aslan burcu kadını
herhangi bir insan.
aslan burcu olduğu söylenen ama burçlara inanmayan biri olduğumdan yukarıdaki tanımın bir kısmını yalanlamış oluyorum, kusura bakmayın.
aslan burcu olduğu söylenen ama burçlara inanmayan biri olduğumdan yukarıdaki tanımın bir kısmını yalanlamış oluyorum, kusura bakmayın.
devamını gör...
50 yaşında adamın 6 yaşında kız ile nişanlanması
adam mı?
pedofili sapık demek istediniz sanırım.
adamın pedofili içim acilen tedavi görmesi ve cezasını çekmesi lazım aynı zamanda çocuğun ailesinin da çocuk istismarına yardım ve yataklıktan cezasını çekmesi gerekiyor.
anaokuluna başlaması gereken çocuk nişan yüzüğü takıyor...
pedofili sapık demek istediniz sanırım.
adamın pedofili içim acilen tedavi görmesi ve cezasını çekmesi lazım aynı zamanda çocuğun ailesinin da çocuk istismarına yardım ve yataklıktan cezasını çekmesi gerekiyor.
anaokuluna başlaması gereken çocuk nişan yüzüğü takıyor...
devamını gör...
saadet partisi kadın kolu başkanlığına erkek atanması
saadet partisi genel başkanı sivas katliamında yargılananların avukatlığını yapmış biri. akp ye/erdoğan a her an yanlayabilecek bir parti saadet. akp nin iktidarda olmayanı ve emin olun akplilerden daha radikal cumhuriyet düşmanı seçmeni var. bu yüzden hiç şaşırmadığım bir haber. en azından kadın kolları var, o da olumlu.
devamını gör...
limonluekşilisalata
gecenin bi vakti sözlüğün karanlık sularında gezerken bir yandan da büyük bir kapta bol nar ekşili ve ekstra limon sıktığım salatamı kaşıklarken sol köşeden gelen "limonluekşilisalata sizi takip etmeye başladı" bildirimiyle sarsılmama neden olan yazar.
yönetimin mesajları okumasından ziyade üyelerin birbirini gözetlediği fikri çık aklımdan *
yönetimin mesajları okumasından ziyade üyelerin birbirini gözetlediği fikri çık aklımdan *
devamını gör...
ahmet hamdi tanpınar
türk şair, romancı, deneme yazarı, edebiyat tarihçisi, siyasetçi ve akademisyendir. yahya kemal'den etkilenmiştir. çok fazla romanı yoktur daha çok şiirleri vardır ama romanları da çok beğenilmiştir. bende de 'saatleri ayarlama enstitüsü' adlı kitabı var. roman doğu-batı çatışması üzerine kuruludur aslında ve o dönemi anlamak için idealdir. aslında 'ne içindeyim zamanın' şiiri en meşhurlarındandır ama ben buraya sevdiğim başka bir şiirini koyacağım.
aşk!..
aşk dediğin nedir ki
tenden bedenden sıyrık
çocukların içinde
yaşadığı bir çığlık
aşk dediğin nedir ki
histen nefesten varlık
umutsuzluk içinde
karanlıkğa son ıslık
edit: aslında başta 'bir adın kalmalı' adlı şiirin bir kısmını paylaşmıştım ama sevgili yazarlarımızdan @rimbaud bu şiirin aslında ahmet hamdi tanpınar'a değil ibrahim sadri'ye ait olduğu ile ilgili bir yazı attı bana. şaşırdım açıkçası uzun zamandır yanlış biliyormuşum. ben de düzeltip başka bir şiir paylaşayım dedim. bu konuda beni bilgilendirdiği için tekrardan teşekkür ederim.
ilgili yazıya ulaşmak isterseniz buradan
aşk!..
aşk dediğin nedir ki
tenden bedenden sıyrık
çocukların içinde
yaşadığı bir çığlık
aşk dediğin nedir ki
histen nefesten varlık
umutsuzluk içinde
karanlıkğa son ıslık
edit: aslında başta 'bir adın kalmalı' adlı şiirin bir kısmını paylaşmıştım ama sevgili yazarlarımızdan @rimbaud bu şiirin aslında ahmet hamdi tanpınar'a değil ibrahim sadri'ye ait olduğu ile ilgili bir yazı attı bana. şaşırdım açıkçası uzun zamandır yanlış biliyormuşum. ben de düzeltip başka bir şiir paylaşayım dedim. bu konuda beni bilgilendirdiği için tekrardan teşekkür ederim.
ilgili yazıya ulaşmak isterseniz buradan
devamını gör...
avrupalılar o kadar keşif ve buluş yaparken doğulular ne yapıyordu sorunsalı
coğrafi keşifler, rönesans, reform, aydınlanma, devrimler sanayileşme batıda art arda yaşanırken, atalarımız ve daha doğudakiler tam olarak neyle meşgul oluyordu acaba. kahvede oturup tavla mı oynuyordu. neden hiçbir şeyi merak etmemiş bu adamlar.
devamını gör...
mizofoni
ses nefreti anlamına gelen misofonya, insanların belirli seslere karşı orantısız gösterdikleri olumsuz tepkidir. insanlar bu tepkiyi verirken gayet farkındadırlar. ama onların kontrolü dışında olduğunu bilirler. çeşitli seslere karşı duyulan bu rahatsızlık özellikle ağız veya yemeyle, nazal sesler, nefes alışverişi, el veya parmak seslerinde daha sık görülür. misofanyaya sahip insanlar, nefret ettikleri bu sesleri eğer aile bireylerinden biri tarafından yapılıyorsa yabancılara nazaran daha çok tepki verirler.
devamını gör...
spawn
birilerini ifşa etmeyi seven yazar.
sahile inip ismail abi gibi el sallıyorum ama ben gemilere değil tabi. görüyorsun değil mi sayın yazar?
edit yapacağız dedik kabul ama adını akışta görünce sataşmayız demedik.
bu ara evet devresi psilosibin dir. *
hadi ben kaçar çoluk çocuk aç.
sahile inip ismail abi gibi el sallıyorum ama ben gemilere değil tabi. görüyorsun değil mi sayın yazar?
edit yapacağız dedik kabul ama adını akışta görünce sataşmayız demedik.
bu ara evet devresi psilosibin dir. *
hadi ben kaçar çoluk çocuk aç.
devamını gör...
yazar mahlaslarının öteki dünya versiyonu
sıcakmigeldi
devamını gör...
sevgililer günü
kutlaması aşırı gereksiz olan günlerden sadece biri.
devamını gör...
beşiktaş
şampiyonluğunu bir fenerbahçeli olarak kutladığım takım. evet.
devamını gör...
misvak mizah dergisi
her şeyin kendine özgü, kendine bağlı, gündem yaratmak için işaret bekleyen alternatiflerini yaratan muktedirler tarafından sırtı sıvazlanıp cebine harçlık konan dergidir.
bu dergiyi okuyanların gerçekten oradaki saçmalıklara gülüp gülmediklerini merak ederim. sadece destek vermek için para verip alıyorlarsa bence sıkıntı yok.
mizah seviyesi ise aşağıdaki gibidir :
buradan
bu dergiyi okuyanların gerçekten oradaki saçmalıklara gülüp gülmediklerini merak ederim. sadece destek vermek için para verip alıyorlarsa bence sıkıntı yok.
mizah seviyesi ise aşağıdaki gibidir :
buradan
devamını gör...
yaş ilerledikçe azalan şeyler
hayaller ve beklentiler
devamını gör...
cuma günleri masa örtülerini eve götürüp yıkatmış nesil
gerçek mutluluğu tadan son nesil
devamını gör...
etrafta birileri varken seni seviyorum diyemeyen insan
(bkz: bana seni seviyorum deme hissettir)
ulu orta herkesin ağzında:"seni seviyorum". en derin kelime ağızda sakız olmuş. bu çağda seni seviyorum sensiz ölürüm diyenler değil mi ilk terk edenler.. haliyle sevdiğinizi ulu orta belirtmek yerine başbaşa söylemenizdir onun içini dolduran. gösterişe girdi mi bir eylem. olmaz. haliyle dışarda hissettirin içerde milyon kere söyleyin.samimi olun.sevgi samimidir gösterişten uzaktır.
ulu orta herkesin ağzında:"seni seviyorum". en derin kelime ağızda sakız olmuş. bu çağda seni seviyorum sensiz ölürüm diyenler değil mi ilk terk edenler.. haliyle sevdiğinizi ulu orta belirtmek yerine başbaşa söylemenizdir onun içini dolduran. gösterişe girdi mi bir eylem. olmaz. haliyle dışarda hissettirin içerde milyon kere söyleyin.samimi olun.sevgi samimidir gösterişten uzaktır.
devamını gör...
bir ses olunsa hangisi olunur sorunsalı
rüzgarda, kavak ağacının çıkardığı ses.
dalga sesi sanılanından.
dalga sesi sanılanından.
devamını gör...
tehlikeli oyunlar
oğuz atay'ın harika bir eseridir.
” –fakat, allah kahretsin, insan anlatmak istiyor albayım; böyle budalaca bir özleme kapılıyor. bir yandan da hiç konuşmak istemiyor. tıpkı oyunlardaki gibi çelişik duyguların altında eziliyor.fakat benim de sevmeye hakkım yok mu albayım?
–yok.
–peki albayım. ben de susarım o zaman. gecekondumda oturur, anlaşılmayı beklerim. fakat albayım, adresimi bilmeden beni nasıl bulup anlayacaklar? sorarım size: “nasıl?” , kim bilecek benim insanlardan kaçtığımı? ben ölmek istiyorum sayın albayım, ölmek. bir yandan da göz ucuyla ölümümün nasıl karşılanacağını seyretmek istiyorum. tehlikeli oyunlar oynamak istiyor insan, bir yandan da kılına zarar gelsin istemiyor. küçük oyunlar istemiyorum albayım.
kelimeler… kelimeler albayım, bazı anlamlara gelmiyor.”
oğuz atay, tehlikeli oyunlar.
” –fakat, allah kahretsin, insan anlatmak istiyor albayım; böyle budalaca bir özleme kapılıyor. bir yandan da hiç konuşmak istemiyor. tıpkı oyunlardaki gibi çelişik duyguların altında eziliyor.fakat benim de sevmeye hakkım yok mu albayım?
–yok.
–peki albayım. ben de susarım o zaman. gecekondumda oturur, anlaşılmayı beklerim. fakat albayım, adresimi bilmeden beni nasıl bulup anlayacaklar? sorarım size: “nasıl?” , kim bilecek benim insanlardan kaçtığımı? ben ölmek istiyorum sayın albayım, ölmek. bir yandan da göz ucuyla ölümümün nasıl karşılanacağını seyretmek istiyorum. tehlikeli oyunlar oynamak istiyor insan, bir yandan da kılına zarar gelsin istemiyor. küçük oyunlar istemiyorum albayım.
kelimeler… kelimeler albayım, bazı anlamlara gelmiyor.”
oğuz atay, tehlikeli oyunlar.
devamını gör...
günaydın sözlük
selam sözlük, günaydın takipçilerim yani güzel insanlar.
bugüne de size pozitif ayrımcılık yaparak başladım çünkü niye yapmayım.
biz de müşteri memnuniyeti herşeyden önce gelir.
bugün karantina dayslerimin 2. günü, normalde sürekli uykusuzluktan yakınan ben gördüğünüz gibi yine bu saatte buralarda fink atmaktayım.
çünkü rahat batıyor abi, rahatsız adama rahatlıkta neymiş.
neyse hepinize mutlu hafta sonları diliyorum.
hoççağalın.
işte olan emekçi kardeşlerime tavsiye;
bugüne de size pozitif ayrımcılık yaparak başladım çünkü niye yapmayım.
biz de müşteri memnuniyeti herşeyden önce gelir.
bugün karantina dayslerimin 2. günü, normalde sürekli uykusuzluktan yakınan ben gördüğünüz gibi yine bu saatte buralarda fink atmaktayım.
çünkü rahat batıyor abi, rahatsız adama rahatlıkta neymiş.
neyse hepinize mutlu hafta sonları diliyorum.
hoççağalın.
işte olan emekçi kardeşlerime tavsiye;
devamını gör...
regl anıları
hiç yemek anısı paylaşılmamış mı, benim mi gözümden kaçtı?
kızkardeşlerim beyaz peynirin üzerine fıstık ezmesi sürdüğümüzü, patates kızartmasını profiterol çikolatasına buladığımızı falan neden anlatmıyorsunuz? tüm "midesiz" eleştirilerini tek başıma mı göğüsleyeyim? peki ne diyeyim... canınız sağ olsun.
ama neyse madem vibe bu değil ben de bir duygusal anı paylaşayım. üniversitenin ilk senesi. sınav haftası. gerginim, o dönem önemsiyorum okulu, tüm dersleri vereyim diye kasıyorum. mesaj attı arkadaşım; "mikooo niyazi hoca not vermiş, 10 sayfa bir şey hem de, tüm sorular buradan demiş. haberin olsun, gel al mutlaka." peki. keşke okula daha çok gitseydim; "ya aldığın notu tarat da bana mail at yaa" diyebileceğim samimiyette arkadaş edinseydim diye söyleniyorum. hayatta gidemem. reglim. hava çok sıcak. sınav günü erken giderim desem mümkün değil adam 8:30'da yapıyor sınavı. zaten yarın gittim gittim, öbür gün sınav. yoksa kaldık. hayat çok zor yaa...
ertesi gün oluyor. tüm lanetliğim üzerimde. gitmeyeceğim not almaya falan. 2 saat otobüsle yol mol çekemem. beylikdüzü'nden laleli'ye mi gidilir zaten ya her gün? böyle saçmalık olamaz. vur kafayı yat diyorum. kalırsan kalırsın. ama önce bi' sevgilimi arayayım. açmıyor telefonu, gıcık oluyorum. yatmaya devam ediyorum. annem geliyor bir ara.
-kalk bir şeyler ye de ilaç iç.
-yok anne ya, bırak yatayım ben.
çıkıyor. bir süre sonra bir daha geliyor;
-mikoo mikoo, uyan kızım.
-ya anne bir sal beni yaa...
-kızım kalk. arkadaşın geldi, kapıda.
-ya tamam söyle gelsin, kim geldi. kalkmıcam ben.
-yavrum şeyma değil, o çocuk geldi, adı neydi?
-hangi çocuk ya? anne ne diyosun ya?
-ya kızım yok mu o çocuk. ya of neydi adı?
sessizlik... bilinçsizlik. kısa bir an sonra gelen oha anı! ya deli mi bu adam? niye geldi kapıya! kalkıyorum hemen. nabzım 130 falan. annem gülerek çıkıyor odadan. ben de peşinden. ay sonra hemen geri dönüyorum. üstüme başıma bir çeki düzen vereyim. saçlarım cadı gibi. annemin beni kaldırma çabası, benim bütün gün uyumuş halimle şişmiş yüzümü haline yoluna koyma çabam, tüm bunların aldığı zaman, temizinden bir 15 dakika beklemiş garibim kapıda. teşrif ediyorum sonunda. gitmiş notu almış. onu verip gidecekmiş. rahatsızlık verdiği için çok üzgünmüş. annem kabardıkça kabarıyor.
-ay oğlum ne rahatsızlığı, hava çok sıcak, geç serinle biraz içerde.
-yok efendim, hiç tutmayayım, benim de işlerim var biraz, onları hallederim, miko da yorulmasın.
-peki nasıl istersen evladım.
baş başa kalıyoruz kısa bir an. uzanıp öpüyor. göz kırpıp açıyor asansörün kapısını. bakakalıyorum arkasından.
geçemedim o sınavdan ertesi gün. çalışmadım nota daha doğrusu. nota hiç bakamayacak kadar mutluydum. pişman da olmadım.
kızkardeşlerim beyaz peynirin üzerine fıstık ezmesi sürdüğümüzü, patates kızartmasını profiterol çikolatasına buladığımızı falan neden anlatmıyorsunuz? tüm "midesiz" eleştirilerini tek başıma mı göğüsleyeyim? peki ne diyeyim... canınız sağ olsun.
ama neyse madem vibe bu değil ben de bir duygusal anı paylaşayım. üniversitenin ilk senesi. sınav haftası. gerginim, o dönem önemsiyorum okulu, tüm dersleri vereyim diye kasıyorum. mesaj attı arkadaşım; "mikooo niyazi hoca not vermiş, 10 sayfa bir şey hem de, tüm sorular buradan demiş. haberin olsun, gel al mutlaka." peki. keşke okula daha çok gitseydim; "ya aldığın notu tarat da bana mail at yaa" diyebileceğim samimiyette arkadaş edinseydim diye söyleniyorum. hayatta gidemem. reglim. hava çok sıcak. sınav günü erken giderim desem mümkün değil adam 8:30'da yapıyor sınavı. zaten yarın gittim gittim, öbür gün sınav. yoksa kaldık. hayat çok zor yaa...
ertesi gün oluyor. tüm lanetliğim üzerimde. gitmeyeceğim not almaya falan. 2 saat otobüsle yol mol çekemem. beylikdüzü'nden laleli'ye mi gidilir zaten ya her gün? böyle saçmalık olamaz. vur kafayı yat diyorum. kalırsan kalırsın. ama önce bi' sevgilimi arayayım. açmıyor telefonu, gıcık oluyorum. yatmaya devam ediyorum. annem geliyor bir ara.
-kalk bir şeyler ye de ilaç iç.
-yok anne ya, bırak yatayım ben.
çıkıyor. bir süre sonra bir daha geliyor;
-mikoo mikoo, uyan kızım.
-ya anne bir sal beni yaa...
-kızım kalk. arkadaşın geldi, kapıda.
-ya tamam söyle gelsin, kim geldi. kalkmıcam ben.
-yavrum şeyma değil, o çocuk geldi, adı neydi?
-hangi çocuk ya? anne ne diyosun ya?
-ya kızım yok mu o çocuk. ya of neydi adı?
sessizlik... bilinçsizlik. kısa bir an sonra gelen oha anı! ya deli mi bu adam? niye geldi kapıya! kalkıyorum hemen. nabzım 130 falan. annem gülerek çıkıyor odadan. ben de peşinden. ay sonra hemen geri dönüyorum. üstüme başıma bir çeki düzen vereyim. saçlarım cadı gibi. annemin beni kaldırma çabası, benim bütün gün uyumuş halimle şişmiş yüzümü haline yoluna koyma çabam, tüm bunların aldığı zaman, temizinden bir 15 dakika beklemiş garibim kapıda. teşrif ediyorum sonunda. gitmiş notu almış. onu verip gidecekmiş. rahatsızlık verdiği için çok üzgünmüş. annem kabardıkça kabarıyor.
-ay oğlum ne rahatsızlığı, hava çok sıcak, geç serinle biraz içerde.
-yok efendim, hiç tutmayayım, benim de işlerim var biraz, onları hallederim, miko da yorulmasın.
-peki nasıl istersen evladım.
baş başa kalıyoruz kısa bir an. uzanıp öpüyor. göz kırpıp açıyor asansörün kapısını. bakakalıyorum arkasından.
geçemedim o sınavdan ertesi gün. çalışmadım nota daha doğrusu. nota hiç bakamayacak kadar mutluydum. pişman da olmadım.
devamını gör...
