bu konunun etikliğiyle ilgili bir şey diyemem ama bu vesileyle daha fecaat bir durumdan bahsedeyim. sevgili yazar bebeğin mahrem yerlerinden bahsediyor. ben 9 yaşında koskaca çocukken eve çağırılan sünnetçi neredeyse tüm sülanenin önünde kesme işlemini tamamladı. yediden yetmişe herkes sansürsüz bir şekilde açık hava sineması tadında izledi bu durumu. ne kadar saçma olduğunu, yanlış olduğunu o yaşımda o koca insanlara bir türlü anlatamadım. şimdi kalkıp onlara desem bebeğin mahremi etik falan kafam güzel muamelesi yaparlar. daha o seviyeye gelemedik.
devamını gör...

evlilik dediğin zaten 'ben evlenmek istiyorum, hadi birini bulayım da evleneyim' diyebileceğin bir şey olmamalı. şahsen benim için durum daha farklı. evlenmeye karar verip, ona göre aday seçmeyi yanlış buluyorum. aksine karşındaki kişi sana bunu düşündürtmeli. hiç aklında yokken biri ile tanışır ve sonrasında 'iste o kişi' diyebildiğin noktada evliliği düşünmek daha mantıklı geliyor.
devamını gör...

mutlaka iade-i ziyaret ederim bir kaç tanım okur, değere göre beğeni veya favlarım. sanki yapmazsam hakka girer günaha girerim hissine kapılırım.
devamını gör...

(bkz: john steinbeck) in klasikler arasına girmiş mükemmel romanı. kitabı çok küçük yaşlardayken okumuştum (sanırım ortaokul yıllarımda) şimdi tekrar okudum. george ve lennie'nin çıkarsız dostlukları beni inanılmaz etkiledi. ve tabi ki yaşama istekleri, yaşama sevinçleri, hayalleri ve o hayallerini gerçekleştirme isteğinin onları yaşatması. yine yeniden her büyük yazar ve her büyük eserde olduğu gibi fareler ve insanlar'da da varoluşçuluğun izlerini görüyoruz. şöyle ki : yaşamak için bir "nedeni" olan insan bütün "nasıllara" katlanabilir diyordu nietzche.
kitapta george ve lennie'nin yaşam mücadelesi anlatılırken, işçiler farelere benzetiliyor. yaşama amacı olmayan, tek istedikleri karnını doyurmak olan, sadece doymak için çalışan, yaşama amacı, hedefi, hayalleri olmayan tıpkı fareler gibi yaşayan insanlar olarak yazıyor işçileri steinbeck. george ve lennie'nin ise hayalleri var ve bu hayallerine kavuşmak için fare gibi yaşamayı reddediyorlar. yazıldığı dönem için protest bir kitap yazar işçi haklarını savunmuştur bu kitabında.
ben kitabı okurken en çok lennie'yi sevdim. lennie biraz yarım akıllı, koca cüsseli, saf, biraz zor anlayan ama gerçekten masum bir karakter. zekası az çalışıyor ama yüreği gerçekten çok büyük. dostu george ise daha akıllı, mantıklı, zihnini kullanabilen bir lennie'ye göre daha az duygusal ama ne olursa olsun lennie'yi bırakmıyor.
kitap tek seferde okunabilecek türden bir kitap gayet ince, akıcı ve bir öykü okur gibi okunabilir. benim okuduğum en iyi uzun öykülerden birisi.
devamını gör...

yunan mitolojisinde aşk tanrıçası.
mitolojiye göre insanlara güçlü ihtiras ilhamı vermek gibi büyük gücü olan afrodit, denizde oluşan bir girdaptan ortaya çıkmış, insan görünümüne bürünerek ateşin ve zanaatkarların tanrısı hephaistos'un sadakatsiz eşi olmuştur.

afrodit, anadolu'da da saygın bir tanrıça olmuş, ismine şehirler ve tapınaklar inşa edilmiştir. bunların en bilineni afrodisias isimli olanıdır. burada ve knidos'ta bulunan afrodit tapınakları, bu tanrıça için adanmış tapınma yerleriydi.

doğu sanatında afrodit heykelleri bazen giysili, bazen çıplak, bazen yarı çıplak, bazen de elleri göğsünü veya karnını kavramış şekilde tasvir edilmiştir. bu eserlerin orijinal olanlarına günümüzde ulaşılamamış. günümüzde yalnızca romalı heykeltıraşların yaptığı replikaları ulaşabilmiştir. bunlar venüs heykeli diye de isimlendirilir. hatta yunan medeniyetini sahiplenen, üzerinde ufak tefek rötuşlar yapan roma medeniyeti de, onların sembolü olmuş olan yıldız veya gezegen olan venüs'ün ismini koymuş.

doğu akdeniz kaynaklı olduğu için afrodit'in kıbrıs açıklarında doğduğu söylenir. helen uygarlığı, savaşmaktan ziyade sevişmek düsturuna sahip olduklarından afrodit, kadınlık, cinsellik, erotizm simgesi sayılmıştır.
devamını gör...

garip bir ağustos tadı damaklarımda
hiç yaz gibi değil bu mevsim
yaz ben gibi değil
ya ağustoslar bozuldu
ya ağzımın tadı.

"edip cansever"



devamını gör...

bir söz değildir. tesiri kısadır. ömür boyu veya sürekli değildir. sadece o ana özeldir. nereden mi biliyorum? bu cümleyi her sabah, akşam yemekten önce sonra ve her anımda güzel gülümsemesiyle söyleyen kişi bugün merhaba bile demeden yüzüme bakmadan yanımdan geçti ve gitti. "seni seviyorum." dediğim anlar için asla pişman olmamalı insan. çünkü biz şu ana aşığız. aşık olduğumuz kişinin şimdisine aşığız. aşk ne geçmiş ne gelecek. aşk şimdi. o yüzden bu cümleyi söylerken şimdiye özel bir duygu ile söylediğimin farkındalığındayım.*
devamını gör...

denizde vurgun yemekten çok farkı olmayan olay.

önce kısaca vurgun olayına değineyim. vücudumuzun alışık olduğu bir atmosfer basıncı değeri var*. normal şartlar altında bu basınçta vücudumuzda bulunan oksijen ve nitrojen* dokularda çözünmüş haldedir.

maruz kaldığımız basıncın yavaş yavaş azalması, çözünmüş olarak vücutta bulunan bu 2 elementin kana geçmesi ve gaz halinde solunumla vücuttan atılması söz konusu olur ama eğer basınç çok hızlı bir şekilde azalırsa, kanda bir anda oluşan gaz kabarcıkları dışarıya atılmaya fırsat kalmadan hapsolurlar. bunun neticesinde kabarcıkların beyne kadar gitmesiyle felç ya da ölüm ile de sonuçlanabilir bu süreç. bu nedenle eğer vücudumuz üzerindeki basıncın aşırı derecede artabileceği bir ortamdaysak, örneğin denizde çok derinlere daldıysak, basıncın kademeli ve yavaş yavaş azalması için yüzeye çok hızlı çıkmamamız gerekir.

***

uzayda da benzer bir durum vardır. uzay giysisinin içerisinde belirli bir miktarda basınç olmak zorundadır. ancak giysi içerisinde hareketin zorlaşmaması için basıncın, yeryüzündekinden biraz daha düşük olması gerekir. böylece atmosfer basıncının yaklaşık 1/3'üne karşılık gelen bir basınç, uzay giysileri içerisinde sabitlenir. fakat yine de dış ortamdaki basınç ile giysi içindeki basınç farkı nedeniyle uzay giysisi içindeki kişiyi vurgun sınırına getirebilir.

bu problem, araç dışında gerçekleştirilen ve adına uzay yürüyüşü denilen görevler öncesinde bazı önlemler alınarak çözülür. vücuttaki nitrojen oranını azaltmak adına, uzay giysisini giyecek olan astronotlar önce bir miktar saf oksijen solurlar. giysiyi giymeden önce odanın basıncını düşürürler ve giysiyi giydikten sonra biraz egzersiz yaparlar.

önlemlere rağmen vurgun yiyen bir astronot olursa, bu kişi hemen içeriye alınarak giysi basıncı yükseltilir. böylece vücuttaki gazlar tekrar çözünme haline geçerler. ardından basınç ağır ağır düşürülür ve vücut fonksiyonlarının normale dönmesi sağlanır.
devamını gör...

videoda 2 kadının yaşadığı bir garip olaydır.
link
twitter’dan açamayanlar için
devamını gör...

“ne güzelsin dur ey zaman!”

dr.faust çok eski bir öyküden alınarak goethe tarafından yeniden yazılmıştır. daha önce christopher marlowe tarafından da yazılan dr. faust bu öyküde şeytanla girdiği bahsi kaybetmiştir.

ancak goethe kendi faust’unun bu bahsi kaybetmesine izin vermemiştir.

öyküde bilimin derinliklerine dalmış olan dr. faust karamsar bir kişiliğe sahiptir. bir türlü mutlu olamamaktadır. başka bir boyutta ise şeytan ve tanrı faust üzerine bahse tututuşurlar. şeytan faust’u günahkar bir ruh yapabileceğini iddia ederken tanrı insanların doğaları gereği kötü olamayacaklarını söyler. bahsi kazanan faust’un ruhunu alacaktır.
daha sonra bir bahis de faust ve şeytan arasında gerçekleşir- ki bu bahsi sonunda şeytan kaybedecektir. eğer dr. faust şeytanın onu çıkardığı yolculukların bir yerinde “ne güzelsin dur ey zaman verweile doch du bist schon derse bahsi işeytan kazanacaktır ama dr. fasut öyle bir yerde kullanır ki bu sözü hem insanoğlu hem de tanrı şeytana- kitaptaki adıyla mefistoya üstün gelir.

dr.faust şeytana “zavallı şeytan bana ne verebilirsin ki?” diye sorar.

goethe bu kitabı altmış senede bitirmiştir ve kitap klasikler arasında çok önemli bir yere sahiptir.1994 yılında sürrealist yönetmen jan svankmajer tarafından beyazperdeye de aktarılmıştır.

kitabın ithaf bölümünde denir ki;


“gençlik yıllarımda bulanık olarak gördüğüm hayaller!yine nazarlarıma yaklaşıyorsunuz.acaba, bu sefer, sizi yakalamama izin verecek misinz?yoksa, vaktiylekalbimde uyandırdığınız evhamıdaha da artıracak mısınız?heyhet!işti, tahayyüller kanatlanmış etrafımda uçuşuyor.tahayyül evhamsız olur mu?peki, buharların ve sislerin içinden çıkıp etrafımda yükselin bakalım…”


kitap okunmaya ve üzerinde düşünülmeye değer bir başyapıttır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

erdal demirkıran tarafından yazılan kitabın ana fikri, başlığında açıkça yazıldığı gibi aptal insanların gününün üçte birini uyuyarak geçirdiği düşüncesidir. kitap kısaca insan ömrünün yaklaşık altmış yıl olduğunu ve bu altmış yılın yirmi yılını uyuyarak geçirmenin saçma olduğunu, alışkanlıklar sayesinde bu süreyi kısaltabileceğimizi anlatmış. yıllar önce okuduğumda bana mantıklı gelen bu fikre ‘ya cidden yirmi yıl uyumak nedir! ‘ diye tepki vermiştim. şimdi ise insan vücudunun uykuya nasıl muhtaç olduğunu ve günde en az yedi saat uyumanın ihtiyaç olduğunu anlıyor ve destekliyorum. yapılan birçok araştırma, konuyla alakalı yazılan onlarca makale var; kimileri az uykuyu savunurken kimileri ise en az yedi saat diyor. tartışmaya oldukça açık bir konu.
devamını gör...

maalesef biz erkeklerin modern zaman kanseridir.bakınız ben ki kıyafet alışverişinden nefret eden biriyim. avm'lere de sadece aynı yerde bol çeşit olduğu için giderim kıyafet almaya. fakat ne çeşit? hepsi dapdar değişik değişik pantolonlar. adam akıllı normal ve düzgün bir pantolon yok anasını satayım. skinny diyorlar sanırım.

skinnyiz kopsun.

edit : bu husus memlekette faaliyet gösteren tüm sözlüklerde dert yanma yeridir bir nevi. siz de dert yanın haydi!
devamını gör...

oha listedeyim cizıs...işsiz olduğum ortaya çıktı. bundan sonra daha az tanım gireyim bari.
devamını gör...

mersin civarında, gezenlerin çok yakından bildiği mağaranın ismi. dev obruklardan oluşan ve içlere doğru giren mağaralar vardır. bu mağaraların 128 metreyi bulan derinliği vardır. şimdi asansör yapılmış, tartışma konusu olmuş. doğal yapıyı bozduğu ve çirkin görüntü verdiği söyleniyor. fotoğrafa bakan düşüncesini netleştirebilir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hepsi bana alerji yapıyor. öyle ki bazen konuşurken bile kafamda "de ayrı" diyorum. bu da normal değil sanırım...
devamını gör...

nuri bilge ceylan'ın kitap gibi filmi. insanın bencilliği, kibri, çaresizliği, ikiyüzlülüğü, eğitim düzeyi ne olursa olsun işin içine duygular girdiğinde nasıl da bir anda değiştiği gibi bir sürü şeyin çok iyi anlatıldığı film. bence oyuncu seçimleri de harika olmuş. 3 saatten fazla sürmesine rağmen bir an bile sıkmadan izlenirliğini sürdürüyor.
devamını gör...

bir kişinin, bir başka kimsenin hiçbir şayet de ne mülkiyetine ne de duygusal yükümlülük altında boyunduruğuna giremeyeceğini anlatmak için 8 saat ders verebileceğim kişinin gerçekleştireceği eylem.

kasten yaralamada var bir de.


olası eylem.
devamını gör...

ne basarsa bassın okurum, dediğim yayınevi. ursula k. le guin'in yerdeniz serisi ve bazı diğer kitaplarını (bir kısmını ithaki, bir kısmını da ayrıntı) bastığı için gönlümün efendisi zaten. berger, cioran gibi öpüp başıma koyduğum yazarları da mükemmel çeviriyorlar. işlerinde gerçekten profesyoneller.
metis'ten alacağım kitapları biriktirip kendi sitelerinden sipariş veriyorum genelde. her ay hediye kitapları olduğu gibi, her ay indirime koydukları yazar ya da alan da oluyor. çocuklar gibi şen yapabiliyorlar insanı.
2015'ten beri metis ajandayı elimin altından eksik etmiyorum. bu yıl kilo işi satılıyormuşçasına 5er 10ar tane alıp sevdiklerime de hediye ettim. küçük, hafif tam çantaya atmalık ajanda. hemen hemen her güne koydukları alıntılar, pasajlar aşık olunası.
metis, evlen benimle.
devamını gör...

herhangi bir başlığa tıklayınca hemen üst tarafta, büyüteç butonunun yanında görebileceğiniz buton.

bu buton sayesinde başlığa girilen ilk tanımı kimin ne zaman girdiğini görebiliyorsunuz. başlık açıp kaçanları suçüstü yakalayabiliyorsunuz.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim