i still remember
devamını gör...
kişinin kendini en özgür hissettiği an
salıncakta sallanmak. elini uzattığında gökyüzüne değebilecekmişsin hissi, rüzgarın vermiş olduğu esenlik, gözleri kapatınca bambaşka bir yerde hissetmek. fazla güzel taa ki büyüyüp artık sallanırken bacaklarınızı katlamak zorunda kalana kadar. özgürlük belkide çocuk olmaktır.
devamını gör...
mutlu olma yolunda en büyük engel
ağır hastalık,parasızlık,yaşanılan çevre.
devamını gör...
zehirli kadın
yüzünden şer akan, ağzından zehir fışkırtan, çatal dilli çirkef kadındır.
evlerden ırak olsun böyle kadın.
evlerden ırak olsun böyle kadın.
devamını gör...
ölmeden önce izlenmesi gereken filmler
dingin savaşçı.çok bilinen bir film değil ama beni çok etkilemişti.kıyıd köşede kalan güzel fazla bilinmeyen filmleri izlemeyi sevenler için ideal bir tercih olabilir.
devamını gör...
yazarların irite olduğu durumlar
karşımdaki insanın iki lafından birinin küfür olması.
devamını gör...
fermi paradoksu
enrico fermi'nin ortaya sürdüğü iddia edilen, dünya dışında da çok sayıda canlı olduğuna ilişkin iddialar ile bugüne dek herhangi biri ile doğrudan ya da dolaylı olarak bir temasa geçilememiş olduğu gerçeği arasındaki çelişkiyi ifade eden durum.
fermi'nin ortaya sürdüğü iddia ediliyor dedim çünkü bu görüş sanıldığı gibi fermi'ye ait değil. fermi'nin bu konu hakkında bir yorum yapmadığı ama bunun yerine konuyu daha farklı bir boyutuyla ele aldığı biliniyor. fermi, bugüne dek dünya dışından herhangi bir canlı formunun gelmemiş olmasını, yıldızlar arası seyahatin mümkün olmamasına, hatta hiçbir uygarlığın böyle bir seyahati yapabilecek kadar uzun süre hayatta kalmayacak oluşuna bağlıyordu. belki de diğer uygarlıklar, bu çabaya değmeyeceğini düşünmüştü.
yani aslında fermi, bu paradoksun altında yatan "bizi ziyaret etmiyorlar. demek ki yoklar" şeklinde özetlenebilecek bakış açısına sahip değildi.
fermi'nin ortaya sürdüğü iddia ediliyor dedim çünkü bu görüş sanıldığı gibi fermi'ye ait değil. fermi'nin bu konu hakkında bir yorum yapmadığı ama bunun yerine konuyu daha farklı bir boyutuyla ele aldığı biliniyor. fermi, bugüne dek dünya dışından herhangi bir canlı formunun gelmemiş olmasını, yıldızlar arası seyahatin mümkün olmamasına, hatta hiçbir uygarlığın böyle bir seyahati yapabilecek kadar uzun süre hayatta kalmayacak oluşuna bağlıyordu. belki de diğer uygarlıklar, bu çabaya değmeyeceğini düşünmüştü.
yani aslında fermi, bu paradoksun altında yatan "bizi ziyaret etmiyorlar. demek ki yoklar" şeklinde özetlenebilecek bakış açısına sahip değildi.
devamını gör...
sodom ve gomora
sodom ve gomora, eski ahit'in tekvin kitabı'nda sözü edilen günâhkâr kentleri.
devamını gör...
tanımadığın biriyle sohbet etmek
yapmayı oldukça sevdiğim eylemdir. buna dair olan anılarımdan birini de anlatmak isterim.
bundan yaklaşık 8 ay kadar öncesi, bir kafede çalışıyorum, malum kafe sektörü gece geç çıkıyoruz işten. o vakitlerde de sokaklarda in cin top oynuyor hızlı hızlı biraz da ürkerek * yürüyorum durağa. oturup otobüsü beklerken yanıma bir erkek çocuğu geldi elinde bir adet cüz var bana satmak istedi. böyle çocukları görünce oturup saatlerce konuşmak istiyorum onlarla, ona da sorular sormaya başladım. kaç yaşındasın? annen baban nerede? okula gidiyor musun?...
yanıma oturdu o da, sohbet etmeye başladık. babası hapisteymiş annesi de çalışmayıp çocuğu çalıştırıyormuş işte, onun da bir şikayeti yok gerçi başka bir ihtimal olduğundan haberi yok ki. bizim ailede kadınlar çalışmaz abla, evin erkeği çalışır o da benim diyor. okul falan hak getire. o gün otobüsüm gelinceye kadar sohbet ettik. ertesi gün yine aynı yer, aynı saat karşılaştık. oturdu yanıma bekledi benimle otobüsü. ertesi gün yine... sonra yine...
bir gün arkadaşlarından biri de geldi yanımıza, yaşı ondan daha küçük bir erkek çocuğu, hikayeleri aynı. baba hapiste annenin ya bebeği var ya çalışmıyor. tek dertleri izleyemediği çizgi filmler, oynayamadığı oyunlar olması gerekirken ekmek derdine düşmüşler.
velhasıl alıştık birbirimize her gün gözüm onu arardı, sonrasında işten çıktım bir daha hiç göremedim hâlâ dışarda zaman zaman gözüm arıyor, bir gün yine denk gelmek umuduyla mehmet.
bundan yaklaşık 8 ay kadar öncesi, bir kafede çalışıyorum, malum kafe sektörü gece geç çıkıyoruz işten. o vakitlerde de sokaklarda in cin top oynuyor hızlı hızlı biraz da ürkerek * yürüyorum durağa. oturup otobüsü beklerken yanıma bir erkek çocuğu geldi elinde bir adet cüz var bana satmak istedi. böyle çocukları görünce oturup saatlerce konuşmak istiyorum onlarla, ona da sorular sormaya başladım. kaç yaşındasın? annen baban nerede? okula gidiyor musun?...
yanıma oturdu o da, sohbet etmeye başladık. babası hapisteymiş annesi de çalışmayıp çocuğu çalıştırıyormuş işte, onun da bir şikayeti yok gerçi başka bir ihtimal olduğundan haberi yok ki. bizim ailede kadınlar çalışmaz abla, evin erkeği çalışır o da benim diyor. okul falan hak getire. o gün otobüsüm gelinceye kadar sohbet ettik. ertesi gün yine aynı yer, aynı saat karşılaştık. oturdu yanıma bekledi benimle otobüsü. ertesi gün yine... sonra yine...
bir gün arkadaşlarından biri de geldi yanımıza, yaşı ondan daha küçük bir erkek çocuğu, hikayeleri aynı. baba hapiste annenin ya bebeği var ya çalışmıyor. tek dertleri izleyemediği çizgi filmler, oynayamadığı oyunlar olması gerekirken ekmek derdine düşmüşler.
velhasıl alıştık birbirimize her gün gözüm onu arardı, sonrasında işten çıktım bir daha hiç göremedim hâlâ dışarda zaman zaman gözüm arıyor, bir gün yine denk gelmek umuduyla mehmet.
devamını gör...
mühendislerin kafadan kırık olması
yanlış bir önerme. zeki olmak veya zeki olarak adlandırmak gibi bir gayemiz yok. çözüme odaklıyız. birkaç adım sonrasını hesaplıyoruz. boş beleş işlerle uğraşanlar ile kafa yaptığımız doğru ama bu kendi aklımızı beğendiğimizden değil onların salaklığından...
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
hep geceleri bu tanıma yolum düşüyor. çok mu dertliyim, yoksa küçük şeyleri büyütüp kendine dert edinen bir yapım mı var, bilmiyorum. acaba hangisi daha iyi? yalanlarla yaşayıp mutlu olmak mı, yoksa gerçeklerle yüzleşip acı çekmek mi? galiba ben hep gerçeklerle yaşamayı seçiyorum, yalanlar o kadar gerçekten uzak ki kandıramıyor beni.. kanamıyorum artık yalanlara.. ne kadar acı da olsa gerçekler daha cazip geliyor. gözlerim açılıyor, kanıyor, ama yalanlarla yaşayıp bir gün gerçeklerin farkına vardığımda hissettiğim hayalkırıklığı kadar acı vermiyor..
devamını gör...
nedir bu kadar zor olan sorusu
hayatta zor olmayan birşey var mı ki?
devamını gör...
su küçüğün söz büyüğün
doğrusu sus küçüğün söz büyüğün olan, günümüze kadar yanlış söylene söylene dilimize oturmuş kalıp atasözüdür.
devamını gör...
kul himmet
seyyah oldum şu âlemi gezerim
bir dost bulamadım gün akşam oldu
kendi efkârımca okur yazarım
bir dost bulamadım gün akşam oldu
kul himmet, 16. yüzyılda yaşamış bir halk ozanıdır.
bir dost bulamadım gün akşam oldu
kendi efkârımca okur yazarım
bir dost bulamadım gün akşam oldu
kul himmet, 16. yüzyılda yaşamış bir halk ozanıdır.
devamını gör...
ayrılığı anlatan en güzel cümle
ölüm gibi bir şey oldu. ama kimse ölmedi.
devamını gör...
sözlük yazarlarının telefon rehberlerinde kayıtlı en garip isim
naylon
devamını gör...
şamanizm kökenli türk adetleri
ağaç duası
türkler islam dinini kabul ettikten sonra eski alışkanlıklarını olduğu gibi bir kenara atamadıkları için uzunca bir süre geçiş dönemi yaşamışlardır. bu geçiş sürecinde ise bazı alışkanlıklarından sıyrılıp kurtulmuşlar, bazılarını ise yeni dinlerine uyduruvermişlerdir. gel zaman git zaman türklere has özgün bir islamiyet yorumu ortaya çıkmıştır. müslüman türkler binlerce yıllık ananelerini farkında olmadan sürdüregelmişlerdir. bir tane de ben örnek vereyim: kaz dağlarının eteklerinde yaşayan ormancılıkla geçimlerini sağlayan tahtacılar her ağacın bir ruhu olduğuna inanırlar ve o ağacı kestikten sonra başında ''seni kestiğim için özür dilerim ama yaşamamız için bize lazımsın'' gibisinden af dilerler, dua ederler.
türkler islam dinini kabul ettikten sonra eski alışkanlıklarını olduğu gibi bir kenara atamadıkları için uzunca bir süre geçiş dönemi yaşamışlardır. bu geçiş sürecinde ise bazı alışkanlıklarından sıyrılıp kurtulmuşlar, bazılarını ise yeni dinlerine uyduruvermişlerdir. gel zaman git zaman türklere has özgün bir islamiyet yorumu ortaya çıkmıştır. müslüman türkler binlerce yıllık ananelerini farkında olmadan sürdüregelmişlerdir. bir tane de ben örnek vereyim: kaz dağlarının eteklerinde yaşayan ormancılıkla geçimlerini sağlayan tahtacılar her ağacın bir ruhu olduğuna inanırlar ve o ağacı kestikten sonra başında ''seni kestiğim için özür dilerim ama yaşamamız için bize lazımsın'' gibisinden af dilerler, dua ederler.
devamını gör...
sineklerin ellerini ovuşturması
sinekler ellerini ovuşturup kafalarından geçirme hareketini, uçarken yapışan molekülleri temizlemek için yaparlar.
devamını gör...
yazarların yakın gelecekteki hayali
insanların derin uykudan uyanıp palavralara inanmayı bırakması, dizlerinin üzerinde sürünmeyi bırakıp ayağa kalkması ve gerçekleri görmesi.
devamını gör...
