parayla bir ev alabilirsin ama bir yuva değil, parayla bir saat alabilirsin ama zamanı değil, parayla bir yatak alabilirsin ama bir uykuyu değil, para ile bir doktor satın alabilirsin ama sağlığını değil. parayla maddi değeri olan her şeyi satın alabiliriz ama bu her şeye sahip olabileceğimiz anlamına gelmez.
parası olan bir insana maşallah çok paranız var derseniz mutlu olmaz bilakis huzursuz olur. param da gözü var, paramın hesabını yapıyor diye düşünür. para insanı mutlu etmez. çok sevdiğim bir söz vardır, "para firavun'dan,ilim peygamber'den mirastır." diye. yinede varlığı bir dert yokluğu yaradır. her şey gönlünüzce olsun.
devamını gör...

okumaya çok geç kaldığım harper lee romanı.
ırkçılık, eşitlik konularında yazılmış en nahif, en insancıl kitaplardan biri. bu konuları küçük bir kız çocuğunun gözünden anlatması bir yana anlatırken çocuk yetiştirme üzerine ipuçları vermesi ise kitabı çok başka yerlere taşıyor.

yaşlı ve hasta bir kadının morfine bağımlı olmamak için verdiği mücadeleyi anlatırken aşağıdaki ifadeyi kullanmıştır yazar.

mertlik, baştan bitik olduğunu bilip de çabalamak, olacakları göğüsleyebilmektir. binde bir kazanırsın ama kazandığın da olur.

ve günümüzün bence en büyük problemlerinden biri olan bireysel silahlanma hakkında söyledikleri ise şöyledir;

silah taşımak başkalarına vur emri çıkarmaktır

bu kitap verdiği toplumsal mesajlarla bana the life of david gale filmini hatırlattı. bazen inanmak istediğimiz gerçekler, en gerçek yalanlar oluyor ne yazık ki.

severek okuyacağınız akıcı bir kitap.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

biraz önce denk geldim videosuna. içimden dolu dolu beddualar ve küfürler ede ede izledim. bir insanın, hayatını nasıl mahvederiz adlı çalışma. insan denen varlığın yaptığı ve yapmaya devam ettiği kötülüğü izledim resmen. tek hayali, bir ev alıp oturmak, evlenip çocuk sahibi olmak ve mutlu bir yuvasının olmasıydı. aşağılık teyzesi ve dayısının kurbanı oldu. sosyal medyanın gücü olmasa, sahip çıkılmayacak olan bir kadındı!



meliha türkgenç, kimsesiz ve çaresizdi. annesi doğum esnasında hayata gözlerini yumdu. babada sahip çıkmayınca dayısı ve teyzesinin yanında kalmak zorunda kaldı. onlarda biricik kızı; bir gece de ayran diye kandırılarak, zorla içirilen alkolle sarhoş edildikten sonra fuhşa sürükledi, genelevine sattı. kurtulmak istedi; ‘10 bin tl verirsen seni bırakırız’ dediler ve 45 yıl boyunca 10 bin tl’yi ödedi, ödedi, ödedi, ama kurtulamadı. işkence gördü, tehdit edildi, kurtulamadı. ta ki yaş alıncaya dek. yaşlanınca kapıya koydular. o şimdi mersin çarşısı’nda peçete, ‘yara bandı’ satarak yaşamını sürdürmeye çalışıyor. çarşı esnafının sevilen yüzü haline gelen cimcime (ufak tefek, becerikli, konuşkan ve sevimli kadın) gerçek adıyla meliha türkgenç’in tek hayali evlenip gelinlik giymek, sıcak bir yuvaya sahip olmaktı. o bu hayalini gerçekleştiremedi.
devamını gör...

kat kat yumuş yumuş yufkası, tulum peyniri ve maydanozu ile insanı kendinden alan bir börek çeşidi. zahmetlidir ama değer...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bu ülkenin açık görüşlü gençlere ihtiyacı var. bununda dinle ne ilgisi var allah aşkına, benim bilim üretmem için müslüman mı olmam lazım, çok saçma. biz laik bir ülkede yaşıyoruz devletin görevi din,dil,ırk veya cinsel yönelim farketmeksizin herkesin hakkını koruması. sonra diyorsunuz ki neden yurtdışına beyin göçü oluyor, olur tabi ki bu şekilde davranırsanız. insanların başka çaresi kalmıyor mecbur kalıyorlar, her gün kadınlar tacize uğruyor metroda ve ya otobüste, onlara dik dik bakan hanzolara katlanmak zorundalar mı tabi ki gidecekler peki erkekler her gün karısıyla yolda yürürken acaba başıma bir şey gelir mi korkusuyla yaşamak zorundalar mı tabi ki gidecekler. herkes attığı tweetten bile korkar oldu ben neden yaşamak isteyeyim bu ülkede, yok benim değerlerim falan diyorsunuz da bunlar müslüman olmayanı ilgilendirmiyor ki siz önce saygı göstereceksiniz ki onlarda saygı göstersin. ben de müslümanım ama kimsye hakaret etmemeyi öğrendim neden sadece müsümanları eleştiriyorum biliyor musunuz çünkü bu hataları en fazla yapan yine müslümanlar ,insanları ötekeleştiren herkesi kafir ilan eden yine müslümanlar. bırakın eğer cehenneme gideceğini düşünüyorsunuz kendi kararı zaten sanki yanacak olan sizsiniz. hepsi için geçerli değil ama okumamış çoğu müslüman çok katı bazı konularda ve o yüzden de çok büyük acılar çektik.
devamını gör...

ne olduğunu açıklayalım;

bildiğiniz gibi telefonların işletim sistemleri ayrıdır. (bkz: android) (bkz: ios) (bkz: symbian)

bu işletim sistemlerinin dosyalarına rom ismi verilir.

aldığınız telefonun bölgesine göre bu rom'lar değişiklik gösterebilir. mesela global rom'lar olduğu gibi, çin rom'u, abd verizon rom'u gibi örnekler çoğaltılabilir.

bir telefonun resmi rom'unu değiştirip piyasadaki bir çok modifiye rom'u kullanmak mümkündür. bu telefonunuza bir sürü ekstra özellik kazandırır, cihazınızdan maksimum verimi almanızı sağlar ve cihazın yüzde yüz kişiselleştirilebilmesini sağlar.

buna telefonu root etmek denir.

ancak root konuya aşina olanlar tarafından yapılmalıdır. kolay bir işlem değildir. teknik bilgi ve yeterlilik ister.

konuya dönelim.

root etmek nedir?

root etmek, cihazın tüm özelliklerini kullanıma açma eylemidir ve varsayılan rom'u değiştirmek için şart olan ilk adımdır. bu özel yazılımlar ve bilgisayar bağlantısı ister.

telefonu root ettikten sonra (unlocked device diyoruz buna), başka yazılımlar sayesinde telefona yeni rom yüklerken (buna da flushing diyoruz) işlemde bir hata yaparsanız;

mesela belirli bir adımı atlarsanız ya da desteklenmeyen bir rom kullanmayı denerseniz, telefonun donanımı (bkz: hardware) yazılımıyla (bkz: software) haberleşemez. bu genelde kernel hatalarından kaynaklandığı gibi, rom'un kendisinden ya da desteklenmeyen rom kullanılmasından olabilir.

bir yerde bir şeyler yanlış giderse bu telefon "bricked" olur.

(brick: ingilizce; "tuğla")

bricked durumuna gelen telefonlar ikiye ayrılır;

(bkz: soft brick) ve (bkz: hard brick)

cihazınız soft bricked olduysa şanslısınızdır. genelde soft bricked telefonlar boot loop dediğimiz duruma girerler. yani telefonu açmaya çalıştığınızda sonsuz defa kendini açılıp kapanma döngüsüne sokar.

soft bricked cihazların tamiri kolaydır. sadece telefonun orjinal rom dosyasını flush etmeniz yeterlidir.

ama eğer telefon hiç açılmıyorsa ve tepki yoksa, buna hard brick denir, ve cihazınız hard bricked olduysa boku yediğinizin resmidir. donanımı tamamen sağlam olsa da cihaz ulaşıma kapanmıştır. artık bir kağıt ağırlığından farksız bir hale gelmiştir telefonunuz.

marka ve modele bağılı değişiklikler gösterse de, hard bricked telefonların tamiri oldukça zordur ve profesyonel alaka isterler. çoğu durumda bu tamir imkansızdır.

o yüzden işinizi bilmeden root yapmayınız efendim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

"eğer ben dünya ve mars arasında eliptik bir yörüngede güneşin etrafında dönen çin seramiği bir çaydanlık olduğunu öne sürseydim ve bu çaydanlığın en güçlü teleskoplarımızla bile tespit edilemeyecek kadar küçük olduğunu ekleyecek kadar da dikkatli olsaydım, kimse bu görüşümün tersini kanıtlayamazdı. ama devam edip de bu savımın yanlışlanamaz nitelikte oluşundan dolayı insan aklının ondan kuşku duymasının kabul edilemez bir küstahlık olacağını söyleseydim, herkes haklı olarak saçmaladığımı düşünürdü. ancak, eğer böyle bir çaydanlığın varlığı eski kitaplarca onaylansaydı, her pazar günü kilisede kutsal gerçeklik olarak öğretilseydi ve okullarda çocukların beynine kazınsaydı, onun varlığından kuşku duymak bir gariplik belirtisi olarak görülür ve o kuşkuyu duyan kişiye yakınçağda bir ruh doktoruyla ya da daha önceki çağlarda bir engizisyon yargıcıyla bir randevu alınırdı."

"bir tanrı var mı?" isimli makalesinde russell böyle açıklamıştır çaydanlık görüşünü. russell'in burda eleştirdiği nokta, dinlerin yanlışlanamaz olarak kabul ettiklerinin yanlışlanmasını neden kuşkucuların yapması gerektiğidir. bertnard russell, tanrı'nın ispatının bilimin aksine bu fikri ortaya atanların görevi olduğunu anlatmak için böyle bir parodi oluşturmuştur.
devamını gör...

bloom’un taksonomisine göre değerlendirirsek bilme ilk basamaktır. hatırlama düzeyidir.
alt bilişsel süreçler bilme, kavrama,uygulama iken üst bilişsel süreçler analiz, sentez, değerlendirme basamaklarıdır. işte öğrenme üst düzey bilişsel süreçler gerektirir.
devamını gör...

iki oyuncunun boşanma haberi. kimdi kimdi demek yerine arama butonuna iki kelime yazıp aratabilirsiniz. boşanmayı su içmek kadar basit bir olay olaral görmeyin. anlaşmalı da olsa alıştığın birlikte güldüğün insanla bir dönemin sonuna geliyorsun.

iki oyuncuda bu yazdıklarınızı görse eminim üzülür. lütfen biraz empati yapın. bu zor bir süreç hele ki ünlüler. akrabaları sussa hayranları susmaz, bıktırır.

biraz insan olun.
devamını gör...

insanların cinsel tercihi ne olursa olsun benim gözümde farklı ama aynıyız. bundandır ki evlat edinmelerine karşı olabilmem mümkün değil. ülkemizde böyle örneklerin olmasını isterim ki normal olduğu anlaşılsın.
devamını gör...

büyük önderimiz atatürk'ün doğumunun 100'üncü yılı dolayısıyla unesco tarafından ilan edilen anlamlı yıl.

aynı zamanda büyük atatürk'ün dünya liderliğinin de dünya tarafından tescillendiği yıldır.

unesco'nun girişimleri ile atatürk'ümüz dünyaya tanıtılmış ve tüm dünyanın takdirini toplamıştır.

atatürk düşmanı vatansız teröristleri kudurtan son derece gurur verici bir dönemdir.

atatürk, aynı zamanda dünyanın en çok ülkesinde heykeli, büstü ve anıtı bulunan liderdir. 50'den fazla ülkede heykeli dikilmiştir. ayrıca dünya çapında adının verildiği sayısız cadde, meydan, sokak, park, okul vs vardır.

atatürk, sizin hâyâllerinizden bile büyüktür işgalci artıkları! onu silmek imkânsızdır! kudurun, delirin, çıldırın, çatlayın, havlayın. atatürk'e asla gücünüz yetmez. dedelerinize sorun iyi bilirler onu. tarihin en büyük şamarını yediler sonuçta.
devamını gör...

daha yaygın tabiriyle siber zorbalık.

insanlar, anonim olmanın verdiği rahatlıkla her şeyi söyleme cüretini kendine layık görüyor. kişiliğinizden tutun da yüzünüzün şekline, sakallarınıza, makyajınıza, işinize, ailenize, etek boyunuza, pantolon paçanıza, kısacası hayatınıza dil uzatma hakkını kendisi için bir hak zannediyor. günümüz dünyasında bir kere olsun eleştirilmemiş, hakarete uğramamış insan var mıdır? sadece ailenizle bir fotoğraf paylaşın, canım eşim/ailem deyin, bunda dahi buluttan nem kapacak tipler çıkacaktır.

sosyal medya bize umursamamayı öğretti. umursamadığın kadar varsın çünkü sosyal medyada. birilerinin hakkınızda söyledikleri karakterinizden, kişiliğinizden pek de bir şey kaybettirmeyecek.
devamını gör...

tanışılan birisinin sana neden kötü olması gerektiğini düşündüren başlıktır. kötülük yaşantı gerektirir.
devamını gör...

gelmeye cesaret edemeyen.
devamını gör...

benim için bookmark'tır. yıllarca bu anlamda kullandım. herkes de böyle kullanıyordur herhalde diye düşünüyordum.

beğeninin bi üstü değil yani. şöyle ki;
tanımınızı sadece beğendiysem: beğenmişimdir.
tanımınızı sadece favorilediysem: aa ben bunu bi daha okuyayım bi ara şimdi hakkını veremedim demektir.
tanımınızı aynı anda hem beğenip hem favorilediysem: hakkını vererek okumuş, beğenmiş ve sonra da okumak amacıyla bookmarklamışımdır.
tanımınızı önce favorilemiş, bi süre geçtikten sonra beğenmişsem: bookmarklarım arasında geziyor, henüz okumayı tamamlamadıklarımı okuyor ve tamamladıklarımı beğeniyorumdur.

işte bunlar hep arşivcilik.
devamını gör...

ortada kocaman bir %70 var
boru değil, tam %70
hepsi tek başına "aynı" şeyi söylüyor...
nasıl oluyorda bu "aynı" şeyi birlikte yapamıyorlar...
akıl alır gibi değil, bunu görmek için bilim adamı olmaya yada matematik uzmanı olmaya gerek yok, %70 döver %30 u
budur yani, yokmudur bunların sosyologları, pr uzmanları, psikologları, erdoğan ı sevmiyor olabilirim ama ne kadar zorda olsa benim için, bazen konuşmalarına bakıyorum, o kadar kilit kelimeler kullanıyorki, o kadar kışkırtıcı kelimeler kullanıyorki, ve dikkat ettiyseniz hiç arayı soğutmuyor, bu %30 un "hipnoz"unu sıcak tutuyor adam, bu konuşmalar, bu hipnoz için hesaplanmış...
o kadar belliki, zaten bu muhalefetin, bir türlü sesini duyuramaması, kararsızları ikna edemeyişi de bu yüzden, çıkıp çıkıp kendilerine cevap bile vermeyen insanlara soru üstüne soru soruyorlar, kendi değerlerini kendileri düşürüyorlar, erdoğan gibi yapsınlar bakalım, birazda kral gibi davransınlar, ve lütfen kendileride inansınlar, illa sarayla zenginlikle olmaz krallık, onlarda ne eksikse, onu öne çıkarsınlar, kararsızları ikna etmiş gibi yapsınlar, yokmu bunların etrafında strateji belirleyen, oturup bu işleri planlayan,
akp nin milim milim formüllerle ilerlediği belli artık, her gün a haberde ihracat rekorları, istihdam rekorları haberleri var,
ortada büyüüük bir problem var, birisi alsın eline tebeşiri yazsın tahtaya
x=? elde var %70 , bunlar nasıl birleştirilir, vardır bir formulü ya bunu da bizmi bulucaz, çıldırmamak elde değil...
hiçbirşey bilmiyorlarsa yarışma yapsınlar ya daha ne diyim, herkes çözüm düşünmeli bence, çözüm...
devamını gör...

çikolata, kahve birebir.
yüzünüze kolonya çarpın -artık tüm evlerde olan-
balkona çıkın, balkon yoksa camı açın.
derin derin nefes alıp verin.
sevdiğiniz bir şarkıyı 3,5 defa dinleyeyin.
hemencecik modu yükselttik işte..
devamını gör...

erteleme hastalığını bırakacağım.
devamını gör...

türkiye'de belki de ilk techno eurodance parçaydı.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim