lazca bir kelimedir.

öğretmenlik için kuraya gittiğim zaman içimde hiçbir endişe yoktu aslında. iyi bir eğitim fakültesinden mezun olduğum ve baba mesleğini yapacağım için özgüvenim çok yerinde idi. neden bu kadar özgüven yüklüydüm, esasında vamişkun.

kurada ardeşen lisesini çekince şehrin en büyük ilçesinde öğretmenliğine başlayacak olmaktan da enikonu mutlu idim. sonuçta atanmış olmak bile benim için yeterli bir mutluluk nedeni idi. ama ardeşen’de geçen ilk haftaların ardından başka bir şehre değil başka bir ülkeye gelmiş gibi hissettim. bu hissin tam tanımını vamişkun.

daha ilçede ilk sokağa çıkışımda bir dilenci bana hoş geldin dedi. sonra herkes hoş geldin demeye başladı ilçede ama soru sorduğum zaman genelde aldığım cevap “vamişkun” oluyordu.

başlarda bana tuhaf gelse de zamanla dili çözmeye başladım. sürekli maruz kalmak en iyi dil öğrenme yöntemidir. ve ben de öğrendim. bağlam içinden kullanılan yapıların anlamını çözmeye başladım. ama lazcayı vamişkun.

yazdıklarıma bakarak bu sözün anlamını çıkardığınızı biliyorum, o yüzden yeniden yazmayacağım ne anlama geldiğini ama anlamını bilmediğinizi söylerseniz size şu karşılığı veririm:

muço vagişkun!
devamını gör...

güzel bir kahvaltı.
devamını gör...

"alırım"
ben 10 kuruş eksik ödemeye kalksam ekmek bile vermeyecek insanların olduğu bir devirdeyken neden almayım ki. kimden ne çekincem.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


"gülmek diyorum tanrım,
gülmek o'na çok yakışıyor.
izin ver,
yarım yanıma kalsın.
teşekkürler tanrım,
borcum olsun - öderim.
elimden her iş gelir,
yeter ki eli elimde olsun."

irfan kurudirek
devamını gör...

yunan mitolojisine göre içinde tüm kötülükleri bulunduran kutu/kavanoz. pandora, kendisine zeus tarafından açılmaması tembihlenerek verilen bu kutuyu gizemine dayanamayıp açmış ve tüm kötülüklerin serbest kalmasına sebep olmuştur, yaptığından pişman olup hızla kutunun kapağını kapattığında ise içeride sadece ''umut'' kalmış.
pandora'yı anlatan tablolardan bazılarını da iliştireyim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel john william waterhouse - pandora (1896)

pandora'nın kutuyu açtığı anı görüyoruz, kötülükler serbest kalmaya başlıyor, kutunun içinde ışıltılar ve solunda kötülüğün serbest kaldığını gösteren dumanlar var. kutu büyük ve görkemli, üzerinde bazı detaylar var.
pandora'yı da nasıl güzel resmetmiş, elbisesinin renkleri ve manzara da muhteşem. waterhouse'u pek seviyorum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel dante gabriel rossetti - pandora holding the box (1871)

pandora'nın kutuyu açtıktan sonraki halini görüyoruz, kırmızı duman, tüm kötülükler, ölümler, hastalıklar dünyayı sarmaya başlamış, pandora'nın etrafında toplanmış. kutuda sadece umut var. kırmızının hakim olmasını pek beğendim bu tabloda ben.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel walter crane - pandora (1885)

en beğendiğimi sona sakladım. burada artık pandora'ın kutuyu açmış olduğunu ve pişmanlıkla kutunun üzerine yığıldığını görüyoruz, olan olmuş artık. arkada ağaçlar kuvvetli bir rüzgarla eğilmiş, kötü şeyler olacak. pandora'nın yapabileceği hiç bir şey kalmamış.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel alexandre cabanel - pandora (1873)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel charles edward perugini (1839-1918) - pandora's box


pandora ve kutusuyla ilgili yapılmış diğer eserler için kaynak
devamını gör...

buradan

omurgalı devlet adamını nasıl özlediğimizi bir kez daha bize hatırlattı. her hareketiyle nasıl da gönlümüzü çalıyor bu adam...
sen bu ülkenin son zamanlarda başına gelen en güzel şeysin... seni başkan yapacağız *

edit: ulan adam türk! malmisiniz, yorumlara bak. türk birisi kendi ülkesinde türkçülük gününü kutluyor, ecdadını atalarını yad ediyor buna ırkçılık deniyor. hangi ülkede hangi millette böyle bi kafa var?

hainleri çıldırtarak doğru bildiği yoldan sapmadan, 3 5 oy için başkalarına şirin gözükmek eğilmeyen bu adam bu ülkede cumhurbaşkanı olmazsa kimse olmasın. adam türk olduğu için oy vermeyecek kansizlar gram umrumuzdaysa kahrolayım. başkanın da umrunda değil çok belli.

gidin şimdi özgürlük adı altında etnik kökenizi yuceltici başlıklara yazarak, türklere ırkçı hakaretler ederek etnik masturbasyon yapmaya devam edin.
devamını gör...

londra'nın sakinliği ile göze çarpan yerleşmelerinden birinde, 1860 yılı dolaylarında doğmuş bir ressam.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kendisi ölümden yaklaşık on yıl kadar önce şizofreni olduğunu öğrenmiştir. öncesinde kedi çizimleri ile meşhur olan bu sanatçı, hastalığının atak gösterdiği zamanlara göre çizimlerinde soyutluğa ve değişikliğe gitmiştir. kronolojik sıralamaya göre linkini verdiğim yukarıdaki görsel; wain'in buhranının resmine ne derece yansıdığını realist bir şekilde gösteriyor.

peki, bu adamın ilham kaynağı nedir ve hastalığı nasıl nüksetmiştir?


louis william wain'in evinde çok severek baktığı bir kedisi vardı. ondan esinleniyor, arada şakasına insansı görünümlü de kedişler de çiziyordu. bir gün yine kedisini resmettiği komikli bir tabloyu çok sevdiği eşine gösterdi ve eşi tabloyu çok sevdi. bunu gören wain, eşini güldürmek adına çeşitli kedi resimleri yapmaya başladı. (hayırlı koca ya resmen swh)

daha sonra bizler için üzücü, wain için korkunç derece yıkım gücü olan bir olay oldu; eşi kansere yakalanmıştı. günler günleri kovalarken eşi gözleri önünde yitip gitti. onun ölümünden sonra şizofreni teşhisi konulan wain, ölünceye değin kedileri çizmeye devam etti ancak hastalığı dolayısıyla çizimleri gittikçe soyutlaşıyordu. baktığımızda "bu ne la?" diyeceğim, karmaşık, fraktal şeklindeki tablolar vardı fakat louis hâlâ kedi çizdiğini düşünüyordu. eşinden yaklaşık on yıl sonra kendisi de yaşama veda etti.


hastalığından evvelki bir tablosu için; #958424.
devamını gör...

hazırlıksız yakalandım. o nasıl güzel bir ses.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir eliyle amuda kalkarken, diğer elini kafasının üzerinden götürüp kulağını tutup, çektikçe göz kırpıp öpücük atıyorsa, ve bu sırada odağını dengesi yerine sizden alamıyorsa ilgileniyordur.
devamını gör...

biraz önce yaşadığım hadise.

öğleden sonra birden fenalaştım. önce karın ağrısı sonra ise mide bulantısı ve en son da eklem ağrısına bıraktı ağrılar kendisini.

ev halkının umurunda değil bu durum. sıcak hava çarpmıştır,soğuk bir şey içmişsindir, üşütmüşsündür deyip geçiştiriyorlar. kalktım ağrılı sızılı, kaselerce yoğurt yedim. üstüne bir de ağrı kesici. demem o ki insan bazen ailesinin içinde bile kendini yalnız hissedebiliyor. yemişim yalnızlığı bu saatten sonra kaselerce.
devamını gör...

2023.
devamını gör...

son 1 haftadir icine dustugum bataklik. onceleri tetikleyici birsey gerekiyordu. 1 hafta oncesine kadar en son mayis ayinda elle tutulur bir sebepten aglamistim. gel gor ki, izledigim bir dizinin etkisi, hayatimin aldigi hal ve ruh sagligim birlesince 1 haftadir neredeyse her gun birkac posta olmak kaydiyla aglamaya basladim. hatta sonralari sustum, bir anda durduk yere yine bosalmaya basladi yaslar. normal mi bilmem. aliskanliga cevirdim olayi galiba. suan aglarim diye bircok seyden kaciyorum mesela. bu kadar basit olmamaliydi.
devamını gör...

tarkan’ın aşk parçası. eski tarkan şarkıları kendini tekrar etmeyen değişken melodili olurdu.nakaratı girişi ve sonu farklı duyguları uyandırırdı :

devamını gör...

john william waterhouse shalott leydisi
tarih: 1888
orijinal boyut: 153 x 200 cm
yer: tate modern londra
teknik: tuval üzeri yağlı boya.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bununla sahile iniyorum şimdi.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

insanlar şeyma subaşılaştılar mı bilmem ama insanlar artık aynılaştı. sosyal medyada birçok kişideki en güzel benim, en çok benim hayatım mükemmel triplerini mi dersiniz. fındık gibi minnacık olmak suretiyle yapılan burun estetiklerini mi dersiniz. törpülenen çene, inceltilen bel, büyütülen kalça mı dersiniz. ha tabi bir de dişler inci gibi olmak zorunda. tercih edilen kıyafetler zaten trendyol linklerinden hep aynı... artık güzellik algımızın çığırı çıkmış. insanlar böyle davranarak güzel olduklarını sanıyorlar fakat farkında değiller ki yalnızca birbirlerine daha çok benziyorlar...
devamını gör...

insanlar da mevsimler gibi değil midir?

yaprak döker bir yanımız,
bir yanımız bahar bahçe...
**
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

keşki dc'de ki gibi yazar hakkında düşündüklerimizi not edeceğimiz sadece bizim görebileceğimiz bir şey olsa...
ben çok unutkanım şahsen...
mesela bir yazarla tartışıp küfür eden bir yazara, şöyle bir not düşebilsem. küfürbaz arkana bakmadan kaç...
yada daha önce bir kadın yazarı taciz etmiş, duvar ol.
ya da çok iyi yazıyor dolu biri...
gibi...
böyle her yazarın üzerini sadece kendimizin görebileceği şekilde etiketlesek. bir düşünsenize bunu?
devamını gör...

ben bi dolaşıp geleyim dönüşte uğrarım kolay gelsin denir ve tebessüm edilir.
sonra zaten satıcı sizin niyetinizi anlar içinden ananıza sövmeye başlar.
devamını gör...

bilgi yalnızca kitaplar ile mi ediniliyor minvalinde savunmalar yaparlar genelde. elbet yalnızca kitaplar ile edinilmiyor fakat bu kitlenin büyük bir kısmı twitter'da gezip instagram'da birkaç post okuyarak bilgi edindiğini düşünüyor, ve tabii ki kaynağın herhangi bir önemi yok. işin edebiyat kısmında ise yine sosyal mecralarda birkaç nazım hikmet birkaç orhan veli postu layklamak kâfi. gerçek bilgi bu değil.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim