kadıköy’de donarak ölen evsiz
çok mu zor sığınma evleri yapmak, içinde sıcak yemeklerin olması? kendileri saraylarda yaşıyor halk donarak can veriyor. cidden mükemmel bir ülkede yaşıyoruz.
devamını gör...
güne bir kadın yalanı bırak
devamını gör...
zenginlerin bayrak edebiyatı yapması
aşırı samimiyetsiz ve çıkar kokan edebiyattır. milyonlarca liralık köşklerinde yaşayan bu zenginler şayet erkekse askere gitmemiş, vatan millet için herhangi bir şey yapmamışlardır. çoğu da ülkeyi hiç de ahlaklı şekilde temsil etmemişlerdir. sadece bazı isimlere yaranmak için çıkıp çıkıp "bayrak için ölürüz" vs. açıklamalar yaparlar. örneğin burak yılmaz. mesut özil'e "benimle milli takım forması altında savaşmış futbolcularla ilgili konuşmak istiyorum" tarzı bir yorumla saldırmış. karısını döven bir adam olarak, gazeteciye saldırıp bir şarkıcıya silah çeken adamla da en yakın arkadaş kendisi. daha örnekler çoğaltılabilir.
devamını gör...
martin eden
yine abartılmakla haklı olmak arasında kalan kitaplardan biri. jack london'ın kaleminden çıkma ve onun yarı otobiyografisi.
kitapta martin eden isimli bir gencin zihnen sınıf çatışmasına uğraması ve ait olmak istediği sınıfla alakalı verdiği mücadele anlatılıyor. elbette bu mücadeleye başlamasındaki etken üst sınıfa mensup bir hanımefendi oluyor. genç adam, gördüklerine hayret ediyor, heyecanlanıyor ve kendisinin de onlardan biri olması için çaba gösteriyor. zamanla kıza olan tutkusu artığı gibi, öğrendikleri neticesinde dünyaya olan bakışı da değişip artıyor. en sonunda kafasında kurduğu üst mertebeyle karşısına çıkan bambaşka oluyor. gördükleri onu ruth'tan, ailesinden, kendisinden ve dahi dünyadan soğutuyor. son ise kaçınılmaz elbette.
kitap hakkında yazılan yorumları görünce hayli yüksek bir beklenti içerisinde okudum ama istediğim sonucu alamamış olabilirim. belki de anlatılmak isteneni anlamadım yahut bir şey bana dokunmadı, bilmiyorum fakat öğrendiğim yazarlar/eserler harici çok etkilemedi. güzeldi, kelimeleri sıkmıyordu, anlatım hoştu falan da... ne bileyim yahu.
herhalde ölümün detaylandırılması bir miktar etkiledi. kitap bitince gözlerimi kapattım, bir an okyanusun dibindeymişim gibi oldum. o an eminim her okuyucuyu etkilemiştir. haricinde "oha ulan" tepkisi veilecek olağan üstü olaylar yaşanmadı. şey hariç; "ben aynı martin'im, ünlü olmadan önce de buydum" ibaresinin derinlerime işlediğini söylemeyi unutmayayım.
eğer okuyacaksanız beklentiyi arşa çıkarmadan okuyun derim. * düşünce yapısı insandan insana değişiyor tabii ama siz yine de dikkat edin.
birkaç cümle:
-"önceki hayatının edebi gerekliliklerine aşina bir hayalet gibi çalışıyordu. hayaletlerin ölmüş ama öldüğünü fark etmemiş insanların ruhları olduğunu duyduğunu hatırlayınca, öldü de bundan haberi mi olmadı, diye anlamak için bir an çalışmasını kesti."
-"yaşamayı arzu etmeyen bir hayat, sona erme yoluna girmiş demektir."
-"uyanık geçirdiği her an etrafında ve üzerinde çiğ bir öfkeyle parlıyordu. acıtıyordu. dayanılmaz bir acı veriyordu."
-"hayat dayanılmaz ölçüde sıkıcı ve aptaldı; feci bir tat bırakıyordu ağzında."
edit: kelime düzenleme.
kitapta martin eden isimli bir gencin zihnen sınıf çatışmasına uğraması ve ait olmak istediği sınıfla alakalı verdiği mücadele anlatılıyor. elbette bu mücadeleye başlamasındaki etken üst sınıfa mensup bir hanımefendi oluyor. genç adam, gördüklerine hayret ediyor, heyecanlanıyor ve kendisinin de onlardan biri olması için çaba gösteriyor. zamanla kıza olan tutkusu artığı gibi, öğrendikleri neticesinde dünyaya olan bakışı da değişip artıyor. en sonunda kafasında kurduğu üst mertebeyle karşısına çıkan bambaşka oluyor. gördükleri onu ruth'tan, ailesinden, kendisinden ve dahi dünyadan soğutuyor. son ise kaçınılmaz elbette.
kitap hakkında yazılan yorumları görünce hayli yüksek bir beklenti içerisinde okudum ama istediğim sonucu alamamış olabilirim. belki de anlatılmak isteneni anlamadım yahut bir şey bana dokunmadı, bilmiyorum fakat öğrendiğim yazarlar/eserler harici çok etkilemedi. güzeldi, kelimeleri sıkmıyordu, anlatım hoştu falan da... ne bileyim yahu.
herhalde ölümün detaylandırılması bir miktar etkiledi. kitap bitince gözlerimi kapattım, bir an okyanusun dibindeymişim gibi oldum. o an eminim her okuyucuyu etkilemiştir. haricinde "oha ulan" tepkisi veilecek olağan üstü olaylar yaşanmadı. şey hariç; "ben aynı martin'im, ünlü olmadan önce de buydum" ibaresinin derinlerime işlediğini söylemeyi unutmayayım.
eğer okuyacaksanız beklentiyi arşa çıkarmadan okuyun derim. * düşünce yapısı insandan insana değişiyor tabii ama siz yine de dikkat edin.
birkaç cümle:
-"önceki hayatının edebi gerekliliklerine aşina bir hayalet gibi çalışıyordu. hayaletlerin ölmüş ama öldüğünü fark etmemiş insanların ruhları olduğunu duyduğunu hatırlayınca, öldü de bundan haberi mi olmadı, diye anlamak için bir an çalışmasını kesti."
-"yaşamayı arzu etmeyen bir hayat, sona erme yoluna girmiş demektir."
-"uyanık geçirdiği her an etrafında ve üzerinde çiğ bir öfkeyle parlıyordu. acıtıyordu. dayanılmaz bir acı veriyordu."
-"hayat dayanılmaz ölçüde sıkıcı ve aptaldı; feci bir tat bırakıyordu ağzında."
edit: kelime düzenleme.
devamını gör...
annelerin çöp diye attığı muhteşem şeyler
sürpriz yumurtadan çıkan oyuncaklar. yaklaşık 10 yıllık emeğim boşa gitmişti. halbuki en sevdiğim oyuncaklar onlardı. halen anlam veremiyorum neden çöpe attığını. *
devamını gör...
mısır piramitleri
-mısır piramitleri kimin adına yapıldıysa onun bulunduğu odaya, doğum ve tahta çıktığı günler olmak üzere yılda iki defa güneş girmektedir.
-mısır piramitlerinin içi yazın soğuk, kışın sıcak olur.
-mumyalarda radyoaktif madde olduğu için mumyaları ilk bulan 12 bilim adamı kanserden ölmüştür.
-piramitlerin içerisindeki süt birkaç gün geçtikten sonra hiç bozulmadan yoğurt haline gelmektedir.
www.neoldu.com/service/amp/...
-mısır piramitlerinin içi yazın soğuk, kışın sıcak olur.
-mumyalarda radyoaktif madde olduğu için mumyaları ilk bulan 12 bilim adamı kanserden ölmüştür.
-piramitlerin içerisindeki süt birkaç gün geçtikten sonra hiç bozulmadan yoğurt haline gelmektedir.
www.neoldu.com/service/amp/...
devamını gör...
delirmemek için yapılanlar
düşünmemem gerektiğini düşünmemek
devamını gör...
suç olmadığı halde yaparken öyle hissettiren durumlar
bir şeyler almak isterken fiyatın pahalı olduğunu görüp ardından teşekkür edip acilen oradan kaçmak. oradaki çalışanları yoruyor gibi hissediyorum o yüzden.
devamını gör...
didem madak sözleri
hiçbir takım tutmuyorum, yıldızların takımından başka
devamını gör...
20 yaşındaki erkek ve 20 yaşındaki kız
erkek 20 yaşındadır, kız ise daha 11.
nasıl oluyormuş cinsiyetçilik?
nasıl oluyormuş cinsiyetçilik?
devamını gör...
je-
#683948 ''yeşil hayvan yok'' diyerek oyun esnasında o psikolojiyle gülmekten karnımın ağrımasına* sebep olan yazar.
oyunda düşünmeye çalışıyorsunuz yeşil renkli hayvanları ve 1:12. dakikada görüldüğü üzere oradan bir cümle parıldıyor, tüm algınızı ve düşüncelerinizi yok ediyor: ''yeşil hayvan yok''
yaptığın tespit yanlış olsa da keyifliydi je-, sana da bir o kadar keyifli sözlükler dilerim.
oyunda düşünmeye çalışıyorsunuz yeşil renkli hayvanları ve 1:12. dakikada görüldüğü üzere oradan bir cümle parıldıyor, tüm algınızı ve düşüncelerinizi yok ediyor: ''yeşil hayvan yok''
yaptığın tespit yanlış olsa da keyifliydi je-, sana da bir o kadar keyifli sözlükler dilerim.
devamını gör...
enerjinizi tüketen alışkanlıklar
milletin derdiyle dertlenmek.
devamını gör...
poğaça suratlı erkeklerin alıcısının çok olması
kadınlarla ilgili başlık açsan sıkıntı, erkeklerle ilgili açsan yine sıkıntı. ne yapacak nerden ekmek ya da poğaça yiyecek bu yazarlar??
+ bir de poğaça alır mısın poğaça?? peynirli veya zeytinli farketmiyor? 4 tane alsan yeter...
(amcamıza selamlar)
+ bir de poğaça alır mısın poğaça?? peynirli veya zeytinli farketmiyor? 4 tane alsan yeter...
(amcamıza selamlar)
devamını gör...
ama kafamız nasıl güzel radyo programı
mutlu ettiği kadar hüzünlendiren güzel yayın.fon müziği ve parça seçimleri de hoş.
değerli yazar arkadaşlarımızı tebrik ederim.emeklerinize sağlık.
değerli yazar arkadaşlarımızı tebrik ederim.emeklerinize sağlık.
devamını gör...
orhan veli kanık
böyle pırlanta değerinde az bulunan şairimize de 5 parasız belediyenin açtığı çukura düşüp ölmek yakışırdı zaten, canım ülkem hiç değişmiyor.
devamını gör...



