zamanında şöyle bir işe imza atmış olan.

devamını gör...

üç kere intihar girişiminde bulunmuş, sonuncusunda başarılı olmuş yazar ve şair.

hayatımda öylesine yer edinmiş bir kadın ki, bazen otuz yaşımı görmeden gideceğimi düşünüyorum. plath sendromu'na yakalanan bir diğer isim de ben olacağım. biliyorum sylvia ölmek istemiyordu, sylvia ölümden güç alıyordu; sylvia ölümle besleniyor ve ilham alıyordu, bu yüzden çok kızıyorum, böylesine büyük bir kadının ölümünü aldatılmaya bağlamalarına. henüz on dört yaşındaydım sylvia ile tanıştığımda ve o zamandan beri anlamaya çalışıyorum onu, anlamaya başlıyorum da. anlamaya başladıkça daha çok benziyorum ona.


"bir gün yok ki senden haber gelmesin,
belki afrika'da geziyorsun ama beni düşünüyorsundur."
devamını gör...

"yaşamak çok nadir rastlanan bir şeydir. çoğu insan sadece var olur. " (bkz: oscar wilde)
devamını gör...

yeni nick'ini alıp gelecekmiş gibi geliyor.
(bkz: nick'imle başım dertte ne yapsam bilmiyorum)diyerekten gitti.
devamını gör...

öncelikle düzeltilmelidir ki onlar cumhuriyet savcısıdır.
zamansız ve temelsiz; hak edilmeden elde edilen her makam, ünvan, yetki, şöhret kişinin bozulmasına ve bununla beraber yanlış davranmasına sebep olur. ben bunun, insanın doğasında olduğunu düşünüyorum. bu durumu sadece cumhuriyet savcılarına indirgersek oldukça sığ bir alanda konuşmuş oluruz.
bu yüzden, burada konuşulması gereken konunun, kişinin alanında yetkin olmadan yetkili konumuna nasıl geldiğini konuşmak olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

marksist siyasetçi ve bilim insanı. türkiye siyaset tarihindeki ilk kadın parti başkanıdır. türkiye işçi partisi başkanlığını yapmıştır. illegal türkiye komünist partisi üyesidir de bir yandan. behice boran'ın türkiye'deki sosyalist mücadeleye en büyük katkısı sosyalist devrime ve partili geleneğe olan bağlılığı olmuştur. yıllarca hapis yatmış, seksen darbesinden sonra yurt dışına kaçmış ve vatandaşlıktan çıkarılmıştır. brüksel'de hayatını kaybetmiştir.
behice boran'ın hayatını okuduğumda aklıma şu gelmişti: çok rahat ve lüks bir hayat yaşayabilecek biriymiş. amerika'da sosyoloji eğitimi almış, parlak bir akademisyen. etliye sütlüye karışmasa, rektörlüğe kadar ilerlerdi. ama o bir sosyalistti. halk için, işçi sınıfı için, ezilenler için mücadele etti. hayatını işçi sınıfı mücadelesine adadı ve tarihe altın harflerle yazıldı.
eğer lüks ve rahat bir hayat yaşasaydı sıradan bir akademisyen olarak unutulup gidecekti. ama behice boran, tarihin en onurlu sayfalarında yer alıyor. unutmayacağız.
son olarak, 1 mayıs onun doğum günü. iyi ki doğdun hocam.
behice boran 111 yaşında!
devamını gör...

bu sözlükte her şey neden ben uyuduktan sonra oluyor? okulda da böyleydi. gitmediğim gün bir şeyler oluyordu mutlaka.
devamını gör...

üst katta bitmek bilmeyen inşaat faaliyeti. sabahın köründe bana kalmah dinletiyorlar bana da yazık.
devamını gör...

bir şekilde açıköğretim fakültelerinin ikinci üniversite programları aracılığıyla düşünenlere bir tavsiye vereyim: özellikle anadolu aöf sınavlarıyla ösym sınavları çakışabiliyor. ya da final haftanızın haftasonunda bir de diğer bölümünüzün sınavlarına girmeniz gerekebiliyor. örneğin, artık anadolu üniversitesi nasıl takvim ayarlamışsa, geçen dönemin finalleri ales'e denk geliyordu.

kaydolmadan önce bunları da düşünün. şimdiki aklım olsaydı baştan hiç uğraşmazdım herhalde.
devamını gör...

zamanım yok.
devamını gör...

cüneyt arkın, gerek oyunculuğuyla gerekse filmlerinde dublör kullanmamasıyla bilinen bir insan. filmlerinde dublör kullanmıyor oluşu bile bu yeşilçam üstadını övmeye yeter de artar. lakin cüneyt abimizin özellikle türk destanlarından esinlenerek yazılmış filmlerinde hemen herkesin gözüne batan bir ayrıntı vardır: bizans askerleri!

bu askerler, kolonya cumhuriyeti ordusu gibi askeri eğitimden yoksun, şöyle kılıç, mızrak ve ok kullanmaktan başka bir şey bilmeyen yeteneksiz askerlerdir.
bugünkü savaş oyunlarının en kolay seviyesinde dahi bir düşmanı öldürmeniz için minimum üç mermi isabet ettirmeniz gerekirken cüneyt arkın filmlerindeki bizanslı askerler yumrukla, tekmeyle veya cüneyt abimizin yüksek bir yerden üstlerine atlamasıyla ölebilmektedir. hani o zamanlar sigortacılık olmuş olsa, sigortacıların üstüne para verip sigorta yapmayacağı tek şey sanırım bu askerler olurdu. korkusuz cengaver filminde kafasına domates isabet eden asker ölmüştü, hani düşün durumu ne kadar vahim.
amma ve lakin bu kadar kolay ölseler de bu askerlere rabb'im tekrar canlanma yeteneği vermiştir. öyle ki tek bir cüneyt arkın filminde aynı askerin altı defa öldüğüne şahit olabilirsiniz. (bkz: reenkarnasyon)
bununla birlikte bu askerler okla nişanlamada oldukça kabiliyetsiz, leş arkadaşlardır. attıkları bütün oklar cüneyt abimizin garanti bir buçuk metre uzağından geçmektedir. bu da bu askerlerin saymakla bitmeyecek yeteneksizliklerinden biridir.
her biri en fazla 170 cm olan ve yedi cüceler gibi cüneyt abimizin etrafta dolaşan bu askerler, şatoya baskın olduğunda sürekli olarak surların merdivenlerinden inip surların merdivenlerine çıkarlar. cüneyt abimizin üstüne üçerli beşerli kılıçla, mızrakla saldırırlar; fakat sıfır isabetle tahtalı köyü boylarlar... pardon boylamazlar. bu adamların minimum altı adet reenkarnasyon hakları vardı, unutmuşum sorry.

bizans tarihinde inanılmaz yer kaplayan, hala milyarlarca insanın ilgi gösterdiği bizans gladyatörleri ve bizans şövalyeleri tarih sahnesinden silinmişçesine bu filmde yoktur. gerçi olsa cüneyt abimiz onları da pert ederdi ya, neyse...
devamını gör...

döllenme sonrası trofoblastik hücrelerden salgılanan,fertilizasyondan 24-48 saat sonra anne serumunda ortaya çıkan, immün sistemi baskılayan bir proteindir.
erken gebelik faktörü gelişimin ilk 10 günündeki gebelik testlerinin en önemlisidir.
devamını gör...

belkide dünya başka bir gezenin cehennemidir sözüyle başka bir boyuta da taşınabilir.
devamını gör...

insanlar kendilerini mükemmel sanarlar ,sürekli övülmek isterler çünkü egoları onu ister .eleştiriye tahammülü olmayan kimseler bilmezler ki eleştiri olmadan doğruya ulaşılmaz .
devamını gör...

(bkz: hugo'da küfreden çocuk)
devamını gör...

konuşma tarzıma ve yazın üslubuma binaen, sık sık başvurmak durumunda kaldığım noktalama ışığıdır...
suyunu çıkarıyor muyum?
evet bazen...
lakin bununla ilgili hiç olumsuz dönüt almadım. alsam da düzeltir miydim?..
sanmıyorum..
bu benim... bu ben'in...
devamını gör...

ülkede seçilmiş bir milletvekilini dövdürecek kadar arsızlaşmış bir hükümetle karşı karşıya olduğumuzu göstermiştir. ideolojik olarak nasıl baktığımızdan bağımsız olarak meclisimizde bizi temsil eden bir vekilin böyle muameleye maruz bırakılmasına tepki göstermemiz gerektiğini düşünüyorum. görüntüleri izlemek için buradan.

ekleme; arkadaşlar, olayı istediğiniz gibi yorumlayabilirsiniz de bu kadar anlamsız yorumlar olmamış sanki. burada olay barış atay’ın samimiyeti değil, polis memurları tarafından tartaklanması. daha önce de dedim eğer bu gibi insanların terörist olduğunu düşünüyorsanız sahaya bizzat teşrif edersiniz. halkla beraber meşru protesto hakkınızı kullanırsınız. burada bir diğer mesele gencecik çocuklar sokaklarda linç edilirken onların seçtiği vekiller nerede? hadi hdp olaya karışsa protestoları illegal hale getiriyor diyeceksiniz. o halde hani iyi parti vekilleri? hani chp vekilleri? hem hiç bir şey yapmayıp hem de yapanları eleştirirseniz muhaliften çok iktidara payanda olan biri imajı çizmiş olursunuz. seçtiğiniz vekiller meclis lokantasında yemek yerken barış atay hiç olmazsa tarafını belli etmiş eleştirecekseniz onu değil katılmayan sözde muhalif vekilleri eleştirin.

gelen haklı uyarı üzerine ekleme; başlığı açarken kullandığım linç kelimesinin tam olarak gerçeği yansıtmadığını fark ettim. kusura bakmayın. linç edilmesi yerine tartaklanması daha uygun olur.
devamını gör...

bir an trol başlığı sandım, meğerse habermiş. ne günlere kaldık anasını satayım haber değeri taşıyan şeye bak.
devamını gör...

ankara ruhu acıyla dolu fakat bağrında evlatlarını sevgiyle büyüten br şehirdir. spesifik bir özelliğini sayamazsınız belki doğasıyla ilgili. mesela denizi şöyledir, ormanı böyledir diyemezsiniz fakat onun farklı bir havası vardır. soğuktur fakat bir o kadar sıcaktır da, hem seversiniz hem lanet edersiniz.
hem entellektüel kültürü barındırır hem köylünün nasırlı ellerinden çıkma ürünlerini, bilmem kaç dönüm tarlasını saklar içinde.
yani en güzel yani zıtlıkların ahenkli birleşimidir bence.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim