"seni seviyorum, çünkü..."
"hiçbir şey söyleme, insan sevdiği için sever. aşk'ın hiçbir gerekçesi yoktur."

simyacı, paulo coelho
devamını gör...

1 gün öncesine dönebilme yeteneği isterdim. aceleyle alınmış hatalı karar diye bir şey kalmazdı hayatımda.

edit olmayan ek: sayısal, iddaa, ganyan falan aklımın ucundan geçmedi. nereden çıkartıyorsunuz?
devamını gör...

tam olarak o hüznün içerisindeyim. eylül ayında hep çok durgun, melankolik olurum yine geldi o dönem. yaz sever bir insan olarak yazın bitişi beni üzüyor be ya.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bravo..
devamını gör...

evlilik kadar normal olsa da, yıkıcı bir eylemdir. evlenirken güle oynaya, emek emek kurduğunuz yuvanız, içinde binbir çeşit anıların olduğu, her eşyasında bile ayrı bir hatıra olan eviniz darma duman paramparça olur.

hani bir yuvayı kurmak zor dağıtmak kolay derler ya, öyle değildir o iş arkadaşlar.. çok zordur bir yuvayı dağıtmak. insan çok sabreder, çok umut eder, çok çabalar esasen. ama olmayınca olmaz elbet.

kavga gürültü içinde, mutsuzlukla boğulmaktansa doğru zamanda insanca yapmak gerekir bu eylemi. en azından sonunda birbirinizin yüzüne bakabilmek için, medenice bitirilmesi halinde iki taraf için de rahatlatıcı olur. ortak çocuğunuz varsa, çocuklarınızın yüzüne daha içi rahat bakabilirsiniz.
devamını gör...

tozlu olması, yere düşmesi, tüketiciye ulaşıncaya kadar üzerinde insanların tükürük damlacıklarına kadar pek çok şeyin bulunabilir olmasını geçiyorum çünkü bunlar en azından kabuğu soymakla bertaraf edilebilirler. o meyve yıkanmazsa zirai ilaç kalıntılarï ve kimyasallar önce kişinin eline bulaşır, sonrasında ağzına yol alır. ilaçlamadan sonra meyveyi hasat etmek için minimum süreler vardır, bu süre bazı ilaçlar için iki günken bazı ilaçlarda yedi güne kadar çıkar ve üreticinin bu uyarıya sadık kaldığını bilmeniz imkansızdır. ham halde koparılıp daha sonra olgunlaştırılan meyveler de olgunlaştırılma esnasında kimyasallara maruz bırakılır, bu yöntem özellikle muzda kullanılır. satın aldığınız meyve bu işlemlere maruz bırakılmış olabilir. olmasa dahi o meyveyi satın alınıncaya kadar daha önce kimse yıkamamıştır çünkü yıkanma çürümeyi hızlandırır. o meyve yıkanmadan soyulduğunda muhtemelen bir sonraki gün kimse zehirlenmez ancak az miktarda alınan bu zirai zehirler vücutta uzun vadede etkisini gösterir.
devamını gör...

testi yapan personel için diğer tanı testlerinden daha ayrı bir yeri olandır.

zamanında spermiyogram yapmış bir stajyer olarak ben de tecrübelerimi paylaşayım ki tam olsun.

öncelikle gelen materyali 37 santigradlik etüv dediğimiz bir aletin içine koyuyoruz. etüv, böyle yarım buzdolabı büyüklüğünde birşey. aman niye uğraşıyorum, aha şöyle bişey.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
1-2 saat bekletiyoruz ki içinde bulunduğu semen iyice akışkan hale gelsin, sıvılaşsın falan. süre dolduktan sonra şırıngayla çekiyoruz, kontrol ediyoruz iyice sıvılaşmış mı diye. şırınganın iğnesinde garip bir aparat var, onu bulamadım şimdi.

şöyle tarif edeyim orasını. hani iğneyi şırıngaya oturttuğunuz yeşil başlık kısmı var ya, o kısmının bir yüzü düz. sanırım analizi yapacak cihazdaki yuva o şekilde ki, ona göre yapılmış. üzerinden 10 sene geçti, tam hatırlamıyorum *. cihaz dediğim de tüplü bilgisayar monitöründen daha küçük, üzerinde ufakça bir ekran olan birşey. mililitredeki sperm sayısı, vizkozitesi (akışkanlığı), canlı/ölü oranını falan veriyor. ekranda da güzel güzel görüyorsunuz oynayan spermleri.

tabi bazen hoş sonuçlanmıyor bu test. kamyoncu gibi iri yarı, beyaz atletli pos bıyıklı bir abi geldi bir gün. utana sıkıla verdi numuneyi. ulan 3 kere baktık, spermler gram hareket etmiyor. adam kısır yani. bana "sen söyle kindred" diyecekler diye çok korktum, neyse ki bana vermediler o görevi *. bu da böyle bir anımdır.
devamını gör...

-ellerimizi her zaman yıkamayı (malum hastalıklar en fazla eller ile bulaşır).
-insanların nasıl hemen paranoyaya bağladığını.
-komplo teorileri ve sahte bilginin ne kadar hızlı yayılabileceğini.

ek: dostlarla vakit geçirmenin değerini.
devamını gör...

dua ediyorum.

gülmeyin, çok ciddiyim.
kime ettiğimi bilmiyorum ama kimin için ettiğimi biliyorum, çok eminim, aşırı eminim. çıksın o karanlık ve sıkıcı koridorlardan, iyi olsun.
muzlu rulo pasta yiyeceğiz çıkınca, seviyo..
yani seviyordur, muzlu rulo pasta sevilmez mi hiç? sevsin, işi ne? babamın kızı mı? hıh! ben şimdi ona trip mi yaptım iki arada bir derede? amaaan, o bilir beni, hep bilmedi mi?
iyi ol, bekliyorum.
devamını gör...

asla istediğiniz dersi alamama hatta bazen zorunlu dersleri bile alamamakla sonuçlanır. saatlerce ekran başında bekletebilir. telefon trafiğinin en yoğun olduğu dönemdir. 'kanka sen aldın mı, bende hata veriyor?!' tarzı konuşmalara şahit olabilirsiniz.
devamını gör...

adnan zengin beyfendiye, zimmetine para geçirdiği iddiasıyla 2019 yılında açılan dava.

valla bravo, diyecek bir şey bulamadım. yaptıysa da hayırlı işler, bol kazançlar dileyeyim bari.


thk kayyum heyeti üyeliğinin yanı sıra içişleri bakanlığı’na bağlı sivil toplumla ilişkiler genel müdürlüğü’nde işlemler ve mevzuat daire başkanlığı görevini de yürüten adnan zengin hakkında 2019 yılında değeri 5 milyon tl olan 2,5 dönüm büyüklüğündeki araziyi zimmetine geçirdiği iddiasıyla dava açıldı.


buradan
devamını gör...

insan başarısız olduğu, çabasının takdir edilmediği, varlığının önemsenmediği alandan veya insanlardan uzak duracaktır. bu sorunun o kadar çok sebebi var ki, o kadar.

-matematiği sevmeyen, bilmeyen ve matematikten anlamayan öğretmenlerin matematik öğretmeni olması (bunu söyleyip buna neyin sebep olabileceği konusunda düşünmemek çok acımasızca lütfen yapmayın). insanların ilgileri, yetenekleri doğrultusunda meslek seçimi yapabilmelerine izin vermeyen ekonomik, sosyal, kültürel bir sistemin varlığından söz edilebilir diye düşünüyorum. matematik bilen, seven, ilgi duyan insanlar neden matematik öğretmenliğini tercih etmiyorlar bu önemli bir soru bana kalırsa.

-mezun olup da atanma şerefine nail olan (çünkü güzel ülkemizde bu da deveye hendek atlatmaktan daha zor olabiliyor) bir öğretmenin mesleğine dair heyecan duymaması, duyamaması. bir yığın derdi var insanın. bir öğretmeni, diğer kimliklerinden sıyırıp sadece öğretmen olarak düşünmek doğru değil. her şeyden önce bahsedilen kişi bir insan ve her insan üzerinde ülkenin refah düzeyinin etkisi var.

-eleştirmeye çoğu zaman izin verilmemesi. dolayısıyla eleştirinin öğretilmemesi, sözel becerilerin gelişmemesi. kitap okumuyor oluşumuz. okuyan adama da madalya takılmıyor zaten son 10 yıldır. okumak elbette içsel motivasyon gerektiren bir eylemdir ancak bir çocuğa bu alışkanlığı kazandırabilmeniz için zaman zaman takdir etmeniz, ödüllendirmeniz yani öncelikle dışsal motivasyon sunmanız gerekebilir.

-matematiği neden öğrendiğimizi bilmememiz, bunun anlatılamaması

-öğretmenin kullandığı öğretim yöntemleri, bir canlının nasıl öğrenebileceğinin anlaşılamamış olması

-kalabalık sınıflar

-teknolojik yetersizlikler

-ilgisiz ebeveyn. "hocam benim çocuğum matematiği bir türlü yapamıyor" genellikle bu cümleyi anne kurar (çünkü çocuktan kadın sorumludur). o da dönemde bir kez geldiği (yani geliyorsa) veli toplantısında.

çoğunlukla edilgen cümleler kurduğumun farkındayım ama bazı şeyleri bireysel çabaların insafına bırakmak bana doğru gelmiyor. "ülkemizde matematiğin sevilmemesi" bir sistem sorunudur. bu sadece matematiğin sevilmemesi değildir. fiziğin sevilmemesi, tarihin sevilmemesi, geometrinin sevilmemesi, türkçenin sevilmemesi şeklinde listelenip uzatılabilir ancak hepsinin kaynağı aynıdır.

bireysel çabalar için bir öneri; çocuğun yapabilirim hissiyatını geliştirmek fayda sağlayabilir. her insanın farklı bir becerisi olduğu fikrinden yola çıkarak, kişinin bir alandaki yetkinliğini geliştirirseniz diğer alanlarda da başarılı olabileceğine dair kendisine güven duymasını sağlayabilirsiniz ve bu inancı yıkmadığınız sürece, ilgi ve destekle matematikte başarılı olacak ve başarılı olduğunu hissettiği alanı sevecektir.
devamını gör...

ev hanimini calismayan statusune sokmak, ev ici emegin yok sayilmasi demektir. oysaki ev ici emek kapitalist duzenin en onemli dayanaklarindan biridir. ev ici emek ucretlendirilmez ama toplumun devamliligi icin elzemdir. ıste bu sebepledir ki feminist bircok arastirmaci ev ici emegin parasal karsiliginin olmasi icin calismalar yapmaktadir. bunlardan biri de ev ici emekcilerine bir temel gelir odenmesidir. sonuc olarak ev ici emekcilerini calismayan kadin olarak tanimlamak oldukca yanlistir. yapilmasi gereken ev ici emekcilerinin kapitalist duzende calismayan kadin seklinde lanse edilmesinden kaynaklanan negatif alginin ustesinden gelmektir.
devamını gör...

babamın işten eve gelişini özlemle beklememe sebep olan masallardan bir tanesidir.
harıl harıl yanan sobanın eşliğinde babam işten eve gelir gelmez tüm günün sabırsızlığınla hemen dizlerine tırmanır, dünyanın en güvenli ve huzurlu yerinde oturup hadi bir masal anlat diye tuttururdum. güzel adamdır babam. bıkmadan, usanmadan bazen annesinden dinlediği bazen de kendisinin uydurduğu masalları anlatırdı. kuzular, yavru ceylanlar, oğlaklar... her biri en sonunda büyük tehlikeleri atlatıp ailesi ile mutlu olunca ben de onlar kadar mutlu olurdum.
şimdi aynısını yeğenimle birlikte yapıyoruz. masal dünyasının kapılarını aralayıp içine girince hem o anı neşelendiriyoruz hem de gelecekte hatırlanacak güzel anıları diziyoruz kalbimize böylece.
devamını gör...

noel 25 aralık tarihinde hristiyanlar tarafından isa'nın yeryüzüne gelişinin kutlanmasıdır.

yılbaşı ise 31 aralık tarihinden 1 ocak tarihine geçişi belirtmek için kullanılır. ve herkes tarafından kutlanabilir.
devamını gör...

çok fazla şarkı!
iki çocuk bakıyor bana, bir kedi, bir eski aysel.
öyle araf ki, arada kalmak hiç bu kadar zor olmamıştı.
iki çocuk bana bakıyor, su iç diyorlar, az iç diyorlar, bir nevi eski aysel fazla bişi demiyo ama gülüyoruz işte beraber, o bile yeter, sağolsunlar.

üçü de seni biliyordu biliyor musun, biliyorsun tabii, bugün üçüne de gittiğini söyledim, çocuklar az iç dediler, su iç dediler, ex aysel ne dedi hatırlamıyorum.

haber verecektin bugün, yüzde bilmem kaç kötü olduğunu bildiğin haberin haberini verecektin?
tahmin ediyorum ki, en kötüsü geliyor aklıma, neyse, atlatırsın. keşke.. keşke..

sabah tıp deyip hâlâ susmayan dilimi de, yazdıran alkolü de..

neyse...
devamını gör...

diken üstündeyseniz.önemsiz olan bir şeye bile gereğinden fazla dikkat ediyorsanız o yere ait değilsindir.
devamını gör...

sık sık çocuklarımın evde sıkıldığını düşünerek, kovayla suyu salonda oynaması için vermek , ay kumu yapıp vereyim diyerek heryeri yağlı irmikle kaplamak gibi şeyler yaparak kendime zaman zaman yaptığım zulümdür. (bkz: oturup duramamak)
devamını gör...

film ve kitaplara büyük ilgisi olduğunu düşündüğüm kafa sözlük yazarı. tanımları bol olsun.
keyifli sözlükler.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim