100 yazarın 800 tanımı geçmesi
bu listede olmak bana gurur verdi.
devamını gör...
dünyanınbütünmeşhurlarınıntraşolurkenkullandığıjilet
ses bir iki deneme ses. ablacım çocukları pistten alalım. abim söndür şu sigaranı allanısen. efenim bu sözlükte günü geldi güldüm günü geldi dalga geçtim.* burayı açıkçası seviyorum. ne zaman bir başlığa geçsem tanıdık kalemler olması hoşuma gidiyor. ama bilmenizi isterim ki benim bir süre ayrılmam gerekiyor. normalde vedaları sevmem bunu neden mi yapıyorum iki sebebi var 1) beni rahatsız etmeye niyeti olan varsa aklımla oynamasın diye 2) şov yapmayı seviyorum. beni sevip sevmemeniz size kalmış amma sevmeyenlere budist tapınaklarında toplu beddua ediyoruz bilginize. beni soran olursa sen onu bulamazsın o seni gerekirse bulur deyin.. sağlıcakla kalın. geldiğimde burayı çok farklı bulursam ateşe veririm buraları alimallah. *
devamını gör...
sözlük yazarlarının favori normal sözlük yazarları
sağdan bakınca kimsenin favori yazarı değilim, soldan bakınca kimsenin favori yazarı değilim. demek ki neymiş?
ben kimsenin favori yazarı değilmişim.
iyi günler.
ben kimsenin favori yazarı değilmişim.
iyi günler.
devamını gör...
unutulmaz kült cümleler
''bu maskenin altında bir fikir var ve fikirler kurşun geçirmez.''
devamını gör...
şu an hissettiğiniz burukluğun sebebi
geçmişteki benliklerimin çoktan öldüğünü ve benim onları gömmeyi akıl edemediğimi çakozlayıp inceden bi bırkıldım. şu şarkıları dinlerken heyecanlanan eski bir ben vardı ölmüş gitmiş haberim yok. şimdiki ben hiç tat alamıyorum bu şarkılardan. ve tabi diğer şeyler bir çok atmosfer ölüp gitmiş, hiç bir şeyin tadı kalmamış. aynı şeyle karşılaşmayı umuyorsun ama sen eskisi gibi değilsinki başka bir şeye dönüşmüş her şey.
tamam yenisi nerde yenisininde bir tadı tuzu olmak zorunda yeni bir kitabı eski kafayla okumaya çalışmak yada eski bir kitabı yeni bir kafayla okumaya çalışmak gibi bir şey daha daha ileri yaşlarda bu işin dozu artacak mı acaba? yoksa solan yaprakların tekrar yeşermesi mümkün müydü?
tamam yenisi nerde yenisininde bir tadı tuzu olmak zorunda yeni bir kitabı eski kafayla okumaya çalışmak yada eski bir kitabı yeni bir kafayla okumaya çalışmak gibi bir şey daha daha ileri yaşlarda bu işin dozu artacak mı acaba? yoksa solan yaprakların tekrar yeşermesi mümkün müydü?
devamını gör...
türkçe engelli yazarları ciddiye alamamak
doğru başlık. dostum bu yazıyı tek seferde yazmadığını biliyorum. defalarca kontrol ettin değil mi ? ulan ahkam keseceğim şimdi yanlış yazmayalım dedin değil mi ?
devamını gör...
massive attack
gereksiz fazla övülen (bkz: overrated) trip-hop türü müzik grubudur. paradise circus albümündeki şarkılar dışında hiçbir şarkısı bir boka benzememektedir.
devamını gör...
larmina
aaaa duydum ki quinn gelmiş. hoş gelmiş. umarım bir daha gitmez ve sözlüğü güzel tanımlarıyla renklendirmeye devam eder.*
devamını gör...
bisiklet
eski adıyla 'velosipet'tir *
bu kelime de 'velocity'den gelmekte.
velocity ise 'hız' anlamında.
zaten hız vektörünün v'si de bu velocity'den gelir tam olarak.*
bu kelime de 'velocity'den gelmekte.
velocity ise 'hız' anlamında.
zaten hız vektörünün v'si de bu velocity'den gelir tam olarak.*
devamını gör...
mustafa kemal
bu sansasyonel kitabı okumadan önce yılmaz özdil’i çok severek okuduğumu itiraf etmeliyim.
ama işte, ne yazık ki bu kitaba kadardı…
sayfa sayısına bakıldığında en fazla 2 günde okumam gerekirdi, 10 günde okuyabildim. kitabı yarım bırakmamak için kendimle çok mücadele verdim. nihayetinde bitirebildim. yılmaz özdil 8-10 senelik bir araştırmanın-çalışmanın ürünü olduğunu söylediğinde merakla almıştım ama, kitap benim için tam anlamıyla fiyaskodur.
neden?
birincisi kitapta beni en çok rahatsız eden şey; gazi öldükten 27 yıl sonra doğmuş bir adamın, -di’li -du’lu zaman yani “görülen(!) geçmiş zaman” kipi ile yazması. buram buram her satırında yılmaz özdil kibri kokuyor.
ikincisi, ömrünün %60'ı cephede geçmiş bir adamın biyografisini yazıyorsun sonundaki bonus 40-50 sayfayı çıkardığında 498 sayfa atatürk anlatıyorsun ama savaşlar bunun 20 sayfası etmiyor. şaka gibi...
kaç tane zeytin yerdi, kaç fincan kahve içerdi, ekmekleri nasıl lokma lokma ayrana batırıp yerdi hepsini yazmışsın, savaş yazmamışsın kardeşim. nedir bu?
üçüncüsü, öyle detaylar var ki kitapta; okurken çıldıracak raddede düşünmeye sevk ediyor “yahu nasıl öğrendin be adam” diye. böyle düşünüyoruz sevdiğimizden ama, kaynak yok kitapta abiler, ablalar. seviyoruz diye gördüğümüz bir sıkıntıyı ört bas mı edelim ? neye dayanarak bu bilgileri bilgi diye sunuyor acaba diye düşünmekten kitabı anca 10 günde okuyabildim.
daha bir çok şey var, saatlerce konuşup bu kitabın nasıl 8-10 senelik çalışma ürünü olduğunu sorgulayabilirim ama sinirlerim o 10 günde yeterince yıprandı.
koleksiyon muhabbetine hiç girmedim bile. bu kitabın koleksiyon serisi değil 2500; 250000 e de satılsa, kaynak göstermeden sunulan bilginin tarih açısından hiçbir ehemmiyeti yoktur. öykü kitabıdır. öyle kalacaktır.
ama işte, ne yazık ki bu kitaba kadardı…
sayfa sayısına bakıldığında en fazla 2 günde okumam gerekirdi, 10 günde okuyabildim. kitabı yarım bırakmamak için kendimle çok mücadele verdim. nihayetinde bitirebildim. yılmaz özdil 8-10 senelik bir araştırmanın-çalışmanın ürünü olduğunu söylediğinde merakla almıştım ama, kitap benim için tam anlamıyla fiyaskodur.
neden?
birincisi kitapta beni en çok rahatsız eden şey; gazi öldükten 27 yıl sonra doğmuş bir adamın, -di’li -du’lu zaman yani “görülen(!) geçmiş zaman” kipi ile yazması. buram buram her satırında yılmaz özdil kibri kokuyor.
ikincisi, ömrünün %60'ı cephede geçmiş bir adamın biyografisini yazıyorsun sonundaki bonus 40-50 sayfayı çıkardığında 498 sayfa atatürk anlatıyorsun ama savaşlar bunun 20 sayfası etmiyor. şaka gibi...
kaç tane zeytin yerdi, kaç fincan kahve içerdi, ekmekleri nasıl lokma lokma ayrana batırıp yerdi hepsini yazmışsın, savaş yazmamışsın kardeşim. nedir bu?
üçüncüsü, öyle detaylar var ki kitapta; okurken çıldıracak raddede düşünmeye sevk ediyor “yahu nasıl öğrendin be adam” diye. böyle düşünüyoruz sevdiğimizden ama, kaynak yok kitapta abiler, ablalar. seviyoruz diye gördüğümüz bir sıkıntıyı ört bas mı edelim ? neye dayanarak bu bilgileri bilgi diye sunuyor acaba diye düşünmekten kitabı anca 10 günde okuyabildim.
daha bir çok şey var, saatlerce konuşup bu kitabın nasıl 8-10 senelik çalışma ürünü olduğunu sorgulayabilirim ama sinirlerim o 10 günde yeterince yıprandı.
koleksiyon muhabbetine hiç girmedim bile. bu kitabın koleksiyon serisi değil 2500; 250000 e de satılsa, kaynak göstermeden sunulan bilginin tarih açısından hiçbir ehemmiyeti yoktur. öykü kitabıdır. öyle kalacaktır.
devamını gör...
kadıköy’de donarak ölen evsiz
insanlık ayıbı...
devamını gör...
sözlüğün geleneksel yemeği hangi yemek olmalı sorunsalı
devamını gör...
eş cinsel sözlük yazarları
homofobik olduğunun farkında olmayan insanların doluştuğu başlıktır efenim. eşcinsellerin amacı onu bunu gözünüze sokmak değil. sadece haklarımızın çiğnendiği bu toplumda, silinmemek görünür olmaya çalışıyoruz. yazar burda görünürlüğü için bu başlığı açmış belli ki.
"ben saygı duyuyorum" ile başlayıp homofobik söylemlerle devam eden açıklamalardan sıkıldık artık.
"ben saygı duyuyorum" ile başlayıp homofobik söylemlerle devam eden açıklamalardan sıkıldık artık.
devamını gör...
gelmiş geçmiş en büyük rekabetler
dogu - batı medeniyetleri
ıslam-hristiyanlık
katolik-ortodoks
varlık-yokluk
galatasaray-fenerbahçe
ıslam-hristiyanlık
katolik-ortodoks
varlık-yokluk
galatasaray-fenerbahçe
devamını gör...
mavi
tarih boyunca yaşamış her millette kendisine yer bulmuş renk. o zamandan bu zamana kadar geliştirilen ve değişen bir renk. doğanın en temel renklerinden olan, insanların kendine yakın bulduğu ve çok tercih edilen renklerden biri.
devamını gör...
bakan
bakma eylemini gerçekleştiren kişi.
devamını gör...



