narkotik şube'de çalışan bir polis memur'unun tüm ciddiyetiyle hastaneye gelip, yapılan işlem sonrası ayıltmaya çalıştıklarında eller havada şarkı söylemeye çalışması. gözümün önünden gitmeyecek o görüntü. üstüne meslektaşına dönüp -oğlum bunun kafası çok güzel ondan geliyorlar bizim oraya..*
+dur abi, sus! *
bu manzara karşısında orada bulunan herkes kahkahaya boğuldu. neler olmuyor ki hayatta? o ciddi ifade'nin o hareketleri yapması anca narkoz etkisiyle olabilecek bir şey'dir heralde.
devamını gör...

ilklerin anayurdu olan izmir'in ilçesi.
yalnızca antik dönemde değil, osmanlı döneminde de öncü olmuş.
ilk türkçe gramer kitap burada yazılmış. tıp ve eczacılığın yılanlı asa simgelerinin ilk görüldüğü şehirdir. müzik, tiyatro, spor, güneş ve çamurla yapılan tedavi yöntemleri, bitkisel farmakoloji, narkoz maddeli ilaçlar ve sağlık altyapısı bu ilkelerden örnekler.
kent mimarı ile ilgili ilk kanunlar burada yapılıp uygulanmış. u şeklindeki boruların kullanıldığı en eski mühendislik uygulaması da ilk burada gerçekleşmiş. ilkokul, ortaokul ve liseden oluşan üç dereceli eğitim sistemi de ilk burada hayata geçmiş. meslek sendikaları ve konfederasyonu da ilk burada kurulmuş. 1919'da anadolu'da düşman işgalini ilk kıran yer yine bergama olmuş.

eski bergama'nın mimarisi helenistik dönem şehir yapılanmasının ilginç örneğini oluşturur. uzun yıllar toprağın altında kalan tarihi eserler 1878 yılında carl humann isimli alman mühendis yönetiminde yapılan kazılar sonucu gün yüzüne çıkarılmıştır. tapınaklar, saraylar, kütüphaneler ve sonradan berlin'e götürülen dünyanın yedi harikasından biri olan ünlü zeus sunağı da ortaya çıkan eserlerdendir.
devamını gör...

sağlıklı bir yaşam için ne zayıf ne de kilolu olmanız gerekiyor. çünkü her ikisininde sağlığınız açısından dezavantajları var.

önceden boyunuzun son iki hanesinden, 10 eksiği idealdir denirdi. yani 180 cm boyunuz varsa, 70 kg sizin için iyiydi. sonra bundan vazgeçildi ve vücut kitle indeksi (vki) diye bir şey çıktı. yabancı kaynaklarda bu tabir body mass index (bmi) olarak geçer ve dünya sağlık örgütünce kabul edilmiştir.

hesaplamak için formülü ise şu:
vücut kitle indeksi (vki) = vücut ağırlığı (kg.) / boy uzunluğunun metre cinsinden karesi
devamını gör...

grup anemi şarkısı.



peşin edit : g*t yazdığımız için başlık silen moderasyon hadi siktir başlığına izin verirse ve müzik diye tag koyarsa, o başlığın emsal alınarak bu başlığa ve şarkıya da aynı şekilde davranılmasını talep ediyorum.

o da şarkı bu da şarkı, o da küfür bu da..
devamını gör...

19um z kuşağıyım böyle güzel bir yerde kimseye ne hakaret ederim ne de hakaret dolu entry girerim z kuşağının çoğu saygısız ve empati duyguları az içlerindeyim ama bunu kabul ederim
devamını gör...

çok güzel düşünülmüş bir anma programı. emeği geçen herkese teşekkürler. o hisleri anlamak zor belki ama, kayıplarımızı unutmamak gerek. nefret işte böyle korkunç şeylere sebep oldu, olmaya da devam ediyor. can alma hakkı kimsede değildir, olamaz da. çok üzücü, çok acı.. hepsi çok kıymetli insanlardı. ruhları şad olsun.
devamını gör...

ingilizce heterosexism.
heteroseksüelkişilerin cisgenderve hetoroseksüel tanımlamasına uymayan kişilere((gbkz: lgbtq+ )bireylere) yönelik önyargıları, fobileri ve ayrımcı davranışları tanımlar.
farklı cinsiyet, cinsel kimlik ve cinsel yönelimlerde bulunan herkes heteroseksizmin hedefindedir. heteroseksüel olmayan herkesi ikinci sınıf insan kategorisine sıkar.
homofobiyle benzerlikler taşır ancak aynı anlama gelmez. homofobide irrasyonel korku, hoşlanmama, nefret vb varken, heteroseksizmde bu bilinçli ve sistematik biçimde yapılır. heteroseksizmde nefretin ve önyargıların hedefi olan grup daha geniştir. sosyal davranışların yönlendirilmesinde farklılık taşır. sosyal, ekonomik ve kültürel yapıya işlemiştir.
heteroseksizm ve cinsel ayrımcılığın sonlandırılması için global anlamda çalışmalar sürdürülmektedir ancak yerleşik heteroseksizm ve sistematik cinsel ayrımcılığın durdurulması için alınması gereken daha çok yol vardır.
devamını gör...

kısa sürede dükkanı zabıtalar tarafından gözünün üzerinde kaşı var sebebiyle mühürlenip ikinci böbreğini de satışa çıkartmak zorunda kalacak esnaf eylemi.
devamını gör...

beyni, bedeninin doğru yerinde konumlanmış, başlıklara yakışır tanım giren, ruhen olgunlaşmış yazarlardır.
diğerlerinden gerçekten benim canım sıkılıyor. benim gibi düşünenlerin olduğuna da inanıyorum.
devamını gör...

"bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın" der albert camus. her gün daha da can yakıcı haberler aldığımız şu günlerde aslında üzerine düşünülmesi gereken bir sözdür bu. bir ülkede gencecik insanlar işsizlikten intihar ediyor, kadınlar sokak ortasında katlediliyorsa başka herhangi bir şeye bakmadan da tanıyabilirsiniz o ülkeyi.
devamını gör...

okuru olmaktan mutluluk duyduğum, takip edilesi yazar. müthiş bir kalemi var ve düşüncelerini yazıya oldukça yalın ve etkili bir şekilde dökebiliyor.

canıgönülden yazmaya devam etmesini diliyorum. zira kendisinden öğreneceğimiz daha çok şey var.*
devamını gör...

yemek yemekten başka işe yaramayan, eşinin kısalan saçlarını bile fark etmeyen, 2 çift lafı esirgeyen sinir bozucu karakter
devamını gör...

kimseye ihtiyaç duymamak için çabalayıp kendi ekonomik özgürlüğünü elde etmiş ve kendini yetiştirmiş her kadın kendine yapabileceği en büyük iyiliği yapmıştır. özellikle yaşadığımız toplumda özgürlüğümüzü sağlamak için bunu başarabilmemiz çok önemlidir.
devamını gör...

birkaç tane yazacağım:

1) eyüp sabri tuncer:

internet mağazalarında baya bi kargo ücreti vardır mümkünse mağazalardan alınız. kokuları çok güzeldir.

2) greenworld limon kolonyası :

çağrı marketlerinde de bulunan ucuz bir kolonyadır. kokusu çok iyi değildir ama fiyat performans ürünüdür.

3) rebul:

adı üstünde rebul zaten. harika kolanyaları vardır ama bir tık pahalıdır. eğer denemediyseniz rebul yeşil çay kolonyasını kesinlikle tavsiye ederim.


tanım : önerdiğimiz kolonya markalarını paylaştığımız başlıktır.
devamını gör...

yular, dizgin.*

"deveyi deveye çattım.
çılbırın boynuna attım.
kaynatamdan hicap ettim
nenni benim küçücüğüm"

(bkz: deveyi deveye çattım)
devamını gör...

bir kişinin düşüncesinin saçma/yanlış/saygısızca/cinsiyetçi olduğunu düşünmek veya belirtmek ne zamandan beri aşağılamak oluyor?
ha tabii sırf filozof, bilim insanı, sanatçı vb. diye körü körüne dediklerini takip etmeyi seçiyorsa bazıları, o başka*. işte asıl cahillik budur.

bir de kişinin kendi cinsiyetçiliğini beslediği için bu isimlerin cinsiyetçi söylemlerini gururla oraya buraya kopyala yapıştır yapan kişiler de var elbette. bence onlar hakkında konuşmaya bile gerek yok, tek yaptıkları ctrl+c, ctrl+v'ye basmak çünkü.

edit: bu da amacı cinsiyetçi söylemleri ctrl+c, ctrl+v yapmak ve sözlüğü cinsiyetçi başlık ve tanımlarla doldurmaya çalışmak olan yazara verdiğim ikinci ve son prim olsun.

edit 2: tarih; savaşlara, açlığa, doğal afetlere, reform-rönesans'a olduğu gibi ''cadı avı'' altında yakılan kadınlara da şahitlik etmiştir. kadınların tek yapması gerekenin ev işleriyle uğraşmak olarak görülen bir geçmişte, kadınların zihninin bilim, felsefe gibi konularla uğraşmak için uygun olmadığını söylemek, empatiden yoksunluk ve geniş çaplı düşünememektir. demek ki filozof da olsan tam manasıyla düşünemeyebiliyorsun. kadınların yaptıkları sabote ediliyor, birçok şeyden alıkonuluyor, diri diri yakılıp toprağa gömülüyor, ama çıkıp da insanlar ''kadınların zihni yetersiz'' diyebiliyor. yahu zihinlerini gösterebilecekleri fırsatı vermediniz ki. ama onlar yine de, tüm baskılara rağmen bir şekilde o kabuklarından çıkmaya çalışmayı başardı.

bu filozofların kurdukları cinsiyetçi cümlelerin üzerinden yüzyıllar geçti, 21. yüzyıldayız ve gururla bu sözlere hak verenler, körü körüne, reddetmeyi eleştirenler var. cinsiyetçiliğin kişileri ve toplumu geriye götürmekten başka bir şeye yaramadığını görebiliyorum. eğer bu körlükse, cinsiyetçiliğe hak verecek cümleleri görmeyi reddettikleri için gözlerimle gurur duyarım.
devamını gör...

haberi okuduktan sonra modum ee yani ;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
*
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çoğu zaman, beyaz şahinle sağdan 80 le giderken, yanımdan 120 ile geçen son model arabalara bakıyormuşum gibi bir hissiyat yaşatan trafik. nick altı için ayrı bir sekme fikri gayet isabetli olur.
devamını gör...

dostoyevski'nin sürgün yıllarını alexander petroviç karakterinin ağzından anlattığı roman. bu kadar gerçekçi olması yazan kişinin dostoyevski olmasından mı yoksa yazıya döktüğü kendi anıları olduğu için mi bilinmez ama her bir tasvir, her betimleme sizi o daracık hücrenin içine, hikayenin geçtiği yere götürmek üzere tasarlanmış gibidir. romanı okuduktan sonra artık onun roman olmadığını bilirsiniz o artık sizin de anılarınız olmuştur. okumaya başladığınız an odanızın duvarları gittikçe üzerinize doğru kapanmaya başlar. soğuk etinizi kemirir ve içmiyor olsanız bile alkolün keskin tadı genzinizi yakmaya başlar. siz artık romanın bir kahramanı olursunuz çünkü dostoyevski zeminde ki ufak bir taşı bile betimlemekten çekinmemiştir. sibirya'nın ruhu donduran havasından, yönetimden ve yönetimin üst birimlerinden; sürgün edilmiş insanların iç dünyasından ve askerlerden bahsederken kelimeler bir ruha, bir bedene bürünüyor. dostoyevski'nin iç dünyasına tanık olurken onun da bizim içimizi gördüğünü bilmek gerek. bir kaç alıntı bırakmak istiyorum fakat elimde kitabın türkçe çevirisi mevcut değil ama siz okumak isterseniz nihal yalaza taluy 'dan okumanızı öneririm.


--- alıntı ---

"now take a man who is sensitive, cultured, and of delicate conscience. what he feels kills him more surely than the material punishment. the judgement which he himself pronounces on his crime is more pitiless than that of the most severe tribunal, the most draconian law. he lives side by side with another convict, who has not once during all his time in prison reflected on the murder he is expiating. he may even consider himself innocent. are there not also poor devils who commit crimes in order to be sent to hard labour, and thus escape from a freedom which is much more painful than confinement?"

the house of the dead , sy 56


"fierce and solitary he awaited death, mistrustful and hostile to all "


" there always are and always will be some strange personalities in our country, whatever the conditions, who though peaceful and not at all lazy will ever be beggars by some mysterious behest of destiny. they are always unmarried, always slovenly, always humble and downtrodden. they are forever fetching and carrying for the newly rich and newly exalted. all initiative and enterprise are a burden and a grief to them. they seem to have been born with the stipulation that they shall never do anything on their own, but always dance to someone else’s tune. ıt is their destiny to do what other people tell them to do. and last but not least, no change of circumstances, no upheavals can make them prosper. they will always be beggars! ı have, indeed, noticed them not only among the common people, but in all walks of life, in all groupings, magazines, and associations. "

--- alıntı ---
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim