şikayetname
fuzûlî'nin mektup tarzında yazılmış süslü nesir örneği şaheseri.
selam verdim rüşvet değildir diye almadılar
edit imla
selam verdim rüşvet değildir diye almadılar
edit imla
devamını gör...
normal sözlük’te tanımlarını sevdiğiniz yazarlar
biri çıkıp demiyor ki "iyi ki varsın bir bilen"
devamını gör...
hayatında hiç doğaüstü olay yaşamamış insan
doğaüstü olaylara inanmayan insandır. inanmıyorsa yaşasa bile farkedemeyeceği durumdur.
devamını gör...
tüm yazarların profilinde kurucu yazması
an itibari ile öğrendiğim, sonra ne olacağımızı merak ettiğim durum.
devamını gör...
ozan güven
devamını gör...
kendime saygım yok davranışları
sokak ortasında ağzını yaya yaya sakız çiğnemek.
beni ilgilendirmiyor ama gerçekten çok irrite edici değil mi sizce de? yazarken bir garip oldum.
beni ilgilendirmiyor ama gerçekten çok irrite edici değil mi sizce de? yazarken bir garip oldum.
devamını gör...
ülkeler sözlük yazarı olsaydı alacakları nickler
gana- cenaze mi var o zaman dans
norveç- zenginin malı züğürdün çenesini
suudi arabistan- erkeklerin diyarı
fas- her şey rengarenga
türkiye- ben iyiyim çevrem kötü
norveç- zenginin malı züğürdün çenesini
suudi arabistan- erkeklerin diyarı
fas- her şey rengarenga
türkiye- ben iyiyim çevrem kötü
devamını gör...
en iyi 36 yazarın kolajı
ülkemde her gün gördüğüm, yine zenginlerin övüldüğü bir kalkışma. karma puanı az olan ben ve benim gibi fakir yazarlar dışlanmış, bir köşede bu başlığı okuyor.
devamını gör...
aldatılmak
rus edebiyatından birinin eşine yazdığı notta geçen bir cümle vardı; seni hiç aldatmadım, düşüncede bile, diyordu.
aldatmak sadece başka biriyle sevişmek midir? ya da başka biriyle sevişti diye o devasa aşklar biter mi? sevgiyi, aşkı, ilişkiyi bitiren, yok eden sadece başka bir ten, anlık bir haz mıdır?
aldatılmış biri olarak söylüyorum: aldatılmanın yakıcı kısmı bu değil. şahsım için önemsiz kısmı hatta. aldatılmayı yıkıcı yapan işin içindeki cinsellik değil, düşünce kısmı. seninleyken onu düşünebilecek olması. ya da bir başkasını. illa bir şeyler yaşaması da gerekmiyor. senin yanındayken zihninin başka yerde, başkasıyla olması.
aynayı kendimize çevirelim biraz da; hayatımızda başka biri varken eskilerden biri hiç mi aklımıza gelmedi?
aldatmak/aldatılmak o kadar ince bir çizgi ki "benim" diyen akrobat bile üzerinde yürüyemez. ilişki her türlü yakar, yıkar. önemli olan bütün bunları bilip, göze alıp o yola çıkmak.
aldatmak sadece başka biriyle sevişmek midir? ya da başka biriyle sevişti diye o devasa aşklar biter mi? sevgiyi, aşkı, ilişkiyi bitiren, yok eden sadece başka bir ten, anlık bir haz mıdır?
aldatılmış biri olarak söylüyorum: aldatılmanın yakıcı kısmı bu değil. şahsım için önemsiz kısmı hatta. aldatılmayı yıkıcı yapan işin içindeki cinsellik değil, düşünce kısmı. seninleyken onu düşünebilecek olması. ya da bir başkasını. illa bir şeyler yaşaması da gerekmiyor. senin yanındayken zihninin başka yerde, başkasıyla olması.
aynayı kendimize çevirelim biraz da; hayatımızda başka biri varken eskilerden biri hiç mi aklımıza gelmedi?
aldatmak/aldatılmak o kadar ince bir çizgi ki "benim" diyen akrobat bile üzerinde yürüyemez. ilişki her türlü yakar, yıkar. önemli olan bütün bunları bilip, göze alıp o yola çıkmak.
devamını gör...
yazarların en sevdiği söz
bunalıyoruz çocuk, bunalıyoruz.
biçim veremediğimiz şeylerin biçimini alıyoruz.
şükrü erbaş
biçim veremediğimiz şeylerin biçimini alıyoruz.
şükrü erbaş
devamını gör...
inançla alay etmek
ahlâksızlık, şerefsizlik, edepsizlik cümlelerini kurup evrensel ahlak dersi vermek de epey manidarmış.
devamını gör...
ölüme dair
insanın içini burkan nazım hikmet ran şiiri. inanılmaz bir öfke, insanın boğazına dizilen bir üzüntü ve adını koymaya cüret edemediğim pek çok şey içeriyor bu şiir. cümleler insanın etine kendi tırnağını geçirdiği bir noktada öylece havada asılı duruyor.
buyrun, oturun dostlar,
hoş gelip sefalar getirdiniz.
biliyorum, ben uyurken
hücreme pencereden girdiniz.
ne ince boyunlu ilâç şişesini
ne kırmızı kutuyu devirdiniz.
yüzünüzde yıldızların aydınlığı
başucumda durup el ele verdiniz.
buyrun, oturun dostlar
hoş gelip sefalar getirdiniz.
neden öyle yüzüme bir tuhaf bakılıyor?
osman oğlu hâşim.
ne tuhaf şey,
hani siz ölmüştünüz kardeşim.
istanbul limanında
kömür yüklerken bir ingiliz şilebine,
kömür küfesiyle beraber
ambarın dibine...
şilebin vinci çıkartmıştı nâşınızı
ve paydostan önce yıkamıştı kıpkırmızı kanınız
simsiyah başınızı.
kim bilir nasıl yanmıştır canınız...
ayakta durmayın, oturun,
ben sizi ölmüş zannediyordum,
hücreme pencereden girdiniz.
yüzünüzde yıldızların aydınlığı
hoş gelip sefalar getirdiniz...
yayalar-köylü yakup,
iki gözüm, merhaba.
siz de ölmediniz miydi?
çocuklara sıtmayı ve açlığı bırakıp
çok sıcak bir yaz günü
yapraksız kabristana gömülmediniz miydi?
demek ölmemişsiniz?
ya siz?
muharrir ahmet cemil?
gözümle gördüm
tabutunuzun toprağa indiğini.
hem galiba
tabut biraz kısaydı boyunuzdan.
onu bırakın ahmet cemil,
vazgeçmemişsiniz eski huyunuzdan,
o ilâç şişesidir
rakı şişesi değil.
günde elli kuruşu tutabilmek için,
yapyalnız
dünyayı unutabilmek için
ne kadar çok içerdiniz...
ben sizi ölmüş zannediyordum.
başucumda durup el ele verdiniz,
buyrun, oturun dostlar,
hoş gelip sefalar getirdiniz...
bir eski acem şairi:
«ölüm âdildir» — diyor, —
«aynı haşmetle vurur şahı fakiri.»
hâşim,
neden şaşıyorsunuz?
hiç duymadınız mıydı kardeşim,
herhangi bir şahın bir gemi ambarında
bir kömür küfesiyle öldüğünü?
bir eski acem şairi:
«ölüm âdildir» — diyor.
yakup,
ne güzel güldünüz, iki gözüm.
yaşarken bir kerre olsun böyle gülmemişsinizdir...
fakat bekleyin, bitsin sözüm.
bir eski acem şairi:
«ölüm âdil...»
şişeyi bırakın ahmet cemil.
boşuna hiddet ediyorsunuz.
biliyorum,
ölümün âdil olması için
hayatın âdil olması lâzım, diyorsunuz...
bir eski acem şairi...
dostlar beni bırakıp,
dostlar, böyle hışımla
nereye gidiyorsunuz?
buyrun, oturun dostlar,
hoş gelip sefalar getirdiniz.
biliyorum, ben uyurken
hücreme pencereden girdiniz.
ne ince boyunlu ilâç şişesini
ne kırmızı kutuyu devirdiniz.
yüzünüzde yıldızların aydınlığı
başucumda durup el ele verdiniz.
buyrun, oturun dostlar
hoş gelip sefalar getirdiniz.
neden öyle yüzüme bir tuhaf bakılıyor?
osman oğlu hâşim.
ne tuhaf şey,
hani siz ölmüştünüz kardeşim.
istanbul limanında
kömür yüklerken bir ingiliz şilebine,
kömür küfesiyle beraber
ambarın dibine...
şilebin vinci çıkartmıştı nâşınızı
ve paydostan önce yıkamıştı kıpkırmızı kanınız
simsiyah başınızı.
kim bilir nasıl yanmıştır canınız...
ayakta durmayın, oturun,
ben sizi ölmüş zannediyordum,
hücreme pencereden girdiniz.
yüzünüzde yıldızların aydınlığı
hoş gelip sefalar getirdiniz...
yayalar-köylü yakup,
iki gözüm, merhaba.
siz de ölmediniz miydi?
çocuklara sıtmayı ve açlığı bırakıp
çok sıcak bir yaz günü
yapraksız kabristana gömülmediniz miydi?
demek ölmemişsiniz?
ya siz?
muharrir ahmet cemil?
gözümle gördüm
tabutunuzun toprağa indiğini.
hem galiba
tabut biraz kısaydı boyunuzdan.
onu bırakın ahmet cemil,
vazgeçmemişsiniz eski huyunuzdan,
o ilâç şişesidir
rakı şişesi değil.
günde elli kuruşu tutabilmek için,
yapyalnız
dünyayı unutabilmek için
ne kadar çok içerdiniz...
ben sizi ölmüş zannediyordum.
başucumda durup el ele verdiniz,
buyrun, oturun dostlar,
hoş gelip sefalar getirdiniz...
bir eski acem şairi:
«ölüm âdildir» — diyor, —
«aynı haşmetle vurur şahı fakiri.»
hâşim,
neden şaşıyorsunuz?
hiç duymadınız mıydı kardeşim,
herhangi bir şahın bir gemi ambarında
bir kömür küfesiyle öldüğünü?
bir eski acem şairi:
«ölüm âdildir» — diyor.
yakup,
ne güzel güldünüz, iki gözüm.
yaşarken bir kerre olsun böyle gülmemişsinizdir...
fakat bekleyin, bitsin sözüm.
bir eski acem şairi:
«ölüm âdil...»
şişeyi bırakın ahmet cemil.
boşuna hiddet ediyorsunuz.
biliyorum,
ölümün âdil olması için
hayatın âdil olması lâzım, diyorsunuz...
bir eski acem şairi...
dostlar beni bırakıp,
dostlar, böyle hışımla
nereye gidiyorsunuz?
devamını gör...
ülkeler hakkında ilginç bilgiler
devamını gör...
eyyam-ı bahur
eyyam-ı bahur, yaz mevsiminin en sıcak ve boğucu günlerine verilen arapça kökenli türkçe sözcüktür. kuzey yarımkürede, temmuz ve eylül tarihleri arasında yaşandığı kabul edilmektedir. güney yarımkürede ise bu tarih ocak ve mart arasına düşer. kesin tarih, içinde bulunulan bölgeye, boylama ve iklim koşullarına göre büyük değişiklikler gösterebilir. türkiyede ağustos ayının ilk haftalarında karşılaşıldığı söylenen eyyam-ı bahur'un 1-8 ağustos tarihleri arasında gerçekleştiği düşünülmektedir.
eski bir inanışa göre, bu sıcak günlerin büyük köpek takımyıldızı'nda bulunan sirius çift yıldızıyla bir bağlantısı vardı. antik yunan ve antik roma kültürlerinde de yaygın olan bu inanış nedeniyle bu günler latince diēs caniculārēs olarak anılmaktaydı. çağdaş avrupa dillerinde bu terimden türeyen adlar hâlen kullanılmaktadır. (ingilizce: dogdays, almanca: hundstage gibi...) türkçe'de kullanılan eyyam-ı bahur terimi kullanılırlığını büyük ölçüde yitirmiş olup, bunun yerine cehennem sıcakları, afrika sıcakları gibi terimler kullanılmaktadır.
romalılar, eyyam-ı bahur günlerini diēs caniculārēs olarak adlandırır ve sirius yıldızıyla sıcak havaları ilişkilendirirlerdi. sirius'un içinde bulunduğu büyük köpek takımyıldızı'ndan dolayı da sirius'a da köpek yıldızı diyorlardı. sirius'un görüldüğü tarihlerde kahverengi köpekler kurban ederek sirius'u hoşnut etmeye çalışırlardı. antik roma kültüründe eyyamıbahur günleri 24 temmuz-24 ağustos günleri olarak kabul edilirdi. bu tarihler alman, fransız ve itayan kültürlerinde geçerlidir. türk kültüründe bu tarih temmuz sonuyla ağustos ortaları arasında günler olarak kabul edilmektedir.
eyyam-ı bahur günleri kalp ve göğüs hastalıkları olanlar için riskli dönemlerdir. kişilerde aşırı stres ve asabiyet görülebilir. orman yangınları başlayabilir. enerji hattı kablolarının esnemesi, yol malzemelerinin erimesi ya da demiryollarında rayların genleşmesi gibi nedenlerle can ve mal kaybına neden olan kazalar yaşanabilir. 2000'li yıllarda, avrupa'daki sıcak hava dalgalarına bağlı sağlık sorunlarından her yıl on binlerce kişi yaşamını yitirmiştir.
kaynak
nasılını, niyesini, ne gerek vardısını soracaklar/düşünecekler için: * * *
biliyorum maşallahlı bir alıntı fakat an itibari ile paylaşacağım her şey sevdiğim bir kitabı okkalı bir tanımla anlatabilmem için gerekli olan malzemelerdir.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
bu yıldızlı gökler ne zaman başladı dönmeye?
devamını gör...






