türkiye cumhuriyeti'nin sekülerizm ve türk milliyetçiliği üzerine temellenmiş kurucu ideolojisidir. atatürkçü ideolojinin temellerini, atatürk'ün düşünce ve uygulamalarıyla ortaya koyduğu amaçlar, ilkeler ve gerçekleştirdiği inkılaplar oluşturur.

bugün üzerinde yaşadığımız cumhuriyetin temel bir ideolojisidir.
kemalizm veya atatürkçülük cumhuriyetimizin en önemli değerlerin bir tanesidir. bu ideolojik düşünceyi savunma ve yaşatmaya devam etmeliyiz. çocuklarımızı atatürk sevgi ve atatürkçülük ideolojisi ile büyütmeliyiz. atatürk sevgisini bir çok okulumuz başarıyla çocuklarımıza (geleceğimize) aktarıyorlar. bizler de bu okullarımızın varlığını sürdürebilmesi için hem manevi hem de maddi olarak destekliyoruz ve desteklemeye devam edeceğiz.
devamını gör...

tüm isyanlar sıradan ve son derece sıkıcıdır. daima aynı yolu izleyip aynı şekilde gelişirler; hepsi birbirine benzer. isyana yönelten faktör, adrenalin bağımlılığı ve kişisel güç kazanma arzusudur. tüm asiler içten içe aristokrattır.
frank herbert/dune tanrı imparatoru'ndan.
bu da farklı bir bakış açısıyla;
vücudunuz aynı anda adrenalin, dopamin, serotonin, oxytocin ve vasopressin hormonlarını salgılarsa bir ayıya bile aşık olabilirsiniz.hermann hesse
devamını gör...

sanırsın ki, aile yapımız o kadar harika olduğu için onu korumaya çalışıyoruz.

lgbti gelse, onu bozsa kime ne zararı olur? hiç kimseye zararı olmaz, bilakis yararı olur.

o veya şu, hangi etmen vasıtasıyla olacağını bilmiyorum. ama bu aile yapısı bir şekilde kendine çeki düzen vermek suretiyle değişmeli, veya yerin dibini boylamalı. şu anki aile yapısını bile savunan insanlar var. oysa utanmaları gerekirken, şu yaptıkları işe bakın hele...
devamını gör...

"kendini gerceklestiren kehanet" ya da "pygmalion etkisi" kisinin bir süre sonra başkalarının ona ilişkin beklentilerine denk düşen davranışlar sergilemesi şeklinde acıklanabilir.

beklenti etkisi; bilimde, mitolojide, egitimde ve sanatta değişik boyutlarıyla işlenmiştir. sosyal psikolojide başlangıcta gercekliği olmayan bir durum hakkındaki beklentilerin gerçekleşmesine yol açma süreciyle beklenen davranışın sergilenmesi sonucu, olmayan bu hâlin gerçeğe dönüşmesi biçiminde tanımlanır.

bu kavram üzerine arastırma yapan psikolog robert rosenthal birinci ve ikinci sınıfların oldugu bir sınıfa gider ve senenin başında bir zeka testi uygular. ancak zeka testinin sonuclarına bakmaksızın, kendisi rastgele seçerek, sınıf öğretmenlerine sınıftaki bazı öğrencilerin ismini vererek çok başarılı olabileceğini söyler.

senenin sonunda sonuçlar sasırtıcıdır. sınıfın en başarılı öğrencileri zekâ testinde en yüksek seviyeye çıkanlar değil, rosenthal'in öğretmenlere "başarılı olacaklar" diye belirttiği öğrenci grubundadır. rosenthal'in sene boyunca gözlemleri şunu göstermektedir; öğretmenler bu başarı beklentisi yüksek denen öğrencilere daha çok ilgi göstermişler, onlara daha çok olanak sağlamışlar ve başarısız olduklarında da daha kapsamlı geri bildirim vermişlerdir. yani beklentiler farklı bir gerçeklik yaratmıştır.

kaynaklar:1 2
devamını gör...

biri birşey dediğinde diğeri pusuda bekler tam açık verdiğinde ard arda sıralanırlar neye uğradığını şaşırırsın. maksat kendi egolarını tatmin etmektir. biraz gülmek isterler belki bilemezsin ki bir insanı köşeye sıkıştırmanın bu hastalıklı beyinler tarafından nasıl algılandığını ama emin olun ki kendi başlarına geldiğinde kasıp kavururlar ortalığı... siz siz olun görüşünüz aynı olsa bile linçleyen kişiyle ortak olmayın karma denilen birşey var. bir gün ben linç edilirim diğer gün sen...ben linç kültürüne karşıyım bir sıkıntı varsa teke tek konuşursun bu kadar. çok fazla linç yiyende zamanla hissizlesiyor saldırganlaşıyor bunu da unutmamak lazım.
devamını gör...

belki biz dinazor ların zoruna gidecek , ama z kuşağının , zeka seviyesi , düşünce ve muhakeme kabiliyetleri bizden daha fazla , verdikleri kararlar daha mantıklı , daha bilinçli ve kimsenin etkisinde kalmadan oluyor.
tabiki onların avantajları daha fazla , teknoloji, ve bilgiye ulaşım ları çok kolay,
ben ilk oy kullanma ya gittiğimde , yolda beni gören tanıdık bir amca mührü altı ok a bas dediği için oraya bastım mührü, ama şimdiki genci böyle bir şeye yönlendirmek kolay değil , çünkü sorguluyor , ben gençleri seviyorum, akıllarını beğeniyorum, onların en büyük şanssızlık ları, bizim seçtiklerimiz ve eğitim sistemimiz bunların üstüne kaymak olarak, salgı dan kaybettikleri 2 yıl.
inşallah herşey bir an önce düzelir, hepimiz için. sıranız gelir ise lütfen herkes aşı olsun , aşı olmadan bu bitmez.
devamını gör...

ankaralı değilim ama doğum yerim ankara, memleketimi hiç görmedim köküm ankara.

o yüzden bu veritabanına dahil olabilirim diye düşünüyorum.

ankaralılar hazır mısınız size bir soruyla geldim. ben 8 tane kanguru dövemem ama bir kaçıyla mücadele edebilirim, siz de durumlar nedir merak ettim. bu tehlikeye karşı kendimizi savunmaya hazır mıyız???

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

romanya

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir güneş şarkısı

soylu gürültüsüyle diri
aklının arkasında yedi uçurum
bir adam
adını demirden almış
karanlığını güneşten
öper çoğaltarak
iğne deliğinden
küçük sevinçleri

mucizesi insanın
ateşle yazılmıştır kalbine


derin bir yaşam giyinmiştir
soyunup kendinden şiire
sever kedileri
çiçekleri ve
tüm güzel yürekleri

ne platon’un mağarasına
zincirlemiştir kendini
ne de duvarlarına
bir gölge gibi
bir gölge gibi değil
yaşamak ister insan gibi
devamını gör...

mina urgan, urgan soyadını yakın dostu necip fazıl’ın önerdiğini söylemiştir. necip fazıl, kendisine soyadı olarak “urgan’ı seç” demiş.”urgan da ne demek?” diye sorduğunda, anadolu’da ip anlamına geldiğini açıklamış ve kahkahalar atarak, “solculuğundan ötürü günün birinde nasıl olsa asılacağın için, bu soyadı sana ayrıca uygun” diye eklemiş. 1930’lu yılların necip fazıl’ı ile 1940’lı yılların necip fazıl’ı arasında uzaktan yakından en küçük bir benzerlik yokmuş. bunlar iki ayrı kişiymiş sanki. mina urgan, birincisini çocukluğundan beri çok iyi tanırmış. annesinin bir yakın arkadaşına aşık olduğundan, onların evinden hiç çıkmazmış. ikincisini ise, hiç görmemiş, hiç tanımıyormuş. çünkü mina urgan ve bütün arkadaşları 1940’tan sonra tasavvufla tanışıp hayat tarzını epey değiştiren ve şeyhi abdulhakim arvasi ile manevi bağlılığı bulunan necip fazıl ile selamı sabahı kesmişler. bohem şair necip fazıl, süper-mürşite dönüşmüş ansızın. (bkz: bir dinozorun anıları)
devamını gör...

mitosların altında yatan dünya görüşlerinden bahsetmeden önce, mitosun ne olduğu konusunda biraz konuşmak yararlı olacaktır.
barry b. powell mitosu," belli bir topluluk için kolektif bir önem taşıyan geleneksel hikaye " olarak tanımlar.

insanlar ezelden beri birbirlerine hikayeler anlatmışlardır. yazıdan önce söz vardı, hayal gücü vardı. bu hikayeler sayesinde insanlar, güzel vakit geçirmenin yanı sıra dinleyenlere kendi öz değerlerini, inançlarını ve tarihlerini de hatırlatmışlardır. mitoslar sayesinde nesiller arasında bir bağlılık, bir ortak paydada buluşma mümkün hale gelmiştir. kısacası mitoslar bir toplumun dinamiklerini ortaya koymaktadır. bazı mitoslar, hayatın başlangıcını açıklamaya çalışır. bazıları kahramanlık olaylarını anlatır. bazıları dinleyicileri eğlendirmeye çalışır. bazıları da hayatı anlatmaya çalışır.

mitosların yazının icadından önce ortaya çıktığını biliyoruz. ve yazının öncesinde hemen hemen tüm kültürlerde ortak dünya görüşleri vardı.

bunlardan biri, sözün gücüydü. insanlar sözün nesneler üzerinde etkili olduğuna inanıyorlardı. bugün bile bu görüşe rastlamak mümkündür. bir şeyi kırk kere söylersen olur sözü, bize bunu ispatlıyor.

insanlar o zamanlar, doğayı insani özellikler ile açıklamaya çalıştılar. aynı zamanda büyüye inanıyorlardı. büyü ile doğa olaylarına etkide bulunacaklarını düşünüyorlardı. kendilerine göre sihirli nesneler belirleyip onlarla ayinler düzenliyorlardı. mitoslarda bol bol sihirli nesneler görmek mümkündür.

onlar, hayvanlar ve bitkilerin de insani özelliklere sahip olduklarına inanıyorlardı.

insanın, beden ve ruhtan oluştuğu görüşü vardı. bu görüş hala yaygındır.

rüyalar sayesinde geleceği görebileceklerine inanıyorlardı. onlara göre uykudayken insanın ruhunun bedenden kolayca ayrılabileceğini düşünüyorlardı.

mitoslar, işte bu dünya görüşleri üzerine inşa edilmişlerdir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kutsal ve mahrem gördüğüm yok. vajina da penis gibi basit bir organdır. bu organlara abartı anlam yükleyenlerin gelişmemiş ilkel insan olduklarını düşünüyorum, başka bir şey değil.
devamını gör...

"gerçekten ihtiyaç duyulan şey, yaşama yönelik tutumumuzdaki temel bir değişmeydi. yaşamdan ne beklediğimizin gerçekten önemli olmadığını, asıl önemli olan şeyin yaşamın bizden ne beklediği olduğunu öğrenmemiz ve dahası umutsuz insanlara öğretmemiz gerekiyordu. yaşamın anlamı hakkında sorular sormayı bırakmamız, bunun yerine kendimizi yaşam tarafından her gün, her saat sorgulanan biri olarak düşünmemiz gerekirdi. yanıtımızın konuşma ya da meditasyondan değil, doğru eylemden ve doğru yaşam biçiminden oluşması gerekiyordu. nihai anlamda yaşam, sorunlara doğru çözümler bulmak ve her birey için kesintisiz olarak koyduğu görevleri yerine getirme sorumluluğunu almak anlamına gelir. " v. e. f.

'insanın anlam arayışı' avusturyalı psikiyatrist viktor e. frankl tarafından yazılmıştır.
insanlık dışı toplama kamplarında uzun süre kalan bir tutuklu olarak kendini 'çıplak varoluşa soyunmuş' olarak bulan frankl deneyimlerinden yola çıkarak varoluşçu analiz' i kendine özgü yorumlayışı ile logoterapiyi keşfetmesini sağlayan deneyimlerini bu kitapta aktarır.
frankl," freud ve adler"den sonra sahasının en önemli isimleri arasında sayılmasını da bu kitaba borçludur.
frankl'in babası, annesi, kardeşi ve karısı bu toplama kamplarında ölmüş ya da gaz fırınlarına gönderilmiştir. kız kardeşi hariç tüm ailesi ölen, saygınlığını ve tüm değerlerini kaybeden, açlık ve soğukla sürekli mücadele etmek zorunda kalan ve sürekli imha edilmeyi bekleyen biri olarak 'yaşamı sürdürülmeye değer' bulabilen bir adamın anıları aktarılır kitapta.
yazar kitabını 9 günde yazmış ve kesinlikle edebi bir değer kaygısı ile yazmamıştır ki ilk basımda da adı geçmemiştir. hatta bu konuda, yazdığım onca eser arasından kendi ismimle bastırmadığım bir kitabın bana ün kazandırması benim açımdan şaşırtıcıdır, der.
frankl; bu kitapta daha önce defalarca anlatılan büyük dehşetleri değil, yaşanan küçük acıları aktarmak istediğini ifade etmiştir. ve kitapta şu sorunun yanıtı verilmek istenmiştir: "ortalama bir tutuklunun zihninde canlandığı şekilde, bir toplama kampındaki gündelik yaşam nasıl bir şeydi?"

kitabı okurken yaşanan onca zorluğa rağmen insanın hayata nasıl tutunduğunu , nelere direnebileceğini ve ne kadar zalimleşebileceğini çıplak bir şekilde fark ediyoruz. dilinin yalınlığı ve üslubun akıcılığı ise konuya uzak olanları bile içine çekiyor.
beni en çok etkileyen ise vazgeçişin simgesinin bir dal sigara olmasıydı sanırım. ya da vazgeçmeye karar verenlerin mücadeleyi bırakırken orada inanılmaz değerli olan, son sigarayı yakarak ölümü beklemeye başladığını ilan etmesiydi.
devamını gör...

onu büyütenleri unutmaması dileğiyle.
devamını gör...

ekşi sözlük'ten bıkanların akın ettiğini düşündüğüm sözlük. kötü olansa ekşi sözlük'ten kafa sözlük'e gelenler kafa'yı ekşi'ye benzetiyorlar.

(bkz: 24 aralık 2020 keyfimin olmaması)
devamını gör...

tıpkı aile hekimi gibi her ailenin bir psikoloğu olmalı. mesela sağlık bakanlığı sağlık ocağı gibi bir yer açmalı ve insanlar da düzenli olarak psikoloğa gidip rutin terapi almalı.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çaylak yazarlara, oy verileceği zaman tanımlar incelenip yapılmalı, üstünkörü okuyarak ya da okumadan oylamak makul olmaz. sonuç olarak tanım yazanı var, tanımcık yazanı var.
devamını gör...

listem uzar gider en istediklerim ve elzem olanlar ise şöyle..
-spor ve ulaşım için bisiklet
-dünya klasiklerinin tüm serisi
-normal, ortalama bir bilgisayar. (programlarla vs uğraşmıyorum malumunuz)
- plak
ve daha niceleri. ah bee
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim