türk lirasının türk lirasına karşı değer kaybettiğini gösterir.
devamını gör...

ismail abinin taktiğini denerim. burun havada baş dik tüm asaletinle son isteğiniz var mı sorusuna
-var! salın beni. derim.
devamını gör...

arkasindan yaktigimiz agitlara dayanamayip, sozluk'teki brutal eksikligini gidermek adina aramiza geri donmus yazar tanesi.

tek tek basaraktan hos gelmis be*.

yok mu soyle karsilikli bi' bogurmemiz ya, hurgeneralim?*

devamını gör...

gerçekten ben daha önce böyle hissetmedim.
devamını gör...

üniversiteden mezun olmak.
devamını gör...

ileriki yaşlarda şeker, tansiyon hatta kanser olma riskini arttırır. o sebeple bir parça vurdumduymaz olmak gerek.
devamını gör...

disosiyatif psikojenik amnezinin altında incelenen diğer bir türdür. dissosiyatif füg, geri getirilebilen ya da geri getirilmeye çalışan hafıza olarak geçmektedir. geçmişte yaşanan travmatik olayları/durumları kişilerin unutmasıdır. öyle bir durum hale geliyor ki kişilerde semptomları, tamamiyle tüm hayatından kopup bambaşka bir insan olarak hayatına devam ediyor. kaygı duyduğu ya da korktuğu şeylere artık duyarsızlaşıyor ve bunun farkında olmuyor. genel olarak bu tarz durumlarda yaklaşık 2-3 ay ya da travmatik durumun ağırlığıyla beraber 5-6 ay olmak üzere değişkenlik gösterebiliyor.

-böyle durumlarda kalan insanların aslında hayatlarının düzensizliğinde kaybolması, kendini bambaşka bir insan olarak görmesi ve hayatına o şekilde devam etmesi ve hafızası yerine geldiğinde hiçbir şey hatırlamayacak olması büyük kayıplara sebebiyet veriyordur.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

üniversiteye yeni başlamışız, davranış bilimleri dersi var. psikoloji anabilim binasına girdik, heyecanlı heyecanlı bekliyoruz. sınıfa 60 yaşlarında bir prof girdi. herkesi bir süzdü.

"bakın çocuklar." dedi tanışma faslından sonra. "bu ülkenin en büyük sıkıntısı, bilgisi olmayanların fikir sahibi olmasıdır. siz, siz olun bilmediğiniz şeyler hakkında fikir sahibi olduğunuzu düşünmeyin. bu size bu derste öğreteceğim he şeyden daha faydalı olacak."

özetle bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak, cahillikten başka bir şey değildir. ve cahillik insana en büyük zararı veren şeylerin başında gelir..
devamını gör...

ludingirra sümerli bir öğretmen. aynı zamanda şair ve yazar. öğretmenliği bıraktıktan sonra yaşadıklarını kaleme almış ve kendisinin bu yazdıkları sümer tabletleri arasında bulunarak arkeologlar tarafından gün yüzüne çıkartılmış. böylece üç bin yıl önceden bugünlere seslenme imkanı doğmuş adama. ve yine böylece tüm kaygıları, korkuları ve paylaşmak istedikleri bizler tarafından 3000 yıl sonra okunmuş oluyor. boşuna demiyorlar söz uçar yazı kalır diye. kalıyor işte bir şekilde. iyi ki de kalıyor ve binlerce yıl öncesinin insanlarının hislerine, duygularına ve uyarılarına vakıf oluyoruz.

ludingirra yaşamöyküsünü neden yazmaya başladığını ise şu şekilde açıklamış;

''bu yaşamöykümü daha çok gelecek kuşaklar için yazmaya başladım. bizim ulusumuz, dilimiz, geleneklerimiz, sosyal yaşantımız, sanatımız unutuluyor artık.''


ludingirra sümer ülkesine yönelik tehlikelerden söz ederek “bu güzel ülkemize her taraftan göz diktiler” diyor. “göklere uzanan basamaklı kulelerimizin, görkemli tapınaklarımızın, arı gibi işleyen çarşılarımızın, her tarafa ulaşan kervanlarımızın, dümdüz uzanan yollarımızın, boy ürün veren tarlalarımızın, nehirlerimizde ve açtığımız kanallarda salına salına yüzen teknelerimizin, dolup taşan iskelelerimizin, her tür bilgiyi veren okullarımızın ünü uzak ülkelere kadar yayıldığından; ilkel olan bu ülkelerin halkı kıskandı bizi.

fırsat buldukça üzerimize saldırdılar. kentlerimizi yakıp yıktılar. biz yaptık, onlar yıktılar; biz yaptık, onlar yaktılar. halkımız, hatta krallarımız tutsak oldu. ailelerimiz dağıldı.

tarlalarımızı, bahçelerimiz bakımsızlıktan kurudu; hayvanlarımız açlıktan öldü ve böylece kökü binlerce yıl önceye dayanan ulusumuz yoruldu, dayanamayacak hale geldi ve içimize yavaş yavaş sızıp bizi yiyen yabancıların kucağına bırakıverdi kendini.

onlar yönetiyor bizi şimdi. topraklarımıza ilkel geldiler; sayemizde uygar olmaya başladılar. ne yazıdan, ne tarımdan, ne sanattan, ne dinden, ne okuldan, ne attan, ne arabadan, ne aydan, ne yıldan haberleri vardı. hepsini bizden öğrendiler.

sonra da ‘biz yaptık, biz bulduk’ diye övünmeye başladılar. hep korkuyorum, bir gün gelecek, adımız da uygarlığımız da unutulacak. biz ne yaptık, ne başardıysak hepsini onlar üstlenecek.”

“bu durum beni yıllardan beri üzüyordu. ben küçük bir adamım, bunu önlemek elimden gelmez diye yakınıyordum. bir gün birdenbire aklıma geldi. ben bir yazar olduğuma göre, ulusumuzun bulduklarını, başardıklarını, geçmişimizi, geleneklerimizi, ne kadar uygar olduğumuzu, gerek sümerliliklerini unutmaya başlayan gençlerimize, gerek daha sonra gelecek kuşaklara neden yazılarımla bildirmeyeyim dedim ve yaşamöykümü yazmaya karar verdim. böylece her tarafa, herkese, her çağa ulaşacağımı umut ediyorum.”

muazzez ilmiye çağ, sümerli ludingirra, s.12-13


lundingirra'nın serzenişlerini okuduğunuz zaman enteresan bir bağ kuruyorsunuz kendisi ile. anlattıkları, yakındıkları sizi de bir yerlerden yakalıyor. peki nasıl? çünkü anlattıkları bize dair. 3000 yılda pek bir ileri gidememişiz esasen. bizler de tarihini unutan bir milletin fertleriyiz. geldiğimiz yeri, atalarımızın inançlarını, onlara dair var olan güzellikleri hep unuttuk. ya da daha doğru bir tabirle bunların unutulmaya yüz tutmasına izin verdik. başkalarının bizim tarihimizi bize anlatması zorumuza dahi gitmedi. daha kötüsü onların anlattığı tarihi de kendi tarihimiz olarak belleyip, kültürel zenginliklerimizi bir bir terk etmeye başladık. elbette bu yüzyıllar alan bir süreç. ve geçen her bir yıl bizi kendi öz benliğimizden biraz daha uzaklaştırdı. aslında asimile edildik ama işin komik olan yanı şu; uğradığımız asimilasyonu kendi kültürümüz ve tarihimizmiş gibi fanatikçe savunur hale geldik. sonrasında bu gerileme bir şekilde türkiye cumhuriyetinin kurulması ile kısa bir dönem için durdu. ve sonrasında yeniden başka kültürlerin kucağına düştük. umut ederim ki, günün birinde bizlerin arasından de birileri bu tarz bir zaruret sebebi ile benzer satırlar kaleme almak zorunda kalmaz. aslında alırsa da fena olmaz. 3000 yıl sonra birileri adamlar neymiş ne olmuş diye düşünürde belki saksıyı çalıştırıp, kendileri için önlem alır.

ludingirra dede sıkmayasın o tatlı canını, bak 3000 yıl sonra dahi insanlar senin yaşadığın travmanın bir benzerini yaşıyorlar. asla yalnız yürümeyeceksin bunu iyi bilesin...
devamını gör...

kişinin nedenini bilmediği ve gerçek bir sebebe bağlı olmayan, kendisinin veya yakınlarının başına bir şey geleceği, gelecekte yaşayacağı bir durum ve zorlukla baş edemeyeceğine dair yoğun kaygı ve bunun yol açtığı manevi ve fiziksel emarelerle kendini gösteren ruhsal bir sorun.
devamını gör...

iflah olmaz bir troll olmaktan daha olumlu olduğunu düşündüğüm durumdur.
devamını gör...

eğer o tahtaların sesini hiç duymasaydım öldüğüne inanmayacaktım. sanki hala odadasın , hani yine hasta olsam hemen arayacak geleceksin yanıma. bişey oluyor koşa koşa gelmek istiyorum yanına birden dank ediyor kafama artık yoksun. ama iyi ki vardın. yoksun ama varsın. varsın ama yoksun. ben seni burada, orda büyütüyorum 3 yaşında artık hasretimiz. bu da demektir ki kavuşmamızdan 3 yıl eksilmiş. seni çok seviyorum . çok özlüyorum biliyorum ki özlemek kavuşmaya yetmiyor. sızlatan , e biraz da kanayan ama gururlu ama tebessümle içimde anılar. hep dediğin gibi allah senden çok benden razı olsun. bal yanaklarından öperim. hasretle selam ederim. burda çok yoruldun orda iyi uyu. nurlar içinde uyu
devamını gör...

aynı zamanda yoğun ve bir o kadar da akıcı bir anlatıma sahip albert caraco kitabıdır. eğer şu son günlerde hayatınızda mutsuzluk daha ağır basan taraftaysa okumanızı pek tavsiye etmem zira caraco'nun nihilist felsefesi sizleri daha da boğacaktır.

"ölüler ölü olmaktan acı çekmezler, yalnızca yaşayanlar yaşadıkları için acı çekerler."
"benim bu dünyaya duyduğum nefret, içimdeki hislerin en saygınıdır."
"hiçlik sevginin bedelidir ve hiçliğin tacı sevgidir."

bazı alıntılardan da görmüş olmalısınız ki şu 20. yüzyılın sınırlı sayıda nihilistlerinden olan caraco kaosun kutsal kitabı'ndan sonra da kendi alanında harikalar yaratmaya devam ediyor.
devamını gör...

insanın kendine bile isteye yaptığı işkence ile verdiği en güzel armağan arasındaki çok geniş bir skalaya sahip eylem.
devamını gör...

evrenin genişleme oranını hesaplayan amerikalı astronom. sandage, 84 yıllık hayatına bu oranın hesaplanması dışında 500'den fazla makaleyi, yıldızların bazı davranışlarının açıklanmasını, ilk kuasarın keşfini ve birçok çalışmayı daha sığdırdı.

sandage, evrenin genişlediğini kanıtlayan edwin hubble'ın asistanıydı. hubble ilk kalp krizini geçirdiğinde, araştırmaların sorumluluğu büyük ölçüde sandage'a kalmıştı. 2. kalp kriziyle birlikte öldüğünde ise tüm çalışmaları sandage yürütmeye başladı.

sandage, astronomi camiasında allan amca olarak bilinirdi. allan amca'ya göre evrende ölçülecek yalnızca 2 sayı vardı: hubble sabiti ve evrenin yavaşlama parametresi.

bir galaksinin ne kadar uzakta olduğunu bilirseniz, uzaklaşma hızını da biliyorsunuz demektir. hubble ölmeden önce yaptığı hesaplarda hubble sabiti için bir sayı hesaplamıştı. ancak bu sayı evrenin yaşından çok daha küçük bir sayıya karşılık geliyordu. * sandage hesaplamalarda gerekli düzeltmeleri yaptıkça hubble sabiti adını verdiğimiz sayı küçülüyordu. bu arada her ne kadar adı sabit olsa da, hubble sabiti sabit bir sayı değildir. hubble'ın bulduğu sayı megaparsekte * 500 - 530 kilometre civarındayken, düzeltmelerle beraber bu sayı 50 - 55'lere kadar inmişti. *

hubble sabiti, evrenin geçmişine yönelik yorum yapmanıza olanak tanıyordu. bu sayı sayesinde evrenin yaşını hesaplayabilirdiniz. yavaşlama parametresi ise evrenin geleceğine ilişkin yorumlara izin veriyordu. genişlemesi duracak mı, kendi üzerine mi çökecek, hızla genişlemeye devam mı edecek..? bu iki anahtar sayı, evrenin geçmişiyle geleceğini gözler önüne serdiğinden allan amca'ya göre evrende hesaplanması gereken 2 sayı işte bu ikisiydi.

allan amca bundan başka, samanyolu galaksisi'nin nasıl oluştuğuna ilişkin çalışmalar da yaptı. onun yaptığı çalışmalar günümüzde de kullanılan galaksi oluşumlarına ilişkin teorilerin temelini oluşturur.
devamını gör...

gogol’un edebi kişiliğini anlamak üzerine;

hikaye, roman ve tiyatro yazarı gogol’un rusya halkının sorunlarını dile getirdiğini bunu yaparken de mizah unsurunu ustaca kullandığını belirtmek isterim. hikayelerinde absürtlük bu yüzdendir. sorunları eğlenceli bir tarz ile okuyucuya ulaştırır. burun adlı öyküsünde ise hiciv yeteneğini çok üst düzeyde kullanmıştır.

gogol’un eserleri ilk okunduğunda yok artık, bu kadar da olur mu diye tepki verilebilinir. fakat yazarı tanıdıkça özgün ve şaşırtıcı bir üslubu olduğunu anlamanız kısa sürecektir. daha sonraları gogol eserlerini kafanızda çok ayrı bir yere koyduğunuzu fark edersiniz.

artık gogol okuyucusu olmuşsunuzdur.

gelelim hikayeye..
burada ki burun simgesi, devlet yönetiminin demokrasi gücünü kötüye kullanması, memuriyette adam kayırma gibi anlamları taşır. burun, sahtekar bir kimliktir.

dünyada her şey geçicidir. hiçbir şey sonsuza dek sürmeyecektir. makam ve mevki hayata neşe katmaz. sonunda insanoğlu eski o dümdüz haline dönüşecektir. ve mukadderat.

o meşhur palto'dan çıkıp burun'a geldik bizde. hızımızı alamadık.
bu kapağı da çok beğendim. yaratıcı kapakların hastasıyız.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kitap içinde bu öykü dışında bir kaç öykü daha var. hepsi kısacık. uzun uzadıya okumaya vakti olmayanlar için ideal.
el kitabı.. yolda, orada, burada rahatlıkla okuyacağınız cinsten. kitap bitiyor yol bitmiyor, o şekil.*
devamını gör...

her şarkısı sevilir hatta başka sevdiğim şarkılar da bile bakarım söz müzik kimin diye mutlaka sezen çıkar. herkes muhteşem parçalarını yazmış bende çok bilinmeyen bir parçasını bırakıyorum. eminim bir çoğunuz ilk defa dinleyeceksiniz..

devamını gör...

belirli bir denge noktası ile bunun dışında kalan 2 ya da daha fazla nokta arasında, periyodik olarak ve belirli bir hız ile tekrarlanan hareket.
devamını gör...

kız olursa şaheser
erkek olursa başyapıt
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim