oya küçümen'in seslendirdiği, çocukluğumun dizisi.
tek kanal dönemi dizisi.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gülşencim paleolitik çağ'da değiliz, neolitik çağ'a geçtiğimizden beri çok şeyler değişti. tarım devrimi insana enteresan özellikler ekledi. örneğin utanma duygumuz daha fazla gelişti, örtünmeye başladık. bunu sıkıntı etme. sen istersen çıplak çık sahneye. keyfine kalmış, umrumuzda bile değilsin. fakat anadolu'nun gariban insanlarının aklını bulandırma. bu ülkede anayı bacıyı bu işlere katarsan iş çok tehlikeli yerlere gider gülşen. ana kavramı bacı kavramı bu ülkede insanlara cinayet bile işlettirir. artık gerçekten bu "soyunma soyunma soyunma" edebiyatını bırak. özgürce konserlerini ver, ister giyin ister soyun. ciddi şekilde fonlandığından şüphelenmeye başladım artık. sen eskiden fena olmayan şarkılar yapardın, hadi yeni şarkılar yap piyasaya bu mevzuları bırak!
devamını gör...

cesaret konusunda sıkıntım yok çok şükür, kepçeyle kürekle vermiş veren. sorun; zaman, onu halledersem istediğim kadar saçmalar ardından bol bol pişman olurum.
devamını gör...

20 yıldır partinin başına çöreklenmişsin.
parti dersimliler dayanışma derneği'nden hallice bir duruma gelmiş.
partide bir tane gerçek atatürkçü bırakmamışsın.
kaftancıoğlu, tanrıkulu, bekaroğlu, sarıbal v.s tescilli ne kadar atatürk düşmanı varsa partide kritik görevdeler.
hepsi bir tarafa, kazanamayacağını bile bile adaylığını açıklayacağın söyleniyor.
senin tayyip'den ne farkın var?
halk adamıymış, külahıma anlat...

ek: orni kardeş kılıçdarına dokununca hemen aktroll damgasını vurmuş. haklısın bro. sizi eleştiren herkes aktroll. bi siz demokratsınız aw.
hadi 20 yıl olmasın, 16 yıl olsun. vay be. kılıçdar müthiş bir başarı hikayesi yazmış ama biz engelliyoruz.
www.trthaber.com/haber/gund...
devamını gör...

herkes sormak en yakın arkadaşı nasıl kaydetmek, ama kimse sormamak yiidin en yakın arkadaş olmak?
devamını gör...

sen türkiye'yi savundun!
devamını gör...

okurken gündüz vassaf çoğu zaman benimle değil de kendiyle konuşuyormuş gibi dışlanmışlık hissine kapıldığım kitap. belirli kavramlara fazla derin anlamlar yüklemesini bir yana koyarak, kavramları oturttuğu noktaları bir çok açıdan gerçekçi bulmadım. anlattığı kavramlar üzerinden bireylere yöneltilen tavırlar benim için yabancıysa bu kadar, öyleyse kim bunlar?
nitekim bu kısmını biraz ütopik bulmam benim bireysel totaliterlikle kişisel hayatımda karşılaşmamış olmam da olabilir.


yine de totalitarizm’in günahının bu denli bireylere yüklenmesi, kitabın bir başka totaliter fikir kaynağına dönüşmesine yol açabilir. 
aşk ve sessizlikle ilgili söylediklerini beğenmeme rağmen anlatılmaya çalışılan fikirle çelişen cümleler de akıcılığı, düşüncenin oturmasını ve fikrin bütünlüğünü engelliyor.


tek tek aforizma şeklinde ele alındığında kitabı daha çok beğenebilirdim. okurken bana anımsattığı kadarı ile emre yılmaz’ın kapitalizm eleştirisi olan uçuk kaçık kitabı şeytanın fısıldadıkları’nın ciddi bir şekilde yazılmış hali olduğunu söyleyebilirim.

bunlar dışında okunacak, üzerine düşünülecek ve bireysel totalitarizmle ilgili fikir sahibi olmanızı sağlayacak bir kitap.
devamını gör...

tatlı dile, güler yüze
doyulur mu, doyulur mu?
aşkınan bakışan göze
doyulur mu, doyulur mu?
ah, doyulur mu, doyulur mu?
canana kıyılır mı?
cananına kıyanlar
hakk'ın kulu sayılır mı?
neşet ertaş.
devamını gör...

ölü hayvanları en ince ayrıntısına kadar yiyerek, çürüyen leşlerin hastalık yaymasına engel olan faydalı iri kuş.
devamını gör...

an itibariyle sözlükte olan durum.
hep tırı vırı başlıklar açılıyor diye düşünüyorum.
800 tanımdan sonra sözlük monotonlaşıyormuş.
devamını gör...

altay, hakas ve tuva destanlarında tengri ile pazarlığa tutuşma işleri esasen pek revaçta olan bir durum. * tengri ile pazarlığı tutuşup tutuşmama kısmına karışmıyorum ama olumlu sonuçların alındığı örneklerde var. yani karar tamamen size kalmış. bu destanın en güzel özelliklerinden birisi ülgen * * ve erlik arasında ortaya çıkan ilişki biçimidir. zira pek çok türk destanında, diğer mitlere nazaran iki farklı uçta yer alan iki tanrı arasındaki ilişki biçimi, bu kadar net bir şekilde ortaya konmaz ve işlenmez. bu yönüyle ziyadesiyle değerlidir. tabii bu destanda ilginç biçimde tongaya düşen erlik olmuştur. eee hep yer altı tanrıları millete nanik yapacak değil ya birazda işin ceremesini onlar çeksin değil mi? *

aslında üçüncü talep sonrası verilen cevap kanımca gayet anlaşılır ve makul o yüzden kızmıyorum ben ülgen'e. sonuç olarak büyük kahramanlıklara imza atacak bir kerata gelecek dünyaya ve adının mümkün mertebe anılmaması, görevini büyük sessizlik ve vakar içinde yapmasının sağlanması bence adil bir pazarlık unsuru. işin şovuna kaçma, işini yap ben de sana yardımcı olayım diyor bir nevi... burada ülgen; insanoğlunun şan, şöhret, kahramanlık sendromu hastalıklarını törpülüyor gibi geliyor bana. * destanın içerisinde çok ince ve hoş ayrıntılar gizli aslında. tabii bunu tespit için okumak lazım. bu mevzulara ilgi duyanların da keyifle okuyacağını düşünürüm. yanılmıyorsam tdk'nın çıkarttığı altay destanları serisinde yer alıyordu. farklı bir kaynaktan daha okumuştum diye hatırlıyorum ama yanılıyor da olabilirim. * özözünedanışır'dan ekran resmi istemediğim için ters köşeye yatıp gol yemişte olabilirim tabi. *

hülasa sibirya kökenli türk destanlarını okumakta fayda vardır. ülgen ve erliğin yeryüzü üzerindeki gizli hakimiyet çekişmesini en güzel şekilde onlar anlatır. bu destandaki kadar aleni olmasa da anlatılan hikâyelerin içeriğinden bunu anlar ve kavrarsınız. yeri gelmişken özözünedanışır'a da bu anlamda teşekkür etmek gerekiyor. bu tarz başlıklar açıp sözlüğe zenginlik katıyor ve bu durum benim indimde ziyadesiyle değerli...
devamını gör...

bir ses ne kadar tatlı olabilirse o kadar tatlı, bir yayın ne kadar güzel olabilirse o kadar güzel, şarkılar ne kadar dinlenir olabilirse o kadar dinlenebilir. canım marikaki, canım pame!
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
gökyüzünün her türlü hâli, bence bir sanat eserinden farksızdır.
devamını gör...

bu sabah tüm çalışma masamı dağıtan tatlı ve şeytan hayvan
devamını gör...

orijinal adı candyman olan bu film serisinin ilki 1992'de çekildi.

yanlış hatırlamıyorsam eğer üç tane de devam filmi çekildi.
ilki, gerçekten de, zamanının en iyi korku filmlerindendir.

5 defa ''şeker adam'' dersen eğer direkt fatalitysindir. kaçış yok!
devamını gör...

herkesi ve her şeyi genelleme hastalığı diye bir şey var mı? yoksa eğer yapsınlar bence.

bu sözlükte yazan bir çok kadın yazar var ve atıfta bulunulan ve daha fazla nickaltı girilen "kadın yazariçe" grubuna dahil değiller. bunlara ne diyeceğiz acaba?

beni ilgilendiren tek nokta fazla nickaltı girilen yazar ya da yazariçe!lerin nickaltlarına neler yazıldığı konusu. zira birileri birilerine ponçik dedi diye kimseyi sevememe hastalığım var benim de.
devamını gör...

2008 yılından itibaren elektronik-indie müzik yapan isveçli grup.


eleştiri ve dinleyici yorumlarını okuduğum kadarıyla en sevilen parçası walking with a ghost... bir de ''fifti şeyds of gırey''in trailer'ında kullanılan crazy in love...
devamını gör...

eşyalar mı size sahip, siz mi eşyalara sahipsiniz sorusuna ben eşyalara sahibim diyen bir yaşam tarzı. kabullenmek istemesem de kıyafetlerim, kremlerim, parfümlerim, kitaplarım, koltuğum hepsi bana sahip. umarım bir gün sadece küçük bir sırt çantası ile evimden çıkıp gidebilecek kadar özgür hissederim kendimi.
devamını gör...

bir ahmet kaya şarkısıdır. ayrıca deniz tekin de muhteşem bir şekilde coverlamıştır. bir de benden dinleyiniz efenim...

kendi sesimden
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim