stefan zweig - satranç
victor hugo - bir idam mahkumunun son günü
ikisi de oldukça sürükleyici ve çok kısa yatırım tavsiyedir okuyun.
devamını gör...

failler umarım yakılır.
devamını gör...

bunun en önemli sebebinin toplum baskısı olduğunu düşünmekteyim. y ve z kuşağına göre iletişim olanakları daha kısıtlı olan x kuşağının büyük bir çoğunluğunun tek bir kişiyi sevip onunla evlenmek gayesinde olduğu apaçık ortada. bunun yanı sıra dinin de etkisiyle 'ömrünün sonuna kadar eşine bağlı kalma' sözü verildiğinden sebep insanlar evlilikleri ruhen bitse bile fiziki olarak sürdürmeye devam ediyorlar. onların kafa yapılarında bizim kuşaklardaki gibi 'olmazsa zorlamayalım, zorla güzellik olmaz.' anlayışı yok çünkü. bu konuda oldukça ketum ve kararlı bir yapıya sahipler. sebebi budur.
devamını gör...

fantastik büyücüler demişken tuncer ustael'den bahsedeceksiniz, öyle değil mi?*
devamını gör...

"sesinden öpüyorum, yüreğime serçeler bırakan sesinden"
cemal süreya
devamını gör...

sadece angola'da, namib çölünde yetişen bir bitki. bilinen bir diğer adı ise çöl soğanı.

bu ilginç bitkinin ömdü, 500 ile 1400 yıl arasında değişir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

en büyük yeteneği alfabeyi ezbere bilmek olan bir sözlük kızı tespit edince hemen nick altına kalemi kuvvetli yazar veya bilgili ve zeki bir yazar, sözlüğe fazla zaman ayırmama sebep olmuş yazar vb gibi cümleler ile çok açık, çok sarih meriçlik yapan tip.

şu cümleleri gerçekten inandığı için kuran adam sayısı çok çok azdır bak.

ya olum, ekmeğinizde olun eyvallah. buna harbiden lafımız yok, vallahi bak. ama yani bunlar nedir ya? böyle kadrolu meriç gibi takılmayın lan. biraz çakal olun, azcık cevval olun.

hem böyle düşmez zaten. yani..
devamını gör...

iddasında direnmenin cehaletle ilişkilendirildiği başlığın tanımlarını okudum. doğru hepsi. ama bazen de kişinin, tüm karşı argümanlara rağmen iddiasında direnmesinin başka sebepleri de olabilir. ben mesela inat da bir murattır düsturuyla hareket ederim bazen. asla ikna olmam. inadımın mantıklı olması gerekmiyor. canım öyle ister. dediğim dedikliğim tutar. uzlaşmak istemem. uzlaşmam da. bunun cehaletle falan ilgisi yok. tanımcı arkadaşlar da allame-i cihan değiller zaten. önemli de değil. zira farklı yönlerden bakıyoruz, farklı durumları kast ediyoruz.
toparlayacak olursak arada inatlaşan, ikna olmayan, fikrinde direten herkese cahil yaftası yapıştırılamaz. bilmediğinden, anlamadığından değildir diretmesi.
karşı ide, çok makul, mantıklı da olsa ben bazen inatlaşırım, ikna olmam, direnirim, uzlaşmam. o kadar. bu durumda yapılacak hiç bir şey yoktur. uzatılması, sadece benim inatlaşmaktan aldığım zevki arttırır. içimden bu uğraşa gülerken kazandığımı bildiğim oyunu bir daha oynamamı sağlar. sonuçları her zaman iyi olmaz tabii ama değer.
devamını gör...

saat dokuz dedim bakın geldim az geçe
yagami light buyursun lafını acaba nece
diyormuş ki arkamdan hıyari de kimmiş
hadi buyur meydan burada, light nerde

erik vişne fark etmez diğerleri de gelsin
illeti eziyeti kimse lütfen kendini bilsin
kaşkolnikov yine demiş 9'da görüşelim
hıyari bekler burada kimse çekinmesin
devamını gör...

(bkz: yaran yanlış okumalar)
(bkz: şeriat)
devamını gör...

eraa adlı yazarın beyanına ilavedir: gönül sözcüğünün "gön" sözcüğünden türetildiği de söylenir. nitekim gön, deri demektir. -ül, -ul, -öl sesini de ek olarak değil, sözcük olarak ele aldığımızda türk mitolojisinde "su" anlamında, divanu lugati’t-türk’te ise "her türlü duvarın temeli" anlamında kullanıldığını görürüz. su, hayatı ve canlılığı; temel ise sağlamlığı ve ayakta durmayı çağrıştırır. tüm bunları bir arada düşündüğümüzde gön-ül sözcüğünün "derinin içi", "derinin içindeki", "deriyi ayakta tutan" anlamlarına geldiğini de söyleyebiliriz. (bkz: ruh) konuyu daha iyi kavramamız için süleyman çobanoğlu'nun gön adlı şiirini buraya bırakıyorum:

"lügat der -- der ki lügat
gönül gelirmiş gönden
ki üstünde kesikler
gelip geçen her günden

tortop dürülmüş, kanlı
hayvan ölünce kalan
neydi giden şey peki
içinden uçurulan

sıkı katla ve kınnap
hiç kimseler bakmasın
kabahatler, sakatat
amanın tuz, kokmasın

yetim ağlar, şairler
yere bakar düşünür
gön işte, ört sırtına
kış ziyâde, üşünür."
devamını gör...

her yiyecekte vardır tamam ama neden suyun üzerinde skt vardır? o süreçten sonra su neye dönüşücek acaba dedim ve cahilliğimi bi nebze giderdim:



pet şişeden kaynaklanan kimyasalların suya sızması, hem suyun genel tadını bozar hem de insan sağlığını olumsuz yönde etkiler.

devamını gör...

boş yapma.
devamını gör...

türkiye cumhuriyeti'nin ilk, son, tek ve gerçek lideridir.
devamını gör...

çoğunluğunun okumamasından ötürü genele gönderilen itham. e haliyle çok haklı bir tespit.
ilk emri “oku, kavra!” olan kitabı, “okuyup, üzerine düşünesiniz, anlayasınız diye gönderildi.” denen kitabı, nitekim son surelerinde “sen artık ( kolayına gelen ayetleri) okuyabilirsin. “ denmiş kitabı okumadan gereken sevgi ve saygıyı gösterdiğine inanmak olacak iş değil de, hadi hayırlısı gülüm be!

ve dahası türkçe oku demek, arapça okuma demek değildir. ikisini de yapar aklı olan, zira yine kur’an’da en çok tekrar eden ayetlerden biri “siz hala akletmeyecek misiniz?”dir. aklı kullanmak denilen şeyi zeka seviyesini tespit ettirip olduğu yerde saymayı marifet edinmişlere de anlatmaya çalışmak öyle zor ki! yine de belirtelim hafızlık bir mucizedir. akledilmiş en harika şeylerden biridir. yine de kur’an’ı anlamaya çalışmanın ve bunun üzerine sebat etmenin mükafatı da tahmin edilenin çok üstündedir. demedi demeyin!
devamını gör...

30 küsür yıllık rüya arşivimin birinde eski mahalleme ev ziyaretine gidiyorum, salonda oturuyoruz, benden başka yabancı kişiler var, karşımda böyle camekanlı büfe duruyor. hafiften kafamı uzatınca büfenin içinde 30-40 yıllık estetikten uzak ve göze resmen tecavüz eden siyah beyaz fotoğraflar görüyorum. ( sırf bu yüzden de camekanlı eski büyük büfelere karşı alerji oluştu bende, eğer bir de içinde eski siyah beyaz fotoğraflar da varsa resmen tiksintiye dönüşüyor). yanıbaşımda plastik leğenin içine kıymalı pideler (bizde etliekmek) dizilmiş ve üzerinde sinekler daire çizerek uçuyordu. (o yüzden bir ay ağzıma etliekmek koyamadım).
aradan bir müddet sonra aynı mahalleye gidiyorum. (bu sefer rüya değil gerçek). ilk gittiğimde salonda benden başka yabancı misafirler oturmuş, kıymalı pide yiyorlar. ısrar etmelerine karşın yemeyi reddettim. salonda da camekanlı büfe var. daha sonraki ziyaretimde o büfenin alt kapağı açıldığında tesadüfen eski bir siyah beyaz fotoğraf görmeyeyim mi? daha sonra hediye götürdüğüm dondurma, tabakla önüme servis edildi. daha sonra da o dondurmanın üzerinde bir sinek daire çizerek uçmasın mı? içimden eyvah, rüya gerçeğe mi çıkıyor yoksa demeye başladım . en sonunda dayanamayıp ben bir dışarı çıkayım diye müsaade istemek zorunda kaldım. rüya gerçeğe dönüştü resmen.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

radyo ekibi hep birlikte şarkı söylemiş ve çok güzel olmuş.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hiç nickimde bile olmaz. hemen yazar gibi triplere girip kendimi kandırırım. anlamıyorlar beni derim.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim