şehirden şehire saatlik değişen durum.
sputnik'in 7 ocak 2021 tarihli yayınladığı haberde balıkçılar bu konu hakkında açıklamlarda bulundu.
--- alıntı ---

balıkçı aydın karslı ise, “hamsi azaldı. samsun’dan trabzon’a doğru hamsi yok zaten. oldukça pahalı. pahalı olduğu için de vatandaş alamıyor. 25-30 liradan iki kilo hamsi alsa 4 kişilik bir aileye yetmez. hamsi tutan kayıkların çoğu gürcistan’a gitti. oradan da buraya hamsi gelmiyor. tezgahtaki balıkların hepsi çok pahalı

gökhan aydın, “fiyatlar oldukça yüksek. balık az. balıkhanede kimse yok. gün içerisinde sayılı kişi gelip gider. onlar da balık fiyatlarını görünce kaçıyorlar. hamsi fiyatı 20 ila 30 lira arasında değişiyor. havalar bir türlü soğumadı. av sezonunun bitmesine az kaldı. balık bu yıl olmadı. bu saatten sonra fiyat düşmez. balık az. hamsinin kasasını 350 liradan alıyoruz
--- alıntı ---
kaynak
devamını gör...

(bkz: ekspertiz raporu)
devamını gör...

sayın yazarın, yazdığı tanımları ilgi ile takip ediyorum. teşekkürler paylaşımları için. keyifli yazmalar sayın yazar.
devamını gör...

sesler ve küller şiirinde; " yok başka bir cehennem yaşıyorsun işte" diyen behçet aysan'ın kaleminden dökülen dört güzel şiir. sesler ve küller'de haklıydı aysan, 1993 yılında onu sivas katliamında bir saman alevi gibi yutan yangını henüz yaşamadan da biliyordu, asıl cehennemin insan olduğunu. yine de şiirlerinde dünya denilen bu yangın yerini bile güzelleştiren bir yanı vardır aysan'ın. geriye bir çok şiiri ile beraber dört eflatun şiir kaldı, insanı bin yerinden yaralayan dört şiir yalnızca. bir eflatun kelebek, bir eflatun aşk, bir eflatun ölüm ve bir eflatun menekşe'den oluşuyor dört eflatun şiir.


bir eflatun aşk
ı.
benim o hep fırtınalarla boğuşan ruhum
yorulmuyor yaşamaktan.

midyat’lı bir gümüş ustasıdır, süryani
ve yüzündeki çıban gibi
yüreğinde yaralar
taşımaktan.

yorulmuyor yorulmuyor
ağır işçi
kedere ve aşka çalışmaktan

kiminde peçeli bir gülüş çağırıyor
kiminde kovuluyor kapılardan.

2.
bak sabah yaklaşıyor birazdan ufuk
moraracak
sevgilim çıplak sokaklarında
ayak seslerim dolaşsın
yasak
ırmaklarında yıkanayım
avuçlarına karlı öpüşler
bırakayım

rüzgar
unutulmuş
bir dağ çeşmesine
götürsün bizi.

zamanın saatleri unuttuğu
şavkıyan bir dağ çeşmesine.

3.
ey eflatun aşk
bana eflatun yağmurlar
yağdırabilir misin

getirebilir misin geçen günleri geri
tutup yıldızları yanıma oturtabilir misin

sana neyi anlatayım
her sarnıç küflü bir yağmuru
her sevda bir ayrılığı yaşar.





bir eflatun ölüm

kırgınım, saçılmış
bir nar gibiyim

sessiz akan bir ırmağım
geceden
git dersen giderim
kal dersen kalırım

git
dersen
kuşlar da dönmez, güz kuşları
yanıma kiraz hevenkleri alırım

ve seninle yaşadığım
o iyi günleri,
kötü
günleri bırakırım.

aynı gökyüzü aynı keder
değişen bir şey yok ki
gidip
yağmurlara durayım.

söylenmemiş sahipsiz
bir şarkıyım

belki
sararmış
eski resimlerde kalırım

belki esmer bir çocuğun dilinde.

bütün derinlikler sığ
sözcüklerin hepsi iğreti

değişen bir şey yok hiç
ölüm hariç.

aynı gökyüzü aynı keder.
*




bir eflatun kelebek

geceleyin, bir eflatun kelebek
çarpa çarpa geceye

geldi yine
pencereye.

kelebek dedim, senin de mi
kırık kanadın

benim
gibi

varmak için sabaha.

çok uzak varmak için sabaha

geceleyin, içerde ışık
dönüp duruyorsun karanlıkta.

kederliysem
kederliyim
niçin diye sorma.

gölgelenmişiz
bir durgun suda.

hiç taş atılmayan bir durgun suda.


iri kıyım tütün gibi kıyılmışız
örselenmişiz daha bi kez bile
şu örse değmeden
bu çekiç
varsak da sabaha.

geceleyin, kederli bir kelebek
dönüp duruyor orda.



bir eflatun menekşe

sevdalı bir menekşe
tanırdım
eflatun
özgürlükte açan.

başkasının sevinci
onun da sevinciydi

inci kolyelerle
süslü
boynuna hiç
ölüm yakışmazdı ki.


geceleyin, kuş uçar
uyanır
menekşe
sanki kapısı çalan
onunki.

sevdalı menekşem
hercai eflatunum

üzgünüm

seni ben
soldurdum

seni ben öldürdüm

bir saksı yaparak
yaşadıklarımızdan.
devamını gör...

şaka gibi ya! bu amip, sadece bu ülke için değil, dünya için gereksizdir. vatikanı, ingiltere’de diye bilen birinin, “omo anıtkabir koço yopoldu?” demesi pek şaşırtıcı değil. başlığı açan yazarın dediği gibi çomar işte.

linki tekrar verelim;
tipitırda ki tipi tipe gider.

not: oysa vatikan, çorum il sınırları içerisinde antik bir kenttir. herkes bilir.
devamını gör...

felsefeden anlamak genel kültürden , okumaktan geçiyor. mantı yapabilmek ise mantı kesen oklavalardan. hayır diğer türlü belin kırılır yani.
yani arasında tercih yapmak zorunda değilsiniz beyler ben oklava linkini atayım mantıyı siz yapıverin.
devamını gör...

tanrının insanlara lütfudur. kıymetleri bilinmez.
devamını gör...

bu konuda ekşide de aynı sıkıntıları çekiyorduk. sözlük içinde kendisine çevre yapmış ya da halihazırda çevresi bulunan yazarlar geyik dahi yapsa yüksek sayıda beğeni ve favori alıyor. bu durumda aynı başlıkta çok güzel tanımlar heba oluyor. ciddi manada kaliteli tanımların oylanması için bir ortak kültür oluşsa ne güzel olur.
t: kaliteli işlerin hak ettiği değeri görememesi durumudur.
devamını gör...

aşırı zorlandığım bir durum hele ki tıp salonunda çalışıyorsanız. bir keresinde karnım guruldamıştı o kadar sessiz bir ortam ki herkes dönüp bana bakmıştı.
devamını gör...

anlaşılmak üzerine,
kafanda aynı anda iki zıt fikrin olması.
zaman zaman biri birinden ağır basıyor derken tekrar dönüyorsun can çekişmeye. o an aslında insanların seni anlamaması tatavası değildir işin özü. sadece birine lütfen bana yardım et, neden böyle oluyor, doğru cevabı bulamıyorum diyerek bakıyorsundur. o anlaşılıp anlaşılmamak değil, şu anki hâlimden kurtar tavrı. ama şöyle bir muhteşemlik var, yaşarken farkettim. sizinle aynı anda bu problemle kafası meşgul olanlar. enterasan bir çekim gücü oluyor bu insanlarla aranızda. ya da ben onları çabuk farkediyorum. anlıyorum evet, bende de olduğu için anlıyorum.
sende mi? peki ne yapıyorsun? yıllardır cevabı bulunamamış bir gizemin kapısının aralandığını düşünüyorum hep. halbuki herkes kendi kendine yetebiliyor ancak.
o insan'ın çırpınışlarını gördüğüm için mutlu olmam beni kötü insan yapmaz. bunu söylemeye çekinmiyorum. ben onda kendi çırpınmalarımın izlerini görünüyorum. hislerimi haberim olmadan kimlerle paylaşıyormuşum?
ben anlaşılmayan insanı seviyorum. kendimi de sevmek zorundayım. insan olmanın en güzel tarafı kafandaki iki fikride kabul etmek. öyle olduğu gibi.
devamını gör...

japonya'nın güneyinde bir bölgedir. türk-japon dostluğunun en üst seviyede olduğu yerdir ayrıca. buraya gittiğinizde ve türk olduğunuzu söylediğinizde size karşı özel bir ilgi olacaktır. tabii ki bir hikayesi var. ilginizi çekeceğini düşündüğüm bu hikayeyi kısaca özetlemeye çalıştım, umarım beğenirsiniz.

hikaye 1890 yılında geçiyor. japon imparatoru meiji'nin, 2. abdülhamit'e hediyeler göndermesi üzerine osmanlı gelen hediye karşılıksız bırakılmaz anlayışı ile hediye göndermek isterler. bunun üzerine dönemin sahip oldukları en ihtişamlı ama bir okadar da yıpranmış ve eski bir gemi olan ertuğrul fırkateyni 655 mürettebat ile pruvasını japonya'ya çevirir ve yola koyulur. gemi birkaç kez yolda kalıp bakım görse bile en sonunda hedefe varmış ve hediye gönderilmiştir. 3 ay boyunca tokyo'da bekleyen mürettebat tam da japonya için tayfun ayları sayılan eylül, ekim aylarında bir geri gitme kararı alır. japonlar her ne kadar gitmemelerini, denizin bu aylarda tehlikeli olduğunu ısrarla söylemelerine rağmen tahmin edeceğiniz gibi kendi bildiğine yola koyulmuş gemi. aslında dönmekte bu kadar ısrarcı olma nedenleri ise tayfun döneminin bitmesini beklerlerse paralarının bitmesi, mürettebata yemek veremeyecek olmaları ve osmanlı'nın o dönemdeki zayıf parasal kaynaklarıydı. şimdi diyeceksiniz neden bize o kadar hediye gönderen japonya neden mürettebatın ihtiyaçlarını karşılamasın. sebebi bizimkilerin o kadar yol boyu hediye getirip yardım istemenin türk gururuna yakışmayacağını düşünmelerindendi. sonra gemi tokyo limanından ayrıldıktan 4 gün sonra kushimoto açıklarında tayfuna yakalanmış. bunun sonucu gemi pek fazla dayanamaz. gemi su almaya başlar. son anda bir deniz feneri görürler ve tam sürat ulaşıp kurtulmayı hedeflerlerken gemi o an görünmeyen kayalıklara oturur. kushimoto köyündekiler bu durumu görür ve canları pahasına denize atlar ve askerleri kurtarmak için yardım eder. son durumda 69 mürettebat kurtulabilmiş bunun yanında yardıma gelen bazı köylüler ve geri kalan mürettebat maalesef vefat etmişlerdir. bu olay üzerine kushimoto köyüne vefat eden askerler anısına anıt yapılmış ve bir türk müzesi kurulmuştur. ayrıca bu dostluğun bir göstergesi olarak mersin'de bir sokağa kushimoto sokağı adı verilmiş. dostluğun anısına bir başka somut örnek olarak türk hava yolları bir uçağına nostalji boyama yaparak adını kushimoto koymuştur. türk-japon dostluğunun en önemli hikayesidir kushimoto.
devamını gör...

tolga isminin tamamı büyük harfle yazılması gerek diyerek kampanyayı sonuna kadar, hatta kampanyayı başlatandan daha çok destekliyorum.
devamını gör...

bir bileşik önermenin, kendisini oluşturan her değer için, her zaman doğru olması durumu. bir şeyi kendi kaplamıyla tanımlar. yeni bilgi vermez. anlatımı kafa karışıklığına yol açmış olsa da bir çoğumuzun totolog olduğuna kesin gözüyle baktığım durum.

örnek:
kadın gibi kadın
adam gibi adam
sıfır, elde var sıfır gibi.
devamını gör...

kendisine köle olmaktan kurtulan kişi, gerçekten özgürdür.
seneca
devamını gör...

düşünüyorum da hangisinin daha iyi olduğunu seçemiyorum. kötü gün dostluğunda genelde iyi günlerinde yanında olmayan insanlar seni desteklerken iyi gün dostları da senin mutluluğuna ortak olabilir gibi bir yanılgıya düşüyorum hep. kötü gün dostu olan biri olarak çevremdeki hiçbir insanın iyi gününde kendimi kötü zamanlardaki kadar verici hissedemiyorum. sanki kötülüğü iyileştirmek için yaratılmış gibiyim.
devamını gör...

göz yaşlarım kapıda hazır bekler hep
devamını gör...

daha bilgisayar kullanmayı yeni öğrendiğim zamanlar sene 2009 falan okuma yazmayı yeni öğreniyorum. dersler mükemmel kimse beni pc başından kaldıramıyor. bir hafta sonu nerede okuduğumu tam hatırlamıyorum kendi oyununuzu yapın diye c# ile oyun geliştirme şeklinde bir tutorial gördüm. tabi küçük guardian durur mu atladım direkt. adam neler anlatıyor her şeyini okuyup emdim sonra hadi başlayalım dedim.

adamın yaptığı her şeyi yapmama rağmen yazdığım oyun çalışmıyordu. internette bununla ilgili saatlerce bir şeyler okudum. ingilizce de yok tabi google translate üzerinden allah ne verdiyse çeviriyorum. sonunda bilgisayarınız xp ise linux yapın diye bir şey okuduğumu hatırlıyorum nereden oraya gitmişim yazılan sorun ne hakkında hiç bilmesem de ya bu linuxta neymiş diyip ona da giriştim. internete yazınca bir şeyler çıktı 7 8 saat sonunda yazdığım kod umrumda değil ben bilgisayarı linux yapacam diye evin içinde dolaşıyorum. akşam saat 8 falan olmuş sabahtandır okuyorum ama eskiden google translate aşırı kötü şu anda da türkçe kaynak yok o zaman hiç yok, en son bilgisayarıma linux yükleyebilmem için (bu arada o zaman linaks diyorum) bir cd'ye ihtiyacım varmış.

direkt babama koştum bana cd lazım neye lazım linaks yükleyecem. babam hala daha benimle linaks diye dalga geçse de ne yapmak istediğimi anlamıştı. bana bir cd verdi ne yaptığımı izlemek için odama geldi ben hevesli hevesli cd mi taktım. dönemine göre hızlı bir bilgisayarım olsa da yüklemeyi yapmam yaklaşık 2-3 saatimi almıştı. babam hevesle yatağımın üzerinde oturup ne yaptığımı izliyordu.


en sonunda linaksımı yüklemiştim. fakat yanlış yaptığım bir şey vardı linaks yüklerken aynı zamanda windows'u da silmiş bilgisayarımda yüklü onlarca oyundan olmuştum. o zaman çok ağlasam da babamın sabrı ve benim deli merakım sayesinde ilk defa windows haricinde bir işletim sistemi olduğunu öğrenmiş, babama da seneler boyunca (bilgisayar mühendisi olacam hala daha) linaks diye benimle eğlenmesini sağlayacak bir sözcük kazandırmıştım. şu anda yaptığıma hiç pişman olmadığım en tatlı mallık budur.
devamını gör...

sims 2 oynamak. yaşımın ve vaktimi öldürdüğümün farkında olsam da seviyorum.
devamını gör...

dostum! biz dostuzzzz

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

from software in souls tarzı oyunlarının en kallavi olanı.
souls oyunları oyun dünyasının gelmiş geçmiş en zor aksiyon rpg leri olarak bilinir. o kadar çok zorluğu hakkında duydum ve eleştiri izledim ki ciddi manada merak ettim açıkçası kaotik gotik ambiyansi da çok hoşuma gitti 2 gün önce ps store dan satın aldım.
abi yemin ediyorum saç baş yoldurtur. miyazaki reisin yedi sulalesine alfabetik sıraya göre sövdüm.
tarzın ustaları grind yapın ilerlemeye çalışmayın diyorlar öyle de yaptım ama kodugumun save sistemine hiç alışık değilim. ebesinin nikahı kadar yaratık kasmisim tam hub a dönüp kastigim bloodlari güce aktaracagim o.c canavarın teki gelip tek atıp gidiyor. yeniden sıfırdan başlıyorsun yeniden gidiyorsun milyon defa aynı şeyleri yapmak midemi bulandırıyor. bu keyifli değil ki gözünü seveyim roguelike tarzı lan bu bildiğin. tek farkı milyar kat daha zor olması.
müthiş bir sabır ve alışma süreci istiyor. kesinlikle herkese göre bir tür değil. dave sisteminin olmaması, soktuğumun karakterinin aşırı yavaş olması her hamleden sonra koca götunun silahı kaldırmasını bekleyip üstüne karşımdaki yarattıktan darbe yemenmeye çalışmak bir yandan etrafa hâkim olmak. kendine eziyet lan bu ciddi söylüyorum mazoşistlk.
kusura bakma miyazaki abi de sokarım böyle oyuna. ben sims e dönüyorum arkadaş aile falan yapıp çocuk buyutucem..
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim