anna vissi
aslında kıbrıs rum'u olan ama yunanistan'da ünlenen, bir kere dinledimi bırakılmayan mükemmel bir sese sahip şarkıdır.
devamını gör...
seri artı oy veren melek
öylesine artılıyorsa dikkatimi çeker, beğendiği için artılıyorsa ayrıca beni mutlu eder.
devamını gör...
gece 02.30’da yakılan sigara
yetişkin hayatı iğrençtir mottosu ve uykusuzluk sebebiyle birazdan yakacağım, bitmeyen günün son sigarasıdır.
edit: aileden korkacak kadar küçük minnak yazarlarımız; siz içmeyiniz zaten yavyulayım. ciddi diyorum bak kamuspotudur; 18 yaşından küçükler zehirlemeyin kendinizi.
edit: aileden korkacak kadar küçük minnak yazarlarımız; siz içmeyiniz zaten yavyulayım. ciddi diyorum bak kamuspotudur; 18 yaşından küçükler zehirlemeyin kendinizi.
devamını gör...
sukulent
kaktüs familyasından bir bitki. kelime anlamı olarak 'özü ve suyu olan' anlamına gelmektedir. her yerde bulunabilen bir bitki olmakla beraber özel türleri de vardır. bakımı kaktüslerle aynı şekilde yapılır. kaktüslere oranla daha az dayanıklıdır bu bitki türü, özellikle 0 derecenin altındaki soğuklara dayanamaz. sevgiyle büyütülmelidir.
devamını gör...
yazarların random gülme şekilleri
random gülemem.
ben imamım random gülemem.
ben imamım random gülemem.
devamını gör...
gülseren budayıcıoğlu
hiçbir dizisinin, çevremdekilerin tüm ısrarlarına rağmen bir bölümünü bile izlemedim.
onu izleyene kadar zippo çakmak restorasyon videosu izlerim.hiç olmazsa eğlenceli
onu izleyene kadar zippo çakmak restorasyon videosu izlerim.hiç olmazsa eğlenceli
devamını gör...
yazarların başından geçen tebessüm ettiren olaylar
eczanede çalıştığım yıllar; meşhur 2000 yazı herşey çok güzelken.
gece nöbetteyiz, yazlık yer olduğu için yaz geceleri nöbetlerde oldukça yoğun geçmekte. yine o yoğunlukta artık gecenin ilerleyen saatlerinde eczanenin bir köşesinde toplandık dinlenip muhabbet ediyoruz. o sırada bir müşteri geldi. arkadaş hemen atıldı ben bakarım diye. buyrun dedi. adam "okey" istedi. ama bizim arkadaş gecenin yorgunluğundan olacak orkidlerin olduğu tarafa yöneldi. ben bir bombanın geldiğini hissettim. orkidlere elini uzatttı tam dönüp adama verecekken bir anda durdu ve bizi yere seren o soruyu sordu. abi kanatlı mı? kanatsız mı? adamın şaşkınlığına mı gülersin, arkadaşın şapşallığına mı. adam cevap veremedi. arkadaş olayı çözmeye çalışıyor. ben yerde gülüyorum.
gece nöbetteyiz, yazlık yer olduğu için yaz geceleri nöbetlerde oldukça yoğun geçmekte. yine o yoğunlukta artık gecenin ilerleyen saatlerinde eczanenin bir köşesinde toplandık dinlenip muhabbet ediyoruz. o sırada bir müşteri geldi. arkadaş hemen atıldı ben bakarım diye. buyrun dedi. adam "okey" istedi. ama bizim arkadaş gecenin yorgunluğundan olacak orkidlerin olduğu tarafa yöneldi. ben bir bombanın geldiğini hissettim. orkidlere elini uzatttı tam dönüp adama verecekken bir anda durdu ve bizi yere seren o soruyu sordu. abi kanatlı mı? kanatsız mı? adamın şaşkınlığına mı gülersin, arkadaşın şapşallığına mı. adam cevap veremedi. arkadaş olayı çözmeye çalışıyor. ben yerde gülüyorum.
devamını gör...
20 mart 2021 diyarbakır'daki bir mahallenin muş'a bağlanması
devamını gör...
türkçeyaz.com
makale yazarken ya da bir içerik hazırlarken, kelimeleri aslına uygun bir şekilde yazmak çok önemlidir. bir türk yazılımcı tarafından geliştirilen türkçeyaz yapay zeka desteği sayesinde yazılardaki hataları keşfetmek adına çok önemli bir araç durumunda.
bence herkesin yazdığını denetlemesi gereken harika bir sitedir.
buradan
bence herkesin yazdığını denetlemesi gereken harika bir sitedir.
buradan
devamını gör...
sözlükteki kan aranıyor duyuruları
acil şifalar diliyorum. umarım bir an önce bulunur.
devamını gör...
ekşi sözlük'ten gelen yazarlar
ben ekşi'de yazıyor olup yazar olamayanlardanım (evet evet hani 15.000'lerde takılı kalıp bir türlü yazar olamayan, bazı kendini bilmezlerin kendi kifayetsizliklerine bakmadan arada eziklediği çaylaklardan söz ediyorum).
biraz meraktan, biraz küfürsüz olması sebebiyle geldim. yaşayıp göreceğiz bakalım.
biraz meraktan, biraz küfürsüz olması sebebiyle geldim. yaşayıp göreceğiz bakalım.
devamını gör...
köylü güzeli
devamını gör...
tenturdiyot (yazar)
tesadüfen okuduğum bir tanımı sonrasında özellikle sempati duyup da takibe aldığım yazardır. *
diğer tanımları da gayet hoştur. okunası yazarlarımızdandır.
tanımı bol, keyfi daim olsun.
diğer tanımları da gayet hoştur. okunası yazarlarımızdandır.
tanımı bol, keyfi daim olsun.
devamını gör...
futbol toplumların afyonudur
marx'ın ''din toplumların afyonudur'' sözünde olduğu gibi eksiklik ihtiva eden bir önerme. zira çokları tarafından marx'ın sözünün önü arkası kesilir ve anlatılmak istenilen sekteye uğratılır. din temel olarak kitlelerin afyonu olarak değerlendirilemez.
ne zaman kitlelerin afyonu haline gelir ?
egemen yapı, kendi siyasi ve toplumsal dizayn sürecinde dini kullanmaya başladığı andan itibaren kırmızı çizgi geçilmiş olur. o ana kadar din kişisel bir özgürlük alanıdır. insanların kendi özelidir. siz bunu yeni bir siyasal yapının inşası için kullanmaya başladığınızda ve hayatın her alanına zerk etmeye çalıştığınızda mesele değişir ve işler karışır.
futbol da böyledir. temel olarak insanların kişisel eğlence alanlarından birisidir. siz futbolu da kendi egemen yapınızı kuvvetlendirmek için kullanmaya başladığınızda, o da afyon haline gelir. yukarıdaki iletilerden birinde arkadaşımız değinmiş. salazar ve franco dönemleri bunun için en güzel örnektir.
lakin mevzu salt bu dönemlerle sınırlı değil ki. futbolun doğuşunda ve gelişmesinde pek çok farklı hikaye karşınıza çıkar. misal liman işçilerinin kendilerini ifade etmek ve egemen sınıfa karşı bende buradayım demek için kurduğu liverpool'un doğuş hikayesini nereye koyacağız ?
veyahut ''kızıl kıttiler'' lakabı ile anılıp, faşistlerle mücadele eden, ciddi bedeller ödeyen, bu uğurda ölen, işkenceler gören roma taraftarını bu mevzunun neresine oturtacağız ?
ya da, franco yönetimi ile açıktan açığa papaz olan athletic bilbao camiası ne olacak ?
brezilya'daki faşist yönetime karşı “savunmacılara çalım atmak diktatörlere çalım atmaktan daha kolay… siz zoru başaracak, brezilya’ya demokrasi şampiyonluğunu getireceksiniz.” diyen dr.sokrates ne olacak ? ya metin kurt ?
futbol bunun gibi binlerce hikayeyi içerisinde barındırır. gün gelmiştir, isyanın ve direnişin sesi olmuştur. futbolu tek taraflı bir bakış açısı ile değerlendirir ve hikayenin bu kısmını görmezden gelirseniz doğru analiz yapamazsınız.
evet başlıkta söylendiği gibi bugün özellikle az gelişmiş ülkelerde futbol, toplumu derin bir uyuşukluğa ve tepkisizliğe sevk etmek için kullanılıyor. ama futbolu ve kulüplerin tarihini bilenler şunu da iyi bilir ''futbol sadece futbol değildir''. ve tribünler ne zaman meşaleleri yakar kimse bunu kestiremez.
bu sebeple başlıktaki genellemeye katılmam mümkün değil. zira futbolun sadece kendi yarı sahasına bakan dilimine değinilmiş. oysa bu oyunun bir de diğer yarı sahası var.
özetle şunu söylemek isterim ki; futbol maçları izleyenleri hor görebilirsiniz, daha düşük zekalı insanlar olarak değerlendirebilirsiniz, koyun sürüsü olarak niteleyebilirsiniz. bu size haz verebilir. kendinizi daha gelişmiş bireyler olarak görüp egonuzu okşayabilirsiniz. * lakin kazın ayağı asla öyle değil. futbolu bir topun peşinde 22 adam koşuyor diye değerlendirdiğinizde baltayı taşa vurmuş olursunuz.
son olarak peşinen şu şerhi de koyayım; sözlerim burada düşüncelerini ifade eden arkadaşların hiç birisine yönelik değildir. mevzuya dair düşüncelerimi yazmak istedim. kimsenin kırılmasını üzülmesini istemem.
ne zaman kitlelerin afyonu haline gelir ?
egemen yapı, kendi siyasi ve toplumsal dizayn sürecinde dini kullanmaya başladığı andan itibaren kırmızı çizgi geçilmiş olur. o ana kadar din kişisel bir özgürlük alanıdır. insanların kendi özelidir. siz bunu yeni bir siyasal yapının inşası için kullanmaya başladığınızda ve hayatın her alanına zerk etmeye çalıştığınızda mesele değişir ve işler karışır.
futbol da böyledir. temel olarak insanların kişisel eğlence alanlarından birisidir. siz futbolu da kendi egemen yapınızı kuvvetlendirmek için kullanmaya başladığınızda, o da afyon haline gelir. yukarıdaki iletilerden birinde arkadaşımız değinmiş. salazar ve franco dönemleri bunun için en güzel örnektir.
lakin mevzu salt bu dönemlerle sınırlı değil ki. futbolun doğuşunda ve gelişmesinde pek çok farklı hikaye karşınıza çıkar. misal liman işçilerinin kendilerini ifade etmek ve egemen sınıfa karşı bende buradayım demek için kurduğu liverpool'un doğuş hikayesini nereye koyacağız ?
veyahut ''kızıl kıttiler'' lakabı ile anılıp, faşistlerle mücadele eden, ciddi bedeller ödeyen, bu uğurda ölen, işkenceler gören roma taraftarını bu mevzunun neresine oturtacağız ?
ya da, franco yönetimi ile açıktan açığa papaz olan athletic bilbao camiası ne olacak ?
brezilya'daki faşist yönetime karşı “savunmacılara çalım atmak diktatörlere çalım atmaktan daha kolay… siz zoru başaracak, brezilya’ya demokrasi şampiyonluğunu getireceksiniz.” diyen dr.sokrates ne olacak ? ya metin kurt ?
futbol bunun gibi binlerce hikayeyi içerisinde barındırır. gün gelmiştir, isyanın ve direnişin sesi olmuştur. futbolu tek taraflı bir bakış açısı ile değerlendirir ve hikayenin bu kısmını görmezden gelirseniz doğru analiz yapamazsınız.
evet başlıkta söylendiği gibi bugün özellikle az gelişmiş ülkelerde futbol, toplumu derin bir uyuşukluğa ve tepkisizliğe sevk etmek için kullanılıyor. ama futbolu ve kulüplerin tarihini bilenler şunu da iyi bilir ''futbol sadece futbol değildir''. ve tribünler ne zaman meşaleleri yakar kimse bunu kestiremez.
bu sebeple başlıktaki genellemeye katılmam mümkün değil. zira futbolun sadece kendi yarı sahasına bakan dilimine değinilmiş. oysa bu oyunun bir de diğer yarı sahası var.
özetle şunu söylemek isterim ki; futbol maçları izleyenleri hor görebilirsiniz, daha düşük zekalı insanlar olarak değerlendirebilirsiniz, koyun sürüsü olarak niteleyebilirsiniz. bu size haz verebilir. kendinizi daha gelişmiş bireyler olarak görüp egonuzu okşayabilirsiniz. * lakin kazın ayağı asla öyle değil. futbolu bir topun peşinde 22 adam koşuyor diye değerlendirdiğinizde baltayı taşa vurmuş olursunuz.
son olarak peşinen şu şerhi de koyayım; sözlerim burada düşüncelerini ifade eden arkadaşların hiç birisine yönelik değildir. mevzuya dair düşüncelerimi yazmak istedim. kimsenin kırılmasını üzülmesini istemem.
devamını gör...
en sinir bozucu çizgi film karakteri
açıkara clementine'dir. aksini iddia eden seyretmemiştir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının gruplaşması
toplum olarak o kadar eften püften şeyleri büyütmeye meraklıyız ki bazen görüyorum troll başlığa ciddi entry yazılıyor okuyunca beni bi' gülme alıyor. ciddiye alınacak şeylere göz ucuyla bakıp, en olmayacak şeyleri büyütüp sonra da birbirimize girmeye öyle alışmışız ki. cımbızla seçiyoruz resmen bazı sözleri, tavırları. şurada bilmem kaç yazar var, kimileri hayatıyla ilgili yazıyor, kimileri sözlükle ilgili bir durum oluyor ona istinaden yazıyor, kimileri bilmem neye yazıyor okuyanlar hoop her şeyi kendi üstüne alınıyor sonra da başlasın taarruz. yahu bi' durun, bi' sakin olun, bi' tiye alın, dalgaya vurun allasen ne bu yahu. kendinize zarar verirsiniz benden söylemesi.
devamını gör...
halk edebiyatı
-halkın oluşturduğu, halk içinde oluşan ürünlerdir.
-sözlü bir edebiyattır.
-dili sadedir. eserler halkın konuşma diliyle oluşturulur.
-hece ölçüsü, yarım uyak dörtlük kullanılır.
-şiirler genelde saz eşliğinde ve doğaçlama söylenir.
-aşıklar usta-çırak ilişkisi içerisinde yetişir.
-son dörtlükte şair adını söyler.tapşırma
-anonim, aşık ve tasavvuf olmak üzere üç kola ayrılır.
-karacaoğlan, kaygusuz abdal, yunus emre, aşık veysel önemli temsilcilerindendir.
bu eserimiz örnek olarak verilebilir.
uzun ince bir yoldayım
uzun ince bir yoldayım.
gidiyorum gündüz gece.
bilmiyorum ne haldeyim.
gidiyorum gündüz gece.
dünyaya geldiğim anda
yürüdüm aynı zamanda.
iki kapılı bir handa
gidiyorum gündüz gece.
uykuda dahi yürüyom.
kalmaya sebeb arıyom.
gidenleri hep görüyom.
gidiyorum gündüz gece.
kırkdokuz yıl bu yollarda.
ovada dağda çöllerde.
düşmüşüm gurbet ellerde.
gidiyorum gündüz gece.
şaşar veysel işbu hale.
gah ağlayan gahi güle
yetişmek için menzile
gidiyorum gündüz gece.
âşık veysel
-sözlü bir edebiyattır.
-dili sadedir. eserler halkın konuşma diliyle oluşturulur.
-hece ölçüsü, yarım uyak dörtlük kullanılır.
-şiirler genelde saz eşliğinde ve doğaçlama söylenir.
-aşıklar usta-çırak ilişkisi içerisinde yetişir.
-son dörtlükte şair adını söyler.tapşırma
-anonim, aşık ve tasavvuf olmak üzere üç kola ayrılır.
-karacaoğlan, kaygusuz abdal, yunus emre, aşık veysel önemli temsilcilerindendir.
bu eserimiz örnek olarak verilebilir.
uzun ince bir yoldayım
uzun ince bir yoldayım.
gidiyorum gündüz gece.
bilmiyorum ne haldeyim.
gidiyorum gündüz gece.
dünyaya geldiğim anda
yürüdüm aynı zamanda.
iki kapılı bir handa
gidiyorum gündüz gece.
uykuda dahi yürüyom.
kalmaya sebeb arıyom.
gidenleri hep görüyom.
gidiyorum gündüz gece.
kırkdokuz yıl bu yollarda.
ovada dağda çöllerde.
düşmüşüm gurbet ellerde.
gidiyorum gündüz gece.
şaşar veysel işbu hale.
gah ağlayan gahi güle
yetişmek için menzile
gidiyorum gündüz gece.
âşık veysel
devamını gör...


