a101'in skandal reklam afişi
reklamcı mı olsam dedirten başlık.
devamını gör...
türban
ben takanlara saygı duyuyorum kendi tercihleridir. keşke onlar da bana "dinden çıkmış, namussuz" demekten vazgeçse.
devamını gör...
normal sözlük’teki oylama alışkanlığı
geçen bir tanımıma baktım sadece 86 kişi beğenmiş. yahu yapmayın etmeyin sözlük sakinleri. kıpırdamak lazım.
devamını gör...
exxen'de üyeliğin iptal edilememesi
bu aleme girmek kolay çıkmak zor demek istiyor reis herhalde.
devamını gör...
normal sözlük dertleşecek yazarlar veri tabanı
yine dünyanın bütün yükü ismailin omzunda...
devamını gör...
yürüyüş yapmak
41 yaşında farkına vardığım düşünme sporu. üstelik sadece 10 gündür düzenli olarak yürüyorum ve fiziksel etkisinin yanında psikolojik olarak da olumlu bir hava verdi bana. yani neredeyse iyi ki başım döndü de sonrasında tansiyonum çıktı ve bunu fark ettim noktasındayım. çünkü 1 ay önce başım dönmeseydi ben ye iç yat mottosuyla devam ediyor olacağıdım. bundan sonra beni bundan kimse alamaz. her gün en az 1 saat yürüyorum artık. kulaklığı takınca da oh yee!
devamını gör...
yazara değil tanıma oy verilsin kampanyası
beğendiğim, katıldığım tanımlar hazzetmediğim yazarların bile olsa oy veririm. sevdiğim, muhabbetimizin olduğu birisinin katılmadığım tanımlarını da oylamam. hakkaniyetli olmak bunu gerektirir diye düşünüyorum efendim. aman neyse isteyen istediğini oylasın. beni ilgilendirmeyen kampanya. kankacılık yapan, şahsa göre tanım oylayanlar düşünsün.
devamını gör...
cırcır böceği
çekirgenin biraz tombul ve siyah hali görünümünde olan böcek. gündüz vakti, kazmış oldukları çukurlarda, tek başına gizlenirler. gece ise sessizlikten faydalanıp öterler. bu böceklere, ilkbahardan başlayıp haziranın sonuna kadar rastlamak mümkündür.
devamını gör...
hasan can kaya vs cem yılmaz
tofaş ile mercedes arabalarını kıyaslamak gibi bir versustur.
hasan denilen kişi cem yılmazın kesip attığı tırnağı olamaz bence.
hasan denilen kişi cem yılmazın kesip attığı tırnağı olamaz bence.
devamını gör...
haki
parka rengi olarak da bildiğimiz yeşil ile kahverengi arası gidip gelen renk.
devamını gör...
bir anne atasözü der ki
tavuğu buzluktan çıkart.
devamını gör...
mihail baktin
mikhail mihayiloviç baktin ya da bakhtin. rus edebiyat kuramcısı.
dostoyevski romanına yönelik yaptığı saptamalar ve edebiyat teorisini temelinden sarsan, değiştiren kavramlarıyla tanınır. karnavalesk, bahtin'in kavramları dendiğinde ilk akla gelenlerdendir desek, yanılmayız; kutsalın baş aşağı çevrildiği, geleneklerden sapıldığı ve sınıfların birbirlerine karıştığı bu imgelem, bahtin'in okumaları için fazlasıyla özeldir; günlük hayatın ters yüz edildiği ve diyonizyak bir coşkunun, esrimenin kol gezdiği edebi metinleri bahtin, karnavalesk perspektifinde inceler. j. k. huysmans'ın la-bas adlı romanı, bu kavramın vücuda geldiği eserlerden biri olmak için fazlasıyla yeterli bir örnektir.
diyalojizm ise bahtin'in bir diğer önemli kavramıdır ki, bu kavramı bahtin, dostoyevski romanları aracılığı ile ele almıştır; diyalojik yaklaşıma göre her karakterin kendine yönelik bir sesi ve çıkarımları vardır, bunlar yazarın hayat görüşüyle, ve romanın ana karakterinin inançları ile ters düşebilir; yazar bu görüşleri eşitmişçesine aktarır ve böylelikle kahramanları arasında diyaloga dayalı bir ilişki kurarak aynı anda da kendisini otoritesinden soyutlar. diyalojizmin örneklerini, doğal olarak dostoyevski'nin bir çok romanında, ursula k. le guin kitaplarında, shakespeare'de bulabiliriz.
grotesk, kendisinin bir diğer önemli kavramıdır. grotesk beden ile edebiyatın geneline hakim olan bir beden imgesini kategorize eder bakhtin, yaşlıların pörsümüş bedenlerinin anlatıları, karnaval sırasındaki aşırı yemek ve içki tüketimi sonucu oluşan şişkinlikler ve ödemler, geğirtiler, dışkılamalar ve şişman bedenler, bakhtin'in grotesk anlatısında kendilerine yer bulurlar. françois rabelais'nin çalışmaları bu kavramın öne sürülmesinde bahtin'e ilham olmuştur. rabelais insanların siyasi çatışmalarını anatomi ile bağdaştırmış, bakhtin ise bunun izini sürmüştür diyebiliriz.
george r. r. martin'in romanlarında tarif edilen düğün ve eğlenceler, groteskin örnekleri açısından incelenebilir, hatta bunların game of thrones şeklindeki dizi adaptasyonunda dahi groteske örnek teşkil edecek sahneler bulmak fazlasıyla mümkündür.
bakhtin'in bunun dışında kronotop, heteroglossia gibi konseptleri de vardır, bunları da umarım ki başka bir giride ele alabilirim.
dostoyevski romanına yönelik yaptığı saptamalar ve edebiyat teorisini temelinden sarsan, değiştiren kavramlarıyla tanınır. karnavalesk, bahtin'in kavramları dendiğinde ilk akla gelenlerdendir desek, yanılmayız; kutsalın baş aşağı çevrildiği, geleneklerden sapıldığı ve sınıfların birbirlerine karıştığı bu imgelem, bahtin'in okumaları için fazlasıyla özeldir; günlük hayatın ters yüz edildiği ve diyonizyak bir coşkunun, esrimenin kol gezdiği edebi metinleri bahtin, karnavalesk perspektifinde inceler. j. k. huysmans'ın la-bas adlı romanı, bu kavramın vücuda geldiği eserlerden biri olmak için fazlasıyla yeterli bir örnektir.
diyalojizm ise bahtin'in bir diğer önemli kavramıdır ki, bu kavramı bahtin, dostoyevski romanları aracılığı ile ele almıştır; diyalojik yaklaşıma göre her karakterin kendine yönelik bir sesi ve çıkarımları vardır, bunlar yazarın hayat görüşüyle, ve romanın ana karakterinin inançları ile ters düşebilir; yazar bu görüşleri eşitmişçesine aktarır ve böylelikle kahramanları arasında diyaloga dayalı bir ilişki kurarak aynı anda da kendisini otoritesinden soyutlar. diyalojizmin örneklerini, doğal olarak dostoyevski'nin bir çok romanında, ursula k. le guin kitaplarında, shakespeare'de bulabiliriz.
grotesk, kendisinin bir diğer önemli kavramıdır. grotesk beden ile edebiyatın geneline hakim olan bir beden imgesini kategorize eder bakhtin, yaşlıların pörsümüş bedenlerinin anlatıları, karnaval sırasındaki aşırı yemek ve içki tüketimi sonucu oluşan şişkinlikler ve ödemler, geğirtiler, dışkılamalar ve şişman bedenler, bakhtin'in grotesk anlatısında kendilerine yer bulurlar. françois rabelais'nin çalışmaları bu kavramın öne sürülmesinde bahtin'e ilham olmuştur. rabelais insanların siyasi çatışmalarını anatomi ile bağdaştırmış, bakhtin ise bunun izini sürmüştür diyebiliriz.
george r. r. martin'in romanlarında tarif edilen düğün ve eğlenceler, groteskin örnekleri açısından incelenebilir, hatta bunların game of thrones şeklindeki dizi adaptasyonunda dahi groteske örnek teşkil edecek sahneler bulmak fazlasıyla mümkündür.
bakhtin'in bunun dışında kronotop, heteroglossia gibi konseptleri de vardır, bunları da umarım ki başka bir giride ele alabilirim.
devamını gör...
normal sözlük'teki erkeklerin sapık olması
iğrenç ve genelleme içeren başlıktır. böyle gerizekalılar çok fazla var sürekli görüyorum.
insanlar düşman yemin ederim düşman. genelleme yapmayı seviyorlar ve hayatlarını erkek düşmanlığıyla geçiriyorlar. erkeklere düşmanlık yapmazsa rahat etmiyorlar. iğrenç zihinleri sayesinde herkesi öyle zannediyorlar.
ben celal şengör başlığına bütün erkekler sapık gibi bir şey yazan gördüm. bu başlık kadar şaşırdım.
insan bazen ben kimim ne işe yarıyorum diye düşünmeli. saçma sapan genelleme yapmayı bırakmalı.
5 kişilik bir grupta bir kişi beyinsiz diye bütün 5 kişiye beyinsiz diyemezsin. dersen bu seni beyinsiz yapar.
bu işin cinsiyeti yok zihinle ve ahlakla alakalı bir konu.
insanlar düşman yemin ederim düşman. genelleme yapmayı seviyorlar ve hayatlarını erkek düşmanlığıyla geçiriyorlar. erkeklere düşmanlık yapmazsa rahat etmiyorlar. iğrenç zihinleri sayesinde herkesi öyle zannediyorlar.
ben celal şengör başlığına bütün erkekler sapık gibi bir şey yazan gördüm. bu başlık kadar şaşırdım.
insan bazen ben kimim ne işe yarıyorum diye düşünmeli. saçma sapan genelleme yapmayı bırakmalı.
5 kişilik bir grupta bir kişi beyinsiz diye bütün 5 kişiye beyinsiz diyemezsin. dersen bu seni beyinsiz yapar.
bu işin cinsiyeti yok zihinle ve ahlakla alakalı bir konu.
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
sana gelince...
ne ben sezarım,
ne de sen brütüssün...
ne ben sana kızarım
ne de zatın zahmet edip bana küssün..
artık seninle biz, düşman bile değiliz..
| nazım hikmet ran
ne ben sezarım,
ne de sen brütüssün...
ne ben sana kızarım
ne de zatın zahmet edip bana küssün..
artık seninle biz, düşman bile değiliz..
| nazım hikmet ran
devamını gör...
şom ağızlı
bir çok ailelerde bunlardan çoktur.
devamını gör...
türkçeyi katletme sorunsalı
(bkz: bağlaç olan de)
(bkz: bulunma hal eki)
(bkz: bağlaç olan ki)
(bkz: noktalama işaretleri)
(bkz: yazımı en çok karıştırılan kelimeler)
(bkz: mi soru edatı)
amme hizmeti olsun okuyun, okutturun.
aklıma geldikçe editlerim.
(bkz: bulunma hal eki)
(bkz: bağlaç olan ki)
(bkz: noktalama işaretleri)
(bkz: yazımı en çok karıştırılan kelimeler)
(bkz: mi soru edatı)
amme hizmeti olsun okuyun, okutturun.
aklıma geldikçe editlerim.
devamını gör...
gelinlik
yıllar yıllar önce, bir bahar günü sonbahar yaprağı gibi sarımtrak olanını giydiğim, en özel giysilerden olan giysi.
öyle ki damatta dahil herkes, beyaz değil dediğimde, şaka yapıyorum sanmıştı.
salon, paris moda haftası gibi olmuştu.
öyle ki damatta dahil herkes, beyaz değil dediğimde, şaka yapıyorum sanmıştı.
salon, paris moda haftası gibi olmuştu.
devamını gör...
daha dur neler olacak
#885407
pavlov'un göbeği kaynaklı umut cümlesi.*
güzel bir kafa sözlük bakınızı da olabilir, hatta oldu.
(bkz: duruyoruz bakalım)
pavlov'un göbeği kaynaklı umut cümlesi.*
güzel bir kafa sözlük bakınızı da olabilir, hatta oldu.
(bkz: duruyoruz bakalım)
devamını gör...
başlık açmadan duramayan yazarlar
imrendigim yazarlar. düşünüyorum da doğru düzgün başlık açmamışım, aklıma da gelmiyor. siz açın biz yazak yoldaşlar.
devamını gör...
sleepers
bana göre gerek oyunculuklar gerekse konusu itibarıyla baş yapıt olarak nitelendirilebilecek bir film. defalarca izlemişimdir. imdb puanı bence filmi yansıtmıyor zira benim gözümde çok daha yüksek puanları hak eden bir film. özellikle hell’s kitchen'da geçen çocukluk dönemlerini barındıran zamanlar muhteşem. fahri hell’s kitchen'lı oluveriyorsunuz filmi izlerken. robert de niro'nun canlardırdığı peder karakteri için söylenecek söz yok. en sevdiğim peder figürü olabilir.* adamın tek falsosu peder olması. öyle de güzel adam. olaylara verdiği tepkiler, yaklaşımlar ve zor kararlar arifesindeki tutumu bence oyunculuk anlamında tepe noktaya çıkıyor. tam usta işi bir oyunculuk ki, bakın diğer karakterlerin ciddi anlamda ağırlıklı rolleri olsa dahi peder karakteri bu filmin bir şekilde en unutulmaz karakteri olarak zihnimize yerleşiyor. hele ki mahkeme öncesinde kendi içerisinde yaptığı yolculuk ve karar verme durumu falan beni mest eden ayrıntılar. tabi bir de basketbol biletleri ayrıntısı var ki, oradaki mimiklerden sonra kahkahayı basmıştım. o kadar şişkinlikten sonra iyi gelmişti. tabi şimdi bunların hiç birini ayrıntı ile yazamıyorum ki ipucu vermiş olmayalım.
çocuk oyuncularında çok başarılı olduğunu düşünüyorum. özellikle sosisli sandviç satıcısı ile yaşadıkları mevzular ve sonrasındaki ıslah evi performansları insanın içine işliyor. ve tabi bir de yangın musluğu var. o yangın musluğu filmin en önemli oyuncularından birisi. bakın o kadar sağlam oyuncu oynuyor bu filmde ama geri dönüşlerde gördüğünüz yangın musluğu size en çarpıcı hislerden birisini yaşatıyor. kanımca ödül verilmesi lazımdı o musluğa. mahkeme sahneleri ve bradd pitt'in canlandırdığı michael sullivan karakterinin ince ince, nakış gibi işlediği plana ise hayran kalmamak mümkün değil. bu plan çerçevesinde diğer karakterlerin tepkileri ve duruşları da izlenmeye değer. tabi john reilly ve tommy marcano'nun özellikle gardiyan ile karşılaştıkları bölümde ve yapılan geri dönüşte tabiri caizse çok fena yumruk yemiş gibi oluyorsunuz. olayın anlatıcısı karaktere dair de analiz yapmak istiyorum ama uzatmayayım zira ayrıntılara girersem ipucu denizinde boğarım hepinizi. izlemediyseniz muhakkak izleyiniz. zira her açıdan film gibi film...
çocuk oyuncularında çok başarılı olduğunu düşünüyorum. özellikle sosisli sandviç satıcısı ile yaşadıkları mevzular ve sonrasındaki ıslah evi performansları insanın içine işliyor. ve tabi bir de yangın musluğu var. o yangın musluğu filmin en önemli oyuncularından birisi. bakın o kadar sağlam oyuncu oynuyor bu filmde ama geri dönüşlerde gördüğünüz yangın musluğu size en çarpıcı hislerden birisini yaşatıyor. kanımca ödül verilmesi lazımdı o musluğa. mahkeme sahneleri ve bradd pitt'in canlandırdığı michael sullivan karakterinin ince ince, nakış gibi işlediği plana ise hayran kalmamak mümkün değil. bu plan çerçevesinde diğer karakterlerin tepkileri ve duruşları da izlenmeye değer. tabi john reilly ve tommy marcano'nun özellikle gardiyan ile karşılaştıkları bölümde ve yapılan geri dönüşte tabiri caizse çok fena yumruk yemiş gibi oluyorsunuz. olayın anlatıcısı karaktere dair de analiz yapmak istiyorum ama uzatmayayım zira ayrıntılara girersem ipucu denizinde boğarım hepinizi. izlemediyseniz muhakkak izleyiniz. zira her açıdan film gibi film...
devamını gör...