pivot santrafor
futbolda sırtı kaleye dönük oynayabilen, yanında oynayan diğer santrafor ya da kendine yakın oynayan kenar forvetlere pozisyon hazırlayabilen, genel olarak 1,80 cm ve üstü boya sahip ileri uç oyuncularına verilen isim. yakın zaman için en büyük örneklerinden biri şuan çin de oynayan solomon rondon'dur. bu tip futbolcular halen gelişen futbolda kendilerine rahatça yer bulabiliyor yani hiç değilse benim gözlemlerim o şekilde. misal salomon rondon'un newcastle yıllarından örnekleyecek olursak: newcastle unitied 5-4-1 taktiğini aşırı derecede defansif oynayan bir takımdı ve ileri uç oyuncusu olan rondon'un bu oyunda rolü gerçekten çok büyüktü.
şöyle ki: kontra ataklarda ileriye top atıldığı zamanlarda sprinter kanat oyuncuları rakibin en ölü noktalarına doğru koşu atarken rondon insanüstü bir mücadele ile topu ayağında sırtı kaleye dönük şekilde saklıyor ve servisi yapması gerektiği anda kanat yada geriden gelen merkez orta sahaya topu aktarıp ceza sahasına doğru koşu atıyordu. newcastle bu şekilde epey maç kazanarak 2018-2019 sezonunda ligde orta sıralarda kalmayı başarmıştı.
bu performansa 32 maçta 11 gol ve 7 asist yapan rondon en önemli katkıyı sağlamıştı. ve bu sezonun sonunda bonservisini elinde bulunduran west bromwich albion takımına 17 milyon sterlin gibi bir para kazandırarak çin'e trasfer olmuştu.
şöyle ki: kontra ataklarda ileriye top atıldığı zamanlarda sprinter kanat oyuncuları rakibin en ölü noktalarına doğru koşu atarken rondon insanüstü bir mücadele ile topu ayağında sırtı kaleye dönük şekilde saklıyor ve servisi yapması gerektiği anda kanat yada geriden gelen merkez orta sahaya topu aktarıp ceza sahasına doğru koşu atıyordu. newcastle bu şekilde epey maç kazanarak 2018-2019 sezonunda ligde orta sıralarda kalmayı başarmıştı.
bu performansa 32 maçta 11 gol ve 7 asist yapan rondon en önemli katkıyı sağlamıştı. ve bu sezonun sonunda bonservisini elinde bulunduran west bromwich albion takımına 17 milyon sterlin gibi bir para kazandırarak çin'e trasfer olmuştu.
devamını gör...
okuyana ilaç olacak sözler
sen, seni anlayana mucizesin.
devamını gör...
sait faik abasıyanık
balıkları öpen yazardır. “ mesleğini soranlara ‘balıkçıyım’ diyip, yakaladığı balık küçük olunca onu öper ve tekrar denize atarmış. yanındaki rum balıkçı, “balık öpülür mü be sait!” deyince şu cevabı vermiş: “olsun, bu denizde benim öptüğüm bir balık dolaşıyor artık”.*
nasıl bir naif düşüncedir dedirtir.
nasıl bir naif düşüncedir dedirtir.
devamını gör...
bir kadını kırmadan ona şişman olduğunu söylemek
neden bir kadına şişman olduğunu söylemeniz gerekir ki?
devamını gör...
yazarların bugün insanlık için yaptığı şeyler
bir eğitimci olarak ölçek geliştiren bir hocama yardımcı oldum. benim kendime katkı sağlamam demek, binlerce gence katkı sağlamam demek.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
umut ile umutsuzluğun karşı karşıya..
sürekli bir içsel çatışma içinde. ben hangisi olmalıyım kendime bunu yapmamalıyım deyip umut balonunu tutmakla boğuşuyorsun. tamam her şey'i yapabilecek güçteyim ama başarısızlık, beceriksizlik ve ait olamama duygusu hırpalamaz mı insanı? katlanamadığın düşünceler seni yeterince zorlarken devam edilmesi gereken hayatı düşünmek. o kadar yüzeysel, duygusuzca temel iç güdülerinle güdülmeyi beklemek bana cazip gelmiyor. bir arayışımız var ama belli sınırlar içinde. yeterince özgür kararlar verememek hem cesaretsizliğin hem daha kötüsü olma korkusuna düşürüyor. korkularla yaşıyorum. bunu yazarken ilk defa yaşıyoruz demeden kendim ile yüzleşerek yazdım. benim korkularım sahip çıkarım onlara. umudum var benim onları yenmeye olan inancım diyelim. sınırlardan çıkasım geliyor yüreğim pır pır ve yüreğim her defasında ağzımda. bu iki duyguyuda çok güçlü yaşıyorum. hem umudu hem umutsuzluğu..
sürekli bir içsel çatışma içinde. ben hangisi olmalıyım kendime bunu yapmamalıyım deyip umut balonunu tutmakla boğuşuyorsun. tamam her şey'i yapabilecek güçteyim ama başarısızlık, beceriksizlik ve ait olamama duygusu hırpalamaz mı insanı? katlanamadığın düşünceler seni yeterince zorlarken devam edilmesi gereken hayatı düşünmek. o kadar yüzeysel, duygusuzca temel iç güdülerinle güdülmeyi beklemek bana cazip gelmiyor. bir arayışımız var ama belli sınırlar içinde. yeterince özgür kararlar verememek hem cesaretsizliğin hem daha kötüsü olma korkusuna düşürüyor. korkularla yaşıyorum. bunu yazarken ilk defa yaşıyoruz demeden kendim ile yüzleşerek yazdım. benim korkularım sahip çıkarım onlara. umudum var benim onları yenmeye olan inancım diyelim. sınırlardan çıkasım geliyor yüreğim pır pır ve yüreğim her defasında ağzımda. bu iki duyguyuda çok güçlü yaşıyorum. hem umudu hem umutsuzluğu..
devamını gör...
fair play ödülü
mevcut ligimizde şuan önde olan takım trabzonspor ligin en centilmeni olarak görülüyor.
ligin en hırçını ise fatih karagümrük.
ligin en hırçını ise fatih karagümrük.
devamını gör...
sözlüğün müslüman kaynaması
son zamanlarda iyice hissettiğim olay. elbette bu bir sorun değil ama beni şaşırtmıştır. çünkü buraya üye olan çoğu kişi ekşi sözlükten gelmiştir* ve ekşi neredeyse tamamen inançsızlardan oluşur.acaba inançlı olanlar buraya geldi de inançsızlar orda mı kaldı?
devamını gör...
sözlüğün primci tiplerle dolu olması
kirli bir pencereden bakıp etrafı temiz göremezsin.
devamını gör...
şişenin içine gemiyi nasıl sokuyorlar sorunsalı
gemiyi karadan yürütenler var demek istediğim başlıktır.
adamlar gemiyi karadan yürütmüş şaşırdığınız şeye bak yahu ahahah.
adamlar gemiyi karadan yürütmüş şaşırdığınız şeye bak yahu ahahah.
devamını gör...
capitalism: a love story
filmin eksikleri var ve kesinlikle moore'un çok daha derin, bilimsel, etkili bir iş çıkarabileceğini biliyoruz. özellikle filmin sonlarına doğru yapılan kapitalizm'in karşısında demokrasiyle çıkınız çağrısı kesinlikle moore'un amaçladığı bir çağrı değildi. ancak toplumu dürtmek, kaşımak ve bunu yaparken korkutmamak adına gerçeklerden biraz olsun kırpmış olduğunu gördük.
''demokrasi'' dedikten sonra film çabucak bitirilip aslında enternasyonal marşla sonlandırılması tek çare ''devrim'' demenin bir başka yoluydu.
filmin en beğendiğim özelliği ise üslubu ve söylemesi gereken her şeyi gerçeklere dayandırarak göze sokması idi.
''demokrasi'' dedikten sonra film çabucak bitirilip aslında enternasyonal marşla sonlandırılması tek çare ''devrim'' demenin bir başka yoluydu.
filmin en beğendiğim özelliği ise üslubu ve söylemesi gereken her şeyi gerçeklere dayandırarak göze sokması idi.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
ilk sifonu 1989'da gördüm. "bu ne la tuvaletin üstünde zincirli alamet şey?" diye zinciri çektiğimle suyun şaldır şaldır boşalması bir oldu. "evi b.klu su basacak anaaaaa!!!" diye kaçmıştım.
devamını gör...
bugün keşke yaşasaydı denilen müzisyen
neşe, dert, aşk neşet ertaş.
devamını gör...
moderasyonun hiçbir işe yaramaması
kesinlikle katıldığım başlık olmuştur. 2 kişinin yapacağı göreve 10 kişilik kadro ataması yapılmış kimin vergileriyle senin benim. bunlar hortumu kendilerine bağlamışlar kendilerine... tüyü bitmemiş yetimin hakkı var orda be.
büyükler boşa dememiş ama armut dibine düşer diye. liyakat konusuna hele hiç değinmiyorum bile zaten.. ben emeğimle hakkımla 4 senelik uluslarası ilişkiler okudum bir de üstüne açık öğretimden kamu yönetimi bitti. inanın şurda o pozisyonu en çok hakeden kişilerden biriyim.
adama diyorum ki abi eleman lazım mı?
bakarız “hehe” deyip geçiştiriyor.
büyükler boşa dememiş ama armut dibine düşer diye. liyakat konusuna hele hiç değinmiyorum bile zaten.. ben emeğimle hakkımla 4 senelik uluslarası ilişkiler okudum bir de üstüne açık öğretimden kamu yönetimi bitti. inanın şurda o pozisyonu en çok hakeden kişilerden biriyim.
adama diyorum ki abi eleman lazım mı?
bakarız “hehe” deyip geçiştiriyor.
devamını gör...
kürtçe şarkılar veri tabanı
#1673077 mikocuğum*
buralarda civan haco'yu çok duyuyorum birazdan ilk kez dinleyeceğim.
rewşan diyeyim gule ve gulizera min güzel şarkılar
mehmet atlı'yı buraya gelmeden önce "karanfil eker misin" şarkısı ile tanımıştım. zazaca söylüyor olabilir. bu konuda benim hala aklım biraz karışık*. "şino nino" genelde tatlı videolara fon olarak kullanılıyor ama sözlerinin o tatlı videolarla ilgisi yok*. bu şarkıyı seviyorum:"wenda". sıklıkla dinlediklerim de bu arkadaşlar: nergiz, gelawej
grup ekin- tu evin kürtçeye bu şarkıyla başladım *
buralarda civan haco'yu çok duyuyorum birazdan ilk kez dinleyeceğim.
rewşan diyeyim gule ve gulizera min güzel şarkılar
mehmet atlı'yı buraya gelmeden önce "karanfil eker misin" şarkısı ile tanımıştım. zazaca söylüyor olabilir. bu konuda benim hala aklım biraz karışık*. "şino nino" genelde tatlı videolara fon olarak kullanılıyor ama sözlerinin o tatlı videolarla ilgisi yok*. bu şarkıyı seviyorum:"wenda". sıklıkla dinlediklerim de bu arkadaşlar: nergiz, gelawej
grup ekin- tu evin kürtçeye bu şarkıyla başladım *
devamını gör...
samsun’da sokak ortasında eşi tarafından şiddete uğrayan kadın
böyle bir olaya tanık olsam ne yaparım en ufak fikrim yok. çünkü daha önce defalarca tanık oldum, her birinde farklı bir aksiyon aldım fakat hangisi doğruydu bilmiyorum.
eşinin saçlarından tutup diğer eliyle kafasına vuran bir adama arkadan yaklaşıp kollarını tuttum, beni ittirdi ve yere fırlattı. olay çözüldüğünde polis merkezinde polis bana "böyle şeylere karışma, dönüp sana da saldırsaydı ne yapacaktın? karışma" dedi.
başka bir olayda komşumun evinden çığlıklar yükseliyordu, polisi aradım, geldi. aşağıdaydım, polise daireyi tarif ettim. polis girdi adamla kadını kolundan tuttu arabaya bindirdi. arabaya giderken kadın bana bakıp "sen mi aradın polisi .....çocuğu, görürsün sen" gibi bir cümle kurdu. ertesi gün evlerine geri göndermiş polisler bunları. orada geçici süre kalıyordum, kaldığım süre boyunca da mümkün olduğunca çıkmadım evden, korktum.
başka bir olayda bir parkta sevgilisini saçlarından tutup yerlerde sürükleyen birine denk geldim, uzaktaydım biraz, bağırdım. gençti saldırgan. bana doğru döndü, 4-5 adım attı, elinde parlayan bıçağı gördüm. yoluma devam ettim az ilerde polisi aradım ve izlemeye koyuldum kuytu bi yerden. çocukla kız yan yana gittiler polis gelmeden. kız ne bağırdı ne kaçmaya çalıştı. saçlarını düzeltiyordu. polis de geldi, arabayla parkın etrafında tur attı gitti.
başka bir olayda bir kitapçıda karısının kafasına kitapla vuran bir adamı durdurmaya çalıştım, çalışanlar geldi "karışma sen biz polisi aradık" dediler uzaklaştırdılar beni. adam da kadının kafasına vurmaya devam etti, çalışanlar da uzaktan adama bağırdılar, başka hiçbir şey yapmadılar.
üniversiteye ilk başladığım yıllarda yurtta kalıyordum, yurt da epey kötü bir yerdeydi: uyuşturucu, cinayet, hırsızlık alayı vardı. ismi duyulmuş bir semtti zaten. devasa bir park vardı. orada iki çocuğun bir kıza saldırdığını gördüm, kız birinin sevgilisiydi sanırım. korktum yaklaşamadım, çünkü berbat bir mahalleydi ve saldırganların tipleri de biraz tuhaftı. polisi aradım, 23 dakika sonra geldi polis siren çala çala. saldırganlar saldırmayı bırakıp birisi kızın kolunu tuttu, diğeri de başka bir şeyle ilgileniyormuş gibi yaptı. polis parkın etrafında arabayla bir tur atıp gitti.
başka bir olayda çarşının orta yerinde karısını arabadan tartaklayarak çekip yere fırlatıp tekmeleyen bir adam görmüştüm. işlek bir yerdeydi. çevredekiler bağırıyordu, kimse müdahil olmadı ama. 30'larının başlarında bir adam atıldı saldırganın üstüne, saldırgan savuşturdu onu, sonra çektiği bıçağı sapladı adama. karnını tutan adam yere yığıldı, 10dk sonra polis geldi ambulans geldi herkesi topladı gitti.
mahallede apartmanın önünde karısına saldıran 30'larında bir adamı tüm mahalleli camdan izledi. ötedeki apartmanda 4. katta oturan bir adam elinde kürekle indi 5-10 dk sonra. saldırgana vurdu bi' tane. sonra kadın girdi araya, kocasına siper oldu, eve götürdü.
sevgilisine saldıran bir liseli/üniversiteli gördüm, kuytu bir yerdi. çocuğa bağırdım, küfürler savurdu bana. gittim üstüne, bana döndü saldırmaya kalktı. kız kolundan tuttu çocuğu yapma diye. çok canım sıkkındı zaten o gün. çocuğa laf attım bilerek, saldırmaya çalışsın istedim, saldırdı da. sonra savuşturdum, dövdüm. dinlene dinlene dövdüm, ciddiyim. yarım saat civarı. çocuğun gözünü hırs bürümüştü, yerlerde yuvarlanıyor ama küfür etmekten ağzından köpükler saçmaktan geri durmuyordu. çocuk yere yuvarlandıkça kız, çocuğun üstüne atıldı kaşına gözüne baktı. çocuk kızı kenara itip bana saldırmaya devam etti her seferinde. çocuğun kalkacak dermanı kalmayana kadar dövdüm. kaşını gözünü patlamadım, en fazla kolunda bacağında morluklar olmuştur. yoruldu zaten dayak yemekten. en son "bu kıza ya da başka birine saldırdığını görürsem bir daha böyle bırakmam, dahasını yaparım" dedim*. kız da beni itmeye, uzaklaştırmaya falan çalıştı. kızı da tuttum kolundan evine götürdüm, dedim ben teslim etmeyeyim ailene sokağın başında bekliyorum, sen kendin git. gitti sonra.
bu ve bunun gibi bir sürü şey daha... bizzat aile içinde de küçüklüğümden beri çok fazla şiddete tanık oldum. fakat halâ nasıl aksiyon alınır kestiremiyorum. söyleyeceğim tek bir şey var: böyle bir şeyi deneyimlemedikten sonra buraya "ben olsam şöyle yapardım böyle yapardım" demek inanın çok kolay oluyor. bu yüzden olaya müdahil olana da olmayana da kızamıyorum ben.*
çözüm ne inanın bilmiyorum.
ekleme: yaşadığım olaylarda saldırıya uğrayan kadınları asla suçlamıyorum yanlış anlaşılmasın. polisi de suçlayamıyorum. babam emekli polis memuru, yılların polisi. yaşadığı bin türlü olay var buna benzeyen. söylediği tek bir şey var: bu tür şiddet olaylarının %99'unda kabak polisin başına patlıyor. şiddete uğrayanların büyük çoğunluğu* karakolda polise saldırıyormuş, "neden geldiniz, işinize baksanıza siz" diye... anlamak çok güç gerçekten...
ekleme: bu tür olaylar sadece türkiye'de yaşanıyor zannediyorsanız yanılıyorsunuz. bu, insanlığın ortak sorunu.

eurostat’ın rakamlarına göre, kadına şiddetin her alanda yaygın olarak görüldüğü fransa’da 2019 yılı başından bu yana en az 130 kadın eski eşi ya da sevgilisi tarafından öldürüldü. bu rakam 2017 yılında 123 kadın iken, geçtiğimiz sene ise 108 olarak kayıtlara geçti.
fransa'da her yıl yaklaşık 200 bin kadının şiddet mağduru olduğu ifade ediliyor.
almanya’’da “kadına yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele günü” kapsamında yayımlanan rakamlar da ülkede kadına şiddetin büyük bir sorun olduğunu ortaya koydu.
ülkede 2018 yılında tecavüz, taciz ve zorla fuhuş mağduru 114 binden fazla kadın olduğu belirtilirken, yine geçen sene üç günde bir kadının yani 122 kadının öldürüldüğü duyuruldu.
italya’da ise italyan araştırma enstitüsü tarafından yayınlanan rakamlarda kadın cinayetlerinin artış gösterdiği belirtildi. son beş yılda 538 bin kadının eşleri tarafından fiziksel veya cinsel istismar gördüğünü duyuran enstitü, geçen sene 142 kadının öldürüldüğünü açıkladı.
bu arada romanya ise milyon kişi başına düşen kadın cinayeti sayısında 4.3‘lük oranla avrupa’nın en yüksek seviyesine sahip. buna göre, romanya’yı 4.2 ile macaristan, 3.6 ile ise cinsiyet eşitliği bakımından örnek gösterilen finlandiya takip ediyor.
eşinin saçlarından tutup diğer eliyle kafasına vuran bir adama arkadan yaklaşıp kollarını tuttum, beni ittirdi ve yere fırlattı. olay çözüldüğünde polis merkezinde polis bana "böyle şeylere karışma, dönüp sana da saldırsaydı ne yapacaktın? karışma" dedi.
başka bir olayda komşumun evinden çığlıklar yükseliyordu, polisi aradım, geldi. aşağıdaydım, polise daireyi tarif ettim. polis girdi adamla kadını kolundan tuttu arabaya bindirdi. arabaya giderken kadın bana bakıp "sen mi aradın polisi .....çocuğu, görürsün sen" gibi bir cümle kurdu. ertesi gün evlerine geri göndermiş polisler bunları. orada geçici süre kalıyordum, kaldığım süre boyunca da mümkün olduğunca çıkmadım evden, korktum.
başka bir olayda bir parkta sevgilisini saçlarından tutup yerlerde sürükleyen birine denk geldim, uzaktaydım biraz, bağırdım. gençti saldırgan. bana doğru döndü, 4-5 adım attı, elinde parlayan bıçağı gördüm. yoluma devam ettim az ilerde polisi aradım ve izlemeye koyuldum kuytu bi yerden. çocukla kız yan yana gittiler polis gelmeden. kız ne bağırdı ne kaçmaya çalıştı. saçlarını düzeltiyordu. polis de geldi, arabayla parkın etrafında tur attı gitti.
başka bir olayda bir kitapçıda karısının kafasına kitapla vuran bir adamı durdurmaya çalıştım, çalışanlar geldi "karışma sen biz polisi aradık" dediler uzaklaştırdılar beni. adam da kadının kafasına vurmaya devam etti, çalışanlar da uzaktan adama bağırdılar, başka hiçbir şey yapmadılar.
üniversiteye ilk başladığım yıllarda yurtta kalıyordum, yurt da epey kötü bir yerdeydi: uyuşturucu, cinayet, hırsızlık alayı vardı. ismi duyulmuş bir semtti zaten. devasa bir park vardı. orada iki çocuğun bir kıza saldırdığını gördüm, kız birinin sevgilisiydi sanırım. korktum yaklaşamadım, çünkü berbat bir mahalleydi ve saldırganların tipleri de biraz tuhaftı. polisi aradım, 23 dakika sonra geldi polis siren çala çala. saldırganlar saldırmayı bırakıp birisi kızın kolunu tuttu, diğeri de başka bir şeyle ilgileniyormuş gibi yaptı. polis parkın etrafında arabayla bir tur atıp gitti.
başka bir olayda çarşının orta yerinde karısını arabadan tartaklayarak çekip yere fırlatıp tekmeleyen bir adam görmüştüm. işlek bir yerdeydi. çevredekiler bağırıyordu, kimse müdahil olmadı ama. 30'larının başlarında bir adam atıldı saldırganın üstüne, saldırgan savuşturdu onu, sonra çektiği bıçağı sapladı adama. karnını tutan adam yere yığıldı, 10dk sonra polis geldi ambulans geldi herkesi topladı gitti.
mahallede apartmanın önünde karısına saldıran 30'larında bir adamı tüm mahalleli camdan izledi. ötedeki apartmanda 4. katta oturan bir adam elinde kürekle indi 5-10 dk sonra. saldırgana vurdu bi' tane. sonra kadın girdi araya, kocasına siper oldu, eve götürdü.
sevgilisine saldıran bir liseli/üniversiteli gördüm, kuytu bir yerdi. çocuğa bağırdım, küfürler savurdu bana. gittim üstüne, bana döndü saldırmaya kalktı. kız kolundan tuttu çocuğu yapma diye. çok canım sıkkındı zaten o gün. çocuğa laf attım bilerek, saldırmaya çalışsın istedim, saldırdı da. sonra savuşturdum, dövdüm. dinlene dinlene dövdüm, ciddiyim. yarım saat civarı. çocuğun gözünü hırs bürümüştü, yerlerde yuvarlanıyor ama küfür etmekten ağzından köpükler saçmaktan geri durmuyordu. çocuk yere yuvarlandıkça kız, çocuğun üstüne atıldı kaşına gözüne baktı. çocuk kızı kenara itip bana saldırmaya devam etti her seferinde. çocuğun kalkacak dermanı kalmayana kadar dövdüm. kaşını gözünü patlamadım, en fazla kolunda bacağında morluklar olmuştur. yoruldu zaten dayak yemekten. en son "bu kıza ya da başka birine saldırdığını görürsem bir daha böyle bırakmam, dahasını yaparım" dedim*. kız da beni itmeye, uzaklaştırmaya falan çalıştı. kızı da tuttum kolundan evine götürdüm, dedim ben teslim etmeyeyim ailene sokağın başında bekliyorum, sen kendin git. gitti sonra.
bu ve bunun gibi bir sürü şey daha... bizzat aile içinde de küçüklüğümden beri çok fazla şiddete tanık oldum. fakat halâ nasıl aksiyon alınır kestiremiyorum. söyleyeceğim tek bir şey var: böyle bir şeyi deneyimlemedikten sonra buraya "ben olsam şöyle yapardım böyle yapardım" demek inanın çok kolay oluyor. bu yüzden olaya müdahil olana da olmayana da kızamıyorum ben.*
çözüm ne inanın bilmiyorum.
ekleme: yaşadığım olaylarda saldırıya uğrayan kadınları asla suçlamıyorum yanlış anlaşılmasın. polisi de suçlayamıyorum. babam emekli polis memuru, yılların polisi. yaşadığı bin türlü olay var buna benzeyen. söylediği tek bir şey var: bu tür şiddet olaylarının %99'unda kabak polisin başına patlıyor. şiddete uğrayanların büyük çoğunluğu* karakolda polise saldırıyormuş, "neden geldiniz, işinize baksanıza siz" diye... anlamak çok güç gerçekten...
ekleme: bu tür olaylar sadece türkiye'de yaşanıyor zannediyorsanız yanılıyorsunuz. bu, insanlığın ortak sorunu.

eurostat’ın rakamlarına göre, kadına şiddetin her alanda yaygın olarak görüldüğü fransa’da 2019 yılı başından bu yana en az 130 kadın eski eşi ya da sevgilisi tarafından öldürüldü. bu rakam 2017 yılında 123 kadın iken, geçtiğimiz sene ise 108 olarak kayıtlara geçti.
fransa'da her yıl yaklaşık 200 bin kadının şiddet mağduru olduğu ifade ediliyor.
almanya’’da “kadına yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele günü” kapsamında yayımlanan rakamlar da ülkede kadına şiddetin büyük bir sorun olduğunu ortaya koydu.
ülkede 2018 yılında tecavüz, taciz ve zorla fuhuş mağduru 114 binden fazla kadın olduğu belirtilirken, yine geçen sene üç günde bir kadının yani 122 kadının öldürüldüğü duyuruldu.
italya’da ise italyan araştırma enstitüsü tarafından yayınlanan rakamlarda kadın cinayetlerinin artış gösterdiği belirtildi. son beş yılda 538 bin kadının eşleri tarafından fiziksel veya cinsel istismar gördüğünü duyuran enstitü, geçen sene 142 kadının öldürüldüğünü açıkladı.
bu arada romanya ise milyon kişi başına düşen kadın cinayeti sayısında 4.3‘lük oranla avrupa’nın en yüksek seviyesine sahip. buna göre, romanya’yı 4.2 ile macaristan, 3.6 ile ise cinsiyet eşitliği bakımından örnek gösterilen finlandiya takip ediyor.
devamını gör...
sözlük yazarlarının bugün öğrendikleri
herkesi memnun etmek zorunda değilmişiz.
devamını gör...


