ilk gelen şarkıya bak bee;

bir rüzgârdı esen
ayrılıklarla bizi kahreden
gözlerimde tüten bir aşktın sen
yıllar yılı bitip tükenmeyen
çok özledim seni ben...
devamını gör...

(bkz: infamia) yani "şerefsizlik" ya da kötü şöhret kavramı, bir kişinin toplumda sahip olduğu saygınlığını yitirmesi demektir. roma hukukunda "infamis" yani "şerefsiz" kabul edilen kimselerin, örneğin, askerlikten kovulanların, kadın ticareti yapmak, sahneye çıkmak, gladyatörlük gibi uygunsuz işler yapanların, faizin faizini alan tefecilerin, başıboş gezenlerin, vesayeti altındaki kızla evlenenlerin veya oğlunu evlendirenlerin, iki kadınla birden aynı anda evlenenlerin, bazı haksız fiil ya da sözleşmelerden doğan davalarda (vedia, vekalet, vesayet...) mahkum edilenlerin, hem kamu hem de özel hukuk alanındaki hakları kısıtlanmaktadır. aslında "infamia" esas olarak kamu hukukuna ilişkin bir kavram olup, özel hukukla olan bağlantısı daha sınırlı niteliktedir. ancak, sözkonusu kavramın özel hukuk açısından çok önem taşıyan hususları da yok değildir. "infamis"ler, kamu hizmetlerinden yoksun bırakılma, seçme ve seçilme haklarını yitirmenin yanısıra, özel hukuka göre de, mahkemelerde kendi adlarına dava açmak ya da başkalarını temsil etmek haklarından yoksun kalırlar. ayrıca, tanıklık yapmaları da yasaktır. şerefsizlere vasiyetnamelerinde mal vasiyet eden kişilerin vasiyetnamelerine itiraz edilmesi de mümkündür. roma toplumunda herkes, "infamis" sayılan kişilerle hukuki ilişki kurmaktan kaçınır. o halde, "infamia" yı kısaca şu şekilde tanımlayabiliriz: "infamia", devletin yetkili organları tarafından, kişilerin mahkum edildikleri çeşitli davalar ya da sürdürdükleri belirli hayat biçimleri yüzünden yapılan bir kınamadır.

konu ile alakalı detaylı bilgi için "gökçe türkoğlu özdemir"in " roma hukukunda infamia" adlı eserini incelemenizi tavsiye ederim. bir diğer eser olarak ise "michel villey" tarafından kaleme alınan "roma hukuku güncelliği" adlı kitaba da göz atabilirsiniz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
işte bu ben.
devamını gör...

olağanüstü bir olayın meydana gelmesidir. mucize ile ilgili çok güzel bir olay var. " bir gün küçük bir kız bir eczaneye girip toplamış olduğu tüm parasını eczacıya verip mucize varmı, almak istiyorum der. eczacı gülerek mucizeyi ne için istiyorsun der küçük kız da kardeşimin başında şöyle bir şişlik var babam eğer bir mucize olmazsa öleceğini söylüyor ben kardeşimin ölmesini istemiyorum ona bir mucize almak istiyorum der. eczacı buna çok üzülür ve küçük kıza maalesef bizde mucize yok der. sonra küçük kızın arkasında olayı izleyen bir adam elini kızın omzuna koyarak şöyle der göster bakalım ne kadar paran var der sonra küçük kızın parasını sayar ve ooo tam da bir mucize alacak kadar paran var der ve hadi beni kardeşinin yanına götür de onu bir göreyim der sonra kızın evine giderler ve o adam küçük çocuğun başına bakar ve 2 gün sonra o küçük çocuğun ameliyatını ücretsiz yapar. ve bu yaşanmış gerçek bir olaydır o ameliyatı yapan ise ülkemizde olduğu gibi dünyada da ünlü iranlı beyin cerrahı prof. dr. madjid samii'dir.
devamını gör...

sevdiğimiz arkadaşlarımız, eğlenceli ve hüzünlü karışık çalma listesi, evde demlenmiş sıcak kahve veya çay, havanın kapalı ve bulutlu olması birazcık da yağmur, arabada bir kaç sürücünün bulunması böylece yorulmadan yolu bitirmek, gün batımında sağa çekip manzarayı izlemek.
devamını gör...

hiçbir zaman yalnız bir insan olamadım. kendimi o kadar çok böldüm ki kalabalıktan boğuldum kendi içimde. nefes alabilmek için başka insanlara koştum onların yalnızlığını paylaşmak için. yalnızlığını paylaştığım insanlar benden birini aldı ve sahiplendi beni o olarak görmek istediler. bense gidenlerin arkasından yenilerini ekledim. bu kadar sese ve ruha dayanamadım ve kendimi alıp çıktım. şimdi onlar ne yapıyor bilmiyorum kitaplarım ve defterimlerimle saklanıyorum onlardan uzak bir kasabada. duyduğuma göre bütün benler dağılmış ve farklı ülkelere yerleşmişler. inanamıyorum çoluk çocuğa karışanlar bile olmuş. intihar eden benlere ise üzüldüm kimsenin intihar etmesini istemiyorum. 2. 3. üniversitesini bitirip doğal yaşama geçen bir benle karşılaştım beni tanımadı. galiba gözleri görmüyordu. kaçtım kaçtım da nereye kadar sürecek bu bedensizlik. evet acıkmıyor ve uyumuyor olabilirim. kitap okumak ve yazmak da sıkmaya başladı. dışarı çıkıp içime nefes çekip koşmak istiyorum. baharın kokusunu almak istiyorum. yalnızlık bunların hiçbirine engel değildi.
devamını gör...

twitter.com/trakyaogrencisi...

ekşide şu linki gördüm. altına neler yazılmış neler.herkes akademisyene sövmüş neredeyse. şu akademisyenin en ufak suçu var mı ya? bu ülkede 12 sene eğitim zorunlu.üniversite isteğe göre.akademisyen senin isteğine göre sınav mı yapacak?şu devirde 2-3 bin lira bilgisayara para veremeyen insanlar üniversite açıkken nasıl okuyorlardı merak ediyorum.kaldı mı ya bilgisayarı olmayan? paran yoksa ve bir yerlerden burs alacak kadar başarılı değilsen okuma kardeşim.fakülte hocaları bile burs verirdi zamanında.öyle az buz da değil.bunu bırak liseyi ilkokulda demezdik biz bu nasıl bir nesil?

edit:
bir alttaki yazar arkadaşım kendi söylediklerindeki çelişkiye iyi bakmalı.ilkokul sayısı ve mantığında olan üniversiteler yüzünden kendi meslektaşları staj parası alamıyor, işsiz kalıyor.eğitim ciddidir arkadaşlar.hukuk fakültesinde olduğu için buradan değineceğim.kötü eğitim alan, sınavlarını kopyayla çeken insanların sayısı ve çokluğundan dolayı -kendisini de çok başarılı sayalım- kendisinin işsiz kalması, değerinin bilinmemesini ister miydi? zannetmiyorum. avukatlık değerli bir meslekti şuan ki durumu herkesin malumudur.
devamını gör...

#1209581

seni mi kırcam diyarbakır kızı diyerek hemen yapıştırıyorum müsaadenle.*
aceleye geldi, kitap, kitap ayracı, edebi cümleler vs yok kusura bakma.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ruh komşum, kardeşim olan yazar.

kalp yaraların aynıysa bir insanla ya da aynı acıları, özlemleri, hüznü yaşadıysan bir şekilde ruhların komşu oluyor.

o da eksik benim gibi. fakat yaşına rağmen çok çok güçlü. nasıl dik nasıl korunaklı. kendini çok güzel yetiştirmiş. ama içinde bir yerlerde hala ufak bir çocuk var görebiliyorum. koca kadın oldum hala bende bile var çünkü. ruhları yaralı insanlar çok erken büyüyorlar. daha çabuk adapte oluyorlar hayata. savunma mekanizmaları daha sistematik çalışıyor. fakat içlerinde bir yerde çocuk bir yan kalıyor. o bile güçlü olmak zorunda. işte benim ruh kardeşimde aynı böyle.

kendisini sevişim ve ona hayranlığım sadece bunlardan sebep değil tabi. bu yanını yazmaya adayışı. herkes yazar ama o içinden yazıyor. sanki kaleminden dökülenlere elinizle dokunabiliyorsunuz gibi. ya da dokunmak istiyorsunuz. ilginç bir enerji. kendinden, kendi ruhundan katıyor cümlelerine belkide bu yüzden çekiyor beni kendine.

canım kardeşim bir süredir profilleri ziyaret etmiyordum. bu ara başladım tekrardan ziyarete, okumaya ve üniversiteyi kazandığını okudum. inan çok sevindim. nasıl güzel bir haber bu. içim sıcacık oldu sabah sabah.

kalbin gibi tertemiz bir ömrün olsun. güzel bir eğitim hayatın ve harika bir kariyerin. yıllar sonra seninle oturup bunu kutlayalım.
ayağına taş değmesin cancağızım...
devamını gör...

başlangıç olarak bilincin kısa tanımıyla başlamak daha doğru olduğunu düşünerek bilincin tanımıyla başlıyorum.
bilinç kişinin kendisinin ve çevresinin farkında olması durumuna verilen isimdir.
günümüz teknolojisine bakarak her şeyin mümkün olabileceğini korkarak izliyoruz.

bazı uzmanlar bilincin, yeni bilgileri algılamayı, eski bilgileri depolamayı, gerek görüldüğündeyse bu bilgileri geri kullanmayı ve bunların hepsinin algı ve eylemlere yönelik bilişsel işlemeyi içerdiğini düşünüyor. bu düşüncenin doğru olduğu anlaşılırsa, o zaman bir gün makinelerin gerçekten de bilinçli olabileceği söylenebilir.
böyle bir makine, bir insana göre daha fazla bilgiye ulaşabilecek, kütüphanelerce bilgiyi hafızasında barındırabilecek, devasa veri tabanlarına milisaniyeler içinde erişebilecek ve hepsini, herhangi bir kişinin yapabileceğinden çok daha karmaşık ve daha mantıklı sonuçlar elde edecek şekilde hesaplayarak yapabilecektir.

hatta tıbbi olarak artık yapay zekanın içine yüklenecek tıbbi bilgilerle hastalık tanılarını koyabileceği, doktora gerek kalmayacağı söylenirse de fiziki muayene hastalıklar için en önemli safha olduğu için çok mümkün görükmüyor.

hep birlikte olup olmayacağını göreceğiz, umarım hayatımızı robotize edici yönden bir gelişme olmaz.
devamını gör...

diğer ismi 'vekaleten hastalık'tır.
özel bir çocuk istismarı formudur. munchausen's by proxy sendromu, ilk kez 1977'de meadow tarafından tanımlanmıştır. aile ya da koruyucu, çocukta bir hastalık varmış gibi yapmakta ya da hastalık yaratmakta ve "hasta" çocuğu doktora götürmektedir. sonuçta, tıbbi öykü, laboratuvar testleri ya da hastalığın gerçek nedeni değişmekte ya da tıbbi tedavi nedeniyle yaralar oluşmaktadır. bazı olgularda ise anne doğrudan zararlı eyleme neden olabilmektedir (zehirleme, ilaç verme gibi). yapılan bir araştırmada en çok kullanılan ilaçların antikonvülsanlar ve opiadlar (morfin türevleri) olduğu saptanmıştır. yayımlanan olgularda bazı ailelerin eşek arısı ya da balarısı gibi böceklerle çocuklarını sokturdukları bildirilmiştir.
bu sendrom, "tıbba meydan okuma" olarak da değerlendirilebilir.
devamını gör...

kaba saba tavır ve konuşmalar.
devamını gör...

senede bir gün olan, insanların moralini yükseltmeye yarayan, sözlükteki bir çok insan tarafından sevilen birinin doğum gününü kutlamak için insanlar bişiler yazmış, kutlamış etmiş, her ne ise.

biri de gelmiş ilim bilim diyor, önce sen git formatı öğren de ondan sonra cikcik öt diyesim var ama neyse. böyle bok atan insanları sevmiyorum ben, bak canım lale, bilmediğinden adım gibi eminim ama bu sözlükte başlık engelle diye bişi var, görmek istemiyorsan engelle geç, senin uyduruk başlıklarına biz sabrediyorsak sen de sabretmeyi öğren..

neyse, doğum günün kutlu olsun ufaklık, nice mutlu senelere..

edit :derin deniz bilmememnesi diye biri yazmıştı, sildi kaçtı lale..
devamını gör...

benim için susmayan sestir. devamlı abi şunu da düşün, abi bak bunu düşünmeyi unuttun, abi bak ya kaşın düşerse durup dururken naparsın hadi biraz endişe lütfen şeklinde saçmalayan sestir. insan silüetine bürünse de iki ağzına yapıştırsam dedirtir.
devamını gör...

garip bir ağustos tadı damaklarımda
hiç yaz gibi değil bu mevsim
yaz ben gibi değil
ya ağustoslar bozuldu
ya ağzımın tadı.

"edip cansever"



devamını gör...

hazırlanan sofranın fotoğrafının wp durumunda çok şükür diye paylaşilmasi.
özellikle bunun ramazanda her akşam yapılması.

bir kaç tanıdigimi bu sebeple engellemek istiyorum.
devamını gör...

uyku sadece o andan kaçmakmış. yarın tekrar aynı güne uyanacaksın. eğer gün içinde bu durumu değiştirmeye yönelik bir adım atmazsan yarın daha da canını sıkacak. en kötüsü ise elinden bir şey gelmediği durumlar. maddi olarak düşünme sadece zor zamanarı. hastanede yatan sevdiğin için neyi değiştirebilirsin düşünsene. ne yapsan nafile. elinde sadece onun iyi olacağını ummak ve dua etmek geliyor. işte en kötü yanı da beklemek. sadece beklemek. hiçbir şey yapmadan, yapamadan...
devamını gör...

estetik olmuş karga burnu.
ademin havya.
devamını gör...

"görevimizi yaparken kimseye, ne müvekkile, ne hâkime, hele ne iktidara tabiyiz. bizim aşağımızda kişilerin varlığı iddiasında değiliz. fakat hiçbir hiyerarşik üst de tanımıyoruz. en kıdemsizin en kıdemliden veya isim yapmış olandan farkı yoktur. avukatlar tarih boyu köle kullanmadılar ama hiçbir zaman efendileri de olmadı!"

başta, salt mesleğini ifa ettiği için tutuklananlar ve sözlük bünyesinde bulunanlar meslektaşlarım olmak üzere, tüm onurlu avukatların gününü kutluyorum.
devamını gör...

ünlü bir yazar olduğunda buraya gelip ye kürküm ye diyecek misin merak ediyorum

not: izdihamdan kapıda kaldık..
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim