kendi kendine konuşmak
gerçekten "kendine" mi yoksa "gelinine*" mi konuştuğu ayrımının yapılması gereken durumdur.
kendi kendine konuşmak, oldukça sağlıklı ve olması gereken bir beceridir. kendi sesiyle yada düşünceleriyle kendine rehberlik eder birey. yeri gelir, laf lafı açar. üst düzey düşünme becerisi sağlar. kendi kendine konuşana deli demezler, aklı fazla gelmiş derler.
"gelinine" konuşan, hatta bunu söylenme derecesine getiren insanlar bu konudan tenzihtir. bu bireylerde, iletişim becerilerinin eksik olduğu ve kendilerini doğru yollarla ifade edemedikleri için bu yola başvurdukları görülür. yüksek bir sesle ve kendi kendine konuşuyor gibi görünen insanlar henüz benmerkezci konuşma gelişimini tamamlayamadığı için sosyal konuşma becerisini kazanamazlar ve insan ilişkilerinde de bunun yansımalarını gösterirler; dikkat ederseniz kurdukları cümlelerde hep bir rahatsız edici tonlama ve kelime vardır. sorsanız kendi kendime konuşuyorum derler, ama aslında "ben konuşmayı bilmiyorum, beni sen anla" demek istiyor da olabilirler. her şey empatiye mi gidiyor? no, no, no... dünyanın kahrını çekecek kadar akıllı olmanın alemi yok.*
neyse konumuza dönelim. insanlar sosyal varlıklardır. ama hepimizin bu gürültülü kalabalık içinde yalnız hissettiğimiz zamanlar oluyor. kimse bizi anlamıyordur ve biz de en güvendiğimiz dostumuz olan "kendimiz" ile konuşmayı iletişim kurmak ve fikir alışverişi yapmak için telafi edici bir yöntem olarak kullanırız. sosyal yalnızlığımıza devadır; ama uzman tavsiyesi değildir. sosyalleşin efendim.
kendi kendine konuşmak aynı zamanda zekanın aktif kullanılması ile ilgilidir. sesli düşündüğümüzde, beyin belirli bölgelerini harekete geçirerek daha detaylı çalışır. farklı bir bakış açısı kazanmanızı ve daha önce farkedemediğimiz ayrıntıları görmemizi sağlar.
mümkünse sesli yapın bu konuşmayı. düşündüklerimiz gayrimeşru detaylardır. söze dökülen düşünceler meşrulaşır. beyin duyduğuna daha çok inanır. motivasyon aracı olarak kullanın mesela. "ben bunu yapabilirim" diye haykırın. "ben güzelim, ben güçlüyüm" iltifatlarınız eksik olmasın; 90 60 90 olmasam da dünyanın en güzel kadınıyım, kaslarım olmasa da dünyanın en güçlü erkeğiyim deyin kendinize. şımartın kendinizi; bunun için illa köpüklü banyoya gerek yok. kendinize yönelik olumlu algılar oluşturun ki ruh sağlığınız yerinde olsun. haberlerde artık beden algısı bozulmuş genç kızlarımızı görmeyelim, anorexia nedir hiç duymamış olalım. biraz cahil kalalım bu terimlere. keşke mi? olsun.
he bir de bilime katkıda bulunmayı da unutmayalım. diyorlar ki z kuşağı gelmiş, hoş gelmiş. eli belki boş gelmiş, ama bence beyni dolu gelmiş. gelişleriyle beraber "kendi kendine konuşmak" çağımızın hastalığı olsun mu? yok, o kadarını ben diyemem. en azından kelimelere dökemem, ama içimden diyebilirim. halüsinasyon olmayan, kulaklarımıza fısıldamayan, gerçekliğine tüm varlığımızla inanmadığımız kelimelerimiz olacaksa isterim ama, o zaman söz! patolojik olduysanız sizi sağdan alalım, üzgünüm elendiniz. diğerleri yola devam.
en büyük yatırımı kendinize, kendinizi severek yapmanız dileğiyle...
kendi kendine konuşmak, oldukça sağlıklı ve olması gereken bir beceridir. kendi sesiyle yada düşünceleriyle kendine rehberlik eder birey. yeri gelir, laf lafı açar. üst düzey düşünme becerisi sağlar. kendi kendine konuşana deli demezler, aklı fazla gelmiş derler.
"gelinine" konuşan, hatta bunu söylenme derecesine getiren insanlar bu konudan tenzihtir. bu bireylerde, iletişim becerilerinin eksik olduğu ve kendilerini doğru yollarla ifade edemedikleri için bu yola başvurdukları görülür. yüksek bir sesle ve kendi kendine konuşuyor gibi görünen insanlar henüz benmerkezci konuşma gelişimini tamamlayamadığı için sosyal konuşma becerisini kazanamazlar ve insan ilişkilerinde de bunun yansımalarını gösterirler; dikkat ederseniz kurdukları cümlelerde hep bir rahatsız edici tonlama ve kelime vardır. sorsanız kendi kendime konuşuyorum derler, ama aslında "ben konuşmayı bilmiyorum, beni sen anla" demek istiyor da olabilirler. her şey empatiye mi gidiyor? no, no, no... dünyanın kahrını çekecek kadar akıllı olmanın alemi yok.*
neyse konumuza dönelim. insanlar sosyal varlıklardır. ama hepimizin bu gürültülü kalabalık içinde yalnız hissettiğimiz zamanlar oluyor. kimse bizi anlamıyordur ve biz de en güvendiğimiz dostumuz olan "kendimiz" ile konuşmayı iletişim kurmak ve fikir alışverişi yapmak için telafi edici bir yöntem olarak kullanırız. sosyal yalnızlığımıza devadır; ama uzman tavsiyesi değildir. sosyalleşin efendim.
kendi kendine konuşmak aynı zamanda zekanın aktif kullanılması ile ilgilidir. sesli düşündüğümüzde, beyin belirli bölgelerini harekete geçirerek daha detaylı çalışır. farklı bir bakış açısı kazanmanızı ve daha önce farkedemediğimiz ayrıntıları görmemizi sağlar.
mümkünse sesli yapın bu konuşmayı. düşündüklerimiz gayrimeşru detaylardır. söze dökülen düşünceler meşrulaşır. beyin duyduğuna daha çok inanır. motivasyon aracı olarak kullanın mesela. "ben bunu yapabilirim" diye haykırın. "ben güzelim, ben güçlüyüm" iltifatlarınız eksik olmasın; 90 60 90 olmasam da dünyanın en güzel kadınıyım, kaslarım olmasa da dünyanın en güçlü erkeğiyim deyin kendinize. şımartın kendinizi; bunun için illa köpüklü banyoya gerek yok. kendinize yönelik olumlu algılar oluşturun ki ruh sağlığınız yerinde olsun. haberlerde artık beden algısı bozulmuş genç kızlarımızı görmeyelim, anorexia nedir hiç duymamış olalım. biraz cahil kalalım bu terimlere. keşke mi? olsun.
he bir de bilime katkıda bulunmayı da unutmayalım. diyorlar ki z kuşağı gelmiş, hoş gelmiş. eli belki boş gelmiş, ama bence beyni dolu gelmiş. gelişleriyle beraber "kendi kendine konuşmak" çağımızın hastalığı olsun mu? yok, o kadarını ben diyemem. en azından kelimelere dökemem, ama içimden diyebilirim. halüsinasyon olmayan, kulaklarımıza fısıldamayan, gerçekliğine tüm varlığımızla inanmadığımız kelimelerimiz olacaksa isterim ama, o zaman söz! patolojik olduysanız sizi sağdan alalım, üzgünüm elendiniz. diğerleri yola devam.
en büyük yatırımı kendinize, kendinizi severek yapmanız dileğiyle...
devamını gör...
eroin christiane f.'in korkunç anıları
christiane vera felscherinow'un hayatının anlatıldığı ve tamamen onun ağzından iki gzeteci tarafından kaleme alınmış kitap. kitabın orijinal ismi "wir kinder vom bahnhof "'dur. 2011 yılında bu kitabı okumuştum ve bende epey derin bir etki bıraktığını söylemek mümkün. yapay hikayelerden ve kurgulardan sıkılanlara önerebilirim.
devamını gör...
evcil hayvanınızın adı ve hikayesi

iki kedim var. ikisini de sokaktan kurtarılmış halde sahiplendim, başka isteyen kimse olmamıştı yavrularımı. iyi ki de istememişler, bu güzellikler tek başıma yaşadığım evimde bana arkadaş oldular.
kedilerimin biri dişi biri erkek. dişinin adı alaca, erkeğin adı behlül. alaca bir tortoiseshell türü kedi olduğu için sahiplendiğim kişi renginden dolayı bu ismi koymuş, alışmış da kızım ismine. ben alınca değiştirmedim o yüzden. behlül'ün isim annesi ise kardeşim. sarman bir yakışıklı olduğu için ismi cuk oldu, biraz kaçma huyu da var *. ismine alıştırmaya çalışıyorum şimdi, bakalım sonuç ne olacak.
devamını gör...
pederşahi
sosyolojide diğer ismi ataerkil olan, temel olarak babayı alan ve ailede çocukları babaya mal eden topluluklara verilen isimdir.
devamını gör...
iorek byrnison (yazar)
yıllar yıllar önce bugün bir ayıcık dünyaya gözlerini açmış. bu ayıcık o kadar tatlı ve iyi kalpliymiş ki onu tanıyan herkes çok seviyormuş.

gel zaman git zaman bu tatlı ayıcık büyümüş ve minik bir kuşla tanışmış. minik kuş diğer herkes gibi ayıcık'ı çok sevmiş, ayıcık da onu tabii. ve bunlar harika bir ikili olmuşlar.

o kadar tatlı ve uyumlularmış ki! öyle ki ruh ikizi olduklarına inanıyorlarmış. yedikleri içtikleri ayrı gitmiyormuş. beraber gülüp beraber ağlıyorlarmış. geçirdikleri güzel günler geçmişteki kötü günleri teker teker siliyormuş..
ama maalesef bu güzel günler çok sürmemiş. yaşadıkları ormanın kralı bu iki hayvancağıza bazı görev ve sorumluluklar vermiş. başta hem görevlerini halledip hem de birbirlerine zaman ayırmaya çalışsalar da bunun böyle ilerlemediğini fark etmişler ve bir karar vermişler. ikisi de yapmaları gereken işleri en yakın zamanda halledip ormanın merkezindeki çınar ağacının altında buluşacaklarmış. ve o güzel güneşli günlere geri döneceklermiş.

birbirlerinden ayrı oldukları için çok mutsuzlarmış ama bir gün yine kavuşacaklarını hayal edip daha çok azimle çalışmayı kendilerine prensip edinmişler...*
××
seni tek kelime ile anlatmak istesem bu kesinlikle iyi ki olurdu. iyi ki doğdun canımın içi, hep mutlu ol çiçekler gibi. oha gördün mü kafiye yaptım kikiki.
mm neyse ufak bir kutlama yapalım o zaman: na nav nav nav nav..
dilerim hayatta her şey istediğin gibi olur.
ek: hedeflediğin her şeyi elde edeceğine tüm kalbimle inanıyorum. ve emin ol, bir gün o çınar ağacına ikimiz de ulaşacağız.*
çünkü biz her ne gerekiyorsa yapacağız.

gel zaman git zaman bu tatlı ayıcık büyümüş ve minik bir kuşla tanışmış. minik kuş diğer herkes gibi ayıcık'ı çok sevmiş, ayıcık da onu tabii. ve bunlar harika bir ikili olmuşlar.

o kadar tatlı ve uyumlularmış ki! öyle ki ruh ikizi olduklarına inanıyorlarmış. yedikleri içtikleri ayrı gitmiyormuş. beraber gülüp beraber ağlıyorlarmış. geçirdikleri güzel günler geçmişteki kötü günleri teker teker siliyormuş..
ama maalesef bu güzel günler çok sürmemiş. yaşadıkları ormanın kralı bu iki hayvancağıza bazı görev ve sorumluluklar vermiş. başta hem görevlerini halledip hem de birbirlerine zaman ayırmaya çalışsalar da bunun böyle ilerlemediğini fark etmişler ve bir karar vermişler. ikisi de yapmaları gereken işleri en yakın zamanda halledip ormanın merkezindeki çınar ağacının altında buluşacaklarmış. ve o güzel güneşli günlere geri döneceklermiş.

birbirlerinden ayrı oldukları için çok mutsuzlarmış ama bir gün yine kavuşacaklarını hayal edip daha çok azimle çalışmayı kendilerine prensip edinmişler...*
××
seni tek kelime ile anlatmak istesem bu kesinlikle iyi ki olurdu. iyi ki doğdun canımın içi, hep mutlu ol çiçekler gibi. oha gördün mü kafiye yaptım kikiki.
mm neyse ufak bir kutlama yapalım o zaman: na nav nav nav nav..
dilerim hayatta her şey istediğin gibi olur.
ek: hedeflediğin her şeyi elde edeceğine tüm kalbimle inanıyorum. ve emin ol, bir gün o çınar ağacına ikimiz de ulaşacağız.*
çünkü biz her ne gerekiyorsa yapacağız.
devamını gör...
lenfoblastik transformasyon testi
bağışıklık hücrelerinden olan t hücresinin fonksiyonlarını ölçen en duyarlı testtir.
devamını gör...
clubhouse
şekillere bak davetiye lazımmış, sanki çırağan'da davet veriyor p*z*v*nkler dediğim uygulama.
devamını gör...
maaşın yarısını harcatan olaylar
temel ihtiyaçlar dışında kitaplardır.
devamını gör...
aerojel
1931 yılında steven kistler tarafından silika jel kullanılarak oluşturulan görünümü sebebiyle donmuş veyahut mavi duman olarak adlandırılan aerojellerin sıvı bileşenleri hava bileşenleri ile değiştirilmiştir. bu nedenden ötürü büyük oranda havadan oluşmuş olup hafif ve çok yalıtkan bir yapıya sahiptir. 2011 yılında 15 tane guiness rekoru kırmış olup başta izolasyon sektörü olmak üzere tıp, boya, kozmetik, araştırma (nasa),havacılık alanlarında kullanımına rastlanmaktadır.
devamını gör...
günaydın sözlük
kafa sözlükteki ilk sabahım, günaydın sözlük! bugün başlığı açılmamış konular hakkında formata uygun entryler girmeyi planlıyorum, ama önce güzel bir kahvaltı yapmalıyım. bir de burada gülücük anlamına gelecek bir kelime ya da kalıp varsa haberdar ederseniz mutlu olurum, noktalama işaretiyle gülücük yapılabiliyor mu diye araştırmadım henüz.
devamını gör...
ezan sesi
ezanın kendisi değil, iğrenç hoparlörler ve çok yüksek sesle, ezanı uzattıkça uzatmayı iyi birşey sanan müezzinler problemdir.
devamını gör...
1 mayıs marşı
ulusların gürleyen sesi, yeri göğü sarsıyor,
halkların nasırlı yumruğu, balyoz gibi patlıyor.
devrimin şanlı dalgası, dünyamızı kaplıyor.
yepyeni bir güneş doğar, dağların doruklarından,
mutlu bir hayat filizlenir, kavganın ufuklarından.
yurdumun mutlu günleri, mutlak gelen gündedir.
devamını gör...
son günlerde moderasyonun tam kadro aktif olması
devamını gör...
regl ağrısı
ayıp bir şey olmayan saygı duyulması gereken şey
devamını gör...
elizabeth_darcy
sanat yüklü bir çaylak arkadaşımız, çok güzel tanımları var.
en kısa sürede yazar olacaktır, eminim.
nice güzel tanımlara.
en kısa sürede yazar olacaktır, eminim.
nice güzel tanımlara.
devamını gör...
çok bilinen ama artık çok az uygulanan görgü kuralları
bunların başında teşekkür etmek ve özür dilemek geliyor.
devamını gör...
yerli yersiz sorulmaması gereken sorular
"baban ne iş yapıyor?"
bazı mimik yürekler için acı verici olabilecek sorudur.
bazı mimik yürekler için acı verici olabilecek sorudur.
devamını gör...
erkek adam dediğin
bulaşık yıkar evi temizler.
devamını gör...
bombabomba.com
ismil yk nın ınstagram sayfasına yönlendirilmiş alan adı.
devamını gör...

