küçükken ağlayarak günlüğüme yazıyordum.
devamını gör...

maddenin ısıtılarak değil soğutularak hacimce büyümesi. germanyum ve silikon bu türden maddelerdendir.
devamını gör...

yüksek frekanslı ses dalgalarının farklı yüzeylerden geçerken bir bölümünün yansıması sonucu oluşan görüntüleri gösteren tıbbi cihazdır.
özellikle gastrointestinal sistem patolojilerinde genellikle ilk kullanilan yöntemdir.
avantajlarından birisi kolay ulaşılabilir, taşınabilir olmasıdır.
dezavantajı ise yapana göre değişiklik arz etmesinden dolayı bazı durumlar atlanabilmektedir.
solid-kistik lezyon ayrımında çok yararlıdır.
kemik yapılarını, akciğer gibi hava içeren dokuların görüntülenmesinde tercih edilmez.

ayriyeten damarların akımını hakkında ufak bir bilgi sahip olmak için kolay bir şekilde uygulanabilen doppler usg de kullanılmaktadır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

veganların argümanlarını çok doğru buluyorum ve yaptıkları şey de çok fedakarca. ama veganlıkta da bir aymazlık var. bir kere çok bireysel bir eylem. siz evde vegan oluyorsunuz ama mezbahaların bundan haberi yok. orada şey konuşulmuyor, bilmem kim insanın hayvan üzerindeki tahakkümüne karşı et yemeyi bırakmış. aa öyle mi? onun yediği üç danayı çayırlara salalım diye bir şey konuşulmuyor. o üç dana yine kesiliyor ama siz yemediğiniz için üretim fazlası olarak çöpe gidiyor. çok daha büyük bir problem var ortada, varoluşsal problem gibi.

artık hayvanların %90’ı çiftliklerde, insanlar yesin diye üretiliyor. yani hepimiz vegan olursak o kuzular, o danalar hiç hayata gelemeyecek. hormonlu da olsa o otların tadına bakamayacaklar. kardeşleriyle veya anneleriyle vakit geçiremeyecekler. hepimiz vegan olursak, yaşayan hayvan nüfusu %90 azalıyor. toplu kürtaj gibi. ama bir vegana sorsanız şöyle der: vegan olmaya karar verdim vicdanım çok rahat. vegan olmaya karar vermek geçtiğimiz 25 yıl boyunca cinayet işlediğini kabul etmek anlamına gelmiyor mu? en mutlu günlerinde, doğum günlerinde, rakı masanda tabağında cesetler vardı, köfteler. ve bir insanın nasıl 25 yıllık eli kanlı bir katil olduğunu anladığı anla, vicdanının rahatladığı an aynı olabilir? ki katillikten emekli olmak diye bir şey var mı yani? jack the ripper şöyle bir şey diyebilir mi, kadınların karnını deşmenin yanlış bir şey olduğunu farkettim, okumalar yaptım üzerine, karın deşmeden de hayatımı devam ettirebileceğime karar verdim, karın deşmeyi bırakıyorum, vicdanım çok rahat. hatta parklarda gençlerle sohbet açmaya çalışır ben de katil emeklisiyim diye. orayı da mahvettiler hep kendi adamlarını doldurdular.* adam gelmiş çocuk kesmem diyor, oldu paşam.

veganların ikinci cümlesi ise hemen vegan olur olmaz geride kalanlara sallamak, “iğrenç katiller siz şu an ceset yiyorsunuz” ya daha dün sen oradaydın. hatta son bir sağlam yedin yani. vegan oluyorum kebabı yedin. bir insan neden ayrılır ayrılmaz geride kalan gruba böyle söver? chp’den ayrılanlar gibi...

geçtiğimiz 25 yıl boyunca sen benim iki katım et yedin ya. ben ailemin maddi durumu nedeniyle bulgur ağırlıklı beslenirken sen 50 yıllık et yedin belki, benim daha 25 yılım var hem et yiyip hem vicdanımı rahatlatabilmem için. bunlar tabii ki basit tutarsızlıklar ve ironiler.

benim veganlıkla ilgili sıkıntım işlevsizliğiyle. bu yüzden bir öneride bulunacağım. eğer daha fazla hayvanın hayatını kurtarmak istiyorsak bence, vegan olmak yerine, zengin çocuğu öldürmeliyiz. çünkü zengin çocuğu sürekli et yiyor. sabah, öğle, akşam steak houselar, baconlar ve onların yediği etler bizimki gibi ekmek içli, bulgurlu köfteler değil. baya dananın karnından bir dilim alıyorlar karabiber, tuz çıs çıs. yani dananın gönlünden kopan bir parçayı yiyorlar. çocuklarına daha da yediriyorlar semirsinler diye. ve 10 yaşında bir zengin çocuğuna ayda 1 kuzu gidiyordur bence. iyimser konuşuyorum. buradan bir hesap yapacak olursak, 10 yaşındaki bir hayvan katilini saf dışı bıraktığımızda ayda 1 kuzudan, yılda 12 kuzunun hayatını kurtarmış oluyoruz. ki bunlar minimum rakamlar. yani çocuğu öldürüldüğü için iştahı kesilecek ebeveynleri hesaba katmıyorum bile.

tabii burada şöyle bir soru gelebilir, ya öldürdüğümüz çocuk kuzu katili değil de geleceğin vegan aktivistiyse? ya sömürüye karşı omuz omuza savaşacağımız birini öldürdüysek? vicdani açıdan doğru, sınıfsal açıdan eksiklikler içeren bir soru. ona da çözümüm basit: 1 değil 2 zengin çocuğu öldürmek. zenginlerin ebeveynleri işkolik olduğu için genelde çocuklar bir dadı etrafında takılırlar yani birini öldürmek için gittiğinizde diğerini de çok rahat öldürebilirsiniz. ekstra bir külfeti yok. ben bunları niye anlatıyorum size? gidelim çocuk öldürelim diye anlatmıyorum tabii ki. zengini de bizim çocuğumuz fakiri de. ben bunları yarın vegan olduğumuzda önyargılarımızın esiri olup zor duruma düşmeyelim diye anlatıyorum. mesela vegan oldunuz ve bir restorana gittiniz, et yiyen birini gördünüz, “hayvan düşmanı pislik herif şu an tabağında bir ceset var” dediğinizde size şunu diyebilir: hayvan düşmanı mı? sen benim kaç zengin çocuğu öldürdüğümü biliyor musun?
deniz göktaş

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hayatı mahveden olay. bünyede mide ağrısı ve baş ağrısı yapar. ilgilenmek zorunda olduğundan hayatın akışı bir süreliğine durur. insanı derinden derinden mutsuz eder.
devamını gör...

ölmeden önceki son sözü ''ölümün tadı dilimin ucunda, bu dünyadan olmayan bir şey hissediyorum'' olmuştur.
devamını gör...

celladına aşık olmuşsa bir millet,
ister ezan ister çan dinlet.
itiraz etmiyorsa sürü gibi illet,
müstehaktır ona her türlü zillet.
devamını gör...

gerektiği yerde susmayı bilmek.
devamını gör...

afrika'nın bin çeşit dili olan ülkelerinde gezerken, bir camide imamın aynı senin bildiğin ayetleri okuyup namaz kıldırması güzel oluyor.
istesekte istemesekte artık islam ümmetinin ibadet dili olmuştur ve ibadet sırasında ne dediğini merak edenler kuranı kerim meali açıp türkçesini okuyabilir yada başka islami kitaplara bakabilirler.
devamını gör...

istemsizce beş dakika boyunca hem diş fırçalama hem de evi tavaf etme olarak vuku bulan olay. yapmaktan vazgeçemediğim alışkanlıklarımdan birisi.
devamını gör...

ispanya, portekiz ve arjantin 'de çok yaygın kahvedir. türkiye de çok hazırlayan yer görmedim ama ispanya da müthiş yaygın.
"cortar" öncelikle kesmek demek. cortado da cut v3 olarak açıklanabilir diye düşünüyorum . yani hazırlayacağımız kahve basitçe "cafe cut" değerli yazarlar.
cafe cortado genelde 60 ml dir ve süt kahve oranı 1 e 1 dir. 30 ml espresso kahvemizi alıyoruz. 50-55 santigrat derecede buharla ısıtılmış sıcak sütümüzü kahvemize katıyoruz( köpük olmamalı)... bu kadar basit olmasına rağmen türkiye de bir çok mekanda bilinmiyor. yada ben göremedim. ispanya sınırları dahilinde yemek sonrası ¿ café o postre? sorusunun tek cevabıdır benim için...
fotoğraf ve ayrıntılı bilgi için bu siteye bakabilirsiniz.
afiyet olsun...
devamını gör...

(bkz: üniversitelerde kadro oluşturmak için boş beleş bölümler açmak)
(bkz: sahibinden ihtiyaç fazlası fakülte)

zaruri edit : kimsenin bölümleri kötülediği yok, sadece bu bölümler ülkenin gerçekleri, ihtiyaçları vs. gözetilmeden açılıyor, ilkokul düzeyinde bir örnek ile açıklayacak olursak, bir tane hastanesi bulunan bir ülkede 82 adet tıp fakültesi açarsanız o ülkede tıp fakültesi bile boş beleş olur, istihdam edeceğinden çok daha fazla mühendis yetiştirmenin kimseye bir faydası yok, şu an bu tanımı, oğlu elektronik mühendisliğini bitirmiş bir abimizin yanından yazıyorum, oğlu ancak bir gsm operatöründe saha işi bulabilmiş güneşin alnında hat satmaya çalışıyor. çünkü ülke olarak, çoğu elektronik ürünü üretmek yerine ithal ediyoruz.

serzeniş editi: yahu iki bkz verip kaçacaktım, elimi klavyeye buladınız.
devamını gör...

şair "benim sizden başka kimsem yok" demek istiyor, nasıl merak etmemeniz durumunda sizi bulabiliyorsam sizin de artık beni bulmanızı, beni görmenizi, beni duymanızı istiyorum diyor.
"sözlük ben olmuşken" açın beni sayfalarca çevirip, çatır çutur okuyun diyor.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

umutlar.
devamını gör...

honki ponki'nin bu başlığının akışta kaybolmasına izin vermeyeceğim.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

özellikle gece uykumdan uyandığımda ve buzdolabını açtığımda bana serin serin ve turuncu turuncu gülümseyen meyve.

ayrıca (bkz: at bordagalları)
devamını gör...

19 şubat 1998’de italya’nın verona kentinde dünyaya gelen kadın oyuncu, manken ve aynı zamanda yazardır.


sanat dünyasına model olarak milano’da adım atmıştır. oyunculukla tanışması ise ilginç bir şekilde şans eseri olmuştur. milano’da iş çıkışı bir metroya binerken yeni yüzler arayan bir sanatçı grubu tarafından durdurulan pagani, bu grubun italya’nın en ünlü aktör okulu olduğunu öğrenir ve onlar için çalışmaya başlar. oyunculuğa küçük yaşlarda küçük rollerle adım atmıştır.


rol aldığı en büyük projeleri,2016 yılında permesso adlı dizide ludmila karakterine , ıl permesso – 48 ore fuori ludmila(2017), loro 1 stella, loro 2 (2018), classe z (2017) dizisinde viola chiaretti karakterini canlandırmıştır. en son projesi netflix baby dizisinde -ludovica (2018 kasım ayında başladı- 16 eylül 2020 tarihinde bitmiştir).

kendisinin en popüler dizisi netflix de olan baby dizisinde izleyip tanıma fırsatım olmuştur. baby dizisinin kısa saçlı,renkli gözlü ve çilli oyuncusu olduğu için oldukça dikkatleri üstüne çekmiştir. baby dizisinde asi ve güzel ludo'su (ludovica) başına sürekli bela açan ve deyim yerindeyse rahatlık batan bir liseli kızı canlandırmıştır. amaçları sıradan giden hayatlarına biraz eğlence ve renk katmaktır. ama başlarına gelmeyen kalmamıştır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

dünyaca ünlü bir çok marka ile çalışmıştır. bunlar; moncler, armani, armani beauty, casadei, act store, dolce & gabbana, flamingo, chanel, der aesthetik, giovanni gibi markalardır.

alice pagani ayrıca istanbul sözleşmesine destek veren ve türkiye'yi oldukça seven bir oyuncudur. oyunculuğun ve mankenliğin yanı sıra yakın zamanda ophelia adını verdiği ve 2021 yılında yayınladığı kitabıyla da yazarlığını konuşturmuştur. kitabını gotik bir tarz ve üslupla yazdığını, kitabının sinematik karakterlerle bütünleştiğini, kitabındaki karakterlerin her birinin bir korkuyu temsil ettiğini, ophelia'nın hayatında en büyük etkiye sahip olanın ise kesinlikle annesi olduğunu, ve annesinin karakterlerle kahramanın bağ kurup bir figüran haline geldiğini ve annesini hayal kırıklığına uğratmak istemediğini belirtiyor. kitabın ne yazık ki türkçe basımı yok.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

oynadığı filmler arasındaki en son projesi de ,yakın zamanda yönetmenliğini andrea sıca'nın yaptığı " korku, gerilim tarzında olan non mi uccidere- beni öldürmeyin "filminde başrol olarak oynamış, film 21 nisan 2021 tarihinde vizyona girmiştir. filmin konusu ise;
19 yaşındaki mirta, sevgilisi robin ile aşırı dozda uyuşturucudan ölür. daha sonra mirta tek başına dirilir ve yaşamaya devam eder. hayatta kalabilmek için tıpkı bir zombi gibi insanları yemeye başlar. robin'in ölümüyle oldukça sarsılır ve artık tek başınadır ve hayatta kalma mücadelesi vermektedir.filmin fragmanı

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

düşmanı hep çok uzakta arıyoruz ama aslında düşman genelde çok daha yakında.. düşman içeride... bazen o kadar yakında ki vücudumuzda, bir uzvumuzda.. bazen bir uzvumuz bize isyan ediyor, tümör üretiyor, bedenden alınmak suretiyle bizi terk ediyor. içsel çatışma, böyle bir şey olsa gerek.
devamını gör...

cümleten allah kabul etsin dostlar.
ramazan bereket ayıdır şeysi geliyor aklıma. ciddiyetimi koruyamıyorum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim