iyi yönden bakarsak bence çok ince bir düşünce olmuş bu. ama şöyle bir şey de var ki inandığınız tanrı ne ise onun adı küçük yazılınca o küçülmüyor. yine de bunu anlatmaya uğraşmak ve boş tartışmalarla uğraşmak yerine böyle bir uygulamanın konulması hoş olmuş.

yönetimi de inceliğinden kutlarım.
devamını gör...

hayatı boyunca, zafer, hakikat, medeniyet, halkçı, ankara, telgraf, devrim ve adalet gazetelerinde polis muhabirliği, istihbarat şefliği, yazı işleri müdürlüğü, fıkra yazarlığı, ankara halkevi bünyesindeki kültür ve sanat şubesinin yöneticiliği ve ulus gazetesinde muhabirlik gibi birbirinden farklı birçok görev almış olan, 1921 - 2004 yılları arasında yaşamış şair.

soyuer'in 200'den fazla şiiri bestelendi ve şiirleri birçok yabancı dile çevrildi.

benim en sevdiğim şiiri:


sen

sen sonsuz ufukların dile gelen meltemi
sen, renklerin üstünde kaynaştığı manzara
sen gönül kafesine demir atan ilk gemi,
sen, bağrımda açılıp kapanmayan ilk yara
unutmak istesem de bu benim elimde mi?

yağmur ol damla damla arık toprağıma ak,
yatıştır içimdeki hırçınlaşan denizi
sen, bahtımın burcunda dalgalanan ilk bayrak,
sen, ıssız yollarımın kaybolmayan ilk izi,
kendini görmek için göz bebeklerime bak

bırak gezeyim köy köy, sorayım şehir şehir,
benim için de olsun bugünün dünden farkı
sen, gönül kitabından okuduğum ilk şiir,
sen, bahar rüzgarından dinlediğim ilk şarkı
geceler bir damla yaş, günler bir damla zehir

bunca yıl sabrederek boyun eğdim kadere,
söyle, kavuşacağım günler pek çok mu uzak?
sen, ruhumu suyunda yıkadığım ilk dere,
sen, gönlümün tutulup çırpındığı ilk tuzak
gitsin mi bunca emek bunca dilek boş yere

göster bakışlarını zaman zaman ve yer yer
gönlüm intizardadır senden gelecek emre
sen, bağrıma saplanan merhametsiz ilk hançer
sen, gönül toprağına gelip düşen ilk cemre
bunalan içerime bir parça teselli ver

bu sert rüzgar başımdan hep böyle mi esecek,
hep böyle mi saracak varlığımı bu diyar
sen, bir bahar sabahı kokladığım ilk çiçek
sen, ömrümün kışında gülümseyen ilk bahar,
ne derin bir acı duy, ne sonsuz bir keder çek

oydum gönül dalına adını hece hece,
gel de gör can evime işledi uykusuzluk
sen, aklımı peşinde sürüyen ilk düşünce
sen, bütün varlığımda duyduğum ilk susuzluk
neyim var senden güzel, neyim var senden önce

ne olur üstüme dök bütün sıcaklığını,
başımı saran sisi hem parçala hem dağıt
sen, ömrümün yolunda gıcırdayan ilk kağnı
sen, üstüne derdimi işlediğim ilk kağıt
eyleme hislerimi bir avuç kül yığını

sen, sonsuz ufukların dile gelen meltemi
sen, renklerin üstünde kaynaştığı manzara
sen, gönül körfezine demir atan ilk gemi
sen, bağrımda açılıp kapanmayan ilk yara
yıllar geçse de seni unutmak hiç elde mi?
devamını gör...

balkonda neskafe sigara keyfi yapayım dedim bir baktım karşı apartmandan bağrışma sesleri geliyor.
hikayedeki baş kahraman bmw m3'e binen zengin adamın karısını aldatması, her akşam içmesi ve anladığım kadarıyla eşini dövmesi*.
şimdi vereceğim tavsiye çok klişe olacak ama evleneceğiniz adamı iyi seçin. keyfimin içine ettikleri gibi moralimi de bozdular çünkü.
devamını gör...

olması gereken yazarlardır.

mesela film tanımı giriyorum hemen afişi ekliyorum. görsel önemli. bazı bilgileri görsellerle desteklemek daha önemli.

yazının yetmediği yerler olabiliyor. görsel dozunda kullanılırsa acayip oluyor.

haa tabii siteye ayak atanlar. siteye tatlı olmayan ama tatlı zannedilen evcil hayvanını atanlar var. onları kast etmiyorum.
devamını gör...

kimse begenmez ama her ne hikmetse gelen gitmez
devamını gör...

ben salyangoz. şövalyelerin benimle neden savaştıklarını bilmem. ancak bildiğim bir şeyi sizlere söyleyeyim de dinleyin. yağmur yağdıktan hemen sonra şeffaf şemsiye satıcılarından da biraz sonra ortaya çıkarım. bu nedenle yağmurdan sonra yürürken lütfen daha dikkatli olun ve görün beni. sevgiyle
devamını gör...

yemekten sonra neden tüketildiğini zerre anlamadığım içeçek. zaten bu çay olayından bizim insanımız ne anlıyor? iyi ki ne anladıklarını bilmiyorum. sabah çay akşam çay.

neyse efendim içenlere afiyet olsun. siz bu delinin lafına bakmayın.
devamını gör...

benimdir. herhangi bir başlıkta gördüğüm veya beni oylayan yazarın profiline girer, inceler bana hitap eden tanımlarından artımı da favımı da esirgemem.
ben artılarken benden bir şey eksilmiyor ama o yazar hem motive oluyor hem de mutlu oluyor.
bilhassa yeni yazarların profilini inceliyorum ve oyluyorum motive olsunlar diye.
günlük hayatımda da insanları yüceltmekten çekinmem.
güzel bir özelliklerini gördüm mü hiç dayanamam söylerim.
şımarır mı diye düşünmem bile.
varsın şımarsın, insanların güzel şeyler de duymaya ihtiyacı var.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

zombie parçasını warrington bombalamasında hayatını kaybeden 2 irlandalı çocuk (3 yaşındaki jonathan ball ve 12 yaşındaki tim parry)
için yazmış olan irlandalı rock grubu (başlıkta bin kere adı geçmesine rağmen kimse hakkında doğru dürüst bir şey yazmadığı için ben yazmak istedim).

zombie bir protest şarkı. patlama 1993 yılında ira tarafından çöp kutusuna gizlenen bombanın ateşlenmesi sonucu gerçekleşmiş, 3 yaşındaki ball olay yerinde, 12 yaşındaki parry ise kaldırıldığı hastanede, babasının kollarında patlamadan 5 gün sonra hayatını kaybetmiş. grubun solisti dolores o'riordan zombie ile ilgili şöyle demiş: "there were a lot of bombs going off in london and i remember this one time a child was killed when a bomb was put in a rubbish bin – that's why there's that line in the song, 'a child is slowly taken. [ ... ] we were on a tour bus and i was near the location where it happened, so it really struck me hard – i was quite young, but i remember being devastated about the innocent children being pulled into that kind of thing. so i suppose that's why i was saying, 'it's not me' – that even though i'm irish it wasn't me, i didn't do it. because being irish, it was quite hard, especially in the uk when there was so much tension."

türkçe meali "londra'da patlayan çok sayıda bomba vardı ve bir kez çöp kutusuna bir bomba konulduğunda bir çocuğun öldürüldüğünü hatırlıyorum - bu yüzden şarkıda 'bir çocuk yavaşça alınır.' [...] tur otobüsündeydik ve olayın meydana geldiği yerin yakınındaydım, bu yüzden gerçekten beni çok etkiledi - oldukça gençtim, ama masum çocukların bu tür şeylere çekilmesinden yıkıldığımı hatırlıyorum. sanırım bu yüzden 'ben değilim' diyordum - irlandalı olsam bile ben değildim, yapmadım. çünkü irlandalı olmak, özellikle ingiltere'de bu kadar gerginliğin olduğu zamanlarda oldukça zordu."

bu şarkı bir ağıt ve bütün bunları öğrendikten sonra ortalıkta zooombiieeğğ zooombiiieeeğğ diye bağırmayı bıraktım.
devamını gör...

beklemek, gelmeyeni, gelmeyecek olanı beklemek..
zaman kavramını yitirmiş,
aklını kaybetmiş,
kalbini gelecek olana emanet etmiş gibi..

öylesine beklemek.
devamını gör...

ilkokul çağındaki çocuklara yönelik olduğu iddia edilen kitap, ne çocukların ne de yetişkinlere hitap etmektedir.
kitaptaki hızır karakteri iğrenç bir suç işlemekte ve bu da ‘masal ‘ adı altında pazarlanmaktadır.
peki, nasıl bir karar bekleriz bu yayınla ilgili?
toplatılması değil mi?
ama, hayır memlekette ifade özgürlüğü var(!)
isteyen poşetini yırttığı gibi okur, okutur!

twitter.com/uyanhadi_/statu...
devamını gör...

kuzey amerika'nın güneyindeki tropik bölgelere,orta amerika'ya,karayipler'e ve güney amerika'nın kuzey bölgelerine özgü bir ağaçtır. sütleğen(euphorbia) cinsine aittir ve hippomane mancinella olarak da bilinir.yeşil olan meyvesi ise zehirli olup 'sahil elması' ya da 'zehirli guava' olarak isimlendirilmiştir.zaten bu ağacın ispanyolca adı arbol de la muerte yani ölüm ağacıdır.hatta guiness rekorlar kitabı'nın söylediğine göre kendisi dünyanın en tehlikeli ağacı oluyor.
bu ağaçların hemen önünde uyarı tabelaları veya gövdelerinde kırmızı çarpılara rastlanabilse de meyvesi yaban elmasına benzeyip güzel kokulu olduğu için yanlışlıkla tüketilebilir.bu da şiddetli kusma ve ishal sonucu ciddi dehidratasyon yaratabilir.bu da ağacın asıl ölüm tehlikesidir.ayrıca ağacın meyvesi de dahil her yerinde mevcut olan süt kıvamındaki yoğun salgısı cilt ile temas edip yanık benzeri şiddetli kabarcıklara neden olabilir.bu reaksiyonun nedeni ise özsuda yer alan toksinler ve daha da önemlisi forboldür.toksinler mikroorganizmalar tarafından salınır fakat forbol doğal olarak ağaç tarafından üretilen organik bir esterdir. forboller suda çok iyi çözünür ve bu nedenle yağmur yağdığında bu ağaçların altında durmak riskli olur.
bu ağaçlar doğal ekosistemde önemli bir yere sahip olduğu için onları kesmek ve yok etmek söz konusu değil.oluşturdukları sık çalılıklar erozyona karşı toprağı koruyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gezdiğim yerlerden topladığım şeyleri atamadığım için katıldığım başlık. insan baktıkça geçmişe gidiyor ve ben geçmişe gitmeyi çok severim.*
devamını gör...

başkasının ödevini yapıp kazandığım paradır. halbuki, ödevin parasal bir karşılığı yoktur. ödev, yapanın konuyu daha iyi anlaması için verilir.
devamını gör...

pythooon yapma oğlum gözün öyle kalıcak!

t: söz konusu coğrafya branşıysa epeyce güzel olabilecek hadise.
devamını gör...

eski gazeteciyim. stratejik iletişim ve kültürlerarası iletişim alanında çalışıyorum. sertifikalı hayvan davranışları danışmanı ve eğitmeniyim aynı zamanda.
devamını gör...

+lütfen ateş etmeyin, ben polonyalıyım.
-peki neden o lanet alman paltosunu giyiyorsun?
+üşüyorum.

piyanist.
devamını gör...

bugün doğum günü olan yazar. doğum günü kutlu, mutlu olsun. iyi ki doğmuş*.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim