renkli mahlas özelliğini açıp siyah rengi seçen yazar
karma harcamayı seven yazardır.
devamını gör...
sevişme konulu başlıkların çoğalması sorunsalı
hâlâ kendi iç sözlüğümüzü oluşturamadık mı? o kadar yazar var, maşallah yazıyorlar. yoksa siz okumuyor musunuz?
şu sözlükte okudukları bir okur için yetecek nitelikte. bu kadar da saraylı olmasak mı?
t: sorunsal olmayan alışılması gereken durum.
şu sözlükte okudukları bir okur için yetecek nitelikte. bu kadar da saraylı olmasak mı?
t: sorunsal olmayan alışılması gereken durum.
devamını gör...
işleri dinimiz gibi dinleri işimiz gibi
avrupa'ya yaptığı seyahatin ardından ülkesine döndüğünde mehmet akif ersoy'a sorulan "nasıldı?" sorusuna karşın,
topraklarımızdaki içten çürümeyi ifade eden sözdür.
ayrıca;
"alem aldatmaksa maksat aldanan yok nafile"
cümlesini de aynı şair "müslümanlık nerde" şiiri ile yozlaşmakta ve kendi benliğinden ve dininden uzaklaşanlara seslenmiştir.
o günlerden bu günlere halk ve devlet içinde yönetim sistemi değişmiş olsa da, vaziyet iyileşmemiştir. yine aldatmada müslüman olmayanlardan daha öndeyiz.
ve yaptığımız işlerinde kalitesi ortada.
ülkemizde bir kesim oktay sinanoğlu'nun tabir ettiği gibi "sahte aydın" olarak yaşamakta kendi benliğinden iğrenmekte ve batıya karşı kompleks barındırmaktadır ve tabiki bu kesimin birşey üretmesi, geliştirmesi, medeniyet inşa etmesi beklenemez bu en basit sömürülecek insan tipidir.
diğer kesim ise batılılardan tiksinip kendi özü ile ilgili çıkış yolları ararken, iyi duygularını manipüle eden üçkağıtçı siyasetçiler tarafından koyun gibi sürüklenmiştir.
ve ülkemizin içindeki bu iki haklı olmayan taraflar birbiri ile kavga içindeyken ülkenin aydın ve varlıklı kesimi ülkeden uzaklaşır
işimiz hem çok zordur çünkü bu kavgayı bitirmek imkansız gibidir. "iki tarafında cahilliğinden kıvrandığı savaşı"
hemde çok kolaydır ülkemiz tarihi ve coğrafyasının yardımı ile azıcık parlasa gelecek vadetse, tüm orta doğunun aydınları ve varlıklıları, batıdaki varlıklı ve aydın türkler, ve bunun sonucunda dünyanın tüm aydınları, bu topraklara göçe başlayacaktır.
önemli olan sulh ortamının tahsis edilmesidir.
topraklarımızdaki içten çürümeyi ifade eden sözdür.
ayrıca;
"alem aldatmaksa maksat aldanan yok nafile"
cümlesini de aynı şair "müslümanlık nerde" şiiri ile yozlaşmakta ve kendi benliğinden ve dininden uzaklaşanlara seslenmiştir.
o günlerden bu günlere halk ve devlet içinde yönetim sistemi değişmiş olsa da, vaziyet iyileşmemiştir. yine aldatmada müslüman olmayanlardan daha öndeyiz.
ve yaptığımız işlerinde kalitesi ortada.
ülkemizde bir kesim oktay sinanoğlu'nun tabir ettiği gibi "sahte aydın" olarak yaşamakta kendi benliğinden iğrenmekte ve batıya karşı kompleks barındırmaktadır ve tabiki bu kesimin birşey üretmesi, geliştirmesi, medeniyet inşa etmesi beklenemez bu en basit sömürülecek insan tipidir.
diğer kesim ise batılılardan tiksinip kendi özü ile ilgili çıkış yolları ararken, iyi duygularını manipüle eden üçkağıtçı siyasetçiler tarafından koyun gibi sürüklenmiştir.
ve ülkemizin içindeki bu iki haklı olmayan taraflar birbiri ile kavga içindeyken ülkenin aydın ve varlıklı kesimi ülkeden uzaklaşır
işimiz hem çok zordur çünkü bu kavgayı bitirmek imkansız gibidir. "iki tarafında cahilliğinden kıvrandığı savaşı"
hemde çok kolaydır ülkemiz tarihi ve coğrafyasının yardımı ile azıcık parlasa gelecek vadetse, tüm orta doğunun aydınları ve varlıklıları, batıdaki varlıklı ve aydın türkler, ve bunun sonucunda dünyanın tüm aydınları, bu topraklara göçe başlayacaktır.
önemli olan sulh ortamının tahsis edilmesidir.
devamını gör...
süveyş kanalı
süveyş kanalı'nın açılmasıyla afrika'nın güneyinde bulunan ümit burnu'nun önemi azalmıştır. çünkü kanal, kıtalar arasındaki denizyolu mesafesini kısaltmıştır.
devamını gör...
genç nüfusun yüzde 68'inin türkiye'den gitmek istemesi
kalan %32'si de sanırım üşeniyor hahahaa.
devamını gör...
hülya avşar'ın zenginlik ile ilgili açıklaması
zenginlik kadar insanın başına gelebilecek kötü bir şey olamaz -
yazık ki ne yazık.
t24.com.tr/foto-haber/hulya...
yazık ki ne yazık.
t24.com.tr/foto-haber/hulya...
devamını gör...
ev işi yapan erkek
normal erkektir ve ülkemizde normalleşmesi gerekmektedir.
aynı çalışan kadın gibi.
aynı çalışan kadın gibi.
devamını gör...
https
bu kavram aynı http gibi bir protokoldür. açılımı “hyper text transfer protocol secure” olsa da dilimizde “güvenli metin aktarma protokolü” olarak biliniyor. temelde iki protokol de aynı işi yapsa da https’de güvenlik öne çıkar. http protokolüne ssl sertifikası eklenerek oluşur. kısacası internet sitelerinin metinlerle kurduğu bağlantının şifrelenmesidir.
devamını gör...
demirleme etkisi
anchoring bias
odaklanma etkisi olarak da geçer.
insanlar, özellikle de rakamlar söz konusu olduğunda, duydukları ilk bilginin doğru olduğuna inanmaya ya da bu bilgiyi temel olarak kabul etmeye daha meyilli oluyorlar.
bizimle paylaşılan ilk bilgi aklımıza demirlenmiş oluyoruz nasıl mı?
bir deneyde insanlardan sosyal güvenlik numaralarının son iki hanesini söylemeleri istenmiş. daha sonra kendilerine ürünler gösterilmiş. kitap, şarap, bilgisayar parçası gibi. sosyal güvenlik hanesinin son iki rakamı 12 olan kişiye bu ürünlere 12 dolar ödeyip ödemeyeceğini sormuşlar. son iki hanesi daha yüksek rakam olanlar ürünlere daha fazla ücret ödeyeceğini söylemişler. bu deney'e göre tamamen rastgele sayılarda bile demirleme etkisi ortaya çıkabiliyor diye gösteriliyor.
ve tabii ki bu psikolojik yanılgı bir pazarlama stratejisi olarak kullanılıyor. farketmiyoruz ama alışveriş yaparken görülen indirimli fiyatlar üzerinden etki altında kalıyoruz. bir ürünün indirimde olduğunu gördüğünüzde, ürün fiyatının yanında indirimden önceki fiyatı da yazıyorsa o ürünü satın almaya daha meyilli oluruz. ilk fiyatı gördüğümüzde demirleme etkisi işlemeye başlıyor.
ilk bilgi her zaman doğru değildir. ne olursa olsun doğruluğu muhakkak araştırılmalı.
odaklanma etkisi olarak da geçer.
insanlar, özellikle de rakamlar söz konusu olduğunda, duydukları ilk bilginin doğru olduğuna inanmaya ya da bu bilgiyi temel olarak kabul etmeye daha meyilli oluyorlar.
bizimle paylaşılan ilk bilgi aklımıza demirlenmiş oluyoruz nasıl mı?
bir deneyde insanlardan sosyal güvenlik numaralarının son iki hanesini söylemeleri istenmiş. daha sonra kendilerine ürünler gösterilmiş. kitap, şarap, bilgisayar parçası gibi. sosyal güvenlik hanesinin son iki rakamı 12 olan kişiye bu ürünlere 12 dolar ödeyip ödemeyeceğini sormuşlar. son iki hanesi daha yüksek rakam olanlar ürünlere daha fazla ücret ödeyeceğini söylemişler. bu deney'e göre tamamen rastgele sayılarda bile demirleme etkisi ortaya çıkabiliyor diye gösteriliyor.
ve tabii ki bu psikolojik yanılgı bir pazarlama stratejisi olarak kullanılıyor. farketmiyoruz ama alışveriş yaparken görülen indirimli fiyatlar üzerinden etki altında kalıyoruz. bir ürünün indirimde olduğunu gördüğünüzde, ürün fiyatının yanında indirimden önceki fiyatı da yazıyorsa o ürünü satın almaya daha meyilli oluruz. ilk fiyatı gördüğümüzde demirleme etkisi işlemeye başlıyor.
ilk bilgi her zaman doğru değildir. ne olursa olsun doğruluğu muhakkak araştırılmalı.
devamını gör...
hiç sigara ve alkol kullanmamış insan
hiç bilinçli alkol almamış biri olarak kısmen içine dahil oluyorum.
mezuniyet yemeğinde arkadaşlarım kolama bir şey katmışlardı. o gün bu gün kolada içmem.* şaka kaldırma özelliğimi test ettiler sorsan.
19'lu yaşlardan 26'lı yaşlara kadar, defalarca sigaraya başlamış, bırakmışlığım mevcut. benim bünye bağımlılığa meyyal değil. boşver köylü bu işleri der sürekli.
bu aralar, içen arkadaşları görünce bir heveslik geliyor, sonra geçiyor.
dibimde içene, arabamda içene ses etmem.
bir tek evimde içirmem.
balkonumda içebilirler.
can ciğer onların, bana ne.
mezuniyet yemeğinde arkadaşlarım kolama bir şey katmışlardı. o gün bu gün kolada içmem.* şaka kaldırma özelliğimi test ettiler sorsan.
19'lu yaşlardan 26'lı yaşlara kadar, defalarca sigaraya başlamış, bırakmışlığım mevcut. benim bünye bağımlılığa meyyal değil. boşver köylü bu işleri der sürekli.
bu aralar, içen arkadaşları görünce bir heveslik geliyor, sonra geçiyor.
dibimde içene, arabamda içene ses etmem.
bir tek evimde içirmem.
balkonumda içebilirler.
can ciğer onların, bana ne.
devamını gör...
çay demlemek
hayatımda pek özel bir yeri olan eylem.
çay demlemek öncelikle güzel şeylerin başlangıcıdır. çayla yapılacak içten bir sohbetin, eve gelen misafirin beraberinde getirdiği keyfin, hayvan gibi yemeğe abanıp yayıla yayıla sindirme sürecinin, soğuk havayı bünyeye yiyip yiyip birazdan içime yayılacak sıcaklığın, yanına ne koysak şimdi telaşının, sabahları habercisi olduğu güzel bir kahvaltının, beyni yumuşatacak tek dal sigaranın, hizmet etme-hizmet edilme savaşının yaşanmadığı durumların, en çok da iki kişi için kaçınılmaz olarak sohbetin başlangıcıdır çay demlemek...
ne bir bardak "kola koy" gibi hazırcı ve geçiştiricidir, ne de bir bardak su gibi o anlık ve ferahlatıcı... o nedenle genelde çayı sevdiğim bir dostum varken demlerim ya da gerçekten bir şeyler paylaşacağım insanlar olduğu zaman. yoksa hiç olayı dolandırmadan bir tane sallama çayla geçiştiririm ortamı…
çay demlemek öncelikle güzel şeylerin başlangıcıdır. çayla yapılacak içten bir sohbetin, eve gelen misafirin beraberinde getirdiği keyfin, hayvan gibi yemeğe abanıp yayıla yayıla sindirme sürecinin, soğuk havayı bünyeye yiyip yiyip birazdan içime yayılacak sıcaklığın, yanına ne koysak şimdi telaşının, sabahları habercisi olduğu güzel bir kahvaltının, beyni yumuşatacak tek dal sigaranın, hizmet etme-hizmet edilme savaşının yaşanmadığı durumların, en çok da iki kişi için kaçınılmaz olarak sohbetin başlangıcıdır çay demlemek...
ne bir bardak "kola koy" gibi hazırcı ve geçiştiricidir, ne de bir bardak su gibi o anlık ve ferahlatıcı... o nedenle genelde çayı sevdiğim bir dostum varken demlerim ya da gerçekten bir şeyler paylaşacağım insanlar olduğu zaman. yoksa hiç olayı dolandırmadan bir tane sallama çayla geçiştiririm ortamı…
devamını gör...
patellofemoral ağrı sendromu
patellofemoral ağrı sendromu'nun etyolojisi ve patogenezi tam olarak bilinmemekle birlikte, yakınlaştırıcı bazı faktörler üzerine durulmaktadır.ağrı, imbalans, veya dizin ekstensör mekanizmasındaki instabilite sonucu ortaya çıkar.bu durum konjenital, travmatik veya mekanik streslere bağlı olarak ortaya çıkabilir.oluş mekanizmasını açıklamaya çalışayım.öncelikle patellofemoral eklemin stabilizasyonu iki şekilde sağlanır.birincisi dinamik stabilizatörler, ikincisi ise statik stabilizatörlerdir.
1-dinamik stabilizatörler:patellayı etkileyen kaslardır.en önemli komponenti vastus medialis obliquus(vmo) kasıdır.patellanın medidalindeki tek dinamik kastır.kas liflerindeki dizilim problemi olanlarda vmo'nun kas lifleri ancak patellaya ulaşabilir ve normalde oblik açıda seyredeceğine vertical seyreder.burada oluşabilecek atrofi veya dizilim bozukluğunda patella laterale yani dış tarafa doğru çekilecektir.bu da dizin ektansör mekanizmasında bozukluğa yol açarak ağrıya neden olur.
2-statik stabilizatörler:iliotibial band, lateral femoral ligament, lateral retinaculum ve kapsülden oluşur.bu yapılar vmo kasının medial yani iç taraftaki bağlarının oluşturdukları çekim kuvvetini dengeler.
şimdi risk faktörlerimiz nedir dersek? sıralayalım;
-anatomik anormallikler
-kas disfonsiyonu(quadriceps kası zayıflığı)
-patellanın hipermobil olması
-uyluk çevresi kaslarının esnekliğindeki kayıp
-geçirilmiş cerrahi
-travma
-overuse(aşırı kullanma örneğin bir futbolcu)
semptomları nelerdir?
-diz önünde veya arkasında ağrı
-uzun süreli oturma, yürüme veya koşmada ağrı
-dizde şişlik
-dizde krepitasyon ve kayma hissi
-diz önü ağrısı uzun süreli diz fleksiyonda iken artar(sinema bulgusu).genellikle bilateraldir yani her iki dizde de görülür.özellikle merdiven inip-çıkma, yokuş aşağı inmede ağrı oluşabilir.
1-dinamik stabilizatörler:patellayı etkileyen kaslardır.en önemli komponenti vastus medialis obliquus(vmo) kasıdır.patellanın medidalindeki tek dinamik kastır.kas liflerindeki dizilim problemi olanlarda vmo'nun kas lifleri ancak patellaya ulaşabilir ve normalde oblik açıda seyredeceğine vertical seyreder.burada oluşabilecek atrofi veya dizilim bozukluğunda patella laterale yani dış tarafa doğru çekilecektir.bu da dizin ektansör mekanizmasında bozukluğa yol açarak ağrıya neden olur.
2-statik stabilizatörler:iliotibial band, lateral femoral ligament, lateral retinaculum ve kapsülden oluşur.bu yapılar vmo kasının medial yani iç taraftaki bağlarının oluşturdukları çekim kuvvetini dengeler.
şimdi risk faktörlerimiz nedir dersek? sıralayalım;
-anatomik anormallikler
-kas disfonsiyonu(quadriceps kası zayıflığı)
-patellanın hipermobil olması
-uyluk çevresi kaslarının esnekliğindeki kayıp
-geçirilmiş cerrahi
-travma
-overuse(aşırı kullanma örneğin bir futbolcu)
semptomları nelerdir?
-diz önünde veya arkasında ağrı
-uzun süreli oturma, yürüme veya koşmada ağrı
-dizde şişlik
-dizde krepitasyon ve kayma hissi
-diz önü ağrısı uzun süreli diz fleksiyonda iken artar(sinema bulgusu).genellikle bilateraldir yani her iki dizde de görülür.özellikle merdiven inip-çıkma, yokuş aşağı inmede ağrı oluşabilir.
devamını gör...
yaz mevsimini sevmemek
sevmemekten öte tiksindiğim mevsim. sinir katsayım iki katına çıkıyor bu mevsimde. güneş yakar, oturduğun yerden terlersin, güneş geç batar, veletler dışarıda olur, hergün ses gürültü. hayvanları da rahat bırakmazlar bir de. diğer üç mevsimde hem okuldan ötürü hem de havadan ötürü dışarı çıkamadıklarından hayvanlar rahat ediyor en azından anasını satayım. bir sürü vıcık vıcık itici insan topluluğu dışarıda gezinir. toplu taşımalardaki yıkanmamış insanları saymıyorum bile. deniz kum güneş olayına da tamamen uzağım. sevmiyorum. keşke birisi beni kuzey avrupa ülkelerine itelese de şu mevsimi fazla hissetmeden kendim çalıp kendim oynayarak hovarda hovarda yaşasam.
devamını gör...
rorschach testi
rorschach testi, hermann rorschach tarafından geliştirilmiş, mürekkep lekeleri içeren kartlardan oluşan, projektif (iç dünyayı yansıtan) bir kişilik testidir. rorschach testi ile kişilerin ruhsal yapılanmalarının, duygu dünyalarının, düşünce sistemlerinin ve savunma mekanizmalarının detaylı analizi yapılır.
devamını gör...
köylü yazardan ironiler
elma kokan salon isminde bir şiir kitabı da yazmış olan, başında dantelli kırmızı yazması olan, renkli yöresel kıyafet giymiş, kısa yelekli ve peştemalli bir trabzonlu abla.
devamını gör...
üstteki yazara bir iltifat bırak
belli ki doğada gezmeyi seven birisin. doğada gezen, doğada vakit geçiren kimseler iyi yüreklidir, merhametlidir, sabrı iyi bilir. sen de öylesin bence dostum.
devamını gör...
ilk bakışta sevilmeyen insan
genelde o his konusunda beni yanıltmayan insandır. belki de zihnimizde şartlandırıyoruz en başta,bilmiyorum. ama böyle hissedip yanıldığım hiç olmadı.
devamını gör...
domestic hıyar nickli yazarın şiir başlığını istilası
tepkini yerim sana bişi olmasın
az kenara kayarım sen de yazarsın
veririz el ele oluruz burada şair
sen bana yazarsın ben de okur
allah aşkına söyle ben napayım
hangi başlığa koşup konayım
ben bir garip hıyarım burada
az insaf et ölene kadar buradayım
az kenara kayarım sen de yazarsın
veririz el ele oluruz burada şair
sen bana yazarsın ben de okur
allah aşkına söyle ben napayım
hangi başlığa koşup konayım
ben bir garip hıyarım burada
az insaf et ölene kadar buradayım
devamını gör...
aylak adam
” aylak olmak dünyanın en güç işiydi.”
zannedilir ki aylak olmak kolaydır, zamanını boşa harcamak, hiçbir şeyle meşgul olmamak, çalışacak bir işe sahip olmamak… oysa aylak adam’ı okuyanlar bilir, aylak olmak zordur, hele de zengin değil de paralıysanız. yapılacak çok iş vardır. mesela gidip yemek yediğiniz lokantalada müşteri olmamak, sokak isimlerini araştırmak, karşınızda oturan insanlara bir geçmiş uydurmak ve b.yi bulabilmek…
c iseniz eğer b.yi bulmak daha zordur çünkü bilmeseniz de hep bir adım önündesinizdir onun. size her gelişinde bacaklarını da getiren kadınlar vardır hayatınızda, düzen isteyen, dahası sizi anladığını sandıkça yanılan kadınlar…ve insanlar ” dökme kalıplarına uydurmadan sizi rahat edemezler.”
eğer c. iseniz ve bir babanız varsa geçmişte kalmış olması gereken, hayat zordur ziyadesiyle, zorlar sizi yaşamak. kulağınız kaşınır biteviye. kadınlarının bacaklaından korkarsınız, gözlerine bakarsınız en çok. c.yi bulmaktır umudunuz ve c.de size daha yakın birini.
“yoksa her şey benim olmadığım yerlerde benim olmadığım yerlerde mi oluyordu?” diğer bir soru takılır zihninize tam soru işaretinin çengelinden.
insanların kurtuluşu için sizin bulduğunuz yollardan biri de sinemadır, tıpkı sesinizin yankılandığı bu yerin sakinleri gibi. dersiniz ki yusuf atılgan’ın kaleminden;
” çağımızda geçmiş yüzyılların bilmediği, kısa ömürlü bir yaratık yaşıyor.sinemadan çıkmış insan. gördüğü film ona bir şeyler yapmış. salt çıkarının düşünen kişi değil. ama beş on dakikada ölüyor. sokak sinemadan çıkmayanlarla dolu; asık yüzleri kayıtsızlıkları, sinsi yürüyüşleri ile onu aralarına alıyorlar, eritiyorlar. bunları kurtarmanın yolunu biliyorum. kocaman sinemalar yapmalı. bir gün dünyada yaşayanların tümünü sokmalı bunlara. iyi bir film görsünler. sokağa hep birden çıksınlar.”
ve bilirsiniz “siz sevilmez, sen sevilir” ve bilirsiniz karıncalar bilmeden severler ve adako’yu ve kuyaro’yu tanırsınız, ve isimlerin insanların en alakasız yanları olduğunu öğrenirsiniz…
ve b.yi ararsınız yine, yanınızdan geçerken bile, çarpıştığınızda bile…
ve ” ah, zehra…”
zannedilir ki aylak olmak kolaydır, zamanını boşa harcamak, hiçbir şeyle meşgul olmamak, çalışacak bir işe sahip olmamak… oysa aylak adam’ı okuyanlar bilir, aylak olmak zordur, hele de zengin değil de paralıysanız. yapılacak çok iş vardır. mesela gidip yemek yediğiniz lokantalada müşteri olmamak, sokak isimlerini araştırmak, karşınızda oturan insanlara bir geçmiş uydurmak ve b.yi bulabilmek…
c iseniz eğer b.yi bulmak daha zordur çünkü bilmeseniz de hep bir adım önündesinizdir onun. size her gelişinde bacaklarını da getiren kadınlar vardır hayatınızda, düzen isteyen, dahası sizi anladığını sandıkça yanılan kadınlar…ve insanlar ” dökme kalıplarına uydurmadan sizi rahat edemezler.”
eğer c. iseniz ve bir babanız varsa geçmişte kalmış olması gereken, hayat zordur ziyadesiyle, zorlar sizi yaşamak. kulağınız kaşınır biteviye. kadınlarının bacaklaından korkarsınız, gözlerine bakarsınız en çok. c.yi bulmaktır umudunuz ve c.de size daha yakın birini.
“yoksa her şey benim olmadığım yerlerde benim olmadığım yerlerde mi oluyordu?” diğer bir soru takılır zihninize tam soru işaretinin çengelinden.
insanların kurtuluşu için sizin bulduğunuz yollardan biri de sinemadır, tıpkı sesinizin yankılandığı bu yerin sakinleri gibi. dersiniz ki yusuf atılgan’ın kaleminden;
” çağımızda geçmiş yüzyılların bilmediği, kısa ömürlü bir yaratık yaşıyor.sinemadan çıkmış insan. gördüğü film ona bir şeyler yapmış. salt çıkarının düşünen kişi değil. ama beş on dakikada ölüyor. sokak sinemadan çıkmayanlarla dolu; asık yüzleri kayıtsızlıkları, sinsi yürüyüşleri ile onu aralarına alıyorlar, eritiyorlar. bunları kurtarmanın yolunu biliyorum. kocaman sinemalar yapmalı. bir gün dünyada yaşayanların tümünü sokmalı bunlara. iyi bir film görsünler. sokağa hep birden çıksınlar.”
ve bilirsiniz “siz sevilmez, sen sevilir” ve bilirsiniz karıncalar bilmeden severler ve adako’yu ve kuyaro’yu tanırsınız, ve isimlerin insanların en alakasız yanları olduğunu öğrenirsiniz…
ve b.yi ararsınız yine, yanınızdan geçerken bile, çarpıştığınızda bile…
ve ” ah, zehra…”
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
ve işte yine bir intiharın eşiğinde seninleyiz
sen gelmesen de ben;
anlamlar aşıp geldim.
tek nefeste tüm renkleri verdim.
ellerini arıyordum bin kaç bin yıldır
dünya bir toz bulutuyken
ve henüz aristo doğmamışken ; ben
tümden geldim sana vardım.
sevinçlerini ve hüzünlerini topladım ardından
güneş’in kaybolunca, senden
kuşlar göçünce, onlarla birlikte gitmedim
üşüdüm ama üzerine titredim.
dış güzelliğinin içini mahvedişini izledim.
doğal seleksiyondan çok daha farklıydı
thebes’in kralı gibi gözlerimi oymak istedim.
ah! bütün gerçeklik, gözlerimin önünde saklıydı.
edit: yazarların yazdığı şiirler mi? hayatımda bundan daha az saçma çok az şey gördüm.
sen gelmesen de ben;
anlamlar aşıp geldim.
tek nefeste tüm renkleri verdim.
ellerini arıyordum bin kaç bin yıldır
dünya bir toz bulutuyken
ve henüz aristo doğmamışken ; ben
tümden geldim sana vardım.
sevinçlerini ve hüzünlerini topladım ardından
güneş’in kaybolunca, senden
kuşlar göçünce, onlarla birlikte gitmedim
üşüdüm ama üzerine titredim.
dış güzelliğinin içini mahvedişini izledim.
doğal seleksiyondan çok daha farklıydı
thebes’in kralı gibi gözlerimi oymak istedim.
ah! bütün gerçeklik, gözlerimin önünde saklıydı.
edit: yazarların yazdığı şiirler mi? hayatımda bundan daha az saçma çok az şey gördüm.
devamını gör...