gençlerin hobi sahibi olmayışı
kitap okuyorum ama kitapların fiyatları belli.
dil öğrenmek istiyorum. dil kurslarının fiyat aralıkları belli. (kendi kendine insan bir yere kadar öğrenebilir.)
gezip görmek istiyorum. dışarı her adım para.
bilemiyorum sorun gençlikten dolayı mı?
ayrıca tüm bunların yanında sınav kaygısı, kendine ufak zaman ayırmada kendini kötü hissetme de ekleniyor.
dil öğrenmek istiyorum. dil kurslarının fiyat aralıkları belli. (kendi kendine insan bir yere kadar öğrenebilir.)
gezip görmek istiyorum. dışarı her adım para.
bilemiyorum sorun gençlikten dolayı mı?
ayrıca tüm bunların yanında sınav kaygısı, kendine ufak zaman ayırmada kendini kötü hissetme de ekleniyor.
devamını gör...
georges brassens
georges charles brassens,1921 yılı doğumlu fransız şarkıcı,söz yazarı ve bestecidir. şair kimliğinin yanısıra pekçok tanınmış-tanınamamış fransız şairin şiirlerini de bestelemiş bir isimdir. kendi şiirlerini ise nazım olarak değil, gitarı eşliğinde melodileştirerek yazmış-seslendirmiştir. kendi döneminde oldukça meşhur bir isim olsa da yaşamı pek de kolay geçmemiştir. ikinci dünya savaşı'nın devam ettiği 1943 yılında almanlar tarafından bir uçak fabrikasındaki çalışma kampında çalışmaya zorlanmıştır. müzik aşkını ise roman-katolik annesi ile açık fikirli ve annesinin tam aksine antiklerik bir insan olan babasından kazanmıştır. şiir tutkusu da lisedeki öğretmeni tarafından keşfedilmiş ve desteklenmiştir.
brassens'in şiirleri ve şarkıları, o dönemdeki muhafazakarlık ve bayağı geleneklerle indirekt olarak alay etmekte; aşkı,dostluğu,sevgiyi ve özgürlüğü savunmaktadır. kendisinin yorumları oldukça zarif olmakla beraber* gitarından yayılan notaların ahengi ve ritimlerin yumuşaklığı insanı gerçekten farklı dünyalara götürmektedir.
2 harika bestesi buradadır,şöyle buyrun;
une jolie fleur (güzel bir çiçek);
les sabots d'helene (helene'nin ayakkabıları);
brassens'in şiirleri ve şarkıları, o dönemdeki muhafazakarlık ve bayağı geleneklerle indirekt olarak alay etmekte; aşkı,dostluğu,sevgiyi ve özgürlüğü savunmaktadır. kendisinin yorumları oldukça zarif olmakla beraber* gitarından yayılan notaların ahengi ve ritimlerin yumuşaklığı insanı gerçekten farklı dünyalara götürmektedir.
2 harika bestesi buradadır,şöyle buyrun;
une jolie fleur (güzel bir çiçek);
les sabots d'helene (helene'nin ayakkabıları);
devamını gör...
hazall
o kadar samimi, içten bir insan ki kendisi...
bi orta şekerli randevumuz var, ayrıca çok örnek alınası bir hayatı ve kişiliği var dinlediğim kadarıyla.
birgün iç güzelliğinin yüzüne yansıdığı kendisini görmek dileğiyle. ^^
sevgilerimle balık.....
bi orta şekerli randevumuz var, ayrıca çok örnek alınası bir hayatı ve kişiliği var dinlediğim kadarıyla.
birgün iç güzelliğinin yüzüne yansıdığı kendisini görmek dileğiyle. ^^
sevgilerimle balık.....
devamını gör...
normal sözlük yazarlık rütbeleri
10 dakikadır aralıksız gülüyorum bu rütbe meselesine. o kadar burjuvazi gömdüm sözlük gidip profilimin orta yerine kocaman bir şekilde burjuva yazdı ya.. hiç mi utanmadın sözlük?* o kadar çemkirdim sizsiniz burjuva diyerek ama güzel özellik, elinize sağlık ama rütbe sistemini biraz açmak lazım tamam ben buna iki hafta daha gülerim ama burjuva falan ayıp oluyor, kaç bin yıllık büyücüyüm ben.* kurbağa yaparım sizi öpecek prenses arar durursunuz.
edit: büyümü de yaptım gidiyorum.
"slip into bliss, you can rest in my hands
no more on this mortal coil shall you dance
you see a light
walk towards it then
you'll never see your ugly children again
or your awful wife, or your tiny house
or your measly food, or your tacky goblets
or your cracked crockery and dishes
my mockery is vicious"
edit: büyümü de yaptım gidiyorum.
"slip into bliss, you can rest in my hands
no more on this mortal coil shall you dance
you see a light
walk towards it then
you'll never see your ugly children again
or your awful wife, or your tiny house
or your measly food, or your tacky goblets
or your cracked crockery and dishes
my mockery is vicious"
devamını gör...
kurt cobain
kurt cobainca kuzuların makarası olurmuş.
dayanamadım yaptım, sert vurmayın olur mu *
dayanamadım yaptım, sert vurmayın olur mu *
devamını gör...
kolay görünen ama çizmesi çok zor olan şeyler
hocanın benden çizmemi istediği herşey.*
devamını gör...
uyudun mu sorusu
uyutmayacak bir diyaloğun unutulmayacak sorusu.
devamını gör...
kahve içmeden ayılamam sorunsalı
gerçek bir kahve tiryakisi kahveyi ayılmak için içmez aksine bünyesi artık o kadar alışmıştır ki, kahvesini içip sonrasında mışıl mışıl uyuyabilir. (bkz: ben)
devamını gör...
türkiye'nin 37 ülke içinde siyasi paylaşım yapmaktan en çok çekinilen ülke olması
çıkan istatistikler iyimser kalmış bile diyebiliriz. sokak röportajında söyledikleri için ifadeye çağrılan vatandaşlar oldu bu ülkede. ifade özgürlüğü var diyenlerin siyasi görüşlerine bakılırsa durum daha net ortaya çıkar zaten. öyle bir ifade özgürlüğü ki sadece hoşlarına giden şeyleri söyleyebilirsin.
devamını gör...
şarap
içtikçe içesi geliyor insanın, çok ayrı seviyorum seni ama sabahın kötü oluyor be.
yapma bunu, sabah gizlice kaçan tek gecelik ilişki gibi, öyle bir tatsızlık veriyor ama gece çok keyifli.
yapma bunu, sabah gizlice kaçan tek gecelik ilişki gibi, öyle bir tatsızlık veriyor ama gece çok keyifli.
devamını gör...
akran
yaş, meslek, toplumsal durum vb bakımından birbirine eşit olanlardan her biridir. genellikle kıyaslama için kullanılır. bak akranların şunu şunu yapıyor der çevredekiler.
devamını gör...
musilaj'ın sebebi chp'dir
ozon tabakasını chp deldi, 99 depremini hdp yaptı, 2019 büyük avustralya yangınını iyi p. çıkardı, akp başörtülüleri üniversiteye soktu, ben de çay içiyordum işte ne yapayım?
devamını gör...
kimliksiz hikayeler
° g
bir hayale tutundum bu gece. hatta bir ana... birçok andan biri olmasını istediğim bir ana.
bilmediğim bir evde, hiç kimseyi tanımadığım bir şehirde, yaşadığımız tüm hüzünlerden uzakta bir yerde. sen bir minderde sırtın duvara yaslanmış, ben sırtımı göğsüne dayamış bir şekilde. etrafta yabancı hiç ses yok. sadece bir şarkının kısık sesi. göğsünün inip kalktığını, nefesinin saçlarımı okşadığını hissediyorum sadece. sıcacık nefesin... konuşmaya başlıyorsun sonra. kelimelerin senin hazinen. sesin benim huzurum. içimi ısıtan sadece şarap değil. varlığın, huzurun...
dökmeye başlıyorum sonra içimi sana.
küçükken aldığım tüm yaralar iyileşti ama büyüyünce olanlar bir türlü kapanmak bilmiyor. ama sen iyileştiriyorsun beni. belki izi kalır ama acıtmaz, incitmez sen olunca. güven sorunum var biliyorsun açamıyorum içimi hiç kimseye. insanlara gardımı alalı uzun yıllar oluyor. anne- babam 18'imde evden ayrılırken çok iyi niyetli benim kızım, üzerler onu, kırıp dökerler diye gecelerce uyuyamamışlar evde, ben onlardan uzak bir başıma yaşamaya başlayınca. yıllar geçti. hep ayakta kaldım. düştüm, bu kez dizlerim kanamadı ama çok acıdım. haklı çıktılar çok üzüldüm. ama her seferinde kalktım ayağa. çünkü korkum yaşadığım hüzne değil de yaşayamadıklarıma olur diye düşünüyordum. hoyrat davrandım kendime. başka kalpleri kırmaktan ürkerken çokça kırdım, döktüm. hem kendimi hem de başkalarını. ama hissetmeyince olmuyordu. sevgi de ayrılık da hepsinin yaşanmışlıkları ayrıydı. hayat cesaret istiyordu. cesurdum. belki de korkak. sıradan bir insan olmanın korkusu hep vardı. sıradışı olmak ise saldırıya açık olmaktı belki. küçük bir kızın hayali sıradışı bir yaşamı paylaşmaktı.
bu kez başaramıyorum. ne ayağa kalkabiliyorum ne de acımı dindirebiliyorum. bilmiyorum belki de bir yanım seviyor bunu. hani fuzuli sevgiliye olan vuslatı istemez ya. bir anlarım onu, bir anlayamam. her şey yolunda gitsin isterim, tekdüze huzurlu günleri yaşarım, sonra bir bakmışım bu durum ruhumu karartmış. düşerim yeni başlangıçlara. bir arkadaşım bir gün demişti seninki hep şımarıklık, hayatın başkalarının hayal ettiklerinden bile güzel, sadece keyfini çıkar. başka bir arkadaşım aynı hayat için "ne çok acılar çekmişsin, ben bunları hayal bile edemiyorum, hiç kıyamıyorum sana." demişti. hayatım izlediğiniz pencereye göre bir güzel, bir ıstıraplı oluyordu. bense hem mutlu hem hüzünlü oluyordum. gündüzleri yüzümden gülücükler eksik olmuyor, geceleri gözlerim dolu dolu oluyordu. sanırım benim rengim bu. ala. alaca. karmakarışık bir yüreğe sahibim. şimdi diyorsun ya "seni çok seviyorum, hep ol." nasıl kıyayım ben sana. benimle paramparça olmana nasıl izin vereyim. güzel adamsın sen. nahifsin. huzursun. dokunduğun yürek can kırıkları ile dolu. kıyamam ki ben sana.
bir hayale tutundum bu gece. hatta bir ana... birçok andan biri olmasını istediğim bir ana.
bilmediğim bir evde, hiç kimseyi tanımadığım bir şehirde, yaşadığımız tüm hüzünlerden uzakta bir yerde. sen bir minderde sırtın duvara yaslanmış, ben sırtımı göğsüne dayamış bir şekilde. etrafta yabancı hiç ses yok. sadece bir şarkının kısık sesi. göğsünün inip kalktığını, nefesinin saçlarımı okşadığını hissediyorum sadece. sıcacık nefesin... konuşmaya başlıyorsun sonra. kelimelerin senin hazinen. sesin benim huzurum. içimi ısıtan sadece şarap değil. varlığın, huzurun...
dökmeye başlıyorum sonra içimi sana.
küçükken aldığım tüm yaralar iyileşti ama büyüyünce olanlar bir türlü kapanmak bilmiyor. ama sen iyileştiriyorsun beni. belki izi kalır ama acıtmaz, incitmez sen olunca. güven sorunum var biliyorsun açamıyorum içimi hiç kimseye. insanlara gardımı alalı uzun yıllar oluyor. anne- babam 18'imde evden ayrılırken çok iyi niyetli benim kızım, üzerler onu, kırıp dökerler diye gecelerce uyuyamamışlar evde, ben onlardan uzak bir başıma yaşamaya başlayınca. yıllar geçti. hep ayakta kaldım. düştüm, bu kez dizlerim kanamadı ama çok acıdım. haklı çıktılar çok üzüldüm. ama her seferinde kalktım ayağa. çünkü korkum yaşadığım hüzne değil de yaşayamadıklarıma olur diye düşünüyordum. hoyrat davrandım kendime. başka kalpleri kırmaktan ürkerken çokça kırdım, döktüm. hem kendimi hem de başkalarını. ama hissetmeyince olmuyordu. sevgi de ayrılık da hepsinin yaşanmışlıkları ayrıydı. hayat cesaret istiyordu. cesurdum. belki de korkak. sıradan bir insan olmanın korkusu hep vardı. sıradışı olmak ise saldırıya açık olmaktı belki. küçük bir kızın hayali sıradışı bir yaşamı paylaşmaktı.
bu kez başaramıyorum. ne ayağa kalkabiliyorum ne de acımı dindirebiliyorum. bilmiyorum belki de bir yanım seviyor bunu. hani fuzuli sevgiliye olan vuslatı istemez ya. bir anlarım onu, bir anlayamam. her şey yolunda gitsin isterim, tekdüze huzurlu günleri yaşarım, sonra bir bakmışım bu durum ruhumu karartmış. düşerim yeni başlangıçlara. bir arkadaşım bir gün demişti seninki hep şımarıklık, hayatın başkalarının hayal ettiklerinden bile güzel, sadece keyfini çıkar. başka bir arkadaşım aynı hayat için "ne çok acılar çekmişsin, ben bunları hayal bile edemiyorum, hiç kıyamıyorum sana." demişti. hayatım izlediğiniz pencereye göre bir güzel, bir ıstıraplı oluyordu. bense hem mutlu hem hüzünlü oluyordum. gündüzleri yüzümden gülücükler eksik olmuyor, geceleri gözlerim dolu dolu oluyordu. sanırım benim rengim bu. ala. alaca. karmakarışık bir yüreğe sahibim. şimdi diyorsun ya "seni çok seviyorum, hep ol." nasıl kıyayım ben sana. benimle paramparça olmana nasıl izin vereyim. güzel adamsın sen. nahifsin. huzursun. dokunduğun yürek can kırıkları ile dolu. kıyamam ki ben sana.
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
size ne , kime ne ?
bu başlıkları açanların bir eli de ekşi de dolaşıyor.
orada açılırdı böyle saçma sapan başlıklar, burada da birebir aynılarını oldukça fazla görmeye başladık.
sağdan soldan saçma sapan başlık alacağınıza , azıcık düşünün, faydalı ya da faydasız ama size ait birşeyler olsun .
haa bunu yapanlar yine ekşi'deki ergenler , ondan da çok eminim .çünkü aklı başında, hayatın gerçekleriyle savaşan hiç kimse böyle saçma sapan başlık açmaz.
edit : millet de hazır bekliyo gibi ,
sorsalar da ne yaptığımı söylesem diye .
kimi yemek yapıyorum demiş, kimi çalışıyorum vs.vs.
bizde mi sorun millette mi anlamadım gitti .
bu başlıkları açanların bir eli de ekşi de dolaşıyor.
orada açılırdı böyle saçma sapan başlıklar, burada da birebir aynılarını oldukça fazla görmeye başladık.
sağdan soldan saçma sapan başlık alacağınıza , azıcık düşünün, faydalı ya da faydasız ama size ait birşeyler olsun .
haa bunu yapanlar yine ekşi'deki ergenler , ondan da çok eminim .çünkü aklı başında, hayatın gerçekleriyle savaşan hiç kimse böyle saçma sapan başlık açmaz.
edit : millet de hazır bekliyo gibi ,
sorsalar da ne yaptığımı söylesem diye .
kimi yemek yapıyorum demiş, kimi çalışıyorum vs.vs.
bizde mi sorun millette mi anlamadım gitti .
devamını gör...
normal sözlük'ten sonra ekşi sözlük'e girince hissedilenler
ikisinin de gerçekten kaliteli insanlara sahip olduğunu söyleyebilirim. ekşi sözlük'ün ortamı bana bir tık daha samimi geliyor ne yazık ki. sanırım küfürden dolayı ve orada daha çok siyaset , gündem ve günümüzde insanlarımızın yaşadığı sıkıntılar daha net bir biçimde tartışılıyor diye düşünüyorum. burada genelde ya bilgi ya goygoy amaçlı başlıklar. kafa'nın inanılmaz kötü olduğunu asla savunmuyorum ancak youtube tayfayı buraya toplamanın anlamsız olduğunu düşünüyorum. atıyorum önemli bir olay olur ülke yankılanır ama ben burayı açacağıma ekşi'yi açıp orada ki tanımları okurum zira burada ciddi anlamda çok derin analiz yapılmıyor gündemle alakalı. hatta hiç yapılmıyor insanlar sadece "üzüldüm , keşke olmasaydı." gibi şeyler söylüyorlar burada.
devamını gör...
yayımladığı bütün kitapları iyi olan yayınevleri
türkiye iş bankası kültür yayınlarının hasan ali yücel klasikleridir.
devamını gör...
balıkesir
zafer cınbıl'a ait, birsen tezer'in seslendirdiği en harika şarkıdır.
hikayesini okuduktan sonra dinleyince daha bir anlamlı gelir.
"birsen tezer ve eşi izmir'de bir organizasyondan dönerken, balıkesir'de kaza geçirir ve eşi vefat eder. aradan zaman geçer, bir gün tezer kadıköy sahilde iki bira içerken ağlayarak şarkı söylemeye başlar. tesadüf bu ya o sırada zafer cınbıl da orada oltasıyla balık tutmaktadır. sesi duyar ve etkilenir. gider kadının yanına, anlat der. kadın anlatır zafer yazar ve ortaya balıkesir şarkısı çıkar..."
en sevdiğim kısmı;
yanaklarıma değmeden düşer gözümün yaşı,
bakarım kendim gibi kel kalmış selvilere.
hikayesini okuduktan sonra dinleyince daha bir anlamlı gelir.
"birsen tezer ve eşi izmir'de bir organizasyondan dönerken, balıkesir'de kaza geçirir ve eşi vefat eder. aradan zaman geçer, bir gün tezer kadıköy sahilde iki bira içerken ağlayarak şarkı söylemeye başlar. tesadüf bu ya o sırada zafer cınbıl da orada oltasıyla balık tutmaktadır. sesi duyar ve etkilenir. gider kadının yanına, anlat der. kadın anlatır zafer yazar ve ortaya balıkesir şarkısı çıkar..."
en sevdiğim kısmı;
yanaklarıma değmeden düşer gözümün yaşı,
bakarım kendim gibi kel kalmış selvilere.
devamını gör...
değirmen iki taştan muhabbet iki baştan
karı koca gibi veya iş ortağı gibi birlikte yaşayacak, birlikte iş görecek kimseler arasında karşılıklı sevgi bulunması gerektiğini ve sevgi karşılıklı olmazsa dirlik ve düzenin olmayağı anlamına gelen atasözü.
devamını gör...


