ruhu boşluğa iten bir bitiş.

lise 1'de bir sınıf arkadaşım vardı. o zamanlar nöbetçilik olayı olurdu hala var mı bilmiyorum. neyse efem birbirimizi nöbet çizelgesi sayesinde tanıdık ve çok yakın arkadaş olduk. sınıfın çok sessiz, sakin bir beyefendisiydi kendisi.

nöbetçilikle başlayan serüven uzun muhabbetlere, çeşitli oyunlara, beraber ders çalışmalara dönüştü. birbirimize her şeyimizi anlatırdık. 2. sınıfa geçtiğimizde bir haber aldım. hemde o kadar ciddiyetsiz, lakayıt, sırıtarak aldığım bir haber. 'sevgilin ölmüş kız hahahah, annesi vurmuş başından.'

o an beynimden vurulmuşa döndüm. kimden bahsediyordu bu değişikler? ne demeye çalışıyorlardı? kim ölmüştü? kimi annesi beyninden vurmuştu? bu nasıl şakaydı? yanıma koşa koşa bir arkadaşım geldi o ara ağlaya ağlaya. 'banu, coşkun ölmüş' dedi. yerin ayağımın altından kaydığını hatırlıyorum. sonrası yok.

coşkun'un babası askerdi. annesi babasının beylik tabancasıyla önce yatakta uyuyan oğlunu sonra kendini vurmuş. nedenini hiç bilemedik. zaten bir problemlerinin olup olmadığını da bilmiyorduk. ara sıra annesiyle diyaloglarından bahsederdi. ama hiç dikkatimi çeken bir olay olmamıştı.

bu gidiş sorası günlerce kabus gördüm. 'coşkun' diye bağırarak uyandığım, sabahlara kadar uyuyamadığım gecelerim oldu. o iki pisliğin tavrı hep gözümün önündeydi.

hala düşündükçe çok üzülürüm. bu insanlar nasıl bu kadar kötü kalpli olabiliyor diye. gidene mi üzüleyim, kalanların pis, kokuşmuş kalbine mi?

aynı ikiliyi daha sonra müdür yardımcımızın vefat törenindede bu tarz bir tutumla anımsıyorum. hepimiz üzgün töreni beklerken onlar 'biz internet kafeye gidiyoruz kankalar siz burda ölü bekleyin puhahaha. ' diye uzaklaştı.

coşkun, benim ilk giden arkadaşım. o kadar yakın olup beni bırakan ilk arkadaşım. travmam. bu sene vefat eden sevgili veterinerim, abim de bir nevi arkadaşım sayılırdı. derdimi anlattığım, derdini dinlediğim. iki üç günde bir yanına uğrayıp, çayını kahvesini içtiğim. onun gidişi de çok hırpalamıştı beni.

ne denebilir ki? geriye sadece yaşanan güzel anılar ve özlem kalıyor.
hasretle... can arkadaşım ve güzel yürekli abim...
devamını gör...

dünyanın da ayıbı sayılan, en utanç verici olaylardan biri de sahilde yüz üstü yatarak hayatını kaybetmiş aylan bebektir. o günden sonra bir daha dünyanın eskisi gibi olmayacağını düşündüm artık.
devamını gör...

her gün aynı kelimelerle farklı başlıklara aynı tanımları yazan insanların 300’e yakın takipçisi var. tekrara düşmekten zevk alanları gözler önüne seren rakamlar silsilesi mevcut.

kendime gelince:
ben beş bin kişiyi de takip ediyor olabilirim. hiç gücenmem neden beşbine-beşbin değil orası diye. rakamların bir önemi yok. * okuduğumdan zevk almaya bakarım. takipçilerim bende takibe/takip olasılığı görüp bastılarsa o butona, kırılırım.

beni karakterim, yazdıklarım için takip eden varsa eğer, onlara da yeri gelmişken teşekkürlerimi sunarım.
devamını gör...

bilim adamıdır.* (bkz: herbokolog)
devamını gör...

bambaşka bir diyarın kara gecesi
bir ok saplanır omuzuma, acıtmaz
sıra sende diyen bir ses, duyulmaz
aynı gökyüzü, aynı acı, adı anılmaz.

daha mı iyi şimdi oranın suyu havası?
daha mı güzel kokuyor hanımelleri?

birine evet de, hayır de, bir şey de artık, nolur susma!
öyle bir ben bıraktın ki geride, artık katlanılmaz.


*
devamını gör...

kısaca tanrı=evren olan inanç türü. mikro ve makro boyutta sonsuzluğun var olduğu bir sistemin aslında tanrının kendisi olabileceğini belirtir.

panteistlere göre ölümden sonra yaşam, cennet,cehennem, karma diye bir şey yoktur. bir yargılama mekanizmasının olmadığına inanırlar. bu bakımdan ateizm ile benzer fikre sahiplerdir.
devamını gör...

kelimeleri taramalı tüfek gibi,es vermeden yutkunmadan soluk almadan anlamsız bir şekilde ağzından çıkaran insandır.
ben böyle insanları görünce, tuvalet ihtiyacı varmışta hala konuşmak istiyormuş gibi algılıyorum.
anlamıyoruz dostum seni hiç birimiz.

edit:umarım bu başlık altında tartışma çıkmaz, seviyorum ben hepinizi. hızlı konuşsanızda yavaş konuşsanızda.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

en bir sevdiğim yerli gruplarımızdan biri. her daim dinlenebilen, hep bir oyunlu, muzip, yer yer hüzünlü hemi de neşeli şarkıları olan şahane müzik grubudur. bazı şarkılarındaki dervişane ve bilge tavrı, bazı şarkılarındaki serseriliği ve deliliği, bazı şarkılarında ise katıksız romantizmi öyle çok severim. hepsini nasıl bu kadar doğru ve doğal bir şekilde bir araya getirebildiklerini anlayamıyorum tabii, zira ona da sanatçılık deniyor olsa gerek.
devamını gör...

herkes tatildeyken ben ve annem:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

peygamberimizin doğup, büyüdüğü ve hicrete kadar yaşadığı, içinde kabe'nin bulunduğu ve hac ibadetinin yapıldığı şehirdir.
devamını gör...

büyük emek harcayarak kendi sağ framemi yaptım ve çok güzel oldu. *

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

herkes çocukların eşit şartlarda büyümesi, aç kalmaması, yardım yapılması konusunda hemfikir fakat insanların çoğunun görmek istemediği bir durum var, bu çocuklara bakan kişiler aileleri. eğer ailelerine maddi ve psikolojik yardım yapılmazsa her şey boşa gidiyor.

''çocuklara üzülüyorum, onlara severek yardım ederim ama yetişkinlere yardım etmeyeceğim'' anlayışı ne yazık ki konu onların çocukları olunca çok yanlış bir düşünce tarzına dönüşüyor. erken çocukluk dönemi çok önemli olmakla birlikte bireylerin yaşam boyu sağlıklı gelişimi için aile faktörü çok daha önemlidir. çocuklar sadece besin, eğitim, barınma vb. etmenlere ihtiyaç duymaz; sevgi ve ilgiye de gereksinimleri vardır. yaşam şartlarından çocuklarıyla ilgilenemeyen ebeveynlerin olduğu bir ortamda çocuk gelişimini sağlıklı tamamlayamaz. ''bana ne'' diyenler elbet olacaktır fakat sağlıklı (psikolojik ve fiziksel) yetişemeyen çocukların sonucu tüm dünyayı etkileyecektir.

bu konuda hepimizin sorumluluk alması lazım. bunu haksızlık olarak görseniz de almak zorundayız çünkü gelecekte bu kişilerin topluma ne kadar katkı ya da zararda bulunduğu hayatımızı kolaylaştırıp zorlaştıracak. haberle bunun ne ilgisi var diyebilirsiniz fakat adamın eşi türkiye'ye kaçmış, iki çocuğuyla kalmış. maddi zorluklarla baş etmeye çalışırken psikolojik olarak yıpranmış olabilir. yaptığı çok yanlış, hiçbir savunması olamaz fakat açıklaması olabilir. eşit şartların verilmemesi, destek sağlanmaması.

bu çocuk anasınıfına gidecek yaşta, kafese kapatılacak değil. bu çocuk annesinden gizli babasından hamburger isteyecek yaşta, açlıktan bayılacak değil. bu çocuk babasından yüzme öğrenmeye çalışırken gülerek, 'baba beni bırakma, boğulurum' diyecek yaşta, uzun süre yemek yemeyip bir anda hızlıca yediği için boğularak ölecek değil!
devamını gör...

söylenecek ne kadar çok şey var. susmaktan başka bir şey yapamıyoruz.
devamını gör...

sözlükte "kabıyla birlikte tartılan bir nesnenin kabının ağırlığı." anlamına gelen sözcüktür.
devamını gör...

bu bence kanuna karşı hile yolu oluyor. sözlük istiyor ki güzel türkçemizi düzgün kullanalım. ısrarla küfür yasağını delmek adına etrafından dolaşmaya çalışmanın mantığını anlamıyorum.

yasak olanı yaparak bir çeşit tatmin duygusu mu bilmiyorum ama ben olsam şekil olarak küfür olmasa da küfüre gönderme yapan tanımları da küfür diye kabul ederim.
devamını gör...

kesinlike çenem.
kendi başımı bile ağrıtıyor, bu millet bana nasıl dayanıyor aklım almıyor...*
devamını gör...

1000k ,kitapdostum,
devamını gör...

paparazziler tarafından köşe bucak aranan günün ünlüsü olmayı başarmış yazarımız.

(bkz: günün ünlüsü yazarımız)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim