zengin olunca yapılacak ilk şey
eski usul bir han açıp, şarap getir hancııı! diye bağırmak.
devamını gör...
spor salonlarında millete salça olan tip
spor salonlarının en çok sevdiği müşteri tipi , en yoğun saate randevu verilir, gelir zampara bakar her yer kadın kaynıyor tamam der,burdan iş çıkar bir altı aylık en pahalı üyelikten kilitleyerek parayı alırlar, adam başlar bir hafta on gün bakar yok kimse yüz vermiyor, dümeni başka bir lüks otelin spor salonu na çevirir.
bu döngü sürer gider.
ülke böyle öküz dolu.
bu döngü sürer gider.
ülke böyle öküz dolu.
devamını gör...
kopya çekerken yaşanan talihsizlikler
teog sınavında önümde okulun en başarılı öğrencisi oturmuştu 3 tane fen sorusunu ona bakarak cevaplamıştım .sonuçlar açıklandı ve o tüm soruları doğru cevaplayıp sadece 3 yanlış yapmıştı ve o yanlışlar benim ondan aldığım sorulardı.
devamını gör...
günaydın sözlük
eski gücümü toparlamaya çalışıyorum. artık ne yapacağımı nasıl ayakta kalacağımı zor günlerimde kimin yanında olup kimlerin olmadığını idrak ettim. dinlenemedim ama içimde ki hatta hayatta kalma mekanizmam olan savaşma arzum geri geliyor. kronik hastalıklarım var yine doğuştan gelen ve kontrol altına almaya çalıştığım ruh hastalığım, her iki gözümde yaşadığım problemler, duyarsız ve beni bu hale getirmeye sevk eden bir aile. öleceksem acı çekerek değil savaşarak öleceğim. herkese günaydın.
devamını gör...
olimpiyat
tom holt'un beni cezbetmiş ve şu sıra ikinci kez okumaya başladığım tatlı bir romanı.
sahi, nedir bu romanın konusu, nasıl ilerliyor ve insan nasıl bir keyif yaşatıyor ondan da bahsedelim.
romanın konusu, olimpiyat oyunlarının ortaya çıkış serüveni desek yanlış olmaz aslında. olimpiyat oyunlarının düzenlenmesinden önceki zaman diliminde, bu oyuna önayak olmuş olayları okurken, eski yunan yaşantısından da çok hoş bir biçimde bahsediyor romanda. ne yerler, ne içerler, ne giyerler, inandıkları inancın isimlerine olan etkisi ve hatta eski yunanda kadınların yerine kadar boool bol bilgi almamızı sağlıyor.
okurken bir anda "ne ara bu kadar okudum yahu?!" diyeceğiniz kadar hızlı giden bir roman, zira tempo düşmüyor, tam tempo düşeceği vakit olaylar ilerliyor ve "acaba ertesi sabah ne olacak..." diye ister istemez romandaki karakterler ile siz de uykulara dalıyor, bir ağacın altında saatlerce düşünürken buluyorsunuz kendinizi...
açıkçası güzel zaman geçirmemize vesile oluyor okurken, tuhaf bir macera romanı gibi gözükse de altı dopdolu bir roman olimpiyat, ciddi anlamda insanı eski yunanın günlük yaşantısına götürmekle kalmıyor, o günleri gerçekten öyle güzel betimliyor ki kitabı okuduktan sonra tadı damağında kalıyor insanın.
sadece bu kadar mı? yo, hayır. o dönemlerdeki gemilerin isimlerinden tutun, o dönem inançlarının denizciliğe ne kadar etki ettiğine kadar uzanan bir köprü var romanda...
filminin çekilmesini düşlediğim nadir romanlardan biri, okuyun, okutturun efendim.
sahi, nedir bu romanın konusu, nasıl ilerliyor ve insan nasıl bir keyif yaşatıyor ondan da bahsedelim.
romanın konusu, olimpiyat oyunlarının ortaya çıkış serüveni desek yanlış olmaz aslında. olimpiyat oyunlarının düzenlenmesinden önceki zaman diliminde, bu oyuna önayak olmuş olayları okurken, eski yunan yaşantısından da çok hoş bir biçimde bahsediyor romanda. ne yerler, ne içerler, ne giyerler, inandıkları inancın isimlerine olan etkisi ve hatta eski yunanda kadınların yerine kadar boool bol bilgi almamızı sağlıyor.
okurken bir anda "ne ara bu kadar okudum yahu?!" diyeceğiniz kadar hızlı giden bir roman, zira tempo düşmüyor, tam tempo düşeceği vakit olaylar ilerliyor ve "acaba ertesi sabah ne olacak..." diye ister istemez romandaki karakterler ile siz de uykulara dalıyor, bir ağacın altında saatlerce düşünürken buluyorsunuz kendinizi...
açıkçası güzel zaman geçirmemize vesile oluyor okurken, tuhaf bir macera romanı gibi gözükse de altı dopdolu bir roman olimpiyat, ciddi anlamda insanı eski yunanın günlük yaşantısına götürmekle kalmıyor, o günleri gerçekten öyle güzel betimliyor ki kitabı okuduktan sonra tadı damağında kalıyor insanın.
sadece bu kadar mı? yo, hayır. o dönemlerdeki gemilerin isimlerinden tutun, o dönem inançlarının denizciliğe ne kadar etki ettiğine kadar uzanan bir köprü var romanda...
filminin çekilmesini düşlediğim nadir romanlardan biri, okuyun, okutturun efendim.
devamını gör...
pazar günü erken kalkmak için bir sebep
pazar günleri okula gidiyorum. benim için yeterli bir sebep.
ayrıca "pazar günü okul mu olur?" demeyin, oluyor çünkü.
(bkz: psikolojik işkence)
ayrıca "pazar günü okul mu olur?" demeyin, oluyor çünkü.
(bkz: psikolojik işkence)
devamını gör...
eski sevgilinin evlenmesi
ümit besen'i akla getiren olay.
devamını gör...
normal sözlük'te en çok sevişen yazar
ivancığım olabilir domestiko hocam olabilir..
onun dışında ben sözlükte sevişen bi adam olduğunu sanmam. en fazla 5 kişi. gerisi nargileli 'kadıköy' zirveci styla.
sanki küçük iskenderler... hep nargile içiyorlar kıvırcık bonus kafaları ve dağınık sakallarıyla.
fıstık gibi kızlar var, erkeklerde iş yok kafa'da. ilk geldiğim günler daha da ciddiydi bunlar. tiplerini emiklediklerim. bir bayana nasıl karı derdin yazarlardı anca.
bu kadar basiretsiz solcu kılıklı enteli bir arada görmedim abi. saçı uzatıp metalci tişörtü giyen gelmiş buraya. ben ayda 300 lirayla geçiniyorum diye gururla yazıyor. bir hafta boyunca sadece makarnayla geçindim kankaa diyor yemek başlıklarında.. ekmek üstü nutellacı ibişler sizi.
nefret ediyorum şu sözlük tiplerinden. bu düzeni yıkalım artık. entellere vermeyerek büyük bir adım atın kızlar. rica ediyorum. o bacaklarınıza sürdüğünüz kremler bile daha pahalı bu entel leşingolardan.
onun dışında ben sözlükte sevişen bi adam olduğunu sanmam. en fazla 5 kişi. gerisi nargileli 'kadıköy' zirveci styla.
sanki küçük iskenderler... hep nargile içiyorlar kıvırcık bonus kafaları ve dağınık sakallarıyla.
fıstık gibi kızlar var, erkeklerde iş yok kafa'da. ilk geldiğim günler daha da ciddiydi bunlar. tiplerini emiklediklerim. bir bayana nasıl karı derdin yazarlardı anca.
bu kadar basiretsiz solcu kılıklı enteli bir arada görmedim abi. saçı uzatıp metalci tişörtü giyen gelmiş buraya. ben ayda 300 lirayla geçiniyorum diye gururla yazıyor. bir hafta boyunca sadece makarnayla geçindim kankaa diyor yemek başlıklarında.. ekmek üstü nutellacı ibişler sizi.
nefret ediyorum şu sözlük tiplerinden. bu düzeni yıkalım artık. entellere vermeyerek büyük bir adım atın kızlar. rica ediyorum. o bacaklarınıza sürdüğünüz kremler bile daha pahalı bu entel leşingolardan.
devamını gör...
sözlük radyo istek saati
musiki falan desem taşlanacağım başlık. rakçılar cazcılar bluzcular ele geçirmişler iktidarı napalım.
- abi ordan bi tanburi cemil bey çalar mısınız ya rica etsem
- shshsh tanbur mambur diyo lan ortaçağ şarlatanına bak
- abi ordan bi tanburi cemil bey çalar mısınız ya rica etsem
- shshsh tanbur mambur diyo lan ortaçağ şarlatanına bak
devamını gör...
erkek yazarlardan kadın yazarlara sorular
@geç kalan koala yedekte olduğunu anlaman çok kolay, sen iki gün yazmadığında zaten hiç var olmamışsın gibi oluyorsa kadının davranışları , yani yokluğunu sorgulamıyorsa, muhtemelen yedektesin.
daha önce kimseyi yedeğe almadığım için ilk soruna cevap veremeyeceğim.
üçüncü sorun içinse cevabım bence ne yazık ki mümkün değil..
ayrıca erkek arkadaşlara bir öneride bulunmak istiyorum, trip atmak karşıdaki kadın için bir silah haline, ilgi çekme aracı haline ya da çok olağan bir duruma gelmişse lütfen ilişkinizi kesin. akıl sağlığınız için muhtemelen iyi olmayacak. hemcinslerim sizleri gerçekten çok seviyorum ama bazen ilgi manyaklığını ve kontrol manyaklığını çok abartıyoruz. ilk mesajı kimin attığı, kahveyi kimin ödediği gibi konular ilişkilerde önemsizdir. birbirinize ilgi duyduktan sonra uyduruktan teyyare sebeplerle lütfen birbirmizi hayattan soğutmayalım. hepinize sağlıklı ve mutlu ilişkiler diliyorum. ayrıca *
daha önce kimseyi yedeğe almadığım için ilk soruna cevap veremeyeceğim.
üçüncü sorun içinse cevabım bence ne yazık ki mümkün değil..
ayrıca erkek arkadaşlara bir öneride bulunmak istiyorum, trip atmak karşıdaki kadın için bir silah haline, ilgi çekme aracı haline ya da çok olağan bir duruma gelmişse lütfen ilişkinizi kesin. akıl sağlığınız için muhtemelen iyi olmayacak. hemcinslerim sizleri gerçekten çok seviyorum ama bazen ilgi manyaklığını ve kontrol manyaklığını çok abartıyoruz. ilk mesajı kimin attığı, kahveyi kimin ödediği gibi konular ilişkilerde önemsizdir. birbirinize ilgi duyduktan sonra uyduruktan teyyare sebeplerle lütfen birbirmizi hayattan soğutmayalım. hepinize sağlıklı ve mutlu ilişkiler diliyorum. ayrıca *
devamını gör...
izmir denince akla gelenler
çekirdeğe çiğdem
simide gevrek demeleri
herhangi bir yerde otururken yanınıza sokulan ve korkmayan kediler
oluk oluk medeniyet
aşırı güzel bir şehir olduğu gerçeği.
simide gevrek demeleri
herhangi bir yerde otururken yanınıza sokulan ve korkmayan kediler
oluk oluk medeniyet
aşırı güzel bir şehir olduğu gerçeği.
devamını gör...
serpme kahvaltı
serpme kahvaltı, açık büfe ve iftar çılgınlıkları bu kadar aç insanın olduğu ve öldüğü bir dünyada israf adına ölümüne kapışırlar...
kamu spotumu yaptığıma göre konuyla ilgili fikir beyanıma da geçebilirim;
kah açık büfe , kah serpme kahvaltı.
sonunda mutlaka pişmanlık duysanız da aklınızı çelen arkadaş, aile eşrafı sayesinde en az üç beş kez yolunuz düşmüştür, el mahkumdur...
serpme kahvaltı yerine açık büfe (eğer görünce kendini kaybedenlerden değilseniz ve gittiğiniz yerin ürünlerinden eminseniz), yok o da olmuyorsa kendi istediğiniz çeşitleri ve istediğiniz miktarda alabileceğiniz bireysel ya da abartılmamış ortak tabaklar israf açısından sanki daha mantıklı.
ben bu anlamda bilinen bir cafe-rest. zincirinin * çengelköy şubesini çok sevmiştim. bizim grupta herkes kıldır, birinin beğenmediği illa bir şey olur buraya kimse bir şey diyememişti. açık büfe olarak da nakkaştepe'de hem ürünleri, hem manzarası, hem de çalışanlarından memnun kaldığımız ve israfın minimum olduğu bir yer vardı. yani sözün özü illa gidilecekse de biraz ince eleyip sık dokumalı her işte olduğu gibi...*
temennimizi de bırakıp öyle gidelim madem;
yarın bence çok yüklenmemekte fayda var, hava da güzel olacak gibi istanbul'da, iğne atsan yere düşmeyecek duruma gelmeyelim. eminim tüm mekanlar ve sahiller ve piknik alanları deli insan akınına uğrayacak. aman dikkat herkes sağlıklı kalsın, ağzımızın tadi kaçmasın...*
sevgiler sözlük ahalisi, iyi hafta sonları dilerim şimdiden herkese.
kamu spotumu yaptığıma göre konuyla ilgili fikir beyanıma da geçebilirim;
kah açık büfe , kah serpme kahvaltı.
sonunda mutlaka pişmanlık duysanız da aklınızı çelen arkadaş, aile eşrafı sayesinde en az üç beş kez yolunuz düşmüştür, el mahkumdur...
serpme kahvaltı yerine açık büfe (eğer görünce kendini kaybedenlerden değilseniz ve gittiğiniz yerin ürünlerinden eminseniz), yok o da olmuyorsa kendi istediğiniz çeşitleri ve istediğiniz miktarda alabileceğiniz bireysel ya da abartılmamış ortak tabaklar israf açısından sanki daha mantıklı.
ben bu anlamda bilinen bir cafe-rest. zincirinin * çengelköy şubesini çok sevmiştim. bizim grupta herkes kıldır, birinin beğenmediği illa bir şey olur buraya kimse bir şey diyememişti. açık büfe olarak da nakkaştepe'de hem ürünleri, hem manzarası, hem de çalışanlarından memnun kaldığımız ve israfın minimum olduğu bir yer vardı. yani sözün özü illa gidilecekse de biraz ince eleyip sık dokumalı her işte olduğu gibi...*
temennimizi de bırakıp öyle gidelim madem;
yarın bence çok yüklenmemekte fayda var, hava da güzel olacak gibi istanbul'da, iğne atsan yere düşmeyecek duruma gelmeyelim. eminim tüm mekanlar ve sahiller ve piknik alanları deli insan akınına uğrayacak. aman dikkat herkes sağlıklı kalsın, ağzımızın tadi kaçmasın...*
sevgiler sözlük ahalisi, iyi hafta sonları dilerim şimdiden herkese.
devamını gör...
z kuşağı
sadece siyaseten ümitli olduğum kuşak.
devamını gör...
bir umut
~bir umut~
bir umut değil midir yaşamak?
yaşamın her anı umuttur. elbet bir gün her şey çok güzel olacak."bu gün olmasa da elbet bir gün...'' diye çırpınır dururuz.
bir resmime iki buçuk saatimi verdim.* beklediğim gibi çıkmadı. umutlar çöp mü oldu? evet, öyle oldu. peki umutlar tükendi mi?
...
insanoğlu ne tuhaf bir varlıktır. yaşamı ortalama 60-70 yıldır ancak bu kadar yılını bwlki de iki bilemedin üç yılını mutlu geçirmek için sarfeder.* peki sadece sadece o iki üç yıl için midir diye düşünür insan. bn şöyle cevap vereyim
' o iki üç yılın vereceği mutluluğun umuduyla yaşar.'
tıpkı bir resim çizmek gibidir hayat. saatlerini verirsin, ellerin yüzün boya içinde kalır, boynun tutulur ve belinin ağrısından duramayacak hale gelirsin.
sırf resmin sonu içindir hepsi. o umuttur işte...
ve sonunda resim biter sonuç beklentinin aşağısındadır. eyvah bir umut çöp oldu değil mi? öyle oldu evet. ancak bu umut çöp oldu diye başka umutlar olamaz mı? olur elbet. bu resmin kötü olduysa başkasını yaparsın. daha sonra tekrar başkasını...
yılmak yok!
şimdi aklıma kıraç'ın (bkz: oysa bir umuttu) şarkısı geldi.*
bir umut değil midir yaşamak?
yaşamın her anı umuttur. elbet bir gün her şey çok güzel olacak."bu gün olmasa da elbet bir gün...'' diye çırpınır dururuz.
bir resmime iki buçuk saatimi verdim.* beklediğim gibi çıkmadı. umutlar çöp mü oldu? evet, öyle oldu. peki umutlar tükendi mi?
...
insanoğlu ne tuhaf bir varlıktır. yaşamı ortalama 60-70 yıldır ancak bu kadar yılını bwlki de iki bilemedin üç yılını mutlu geçirmek için sarfeder.* peki sadece sadece o iki üç yıl için midir diye düşünür insan. bn şöyle cevap vereyim
' o iki üç yılın vereceği mutluluğun umuduyla yaşar.'
tıpkı bir resim çizmek gibidir hayat. saatlerini verirsin, ellerin yüzün boya içinde kalır, boynun tutulur ve belinin ağrısından duramayacak hale gelirsin.
sırf resmin sonu içindir hepsi. o umuttur işte...
ve sonunda resim biter sonuç beklentinin aşağısındadır. eyvah bir umut çöp oldu değil mi? öyle oldu evet. ancak bu umut çöp oldu diye başka umutlar olamaz mı? olur elbet. bu resmin kötü olduysa başkasını yaparsın. daha sonra tekrar başkasını...
yılmak yok!
şimdi aklıma kıraç'ın (bkz: oysa bir umuttu) şarkısı geldi.*
devamını gör...
yağmur
şu sıralar en çok özlenen, mevsimlerin dili.
her bir mevsimde ayrıdır anlattığı. sonbaharın geldiğini hafif ıhlamurlu kuru yaprak kokusuyla karışan suyun kokusundan anlar bir yağmur sevdalısı. kış içinde sise ya da kara değerek kalın bulutlardan soğuk soğuk yağışıyla sıcaklığa ne kadar uzak kaldığını gösterir. ilkbaharda renklenen dallar ve çimenli rüzgarıyla ılık bir elin dokunuşunu, yazın da tülü andıran bulutların içinde şehre telaşlı telaşlı şöyle bir uğrayıp geçiverişini andırır. her seferinde anlattığı farklıdır hani, hızıyla çocukları, hüznü, bereketi, kızgınlığını anımsatır. şakacıdır bazen, ya da hiç şakası olmaz üzerinizde ıslanmadık bir parça kalmadığında. gelişiyle toprağın kaynaşması hiçbir şeye vakti olmayanları kızdıradursun, dünyanın kucağındakilerin kanması gereken ab-ı hayattır sicim zarafetindeki damlalar.
ah keşke hiç özletmese kendini bu kadar...
her bir mevsimde ayrıdır anlattığı. sonbaharın geldiğini hafif ıhlamurlu kuru yaprak kokusuyla karışan suyun kokusundan anlar bir yağmur sevdalısı. kış içinde sise ya da kara değerek kalın bulutlardan soğuk soğuk yağışıyla sıcaklığa ne kadar uzak kaldığını gösterir. ilkbaharda renklenen dallar ve çimenli rüzgarıyla ılık bir elin dokunuşunu, yazın da tülü andıran bulutların içinde şehre telaşlı telaşlı şöyle bir uğrayıp geçiverişini andırır. her seferinde anlattığı farklıdır hani, hızıyla çocukları, hüznü, bereketi, kızgınlığını anımsatır. şakacıdır bazen, ya da hiç şakası olmaz üzerinizde ıslanmadık bir parça kalmadığında. gelişiyle toprağın kaynaşması hiçbir şeye vakti olmayanları kızdıradursun, dünyanın kucağındakilerin kanması gereken ab-ı hayattır sicim zarafetindeki damlalar.
ah keşke hiç özletmese kendini bu kadar...
devamını gör...
cesaretim olsa yaparım denen şeyler
her şeye yeniden başlardım. en güzeli bulana kadar sahip olduklarımı geride bırakmak isterdim. batmaktan korkmadan, elalem ne der demeden.
devamını gör...
kızlık zarı
evrimsel açıdan önemi olan zar. sadece insanda değil birçok hayvanda da bulunmaktadır. yeni doğandan itibaren yaş aldıkça esnekliği giderek artar. özellikle bebeklerde idrar ve diğer dışkıların bebeğe zarar vermemesi için sağlığını koruyan bir zardır. çocukluk dönemi açısından düşünüldüğünde vajina içine girmesi muhtemel mikrop, virüs ya da zararlı başka maddelerin dışarıda tutulması bağlamında önemli olduğu biliniyor. günümüzde giderek kültürel anlam bağlamında ağırlığını yitirse de hala kız çocukluğundan kadın olmaya geçişteki günahsız sürecin işareti olarak çoğu kültürde görülmeye devam ediyor. kadınlar bu nedenle birleşme sonrası temiz çarşafa döktükleri kan karşılığında kanlarının ölümleri pahasına dökülmesinden kurtulmanın rahatlığına erebiliyorlar. geçmişte bu acılı ve kanlı ilk cinsel deneyim sonrası çarşaf üstü kanın erkek açısından önemi daha ziyade çocuğun babasının kim olabileceği ile alakalı güçlü bir işaret özelliği taşımasıydı. şimdilerde ise namus olarak nitelediğimiz sadece kadınları bağlayan bağnaz kültürün en azından müslüman toplumlarda daha baskın olarak hükmünü sürdürdüğü söylenebilir.
aşağıda kaynağını da vereceğim yazıya göre; bu zar (bkz: hymen)her kadında farklı form ve esneklikte olabiliyor, dolayısıyla kimi kadınlarınki o denli esnek ki cinsel birleşme esnasında bile yırtılmayabiliyor, ve kimisinde de ata binmede, spor yaparken ya da sıradan bir jinekolog kontrolü esnasında bile kolaylıkla yırtılabiliyor. hatta yapılan araştırmalara göre bakire olarak nitelenen kadınların üçte birinden daha azının ilk gecede kanadıkları gözlenmiş.
kaynak 1
kaynak 2
kaynak 3
aşağıda kaynağını da vereceğim yazıya göre; bu zar (bkz: hymen)her kadında farklı form ve esneklikte olabiliyor, dolayısıyla kimi kadınlarınki o denli esnek ki cinsel birleşme esnasında bile yırtılmayabiliyor, ve kimisinde de ata binmede, spor yaparken ya da sıradan bir jinekolog kontrolü esnasında bile kolaylıkla yırtılabiliyor. hatta yapılan araştırmalara göre bakire olarak nitelenen kadınların üçte birinden daha azının ilk gecede kanadıkları gözlenmiş.
kaynak 1
kaynak 2
kaynak 3
devamını gör...


