ünlü bir düşünür der ki
devamını gör...
yazarların dilemek istedikleri özürler
kendimden özür dilerim. değmicek insanlar için kendimden taviz verdiği için.
devamını gör...
top gun: maverick

porno gibi filmdir. dün izledim ve beğendim. porno filmi gibiydi ne olacağını biliyordum, nasıl olacağını biliyordum, ona rağmen sevdim.
filmin yönetmenliğini joseph kosinski'ın yapıyor, başrollerinde tom cruise, miles teller, val kilmer ve jennifer connelly yer alıyor.
filmin müziklerini çok beğendim. müziklerini lady gaga, hans zimmer, harold faltermeyer ve lorne balfe yapmışlar, çok çok beğendim. sahneleri süslemişler ve çok uyumlular.
sadece ben mi öyle hissettim bilmiyorum ama top gun filmi bana ilaç gibi geldi. gerçek bir film, sinema perdesinde izlemek falan garip geldi. ben dijital platformlarda olmayan filmlere biraz daha olumlu yaklaşıyorum özellikle bu dönemde. bu filme öyle yaklaştım.
uçuş sahneleri, uçakların sesi, aksiyonun tırmandığı anlar, tom cruise ve karizması başarılıydı. herkese tavsiye ederim, izleyen herkese keyif verecektir, en azından tatmin edecektir.
filmde keşke birisi ölseydi. özellikle son sahnelerde. lan her şeyi tahmin ettim, canımı sıktı cidden canımı sıktı. hem keyif alıp hem canım sıkıldı. garip deneyimdi, o yüzden porno filmi gibi dedim.
mesela son sahnede ikili tam devasa savaş uçağının hedefi olacakken, yakışıklı çocuğun kurtarması çok klişeydi, filmde hemen hemen her şey klişeydi.
senaryoda düşmanın belirtilmemesi hoşuma gitmedi mesela. çabuk kazandık, kayıp versek daha iyi olacaktı. gaza geldiğim çok fazla sahne ve görüntü vardı ama o kadardı.
dediğim gibi çok bir şey beklemeden izlemek lazım. keyifli film, klişelerle dolu keyifli bir film.
devamını gör...
unutma eğrisi
öğrenme ve hafıza üzerine ilk deneysel sistematik çalışmalar yapan alman psikolog hermann ebbinghaus tarafından bulunan, öğrenilenlerin toplamının öğrenme zamanıyla doğru orantılı olduğunu gösterdiği eğridir.
öğrendiğimiz bilgilerin, hayat tecrübelerinin ve anıların zamanla azalması varsayımıdır bu. bilginin saklanmasına yönelik girişimlerin olmaması halinde, bunların zamanla nasıl kaybolacağını gösterir.
öğrenilen bilgiler ilk 60 dakikada en hızlı biçimde kayba uğramakta, sonra hafifçe yavaşlamakta ve dokuzuncu saatin sonunda öğrenilenlerin %60'ı unutulmaktadır. 24 saat sonra ise herhangi bir şeyin yaklaşık üçte ikisi unutulur.
hafızanın gücü bu eğriyi etkileyecek bir faktördür. hafızanın güçlü olması halinde hatırlama daha uzun sürer ve unutma eğrisinde ki zaman aralıklarının uzamasına sebep olur. unutma eğrisi bir çeşit hafıza kaybı olan geçiciliği doğrular niteliktedir.
işleyen hafızanın* unutmayacağı* gerçeği bir kez daha netlik kazanıyor bence bu eğri ile. eğitim hayatına devam eden arkadaşlara tekrarın önemli olduğunu vurgulayan ebbinghaus, çabuk ve uzun süreli ezberleme için bir çizelge hazırlamıştır.*
öğrendiğimiz bilgilerin, hayat tecrübelerinin ve anıların zamanla azalması varsayımıdır bu. bilginin saklanmasına yönelik girişimlerin olmaması halinde, bunların zamanla nasıl kaybolacağını gösterir.
öğrenilen bilgiler ilk 60 dakikada en hızlı biçimde kayba uğramakta, sonra hafifçe yavaşlamakta ve dokuzuncu saatin sonunda öğrenilenlerin %60'ı unutulmaktadır. 24 saat sonra ise herhangi bir şeyin yaklaşık üçte ikisi unutulur.hafızanın gücü bu eğriyi etkileyecek bir faktördür. hafızanın güçlü olması halinde hatırlama daha uzun sürer ve unutma eğrisinde ki zaman aralıklarının uzamasına sebep olur. unutma eğrisi bir çeşit hafıza kaybı olan geçiciliği doğrular niteliktedir.
işleyen hafızanın* unutmayacağı* gerçeği bir kez daha netlik kazanıyor bence bu eğri ile. eğitim hayatına devam eden arkadaşlara tekrarın önemli olduğunu vurgulayan ebbinghaus, çabuk ve uzun süreli ezberleme için bir çizelge hazırlamıştır.*
devamını gör...
ayak burkulması
kronikleşmiş sorunumdur.
ilk defa lise yıllarımda basketbol oynadığım dönemde sağ ayak bileğimde yaşamıştım. bir çatlakla atlattığımı sandım ancak yıllar içinde her iki ayak bileğimde defalarca yaşadım benzer durumu. hemen hemen tamamı çatlaklarla sonuçlandı ve neredeyse tamamında bir haftadan az olmamak üzere atel alçı içinde, üzerine basmayarak istirahatle düzeldi. düz yolda küçük adımlarla yürürken bir çakıl taşının dengemi bozmasıyla bile başıma gelebiliyor artık. en son geçen kış sol ayağımda başıma geldi ve 15 günün ardından alçıdan çıktıktan sonraki hali aşağıdaki gibiydi.
ilk defa lise yıllarımda basketbol oynadığım dönemde sağ ayak bileğimde yaşamıştım. bir çatlakla atlattığımı sandım ancak yıllar içinde her iki ayak bileğimde defalarca yaşadım benzer durumu. hemen hemen tamamı çatlaklarla sonuçlandı ve neredeyse tamamında bir haftadan az olmamak üzere atel alçı içinde, üzerine basmayarak istirahatle düzeldi. düz yolda küçük adımlarla yürürken bir çakıl taşının dengemi bozmasıyla bile başıma gelebiliyor artık. en son geçen kış sol ayağımda başıma geldi ve 15 günün ardından alçıdan çıktıktan sonraki hali aşağıdaki gibiydi.
devamını gör...
bir şehir bir kütüphane
(bkz: angelica kütüphanesi)(bkz: biblioteca angelica)
italya'nın roma şehrinde bulunan angelica kütüphanesi 1604 yılında kurulmuş ve 1609 yılında halkın hizmetine açılmıştır.bir piskopos(katoliklerde papazlığın en yüksek aşamasına ulaşmış olan, belli bir bölgenin din işlerini yürüten papazlara verilen ünvan) olan angelo rocca tarafından kurulan kütüphane yine italya'nın milan şehrinde bulunan ambrosiana kütüphanesinden sonra avrupa'nın en eski ikinci kütüphanesi konumunda yer alır.
angelica kütüphanesi, reform ve sayaç reformu ile ilgili en önemli belgeler ve edebiyattan bilimin bütün alanlarına, zihinsel anlaşmazlıklara kadar varan geniş bir koleksiyondan oluşan kütüphane bünyesinde 200.000'den fazla kitap barındırmaktadır.kütüphane ayrıca dünyaca ünlü dante, boccaccio ve petrarch'ın eserlerinden ve paha biçilemez nadir eserlerinden oluşan geniş koleksiyonlarıyla da ünlüdür ayrıca 15. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar uzanan italyan tiyatrosu arşivi ve edebiyat eserleri de kütüphane koleksiyonu içerisinde bulunmaktadır.1940 yılından itibaren arcadia akademisinin(1690 yılında roma'da kurulan italyan edebiyat akademisi,eserlerinde klasiklere ve özellikle yunan-roma pastoral şiirine dayanan daha doğal, basit bir şiirsel üslup aramışlardır.) arşivlerini de barındıran kütüphane,1975 yılından bu yana italya kültür bakanlığı denetimindedir.


italya'nın roma şehrinde bulunan angelica kütüphanesi 1604 yılında kurulmuş ve 1609 yılında halkın hizmetine açılmıştır.bir piskopos(katoliklerde papazlığın en yüksek aşamasına ulaşmış olan, belli bir bölgenin din işlerini yürüten papazlara verilen ünvan) olan angelo rocca tarafından kurulan kütüphane yine italya'nın milan şehrinde bulunan ambrosiana kütüphanesinden sonra avrupa'nın en eski ikinci kütüphanesi konumunda yer alır.
angelica kütüphanesi, reform ve sayaç reformu ile ilgili en önemli belgeler ve edebiyattan bilimin bütün alanlarına, zihinsel anlaşmazlıklara kadar varan geniş bir koleksiyondan oluşan kütüphane bünyesinde 200.000'den fazla kitap barındırmaktadır.kütüphane ayrıca dünyaca ünlü dante, boccaccio ve petrarch'ın eserlerinden ve paha biçilemez nadir eserlerinden oluşan geniş koleksiyonlarıyla da ünlüdür ayrıca 15. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar uzanan italyan tiyatrosu arşivi ve edebiyat eserleri de kütüphane koleksiyonu içerisinde bulunmaktadır.1940 yılından itibaren arcadia akademisinin(1690 yılında roma'da kurulan italyan edebiyat akademisi,eserlerinde klasiklere ve özellikle yunan-roma pastoral şiirine dayanan daha doğal, basit bir şiirsel üslup aramışlardır.) arşivlerini de barındıran kütüphane,1975 yılından bu yana italya kültür bakanlığı denetimindedir.


devamını gör...
sözlükteki en yakın arkadaşınız
görüştüğüm birkaç yazar arkadaş vardı ama sözlük yönetimi tarafından hesapları uçuruldu. her kim ki hesabının uçurulmasını istiyorsa, benimle dost olsun üç vakte kalmaz “kalbimiz seninle”
yok ben böyle iyiyim diyorsanız, benimle etkileşime geçmeyin. aman ha.
sonra vay ben duymadım, yok ben eşşitmedim demeyin.
yok ben böyle iyiyim diyorsanız, benimle etkileşime geçmeyin. aman ha.
sonra vay ben duymadım, yok ben eşşitmedim demeyin.
devamını gör...
normal sözlük’te tanımlarını sevdiğiniz yazarlar
ukdeyi bırakıp yazmamak olmaz şimdi, yazalım madem.
eşref ruşen
ivanmilinski
zed's dead baby
ateist kaplumbağa
kafa 1500
sadrazam ikaryus
domestic hıyar
örnek vatandaş
yagami light
kaşkolnikov
karanliktakimum
meja
hazall
whisper
aslında melting de vardı ama beni yazmadığı için onu devre dışı bıraktım, ocak dışısın yavru kurt*.
eşref ruşen
ivanmilinski
zed's dead baby
ateist kaplumbağa
kafa 1500
sadrazam ikaryus
domestic hıyar
örnek vatandaş
yagami light
kaşkolnikov
karanliktakimum
meja
hazall
whisper
aslında melting de vardı ama beni yazmadığı için onu devre dışı bıraktım, ocak dışısın yavru kurt*.
devamını gör...
misafirinizin evinizde yaptığı bir saygısızlık bırakın
2017-2018 benim için iplerin kopma dönemleri, zor zamanlarım yani. hep evimde olsam odamdan çıkmasam kedim bile yanıma gelmese modundayım.
o dönem kısa süreliğine değişik bir itim çekim yaşadığım biriyle kısa süreli bir arkadaşlık yaşıyoruz. neyse efem ilk gün geldi bana o dönem o da kocasından ayrılıyor bari yanında durayım sana destek olayım modlarında. işte ilk gün geldi kaldı ikinci gün ortak bir arkadaşımızı çağırmak istedi. benim yok mok dememe kalmadı onu da çağırdı. oturdular bayağı falan ben ama artık gözlerine bakıyorum en son gece olmuş 00.30 ki ben o dönemler yoğun çalışıyorum ve erken yatıyorum zaten psikolojim darmaduman. bekliyorum gidecekler yok. dedim siz gitmeyi düşünmüyor musunuz? zaman geçsin yanında olalım diye geldik diyorlar ama birbirlerine kırıtıyorlar.
bir daha sordum yarım saat geçti geçmedi 'banu sen de alemsin biz olmasak ne yapacaksın? sana desteğe geldik' dedi erkek olan. 'arkadaşım siz olmasanız uyuyacağım, sabah işe gideceğim ben. erken yatıyorum biliyorsunuz bunu.neyse ben geçiyorum odama, oynaşmanız bitince kapıyı çeker çıkarsınız' dedim. nasıl dedim bilmiyorum ama o kadar sinirliyim ki yahu iyi değilim ben değil sizle mi uğraşacağım yok arkadaş yüzsüzler gitmediler.
o sıralar insan kaynaklarında personel sorumlusuyum ve çok yoğun işe alımlar var. ekip olarak pek kalabalık değiliz ve ben bile evrak işleriyle uğraşıyorum ciddi ciddi mesaiye kalıyorum yani bu işler için. saat 17.00 oluyor aramaya başlıyorlar. bir kadın arıyor bir erkek. bakın meşgule bile atmıyorum, açmıyorum direk öyle çalıyor. bir iki gün bu böyle devam etti. açtım bir gün evet dedim. 'banu ayıp ediyorsun' dedi erkek olan 'biz seni merak edip arıyoruz yanında olmaya çalışıyoruz' dedi. bakın 'ben geç saatlere kadar çalışıyor ve eve gider gitmez uyuyorum' dedim. yok inatla hala akşam gelelim bir şeyler içelim rahatlarsın diyor. kapadım suratına.
andaval mısınız evladım siz? bu nasıl bir yokluk evde ev yuh artık. yalnız yaşayanlar bilir bazıları sırf siz yalnız yaşıyorsunuz diye yanaşırlar size. değişik bir kafadır bu. evime birini atma kıvılcımını bazen görüyorum kadın olsun erkek olsun insanların gözlerinde. çok ilginç değil mi yahu? sadece bana mı denk geliyor ya bu tipler? ben evime kolay kolay kimseyi davet etmem bu yüzden. kahvemi dışarıda içer evime gelirim. biri sizin evinize girdi mi hele ki bir iki kere geldi mi değişiyor. ben bunu fark ettim. bir laubalilik, bir yılışıklık.. host neyse gece gece çok sinirlendim bak şimdi.
sonra banu insan sevmiyor açık söyleyeyim mi? gerçekten had bilmeyen, laubali insanları sevmiyorum. sınırları olmayan insanlar sizinde sınırlarınızı tanımıyorlar sonra elinize sopayı alıp kovalamak zorunda kalıyorsunuz. sınır iyidir sınır candır. *
o dönem kısa süreliğine değişik bir itim çekim yaşadığım biriyle kısa süreli bir arkadaşlık yaşıyoruz. neyse efem ilk gün geldi bana o dönem o da kocasından ayrılıyor bari yanında durayım sana destek olayım modlarında. işte ilk gün geldi kaldı ikinci gün ortak bir arkadaşımızı çağırmak istedi. benim yok mok dememe kalmadı onu da çağırdı. oturdular bayağı falan ben ama artık gözlerine bakıyorum en son gece olmuş 00.30 ki ben o dönemler yoğun çalışıyorum ve erken yatıyorum zaten psikolojim darmaduman. bekliyorum gidecekler yok. dedim siz gitmeyi düşünmüyor musunuz? zaman geçsin yanında olalım diye geldik diyorlar ama birbirlerine kırıtıyorlar.
bir daha sordum yarım saat geçti geçmedi 'banu sen de alemsin biz olmasak ne yapacaksın? sana desteğe geldik' dedi erkek olan. 'arkadaşım siz olmasanız uyuyacağım, sabah işe gideceğim ben. erken yatıyorum biliyorsunuz bunu.neyse ben geçiyorum odama, oynaşmanız bitince kapıyı çeker çıkarsınız' dedim. nasıl dedim bilmiyorum ama o kadar sinirliyim ki yahu iyi değilim ben değil sizle mi uğraşacağım yok arkadaş yüzsüzler gitmediler.
o sıralar insan kaynaklarında personel sorumlusuyum ve çok yoğun işe alımlar var. ekip olarak pek kalabalık değiliz ve ben bile evrak işleriyle uğraşıyorum ciddi ciddi mesaiye kalıyorum yani bu işler için. saat 17.00 oluyor aramaya başlıyorlar. bir kadın arıyor bir erkek. bakın meşgule bile atmıyorum, açmıyorum direk öyle çalıyor. bir iki gün bu böyle devam etti. açtım bir gün evet dedim. 'banu ayıp ediyorsun' dedi erkek olan 'biz seni merak edip arıyoruz yanında olmaya çalışıyoruz' dedi. bakın 'ben geç saatlere kadar çalışıyor ve eve gider gitmez uyuyorum' dedim. yok inatla hala akşam gelelim bir şeyler içelim rahatlarsın diyor. kapadım suratına.
andaval mısınız evladım siz? bu nasıl bir yokluk evde ev yuh artık. yalnız yaşayanlar bilir bazıları sırf siz yalnız yaşıyorsunuz diye yanaşırlar size. değişik bir kafadır bu. evime birini atma kıvılcımını bazen görüyorum kadın olsun erkek olsun insanların gözlerinde. çok ilginç değil mi yahu? sadece bana mı denk geliyor ya bu tipler? ben evime kolay kolay kimseyi davet etmem bu yüzden. kahvemi dışarıda içer evime gelirim. biri sizin evinize girdi mi hele ki bir iki kere geldi mi değişiyor. ben bunu fark ettim. bir laubalilik, bir yılışıklık.. host neyse gece gece çok sinirlendim bak şimdi.
sonra banu insan sevmiyor açık söyleyeyim mi? gerçekten had bilmeyen, laubali insanları sevmiyorum. sınırları olmayan insanlar sizinde sınırlarınızı tanımıyorlar sonra elinize sopayı alıp kovalamak zorunda kalıyorsunuz. sınır iyidir sınır candır. *
devamını gör...
çaylak olduğu halde tanım girmek
ağlaya ağlaya yaptığım eylem. karmam nasıl 100 olacak, merak konusu.
t: yazarlara anlık hayatı sorgulatan hede.
t: yazarlara anlık hayatı sorgulatan hede.
devamını gör...
aşık olduğunuzu fark ettiğiniz ilk an
kütüphanenin 3. katında trabzanlara yaslanmış telefonla konuşuyordum. tam arkamı döndüğüm anda son basamağa adımını atmış ,dönmemle göz göze gelmiştik. derin bir nefes verdiğini duydum. o saniye o nefes ciğerlerime doldu, kanıma karışıp bütün hücrelerime yayıldı sanmıştım. gözlerinden başka hiçbir şey görmüyordum. telefondaki sesin birkaç defa seslendiğini duydum fakat cevap veremedim. bir saniye mi sürdü yoksa bir asır mı bilmem.. onu hiç görmemiştim, bir daha görür müyüm onu da bilmiyordum ama o andan sonra bana dair ne varsa, artık biraz da o'ydu..
devamını gör...
orkusuga
enerji çeken/tüketen arkadaş anlamına gelmektedir. kendini ön planda tutmaya çalışan, fazla ilgi isteyen ve sadece kendini önemseyen fikirlere saygı duymayan insanlar örnek verilebilir.
devamını gör...
tütü
tütü maşallah, allah nazarlardan korusun sözünde bulunan
ya da sol omzumuza tütütü diyerek mecazen tükürdüğümüzde çıkardığımız sestir.
ya da sol omzumuza tütütü diyerek mecazen tükürdüğümüzde çıkardığımız sestir.
devamını gör...
hastası olunan sözler
gençliğimi verseler bu kez en çok kendimi severim
devamını gör...
illuminati
orta çağ avrupasında kliselerin otoriter olduğu dönemde bilim en karanlık dönemini yaşıyordu. bir çok bilim insanı kliseye ters olan keşiflerinden dolayı idam ettiriliyordu. bu karanlık dönemde aydınlar, illuminati=aydınlanmışlar olarak kliseden gizlenmek için gizli buluşmalar, çalışmalar yürütüyorlardı. gittikçe büyüyen aydınlanmışlar maddi desteği taş ve duvar ustası olan mason gruplar sayesinde sağlamaya başladılar. (masonların sembolünün pergel olmasının sebebininde bu olduğu söylenir). bu ittifak yıllarca sürmüştür. sonrasında dini reformlar yapılıp bilimin önemi anlaşılınca bu gizli örgüt günümüze kadar varlığını sürdürmemiştir. yani şuan kimse bilime engel olmuyor avrupa da. şimdiki komplo severler de kendilerinin ismini bolca kullanıyorlar.
kısaca hikayesinin böyle olduğunu okumuştum... doğru mu yanlış mı bilemiyorum
kısaca hikayesinin böyle olduğunu okumuştum... doğru mu yanlış mı bilemiyorum
devamını gör...
okuduğun kitaptan bir alıntı bırak
bir şeylerin dışındayım biliyorum. daha doğrusu bir şeyler bensiz sürüp gidiyor.
syf. 24
ipek ve bakır, tomris uyar.
syf. 24
ipek ve bakır, tomris uyar.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının okumakta olduğu kitaplar
bu başlığın altında yazan tanımların kitaplar hakkında bilgi vermesini çok isterdim.
örneğin; bir yazar bu başlığa yazdığı kitap için hangi bölümüne geldiğini, kitabın ona verdiği hazzı veya rahatsızlığı, okunma zorluğu, nereden aldığı, indirimden mi almış hediye mi gelmiş bu tür bilgileri yazmasını isterdim.
bu bilgiler yazılmadığı takdirde sadece bir anket doldurulmuş olur. hım şu yazar şu kitabı okuyormuş der geçeriz.
örneğin; bir yazar bu başlığa yazdığı kitap için hangi bölümüne geldiğini, kitabın ona verdiği hazzı veya rahatsızlığı, okunma zorluğu, nereden aldığı, indirimden mi almış hediye mi gelmiş bu tür bilgileri yazmasını isterdim.
bu bilgiler yazılmadığı takdirde sadece bir anket doldurulmuş olur. hım şu yazar şu kitabı okuyormuş der geçeriz.
devamını gör...
normal sözlük'te moderatörler seçimle belirlensin kampanyası
başta fikir çok güzel gibi duruyor ama biraz düşününce şimdiki sistem çalışıyor.
yani fikir şimdilik bu kadar az yazarla gereksiz hem de yeni sistemin getireceği bir sürü sorun ve bunların çözümlerini uygulamak zor gibi duruyor.
1. sistem seçilirken yada oluştururken kimler bu sistemi kuracak?
2. nasıl bir seçme ve seçilme sistemi olacak, onun tartışılıp ideal olanı nasıl seçeceğiz?
3. seçilenler neleri denetleyecek ve denetlenenler, seçilmişleri nasıl denetleyecek? ( gözcüleri kim gözleyecek? )
demokratik ülke yönetimi gibi oldu. en iyisi güçler ayrılığı diyor ve çekiliyorum :d
yani fikir şimdilik bu kadar az yazarla gereksiz hem de yeni sistemin getireceği bir sürü sorun ve bunların çözümlerini uygulamak zor gibi duruyor.
1. sistem seçilirken yada oluştururken kimler bu sistemi kuracak?
2. nasıl bir seçme ve seçilme sistemi olacak, onun tartışılıp ideal olanı nasıl seçeceğiz?
3. seçilenler neleri denetleyecek ve denetlenenler, seçilmişleri nasıl denetleyecek? ( gözcüleri kim gözleyecek? )
demokratik ülke yönetimi gibi oldu. en iyisi güçler ayrılığı diyor ve çekiliyorum :d
devamını gör...
akılda kalan okul travması
birinci sınıftaydım, sınıf öğretmenimiz kız öğrencilerin ellerine cetvelle vururdu ancak erkek öğrencilere asla bir şey yapmazdı. bir gün erkek öğrencilerle gülüp eğlenirken yine kız öğrencilere sinirlendi, cetveli aldı eline üzerime gelmeye başladı. o kadar korktum ki, sıranın altına girdim. tam 6 saat boyunca sıranın altından çıkmadım, ertesi gün öğretmenim herkese anlatmıştı ve bütün öğretmenler bana bakıp gülüyorlardı. şiddetin normalleştirildiği iğrenç eğitim sistemi içerisinde şiddette uğramaktan korkan çocuğun yanında olmak yerine gülen eğitimciler, midemi bulandırıyorsunuz.
devamını gör...
kitap ayracı olarak kullanılan en tuhaf şey
başka bir kitap.
devamını gör...