hindistan'da korona tanrıçası adlı tapınağın kurulması
allah akıl fikir versin tanrısı , içinde bir tapınak kursa lar , çok iyi olacak; tamam inançlara saygılı olalım , kimse kimsenin inancını kötüleme sin , ama herşeye de tapilmaz , fare nin içtiği sütten içiyor, dünyanın en pis suyunda yıkanıyor ve aynı suyu içiyor eee inanç , bırak kardeşim hiç bir şeye inanma daha iyi.
devamını gör...
topuklu ayakkabıyla koşmak
düz yolda yürüyemeyen biri olarak benim için mümkün olmayan eylem. pantolonla falan düşsem gam yemem de etek başıma geçsin de istemem doğrusu.
devamını gör...
dicle elektrik’in elektrik duasına katılan urfalı köylüler hakkında suç duyurusunda bulunması
aziz nesin olsa yazacağı hikayeyi bırakıp bu haberi hikayelerinin arasına koyardı. levent kırca bu haberin görüntülerini sanırım skeçlerinin arasına katardı. biz böyle renkli bir ülkeyiz..
devamını gör...
abcçdefgğhıijklmnoöprsştuüvyz
devamını gör...
hijyenik ped alırken utanan kadın
belki çok rastlanılmayan bir durum olabilir ama bölgeden bölgeye değişen böyle bir gerçeklik var.
utanmaması gereken kızdır. neden ihtiyaç olan bir malzemeyi alırken utanırlar ki, bunu anlamak gerçekten güçtür. aslında sebebi belli, gerici düşüncelere sahip insanlar yüzünden bu ülkede kızlar rahat hareket edemiyorlar. bazı bakkallarda hijyenik pedlerin yanına siyah poşet asıyorlar, bu da olduğumuz zamana yakışmayan utanç verici davranışlardır.
kızların ihtiyaçları olan bir malzemeyi böyle insanlar yüzünden utanarak saklama zorunluluğu hissetmesi, daha aşılacak çok yolumuzun olduğunu gösterir.
utanmaması gereken kızdır. neden ihtiyaç olan bir malzemeyi alırken utanırlar ki, bunu anlamak gerçekten güçtür. aslında sebebi belli, gerici düşüncelere sahip insanlar yüzünden bu ülkede kızlar rahat hareket edemiyorlar. bazı bakkallarda hijyenik pedlerin yanına siyah poşet asıyorlar, bu da olduğumuz zamana yakışmayan utanç verici davranışlardır.
kızların ihtiyaçları olan bir malzemeyi böyle insanlar yüzünden utanarak saklama zorunluluğu hissetmesi, daha aşılacak çok yolumuzun olduğunu gösterir.
devamını gör...
namuslu kadın evinde oturur
bunu savunan (bkz: o saatte orada ne işi varmış) diyen zihniyetle aynı güruhtur.
devamını gör...
sevmek zamanı
türk sinemasının yüz akı. hatta dönemin imkanları, ve dönemin genel sinema algısı düşünülürse belki de nuri bilge ceylan'in da bir tık önünde bir iş gibi görürüm naçizane.
elbette metin erksan'in filmde anlattığını ondan önce birileri kitaplarinda anlattı.
filmde altı çizilen 'sevgi/aşk' biçimini sabahattin ali kürk mantolu madonna'da anlatir.
filmde fotoğraf/ fotoğraftaki kadin ikiliği anlamasi zor olmayan, sevilenin gercek kisiligi ile sevenin gördüğü kişiliği çelişkisini temsil eder.
bu da belki de yaşadığımız her aşkta gorebilecegimiz çok gerçek bir çelişkidir.
bir insanla karşılaşırız, o'nun onlarca yillik ömrünün ürünü olan karakterini biz maksimum 5-10 görüşmeyle, o görüşmelerdeki haliyle hareketiyle algıladigimizi, öğrendiğimizi düşünürüz. hepimiz de o resme aşık oluruz. bizi seven herkes de bizim onların kafasındaki resmimize aşık olmuşlardır.
halil sen kadar ben kadar gerçektir.
halil'in o resimdeki kadından kaçışı da biraz korkudandır. o kendisini asla incitemeyecek, asla yargilamayacak bir 'sevgili' bulmuştur. bunu kaybetme korkusudur onunki.
bizim sahip olmadığımız, halil'in eni sonu birakmak zorunda kaldığı bir lüks/hastalık bu.
biz sıradan faniler severiz. denk gelirse de sevdigimizce seviliriz. bir miktar o resimler bizi bir arada tutar. sonra usul usul resim gider gerçek gelir. ıki yan da kafasındaki resimden feragat edebilirse ne ala, aşk biter yerini guzel bir huzur hali alir. yok bir taraf o resmi birakmazsa o zaman... ıste hayat devam ediyor.
konu karıştı. toplayalim.
film sadece bu bakış acisiyla kiymetlenmiyor tabi. ayni zamanda bu derdini anlatırken klişelerden cok guzel kacmasiyla da cok kiymetlenir.
örneğin, fabrikatörun yaklaşımı hikayeye tam gereken bir katki sağlar. onun da derdi cok gerçektir cok anlasilirdir.
teknik kismiyla ilgili konuşup boyumu aşmayayim. onu da bir bilen anlatsin
elbette metin erksan'in filmde anlattığını ondan önce birileri kitaplarinda anlattı.
filmde altı çizilen 'sevgi/aşk' biçimini sabahattin ali kürk mantolu madonna'da anlatir.
filmde fotoğraf/ fotoğraftaki kadin ikiliği anlamasi zor olmayan, sevilenin gercek kisiligi ile sevenin gördüğü kişiliği çelişkisini temsil eder.
bu da belki de yaşadığımız her aşkta gorebilecegimiz çok gerçek bir çelişkidir.
bir insanla karşılaşırız, o'nun onlarca yillik ömrünün ürünü olan karakterini biz maksimum 5-10 görüşmeyle, o görüşmelerdeki haliyle hareketiyle algıladigimizi, öğrendiğimizi düşünürüz. hepimiz de o resme aşık oluruz. bizi seven herkes de bizim onların kafasındaki resmimize aşık olmuşlardır.
halil sen kadar ben kadar gerçektir.
halil'in o resimdeki kadından kaçışı da biraz korkudandır. o kendisini asla incitemeyecek, asla yargilamayacak bir 'sevgili' bulmuştur. bunu kaybetme korkusudur onunki.
bizim sahip olmadığımız, halil'in eni sonu birakmak zorunda kaldığı bir lüks/hastalık bu.
biz sıradan faniler severiz. denk gelirse de sevdigimizce seviliriz. bir miktar o resimler bizi bir arada tutar. sonra usul usul resim gider gerçek gelir. ıki yan da kafasındaki resimden feragat edebilirse ne ala, aşk biter yerini guzel bir huzur hali alir. yok bir taraf o resmi birakmazsa o zaman... ıste hayat devam ediyor.
konu karıştı. toplayalim.
film sadece bu bakış acisiyla kiymetlenmiyor tabi. ayni zamanda bu derdini anlatırken klişelerden cok guzel kacmasiyla da cok kiymetlenir.
örneğin, fabrikatörun yaklaşımı hikayeye tam gereken bir katki sağlar. onun da derdi cok gerçektir cok anlasilirdir.
teknik kismiyla ilgili konuşup boyumu aşmayayim. onu da bir bilen anlatsin
devamını gör...
alzheimer
anneannemin 2006 yılından, vefat ettiği 2012 yılına kadar yaşadığı, yakınında olanlar olarak bizim de ailece şahitlik ettiğimiz zor hastalık.
söyleyeceklerim hastalığın aşamaları hakkında bilimsel bir tarif değil tabi ki, ama ben kendi yaşadıklarımız üzerinden üç evre olarak değerlendiriyorum alzheimerı.
başlangıçta küçük unutkanlıklar, hasta ile vakit geçirirken onunla güzel sohbetlere, neşeli vakitler geçirmenize sebep oluyor. yakın zamanda yaşananlar hakkında kopukluklar yaşasalar da geçmişi o kadar detaylı anlatıyorlar ki saatlerce konustururp dinlemek istiyorsunuz onları.
ardından unutkanlıkların artması, yakın çevresini bile tanımama, kendi bildiğine evden kaçmalar uzaklaşmalar, aşırı yeme isteği, doyduğunu bilememek dönemi geliyor. bu da kısmen çekilebilir bir durum ama zarar görmemesi için çok yakın takip etmeniz gerekiyor hastayı.
son dönemlerinde de kendi ihtiyaçları dahi karşılayamayacak kadar hareket kabiliyetlerinin kısıtlanması şeklinde yaşanıyor ki en zor halı bu ve ne kadar süreceği belirsiz bir dönem sizi bekliyor artık... bu dönemi hastamızın vefatına kadar yatalak kalma durumu şeklinde yaşadık biz. çevresindekileri çaresiz bırakan zor bir hastalık.
söyleyeceklerim hastalığın aşamaları hakkında bilimsel bir tarif değil tabi ki, ama ben kendi yaşadıklarımız üzerinden üç evre olarak değerlendiriyorum alzheimerı.
başlangıçta küçük unutkanlıklar, hasta ile vakit geçirirken onunla güzel sohbetlere, neşeli vakitler geçirmenize sebep oluyor. yakın zamanda yaşananlar hakkında kopukluklar yaşasalar da geçmişi o kadar detaylı anlatıyorlar ki saatlerce konustururp dinlemek istiyorsunuz onları.
ardından unutkanlıkların artması, yakın çevresini bile tanımama, kendi bildiğine evden kaçmalar uzaklaşmalar, aşırı yeme isteği, doyduğunu bilememek dönemi geliyor. bu da kısmen çekilebilir bir durum ama zarar görmemesi için çok yakın takip etmeniz gerekiyor hastayı.
son dönemlerinde de kendi ihtiyaçları dahi karşılayamayacak kadar hareket kabiliyetlerinin kısıtlanması şeklinde yaşanıyor ki en zor halı bu ve ne kadar süreceği belirsiz bir dönem sizi bekliyor artık... bu dönemi hastamızın vefatına kadar yatalak kalma durumu şeklinde yaşadık biz. çevresindekileri çaresiz bırakan zor bir hastalık.
devamını gör...
normal sözlük'te doğru düzgün tespit yapan yazar olmaması
bu başlığa yazmayı düşünmüyordum çünkü bu başlık "hayır bak ben de güzel yazıyorum, yoo yanılıyorsun bak güzel yazan başka yazarlar da var" şeklinde bir savunma yapma gereksinimi hissettiriyor insanda.
peki neden şimdi yazıyorum?
çünkü az önce okurken inanılmaz keyif aldığım; bilgi, kültür, gündem, edebiyat, sanat alanlarında fikri olan, bütün tanımlarını severek okuyup oyladığım bir yazardan çok tatlı bir mesaj aldım; kendi tanımlarım için bana güzel düşüncelerini söyleyen. ki kendisi de konuşmasak bile saygı duyduğum, kendisinden bildirim gelince kendime çeki düzen verme isteğimi uyandıran bir yazardır.
sözlükte bilgi içerikli, sanat ve edebiyat temalı, siyasi ve toplumsal konularda ciddi ciddi mükemmel tanım giren, tespitlerine hayran kaldığım çok yazar var.
bunun yanında görsellerden yararlanan, kaynak göstererek alıntı yapan, tek cümlelik tespitleri olan yazarlarımız da kendilerini çok tatlı şekilde ifade ediyorlar.
hepimizin ortak özelliği ise "kendimizi ifade etme şeklimiz konusundaki tercihimizin farklı olması". hiç kimse tespitini, düşüncesini tdk'yı baz alarak, onlarca kelime kullanarak yapmıyor diye "doğru düzgün tanım tespit yapmayan yazar" kategorisine girmez.
bir şekilde başlıklarda fikri olup tanım giren herkesin tanımı bana göre "doğru ve düzgündür". herhangi bir yazar tarafından aksi bir kategoride yer alıyorsam gönül rahatlığı ile engelleme butonuna basabilirsiniz. tüm samimiyetim ve içten ricam ile söylüyorum bunu da.*
peki neden şimdi yazıyorum?
çünkü az önce okurken inanılmaz keyif aldığım; bilgi, kültür, gündem, edebiyat, sanat alanlarında fikri olan, bütün tanımlarını severek okuyup oyladığım bir yazardan çok tatlı bir mesaj aldım; kendi tanımlarım için bana güzel düşüncelerini söyleyen. ki kendisi de konuşmasak bile saygı duyduğum, kendisinden bildirim gelince kendime çeki düzen verme isteğimi uyandıran bir yazardır.
sözlükte bilgi içerikli, sanat ve edebiyat temalı, siyasi ve toplumsal konularda ciddi ciddi mükemmel tanım giren, tespitlerine hayran kaldığım çok yazar var.
bunun yanında görsellerden yararlanan, kaynak göstererek alıntı yapan, tek cümlelik tespitleri olan yazarlarımız da kendilerini çok tatlı şekilde ifade ediyorlar.
hepimizin ortak özelliği ise "kendimizi ifade etme şeklimiz konusundaki tercihimizin farklı olması". hiç kimse tespitini, düşüncesini tdk'yı baz alarak, onlarca kelime kullanarak yapmıyor diye "doğru düzgün tanım tespit yapmayan yazar" kategorisine girmez.
bir şekilde başlıklarda fikri olup tanım giren herkesin tanımı bana göre "doğru ve düzgündür". herhangi bir yazar tarafından aksi bir kategoride yer alıyorsam gönül rahatlığı ile engelleme butonuna basabilirsiniz. tüm samimiyetim ve içten ricam ile söylüyorum bunu da.*
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
karanlık bir gecede tenime işler yağmur damlaları
derimin altındaki cam kırıkları
ayaklarımın altındaki papatyalar kan kırmızı
fısıldar durur bir adam şarkımı
sırtımda havanın ayazı
ölmekteyim gecenin bir yarısı
tutacak olan var mıdır bir korkağın yasını
kaldıramaz ölü bedenim acıyı
yolun sonu ceset torbası
ölürsem tutma yasımı
derimin altındaki cam kırıkları
ayaklarımın altındaki papatyalar kan kırmızı
fısıldar durur bir adam şarkımı
sırtımda havanın ayazı
ölmekteyim gecenin bir yarısı
tutacak olan var mıdır bir korkağın yasını
kaldıramaz ölü bedenim acıyı
yolun sonu ceset torbası
ölürsem tutma yasımı
devamını gör...
balıkesir denince akla gelenler
aklıma gelen tek şey edremit. tatil için on numara.
devamını gör...
devletine güvenmeyip mafya babasına inanmak
peki devletin güvenmeniz için hiçbir şey yapmamış olmasına ne demeli?
devamını gör...
en iyi ikililer
kuru fasulye -sucuk
kuru fasulye -beyaz tuzlu peynir
kuru fasulye -turşu
kuru fasulye -acılı ayran.
*
kuru fasulye -beyaz tuzlu peynir
kuru fasulye -turşu
kuru fasulye -acılı ayran.
*
devamını gör...
başarısız yemek yapma anısı
domatesli pilav yapacaktım, piştiğinde tek parça halindeydi. diyeceklerim bu kadar.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
gecenin karanlığında
tatlı bir ay ışığında
sessiz bir çocuk çığlığında
saklıydı yüreğim.
tatlı bir ay ışığında
sessiz bir çocuk çığlığında
saklıydı yüreğim.
devamını gör...
sarhoş olmak
bildiğim kadarı ile türkçe'ye geçmemiş ama sarhoş olmanın pek çok farklı hali var. sentimental drunk sürekli etrafta bazen hüzünlü bazen mutlu bir şekilde eski anılarını anlatan, herkesle kırk yıllık arkadaşı gibi bağ kurmaya çalışan tipler için kullanılıyor. happy drunk ortamdaki en rahatsız, gereksiz mutlu puştu hatırladınız mı? hah onlar bunlar işte. her oyuna katılan, sürekli kahkahalar atarak gezen tiplere happy drunk diyoruz ki onlar kadar sarhoş değilsen muhtemelen ortamdaki en rahatsız edici insanlar onlar oluyorlar. flirty drunk aslında iki farklı tip için kullanılıyor. ilki biraz daha alkol tüketmek için etraftaki insanlara sulanan ve onlarla yalandan flört eden insanlar için kullanılırken ikincisi daha çok sarhoş olduğunda her şeye asılabilecek bir ruh haline giren insanlar için kullanılıyor. ortamdaki her erkek, kadın, masa, sandalye, duvar ile flört etmeye çalışan arkadaşlar bu grubun bir mensubu. fighting drunk gereksiz kavga çıkaran, fazla agresif ve her şey ile kavga etmek için sebep arayanlar için kullanılan bir terim. az önce o masa ayağıma mı takıldı? onu kesinlikle birinin kafasında kırmalıyım. chatty drunk sadece ama sadece konuşuyor ve asla susmuyor dediğimiz insanlar için kullanılıyor gerçi ben sarhoş olmadan da bu kadar konuşuyorum o ayrı. manic drunk anlattığım ve anlatmadığım her tipin korkunç bir karışımı. az önce eski anılarından bahsedip ağlıyordu, birazdan kahkahalar atarak dans edecek ve sonra gidip insanlara saldırmaya çalışacak daha sonra ise oturup hayatını ve evreni sorgulayacak, tabii halıya kustuktan hemen sonra. dancing drunk happy drunk kadar gereksiz tipler, isimden anlaşılıyor zaten oturup tekrar anlatmaya lüzum bile yok. philosophical drunk evrenin gizemlerini çözmeye çalışan insanlar için kullanılıyor daha çok. siz köşede partinin tadını çıkarırken o orada durmuş hayatın anlamını çözmeye çalışıyor, muhtemelen bulduğu cevaptan hiç ama hiç hoşlanmayacak. sloppy drunk kusmak kelimesinin vücut bulmuş hali olabilir muhtemelen. sürekli kusan, dengesini bulamayan ve tekrar kusan insanların genel bir özeti. crying drunk birisi en sevdiği diziyi yayından kaldırmış, favori kitap karakteri kitabın sonunda öldü ve yıllar önce 13. yaş gününde hoşlandığı çocuk şehirden taşınmıştı... ağlamak için binlerce bahanesi olanlar için kullanılan bir terim. şey... sadece fazla ağlıyorlar ama asla yeterli gelmiyor.
devamını gör...
çaylamak
kafe ve restoranlarda sıklıkla duyulan türetilmiş bir fiildir.
görevli kişilerden çay istemek için kullanılır.
'şefim bizi çaylar mısın?' gibi kullanım tarzları vardır.
görevli kişilerden çay istemek için kullanılır.
'şefim bizi çaylar mısın?' gibi kullanım tarzları vardır.
devamını gör...
haziran 2021 köy okulları yardım projesi
bir yazar tanesi çocuklara yönelik bu tarz etkinliklerin daha anlamlı olmasından bahsetmiş. kesinlikle öyle. aydınlık bir geleceğin mimarları çocuklar. böylesine güzel bir etkinliği planlayanların emeğine sağlık.
devamını gör...

