan kraliçe olmak meselesi üzerine oynuyor, haremdeki kızların padişahın ve şehzadenin yatağına girerek kraliçe olma hayallerini anlatıyor.

-game of thrones'da erkekler, çevrelerindeki kadınların ne kadar çakal, ne kadar tehlikeli olduğunu iyi biliyor. muhteşem yüzyıl'daki erkek karakterler, haremdeki cariyelerin parmağında oyuncak olarak resmediliyor.

-game of thrones'da oyuncular kılıçları kaldırmak için iki elleriyle asılıp o ağır kılıçları bedenleriyle savrulurcasına, dengelerini yitirircesine güç harcayarak savuruyorlar. kılıçlar bir duvara, ağaca, sütuna çarpınca kilolarla parça koparıyor. o kılıçların ağırlığını ve gerçekliğini iliğimize kadar hissediyoruz. muhteşem yüzyıl'da ise plastikten yapılma 50 gramlık kılıçlar bir nesneye çarpınca ereksiyon zorluğu yaşayan hipopotam kamışı gibi sağa sola kırılıp sallanıyor.

-game of thrones'un bir bölümünü çekmek için yüzlerce çalışan bir ay boyunca çalışıyor. çekilen görüntüler gelişmiş bilgisayarlarda haftalar boyunca render edilerek renkler, efektler tek tek elden geçiriliyor. muhteşem yüzyıl ise 7 gün içinde yazılıp, çekilip, kurgulanıp yayına sokuluyor. sony'nin bir el kamerası var, 300 dolar. onunla çektiğim görüntüler daha kaliteli.

-game of thrones, bir kez seyredildikten sonra başa alıp tekrar tekrar seyretme arzusu doğuruyor. her seyrettiğinizde kaçırdığınız başka bir detayı yakalayabiliyorsunuz. muhteşem yüzyıl'ı, akşam tv'de seyredecek başka bir şey olmadığı için ve acaba tarihi konuları nasıl kurgulamışlar diye merak edip seyrediyoruz. zaten seyrederken de ya pirinç ayıklıyoruz ya da facebook'ta arkadaşalarımızn muhteşem yüzyıl güncellemelerine yorum yapıyoruz, geyik çeviriyoruz. seyretmesek de olur. "seyretme beş lira vereyim" diyen çıksa, seyretmem. o derece.

-game of thrones'un müziklerini dünyanın her yerinden onlarca müzik grubu coverlayarak kendi yorumlarıyla çalmaya başladılar. muhteşem yüzyıl'ın cingılını ise ancak ilkokuldaki "büyünce kraliçe olucam ben" kızları ağzıyla çalmaya çalışıp hocalarından "gürültü yapma evladım burası okul!" tepkisi alıyor.

tabi, tüm bu yergilerin yanında, türkiye'nin şartlarını da hatırlamamız lazım.

kanalların pembe diziler sayesinde, pembe hayaller içinde yaşayan saf kadınları ekran başına bağlayıp hipnotize ederek reklam seyrettirmek amacıyla yayın yaptıklarını, bu yüzden de yapımcılarımızın arzu ettikleri kaliteli yapımları hayata geçiremediğini biliyorum.

ne olacak bu halimiz pelinsu?
devamını gör...

bu bir serçe ukdesidir.
üzümün olgunlaşmadan hemen önceki ekşi meyvesine verilen isimdir efem.
çocukken gorukla ''terleme'' yapardık.
bir tasın içine konulan goruk ve tuz ağzı, hava geçmeyecek şekilde sıkıca kapatılır. sallanarak terlemesi sağlanır. kıvama gelen goruklar, kaşıklana kaşıklana yenir.
üzümü bol olan evler, nar ekşisi yerine goruk ekşisi de yaparlar. goruğun suyu çıkana kadar ezilir. kıvama gelip koyulaşana kadar kaynatılır içine tuz atılır.
nar ekşisinden daha ekşi ve keskin oluyor. ama tecrübesiz birinin aradaki farkı anlayacağını anmıyorum.
nimet nimet.
devamını gör...

2016 yılında yayımlanan "umay umay" kitabıdır.
tanıştığımıza memnunum. pek çoğunuzun da seveceğini umuyorum. kelâmınızdan sarıldım.

"soluksuz öpüşmelerin uyandırdığı oda, tanıklık et bir kalbin yeniden doğabilmek için kendini öldürüşüne ki bilmiyoruz hiçbir şeyi; çoçuklar gibi ölürken."

" evet biri var hayatımda
nasıl olduğunu bilmiyorum
tek bir gözyaşıyla uyanıyor;
kanımı görüyor
aktığını ve akan kanla tekrar boğulduğumu
ama o sevgilim değil...
ve en korkuncu
onu hiçbir zaman senin kadar sevemeyeceğimi biliyor.
belki sadece çok akıllı.

iki gün çok üşüdüm
çok üşüdüm ve ona sarıldım
beni öpseydin eminim onun gibi öperdin."
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

celal şengör'e mi sorsak, ne yapsak?

t: dün yediğiniz hurmalar var arkadaşlar. hele kabız olanlarda daha fazladır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

soyguncular isimli eserden uyarlanan, 2001 yılında sinemalarda oynayan filmdir.
yönetmenliğini steven soderbergh yapmıştır.
başrollerinde george clooney, brad pitt, matt damon, andy garcia, julia roberts oynamıştır.
kadronun en hoş olduğu zamanlarının filmidir.

brad pitt, film boyunca sürekli bir şeyler yiyen ve gözleriyle özgüven dolu bakışlar atan ve oyun kurucu olmanın kitabını yazacak adamı oynamıştır.

george clooney, kendine has ağzı kapalı gülüşü ile hedefini belirledikten sonra ona yol almak için sakin kalmanın, ekip ruhuna inanmanın ve mazisi olmanın gel gitlerini yaşayan adamı oynamıştır.

julia roberts, sevdiği adam ile sevebileceği adam arasında kalan, hem hoş hem de meziyetli bir kadını oynamıştır.

andy garcia, kontrollü mantıklı ve maksimum düzeyde sakin bir patronu oynamıştır.

film bir soygun hikayesidir. filmi izlerken sakin olmanın, özgüvenli olmanın, kendinden emin olmanın neleri başarmaya muktedir olduğu görülebilir.

legal olmayan işleri bu ladar kolay hale getiren özgüven, legal olan işleri ne yapmaz diye düşündüm.

brad pitt, george clooney, andy garcia çok yakışıklı tamam, onlar özgüven sahibi olabilir, bu kolay. peki, julia roberts. o ilk bakışta çok hoş bir kadın gibi durmuyor ama çok hoş duruyor. o duruşa nasıl sahip olmuş. özgüvenli olmak dik durmak, karşıdaki insana senin her halini de ikna edebilirim hissini verebilmek nelere muktedir tam anlaşılabilecek bir film.
devamını gör...

21 bin küsur tele’den satışa sunulan indirimlerle de fiyatı yaklaşık 16 bin liraya düşen klozettir. umarım ben alıncaya kadar tükenir.
link

internette gezinirken klozetlerde* %35 indirim reklamını görünce bi’ bakayım dedim, gözlerim yamuştu. bir klozete indirimli haliyle bile o parayı veremeyeceğim için fakir değil, akıllıyımdır umarım. umarım yani. zaten s*çmaya da kıyamam ben buna.

valla şimdi bir de bu klozete akıllı falan demişler ama ben bu parayı verdikten sonra “akıllı” klozetim uzaktan kumanda ya da çağrı düğmesiyle yanıma falan gelsin isterim. şu şartlarda hala ben onun ayağına gideceksem, hiç kusura bakmasın ama kendi kaybeder ve ben de onun aklından şüphe ederim.
devamını gör...

*futuristik bir program güzel olur,
dünya gündemini takip eden, kendiside bu konuda donanımlı, bir maker olabilir mesela, bence çok uygun böyle bir program için, teknoloji, değişen kavramlar, gelecekte olabilecek değişimlerin işaretleri, yeni icatların deneme süreçleri, ilgili bir konukla bunların konuşulduğu bir program kafamızı açabilir.

*mimarlıkla ilgili bir program olabilir, görsellik olmadan da olur, çünkü, mimarlık çok geniş bir disiplin, sadece fotoğraflarına bakılan bir şey gibi düşünmeyin, içinde yaşamı ilgilendiren her şeyin zeminini tasarlamak için, önce düşünme ve hesaplama gerektiren, hem de yaşam şeklimizin tamamen değiştiği bu günlerde bence tam da konuşulması gereken, kalın bir başlıktır, zaten mimarların olaylara ve durumlara yaklaşımı çok enteresandır, onlarla sohbet güzel olur.

*hukukla ilgili bir program olabilir,
kişisel haklarımız, bildiklerimiz, kullanmadıklarımız, mesela polisin bizi kafasına göre durdurup kimlik soramayacağını ben yeni öğrendim, bence bugünlerde hepimizin bu konuda bilinçlenmeye ihtiyacı var, çünkü yasal haklarımızı bilerek ve bildiklerimize güvenerek kendimizi daha iyi koruyabiliriz diye düşünüyorum, bu hepimizi ilgilendiren bir konu olacaktır.

*girişimcilik, e-ticaret de ilgi görecek bir konu olabilir

şimdilik aklıma gelenler bunlar, aslında ben de çok istiyorum bir program hazırlamak, yapmak, ama nasıl olur hiç bilmiyorum, arkadaşlar bir başlasın, takipteyim, mutlaka bir şekilde katılacağım, herkese kolay gelsin.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim