delikanlım
yıldız tilbe'nin 1994 yılında çıkardığı ve tabiri caizse şöhreti yakaladığı şarkısı. klibinde o dönemin yakışıklı oyuncusu cenk torun yer almıştır. şarkısının söz ve müziği yine yıldız tilbe'ye ait. şarkının dönemin müzik insanı uzay heparıya ithafen yazıldığı söylenir. uzay heparı o dönem sezen aksu ile birliktedir ama sezen'i yıldızla aldatır. şöhreti sezen aksu sayesinde bulan yıldız tilbe gerçekleri sezen' e anlatacak ve ikili uzun süre küs kalacaktır. sonraki yıllarda sezen aksu'nun çıkardığı 'onu alma beni al' şarkısı yıldız' a nispettir *)
ben magazinin yalancısıyım ...
ben magazinin yalancısıyım ...
devamını gör...
hering-breuer refleksi
reflek adını josef breuer ve ewald hering'den alıyor.
şimdi bu refleksi en basit şekilde anlatırsak büyük bir inspirasyon sırasında akciğerlerin fazla şişmesini engelleyen refleks diyebiliriz. bu sayede eksprasyon tetiklenip havanın verilmesi gerçekleşir.
refleks hava yollarındaki gerilme reseptörlerinin alınan hava hacminin artmasıyla başlıyor. uyarılma mekanizmasını uzun uzun yazamayacağım maalesef. totalde alınan havanın hacmi arttıkça nefes alma sürelerini kısaltıp nefes alma sıklığını hızlandırıyor. akciğerin şişmesi önlendiğide de inspirasyon süresinin uzamasını sağlayıp alınan hava hacmini korumayı sağlıyor.
kaynak
şimdi bu refleksi en basit şekilde anlatırsak büyük bir inspirasyon sırasında akciğerlerin fazla şişmesini engelleyen refleks diyebiliriz. bu sayede eksprasyon tetiklenip havanın verilmesi gerçekleşir.
refleks hava yollarındaki gerilme reseptörlerinin alınan hava hacminin artmasıyla başlıyor. uyarılma mekanizmasını uzun uzun yazamayacağım maalesef. totalde alınan havanın hacmi arttıkça nefes alma sürelerini kısaltıp nefes alma sıklığını hızlandırıyor. akciğerin şişmesi önlendiğide de inspirasyon süresinin uzamasını sağlayıp alınan hava hacmini korumayı sağlıyor.
kaynak
devamını gör...
reddedilince anında iletişimi kesen erkek
reddedilen mi varmış,oluyor demek ki.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
önüne gelen bana sataşıyor
ismimi anmadan geçmiyor
teker teker gelsenize
o zaman görün neler oluyor
ismimi anmadan geçmiyor
teker teker gelsenize
o zaman görün neler oluyor
devamını gör...
iko'nun cennet vatan türkiyeye döneceği zaman
yılda 1 tatile gelir onun dışında avrupa'ya kazığı çakmıştır. temelli dönüş gibi bir niyeti önümüzdeki 20 sene içinde yoktur.
devamını gör...
yazarların başından geçen tebessüm ettiren olaylar
eczanede çalıştığım yıllar; meşhur 2000 yazı herşey çok güzelken.
gece nöbetteyiz, yazlık yer olduğu için yaz geceleri nöbetlerde oldukça yoğun geçmekte. yine o yoğunlukta artık gecenin ilerleyen saatlerinde eczanenin bir köşesinde toplandık dinlenip muhabbet ediyoruz. o sırada bir müşteri geldi. arkadaş hemen atıldı ben bakarım diye. buyrun dedi. adam "okey" istedi. ama bizim arkadaş gecenin yorgunluğundan olacak orkidlerin olduğu tarafa yöneldi. ben bir bombanın geldiğini hissettim. orkidlere elini uzatttı tam dönüp adama verecekken bir anda durdu ve bizi yere seren o soruyu sordu. abi kanatlı mı? kanatsız mı? adamın şaşkınlığına mı gülersin, arkadaşın şapşallığına mı. adam cevap veremedi. arkadaş olayı çözmeye çalışıyor. ben yerde gülüyorum.
gece nöbetteyiz, yazlık yer olduğu için yaz geceleri nöbetlerde oldukça yoğun geçmekte. yine o yoğunlukta artık gecenin ilerleyen saatlerinde eczanenin bir köşesinde toplandık dinlenip muhabbet ediyoruz. o sırada bir müşteri geldi. arkadaş hemen atıldı ben bakarım diye. buyrun dedi. adam "okey" istedi. ama bizim arkadaş gecenin yorgunluğundan olacak orkidlerin olduğu tarafa yöneldi. ben bir bombanın geldiğini hissettim. orkidlere elini uzatttı tam dönüp adama verecekken bir anda durdu ve bizi yere seren o soruyu sordu. abi kanatlı mı? kanatsız mı? adamın şaşkınlığına mı gülersin, arkadaşın şapşallığına mı. adam cevap veremedi. arkadaş olayı çözmeye çalışıyor. ben yerde gülüyorum.
devamını gör...
istanbul
bu akşam itibariyle sınırlarına girdiğim şehrim. üniversite okuduğum başka bir şehirde, istanbullu olmayan arkadaşlarımın gelip gezmesini kıskandığım şehir. aşkla nefretin ince çizgisinde 22 yıldır beni yürüten canım istanbul'um bence sen dünyanın en güzel, en dokulu şehrisin.
devamını gör...
elmalı çocuk istismarı davası
roma zamanındaki , boğa işkencesi ni bu insanlar için istiyorum, ancak içim birazcık soğur.
inanın yazacak bir şey bulamıyorum, kahrolsun böyle dünya.
inanın yazacak bir şey bulamıyorum, kahrolsun böyle dünya.
devamını gör...
boşanmak
kanserli hücrelerden kurtulmak,komadan çıkmak,adeta yeniden doğmaktır.
devamını gör...
ölümün en iyi tanımı
bedenimizin toprakta, ruhumuzun boşlukta kaybolmasıdır.
devamını gör...
gen testi
kromozomlarda, genlerde ve proteinlerde meydana gelen değişiklikleri test etmek için yapılan testtir.
araştırmalarıma göre 1000'den fazla gen testi bulunmaktaymış.
ülkemizde yaygın olarak hamilelere uygulanan, gebeliğin 10. haftasından itibaren yapılan genetik testler bulunmaktadır.
bu tarama testleri hamile kadınların kanında bulunan hücrelerden bağımsız olarak bebeğe ait dna parçalarını yeni nesil dizinleme denen teknolojiyle yapılır.
gen testinin yapılma amacı 2'li, 3'lü ve 4'lü tarama testlerindeki risklerden kaçınmak. gen testi eğer pozitif çıkarsa amniosentez gibi testlere başvurulmalı.
gen testinin genel mantığı kromozomlarda bir anomali varsa saptamak. kromozomların en iyi gözlendiği metafaz evresinde kromozomal bir sorun varsa tam bu noktada saptamak. birçok hastalık bu noktada teşhis edilebilir ancak en yaygınları; down sendromu, edwards sendromu, patau sendromu.
bu hastalıklar genel mantığıyla kromozom çiftlerinden birinde fazladan bir kopyalama olması. bunlar trizomi olarak da geçer.
ben bunu hamilelik için ele aldım ancak aslında gen testi sayesinde birçok hastalığı ve sonraki kuşaklara aktaracağımız kalıtsal anomalileri tespit edebiliriz. yabancı ülkelerde evlilikten evvel çiftlerin gen testi yapması daha yaygındır, bizlerde ise gebelikte yapılıyor.
yaşadığımız coğrafya itibariyle akraba evlilikleri, kalıtsal hastalığı olmasına rağmen bilmeyen ve evlenen, kan uyuşmazlığı yaşayan çiftler oldukça yaygın. bundan ötürü gen testinin yaygınlaşması gerekir. bildiğim kadarıyla bu test de baya pahalı. keşke her hamileye zorunlu ve ücretsiz olabilse.
gen testinin yaşadığım coğrafyada yaygınlaşması adına, bende gen testi yapmaya dün itibariyle başladım, hamile hastaların kanını alıp firmaya ileteceğim ve en azından buralarda bu sorun bir nebze ortadan kalkacak diye ümit etmekteyim.
araştırmalarıma göre 1000'den fazla gen testi bulunmaktaymış.
ülkemizde yaygın olarak hamilelere uygulanan, gebeliğin 10. haftasından itibaren yapılan genetik testler bulunmaktadır.
bu tarama testleri hamile kadınların kanında bulunan hücrelerden bağımsız olarak bebeğe ait dna parçalarını yeni nesil dizinleme denen teknolojiyle yapılır.
gen testinin yapılma amacı 2'li, 3'lü ve 4'lü tarama testlerindeki risklerden kaçınmak. gen testi eğer pozitif çıkarsa amniosentez gibi testlere başvurulmalı.
gen testinin genel mantığı kromozomlarda bir anomali varsa saptamak. kromozomların en iyi gözlendiği metafaz evresinde kromozomal bir sorun varsa tam bu noktada saptamak. birçok hastalık bu noktada teşhis edilebilir ancak en yaygınları; down sendromu, edwards sendromu, patau sendromu.
bu hastalıklar genel mantığıyla kromozom çiftlerinden birinde fazladan bir kopyalama olması. bunlar trizomi olarak da geçer.
ben bunu hamilelik için ele aldım ancak aslında gen testi sayesinde birçok hastalığı ve sonraki kuşaklara aktaracağımız kalıtsal anomalileri tespit edebiliriz. yabancı ülkelerde evlilikten evvel çiftlerin gen testi yapması daha yaygındır, bizlerde ise gebelikte yapılıyor.
yaşadığımız coğrafya itibariyle akraba evlilikleri, kalıtsal hastalığı olmasına rağmen bilmeyen ve evlenen, kan uyuşmazlığı yaşayan çiftler oldukça yaygın. bundan ötürü gen testinin yaygınlaşması gerekir. bildiğim kadarıyla bu test de baya pahalı. keşke her hamileye zorunlu ve ücretsiz olabilse.
gen testinin yaşadığım coğrafyada yaygınlaşması adına, bende gen testi yapmaya dün itibariyle başladım, hamile hastaların kanını alıp firmaya ileteceğim ve en azından buralarda bu sorun bir nebze ortadan kalkacak diye ümit etmekteyim.
devamını gör...
güne bir alıntı bırak
en değerli aydınlık, karanlıktan sonraki ve önceki aydınlıktır.
-oruç aruoba-
-oruç aruoba-
devamını gör...
name dropping
bilgi pornosu. klasik bi laf vardır, eğer bir şeyi en kolay şekliyle anlatamıyorsanız muhtemelen o konuya yeterince hakim değilsinizdir. name dropping yerine okuyucunun akıl sınırlarını zorlayın.
sözlükte salt bilgiyi olduğu gibi üstümüze üstümüze atıyorlar. biraz kendi yorumunu kat ya, kendi fikirlerinle harmanla. bana bir şeyler katan şey o alıntıladığın makale veya kitap değil, sen ol. bazen düşünmeyi okuyucuya bırakmak lazım.
bir içerikte her şeyin cevabını vermeye çalışmayın. analitik zekası olmayanları elemine edin gitsin. zaten yazdığınızı az kişi okuyacak, bari analitik zekası olanlar keyif alarak okusun. mesela öyle bi cümle yazın ki içeriğin tamamını anlamayı sağlayacak bir bulmaca gibi olsun o cümle. anlamayanın canı sağolsun, anlamadığıyla kalsın. dedik ya, zaten uzun yazı* okuyan elbette bir şeyler anladığı için okuyordur.
düşünmeyi, çıkarım yapmayı, yorumu okuyucuya bırakmak çok estetik bi hareket. sizi yükseltir. tedx konuşmaları da bu yüzden tuttu mesela. storyteller gibi davranın. bol bol gbkz verin, obur okuyucu sizi okurken o başlıktan öbür başlığa savrulsun. sizin heyecanınıza ortak olsun.
kısaca aklımızı başımızdan alın! hahah.
sözlükte salt bilgiyi olduğu gibi üstümüze üstümüze atıyorlar. biraz kendi yorumunu kat ya, kendi fikirlerinle harmanla. bana bir şeyler katan şey o alıntıladığın makale veya kitap değil, sen ol. bazen düşünmeyi okuyucuya bırakmak lazım.
bir içerikte her şeyin cevabını vermeye çalışmayın. analitik zekası olmayanları elemine edin gitsin. zaten yazdığınızı az kişi okuyacak, bari analitik zekası olanlar keyif alarak okusun. mesela öyle bi cümle yazın ki içeriğin tamamını anlamayı sağlayacak bir bulmaca gibi olsun o cümle. anlamayanın canı sağolsun, anlamadığıyla kalsın. dedik ya, zaten uzun yazı* okuyan elbette bir şeyler anladığı için okuyordur.
düşünmeyi, çıkarım yapmayı, yorumu okuyucuya bırakmak çok estetik bi hareket. sizi yükseltir. tedx konuşmaları da bu yüzden tuttu mesela. storyteller gibi davranın. bol bol gbkz verin, obur okuyucu sizi okurken o başlıktan öbür başlığa savrulsun. sizin heyecanınıza ortak olsun.
kısaca aklımızı başımızdan alın! hahah.
devamını gör...
adnan menderes
27 kasim 1954'te dini temel alan siyasetinin kaniti olan "siz anayasayı değiştirip hilafeti bile getirebilirsiniz" sözünü sarf etti. ve bu adam en buyuk aydinlanma hareketlerinden biri olan köy enstitülerini kapattı, sebeb göstermeden.
yamulmuyorsam abd'den büyük bir dış borç almıştır daha sonra ‘lan abd'den yarar yok bari gomunistlere yönelek’ dediğinden 40 gün önce asılmıştır. asılmasaydı moskova’ya gidip dönemin sscb lideri ile görüşecekti…
yamulmuyorsam abd'den büyük bir dış borç almıştır daha sonra ‘lan abd'den yarar yok bari gomunistlere yönelek’ dediğinden 40 gün önce asılmıştır. asılmasaydı moskova’ya gidip dönemin sscb lideri ile görüşecekti…
devamını gör...
çapa etkisi
çapa etkisi, karar verme sürecinde ilk aldığımız bilginin doğru olduğuna inanmak ya da ilk aldığımız bilgiye göre sonraki bilgileri değerlendirmek olarak açıklanabilir. bir ayakkabı 500 liraya satışa sunulduğunda siz ona bakıp "sezon sonunda 250'ye düştüğünde alırım" diyorsanız çapanın etkisindesinizdir. aynı ayakkabı 150 liradan 200 liraya çıksaydı asla almazdınız. ama 500 liradan 250 liraya düşmesini dört gözle bekliyoruz. alışveriş sektörünün yaptığı hilelerden birisi.
devamını gör...
öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler
bir kadin ile bir erkek bir ortamda yalniz kaldiginda; sayet ki taraflardan birisinin uykusu gelip gozleri yari baygin bakiyorsa, digerine duydugu cinsel cekim agir basiyor anlamina geliyormus. (bkz: beden dili)
devamını gör...
deve
ismini ne zaman duysam ya da görsem aklıma kervanı getiren hayvan. deve dendi mi insanın aklına arap çölleri geliyor olsa da aslında dünyanın birçok yerinde bulunmaktadır.
babürler döneminde hindistan'da bir deve güreşi (1500'lerin sonu)

(john guy-jorrit britschgi, wonder of the age: master painters of ındia, 1100-1900, metropolitan museum of art, new york 2011, s. 56.)
babürler döneminde hindistan'da bir deve güreşi (1500'lerin sonu)

(john guy-jorrit britschgi, wonder of the age: master painters of ındia, 1100-1900, metropolitan museum of art, new york 2011, s. 56.)
devamını gör...
iskandinav mitolojisi
neil gaiman tarafından yazılmış kitap.
içinde edda'lardan * nesire çevrilmiş 15 hikâye bulunuyor.
takdim kısmında gaiman şöyle diyor: "favori yemek tarzına sahip olmak kadar zordur, favori mitlere sahip olmak (bazı geceler tayland yemeği, bazı geceler suşi, diğer geceler de büyümenize eşlik eden sade ev yemeklerini istersiniz.). ama eğer bir favori seçmek zorunda olsaydım, muhtemelen iskandinav mitlerini seçerdim."
hayatında en sevdiğim yemek şu diyemeyen hatta en sevdiğim şu* diyen insanlara tereddüt ederek bakan beni anında yakalayan bir giriş ile başlayan ve de kitap boyunca benzer bir tatla devam eden bir uslübu var kitabın. iskandinav mitolojisine filmler, romanlar ve dizilerden aşina idim ancak onları direkt anlatı olarak ilk kez okudum. ve diğer milletlerin efsanelerinin de hissettirdiği şeyi hissettirdi bana: kurgunun içinde boşluklar... bu belki de biraz hadsiz bir cümle çünkü her şeyi yazıldığı döneme göre eleştirmeli ve baktığımız pencere denk olmalı ama bu, his ve sanırım hislerimi söylerken içimden geldiği gibi anlatma hakkımı saklı tutabilirim.
kitaptan hoşlandım hatta metinlerin orijinal hallerini, kenningler ve ahenkli bir söyleyiş ile okumayı arzu ettirdi.
bir de kitabın özel bir yanı var benim için. bin beş yüz derecelik sıcak havada serinlemek için girdiğim kitapçıda klimanın tam karşısında dururken kitap gözüme takıldı. ve bu anda sihirli bir el tarafından alınıp armağan edildi. bu bir hayaldi. ağaçların altındaki bir mekanda biralarımızı yudumlarken okumaya başlandı. ve her sabah aynı sihirli el tarafından yapılmış kahvemi içerken okunup bitirildi. bu yüzden belki de tarihe not düşürüldü. özel bir yanı olması sebebi, tıpkı mckeybo and me gibi. *
içinde edda'lardan * nesire çevrilmiş 15 hikâye bulunuyor.
takdim kısmında gaiman şöyle diyor: "favori yemek tarzına sahip olmak kadar zordur, favori mitlere sahip olmak (bazı geceler tayland yemeği, bazı geceler suşi, diğer geceler de büyümenize eşlik eden sade ev yemeklerini istersiniz.). ama eğer bir favori seçmek zorunda olsaydım, muhtemelen iskandinav mitlerini seçerdim."
hayatında en sevdiğim yemek şu diyemeyen hatta en sevdiğim şu* diyen insanlara tereddüt ederek bakan beni anında yakalayan bir giriş ile başlayan ve de kitap boyunca benzer bir tatla devam eden bir uslübu var kitabın. iskandinav mitolojisine filmler, romanlar ve dizilerden aşina idim ancak onları direkt anlatı olarak ilk kez okudum. ve diğer milletlerin efsanelerinin de hissettirdiği şeyi hissettirdi bana: kurgunun içinde boşluklar... bu belki de biraz hadsiz bir cümle çünkü her şeyi yazıldığı döneme göre eleştirmeli ve baktığımız pencere denk olmalı ama bu, his ve sanırım hislerimi söylerken içimden geldiği gibi anlatma hakkımı saklı tutabilirim.
kitaptan hoşlandım hatta metinlerin orijinal hallerini, kenningler ve ahenkli bir söyleyiş ile okumayı arzu ettirdi.
bir de kitabın özel bir yanı var benim için. bin beş yüz derecelik sıcak havada serinlemek için girdiğim kitapçıda klimanın tam karşısında dururken kitap gözüme takıldı. ve bu anda sihirli bir el tarafından alınıp armağan edildi. bu bir hayaldi. ağaçların altındaki bir mekanda biralarımızı yudumlarken okumaya başlandı. ve her sabah aynı sihirli el tarafından yapılmış kahvemi içerken okunup bitirildi. bu yüzden belki de tarihe not düşürüldü. özel bir yanı olması sebebi, tıpkı mckeybo and me gibi. *
devamını gör...
meja (yazar)
sözlükte adam akıllı yazan 5-6 tane yazar var be. onlarında nick altına gelip çik mi ciddiyi iliyir biriyi yazmayın ulan. insanları bilgilendiriyor işte entrylerinin hepsi öğretici ve hiçbiri copy paste girdiler değil. şahsen ben sayesinde bilmediğim çok şey öğrendim, eminim ki başkalarıda öğrenmiştir. her yer troll dolmuş zaten sağa sola böyle şeyler yazıp insanların hevesini kırmayın.
edit: bir de zorlama bilgi aktarıcılığı demiş. kimse senin kolundan tutup kafanı ekrana vurup okuyacağksın laağn mejanın tanımlarını okuyacağksıığn demiyor.
edit: bir de zorlama bilgi aktarıcılığı demiş. kimse senin kolundan tutup kafanı ekrana vurup okuyacağksın laağn mejanın tanımlarını okuyacağksıığn demiyor.
devamını gör...


