comfortably numb
pink floyd'un the wall albümünden bir şarkı. tek kötü yanı çok hızlı bitiyor olması.
sözleri de şöyledir efendim:
hello? (hello? hello? hello?)
ıs there anybody in there?
just nod if you can hear me
ıs there anyone home?
come on now
ı hear you're feeling down
well ı can ease your pain
get you on your feet again
relax
ı'll need some information first
just the basic facts
can you show me where it hurts?
there is no pain you are receding
a distant ship smoke on the horizon
you are only coming through in waves
your lips move but ı can't hear what you're saying
when ı was a child ı had a fever
my hands felt just like two balloons
now ı've got that feeling once again
ı can't explain you would not understand
this is not how ı am
ı have become comfortably numb
ı have become comfortably numb
okay (okay, okay, okay)
just a little pinprick
there'll be no more, ah
but you may feel a little sick
can you stand up?
ı do believe it's working, good
that'll keep you going through the show
come on it's time to go
there is no pain you are receding
a distant ship, smoke on the horizon
you are only coming through in waves
your lips move but ı can't hear what you're saying
when ı was a child
ı caught a fleeting glimpse
out of the corner of my eye
ı turned to look but it was gone
ı cannot put my finger on it now
the child is grown
the dream is gone
ı have become comfortably numb
sözleri de şöyledir efendim:
hello? (hello? hello? hello?)
ıs there anybody in there?
just nod if you can hear me
ıs there anyone home?
come on now
ı hear you're feeling down
well ı can ease your pain
get you on your feet again
relax
ı'll need some information first
just the basic facts
can you show me where it hurts?
there is no pain you are receding
a distant ship smoke on the horizon
you are only coming through in waves
your lips move but ı can't hear what you're saying
when ı was a child ı had a fever
my hands felt just like two balloons
now ı've got that feeling once again
ı can't explain you would not understand
this is not how ı am
ı have become comfortably numb
ı have become comfortably numb
okay (okay, okay, okay)
just a little pinprick
there'll be no more, ah
but you may feel a little sick
can you stand up?
ı do believe it's working, good
that'll keep you going through the show
come on it's time to go
there is no pain you are receding
a distant ship, smoke on the horizon
you are only coming through in waves
your lips move but ı can't hear what you're saying
when ı was a child
ı caught a fleeting glimpse
out of the corner of my eye
ı turned to look but it was gone
ı cannot put my finger on it now
the child is grown
the dream is gone
ı have become comfortably numb
devamını gör...
yazarların gerildiği durumlar
insanın elinde olmadan düştüğü ve insanı kemirip duran durumlar toplamının sonucu. *
çözemediğim bazı olaylar var. kendi içimde yaradır bunlar. bazısı ailevi bazısı dost, arkadaş vs. o olayları düşündüğümde çok geriliyordum.
bazen kendimi hiç sevilmemiş, hiç değer verilmemiş gibi hissederim. eskiden daha çoktu tabi bu durum. artık kanıksadım asıl meselenin insanın kendine değer vermesi gerektiğini anladım. siz kendinize değer verince bir şekilde bir çekim oluşturuyorsunuz. insanların gözünde daha başka bir canlıya evriliyorsunuz sanırım.
neyse işte eskiye dair minik minik te olsa bazı travmalarım var. insan ilişkilerine dair genelde. onlar aklıma gelirse anlık bir geriliyorum. sonra bir şekilde anı yönetiyorum ve toparlıyorum. eskiden çok daha uzun sürüyordu. neyse ki yavaş yavaş hallediyoruz. *
çözemediğim bazı olaylar var. kendi içimde yaradır bunlar. bazısı ailevi bazısı dost, arkadaş vs. o olayları düşündüğümde çok geriliyordum.
bazen kendimi hiç sevilmemiş, hiç değer verilmemiş gibi hissederim. eskiden daha çoktu tabi bu durum. artık kanıksadım asıl meselenin insanın kendine değer vermesi gerektiğini anladım. siz kendinize değer verince bir şekilde bir çekim oluşturuyorsunuz. insanların gözünde daha başka bir canlıya evriliyorsunuz sanırım.
neyse işte eskiye dair minik minik te olsa bazı travmalarım var. insan ilişkilerine dair genelde. onlar aklıma gelirse anlık bir geriliyorum. sonra bir şekilde anı yönetiyorum ve toparlıyorum. eskiden çok daha uzun sürüyordu. neyse ki yavaş yavaş hallediyoruz. *
devamını gör...
elm radyo'da (sözlük radyosu mini dizisi)
o nasıl bir introydu, tit-re-dim!
devamını gör...
turks ve caicos adaları
1 ay kadar önce ada ile ilgili bir belgesel izlemiştim. mevzunun fesle vesaire ile ilgili olmadığı direkt olarak türk denizcilerle ilgili olduğu anlatılıyordu. başlığı görünce de, o aklıma geldi birazcık araştırma yaptım. şöyle bilgiler mevcut;
16. 17. ve 18. yüzyıllarda ispanyol, fransız ve ingilizler arasında el değiştiren adaların ismi 16. yüzyılda ispanyollar’ın elindeyken bile yine türk adaları’ydı. yani bu ismi almasının fesle uzaktan yakından hiçbir alakası yok. ingilizler adanın ismini değiştirmek istemişlerse de ada halkını yüzyıllardır kullandıkları bu isimden vaz geçirememişler. adaların ismini değiştiremeyen ingilizler bu kez de ada ile türkler arasındaki bağı “fes benzerliği” masalını uydurarak kesmek istemişler. 1869 yılında ise turks ve caicos adaları’nın “ay-yıldızlı” eski bayrağını değiştirmeyi başarmışlar.
bayrak şöyle bir şey;

küba büyükelçisi de konuyla ilgili şöyle bir bilgi aktarmış;
“caicos kelimesi, türkçe’deki kayıktan geliyor. adanın adı türkler’in burada bulunduğunu gösteriyor. küba’nın en meşhur bir bölgesinin adı matatorcos, yani türklerin öldüğü yer! bunun bir felaket sonucu olduğunu dair bilgiler var. ispanyol gemisi san agustin 28 şubat 1596’da havana’ya geldiğinde mürettebatın 45’i müslüman, bazılarının adları ramazan, recep, yusuf, ali, hüseyin idi. batı anadolu ve karadeniz’den gelmişlerdi. 1640 yılında küba’nın güneyinde bir ingiliz ticari gemisi türk korsanları tarafından ele geçirilmiş.”
ayrıca, piri reis’in haritasında bu adaların bulunduğu yerde kayık resimleri olduğundan bahsediliyor. bu da küba büyük elçisinin sözlerini doğrular nitelikte. zaten oglalalakota dostumuz da fesin kullanılmaya başlanma zamanlarından bahsetmiş. bu sebeple türk denizcilerin oraya gitmiş olması ve bahsedilen izleri bırakmış olmaları daha akla yatkın gibi. laf aramızda bitkiyi de hiç sevmedim zaten *
16. 17. ve 18. yüzyıllarda ispanyol, fransız ve ingilizler arasında el değiştiren adaların ismi 16. yüzyılda ispanyollar’ın elindeyken bile yine türk adaları’ydı. yani bu ismi almasının fesle uzaktan yakından hiçbir alakası yok. ingilizler adanın ismini değiştirmek istemişlerse de ada halkını yüzyıllardır kullandıkları bu isimden vaz geçirememişler. adaların ismini değiştiremeyen ingilizler bu kez de ada ile türkler arasındaki bağı “fes benzerliği” masalını uydurarak kesmek istemişler. 1869 yılında ise turks ve caicos adaları’nın “ay-yıldızlı” eski bayrağını değiştirmeyi başarmışlar.
bayrak şöyle bir şey;

küba büyükelçisi de konuyla ilgili şöyle bir bilgi aktarmış;
“caicos kelimesi, türkçe’deki kayıktan geliyor. adanın adı türkler’in burada bulunduğunu gösteriyor. küba’nın en meşhur bir bölgesinin adı matatorcos, yani türklerin öldüğü yer! bunun bir felaket sonucu olduğunu dair bilgiler var. ispanyol gemisi san agustin 28 şubat 1596’da havana’ya geldiğinde mürettebatın 45’i müslüman, bazılarının adları ramazan, recep, yusuf, ali, hüseyin idi. batı anadolu ve karadeniz’den gelmişlerdi. 1640 yılında küba’nın güneyinde bir ingiliz ticari gemisi türk korsanları tarafından ele geçirilmiş.”
ayrıca, piri reis’in haritasında bu adaların bulunduğu yerde kayık resimleri olduğundan bahsediliyor. bu da küba büyük elçisinin sözlerini doğrular nitelikte. zaten oglalalakota dostumuz da fesin kullanılmaya başlanma zamanlarından bahsetmiş. bu sebeple türk denizcilerin oraya gitmiş olması ve bahsedilen izleri bırakmış olmaları daha akla yatkın gibi. laf aramızda bitkiyi de hiç sevmedim zaten *
devamını gör...
nikol paşinyan
kendi ülkesinin ordusundan cesaret, teknik imkan ve kabiliyet anlamında oldukça üstün olan azerbaycan silahlı kuvvetleri'nin dağlık karabağ bölgesine taarruzu neticesinde cebrayıl'a yol çekme hayalleri ebediyen suya düşen,statüsü gorbagor olan mevcut ermenistan başbakanı.
devamını gör...
bayramlık alamamanın verdiği hüzün
7 yaşında bir kızım var, zaten son iki senedir bayramı idrak edebilir durumda. kaldı ki işten, güçten çok da aşılayamamışız ne yalan söyleyeyim. bir beyaz yakalı olarak, bayram tatillerinde o haftayı komple kapatır, bayram öncesinde büyükleri ziyaret edip hoopp tatile giderdik. çocuk ne bilsin bayramı.
ikinci sınıfa gidiyor ve ikinci sınıf hayat bilgisi ders müfredatında milli ve dini bayramlarımız var. online derste öğretmeni kızıma sordu, bayramları sayar mısın diye, ironi ya da şaka yapmıyorum. kızım cumhuriyet bayramı, et yeme bayramı, çocuk bayramı, yeni yıl bayramı, cadılar bayramı dedi. utandım gerçekten.
başlık trol olabilir. ama ben böyle geleneklerimizin aktarılmasını doğru bulanlardanım. herkesin şikayet ettiği düğünlerde cenazelerde bir araya gelmeler, bayram ziyaretleri, bayramlıklar, harçlıklar bence öğretilmeli. bizim insanlığımızı yüksek tutan şeyler bunlar bence.
bir kadın var uzaktan ölçü ile çalışan, senelerdir kızım için de kendim için de birşeyler diktirip alırım. bu bayram için ikimize de diktirdim şöyle güzel birer elbise. biliyorum kimse gelmeyecek ama aynı babaanneminki gibi, kristal kesme büyük bir kupaya benzeyen şekerlik ve çeşit çeşit şeker de aldım. şimdi bayram gelsin diye gün sayıyor, heyecanlı. biz de heyecanlanırdık, kuzenlerimle bir araya geleceğiz, oh deliler gibi kuduracağız hatta belki köye gideceğiz, dağa bayıra kendimizi atacağız diye.
belki yaş ilerledikçe, belki anne olunca hangisi tetikliyor bilmiyorum ama aileye isyan ettiğim tüm gelenekler için üzgünüm. artık çok daha dikkatliyim. pandemiye kaynatmayacağım kızımın bayramlarını. saçma da gelse bayramlık giyilecek, arefe günü banyosu yapılacak, annemin 'aaaa eve arefe suyu değsin, aklansın paklansın, bugün çeşmelerden akan su mübarektir' dayatmasıyla arefe günleri öfleye pöfleye yaptırdığı temizliği, kendi evimde de yapacağım. bayram yemekleri yapacağım. nerde o eski bayramlar diyenlere kızmayacağım, kendim de dememek için bu bayramı milat edindim kendime.
inanan, inanmayan, anlamlı ya da saçma bulan herkesin bayramını bu vesileyle kutluyorum.
ikinci sınıfa gidiyor ve ikinci sınıf hayat bilgisi ders müfredatında milli ve dini bayramlarımız var. online derste öğretmeni kızıma sordu, bayramları sayar mısın diye, ironi ya da şaka yapmıyorum. kızım cumhuriyet bayramı, et yeme bayramı, çocuk bayramı, yeni yıl bayramı, cadılar bayramı dedi. utandım gerçekten.
başlık trol olabilir. ama ben böyle geleneklerimizin aktarılmasını doğru bulanlardanım. herkesin şikayet ettiği düğünlerde cenazelerde bir araya gelmeler, bayram ziyaretleri, bayramlıklar, harçlıklar bence öğretilmeli. bizim insanlığımızı yüksek tutan şeyler bunlar bence.
bir kadın var uzaktan ölçü ile çalışan, senelerdir kızım için de kendim için de birşeyler diktirip alırım. bu bayram için ikimize de diktirdim şöyle güzel birer elbise. biliyorum kimse gelmeyecek ama aynı babaanneminki gibi, kristal kesme büyük bir kupaya benzeyen şekerlik ve çeşit çeşit şeker de aldım. şimdi bayram gelsin diye gün sayıyor, heyecanlı. biz de heyecanlanırdık, kuzenlerimle bir araya geleceğiz, oh deliler gibi kuduracağız hatta belki köye gideceğiz, dağa bayıra kendimizi atacağız diye.
belki yaş ilerledikçe, belki anne olunca hangisi tetikliyor bilmiyorum ama aileye isyan ettiğim tüm gelenekler için üzgünüm. artık çok daha dikkatliyim. pandemiye kaynatmayacağım kızımın bayramlarını. saçma da gelse bayramlık giyilecek, arefe günü banyosu yapılacak, annemin 'aaaa eve arefe suyu değsin, aklansın paklansın, bugün çeşmelerden akan su mübarektir' dayatmasıyla arefe günleri öfleye pöfleye yaptırdığı temizliği, kendi evimde de yapacağım. bayram yemekleri yapacağım. nerde o eski bayramlar diyenlere kızmayacağım, kendim de dememek için bu bayramı milat edindim kendime.
inanan, inanmayan, anlamlı ya da saçma bulan herkesin bayramını bu vesileyle kutluyorum.
devamını gör...
brothers düğüm salonu radyo yayını
bayılıyorum bu ikiliye ve bu radyo yayınına!
sorulmayacak sorularmış bu haftaki konumuz. o halde bi olay da benden gelsin.
uzun süredir gelmediğim memlekete kısa süreliğine geldim ve pek sevgili anneciğimle merkeze indik. küçük bi yerde yaşadığımdan olsa gerek neredeyse her sokak başı tanıdık biriyle karşılaştık. ayak üstü, sosyal mesafeye uygun, tamamen yapmacık bi samimiyet üzerine kurulu 1 2 çift kelam edilip herkesin yoluna devam ettiği karşılaşmalar yaşandı. yine böyle bi karşılaşmada liseden arkadaşın biri bana dönerek bir soru sordu ve devamında bence harika bi sohbet gelişti. olduğu gibi aktarıyorum efenim:
+benim arkadaş, ayşe -isim uydurma-
- merdumkaptan
×merdum'un annesi
+eee merdum, sen ne zaman evleniyorsun, bulamadın mı birini? bizim liseden xxx geçen ay evlendi; yyy de nişanlandı. zzz'nin de çocuğu 2 yaşını doldurmuş diyollaaa. (aferin onlara, iyi halt ediyollaaaa diyemedim...)
-!&+€÷/ (kısık gözlerle, ne diyon bacım sen, bakışı atan merdum düşünün burada lütfen.)
+hayır bulamadıysan haber ver de biz bakalım birilerine, ondan soruyorum.
-annecim biz ayşe'yi davet etmemiş miydik?
× nereye merdum?
-e benim düğüne.
+ nasıl senin düğüne?
-aaa senin haberin yok mu? evlendim ben. annemler vermiyordu beni, kaçarım diye tehdit ettim. vermek zorunda kaldılar. apar topar evlendik. tüh sana davetiye vermeyi unutmuşuz. merak etme yakında boşanırım, bi sonraki düğünüme çağırırım seni.
+ aaa delinin zoruna bak. ne diyon kız sen?
× aman ayşe ne bakıyorsun sen ona. okuyor o daha. evlilik falan da yok. hadi sana iyi günleeeer.
ve devamında kahkaha atan kızının kolunu çekiştirme suretiyle götüren annem. hatırladıkça gülüyorum.
ama yani cidden size ne, kimin, kimle, nerde, ne zaman evleneceğinden! hayır bi de soruş şekline bakar mısınız; bulamadın mı? lan ben senin gibi kendime erkek mi arıyorum da bulayım. sanki bana bayrama kurbanlık alıyor, te alllaaam yaa. neyse sakinim.
ay çok konuştum ben yine. normalde hep cenk'in arka bahçesi ve robnaja'nın yayınlarına denk geliyordu valiz hazırlamam. bu sefer size denk geldi. buradan onlara da seslenmiş olayım, tülaaaay geriiii döööön, arada bari olsun yayın yapın yav, özledik sizi...
sorulmayacak sorularmış bu haftaki konumuz. o halde bi olay da benden gelsin.
uzun süredir gelmediğim memlekete kısa süreliğine geldim ve pek sevgili anneciğimle merkeze indik. küçük bi yerde yaşadığımdan olsa gerek neredeyse her sokak başı tanıdık biriyle karşılaştık. ayak üstü, sosyal mesafeye uygun, tamamen yapmacık bi samimiyet üzerine kurulu 1 2 çift kelam edilip herkesin yoluna devam ettiği karşılaşmalar yaşandı. yine böyle bi karşılaşmada liseden arkadaşın biri bana dönerek bir soru sordu ve devamında bence harika bi sohbet gelişti. olduğu gibi aktarıyorum efenim:
+benim arkadaş, ayşe -isim uydurma-
- merdumkaptan
×merdum'un annesi
+eee merdum, sen ne zaman evleniyorsun, bulamadın mı birini? bizim liseden xxx geçen ay evlendi; yyy de nişanlandı. zzz'nin de çocuğu 2 yaşını doldurmuş diyollaaa. (aferin onlara, iyi halt ediyollaaaa diyemedim...)
-!&+€÷/ (kısık gözlerle, ne diyon bacım sen, bakışı atan merdum düşünün burada lütfen.)
+hayır bulamadıysan haber ver de biz bakalım birilerine, ondan soruyorum.
-annecim biz ayşe'yi davet etmemiş miydik?
× nereye merdum?
-e benim düğüne.
+ nasıl senin düğüne?
-aaa senin haberin yok mu? evlendim ben. annemler vermiyordu beni, kaçarım diye tehdit ettim. vermek zorunda kaldılar. apar topar evlendik. tüh sana davetiye vermeyi unutmuşuz. merak etme yakında boşanırım, bi sonraki düğünüme çağırırım seni.
+ aaa delinin zoruna bak. ne diyon kız sen?
× aman ayşe ne bakıyorsun sen ona. okuyor o daha. evlilik falan da yok. hadi sana iyi günleeeer.
ve devamında kahkaha atan kızının kolunu çekiştirme suretiyle götüren annem. hatırladıkça gülüyorum.
ama yani cidden size ne, kimin, kimle, nerde, ne zaman evleneceğinden! hayır bi de soruş şekline bakar mısınız; bulamadın mı? lan ben senin gibi kendime erkek mi arıyorum da bulayım. sanki bana bayrama kurbanlık alıyor, te alllaaam yaa. neyse sakinim.
ay çok konuştum ben yine. normalde hep cenk'in arka bahçesi ve robnaja'nın yayınlarına denk geliyordu valiz hazırlamam. bu sefer size denk geldi. buradan onlara da seslenmiş olayım, tülaaaay geriiii döööön, arada bari olsun yayın yapın yav, özledik sizi...
devamını gör...
genelleme yapan insanların zeka zeviyesi
bakın hele genellemeler nelere de yol açıyor?. stigmatizasyonlar, insanları damgalamalar, aşırı hayaller, aşırı korkular, mesnetsiz ümitler daha nice hatalı ve çarpık süreçler,
bu arada bir insanı bilge yapan ana özelliğin genelleme tuzağından arınmak olduğunu biliyor muydunuz? çığır açan her buluş genel geçer inançları yere sermekten öteye ne yapmıştır? ama sonra kendini genelleyen buluşlar… ne de ironik değil mi? eh, demek insanoğlu bu genelleme virüsü ile dünyaya gelmekte.
herşeyi bilmek insanı bilge yapmadığı gibi, hiç bir şeyi bilmemek cahil de yapmaz.
tanım: genelleme cahilin cehaletinin farkında olmayışı, ve bilgenin cahil olduğunu bilememesinden kaynaklanır.
bu arada bir insanı bilge yapan ana özelliğin genelleme tuzağından arınmak olduğunu biliyor muydunuz? çığır açan her buluş genel geçer inançları yere sermekten öteye ne yapmıştır? ama sonra kendini genelleyen buluşlar… ne de ironik değil mi? eh, demek insanoğlu bu genelleme virüsü ile dünyaya gelmekte.
herşeyi bilmek insanı bilge yapmadığı gibi, hiç bir şeyi bilmemek cahil de yapmaz.
tanım: genelleme cahilin cehaletinin farkında olmayışı, ve bilgenin cahil olduğunu bilememesinden kaynaklanır.
devamını gör...
üniversiteyi seks yapmadan bitirmek
oysaki yapana çift diploma veriliyor, nasıl böyle birşeyden mahrum kalırsınız.
devamını gör...
docendo discitur
"öğreten öğrenir", "öğreterek öğrenirsin" anlamına gelen latince bir deyiştir.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük, günaydın diğerleri, günaydın eksik kalmış yaşar şarkım.
çay filan kurtarmayacak gibi bu sabah beni, içinde beynim olduğundan şüphelendiğim başım feci ağrıyor. kahve verin bana kahve!
çay filan kurtarmayacak gibi bu sabah beni, içinde beynim olduğundan şüphelendiğim başım feci ağrıyor. kahve verin bana kahve!
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının meslekleri
tır şoförü. böyle yolda giderken ara ara "düüt düüt" diye sizleri selamladığım da doğrudur. *
devamını gör...
delirmemek için yapılanlar
hiçbir şeye karışmamak. yorum yapmıyorum. bana bulaşmıyorlar. fikirlerimi kendi beynimde özgürce ifade ediyorum.
devamını gör...
404 not found'daki 404'ün anlamı
sayılarla birbirinden ayrılan http durum kodlarında rastgele olan sayı.
http durum kodları 1xx ile 5xx arasında numaralandırmıştır. bunlar:
1xx-bilgi
2xx-başarı
3xx-yönlendirme
4xx-tarayıcı hatası
5xx-sunucu hatası
4xx client eror (tarayıcı hatası) listesinden birkaç örnek:
403-forbidden (yasaklanmış)
404-not found (bulunmayan)
423-locked (kilitli)
451-unavailable for legal reasons (yasal sebeplerden dolayı erişilmeyen)
http durum kodları 1xx ile 5xx arasında numaralandırmıştır. bunlar:
1xx-bilgi
2xx-başarı
3xx-yönlendirme
4xx-tarayıcı hatası
5xx-sunucu hatası
4xx client eror (tarayıcı hatası) listesinden birkaç örnek:
403-forbidden (yasaklanmış)
404-not found (bulunmayan)
423-locked (kilitli)
451-unavailable for legal reasons (yasal sebeplerden dolayı erişilmeyen)
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
marikaki sen ne güzel bir detaysın!!!!!!!! diye yerinden fırladığım yayın..
devamını gör...
bulmacacı (yazar)
kahve falına baktığım ve cuk oturttuğum yazar.*
o günden beri yanıma temkinli yaklaşıyor ahahha, işte böyle hanımefendi, taaa neredeki bir adam bir gün sana içini söyleyeverir.*
not : fal ücreti 35 dolar + kdv daha hesaba yatmamış, hayırdır?
o günden beri yanıma temkinli yaklaşıyor ahahha, işte böyle hanımefendi, taaa neredeki bir adam bir gün sana içini söyleyeverir.*
not : fal ücreti 35 dolar + kdv daha hesaba yatmamış, hayırdır?
devamını gör...
acaba sadece bana mı oluyor diye düşünülen şeyler
garsonla gözgöze gelmeden bir şey isteyememe.
devamını gör...
