recep tayyip erdoğan
faiz takıntısı yüzünden doların uçmasına neden olan kötü kalpli bir insan. baboş anlamıyorsan bu işi bir bilene bırak. aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemek nasıl bir şey yahu.
2018 seçimleri öncesi meydanlarda "bu kardeşinize oy verin, enflasyonla nasıl mücadele ediliyor görün" demişti. tebrikler reis. cumhuriyet tarihinin 2. devalüasyonunu da seninle görecek bu millet.
2018 seçimleri öncesi meydanlarda "bu kardeşinize oy verin, enflasyonla nasıl mücadele ediliyor görün" demişti. tebrikler reis. cumhuriyet tarihinin 2. devalüasyonunu da seninle görecek bu millet.
devamını gör...
hidano
bir tek kanatları eksik olan yazar.
muazzam bir kişilik.
muazzam bir kişilik.
devamını gör...
yazarların whatsapp durumları
“adımı sesince duymaktan vazgeçtim.”
devamını gör...
solucan deliği
kendisi başlı başına o kadar derin ve ilginç bir konu ki, "neden buna solucan deliği ismini vermişler?" diye merak edecek fırsatım bile olmamış, onu fark ettim geçenlerde. hakikaten, neden "solucan"dı? durup düşününce alakasız gibi geliyor ama aslında değil. çok yaratıcı ve basit bir tasvirden geliyor.
"solucan deliği"nin isim babası john wheeler. çıkış noktası ise elmalardaki solucanlar. ama şimdilik solucanları bir kenara bırakıp, bir de karıncalara geçelim. elmanın yüzeyinde yürüyen bir karınca düşünün. bu karınca için o elmanın yüzeyi evrenin bütünüdür. eğer ki bu söz konusu elmanın içinden bir de solucan geçmişse, karınca dostumuzun elmanın bir noktasından öteki noktasına gitmek için artık iki alternatifi olur. birincisi yüzeyde dolanmak. ikincisi ise solucanın açmış olduğu deliğin içinden geçerek gitmek. solucan deliği alternatifi elbette ki daha kısa; hatta karıncanın elma evrenindeki en kısa yol bu. lakin şöyle de bir durum var ki, solucan deliğinin içinden geçtiği elmanın iç kısmı karıncanın evreninin bir parçası değil. çünkü karıncanın evreni bu elmanın iki boyutlu olan yüzeyi. elmanın üç boyutlu bütünsel yapısı değil. elmanın iç kısmı da dolayısıyla bir üç boyutlu ya da hiperuzay oluyor bu durumda. elmanın iç yüzeyi karınca evreninin bir parçası değil, evet. peki ya deliğin başlangıç ve bitiş noktalarının yüzeyle kesiștiği noktalar? çünkü deliğin iç çeperleri de tıpkı yüzey gibi iki boyutlu; bu iç çeperlerin ve giriş çıkışların elma yüzeyiyle kesiștiği noktaların da karınca evrenine dahil olması gerekmez mi? gerekmeli gibi duruyor, ama değil. bu kısımlar karınca evreninin bir parçası değildir; karıncanın kendi evreninde a noktasından b noktasına ulaşma amacına hizmet eden bir kısa yoldur. iki yakayı bağlayan bir köprü gibi.
"solucan deliği"nin isim babası john wheeler. çıkış noktası ise elmalardaki solucanlar. ama şimdilik solucanları bir kenara bırakıp, bir de karıncalara geçelim. elmanın yüzeyinde yürüyen bir karınca düşünün. bu karınca için o elmanın yüzeyi evrenin bütünüdür. eğer ki bu söz konusu elmanın içinden bir de solucan geçmişse, karınca dostumuzun elmanın bir noktasından öteki noktasına gitmek için artık iki alternatifi olur. birincisi yüzeyde dolanmak. ikincisi ise solucanın açmış olduğu deliğin içinden geçerek gitmek. solucan deliği alternatifi elbette ki daha kısa; hatta karıncanın elma evrenindeki en kısa yol bu. lakin şöyle de bir durum var ki, solucan deliğinin içinden geçtiği elmanın iç kısmı karıncanın evreninin bir parçası değil. çünkü karıncanın evreni bu elmanın iki boyutlu olan yüzeyi. elmanın üç boyutlu bütünsel yapısı değil. elmanın iç kısmı da dolayısıyla bir üç boyutlu ya da hiperuzay oluyor bu durumda. elmanın iç yüzeyi karınca evreninin bir parçası değil, evet. peki ya deliğin başlangıç ve bitiş noktalarının yüzeyle kesiștiği noktalar? çünkü deliğin iç çeperleri de tıpkı yüzey gibi iki boyutlu; bu iç çeperlerin ve giriş çıkışların elma yüzeyiyle kesiștiği noktaların da karınca evrenine dahil olması gerekmez mi? gerekmeli gibi duruyor, ama değil. bu kısımlar karınca evreninin bir parçası değildir; karıncanın kendi evreninde a noktasından b noktasına ulaşma amacına hizmet eden bir kısa yoldur. iki yakayı bağlayan bir köprü gibi.
devamını gör...
yeni açılmada müzik yasağının 24'e çekilmesi
24.00 itibarıyla müzik yasağı getiriliyor ve ses kirliliği kisvesi altında özel hayata müdahale ediliyorsa sabaha karşı ezan da okunmamalıdır. insanların bebeği var hastası var bu ne saygısızlık değil mi?
unutmayın bu ülkede yasaklar hep seküler kesim içindir. dinciler her zaman mağdurdur.
unutmayın bu ülkede yasaklar hep seküler kesim içindir. dinciler her zaman mağdurdur.
devamını gör...
mahlaslardan meslek tahmin etmek
ortanca koca : tövbe estafirullahhh
devamını gör...
badminton
bir çeşit raketli spor.
zannımca tenise göre daha kolay.
zannımca tenise göre daha kolay.
devamını gör...
makarnaya en çok yakışan şey
malum kitle.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
fazlasıyla nötrüm şuan. hiçbir şey hissetmiyorum . ne bir yorgunluk ne bir mutluluk, hiçbir şey. toprak kadar nötrüm.
en iyisi çikolata yiyeyim de mutluluk hormonu falan salgılansın. sıkılıyorum yahu böyle.
editimsi: canım çikolatam ve domestic hıyar sağolsun* her tarafım pozitif oldu. lazımsa size de vereyim? *
en iyisi çikolata yiyeyim de mutluluk hormonu falan salgılansın. sıkılıyorum yahu böyle.
editimsi: canım çikolatam ve domestic hıyar sağolsun* her tarafım pozitif oldu. lazımsa size de vereyim? *
devamını gör...
yazarların unutamadığı film replikleri
"sen gelme ulan ayı"
devamını gör...
sürekli özür dileyen insan
kalp kırmaktan ölesiye korkan hassas, duyarlı ve çekingen insan tipidir.
gene de çok fazla abartmasalar iyi olur çünkü yerli yersiz özür dileme alışkanlık haline gelirse gerçekten özür dilemeleri gereken bir durumdaki özürleri yeterince samimi gelmeyebilir.
gene de çok fazla abartmasalar iyi olur çünkü yerli yersiz özür dileme alışkanlık haline gelirse gerçekten özür dilemeleri gereken bir durumdaki özürleri yeterince samimi gelmeyebilir.
devamını gör...
sennheiser
sinema, müzik sektörlerinde sık kullanılan; üstün alman teknolojili, kulaklıkları genelde uzun ömürlü olan ses ürünleri markası. kullandığım tüm ürünlerini markadan dolayı gözüm kapalı aldığım nadir markalardandır.
devamını gör...
cennette kadınlara yakışıklı erkek vaat edilmemesi
erkeklere huri, kadınlara nuri !
devamını gör...
insan ruhuna en iyi gelen şey
sana anlaşıldığını hissettirip varlığıyla huzur veren başka bir ruh.
devamını gör...
the gallery
dark tranquillity’in 27 kasım 1995 yılında çıkarmış olduğu duygu yüklü ve şahane albümüdür, aynı zamanda da şarkısıdır. şarkısı çok güzel azizim ama albümün içindeki olan şarkılar daha da güzel. bu albümün başlığı niye açılmadı bu zamana kadar anlam veremiyorum ya. halbuki sözlükte o kadar metalci var, şu eski ama bir o kadar da değerli albümün başlığı açılması lazımdı. neyse bana nasipmiş artık yapacak bir şey yok.
birbirinden değerli şarkılara sahip olan bu albüm dark tranquillity’in metal kariyerinin zirve yapmasına neden olan albümdür aynı zamanda. dark tranquillity’i dark tranquillity yapan albümdür. hayranları tarafından yere göğe sığdırılamaz, haklılar da, albüm on numara beş yıldız olmuş.
albüme ait şarkılar şunlardır;
punish my heaven
silence, and the firmament withdrew
edenspring
the dividing line
the gallery
the one brooding warning
midway through ınfinity
lethe
the emptiness from which ı fed
mine ıs the grandeur
of melancholy burning
şimdi bakalım albümün içindeki şarkılara, bu albümde lethe diye bir efsane şarkı var, ağıt gibi dinlemesi oldukça keyiflidir çünkü şarkı kendisini dinletiyor ve akıcılığı ahengi sayesinde adeta büyülüyor. her şarkısı güzel de, lethe başka azizim ya, bu şarkı metal dünyasında vazgeçilmez bir şarkı haline gelmiştir adeta. punish my heaven, the dividing line, the gallery gibi şarkıları da pas geçmek istemiyorum bunlar da şahane dark tranquillity şarkılarıdır. metalcilere itina ile önerilir, dinleyin dinletin anasını satıyım. dinlemeyenler varsa acilen aşağıdaki vereceğim linke tıklasın derim.
the gallery albüm videosu;
birbirinden değerli şarkılara sahip olan bu albüm dark tranquillity’in metal kariyerinin zirve yapmasına neden olan albümdür aynı zamanda. dark tranquillity’i dark tranquillity yapan albümdür. hayranları tarafından yere göğe sığdırılamaz, haklılar da, albüm on numara beş yıldız olmuş.
albüme ait şarkılar şunlardır;
punish my heaven
silence, and the firmament withdrew
edenspring
the dividing line
the gallery
the one brooding warning
midway through ınfinity
lethe
the emptiness from which ı fed
mine ıs the grandeur
of melancholy burning
şimdi bakalım albümün içindeki şarkılara, bu albümde lethe diye bir efsane şarkı var, ağıt gibi dinlemesi oldukça keyiflidir çünkü şarkı kendisini dinletiyor ve akıcılığı ahengi sayesinde adeta büyülüyor. her şarkısı güzel de, lethe başka azizim ya, bu şarkı metal dünyasında vazgeçilmez bir şarkı haline gelmiştir adeta. punish my heaven, the dividing line, the gallery gibi şarkıları da pas geçmek istemiyorum bunlar da şahane dark tranquillity şarkılarıdır. metalcilere itina ile önerilir, dinleyin dinletin anasını satıyım. dinlemeyenler varsa acilen aşağıdaki vereceğim linke tıklasın derim.
the gallery albüm videosu;
devamını gör...
freud'un kuramlarının günümüzde gülünç olması
“psikanaliz tarihiyle” yakından ilgilenen bir tarihçi olarak meseleyi en başından başlayarak kısaca anlatmaya çalışayım.
sigmung freud, viyanalı yahudi bir nörologtur. freud, psikanaliz kuramını ortaya atmadan önce hâlihazırda “psikoloji” adlı bir disiplin vardı. ancak “psikoloji” disiplini pek itibar görmüyordu dünyada. akli melekelerini yitirdikleri düşünülen varlıklı kimseler, özellikle 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başında isviçre’de bolca bulunan rehabilitasyon merkezlerine kaldırılıyorlardı. tıpkı tüberkülozdan muzdarip olanlar gibi. psikologlar da bu kişilere bir nevî “hasta bakıcı” olarak refakat ediyorlardı. hastalara uygulanan tedavi yöntemleri bilimsel temelden yoksundu, çoğunlukla alternatif yöntemlerdi. psikiyatri sözcüğü ise 19. yüzyılın başından beri bir ıstılah/terim olarak kullanılıyordu. fakat “psikiyatri” , akademik camialarının üzerinde fikir birliğine vardığı bir disiplin değildi.
psikanaliz kavramının isim babası ise freud’un hocalarından biri olan breuer’dir. ancak breuer yalnızca ismin mucididir, psikanalitik tekniğin değil. freud, psikanalitik kuramı geliştirdiğinde bütün dünyanın ilgisini çekmeye başladı. bu ilgi öylesine arttı ki, psikanalist olma hevesiyle yanıp tutuşan, 30’lu yaşlardaki genç entelektüeller freud’un evinde toplanmaya başladılar. bir süre sonra her çarşamba günü, akşam yemeğinden sonra freud’un evinde buluşmaya karar verdiler. buna da “çarşamba psikoloji toplantıları” denildi. freud’a büyük saygı duyduklar için ona “herr professor” diye hitap ediyorlardı, zamanla bir tür ulvi lakap haline geldi.
bu toplantılara katılanlar arasında: alfred adler, carl gustav jung, otto rank, ernest jones, karl abraham, max eitingon, sandor ferenczi gibi isimler vardır. bugün, büyük bir kitabevinin psikoloji kitaplığına baktığınızda göreceğiniz kült psikoloji kitaplarının yüzde doksanından fazlası bunların eserleridir. hepsi, freud’un eski öğrencileridir.
freud, bu toplantıları yeterli bulmadığı için 1907’de “wiener psychoanalytische vereinigung” (viyana psikanaliz derneği) kuruldu.
herkesin dilediğinde söz alabildiği, tatlıların yendiği, puroların içildiği, samimiyetin ön planda olduğu “çarşamba toplantıları” yerini hiyerarşinin apaçık hissedildiği ve ciddiyetin önem kazandığı dernek toplantılarına bıraktı. artık kimin ne kadar konuşacağına doğrudan doğruya freud karar veriyordu. bu toplantılar uzun süre devam etti.
kısa keserek, freud’un yaşamının son dönemine değinelim biraz. psikanalitik kuram abd ve ingiltere’de de fazlasıyla popülerlik kazanmış hatta yaratıcısı freud’un adı anılmadan tartışılmaya başlanmıştı. yaratıcısının adını gölgede bırakacak bir üne kavuşmuştu psikanaliz.
freud’un en küçük kızı anna freud da babasının izinden giderek psikanalist olmuştur. özellikle “çocuk psikolojisi” alanında hâlâ saygınlığını koruyan biridir. melanie klein ile girdiği uzun yıllar süren akademik tartışma meşhurdur.
yıllar içerisinde, bir sağaltım yöntemi olarak görülecek olan antidepresan ilaçların ortaya çıkışıyla beraber; edebiyatın, tıbbın, antropolojinin ve dinler tarihinin kıyılarında gezinen “psikanalitik kuram” unutulmaya yüz tutmuştur.
naziler, iktidarı tamamen ele geçirdiklerinde freud’un kitaplarını meydanlarda yakmışlar, yıllar evvel kurduğu yayınevini talan ettikten sonra kapatıp mühürlemişler ve freud’u da göç etmeye zorlamışlardır.
o dönemde oldukça iyi kazanmasına rağmen bütün ailesini gitmeyi karar verdiği londra’ya götürmesini sağlayacak parayı denkleştirememiştir. çünkü naziler, ülkeden çıkış parası istemişlerdir (yüklü miktarda) yani bir nevî haraç. bunun üzerine yakın dostu marie bonaparte’ın (napoleon bonaparte’ın yeğeni) maddi desteğiyle yaşlı kız kardeşleri hariç bütün yakınlarıyla beraber londra’ya hicret etmiştir. gitmeden evvel naziler ona bir evrak imzalatmışlardır. evraktaki metni paylaşıyorum.
erklärung. ıch bestätige gerne, dass bis heute den 4. juni 1938, keinerlei behelligung meiner person oder meiner hausgenossen vorgekommen ist. behörden und funktionäre der partei sind mir und meinen hausgenossen ständig korrekt und rücksichtsvoll entgegen gereten. wien, den 4. juni 1938
prof. dr. sigmund freud
türkçesi:
beyan. 4 haziran 1938’e değin, şahsıma ve hane halkına rahatsızlık verilmediğini kendi isteğimle teyit ediyorum. parti yetkilileri, bana ve aileme karşı her zaman düzgün, ölçülü davranmışlardır.
4 haziran 1938, viyana. prof. dr. sigmund freud
sigmung freud, viyanalı yahudi bir nörologtur. freud, psikanaliz kuramını ortaya atmadan önce hâlihazırda “psikoloji” adlı bir disiplin vardı. ancak “psikoloji” disiplini pek itibar görmüyordu dünyada. akli melekelerini yitirdikleri düşünülen varlıklı kimseler, özellikle 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başında isviçre’de bolca bulunan rehabilitasyon merkezlerine kaldırılıyorlardı. tıpkı tüberkülozdan muzdarip olanlar gibi. psikologlar da bu kişilere bir nevî “hasta bakıcı” olarak refakat ediyorlardı. hastalara uygulanan tedavi yöntemleri bilimsel temelden yoksundu, çoğunlukla alternatif yöntemlerdi. psikiyatri sözcüğü ise 19. yüzyılın başından beri bir ıstılah/terim olarak kullanılıyordu. fakat “psikiyatri” , akademik camialarının üzerinde fikir birliğine vardığı bir disiplin değildi.
psikanaliz kavramının isim babası ise freud’un hocalarından biri olan breuer’dir. ancak breuer yalnızca ismin mucididir, psikanalitik tekniğin değil. freud, psikanalitik kuramı geliştirdiğinde bütün dünyanın ilgisini çekmeye başladı. bu ilgi öylesine arttı ki, psikanalist olma hevesiyle yanıp tutuşan, 30’lu yaşlardaki genç entelektüeller freud’un evinde toplanmaya başladılar. bir süre sonra her çarşamba günü, akşam yemeğinden sonra freud’un evinde buluşmaya karar verdiler. buna da “çarşamba psikoloji toplantıları” denildi. freud’a büyük saygı duyduklar için ona “herr professor” diye hitap ediyorlardı, zamanla bir tür ulvi lakap haline geldi.
bu toplantılara katılanlar arasında: alfred adler, carl gustav jung, otto rank, ernest jones, karl abraham, max eitingon, sandor ferenczi gibi isimler vardır. bugün, büyük bir kitabevinin psikoloji kitaplığına baktığınızda göreceğiniz kült psikoloji kitaplarının yüzde doksanından fazlası bunların eserleridir. hepsi, freud’un eski öğrencileridir.
freud, bu toplantıları yeterli bulmadığı için 1907’de “wiener psychoanalytische vereinigung” (viyana psikanaliz derneği) kuruldu.
herkesin dilediğinde söz alabildiği, tatlıların yendiği, puroların içildiği, samimiyetin ön planda olduğu “çarşamba toplantıları” yerini hiyerarşinin apaçık hissedildiği ve ciddiyetin önem kazandığı dernek toplantılarına bıraktı. artık kimin ne kadar konuşacağına doğrudan doğruya freud karar veriyordu. bu toplantılar uzun süre devam etti.
kısa keserek, freud’un yaşamının son dönemine değinelim biraz. psikanalitik kuram abd ve ingiltere’de de fazlasıyla popülerlik kazanmış hatta yaratıcısı freud’un adı anılmadan tartışılmaya başlanmıştı. yaratıcısının adını gölgede bırakacak bir üne kavuşmuştu psikanaliz.
freud’un en küçük kızı anna freud da babasının izinden giderek psikanalist olmuştur. özellikle “çocuk psikolojisi” alanında hâlâ saygınlığını koruyan biridir. melanie klein ile girdiği uzun yıllar süren akademik tartışma meşhurdur.
yıllar içerisinde, bir sağaltım yöntemi olarak görülecek olan antidepresan ilaçların ortaya çıkışıyla beraber; edebiyatın, tıbbın, antropolojinin ve dinler tarihinin kıyılarında gezinen “psikanalitik kuram” unutulmaya yüz tutmuştur.
naziler, iktidarı tamamen ele geçirdiklerinde freud’un kitaplarını meydanlarda yakmışlar, yıllar evvel kurduğu yayınevini talan ettikten sonra kapatıp mühürlemişler ve freud’u da göç etmeye zorlamışlardır.
o dönemde oldukça iyi kazanmasına rağmen bütün ailesini gitmeyi karar verdiği londra’ya götürmesini sağlayacak parayı denkleştirememiştir. çünkü naziler, ülkeden çıkış parası istemişlerdir (yüklü miktarda) yani bir nevî haraç. bunun üzerine yakın dostu marie bonaparte’ın (napoleon bonaparte’ın yeğeni) maddi desteğiyle yaşlı kız kardeşleri hariç bütün yakınlarıyla beraber londra’ya hicret etmiştir. gitmeden evvel naziler ona bir evrak imzalatmışlardır. evraktaki metni paylaşıyorum.
erklärung. ıch bestätige gerne, dass bis heute den 4. juni 1938, keinerlei behelligung meiner person oder meiner hausgenossen vorgekommen ist. behörden und funktionäre der partei sind mir und meinen hausgenossen ständig korrekt und rücksichtsvoll entgegen gereten. wien, den 4. juni 1938
prof. dr. sigmund freud
türkçesi:
beyan. 4 haziran 1938’e değin, şahsıma ve hane halkına rahatsızlık verilmediğini kendi isteğimle teyit ediyorum. parti yetkilileri, bana ve aileme karşı her zaman düzgün, ölçülü davranmışlardır.
4 haziran 1938, viyana. prof. dr. sigmund freud
devamını gör...
kayıp zamanın izinde
fransız yazar marcel proust tarafından yazılan swann'ların tarafı, çiçek açmış genç kızların gölgesinde, guermantes tarafı ,sodom ve gomorra, mahpus, albertine kayıp, yakalanan zaman olmak üzere toplam 7 ciltten oluşan dev eser. eserin yazımı yazarın hayatının son 17 yılında tamamlanmıştır. eser uzun ve detaylı betimlemeleri ile size başka bir dünyanın kapısını aralamaktadır. okuması oldukça zordur. resmi olarak dünyanın en uzun romanıdır hala öyle mi bilmiyorum.
yazar, kendi başından geçenleri roman edasında yansıtmakla birlikte, sürekli geçmişe gitmesi, en ufak an ve anılardan sayfalar dolusu tahliller çıkarması ve derin, yoğun psikolojik gözlemleriyle şaşkınlık yaratır. proustyen bir an adlı bir deyimin oluşmasını sağlamıştır.
(bkz: proustyen bir an)
yazar, kendi başından geçenleri roman edasında yansıtmakla birlikte, sürekli geçmişe gitmesi, en ufak an ve anılardan sayfalar dolusu tahliller çıkarması ve derin, yoğun psikolojik gözlemleriyle şaşkınlık yaratır. proustyen bir an adlı bir deyimin oluşmasını sağlamıştır.
(bkz: proustyen bir an)
devamını gör...


