tekrarını sizlerle paylaşıyoruz sevgili kafa sözlük ailesi! keyifli dinlemeleriniz olsun! kaçıranlar koşsun. birazdan konu neydi sizlerle!
devamını gör...

almancada zweisamkeit kelimesi de iki kişilik yalnızlık anlamına geliyor. ama olumlu anlamda bir yalnızlık söz konusu. birbiriyle çok uyumlu iki kişinin başkalarına ihtiyaç duymadan yaşaması, birlikte aynı dünyaya sahip olması kastediliyor.
devamını gör...

yaşadığım yerde çokça oldukları için gözlemlerimden gördüğüm kadarıyla paylaşmak istediğim kültür.
nereye giderlerse ailecene gidiyorlar.
tüm aile at arabasında geziyor.
boy boy çocuklar oluyor at arabasında ve anne bebeği acıkınca iedal bir anne gibi olduğu yerde bebeğini emzirebiliyor.
yüzleri hep gülüyor ve neşeleri kılıklarına da yansıyor, kınalı saçlarını rengarek şalvarlarla kombinliyorlar.
eğlencesiz yapamıyorlar korona öncesi, tüm yaz yüksek sesle müzik dinleyip oyun oynuyorlardı.
çok erken yaşta evleniyorlar.
tanıştığım 18 yaşında 1 yaşında çocuğu olan bir çingene 40 yaşındaki babası için ondan geçmiş yaşlı o demişti.
çok erken yaşta başladıkları hayata çok çabuk küsebiliyorlar. annesi ya da babası intihar etmiş çocuklar gördüm.
annesi ya da babası intihar eden çocuğun kalan ebeveyni de genelde onu terk ediyor.
o çocukları anneanne ya da babaanne yetiştiriyor.
o çocukta 1-0 mağlup başladığı hayata annesi ya da babası gibi işler yaparak devam ediyor.
okularda kayıtları olan çocuklar, aileleri gezdiği için ilkokulu yıllarca bitiremiyor.
tanıdığım hiç kötü roman olmadı.
zararlarından çok kendilerine faydalı olmayan uçlarda yaşayan bir kültür.
devamını gör...

ben buna katiyen hayır demek istiyorum. annelik doğurmakla alakalı değildir. içten gelir, çok özel bir histir. eşimle yıllarca uğraştık. nasip değilmiş,olmadı çocuğumuz... evlat edinme durumunda kaldık. artık dünyalar yakışıklısı bir oğlum var. artık ben onun annesiyim ve bunu kimse değiştiremez.
devamını gör...

multipl skleroz tedavisinde kullanılan voltaj bağımlı potasyum kanal blokörü ajandır.
hastanın yürüme ile ilgili sorunlarının giderilmesinde etkilidir.
devamını gör...

tanımlarını severek okuduğum çok ama çok kibar ve düşünceli bi yazar. beğenileriyle ve güzel sözleriyle ayrı mutlu etmiştir beni. tekrardan teşekkür ederim kendisine *.

hep aramızda olması ve hak ettiği mutluluğu bulması dileğiyle.
devamını gör...

yeteneksiz olmak mümkün değildir sadece henüz keşfetmemişsinizdir fazıl say evinde piyano olmasaydı nerden bilecekti bu kadar yetenekli olduğunu sakin olun ve yeteneğinizi keşfetmeyi bekleyin.
devamını gör...

pinhanı gurubunun bir şarkısı.
aynı dönemin kavak yelleri dizisinin de müziği olarak kullanılmıştır.
zaten bu grubu ne zaman dinlesem o günlere giderim ister istemez.
yalandan da ne güzel güldün o akşam bana dizeleri de vurucu dizeleridir parçanın bana kalırsa.
bazen belirli bir kaç sahne oynatır kafamdan istemeden.
hoş parçadır.
devamını gör...

küfür erkeğe de yakışmıyor kadına da.
devamını gör...

gök tengri / tengricilik

araplaştırılmadan yani islamiyet öncesi, eski atalarımın türklerin dini "gök tengri"cilik

"bu inancın kökenleri hun türkleri’ne kadar dayanmaktadır. öyle ki bu inanca göre, herşeyi görüp gözeten, bilip işleyen ve mekânı gökler olarak tanımlanan bir tanrı olduğuna inanılmış ve türk hakanları’nın da bu tanrı tarafından yetkilendirildiği düşünülmüştür. türk tarihi’nde kut anlayışı denilen bu inanç, bir anlamda “tanrı’nın onadığı” anlamına gelmektedir.

göktanrı inancında tabiatla iç içe yaşayan türkler, tabiattaki bazı şeylere de kutsiyet atfetmişler ancak bunları tanrı olarak nitelememişlerdir. örneğin güneş figürü, türk kültürü’nde çok önemli olsa da, bahar dönemi kutsal bir havayla geçirilse de bozkurt figürü tanrısallığı çağrıştırsa da bunlar birer puta dönüştürülmemiş, sadece gök tanrı tarafından türklere gönderilen nimetler olarak görülmüştür.

eski türkler’de kutsallık “ıduk” kavramıyla ifade edilmiş ve özellikle birer tabiat unsuru olan sular ve dağlar ıduk sayılmıştır. öyle ki her boyun bir kutsal dağı olmuş ve bu dağ adeta tanrı’nın bu boya hediyesi gibi görülüp bu boy için ıduk olarak kabul edilmiştir.

eski türkler, tanrı tarafından gönderilen dişi kurdun soyundan türediklerine (bozkurt efsanesi) inanmışlardır ki, bu da bir nevi mitolojik ıduk sayılır.

tengriciliğin inanç esasları:

tek tanrı inancına dayalı bu inanç sisteminde insanların dünyadaki yaşamlarına göre ahirette yer tutacaklarına inanılmış, tanrı adına kurbanlar (daha çok atlar) kesilmiş, haşre olan inançtan ötürü ölüler eşyalarıyla birlikte gömülmüş ve ölen kişilerin ruhları rahatsız edilmesin diye adeta mezarların üzerine titrenilmiştir. öyle ki attila’nın sırf bazı türkler’in mezarları margus papazları tarafından açıldığı için çıktığı bir sefer bile vardır.

orhun abideleri’nde rastlanan tengri lafzı, köktürkler’den önce de sonra da kullanılmıştır. öyle ki büyük hun hakanı mete han bile tanrıkut ismini kullanarak, bir anlamda göktanrı tarafından yetkilendirildiğini belirtmek istemiştir.

gök tanrı inancında ahiret, cennet ve cehennem :

bu inanca göre ruh (tin) ölümsüzdür. ölenlerin iyilerinin uçmak'a (cennet kavramının karşılığı) gideceğine inanılırken, kötülerin tamu'ya (cehennem kavramının karşılığı) yedi kat yerin dibine gideceği dile getirilmiş ve tabiata saygılı olunduğu ve töreye uyulduğu sürece tanrı’nın kendilerinden razı olacağına inanılmıştır."
devamını gör...

1868 yılında lakotalarla beyaz şeytan arasında yapılan laramie antlaşması ile bölgenin lakota toprağı olduğu kabul edilmiş ve bu durum hükümet tarafından güvence altına alınmıştı. ancak bu güvencenin ömrü ne yazık ki çok kısa oldu. aradan geçen 6 yılın sonrasında altına hücum dönemi ve beyaz şeytanın topraklara el koyması mevzusu var. bakın o tarihten bu yana, zorunlu göçler ve rezervasyon alanlarında tüketilen lakota halkı, açılan kızılderili okullarında yaşadıkları asimilasyon ve yığınla katliamın sonrasında dahi bu toprakların kendilerinin olduğunu ispatlamak için hep yasal süreçlere başvurdu -ki bu arada halen ötekileştirilme devam ediyordu.- en nihayetinde federal mahkemelerin en tepesinde yer alan yüksek mahkeme davaya baktı ve bu toprakların lakotalar'dan gasp edildiğini tazminat kararı ile doğrulamış oldu. lakotalar ise çok ciddi miktardaki bir tazminatı -ki bunun içerisinde 103 yıllık bir faizde var- bölgenin satılık olmadığını beyan ederek reddettiler. bunda çılgın at'ın o meşhur sözlerinin de etkisi var;

kara tepeler, sevgili yurdum benim. göz dikmeye kalkan sana, duyar sesini bu tüfeğin!

işte bu anıtın yapılması ile ilgili amerikan hükümetinin yardım talepleri yine aynı gerekçelerle reddedilmiştir. çünkü lakatolara göre bu bölge halen lakota bölgesidir ve amerika birleşik devletleri bölgede işgalci konumundadır. eğer bu bedeller kabul edilmiş olsaydı lakotalar kendileri için kutsal olan bu toprakları satmış sayılacaklardı. mevcut durumu sürdürerek ve yeni ir antlaşma yapmayarak aslında 1868 yılındaki antlaşmayı abd'nin bozduğu gerçeğini tarihe not olarak düşmeye devam ediyorlar.

hangi kızılderili önderinin anıtının bölgeye yapılacağı konusunda çılgın at ismi üzerinde karar kılınmasının sebebi de bizatihi aynı düşüncedir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

işte şu gördüğünüz parmak; anıt tamamlandığında o toprakların asıl sahibinin kim olduğunu o 4 kafadara sonsuza dek hatırlatacak...

bu noktaya nasıl gelindiği ile ilgili süreçleri barındıran başlıklar ise şunlar; (bkz: çılgın at) (bkz: oturan boğa) (bkz: hayalet dansı) (bkz: kızıl bulut)

dibine not: oglalalakota neredesin yahu? sence de biraz fazla olmadı mı?
devamını gör...

hz. muhammed'in (sav) hayatı ve mukaddes vazifesi sırasında gösterdiği gayretleri anlatan ilme siyer-i nebî denir.
bu ilim hadis, tefsir, fıkıh, kelâm ve ahlâk gibi bütün islâmî ilimlerin kur'an-ı kerîm'den sonraki en büyük kaynağıdır. başlangıçta hadis kitaplarında siyer başlığı altında ele alınan siyer, sonradan ayrı kitap yazımlarına konu olmuş ve hadisten ayrılmıştır.
siyer-i nebi eserleri içinde en ünlüsüne gelince... sultan üçüncü murat , hz. muhammed’in biyografisini içeren minyatürlü bir eser hazırlanmasını istemiş, bu amaçla erzurumlu darir tarafından 1388 yılında mısır’da memlûk sultanı berkuk’un isteğiyle yazılmış olan siyer-i nebi’nin metni seçilmiştir.
elyazmacısı lütfi abdullah saray atölyesinde bu iş için görevlendirilmiştir. bu çalışmayı üçüncü murad'dan sonra hükümdar olan üçüncü mehmed idaresi altında iken 1595 tarihinde tamamlar.
eser, nakkaş osman’ın öğrencisi nakkaş hasan ve ekibi tarafından 6 cilt olarak hazırlanmış, günümüze 5 cildi ulaşabilmiştir. 6 ciltte toplam 814 minyatür yer almaktadır.
ciltlerden ı, ıı ve vı topkapı müzesi'nde, ııı. cilt new york halk kütüphanesi'nde, ıv. cilt de dublin'deki chester beatty kütüphanesi'ndedir. v. cilt ise kayıptır.
6 ciltlik olan bu siyer-i nebi'de her ne kadar hz. muhammed'in yüzü bir peçe ile örtülmüş şekilde tasvir edilmişse de, osmanli minyatur sanatinda bir ilki temsil ettiği ve çok az kopyasi bulunduğu için bu esere paha biçilememektedir.
bu eser esas itibariyle eski anadolu türkçesi özellikleri taşımaktadır. türk edebiyatında sonraki yüzyıllarda bir tür olarak gelişecek siyer ve mevlid yazma geleneğinde çığır açmıştır. içindeki manzumelerin bir kısmı lirik şiirin başarılı örnekleri sayılır. özellikle hz. muhammed’in doğumunun sade bir dille, samimi ve içli duygularla anlatıldığı manzume türk edebiyatında mevlidlerin öncüsü olmuştur.
devamını gör...

kış geliyor
elim yaprak altında
es ey bad-ı semen
çatlak bedenime çarp kalbimi harmanla
gencelmiş tarih kabartmalarının haklılığı aşkına
beni kendime gebe bırak

kış geliyor
otobüs ne kalabalık

yaslan bana yeryüzü ağacı
dikili gövdenin üretkenliği için
çıldırtan bir gübre mi arıyorsun
kökünü toprağımda dene

kış geliyor
koru gövdemi pardösüm

ağzıma konacak kışlarım nerde
tutsana elimi canikom tarih tekerrürden ibaretmiş
miş bir geçmiş zaman failiymiş
ey beşeriyet beni beş iftarda öp

şair olmak kolay değil yavrum
uzvun o kadar güzelken
bir yanda yaş ağaca balta vuran çokluk
bir yanda kanımı azdıran bokluk
beni artık hücre çoğaltmaktan da yargılarlar
zahir

arkadaş zekai özger, yeryüzü ağacı
devamını gör...

güzel tanımlar giren ve hep iyi hatırlanmak isteyen bir yeni yazarımız. hoşgelmiş...
devamını gör...

dünya üzerindeki en tapılası erkek tipidir kanımca. hır gür etmeyen, sürekli bağırıp çığırmayan, bebek gibi, al bağrına bas minik minik öp saçlarından. şöyle biriyle geçse ömrüm,kesinlikle gözüm açık gitmezdim.
devamını gör...

tek cümle ile özetleyebilirim.
"islam dine girmesi için kimseyi zorlamaz, ama dini yaymak için cihad eder." burdaki çelişkiye dayanaraktan pekte barışcıl bir din olduğunu söylemek zor.
devamını gör...

by yoldaş benjamin franklin. yıqıldım.
devamını gör...

ne besliyorsun yeğenim sen? açacağın başlığa sektireyim ya! biri de çıkıp ay hoşt ayol dememiş. şiddetle kınıyorum vallahi.
devamını gör...

sesinde huzur olan şeker kadının tıpkı temasında olduğu gibi rüya tadında geçecek yayını. götür bizi marikaki!*
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kitaplarım...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim