bu başlıkta kendimizi kandırıyoruz
o da beni seviyor.
devamını gör...
sözlükteki havalı yazarların nickinde kral yazması
benimkinde yazmıyor.
devamını gör...
144hz monitör
saniyede 144 kere ekrandaki görüntüyü yenileyen monitörlerdir. hz zaten bildiğiniz üzere hertz'in kısaltması olup bir saniyede bir şeyin kaç kere yapıldığını belirtir.
konu oyun oynamak olunca şunu söyleyebilirim ki 60hz ile 144hz gerçekten çok farklı. normalde 60hz akıcı geliyor ancak 144hz ile bir kez oynayınca oyun o kadar akıcı geliyor ki geri 60hz'e dönmeniz çok zor. akıcılığın yanı sıra responsiveness (hızlı tepki verme) de artıyor. böylelikle yaptığınız hareketler ekrana daha çabuk yansıyor ve bu size rekabetçi oyunlarda bir avantaj sağlıyor. rekabetçi olmayan oyunlarda da avantaj sağlamasa dahi oyunu çok daha zevkli hale getiriyor. şimdi buna küçük bir bakış atalım.
varsayımlar: karelerin ekran kartı tarafından eşit zamanlarda üretildiği (frame pacing'i görmezden geliyorum), 144 fps alabildiğiniz.
bu durumda 60hz bir ekran 16.6msde bir yeni görüntü üretecektir. 144hz bir monitör ise yaklaşık 7msde bir yeni bir görüntü üretecektir. buradan yaklaşık bir 9.5ms fark var. bunun yanında 60hz olan bir ekranın yüksek ihtimalle 5ms tepki süresine ve 144hz olanın da 1ms tepki süresine sahip olacağını varsayarsak o zaman 4ms de buradan ekleniyor ve size 13.5mslik bir fark oluşuyor. peki bu 13.5ms neye yarar? hiçbir şeye. ancak aşırı rekabetçiyseniz bu farkı hissedebilirsiniz ancak aksi durumlarda pek hissetmezsiniz bu kadar kısa bir zaman farkını. yine de bu, 144hz bir monitör kullanınca ekranın çok daha hızlı tepki verdiğini ve çok daha akıcı bir görüntü sunduğunu değiştirmiyor. eğer imkanınız varsa 144hz monitör deneyimlemelisiniz.
konu oyun oynamak olunca şunu söyleyebilirim ki 60hz ile 144hz gerçekten çok farklı. normalde 60hz akıcı geliyor ancak 144hz ile bir kez oynayınca oyun o kadar akıcı geliyor ki geri 60hz'e dönmeniz çok zor. akıcılığın yanı sıra responsiveness (hızlı tepki verme) de artıyor. böylelikle yaptığınız hareketler ekrana daha çabuk yansıyor ve bu size rekabetçi oyunlarda bir avantaj sağlıyor. rekabetçi olmayan oyunlarda da avantaj sağlamasa dahi oyunu çok daha zevkli hale getiriyor. şimdi buna küçük bir bakış atalım.
varsayımlar: karelerin ekran kartı tarafından eşit zamanlarda üretildiği (frame pacing'i görmezden geliyorum), 144 fps alabildiğiniz.
bu durumda 60hz bir ekran 16.6msde bir yeni görüntü üretecektir. 144hz bir monitör ise yaklaşık 7msde bir yeni bir görüntü üretecektir. buradan yaklaşık bir 9.5ms fark var. bunun yanında 60hz olan bir ekranın yüksek ihtimalle 5ms tepki süresine ve 144hz olanın da 1ms tepki süresine sahip olacağını varsayarsak o zaman 4ms de buradan ekleniyor ve size 13.5mslik bir fark oluşuyor. peki bu 13.5ms neye yarar? hiçbir şeye. ancak aşırı rekabetçiyseniz bu farkı hissedebilirsiniz ancak aksi durumlarda pek hissetmezsiniz bu kadar kısa bir zaman farkını. yine de bu, 144hz bir monitör kullanınca ekranın çok daha hızlı tepki verdiğini ve çok daha akıcı bir görüntü sunduğunu değiştirmiyor. eğer imkanınız varsa 144hz monitör deneyimlemelisiniz.
devamını gör...
21 nisan 2021 derya yanık'ın fetö ile ilgili tweetleri
derya yanik, cumhurbaskani recep tayyip erdogan'in gece yarisi resmi ve yerel bir gazete vasitasiyla duyurdugu, yeni atanan aile ve sosyal hizmetler bakani. yeni goreviyle beraber, feto ile ilgili gecmisteki tweettleri de gundeme gelmis durumda. hatta su an itibariyla twitter gundeminde en cok konusulan isim bile denilebilir...
ilgili tweetler
bu da haberin linki. buradan
ilgili tweetler
bu da haberin linki. buradan
devamını gör...
düşün ki atatürk bunu okuyor
başaramadık. özür dileriz.
devamını gör...
raman saçılması
monokromatik bir ışığın yarı geçirken bir maddeden geçerken dağılmasıdır.
devamını gör...
içki içen insanların ahirette vereceği hesap
alman usulü verilecek hesaptır.
devamını gör...
nefret söylemi
ekşi sözlük, uludağ sözlük twitter ve facebook gibi ortamlarda bolca işlenen suç. nolur kafa sözlük böyle kalsın.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
eve arkadaşlar, bu hafta da ciğerimizi soldurmaya hazır mısınız?
ben isteğimi yaptım, anonsumu da gönderdim. vazife tamam.
hangi türkü olduğunu merak edenler için iç anadolumuzun güzide aşıkları modern talking’ten jet airliner*
ben isteğimi yaptım, anonsumu da gönderdim. vazife tamam.
hangi türkü olduğunu merak edenler için iç anadolumuzun güzide aşıkları modern talking’ten jet airliner*
devamını gör...
her şeyin anlamsız olması
benim de aklımda yer etmiş düşünce.
depresyonluk bir insan değilim, ruh halim sağlıklı olarak bu düşünceye kapıldım. nasıl oluyor bilmiyorum ama bazen anın içindeyken olayları kendi penceremden değil de dışarıdan bir yerden bakarak bir anda soyutlanıyorum. sonra düşünceler sarıyor her yanımı.
diyorum ki kendime: "evet; şu anda yediğin yiyecekten, içtiğin içecekten, gördüğün yerlerden, yaşadığın duygudan haz alıyorsun. ya sonra?"
"an"ı anda yaşamayı savunurum ama o an yitip gidince bir süre sonra hissettirdikleri de kaybolunca o anın hiçbir anlamı kalmıyor, kalmayacak işte. o an hissettiğimiz kadar anlamlı her şey ya da bıraktığı iz kadar. o izler de eninde sonunda kaybolacak.
dışarıdan baktığım zamanlarda bu düşünce zihnimi yiyip duruyor.
anda kalırsam her şey anlamlı, kalamazsam bir o kadar anlamsız.
"an"ın izleri kaybolunca anlamsızlaşması da anlamsız.
bu anlam arayışı yüzyıllar boyunca süregelmiş, herkes kendine anlamlı veya anlamsız bulmuş.
benim anlamsız buluşum da anlamların bir süre anlamını yitirmesine dayalı.
ne çok anlam/anlamsız kelimesi kullandım yahu!*
depresyonluk bir insan değilim, ruh halim sağlıklı olarak bu düşünceye kapıldım. nasıl oluyor bilmiyorum ama bazen anın içindeyken olayları kendi penceremden değil de dışarıdan bir yerden bakarak bir anda soyutlanıyorum. sonra düşünceler sarıyor her yanımı.
diyorum ki kendime: "evet; şu anda yediğin yiyecekten, içtiğin içecekten, gördüğün yerlerden, yaşadığın duygudan haz alıyorsun. ya sonra?"
"an"ı anda yaşamayı savunurum ama o an yitip gidince bir süre sonra hissettirdikleri de kaybolunca o anın hiçbir anlamı kalmıyor, kalmayacak işte. o an hissettiğimiz kadar anlamlı her şey ya da bıraktığı iz kadar. o izler de eninde sonunda kaybolacak.
dışarıdan baktığım zamanlarda bu düşünce zihnimi yiyip duruyor.
anda kalırsam her şey anlamlı, kalamazsam bir o kadar anlamsız.
"an"ın izleri kaybolunca anlamsızlaşması da anlamsız.
bu anlam arayışı yüzyıllar boyunca süregelmiş, herkes kendine anlamlı veya anlamsız bulmuş.
benim anlamsız buluşum da anlamların bir süre anlamını yitirmesine dayalı.
ne çok anlam/anlamsız kelimesi kullandım yahu!*
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
değerli kardeşim bengaripsengüzeldünyaumutlu'ya çok teşekkür ederim. güzel bir yayın oluyor. malum ben programa denk gelemediğim için bayağı şikayetçiydim. sağ olsun bu vesile ile 3 istek türkümüzü de hazır programı dinleyebilecekken, yayınladı. demiri toz ederler, tevhid ve düşürdün aşkın narına adlı eserlerin arka arkaya gelmesi eşimle beni ziyadesi ile mutlu etti. bu arada iletiyi yazarken marikaki'nin anonsuna denk geldim, efe/ege damarım kabardı var olsun kendisi.
devamını gör...
ölmeden önce yapılacak bir şey
kesinlikle hic bilmediğim sokaklarda gecenin bir yarısı, hic tanımadığım bir arkadas grubuyla yarı sarhoş halde bağıra çağıra şarkı söyleyip el ele koşurmak.
devamını gör...
gün geçtikçe azalan şeyler
hayat enerjim, hevesim, konsantrasyonum, bir işe odaklanmaktaki motivasyonum...
pandemi devam ettiği sürece azalmaya da devam edecek.
pandemi devam ettiği sürece azalmaya da devam edecek.
devamını gör...
seni seviyorum diyemeyen erkekler
"seni seviyorum." bu iki cümle yazıldığı kadar kolay söylenmez. söylenmediği zaman sevginin olmadığını mı düşünüyorsunuz? öyle bir şey yok ki. bazı kişiler söyleyemez, onları da öyle kabul edelim. her şey söylemek değildir. seni seviyorum, demeyen sevgilimiz, benim canım çikolata çekti, dediğiniz zaman 1 saat içinde o çikolatayı getiriyorsa ve sizin mutluluğunuzdan mutlu oluyorsa bu sevmediği anlamına mı geliyor? bence söylemek yerine "senin için yaptım, sen seversin diye..." eylemlerini yaptığımız zaman zaten yüreğinde hisseder ve hissetmek her şeyden bin kat daha önemlidir. gözlerinden, sarılışından, verdiği değerden de bir kişinin sizi sevdiğini anlarsınız ve bunlar söylemenin etkisinin yanında çok daha güzeldir.
devamını gör...
ofis boşken rahatça yapılacaklar
tekerlekli koltuktan hiç kalkmadan oradan oraya gitmek.
devamını gör...
okapi
yalnızca kongo'nun doğu kesiminde ormanlarda yaşayan giraffiedae* familyasından bir hayvan türü. bilimsel tür adı okapia johnstoni. ilk kez 1900 yılında keşfedilmiş bu tür. zürafadan daha kısa, omuzdan yere kadar 1.5 metre yüksekliğinde, gövdesi ve boynu kızıl kahverengi, bacaklarının üst kısmı zebra gibi çizgili, altları ise beyazdır. erkekleri aşağıdaki resimde de gördüğünüz gibi tıpkı zürafagillerde olduğu gibi boynuzludur. dili zürafa gibi uzun ve kıvrılabilen bir yapıda olan ve ağaç yapraklarıyla beslenen otçul bir hayvan.
devamını gör...
nickaltına yazılınca mutlu olan yazar
tabi mutlu olunur niye olunmasın? hele de güzel şeyler yazılmışsa hakkınızda. yani öyledir herhalde. bilemiyorum.
devamını gör...
ringu zero: basudei
koji suzuki'nin ringu romanları serisinin "baasudei" isimli kitabındaki hikayelerinden uyarlanmış olan, norio tsuruta yönetimindeki 2000 yapımı korku filmi. ringu filminin 30 yıl öncesini konu almakta. haliyle sadako yamamura henüz kasedin içinde değil de günlük hayatta.
sadako yamamura, ailesinin yaşadığı felaketleri unutması için babası tarafından tokyo'ya gönderilmiştir. burada hem bir psikiyatrist -ki o da babasının arkadaşı- gözetminde tedavi olmakta, hem de bir tiyatro grubunun içinde tiyatro çalışmaları yapmaktadır. ama gruptaki herkes sadako'dan tırsmaktadır. grubun güzel kızı aiko da, "bu kız benden daha ilgi çekici" diyerek sadako'yu kıskanmakta ve sadako'yu ezmeye çalışmaktadır. zaten tüm tiyatro ekibi de sadako'ya kıl olduğu için aiko'nun hareketlerine bir şey diyen çıkmaz.
bu sıralarda da bir gazeteci, nişanlısının ölümünden sadako'yu sorumlu tuttuğu için sadako hakkında araştırma yapmaktadır. bir şekilde bu tiyatro grubuyla yolu kesişir ve olaylar gelişir.
aslında film güzel epey de; ben bu filmden önce, sadako'yu oynayan yukie nakama'yı gokusen'de izlemiştim. haliyle arada kafam oraya kaydı.* tamam film 2000 yapımı da, ben de 2000 yılında izlemedim sonuçta.
ben bu filmi yıllar önce kanal 7'nin ringu furyasında az da olsa izlemiştim. sonra l'arc en ciel'in muhteşem şarkılarından biri olan finale ile merakım daha da artmıştı. tamamını izlemek de 2021 yılına nasip oldu.
finale:
sadako yamamura, ailesinin yaşadığı felaketleri unutması için babası tarafından tokyo'ya gönderilmiştir. burada hem bir psikiyatrist -ki o da babasının arkadaşı- gözetminde tedavi olmakta, hem de bir tiyatro grubunun içinde tiyatro çalışmaları yapmaktadır. ama gruptaki herkes sadako'dan tırsmaktadır. grubun güzel kızı aiko da, "bu kız benden daha ilgi çekici" diyerek sadako'yu kıskanmakta ve sadako'yu ezmeye çalışmaktadır. zaten tüm tiyatro ekibi de sadako'ya kıl olduğu için aiko'nun hareketlerine bir şey diyen çıkmaz.
bu sıralarda da bir gazeteci, nişanlısının ölümünden sadako'yu sorumlu tuttuğu için sadako hakkında araştırma yapmaktadır. bir şekilde bu tiyatro grubuyla yolu kesişir ve olaylar gelişir.
aslında film güzel epey de; ben bu filmden önce, sadako'yu oynayan yukie nakama'yı gokusen'de izlemiştim. haliyle arada kafam oraya kaydı.* tamam film 2000 yapımı da, ben de 2000 yılında izlemedim sonuçta.
ben bu filmi yıllar önce kanal 7'nin ringu furyasında az da olsa izlemiştim. sonra l'arc en ciel'in muhteşem şarkılarından biri olan finale ile merakım daha da artmıştı. tamamını izlemek de 2021 yılına nasip oldu.
finale:
devamını gör...
çocuğun cinsiyetini anne mi yoksa baba mı belirler sorunsalı
amerika´da newcastle üniversitesi´nde yapilan bir arastirmada 927 ailenin soy agacina bakilip, ailelerde kiz ve oglan cocuklarinin sayilarina bakilmistir. buna göre; daha önce yapilan arastirmalarin zaten dogacak bebegin cinsiyetinin erkege bagli oldugunu, ancak bu erkekten gelecek neslin cinsiyetinin kendi kardeslerinin cinsiyetine bagli oldugu bulgusudur (yani babanin cocuklarina). ailenin tek erkek cocugu iseniz, ama bir cok kiz kardesiniz varsa, sizden gelecek neslin kiz olma ihtimali cok yüksek. veya erkek kardesleriniz cok ise, sizden gelecek olan yine büyük bir olasilikla erkek olacaktir. yani erkegin soy agacina bakilip, o erkekten devam edecek nesli tahmin etmek kolaylasacaktir.
arastirmada deginilen diger enteresan bir konu ise; birinci dünya savasi sonrasi neden dogan erkek cocuklarin kizlara göre iki kat daha fazla olusudur. söyle düsünün; iki aile var, birinde erkek cocuk sayica cok, digerinde ise sadece bir erkek cocuk var ve diger kardesleri kiz. bunlarin hepsi savasa gidiyor, ve sayica cok erkek cocuklari olan aileden bir erkegin dönmesi cok daha büyük bir ihtimal, tek erkek cocuklu aileye göre. buna göre, zaten genlerinde erkek cocuk fazlaligi olan kisi dönmüs oluyor, ve ondan gelecek nesilde büyük bir ihtimalle erkek olacaktir, ki savas sonrasi bunun oldugu düsünülüyor.
iyi okumalar
arastirmada deginilen diger enteresan bir konu ise; birinci dünya savasi sonrasi neden dogan erkek cocuklarin kizlara göre iki kat daha fazla olusudur. söyle düsünün; iki aile var, birinde erkek cocuk sayica cok, digerinde ise sadece bir erkek cocuk var ve diger kardesleri kiz. bunlarin hepsi savasa gidiyor, ve sayica cok erkek cocuklari olan aileden bir erkegin dönmesi cok daha büyük bir ihtimal, tek erkek cocuklu aileye göre. buna göre, zaten genlerinde erkek cocuk fazlaligi olan kisi dönmüs oluyor, ve ondan gelecek nesilde büyük bir ihtimalle erkek olacaktir, ki savas sonrasi bunun oldugu düsünülüyor.
iyi okumalar
devamını gör...
siren
veya sirena adıyla da bilinen, görünüş itibariyle deniz kızına benzeyen antik yunan mitolojisine ait bir ırk. rivayetler odur ki: denizciler izmir foça yakınlarında gece vakti yol alırken, kulağı büyüleyen cinsten, kadın sesinden hoş şarkılar duyarlar. sesin kaynağını merak eden denizcilerin gemileri alabora olur, ne gemi kalır, ne mürettebat. hâlâ unesco dünya mirası listesinde yer alan siren kayalıkları da adını bu hikayeden alırlar.
esasen, rüzgarın kayalardan çıkardığı uğultu, denizciler için bir kadın sesine benzetilmiştir. dünya, sirenleri daha çok, hollywood'un yadsınamaz gücüyle karayip korsanları film serisinde, sesiyle denizcileri dibe çeken denizkızına benzer figürler olarak bilir. ve evet, son olarak ambulanslara, itfaiyelere, alarmlara adını veren siren sesi de bu sesin yüksek volümünden kaynaklıdır.
esasen, rüzgarın kayalardan çıkardığı uğultu, denizciler için bir kadın sesine benzetilmiştir. dünya, sirenleri daha çok, hollywood'un yadsınamaz gücüyle karayip korsanları film serisinde, sesiyle denizcileri dibe çeken denizkızına benzer figürler olarak bilir. ve evet, son olarak ambulanslara, itfaiyelere, alarmlara adını veren siren sesi de bu sesin yüksek volümünden kaynaklıdır.
devamını gör...