iskandinav mitolojisi, kronolojik bir masal seti kabul edilebilir. bu masal setinin son hikayesi ise ragnarok olacaktır. yani bizim bildiğimiz adıyla kıyamet. ragnarok en çok vikingler için bilinen bir hikayedir. vikingler için bu efsanenin ne zaman gerçekleşeceği bilinmemekle beraber, gerçekleşeceğine kesin gözüyle bakılan bir kehanettir.

ragnarok kelimesinin kökeni eski nors diline dayanmaktadır. ragna ve rok kelimelerinin birleşiminden oluşmuştur. ragna; "tanrıların düzenleme gücü", rok ise "kader, yazgı, kıyamet" anlamlarını taşımaktadır. bu iki kelimenin birleşiminden ise kelime olarak ragnarok türemiş ve "tanrıların kaderi, tanrıların yazgısı" anlamını taşımaktadır. çok olmasa da eski bazı iskandinav mitlerinde "tanrıların alacakaranlığı" olarak da anlam kazanmıştır.

ragnarok tam olarak nedir diye soracak olursak, kainattaki herşeyin, iskandinav mitolojisine göre tanrıların bile sonu, felaketi şeklinde cevaplamamız mümkündür. bu tabir iskandinav mitolojisine göre herşeyden sonra gerçekleşecektir. kehanete göre ise ragnarok'un gerçekleşeceği zamanlarda, her yerde savaş, ölümler, adaletsizlikler ve katliamlar var olacaktır.

ragnarokun başlangıcında dünyamız üzerinde asla yaşanmamış şekilde çok büyük ve çok uzun bir kış başlayacaktır. bu kışın ismi ise fimbulvetr. yani iskandinav mitolojisine göre tabiri caizse "winter is coming". güneş dünyamızı artık ısıtmaya yetmeyecek, her yerde kar yağışları olacak ve dünyamız iliklere kadar donduran bir soğuğun etkisine girecek. bahsedilen bu amansız kış, arada hiç yaz olmaksızın üç veya dört kış kadar sürecek. tüm bunlar yaşanırken insanlar artık temel ihtiyaçlarını bile karşılayamayacak hale gelmiş olacak. bu sebepten tüm ahlak kuralları ve yasalar işlevini yitirecek. yasasızlık, tek yasa olacak. çünkü gücü yeten yaşamaya devam edecek. yaşamaya devam etme mücadelesi herşeyden baskın hale gelecek.

kılıçların, ok ve yayların, baltaların zamanı geri gelecek. kardeş kardeşi, baba oğulu, oğul babayı öldürecek. iskandinav mitolojisine göre zamanın en başından beri güneş ve ay'ı avlamak için sürekli kovalayan, asla peşini bırakmayan skoll ve hati ismindeki iki kurt kardeş, ragnarok gerçekleştiği zaman başarıya ulaşacak ve güneş ile ay'ı yakalayıp tutsak etmiş olacak. gökyüzüne baktığımızda gördüğümüz irili ufaklı tüm yıldızlar kaybolmuş olacak ve gökyüzü sonsuz, uçsuz bucaksız ve amansız bir siyah perde olacak. kainatı ayakta tutan "yggdrasil" (idrasil), titreyecek ve dünya üzerinde tüm dağlar ve ağaçlar yerle bir olacak. çok büyük depremler yaşanacak. yaşanan depremler sonrasında "fenrir" tutsaklığına sebep olan zincirlerden yani gleipnir'den azad edilmiş olacak. midgard'ın devasa büyüklükteki yılanı "jormungand" yer kürenin karasal kısımlarına yaklaşacak. zehrini tüm dünyaya öylesine püskürtecek ki deniz ve karada ve havada yaşayan herşey yok olacak.

semada bir kapı açılacak ve bu kapıdan ateş devi "surtr" ve onun ordusu olan "muspelheim", kendi yerlerinden ayrılıp "bifrost" denilen bir meydanda savaşmaya gidecekler. surtr ve onun ordusu muspelheim ilerlemeye devam ettikçe üzerinde yürüdükleri köprü kararmaya başlayacak ve parçalanacak. "loki" tutsak edildiği yerde, prangalarından kurtulup "naglfar" adı verilen gemiyi sürmeye başlayacak. loki'nin ordusu hel'in hükümranlığını yaptığı topraklardaki tüm ölüler olacak. aynı zamanda "hel" loki'nin kızı, bunu belirtmekte fayda var.

tüm bunlar vuku bulurken "heimdall" elindeki boynuzu "gjallarhorn'u" üfleyecek. üflenen boynuz sayesinde tüm uyuyan tanrılar uykularından uyanacak. uyanan tüm tanrılar "vigrid" ismindeki cenk meydanında toplanacak. bu meydanda buz devleriyle savaşan savaşan tanrılar yenilecek ve hepsi son nefeslerini orada verecek. odin'in ordusu "einherjar" ve hel'in ordusu olan ölüler kendi aralarındaki savaşta hepsi ölecek. "odin" kurt fenrir'e saldırıp mızrağı gungnir'le direkt olarak kurdun üzerine atlayacak. ama odin yenilmekten geri kalamayacak ve kurt fenrir'in dişleri arasında can verecek. ardından odin'in oğlu "vitharr" intikam almak ve odin'in kanını yerde bırakmamak için fenrir'in üzerine saldıracak ve kurt fenrir'i orada öldürecek.

"thor" yanından asla ayırmadığı çekici "mjöllnir" sayesinde midgard'ın dev yılanı jormungand'a saldırıp öldürecek ancak yılanın savaş esnasında kendisine doğru attığı zehirden dolayı thor da ölecek. tek eli olan savaşçı "tyr", cehennem köpeği olan "garm"a doğru atılıp onunla savaşacak. diğer tüm çarpışmalarda olduğu gibi bu savaşın da galibi olmayacak ve ikisi birbirini öldürecek.

tüm bu çarpışmaların ve çatışmaların sonunda hayatta kalanlar sadece loki ve heimdall olacak. bu ikili de savaşırken can verecekler. ikisinin savaşından sonra skoll güneşimizi ve hati ise ay'ımızı yutacak. ve bundan sonra da surtr kılıcını havaya kaldırarak dünyayı yakacak ve savaş böylece son bulacak.
devamını gör...

ders aşaması boyunca değerli hocalarınızın ileride yapacakları şahsi çalışmaları için 25-50'şer sayfalık, spesifik konular üzerine özetler yazarsınız saatlerce. 2 sene sonra bir aferin ile uğurlarlar seni. tebrikler artık lisans mezunu bir işsiz değil yüksek lisans mezunu bir işsizsindir.
devamını gör...

hayatımın büyük kısmında hayallerim bile hep gerçekçiydi. ancak sonradan fark ettim ki hayal çok farklı bir şey. hatta çoğu insanın kendini tüm yaşamı boyunca mutlu hissedebildiği tek alem. bu yüzden saldık artık olmaz bu demeyi falan. olur olur olmasa da kaybımız yok :)
devamını gör...

ilk taktığımda sadece sola takmıştım, o zaman bir şeydim.

bir yıl sonra iki kulağıma da taktım. sonra iki şey oldum.

şu anda ise hiç takmıyorum ve kulaklarım kapandı. artık hiçbir şeyim.
devamını gör...

karayollarında motorlu veya motorsuz taşıtı süren kişidir.
devamını gör...

"o zaman ben de sana yemek yapıyormuşum, evi temizliyormuşum gibi yapalım ama ben bunları yapmayayım" denilesi kişi. bence olur.
devamını gör...

aşağı yukarı şu şekilde.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

merhaba diyorum laf sokar gibi aleykümselam diyor adam. günaydın diyorum cahiliye döneminden kalmasın diyorlar. tam terside oluyor bazen tabi mesela bi önceki adama merhaba dedim aleykümselam dedi diye sonrakine selamünaleyküm diyorum o da merhaba canım diyor. bu kültürel farklılık içerisinde şamar oğlanı gibi ordan oraya savuruyorlar bizi. sonrasında ise sadece kafa ile selam vermeye başlıyorsun, kafanı hafif yana yatırıp aşağı ve yukarı kaldırdığında bütün selam şekillerini barındıran bir haraket yapmış oluyorsun en güzeli bu.
devamını gör...

ayrı bir sekme altına alınması fikrine katıldığım sözlük özelliği. akışta ismini görmek hoş olsa da sadece yazmak isteyenlerin yazdığı, okumak isteyenlerin okuduğu bir yer haline gelmesi çok daha iyi olacaktır..
devamını gör...

öyle uzaktan uzaktan seviyoruz birbirimizi.* arada profilime uğrar bir dolu beğeni bırakır sağ olsun. o beğeni bırakır ben mutlu olurum. herkes bahsetmiş zaten, karalama defterini okumak diye yeni bir hobim var artık. teşekkür ederim sevgili yazar. uzun lafın kısası uzaktan beğenileşmeye gönlüm el vermedi adını koyalım diye yazayım dedim. siz yazın biz okuyalım güneş.
devamını gör...

nickaltı benden olsun.
girdiği bilgilendirici, güzel tanımlarıyla iyiki var dedirten normal sözlük yazarıdır. okuyunuz okutturunuz efenim.
iyi bayramlar. *
devamını gör...

1972 yılında sait faik hikâye armağanı kazanmış, türk edebiyatının önemli yazarlarından biri olan füruzan kitabıdır. ilk yayım yılı 1988 olan, 2. dünya savaşı temalı hüzün dolu bir romandır.

kızı ve oğlu tarafından yalnız bırakılan, almanya'yı hiçbir zaman benimseyemeyen yaşlı bir alman kadın olan frau elfriede lemmer ile selman ile güldane korkmaz çifti ve çocukları arasında, almanya'da bir apartmanda geçen ilişkiyi konu edinmektedir. korkmaz ailesi türkiye'den çeşitli sebeplerle almanya'ya konuk işçi olarak gider ve alman halkı tarafından dışlanır, soyutlanırlar. apartmanda elfriede lemmer ile aynı kata taşınmaları ile aralarında bir bağ oluşmaya başlar. türk ailesi ve alman kadın arasındaki bu samimiyet diğer apartman sakinlerini rahatsız eder ve birçok komşusu elfriede lemmer'i bu tutumundan dolayı aşağılar.

berlin'i ikiye ayırdığı düşünülen ve "utanç duvarı" olarak anılan berlin duvarına, almanya'nın birçok sokağına, kültürüne, tarihine ve nazi almanyasına yer vermektedir. yazar bütün bunları daha çok zamanda geriye dönüş tekniğini kullanarak, elfriede lemmer'i, almanya ordusunda yer alıp savaşarak bir kolunu kaybeden ve sonrasında vefat eden eşi hermann'ı ve kadının aklından silinmeyen hatıralarla dolu çocukluk ve ilk gençlik anılarını anlatmaktadır.

pek güzel bir sonu olmayan kitabın birçok kısmında almanca kelimelere/cümlelere yer verilmiş ve bana göre bu bölümler okuyucuda gerçek bir alman apartmanındaki diyaloglara şahit oluyormuş hissiyatı yaşatıyor.
devamını gör...

her tür şarkıyı kendince yorumlayan ve seslendirdiği şarkılara anlam katan çok değerli bir ses.
devamını gör...

eğer cevap geliyorsa sıkıntı dedirten durum.

onun dışında kendi kendine konuşmayan insanlar azınlıktadır bence.

edit: yıllar sonra gelen edit, gerçekten de iç sesi olmayan insanlar varmış ve bu insanlar azınlıktaymış. geçmiş olsun.
devamını gör...

insanolunbiraz ve küçükken halı kenarında araba kullanmış çocuk genel hatları ile gayet güzel anlatmışlar ama bir kaç kelâm da ben etmezsem olmaz *

maçların yapılacağı yer seçimi çok önemlidir. iki mahallenin arasında boş bir arsa yada toprak bir saha varsa, ekseriya bu alan tarafsız saha olması sebebiyle tercih edilirdi. eğer bu tarz bir alan yoksa, maçlar sırayla bir rakip mahallede bir sizin mahallenizde oynanırdı. özellikle deplasman kafilesi mevzusu mühimdir zira orada başınıza ne geleceği belli olmaz. bu sebeple mahallenin abilerinden müsait olanlar muhakkak kafileye dahil edilir ve çiğdem çitleyerek maçı izlemeleri temin edilirdi. kale direkleri yerine genelde taş kullanılırdı lakin bu durum topun gol olup olmadığı konusunda ciddi tartışmalara sebep olduğu için inşaatlardan bir kaç tuğla araklanması bu işin olmazsa olmazıydı. zaten iki takımın müşterek çalıştığı ve ortaklaşa yaptığı tek işte tuğla aşırma işidir. tuğlalar üst üste konur. yarım direk haline getirilir böylece tartışmaların önüne geçilmeye çalışılırdı. maç bitiminde tuğlalar bir daha ki maçta da kullanılsın diye kuytu bir yere konur ve saklanırdı. ancak her ne hikmetse yeni maç yapılacağı zaman bu tuğlalar hep kırılmış olur ve tuğla aşırma mesaisi yeniden başlardı. maçlar genelde gazozuna oynanırdı ve muhakkak gazoz almak istemeyen biri çıkıntı olur ve bu durum bazen ciddi arbedelerin çıkmasına neden olurdu.

evvel zaman içinde kalbur saman içinde bizimde deplasmana gittiğimiz bir günü hiç unutmam. bizim mahallede eko vardı. çocuk inanılmaz yetenekli. maradona eko zaten lakabı. milleti tespih tanesi gibi ipe diziyor. bu çocuk bizim en büyük silahımız. geri kalanlar bende dahil vasat oyuncularız. birde kazmalarımız var ki, onlar ayrı terane. neyse efendim eko maç esnasında yine milleti ipe dizdi, kalenin dibinde bomboş duruyorum verdi pası bana gönderdim kaleye. serde beleşçilik var. çok pis gol koklarım, tanju çolağın uzun boylu versiyonu gibi bir şeyim. ama benim saçlar diğer çocuklara göre biraz uzun olduğu için bana metin tekin muamelesi yapıyorlar. sarı fırtına falan diyorlar. havam bin beş yüz yani. rakip takımın kalecisi golü yedikten sonra topu alıp gelirken, bana doğru pis beleşçi diye çıkışmasın mı, benim şalterler attı. yürüdüm bunun üzerine, ortalık toz duman, millet ikimizi ayırmaya çalışıyor. neyse o arbede bir şekilde geçti gitti. maç devam etti. bizim maradona yine milleti tespih tanesi gibi ipe dizdikten sonra birde kaleciyi çalımladı. ben yine kalenin önünde bomboşum. alışmışız beleşçiliğe hiç sekmiyor, o kale tuğlasının arkasında bitiveriyorum. verdi yine pası bana. kendi de atsa atardı ama çocuk da bencillik namına zerre belirti yok. şimdi düşünüyorum da futbol oynarken bu kadar paylaşımcı olan bir çocuğu bir daha asla görmedim. futbol azizi olabilir. yalnız o esnada benim keçi inadım tuttu. topu beklettim ayağımın altında. atmadım içeri. o sırada kaleci geldi ayağımdan topu alıverdi.

maradona eko sinirlendi. bana doğru el kol hareketi yaparak koşmaya başladı;

maradona: ne yapıyorsun lan sen!
ben: adam bana beleşçi dedi. atmadım işte.
maradona: e beleşçisin!
ben: sensin beleşçi! (sinirle paylaşım noktasında kaf dağına çıkmış adama beleşçi diyorum.)

birbirimizi iteklemeye başlıyoruz. takım içi anlaşmazlık arş-ı alaya çıkmış. birileri bizi ayırmaya çalışıyor. baktık içlerinde karşı mahalleden çocuklar da var. hızlı bir manevra ile ''size ne oluyor lan!'' diyerek bunlara daldık. çocuklar neye uğradığını şaşırdı. sonrasında kavgaya sahadaki herkes katıldı. yalnız çok temiz dövdük adamları demek isterdim lakin anlamadığımız bir şekilde her iki tarafında temiz dayak yediğini söyleyebilirim. yani bize göre biz onları dövmüştük. onlara göre ise onlar bizi dövmüştü. bunun muhabbeti de aylarca sürdü. neyse sonrasında oramız buramız ağrılar içerisinde mahalleye dönerken, eko bana seslendi; ''lan senin yüzünden başımıza gelenlere bak.'' ''adam bana beleşçi dedi, hak ettiler' dedim hafif gülümseyerek. eko tekrar baktı bana, '' eee beleşçisin'' dedi. gülmeye başladık. hatta biraz anırmış dahi olabiliriz. o gün beleş gazoz da alamadığımız için gittik mahalle bakkalımızdan kendi kendimize gazoz ısmarlayıp içtik, üzerine de leblebi tozlarını höpürdettik. güzel günlerdi vesselam...

eko bak buraları okuyorsan benim beleşçilik halen devam ediyor haberin olsun, o zamanlar futbol oynarken vardı, şimdilerde sözlükte yapıyorum bu işi. hazır başlık buldum mu girip, yazıp, çıkıyorum. milleti ipe dizip açtığım başlık sayısı sınırlıdır. allah'tan bu beleşçilik bende sadece bir alanda zuhur ediyor da paçayı sıyırıyoruz. yoksa yandı gülüm keten helva...

tanım: her güzel şey gibi geçmişin tozlu sayfalarında kalan bir etkinlik.
devamını gör...

darısı ayçiçek yağına demek istediğim başlıktır.
ahahahahah ülkeden ay çiçek yağı için indirim istedim.
şaka gibi ama şaka değil maalesef.
devamını gör...

hep kötü anılacak değil ya illaki vardır iyi anısı olan. mesela erkek arkadaş grubumuzun evinde bizim için sıcak su torbası vardı. ve çikolata stoklayıp bizi mutlu suşi rulosu yaparlardı.
devamını gör...

her seferinde istemsizce frida kahlo'yla karıştırdığım yazar. hayır neden ama anlamıyorum ki? biri kadın biri erkek biri yazar biri ressam biri meksikalı biri praglı. her seferinde 'ya bu kadın yazar değil miydi?' oluyorum. değil güzel arkadaşım değil. çok korkuyorum bir gün toplum içinde bu cahilliğimi açık edeceğim diye. içimden 40 kere tekrar ediyorum tamam şimdi oldu diyorum hoopp 3 gün sonra aynı olay. düş yakamdan frida abla düş lütfen.
devamını gör...

barfii
edit: başlığı görünce bu filmi yazacaktım aa biri yazmış beğeneyim dedim ben yazmışım
devamını gör...

mini mini fındıklı lokumlar.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim