müdavim
bir mekana sıklıkla gidip gelen kişiye verilen isim. müdavim, gittiği mekanı ayakta tutan kişidir. bu yüzden, müdavimlik eskiden gelen bir kültür.
devamını gör...
konusu açıldığında strese sokan şeyler
kesinlikle para, gram sevmiyorum muhabbetini.
devamını gör...
renklerin yazarlar için anlamı
yeşil: doğa
mavi: özgürlük
kırmızı: intikam
siyah: kararlılık
sarı: nostalji
mavi: özgürlük
kırmızı: intikam
siyah: kararlılık
sarı: nostalji
devamını gör...
1984
hayvan çiftliği ile beraber george orwell'in kült kitabıdır. yazarın geleceğe yönelik kurguladığı bir kabustur adeta. insanların kişiliklerinin, daha doğrusu 'birey'in yok edildiği, onun yerine alabildiğine baskıcı, totaliter bir rejim dahilinde, 'parti'ye bağlı robotlaşmış 'yoldaş'ların yaratıldığı bir dünyada geçmektedir. birçok yönüyle günümüze de uyarlanabilecek, tüm zamanların eseridir.
devamını gör...
kirke kadehi odysseus'a ikram ediyor
john william waterhouse'un 1881 yılında tamamladığı, oldham galerisinde sergilenen tuval üzerine yağlıboya eseri.

kirke, homeros'un odysseia'sında güneş tanrısı helios'un kızı olarak belirtilir. kirke, uzak bir adada yaşar ve sarayı vahşi hayvanlarla dolu bir ormanla çevrelenmiştir.
ustalıkla yağtığı bitkisel iksirleri, ormanı işgal eden yaratıkları uysallaştırmak ve kayıp denizcileri uyutmak için kullanır. bu sahnede odysseus'a iksirlerinden birini ikram etmektedir, fakat odysseus onun hilekarlığı konusunda daha önceden uyarılmıştır...

kirke, homeros'un odysseia'sında güneş tanrısı helios'un kızı olarak belirtilir. kirke, uzak bir adada yaşar ve sarayı vahşi hayvanlarla dolu bir ormanla çevrelenmiştir.
ustalıkla yağtığı bitkisel iksirleri, ormanı işgal eden yaratıkları uysallaştırmak ve kayıp denizcileri uyutmak için kullanır. bu sahnede odysseus'a iksirlerinden birini ikram etmektedir, fakat odysseus onun hilekarlığı konusunda daha önceden uyarılmıştır...
devamını gör...
huzursuzluğun kitabı
''dünyada yalnızım... insanlar bana değmeden geçiyor yanımdan. etrafımda havadan başka şey yok. kendimi o kadar tecrit edilmiş hissediyorum ki, üzerimdeki giysiyle aramdaki boşluğu bile algılıyorum...''
devamını gör...
mütevazı oluşuyla övünen insan
hem mütevazi hem övünüyor ise amacı komik olmak, insanları güldürmek olabilir. zararsızdır, gülün geçin.
devamını gör...
victor hugo
'sadece bedenleri, şekilleri, görüntüleri sevenlere ne yazık! ölüm her şeyi yok edecek. ruhları sevmeyi deneyin, onlara yeniden kavuşursunuz.'
devamını gör...
türkiye işçi partisi
2018 yılında kurulan sosyalist partidir parti başkanı erkan baş inanılmaz güzel ve sert muhalefete sahiptir diğer vekil tiyatro oyunculuğu da yapmış barış atay dır ikisi de çok saygı duyduğum son derece revizyondan uzak marksist çizgide ilerleyen partidir ve çok uzun zaman sonra aşırı sol yani sosyalistleri parlementoya sokmuşlardır sonuna kadar arkanızdayım uleeeen
devamını gör...
annenizden yadigar huylarınız
1- sürekli gülmek. ama ağız dolusu gülmek... en hüzünlü zamanlarımda bile gülebilmek.
2-mesela birisi beni aramış ya da eve gelmiş kapıdadır, telefona ya da kapıya söylene söylene istemeyerek gider “ayhhh nerden çıktı, ne soracakmış ki üüüfff amannnn hehhh”... görünce ya da telefonu alınca da “ahhh kuzummmmmm, aşkımmmm, canımmmm”, diye söze başlamam ...
3-sürekli mükemmeliyeti aramam..
4-her şeye söylenip hiçbir şey yapmak istememem...
5-taklit yapmayı çok sevmem ve olayları taklitlerle anlatmam,
durun bir dakika ya ben annem olmuşum!
2-mesela birisi beni aramış ya da eve gelmiş kapıdadır, telefona ya da kapıya söylene söylene istemeyerek gider “ayhhh nerden çıktı, ne soracakmış ki üüüfff amannnn hehhh”... görünce ya da telefonu alınca da “ahhh kuzummmmmm, aşkımmmm, canımmmm”, diye söze başlamam ...
3-sürekli mükemmeliyeti aramam..
4-her şeye söylenip hiçbir şey yapmak istememem...
5-taklit yapmayı çok sevmem ve olayları taklitlerle anlatmam,
durun bir dakika ya ben annem olmuşum!
devamını gör...
güvenilmez insanların ortak özellikleri
söylemleri ile davranışları arasındaki çelişki.
devamını gör...
15 yaşında çocukların evlenmesine insan hakkı demek
#989956 iletideki bazı hususları açıklığa kavuşturmak lazım. insanların fikirlerini beyan etmelerini ve bu beyanlarını akıcı bir lisanla dile getirmelerini seviyorum. hele ki tezlerini örneklerle desteklemelerine bayılıyorum. buraya kadar tamamım. amma velâkin algı yönetimi ve manipülasyon için verilen örneklerin kesilip kırpılmasına tabiri caizse gıcık oluyorum ve bu hareket tarzını doğru bulmuyorum. birazdan yazacaklarım bir takım zevatı elbette rahatsız edecek. amma velâkin benim yazacaklarım sadece söz konusu çarpıtmaya ilişkin olacak. o yüzden mahlasıma falan bakıp, olayı başka yerlere taşımaya kalkmayın ayıp edersiniz ve samimiyetinizi de sorgulatırsınız. bu şerhi de koyduktan sonra gelelim ana meseleye:
şimdi orada şöyle bir ifade var;
1917'de kabul edilen hukuk-i aile kararnamesi 1926'da medeni kanun olarak yasalaşır ve evlenme yaşı erkeklerde 18 kızlarda 17 olur. ancak 1938 yılında yani henüz atatürk'ün yaşadığı dönemde bu yasada değişiklik yapılarak evlilik için yaş sınırı kızlarda 15'e, hakim onayıyla da 14'e düşürülür. kaynak "o dönemlerde yaşanan savaşlar dolayısıyla nüfusun azalması göz önüne alınarak böyle bir yasa yürürlüğe girdi" şeklinde bir savunma yapacaklara şunu hatırlatmak istiyorum ki pedofili dönemin şartlarına göre yeni anlamlar kazanmaz çünkü pedofili pedofilidir.
beyan kendi içerisinde tutarlı. ilk okuduğunuzda konu hakkında bilginiz yoksa anlatılanlara hak vermemeniz içten bile değil. zira argümanlar güzelce sıralanmış. bu yapılırken de tezi güçlendirmek için ''atatürk'' döneminin altı kalınca çizilmiş. yani çaktırmadan aba altından sevimli bir şekilde sopa gösterilmiş; bakın mevzuya karşı çıkarsanız ''atatürk''ün iradesini çiğnersiniz ha! gibi ufak bir zihinsel baskı uygulanmış. zekice buldum, bu yönden de taktir ettim. * zira manipülasyon zeka ve ustalık gerektirir.
ama söz konusu yasa metnine dair en ufak bir kelam yok. metnin istisnai bölümü alınmış ve sonrasındaki ifadeler kaf dağına doğru bir yolculuğa çıkartılmış.
verilen örnekteki madde 88'in tam metnini şuraya yazalım;
''erkek on yedi, kadın on beş yaşını ikmal etmedikçe evlenemez. şu kadar ki, hakim fevkalade hallerde ve pek mühim bir sebebe mebni olan * on beş yaşını ikmal etmiş bir erkeğin veya on dört yaşını bitirmiş olan bir kadının evlenmesine müsaade edebilir. karardan önce ana, baba veya vasinin dinlenmesi şarttır.
kalınlaştırdığım noktayı iyi okuyunuz! genel kaide orada açıkça ifade edilmiş. peki istisnai durumlar genel kaideymiş gibi gösterilerek nereye varılmak isteniyor? savunduğunuz şeye çarpık bir dayanak noktası yaratarak argümanlarınızı haklı hale getirmeniz mümkün değildir. bu kadar akıcı şekilde kendi tezlerini ifade edebilen insanların böyle küçük algı oyunlarına ihtiyacı var mı? orası da okuyanların takdirine kalsın.
şimdi gelelim genel kaideymiş gibi gösterilen şu istisnai kaideler mevzusuna; birincisi fevkalade haller için mevzu hakim takdirine bırakılıyor. yani ortada bir şart var. hakim takdir hakkını kullanacak ve fevkalade durumun* gerçekleştiğine kanaat getirecek ki, verilen örnekte ki evlilik gerçekleşsin. ha bu maddenin nüfus azalması vesaire gibi saçma sapan argümanlarla savunulmasını da komik buluyorum. zira öyle bir durum yok. bu hükmün getirilme sebebi tamamen farklı! o yıllar özelinde duruma bakmanız lazım. toplum henüz imam nikahı alışkanlığından çıkamamıştır. peki bu durumun sonuçları nelerdir? evvela salt imam nikahı yapılması evliliğin yok hükmünde sayılmasına neden oluyordu. bu da ciddi sorunlar ortaya çıkarıyordu. bu evlilikler toplum nezdinde kabul görse dahi hukuki sonuç doğurmadığı içinde türlü sıkıntılar ortaya çıkıyordu; bir kere bu evliliklerden doğan çocuklar gayri sahih nesep'li sayıldıkları için bu çocuklara nüfus cüzdanı çıkarmak, bu çocukları okullara kayıt ettirmek gibi temel olaylarda sıkıntı çıkarken daha ileri boyutlarda miras hukuku açısından da çok ciddi olumsuz sonuçların doğmasına neden oluyordu. iş bu sebeple de, söz konusu istisnai haller düzenlendi ve hakim takdirine bırakılarak en azından oluşabilecek mağduriyetlerin önüne geçilmesi amaçlandı. yüzyıllar boyunca şerri ve örfi hukuk kaideleri ile yönetilmiş bir toplumun 10-15 yıl içerisinde medeni kanunu ve onun zaruri kıldığı hukuki işlemleri özümseyebileceğini düşünmek de ne bileyim biraz fantastik kurgu hikaye gibi duruyor.
hülasa; ortada böyle bir genel kaide yoktur. istisnai durum üzerinden bir algı yönetimi yapılmaya çalışılmıştır. bu da şık olmamıştır. düşüncelerin, fikirlerin çarpışması her ne kadar uç olursa olsun başımızla beraber. amma velâkin bu çarpıtılan bilgiler ve gölgelenen gerçekler üzerinden olursa, biz de gerçekleri not düşmek zorunda kalırız ve böylece parmaklarımız yorulur. *
tahrif edilen bu noktanın altını çizmek önemliydi. ayrıca diğer mevzulara hiç girmeyeceğim herkes o konularda kendi vicdani kanaatini verir zaten. önemli olan bu kanaatlerin gerçek bilgiler çerçevesinde oluşması.
şimdi orada şöyle bir ifade var;
1917'de kabul edilen hukuk-i aile kararnamesi 1926'da medeni kanun olarak yasalaşır ve evlenme yaşı erkeklerde 18 kızlarda 17 olur. ancak 1938 yılında yani henüz atatürk'ün yaşadığı dönemde bu yasada değişiklik yapılarak evlilik için yaş sınırı kızlarda 15'e, hakim onayıyla da 14'e düşürülür. kaynak "o dönemlerde yaşanan savaşlar dolayısıyla nüfusun azalması göz önüne alınarak böyle bir yasa yürürlüğe girdi" şeklinde bir savunma yapacaklara şunu hatırlatmak istiyorum ki pedofili dönemin şartlarına göre yeni anlamlar kazanmaz çünkü pedofili pedofilidir.
beyan kendi içerisinde tutarlı. ilk okuduğunuzda konu hakkında bilginiz yoksa anlatılanlara hak vermemeniz içten bile değil. zira argümanlar güzelce sıralanmış. bu yapılırken de tezi güçlendirmek için ''atatürk'' döneminin altı kalınca çizilmiş. yani çaktırmadan aba altından sevimli bir şekilde sopa gösterilmiş; bakın mevzuya karşı çıkarsanız ''atatürk''ün iradesini çiğnersiniz ha! gibi ufak bir zihinsel baskı uygulanmış. zekice buldum, bu yönden de taktir ettim. * zira manipülasyon zeka ve ustalık gerektirir.
ama söz konusu yasa metnine dair en ufak bir kelam yok. metnin istisnai bölümü alınmış ve sonrasındaki ifadeler kaf dağına doğru bir yolculuğa çıkartılmış.
verilen örnekteki madde 88'in tam metnini şuraya yazalım;
''erkek on yedi, kadın on beş yaşını ikmal etmedikçe evlenemez. şu kadar ki, hakim fevkalade hallerde ve pek mühim bir sebebe mebni olan * on beş yaşını ikmal etmiş bir erkeğin veya on dört yaşını bitirmiş olan bir kadının evlenmesine müsaade edebilir. karardan önce ana, baba veya vasinin dinlenmesi şarttır.
kalınlaştırdığım noktayı iyi okuyunuz! genel kaide orada açıkça ifade edilmiş. peki istisnai durumlar genel kaideymiş gibi gösterilerek nereye varılmak isteniyor? savunduğunuz şeye çarpık bir dayanak noktası yaratarak argümanlarınızı haklı hale getirmeniz mümkün değildir. bu kadar akıcı şekilde kendi tezlerini ifade edebilen insanların böyle küçük algı oyunlarına ihtiyacı var mı? orası da okuyanların takdirine kalsın.
şimdi gelelim genel kaideymiş gibi gösterilen şu istisnai kaideler mevzusuna; birincisi fevkalade haller için mevzu hakim takdirine bırakılıyor. yani ortada bir şart var. hakim takdir hakkını kullanacak ve fevkalade durumun* gerçekleştiğine kanaat getirecek ki, verilen örnekte ki evlilik gerçekleşsin. ha bu maddenin nüfus azalması vesaire gibi saçma sapan argümanlarla savunulmasını da komik buluyorum. zira öyle bir durum yok. bu hükmün getirilme sebebi tamamen farklı! o yıllar özelinde duruma bakmanız lazım. toplum henüz imam nikahı alışkanlığından çıkamamıştır. peki bu durumun sonuçları nelerdir? evvela salt imam nikahı yapılması evliliğin yok hükmünde sayılmasına neden oluyordu. bu da ciddi sorunlar ortaya çıkarıyordu. bu evlilikler toplum nezdinde kabul görse dahi hukuki sonuç doğurmadığı içinde türlü sıkıntılar ortaya çıkıyordu; bir kere bu evliliklerden doğan çocuklar gayri sahih nesep'li sayıldıkları için bu çocuklara nüfus cüzdanı çıkarmak, bu çocukları okullara kayıt ettirmek gibi temel olaylarda sıkıntı çıkarken daha ileri boyutlarda miras hukuku açısından da çok ciddi olumsuz sonuçların doğmasına neden oluyordu. iş bu sebeple de, söz konusu istisnai haller düzenlendi ve hakim takdirine bırakılarak en azından oluşabilecek mağduriyetlerin önüne geçilmesi amaçlandı. yüzyıllar boyunca şerri ve örfi hukuk kaideleri ile yönetilmiş bir toplumun 10-15 yıl içerisinde medeni kanunu ve onun zaruri kıldığı hukuki işlemleri özümseyebileceğini düşünmek de ne bileyim biraz fantastik kurgu hikaye gibi duruyor.
hülasa; ortada böyle bir genel kaide yoktur. istisnai durum üzerinden bir algı yönetimi yapılmaya çalışılmıştır. bu da şık olmamıştır. düşüncelerin, fikirlerin çarpışması her ne kadar uç olursa olsun başımızla beraber. amma velâkin bu çarpıtılan bilgiler ve gölgelenen gerçekler üzerinden olursa, biz de gerçekleri not düşmek zorunda kalırız ve böylece parmaklarımız yorulur. *
tahrif edilen bu noktanın altını çizmek önemliydi. ayrıca diğer mevzulara hiç girmeyeceğim herkes o konularda kendi vicdani kanaatini verir zaten. önemli olan bu kanaatlerin gerçek bilgiler çerçevesinde oluşması.
devamını gör...
çaylak onay listesinden sıkılıp normal’e gelmek
ben yazarlığı bırakıp geldim.
devamını gör...
felsefenin amacı soru sormak mı yoksa çözüm bulmak mı sorunsalı
filozof adlı arkadaşın merak edip açtığı başlıktır.
ama arkadaşım filozof olan sensin üstelik soru soruyorsun cevap belli değil midir.
hem bir filozofun altına tanım girmek ne haddimize.
ama arkadaşım filozof olan sensin üstelik soru soruyorsun cevap belli değil midir.
hem bir filozofun altına tanım girmek ne haddimize.
devamını gör...
kafamda kentsel dönüşümler
ikiye on kala grubunun mutlaka dinlenilmesi gereken şarkısı.
devamını gör...
başarıyı engelleyen faktörler
amerikalı bir gazeteci atatürk'e işlerinde nasıl başarılı olduğunu sorar. atatürk'ün cevabı ise şöyledir;
"ben bir işte nasıl başarılı olacağımı düşünmem. o işe neler engel olur, diye düşünürüm. engelleri kaldırdım mı, iş zaten kendi kendine yürür."
(bkz: niyazi ahmet banoğlu)
"ben bir işte nasıl başarılı olacağımı düşünmem. o işe neler engel olur, diye düşünürüm. engelleri kaldırdım mı, iş zaten kendi kendine yürür."
(bkz: niyazi ahmet banoğlu)
devamını gör...
mesajlaşmada yaşanan aksaklıklar
problem yok.. zaten kutu boş..
devamını gör...
çanak yalayıcı
yalaka insanları anlatmak için kullanılan bir deyim.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en yaşlı özelliği
insanlara nasihatler veriyorum.
devamını gör...
zimem defteri
zimme borç anlamına gelmektedir, zimem defteri ise borç defteri demektir.
osmanlı zamanındaki zenginlerin borçlarını ödeyemeyen vatandaşların borçlarını ödeyerek bu şekilde yardımcı oldukları bilinir.
osmanlı zamanındaki zenginlerin borçlarını ödeyemeyen vatandaşların borçlarını ödeyerek bu şekilde yardımcı oldukları bilinir.
devamını gör...