yutkunma korkusudur.

bu korkuya sahip olan kişilerin yutkunmayı önleyen fiziksel bir sıkıntısı olmadığı halde yutkunmaktan korktukları bilinmektedir.
devamını gör...

herkes gibi ben de kendisini okumayı çok seviyorum. bazen ofiste okuyorum biriktirip entrylerini. bazen bir gece yarısı. ama ekseriyetle biriktirerek. çünkü ben sevdiği şeylerin tükenmesiyle baş etme sorunları yaşayan, belki anksiyetik değil ama kaybetmeyle problemi olan biriyim. tek bir entry okuyup yetinemem diye düşünüyorum galiba istemsizce. o yüzden kendisinin profiline her ziyaretim güneşle oturup bir kahve içmişim gibi hissettiriyor bana. hoşşikler koşturuyor etrafımızda cıvıl cıvıl. bulutlu bile olsak o esnada, gülümsüyoruz bakışıp. o anlatıyor ben dinliyorum. ben konuşuyorum o duyuyor. bir tuhaf his...

hepimiz cevaplar buluyoruz entrylerinde ya malumunuz. neden diye düşündünüz mü? ben düşündüm. yani.

aslında bir problem/tehlike var; olur da güneş bir gün buradan gitmeye karar verirse, burada kendisini okumayı sevdiğim birkaç yazardan birini kaybetmiş olmam sadece. ciddi ciddi üzülürüm. mesele falan ederim kendime bunu. buyur buradan yak. durduk yere tasa. yok ya durduk yere değil. güneş bu. üzülünür yani. buna da kimse itiraz edemez herhalde. sorun bende değil sende güneş. bu kadar doğal/içten olman sorun. ve güzel. ve. ve. ve.

ne güzel bencil bencil psikolojik baskı yaptım di' mi? gider de haber vermezse arar/bulur saçını falan çekerim kıyabilirsem. neys.
devamını gör...

modluk gömleğimi çıkarıp geldim.
aklıma, gönlüme güvenip te geldim.
hey aşıklar nerdesiniz işte geldim.
hay allah kimse yok, neyse hoş geldim.

hiç takmam casio.
hep tercih ederim seiko.
tatlı kiraz dururken,
vişne yiyenin aklına şaşarım.

kendine demiş afilli bir bey.
severdim, deseydi garip bir bey.
severim nizanimi bilir kendisi.
hem vardır güzel bir kedisi.

ben, bir garip yazarım.
yoktur sizden farkım
tek farkım şarkım.
aşıklar dinleyin bu şarkıyı.
devamını gör...

kış günlerimin vazgeçilmesi.bol tarçınlı ve çok sıcak olmalı.
devamını gör...

sevgili coldboy ile konuşulacak çok şeyi birkaç dakikaya sığdırmaya çalıştık. böylesine bir günde kadının gücünden bahsetmeyi isterdik. biz yer yer söyleyecek kelime bulamadık, size bıraktık söylenecekleri. kadın cinayetlerinin son bulması dileği ile, emekçi kadınlar günü kutlu olsun.
devamını gör...

doğusu ve batısı, kuzeyi ve güney’i arasında dağlar kadar fark barındıran büyükşehir statüsündeki il.

manda kaymağı, peynir çeşitleri ve kırmızı eti ile meşhurdur. eskiye göre azalma olsa da hayvancılık önemli geçim kaynakları arasındadır. istanbul’daki kırmızı etlerin büyük kısmının balıkesir’den gittiği söylenir. meşhur özerhisar ayranları da burada üretilmektedir.

her geçen gün organize sanayi bölgesi de büyümektedir. organize sanayii bölgesi, bilinen firmalara (kastamonu entegre ağaç sanayi, şişecam, işbir gibi) ait fabrikaların dışında diğer büyük firmalara da (kula yem, tınaz, esmen, yarış kabin gibi) ev sahipliği yapmaktadır. bu hareketliliğin istanbul-izmir otoyolu ile daha da fazla olması beklenmektedir.

öğrenci, memur ve asker şehridir. organize sanayi bölgesinin gelişmesiyle de nüfus artmaktadır.

merkezinde gezilip görülecek pek bir yer yoktur. marmara ve ege denizi kıyılarında bulunan ilçeleri (ayvalık, burhaniye, edremit, erdek, bandırma) özellikle yazları hem yazlıkçı nüfus hem de (daha çok) yerli turist ile epey kalabalıklaşmaktadır.

ve son olarak; keşke il merkezi edremit olsa dediğim şehirdir.
devamını gör...

açılan başlıklar, tartışılan konulardır. mesela bu sözlükte en çok dikkatimi çeken şu olmuştu birisi kankacılık var burada sürekli nick altı güzellemesi yapıyorsunuz birbirinize gibisinden bir eleştiri yöneltmişti bunun üzerine başkası siz insanları kıskanıyorsunuz zorunuza gidiyor gibisinden bir başlık açıp bir nevi kaos ortamı oluşturmuştu. sürekli olarak profil resmi koyan yazar, şunu yapan yazar, bunu yapan yazar tarzında başlıklar açılıyor altına da duyar kasmaya yönelik tanımlar yapılıyordu. buraya farklı farklı konularda yazan emek veren yazarlar varken hep aynı boş muhabbetleri döndürüp linç ve kaos üzerine girişimlerde bulunan tanımların sayısızca oy ve favori alması ilginç hakketen. bu durum sözlüğün bir yerden sonra baymasını ve insanlarda yazma isteğinin azalmasına sebep oluyor.
devamını gör...


“bir kadın değerini kendi vermeli. bu işi erkeklere bırakmamalı. çünkü erkek bir gün çekip giderse, kadının değerini de beraberinde götürüverir.”


camdaki kız- gülseren budayıcıoğlu
devamını gör...

umarım denk gelmem dediğim insanlardır. ben herkese iltifat yağdırarak gezerim, 'ayşee ne güzel olmuş makyajın '
'mehmet gömleğin çok yakışmış'
' saçın ne kadar uzamış mükemmel gözüküyor' diye geziyorum. muhtemelen böyle bir kişi hayatımda olsa dayak yerdim.
devamını gör...

içimdekileri döktükçe zihnim daha da berraklaştı, eskisi kadar aşırı düşünmüyorum, beynimde bir şeylerin netleştiğini, sanki taşların yerine oturduğunu hissediyorum, burada yazmak bana çok iyi geliyor..
devamını gör...

(bkz: umut_yazar) isimli yazar arkadaşımızın ukdesi.

sözlükte ''eni boyundan uzun ve derinliği az olan, derinliği az ve geniş.'' anlamına gelen sözcüktür.
devamını gör...

canım,
birini pencere kenarına çiçek koyacak kadar sevmek lazım.
his boşluğu ve iç burkulması diye bir yer varmış.
çok sevince anladım.
hayat, o evde yerin yok diyor.yerini bil.
evdeki ve sokaktaki tüm savaşları kaybettiğim yerdeyim.
hala güzel olduğunu bilmeden,
güzel duranı seviyorum.
ellerini takip ediyorum,
hala.
elin ısısıyla kalbin ısısı birbirine ne yakınmış.
kalp sıkışıyor, el buz.
yüzümü yağmura uzatsam geçecek diyorum.
geçmiyor.
ev buz.
anlamaktan yoruldum.
sarılmaktan.
sen, o evde sarılmaktan korkanların en uzağında dur, olur mu?

öyle birine aşık ol ki, her şeyi unut. dans etmeyi hatırla.

birini pencere kenarına çiçek koyacak kadar sev.
çok sev. çok küs. çok barış.
ellerini takip et sonra.
ellerinde ne gördüğümü bulursan sonunda,
gülümse.
güzel gülene aşık ol.
aşık olursan bir gün benim kadar.
yüzünü yağmura uzat…
geçti, geçti desin biri.
hiç geçmesin…

-kemal hamamcıoğlu
devamını gör...

ahmed arif 'in dizeleriyle can evimden vurmuş pek sevdiğim canım yazarın nadide yayını. radyoyu dinleme ve katılma sebebim kendisi, özledim... sanaaa en sevgi dolusundan kocaman kalpler gönderiyorum . *
devamını gör...

"elmayı soy da ye armudu say da ye" demişler. şimdi armut ne kadar cazibeli olsa da elma, beni bilen bilir havasındadır. o yüzden "elma dersem çık armut dersem çıkma" demişler. bu söz elmayı daha popüler yapıyor. ha bunların arasında bir de ayva vardır. onu hesaba katmıyoruz. nitekim varlığı bir dert yokluğu yaradır ayvanın.
devamını gör...

mutsuzluk, hayatı anlamlandıramamaktan gelir. o kadar sene yaşamışsın her gün aynı tekrarlar üzerine tecrübe edinmişsin belki düzeninide sağlamışsın ama bir şey garip gelir. hayatın içindeki absürtlüğü anlayamamaktan gelir bu. aynı gün içinde bir doğum anına ve bir ölüm anına şahit olmak gibi bir şey bu. gülme krizinden iki dakika sonra kötü haber alırsın hüzün çöker içine. bu gitgeller kafanı bozar. iyi ile kötü kavramlarının karıştığı yer seninde zamanla çuvallamana sebep olur. içine yerleşen bu isyanın sebebi bence her gün yaşadığımız hayatın saçmalığını anlam verememektir. hayatın zorluğu, kendini iyi analiz edip tanıyamamak ile birleşince mutlu olmak bir özleme dönüşür.

yine de inatla mutluluğumuza adıyorum bu yazımı.
devamını gör...

gerçekte kimsenin yüzüne söyleyemeyeceğim ya da yapmayacağım bir şeyi buraya yazmadığım için çok da umursamadığım hadise.

"beni tanıyanlar okursa ne olur?" gibi bir kaygım yok. kendimi olduğumdan farklı göstermek gibi bir amacım da yok. "ben anonim kalmak istiyorum çünkü şu şu şu gerekçelerim var..." diyene de saygım var.

yani özetle; oyna, devam!
devamını gör...

viçen, hovsep ve kevork abdullahyan kardeşler tarafından kurulmuş fotoğraf stüdyosu. *
viçen abdullahyan ve kardeşi hosep istanbul'da, 1858 yılında osmanlı döneminin ilk fotoğraf stüdyolarından birini açtı. istanbul'un önemli eserlerini ve insanlarını fotoğraflayan abdullah biraderler, sultan abdülaziz ve 2. abdülhamid'in saray fotoğrafçısı oldular. 1867'deki paris sergisi için hazırladıkları fotoğraf albümüyle ünleri arttı. saray halkının, devlet adamlarının ve italya kralından avusturya imparatoruna kadar dönemin önemli kişilerinin fotoğraflarını çektiler, böylece döneminde avrupa'ya açılıp isimlerini duyurma imkanı da buldular.
40 yıl boyunca işlev gören fotoğraf stüdyosu, 1899'da en önemli rakipleri sébah & joaillier stüdyosuna tüm arşivlerini satarak devretti. buraya kadar tüm bilgiler için kaynak

2. abdülhamid döneminde çekilmiş fotoğraflardan hazırlanan yıldız albümleri'nde abdullah biraderler tarafından çekilmiş bir çok fotoğrafı bulabilirsiniz. buradan ben de beğendiğim birkaç fotoğrafı iliştireyim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel galata kulesi'nden sarayburnu manzarası
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel nuruosmaniye camii
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel ayasofya (1880'ler)
devamını gör...

yunan mitolojisine göre içinde tüm kötülükleri bulunduran kutu/kavanoz. pandora, kendisine zeus tarafından açılmaması tembihlenerek verilen bu kutuyu gizemine dayanamayıp açmış ve tüm kötülüklerin serbest kalmasına sebep olmuştur, yaptığından pişman olup hızla kutunun kapağını kapattığında ise içeride sadece ''umut'' kalmış.
pandora'yı anlatan tablolardan bazılarını da iliştireyim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel john william waterhouse - pandora (1896)

pandora'nın kutuyu açtığı anı görüyoruz, kötülükler serbest kalmaya başlıyor, kutunun içinde ışıltılar ve solunda kötülüğün serbest kaldığını gösteren dumanlar var. kutu büyük ve görkemli, üzerinde bazı detaylar var.
pandora'yı da nasıl güzel resmetmiş, elbisesinin renkleri ve manzara da muhteşem. waterhouse'u pek seviyorum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel dante gabriel rossetti - pandora holding the box (1871)

pandora'nın kutuyu açtıktan sonraki halini görüyoruz, kırmızı duman, tüm kötülükler, ölümler, hastalıklar dünyayı sarmaya başlamış, pandora'nın etrafında toplanmış. kutuda sadece umut var. kırmızının hakim olmasını pek beğendim bu tabloda ben.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel walter crane - pandora (1885)

en beğendiğimi sona sakladım. burada artık pandora'ın kutuyu açmış olduğunu ve pişmanlıkla kutunun üzerine yığıldığını görüyoruz, olan olmuş artık. arkada ağaçlar kuvvetli bir rüzgarla eğilmiş, kötü şeyler olacak. pandora'nın yapabileceği hiç bir şey kalmamış.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel alexandre cabanel - pandora (1873)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel charles edward perugini (1839-1918) - pandora's box


pandora ve kutusuyla ilgili yapılmış diğer eserler için kaynak
devamını gör...

en ünlüsü sayılmaz belki ama yeşil yol filminde, bay jingles vardı. hepimizin yüzünü güldüren bir fareydi. en son fare sirkine gidecekti ama sonunu bilmiyoruz.
devamını gör...

kendini eleştirmek. arada yapıldığında seni geliştirir ama ucunu kaçırırsan da harakiri etkisi yaratır adeta. sürekli içinden bir sesin yaptığın her şeyi eleştirmesi yavaş yavaş öldürüyor benliğini.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim