küfür etkisi yaratan ama küfür olmayan sözler
devamını gör...
hayal kurmak
hayalini kurduğun bir şeyi gerçekleştirme eşiğini gelince oyun bitiyor ve tüm tadı kaçıyor. mümkünse gerçekleşmeyecek hayaller kurun daha zevkli ya da ben sorunluyum.
devamını gör...
unisex şeyler
renkli çorap.
devamını gör...
sevmek
sevmenin en güzel tanımını ece temelkuran yapmıştır şöyle diyor,
sevmek,
kanadını bir başkasına vermektir!
sevmek,
kanadını bir başkasına vermektir!
devamını gör...
dil bilmeyenlerin üniversitede hoca yapılması rezalet
yükseköğretim kurulu'nun (yök) doçentlikte dil barajının yükseltilmesi için akademisyenlere yaptığı anket'le ilgili görüşlerini belirten prof. dr. ilber ortaylı'nın sözleri. katılıyor muyum? hem de sonuna kadar. çünkü üniversitelerimizin içler acısı hali ortada.
--- alıntı ---
prof. dr. ilber ortaylı, lisan konusunda hiç kimsenin hiçbir mazeretinin kabul edilmemesi gerektiği görüşünde.
"gramer yapısı türkçe'ye benzeyen diller var. latince bunlardan biri. önce latince'yi öğrenip diğer batı dillerini öğrenmek daha kolay. sonuçta bu dili öğrenmek zorundasın" diyen prof. ortaylı şunları söyledi:
"abd'de ya da ingiltere'de ingilizce'den başka dil bilmeyen akademisyen de cahil kabul edilir ve çok ayıplanır. dil bilmeyenin üniversitede hoca yapılması rezalet, çok ayıp. anadolulu akademisyenler neden barajı geçemesin? neden muhafazakar muhafazakarı engellesin ki her yer muhafazakar dolu zaten. solcuların bu işi çok iyi bildiğini nereden çıkarıyorsunuz."
"öğrenmemek için devamlı mazeret üretiliyor"
dil imtihanlarının da yanlış bir yöntemle yapıldığını kaydeden ortaylı, "önüne bir metni koyarsın 'çevir' dersin. eskiden doçentlikte türkçeden yabancı dile çeviri yaptırıldı. doktorada ise yabancı dilden türkçe'ye çevrilmesi istenirdi. bunun başka yolu yok" dedi.
"muhafazakar tarihçi osmanlıca bilmiyor"
tarih doçentliklerinde eskiden osmanlıcanın da zorunlu olduğuna değinen ortaylı, "adam tarihe girmiş, muhafazakar. ama osmanlıca bilmiyor. imtihan edecek adam kalmadığı için bu zorunluluğu ortadan kaldırdılar" ifadelerini kullandı.
bunun dünya genelinde bir sorun olduğuna değinen ortaylı, roma tarihi kongrelerinin açılış ve kapanış konuşmalarının latince olması gerektiğini belirterek, "ama konuşacak adam bulunamıyordu. doğu almanya'da gelen ünlü bir roma tarihçisi, johannes ırmscher yapardı konuşmaları. bu, umumi bir çöküntüdür."
--- alıntı ---
kaynak: www.memurlar.net/haber/9505...
--- alıntı ---
prof. dr. ilber ortaylı, lisan konusunda hiç kimsenin hiçbir mazeretinin kabul edilmemesi gerektiği görüşünde.
"gramer yapısı türkçe'ye benzeyen diller var. latince bunlardan biri. önce latince'yi öğrenip diğer batı dillerini öğrenmek daha kolay. sonuçta bu dili öğrenmek zorundasın" diyen prof. ortaylı şunları söyledi:
"abd'de ya da ingiltere'de ingilizce'den başka dil bilmeyen akademisyen de cahil kabul edilir ve çok ayıplanır. dil bilmeyenin üniversitede hoca yapılması rezalet, çok ayıp. anadolulu akademisyenler neden barajı geçemesin? neden muhafazakar muhafazakarı engellesin ki her yer muhafazakar dolu zaten. solcuların bu işi çok iyi bildiğini nereden çıkarıyorsunuz."
"öğrenmemek için devamlı mazeret üretiliyor"
dil imtihanlarının da yanlış bir yöntemle yapıldığını kaydeden ortaylı, "önüne bir metni koyarsın 'çevir' dersin. eskiden doçentlikte türkçeden yabancı dile çeviri yaptırıldı. doktorada ise yabancı dilden türkçe'ye çevrilmesi istenirdi. bunun başka yolu yok" dedi.
"muhafazakar tarihçi osmanlıca bilmiyor"
tarih doçentliklerinde eskiden osmanlıcanın da zorunlu olduğuna değinen ortaylı, "adam tarihe girmiş, muhafazakar. ama osmanlıca bilmiyor. imtihan edecek adam kalmadığı için bu zorunluluğu ortadan kaldırdılar" ifadelerini kullandı.
bunun dünya genelinde bir sorun olduğuna değinen ortaylı, roma tarihi kongrelerinin açılış ve kapanış konuşmalarının latince olması gerektiğini belirterek, "ama konuşacak adam bulunamıyordu. doğu almanya'da gelen ünlü bir roma tarihçisi, johannes ırmscher yapardı konuşmaları. bu, umumi bir çöküntüdür."
--- alıntı ---
kaynak: www.memurlar.net/haber/9505...
devamını gör...
spontane radyo yayını
ufaklığın uyku saati nedeniyle maalesef kaçırdım. keşke daha uzun olabilse ya da daha geç başlayabilse... kendine ancak bu saatte kalabilenler için çok güzel olurdu. zira çok güzel tanımlar yazan iki iyi yazarımızın bu kadar övgü alan programını dinleyebilmeyi çok isterim.
devamını gör...
suç olmadığı halde yaparken öyle hissettiren durumlar
rastgele bir kafeye girip de menüyü açınca fahiş fiyatları görüp ufak bi istişareden sonra kalkmaya karar vermek. herkesin aynı fikirde olması ama kafe sahibinin tek böbreğini istiyormuşsun mahcubiyeti ile ter dökmek. hatta telefonla konuşuyor gibi yapıp neticeden bahane uydurup kaçarcasına uzaklaşmak.. yazarken terledim.
devamını gör...
korku filmi klişesi
kapısı açılmış ve bodruma giden merdivenler. bodrum kattan gelen sesler.
devamını gör...
nickaltı girmek
başarısız olduğum olay.
giremiyorum arkadaş şöyle yanar dönerli, okudukça hem o yazarı hem de diğer yazarları büyüleyebilecek bi nickaltı. göz bebekleriniz büyüsün istiyorum. badem sütü kreması gibi ağzınızın içi tatlansın diyorum. ama tıhh olmuyor. eve gelip haz etmediğim komşu çocuğunu yalandan seviyor gibi oluyorum. "yiaa çok tatlı bu şey, iyi ki var, hep yazsındır" falan bakın olmuyor.
ben de isterim herkesin nickaltını dilediğim gibi güzel düşüncelerimle doldurayım ama pat x yazarın nickaltına bi gireyim diyorum. neler yazılmış neler. tabi diyorum sen yazamazsın, senin nickaltında böyle güzel yazılar yok whis, beni çıldırtmak mı istiyorsun? senin nickaltında yoook!
çık bu x yazarın nickaltından, senin neyine nickaltı girmek? diyorum. sen samimiyetle yazarsın ama okuyana samimiyetsiz gelir diyorum. gözümden bir damla yaş düşüyor o sıra. ben de hiçbir şey yazamadığım için bari x yazarın nickaltındaki güzel tanımları beğeneyeyim diyorum. öyle de yapıyorum.
her nickaltınıza yazılmış tanımda bir beğenim var benim.
giremiyorum arkadaş şöyle yanar dönerli, okudukça hem o yazarı hem de diğer yazarları büyüleyebilecek bi nickaltı. göz bebekleriniz büyüsün istiyorum. badem sütü kreması gibi ağzınızın içi tatlansın diyorum. ama tıhh olmuyor. eve gelip haz etmediğim komşu çocuğunu yalandan seviyor gibi oluyorum. "yiaa çok tatlı bu şey, iyi ki var, hep yazsındır" falan bakın olmuyor.
ben de isterim herkesin nickaltını dilediğim gibi güzel düşüncelerimle doldurayım ama pat x yazarın nickaltına bi gireyim diyorum. neler yazılmış neler. tabi diyorum sen yazamazsın, senin nickaltında böyle güzel yazılar yok whis, beni çıldırtmak mı istiyorsun? senin nickaltında yoook!
çık bu x yazarın nickaltından, senin neyine nickaltı girmek? diyorum. sen samimiyetle yazarsın ama okuyana samimiyetsiz gelir diyorum. gözümden bir damla yaş düşüyor o sıra. ben de hiçbir şey yazamadığım için bari x yazarın nickaltındaki güzel tanımları beğeneyeyim diyorum. öyle de yapıyorum.
her nickaltınıza yazılmış tanımda bir beğenim var benim.
devamını gör...
insouciant
fransızca kökenli bir kelime. kolay kolay kaygılanmayan, endişelenmeyen ve umursamaz kişileri ifade etmektedir.
devamını gör...
regl ağrısının abartılması
evinden aldırıyoruz biz yazarı izninizle.
devamını gör...
kedi insanı vs köpek insanı
bu kedi köpek ayrımı yüzünden hayvan severleri ikiye böldünüz zalımlar. ikisi de candır. ikisinin de farklı ve güzel özellikleri vardır. her genelleme gibi yapılan genellemeler yanlışları da içinde barındırıyor. okuduğum kadarı ile kedilerin hepsini karakter sahibi ilkeli yaratıklar haline getirmişsiniz ki, duy da inanma derler adama.
siz karakterli köpeklerle karşılaşmamışsanız biz ne yapalım yani ? misal bizim bir tane kızımız var evlere şenlik. diyorum çıkayım bahçeye seveyim şu keratayı, havasında değilse hanım efendi poposunu bile kaldırmıyor. masmavi gözleri ile buz gibi bakıyor bana. ben biraz bahçede dolaştıktan sonra lütfederse yerinden kalkıyor, etrafımda geziniyor. sonra bir zahmet başını uzatıyor. ondan sonra gerisin geri yerine geri dönüyor. canı isterse de bahçeye çıkmamla birlikte üzerime atlıyor ve beni yere yıkma teşebbüsünde bulunuyor. ondan sonra vur patlasın çal oynasın. yani kedileri övdüğünüz özellikler bizim hanım kızımızda ziyadesi ile var. tabiri caizse burnundan kıl aldırmıyor. onu kandırmanın tek yolu, kendisi ile top oynamak. işte o zaman kendini durduramıyor. saniyesinde ayaklanıp, ortalığı duman ediyor. bunu da yine kendi keyfi istediği için yapıyor.
oğlumuzda karakter sahibidir lakin hanım kızımız kadar ehli keyif değil. ona da öldürseniz top oynatamıyorsunuz. biz hanım kızımızla top oynarken beyefendi yayılıyor bahçenin muhtelif yerlerine kaldırabilene aşk olsun. öyle her durumda kuyruk sallayıp yaltaklanma huyları yok yani.
birde kedi çetemiz var. bağımsız bir birlik gibi. arkada bizimkiler olduğu için ön bahçeyi mekan belliyorlar. çete lideri ''kötü kedi şerafettin''in vücut bulmuş haliydi. adını osman koymuşlar. bizde kendisine osman demeye devam ediyorduk. olmadık saatlerde camı tıklatır, haracını kesmeye gelir, biz ödemesini yaptıktan sonra ağır ağır bahçede dolanır sonra rahat hissettiği yere yatar şekerleme yapardı. bir trafik kazasında hayatını kaybetti. şimdilik çetenin liderliğini oğlu küçük osman aldı. hık demiş babasının burnundan düşmüş. aynı özellikler onda da var. lakin diğerleri osmangillerden çok farklı. bahçeye çıktığınız an ayaklarınıza dolanır, sürtünür ve gelecek mamayı beklerler yani tabiri caizse köpeklere ithaf edilen yaltaklanma eylemini gerçekleştirirler. tabi bu onları da sevmemizi engellemiyor.
ez cümle; her hayvanın kendine göre farklı karakteri var. ne tüm kediler kedi insanlarının söylediği gibi karakter sahibi ne de köpekler karaktersiz. ayrıca şunu da unutmayınız kedilerden ''hachiko'' ya da ''edinburglu boby'' gibi epik kahramanlar çıkmaz. kahramanlar genelde köpeklerden çıkar *
ayrıca sokakta yaşamak zorunda kalan dostlarımız arasındaki ayrıma tamamen karşıyım. zira onlar karınlarını doyurmak için ne yapsalar yeridir. sokakta yeterince zorluk yaşıyorlar zaten. ve sevgiye açlar. sırf sizi gördüğü için yanınıza kuyruk sallayarak yaklaşan bir köpek karaktersiz olmadığı gibi. hemen önünüzde yuvarlanmaya başlayan ve size türlü şebeklikler yapan kedilerde karaktersiz değildir. hepsinin sevgiye ve ilgiye ihtiyacı var o kadar.
tosbağa konusuna hiç girmeyelim, kalbinizi kırarım *
siz karakterli köpeklerle karşılaşmamışsanız biz ne yapalım yani ? misal bizim bir tane kızımız var evlere şenlik. diyorum çıkayım bahçeye seveyim şu keratayı, havasında değilse hanım efendi poposunu bile kaldırmıyor. masmavi gözleri ile buz gibi bakıyor bana. ben biraz bahçede dolaştıktan sonra lütfederse yerinden kalkıyor, etrafımda geziniyor. sonra bir zahmet başını uzatıyor. ondan sonra gerisin geri yerine geri dönüyor. canı isterse de bahçeye çıkmamla birlikte üzerime atlıyor ve beni yere yıkma teşebbüsünde bulunuyor. ondan sonra vur patlasın çal oynasın. yani kedileri övdüğünüz özellikler bizim hanım kızımızda ziyadesi ile var. tabiri caizse burnundan kıl aldırmıyor. onu kandırmanın tek yolu, kendisi ile top oynamak. işte o zaman kendini durduramıyor. saniyesinde ayaklanıp, ortalığı duman ediyor. bunu da yine kendi keyfi istediği için yapıyor.
oğlumuzda karakter sahibidir lakin hanım kızımız kadar ehli keyif değil. ona da öldürseniz top oynatamıyorsunuz. biz hanım kızımızla top oynarken beyefendi yayılıyor bahçenin muhtelif yerlerine kaldırabilene aşk olsun. öyle her durumda kuyruk sallayıp yaltaklanma huyları yok yani.
birde kedi çetemiz var. bağımsız bir birlik gibi. arkada bizimkiler olduğu için ön bahçeyi mekan belliyorlar. çete lideri ''kötü kedi şerafettin''in vücut bulmuş haliydi. adını osman koymuşlar. bizde kendisine osman demeye devam ediyorduk. olmadık saatlerde camı tıklatır, haracını kesmeye gelir, biz ödemesini yaptıktan sonra ağır ağır bahçede dolanır sonra rahat hissettiği yere yatar şekerleme yapardı. bir trafik kazasında hayatını kaybetti. şimdilik çetenin liderliğini oğlu küçük osman aldı. hık demiş babasının burnundan düşmüş. aynı özellikler onda da var. lakin diğerleri osmangillerden çok farklı. bahçeye çıktığınız an ayaklarınıza dolanır, sürtünür ve gelecek mamayı beklerler yani tabiri caizse köpeklere ithaf edilen yaltaklanma eylemini gerçekleştirirler. tabi bu onları da sevmemizi engellemiyor.
ez cümle; her hayvanın kendine göre farklı karakteri var. ne tüm kediler kedi insanlarının söylediği gibi karakter sahibi ne de köpekler karaktersiz. ayrıca şunu da unutmayınız kedilerden ''hachiko'' ya da ''edinburglu boby'' gibi epik kahramanlar çıkmaz. kahramanlar genelde köpeklerden çıkar *
ayrıca sokakta yaşamak zorunda kalan dostlarımız arasındaki ayrıma tamamen karşıyım. zira onlar karınlarını doyurmak için ne yapsalar yeridir. sokakta yeterince zorluk yaşıyorlar zaten. ve sevgiye açlar. sırf sizi gördüğü için yanınıza kuyruk sallayarak yaklaşan bir köpek karaktersiz olmadığı gibi. hemen önünüzde yuvarlanmaya başlayan ve size türlü şebeklikler yapan kedilerde karaktersiz değildir. hepsinin sevgiye ve ilgiye ihtiyacı var o kadar.
tosbağa konusuna hiç girmeyelim, kalbinizi kırarım *
devamını gör...
sweatshirt
kış olunca neden erkeklerin sweatshirtlerine el koyuyorsunuz hanımlar? büşra bunu okuyorsan şayet 3 kış geçti üzerinden allahsız. a küçük.
devamını gör...
göbekli erkek
bende de maya göbeği cinsinden biraz mevcut olandır. gene hayatını aylık 150 telelik spor salonuna adayan sütlaç beyinli tayfa gelmiş yaftalamaya.he taam herkes erkeğimsi bir sen erkek, sakin ol şampuan ve o protein tozunu sakince yere bırak.
devamını gör...
kendime saygım var davranışları
pilava ketçap sıkıyorum. *
devamını gör...
seda tripkolic dinlemiş yazarlar
henuz 30 olmamis; evlenip yuva kurmayip, bir baltaya sap olamayan cesitleri olan yazarlardir.
genelleme yapmayalim derim. **
genelleme yapmayalim derim. **
devamını gör...
yeni peygamber gelse inanır mıydınız sorunsalı
eskilerine inandık da yenisi kaldı.
devamını gör...
hakeme küfretmek
hikayenin kahramanı erman toroğlu. kırıkkale'de maç yönetirken tribünden kendisine :
abdülhamit'in saz heyeti ananı boğaz köprüsünün ortasında şaapsın diye küfredilince maçı durdurmuş ve tribüne çıkıp sormuş :
"niye abdülhamit'in saz heyeti?"
36 kişiler de ondan
" niye boğaz köprüsünün ortasında?
her kıtadan duyulsun diye.
abdülhamit'in saz heyeti ananı boğaz köprüsünün ortasında şaapsın diye küfredilince maçı durdurmuş ve tribüne çıkıp sormuş :
"niye abdülhamit'in saz heyeti?"
36 kişiler de ondan
" niye boğaz köprüsünün ortasında?
her kıtadan duyulsun diye.
devamını gör...
uyku felci
rem uykusuna geçiş ve rem uykusundan çıkış sırasında meydana gelebilen, kas ve sinir sisteminin beyinle senkronize çalışmaması durumu. beynin hala uykuda olduğunuzu düşünüp gerekli iletileri kaslara göndermemesi sonucu meydana gelir.
devamını gör...
sevgilinin doğru kişi olduğunu anlamak
bunu belli maddelere sıralayamayacağım ama kısaca şöyle açıklayabilirim. işten sabah erken geliyorum ve geldiğimde sevgilim, hem en iyi dostum, hem en iyi arkadaşımdır kendisi, uyku halinde oluyor. izlemeye doyamıyorum. işte o zamanlarda sevgilimin doğru kişi olduğunu anladım sanırım.
devamını gör...