erdoğan vs yoldaş benjamin franklin
(bkz: bana silivri yolları)
devamını gör...
9 mayıs 2021 kafa sözlük radyocusunun müslümanlığı övmesi
ee kardeşim çıkar içeriğini yap sen de. bir saat ateizmi anlat. bilimden bahset, evrimi açıkla. her hafta birer saatten baya uzun ömürlü olur program. ayrıca müslümanlık değil islâmiyet.
devamını gör...
normal sözlük - yedikule hayvan barınağı yardım kampanyası
kafa sözlük bir diğer harika yardım kampanyasıdır. bende ayağımıza kadar getirilmiş, servis edilmiş bu iyiliğe seve seve destek oldum. (bkz: neden kafa sözlük)? işte bu yüzden.
devamını gör...
unutkanlık
sürekli kalp kırıklığı yaşamaktan da olabiliyor sanırım: kendi gözlemimle ne kadar kendini tüketirsen beyin de sana etki eden anılara daha çok odaklanıyor. dünyan silikleşiyor. depresyon geçince de beyin kendini rahat bırakmaya başlıyor, içinden çıkamadığınız durum beyninizi kaplamıyor.
eğer depresyon ile alakalı ise ve gezip tozma imkanınız varsa arkadaşlarınızla sosyalleşerek bu durumu aşabilirsiniz. ve ilgi alanları da edinmek güzel bir şey, beyni rahatlatıyor.
eğer depresyon ile alakalı ise ve gezip tozma imkanınız varsa arkadaşlarınızla sosyalleşerek bu durumu aşabilirsiniz. ve ilgi alanları da edinmek güzel bir şey, beyni rahatlatıyor.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
"sen kalbimin mehtabısın, güneşisin
sen ruhumun vazgeçilmez bir eşisin
...
ruhum senin, kalbim senin, ömrüm senin
yıllar geçse ölmeyecek bende sevgin
bir şarkısın sen ömür boyu sürecek
dudaklarımdan yıllarca düşmeyecek"
devamını gör...
half life
valve firmasının 1998 yılında çıkan oyun olayında çığır açan, bildiklerimizi değiştiren, internet kafelerde landan (local area network) oyun oynamaya bizi alıştıran (quake ııı arena da vardı) muhteşem oyunu. gordon freeman hiç gözünü kırpmadan manyak uzaylı böcükleri öldürürken haritanın karmaşık bulmacalarını çözdüğü single kısmıda feci sarar. 2004 yılında çıkan half-life 2 ile hikaye devam eder.
devamını gör...
açılan başlığa kimsenin tanım girmemesi
sanki sadece benim başıma mı geliyor diye düşündüğüm,artık başlık açarken 100 kere düşündüğüm daha sonra ise "amann boşver iyi şeylerin kıymeti bilinmiyor" zaten deyip kendimi böyle teselli ediyorum. (bkz: üzdünüz yazarınızı)
devamını gör...
spinoza felsefesinin temelleri
o, tanımların, aksiyonların, önermelerin ve ispatların filozofudur. o, koskoca kant, hegel, nietzsche, marx, goethe ve sartre gibi düşünürleri derinden etkilemeyi başarabilmiş bir felsefecidir.
yahudi asıllı, hollanda’lı bir düşünür olup, rasyonalistdir.
kendinden önce gelen descartes’ten ciddi şekilde etkilenmiştir.
ancak, özellikle tanrı inancıyla ondan ayrılmıştır.
spinoza’ya göre felsefe bilgeliğe ulaşmanın yollarını aramaktır. onun gözünde felsefe sadece entellektüel bilgi değil, bir ihtiyaçtır. daha çok mutluluğa ulaşmanın yollarını aramıştır.
spinoza felsefesinin temeli töze dayalı metafiziktir.
ve tözü şöyle tanımlar. “ varolmak için kendisinden başka bir şeye ihtiyaç duymayan varlık.”
o, töz ile tanrıyı özdeşleştirmiştir. tanrı var olmaması düşünülemeyen varlıktır. yani tanrının varlığı bir zorunluluktan gelir ve her şeyin temelinde o vardır. o, varlığından dolayı yaratır. onun için bu bir seçim değil, bir zorunluluktur. var olan her şey tanrının bir tezahürüdür.
tözün yanı sıra doğayı da tanrı ile özdeşleştirmiştir. ve ortaya bir doğa tanrı kavramı çıkarmıştır. böyle bir tanrı inancından dolayı mensubu olduğu yahudi cemaatinden afaroz edilmiştir. ve yıllar boyunca da fikirleri linç edilmiştir.
ona göre insan için mutlak bir özgürlük yoktur. dış nedenlerin etkisi altında bulunduğumuzu, bu nedenle bütün eylemlerimizin sorumlusu olamayacağımızı söyler.
en büyük eseri olan etika’ yı geometrik yöntemle yazmıştır.
yahudi asıllı, hollanda’lı bir düşünür olup, rasyonalistdir.
kendinden önce gelen descartes’ten ciddi şekilde etkilenmiştir.
ancak, özellikle tanrı inancıyla ondan ayrılmıştır.
spinoza’ya göre felsefe bilgeliğe ulaşmanın yollarını aramaktır. onun gözünde felsefe sadece entellektüel bilgi değil, bir ihtiyaçtır. daha çok mutluluğa ulaşmanın yollarını aramıştır.
spinoza felsefesinin temeli töze dayalı metafiziktir.
ve tözü şöyle tanımlar. “ varolmak için kendisinden başka bir şeye ihtiyaç duymayan varlık.”
o, töz ile tanrıyı özdeşleştirmiştir. tanrı var olmaması düşünülemeyen varlıktır. yani tanrının varlığı bir zorunluluktan gelir ve her şeyin temelinde o vardır. o, varlığından dolayı yaratır. onun için bu bir seçim değil, bir zorunluluktur. var olan her şey tanrının bir tezahürüdür.
tözün yanı sıra doğayı da tanrı ile özdeşleştirmiştir. ve ortaya bir doğa tanrı kavramı çıkarmıştır. böyle bir tanrı inancından dolayı mensubu olduğu yahudi cemaatinden afaroz edilmiştir. ve yıllar boyunca da fikirleri linç edilmiştir.
ona göre insan için mutlak bir özgürlük yoktur. dış nedenlerin etkisi altında bulunduğumuzu, bu nedenle bütün eylemlerimizin sorumlusu olamayacağımızı söyler.
en büyük eseri olan etika’ yı geometrik yöntemle yazmıştır.
devamını gör...
athabaskan
kuzey amerika'da yaşayan, athabaskan dil ailesine ismini veren bir kızılderili kabilesidir.
a.b.d'nin alaska eyaleti ve kanada'nın kuzey bölgeleri ve british columbia, alberta eyaletlerinde yaşıyorlar. kendilerine insan anlamında dene diyorlar ama cree kabilesi onların yaşadıkları bölgede bulunan bir göle athapaskaw demiş ve kabilenin adı böyle kalmış.
bir zamanlar çoğu athabaskan yerlisi, yav burası ne pislik, ne lanet bir yer devamlı soğuk, kar, kış, devamlı balık yemek... bıktık artık deyip ayrılmaya karar vermişler. ama athabaskan reisi, yav nereye gidiyorsunuz gün gelecek burada kurulan kanada devleti dünyada en iyi on ülkeden biri olacak, dünyanın dandik ülkelerinden gençler ne olur bizi al kanada diye yalvaracak ama kanada her on kişiden dokuzuna red verecek, buraları terketmeyin demiş.
ama çoğu başlarım kanadasına demiş ve güneye doğru yola çıkmışlar. alberta'nın güneyine gelmeleri yaz mevsimini bulmuş, rocky dağlarının manzarası, göller, yemyeşil ovalar, meyveler, başta bizon birçok değişik av hayvanı bulmuşlar. tabi onları avlayan blackfoot kabilesini görmüşler ve bazı athabaskan'lar onlardan çok etkilenmiş ve onlar gibi olalım, burada kalalım, burası çok güzel ve hâla kanadadayız, torunlarımız güzel bir ülkede yaşar demişler. ama yine kış gelmiş ve kabilenin çoğu amannnn iyi, güzel ama hâla kar, kış hadi daha güneye gidelim demişler. her üç kişiden ikisi yola çıkmış. geride kalan kabileye sarcee demişler ve onlar hep blackfoot'larla yaşayıp onlar gibi ova yerlisi olmuşlar.
güneye gidenler daha sıcak, daha sıcak derken taaa meksika sınırına arizona, new mexico'ya kadar gitmişler. meksika çölünün sıcağını görünce oh be dünya varmış, lanet gelsin alaska'yada, kanada'yada demişler. geldikleri bölgede pueblo yerlieri yaşıyormuş. bunlar taştan evlerde, köylerde oturan, tarım yapan, meyve bahçeleri olan, halı kilim dokuyan koyun sürüleri olan değişik bir kabileymiş. bazı athabaskan'lar bu kabileden çok etkilenmiş ve onlar gibi olalım demişler. koyun sürüleri sahibi olup, meyve ağaçları diken, tarım yapan bu gruba navajo denmiş.
ama bazı athabaskan'lar, bu ne lo böyle, delikanlı adam koyun peşinde koşup, tarlada çapa yaparmı demişler ve onlardan ayrılıp avcı, toplayıcı, gaspçı, asan, kesen, delikanlı savaşçılar olarak yaşamışlar. bu son gruba da apache denilmiş.
böylece athabascan dili alaskanın ücra bir köşesinde konuşulan dil iken, bütün kuzey amerikaya yayılmış, hatta ikinci dünya savaşında haberleşmede navajo dili kullanılmış ve japonlar mesajları bir türlü çözememiş.
a.b.d'nin alaska eyaleti ve kanada'nın kuzey bölgeleri ve british columbia, alberta eyaletlerinde yaşıyorlar. kendilerine insan anlamında dene diyorlar ama cree kabilesi onların yaşadıkları bölgede bulunan bir göle athapaskaw demiş ve kabilenin adı böyle kalmış.
bir zamanlar çoğu athabaskan yerlisi, yav burası ne pislik, ne lanet bir yer devamlı soğuk, kar, kış, devamlı balık yemek... bıktık artık deyip ayrılmaya karar vermişler. ama athabaskan reisi, yav nereye gidiyorsunuz gün gelecek burada kurulan kanada devleti dünyada en iyi on ülkeden biri olacak, dünyanın dandik ülkelerinden gençler ne olur bizi al kanada diye yalvaracak ama kanada her on kişiden dokuzuna red verecek, buraları terketmeyin demiş.
ama çoğu başlarım kanadasına demiş ve güneye doğru yola çıkmışlar. alberta'nın güneyine gelmeleri yaz mevsimini bulmuş, rocky dağlarının manzarası, göller, yemyeşil ovalar, meyveler, başta bizon birçok değişik av hayvanı bulmuşlar. tabi onları avlayan blackfoot kabilesini görmüşler ve bazı athabaskan'lar onlardan çok etkilenmiş ve onlar gibi olalım, burada kalalım, burası çok güzel ve hâla kanadadayız, torunlarımız güzel bir ülkede yaşar demişler. ama yine kış gelmiş ve kabilenin çoğu amannnn iyi, güzel ama hâla kar, kış hadi daha güneye gidelim demişler. her üç kişiden ikisi yola çıkmış. geride kalan kabileye sarcee demişler ve onlar hep blackfoot'larla yaşayıp onlar gibi ova yerlisi olmuşlar.
güneye gidenler daha sıcak, daha sıcak derken taaa meksika sınırına arizona, new mexico'ya kadar gitmişler. meksika çölünün sıcağını görünce oh be dünya varmış, lanet gelsin alaska'yada, kanada'yada demişler. geldikleri bölgede pueblo yerlieri yaşıyormuş. bunlar taştan evlerde, köylerde oturan, tarım yapan, meyve bahçeleri olan, halı kilim dokuyan koyun sürüleri olan değişik bir kabileymiş. bazı athabaskan'lar bu kabileden çok etkilenmiş ve onlar gibi olalım demişler. koyun sürüleri sahibi olup, meyve ağaçları diken, tarım yapan bu gruba navajo denmiş.
ama bazı athabaskan'lar, bu ne lo böyle, delikanlı adam koyun peşinde koşup, tarlada çapa yaparmı demişler ve onlardan ayrılıp avcı, toplayıcı, gaspçı, asan, kesen, delikanlı savaşçılar olarak yaşamışlar. bu son gruba da apache denilmiş.
böylece athabascan dili alaskanın ücra bir köşesinde konuşulan dil iken, bütün kuzey amerikaya yayılmış, hatta ikinci dünya savaşında haberleşmede navajo dili kullanılmış ve japonlar mesajları bir türlü çözememiş.
devamını gör...
düğün
(bkz: insanı kanser eden şeyler)
devamını gör...
kültür farklılıkları
insanların farklı hayat biçimi ve alışkanlıklara sahip olması durumudur.
akla yaşar kemal’in binbir renkli bahçe kitabını getirebilir ki bu kitapta genel olarak her kültürün bir zenginlik, bir renk olduğunu ve dünyanın da binbir renkli bir kültür bahçesi olduğunu ifade etmiştir.
(bkz: binbir renkli bahçe)(bkz: yaşar kemal)
akla yaşar kemal’in binbir renkli bahçe kitabını getirebilir ki bu kitapta genel olarak her kültürün bir zenginlik, bir renk olduğunu ve dünyanın da binbir renkli bir kültür bahçesi olduğunu ifade etmiştir.
(bkz: binbir renkli bahçe)(bkz: yaşar kemal)
devamını gör...
gülümseyerek uyanmanın sadece filmlerde yaşanması
katılmadığım önerme. eğer kişi gününü planlamışsa, yapacağı işten zevk alıyorsa, yakınında sevdiği ve sevildiği insanlar varsa gülümseyerek uyanabilir.
devamını gör...
yatmamıştır
maaş mı? kira mı? yatmamıştır diyince aklına para gelen tek ben olamam degıl mı?
devamını gör...
doğu ekspresi
daha çok anlat” dedim.
“hoşuna gidiyor mu?”
“çok. elimden gelse seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum.”
“bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?”
“gider gibi yaparız.''
doğu ekspres deyince benim aklıma gelen satırlar bunlar. belki bir gün bunu yaşamak için binerim o trene. kim bilir? gider gibi yapmayız da, gideriz belki..
“hoşuna gidiyor mu?”
“çok. elimden gelse seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum.”
“bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?”
“gider gibi yaparız.''
doğu ekspres deyince benim aklıma gelen satırlar bunlar. belki bir gün bunu yaşamak için binerim o trene. kim bilir? gider gibi yapmayız da, gideriz belki..
devamını gör...
yazarların olmak istedikleri kitap karakterleri
(bkz: şebnem şibumi)
murat menteş'in yazdığı en güzel sevilen karakter. öyle ki ne zaman canım sıkılsa açar bu kadına yazılan mektupları okurum.
şebnem, ne çok melek var yüzünde gülümsemen için binlercesi çalışıyor olmalı.
şebnem, cehennemde teçhizatsız kalmış itfaiyeci gibiyim.
şebnem, gözlerindeki ayet derinliğini hayrına tefsir etsen ya.
(bkz: müntekim gıcırbey'den şebnem şibumi'ye mektuplar)
murat menteş'in yazdığı en güzel sevilen karakter. öyle ki ne zaman canım sıkılsa açar bu kadına yazılan mektupları okurum.
şebnem, ne çok melek var yüzünde gülümsemen için binlercesi çalışıyor olmalı.
şebnem, cehennemde teçhizatsız kalmış itfaiyeci gibiyim.
şebnem, gözlerindeki ayet derinliğini hayrına tefsir etsen ya.
(bkz: müntekim gıcırbey'den şebnem şibumi'ye mektuplar)
devamını gör...
gün boyu uykusuz olmak ama gece olunca hiç uykunun olmaması
tanımlari görüyor ve arttırıyorum. gündüz iki kelimeyi bir araya getiremeyen beynim, yarin işimin olmadığını ve istediğim kadar uyuyabilecegimi anladığı için uykudan vazgeçti. sebebi neydi ya..
devamını gör...
hayatınızın mottosu olan sözler
hayatın tadını çıkaramıyorsan, tadını kaçıranı hayatından çıkar.
devamını gör...
dizilerdeki şiir okuma furyası
bayık ağlama sahneleriyle, gıy gıy keman sesi eşliğinde; popüler şairlerin popüler şiirlerini okuma akımı.
hiç samimi değil.
"göğe bakalım" demek kolay "sen türkiye gibi aydınlık ve güzelsin" de bi kere de arkadaşım.
ayrıca neden her şiiri böyle ağlak bir fon eşliğinde okuyorlar?
şiir demek ağlaklık demek mi?
"bırak beni haykırayım, susarsam sen mâtem et!" demek için ağlaklık mı gerekiyor?
edebiyat, dil, incelik dizi senaryolarına düşecek kadar ucuz değil
hiç samimi değil.
"göğe bakalım" demek kolay "sen türkiye gibi aydınlık ve güzelsin" de bi kere de arkadaşım.
ayrıca neden her şiiri böyle ağlak bir fon eşliğinde okuyorlar?
şiir demek ağlaklık demek mi?
"bırak beni haykırayım, susarsam sen mâtem et!" demek için ağlaklık mı gerekiyor?
edebiyat, dil, incelik dizi senaryolarına düşecek kadar ucuz değil
devamını gör...

