insanların zamanla değişmesi
7 yaşına kadar öğrendiği, aileden, atalardan aktarılan bilgilerle tüm ömrünü geçirme niyetinde olanlar zamanla değişmez çünkü onlara göre "bu devran, böyle gelmiş, böyle gider." ama gelişmeye, olgunlaşmaya niyeti olanlar ise zamanla değişir çünkü böyle gelmiş olan devranın, artık böyle gitmemesi gerektiğine inanırlar ve değiştirmek için öncelikle kendilerinden başlayarak bütüne yayılan bir değişim hareketi başlatırlar.
devamını gör...
elfen lied
"elfen lied" almancadır ve elf'in şarkısı anlamına gelir.
2004'te yayınlanmaya başlamasıyla birlikte o yıl çok konuşulan ve ses getiren animelerden biriydi, elfen lied.
konuya bakacak olursak;
yeni bir türün ilk bireyleri yavaş yavaş dunyaya adım atmaya başlamıştır, öyle ki bu daha tam olarak çıkmamış olan türün insan ırkının sonunu getireceği bile düşünülmektedir. bu yeni türün insanlara yaşatabileceği vahşetin kapasitesi gun geçtikçe açığa çıkarken uzmanlar, bilim insanları bu tür üstünde deneylerine başlamıştır bile, devlet de arkasındadır.
bu bahsedilen yeni türün, sırtlarından çıkan 'vektör' adı verilen 2 metre boyutunda elleri ve kafalarının üzerinde küçük bir çift boynuzları bulunmaktadır, fakat insanlar 'vektör' denen elleri goremezler. ayrıca bu turdekiler genelde kırmızı gözlere ya da pembemsi saçlara sahip olurlar. aynı zamanda bu 'vektör'lerin başka bir insana teması o virüsün yayılmasını sağlar, virüsün bulaştığı kişilerin doğacak çocukları da diclonius adı verilen yeni türe dahil olur.
tabi her ne kadar insanlığı "tehdit " edici olsalar da, animeler bu türün uzerinden işlenir, suçsuz olmasına rağmen işkencelere, acımasız deneylere maruz kalan, dışlanılan, sevilmeyen, masum küçük bir çocuk olsa dahi günah kecisi ilan edilen bu yeni türlerden.
öncelikle animenin kendisi kadar ünlü olan açılış müziği ile başlayayım, çünkü animedeki duyguyu gerçekten çok iyi aktarıyor. ayrıca klipteki görselleri de gustav klimt'in eserlerinden yola çıkarak yapmışlar. bunlarla birlikte latincenin güzelliği de olaya dahil edilince mükemmel bir opening çıkmış.
dinlemek için buradan
şimdi senaryoya gelecek olursak;
bir gün bu lablardan kaçmayı başaran bir diclonius, insanların arasına karışır. adı lucy olan bu diclonius, kaçarken başına aldığı bir kurşun darbesiyle hafızasını kaybetmiş ve kişiliği bölünmüştür...
sabaha karşı denizi izlemeye gelen iki kuzen yuka ve kouta, sadece "nyuu" diyebilen iki boynuzlu çıplak bir kızla karşılaşırlar. nyuu'yu evlerine götürürler ve onunla yaşarlar. ama nyuu'nun hafızası zaman zaman yerine gelir ve o zaman acımasız katil lucy'ye dönüşür,
ve insanlığın yok olmasını engellemek isteyen bilim insanları lucy'yi öldürmek zorundadırlar...
onu evine alan kouta'nın ise babası ve kız kardeşi öldürüldüğünden sonra aklı dengisi bozulmuştur, hastanede yattığı sırada aldığı ilaclar nedeniyle de geçmişini hatırlayamamaktadır. ve lucy ile zaman içerisinde unuttuğu bazı şeyleri hatırlayacaktır...
animenin konusu, senaryosu gayet güzel. lakin işleyiş konusunda da aynı şeyi diyemem, bolca mantık hatası ve boş sahne var.
öyle ki ana karakter ve mantıken animenin onun etrafında dönmesi gereken lucy, aksine nadir karşımıza çıkıyor. peki biz napıyoruz? 13 bölüm boyunca salak iki kuzenin (kouta ve yuka) hayatını, aşklarını, hiç durup düşünmeden sokakta görüp eve aldıkları kızları,cinsiyetler arasında yaşanan cinsel gerilimin yarattığı komiklikleri(!), ve gereksiz çıplaklığı izliyoruz. sonra son iki üç bölümde anime birden yine lucy'e odaklanıyor, allam lütfen sonu kötü bitmesin!!1!1! diye şükrediyoruz..
ama sonu da çok havada kalmıştı diyebilirim. yarıda kesilmiş gibiydi, gerçi animenin manga ile bir süre sonra yolları ayrılıyordu. yine de oradada benzer bir son vardı diye hatırlıyorum, gerisi spoiler, ona da gerek yok...
( japonya da kuzen ilişkisi normal karşılanıyormus bu arada, bunu da öğrenmiş olduk..)
mantık hataları da bolca var, ama benim kafama en çok takılan ve gözüme çarpan şey boynuzlardı. iyi tamam, evrim geçiriyorlar sonuçta, falan filan.. ama neden boynuz- daha doğrusu kedi kulağına benziyor- çünkü bizim gibi primat ailesine mensup olanların boynuzlarının olmamasının bir nedeni vardır, evrim geçiriyorlar ise, neden böyle birşeye ihtiyaç duyup da geçiriyorlar? animedeki çoğu şey ile birlikte bu soru da havada kalmıştı...
fakat bu animeye "duygu sömürüsü" demek yanlış. böyle diyen birçok kişi var. anime ilk bölümden, hayatın tüm acı gerçeklerini yüzünüze vuruyor. tüm mantık hatalarına ya da gereksiz sahnelere rağmen izlenilesi bir anime.
kısaca animede bolca dram var. acı, kan, vahşet, dehşet, kıskançlık, nefret, aşk, yalnızlık, travma. çok hassas iseniz, izlemenizi en başından önermiyorum. ama bunun dışında yine ne olursa olsun, izlenmeye değer bir anime diye düşünüyorum, öyle ki, sadece bir kaç dakikalık sahneleri için bile izlenir. bittikten sonra gerçekten üzerinizde bir etki bırakıyor, zaten izlerken de o hissi çok iyi yaşatıyor. isteyerek ya da istemeyerek sizi o havaya sokuyor. hiç değilse, sadece lucy'nin hikayesi için izleyin...
başka anime eleştirilerinde görüşmek üzere...
2004'te yayınlanmaya başlamasıyla birlikte o yıl çok konuşulan ve ses getiren animelerden biriydi, elfen lied.
konuya bakacak olursak;
yeni bir türün ilk bireyleri yavaş yavaş dunyaya adım atmaya başlamıştır, öyle ki bu daha tam olarak çıkmamış olan türün insan ırkının sonunu getireceği bile düşünülmektedir. bu yeni türün insanlara yaşatabileceği vahşetin kapasitesi gun geçtikçe açığa çıkarken uzmanlar, bilim insanları bu tür üstünde deneylerine başlamıştır bile, devlet de arkasındadır.
bu bahsedilen yeni türün, sırtlarından çıkan 'vektör' adı verilen 2 metre boyutunda elleri ve kafalarının üzerinde küçük bir çift boynuzları bulunmaktadır, fakat insanlar 'vektör' denen elleri goremezler. ayrıca bu turdekiler genelde kırmızı gözlere ya da pembemsi saçlara sahip olurlar. aynı zamanda bu 'vektör'lerin başka bir insana teması o virüsün yayılmasını sağlar, virüsün bulaştığı kişilerin doğacak çocukları da diclonius adı verilen yeni türe dahil olur.
tabi her ne kadar insanlığı "tehdit " edici olsalar da, animeler bu türün uzerinden işlenir, suçsuz olmasına rağmen işkencelere, acımasız deneylere maruz kalan, dışlanılan, sevilmeyen, masum küçük bir çocuk olsa dahi günah kecisi ilan edilen bu yeni türlerden.
öncelikle animenin kendisi kadar ünlü olan açılış müziği ile başlayayım, çünkü animedeki duyguyu gerçekten çok iyi aktarıyor. ayrıca klipteki görselleri de gustav klimt'in eserlerinden yola çıkarak yapmışlar. bunlarla birlikte latincenin güzelliği de olaya dahil edilince mükemmel bir opening çıkmış.
dinlemek için buradan
şimdi senaryoya gelecek olursak;
bir gün bu lablardan kaçmayı başaran bir diclonius, insanların arasına karışır. adı lucy olan bu diclonius, kaçarken başına aldığı bir kurşun darbesiyle hafızasını kaybetmiş ve kişiliği bölünmüştür...
sabaha karşı denizi izlemeye gelen iki kuzen yuka ve kouta, sadece "nyuu" diyebilen iki boynuzlu çıplak bir kızla karşılaşırlar. nyuu'yu evlerine götürürler ve onunla yaşarlar. ama nyuu'nun hafızası zaman zaman yerine gelir ve o zaman acımasız katil lucy'ye dönüşür,
ve insanlığın yok olmasını engellemek isteyen bilim insanları lucy'yi öldürmek zorundadırlar...
onu evine alan kouta'nın ise babası ve kız kardeşi öldürüldüğünden sonra aklı dengisi bozulmuştur, hastanede yattığı sırada aldığı ilaclar nedeniyle de geçmişini hatırlayamamaktadır. ve lucy ile zaman içerisinde unuttuğu bazı şeyleri hatırlayacaktır...
animenin konusu, senaryosu gayet güzel. lakin işleyiş konusunda da aynı şeyi diyemem, bolca mantık hatası ve boş sahne var.
öyle ki ana karakter ve mantıken animenin onun etrafında dönmesi gereken lucy, aksine nadir karşımıza çıkıyor. peki biz napıyoruz? 13 bölüm boyunca salak iki kuzenin (kouta ve yuka) hayatını, aşklarını, hiç durup düşünmeden sokakta görüp eve aldıkları kızları,cinsiyetler arasında yaşanan cinsel gerilimin yarattığı komiklikleri(!), ve gereksiz çıplaklığı izliyoruz. sonra son iki üç bölümde anime birden yine lucy'e odaklanıyor, allam lütfen sonu kötü bitmesin!!1!1! diye şükrediyoruz..
ama sonu da çok havada kalmıştı diyebilirim. yarıda kesilmiş gibiydi, gerçi animenin manga ile bir süre sonra yolları ayrılıyordu. yine de oradada benzer bir son vardı diye hatırlıyorum, gerisi spoiler, ona da gerek yok...
( japonya da kuzen ilişkisi normal karşılanıyormus bu arada, bunu da öğrenmiş olduk..)
mantık hataları da bolca var, ama benim kafama en çok takılan ve gözüme çarpan şey boynuzlardı. iyi tamam, evrim geçiriyorlar sonuçta, falan filan.. ama neden boynuz- daha doğrusu kedi kulağına benziyor- çünkü bizim gibi primat ailesine mensup olanların boynuzlarının olmamasının bir nedeni vardır, evrim geçiriyorlar ise, neden böyle birşeye ihtiyaç duyup da geçiriyorlar? animedeki çoğu şey ile birlikte bu soru da havada kalmıştı...
fakat bu animeye "duygu sömürüsü" demek yanlış. böyle diyen birçok kişi var. anime ilk bölümden, hayatın tüm acı gerçeklerini yüzünüze vuruyor. tüm mantık hatalarına ya da gereksiz sahnelere rağmen izlenilesi bir anime.
kısaca animede bolca dram var. acı, kan, vahşet, dehşet, kıskançlık, nefret, aşk, yalnızlık, travma. çok hassas iseniz, izlemenizi en başından önermiyorum. ama bunun dışında yine ne olursa olsun, izlenmeye değer bir anime diye düşünüyorum, öyle ki, sadece bir kaç dakikalık sahneleri için bile izlenir. bittikten sonra gerçekten üzerinizde bir etki bırakıyor, zaten izlerken de o hissi çok iyi yaşatıyor. isteyerek ya da istemeyerek sizi o havaya sokuyor. hiç değilse, sadece lucy'nin hikayesi için izleyin...
başka anime eleştirilerinde görüşmek üzere...
devamını gör...
hayatının aşkını normal sözlük'te bulmak
-nasip de varsa
+ee?
-bu gada.
önce hayatımı bulabilirsem, olabilitesi neden olmasın olan durumdur.
+ee?
-bu gada.
önce hayatımı bulabilirsem, olabilitesi neden olmasın olan durumdur.
devamını gör...
pul biberli yoğurt
içine bir de limon suyu ekleniyordu sanırım.bir bu iki de zencefilli zerdeçallı süt.bağışıklık şövalyeleri.* ilk başta mide bulantısı yaşatan belli bir zaman sonra insanın aniden aklına gelip canının çektiği şey.
öyle büzüşmesin yüzünüz yiyin için anlarsınız.*
öyle büzüşmesin yüzünüz yiyin için anlarsınız.*
devamını gör...
animizm
doğaya ait olan her şeyde bilinçli bir canlılık bulunduğunu ileri süren görüş. her varlığın bir ruhu olduğuna inanıldığı için her türlü canlı cansız nesne ile iletişim kurulabileceğine inanılır. ilkel polinezya dinlerinden hala görülmekte birlikte şimdinin mitolojisi eski dinlerde de varlığına sık rastlanır.
devamını gör...
esrar
başka adlarıyla ot, marihuana *, cannabis olan kenevir bitkisinden elde edilen psikoaktif özelliklere sahip madde.
dünya sağlık örgütü en son uyuşturucu madde listesinden çıkarmıştır esrarı. uzun süreli kullanımında kalpte aritmi yapar. asla sağlıklı olduğunu söyleyemeyiz ama dünyanın en itibarlı dergilerinden the lancet'e göre alkol ve tütüne göre daha az zararlı ve daha az bağımlılık yapıcı bir özelliğe sahip. ayrıca serebral palsi, kanser gibi hastalıklarda yatıştırıcı etkisi sebebiyle kullanılıyor. türkiye'de hem satışı hem kullanımı illegaldir ancak birtakım batılı ülkelerde yavaş yavaş legalleşmekte.
dünya sağlık örgütü en son uyuşturucu madde listesinden çıkarmıştır esrarı. uzun süreli kullanımında kalpte aritmi yapar. asla sağlıklı olduğunu söyleyemeyiz ama dünyanın en itibarlı dergilerinden the lancet'e göre alkol ve tütüne göre daha az zararlı ve daha az bağımlılık yapıcı bir özelliğe sahip. ayrıca serebral palsi, kanser gibi hastalıklarda yatıştırıcı etkisi sebebiyle kullanılıyor. türkiye'de hem satışı hem kullanımı illegaldir ancak birtakım batılı ülkelerde yavaş yavaş legalleşmekte.
devamını gör...
sevgiliyle romantik anlar yaşarken beşinci boyut'taki salih'e yakalanmak
her türk gencinin en büyük fobisidir. düşünsenize bi, netflix'ten eternal sunshine'ı izliyorsun. "aşkım benim de hafızam silinse böylee. ben de seni unutmaam." diyor kız.. "unutur muyum bitanem, bu hayata senin için geldim falan filan.." sonra iyice koynuna sokuluyor falan filan derken....
sonra kapı hafiften aralanıyor ve alttan bir sis efekti. şakkadanak içeri giriyor salih reis "zina günah değil mi mübarek" der gibi şapşalca gülümseyen, ıkınmaklı bir surat ifadesiyle... o anda içeri devlet erkânından birisi girse bu kadar zoruma gitmez anasını satim. inşallah böyle bi olay yaşanmaz lan sözlük. çok büyük korkuyom valla :((
sonra kapı hafiften aralanıyor ve alttan bir sis efekti. şakkadanak içeri giriyor salih reis "zina günah değil mi mübarek" der gibi şapşalca gülümseyen, ıkınmaklı bir surat ifadesiyle... o anda içeri devlet erkânından birisi girse bu kadar zoruma gitmez anasını satim. inşallah böyle bi olay yaşanmaz lan sözlük. çok büyük korkuyom valla :((
devamını gör...
yeni neslin tüm bilgilere çabucak ulaşabilmesi
bilgi bombardımanını da beraberinde getirmiş durumdur. artık bilgi gizli değil, hatta o kadar çok bilgi var ki mesele ihtiyacımız olan bilgiyi bulabilmek. zihin bir çöplük gibi. bilgi kirliliği had safhada. bilginin teyidi zor, sorgulanması zayıf, yayılımı ise çok hızlı.
devamını gör...
kız çocuğuna şantajla 1 yıl boyunca tecavüz eden aşağılıklar
kahramanmaraş pazarcık'ta 12 yaşındaki n.a adlı kız çocuğuna tehdit ve şantajla 1 yıl boyunca tecavüz eden karaktersiz aşağılıklar.
bu söylemek istediklerimin ufak bir kısmı küfür içerir.
bu da resimleri herkes görsün.

buradan
edit: bir araştırsak bunlarında malum parti bayraklı fotoğrafı çıkar mı diye içinden geçirmeyen yoktur, eminim. hadi bunu da alının üstünüze de provokasyon diye şikayet edin moderatörlere :)
bu söylemek istediklerimin ufak bir kısmı küfür içerir.
bu da resimleri herkes görsün.
buradan
edit: bir araştırsak bunlarında malum parti bayraklı fotoğrafı çıkar mı diye içinden geçirmeyen yoktur, eminim. hadi bunu da alının üstünüze de provokasyon diye şikayet edin moderatörlere :)
devamını gör...
münezzeh
temiz, uzak anlamında kullanılan kelime.
- bu şekilde bir yaklaşımdan onu münezzeh tutuyoruz.
şeklinde örneklendirilebilir.
- bu şekilde bir yaklaşımdan onu münezzeh tutuyoruz.
şeklinde örneklendirilebilir.
devamını gör...
türk aksanını taklit eden ingiliz
gamzenin suçu ne ulan yarma diye sormak istediğim ingiliz mi türk mü belli olmayan şahıs. türkiyede eğitim sistemi bu kadar conki en azından o kadar konuşmuş kız yani. belki sultanbeyliden çıktı geldi oralara ne biliyosun?
devamını gör...
pabucumun sanatisti
oldukça üretken ve pek de hoş bir normal sözlük yazarı.
okuyun okutturun, öyle bir yazar.
(bkz: kocaman alkış)
okuyun okutturun, öyle bir yazar.
(bkz: kocaman alkış)
devamını gör...
the truman show
vakti zamanında cine 5 bayramlarda (resmi ve dini) şifresiz olurdu. (bkz: 90'lar) bu bayram günlerinin birinde izlemiştim truman show'u. jim carrey ile tanışmam ise hayvan detektifi gibi bir işi ile ilgili olan filmdi.
--! spoiler !--
buradaki televizyoncu adam işi büyüttü, gitti westworld'u satın aldı.
--! spoiler !--
--! spoiler !--
buradaki televizyoncu adam işi büyüttü, gitti westworld'u satın aldı.
--! spoiler !--
devamını gör...
sümerler
mö 4000 - mö 2000 yılları arasında mezopotamya'da ortaya çıkan uygarlık. medeniyetin beşiği oalrak da adlandırabiliriz.
ilk yazıyı bulan ve kullanan,
tarihteki ilk yazılı hukuk kurallarını oluşturan,
gezenleri ve oniki takımyıldızını bilen,
arpadan bira yapan,
matematik ve geometrinin temelini atan,
60 tabanlı sayı sitemini kullanan,
yılı 360 gün, ayı 30 gün, günü 12 saat, saati 60 dk., dakikayı 60 saniye olarak hesaplayan muazzam uygarlık. ayrıca dinin kökenleri de oldukça önemlidir. bunun için şu esere (bkz: kur'an, incil ve tevrat'ın sumer'deki kökeni) bakabilirsiniz.
ilk yazıyı bulan ve kullanan,
tarihteki ilk yazılı hukuk kurallarını oluşturan,
gezenleri ve oniki takımyıldızını bilen,
arpadan bira yapan,
matematik ve geometrinin temelini atan,
60 tabanlı sayı sitemini kullanan,
yılı 360 gün, ayı 30 gün, günü 12 saat, saati 60 dk., dakikayı 60 saniye olarak hesaplayan muazzam uygarlık. ayrıca dinin kökenleri de oldukça önemlidir. bunun için şu esere (bkz: kur'an, incil ve tevrat'ın sumer'deki kökeni) bakabilirsiniz.
devamını gör...
poker face
yüzünden hangi duygu durumuna sahip olduğu anlaşılmayan insanlara denir.
devamını gör...
sevgi eksikliği
bir süre sonra hayattaki tek amacının birinin sevmesi olmasıdır.farkettiğinde çok canın yanar.
devamını gör...
çocukların masum olmaması
bazı araştırma ve deney sonuçlarına bakıldığında da ortaya çıkan gerçek. bebekler bir noktaya kadar adil ve iyiden yana ama duruma göre bir parça çıkarcı ve kendinden olmayana bir parça da düşman olarak doğar.
--- alıntı ---
wesley, iki köpek yavrusu kukla da aynı uzaklıktan gösterildiğinde, kendi tercih ettiği yavruya uzanarak “iyi köpek yavrusu”nu seçti. tıpkı yaşıtlarının %75’inin yaptığı gibi! bu da bize gösteriyor ki 5–7 aylık bebekler “iyi” ve “kötü” davranış arasındaki farkı ayırt edebiliyorlar.
...
kaplan bir topla oynuyor ve oyun olsun diye topu kırmızı tavşana atıyor. kırmızı tavşan da topu kaplana geri atıyor ve onunla güzelce oynuyor (“iyi davranış”). ancak, kaplan topu yeşil tavşana attığında, tavşan topu alıp hızla kaçıyor (“kötü davranış”). sonrasında araştırmacılar bebeklere ilkinin devamı olan başka bir sahne gösteriyorlar. bu sahnede, önceki sahnede topu çalan yeşil gömlekli tavşan, birkaç oyuncak almak için bir kutuyu açmaya çalışıyor; ama açamıyor (tıpkı bu makalemizde anlatılan önceki deneydeki gibi). bu sefer, ilave edilen kuklalar var: mavi gömlekli bir köpek yavrusu kukla ve sarı gömlekli bir diğer köpek yavrusu kukla. sarılı kukla, “top hırsızı”nın kutuyu açmasına yardım ediyor ve mavili kukla kutunun kapağını çarparak kapatıyor. yardım edilen ya da cezalandırılan kuklanın doğası gereği “kötü” olup olmaması, bebeklerin tercihini değiştirir mi? cevap, bir kez daha, evet! bu sefer, önceki deneyin aksine, bebekler cezayı tercih etti. test edilen bebeklerin %87’si, top hırsızını cezalandıran mavi gömlekli kuklayı seçti.
...
bu fikri test etmek için wynn ve bloom’un ekipleri ilk önce bebeklerden graham crackers ve cheerios (farklı görünümlerde bisküviler ve yiyecekler) arasında seçim yapmalarını istedi. daha sonra araştırmacılar, bebeklere (örneğin cheerios‘u seçenlere) içinde bir turuncu ve bir gri kedi olan kukla gösterisi izlettiler. gösterinin ilk bölümünde turuncu kedi, bebekle aynı yiyecek seçimini yaptı (cheerios). ikinci bölümde ise, gri kedi diğer seçeneği (graham crackers) seçti. en sonunda bebeklere hangi kuklayı daha çok sevdikleri soruldu. bebeklerin büyük çoğunluğu kendi seçtikleri marka ile aynı seçimi yapan kuklayı tercih etti. bu deney bebeklerin “kendiyle benzer olan”a eğilimi olduklarını gösteriyor.
...
tam da bu sebeple wynn ve bloom bir sonraki aşamaya geçtiler: bebeklerimizin kendiyle benzer olana pozitif duyguları var. peki, kendinden farklı olana (ya da “diğerlerine”) karşı negatif duyguları var mı? deneyin bir sonraki aşamasında araştırmacılar bebeklere, kendinden farklı bisküvi markasını seçen kukla kedinin (gri) bir oyuncak kutusunu açmakta zorlandığı bir gösteri izlettiler. sonra iki kukla daha gösteriye eklendi: sarı gömlekli ve mavi gömlekli kedi. ilki, gri kediye oyuncak kutusunu açmasında yardım ederken diğeri, engel oldu. bebeklerden tekrar seçim yapmaları istendiğinde, araştırmacılar bebeklerin %87’sinin gri kediye engel olan kuklayı seçtiklerini gösterdi! bloom, wynn’in bu sonucunda, insan yavrularının kendinden olmayanı cezalandırma eğilimi olduğunu açıklıyor.
...
sonuçlar dudak uçuklatan cinstendi. denekler daha küçük yaşlardayken (örneğin 6 -7 yaşlarındayken), her zaman rakiplerinin biraz almasına (genellikle kendilerinden daha az olduğu durumlardan bahsediyoruz) izin vermeleri kendilerinin de daha çok jeton alacakları anlamına gelse bile, (odada bulunmayan) rakiplerinin hiç jeton almadığı durumları tercih ettiler. bir diğer deyişle, karşı tarafa jeton vermemek adına kendileri de daha az jeton almayı göze aldılar!
...
evrimagaci .org'dan alıntıdır. yazının tamamı için link
--- alıntı ---
--- alıntı ---
wesley, iki köpek yavrusu kukla da aynı uzaklıktan gösterildiğinde, kendi tercih ettiği yavruya uzanarak “iyi köpek yavrusu”nu seçti. tıpkı yaşıtlarının %75’inin yaptığı gibi! bu da bize gösteriyor ki 5–7 aylık bebekler “iyi” ve “kötü” davranış arasındaki farkı ayırt edebiliyorlar.
...
kaplan bir topla oynuyor ve oyun olsun diye topu kırmızı tavşana atıyor. kırmızı tavşan da topu kaplana geri atıyor ve onunla güzelce oynuyor (“iyi davranış”). ancak, kaplan topu yeşil tavşana attığında, tavşan topu alıp hızla kaçıyor (“kötü davranış”). sonrasında araştırmacılar bebeklere ilkinin devamı olan başka bir sahne gösteriyorlar. bu sahnede, önceki sahnede topu çalan yeşil gömlekli tavşan, birkaç oyuncak almak için bir kutuyu açmaya çalışıyor; ama açamıyor (tıpkı bu makalemizde anlatılan önceki deneydeki gibi). bu sefer, ilave edilen kuklalar var: mavi gömlekli bir köpek yavrusu kukla ve sarı gömlekli bir diğer köpek yavrusu kukla. sarılı kukla, “top hırsızı”nın kutuyu açmasına yardım ediyor ve mavili kukla kutunun kapağını çarparak kapatıyor. yardım edilen ya da cezalandırılan kuklanın doğası gereği “kötü” olup olmaması, bebeklerin tercihini değiştirir mi? cevap, bir kez daha, evet! bu sefer, önceki deneyin aksine, bebekler cezayı tercih etti. test edilen bebeklerin %87’si, top hırsızını cezalandıran mavi gömlekli kuklayı seçti.
...
bu fikri test etmek için wynn ve bloom’un ekipleri ilk önce bebeklerden graham crackers ve cheerios (farklı görünümlerde bisküviler ve yiyecekler) arasında seçim yapmalarını istedi. daha sonra araştırmacılar, bebeklere (örneğin cheerios‘u seçenlere) içinde bir turuncu ve bir gri kedi olan kukla gösterisi izlettiler. gösterinin ilk bölümünde turuncu kedi, bebekle aynı yiyecek seçimini yaptı (cheerios). ikinci bölümde ise, gri kedi diğer seçeneği (graham crackers) seçti. en sonunda bebeklere hangi kuklayı daha çok sevdikleri soruldu. bebeklerin büyük çoğunluğu kendi seçtikleri marka ile aynı seçimi yapan kuklayı tercih etti. bu deney bebeklerin “kendiyle benzer olan”a eğilimi olduklarını gösteriyor.
...
tam da bu sebeple wynn ve bloom bir sonraki aşamaya geçtiler: bebeklerimizin kendiyle benzer olana pozitif duyguları var. peki, kendinden farklı olana (ya da “diğerlerine”) karşı negatif duyguları var mı? deneyin bir sonraki aşamasında araştırmacılar bebeklere, kendinden farklı bisküvi markasını seçen kukla kedinin (gri) bir oyuncak kutusunu açmakta zorlandığı bir gösteri izlettiler. sonra iki kukla daha gösteriye eklendi: sarı gömlekli ve mavi gömlekli kedi. ilki, gri kediye oyuncak kutusunu açmasında yardım ederken diğeri, engel oldu. bebeklerden tekrar seçim yapmaları istendiğinde, araştırmacılar bebeklerin %87’sinin gri kediye engel olan kuklayı seçtiklerini gösterdi! bloom, wynn’in bu sonucunda, insan yavrularının kendinden olmayanı cezalandırma eğilimi olduğunu açıklıyor.
...
sonuçlar dudak uçuklatan cinstendi. denekler daha küçük yaşlardayken (örneğin 6 -7 yaşlarındayken), her zaman rakiplerinin biraz almasına (genellikle kendilerinden daha az olduğu durumlardan bahsediyoruz) izin vermeleri kendilerinin de daha çok jeton alacakları anlamına gelse bile, (odada bulunmayan) rakiplerinin hiç jeton almadığı durumları tercih ettiler. bir diğer deyişle, karşı tarafa jeton vermemek adına kendileri de daha az jeton almayı göze aldılar!
...
evrimagaci .org'dan alıntıdır. yazının tamamı için link
--- alıntı ---
devamını gör...
mahlassızım
sözlüğün kalitesini artıran, çok kaliteli tanımları olan saygıdeğer yazar büyüğümdür.
tanımlarını tek tek okumanızı tavsiye ederim, mutlaka bilgi birikiminizi artıracak tanımlar yazar kendileri.
ayrıca beğenilerini de eksik etmezler.
oldukça kibar bir insandır kendileri.
ellerine, emeklerine sağlık diyorum.
tanımlarını tek tek okumanızı tavsiye ederim, mutlaka bilgi birikiminizi artıracak tanımlar yazar kendileri.
ayrıca beğenilerini de eksik etmezler.
oldukça kibar bir insandır kendileri.
ellerine, emeklerine sağlık diyorum.
devamını gör...
yazarların yaşlarını tahmin etmek
fuzzy lee 30'dan yukarı benim yaşımdan aşağıdadır. *
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın güzel insanlar. *
devamını gör...