chopstick
ingilizce bir kelime olup ; bazı asya ülkelerinde kaşık ya da çatal yerine kullanılan yemek çubuklarına verilen ad. japoncası waribashi’dir. kimileri hashi de der.birçoklarına göre eski çin’de icat edildiği düşünülmektedir ama bu konuyla ilgili kesin bir bilgi yoktur. odundan, altından, gümüşten, fildişinden, bambudan ya da plastikten yapılırlar. altın ve gümüş yemek çubukları hem ağır hem de pahalı olduğundan sadece süs eşyası olarak kullanılırlar.
devamını gör...
fal bakan sözlük yazarları
kahve falı bakılır. özellikle yaş almış teyzelere bakmak hobimdir. önce onları dinlemek * gerekir.biraz lafı dolandırmak da gereklidir; tepkiler ve mimikler çok önemlidir. arada 'cık cık cık' diyerek ortama heyecan katabilirsiniz. sonrasında zaten 'kızz maşallahh ne güzel bakıyosuun seen!' şeklinde övgülere 'valla ne görüyosam onu söylüyorum.' diye cevap verecek seviyeye gelebilirsiniz.
devamını gör...
bir harry potter repliği bırak
“mutluluk en karanlık zamanlarda bile vardır. yeter ki ışığı açmayı unutmayın.”
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının süper güçleri
yastığa kafamı koyduğum anda uyuyabiliyorum. oturduğum yerde gözüm açık uyuyabiliyorum, otobüs metrobüs gibi toplu taşıma araçlarında ayaktayken de düşmeden uyuyabiliyorum. düşününce süper güçten çok hastalık gibi geldi, pandemi bitince bir doktora görünsem iyi olur..
devamını gör...
ömür boyu yetecek paran olsa çalışır mısın sorunsalı
insanoğluna ömür boyu yetecek kadar para verseler aynı piyangodan para çıkmış gibi en lüks evlere en lüks arabalara sahip olmak ister. gözü doymaz. sonra aşırı doyumsuzluktan elindekini de yitirir ve oraya buraya savurmaya başlar. olduğundan daha kötü duruma düşer hep daha fazlasını ister insanoğlu. o yüzden çalışması lazım sadece kendini değil başkalarını da düşünebilmek için. bir yararı olmalı. bir şeyler katmalı dünyaya. bilgiye, teknoloji ve yardıma doyumsuz, kendi ihtiyaçlarına doyumlu olmalı. ancak bu şekilde güzel bir dünya olabilir.
devamını gör...
türkiye'yi gezmenin ucuz yolları
yurtdışında yaşayıp tatile gelmek. paralarını çarpa çarpa bitiremiyorlar bile.
devamını gör...
normal sözlük’te moderatör olmak
taytlı kamyon şöförlerine en çok bu ülkenin ihtiyacı var diyerek moderatörlüğe olan tutkumu yinelediğim başlık.
bu ülkenin başına ne geliyorsa deri montlu kamyon şöförlerinden geliyor.
bu ülkenin başına ne geliyorsa deri montlu kamyon şöförlerinden geliyor.
devamını gör...
saçını toplarken tokasını ağzında ısırarak tutan kadın
neresiyle tutsun birader,telekinetik yollarla mı tutsun ?
devamını gör...
hokka
mürekkep koymaya yarayan ve cam, toprak gibi çeşitli malzemelerden yapılabilen ufak kap.
devamını gör...
alttaki yazar hakkında varsayım yap
olur iban verebilirim.
alttaki yazar yemek yapmayı bilmiyor.
alttaki yazar yemek yapmayı bilmiyor.
devamını gör...
limon küfü
küf deyince akla direkt yeşil gelir. fakat bu çok hafif yeşil renk barındıran bir sarı tonudur.
devamını gör...
bayburt
karadeniz'i anadolu'ya bağlayan stratejik bir geçitte yer alması ve korunaklı hisarıyla birinci dünya savaşında ermenilerin altı tane genel taarruz gerçekleştirip alamadığı şehir. daha sonra 1916 yılında ruslar işgal etmiştir. deli halit paşa komutasındaki efsanevi kop dağı savunması bu ilin hemen güneyinde yapılmışıtır.
devamını gör...
zaman bir algı mıdır yoksa gerçek mi sorunsalı
güzel bir soru.
fizik mühendisi değilim ama şansımı deneyeceğim. *
önce dünyada neye "zaman" dediğimizi anlamak gerek sanırım.
gündüz, gece, yaz, kış dediğimiz olaylar, güneş'in etrafında dönerken, kendi eksenimiz etrafında da döndüğümüz için gerçekleşen bazı olaylar, bu cepte. elimizde hareketli bir dünya var, doğup battığını gördüğümüz bir güneş var ve bu doğma batma sürecini eşit parçalara ayırmak istiyoruz. bunu en iyi nasıl yaparız? hiç değişmeyen ya da çok az değişen bir şeyleri temel alarak. konuya merakı olanlar, sezyum 133 atomunun belirli bir salınım sayısına saniye dediğimizi biliyordur mutlaka. işte bu atomun bu hareket sayısından yola çıkarak, günümüzü, yılımızı belirli zamanlara böldük ki işlerimizi kolaylaştırabilelim.
şimdi meşhur bir düşünce deneyini irdeleyelim: elimizde 2 adet kutu var. bunların içerisinde de kutunun üst ve alt tabanındaki aynalara her çarpışında seken ve her bir çarpmasında 1 saniye geçen birer foton var. yani 2 tane ışık saatimiz var. bu saatler yan yana dururken ikisi için de 1 saniye, 2 saniye, 3 saniye... süresi eşit şekilde geçecek. sonra ben geliyorum ve kutulardan birini alıp yürümeye başlıyorum. şimdi, normalde bir aşağı bir yukarı gidip gelen foton bu kez benimle birlikte hareket eden kutunun içerisinde, alt ve üst tabanlara vurmak için hareket etmek ve belli bir yolu almak zorunda kalacak.
temsili görsel (soldaki duran, sağdaki hareketli olan saat):

(görsel, physics.stackexchange. com'dan alıntıdır.)
bu durum, başta eşit süreler deneyimleyen ışık saatlerinin o eşitlik durumunu bozdu. artık ilk saatimiz hareketsiz olduğundan saniyeleri aynen baştaki gibi saymaya devam ederken, 2. kutudaki fotonumuzun 2 çarpışı arasında geçen süre uzamaya, yani artık zamanımız daha yavaş akmaya başladı.
kütle çekimi nedeniyle uzay zamanın bükülmesi dediğimiz şey, büyük kütlelerin yakınında daha yüksek seviyelerde meydana geliyor. böyle büyük kütlelerin yakınındaysanız ve bu tür bir kütleye doğru düşüyorsanız, kütlenin büyüklüğü ve kendi kütlenize bağlı olarak belirli bir ivme kazanıp hızlanırsınız. hızlandığınız zaman, taşıdığınız ışık saatinizdeki parçacığın alması gereken yol da gittikçe artar ve 2 çarpma arasında geçen süre daha da uzar. bu da büyük kütlelerin yanında neden zamanın neredeyse durma sınırına geldiğini açıklar.
yalnız burada olup bitenlerin, referans çerçevesine bağlı olduğunu unutmayın. ben saati taşırken benim için hiçbir değişiklik hissedilmez ama dışarıdan bakan kişiye göre saat yavaşlamış olur. biyolojik faaliyetlerimiz de saatle paralel şekilde ilerlediğinden, yüksek hızlarda hareket edenlerde yaşlanma, o kişilere eylemsiz referans çerçevesinden bakanlara kıyasla daha geç gerçekleşir.
fizik mühendisi değilim ama şansımı deneyeceğim. *
önce dünyada neye "zaman" dediğimizi anlamak gerek sanırım.
gündüz, gece, yaz, kış dediğimiz olaylar, güneş'in etrafında dönerken, kendi eksenimiz etrafında da döndüğümüz için gerçekleşen bazı olaylar, bu cepte. elimizde hareketli bir dünya var, doğup battığını gördüğümüz bir güneş var ve bu doğma batma sürecini eşit parçalara ayırmak istiyoruz. bunu en iyi nasıl yaparız? hiç değişmeyen ya da çok az değişen bir şeyleri temel alarak. konuya merakı olanlar, sezyum 133 atomunun belirli bir salınım sayısına saniye dediğimizi biliyordur mutlaka. işte bu atomun bu hareket sayısından yola çıkarak, günümüzü, yılımızı belirli zamanlara böldük ki işlerimizi kolaylaştırabilelim.
şimdi meşhur bir düşünce deneyini irdeleyelim: elimizde 2 adet kutu var. bunların içerisinde de kutunun üst ve alt tabanındaki aynalara her çarpışında seken ve her bir çarpmasında 1 saniye geçen birer foton var. yani 2 tane ışık saatimiz var. bu saatler yan yana dururken ikisi için de 1 saniye, 2 saniye, 3 saniye... süresi eşit şekilde geçecek. sonra ben geliyorum ve kutulardan birini alıp yürümeye başlıyorum. şimdi, normalde bir aşağı bir yukarı gidip gelen foton bu kez benimle birlikte hareket eden kutunun içerisinde, alt ve üst tabanlara vurmak için hareket etmek ve belli bir yolu almak zorunda kalacak.
temsili görsel (soldaki duran, sağdaki hareketli olan saat):

(görsel, physics.stackexchange. com'dan alıntıdır.)
bu durum, başta eşit süreler deneyimleyen ışık saatlerinin o eşitlik durumunu bozdu. artık ilk saatimiz hareketsiz olduğundan saniyeleri aynen baştaki gibi saymaya devam ederken, 2. kutudaki fotonumuzun 2 çarpışı arasında geçen süre uzamaya, yani artık zamanımız daha yavaş akmaya başladı.
kütle çekimi nedeniyle uzay zamanın bükülmesi dediğimiz şey, büyük kütlelerin yakınında daha yüksek seviyelerde meydana geliyor. böyle büyük kütlelerin yakınındaysanız ve bu tür bir kütleye doğru düşüyorsanız, kütlenin büyüklüğü ve kendi kütlenize bağlı olarak belirli bir ivme kazanıp hızlanırsınız. hızlandığınız zaman, taşıdığınız ışık saatinizdeki parçacığın alması gereken yol da gittikçe artar ve 2 çarpma arasında geçen süre daha da uzar. bu da büyük kütlelerin yanında neden zamanın neredeyse durma sınırına geldiğini açıklar.
yalnız burada olup bitenlerin, referans çerçevesine bağlı olduğunu unutmayın. ben saati taşırken benim için hiçbir değişiklik hissedilmez ama dışarıdan bakan kişiye göre saat yavaşlamış olur. biyolojik faaliyetlerimiz de saatle paralel şekilde ilerlediğinden, yüksek hızlarda hareket edenlerde yaşlanma, o kişilere eylemsiz referans çerçevesinden bakanlara kıyasla daha geç gerçekleşir.
devamını gör...
theodor herzl
siyonizm'in kurucu babası. bazı kesimler israil'in kurucusu olarak anar. abdülhamid'in huzuruna çıkıp kudüs toprakları karşılığında osmanlı'nın borçlarının çok büyük bir kısmını ödeyeceğini söylemiştir. abdülhamid ise mezopotamya topraklarını verebileceğini söylemiştir. dizilerde gösterildiği gibi abdülhamid'in herzl'ı huzurundan kovduğu doğru değildir.
devamını gör...
passat süren kız çekiciliği
passat'tandır o, yoksa duramazsın*.
t: kızın ilgi çekiyor olmasının sebebinin passat kullanması olduğunu ifade eden başlık.
t: kızın ilgi çekiyor olmasının sebebinin passat kullanması olduğunu ifade eden başlık.
devamını gör...
oyun oynarken mesajlara cevap veren sevgili
(bkz: asla gerçek olmayacak şeyler)
devamını gör...
yurt dışında olup türkiye'de olmayan şeyler
en önemlisi mülkiyet hakkı. devlet bir malına göz koysun yeter ki.
her türlü alıyor onu senden. kamu yararı diyip çıkıyor işin içinden.
mahkemeye veriyorsun sonuç yok, birde bunlar müslüman.*
her türlü alıyor onu senden. kamu yararı diyip çıkıyor işin içinden.
mahkemeye veriyorsun sonuç yok, birde bunlar müslüman.*
devamını gör...
lychnobite
yunanca kökenli bir sözcüktür. gündüz uyuklayan, geceleri çalışan ve gecenin karanlığında çalışmayı seven insanlara denmektedir.
-gecenin o güzel karanlığında, sessiz ve sakin bir durumdayken gündüzlerin canı cehenneme diyebilirim sanırım.
-gecenin o güzel karanlığında, sessiz ve sakin bir durumdayken gündüzlerin canı cehenneme diyebilirim sanırım.
devamını gör...

