unutulmayan lise anıları
koridordaki kalorifer önünde yapılan sohbetlerin yeri ayrıdır.
devamını gör...
yoğurtlu semizotu
başlığı nasıl olmaz böyle güzel bir otun, böyle güzel bir öğünün. hayret.
semizotu, yoğurt, sarımsak, zeytinyağı ve tuz, işte tüm mesele bu.
eminim hastası çoktur sözlükte de.
semizotu, yoğurt, sarımsak, zeytinyağı ve tuz, işte tüm mesele bu.
eminim hastası çoktur sözlükte de.
devamını gör...
bildirim gelince sevinen yazar
benimdir. o kadar kendim olamıyorum ki günlük hayatta. burada az çok kendimi yansıtabiliyorum. birileri beğenince de tamam molik bu kadar kendin olma beğenenler de kaçacak diyorum. evet odak noktam beğenilmeme üzerine. tersi aksedince * böyle oluyorum.
devamını gör...
eti cicibebe'yi sütle birlikte gömen yetişkin
çocuğa diye alıp gizli gizli yiyen, ağzının tadını bilen yetişkindir. kusura bakma ufaklık ama cicibebe nin tadını senden daha iyi biliyoruz. ikile.
devamını gör...
siyah bez örtülü küp şeklinde binaya tapmak
kabe bir put değil semboldür, ibadethanedir. müslümanlar kabeye değil allaha tapar. ufak bir bilgilendirme.
devamını gör...
ölmeden önce yapılacak bir şey
dünyada iz bırakacak bir hareket yapmak ve isminin unutulmaması.
devamını gör...
14 aydır okula gidemeyen öğrenci
aile evinde kalan bir üniversiteliyse kafayı yemiş olması muhtemeldir.*
devamını gör...
şaka maka yazın bitiyor olması
evet, şaka maka yaz bitiyor. ben ve benim gibi öğrenciler için de yeni bir eğitim-öğretim yılı daha kapıya dayandı demek oluyor bu.
bu durumun çoğu yaşıtımı üzdüğünü görüyorum, bende ise tam aksi bir his uyandırıyor. benim için bir iki sene öncesine göre daha yorucu olacağını şimdiden bildiğim yeni dönem için heyecanlıyım, içim kıpır kıpır. niye mi, artık yaşamak için bir amacım olacak.
bir düzen oturtmak ve bazı şeylerden fedakarlıklar etmeye başlamak zorunda kalacağım, bu beni mutlu ediyor. *odaklanacağım şeyler aptal telefonum olmaktan çıkacak, çıkmazsa geleceğim ya yanacak ya da güzel bir gelecek için en az bir sene daha fazladan kaybedeceğim. bunu kendime yapabileceğimi sanmıyorum. umarım bu kış sanımın doğru olduğunu görürüm.
ayrıcaa, şu geçmek bilmeyen sıcak günlerden kurtulacağız. daha güzel ne olabilir ki? yaz ayları içime çöken o kasvet bu sene de beni yalnız bırakmadı, bir yandan sıcak hava yüzünden terlerken vücudumdaki su ve tuzla beraber huzurumu, motivasyonumu da kaybettim. yaşıtlarımın nasıl yaşadıklarını, nelere sahip olduklarını gördükçe kendime olan özgüvenim de yaşama sevincim de ellerimden kayıp gitti. bahsettiğim şeyler paraydı puldudan çok, özgürlük. tabii ekranda görünen kadar güzel hayatları kimsenin yok, bunun bilincindeyim ancak insanın yine de içi acıyor.
bağıra çağıra da olsa istediğini giyme, istediği yere gitme, sevdiği şeyleri yapabilme özgürlüğü kazanmış insanları görünce kendimde mi bir eksiklik var, ben mi çok itaatkarım diye sorgulamadan edemiyorum. sonrasında da al sana kendi içinde kavga havası, evin içindeki yetmiyormuş gibi kafamın içindekilerle de uğraşmak zorunda kalıyorum.
sonbahar ve kışta neler değişir bilemiyorum, değişime ihtiyaç duyduğum için her yeni değişim beni heyecanlandırıyor belki de. ümit etmeden duramıyorum, her şeyin daha iyi olması için elimden pek bir şey gelmiyor belki ama en azından böyle minik şeylerle kendi ruh halimi yükseltmeye çalışıyorum.
boşuna ümit fakirin ekmeğidir dememişler.
bu durumun çoğu yaşıtımı üzdüğünü görüyorum, bende ise tam aksi bir his uyandırıyor. benim için bir iki sene öncesine göre daha yorucu olacağını şimdiden bildiğim yeni dönem için heyecanlıyım, içim kıpır kıpır. niye mi, artık yaşamak için bir amacım olacak.
bir düzen oturtmak ve bazı şeylerden fedakarlıklar etmeye başlamak zorunda kalacağım, bu beni mutlu ediyor. *odaklanacağım şeyler aptal telefonum olmaktan çıkacak, çıkmazsa geleceğim ya yanacak ya da güzel bir gelecek için en az bir sene daha fazladan kaybedeceğim. bunu kendime yapabileceğimi sanmıyorum. umarım bu kış sanımın doğru olduğunu görürüm.
ayrıcaa, şu geçmek bilmeyen sıcak günlerden kurtulacağız. daha güzel ne olabilir ki? yaz ayları içime çöken o kasvet bu sene de beni yalnız bırakmadı, bir yandan sıcak hava yüzünden terlerken vücudumdaki su ve tuzla beraber huzurumu, motivasyonumu da kaybettim. yaşıtlarımın nasıl yaşadıklarını, nelere sahip olduklarını gördükçe kendime olan özgüvenim de yaşama sevincim de ellerimden kayıp gitti. bahsettiğim şeyler paraydı puldudan çok, özgürlük. tabii ekranda görünen kadar güzel hayatları kimsenin yok, bunun bilincindeyim ancak insanın yine de içi acıyor.
bağıra çağıra da olsa istediğini giyme, istediği yere gitme, sevdiği şeyleri yapabilme özgürlüğü kazanmış insanları görünce kendimde mi bir eksiklik var, ben mi çok itaatkarım diye sorgulamadan edemiyorum. sonrasında da al sana kendi içinde kavga havası, evin içindeki yetmiyormuş gibi kafamın içindekilerle de uğraşmak zorunda kalıyorum.
sonbahar ve kışta neler değişir bilemiyorum, değişime ihtiyaç duyduğum için her yeni değişim beni heyecanlandırıyor belki de. ümit etmeden duramıyorum, her şeyin daha iyi olması için elimden pek bir şey gelmiyor belki ama en azından böyle minik şeylerle kendi ruh halimi yükseltmeye çalışıyorum.
boşuna ümit fakirin ekmeğidir dememişler.
devamını gör...
kök hücre bağışı
merhaba arkadaşlar. bir hasta yakını olarak bu başlığa yazmak istedim. kuzenim 28 yaşında ve geçtiğimiz şubat ayı içerisinde kendisine aml(akut miyeloid lösemi) tanısı konuldu. bu hastalıkta hücrelerinin normal işleyişi bozuluyor ve bu hücreler kanda birikmeye başlıyor. ailesi ve kuzenleri olarak ilik bağışında bulunduk ve maalesef hiç birimiz uyumlu çıkmadık. kendisinin 1 ay içerisinde ilik nakli olması gerekiyor maalesef nakil tek seçeneğimiz. bu yüzden sizlerin kök hücre bağışçısı olması çok ama çok önem kazanıyor. o ve onun gibi binlerce hasta sizden gelecek mutlu bir haberi bekliyor.
iğneden mi korkuyorsunuz, ölümden mi?
ilik bağışı bilinenin aksine çok basit ve ağrısız bir işlem. 18-50 yaş aralığında bir bireyseniz- kızılay merkezlerine veya mobil araçlarına giderek kayıt formunu doldurup, 3 tüp kan örneği vererek ilk adımı atabilirsiniz. unutmayın rutin bir kan tahlilinde de sizden 3 tüp kan alıyorlar.
sonrasında verdiğiniz kan örnekleri, doku analizi yapılıp sağlık bakanlığı tarafından saklanıyor. birisi ile eşleştiğinizde sizinle iletişime geçip yeniden kan örneği alınıyor. eşleşme sağlandığında büyük oranda kan verir gibi ya da ufak bir operasyon ile kalça kemiğinizden (bölge uyuşturularak) kök hücreler toplanıyor. sizin ve refakatçinizin masrafları sağlık bakanlığı tarafından karşılanıyor.
ben 2016 yılında kök hücre hücre bağışçısı oldum. maalesef insan başına gelmeden olayın önemini kavrayamıyor. çocukluk arkadaşım da lösemi hastasıydı ve maalesef kaybettik. ama kaybetmeyebilirdik. türkiye de kök hücre bağışı maalesef korkulan, uzak durulan bir şey. henüz 1 milyon bağışçımız yok, dünya da ise yaklaşık 25 milyon civarı bağışçıya ulaşılmış durumda.
birini kurtarmak 3 tüp kan vermek kadar kolay. birinin tek evladı, birinin annesi, babası , kardeşi...
iyilik elinizde.
daha fazla bilgi edinmek isteyip, birinin hayatına dokunmak istersiniz diye buraya bakabilirsiniz.
sevgilerle...
iğneden mi korkuyorsunuz, ölümden mi?
ilik bağışı bilinenin aksine çok basit ve ağrısız bir işlem. 18-50 yaş aralığında bir bireyseniz- kızılay merkezlerine veya mobil araçlarına giderek kayıt formunu doldurup, 3 tüp kan örneği vererek ilk adımı atabilirsiniz. unutmayın rutin bir kan tahlilinde de sizden 3 tüp kan alıyorlar.
sonrasında verdiğiniz kan örnekleri, doku analizi yapılıp sağlık bakanlığı tarafından saklanıyor. birisi ile eşleştiğinizde sizinle iletişime geçip yeniden kan örneği alınıyor. eşleşme sağlandığında büyük oranda kan verir gibi ya da ufak bir operasyon ile kalça kemiğinizden (bölge uyuşturularak) kök hücreler toplanıyor. sizin ve refakatçinizin masrafları sağlık bakanlığı tarafından karşılanıyor.
ben 2016 yılında kök hücre hücre bağışçısı oldum. maalesef insan başına gelmeden olayın önemini kavrayamıyor. çocukluk arkadaşım da lösemi hastasıydı ve maalesef kaybettik. ama kaybetmeyebilirdik. türkiye de kök hücre bağışı maalesef korkulan, uzak durulan bir şey. henüz 1 milyon bağışçımız yok, dünya da ise yaklaşık 25 milyon civarı bağışçıya ulaşılmış durumda.
birini kurtarmak 3 tüp kan vermek kadar kolay. birinin tek evladı, birinin annesi, babası , kardeşi...
iyilik elinizde.
daha fazla bilgi edinmek isteyip, birinin hayatına dokunmak istersiniz diye buraya bakabilirsiniz.
sevgilerle...
devamını gör...
ingiliz karbonatı
bu maddenin esas adı sodyum bikarbonat.
eczanelerde bulmak mümkün. kimyasal olmadığı için yiyeceklerle birlikte de tüketiliyor. diş parlatma, cilt bakımı ve temizlikte kullanılıp mide yanması, mide ekşimesini de hızla geçiriyor.
eczanelerde bulmak mümkün. kimyasal olmadığı için yiyeceklerle birlikte de tüketiliyor. diş parlatma, cilt bakımı ve temizlikte kullanılıp mide yanması, mide ekşimesini de hızla geçiriyor.
devamını gör...
süleyman soylu
tükürdüğünü yalamada master yapmış usta siyasetçi.
devamını gör...
çocukluk dönemi sanrıları
küçükken yetişkin insanların çocuk sahibi olmasına aklım ermiyordu. önce evleniyorlar evlendikten 1-2 yıl sonra da hastaneye gidip en beğendikleri, tatlı buldukları bebeği seçip evlerine götürüyorlar sanıyordum.*
devamını gör...
dostoyevski nasıl o kadar iyi bir yazar oldu sorunsalı
ruh çözümlemeleri, duygu tahlilleri, karakterlerini halktan seçişi, ve dipteyken yazabilmesi. dibi gördüğü için dibine kadar iyi yazabildi. kendisini de üstün görmeyişi, kibirli olmayışı bunda etkili oldu.
devamını gör...
alttaki yazara sor
var tabii, hatta gönderdim sana sevgili yazar. derin bir nefes al, çek içine umudu*.
nasıl gidiyor hayat?
nasıl gidiyor hayat?
devamını gör...
pame radyo yayını
sevgili marikaki ile pame'nin sene-i devriyesi imiş, heyecanlı bir şekilde bu özel gece yayınını nice güzel senelere dilekleri ile beklemekteyim.
devamını gör...
iskelet gölü (roopkund)
hindistan'ın uttarakhand eyaletinde bulunan himalaya dağları'nı oluşturan 7,120 m yüksekliğindeki trishul dağının eteğinde yer alan yaklaşık iki metre derinliğe sahip ve en yakın köye 4 – 5 günlük yürüme mesafesinde olan halk içindeki roopkund olarak adlandırılan bir buzul gölüdür.

yüzlerce insan kemiğinin gölde ve gölün etrafında dağılmış halde bulunması dışında engebeli bir manzara için pek de olağan dışı sayılmayan sert çakıl taşları ve yamaç molozları arasında yer alan mücevher gibi parıldayan bir su kütlesidir. 300 ile 800 civarındaki sayıda kişiye ait olan bu kemikler bir orman korucusunun onları ilk kez 1942 senesinde dünyaya duyurmasından bu yana büyük bir gizem oluşturmuştur. göl çevresinde bulunan kemikler üzerinde yapılan araştırmada kemiklerin bir çoğunun akdeniz bölgesinden olan insanlara ait olduğu ortaya çıkmıştır. bilinen en eski dna örneklerini barındırmaktadır.. yalnızca kemiklerin kendileri bile yeterince esrarengizdir.. kemikler belki de onlarca yüzlerce yılda çeşitli dönemlerde ölmüş görünen kadın erkek birçok genç yetişkine aittir.. civardaki köylerde dilden dile aktarılan sözlü hikayelerde ayrıca vardır.. insanların nasıl öldükleri bilinmemekle beraber efsanesi şu şekildedir.
göl, hint tanrıçası parvati’nin bir tezahürü olan nanda navi’ye giden hac yolunun üzerindedir. yerel efsaneye göre, bir zamanlar uzak diyarlardaki krallardan biri nanda navi’yi kızdırdı. bunun üzerine, nanda navi de onun krallığının üzerine kuraklık gönderdi. tanrıçanın öfkesini yatıştırmak için kral maiyeti ile birlikte günümüzde uttarkant devleti olarak bilinen roopkund’dan geçen bir hac yolculuğuna çıktı. ancak aptal kral hac yolculuğunda dansçıları ve gereksiz diğer lüks eşyaları da yanına alarak nanda navi’nin hiddetini daha da şiddetlendirdi. efsaneye göre, nanda navi kral ve maiyetinin başına korkunç bir dolu fırtınası gönderdi. ve kim var kim yoksa hepsini öldürdü.
hikaye gerçeklerden çok uzak gibi görünse de araştırmacılar kurbanlarından bazılarının kafataslarında künt cisim travmasının yol açabileceği çatlaklara benzer bulgular saptadı.. ölenlerin çoğunun nasıl ölmüş olduklarına dair şu anki en iyi tahmin ise..
gölün yukarı kesimindeki sırtta bazıları ölüme yol açabilecek kadar büyük dolu kütleleri içeren korkunç bir fırtınaya yakalandılar. kurbanların çoğu muhtemelen fırtınaya maruz kalmaktan ve hipotermiden öldü.. ve cesetleri göle ve göl çevresine yuvarlandı.. çünkü vücutları ya tepeden aşağı yuvarlandı ya da kalıntıları yamaçta sık görülen mini çığlarla yamaçtan aşağıya doğru indi..
gidip görülmesi gereken nadir güzelliklerden sadece biridir..

yüzlerce insan kemiğinin gölde ve gölün etrafında dağılmış halde bulunması dışında engebeli bir manzara için pek de olağan dışı sayılmayan sert çakıl taşları ve yamaç molozları arasında yer alan mücevher gibi parıldayan bir su kütlesidir. 300 ile 800 civarındaki sayıda kişiye ait olan bu kemikler bir orman korucusunun onları ilk kez 1942 senesinde dünyaya duyurmasından bu yana büyük bir gizem oluşturmuştur. göl çevresinde bulunan kemikler üzerinde yapılan araştırmada kemiklerin bir çoğunun akdeniz bölgesinden olan insanlara ait olduğu ortaya çıkmıştır. bilinen en eski dna örneklerini barındırmaktadır.. yalnızca kemiklerin kendileri bile yeterince esrarengizdir.. kemikler belki de onlarca yüzlerce yılda çeşitli dönemlerde ölmüş görünen kadın erkek birçok genç yetişkine aittir.. civardaki köylerde dilden dile aktarılan sözlü hikayelerde ayrıca vardır.. insanların nasıl öldükleri bilinmemekle beraber efsanesi şu şekildedir.
göl, hint tanrıçası parvati’nin bir tezahürü olan nanda navi’ye giden hac yolunun üzerindedir. yerel efsaneye göre, bir zamanlar uzak diyarlardaki krallardan biri nanda navi’yi kızdırdı. bunun üzerine, nanda navi de onun krallığının üzerine kuraklık gönderdi. tanrıçanın öfkesini yatıştırmak için kral maiyeti ile birlikte günümüzde uttarkant devleti olarak bilinen roopkund’dan geçen bir hac yolculuğuna çıktı. ancak aptal kral hac yolculuğunda dansçıları ve gereksiz diğer lüks eşyaları da yanına alarak nanda navi’nin hiddetini daha da şiddetlendirdi. efsaneye göre, nanda navi kral ve maiyetinin başına korkunç bir dolu fırtınası gönderdi. ve kim var kim yoksa hepsini öldürdü.
hikaye gerçeklerden çok uzak gibi görünse de araştırmacılar kurbanlarından bazılarının kafataslarında künt cisim travmasının yol açabileceği çatlaklara benzer bulgular saptadı.. ölenlerin çoğunun nasıl ölmüş olduklarına dair şu anki en iyi tahmin ise..
gölün yukarı kesimindeki sırtta bazıları ölüme yol açabilecek kadar büyük dolu kütleleri içeren korkunç bir fırtınaya yakalandılar. kurbanların çoğu muhtemelen fırtınaya maruz kalmaktan ve hipotermiden öldü.. ve cesetleri göle ve göl çevresine yuvarlandı.. çünkü vücutları ya tepeden aşağı yuvarlandı ya da kalıntıları yamaçta sık görülen mini çığlarla yamaçtan aşağıya doğru indi..
gidip görülmesi gereken nadir güzelliklerden sadece biridir..
devamını gör...
dubleks evde yaşamanın zorlukları
ust kattaki ergen cocuklari alt kata yemege cagirmak icin internetini kesmek zorunda kalmaktan baska bir zorluk yok gibi.
devamını gör...


