lil wayne
rastalı saçları ve bütün vücudunda olan dövmeleriyle, şarkıları cırtlak sesle söylemsiyle bilinir. sesini yükseltip alçaltır. eski bloods üyesidir aynı zamanda.
devamını gör...
mağazada açtığı kazağı katlayıp geri yerine koyan müşteri
çoğu zaman gerçekleştirdiğim eylem ama ne yazık ki odama gelince bu durum tam tersi oluyor. çıkarttığım elbiseyi olduğu gibi atıyorum. bu da insanlara saygım var ama kendime saygım yok galiba diye düşündürmüyor değil.
devamını gör...
üniversitede ilk gün
üniversitedeki ilk günümde ders programına bakmadığım için dersin kaçta olduğunu bilmeden okula sabahın köründe gitmiştim. o gün aç karnımı dondurmayla doyurmuştum ki o aralar genelde dondurmayla besleniyordum. dersin olduğu binayı bulduktan sonra dersliği yanlış katta sanıp biraz bekledikten sonra aydınlanma yaşayıp doğru kata gittim. sınıfa birkaç dakika geç gelmiştim ama hoca da benim gibi geç kalma huyuna sahip olduğu için sorun olmadı. sınıfa geldiğimde herkesin çoktan kaynaştığını gördüm, sanki birbirlerini senelerdir tanıyorlarmış gibi muhabbet edebiliyorlardı. ben en arkaya geçtim, genelde ya en arkada ya da en önde otururum. en önde oturan bir kız dikkatimi çekti, o diğerleri gibi değildi; biraz çekingen, biraz sessiz gelmişti. hemen o kızın yanına gidip adını sordum ve ilk onunla tanıştım. muhabbeti ilerletmedik ve yerime geçip orada gördüklerimi ve hissettiklerimi hemen getirdiğim minik kağıda yazdım. hoca geldi, kendisini tanıttıktan sonra konuya giriş yaptı. o konuşurken ben lafa atlayıp durdum, susmamı istedi. o susmamı istedikçe kəndimi tutamayıp daha çok lafa atladım ve sonunda söyledikleri yüzünden üniversitedeki ilk günümdeki ilk dersimde ağladım. daha sonra aynı hocayla benzer şeyleri yaşadık ama hep gülerek yaşıyorduk olanları. son dersimizde bana tarak almayı ve fön parası vermeyi teklif etti ben hocaya güldüm ama içimden ağladım o an. bı keresinde de düz yolda giden araçların önüne çıkan bir çukur olduğumu söylemişti. kahsja öyle ya da böyle yine de eğleniyordum dersinde.
üniversitedeki ilk gün de yeni insanlarla tanışıp; ortamı, sınıfdaşlarınızı keşfetmeye başladığınız gün oluyor.
üniversitedeki ilk gün de yeni insanlarla tanışıp; ortamı, sınıfdaşlarınızı keşfetmeye başladığınız gün oluyor.
devamını gör...
aniden gelen sebepsizce uzaklara gitme isteği
türk lirası o kadar değersiz ki sınırdan dışarı çıkar çıkmaz geri dönmek zorunda kalırız.
devamını gör...
akümülatör
ıçerisindeki kimyasal enerjiyi belli bir kimyasal reaksiyon sonucu elektrik enerjisine çeviren güç sağlayıcı. asıl amacı marş motoruna ilk ateşlemeyi yapması için gerekli olan elektrik enerjisini sağlamaktır.
regülatör tarafından motor gücünden elde edilen enerji tekrar aküyü şarj etmek için kullanılır.
(bkz: marş motoru)
regülatör tarafından motor gücünden elde edilen enerji tekrar aküyü şarj etmek için kullanılır.
(bkz: marş motoru)
devamını gör...
normal sözlük’ü bırakmak
tanrının tanım girmelerine müsaade ettiği akıl yoksunlarının bir an önce gerçekleştirmesi gereken hadise.
(bkz: klavye tuşlarına basmakla yazar olunmuyor)
(bkz: klavye tuşlarına basmakla yazar olunmuyor)
devamını gör...
sen
çek dilinde sen kelimesi rüya demektir. böyle güzel denk gelmiş bir detayın yanı sıra farklı isimlere sahip olan pek çok şiir zaman zaman sen ismi ile de anılmıştır. rainer maria rilke'nin sen kollarıma asla gelmemiş sevgili, yitirilmiş olan daha başından, dizeleri ile başlayan sen daha başından şiiri çoğu zaman bu şekilde kısaltılır veya yine turgut uyar'ın tomris uyar için bir şiir kurma çalışması isimli şiiri ilk dizesinden -seni sonsuz biçimde buldum- dolayı sen olarak anılmıştır çoğu zaman. ilginçtir ki nazım hikmet'in insanın bu rütbe alçalabilmesinden korkuyorum diye sitem ettiği sen isimli şiiri de bu isimle değil üç melun adam ismi ile bilinir ama bunun sebebinin yine sen ismi ile anılan ve sen esirliğim ve hürriyetimsin diye başlayan bir başka nazım hikmet şiirinden dolayı olduğunu düşünmekteyim.
" sen ela gözlerinde yeşil hareler,
sen büyük, güzel ve muzaffer"
"sana gelince, sen o günleri -
kendi oğluyla yatan,
kızlarının körpe etini satan
bir ana gibi satıyorsun!
...
artık seninle biz,
düşman bile değiliz."
edit: imla
" sen ela gözlerinde yeşil hareler,
sen büyük, güzel ve muzaffer"
"sana gelince, sen o günleri -
kendi oğluyla yatan,
kızlarının körpe etini satan
bir ana gibi satıyorsun!
...
artık seninle biz,
düşman bile değiliz."
edit: imla
devamını gör...
yazarların normal sözlük’te yazma nedenleri
ekşide 22 yıl çaylak beklemek cazip gelmedi ve burayla tanıştım.
güzel işler oluyor samimi bir ortam.
tanım giriyoruz troll yapıyoruz bilgileniyoruz boş yapıyoruz.
güzel platform güzel insanlar.
arada sırada sokak hayvanlarına yardım ediyoruz.
kitap okumaya aşık olacak gençlere ilk aşklarını hediye ediyoruz.
radyo dinliyoruz.
portakal fırlatıyoruz.
yeter lan çok anlattım.
güzel işler oluyor samimi bir ortam.
tanım giriyoruz troll yapıyoruz bilgileniyoruz boş yapıyoruz.
güzel platform güzel insanlar.
arada sırada sokak hayvanlarına yardım ediyoruz.
kitap okumaya aşık olacak gençlere ilk aşklarını hediye ediyoruz.
radyo dinliyoruz.
portakal fırlatıyoruz.
yeter lan çok anlattım.
devamını gör...
oglalalakota
yazdıkları karşısında her gün bilgisine hayranlığım artıyor.
bir kızılderili fanı olduğu aşikar.
iki-üç tanımda bir uyarmayı, yazarlık sanan yazarlar gibi olmayan,
samimi olanı anlayan ve beğeni ile belli eden yazar.
bir kızılderili fanı olduğu aşikar.
iki-üç tanımda bir uyarmayı, yazarlık sanan yazarlar gibi olmayan,
samimi olanı anlayan ve beğeni ile belli eden yazar.
devamını gör...
yazarların şu an dinledikleri şarkı
eski nesil yazarların kullandığı msn messerger uygulamasında, dinlediğiniz müziği listenizdeki insanlara gösterebilme özelliği.
devamını gör...
hayat kalitesini yükselten alışkanlıklar
kişisel ajanda kullanmak, illa defter türü olmasına gerek yok, tablet, telefon, bilgisayar gibi teknolojik ürünleri de kullanabilirsiniz.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
merak ediyorum;
insan, bir gün iki yabancı olacağını bile bile başka bir insanı her şeyi ile tanımak için neden bu kadar çaba sarf eder?
neden bazen hadi dağ dağa kavuşmaz da insan da insana kavuşmaz?
niyedir burnunun dibindeki ile burnunun direğini sızlatan bu kavuşamama halleri?
halbuki matematik problemlerinde a şehrinden bilmem kaç km hız ile çıkan bir aracın b şehrine varmaması görülmüş şey değildir...
neden illa birisini hayatının orta yerine koyar da insan,
aynı yere konulmadığını ve konulmayacağını anlayınca tarifsiz hüzünlere bırakır kendini?
bilir de beceremez hani;
az sevmeyi,
eser miktarda merak etmeyi
ya da ağırdan satmayı kendini...
neden birinin en sevdiği olmaya çalışır?
neden en, en, en... olmak isteriz şu hayatta?
biz çocukken,
en iyi arkadaşımızla kol kola fırından aldığımız sıcak ekmeği, dayanamaz ucundan yemeye başlar, eve gidene kadar da yarısını bitirirdik.
o sıcak ekmeğin köşesi kadar güzel olabilir mi ucundan sevilmek?
hani bir video vardı;
rakuna pamuk şeker veriyorlar, o hep yaptığı gibi, alıştığı gibi yıkamadan yemek istemiyor ve suya atıyor pamuk şekeri. eriyor tabii haliyle, yok oluyor.
rakun anlam veremiyor, arıyor, arıyor, arıyor...*
hatırlamak isteyenler buyursunlar efenim...
zurnanın zırtı:
bir ağaçtan kovulduğu için ağlayan canımın içi koala bir de şu rakun dert sahibi ettiler beni.
karalamam bitti bence, gideyim de kahve yapayım kendime en iyisi *
insan, bir gün iki yabancı olacağını bile bile başka bir insanı her şeyi ile tanımak için neden bu kadar çaba sarf eder?
neden bazen hadi dağ dağa kavuşmaz da insan da insana kavuşmaz?
niyedir burnunun dibindeki ile burnunun direğini sızlatan bu kavuşamama halleri?
halbuki matematik problemlerinde a şehrinden bilmem kaç km hız ile çıkan bir aracın b şehrine varmaması görülmüş şey değildir...
neden illa birisini hayatının orta yerine koyar da insan,
aynı yere konulmadığını ve konulmayacağını anlayınca tarifsiz hüzünlere bırakır kendini?
bilir de beceremez hani;
az sevmeyi,
eser miktarda merak etmeyi
ya da ağırdan satmayı kendini...
neden birinin en sevdiği olmaya çalışır?
neden en, en, en... olmak isteriz şu hayatta?
biz çocukken,
en iyi arkadaşımızla kol kola fırından aldığımız sıcak ekmeği, dayanamaz ucundan yemeye başlar, eve gidene kadar da yarısını bitirirdik.
o sıcak ekmeğin köşesi kadar güzel olabilir mi ucundan sevilmek?
hani bir video vardı;
rakuna pamuk şeker veriyorlar, o hep yaptığı gibi, alıştığı gibi yıkamadan yemek istemiyor ve suya atıyor pamuk şekeri. eriyor tabii haliyle, yok oluyor.
rakun anlam veremiyor, arıyor, arıyor, arıyor...*
hatırlamak isteyenler buyursunlar efenim...
zurnanın zırtı:
bir ağaçtan kovulduğu için ağlayan canımın içi koala bir de şu rakun dert sahibi ettiler beni.
karalamam bitti bence, gideyim de kahve yapayım kendime en iyisi *
devamını gör...
rehberde en yakın arkadaşı kaydetme şekli
herkes sormak en yakın arkadaşı nasıl kaydetmek, ama kimse sormamak yiidin en yakın arkadaş olmak?
devamını gör...
sekans
fransızca séquence "süre içinde peş peşe giden şeyler, dizi" sözcüğünden dilimize geçmiştir. fransızca sözcük latince aynı anlama gelen sequentia sözcüğünden alıntıdır. bu sözcük latince sequi, secut- "izlemek, takip etmek, peşinden gelmek" fiilinden türetilmiştir. latince fiil hintavrupa anadilinde yazılı örneği bulunmayan *sekʷ-1 "iz, peşinden gitmek" biçiminden evrilmiştir.
müzik alanında bir ezgi ya da ritim motifinin gam dizisinin değişik derecelerinde yinelenmesi olayına verilen addır.
müzik alanında bir ezgi ya da ritim motifinin gam dizisinin değişik derecelerinde yinelenmesi olayına verilen addır.
devamını gör...
vedalaşırken en sevilen kişiyi sona bırakmak
çoğu insanın yaptığı ancak neden yaptığını bile çözemediği durumdur .
çocukluğumuzdan beri hep sevdiğimiz şeyleri saklamaya alıştık . bayram kıyafetlerimizi dolabın arkasına iliştirirdik mesela . ya da iki şekerimiz varsa güzel olanı cebimize koyar sonra yeriz . iki kurabiye var mesela biri kakaolu biri sade . ağzımızda tadı kalsın diye sevdiğimizi sonra yeriz . bu yüzdendir ki en son sarıldığımız kişi en sevdiğimizdir . kokusu burnumuzda kalsın diye ...
çocukluğumuzdan beri hep sevdiğimiz şeyleri saklamaya alıştık . bayram kıyafetlerimizi dolabın arkasına iliştirirdik mesela . ya da iki şekerimiz varsa güzel olanı cebimize koyar sonra yeriz . iki kurabiye var mesela biri kakaolu biri sade . ağzımızda tadı kalsın diye sevdiğimizi sonra yeriz . bu yüzdendir ki en son sarıldığımız kişi en sevdiğimizdir . kokusu burnumuzda kalsın diye ...
devamını gör...
çok kısa bir hayatımız olduğu gerçeği
hiçbir şeyi değiştirmez. bu sözde kısa hayatınızda her şeyi deneyimleyemeniz mümkün değildir, ancak bu kötü bir şey olmak zorunda değil. her şeyi rahatlıkla deneyimlemeye, yaşamaya, öğrenmeye yetecek uzunlukta bir ömrünüz olsaydı bile, bunu siz kendiniz istemezdiniz. bu yüzden her şey için bu kadar geniş yelpazeler mevcut. farklı insanlar farklı arayışlara yönelir, farklı arayışlar da farklı deneyimlerle sonuçlanır. kendinizi ortada kalmış, bir şeylere yetişememiş hissediyorsanız, belki de kendinize yeterince özen göstermiyor, vakit ayırmıyorsunuzdur. siz de özgünlüğünüze hürlük, hürlüğünüze güven katın, kendi yolunuzu çizin. ne azını isteyin, ne fazlasını. hiçbir şeyin azıyla yetinemez, fazlasını da kaldıramazsınız. yaptığınız her işte akılcı bir basitliğe sığının.
ruh halinize göre geçici felsefeler yaratmaktan vazgeçin, karar alma yetinizi kötü etkileyebilir.
alt tarafı insanız. ne abartıya geliriz, ne de yergiye.
ruh halinize göre geçici felsefeler yaratmaktan vazgeçin, karar alma yetinizi kötü etkileyebilir.
alt tarafı insanız. ne abartıya geliriz, ne de yergiye.
devamını gör...
hayattaki küçük mutluluklar
acıklı miyavlayan kedi radarıyımdır, nerde zor durumda kedi var bulurum hemen.
bir gün sokakta yürürken yine acıklı bi miyavlama duydum, etrafa bakınınca ağaçtan inemeyen bir yavru kedi olduğunu gördüm.
indirmeye boyum da yetmiyor çıkmış ta tepeye, yanda duvar var oraya mı çıksam diye bakarken karşıdan cips yiye yiye gelen bi oğlan çocuğu gördüm. bi bakıştık ilk önce sonra ablam gel hadi şunu kurtaralım dedim.
cipsini koydu kenara, başladık operasyona. ben çocuğun duvara çıkmasına yardım ettim bi yandan düşmesin diye ona bakıyorum bir yandan da kediyi almaya çalışıyorum.
kedicik de inat çıktı baya bi uğraştık ama en sonunda indirdik.
çocukla vedalaştık, sonra cipsini aldı yine eline o evine ben evime. ikimiz de mutluyduk, pardon kediciği unuttum, üçümüz de.
bir gün sokakta yürürken yine acıklı bi miyavlama duydum, etrafa bakınınca ağaçtan inemeyen bir yavru kedi olduğunu gördüm.
indirmeye boyum da yetmiyor çıkmış ta tepeye, yanda duvar var oraya mı çıksam diye bakarken karşıdan cips yiye yiye gelen bi oğlan çocuğu gördüm. bi bakıştık ilk önce sonra ablam gel hadi şunu kurtaralım dedim.
cipsini koydu kenara, başladık operasyona. ben çocuğun duvara çıkmasına yardım ettim bi yandan düşmesin diye ona bakıyorum bir yandan da kediyi almaya çalışıyorum.
kedicik de inat çıktı baya bi uğraştık ama en sonunda indirdik.
çocukla vedalaştık, sonra cipsini aldı yine eline o evine ben evime. ikimiz de mutluyduk, pardon kediciği unuttum, üçümüz de.
devamını gör...
dm'den fingirdeşen yazarlar
- üstünde ne var canım şu anda?
+ hayatın yükü.
- ...?
+ hayatın yükü.
- ...?
devamını gör...
9 mayıs 2021 kafa sözlük radyocusunun müslümanlığı övmesi
ee kardeşim çıkar içeriğini yap sen de. bir saat ateizmi anlat. bilimden bahset, evrimi açıkla. her hafta birer saatten baya uzun ömürlü olur program. ayrıca müslümanlık değil islâmiyet.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en yaşlı özelliği
insanlara nasihatler veriyorum.
devamını gör...