yanındakiyle yaşar aklındaki ile ölürsün
akıldakinin aynı zamanda yanında olan olması ya da yanında hiç kimse olmaması ile çözülebilecek durum.
devamını gör...
sözlükte tek mağaza olması sorunsalı
herkesin gördüğü üzere fiyatlar rekabetsizlikten coşmuş gidiyor. hem ürün çeşitliliği, hem fiyat olarak rekabet ortamının oluşması açısından yazarlara da sözlükte mağaza açma hakkı verilmelidir. yazarlarımız açmak istedikleri mağazaları yazabilirler ve böylece yönetim haklı talebimizi makul görüp bizlere sözlükten mağazalık yer verebilir. dükkanların kiralarını da düşük karmada tutunuz.
devamını gör...
hem ucuz hem kaliteli şarap önerileri
yanık ülke merlot
tomai - merlot
anfora - merlot
daha ucuzları köpek öldüren artık.
tomai - merlot
anfora - merlot
daha ucuzları köpek öldüren artık.
devamını gör...
18 şubat 2021 apartman boşluğu yayın
daddy'ye sorun bakalım ! fenerbahçe şampiyon olunca benden kaçabilecek mi ?
devamını gör...
iticilikte çığır açan sözcükler
biiiirrraaaader , bu kadar yavşiya yavşiya söylenmesi kadar itici bir laf yoktur.
aslında küfür etse , belki bu kadar sinir etmez beni.
aslında küfür etse , belki bu kadar sinir etmez beni.
devamını gör...
ilk kimin aklına geldiği merak edilen şeyler
devamını gör...
yulaf
bir ara bir çığlık koptu yulaf diye.yerden gökten yulaf fışkırıyordu.aman en sağlıklısı en iyisi diye.en son biri çıktı televizyona 'yulaf insan yiyeceği değildir.'dedi.bir hayvanların rızkı kalmıştı göz dikmediğimiz*.
bazı içeceklerde çok güzel oluyor yalnız.e insan da düşünen ya da en azından düşünmeye çalışan bir hayvanımsı olduğuna göre pek sıkıntı teşkil etmez.
bazı içeceklerde çok güzel oluyor yalnız.e insan da düşünen ya da en azından düşünmeye çalışan bir hayvanımsı olduğuna göre pek sıkıntı teşkil etmez.
devamını gör...
aşkım saçım
(bkz: hakan yavaş ciğerimi söktün) bu bakınızı nerde kullanırım diyordum, bu başlığa nasipmiş.*
devamını gör...
abdulseyidbincabbar
bu adamın siteden gitmesine vesile olan her kim varsa allah bin belasını versin, o kadar açık konuşuyorum.
bu adamın 3000’ne yakın herbiri birbirinden öznel yazısı var. herbiri kendisine ait, beğenilir beğenilmez bu konu mühim değil.
herbirimizden daha fazla yazardı. hiç sahip olamayacağınız bir orjinalliğe sahipti.
iyi b.k yediniz, aferim.
bu adamın 3000’ne yakın herbiri birbirinden öznel yazısı var. herbiri kendisine ait, beğenilir beğenilmez bu konu mühim değil.
herbirimizden daha fazla yazardı. hiç sahip olamayacağınız bir orjinalliğe sahipti.
iyi b.k yediniz, aferim.
devamını gör...
ekşi sözlük'ten gelen yazarlar
11 yıldır çaylaklık dahil yazarım. 9 yıldır tam yazarım. orada metrobusdeoturanadam burada metrobuste oturan adam.
çay var dediler geldik. he bir de adalet var dediler. herkes eşit dediler.
çay var dediler geldik. he bir de adalet var dediler. herkes eşit dediler.
devamını gör...
yazarların sahip olduğu otomobil markaları
istanbulkart.
devamını gör...
günün şiiri
nasıldı
önce sevinç uyutmadı beni
sonra üzüntü nöbet tuttu bütün gece
ikiside gidince başımdan
uyudum, ama ah, her mayıs gecesi
bir kasım sabahı getirdi ardından
senin derdin benimdi
benimki senin
paylaşmazsam bir sevinci seninle
yoktu benimde sevincim.
bertolt brecht
önce sevinç uyutmadı beni
sonra üzüntü nöbet tuttu bütün gece
ikiside gidince başımdan
uyudum, ama ah, her mayıs gecesi
bir kasım sabahı getirdi ardından
senin derdin benimdi
benimki senin
paylaşmazsam bir sevinci seninle
yoktu benimde sevincim.
bertolt brecht
devamını gör...
rock hudson vakası
1995 yılının soğuk bir ocak ayı...
istanbul kurtuluş'daki, türkiye'nin ilk kadın meyhanecisi madam despina'nın açtığı ünlü despina meyhanesinde sıradan bir gece...
vahan kevork kartallıoğlu, nişan serapyan, ishak benlioğlu isimli ermeni kökenli üç türk iş insanı ,üç eski dost...
meyhane hoparlörlerinden kâh nihavend, kâh rast makamı ezgileri çalarken, bu seslere masalarındaki iki kadının şen kahkahaları eşlik ediyordu.
rakı şişede durduğu gibi durmuyordu elbette.bir anda beklenmedik bir olay oldu. konfeksiyoncu ishak benlioğlu ayağa kalktı ve masanın bir ucundan diğerine doğru gidip gelmeye ve homurdanmaya başladı. ''nasıl? !! nasıl böyle dersiniz ? !! ben onun gibi miyim ?? ''
ishak benlioğlu birden elini beline attı ve tehlikeyi sezip aynı anda silahını kavrayan nişan serapyan'dan hızlı davranarak, 7.65 mm çapında mermi atan siyah fransız beretta mod 70 marka tabancasını arkadaşlarına doğrultup peş peşe tetiğe bastı.
başlarından ve boyunlarından yaralanan maktullerin son duydukları ses tok bir şekilde patlayan fişeklerin ve türk sanat müziğinin birbirine giren sesleriydi.
benlioğlu kasa tarafına geçip tabancayı başına dayadı ve ahşap filtresine geçirdiği sarı filtre sigaralarını arka arkaya yakmaya başladı. olay yerine tgrt muhabiri ve kameramanıyla beraber dönemin asayiş şube müdür yardımcısı ve polisleri intikal etti.ikna çalışmaları sonuç vermiyordu.sürgüsü çekilip atım yatağına fişek sürülen tabancaların tetikleri hassastır,istinat boşluğu alınmıştır,hani rüzgar değse patlayacak durumdadır.hele ki bu tabanca bir sarhoşun elindeyse, benlioğlu ve orada bulunanlar açısından tehlikenin boyutunu siz düşünün.
elinde başına dayalı tuttuğu tabancası ve sol elinde filtreli sigarasıyla mikrofonlara konuşan benlioğlu şunları söylüyordu:
'bunlar türk düşmanı g...veren lerdir. biri oto tamirci biri apikoğullarından.'
cinayetin nedenine gelince...
serapyan, benlioğlu'na rock hudson'a benziyorsun demişti.yakışıklı ve döneminin popüler bir figürüne benzetilmek iki insanı öldürmek için yeterli sebep değildi.ancak rock hudson aids hastalığına yakalanmış ve bu hastalık yüzünden ölmüştü. benlioğlu dostlarının kendisine eşcinsel olduğu imâsında bulunduğunu düşünmüş ve onları öldürmüştü.
sesin tam gelmediği gerekçesiyle kendisine uzatılan mikrofonu eline alan benlioğlu o arada diğer eliyle ağzından sigarasını alınca, fırsattan yararlanan asayiş müdür yardımcısı, benlioğlu'nun eline sarıldı,kısa bir mücadelenin ardından tabancayı aldı ve ona sarılarak geçmiş olsun abi dedi. olay yerine cumhuriyet savcısı geldi ve cesetler daha sonra olay yerinden kaldırıldı.benlioğlu olay sonrası şu açıklamaları yaptı:
”olay anlatılacak bir şey değil. ben bir şey hatırlamıyorum. çok karıştırdık. içkili bir insan başka içkisiz bir insan başka. sapıtmıştım kardeşim. kendimde değildim. hatırlamıyorum birçok şeyi. attıkları kazık… affedersiniz masada bilmem ne yaptılar. kadınların önünde homo diye alay ettiler. aklım ayıkmaya başlıyor. çok pişmanım. şekerim var tansiyonum var keşke ölsem de kurtulsam.” ifadeler buradan alıntıdır

bu, ishak abi.

bu da benzetildiği ünlü aktör rock hudson *
kaynaklar:
youtube uyarı : video +18 ögeler içerir. maktullerin görüntüleri sansürsüz verilmiştir.hassasiyeti olanların izlememesi rica olunur
sözcü gazetesi haberi
istanbul kurtuluş'daki, türkiye'nin ilk kadın meyhanecisi madam despina'nın açtığı ünlü despina meyhanesinde sıradan bir gece...
vahan kevork kartallıoğlu, nişan serapyan, ishak benlioğlu isimli ermeni kökenli üç türk iş insanı ,üç eski dost...
meyhane hoparlörlerinden kâh nihavend, kâh rast makamı ezgileri çalarken, bu seslere masalarındaki iki kadının şen kahkahaları eşlik ediyordu.
rakı şişede durduğu gibi durmuyordu elbette.bir anda beklenmedik bir olay oldu. konfeksiyoncu ishak benlioğlu ayağa kalktı ve masanın bir ucundan diğerine doğru gidip gelmeye ve homurdanmaya başladı. ''nasıl? !! nasıl böyle dersiniz ? !! ben onun gibi miyim ?? ''
ishak benlioğlu birden elini beline attı ve tehlikeyi sezip aynı anda silahını kavrayan nişan serapyan'dan hızlı davranarak, 7.65 mm çapında mermi atan siyah fransız beretta mod 70 marka tabancasını arkadaşlarına doğrultup peş peşe tetiğe bastı.
başlarından ve boyunlarından yaralanan maktullerin son duydukları ses tok bir şekilde patlayan fişeklerin ve türk sanat müziğinin birbirine giren sesleriydi.
benlioğlu kasa tarafına geçip tabancayı başına dayadı ve ahşap filtresine geçirdiği sarı filtre sigaralarını arka arkaya yakmaya başladı. olay yerine tgrt muhabiri ve kameramanıyla beraber dönemin asayiş şube müdür yardımcısı ve polisleri intikal etti.ikna çalışmaları sonuç vermiyordu.sürgüsü çekilip atım yatağına fişek sürülen tabancaların tetikleri hassastır,istinat boşluğu alınmıştır,hani rüzgar değse patlayacak durumdadır.hele ki bu tabanca bir sarhoşun elindeyse, benlioğlu ve orada bulunanlar açısından tehlikenin boyutunu siz düşünün.
elinde başına dayalı tuttuğu tabancası ve sol elinde filtreli sigarasıyla mikrofonlara konuşan benlioğlu şunları söylüyordu:
'bunlar türk düşmanı g...veren lerdir. biri oto tamirci biri apikoğullarından.'
cinayetin nedenine gelince...
serapyan, benlioğlu'na rock hudson'a benziyorsun demişti.yakışıklı ve döneminin popüler bir figürüne benzetilmek iki insanı öldürmek için yeterli sebep değildi.ancak rock hudson aids hastalığına yakalanmış ve bu hastalık yüzünden ölmüştü. benlioğlu dostlarının kendisine eşcinsel olduğu imâsında bulunduğunu düşünmüş ve onları öldürmüştü.
sesin tam gelmediği gerekçesiyle kendisine uzatılan mikrofonu eline alan benlioğlu o arada diğer eliyle ağzından sigarasını alınca, fırsattan yararlanan asayiş müdür yardımcısı, benlioğlu'nun eline sarıldı,kısa bir mücadelenin ardından tabancayı aldı ve ona sarılarak geçmiş olsun abi dedi. olay yerine cumhuriyet savcısı geldi ve cesetler daha sonra olay yerinden kaldırıldı.benlioğlu olay sonrası şu açıklamaları yaptı:
”olay anlatılacak bir şey değil. ben bir şey hatırlamıyorum. çok karıştırdık. içkili bir insan başka içkisiz bir insan başka. sapıtmıştım kardeşim. kendimde değildim. hatırlamıyorum birçok şeyi. attıkları kazık… affedersiniz masada bilmem ne yaptılar. kadınların önünde homo diye alay ettiler. aklım ayıkmaya başlıyor. çok pişmanım. şekerim var tansiyonum var keşke ölsem de kurtulsam.” ifadeler buradan alıntıdır

bu, ishak abi.

bu da benzetildiği ünlü aktör rock hudson *
kaynaklar:
youtube uyarı : video +18 ögeler içerir. maktullerin görüntüleri sansürsüz verilmiştir.hassasiyeti olanların izlememesi rica olunur
sözcü gazetesi haberi
devamını gör...
aşırı düşünmek
(bkz: efkar) efkâra sebebiyet verir. efkâr, fikrin çoğuludur. fikir, düşünce demektir. çoğalan düşünceler de sizi efkâra sürükler.
aklıma selda bağcan'ın ayrılık şarkısı geldi:
...fikrimden geceler yatabilmirem
bu fikri başımdan atabilmirem...
aklıma selda bağcan'ın ayrılık şarkısı geldi:
...fikrimden geceler yatabilmirem
bu fikri başımdan atabilmirem...
devamını gör...
bazı kadınların ense tıraşı olmaması
(bkz: sanane)
devamını gör...
portakal atmak
bir mellisho özdeyişi. (bkz: at bordagalları) the lord of the portakals adlı yapıtın en göze çarpan repliğidir. aynı zamanda film, kafa sözlük sinemasının ilk örneği olması sebebiyle kült filmler kategorisine girmiştir.
devamını gör...
evcil cadi maki civcivi
her gün profilini ziyaret ettiğim, sevdiğim bir yazar. tanımları çok içten. kendisiyle sohbet etme imkanım da oldu. çok mükemmel bir dinleyici. çok tatlı ve neşeli bir insan. siz yazın biz okuyalım efenim. keyifli sözlüklerr dilerimm.*
devamını gör...
çocukluğu anımsamak
zamanın dediğim dedik,başına buyruk ve acımasız doğrusallığına karşı insan hafızasının duygusal, direnişçi ama cılız bir başkaldırısı olarak gördüğüm eylemdir benim için.
toprağın daha bir toprak gibi, çimenlerinse yeşil koktuğu, gök yüzünün bambaşka bir mavi barındırdığı 90'lı yılların nostaljik dünyasının çocuk öznesi olarak,onca yıl sonra bambaşka bir galaksiden o dünyaya net bir pencere açabilmek bu kadar kolay olabilir mi bir insan için? benim için öyle sanki.bazen öyle bir anımsayış ki bu, hani bir umut elini uzatsan o pencereden, zamanı bükecekmişsin, her şeyin teorisini sen bulacakmışsın gibi.
bu, geceleri sobadaki kömürün o çatırdama sesini,büyükbabanın almanya'dan getirdiği naftalin kokulu valizleri açıp havalara uçuşunu, büyükbabanın, o koca adamın, toprak olmadan önceki halini anımsayıştır bazen.öksüz bir arkadaşına her gün ,sırf mutlu olsun diye günün sonunda üzüleceğini hiç hesap edemeden '-annen bugün gelecek ' yalanlarını söylediğini anımsayış. sabahın erken saatlerinde pencereden bakarken lapa lapa yağan karın dallar üzerindeki huzurlu birikintilerini, en güzel çizgi filmleri, gece yarılarına dek oynanan sokak oyunlarını,mahalle maçlarında cüsse olarak iki katın çocukları nasıl şebeğe çevirdiğini anımsayıştır. kanepenin altına saklanıp saatler boyu hayal kuruşunu, baba sevgisinden bir haber oluşunu, annenin gözyaşlarını ve bundan hep utanışını anımsayıştır.
edip cansever: "gökyüzü gibi çocukluk,hiç bir yere gitmiyor" demiş ya hani.sahiden de kafamı kaldırıp, gökyüzüne bakınca anımsıyorum çocukluğumu; sert bir adam olarak, sert zemine sertçe basarken ayaklarım.
âdet gereği tanım: bir yazarın içini uzayın derinliklerine dökmek amacıyla açtığı başlık.
toprağın daha bir toprak gibi, çimenlerinse yeşil koktuğu, gök yüzünün bambaşka bir mavi barındırdığı 90'lı yılların nostaljik dünyasının çocuk öznesi olarak,onca yıl sonra bambaşka bir galaksiden o dünyaya net bir pencere açabilmek bu kadar kolay olabilir mi bir insan için? benim için öyle sanki.bazen öyle bir anımsayış ki bu, hani bir umut elini uzatsan o pencereden, zamanı bükecekmişsin, her şeyin teorisini sen bulacakmışsın gibi.
bu, geceleri sobadaki kömürün o çatırdama sesini,büyükbabanın almanya'dan getirdiği naftalin kokulu valizleri açıp havalara uçuşunu, büyükbabanın, o koca adamın, toprak olmadan önceki halini anımsayıştır bazen.öksüz bir arkadaşına her gün ,sırf mutlu olsun diye günün sonunda üzüleceğini hiç hesap edemeden '-annen bugün gelecek ' yalanlarını söylediğini anımsayış. sabahın erken saatlerinde pencereden bakarken lapa lapa yağan karın dallar üzerindeki huzurlu birikintilerini, en güzel çizgi filmleri, gece yarılarına dek oynanan sokak oyunlarını,mahalle maçlarında cüsse olarak iki katın çocukları nasıl şebeğe çevirdiğini anımsayıştır. kanepenin altına saklanıp saatler boyu hayal kuruşunu, baba sevgisinden bir haber oluşunu, annenin gözyaşlarını ve bundan hep utanışını anımsayıştır.
edip cansever: "gökyüzü gibi çocukluk,hiç bir yere gitmiyor" demiş ya hani.sahiden de kafamı kaldırıp, gökyüzüne bakınca anımsıyorum çocukluğumu; sert bir adam olarak, sert zemine sertçe basarken ayaklarım.
âdet gereği tanım: bir yazarın içini uzayın derinliklerine dökmek amacıyla açtığı başlık.
devamını gör...

