izmir bombası
izmirliler bir şeyi abartıyorsa kesin bir numarası yoktur boyoz boyoz dediler gittim yedim bildiğin bol yağlı milföy börek, bu bomba da içi çikolata dolu hamur
devamını gör...
sadako ve kağıttan bin turna kuşu
origami sanatında turna kuşunun öneminin nedeni olan hikaye. oldukça hüzünlü.
devamını gör...
etli ekmek
hayatımda hiç yemediğim ama tadının lahmacuna çok benzediğini düşündüğüm yöresel yemektir.
devamını gör...
oglalalakota
sözlüğümüzün afrika ve kızılderili uzmanı olan yazarı. bu hususlarda engin bilgi ve görüşlerinden faydalanmak isteyenlerin takip etmesi tavsiye olunur. sözlükte en sevdiğim arkadaşlardan biri, hakkında tanım yazmak da boynumun borcu oldu.
devamını gör...
külot giymeyen kadınlar
hem erkek hem de kadın için yanlış bir eylem olduğu kanaatindeyim. pamuklu iç çamaşır teri ve akıntıyı alır, koku oluşumunu azaltır. akşam eve dönünce de makineye atılır yenisi giyilir.
pislik pislik dolaşmayın ortalıkta.*
pislik pislik dolaşmayın ortalıkta.*
devamını gör...
kafkaesk
praglı yazar franz kafka’nın anlatım tarzından ve öykü ve romanlarında yarattığı kahramanlar, olay örgüsü ve atmosferden hareketle türetilen bir yazım tarzıdır.
romanlarından ve öykülerinden hareketle anlaşılmaya çalışılırsa daha doyurucu bir anlam çıkartılabilir. ancak kafka’nın hayatını ve karakterini bilmek de çok yardımcı olacaktır.
kafkaesk yapıtlar karanlık olmaktan çok gridir aslında. yıllar önce kafka ile tanışmama vesile olan ve usta çevirmen kamuran şipal tarafından çevirisi yapılan cem yayınlarından çıkan kafka serisinin kapaklarının gri olması belki de bu yüzdendir. bir türlü içinden çıkılmayan karanlığa vuran cılız ve faydasız bir ışık vardır her zaman eserlerde. belki hiçbir işe yaramaz ama oradadır. ayrıca atmosfer hep sisli ve puslu bir duygu uyandırır okuyanda.
bu gri atmosferi kayıp (amerika) romanında hissediyoruz bolca. gemi ile amerika’ya gitmekte olan karl rossmann’ın gemi güvertesinde düşünürken bile bir türlü tam bir aydınlıkta ya da karanlıkta kalmadığını fark eder okuyan.
işçi ve kaza sigortasında çalıştığı dönemlerde sürekli bir evrak yükü ile uğraşmaktan nefret eden kafka bunu o kadar dile getirmiştir ki yanlış hatırlamıyorsam eğer belçika çalışma bakanlığının önünde içerideki bürokratik işlemlerin ne kadar azaltıldığını gösteren bir kafka endeksi vardır.
kafkaesk sadece edebiyata değil hayatın her yanına nüfuz etmiş olur böylelikle.
kafka’nın dev romanları dava ve şato’da kafkaesk tarzın bürokrasi ile olan kavgasını çok açık bir şekilde görüyoruz. şatoda bir kadastrocu olan k. şatoya ulaşmak için işe girer ama bürokratik engeller onu şatodan her zaman uzak tutar. davada ise josef k. suçunu bilmese de yargılanmak için kendi ayakları ile gider mahkemeye ve derdini anlatacak birini bulana kadar binanın labirentinde kaybolur. poseidon isimli öyküde ise denizler tanrısı evrak işine o kadar boğulur ki denizle bir türlü ilgilenemez.
kafkaesk tarz aynı zamanda hayata karşı başlamadan kaybedilmiş bir savaşta boşu boşuna mücadele etmeyi de anlatır. kafka’nın da dediği gibi hayata karşı savaşımızda hayatın yanında olmamız gerekir. çünkü bu savaş çoktan kaybedildi. akbaba öyküsünde bir bacağı bir akbaba tarafından kemirilmekte olan adamın buna sessizce boyun eğdiğini görürüz. direnme fikri aklına geldiği an ise her şey alt üst olur.
kafkaesk aynı zamanda anlaşılamayan ya da yanlış anlaşılan, dışlanan, toplumdan soyutlanan insanları da anlatır. farklı ya da tuhaf olmak reddedilmek için haklı bir gerekçedir. kafka’nın en ünlü eseri olan dönüşüm’de korkulu rüyalardan uyanan gregor samsa kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak bulunca çevresinde kimseyi göremez. ve ilk günahın simgesi olan elma samsa’nın sonu olur. açlık sanatçısı öyküsünde ise bir kafes içinde günlerce aç kalışını sergileyen sanatçı git gide yalnızlaşır ve sanatı dikkat çekmemeye başlar, halbuki onun aç kalmasının nedeni çok farklıdır ama bir türlü anlaşılmaz izleyenler tarafından.
son olarak da kafkaesk nazilerin gelişini öngörmüş bir tarz olarak polis devletlerine karşı olan ve onların acımasızlığını anlatan bir anlatım türüdür. cezalılar kolonisi isimli öyküde kafka’nın gri zihninin ürünü olan makine, suçluların suçlarını sırtlarına iğne ile kazıyarak yazar ve suçlular kan kaybından ölene kadar bu işkence devam eder.
kafkaesk ile ilgili yazacak, anlatacak daha çok şey olabilir ama büyük ihtimalle buraya kadar kimse okumadığı için artık burada keseceğim.
kafkaesk ya her şeydir ya da hiçbir şey ama kuş aramaya çıkan bir kafes kadar anlamsız ve korkutucu, yerden biraz yükseğe asılmış bir ipe benzeyen gerçek kadar da sert, acımasız ve kaçınılmazdır.
romanlarından ve öykülerinden hareketle anlaşılmaya çalışılırsa daha doyurucu bir anlam çıkartılabilir. ancak kafka’nın hayatını ve karakterini bilmek de çok yardımcı olacaktır.
kafkaesk yapıtlar karanlık olmaktan çok gridir aslında. yıllar önce kafka ile tanışmama vesile olan ve usta çevirmen kamuran şipal tarafından çevirisi yapılan cem yayınlarından çıkan kafka serisinin kapaklarının gri olması belki de bu yüzdendir. bir türlü içinden çıkılmayan karanlığa vuran cılız ve faydasız bir ışık vardır her zaman eserlerde. belki hiçbir işe yaramaz ama oradadır. ayrıca atmosfer hep sisli ve puslu bir duygu uyandırır okuyanda.
bu gri atmosferi kayıp (amerika) romanında hissediyoruz bolca. gemi ile amerika’ya gitmekte olan karl rossmann’ın gemi güvertesinde düşünürken bile bir türlü tam bir aydınlıkta ya da karanlıkta kalmadığını fark eder okuyan.
işçi ve kaza sigortasında çalıştığı dönemlerde sürekli bir evrak yükü ile uğraşmaktan nefret eden kafka bunu o kadar dile getirmiştir ki yanlış hatırlamıyorsam eğer belçika çalışma bakanlığının önünde içerideki bürokratik işlemlerin ne kadar azaltıldığını gösteren bir kafka endeksi vardır.
kafkaesk sadece edebiyata değil hayatın her yanına nüfuz etmiş olur böylelikle.
kafka’nın dev romanları dava ve şato’da kafkaesk tarzın bürokrasi ile olan kavgasını çok açık bir şekilde görüyoruz. şatoda bir kadastrocu olan k. şatoya ulaşmak için işe girer ama bürokratik engeller onu şatodan her zaman uzak tutar. davada ise josef k. suçunu bilmese de yargılanmak için kendi ayakları ile gider mahkemeye ve derdini anlatacak birini bulana kadar binanın labirentinde kaybolur. poseidon isimli öyküde ise denizler tanrısı evrak işine o kadar boğulur ki denizle bir türlü ilgilenemez.
kafkaesk tarz aynı zamanda hayata karşı başlamadan kaybedilmiş bir savaşta boşu boşuna mücadele etmeyi de anlatır. kafka’nın da dediği gibi hayata karşı savaşımızda hayatın yanında olmamız gerekir. çünkü bu savaş çoktan kaybedildi. akbaba öyküsünde bir bacağı bir akbaba tarafından kemirilmekte olan adamın buna sessizce boyun eğdiğini görürüz. direnme fikri aklına geldiği an ise her şey alt üst olur.
kafkaesk aynı zamanda anlaşılamayan ya da yanlış anlaşılan, dışlanan, toplumdan soyutlanan insanları da anlatır. farklı ya da tuhaf olmak reddedilmek için haklı bir gerekçedir. kafka’nın en ünlü eseri olan dönüşüm’de korkulu rüyalardan uyanan gregor samsa kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak bulunca çevresinde kimseyi göremez. ve ilk günahın simgesi olan elma samsa’nın sonu olur. açlık sanatçısı öyküsünde ise bir kafes içinde günlerce aç kalışını sergileyen sanatçı git gide yalnızlaşır ve sanatı dikkat çekmemeye başlar, halbuki onun aç kalmasının nedeni çok farklıdır ama bir türlü anlaşılmaz izleyenler tarafından.
son olarak da kafkaesk nazilerin gelişini öngörmüş bir tarz olarak polis devletlerine karşı olan ve onların acımasızlığını anlatan bir anlatım türüdür. cezalılar kolonisi isimli öyküde kafka’nın gri zihninin ürünü olan makine, suçluların suçlarını sırtlarına iğne ile kazıyarak yazar ve suçlular kan kaybından ölene kadar bu işkence devam eder.
kafkaesk ile ilgili yazacak, anlatacak daha çok şey olabilir ama büyük ihtimalle buraya kadar kimse okumadığı için artık burada keseceğim.
kafkaesk ya her şeydir ya da hiçbir şey ama kuş aramaya çıkan bir kafes kadar anlamsız ve korkutucu, yerden biraz yükseğe asılmış bir ipe benzeyen gerçek kadar da sert, acımasız ve kaçınılmazdır.
devamını gör...
uzak mesafe ilişkisi
" olmayacak " denilenlere bir nevi inat olarak sonunun evliliğe kadar gitiği görülen durum.
gerçekten sadık bir insansanız ve karşınızdaki de öyle ise hiçbir şekilde sorun olmayan ilişki türüdür.
gerçekten sadık bir insansanız ve karşınızdaki de öyle ise hiçbir şekilde sorun olmayan ilişki türüdür.
devamını gör...
brothers düğüm salonu radyo yayını
şu aralar bir tek clytie’ye takık olmam sayılıyorsa ayırın yerimi…
devamını gör...
google scholar
türkçesi google akademik tir. basitçe google ın bilimsel araştırmalar için hazırlamış olduğu arama motoru denebilir. verilen anahtar kelimeler ile literatür taraması yapımasını sağladığı gibi oluşturulan profil ile kendi makalelerinizi, makalelerinde yapılan atıfları takip edebilir, akademik veri ölçüm yöntemleri ile kendi değerlendirenizi yapabilirsiniz.
devamını gör...
annelerin en güçlü silahı
tabiki de terlik.
devamını gör...
kutsal gece
antonio da correggio'nun 1530 yılında yaptığı eserin ismidir.

italyan ressam, barok dönemi sanatçısıdır. barok dönemi, rönesans döneminin, denge ve matematiğinden uzak ama görsel anlamda kusursuz eserlerin verildiği bir dönemdir. bu iki dönem eserleri arasındaki en belirgin farklardan biri ışığın kullanılmasıdır. rönesans dönemi eserlerinde ışık genellikle eserin her yerini eşit ölçüde aydınlatır. barok döneminde ise bu konuda belirsizlik vardır. eserin bazı bölümleri diğer yerlere göre daha aydınlık ya da karanlıktır. ressam dini hikayelere çok ilgilidir. bu konuda raffaello ve michelangelo'dan etkilenmiştir. ayrıca mitolojiye de ilgi duymuştur.
gelelim sanatçının kutsal gece adlı eserine.
eserde, yoğun ışığın olduğu bölgede meryem'in kucağında isa vardır. hristiyanlık inancına göre isa, ahırda dünyaya gelmiştir. meryem'in arkasında bulunan hayvanların eserde bulunmasının sebebi budur. sanatçı bu eserinde isa'nın doğumunu anlatmaktadır. bulutların üzerinde görülenler, melekleri temsil ederler. melekler sevinç içinde bu anı izlemektedirler. meryem'in karşısındaki insanların yüzlerindeki şaşkınlık ve hayranlık ifadeleri çok belirgin olarak görülmektedir. isa'nın çevresindeki aydınlık ile, onun dünyaya gelmesiyle birlikte etrafına nur saçması tasvir edilmektedir.

italyan ressam, barok dönemi sanatçısıdır. barok dönemi, rönesans döneminin, denge ve matematiğinden uzak ama görsel anlamda kusursuz eserlerin verildiği bir dönemdir. bu iki dönem eserleri arasındaki en belirgin farklardan biri ışığın kullanılmasıdır. rönesans dönemi eserlerinde ışık genellikle eserin her yerini eşit ölçüde aydınlatır. barok döneminde ise bu konuda belirsizlik vardır. eserin bazı bölümleri diğer yerlere göre daha aydınlık ya da karanlıktır. ressam dini hikayelere çok ilgilidir. bu konuda raffaello ve michelangelo'dan etkilenmiştir. ayrıca mitolojiye de ilgi duymuştur.
gelelim sanatçının kutsal gece adlı eserine.
eserde, yoğun ışığın olduğu bölgede meryem'in kucağında isa vardır. hristiyanlık inancına göre isa, ahırda dünyaya gelmiştir. meryem'in arkasında bulunan hayvanların eserde bulunmasının sebebi budur. sanatçı bu eserinde isa'nın doğumunu anlatmaktadır. bulutların üzerinde görülenler, melekleri temsil ederler. melekler sevinç içinde bu anı izlemektedirler. meryem'in karşısındaki insanların yüzlerindeki şaşkınlık ve hayranlık ifadeleri çok belirgin olarak görülmektedir. isa'nın çevresindeki aydınlık ile, onun dünyaya gelmesiyle birlikte etrafına nur saçması tasvir edilmektedir.
devamını gör...
yalnız
sorarlarsa, “ne iş yaptın bu dünyada?” diye, rahatça verebilirim yanıtını:
“yalnız kaldım. kalabildim! altı milyarın arasına doğdum. ve hiçbirine çarpmadan geçtim aralarından...”
kinyas ve kayra - hakan günday
devamını gör...
yazarların bırakması gereken 5 şey
- bolca evet demek. hayır kelimesi lisanımızda yok sanki.
- akşamları uykuya yakın yemek yemek
- ne olacak bu memleketin hali diye düşünmek
- esnaflık
- bugünün işini yarın halletmek.
- akşamları uykuya yakın yemek yemek
- ne olacak bu memleketin hali diye düşünmek
- esnaflık
- bugünün işini yarın halletmek.
devamını gör...
yeşil göz vs mavi göz
iki göz rengi arasında tercih yapmamızı isteyen başlık. sanki başka göz rengi yokmuş hıh!
peki ya siz renkli gözlü insanların %73'ünün 19 yaşından sonra kör olabileceğini biliyor muydunuz? bilmiyordunuz tabi çünkü ben kıskançlıktan uydurdum.*

kahve diyorum kahve çünküm ben kahverengi gözlüyüm kendimde olmayanı beğenmem. bir de uzanamadığım göz rengine mundar derim. ıyyhhhh o ne be öyle renkli renkli. *
yeşil efendim. çok severim yeşil göz rengini. yakışan da pek yakışıyor hani. ikiye ayrıldım şuan püfff.*
peki ya siz renkli gözlü insanların %73'ünün 19 yaşından sonra kör olabileceğini biliyor muydunuz? bilmiyordunuz tabi çünkü ben kıskançlıktan uydurdum.*

kahve diyorum kahve çünküm ben kahverengi gözlüyüm kendimde olmayanı beğenmem. bir de uzanamadığım göz rengine mundar derim. ıyyhhhh o ne be öyle renkli renkli. *
yeşil efendim. çok severim yeşil göz rengini. yakışan da pek yakışıyor hani. ikiye ayrıldım şuan püfff.*
devamını gör...
sevgili uğruna kişiliğinden vazgeçmek
ilişki bittiğinde başka biri olarak hayatına devam edersin. kişiliğini kaybetmek değişmekse sorun değil. kuklalaşmak problemdir.
devamını gör...
portre fotoğrafçılığı
bir insanın( veya canlının ) iç dünyasını ve hislerini yansıtan fotoğrafların elde edilmesini amaçlayan fotoğrafçılık dalına portre fotoğrafçılığı denmektedir. portre fotoğrafçılığında ana özne modelin yüzü olabildiği gibi, eli, ayakları, ayakkabısı bile olabilir. hatta modelin yüzünün bir kısmı sadece tek göz bile portre olabilir. mesela erkek bir modelde alından kesilmesi, modelin saçının olduğu veya kel olduğuna ilişkin detayı izleyicinin hayal gücüne bırakır.
genelde prime lensler ( 35 mm, 50 mm, 85 mm) portre çekimi için uygun lenslerdir. model ile çekim öncesi konuşmak, onu fotoğrafa yansımasının arzu edildiği duygu bütünlüğü içerisine girdiğinden emin olmak en doğru yoldur. çek - kaç tarzı fotoğraf çekmeye çalışanlar için pek uygun değildir. bazen bütün gün uğraşarak bir kare elde edebilirsiniz. mekansal portreler de ise kişinin hisleri ,iç dünyasına ilişkin detayların anlatılması sırasında ana model yanında çevresel detaylarda hikayeyi güçlendirici elementler olarak kullanılmaktadır. mesela bir kaybolan meslek sahibi bir zanatkarı ruh hali ile çekmek gibi.. bu durumlarda hikayeyi en iyi anlatacak olan açıya tripod üzerine makinayı kurmak, uzaktan ekrana ulaşarak ( ipad veya telefon ile vb.) çekmek belki de en iyi sonuçları elde etmek için kullanılacak en etkin yöntem olabilir. çünkü oradaki varlığınız bile modeli tedirgin edbilecektir. eğer fotoğaflar bir stok sayfasında ticari olarak yer alacaksa veya ödül için yarışmalara gönderilecek ise mutlaka modellik sözleşmesi imzalatılmalıdır. yapay ışık kullanımı özellikle iç mekanlarda tercih edilen bir argüman olsa da, büyük tecrübe gerektirdiğinden, dikkatli olunmalıdır. özellikle mekansal çekimlerde ortamdaki günümüze ait ortam bütüntüğüne uymayan eşyaların varlığı ( mesela poşet, eski kaybolan bir meslek erbabının masasındaki cep telefonu vb) büyük tartışma konusudur. diğer bir al tür olan self portrait çekimlerde ise fotoğraf üretmeyi amaçlayan fotoğrafçı ana model olarak kendini kullanarak, zamanlayıcı yardımı ile rol değiştirerek hem fotoğraf çekmekte hemde modellik yapmaktadır. günümüzün dudakları büzerek çekilen selfilerinden çok daha başarılı karelerin elde edildiği bu portre fotoğrafçılığı alt türünün etkileyici örneklerini internet üzerinden görmek mümkündür.
renkli sunulan fotoğraflar olduğu gibi çok etkili siyah beyaz fotoğraf larda mevcuttur.
genelde prime lensler ( 35 mm, 50 mm, 85 mm) portre çekimi için uygun lenslerdir. model ile çekim öncesi konuşmak, onu fotoğrafa yansımasının arzu edildiği duygu bütünlüğü içerisine girdiğinden emin olmak en doğru yoldur. çek - kaç tarzı fotoğraf çekmeye çalışanlar için pek uygun değildir. bazen bütün gün uğraşarak bir kare elde edebilirsiniz. mekansal portreler de ise kişinin hisleri ,iç dünyasına ilişkin detayların anlatılması sırasında ana model yanında çevresel detaylarda hikayeyi güçlendirici elementler olarak kullanılmaktadır. mesela bir kaybolan meslek sahibi bir zanatkarı ruh hali ile çekmek gibi.. bu durumlarda hikayeyi en iyi anlatacak olan açıya tripod üzerine makinayı kurmak, uzaktan ekrana ulaşarak ( ipad veya telefon ile vb.) çekmek belki de en iyi sonuçları elde etmek için kullanılacak en etkin yöntem olabilir. çünkü oradaki varlığınız bile modeli tedirgin edbilecektir. eğer fotoğaflar bir stok sayfasında ticari olarak yer alacaksa veya ödül için yarışmalara gönderilecek ise mutlaka modellik sözleşmesi imzalatılmalıdır. yapay ışık kullanımı özellikle iç mekanlarda tercih edilen bir argüman olsa da, büyük tecrübe gerektirdiğinden, dikkatli olunmalıdır. özellikle mekansal çekimlerde ortamdaki günümüze ait ortam bütüntüğüne uymayan eşyaların varlığı ( mesela poşet, eski kaybolan bir meslek erbabının masasındaki cep telefonu vb) büyük tartışma konusudur. diğer bir al tür olan self portrait çekimlerde ise fotoğraf üretmeyi amaçlayan fotoğrafçı ana model olarak kendini kullanarak, zamanlayıcı yardımı ile rol değiştirerek hem fotoğraf çekmekte hemde modellik yapmaktadır. günümüzün dudakları büzerek çekilen selfilerinden çok daha başarılı karelerin elde edildiği bu portre fotoğrafçılığı alt türünün etkileyici örneklerini internet üzerinden görmek mümkündür.
renkli sunulan fotoğraflar olduğu gibi çok etkili siyah beyaz fotoğraf larda mevcuttur.
devamını gör...
lana del rey
oha bu hatunun başlığı nasıl açılmaz dediğim ve bu konuda bir süre şaşkınlığımı gideremediğim abd'li sanatçı kadın. gerçek adı; elizabeth woolridge grant olarak gözüküyor wiki'de. vokal kalitesi zaman zaman/kişiden kişiye tartışılsa da, şarkı yazma yeteneği hakikaten -en azından bence- epey yüksek. (bkz: diet mountain dew), (bkz: video games), (bkz: west coast) gibi eserleri kanımca epey üst düzey şarkılar. severek dinliyoruz.
ve bu kadında en sevdiğim şey denemekten korkmaması. pop başladı ancak (bkz: ultraviolence) bildiğin trip-hop albümü. trip hop'u çok seven bünyeme ilaç gibi geldi, doyurdu resmen. ses tonunu da pop'tan ziyade trip-hop'a daha depresif, karanlık müziklere uygun buluyorum kendimce. uzun lafın kısası; bu hatunu da seviyorum sözlük.
ve bu kadında en sevdiğim şey denemekten korkmaması. pop başladı ancak (bkz: ultraviolence) bildiğin trip-hop albümü. trip hop'u çok seven bünyeme ilaç gibi geldi, doyurdu resmen. ses tonunu da pop'tan ziyade trip-hop'a daha depresif, karanlık müziklere uygun buluyorum kendimce. uzun lafın kısası; bu hatunu da seviyorum sözlük.
devamını gör...


