breaking bad
bir ömür sessiz, sakin yaşayan ve kendine yapılan bir yığın haksızlığa ve hatta saygısızlıklara, görmezden gelinmesine bile asla ses çıkarmadan, sırf ailesinin huzuru için kendini silik bir karakter yapıp yaşamını sürdüren walter white’ın hikayesi.
başta mecburiyetlerle girdiği bir yolun içinde zamanla önce değerlerini, sonra ise tamamen kendini kaybeden bir adam ve yanında yeni yetme heyecanlı ve dengesiz öğrencisinin yaşadıkları.
walter başta karısı ve çocuğu ile olan yaşamında kendini kaybetti ve kenara çekilde. sonrasında kendi yaptığı ve adeta kralı olduğu işte kendini tekrar keşfetmişken ve tam da kendini bulmuş ve ne istediğini, yaşama nasıl tutunmak istediğini farketmişken, aç gözlülüğü ile yeniden ve daha derinden bir kayboluşun içine girer. demek ki kendini bulmak mesele değil hayatta! duracağın yeri ve yanına alacağın kişiyi bilmekte mesele.
bizi tüketen insanlardan ve güzel görünse dahi, tüketen işlerden zamanında uzaklaşmanın önemini anlatıyor aslında. zira zamanında uzaklaşmazsak, çıkması zor olan derinliklere batma ihtimali nüksediyor.
eleştireni çok olsa da, son iki sezonu “acaba bu bataklığın içinden çıkabilecek mi?” diyerek, adeta sır kapısı izliyormuşcasına bitirdim. * ne boş, ne de overrated bir dizidir. hayatın içinde iyi niyetle çıkılan yollarda, insanın kendini nasıl kaybedebildiğini anlatan ve ciddi dersler veren bir dizidir.
başta mecburiyetlerle girdiği bir yolun içinde zamanla önce değerlerini, sonra ise tamamen kendini kaybeden bir adam ve yanında yeni yetme heyecanlı ve dengesiz öğrencisinin yaşadıkları.
walter başta karısı ve çocuğu ile olan yaşamında kendini kaybetti ve kenara çekilde. sonrasında kendi yaptığı ve adeta kralı olduğu işte kendini tekrar keşfetmişken ve tam da kendini bulmuş ve ne istediğini, yaşama nasıl tutunmak istediğini farketmişken, aç gözlülüğü ile yeniden ve daha derinden bir kayboluşun içine girer. demek ki kendini bulmak mesele değil hayatta! duracağın yeri ve yanına alacağın kişiyi bilmekte mesele.
bizi tüketen insanlardan ve güzel görünse dahi, tüketen işlerden zamanında uzaklaşmanın önemini anlatıyor aslında. zira zamanında uzaklaşmazsak, çıkması zor olan derinliklere batma ihtimali nüksediyor.
eleştireni çok olsa da, son iki sezonu “acaba bu bataklığın içinden çıkabilecek mi?” diyerek, adeta sır kapısı izliyormuşcasına bitirdim. * ne boş, ne de overrated bir dizidir. hayatın içinde iyi niyetle çıkılan yollarda, insanın kendini nasıl kaybedebildiğini anlatan ve ciddi dersler veren bir dizidir.
devamını gör...
çocukken hayal edilen meslek vs sahip olunan meslek
ben küçükken hep dansöz olmak isterdim, evde sürekli mezdeke açıp oynarmışım. gerçi liseye kadar devam etti mezdeke merakım. şimdi çok büyüdüm akademiye soyunmuştum, daha mesleği elimize vermediler. bekliyoruz efendim, en olmadı dansöz olacağız sanırım.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
programı en azından bir kaç hafta sonra istisnai olarak ''cuma'' gününe alırsanız büyük hayır işlemiş olursunuz. zira başından, sonundan, ortasından yakalamak durumunda kalıyorum ki o da yakalamak olmuyor. halen bengaripsengüzeldünyaumutlu'nun bir programını bile tam olarak dinleme fırsatı bulamadım. bakın çok şey istemiyoruz. sadece bir cumanızı bize ayıracaksınız o kadar. kaza programı gibi bir şey yapın rica edeceğim * yapmazsanız öte tarafta vebalini siz çekersiniz. benden söylemesi.
devamını gör...
edit uyarısı
baya diyeceğim şeyler var bu engele takıldım. flood yapcam zor tutuyom kendimi.
(bkz: salın küçük enişteyi)
(bkz: beni bi bırak ya beni bi bırak sal)
(bkz: salın küçük enişteyi)
(bkz: beni bi bırak ya beni bi bırak sal)
devamını gör...
bir masum mor menekse
iyk... saf aktroll. hiç sevmem.
(bkz: aktroll)
(bkz: aktroll)
devamını gör...
martin eden
1909'da amerikalı yazar jack london tarafından yazılan ve yazar olmanın mücadelesini veren genç işçi martin eden'i konu edinen romandır.
kitabın yazarı olan london'ın aksine protagonist eden, sosyalizmi "köle ahlakı" olarak niteleyerek reddetmekte ve onun yerine nietzsche'nin bireyciliğine inanmaktadır.
jack london, romanının motiflerinden birinin de eden'in inandığı individualizmi eleştirmek olduğunu belirtmiştir.
kitabın yazarı olan london'ın aksine protagonist eden, sosyalizmi "köle ahlakı" olarak niteleyerek reddetmekte ve onun yerine nietzsche'nin bireyciliğine inanmaktadır.
jack london, romanının motiflerinden birinin de eden'in inandığı individualizmi eleştirmek olduğunu belirtmiştir.
devamını gör...
öğretmen fetişizmi
çok üzüldüm, bugüne kadar bir öğretmen bile kalbine dokunamamış. birçok öğrencisiyle hala iletişimde olan biri olarak üstüme alınmıyorum.
ayrıcalık meselesine gelirsek, öğretmenler bu ülkenin şımarık çocuklarıdır.
ayrıca genellemelerin hepsi yanlıştır.
ayrıcalık meselesine gelirsek, öğretmenler bu ülkenin şımarık çocuklarıdır.
ayrıca genellemelerin hepsi yanlıştır.
devamını gör...
lobola
güney afrika cumhuriyeti'nde, siyahların uyguladığı, başlık parası geleneğidir.
erkek evlenecegi kadının babasına inek veriyordu, tabi artık inek değil, ineğin parası veriliyor.
kadının güzelliği, okumuş olması ve mesleği lobola'nın fiyatında etki yapıyor. beyaz bir sporcu, televizyonda program yapan bir siyah kadınla evlenmiş ve epey lobola vermişti.
siyahlarda evlenme kısıtlaması olmadığı için, eğer paran varsa istediğin kadar kadınla evlenebilirsin. eski cumhurbaşkanı zuma'nın yedi karısı vardı.
erkek evlenecegi kadının babasına inek veriyordu, tabi artık inek değil, ineğin parası veriliyor.
kadının güzelliği, okumuş olması ve mesleği lobola'nın fiyatında etki yapıyor. beyaz bir sporcu, televizyonda program yapan bir siyah kadınla evlenmiş ve epey lobola vermişti.
siyahlarda evlenme kısıtlaması olmadığı için, eğer paran varsa istediğin kadar kadınla evlenebilirsin. eski cumhurbaşkanı zuma'nın yedi karısı vardı.
devamını gör...
bir şehri tanımanın en iyi yolu
o şehirde doğmuş büyümüş birini tanımakla başlar, tarihi miraslarını öğrenip görmekle devam eder. daha detaylı tanımak istiyorsanız ancak orada uzun süre yaşamanız gerekir. diğer türlü hep bir eksik hep bir yavan kalır, o şehri kanıksayamazsınız.
devamını gör...
çocukluğu hatırlatan yiyecekler
salçalı ekmek
devamını gör...
bal yerine reçel yapan arı (yazar)
kendimce önemli bulduğum yazarlar arasındadır.
devamını gör...
mesajınız var turuncusu
irkilmiyor değilim, acaba yanlış bir şey mi yaptım diye düşünüyorum.
devamını gör...
hacamat yaptıran basur hastasının anüsüne bardak kaçması
üç gündür bir adamın totosuna kaçan bardağı konuşuyoruz. harika vallahi. yalnız toto da totoymuş ha.
devamını gör...
yaşanan şehrin en güzel yanı
deniz olması. başka güzel yanı yok.
edit: ha bir de içinde benim olmam*
edit: ha bir de içinde benim olmam*
devamını gör...
alt sınıfın ayaklanmasını engellemenin yolu
din ile uyutarak ve hapis cezası ile korkutarak toplumu kontrol altında tutarlar.
devamını gör...
sivas katliamı
sabahki malum olay ve zihniyete karşı sarf ettiğim sözler silinince ve revizeme rağmen yayınlanmayınca gelip yarım kalan haykırışı tamamlayalım dediğim başlık.
2 temmuz 1993 tarihinde sivas'ta 33 insanın mezhebinden dolayı yakılarak öldürüldüğü katliamdır.
ne siyasilerden isim bilirim, ne derin devletten ne ıvırından ne de zıvırından. elbette suçun temeli buradadır ama aslında bilirim ki fırsat tanındığı her an kendinden olmayanı yok edebilecek, yakacak bir potansiyele sahip bu millet. yeni nesiller böyle bir yas gününde saygı gösterip, bu eylemi gerçekleştirenler adına utanacağına ya katliam yarıştırır oluyor ya da ''yaktık ama sorun bir niye yaktık'' gibi haysiyetsizlik içeren argümanlar üretiyor oluyorlar. bilirim ki bu millet vaktinde ekmeğini yediği, aynı sofrayı paylaştığı insanı sırf kendisiyle aynı tarafa bakmıyor diye yok edebilmeyi kendine hak görüyor. sizlere siyaset, tarih, din vs anlatılamaz artık sizlere direkt en temelden başlanmalı; insan nedir, insan kim değil bu öğretilmeli! o, bu, şu, öteki beriki demeden insanı olduğu haliyle sadece var olduğu için dahi kabul etmeyi öğretemedik ya sizlere, bizlere de yazıklar olsun. insani birçok duyguya ve vicdana sahip olmadığınız için de anlayamıyorsunuz işte; acının her türlüsünü sırtlanabildiğimizi, insan canı mevzubahis olduğunda canımızın herkese ''yanabileceğini. '' özgürlüğü kimin kısıtlandıysa yanında olduğumuz gibi, bu özgürlüğü ilk elde edişinde yine dönüp ilk bizleri yok etmeye çalışıyor bu coğrafya insanı.
çok uzun zaman oldu bu coğrafya insanına karşı umutlarım tükeneli. artık herhangi bir şekilde ikna etme çabası barındırmıyorum, yalnızca sustukça ağır gelen şeyleri kendi hakkım için dahi değil, şahit olduğum haksızlıklara karşı var gücümle sarf ediyorum. istediğiniz kadar kötülüğünüze, vahşiliğinize kılıf uydurmaya çalışabilirsiniz ama allahu ekber nidalarıyla insan yaktığınız gerçeğini değiştiremezsiniz. bir çocuk istismara uğradığında ''o da istiyordu''yu, bir kadın tecavüze uğradığında ''o da etek giymeseymiş''i diyen varlıklar olarak, 33 insanı yaktığınızda da ''benzin bidonu da orada olmasaymış'' demeniz kalıyor bir. ne yapıp ne edip her zaman vahşetten yana tavır almanız inanılmaz.
bir insana, bir canlıya yapılan zulümde canınız yanmıyorsa eğer, kim olduğu önemsiz şans eseri sırf yaşamı haritada sizden daha doğu bir yana düştü diye değersiz görüyorsanız insanı ve mezhebiyle, inancıyla ayırabilecek kadar aşağılıksanız insanlığınızı dönüp sorgulayın derim. sizden inançlı olmanızı beklemiyorum, herhangi bir yaratıcıdan korkun vs. dahi demiyorum; yalnızca her şeyden bağımsız insan olun diyorum.
suçu örtbas etmek adına başka yönlere evirmeye çalışmayın çünkü siz ne yaparsanız yapın her 2 temmuzda yasımız ağıt olup dilimize düşecektir.
her şey değişiyor; siyasiler, yönetimler, sistemler, düşünceler... tek bir değişmeyen oluyor; insanımızın kendinden olmayanı yok etme çabası ve ben her değişim sonunda karşılaştığım bu çirkin yüzünüzle nasıl yaşanabileceğini inanın artık bilmiyorum. yalnızca affedilmemenizi diliyorum...
2 temmuz 1993 tarihinde sivas'ta 33 insanın mezhebinden dolayı yakılarak öldürüldüğü katliamdır.
ne siyasilerden isim bilirim, ne derin devletten ne ıvırından ne de zıvırından. elbette suçun temeli buradadır ama aslında bilirim ki fırsat tanındığı her an kendinden olmayanı yok edebilecek, yakacak bir potansiyele sahip bu millet. yeni nesiller böyle bir yas gününde saygı gösterip, bu eylemi gerçekleştirenler adına utanacağına ya katliam yarıştırır oluyor ya da ''yaktık ama sorun bir niye yaktık'' gibi haysiyetsizlik içeren argümanlar üretiyor oluyorlar. bilirim ki bu millet vaktinde ekmeğini yediği, aynı sofrayı paylaştığı insanı sırf kendisiyle aynı tarafa bakmıyor diye yok edebilmeyi kendine hak görüyor. sizlere siyaset, tarih, din vs anlatılamaz artık sizlere direkt en temelden başlanmalı; insan nedir, insan kim değil bu öğretilmeli! o, bu, şu, öteki beriki demeden insanı olduğu haliyle sadece var olduğu için dahi kabul etmeyi öğretemedik ya sizlere, bizlere de yazıklar olsun. insani birçok duyguya ve vicdana sahip olmadığınız için de anlayamıyorsunuz işte; acının her türlüsünü sırtlanabildiğimizi, insan canı mevzubahis olduğunda canımızın herkese ''yanabileceğini. '' özgürlüğü kimin kısıtlandıysa yanında olduğumuz gibi, bu özgürlüğü ilk elde edişinde yine dönüp ilk bizleri yok etmeye çalışıyor bu coğrafya insanı.
çok uzun zaman oldu bu coğrafya insanına karşı umutlarım tükeneli. artık herhangi bir şekilde ikna etme çabası barındırmıyorum, yalnızca sustukça ağır gelen şeyleri kendi hakkım için dahi değil, şahit olduğum haksızlıklara karşı var gücümle sarf ediyorum. istediğiniz kadar kötülüğünüze, vahşiliğinize kılıf uydurmaya çalışabilirsiniz ama allahu ekber nidalarıyla insan yaktığınız gerçeğini değiştiremezsiniz. bir çocuk istismara uğradığında ''o da istiyordu''yu, bir kadın tecavüze uğradığında ''o da etek giymeseymiş''i diyen varlıklar olarak, 33 insanı yaktığınızda da ''benzin bidonu da orada olmasaymış'' demeniz kalıyor bir. ne yapıp ne edip her zaman vahşetten yana tavır almanız inanılmaz.
bir insana, bir canlıya yapılan zulümde canınız yanmıyorsa eğer, kim olduğu önemsiz şans eseri sırf yaşamı haritada sizden daha doğu bir yana düştü diye değersiz görüyorsanız insanı ve mezhebiyle, inancıyla ayırabilecek kadar aşağılıksanız insanlığınızı dönüp sorgulayın derim. sizden inançlı olmanızı beklemiyorum, herhangi bir yaratıcıdan korkun vs. dahi demiyorum; yalnızca her şeyden bağımsız insan olun diyorum.
suçu örtbas etmek adına başka yönlere evirmeye çalışmayın çünkü siz ne yaparsanız yapın her 2 temmuzda yasımız ağıt olup dilimize düşecektir.
her şey değişiyor; siyasiler, yönetimler, sistemler, düşünceler... tek bir değişmeyen oluyor; insanımızın kendinden olmayanı yok etme çabası ve ben her değişim sonunda karşılaştığım bu çirkin yüzünüzle nasıl yaşanabileceğini inanın artık bilmiyorum. yalnızca affedilmemenizi diliyorum...
devamını gör...
günü kendinden bir cümle ile sonlandır
her gece olduğu gibi ölümün provasını yapmaya gidiyorum. *
devamını gör...
yazarların apartman girişine asmak istediği duyurular
gece gündüz demeden zilimize basmayın! kimse sizin kapıcınız değil!
sigara izmaritinizin yeri balkonum mu!
bina içinde ve dış kapı önünde yarım saat telefonda konuşmayın!iğrenç sesinizi duymak istemiyorum!
asansörü çöpünüz hatta tuvaletiniz olarak kullanmayın!
herkes herkesle konuşacak diye bir şey yok.olmayan beyninize sokun bunu!
otopark giriş çıkışına park etmeyin!
mağara adamı gibi yaşamayın insan olun biraz!
sigara izmaritinizin yeri balkonum mu!
bina içinde ve dış kapı önünde yarım saat telefonda konuşmayın!iğrenç sesinizi duymak istemiyorum!
asansörü çöpünüz hatta tuvaletiniz olarak kullanmayın!
herkes herkesle konuşacak diye bir şey yok.olmayan beyninize sokun bunu!
otopark giriş çıkışına park etmeyin!
mağara adamı gibi yaşamayın insan olun biraz!
devamını gör...

