kitap alıntıları
"kedi ulaşamadığı ciğere mundar dermiş. iyi bir şey aslında. kimisi de "ya o ciğer bambaşkaydı be, onun gibisini bir daha bulamam" deyip depresyona giriyor."
psikoterapist h. alp karaosmanoğlu
psikoterapist h. alp karaosmanoğlu
devamını gör...
tanımlarını okuyarak bir yazara aşık olmak
instagram'dan twitter'dan düşüremeyip sözlüklerden kız düşürmeye çalışan keko beyanı.
devamını gör...
arven
tanımlarını beğendiğim ve takibe aldığım yazar arkadaşımızdır kendileri, nice güzel tanımlara.
devamını gör...
sürü psikolojisi
toplumsal hareketleri baz alarak söyleyecek olursak gustava le bon'un klasik toplumsal hareketlerde öne sürmüş olduğu kavramın adıdır. insanlarin irrasyonel canlılar olmasından kaynaklı olarak duygularıyla hareket ettiğini söylemiştir düşünür. bunun yanında insanların birbirlerini de etkilediklerini söyleyebiliriz. asil vurucu nokta da insanların birbirlerini etkilemeleridir. aslında gustave le bon burada toplumsal hareketleri olumlamamakla beraber aşırı bir eleştiride de bulunmuştur çünkü ona göre bir toplumun zekasını o toplumdaki en düşük zekalı insanın zekasına eşittir.
gustava le bon un bunlari 1800lu yillarda söylediğini düşünecek olursak o dönemlerde var olan devlet yapılarının söz söyleyen insanların genelde üst sınıflarda yer alan insanların olduğunu söyleyebiliriz. ve bu insanların tabi ki devlete karsi ortaya çıkan hak iddialarında devletin yanında olamalari çok olasıdır. bununla beraber fransız ihtilali'nin ardindan ortaya çıkan uygulamalarından bu söylemi doğrulayacak yani vardır. fransız ihtilali'nin ardindan fransız sokaklarında kanlar akacağı boyutta giyotinle idamlar olmuştur bu da ihtilali yapan topluluğun zekasının gerçekten o toplumdaki insanların en düşük zekalısına eşit olduğunu göstermektedir.
yeni toplumsal hareketleri düşündüğümüzde ise durum daha farklıdır. insanların artık ciddi bir kimlik dertleri vardır, devletlerin yapısı da hala sınıfsal yapı devam etmekle birlikte bu sınıfsal yapı çok katmanlı hal almıştır. bu da insanlarin artık devletin ihlal ettiği haklara karşı bir arada yer aldıkları hareketleri ortaya çıkarmıştır. bunu daha sonra başka bir başlık (yeni toplumsal hareketler) altında inceyebiliriz.
gustava le bon un bunlari 1800lu yillarda söylediğini düşünecek olursak o dönemlerde var olan devlet yapılarının söz söyleyen insanların genelde üst sınıflarda yer alan insanların olduğunu söyleyebiliriz. ve bu insanların tabi ki devlete karsi ortaya çıkan hak iddialarında devletin yanında olamalari çok olasıdır. bununla beraber fransız ihtilali'nin ardindan ortaya çıkan uygulamalarından bu söylemi doğrulayacak yani vardır. fransız ihtilali'nin ardindan fransız sokaklarında kanlar akacağı boyutta giyotinle idamlar olmuştur bu da ihtilali yapan topluluğun zekasının gerçekten o toplumdaki insanların en düşük zekalısına eşit olduğunu göstermektedir.
yeni toplumsal hareketleri düşündüğümüzde ise durum daha farklıdır. insanların artık ciddi bir kimlik dertleri vardır, devletlerin yapısı da hala sınıfsal yapı devam etmekle birlikte bu sınıfsal yapı çok katmanlı hal almıştır. bu da insanlarin artık devletin ihlal ettiği haklara karşı bir arada yer aldıkları hareketleri ortaya çıkarmıştır. bunu daha sonra başka bir başlık (yeni toplumsal hareketler) altında inceyebiliriz.
devamını gör...
sözlükteki herkesi istanbullu sanmak
başlarda öyle sanıyordum allah affetsin!
devamını gör...
çocuğu hangi spora başlatmalıyım sorunsalı
birlik beraberlik, paylaşma ve iletişim yönünden gelişmesi için özellikle takım sporlarına verilmesi gerektiğini düşünüyorum. bu yönden de özellikle voleybol ve basketbolun çok faydalı olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...
ütopya
felsefi tanımı “tasarlanmış ideal devlet düzeni” sözlük tanımı “gerçekleştirilmesi imkânsız tasarı veya düşünce” olan kelimedir. aynı zamanda thomas moore’nin kitabıdır.
peki neden ütopyalar gerçekleştirilemeyecek bir hayal ürünüdür?
çünkü insan her ne kadar kendisine homo sapiens yani düşünebilen insan dese de aslında pek rasyonel değildir. dolayısıyla komün bir sistem özellikle dış rekabet etkisiyle birlikte uzun süre ayakta kalamaz.
çünkü insan yapı itibariyle bencildir. insanlık milyonlarca yıllık bir evrimsel süreç sonucunda üstün özellikler kazanabilmiştir ve bu süreç sonucunda kendi çıkarlarını duygusal bir neden olmadığı sürece her şeyin üzerinde tutmuştur. dolayısıyla mutlak mutluluğu sağlamak amacıyla bir kişiye veya kuruma verilen yetki en nihayetinde kötüye kullanılacaktır. bu yüzden denetleme mekanizması zayıf sosyalizm, faşizm gibi ideolojiler ideal olmaktan çok uzaktır.
çünkü mutlak mutluluk sağlanamaz. elbet çıkarların çatışacağı bir durum olacak ve mutlak mutluluk bozulacaktır. örneğin üremenin kontol edilmediği, eğitim seviyesi düşük devletlerde devlete artı değer katmayan ve suç potansiyeline sahip çocuk fabrikası haline gelir aileler. kontrol edildiği devletlerin kötü yanlarını pek saymama gerek yok sanırım. kısaca tamamen özgürlük sonucu da sistem bozulur sıkı denetim altında da.
velhasıl kelam insan yapısı gereği ideal düzen yoktur, her ütopya adayı potansiyel bir distopyadır.
peki neden ütopyalar gerçekleştirilemeyecek bir hayal ürünüdür?
çünkü insan her ne kadar kendisine homo sapiens yani düşünebilen insan dese de aslında pek rasyonel değildir. dolayısıyla komün bir sistem özellikle dış rekabet etkisiyle birlikte uzun süre ayakta kalamaz.
çünkü insan yapı itibariyle bencildir. insanlık milyonlarca yıllık bir evrimsel süreç sonucunda üstün özellikler kazanabilmiştir ve bu süreç sonucunda kendi çıkarlarını duygusal bir neden olmadığı sürece her şeyin üzerinde tutmuştur. dolayısıyla mutlak mutluluğu sağlamak amacıyla bir kişiye veya kuruma verilen yetki en nihayetinde kötüye kullanılacaktır. bu yüzden denetleme mekanizması zayıf sosyalizm, faşizm gibi ideolojiler ideal olmaktan çok uzaktır.
çünkü mutlak mutluluk sağlanamaz. elbet çıkarların çatışacağı bir durum olacak ve mutlak mutluluk bozulacaktır. örneğin üremenin kontol edilmediği, eğitim seviyesi düşük devletlerde devlete artı değer katmayan ve suç potansiyeline sahip çocuk fabrikası haline gelir aileler. kontrol edildiği devletlerin kötü yanlarını pek saymama gerek yok sanırım. kısaca tamamen özgürlük sonucu da sistem bozulur sıkı denetim altında da.
velhasıl kelam insan yapısı gereği ideal düzen yoktur, her ütopya adayı potansiyel bir distopyadır.
devamını gör...
mint yeşili
mavi rengi çıkarılmış turkuaz rengi diye tarif edelim. instagram görsellerinde kızların yeni akım oje rengi olarak da aşina olduğumuz bir renk.
devamını gör...
bogdan bogdanovic
canlı olarak çok seyretme fırsatım oldu. kafayı sallıyorsa rakip hapı yutmuştur, kafa sallama ritüelini şöyle anlatmıştır:
devamını gör...
çarıklı erkanıharp
eğitim görmemiş ve bunun yanında da çok kurnaz ve başkalarını aldatıcı planlar yapan kişi.
devamını gör...
yakın arkadaşla sevgili olmak
bazen çok güzel ilerleyecek bir ilişkinin bazen de bir yakın arkadaşı kaybetmenin başlangıcıdır. risktir.
devamını gör...
yazılımcımızdan ne istiyoruz
yazar profiline girdiğimizde (kendimizin ya da başka bir yazarın) takip edilenleri ve takipçileri liste şeklinde görebilmek.
devamını gör...
homofobik
homofobi yapan kişi, yani eşcinsel düşmanlığı.
açıkçası insanların fikirlerini, düşüncelerini önemsemeyen birisi olarak homofobi karşısında aşırı hassasım. çok üzülüyorum. sırf bir yönelim yüzünden benden iğreniyorlar, nefret ediyorlar hatta beni darp etmek öldürmek istiyorlar.
benim ya, sokakta yanından geçerken size gülümseyen, otobüste yanına oturduğunuz, sırada arkasında beklediğiniz, arkadaşınız, ailenizden birisi, en yakınınız...
her yerdeyiz, siz sadece kendinizden uzakta olanı görüyorsunuz.
ve homofobinizi "bana ne ama sevmiyorum" adı altında meşru kılmanıza gerek yok. misal ben de kıvırcık saç sevmem ama gidip birisini kıvırcık saçlı diye dışlamam, ondan nefret etmem.
lakin siz benden nefret ediyorsunuz ve ne yazık ki bu da beni çok üzüyor.
not: kıvırcık saç bence çok süper bir şey.
açıkçası insanların fikirlerini, düşüncelerini önemsemeyen birisi olarak homofobi karşısında aşırı hassasım. çok üzülüyorum. sırf bir yönelim yüzünden benden iğreniyorlar, nefret ediyorlar hatta beni darp etmek öldürmek istiyorlar.
benim ya, sokakta yanından geçerken size gülümseyen, otobüste yanına oturduğunuz, sırada arkasında beklediğiniz, arkadaşınız, ailenizden birisi, en yakınınız...
her yerdeyiz, siz sadece kendinizden uzakta olanı görüyorsunuz.
ve homofobinizi "bana ne ama sevmiyorum" adı altında meşru kılmanıza gerek yok. misal ben de kıvırcık saç sevmem ama gidip birisini kıvırcık saçlı diye dışlamam, ondan nefret etmem.
lakin siz benden nefret ediyorsunuz ve ne yazık ki bu da beni çok üzüyor.
not: kıvırcık saç bence çok süper bir şey.
devamını gör...
van'da 70 köpeğin işkenceyle öldürülmesi
hayvanları koruma kanunu'nun, hayvanları koruyamadıkları bariz bir şekilde ortada. bu olan olaydan bağımsız olarak söylüyorum, bu olanlarda devletinde payı çok büyük. bu 70 köpeği işkence ile öldüren zaten insan falan değil, biyolojik atık falan diyeceğim ama o bile değil yani, siz doldurun altını.
devletin bu olaylarda payı ve hatası azımsanmayacak kadar çok. peki neden? hayvanları gerçekten koruyan bir yasa çıkarmıyorlar, neden çıkarmıyorlar anlamak çok güç, bir kediye işkence eden, ya da bir köpeği öldüren vesaire, alacağı cezayı zaten önceden biliyor. spor salonunun kameralarının kaydettiği olayda, hamile bir kediyi darp eden kadın kılıklı insan artığının savunmasını hatırlayın, "insana vurmadım sonuçta, bir kediye vurdum" diye hırlamıştı o insan artığı. maalesef insanımızın gözünde hayvanların bir değeri ne yazık ki yok, sorsan bir çoğu müslümanım falan der, inandıkları din ile de bir alakaları yok iki yüzlüler.
peki burada devletin üzerine düşen nedir? ilk başta şuan hizmet veren barınaklardan çok daha büyük barınaklar inşa etmek. eğitimli personeli oralarda görevlendirmek. ardından sokaktaki tüm köpekleri toplamaları şart, lütfen hayvanseverlik adı altında köpektaparlık yapıp saldırmayın, bizim insanımızda sokak hayvanlarına karşı en ufak bir saygı sevgi falan yok, sonra bu tip olaylar oluyor ve yine üzülen bizler oluyoruz. devletin bu sahipsiz hayvanları toplamasıyla görevi son bulmuyor, hayvanları koruyan ve eziyet edildiğinde ya da öldürüldüklerinde failin ağır hapis cezası alması şart. ayrıca artık bir hayvan sahiplenmek bu kadar kolay olmamalı, abd'de olduğu gibi o sahiplendiği hayvan sahiplenen kişiye zimmetlenmeli. ve eğer sahiplendiği hayvana karşı, sorumsuzca davranışları tespit edilirse ağır bir ceza ve bir daha hayvan sahiplenememe gibi yaptırımlarla cezalandırılmalı.
tabii bunlar hep hayal, bunlar tam demokratik ülkelerde olur.
devletin bu olaylarda payı ve hatası azımsanmayacak kadar çok. peki neden? hayvanları gerçekten koruyan bir yasa çıkarmıyorlar, neden çıkarmıyorlar anlamak çok güç, bir kediye işkence eden, ya da bir köpeği öldüren vesaire, alacağı cezayı zaten önceden biliyor. spor salonunun kameralarının kaydettiği olayda, hamile bir kediyi darp eden kadın kılıklı insan artığının savunmasını hatırlayın, "insana vurmadım sonuçta, bir kediye vurdum" diye hırlamıştı o insan artığı. maalesef insanımızın gözünde hayvanların bir değeri ne yazık ki yok, sorsan bir çoğu müslümanım falan der, inandıkları din ile de bir alakaları yok iki yüzlüler.
peki burada devletin üzerine düşen nedir? ilk başta şuan hizmet veren barınaklardan çok daha büyük barınaklar inşa etmek. eğitimli personeli oralarda görevlendirmek. ardından sokaktaki tüm köpekleri toplamaları şart, lütfen hayvanseverlik adı altında köpektaparlık yapıp saldırmayın, bizim insanımızda sokak hayvanlarına karşı en ufak bir saygı sevgi falan yok, sonra bu tip olaylar oluyor ve yine üzülen bizler oluyoruz. devletin bu sahipsiz hayvanları toplamasıyla görevi son bulmuyor, hayvanları koruyan ve eziyet edildiğinde ya da öldürüldüklerinde failin ağır hapis cezası alması şart. ayrıca artık bir hayvan sahiplenmek bu kadar kolay olmamalı, abd'de olduğu gibi o sahiplendiği hayvan sahiplenen kişiye zimmetlenmeli. ve eğer sahiplendiği hayvana karşı, sorumsuzca davranışları tespit edilirse ağır bir ceza ve bir daha hayvan sahiplenememe gibi yaptırımlarla cezalandırılmalı.
tabii bunlar hep hayal, bunlar tam demokratik ülkelerde olur.
devamını gör...
uykusuz kalmaya değer şeyler
radyo tiyatrosu dinlemek.
devamını gör...
nuhunkedisi
kendisi rusya'dan akrabam olur, eski mahlasımı bilenler tahmin edecektir. kendisiyle kurduğumuz bir russiandoll imalathanemiz var eh arada harçlık çıkıyor bereket versin.(bkz: swh) akrabam diye demiyorum beğenilerini eksik etmez, özellikle sabahın bu erken saatlerinde mutlu eder insanı. yazma kabiliyeti de natasha lyonne kadar olmasa da kalite de üst düzeydir.(bkz: swh) takip ediniz, pişman olana 500 karma benden!
devamını gör...
allah'ını seven üstüme toprak atsın
ilk canlı yayın deneyimleri. çok normal bence. lütfen demoralize etmeyelim yazarlarımızı *
devamını gör...
yeraltından notlar
dostoyevski'nin gregor samsa olmak isteyen yalnız ve kararsız kahramınıdır yeraltı adamı. belki de kafka'nın dönüşümü yazarkenki amacı onun şu cümlelerini gerçeklemekti: "dinlemek isteseniz de, istemeseniz de, şimdi size niçin bir haşere bile olamadığımı anlatmak istiyorum baylar. tamamıyla ciddi olarak söyleyeyim ki, böcek olmayı çoğu zaman arzuladım. yazık ki buna bile layık olamadım." "nihayet şuna geliyoruz baylar: en iyisi hiçbir şey yapmamak! bilinçli tembellik hepsinden iyi!"
devamını gör...
her entry'i beğenen yazarın amacı
umarım okuyarak beğeniyordur dediğim yazarlardır.
devamını gör...
oje bağımlılığı
sürekli oje alma durumu. tırnaklarınızı sevdiğiniz renklerde görmek mutlu ettiği için frenlemenin zor olduğunu yaşayan bilir.
devamını gör...