ilkokulda sorulur nerelisin diye
-istanbulluyum, öğretmenim oradan bağırır kızım memleket.. ben de cevap inadına aynı, istanbul. öğretmen hafif gülümser tamam istanbullusun öyle olsun.

üniversite de mezuniyet fotoğrafçısı sorar nerelisin diye istanbul derim. istanbullu mu var der alaycı bir gülümsemeyle.
- kalmış demek ki.
+hı hı tabii.
ya sabır... sevmezler istanbul denmeyi çözemedim. memlekete gitmişim bir defa atalarım oradan gelmiş bilirim ama küçüklükten beri doğduğum yaşadığım yeri kabullenip söylemişim işte. ne bu trip halen anlamış değilim.

en son iş görüşmesinde sordular nerelisin diye. istanbul doğumluyum dedim. memleket diye sorunca ama niye ki diye sorma gereği duydum. sonuç tabii ki alınmadım işe. anlamam ben memleket kankacılığından o da ayrı bir konu. istanbul de geç.
devamını gör...

herhangi bir dinden bağımsız olmak olmak suretiyle; sadece, nikahlanmadan önce seks yapma boyutuna indirgenmemesi gereken kavramdır. bu namus dediğiniz sadece cinsel bir kavram değil efendim bunu bilin ve her dinde de namussuzluk olarak sayılmıyor.

yalancılık, aldatmak, hırsızlık, sapkınlık, rüşvetçilik gibi hareketler çok daha büyük namussuzluklardır ki, bunlar her dinin kabul ettiği türden. her canlının doğasında olan bir şeyi, sırf bir anlık tutku için yapan kişinin namussuz diye öldürülmemesi lazım. o kadar namussuz karaktersiz insan varken bir tek onlar mı hak ediyor ölmeyi?
devamını gör...

57 senelik yönetmenlik hayatına 30 filmden fazlasını sığdırmış samuray soyundan gelen japon yönetmen. aslında ressam olma hayali ile yola koyulmuş daha sonra sinemaya ilgi duymaya başlamıştır. japon sineması için çok büyük bir kazanımdır. çocukluğu ve gençliği trajediler ile geçmiş, en yakınım dediği abisini ve diğer kardeşlerinden bir çoğunu kaybetmiştir. döneminin yenilikçi yönetmenlerinden olan kurosawa'nın oldukça ilginç bir karakteri vardır hatta eşi yoko yaguchi 'ye ikinci dünya savaşı yıllarında toplu intihar fikrinin eşiğindeyken evlilik teklifi etmiştir. sinema tarihçisi -özel bir ismi varsa eğer bilen aydınlatsın- aldo tassone'un da akira kurosawa isimli bir eseri mevcut. kurosawa'nın iç dünyası ve bunun filmleri üzerine etkisini aydınlatan oldukça kısa ama etkileyici bir eser. kurosawa'nın rus edebiyatı ve fyodor mihayloviç dostoyevski'nin eserleri ile tanışması, bunları yorumlama biçimi ve kendi alanına bunu yedirmeyi başarması yönetmeni insanın gözünde ayrı bir noktaya koymaya itiyor. hakuchi zaten ilk izlediğimde aşık olduğum bir filmdi tassone'un kitabını okuduktan sonra tekrar göz atmamam işten bile değildi özünde. kurosawa'nın karakterlerinin nitelikli incelemeleri için bile okunması gerektiği düşüncesindeyim.



"insanoğlunun çekebileceği acı ve bunalımların en ağır ve katlanılmaz gibi görünenlerini en ince ayrıntılarına dek irdeleyip işleyen dostoyevski'nin bakışlarındaki ölçüsüz sevecenlikte insanüstü bir özellik vardır. ondan başka hiç bir romancı, hiç bir zaman insanoğlunu böylesine namusluca, böylesine derinlemesine ve böylesine sevgiyle tanımlamamıştır. dostoyevski, insanoğlunun davranışlarını en yalın durumundan ele alıp acıların son kertesine dek araş­tırır ve çözümler; işte bu nedenle de onun kahramanları gerçekten olağanüstü kişilerdir." kurosawa'nın bu satırları 1951 yılında yazılmıştı.bu nedenle de daha ilk gençlik çağlarından beri dostoyevski'nin ateşli bir hayranı olan yönetmenin, prens mişkin'in, bu meczup delinin, bu "mutlak iyi" adamın donkişotvari kişiliğinden etkilenmesi, elbette ki kaçınılmazdı. s.100

"zamanının önyargılarının kurbanı olmuş bir bürokrattan daha kötü bir şey yoktur. savaşın sonuna doğru birkaç dostla bir anlaş­maya vardık. eğer korktuğumuz şey gerçekleşir de imparator ulusal harakiri yapılmasını önerir ve telkin ederse, kendimizi öldürmeden önce içişleri bakanlığındaki tüm sansürcüleri gebertmeye ant içtik." bugün dahi sansürcüleri ve bürokratları çağrıştıran en küçük bir sözcük bile kurosawa'nın yüzünü ekşitmesine yetmektedir. memurların at gözlüklü kavrayış biçimlerine yönelik öfkesini de yaşamak'ta haykırmıştır. s.18



filmografisini amme hizmeti niyetine aşağıya bırakıyorum.

seven samurai
kagemuşa
rashōmon
sanjuro
ran
hakuçi ( dostoyevski'nin budala eserinin bir uyarlamasıdır , tavsiye ederim .)

--- alıntı ---

– bizler bulamaçla karnımızı doyuruyoruz. bir samurayı nasıl besleriz?
+ darı yiyebiliriz!
– ama bir samuray sadece yiyecek karşılığı bizim için savaşır mı? aşırı derecede gururludurlar!
— siz de aç samuraylar bulun! ayılar bile, aç olduklarında ormanı terkederler.

--- alıntı ---
devamını gör...

bugün bir arkadaşımın açık öğretim sınavına onun yerine girdim. biliyorum yapmamam gerekirdi, doğru değildi ama çok ısrar edince dayanamadım ve bilgilerim de henüz taze olduğu için kendimi denemek istedim. her neyse. matematik, fizik, biyoloji gibi sayısal olan dersleri bir şekilde çözdüm ama coğrafyaya gelince çok zorlandım. aöl sitesinden çıkıp google'da aratmayı denedim soruları. siteye geri döndüğümde ekranda kocaman bir "sınavınız iptal edilmiştir" ibaresi yer alıyordu. sonrasında çok denedim ama sınava yeniden başlayamadım. muhtemelen coğrafya geçersiz sayılacak ve sınav notu sıfır olacak.
az önce de aradı sınavı bitirip bitirmediğimi sordu. bugün son günmüş sanırım. bitirdim dedim ve coğrafyayı o hâle getirdiğimi söyleyemedim. gerginlik yaratmak istemedim. muhtemelen çok kızardı. sınav sonuçları açıklandığında kızmayacak sanki. of bilemiyorum sözlük.
devamını gör...

hayatımın her döneminde usanmadan dinlediğim irlandalı müzik grubu.

grubun solisti ve en etkin elemanı dolores o'riordan'ın erken ölümüyle (bkz: her ölüm erken ölümdür) nice güzel şarkılarını daha dinleme ihtimalimiz ortadan kalkmıştır maalesef.
devamını gör...

cahil bir ebeveyn sözüdür.
devamını gör...

genel olarak hep tarafsız olup bertaraf olan ben, bu oluşumu canı gönülden destekliyorum.
eğer üstüne bir de her cümleden sonra (bkz: üç nokta) kullanma anlayışını yıkmak da yapılacaklar arasına alınırsa yeni müritler bile kazandırabilirim. *

edit:
sayın yazar aşağılama içeren tanım #508297 sizinki olduğuna göre sanırım ironi. değilse de keşke noktalama işaretlerine gösterdiğiniz çabayı anlama üzerine de geliştirseydiniz.
devamını gör...

valla belki biraz bencilce ama benim motivasyonum kendimi rahatlatmak üzerine kurulu.
bir şeyler öğrenmiyor değilim ama öğretiyorum desem yalan olur.
belki biraz hayat tecrübesi, azıcık farklı bakış açısı benden alabileceğiniz en fazla bu olur.
ama yine de seviyorum yazmayı buna paralel okumayı da tabi.
devamını gör...

sözlük yazarları neden oy kullanırken cimri davranıyor ?
devamını gör...

yatak faresi diye bir şey yoktur. yorganın içinde hareket eden şey benim ayağım saldırman gerektirmez.
devamını gör...

ben de allahım hadi bakalım derdim.
devamını gör...

bana artisi oldukca fazla olan bir alan oldu burasi. yazmayi sevdim oncelikle, farkli alanlarda farkli bilgiler ogrendim, cok guzel insanlarla tanistim, cok farkli dusunce yapilarina taniklik ettim. dahasi, oncesinde hic deneyimlemedigim bir gorevi edindim...cok cok sevdim ben burayi, ortamini, hissettirdigi o sicakligi, dinamik yapisini... gittikce de buyuyor, gittikce de renkleniyor sozlugumuz. daha da guzellesecek ama buna neredeyse eminim.
devamını gör...

an itibariyle sözlükte olan durum.
hep tırı vırı başlıklar açılıyor diye düşünüyorum.
800 tanımdan sonra sözlük monotonlaşıyormuş.
devamını gör...

çok beğendiğim tanımlara yaptığım muamale. daha da beğendiğim tanım olursa mesaj yazıyorum yazara. ne güzel olmuş diye. güzel yazana güzel yazdın demek sevaptır.
devamını gör...

24’e girdiğini düşündüğüm yazar doğum günüsü kutlu olsun..
edit: kızacak şimdi tersliycek yine... doğum gününde yapma ya...
edit: aahah arkadaşlar 24’ü salladım ben yahsjs...
devamını gör...

o ney gardaş yarısını bana ver dedirten başlık.
devamını gör...

çok kısa kesiyorum. trabzonda üni öğrencisiyiz. yurdun komünist güvenlikçerini dövdük atıldık. eve çıktık ev eşyamız henüz yok. boş evde temiz elbiseleri salona serip 4 avanak yatıyoruz sarılıp. ev arkadaşlarımdan birinin 5+1 ses sistemi var memleketten getirmiş. bu arada apartmanda bizden başka kimse yok. yüksek giriş katta oturuyoruz bir tek biz varız bir de karşı komşu var ağrılı 3 erkek inşaat işçisi abilerimiz. ama muhabbetimiz yok pek yeni taşındık diye. biz de rahatız, rahatsız olacak birileri yok diye gecenin 1'inde son ses açtık "recebim-kabahatim sevmekse" şarkısını horon tepiyoz patır kütür parkelerde. bir anda saba makamında ezan sesi duyuldu. allahuekber şeklinde. hepimiz durup birbirimize baktık. herkes duydu mu diye. ama sanki abdurrahman el ussi okuyor ezanı öyle bir ses. gecenin 1 inde ne ezanı bu ya derken herkes duyunca bir ürperdik yani. neyse 1 2 dk geçti açtık geri horonu tepiyoz bir daha duyduk bi anda allaaaaaaaaahuekbeeerrrr diye saba makamında ezan. allahım o an ki refleksten film çekilir. ben camdan atladım biri mutfaktan çıkmaya çalışıp ocağa tırmanıyo panikten kapıyı denk getiremiyo , biri balkona koştu biri kapıya. hepimiz attık kendimizi dışarı. dedik bi imama mı gitsek diye. dedik gidelim. caminin yanında kütüphane var. oflu bi müezzin var 7/24 orda duruyor adam. bulduk onu anlattık durumu. bizim hoca efendi fıkıhlı biridir sabah namazına gelir birazdan dedi çay koydu bize. biz dedik ara gelsin biz bekleyemeyiz o kadar. sagolsun hocayı uyandırdık geldi. anlattık durumu dedi bi gidelim eve. kütüphaneden de kuran hediye etti bize evinizde olsun diye. eve gittik. kapıdan girer girmez gozkeri faltaşı gibi açıldı imamın. dolandı odalarda biraz dualar etti. sonra salona kuranı astı geldi bize dediği şey şu..
evi sahiplenmişler, siz bu evden çıkın gençler rahatsız etmesinler sizi.
biz dedik ki tövbe bismillah hocam ezan neyin nesiydi.
hoca odanın bi köşesine bakıp görmediğimiz bişeyi görür gibi gülümsedi, aranızda bir şerif var sizin dedi. ve sizler nasıl dua aldıysanız artık şükredin dedi. siz onları rahatsız etmişsiniz. size saldıracaklarmış ama müslüman cinler gelip ezan okuyarak onları kaçırmışlar dedi. o gün müslüman oldum galiba ben dua ede ede. ahhahah. neyse sonrası da o evden çıktık sabaha kadar uyuyamadık zaten oturup etrafa baktık mal mal. şerif dediği arkadaş da yozgatlı bu arada. benle alakası yok. 66 sorgun tayfa.
buna benzer üç beş olay daha yaşadım farklı zaman dilimlerinde. alıştım artık korkmuyom. kanka olduk elemanlarla.
devamını gör...

sanılanın aksine pek da kaliteli bir bilim insanı olmayan şahıstır.

din ile bilim gibi zıt olguları inatla birleştirmeye çalışması fazlasıyla gülünç bir hâl almıştır. bunun yanında cinsiyet ve beyin yapısı hakkındaki çoğu söylemi aralarında doğrular da bulunmakla birlikte güncel değildir ve taraflıdır. zira bu konuda çok çeşitli ve farklı sonuçlar veren binlerce araştırma mevcuttur. bunun yanında araştırmaların yorumlanış biçimleri de büyük önem arz etmektedir. yine bu hususta kendisinin sosyal darwinizme varan görüşleri de mevcuttur.

ne yazık ki bu toplumda; görüşler ve şahıslar radikalce savunulduğu ve desteklendiği için; özellikle alana dair bilgi birikimi yeterli olmayan veya sadece belirli bir grup kaynakları takip eden insanlar nezdinde bu tür şahsiyetler tamamıyla farklı bir görünüm uyandırabilmektedir.
devamını gör...

benim için light yagamidir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim