iz-le radyo yayını
sonbaharın bize sunduğu en güzel armağanlardan biri olacağına inandığım, izlemelere, dinlemelere doyamayacağımız, bilhassa şahsım gibi kafası delikler olarak hafta sonuna girerken zihnimize sızan güneş ışığı gibi aydınlanacağımız yayın.
devamını gör...
18 şubat 2021 apartman boşluğu yayın
programı yapanın daha çok daddy gibi gözüktüğü yayındır.
şu an için eleştirmenin anlamsız olduğu ilerideki programlarda duruma göre hep birlikte eleştiririz merak etmeyin. *
bu arada daddye sorum; beni niye söylemedin en kaliteli yazar diye yıkıldım üzüldüm kafamı filtre kahveme gömdüm boğulmayı bekliyorum.
edit: eleştiriler umrumuzda değil denildi. arkadaşlar bu tutumla yolunuz aydınlık değil sanki. eleştiriler sizin negatif yanlarınızı pozitif yapmanız için yapılıyor.
şu an için eleştirmenin anlamsız olduğu ilerideki programlarda duruma göre hep birlikte eleştiririz merak etmeyin. *
bu arada daddye sorum; beni niye söylemedin en kaliteli yazar diye yıkıldım üzüldüm kafamı filtre kahveme gömdüm boğulmayı bekliyorum.
edit: eleştiriler umrumuzda değil denildi. arkadaşlar bu tutumla yolunuz aydınlık değil sanki. eleştiriler sizin negatif yanlarınızı pozitif yapmanız için yapılıyor.
devamını gör...
ikea
mutfak aletleri konusunda tartışmasız kaliteli ve mükemmelken montaja hazır mobilyaları da bir o kadar kötü olan, her girdiğimde dekorasyon alanlarında ve mutfak ürünlerinde kendimi kaybettiğim markadır.
yiyecek bölümü de ayrıca ucuz ve hoştur.
yiyecek bölümü de ayrıca ucuz ve hoştur.
devamını gör...
yazarların şu an olmak istedikleri yerler
bebek olup annemin kucağında uyumak isterdim. zengin olup dünyayı da gezebilirdim.bir poşet,çatal,sürahi ya da herhangi bir şey... vizelere çalışan zavallı bir öğrenci olmayayım yeter
edit : vizelere çalışan zavallı öğrenci olmayı finallere çalışan sürüngen olmaya tercih edermişim
edit : vizelere çalışan zavallı öğrenci olmayı finallere çalışan sürüngen olmaya tercih edermişim
devamını gör...
vincent van gogh
van gogh ile ilgili şu güzel alıntıyı paylaşmak geçti hatırımdan.
“bugün van gogh, ona yemek vermeyecek restoranların duvarlarını, onu akıl hastanesine kapatacak doktorların muayenehanelerini ve onu hapse tıktıracak avukatların yazıhanelerini süslüyor.”
eduardo galeano
“bugün van gogh, ona yemek vermeyecek restoranların duvarlarını, onu akıl hastanesine kapatacak doktorların muayenehanelerini ve onu hapse tıktıracak avukatların yazıhanelerini süslüyor.”
eduardo galeano
devamını gör...
venüs'ün doğuşu
kıbrıslı güzeller güzel aphrodite veya venüs'ün doğuşu mitosunun görsel sanatlardaki en ünlü betimlemesi olan tablo.
bugün bile kıbrıs'ta venüs'ün denizden doğduğu rivayet edilen kayalıklara aphrodite kayalıkları deniyor. peki biz bunları nereden biliyoruz. hesiodos'un theogonia adlı eserinden. kitapta venüs'ün doğuşu ile ilgili kısım şöyledir:
oradan da denizle çevrili kıbrıs'a gitti, orada karaya çıktı güzeller güzeli tanrıça,
yürüdükçe yeşil çimenler fışkırıyordu narin ayaklarının bastığı yerden. aphrodite dediler ona tanrılar ve insanlar, bir köpükten doğmuş olduğu için’’
aphros yunanca köpük anlamına geliyor. hesiodos da bu noktaya dikkat çekmek için tanrıçaya aphrodite ismi verildiğini söylüyor. ancak aphrodite isminin kökenini sadece buraya bağlamak için elbette daha fazla kanıt gerekiyor.
bu tablodan bahsederken bir de joel peter witkin'in yerin ve göğün tanrıları isimli fotoğrafından da bahsetmek gerek. zira bu fotoğrafta, trans bireylerle venüs'ün doğuşu sahnesi yeniden canlandırılmış.
witkin'in tarzı, alışılmışın dışında görüntülere sahip kişiler ve ölüler ile beraber çeşitli nesneleri de kullanarak bir yeniden anlam üretme çabası taşır.
elbette bahsi geçen fotoğrafta da bu yeniden anlam üretme çabasını görebiliriz. rönesansın güzellik anlayışının tablodaki yansımalarına karşın witkin'in fotoğrafında trans bedeni ve çıplaklık ile eleştirel bir üslup görülür.
konu ile ilgili yazılmış bir makaleyi de bırakalım şuraya
bugün bile kıbrıs'ta venüs'ün denizden doğduğu rivayet edilen kayalıklara aphrodite kayalıkları deniyor. peki biz bunları nereden biliyoruz. hesiodos'un theogonia adlı eserinden. kitapta venüs'ün doğuşu ile ilgili kısım şöyledir:
oradan da denizle çevrili kıbrıs'a gitti, orada karaya çıktı güzeller güzeli tanrıça,
yürüdükçe yeşil çimenler fışkırıyordu narin ayaklarının bastığı yerden. aphrodite dediler ona tanrılar ve insanlar, bir köpükten doğmuş olduğu için’’
aphros yunanca köpük anlamına geliyor. hesiodos da bu noktaya dikkat çekmek için tanrıçaya aphrodite ismi verildiğini söylüyor. ancak aphrodite isminin kökenini sadece buraya bağlamak için elbette daha fazla kanıt gerekiyor.
bu tablodan bahsederken bir de joel peter witkin'in yerin ve göğün tanrıları isimli fotoğrafından da bahsetmek gerek. zira bu fotoğrafta, trans bireylerle venüs'ün doğuşu sahnesi yeniden canlandırılmış.
witkin'in tarzı, alışılmışın dışında görüntülere sahip kişiler ve ölüler ile beraber çeşitli nesneleri de kullanarak bir yeniden anlam üretme çabası taşır.
elbette bahsi geçen fotoğrafta da bu yeniden anlam üretme çabasını görebiliriz. rönesansın güzellik anlayışının tablodaki yansımalarına karşın witkin'in fotoğrafında trans bedeni ve çıplaklık ile eleştirel bir üslup görülür.
konu ile ilgili yazılmış bir makaleyi de bırakalım şuraya
devamını gör...
türkan
devamını istemsizce “yine öptü beni dudaktan” diye tamamladığım bir zamanların popüler şarkısı.
devamını gör...
yazarların koleksiyonunu yaptığı şeyler
hayal kırıklıklarım.
devamını gör...
instagram’a hiç fotoğraf atmamış insan
çok daha sonra benim için ne kadar gereksiz olduğunu anladığım durumdur, o atmayanları çok geç anlamış olmakla beraber uzun zamandır ben de o kervandayım, sizleri seviyorum*
devamını gör...
aziz nesin
atık kağıtları biriktirir sonra onları delgeçle delip saklarmış. ne yapacaksın bunları, diye sorulduğunda :
- vakıftaki çocuklar mezun olduğunda ya da evlendiğinde üstlerine konfeti diye atacağım,dermiş.
vakıf hakkında evernevergreen çok güzel bir yazı yazmış zaten
(bkz: #162463)
****
kitaplarını öyle severdim ki küçük bir çocukken, evdekiler gece ışığı yakmamı istemiyorlar diye fenerle yorganın altında okurdum.bazen sesli sesli gülmemek için çok zorlardım kendimi.
hepsi kara mizah tarzında yazılmış yüzlerce öykü, biz insanların ne kadar yapmacık ve iki yüzlü olduğuna değinir ;durumu idare etmek için kırk takla atanları, din sömürücülerini, siyasi çıkarlar adına yapılanları, geri kalmışlığımızın ardındaki sebepleri kahramanları aracılığıyla anlatır.
beklenmedik durumları karşınıza çıkarır: bir kadın eşinin hıçkırmasına aşık olmuştur, artık bunu yapmayınca boşanmak için mahkemeye başvurur.
bir başka öyküsünde amerikalı bir turist kulağında radyosu aya yolculuk yapan yakınının durumunu takip ederken istanbul’da bir semtten ötekine gitmeye çalışır ama başlarına gelmedik kalmaz. turist kadını gezdirenler olmadık yaratıcı kılıflar bularak bu aksilikleri açıklamaya çalıştıkça daha da komik duruma düşerler.
bir diğerinde, kendisine yaklaşan kurdun kokusunu aldığı halde kendini kandırmaya çalışan eşeğin, kurt ta burnunun ucuna kadar gelse de en sonunda, ona yem oluşuyla biten duyarsızlığını anlatır.( burada biraz da tehlikeyi gördüğümüz halde onlara duyarsız kalan , tam ensesine geldiğinde durumun ciddiyetini anlayan halimize dem vurur.
paranın, ekonomik ve sosyal statünün, sınıf atmanın insan hayatına getirmiş olduklarını, doymak bilmez hırsların kişileri içine soktukları durumları mizahi bir dille anlatır.
kısacası insanca kusurlarımızı abartı ve süslemelerle karşımıza koyarak yapabilene bir özeleştiri, görebilene geniş ve eleştirel bir bakış açısı sağlar.
- vakıftaki çocuklar mezun olduğunda ya da evlendiğinde üstlerine konfeti diye atacağım,dermiş.
vakıf hakkında evernevergreen çok güzel bir yazı yazmış zaten
(bkz: #162463)
****
kitaplarını öyle severdim ki küçük bir çocukken, evdekiler gece ışığı yakmamı istemiyorlar diye fenerle yorganın altında okurdum.bazen sesli sesli gülmemek için çok zorlardım kendimi.
hepsi kara mizah tarzında yazılmış yüzlerce öykü, biz insanların ne kadar yapmacık ve iki yüzlü olduğuna değinir ;durumu idare etmek için kırk takla atanları, din sömürücülerini, siyasi çıkarlar adına yapılanları, geri kalmışlığımızın ardındaki sebepleri kahramanları aracılığıyla anlatır.
beklenmedik durumları karşınıza çıkarır: bir kadın eşinin hıçkırmasına aşık olmuştur, artık bunu yapmayınca boşanmak için mahkemeye başvurur.
bir başka öyküsünde amerikalı bir turist kulağında radyosu aya yolculuk yapan yakınının durumunu takip ederken istanbul’da bir semtten ötekine gitmeye çalışır ama başlarına gelmedik kalmaz. turist kadını gezdirenler olmadık yaratıcı kılıflar bularak bu aksilikleri açıklamaya çalıştıkça daha da komik duruma düşerler.
bir diğerinde, kendisine yaklaşan kurdun kokusunu aldığı halde kendini kandırmaya çalışan eşeğin, kurt ta burnunun ucuna kadar gelse de en sonunda, ona yem oluşuyla biten duyarsızlığını anlatır.( burada biraz da tehlikeyi gördüğümüz halde onlara duyarsız kalan , tam ensesine geldiğinde durumun ciddiyetini anlayan halimize dem vurur.
paranın, ekonomik ve sosyal statünün, sınıf atmanın insan hayatına getirmiş olduklarını, doymak bilmez hırsların kişileri içine soktukları durumları mizahi bir dille anlatır.
kısacası insanca kusurlarımızı abartı ve süslemelerle karşımıza koyarak yapabilene bir özeleştiri, görebilene geniş ve eleştirel bir bakış açısı sağlar.
devamını gör...
kiloyla dalga geçen toksik insanlar
rezalet insanlardır. bir arkadaşımın başına geldiğinden değil, bir arkadaşımı bizzat mobbing yaparken yakaladım. artık arkadaşım değil. böyle gerizekalıların ağzına zorla pizza tıkacaksın.
kendi de önceden şişmandı ve onunla dalga geçildiğinde üzülürdü. millete ibret olsun diye zayıfladı. kendi insanlarla dalga geçmeye başladı. embesilin böylesi. nerede empati?
(bkz: yakın arkadaştan bir anda soğutan şeyler).
kendi de önceden şişmandı ve onunla dalga geçildiğinde üzülürdü. millete ibret olsun diye zayıfladı. kendi insanlarla dalga geçmeye başladı. embesilin böylesi. nerede empati?
(bkz: yakın arkadaştan bir anda soğutan şeyler).
devamını gör...
sözlükteki bitmez vedaların yazarları
bana saçma geliyor böyle şeyler. tamam herkese tek tek özelden yazamazsınız ama herkese duyurup gittikten 2 gün sonra geri dönmek biraz şov.
ben de gittim bir ara 4 5 gün falan. sessiz sedasız gittim sessiz sedasız döndüm. bir yerim de eksilmedi.
ben de gittim bir ara 4 5 gün falan. sessiz sedasız gittim sessiz sedasız döndüm. bir yerim de eksilmedi.
devamını gör...
normal sözlük'e giriş serüveni
ekşi bir şeyler tüketirken, kış ayında olduğumuz ve naciz vücudumun c vitaminine ihtiyacı olduğu gelmişti aklıma. zaten ekşimsi tatlardan sıkılmıştım, ben de turuncu turuncu portakallara, mandalinalara sarıldım.
devamını gör...
gamsız insanın mutluluğu
gamsız insanlara eğlence gelirmiş yaşamak; yüreğin hisli mi, işkencedesin, talihe bak!
mehmet akif ersoy.
mehmet akif ersoy.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en sevdiği yazar
nermin yıldırım
devamını gör...
30 mayıs 2021 sedat peker'in 8. videosu
azıcık siyaset takip edenlerin tahmin ettiği olayların isim ve yer verilerek açıklanması, azıcık akpseverlerin canlı yayında kızıldenizi ikiye bölse inanmayacakları konuşmalardır.
devamını gör...
selahattin demirtaş
(bkz: terörist)
devamını gör...
elini tutmak için izin isteyen adam
elini verip kolunu kaptırma
devamını gör...

