hesap silme seçeneği
kullanmak isteyenleri samimi bulmuyorum.
çıkış yaptığınız an zaten herşey bitmiş gitmiş oluyor.
e ama entrylerim diyorsanız o da kaşınızın gözünüzün sadakası olsun.
benim sadakayla işim olmaz diyorsanız onu da uzun vadeye yayarak azar azar silebilirsiniz.
yani illa gitmek istiyorsanız bunun çaresi var, butona gerek yok.
çıkış yaptığınız an zaten herşey bitmiş gitmiş oluyor.
e ama entrylerim diyorsanız o da kaşınızın gözünüzün sadakası olsun.
benim sadakayla işim olmaz diyorsanız onu da uzun vadeye yayarak azar azar silebilirsiniz.
yani illa gitmek istiyorsanız bunun çaresi var, butona gerek yok.
devamını gör...
ibb caz konserinde alkol satışı yapılması
ibb'yi kınadığım eylem.
sadece efes mi satılır manyak mısınız? nerede benim bud, carlsberg gibi biralarım?
sadece efes mi satılır manyak mısınız? nerede benim bud, carlsberg gibi biralarım?
devamını gör...
bir insanla ilişkiyi kesmek için yeterli sebepler
yeterince kullanılmak, aptal yerine konmak. insan insanı kullanır ama bunun hududunu aşarsan o götverenliğe girer
devamını gör...
sanat sanat için midir sanat toplum için midir sorunsalı
sanat yaratıcılığın hayal gücünün ifade edilmesidir.bu yaratıcılık insana özgü olup,birey olmamızı tamamlamamıza yardım etmektedir.benim düşüncem birey içindir.içimizdeki haykırışın,iç burukluluğunun,coşkunun bizim elimizden başka yoğuruluşu başka halidir.bizi uyarır, çıkış yollarını aratır ve rahatlatır.yaşasın sanat..
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
merhabalar sevgili portakallar!
verdiğimiz aranın ardından bu akşam saat 22.00'da sözlük radyosunda nihayet buluşuyoruz! yine birbirinden güzel şarkılar ve harika seslendirilmiş türküler ile hem hüzünlenmeye hem de neşelenmeye hazır olun efendim benden söylemesi.*
müsaadenizle doğa temalı şarkılar yayınımızın yıldızlarını sizlerle paylaşayım ben önce:

ps: afiş için sevgili gomercan'a çoklu fazlalı teşekkürler efendim.
verdiğimiz aranın ardından bu akşam saat 22.00'da sözlük radyosunda nihayet buluşuyoruz! yine birbirinden güzel şarkılar ve harika seslendirilmiş türküler ile hem hüzünlenmeye hem de neşelenmeye hazır olun efendim benden söylemesi.*
müsaadenizle doğa temalı şarkılar yayınımızın yıldızlarını sizlerle paylaşayım ben önce:

ps: afiş için sevgili gomercan'a çoklu fazlalı teşekkürler efendim.
devamını gör...
eniyisipencere
bir yazar nasıl olunmalı tanımının karşılığına verilecek nitelikte yazıları olan kaliteli yazar. bolca yazmasını diliyorum.
devamını gör...
cam balon
gövdesi küre, altı düz, silindir şeklinde cam bir boynu olan cam malzemedir. 50 ml'den 10 litreye kadar hacmi olabilir. çözeltilerin hazırlanması, ısıtma, kaynatma, bazı kimyasal reaksiyonların gerçekleştirilmesi işlemlerinde kullanılır.
devamını gör...
takipten çıkan takipçi
keyfi bilir.
altı üstü mobil bir uygulama, hemen herkes sanal, fikirler anonimlik özgüveni fikirleri.
mutfaktaki bulaşıkları dert etmek daha mantıklı.
buradan keyif alıyorum ama sadece o kadar.
cem yılmaz yıllar önce facebook için
-ev taşısan kaç kişi yardıma gelir, facebooktan demişti
-hiç kimse.
burada öyle
kaldıki orda bir kısım arkadaşlar gerçek
bir ihtimal gelirler.
neyse ben bulaşıkları yıkayayım.
daha bir sürü işim var.
bu arada, kalan takipçilerim,
uymayın gidenlere,
gidesiniz yoksa,
kalın sağlıcakla.
altı üstü mobil bir uygulama, hemen herkes sanal, fikirler anonimlik özgüveni fikirleri.
mutfaktaki bulaşıkları dert etmek daha mantıklı.
buradan keyif alıyorum ama sadece o kadar.
cem yılmaz yıllar önce facebook için
-ev taşısan kaç kişi yardıma gelir, facebooktan demişti
-hiç kimse.
burada öyle
kaldıki orda bir kısım arkadaşlar gerçek
bir ihtimal gelirler.
neyse ben bulaşıkları yıkayayım.
daha bir sürü işim var.
bu arada, kalan takipçilerim,
uymayın gidenlere,
gidesiniz yoksa,
kalın sağlıcakla.
devamını gör...
ekşi sözlük'ten gelen yazarlar
kanzuk: içerde misin?
pembekriko: içerdeyim patron.
pembekriko: içerdeyim patron.
devamını gör...
g-lenfatik akım
beyinde gün içerisinde biriken metabolik ürünlerin beyin parankiminden temizlenmesinde görevli
bir “yıkama” sistemidir.
uyku sırasında ortaya çıkan bu akım, periarteriyel alandaki beyin omurilik sıvısının interstisyel sıvıya geçerek perivenöz
alana dökülmesi ile ortaya çıkar ve bu akımın gücünü temelde arterlerdeki pulsasyonlar oluşturur.
uyku esnasında astrosit yüzeylerinde artan aquaporin-4 kanalları akımın devamlılığını sağlar.
bir “yıkama” sistemidir.
uyku sırasında ortaya çıkan bu akım, periarteriyel alandaki beyin omurilik sıvısının interstisyel sıvıya geçerek perivenöz
alana dökülmesi ile ortaya çıkar ve bu akımın gücünü temelde arterlerdeki pulsasyonlar oluşturur.
uyku esnasında astrosit yüzeylerinde artan aquaporin-4 kanalları akımın devamlılığını sağlar.
devamını gör...
ilginç tatlı isimleri
şıllık tatlısı(bkz: urfa)
devamını gör...
böyledir bizim sevdamız
değerli sanatçı zülfü livaneli'nin şarkısıdır.
kırılsa da kanadımız
asiye çıksa adımız
duyan duysun bilen bilsin gülüm
böyledir bizim sevdamız
kırılsa da kanadımız
asiye çıksa adımız
duyan duysun bilen bilsin gülüm
böyledir bizim sevdamız
devamını gör...
kabullenildiğinde olgunlaştıran acı gerçekler
planladığım kadar bir ömrüm olmadığını hatta zamanımın iyice azaldığını öğrendiğimde bırak olgunlaşmayı, hızla yaşlanmaya başlamıştım...
devamını gör...
aşkın nörobiyolojisi
kelime anlamı, bir varlığa duyulan derin bir sevgi anlamına gelen ve bilinç haline gelmiş evrendeki temel bir güç olarak kabul edilen aşkın nörobiyolojik mekanizmasını kısaca açıklayan başlıktır.*
ehe, şimdi çok biliyormuşçasına ahkam keseceğim aşk hakkında.*
aşka nörobilimsel olarak baktığımızda, bir hormon kokteylidir diyebiliriz kolaylıkla. nitekim bir ödül sistemi gibi de çalışır aynı zamanda. ödül sistemi dediğimizde direkt olarak dopaminden bahsedebiliriz. dopamin, romantik bir aşk ile ilişkilidir. bir miktar bağımlık hali gibidir. aşık olduğumuzda bu ödül sistemiyle ilişkili tüm nörokimyasallar beyne akmaya başlar ve çeşitli belirteçler ortaya çıkar.* ve vücut strese girer. bir kriz ortamında hisseder kendini. kortizol* artmaya; serotonin* azalmaya başlar. böylece, tutku denilen, aşkın o ilk evrelerinin takıntılı hali başlıyor. aynı zamanda bu sırada yüksek dopamin de salgılandığı için aşşşırı bir heyecan halindeyiz. hislerin karmaşasını yaşıyoruz yani. tam bir savaş ortamı var beynimizde..*
aynı zamanda aşk ile birlilkte oksitosin ve vazopresin denilen bağlanma hormonları salgılanmaya başlıyor. özellikle ten teması ile artan oksitosin aşırı salgılanıyor. bu da bizim memnuniyet ve sükunet gibi hisler hissetmemizi sağlıyor. vazopresin ise, ilişkinin ne kadar süreceğine karar veriyor. çünkü uzun süreli ilişkilerin sebebi vazopresin olarak gösterilmiştir ve vazopresin salgılanması tek eşlilik durumu gibi sağlıklı bir durumu da ortaya çıkarmaktadır.
ve aşk bitmiyor sevgili yazarlar... sadece ilk bahsettiğimiz o his karmaşası bitiyor, hormonlar duruluyor. kaygı azalıyor. takıntı azalıyor. endişe azalıyor ve yerini sakin bir sevgiye bırakıyor.*
ha, derseniz ki kim karar veriyor bu hormonların delirmesine? orasını hala bilmiyoruz. aşk hakkında yapılan binlerce bilimsel çalışma olmasına rağmen hala gizemini koruyor..
aşk olmasaydı eğer, hakkında yazılan ve çizilen binlerce eser olmayacaktı. aşk, belki de hayatın bir rengiydi, gizemli bir rengi... ve bizler, belki de o rengin nasıl bir renk olduğunu hiçbir zaman çözemeyeceğiz..
ehe, şimdi çok biliyormuşçasına ahkam keseceğim aşk hakkında.*
aşka nörobilimsel olarak baktığımızda, bir hormon kokteylidir diyebiliriz kolaylıkla. nitekim bir ödül sistemi gibi de çalışır aynı zamanda. ödül sistemi dediğimizde direkt olarak dopaminden bahsedebiliriz. dopamin, romantik bir aşk ile ilişkilidir. bir miktar bağımlık hali gibidir. aşık olduğumuzda bu ödül sistemiyle ilişkili tüm nörokimyasallar beyne akmaya başlar ve çeşitli belirteçler ortaya çıkar.* ve vücut strese girer. bir kriz ortamında hisseder kendini. kortizol* artmaya; serotonin* azalmaya başlar. böylece, tutku denilen, aşkın o ilk evrelerinin takıntılı hali başlıyor. aynı zamanda bu sırada yüksek dopamin de salgılandığı için aşşşırı bir heyecan halindeyiz. hislerin karmaşasını yaşıyoruz yani. tam bir savaş ortamı var beynimizde..*
aynı zamanda aşk ile birlilkte oksitosin ve vazopresin denilen bağlanma hormonları salgılanmaya başlıyor. özellikle ten teması ile artan oksitosin aşırı salgılanıyor. bu da bizim memnuniyet ve sükunet gibi hisler hissetmemizi sağlıyor. vazopresin ise, ilişkinin ne kadar süreceğine karar veriyor. çünkü uzun süreli ilişkilerin sebebi vazopresin olarak gösterilmiştir ve vazopresin salgılanması tek eşlilik durumu gibi sağlıklı bir durumu da ortaya çıkarmaktadır.
ve aşk bitmiyor sevgili yazarlar... sadece ilk bahsettiğimiz o his karmaşası bitiyor, hormonlar duruluyor. kaygı azalıyor. takıntı azalıyor. endişe azalıyor ve yerini sakin bir sevgiye bırakıyor.*
ha, derseniz ki kim karar veriyor bu hormonların delirmesine? orasını hala bilmiyoruz. aşk hakkında yapılan binlerce bilimsel çalışma olmasına rağmen hala gizemini koruyor..
aşk olmasaydı eğer, hakkında yazılan ve çizilen binlerce eser olmayacaktı. aşk, belki de hayatın bir rengiydi, gizemli bir rengi... ve bizler, belki de o rengin nasıl bir renk olduğunu hiçbir zaman çözemeyeceğiz..
devamını gör...
31 mart trans görünürlük günü
bugünmüş. eski kuşaklardan geliyorum ama hiçbir şeyi reddetmeden, olmaz demeden, önyargısızca anlamaya çalışıyorum.
trans birey olmak yani cinsiyet değiştirmek sanıldığı gibi özenerek, dikkat çekmek için yapılabilecek bir şey değil. okuduklarım ve izlediklerim bunun zor ve acılı bir süreç olduğunu anlatıyor. ayrıca kim dışlanmayı, nefret objesi olmayı, itilip kakılmayı sadece birilerine özenerek yapmak ister ki?
trans bireyler, toplumun bir parçasıdır, vardır. yaşadıkları iç huzursuzluğu bilmeden yargılayanlar için üzülüyorum en çok çünkü kimse sınanmadığı bir günahın masumu değildir. dolayısıyla sadece var olduklarını bilmek ve saygı duymak yeterli.
trans birey olmak yani cinsiyet değiştirmek sanıldığı gibi özenerek, dikkat çekmek için yapılabilecek bir şey değil. okuduklarım ve izlediklerim bunun zor ve acılı bir süreç olduğunu anlatıyor. ayrıca kim dışlanmayı, nefret objesi olmayı, itilip kakılmayı sadece birilerine özenerek yapmak ister ki?
trans bireyler, toplumun bir parçasıdır, vardır. yaşadıkları iç huzursuzluğu bilmeden yargılayanlar için üzülüyorum en çok çünkü kimse sınanmadığı bir günahın masumu değildir. dolayısıyla sadece var olduklarını bilmek ve saygı duymak yeterli.
devamını gör...
haz duyulan küçük sapıklıklar
soğuk duvar çıplak ayak dayamak. muhteşem bir his değil mi ama.
devamını gör...
overthinking
yani haddinden fazla düşünmek bunu siz de yapıyor musunuz:( hayat kalitesini aşırı derecede etkileyen bir durum ve kendinizi nasıl o delikten geri çıkartabiliyorsunuz?
devamını gör...
ömer üründül
ytong ve burger king firmalarında hisse sahibi ve yönetim kurulu üyesi olan futboldan herhangi bir insandan daha fazla anlamayan ve herhangi bir insandan daha özgün fikirleri olmayan trt yorumcusu ve sabah gazetesi yazarıdır.
futbolun noel babası gibi bir karakterdir. 2 yılda bir ya dünya kupası ya da avrupa şampiyonası için ortaya çıkar ve hepimizi futboldan soğutan yorumları ile futbol izleyecisini futboldan bezdiren bir insandır.
maç boyunca bitse de gitsek bir ses tonu ile konuşur, asla tonlama yapmaz, önceden belirlediği ve muhtemelen önünde bulunan bir not kağıdında yazan sözleri bağlamdan bağımsız olarak sıralar.
bu not kağıdında yazan sözlerden en önemlisi “ kolektif futbol”dur. eğer bu sözü her maç en az dört kez söylemezse futbol tanrılarından biri olan sokrates tarafından tekmeleneceğine inandığına dair söylentiler bulunmaktadır.
iki takım da gol atamazsa berabere biter diyerek matematiksel anlamda gözümüzü açan, kaleciler topa bakmazsa gol olabilir diyerek bakış açımızı değiştiren, kaleci olmasa gol olacaktı diyerek de bizleri varoluşsal krizlere sokan üründül’ü savunanlar ise ısrarla yorumculuktan para almadığını söyleyerek vuvuzeladan daha rahatsız edici olan yorumcuya olumlu bir yandan bakmaya çalışmaktadır.
ancak bu konuda mehmet demirkol’un bir yayın da sorduğu ve aşağı yukarı şöyle bir şey olan soruyu mealen tekrar etmek isterim:
bir hastaneye gidip ben beyin ameliyatı yapmak istiyorum ve bunun karşılığında ücret almayacağım desek bize bu konuda izin verirler mi?
futbolun noel babası gibi bir karakterdir. 2 yılda bir ya dünya kupası ya da avrupa şampiyonası için ortaya çıkar ve hepimizi futboldan soğutan yorumları ile futbol izleyecisini futboldan bezdiren bir insandır.
maç boyunca bitse de gitsek bir ses tonu ile konuşur, asla tonlama yapmaz, önceden belirlediği ve muhtemelen önünde bulunan bir not kağıdında yazan sözleri bağlamdan bağımsız olarak sıralar.
bu not kağıdında yazan sözlerden en önemlisi “ kolektif futbol”dur. eğer bu sözü her maç en az dört kez söylemezse futbol tanrılarından biri olan sokrates tarafından tekmeleneceğine inandığına dair söylentiler bulunmaktadır.
iki takım da gol atamazsa berabere biter diyerek matematiksel anlamda gözümüzü açan, kaleciler topa bakmazsa gol olabilir diyerek bakış açımızı değiştiren, kaleci olmasa gol olacaktı diyerek de bizleri varoluşsal krizlere sokan üründül’ü savunanlar ise ısrarla yorumculuktan para almadığını söyleyerek vuvuzeladan daha rahatsız edici olan yorumcuya olumlu bir yandan bakmaya çalışmaktadır.
ancak bu konuda mehmet demirkol’un bir yayın da sorduğu ve aşağı yukarı şöyle bir şey olan soruyu mealen tekrar etmek isterim:
bir hastaneye gidip ben beyin ameliyatı yapmak istiyorum ve bunun karşılığında ücret almayacağım desek bize bu konuda izin verirler mi?
devamını gör...

