kitap önerileri
o kadar çok kitap var ki şöyle bir sınıflama yapabilirim :
gerilim, polisiye, macera, kurgu severlere
john verdon
jean christophe grange
dan brown
aile, arkadaşlık, aşk ilişkileri, macera severlere
kristin hannah
sarah jio
dini kitap severlere
mustafa necati bursalı
uğur koşar
distopik severlere
adam fawer
george orwell
türk edebiyatı
sabhattin ali
zülfü livaneli
halide edip adıvar
halit ziya uşaklıgil
mehmet rauf (eylül)
ayşe kulin (köprü, nefes nefese)
dünya edebiyatı
khaled hooseni (uçurtma avcısı, ve dağlar yankılandı)
hemingway (silahlara veda)
gabriel garcia marquez (tüm kitapları)
jane austen(tüm kitapları)
david nicholls (bir gün)
dostoyevski (tüm kitapları)
victor hugo (sefiller, bir idam mahkumunun son günü)
grigory petrov (beyaz zambaklar ülkesinde)
stefan zweig (tüm kitapları)
kişisel gelişim, bilim, sosyoloji vs
sofie'nin günlüğü
david harvey (sosyal adalet ve şehir)
cemal yıldırım (bilim tarihi)
clive ponting (yeni bir bakış açısıyla dünya tarihi)
biraz uzun bir liste oldu ama hepsi de gerçekten tavsiye edebileceğim kitaplar
gerilim, polisiye, macera, kurgu severlere
john verdon
jean christophe grange
dan brown
aile, arkadaşlık, aşk ilişkileri, macera severlere
kristin hannah
sarah jio
dini kitap severlere
mustafa necati bursalı
uğur koşar
distopik severlere
adam fawer
george orwell
türk edebiyatı
sabhattin ali
zülfü livaneli
halide edip adıvar
halit ziya uşaklıgil
mehmet rauf (eylül)
ayşe kulin (köprü, nefes nefese)
dünya edebiyatı
khaled hooseni (uçurtma avcısı, ve dağlar yankılandı)
hemingway (silahlara veda)
gabriel garcia marquez (tüm kitapları)
jane austen(tüm kitapları)
david nicholls (bir gün)
dostoyevski (tüm kitapları)
victor hugo (sefiller, bir idam mahkumunun son günü)
grigory petrov (beyaz zambaklar ülkesinde)
stefan zweig (tüm kitapları)
kişisel gelişim, bilim, sosyoloji vs
sofie'nin günlüğü
david harvey (sosyal adalet ve şehir)
cemal yıldırım (bilim tarihi)
clive ponting (yeni bir bakış açısıyla dünya tarihi)
biraz uzun bir liste oldu ama hepsi de gerçekten tavsiye edebileceğim kitaplar
devamını gör...
online kişi sayısının 300'ün altında kalması
online sadece sayıdır dostum dediğim başlık.
değerli yazarlar kasmayın bu kadar orada 1 milyon yazsa ne olacak. tabi ki fazla olması daha iyi ama burası yeni bir sözlük.
benim şahsen umurumda değil olmayacakta banane yahu yazıyorum okuyorum takılıyorum işte.
etkinlikler oluyor katılıyorum. yardım oluyor katılıyorum. yazarlık görevimi yapıyorum.
hayalet gibi takılan yazarların olduğunun farkındayım yazdığınız tanımın hakkını vermiyorlar farkındayım.
sadece takip ettikleri yazarı yalayan yazarlar olduğunun farkındayım anlıyorum.
kaka tanımların çilekli pasta tanımlardan daha fazla oy aldığının farkındayım.
ben bunların farkındaysam sözlük de farkındadır. bir şeyler yaparlar sakin olun lan.
(bkz: şöyle koyayım böyle koyayım)
değerli yazarlar kasmayın bu kadar orada 1 milyon yazsa ne olacak. tabi ki fazla olması daha iyi ama burası yeni bir sözlük.
benim şahsen umurumda değil olmayacakta banane yahu yazıyorum okuyorum takılıyorum işte.
etkinlikler oluyor katılıyorum. yardım oluyor katılıyorum. yazarlık görevimi yapıyorum.
hayalet gibi takılan yazarların olduğunun farkındayım yazdığınız tanımın hakkını vermiyorlar farkındayım.
sadece takip ettikleri yazarı yalayan yazarlar olduğunun farkındayım anlıyorum.
kaka tanımların çilekli pasta tanımlardan daha fazla oy aldığının farkındayım.
ben bunların farkındaysam sözlük de farkındadır. bir şeyler yaparlar sakin olun lan.
(bkz: şöyle koyayım böyle koyayım)
devamını gör...
otobüste uyulması gereken adabımuaşeret kuralları
insanları nasıl rahatsız etmem diye düşünüldüğünde akıllara gelen kurallardır.
devamını gör...
normal sözlük'e kalite katabilir miyiz sorunsalı
hep birlikte bunu başarabiliriz arkadaşlar. yapmamız gereken tek şey saygılı, seviyeli, samimi ve içten gelen bir hisle sınırsızca sevişmek.
devamını gör...
5 dakikada duş alınır mı sorunsalı
genel olarak kadınlar için biraz zor bir sorunsaldır. sadece saçı 5 dakikada yıkıyoruz efenim.
devamını gör...
alkol halka bedava dağıtılmalı
parti mi kuracak hayırdır dediğim söylem. ben oy veririm bu vaade.
devamını gör...
mabel matiz
31 ağustos 1985 doğumlu türk şarkıcı ve besteci ve diş hekimi.
neredeyse bütün şarkılarının sözü ve müziği ve yönetmenliği kendisine ait olan, her şarkısı kısa metrajlı film tadı veren, işini en iyi şekilde yapan, albümüne annesinin adını * verecek kadar güzel bir insan. çukur isimli şarkısında da babasının fotoğrafı vardı sigara tablasında. o sıralar babası vefat etmişti sanırım... ne kadar duyarlı bir insan olduğunu bir kez daha anlamıştım... asıl adı fatih karaca...
neredeyse bütün şarkılarının sözü ve müziği ve yönetmenliği kendisine ait olan, her şarkısı kısa metrajlı film tadı veren, işini en iyi şekilde yapan, albümüne annesinin adını * verecek kadar güzel bir insan. çukur isimli şarkısında da babasının fotoğrafı vardı sigara tablasında. o sıralar babası vefat etmişti sanırım... ne kadar duyarlı bir insan olduğunu bir kez daha anlamıştım... asıl adı fatih karaca...
devamını gör...
isa'ya göre incil
josé saramago'nun 1991 yılında yayımladığı, şüphesiz en sansasyonel eseridir. öyle ki; ateist olmasına rağmen katolik kilisesi tarafından aforoz edilmesine yol açmıştır. portekiz hükümeti'nin eserlerine sansür uygulaması da bardağı taşıran son damla olmuş ve ülkesini terk etmesine sebep olmuştur. oysa portekiz'i ne çok sevdiğine çocukluk anılarından bahsettiği "küçük anılar" eserinde şahit olmuştuk.
kitaba dönecek olursak; isa'nın doğumundan ölümüne kadar geçen süreyi bilinenden farklı bir biçimde ele almıştır. incil'in aksine onu kutsal bir varlıktan ziyade; hataları, hırsları, heyecanlarıyla daha insani bir biçimde önümüze koymaktadır. hatta bana kalırsa kabil romanında da yaptığı gibi tanrı'yı da daha insani bir düzeye indirgediğini söyleyebiliriz. isa ve tanrı arasında cevap arayışlarına dayalı konuşmalarda bunu görmek mümkün. yine; isa,tanrı ve şeytanın kayıktaki diyalogları kitabın en vurucu kısımlarından biridir. adeta kitap boyunca söylemek istediği her şeyi o diyaloglara dek ustalıkla bekletmiş gibidir.
ve yine bir kabil ilişkisi kuracak olursak; her iki kitap da saramago'nun tanrı'yı alt etme amacının nihai sonucudur. temel olayların kronolojisine sadık kalmış; olay örgüsünü değiştirmek veya çarpıtmak yerine altında yatan sebeplerin, düşüncelerin farklı olduğunu göstermek istemiştir.
kitaba dönecek olursak; isa'nın doğumundan ölümüne kadar geçen süreyi bilinenden farklı bir biçimde ele almıştır. incil'in aksine onu kutsal bir varlıktan ziyade; hataları, hırsları, heyecanlarıyla daha insani bir biçimde önümüze koymaktadır. hatta bana kalırsa kabil romanında da yaptığı gibi tanrı'yı da daha insani bir düzeye indirgediğini söyleyebiliriz. isa ve tanrı arasında cevap arayışlarına dayalı konuşmalarda bunu görmek mümkün. yine; isa,tanrı ve şeytanın kayıktaki diyalogları kitabın en vurucu kısımlarından biridir. adeta kitap boyunca söylemek istediği her şeyi o diyaloglara dek ustalıkla bekletmiş gibidir.
ve yine bir kabil ilişkisi kuracak olursak; her iki kitap da saramago'nun tanrı'yı alt etme amacının nihai sonucudur. temel olayların kronolojisine sadık kalmış; olay örgüsünü değiştirmek veya çarpıtmak yerine altında yatan sebeplerin, düşüncelerin farklı olduğunu göstermek istemiştir.
devamını gör...
geceye nazım hikmet'ten bir şiir bırak
ercüment er takma adıyla güftesini yazdığı şarkıyı paylaşmak istiyorum..
bir rüzgârdır, gelir geçer sanmıştım
meğer başımda esen kasırgaymış sevgilim
gönül oyunudur bunun izi kalmaz demiştim
meğer içimde yanan bir volkanmış sevgilim
bir gün olur unutursun demiştin sevgilim
hicrânını uyutursun demiştin sevgilim
unutmadım, unutmadım, unutmadım
aşka hasret, sana hasret, bekliyorum sevgilim
beste: sadettin kaynak
güfte: ercüment er
makam: segah
bir rüzgârdır, gelir geçer sanmıştım
meğer başımda esen kasırgaymış sevgilim
gönül oyunudur bunun izi kalmaz demiştim
meğer içimde yanan bir volkanmış sevgilim
bir gün olur unutursun demiştin sevgilim
hicrânını uyutursun demiştin sevgilim
unutmadım, unutmadım, unutmadım
aşka hasret, sana hasret, bekliyorum sevgilim
beste: sadettin kaynak
güfte: ercüment er
makam: segah
devamını gör...
öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler
kedilerin ot yeme sebebi midelerinde yüksek bir lif oranı sağlayarak kendilerini kusturmak içindir. çimi yedikten sonra kusan kedi kendini temizlerken yalayarak midede biriken tüy yumaklarını atmış olur ve rahatlar. çimi yediği için de kusabilir, kusacağı için de çim yiyebilir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
mutlu hissetmeyi çok özledim,olmaktan geçtim artık..
devamını gör...
kişinin 5 yılda yaşadığı değişim
-neseli, insanlarla kaynasmayi seven insandan icine donuk, insan sevmeyen bir insana donustum.
-bazi seyleri kabullendim.
-hayir demeyi ogrendim.
-merhamet duygusu azaldi.
-bazi seyleri kabullendim.
-hayir demeyi ogrendim.
-merhamet duygusu azaldi.
devamını gör...
480p görmek
neredeyse hayatım boyunca yaşadığımdır. zaten boyum kısa olduğu için hep en ön sıraya oturtulurdum bu yüzden tahtayı görememe gibi bir sorunum olmuyordu. e çocukken bir noktada birileri gözünüzün bozuk olduğunu fark edip doktora götürmediyse de herkes dünyayı sizin gibi görüyor zannediyorsunuz. çok uzaktaki yazıları okumakla şov yapan arkadaşları da cinli deyip geçiyorsunuz.
şimdi nasıl 1080'e terfi ettiğimi anlatayım.
bende miyop artı astigmat olduğu için otobüs numaralarını okuyamıyorum. lisedeyken de çok merkezi bir duraktan biniyorum, bizim okulun formasını giyen otuz öğrencinin akın ettiği otobüse biniyorum hiç numarayı falan sormadan. neyse bir gün bu durum ilk iki dersi kaçırmamla değişti. okula geç gideceğim için durakta bizim okulun formasını giyen sadece 1 kişi (yazıyla bir) var. neyse otobüs geldi ben bunun peşinden atladım. sonra kitap mı okuyorum napıyorum hiç yola, sağıma soluma bakmıyorum. otobüs durdu kız inmek için kalktı ben de bunun peşinden otobüsten atladım. atladım ama çok afedersin allahın unuttuğu bir yerde hiç bilmediğim bir tarlanın ortasındayım. ben ne olduğunu, nerede olduğumu, neden okulun önünde olmadığımı anlamlandırmaya çalışırken kız basmış gitmis yoluna. kaldım mı tek başıma. o panikle birden insanların otobüslere bu yolla biniyor olamayacağı ve gözlerimin bozuk olabileceği düşüncesi ile aydınlandım.
neyse efendim kısa keseyim sonunda bir doktora gidip muayene olup, numaralar yazılıp, optiğe gidilip gözlük seçilip, hazırlanma aşaması bittikten sonra gözlüklerime kavuştum ve tüm dünyayı full hd kalitesinde izlemeye başladım. başladım ancak bi kere dünyayı böyle görmeye alışmamışsanız birden herşey samanyolu kanalı tarafından çekilmiş gibi oluyor: no filter no blur no post prodakşın cayır cayır stüdyo layt.
sonuç olarak hafif blurlu her şey daha bi güzel. alt yazı falan okumayacaksam da genellikle gözlükleri takmıyorum. 480 devam.
şimdi nasıl 1080'e terfi ettiğimi anlatayım.
bende miyop artı astigmat olduğu için otobüs numaralarını okuyamıyorum. lisedeyken de çok merkezi bir duraktan biniyorum, bizim okulun formasını giyen otuz öğrencinin akın ettiği otobüse biniyorum hiç numarayı falan sormadan. neyse bir gün bu durum ilk iki dersi kaçırmamla değişti. okula geç gideceğim için durakta bizim okulun formasını giyen sadece 1 kişi (yazıyla bir) var. neyse otobüs geldi ben bunun peşinden atladım. sonra kitap mı okuyorum napıyorum hiç yola, sağıma soluma bakmıyorum. otobüs durdu kız inmek için kalktı ben de bunun peşinden otobüsten atladım. atladım ama çok afedersin allahın unuttuğu bir yerde hiç bilmediğim bir tarlanın ortasındayım. ben ne olduğunu, nerede olduğumu, neden okulun önünde olmadığımı anlamlandırmaya çalışırken kız basmış gitmis yoluna. kaldım mı tek başıma. o panikle birden insanların otobüslere bu yolla biniyor olamayacağı ve gözlerimin bozuk olabileceği düşüncesi ile aydınlandım.
neyse efendim kısa keseyim sonunda bir doktora gidip muayene olup, numaralar yazılıp, optiğe gidilip gözlük seçilip, hazırlanma aşaması bittikten sonra gözlüklerime kavuştum ve tüm dünyayı full hd kalitesinde izlemeye başladım. başladım ancak bi kere dünyayı böyle görmeye alışmamışsanız birden herşey samanyolu kanalı tarafından çekilmiş gibi oluyor: no filter no blur no post prodakşın cayır cayır stüdyo layt.
sonuç olarak hafif blurlu her şey daha bi güzel. alt yazı falan okumayacaksam da genellikle gözlükleri takmıyorum. 480 devam.
devamını gör...
sultan alparslan
malazgirt savaşı'nda bizans ordusunu yendikten sonra, etrafı biraz gezmiş ve bu ne biçim memleket yahu bir tane bile ağaç, yeşillik yok demiş, ve yanındaki bazı türk beylerine dönmüş, "ben kapıyı açtım, siz devam edin" deyip iran'a geri dönmüş büyük selçuklu imparatorluğu'nun sultanıdır.
devamını gör...
4. murad ve habib baba
habib baba, 4.murad devrinin gizli, kimsenin bilmediği allah dostlarındandır. yaşlıdır,fakirdir, gariptir. fakat rabbinin katında da alemlere denk bir değerin sahibidir.
yaşlı habib baba, uzun bir kervan yolculuğunun sonunda istanbul'a gelmiştir.yolculuğ unun tozunu, yorgunluğunu atmak için bir hamama gider... niyeti, şöyle iyice bir keselenip, paklanmak... bedenini de ruhuna denk kılmaktır.
fakat hamamcı habib babayı içeri sokmak istemez.
'bugün' der, 'sultan murad'ın vezirleri hamamı kapattılar, dışarıdan müşteri alamıyoruz.'
habib baba üzülür... rica, minnet eder, yalvarır...
'ne olursun' der, 'kimseye varlığımı belli etmem, aceleyle yıkanır çıkarım.bu tozlu bedenle rabbime ibadet ederken utanıyorum.binbir dil döker.hamamcı ehl-i insaftır... dayanamaz... kabul eder... hamamın en sonundaki odayı göstererek ...
'baba şu odada hızla yıkanıp çık, parada istemem. yeter ki vezirler, senin farkına varmasınlar.'
habib baba sevinerek kendine gösterilen yere girer. yıkanmaya başlar... ve bu arada hamamcının karşısında yeni bir müşteri belirir. boylu, poslu, genç, yakışıklı biridir bu gelen. onunda görünümü fakirdir... ama sadece görünümü... ikinci müşteri kılık değiştirmiş, 4.murad'dır. o gün vezirlerinin topluca hamam alemi yapacaklarından haberdar olan padişah merak etmiştir.
'hele bir bakalım' demiştir, 'bizim vezirler, hamamda benden uzakta, kendi başlarına ne yaparlar, nasıl eğlenirler?'
ve bu merak padişahı, tebdil-i kıyafet ettirerek, hamama getirmiştir.
az önce yaşananlar bir kez daha tekrarlanır.. .
hamamcı vezirler der almak istemez... padişah ise, ne olursun der, bastırır ve padişah galip gelir... habib babanın yıkanmakta olduğu odayı göstererek, genç padişahın kulağına fısıldar:
'şu odada bir ihtiyar yıkanıyor. sende sar peştemali beline gir yanına... beraber sessizce yıkanın, bir an evvel çıkın... ve ekler: 'aman ha! vezirler varlığınızı bilmesinler.'
sonra 4.murad da habib babanın yanına süzülür. beraber sessizce yıkanmaya başlarlar. bu arada, hamamın büyük salonundan gelen tef, dümbelek, şarkı, türkü sesleri ortalığı çınlatmaktadır...
habib babanın gözü, genç hamam arkadaşının sırtına takılır. biraz kirlenmiş gibi gelir ona... allah hikmeti gereği dostuna, o yanındakinin tedbil-i kıyafet etmiş padişah olduğunu ilham etmemiştir...
ve yanındakini, görüntüsüne uygun, kendi gibi fakir bir delikanlı zanneden habib baba yumuşak bir sesle konuşur:
'evladım' der, 'sırtın fazlaca kirlenmiş, müsade edersen bir keseleyivereyim.'
padişah aldığı bu teklif karşısında şaşkınlaşır ve bü yük bir haz duyar...
haz duyar, çünkü ömründe ilk defa biri ona, padişah olduğunu bilmeden, sırf bir insan olarak, karşılık beklemeksizin bir iyilik yapmayı teklif etmektedir.
memnuniyetle habib babanın önünde diz çökerken: 'buyur baba' der, 'ellerin dert görmesin'
bu arada içerideki alemin sesleri hamamı çınlatmaya devam etmektedir. habib baba, 4.murad'ın sırtını bir güzel keseler... fakat padişah kuru bir teşekkürle yetinmek istemez.. ne de olsa insandır ve o da her insan gibi kendine yapılan iyiliklerin kölesidir.
'baba' der, 'gel bende senin sırtını keseliyeyim de ödeşmiş olalım.' habib baba, teklifin kimden geldiğinden habersiz, tebessümle;
'olur evlad' deyip, sultanın önünde diz çöker. bu arada, sultan murad kese yaparken bir yandan da habib babayı yoklar, ağzını arar...
'baba' der, 'görüyormusun şu dünyayı... sultan murad'a vezir olmak varmış...
bak adamlar içerde tef,dümbelek hamamı inletiyorlar, sen ve ben ise burada iki hırsız gibi...'
habib baba sultan murad'ın cümlesini tamamlamasına fırsat bile bırakmaz, kendi hükmünü söyler... sultan murad'ın habib babadan duydukları, ağzı açık bırakıp, keseyi elden düşürten cinstendir:
'be evladım' der, habib baba, 'sultan murad dediğin kimdir? sen asıl alemlerin sultanına kendini sevdirmeye bak ki, o seni sevince sırtını bile sultan murad'a keselettirir.
yaşlı habib baba, uzun bir kervan yolculuğunun sonunda istanbul'a gelmiştir.yolculuğ unun tozunu, yorgunluğunu atmak için bir hamama gider... niyeti, şöyle iyice bir keselenip, paklanmak... bedenini de ruhuna denk kılmaktır.
fakat hamamcı habib babayı içeri sokmak istemez.
'bugün' der, 'sultan murad'ın vezirleri hamamı kapattılar, dışarıdan müşteri alamıyoruz.'
habib baba üzülür... rica, minnet eder, yalvarır...
'ne olursun' der, 'kimseye varlığımı belli etmem, aceleyle yıkanır çıkarım.bu tozlu bedenle rabbime ibadet ederken utanıyorum.binbir dil döker.hamamcı ehl-i insaftır... dayanamaz... kabul eder... hamamın en sonundaki odayı göstererek ...
'baba şu odada hızla yıkanıp çık, parada istemem. yeter ki vezirler, senin farkına varmasınlar.'
habib baba sevinerek kendine gösterilen yere girer. yıkanmaya başlar... ve bu arada hamamcının karşısında yeni bir müşteri belirir. boylu, poslu, genç, yakışıklı biridir bu gelen. onunda görünümü fakirdir... ama sadece görünümü... ikinci müşteri kılık değiştirmiş, 4.murad'dır. o gün vezirlerinin topluca hamam alemi yapacaklarından haberdar olan padişah merak etmiştir.
'hele bir bakalım' demiştir, 'bizim vezirler, hamamda benden uzakta, kendi başlarına ne yaparlar, nasıl eğlenirler?'
ve bu merak padişahı, tebdil-i kıyafet ettirerek, hamama getirmiştir.
az önce yaşananlar bir kez daha tekrarlanır.. .
hamamcı vezirler der almak istemez... padişah ise, ne olursun der, bastırır ve padişah galip gelir... habib babanın yıkanmakta olduğu odayı göstererek, genç padişahın kulağına fısıldar:
'şu odada bir ihtiyar yıkanıyor. sende sar peştemali beline gir yanına... beraber sessizce yıkanın, bir an evvel çıkın... ve ekler: 'aman ha! vezirler varlığınızı bilmesinler.'
sonra 4.murad da habib babanın yanına süzülür. beraber sessizce yıkanmaya başlarlar. bu arada, hamamın büyük salonundan gelen tef, dümbelek, şarkı, türkü sesleri ortalığı çınlatmaktadır...
habib babanın gözü, genç hamam arkadaşının sırtına takılır. biraz kirlenmiş gibi gelir ona... allah hikmeti gereği dostuna, o yanındakinin tedbil-i kıyafet etmiş padişah olduğunu ilham etmemiştir...
ve yanındakini, görüntüsüne uygun, kendi gibi fakir bir delikanlı zanneden habib baba yumuşak bir sesle konuşur:
'evladım' der, 'sırtın fazlaca kirlenmiş, müsade edersen bir keseleyivereyim.'
padişah aldığı bu teklif karşısında şaşkınlaşır ve bü yük bir haz duyar...
haz duyar, çünkü ömründe ilk defa biri ona, padişah olduğunu bilmeden, sırf bir insan olarak, karşılık beklemeksizin bir iyilik yapmayı teklif etmektedir.
memnuniyetle habib babanın önünde diz çökerken: 'buyur baba' der, 'ellerin dert görmesin'
bu arada içerideki alemin sesleri hamamı çınlatmaya devam etmektedir. habib baba, 4.murad'ın sırtını bir güzel keseler... fakat padişah kuru bir teşekkürle yetinmek istemez.. ne de olsa insandır ve o da her insan gibi kendine yapılan iyiliklerin kölesidir.
'baba' der, 'gel bende senin sırtını keseliyeyim de ödeşmiş olalım.' habib baba, teklifin kimden geldiğinden habersiz, tebessümle;
'olur evlad' deyip, sultanın önünde diz çöker. bu arada, sultan murad kese yaparken bir yandan da habib babayı yoklar, ağzını arar...
'baba' der, 'görüyormusun şu dünyayı... sultan murad'a vezir olmak varmış...
bak adamlar içerde tef,dümbelek hamamı inletiyorlar, sen ve ben ise burada iki hırsız gibi...'
habib baba sultan murad'ın cümlesini tamamlamasına fırsat bile bırakmaz, kendi hükmünü söyler... sultan murad'ın habib babadan duydukları, ağzı açık bırakıp, keseyi elden düşürten cinstendir:
'be evladım' der, habib baba, 'sultan murad dediğin kimdir? sen asıl alemlerin sultanına kendini sevdirmeye bak ki, o seni sevince sırtını bile sultan murad'a keselettirir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
bir ara kendime güvenip yazma cesaretini gösterdiğim, ilk ve tek şiirim. eleştirinin her türlüsüne açığım. o halde yazıyorum:
hayat bir mavi deniz
bizse fanî dalgalar
ne kadar büyük de olsak
ömrümüz tepeye varana kadar
hayat bir anlaşılmaz harmoni
gidenlerin yerini alıyor
ardından gelenleri
tıpkı denizdeki dalgalar gibi
hepimiz akıp gidiyoruz işte böyle
dalga sesleriyle dolu
sonsuz bir melodinin parçası içinde
hayat bir mavi deniz
bizse fanî dalgalar
mutluluk karaya vurmuş
parçalanıyoruz kıyıya varana kadar
ömrümüz de tam orada bitiyor işte
bazen hiç kıyıyı dahi göremeden
ruhumuz bir bulut olup çıkıyor göklere
hepimiz gelip geçiyoruz işte böyle
yağmur olup unutulmak üzere
hayat bir mavi deniz
bizse fanî dalgalar
ne kadar büyük de olsak
ömrümüz tepeye varana kadar
hayat bir anlaşılmaz harmoni
gidenlerin yerini alıyor
ardından gelenleri
tıpkı denizdeki dalgalar gibi
hepimiz akıp gidiyoruz işte böyle
dalga sesleriyle dolu
sonsuz bir melodinin parçası içinde
hayat bir mavi deniz
bizse fanî dalgalar
mutluluk karaya vurmuş
parçalanıyoruz kıyıya varana kadar
ömrümüz de tam orada bitiyor işte
bazen hiç kıyıyı dahi göremeden
ruhumuz bir bulut olup çıkıyor göklere
hepimiz gelip geçiyoruz işte böyle
yağmur olup unutulmak üzere
devamını gör...
80 tl'ye normal sözlük hesabını satan yazar
bir portalda denk geldiğim yazardır. ilan detayında yazdığına göre karma puanı da yüksekmiş.
üzerinden henüz 2.5 ay geçmesine rağmen hesabının bu denli değer kazanması göğsümü kabartsa da, tasvip etmediğim, beni üzen yazardır kendileri.
bir yönetici olarak yapmam gereken, hesabı satın alıp perma ban atmaktır tabi.
yok yere 80'lik olduk babasını satayım *
üzerinden henüz 2.5 ay geçmesine rağmen hesabının bu denli değer kazanması göğsümü kabartsa da, tasvip etmediğim, beni üzen yazardır kendileri.
bir yönetici olarak yapmam gereken, hesabı satın alıp perma ban atmaktır tabi.
yok yere 80'lik olduk babasını satayım *
devamını gör...


