iktidar yalakası ünlüler
(bkz: şafak sezer) aslında bir dönem iyi muhalifti ama uzun adam gözünü iyi korkuttu sanırım. ben cımhırbışkınımı siviyiirimmm açıklaması yapmıştı, dün gibi aklımda.
devamını gör...
şarkı olmuş şiirler
ezginin günlüğü tarafından bestelenip seslendirilen herkes gibisin *
yolunu beklerken daha dün gece,
kaçıyorum bugün senden gizlice,
kalbime baktım da işte iyice,
anladım ki sen de herkes gibisin...
nazım hikmet
yolunu beklerken daha dün gece,
kaçıyorum bugün senden gizlice,
kalbime baktım da işte iyice,
anladım ki sen de herkes gibisin...
nazım hikmet
devamını gör...
şapkalı a
düzeltme işareti almış ''a'' harfidir. yazılışı aynı ve fakat okunuşları farklı olan kelimeleri ayırt etmek için ''şapka'' kullanılır. ''şapka (düzeltme işareti) bir harfin uzun okunduğunu göstermek için kullanılmaz'' şeklinde seslendirilen iddianın bir esası yoktur. bilâkis, türk dil kurumu'nun anlatımına göre: ''yazılışı aynı ama okunuşu farklı kelimelerde düzeltme işareti okunuşları uzun olan ünlü harflerin üzerine'' konulmaktadır. türk dil kurumu buna örnek olarak, ''adem ve âdem (yokluk-insan), adet ve âdet (sayı-gelenek), alem ve âlem (bayrak-evren), aşık ve âşık (eklem kemiği-tutkun, vurgun), hal ve hâl (sebze ve meyve satılan yer-durum, vaziyet), hala ve hâlâ (babanın kız kardeşi-henüz), rahim ve rahîm (esirgeme-acıyan, koruyan), şura ve şûrâ (şu yer-danışma kurulu)'' anlamlarında kullanılan kelimeleri zikretmiştir. bundan başka amaçlarla da düzeltme işareti, örneğin nispet ekinin belirtme takısı ve iyelik ekiyle karıştırılmasının önüne geçmek için harfin üzerine konulmaktadır. yine arapça ve farsça'dan dilimize geçen kelimelerde ''şapka'' nın, sesi inceltme göreviyle kullanıldığı belirtilmiştir. dolayısıyla, şapka işaretinin yaygın kanıya göre sadece kar-kâr ayrımı gibi kısıtlı bir sahaya mahkûm edilecek bir imlâ kuralı olmayıp, aslında yukarıda türk dil kurumu'nun tanımında geçtiği üzere pek çok farklılığı ifade sadedinde kilit bir rol üstlendiğini anlıyoruz.
şu hâlde, şapkanın harfler üzerinde kendini göstermemesi anlama problemine kapı açıyor. nitekim merhum şükrü kızılot, 2008 yılında hürriyet gazetesi'ndeki bir köşe yazısında, yerel gazeteye ilân veren bir kişinin, ilânın gazetede: ''bulunmaz fırsat!... kömürün tonu 200 ytl. buna arabacının karı da dahil…'' şeklinde yazılması üzerine, ilânda kastedilenin ''nakliye kârı'' olduğu, halbuki arayanların maalesef çok başka bir konu için ilânı veren adamı rahatsız ettiğinden ilânı veren kişi ile eşinin zor ve hacil bir duruma düştükleri, sözcüğün yanlış anlamaya neden olduğu için ilân sahibinin yerel gazeteye dava açtığı haberini vermişti.
sonuç olarak ''a'' harfinin, şapkasız biçimde kullanılması gerekli kelimeler olduğu gibi, şapkalı olarak yazılıp okunması lüzumlu kelimeler de vardır. şapkayı kaldırdığımızda, birbirinden farklı okunuşa sahip kelimelerin arasındaki güzel nüansı da ortadan kaldırmış oluyoruz. ''kar'', ''kâr'' ın yerini tutamaz, biri öbürüne tercih edilemez. ''lâpa lâpa yağan kar'' ın tatlı soğukluğunda, ''cebe yakışan kâr'' ın sıcak sevincinde ''şapka'' etkisini görmezden gelemeyiz.
şu hâlde, şapkanın harfler üzerinde kendini göstermemesi anlama problemine kapı açıyor. nitekim merhum şükrü kızılot, 2008 yılında hürriyet gazetesi'ndeki bir köşe yazısında, yerel gazeteye ilân veren bir kişinin, ilânın gazetede: ''bulunmaz fırsat!... kömürün tonu 200 ytl. buna arabacının karı da dahil…'' şeklinde yazılması üzerine, ilânda kastedilenin ''nakliye kârı'' olduğu, halbuki arayanların maalesef çok başka bir konu için ilânı veren adamı rahatsız ettiğinden ilânı veren kişi ile eşinin zor ve hacil bir duruma düştükleri, sözcüğün yanlış anlamaya neden olduğu için ilân sahibinin yerel gazeteye dava açtığı haberini vermişti.
sonuç olarak ''a'' harfinin, şapkasız biçimde kullanılması gerekli kelimeler olduğu gibi, şapkalı olarak yazılıp okunması lüzumlu kelimeler de vardır. şapkayı kaldırdığımızda, birbirinden farklı okunuşa sahip kelimelerin arasındaki güzel nüansı da ortadan kaldırmış oluyoruz. ''kar'', ''kâr'' ın yerini tutamaz, biri öbürüne tercih edilemez. ''lâpa lâpa yağan kar'' ın tatlı soğukluğunda, ''cebe yakışan kâr'' ın sıcak sevincinde ''şapka'' etkisini görmezden gelemeyiz.
devamını gör...
17 oy ve 3 fav alan mutfaktaki sarı bez entrysi
ilginç bir sosyolojik gerçeği gösteren deneysel entry.
"yapmayın" dediğiniz için inadınıza yapılıyor ve beğeni sayısı 24'tü ben gördüğümde. yazarın kendisiyle asla bir sorunum yok, olmaz da. fakat insanların genelinde kurallara ya da yapılması istenmeyen şeylere karşı böyle garip bir "yapıcam işte!" inadı var. sabaha kadar 40'ı bulur o beğeni sayısı.
çünkü "yapmayın" dediniz.
not: bunun çözümü eksi oy gelmesi değil. onu da farklı amaçlarla kullananlar var çünkü. bunun çözümü insanların zihniyetini düzeltmeleri. ona da bizim gücümüz yetmiyor ne yazık ki.
"yapmayın" dediğiniz için inadınıza yapılıyor ve beğeni sayısı 24'tü ben gördüğümde. yazarın kendisiyle asla bir sorunum yok, olmaz da. fakat insanların genelinde kurallara ya da yapılması istenmeyen şeylere karşı böyle garip bir "yapıcam işte!" inadı var. sabaha kadar 40'ı bulur o beğeni sayısı.
çünkü "yapmayın" dediniz.
not: bunun çözümü eksi oy gelmesi değil. onu da farklı amaçlarla kullananlar var çünkü. bunun çözümü insanların zihniyetini düzeltmeleri. ona da bizim gücümüz yetmiyor ne yazık ki.
devamını gör...
işçiyi öğretmeni aşılamadan libya'ya aşı bağışlayan ülke
işçi, öğretmen ve pek çok meslek grubunun büyük bir kısmı aşılanmadığı halde başka bir ülkeye aşı bağışlamanın mantığını arıyorum fakat bulamıyorum.
(bkz: 12 nisan 2021 libya’ya 150 bin aşı verilecek olması)
(bkz: 12 nisan 2021 libya’ya 150 bin aşı verilecek olması)
devamını gör...
hayvancılık gezegene zarar veriyor iddiası
doğru olduğunu düşündüğüm iddiadır, ha insanın daha büyük yıkımlara yol açtığı zararlar yok değil mi tabii ki var ancak bir hayvan etinin üretildiği çiftlikten masaya gelene kadar geçirdiği süreç; büyümesi için gereken besin ve su, hayvanın kesim alanından marketlere ve kasaplara ulaşım sürecinde harcanan fosil bazlı yakıtlar, hatta bütün bunlar bir yana hayvanın hayatta kalması için bünyesinde gerçekleştirdiği metabolik süreçlerce çıkardığı karbondioksit ve metan benzeri gazları hesaba kattığımızda ortaya büyük bir sera gazı salınımı ortaya çıkıyor. yaklaşımımızı değiştirerek (ve hızlı bir google araması ile) 1 milyara yaklaşan büyükbaş popülasyonun her biri en az bir insan kadar (sadece metabolik salınım) gaz saldığını düşünürsek dünyada yaşamakta olan 7.9 milyar insanın üstüne (sadece büyükbaş hayvan olarak) 1 milyar insan daha koymuş ve 9 milyar nüfusa merdiven dayamış bir gezegene sahip olmuş olacağız. lise biyoloji derslerinden de hatırlayabilceğimiz gibi her yaşam alanının bir taşıma kapasitesi yani üzerinde barındırabileceği maksimum canlı sayısı vardır ve bu sayı aşıldığında doğa gerek bulaşıcı hastalıklarla gerek açlık, kuraklık gibi sebeplerle bu sayıyı tekrar sınır altına indirir.
belki henüz tam kavramamış olsak da önümüzdeki on yıl ve sonrasında gezegenimizde geri alamayacağımız bir iklim döngüsüne girmiş olacağız ve maalesef farkına vardığımız zaman geri dönmek için şansımız olmayacak, riskli kararlar alarak hareket etmeye başlayacağız ve bu risklerin doğuracağı sonuçları kestirmek pek olası değil, malum doğa tek bilinmeyenli bir denklem değil. bugünlerimizi bu bilinçle yaşamalıyız ki yarın bir gün yurdumuzdan su bulamadığımız, kurak topraklarında besin yetiştiremediğimiz için göç etmek zorunda kalmayalım. ve iklim krizinin siyaset/politika üzeri bir konu olduğunu hatırlatıp 4 senelik değişimlerle değil ortak çıkarlar doğrultusunda atılmış adımlarla tüm ülkelerin birliği ve beraberliğinde hareket edilerek çözülebilecek, çözülemese de hafifletilebilecek bir sorun olduğu söylemeden geçmeleyim.
belki henüz tam kavramamış olsak da önümüzdeki on yıl ve sonrasında gezegenimizde geri alamayacağımız bir iklim döngüsüne girmiş olacağız ve maalesef farkına vardığımız zaman geri dönmek için şansımız olmayacak, riskli kararlar alarak hareket etmeye başlayacağız ve bu risklerin doğuracağı sonuçları kestirmek pek olası değil, malum doğa tek bilinmeyenli bir denklem değil. bugünlerimizi bu bilinçle yaşamalıyız ki yarın bir gün yurdumuzdan su bulamadığımız, kurak topraklarında besin yetiştiremediğimiz için göç etmek zorunda kalmayalım. ve iklim krizinin siyaset/politika üzeri bir konu olduğunu hatırlatıp 4 senelik değişimlerle değil ortak çıkarlar doğrultusunda atılmış adımlarla tüm ülkelerin birliği ve beraberliğinde hareket edilerek çözülebilecek, çözülemese de hafifletilebilecek bir sorun olduğu söylemeden geçmeleyim.
devamını gör...
veremem sana acımı
düş sokağı sakinlerinin üç isimli albümünde yer alan şarkısı.
sözcüklerim bulur aşığın ateşini
yıkar gider beni ölüm gibi
bakışların deler içimdekileri
kaldırıp atar beni ceset gibi
arayıp bulmak neyi değiştirir
karşımda duruyor suretim
gülü bitirir
arayıp bulmak neyi değiştirir
karşımda duruyor suretim
gülü bitirir, bitirir
veremem sana acımı
kirlenir dünya
şehrin boş sokakları
ıslanır gözyaşıyla
kovalar arabalar
arkamdaki aynayı
kırılınca biter anlarım
düşümdeki rüya
yollarım yorar yarin günahını
döver olur beni boş kitap gibi
hüzün aşkınadır aşık uykularım
sever olur beni hançer gibi
sözcüklerim bulur aşığın ateşini
yıkar gider beni ölüm gibi
bakışların deler içimdekileri
kaldırıp atar beni ceset gibi
arayıp bulmak neyi değiştirir
karşımda duruyor suretim
gülü bitirir
arayıp bulmak neyi değiştirir
karşımda duruyor suretim
gülü bitirir, bitirir
veremem sana acımı
kirlenir dünya
şehrin boş sokakları
ıslanır gözyaşıyla
kovalar arabalar
arkamdaki aynayı
kırılınca biter anlarım
düşümdeki rüya
yollarım yorar yarin günahını
döver olur beni boş kitap gibi
hüzün aşkınadır aşık uykularım
sever olur beni hançer gibi
devamını gör...
crepe suzette
bir fransız tatlısıdır. adından da anlaşılacağı üzere krebin tatlı haline getirilmesidir.
krebin doğuş ülkesi britanya olmasına rağmen, krebi bambaşka boyuta taşıyan fransızlar olmuştur.
hikayesi de bir o kadar ilginçtir. rivayete göre galler prensi , yanında suzette adlı genç bir kadınla , henüz 15 yaşında aşçı olarak görev yapan henri charpentier’in çalıştığı restorana gelir. aşçı, prensin şerefine değişik bir tatlı yapmak ister. portakal kabuğu rendesi,portakal suyu, tereyağı ve pudra şekerini kaynatmış( bazı tariflerde portakal zest de eklenir) . şurup kıvamına gelene kadar 10/15 dk pişirmiş.şuruba daha önceden pişirdiği krebi eklemiş ve önce ikiye sonra dörde katlamış ve iyice krebi çektirmiş. sonra üstüne portakal likörü dökerek ,prensin önüne getirmiş. sonra krebi ateşleyince janjanlı bir tatlı ortaya çıkıvermiş. prens etkilenmiş tabi; jest olsun diye de bu tatlıya yanındaki genç kadının ismini vermiş. crepe suzette’nin en bilinir ortaya çıkış hikayesi budur.
yapımı basit olmasına rağmen 1900’lü yılların ilk çeyreğinde genelde lüks restoranlarda servis edilen bu tatlı, ülkemizde sık rastlanmasa da evde rahatlıkla yapılabilecek basitliktedir.
krebin doğuş ülkesi britanya olmasına rağmen, krebi bambaşka boyuta taşıyan fransızlar olmuştur.
hikayesi de bir o kadar ilginçtir. rivayete göre galler prensi , yanında suzette adlı genç bir kadınla , henüz 15 yaşında aşçı olarak görev yapan henri charpentier’in çalıştığı restorana gelir. aşçı, prensin şerefine değişik bir tatlı yapmak ister. portakal kabuğu rendesi,portakal suyu, tereyağı ve pudra şekerini kaynatmış( bazı tariflerde portakal zest de eklenir) . şurup kıvamına gelene kadar 10/15 dk pişirmiş.şuruba daha önceden pişirdiği krebi eklemiş ve önce ikiye sonra dörde katlamış ve iyice krebi çektirmiş. sonra üstüne portakal likörü dökerek ,prensin önüne getirmiş. sonra krebi ateşleyince janjanlı bir tatlı ortaya çıkıvermiş. prens etkilenmiş tabi; jest olsun diye de bu tatlıya yanındaki genç kadının ismini vermiş. crepe suzette’nin en bilinir ortaya çıkış hikayesi budur.
yapımı basit olmasına rağmen 1900’lü yılların ilk çeyreğinde genelde lüks restoranlarda servis edilen bu tatlı, ülkemizde sık rastlanmasa da evde rahatlıkla yapılabilecek basitliktedir.
devamını gör...
allah kelimesini yan yana kullanmak
döşünüze kadar inen bir sakalınız varsa nasıl kullanırsanız kullanın. daima etkili bir izlenim bırakırsınız.
devamını gör...
sözlük radyosu
radyonun işleyişine ters midir bilmem ama interaktif bir şekilde bizim de yorumlarımızı anlık görebileceğiniz bir platformdan sesimiz duyulsun isteriz. radyo programının kilitlenme veya tıkanma durumu da olmaz diye düşündüğümdür.
devamını gör...
çocukluk anılarını sildirmek ister misiniz sorunsalı
çocukluk anılarımı zaten hatırlamıyorum ki ben. bende 10 yaşından öncesi karanlık, 15 yaşından öncesi karıncalı, 18 yaşından öncesi gidip gidip geliyor.
kahrolsun b-12 eksikliği.
kahrolsun b-12 eksikliği.
devamını gör...
allah'a küfreden insan
"inanmasan bile saygı duy" düsturunun hatırlatılması gereken insan. kaldı ki küfür hiçbir mecrada hoş durmayan birşey.
devamını gör...
tembel hayvan
haftada bir dışkılayan, dışkılama sonrası da ağırlığının üçte birini kaybeden bir canlıymış.* tembelliğin cezasını kabız olarak çekiyor onu anlarım da oturarak ve kaka-layarak kilo veren bir canlı nasıl olur aklım almıyor. kadınlar kilo vermenin sırrını yanlış yerde arıyor canlısı.
not: bir pokemongillerden jigglypuff, bir de bu tembel hayvanı aklım almıyor sözlük.
not: bir pokemongillerden jigglypuff, bir de bu tembel hayvanı aklım almıyor sözlük.
devamını gör...
z kuşağının sözlüklerin kalitesini düşürmesi
karaktersizlik ve cahillik kaliteyi düşürür. her şeyi şu çocukların sırtına yükleyip durmayın. ben onlara çok güveniyorum.
devamını gör...
ingiliz aksanını sevdiren insanlar
(bkz: benedict cumberbatch) sırf konuşması için bile saatlerce izleyebilirim
devamını gör...
kedi annesi
kedisini çocuğu gibi gören kadınların kendilerine ya da başkalarının kadınlara atfettiği sıfat.
kediyle ilgilenmek insan yavrusuyla ilgilenmekle eşit sayılır. maması, suyu, uyku vakti, aşısı, oyuncağı... kedilere de çocuk gibi muamele ettiğimiz için kedisi olan herkes kendini kedi annesi/babası olarak tanımlayabilir.
kediyle ilgilenmek insan yavrusuyla ilgilenmekle eşit sayılır. maması, suyu, uyku vakti, aşısı, oyuncağı... kedilere de çocuk gibi muamele ettiğimiz için kedisi olan herkes kendini kedi annesi/babası olarak tanımlayabilir.
devamını gör...



