kendini kandırma sözleri
devamını gör...
oturma odasının olmazsa olmazları
berjer diyorum. insanın kitabını okuyabileceği, telefonda konuşabileceği, tüm odanın onun olduğunu hissettiren
taht gibi olanından.
taht gibi olanından.
devamını gör...
bir kadının sustuğu an
kesin kalbi kırılmıştır.
devamını gör...
psg (yazar)
birileri de buna gelip ,
' karışmayın herkes özgür ' diyor.
almanca sayıları tek başlık altında yazsa , özgürlük kısıtlanıyor mu , doğrusu merak uyandıran durum .
sözlükte olmaması gereken , moderasyon müdahalesi gerektiren saçma durum.
sayıların sonu yok ki , bu böyle sürecek mi ?
' karışmayın herkes özgür ' diyor.
almanca sayıları tek başlık altında yazsa , özgürlük kısıtlanıyor mu , doğrusu merak uyandıran durum .
sözlükte olmaması gereken , moderasyon müdahalesi gerektiren saçma durum.
sayıların sonu yok ki , bu böyle sürecek mi ?
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
iyi şeyler söylemek istiyorum, mutlu, sakin, düşünülüp usul usul söylenen şeylerden.
söyleyemediğim, hissemediğim zamanlar insanlara yaklaşmak istemiyorum. benimle ilgili gizli bir şeyler açığa çıkacak gibi oluyor, uzak durmam gerekiyor çünkü kendi mutsuzluğum onlara sıçrasın istemiyorum.
mutsuzum ama mutsuz değilim gibi geliyor. belki asla tamamen mutsuz olmaya izin vermiyorum kendime.
huzuru çok uzun süre önce kaybettim. belki istediğim şeyleri görsem geri gelecek. ama yalnızca memnunum, memnun olabiliyorum.
söyleyemediğim, hissemediğim zamanlar insanlara yaklaşmak istemiyorum. benimle ilgili gizli bir şeyler açığa çıkacak gibi oluyor, uzak durmam gerekiyor çünkü kendi mutsuzluğum onlara sıçrasın istemiyorum.
mutsuzum ama mutsuz değilim gibi geliyor. belki asla tamamen mutsuz olmaya izin vermiyorum kendime.
huzuru çok uzun süre önce kaybettim. belki istediğim şeyleri görsem geri gelecek. ama yalnızca memnunum, memnun olabiliyorum.
devamını gör...
anne kız diyalogları
yaptığın banaysa öğrendiğin kendine. kendi evin olunca da yapıcaksın, görürüm ben seni
devamını gör...
sözlüğe mobilden giren ezik
yine ezik olduk oturduğumuz yerden.
(bkz: kafa'nın trollerinin biraz şey olması)
(bkz: kafa'nın trollerinin biraz şey olması)
devamını gör...
leptin hormonu
leptin yunanca ince anlamına gelen leptos kelimesinden gelir. çünkü normal miktarda leptin salgılayan ve leptine duyarlı olan insanlar genellikle ince olurlar. yemek yenildiğinde leptin seviyesi artar ve tokluk hissi oluşur. aşırı yemek yeme durumunda ise bir takım zincirleme olaylar sonucunda leptin duyarlılığı azalır. sonuçta obezite ve beraberinde birçok hastalık ortaya çıkar.
devamını gör...
özel hayatıyla ilgili ser verip sır vermeyen insan
doğrusunu yapan insandır.
adı üstünde ''özel'' yani herkese hatta hiç kimseye anlatılmamalı.
adı üstünde ''özel'' yani herkese hatta hiç kimseye anlatılmamalı.
devamını gör...
kapıya kargoyu bırakıp kaçan kargocu
ptt.. kapının önüne bırakıyor kapıyı açınca paketi gösteriyor sonra 3'er 3'er merdiven iniyor(kaçıyor) pakette ne olduğunu sanıyor anlamıyorum.
devamını gör...
stres
bazen bazı işleri yapabilmek için minimum düzeyde ihtiyaç duyduğumuz ancak fazlası zarardan başka hiçbir şey olmayan vücudumuzun verdiği tepkidir. her insanda farklı olmakla birlikte devamlı olması beraberinde birçok hastalığa da zemin hazırlamaktadır. ben stresle başa çıkmakta pek iyi değilimdir, bu yüzden kendimi strese sokacak şeylerden uzak durmaya çalışırım. bu da biraz konfor alanında takılmak oluyor ne yazık ki.
devamını gör...
5 liraya dert dinlenir
sonra niye beyin göçü oluyor. kimse genç girişimlere müsaade etmiyor. arkadaşlar bakın: iyi bir organizasyonla sizlere de iş imkanı sağlarım. ekmeğimle oynamayın.
devamını gör...
normal sözlük kaybedenler kulübü
kafa sözlük kulüpleri içerisinde en fazla üyesi olacağını tahmin ettiğim kulüp. üye alımı açıktır arkadaşlar, nasıl kapatabiliriz ki zaten üye alımlarını?!?!
devamını gör...
şarj edilmeden 28 bin yıl boyunca çalışabilen pil
abd merkezli nano diamond battery (ndb) firması, nükleer atıklardan elde edilen radyoaktif izotopları birleştirerek 28 bin yıla kadar dayanacak bir pil oluşturmuş. pilin 2023 yılında satışa sunulması planlanıyormuş.
firma ayrıca cep telefonlarında ve diğer elektronik cihazlarda 9 yıl kullanılabilecek elmas pil geliştirdiklerini de belirtmiş.
hadi inşallah. şu telefonu cebime koyup yıllarca şarj etmeden kullanabilmek çok büyük rahatlık olacak.
şirket ceo'su dr. nima golsharifi, "elmas pil, on binlerce yıl dayanıklılık göstermesinin yanı sıra, nükleer atığın faydalı bir şeklde kullanılmasını sağlayacak" ifadelerini kullandı.
golsharifi ayrıca, cep telefonlarında ve diğer elektronik cihazlarda 9 yıl kullanılabilecek elmas pil geliştirdiklerini belirtti.
nano diamond battery (ndb), radyoaktif elmas pilin insanlar için 'tamamen güvenli' olduğunu ve pili önümüzdeki iki yıl içinde uzay ajansları da dahil ticari ortaklara satışının planlandığını açıkladı.
kaynak: tr.sputniknews.com/yasam/20...
firma ayrıca cep telefonlarında ve diğer elektronik cihazlarda 9 yıl kullanılabilecek elmas pil geliştirdiklerini de belirtmiş.
hadi inşallah. şu telefonu cebime koyup yıllarca şarj etmeden kullanabilmek çok büyük rahatlık olacak.
şirket ceo'su dr. nima golsharifi, "elmas pil, on binlerce yıl dayanıklılık göstermesinin yanı sıra, nükleer atığın faydalı bir şeklde kullanılmasını sağlayacak" ifadelerini kullandı.
golsharifi ayrıca, cep telefonlarında ve diğer elektronik cihazlarda 9 yıl kullanılabilecek elmas pil geliştirdiklerini belirtti.
nano diamond battery (ndb), radyoaktif elmas pilin insanlar için 'tamamen güvenli' olduğunu ve pili önümüzdeki iki yıl içinde uzay ajansları da dahil ticari ortaklara satışının planlandığını açıkladı.
kaynak: tr.sputniknews.com/yasam/20...
devamını gör...
ölen kişinin ardında bıraktığı yürek burkan şeyler
doğum günü.
başlıkta sadece fiziki şeyler mi kastedildi bilmiyorum ama aklıma ilk gelen şey o oldu.
başlıkta sadece fiziki şeyler mi kastedildi bilmiyorum ama aklıma ilk gelen şey o oldu.
devamını gör...
dolce far niente
''hiç bir şey yapmamanın güzelliği, tembelliğin tatlılığı'' anlamına gelen italyan deyim.
hayata mola vermekten bahsediliyor aslında. hayat koşturmacası içerisinde stresi, kalabalığı, kaosu arkada bırakabildiğimiz anlar yaşayabilmek. hiç bir şey yapmadan belki düşünmek ya da etrafı izlemek.. bu bile lüks bazen.
john william godward - dolce far niente (1906)
hayata mola vermekten bahsediliyor aslında. hayat koşturmacası içerisinde stresi, kalabalığı, kaosu arkada bırakabildiğimiz anlar yaşayabilmek. hiç bir şey yapmadan belki düşünmek ya da etrafı izlemek.. bu bile lüks bazen.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
çok güzel şiir be! hadi yine iyisiniz köftehorlar.
münacaat
bu yaşa erdirdin beni,gençtim almadın canımı
ölmedim genç olarak ,ölmedim beni leylak
büklümlerinin içten ve dışardan
sarmaladığı günlerde
bir zamandı
heves ettim gölgemi enginde yatan
o berrak sayfada gezindirsem diye
ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende.
vakti vardıysa aşkın,onu beklemeliydi
genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için
halbuki aşk,başka ne olsundu hayatın mazereti
demedim dilimin ucuna gelen her ne ise
vay ki gençtim
ölümle paslanmış buldum sesimi.
hata yapmak
fırsatını ademe veren sendin
bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana
gençtim ve ben neden hata payı yok diyordum hayatımda
gergin bedenim toprağa binlerce fışkını saplar idi
haykırınca çeviklik katardım gökyüzüne
bir düşü düşlere dalmaksızın kavrayarak
bulutu kapsayarak açmadan buluta içtekini
tanıdım ademoğlu kimin nesiymiş
ter döküp soru sormak nereye sürüklermiş kişiyi.
çeşme var,kurnası murdar
yazgım
kendi avcumda seyretmek kırgın aksimi.
gençtim ya,ne farkeder deyip geçerdim
nehrin uğultusu da olur,dalların hışırtısı da
gözyaşı,çiğ tanesi,gizli dert veya verem
ne fark eder demişim
bilmeden farkı istemişim.
vay beni leylak kokusundan çoban çevgenine
arastadan ırmaklara çarkettiren dargınlık!
yola madem
çöllerdeki satrabı yalvartmak için çıkmıştım
hava bozar,yüzüm eğik giderdim yine
yaza doğru en kuduzuyla sürüngenlerin sabahlar
yola devam ederdim.
gençtim işte şehrin o yatık raksından incinen yine bendim
gelip bana çatardı o ruh tutuşturucu yalgın
onunla ben
hep sevişecek gibi baktık birbirimize.
bir kez öpüşebilseydik dünyayı solduracaktık.
oysa bu sürgün yeri,bu pıtraklı diyar
ne kadar korkulu yankı bulagelmiş gizlerimizde
hani yok burda yanlışı yoklayacak hiç aralık
bütün vadilere indik bir kez öpüşmek için
kalmadı hiç bir tepe çıkılmadık
eriyeydik nesteren köklerine sindiğimizce
alıcı kuş pençesiyle uçarak arınaydık
ah,bir olaydı diyorduk vakar da yoksanaydı
doğruydu böyle kan telef olmasın diye çabalamamız
ama kendi çeperlerimizi böyle kana buladık
gönendi dünya bundan istifade
dünya bayındırladı:
bir yakış,bir yanış tasarımı beride
öte yakada bir benî adem
her gün küsülü kaldık.
bunca yıl bu gücenik macera beni tutuklu kılan
artık bu yaşa erdirdin beni,anladım
gençken almadın canımı,bilmedim
demek gökten ağsa bile tohum yürekten düşecekmiş
çünkü hataya bağışık büyük hatadan beri nezaret yer
çiğ tanesi sanmak ne cüret,gözyaşıymış
insanın insana raptolduğu cevher.
şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi
taşınacak suyu göster,kırılacak odunu
kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin
tütmesi gereken ocak nerde?
ismet özel
münacaat
bu yaşa erdirdin beni,gençtim almadın canımı
ölmedim genç olarak ,ölmedim beni leylak
büklümlerinin içten ve dışardan
sarmaladığı günlerde
bir zamandı
heves ettim gölgemi enginde yatan
o berrak sayfada gezindirsem diye
ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende.
vakti vardıysa aşkın,onu beklemeliydi
genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için
halbuki aşk,başka ne olsundu hayatın mazereti
demedim dilimin ucuna gelen her ne ise
vay ki gençtim
ölümle paslanmış buldum sesimi.
hata yapmak
fırsatını ademe veren sendin
bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana
gençtim ve ben neden hata payı yok diyordum hayatımda
gergin bedenim toprağa binlerce fışkını saplar idi
haykırınca çeviklik katardım gökyüzüne
bir düşü düşlere dalmaksızın kavrayarak
bulutu kapsayarak açmadan buluta içtekini
tanıdım ademoğlu kimin nesiymiş
ter döküp soru sormak nereye sürüklermiş kişiyi.
çeşme var,kurnası murdar
yazgım
kendi avcumda seyretmek kırgın aksimi.
gençtim ya,ne farkeder deyip geçerdim
nehrin uğultusu da olur,dalların hışırtısı da
gözyaşı,çiğ tanesi,gizli dert veya verem
ne fark eder demişim
bilmeden farkı istemişim.
vay beni leylak kokusundan çoban çevgenine
arastadan ırmaklara çarkettiren dargınlık!
yola madem
çöllerdeki satrabı yalvartmak için çıkmıştım
hava bozar,yüzüm eğik giderdim yine
yaza doğru en kuduzuyla sürüngenlerin sabahlar
yola devam ederdim.
gençtim işte şehrin o yatık raksından incinen yine bendim
gelip bana çatardı o ruh tutuşturucu yalgın
onunla ben
hep sevişecek gibi baktık birbirimize.
bir kez öpüşebilseydik dünyayı solduracaktık.
oysa bu sürgün yeri,bu pıtraklı diyar
ne kadar korkulu yankı bulagelmiş gizlerimizde
hani yok burda yanlışı yoklayacak hiç aralık
bütün vadilere indik bir kez öpüşmek için
kalmadı hiç bir tepe çıkılmadık
eriyeydik nesteren köklerine sindiğimizce
alıcı kuş pençesiyle uçarak arınaydık
ah,bir olaydı diyorduk vakar da yoksanaydı
doğruydu böyle kan telef olmasın diye çabalamamız
ama kendi çeperlerimizi böyle kana buladık
gönendi dünya bundan istifade
dünya bayındırladı:
bir yakış,bir yanış tasarımı beride
öte yakada bir benî adem
her gün küsülü kaldık.
bunca yıl bu gücenik macera beni tutuklu kılan
artık bu yaşa erdirdin beni,anladım
gençken almadın canımı,bilmedim
demek gökten ağsa bile tohum yürekten düşecekmiş
çünkü hataya bağışık büyük hatadan beri nezaret yer
çiğ tanesi sanmak ne cüret,gözyaşıymış
insanın insana raptolduğu cevher.
şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi
taşınacak suyu göster,kırılacak odunu
kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin
tütmesi gereken ocak nerde?
ismet özel
devamını gör...
musicbuddy
now and here never be alone again
see what your thoughts
draw on the blue line
there's a time
to leave all behind all
put them in your broken box
with no regrets no more.
devamını gör...
tıbbın çare bulamadığı hastalıklar
genetik hücresel bozukluklar. mesela, alport syndrome. hücre yapısındaki anormallik ve bu durumun nesillere yayılması. tıb direkt hücrelere müdahale yapabilecek duruma geldiğinde bu tür genetik hastalıklar ortadan kalkacak ama belki bir yirmi yıl sonra. neden olmasın.
devamını gör...
