gerçek adı cem filiz’dir. yugoslav kökenli türk müzisyen, söz yazarı, yapımcı ve yazardır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gün mü aydın

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel *
devamını gör...

yalnız bırakılarak.
saysın dursun kendi kendine.
nadiren sinirlenen kadınlar çok kırıcı çok dağıtıcı olabilir.
devamını gör...

mutluluğun resmi
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
genellikle abidin dino'nun eseri olarak bilinse de gerçek sahibi dianne dengel'dir.
devamını gör...

hiç anlaşılmayacağını düşündüğün durum için harika bir çözüm.
devamını gör...

pink floyd gelmiş geçmiş en iyi gruptur.
the dark side of the moon şu ana kadar yapılmış en iyi albümdür.
yalnız time mı high hopes mu, yoksa hey you mu gelmiş geçmiş en iyi şarkıdır bilmiyorum. gerçi shine on you crazy diamond da olabilir.

pink floyd ve roger waters kutsallarımdır. bu konuda tutucu ve hoşgörüsüzüm evet.

edit: en önemli şeylerden birini unutmuşum the dark side of the moon albümünün kapağı dünyanın en güzel albüm kapağıdır.

edit 2: david gilmour gitarın tanrısıdır.
devamını gör...

“yaşamları boyu fikren birbirlerine ters düşen necip fazıl ile nazım hikmet aslında iyi arkadaştırlar: nazım hikmet sultanahmet hapishanesi’nde yatarken necip fazıl onu ziyarete gider.

necip fazıl: “nazım’ım, benim rejimim olsa seni asardım; fakat bu hiçlik rejiminde –milli şef dönemi- fikirsiz ve imansız insanların seni süründürmesinden müteessirim. onun için ziyaretine geldim” der.

nazım hikmet: “benim de rejimim olsa, ben de seni asardım. sonra da darağacının başında oturur ağlardım. seni anlıyorum, bil ki bu soylu tarafının daima takdircisi kalacağım” diye cevap verir.

necip fazıl, bir röportajında kendisine soru sormak için söz alan şahsın, nazım hikmet’le ilgili atıp tutması üzerine sinirlenir ve; ”yahu, sen ne diyorsun, ben sağcıymışım da nazım solcuymuş da, biz birbirimizin düşmanıymışız da, yok daha neler neler… ulan hıyar, biz nazım ile bütün gün siyaset tartışır, akşam olunca da beyoğlu’nda beraber kız tavlardık, ne diyorsun sen be” diye konuşur.”

kaynak: www.google.com.tr/amp/s/lis...
devamını gör...

bana fakir diyenler, gelirimi merak edenler olmuş. ışıl ışıl cafcaflı yeşil mahlasımdan da mı feyz almazsınız bre zındıklar! (bkz: sısısısı)
devamını gör...

gerçekten işin şeyini çıkaran yayın.

arka planda aldığın bilgi varsa söyle, söyleyeceğin zamanı söyle, şu an bilmiyorum arkadaş zamanı yoldaş söyleyecek de ama bişey de ya?

sabah a haberden öğrenirim valla daha iyi.
devamını gör...

zeki müren varken olur da boşluğunuza denk gelir, bi hataya düşersiniz de başkasından da bi dinleyeyim derseniz, siz siz olun emel sayın hanımefendiden dinleyin. zararın neresinden dönseniz kârdır.

devamını gör...

zümrüd-ü anka (simurg), ruhun yücelmesi ve yaşarken yeniden doğuş.
simurg, gerçek yolculuğun kendine yapılan yolculuk olduğunu bize hatırlatır.
gelelim hikayesine;

kuşların hükümdarı olan simurg, bilgi ağacının dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş.bir gün dünyanın bütün kuşları bir araya gelip, kendilerini yönetmesi için bir padişah seçmeye karar vermişler.hüthüt, kuşların simurg adında bir padişahı olduğunu söylemiş ve bütün kuşlar simurg'u aramak için yola çıkmışlar.simurg’un yuvası, kafdağı’nın tepesindeymiş.oraya varmak için yedi dipsiz vadiyi aşmaları gerekiyormuş. fakat zamanla yorulup, hüthüt'e mazeretler söylemeye başlamışlar.yedi vadiyi aşana kadar, kimi kafileden ayrılmış, ya aç susuz can vermiş, ya denizlerde boğulmuş, ya da vahşi hayvanlara yem olmuş.yedinci vadi, 'yokoluş'a geldiklerinde geriye sadece otuz kuş kalmış. kaf dağına varmışlar ve simurg’un yuvasını bulunca öğrenmişler ki; simurg anka, 'otuz kuş' demekmiş. onların hepsi de simurg’muş. her biri de simurg’muş! 30 kuş, anlar ki; aradıkları sultan kendileridir ve gerçek yolculuk, kendine yapılan yolculuktur.kuşlar simurg, simurg da kuşlarmış! görünen otuz kuş, simurg’un kendileri olduğunu anlayınca;artık ortada ne yolcu kalmış, ne yol, ne de kılavuz.. çünkü, hepsi birmiş.

vadilerin adları sırasıyla: istek, aşk, ustalık, kanaatkarlık, yalnızlık, şaşkınlık, yokluk(fena) vadisi.


tek başına bir hiç, hep birlikte her şey!
devamını gör...

üstteki yazarın belirttiği gibi fransız yapımı bir netflix filmidir. 40'larında olan 3 hanımın côte d'azur tatilinde 20'lerinde 3 genç ile yaşadıkları ilişkiyi konu edinmiştir. porno endüstrisinden aşina olunan milf olgusu yani yaşça büyük kadın-genç erkek ilişkisi filmin ana temasıdır. filmi tamamen keyif için izleyebilirsiniz, yapacak daha önemli işleriniz varsa bakmanıza pek gerek yok diyebilirim. adore filmi de aynı temayı işlese de konuyu ve hissiyatları çok daha derin bir şekilde ele alıyordu. bu film ise sıradan bir çerezlik netflix filmi. şahsım, en kötü filmden en iyi filme kadar her filmi izlemekten zevk aldığı için bünyemi etkileyen bir şey olmadı ancak hassas bünyeler için film pek iç açıcı olmayabilir. filme gelirsek, orta yaş bunalımında ve hayatın yükünden yorularak bir kaçamak için tatile çıkan 3 kadın arkadaş, tatil yöresinde 3 tane delikanlı ile tanışırlar ve çeşitli çılgınlıklar yaşarlar. hevesler hızlıca tüketildikten sonra hikaye bir durulur ve böylece güzelimsi bir son ile film nihayete erer. bu arada belirtmeden geçmek ayıp olur, virginie ledoyen'ın hastası oldum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

manavdan meyve mi alıyorsunuz ?
devamını gör...

nazım hikmet ran - ceviz ağacı

cem karaca'nın harika yorumu
devamını gör...

başlığı açan yazar işe ejderha mızrağı serisi ile başlamış, bende başlangıç noktası olarak onu baz alıp, bir kaç şey yazayım.

netice olarak ejderha mızrağı serisi ana olay örgüsü dışında, fazlaca yan kitap ve yan yazar barındırıyor. margaret weis ve tracy hickman'ın başlattığı serüven bu yüzden pek çok okuyucu için bir yerden sonra karmaşıklaşıyor. bu sebeple de kronoloji ve okuma sırası burada önem arz ediyor.

yan kitapları bir kenara bırakırsak, işe her şeyin çıkış noktası olan, ''ejderha mızrağı destanı'' ile başlamak lazım. bu seri 3 kitaptan müteşekkil;

güz alacakaranlığın ejderhaları
kış gecesi ejderhaları
ilkbahar şafağı ejderhaları

sonrasında ''efsaneler üçlemesi''ne yönelmek mantıklı. ilk seriyi tamamlayıcı bir nitelik arz ediyor. raistlin majere ve caramon majere kardeşleri odak noktasına koysa da, diğer mızrak kahramanlarına ilişkin bilgileri ve tamamlayıcı olayları bu seride bulabiliyorsunuz. adı üzerinde bu seri de 3 kitaptan müteşekkil;

ikizlerin zamanı
ikizlerin savaşı
ikizlerin sınavı

bu serinin arkasından ben ''raistlin tarihçeleri''ni okumuştum. zira bana göre kurgunun ruhu olan bu özel karakter üzerine daha fazla bilgi edinmek elzem olmuştu. burada da karşımıza iki kitap çıkıyor;

ruhdöveni
silah kardeşliği

fakat ''raistlin tarihçeleri''ni atlayıp, ''ruhlar savaşı'' serisine de direkt geçebilirsiniz. bu seride 3 kitaptan müteşekkil;

batan güneşin ejderhaları
kayıp yıldızın ejderhaları
yitik ayın ejderhaları

ondan sonra ''yaz alevi ejderhaları'' ve ''ikinci nesil''i okumak suretiyle pek çok şeyi sonuca bağlıyorsunuz, biraz da hüzünleniyorsunuz. tasslehoff amca olmuş daha ne olsun.

takiben karşımıza karanlık havari serisi çıkıyor. bu seri bende diğer serilerin bıraktığı etkiyi bırakmadı. özellikle ''yaz alevi ejderhaları''dan sonra biraz usulen yazılmış gibi geldi. belki de ''yaz alevi ejderhaları'' işin pik noktası olduğu için de öyle hissetmiş olabilirim. yine de okunur mu ? elbette okunur. yine 3 kitaptan müteşekkil;

amber ve küller
amber ve demir
amber ve kan

bundan sonrasıysa size kalmış. burada bırakabilirsiniz. lakin bu zehir vücuda bir kere zerk edince, insan diğerlerini de merak etmiyor değil. yan kitapların bazısından bir hayli zevk aldım. bazılarını ise çok vasat buldum.

weis ve hickman ile işe başlamışken, başka kurgulara girmeden ''ölüm kapısı serisi''ne doğru yola çıkın derim. tek kelimeyle muhteşem. hatta benim gözümde bugüne kadar yazılmış en iyi fantastik kurgu eserlerden biridir. elbette ''yüzüklerin efendisi''nin fantastik kurgu edebiyata gönül verenler için yeri ayrıdır. onu çok fazla kıyasa tabi tutmayız.

birbirlerine bir o kadar yakın, aynı zamanda da düşman iki karakter olan haplo ve alfred'in ilişkilerinin işleniş biçimi çok çarpıcıdır.

bu seri 7 kitaptan müteşekkil;

ejder kanadı
elf yıldızı
ateş denizi
yılan büyücüsü
kaosun eli
labirentte
yedinci kapı

bu dönemeci de döndüğümüze göre, başka bir seriye meyledebiliriz. karşımızda ''unutulmuş diyarlar'' ve fantastik kurgu evreninin en büyük silahşörü drizzt do'urden... r.a salvatore tarafından yazılan ana hikayenin listesini de şöyle yapabiliriz.

kara elf üçlemesi

anayurt
sürgün
göç

buzyeli vadisi üçlemesi

kristal parçası
gümüş damarları
buçukluğun mücevheri

drizzt do’urden’in maceraları serisi

miras
yıldızsız gece
karanlığın kuşatması
şafağa geçit

bu 10 kitap sizi kesmez ise, unutulmuş diyarlarda kalmak isterseniz. tıpkı ''ejderha mızrağı'nda olduğu gibi yan kitaplara yönelebilir ya da salvatore'nin yazdığı ''ruhban'' serisine göz atabilirsiniz.

bu da bitti ne yapsak ? e tabi bir de ''david eddings'' e bakmak lazım. akıcı bir dili vardır. başlarsınız ve serilerin ne ara bittiğini bile anlamazsınız. tolkien'den esintiler bulmanızda cabası.

genel olarak çoğunluk ''belgariad serisi'' ve ''malloryon'' serisine ağırlık verse de bende elenium ve tamuli üçlemelerinin yeri ayrıdır. şövalye sparhawk'ın askerleyiz diye slogan attırabilecek bu seri, ursula k. l guin'e de gönderme yapması sebebiyle bende ayrı bir sempati uyandırır.

evet, biraz vites düşürelim kafa dağıtalım diyorsanız da, ''shannara efsanesi''ne göz gezdirebilirsiniz. fazla yorucu değildir. işin aslı biraz ''yüzüklerin efendisi''ni andırır. druid allanon tıpkı gandalf'ın baggins'lere sıkıntılı durumlarda uğraması gibi, ohmsford sülalesine uğramaktadır.. karabüyücü lord ise biraz sauron'u hatırlatır. yine de beklentiyi çok yüksek tutmaz iseniz keyifli zaman geçirebilirsiniz.

bu seride toplam 10 kitap ile karşılacaksınız. bunun sebebi shannra'nın kılıcı'nın 3 kitap olarak basılmasıdır. sonrasında durum değişti mi onu bilemiyorum.

neyse nefeslendik, yorucu olmayan bir seri okuduk. hala fantastik kurgu kitap okuma isteğiniz varsa bir ''fantastik kurgu'' efsanesi olan melnibonelu elric ve kılıcı ''fırtına yaratan'' ile tanışma vaktiniz geldi demektir. micheal moorcok'un bu karakteri yaratmış olması dahi ''fantastik kurgu edebiyat'' için önemli bir mihenk taşıdır. farklı bir yol farklı bir karakter... işin büyüsünü kaçırmamak için çok fazla ayrıntıya girmek istemiyorum. okuyun ve görün denilesi bir eserdir. yalnız seriyi önerdiğim bazı arkadaşlarım türkçe basımlarını bulamadılar. o sorun halen devam ediyor mu bilemiyorum. tek bildiğim ne yapıp edip, bulup okumanız gerekliliğidir.

baktık kaptırdık gidiyoruz. zebellah gibi bir seriyi okuyacak gücümüz ve inancımız var demektir. robert jordan imzalı ''zaman çarkı'' bunun için biçilmiş kaftan... 14 kitaplık dev bir seri...

ursula k. l guin ve tolkien'den bahsetmeye gerek bile yok. zaten okudunuz ya da okuyacaksınız.

benden bu kadar. keyifli okumalar.
devamını gör...

okuyan varsa alınmasın ama bence bu üniversitelerde okumak zaman kaybıdır.
belki türkiyede zaten üniversite yok diyeceksiniz ama ben de bulunduğumuz koşullara göre bir varsayım yapıyorum bir odtü'de okumak var bir de adını bilmediğimiz bir taşra üniversitesinde okumak var bence fark var. üniversite hayatımızı şekillendiren kurum olduğu için büyük bir üniversitede okumak gerekli. zaten kendinizi geliştirmeniz için üniversiteninde size sunacağı imkanlar çok önemli. o yüzden üniversite önemli değil önemli olan kendini geliştirmek lafına inanmıyorum zaten bu laf boğaziçi üniversitesi kazanamayıp marmara üniversitesi, ege üniversitesi, kocaeli üniversitesi vs. gibi üniversiteler okuyan insanlara denir bu hususta saydığım üniversiteleri kötülemek için söylemiyorum zaten çok büyük üniversiteler demek istediğim en iyilerin bir tık altı üniversiteler için kullanılır bu tabir oda kendini teselli etmek için.
devamını gör...

esaretin bedeli'nde andy'nin mahkumlara dinlettiği klasik müzik çalıyor şuan. bu çok havalı dostum. biz mahkumlar unutulmaz bir an yaşıyoruz. teşekkürler coldboy.*
devamını gör...

küçükken sağ elle yazmama rağmen sol elle yazmaya zorluyordum kendimi.ciddi bir şekilde üzülüyordum solak olmak istiyordum heralde farklılık belirtisi olarak görüyordum bu durumu garip bir çocukluk işte.neyse ki geçti bu takıntı.
devamını gör...

(bkz: işsizler ordusu)

(bkz: bu yakışıklı da kim)
(bkz: a benmişim)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim