" yerini vaktinde terk etmeyi bilmek, gercek olgunluktur. sadece acizler kalmakta ısrar eder" demiş victor hugo.

eğer veda edemiyorsanız, gitmemek için bir sebebiniz vardır demektir. ya çok seviyorsunuzdur ya durumlar bunu gerektiriyordur ya da her şey bambaşkadır. ama eger bir şeylere zamanında veda etmezseniz ileride her şey daha da kötü olabilir dostlar. zamanında veda etmek, büyük erdemliktir.
devamını gör...

direği oldukça çekici bulan insandır.

ben olsam ben de samimileşirdim; o telli bıyıklar, o selvi boy... *
••

muhtemelen karakter olarak böyle biridir. ya samimileşmek hoşuna gidiyordur, ya da karşısımdakiyle konuşmayı uzun zamandır bekliyordur.
devamını gör...

marcel proust'un, kayıp zamanın izinde serisinin ilk kitabıdır. kitabı okuyan, okumayıp da proust okumak isteyenler için kısa bir analiz yapacağım.

öncelikle swann'ların tarafı romanının en dikkat çeken noktası uzun, bitmek tükenmek bilmeyen betimlemeleridir. burada biz bizeyiz, balzac'ın vadideki zambak romanını betimlemelerden okuyamadığını söyleyenlerin hiç başlamaması gereken bir romandır. (bunu söylememin sebebi, vadideki zambak gibi kaymak gibi akan bir kitabı yarıda bırakan insanları anlayamamamdır. gerçekten anlamıyorum; vadideki zambak okumak ne kadar zor olabilir yav) proust, bu romanda çocukluğunu, yaşadığı evi, ailesini, memleketi(combray) anlatır uzun uzun.

kitabın adı, proust'un çocukluğunu geçirdiği evden çıktığınız zaman, combray çevresinde gezinti yapabileceğiniz iki taraftan biri olmasından gelir. bunlar birbirine o kadar zıt taraftadırlar ki ikisi için iki ayrı kapıdan çıkarsınuz. bunlardan biri guermantes tarafı, diğeri de meseglise-la-vineuse tarafıdır. bu tarafta swann'lar yaşadığı için de proust buraya swann'ların tarafı der. bu yolları, nehirleri, çiçekleri anlatır uzun uzun. onlara insani duyguları atfeder ve adeta onları canlandırır.

m.swann, bir aile dostudur. yüksek sosyeteden çokça ahbabı bulunur. guermantes prensi, parma prensesi, fransa cumhurbaşkanı, diplomatlar, sanatçılar vs. her kesimden üst düzey insanlarla görüşen, saygın bir insandır. proust, o dönemi, dönemin fransa'sını, toplumsal sorunları, sınıfları anlatmak, eleştirmek, ara ara yaşamdan dersler çıkarmak için m.swann'ın hayatını kullanır. ilk sayfalardaki uzun betimlemeler, yaklaşık 160 sayfa sonunda swann ve onun aşk hayatına ayrılarak daha kolay okunabilir bir hal alır. swann'ın aşkını, tutkularını, yalpanışını anlatır proust. aslında fiziksel olarak beğenmediği bir kadına korkunç bir tutkuyla aşık oluşunu aşama aşama anlatır. bu süreçteki reddedişi, swann'ın kurtulmaya çalışmasını, bağımlılığın çaresizliğini size hissettirir.

bu kitabın, çok uzun analizi yapılmalı aslında ancak ben de siz de yorulmayın, zaten üç beş kişi anca okur. kitabı okumalısınız. herkese saygım sonsuzdur ancak proust okumak bir insanın hayatında kendine yapacağı en büyük iyiliklerden biridir. ona ayıracağınız zaman size kat kat geri dönecekir. size anlattığı olaylar içinde müthiş hayat dersleri verir. adam acayip bir usta, kelimelerle resmen dans ediyor; okudukça okuyasınız geliyor, not edesiniz geliyor, düşünesiniz geliyor. şiddetle tavsiye ederim.

proust'un çocukluğunu geçirdiği yeri ve dönemi anlattığı bu romanı, m.swann'ın kızını görmesiyle biter. ergenliğini, artık tiyatrolara(berma) gittiği, swann ailesini, aşkını da serinin ikinci kitabı, içerisinde muhteşem çözümlemeler olan, serinin muhtemelen en sağlam kitabında (bkz: çiçek açmış genç kızların gölgesinde) anlatacaktır.
devamını gör...

12 angry man.
devamını gör...

insanlar goygoy yapmak istiyor. ben de goygoy başlığı açmıyorum. bu kadar basit.
devamını gör...

#436162 dun gece format disi basligina ufak bir mudahalede bulundugum icin benim sinsi bir yilan oldugumu iddia eden tatlismi tatlis yazarimiz. boyle ufak meseleler icin bu kadar kin beslenir mi sayin yazar? bakiniz nickiniz de bile nefret soylemleri mevcut. neyse ben size baris elini uzatiyorum ve en normalinden olan bir fincanla kahve icmeye davet ediyorum. saglikcakla kaliniz, cokca seviniz, cokca seviliniz ve bu kadar kindar olmayiniz...birde haftanin yedi gecesi buradayim, bunu da belirtmek istedim, siz bir zahmet mesaji aliniz...
devamını gör...

var böyle bir şey, mesela çok zeki olmayan birinin yanında aklınıza gelen bir espriyi yapmaktan vazgeçtiğiniz olmuştur. işte hep zekası düşüklerle takılırsanız bir süre sonra aynı incelikte espri yapamadığınızı görebilirsiniz. çok sevdiğim bir sözü de şuraya bırakayım:

beş yıl sonra olacağın insan, tamamen bugün okuduğun kitaplara, izlediğin filmlere, dizilere, zaman harcadığın insanlara, tükettiğin gıdalara, alışkanlıklarına ve giriştiğin yazışmalara, konuşmalara göre şekillenecek.
ruben chavez
devamını gör...

beş siyah karton, üç beyaz kalem, sekiz pamuk çubuk, iki parlak beyaz kalem ve trilyon kez tekrar denemeyle bu oldu.

--! spoiler !--
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
--! spoiler !--

bir arkadaşımın çektiği fotoğraftan etkilenerek çizmiştim.

edit: link düzenleme.

edit2: arkadaşlar bu çizim size tanıdık gelebilir. dediğim gibi bir resimden etkilenerek yaptım. bir efekt koydum parlasın diye o kadar. millet neler yapıyor, bana bunu reva görmeyin.. *)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sarah jio'ya ait, ll. dünya savaşı'nda cepheye gönüllü olarak hemşirelik yapmaya giden anne calloway'i ve eve dönene kadar yaşadığı olağanüstü aşkı konu eden roman.

yazar her zamanki yalın dili, kuvvetli tasvir yeteneği ve insana o savaşın ortasında yaşanan mükemmel aşka şahitlik yaptıran anlatımıyla insanı resmen büyülüyor. başrol karakterler arasında yaşanan aşk, araya giren olaylar etkilemekle kalmıyor, kitabı unutturmuyor.

--- alıntı ---
"ama bazı hikayelerin anlatılmaması gerekir. "
--- alıntı ---

diyen yazar, kitaba eklediği birçok şarkıyla da karakterleri canlandırıyor. okumadıysanız ve romantik/dram türü kitaplar seviyorsanız tavsiye ederim.

"kerkesin bir hikayesi vardır."
"kalbimde görmezden gelemeyeceğim bir acı vardı."
devamını gör...

taşınabilir daktilo, sarı renkte, hâlen çalışıyor.

dedem almanya'ya giden ilk kuşak işçilerdendi. yıllarını bir oto tamirhanesinde boyundan büyük lastikleri takıp çıkararak geçirdi. her zaman çok muntazam yaşamaya çalışan, işyerindeki üniforması dahil jilet gibi düzgün ve tertemiz giyinen biriydi. bir gün bile traşsız gördüğümü hatırlamıyorum. bu muntazam duruşu sofradan kişisel alışkanlıklarına kadar her aşamada belli olurdu hayatının, ilkokul mezunu olmasına rağmen kurduğu yazılı iletişimde bile. zamanında büyükanneme yazdığı mektupları ve kartpostalları bulup inci gibi el yazısına şaşkınlıkla bakakalmıştım. oradaki işçiliği sürerken resmi makamlara yazacağı dilekçeleri düzgün olsun diye gidip iyisinden çantalı bir daktilo almış, bugünün masaüstü bilgisayarları gibi. ülkeye kesin dönüş yaptıktan sonra bile sigorta kurumlarına, devlet dairelerine dilekçe yazacağı zamanlarda büyük bir ciddiyetle daktilosunu her zaman oturduğu koltuğun hemen yanında bulunan hafif yüksekçe kahve sehpasına yerleştirir, kapağını dikkatle açar, çok önemli bir evrak yazacakmış gibi kırık beyaz renkte kağıtla kopya kağıdını üst üste koyup ruloya yerleştirir ve dikkatle yazmaya başlardı. olur da hata yaparsa başka bir şey için kullanmak üzere o kağıtları ayrı bir dosyaya koyardı. yazıya dair her şeye o zamanlardan bu yana ilgi duymama rağmen nedense hiç "ben de yazabilir miyim?" dediğimi anımsamam, daktilonun tuşlarına basarkenki o ciddiyeti bende ilginç bir çekingenlik uyandırırdı hep. yazacağını yazdıktan sonra da aynı özenle daktilonun gereken ayarlamalarını kontrol eder, kapağını kapatır ve her zamanki yerine koyardı. dedemi 99 depreminden iki gün önce kaybettik, halen bir yerde aynı düzenle yaşadığını hayal etmek gelir ara ara içimden. büyükannemi de birkaç yıl önce kaybettikten sonra evi boşaltırken bu daktiloyu buldum. yazdığı müsvedde dosyası hiçbir yerden çıkmadı, ama o kırık beyaz kağıtlar, daktilonun tüm araç gereci çantasıyla birlikte oradaydı. şimdi bu daktilo benim ufak tefek çevirilerimi biraz silik bir mürekkeple aynı kağıtlara geçiriyor. onun kadar özenle kullanabilmem pek mümkün olmaz belki ama elimden geldiğince iyi bakmaya çalışıyorum kendisine. çünkü o daktilo tuşlarına basan eller serin yaz akşamlarında izmir'in ışıklarını birlikte izleyelim diye iki çift bardağa benim için soğuk süt, kendisine de bira doldururdu. balkonda içeceklerimizi yudumlarken sessizce manzarayı izler, tek sözcüğe ihtiyaç duymadan derin bir muhabbete dalardık.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

zerdüştîliğin eski iran inanç ve gelenekleriyle karışmasından oluşan din.
devamını gör...

kafa sözlük'ün yazarlarına geçtiği kıyaklardan biridir. daha sitenin ne olduğunu dahi anlayamamışken peş peşe 3 ayrı kişiden "hoş geldiniz" temalı mesaj geldi. açıkçası ben çok mutlu oldum. kendilerine de dediğim gibi, misafirlikte ev sahibi tarafından iyi ağırlanınca koltukaltı kabaran misafir gibi hissettim kendimi. emeği geçenlere teşekkür ediyor, iyi ki varlar diyorum.
devamını gör...

kösem sultan. en akılda kalıcı rolü oydu benim için.
devamını gör...

"ben sahip olduklarımın tadını çıkarmayı öğrendim hayatta. sahip olamadıklarımın ve olamayacaklarımın acısına ise ayıracak zamanım yok. hayat çok kısa..." mısralarını her okuduğumda beni şöyle bir silkeleyip, kendime getiren yazar.
devamını gör...

sözlükçe bir dikili ormanımız olmasın mı?
olsun.

tema - hatıra ormanı oluşturma
devamını gör...

condylura cristata adıyla da bilinen köstebekgiller familyasından bir canlı. diğer köstebek türlerinden ilk bakışta ayrılır. burunun ucundaki simetrik 22 adet duyargamsı uzantı vardır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

vişne çürüğü diyelim maksat namımız yürüsün.hayatımın hangi renk olduğunu gerçekten bilmek isterdim.
devamını gör...

efsane şebnem ferah şarkısı. kimilerine umut verir, kimilerini düşündürür, hüzünlendirir.
devamını gör...

“alışkanlık, huy” anlamlına gelen kelimedir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim