koskoca bir boşluk var, daha fazlası değil.
tatil planların neler?
devamını gör...

kim demiş haram nedir bilmez hayyam
ben haramı helali karıştırmam
seninle içilen şarap helaldir,
sensiz içtiğimiz su bile haram.
(bkz: ömer hayyam)
devamını gör...

motivasyonum el verdiği sürece bu başlığın altında yunanca gramer bilgileri paylaşacağım.


yunanca kelimelerde vurguyu sağlamak ve kelimenin anlamını değiştirmek için en az 2 heceli kelimede bir sesli harfin üzerine gelen kesme işareti benzeri sembole tonos denir. tono'nun kelime içerisinde ki yeri kelimenin aldığı kişi/zaman vb ekler sebebi ile yer değiştirebilir.

örnekler:

anlamda değişme:

είμαι γερός: ben sağlıklıyım
είμαι γέρος: ben yaşlıyım

genellikle şahıs çekimi yapılırken düzenli fiillerde tono'lar değişim göstermez ancak düzensiz fiillerde kayma olur.

δικάζω : yargılamak fiili yalın kullanımı.

δίκασες :yargılamak fiilini ikinci tekil şahısta kullanırken tono ''i'' harfi üzerinde iken:
δικάσατε: yargılamak fiili ikinci çoğul şahısta ''a'' harfinin üzerine kaymış.


evet, benim gibi mantık fakirleri her kelimenin çekimlerini tek tek ezberliyor yamulmamak için.
devamını gör...

rus yazar. yememiş içmemiş yazmış kendileri.
devamını gör...

şarapla gitmez sanırım?

eğer dışarıda yiyorsam üstüne iki köfte de attırıyorum. yemede yanında yat oluyor.

t: muhteşem üçlü kombosu.
ayran ekleyin arkadaşım ayran olmadan olmaz.

bir anı.
doğum günümde bir gün giyinmiş süsülenmişiö. benim manit (nişanlım) demişki akşam yemek yiyeceğiz. ben de tabi hakkını vereyim dedim. neyse efendim ara ara gitmeyi huy edindiğimiz esnaf lokantasına gitmeyi hayal etmiyordum tabi. neyse gittik. ben herzaman ki gibi. az kuru az pilav 2 tane köfte söyledim.o soğan ekledi. sonra bir arkadaşıyla denk geldik. doğum günüm olduğunu söyledi arkadaşına. arkadaşı şaşırdı tabi. kızı buraya mı getirdin dedi. kuru pilav yediriyorsun. hah beni aldı bir gülme. bizim ki o zaman anladı yaptığını.

kendisi değişik bir insandı. bir çok şeyi çoğu zaman anlamıyor, bilmiyordu. izah etmemiz ve bazen bunun için kavga etmemiz gerekiyordu. anlaması için.

neyse evet evet bununla bile uzun uzun bir anım var.
devamını gör...

sırf alışveriş yapan kesimini kaybetmemek için saçma sapan açıklama yapan yönetimdir. gökkuşağı, tek boynuzlu at gibi figürler giyilirse eşcinsel olunurmuş. renk sayısını da azalttılar. giydiğimiz şeylerin yönelimimizi sekillendirmedigini bir gün anlayabilirlerse bu cahilliklerinden ve gerici hareketlerinden kurtulurlar.
bunlardan bir tanesi
devamını gör...

kendisinin bu garson olduğundan şüpheleniyorum.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ben seni çok sevdim

devamını gör...

herkes sorunu öğretmene, meb'e atmış fakat aileden bahsetmemişler. efendiler eğitimin ailede başladığını belirtmek isterim, aile düzgün bir şekilde çocuklarına örnek olursa çocuğu da onu örnek alıyor ve daha düzgün bir insan olmaya başlıyor. aile tarafından doğru ve yanlış öğretilmeyince çocuk da yanlış bir şekilde hayatını sürdürüyor.

tabi bu demek değil öğretmenin etkisi yoktur diye, muhakkak öğretmenin de etkisi vardır hatta aileden gördüğü eğitimi okulda da pekiştirecek ve geliştirecek olan öğretmendir. çünkü bir yaştan sonra evden çok okulda vakit geçirecektir. belirli bir yaştan sonra da öğrencinin kalitesini öğretmen, arkadaşları, ailesi farklı oranlarda etkili olmaktadır.
devamını gör...

vicdan gelişimi. antisosyal kişilik bozukluğu. daha küçük bir çocuğu sopalarla vurarak öldürüp "çok zevkliydi vurmak" diyebilen çocuk çeteleri. kendisinden başkasının acı çekebildiğini istese de algılayamayan çocuk çeteleri. 9 ilâ 11 yaşından küçük çocukların vicdan olgusunun olmayışı. vicdanın bol bol verilen sevgiyle değil de belli bir yaştan sonra yanlışın doğru yöntemlerle cezalandırılmasıyla oluşması falan işte.

biraz da uzaktan eğitim nedeniyle okul ortamından uzakta büyüyen ve bir çoğu toplumsal yaptırımdan azade manyaklara dönüşen veletler. öğretmenlerin tatillerde maaş alması, diye çemkiren çok bilmiş ebeveynlerin yetiştirdiği s***ların anca bu kadar olması. bunların başımıza fena bela olacak olması...evlerde süs olsun diye yetişkinler var ama çocuklar adeta sineklerin tanrısı adlı muhteşem eserde olduğu gibi: kendi aralarında kendi kurallarını yarattıkları kendi medeniyetlerini(!) kuruyorlar pandemi sürecinde.

ek: şuraya lafı uzatan bir ilave yapmak istedim. naçizane bilebildiğim kadarıyla.

diğer canlıları ve tüm dünyayı başlangıçta kendisiyle bir bütün gibi algılayan çocuğun, herhangi bir canlıya zarar verdiğinde bunun neden kötü bir şey olduğunu anlaması imkansızdır. çünkü her şey benim uzantım bunu yaptığımdaysa kendi canım yanmıyor demek ki sorun da yok der. henüz kendisi dışındakilerin bir canı olduğunu bile anlayamayacak kadar küçük yaşlardaki bir çocuğa; yasak, ayıp, günah, kötü gibi toplumsal bakış açılarını öğretmek de bu nedenle neredeyse olanaksızdır. mesela 4 yaşındayken karıncaları ayağıyla ezen bir oğlana "yapma onlara da yazık" demek beyhudedir. anlamaz çünkü. 4 yaşındaki bir talihsiz çocuğa yakınlarının ölümünü de anlatabilmek imkansızdır. çünkü kendisiyle birleşik algılıyor koca dünyayı.

9-11 yaş aralığında yasak, ayıp, günah, kötü vesaire gibi kavramlar üzerinden çocuğa doğru davranışlar öğretilebilir çünkü dünyanın kendi uzantısı olmadığının ayrımına varmıştır artık. başka canlıların da acı duyabildiğini anlayabilir. dahası hatalı bir şey yaptığında başkalarının onu "kınaması" bir anlam ifade eder çünkü başkalarından ayrı biri olduğunun yavaş yavaş ayırdına varabilmektedir. yahut başkalarından takdir görmeyi de kavrayabilir.

işte böyle böyle; davranışlarımıza verdiği tepkilerle iyi ve kötü olanı öğretir bize ebeveynimiz. zamanla bunları içselleştirip tutumlara dönüştürürüz. kimse söylemese de yanlış olduğu bize öğretilen bir şeyi yaptığımızda suçluluk duyarız: yani vicdanımız oluşmuştur sonunda! başımızda annemiz olmasa bile kediye vurmayız. hatta 11-12 yaşında evrensel olarak kötü kabul edilen bir çok şeyi ayıplamayı, kınamayı da öğrenmiş oluruz.

ne yaparsa yapsın sürekli alkışlanan bir çocuğun maalesef iyi ve kötünün ayırdına varması çok zordur. tutarsız bir şekilde ebeveynin bir davranışı keyfine göre kah onaylayıp kah yerdiği durumlardaysa çocuk yine öğrenemez neyin doğru olduğunu. ana ve babanın aynı davranışa farklı tepkiler vermesi ise bu anlamda tam bir faciadır çünkü zihninde yoğun bir karmaşaya neden olur çocuğun. doğru bulunan davranışları öğrenip kendi tutumlarını yani kendi vicdanını oluşturamazsa bir daha yaşamı boyunca suçluluk duygusu hissetmeyen biri olabilir. salt kendi varlığı üzerinden dünyayı yorumlayan bir adet dr.lecture çıkabilir o şanssız çocuktan.
devamını gör...

romanları araştırma incelemeye dayalıdır.
kitaplarında kişi ve çevresinin yaşamını detaylıca inceler.
seramik sanatçısı füreya koral’ı ve hepsi de ünlü olan akrabalarını anlattığı füreya, türkan saylan’ı yaşam ve ideallerini öyküleştirdiği kitabı türkan, sevdiğim kitaplarıdır.
adı aylin’i iki kez denememe karşın okuyamadım; yapay bir hava aldım kurgusunda.
devamını gör...

gölbaşı
bir ankara sayfiyesi
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

küfürsüz başlık ve tanımları, muhafazakarlık olarak yorumlayan başlık.
devamını gör...

uzaktan kumandalı televizyonların olmadığı dönemde evdeki çocuklar uzaktan kumanda niyetine kullanılıyordu.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
aşk mı? o da ne?
devamını gör...

darısı ayçiçek yağına demek istediğim başlıktır.
ahahahahah ülkeden ay çiçek yağı için indirim istedim.
şaka gibi ama şaka değil maalesef.
devamını gör...

tüm gün 'susuzluk zor' diye gezecektir.
devamını gör...

seni anlatabilmek seni
iyi çocuklara
kahramanlara
seni anlatabilmek seni
namussuza
haldan bilmez
kahpe yalana
art arda kaç zemheri
kurt uyur
kuş uyur
zindan uyurdu
dışarda gürül gürül akan bir dünya
bir ben uyumadım
kaç leylim bahar
hasretinden prangalar eskittim
saçlarına kan gülleri takayım
bir o yana
bir bu yana
seni bağırabilsem seni
dipsiz kuyulara
akan yıldıza
bir kibrit çöpüne varana
okyanusun en ıssız dalgasına
düşmüş bir kibrit çöpüne
yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin
yitirmiş öpücükleri
payı yok
apansız inen akşamdan
bir kadeh, bir cıgara
dalıp gidene
seni anlatabilsem seni
yokluğun cehennemin öbür adıdır
üşüyorum kapama gözlerini... *
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim