özellikle sabah namazı kılmak insana çok güzel bir lezzet tattırır. "sabah namazını münafıklar kılamaz" sözünü bilirseniz eğer, sırf bu sözün korkusundan, yorgun bir şekilde dahi olsa uykudan kalkar, sanki yorgun değilmiş gibi davranmaya çalışırsınız. hatta bazen uyumaz, sabah namazını beklersiniz. uykudan uyanmanın verdiği güçlük ve yorgunlukla birlikte abdest almak çok güzel bir duygudur benim için. herkes uyurken, daha güneşin bile doğmadığı vakitte, kalkıp namaz kılmak insana hem lezzet verir hem de kendini özel hissettirir.
devamını gör...

uzun zaman sonra öğrendiğim için heyecanlandığım bir bilgi.
artık yüz altmış sekiz kenkenquagintilyon dört yüz on bir kattuorkenquagintilyon üç yüz yirmi beş kenquagintilyon beş yüz elli sekiz dotrigintilyon yedi yüz kırk iki novemdesilyon sayısını gördüğümde yine okuyamayacağım ama en azından neyi okuyamadığım hakkında bir fikrim olarak okuyamayacağım.
ya da en azından biri bu sayıyı okurken sayının ne olduğunu anlayamayacağım ama okuyanın bir sayı okuduğunu anlayacağım.
teşekkürler meja*.
devamını gör...

ona göre insan düşüncesi sistemleri kırarak gelişir, çünkü hiçbir sistem hayatı ve insanı bütün zenginliğiyle kucaklayamaz.*
devamını gör...

aynı yolu adımlarken neşeyle günaydın dileğinde bulunan tanımadığım insanlar.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ve bazı mesailer ancak böyle biter.. *
devamını gör...

kadınlara karşı olan nefret hukuki olarak da kanıtlanmıştır.
devamını gör...

yine çoğu zaman olduğu gibi genellemişiz, vurmuşuz, kırmışız, savunmuşuz.

ben 3-4 senedir bir köyde yaşıyorum. buradaki insanların şehirde yaşayan insanlardan hiç bir farkı yok. burada da cahil, bencil, dar görüşlü, kötü niyetli ya da bilge, açık görüşlü, sağ duyulu insanlar var, aynı şehirde olduğu gibi. üst komşumuz; köpeklerini bağlıyor, çöpünü ormana atıyor. alt komşumuz köpeğine araba çarpıp öldüğü için göz yaşlarını tutamıyor. 2 farklı öğretmen var. birisi yan komşusuna eziyet ede ede köyden kaçmasına neden oldu, diğeri elinden geldiğince herkese yardım eder, doğayı çok sever. bir amca var, alzheimer belirtileri güçlendiği için doktoru bir köpek bakmasını tavsiye etmiş. karısı köpeklere uzaktan bakan bir kadınken, şimdi beraber uyuyorlarmış. 80 yaşında adam, köpeğin arkasından oyun oynayarak koşturuyor. yine bir başka karşı komşumuzun dedeleri molla, baya muhafazakar ama kızları evden ayrılmış ve yoga eğitmeni ve nü model olmuş.

demem o ki, genelleme yapmayın arkadaşlar, hayat o kadar genel değil ki, anlatmaya cümleler yetmez. sözlüğümüzde bile çeşit çeşit insan var. dışarıdan birisi kalkıp, 3-5 entry okuyup, sonra da "kafa sözlük'de çok politikmiş" dese, muhtemelen "ne alaka" gibi bir tepki veririz. tepkilerimizi "kendimize" dokunduğu zaman vermeyelim. empatinin değeri de buradan gelir. çoğunluk empati kurabilse zaten bu tarz genellemelere, kötülemelere ya da güzellemelere gerek duymaz.

daha önce köyde yaşamamış olanların bilemeyeceği şeylerden birisi de köy düğünü olabilir. köy düğünlerinde genelde 4 çeşit yemek yapılır ve yine genelde bunlar kuru fasulye ya da nohut, pilav, tatlı ve çorba şeklide olur. gelen herkese, garson gibi çalışan bir düğün sahibi tanıdığı yemek getirir ve herkes istediği kadar yiyebilir. onun dışında normal bir düğüne aşağı yukarı benzer.

bir keresinde 2 arkadaş çadır kurmak için bir ormana doğru yönelmiştik ve yolumuz bir köyün içinden geçiyordu. gün içinde de yürümekten yorulmuş ve acıkmıştık. köyden geçerken, düğün olduğunu fark ettik ve yırttık olum yırttık nidalarıyla düğüne doğru koşar adım yöneldik. düğün sahipleri muhafazakar bir aileydi, herkes kapalı ve uzun kıyafetler içerisindeydi. damat, düğün yapılan yerin girişinde, gelenlerin elini sıkarken biz de sıraya girdik o en kampçı tarzımızla. damada onu tanımadığımızı! hatta o köyden de olmadığımızı ama karnımızın çok aç olduğunu söyledik ve tebrik ettik tabi. bunların sırası ters de olmuş olabilir. damatta sağ olsun hemen bize yer ayarlayıp, birer tabak yemek vermişti.

işin özü; aileler, köyler, şehirler, ülkeler insanlardan oluşur ve insanlar birbirlerinden farklıdır.
devamını gör...

cumhurbaşkanlığı sözcüsü ibrahim kalın tarafından yapılan açıklama. söz konusu açıklama boğaziçi üniversitesi'ne yapılan atamayla ilgili. cumhurbaşkanı bu ülkenin tamamının cumhurbaşkanıysa neden tüm ülkeyi ilgilendiren kararlarını sorgulamak sağlıksız? neye göre bu açıklama yapılabiliyor? bu rektör atama yetkisi ohal ortamında kendinizin kendinize verdiği yetki değil mi? neden buna yasalmış muamelesi yapılıyor? sorular sorular sorular....

cevaplanamayan sorular...
devamını gör...

--! spoiler !--

her koşulda hiçbir şeyden korkmadan aşkına sahip çıkan anna, malesef dönemin koşulları dikkate alındığında ciddi bir dışlanmışlık yaşar. daha da kötüsü, kocasının onu affetmiş olmasıdır. çünkü bir insanın nefreti, merhametinden ve acıma duygusundan çok daha az acı verir. anna her şeyi göze alıp hayatını paramparça etmiştir ancak aşığı buna değmeyecek kadar korkak ve gel geç gönüllüdür. sonunda gururu ayaklar altına alınmış, ihanete uğramış, her şeyini kaybetmiş bir şekilde ortada kalır ve buna daha fazla dayanamayarak hayatına son vermeyi seçer.

--! spoiler !--
devamını gör...

bizi köle olarak kullanan ergen bir velet kendileri.
devamını gör...

şiirlerinde, ok şiiri hariç, aruz vezni kullanmış şair.
devamını gör...

iş ve trafik kazalarındaki darbeler, çığ düşmesi ile kar kitlesinin altıda kalmak crush sendromuna yol açsa da en sık ve yaygın neden deprem sebebiyle göçük altında kalmaktır. vücudun bir kısmı bir yere sıkışır ve kaslar kan gitmediği için ölmeye başladıkça toksik madde salgılar, daha sonra toksinler vücuda yayılır.
crush sendromu ilk olarak 1909 yılındaki messina depremi'nde tanımlanmış, depremden sağ kurtulan kişilerin halsizlik ve ödem gibi belirtiler ile öldükleri izlenmiştir.
devamını gör...

sessiz sedasız ağlamaya geldim. keyifli yayınlar diyemeyeceğim, bol gözyaşı, yürek yangını bizi bekler..
yayında emeği geçen herkese teşekkürler.
devamını gör...

tekrar edilemezdir. başa sarılamazdır. çünkü o kız söylemişti, başa sar diyerek yükselen bir çağlayan taşıyordu içinde. yükseldikçe kuvvet katıyor, alçağa daha yakın. hiç düşmeyecek bir yaprağa hayatını teslim edeni hatırladım. bazı romantik hikayelerin insan hayatından beslenmiyormuş gibi uzak ve çiğ bir yanı vardır. onlar sadece okumak için, yaşamaya uygun değillerdir. acılar eşit. asla yarıştırmamalıyızdır. heyecanlar birbirinden üstün değil, sesimizi kısmamalıyızdır. yer kayıyor zannetmek, ne yazık, zemine tutunamayan ayaklarken.
devamını gör...

luiz gustavo'nun büyük ihtimalle oynamayacağı maç.

orta saha üçlüsünün ozan-sosa-mert hakan üçlüsü tarafından oluşacağını düşünürsek bu galatasaray için iyi haber.
sosa ve mert hakan gibi iki tane 10 numara özellikleri baskın sonradan merkez orta sahaya evrilmiş bir orta saha kurgusu içerisinde galatasaray takımının orta sahası uygulayacağı pres ve onyekuru'nun önüne atacağı toplar sayesinde kolay pozisyon bulabileceklerini düşünüyorum.

gustavo için ayrı parantez açmalıyım, çok açık ve net görülüyor ki fenerbahçe'nin %35i tek başına gustavo. rakibi en geride karşılayan, hucum presine aynı etkinlikte katılan, çok rahat ve profesyonel bir şekilde faul almasını bilen, uzaktan şutları maçın her dakikası için tehdit olan bir adam gustavo. orta saha oynayacak bir çok futbolcunun karşılaşmak istemeyeceği türden bir 6 numara.

mevcut fenerbahçe kadrosunda tek alternatifinin ozan gibi durması da fenerbahçe açısından büyük bir ayıp. 25 tane transfer yapıp kadroda doğru düzgün tek ön libero olması garip geldi bana.

bu arada, pelkas da çok önemli bir oyuncu fakat gustavo'dan ona sıra gelmedi kusura bakmasın. mesut özil hariç ileri uçta oynayan en yetenekli futbolcusu pelkas ve fenerbahçe'nin bugün bir pelkas'ıda yok.

top yuvarlaktır ne olacağı bilinmez, bir yanlış kart bir düdük bir anlık sinir herhangi bir tarafa yıkıverir oyunu.

hakemin maçın önüne geçmediği, dostluk ve kardeşlik havasının hakim olduğu, herhangi bir ciddi sakatlığın yaşanmadığı bir maç olmasını diliyorum. tabi galatasaraylı bir birey olarak takımımın kazanmasını istiyorum.
devamını gör...

bağları kucaklayıp dağları ötekileştiren bir atasözüdür. popüler kültürde yer edinince hemen kaz dağları'nı savunmasını bilirsiniz ama. dağlar işe yaramaz bağlar ise bereketli topraklarmış. kaz dağları'nda ne işiniz vardı kardeşim o zaman diye sorarlar adama.*
devamını gör...

(bkz: psikedelik rock)
(bkz: saykodelik rock)

lsd gibi uyuşturucu madde etkisinde yazılan, bestelenen rock müzik eserlerinin, gene lsd gibi uyuşturucu madde etkisinde icra edilmesi ile ortaya çıkmış rock müzik türüdür.

en ünlü temsilcileri the beatles, pink floyd, jimi hendrix, the doors’tur.

pink floyd türkiye konseri öncesi bir bir gazete haberi.
devamını gör...

sizin gibi aklı çükünde olmayan insandır. oğlum nasıl bir yokluk sizinkisi? siz yaptığınız her şeyi "kız düşürmek" için yaptığınızdan dolayı hepimizi öyle mi sanıyonuz?
devamını gör...

kadınlarla bir alip veremediği var bu yazarin. ona gore kadinlar 2. sinif insandir ve sadece karinlarini doyursalar yeter mantigiyla onlara yaklasir. enteresan bir adamdir sirf kadina olan bakis acisindan dolayi yav git isine be delirdin mi dersiniz 2 ya da 3 paragraf sonra size bir tespit yapar vay anam adam yaziyor helal olsun dersiniz.
devamını gör...

babamdir. hatta ölürken baska sehirde olan aile mezarligina bile gomulmeyi reddetmis, annemin yasadigi yere yakin bir mezarlikta gomulmeyi vasyet etmistir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim