makarna pişirirken ideal süreyi tutturmak ister misiniz?
"eveeeeet" dediğinizi duyar gibiyim.
"barilla" markasının spotify hesabı ile bu iş artık çok kolay.
pişireceğiniz makarnanın çeşidine göre playlistinizi seçiyorsunuz ve şarkılar bitince, makarnanız da yeterince pişmiş oluyor.
buyrunuz hesabın linki
devamını gör...

romandan sinemaya uyarlanan danny boyle filmi. film edinburgh'de geçer, uyuşturucu bağımlısı gençlerin etrafında döner. oldukça çarpıcı sahneler vardır filmde,izlenilmelidir. benzetildiği requim for a dream ile konu olarak benzerlik gösterse de aralarında dağlar kadar fark vardır.
devamını gör...

hazır gündem yoğun ilken çaktırmadan tüm alkollü içeceklere %17.08 zam gelmiş bulunmaktadır.
unutmayınız ki; içki bütün kötülüklerin anasıdır ve sizi yavaş yavaş öldürür. işte bu nedenle iktidardaki haramiler , soyup soğana çevirmenlik camianın sağlıklı kalabilmesi adına elinden geleni yapmaktadır. twitter.com/vaziyetcomtr/st...
devamını gör...

annem ve babam hala hayatta ve yanıbaşımdalar çok şükür.
devamını gör...

klişe gibi olacak ama gönül kimi severse güzel o' dur.
devamını gör...

ne desem bilmiyorum. nerden başlasam, nasıl tanımlasam.

dünyanın en güzel şeyi mi sahiden? bir daha düşün, herkes için öyle mi? en masum, en saf, en yalansız, en temiz yıllar... pür neşe, coşku? ya mutluluk? kimimiz sağlıklı, huzurlu, olması gerektiği gibi çocukluklar yaşıyoruz evet. iyi ki de öyle. minnet! ama lanet olsun ki her çocuk bu kadar şanslı olamıyor. sanırım genel geçer bir tanım yapacaksak "yetişkinliğe erişebilenler için hayatlarının en önemli dönemi" diyebiliriz sadece. gerisi tamamen subjektif. iyi, kötü, travmatik, mutlu. dünyada ne kadar insan varsa o kadar çocukluk var. hepsinin ise tek bir ortak noktası : çocukluk hayatın kaynağı. insanlığın tabula rasa'sı.

şimdi gelelim benim bunları neden yazdığıma. dünkü yayının etkisinden çıkamadım hala. şu 2 saate yakın süre favori farelerimizi ve çizgi filmleri konuştukları, bizim de her çaldıkları şarkıyla "hay aklınızla bin yaşayın yaa" dediğimiz yayından bahsediyorum evet.* çok büyük bir keyifle çok da kısa olmayan bir yol giderek çocukluğuma gittim ve yayını dinledim, sonra da biraz daha oyalanıp yatmaya karar verdim. buraya kadar her şey çok süperdi aslında. yatmadan önce "bu gece çok güldüm yeaa" diyerek aynada kaz ayaklarımı kontrol edecek kadar çok eğlendiğim güzel bir gece geçirmiştim, mutlu mesut uyumam gerekiyordu. yattım, çok da uykum var. ama dalamıyorum bir türlü. bilim bakalım neden? bu çok süper gecede gittiğim çocukluğumdan kopup, kazık kadar haliyle yatağında yatmakta olan bana sirayet etmek üzere bir öcü arkadaşımız ziyaretime gelmek istemiş çünkü! allahın belası deprem fobim! 10 yaşımdan beri hayatımda olan, ancak çok sevdiğim ve güvendiğim insanlar tarafından deprem olacak mı bu gece soruma verilen hayır, olmayacak, kesinlikle olmayacak, güven bana vb. bir cevapla güç bela savuşturabildiğim benim sevgili travmam! bana bu cevabı verebilecek çok mükemmel bir insan seviyorum neyse ki. iyi ki. daldım uykuya. sabahsa yerinde yeller esiyordu korkularımın. geriye sadece yayının beni götürdüğü yerlerdeki mutlu anıların pozitifliği kalmış. çok harika! yazmam lazım bunu.

benim çocukluğum türlü zıpırlıklarla dolu. mutlu, pozitif bir çocukluk. dışa dönük, enerjik ve muzip bir çocuktum ben. yaramaz mıydım evet. ama bana anlattıkları hikayelerde de benim hatırladıklarımda da baskın olan hep büyümüş de küçülmüş, yaşına, boyuna bakmadan insanlara laf sokan bir tip. 4. sınıfa giderken 6. sınıfa giden bir çocuğa aşık olan kız arkadaşımın kırılan gururunu yerden toplamak için tenefüste ortaokulların katına çıkıp (sırf o kata çıkmak bile inanılmaz gelirdi bize o dönem) mezkur çocuğun sınıfına dalarak elimdeki meyve suyunu çocuğun üstüne dökmüş hiçbir şey demeye tenezzül etmeden çıkıp gitmiştim sınıftan bir keresinde. hayır cesursun anladık da salaksın be kızım. tek başına o sınıfa çıkıp ilgili eylemi gerçekleştirdiğinde çocuğa aşık olan ve reddedilenin sen olduğun düşünülecek haliyle, hiç bunu hesap etmiyor musun? etmiyorsun, biliyorum. sinirimden ağlamıştım kendimi ifade edeceğim diye. "hayır hayııır tolga'yı seven ben değilim!!!" hoş, bunu hesap edecek kişi olsan, düzenlenen paten yarışmasında en yakın rakibinde aranda en az 200 mt fark varken son 50 mt'de kaymayı bırakıp yeni izlediğin ve aşık olduğun cameron'un rose'lu jack'li sahnesini tek başına performe edeceksin diye ikinciliğe razı gelmek zorunda kalmazdın sen! yahu bu nasıl bir kendini bilmezlik. beylikdüzü'nde titanic vardı da biz mi binmedik?

neyse efendim 7'sinde neyse 70'inde de o insan.*
bu da böyle bir hanımdır.
devamını gör...

anket tarzı olsaydı, daha iyi olabilirdi.
benden daha iyi yazana denk geldiysem
beğenip yazmıyorum. ancak benzer şey farklı şekilde yazılması bence sorun değil.

çok sayfalı içeriklerin çelişkisi bu,
yazdıkça artıyor, arttıkça takibi zorlaşıyor, yazılmamıştır diye düşünülebiliyor.

bazı sayfaların derlenmesi mümkün olsaydı,15 tekrarlı ve gereksiz sayfa yerine 3 sayfa özet olabilirdi.
devamını gör...

gizlice sevgilim

rüyalar bile geceleri bekler
gizlice görünmek için
yüreğimdesin, saklısında içimin
gizlice sevgilim

kimse bilmesin üzgünlüğümü
taşırım ölümüm gibi bu duyguyu
en gizli kuytularında ömrümün
bir yer var gizlice sevgilimin uyuduğu

gizlice sevgilim, yaşam kadar acı
canımı tutuşturan özlem gibi
özlüyorum derin yokoluşta
gizlice sevgilimi

| ataol behramoğlu
devamını gör...

kıbrıs'ta 1 ağustos 1958'de eoka terör örgütüyle mücadele için türk mukavemet teşkilatı (tmt) kurulmuştur. bu teşkilatın üyesi olan topçu kıdemli üsteğmen oğuz kalelioğlu, 1 eylül 1973'de kıbrıs türklerinin can ve mal güvenliğini sağlamak ve mağusa kalesini kaybetmemek için kıbrıs'a gönderildi. oğuz kalelioğlu mağusa namık kemal lisesi'nde tarih öğretmeni sadi bey olarak işe başladı. o görevine başladığı zaman tüm şartlar kıbrıslılara, kıbrıs türklerine karşıydı ama o kıbrıs türklerinin özgür yaşaması için mücadele etti. 20 temmuz 1974 günü başlayarak 252 kişiden oluşan mücahitleriyle ve mağusa halkıyla mağusa kalesini 8 bin kişilik rum ve yunan kuvvetlerinden kıbrıs barış kuvvetleri gelene kadar bir ay boyunca askerlerini kaybetmek, yangınlar çıkması ve aç susuz kalmak pahasına savundu. mağusa limanını ele geçirerek düşmana büyük darbe vurdu. mağusa'ya gazi ünvanın verilmesine nedeni olan direniş budur. türk mukavemet teşkilatı 1 ağustos 1976 tarihinde kıbrıs türk güvenlik kuvvetleri komutanlığı ismini aldı. o zaman olduğu gibi günümüzde de kıbrıs'ı koruyan askerlere mücahit denir aynı bizim askerlerimize mehmetçik dememiz gibi.
devamını gör...

insanları tanımadan önce ya da tanıdıktan sonra fark etmeksizin yalnızlığını seven bir insandım hep. bu nedenle insanlara karşı mottom hep "hayatımda az ama güzel insan olsun" şeklindeydi. bu nedenle insanları tanıdıktan sonra çok da hayal kırıklığına uğradığımı söyleyemem çünkü tanıdığım her insanı olması gerektiği kadar tanıdım, fazlası kadar değil.* insanlar tanınmaya değer canlılar ancak tanıyamadığımızı düşündüğümüzde kendimizi suçlamamıza değecek kadar değil.
yani demem o ki; insanları tanıyamadığınızı düşünüyorsanız kendinizi yorup tanımaya çalışmayın, kedilerle dertleşin.**
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hayal kırıklığıyla sonuçlanır. daha sonra "her insan gibi sen de yalan çıktın" gibi sitemlerde bulunulur.
devamını gör...

ilk kez milton sirotta tarafından 1938'de kullanılmış olan 10 üzeri 100 sayısı.

bir başka deyişle:
10000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000000
devamını gör...

doğuda güneş battı çoktan
yıldızları kapladı göğü baştan
belki de hayaldir bana görünen
vurgun yüreğe düşler hep haktan
devamını gör...

az bulunan ve değerli anlamına gelen, oldukça korkunç bir temeli olan deyimdir.
--- alıntı ---

sömürgeci ingilizler, 1612'de hindistan'ı işgal eder. ve sömürüye ticaret merkezi kurarak başlanır ve 1800'lü yıllara kadar pencap bölgesi dışında tüm hindistan'a yayılır.o dönemde hint kumaşları el tezgahlarında hintli çıkrıkçılar tarafından dokunur. hindistan'ın verimli topraklarında ucuz iş gücüyle elde edilen pamuk, gemilerle ingiltere'ye götürülüyor tekstil fabrikalarında kumaş yapılarak pazarlanıyordu. o pazarlardan birisi de sömürge altındaki hindistan olarak seçilmişti. ne ilginçtir ki ingilizlerin fabrikalarda üretti kumaşlar hintliler tarafından ilgi görmedi. daha pahalı olmasına rağmen yerli ürün olan ve el dokumalarında yapılan hint kumaşı tercih edildi.ingilizler bunun üzerine insanlık dışı bir duruma başvurdu. el tezgahlarında kumaş dokumalarını engellemek için hintli çıkrıkçıların parmakları kesildi.düğüm atmalarını engellemek amacıyla özellikle de başparmakları tercih edildi. sadece parmak ve el olsa iyi kolu kesilenler bile oldu. ve rakam da korkunçtu. parmakları, eli ve kolu kesilenlerin sayısı 100 binlerle ifade edildi.hint kumaşı bir süre üretilemedi ve bulunmaz oldu. onun içinde "bulunmaz hint kumaşı" sözü kapitalizmin sonucu olarak ortaya çıktı.
deyim olarak kullanılan "bulunmaz hint kumaşı" sözü; az bulunan ve değerli olan şey anlamındadır. günümüzde "kendini bulunmaz hint kumaşı sanıyor" cümlesinin (alaylı bir söylem) kullanımı yaygındır.

--- alıntı ---
devamını gör...

kısaca duygu, düşünce ve davranışlardaki "anormal"likleri inceler diyebiliriz. psikoloji bölümlerinde "anormal psikolojisi" dersi adı altında da okutulmaktadır. duygu, düşünce ve davranışın anormal olup olmadığı değerlendirilirken dikkate alınan bazı özellikler vardır: istatistiki seyreklik, toplumsal norm ihlali, kişisel rahatsızlık hissi, beklenmedik olma, yeti yitimi ya da günlük işlevselliğin bozulması. ancak kavramlar ve toplumsal yapı zaman içerisinde değiştiği için anormalliği kapsayacak basit bir tanım yapılamamaktadır. bu yüzden bıçaksırtı bir araştırma dalıdır kanaatimce.
devamını gör...

ruhu şad olsun! atıp tutanlara bakmayın, zamanında gerektiği gibi davranmış.
edit: kafatasçı diyenlerin entrylerine bakabilirsiniz, genellikle kürtçülük oynuyorlar.
devamını gör...

pencere açık uyumak.
devamını gör...

yanlışlıkla mı? bunu koskoca ülkenin profu söylüyor bir de.
kandırıldık deseydiniz bari bu ülkemizde daha geçerli oluyor.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"kuzuuum, olmaz deme hiç ummadığın anda oluyor, rabbim sana da nasip etsin inşallah"

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel;
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim