4-5 bin lira için hayatından en az 16 sene vermek
başlığı açan yazar arkadaşıma hak verdiğim yerler olmakla birlikte katılmadığım yerler de var. "eğitim öğretim hayatına" sonunda iyi para kazanmak amaçlı düşünerek bakması biraz acımasızca olmuş. sonuçta insan sadece iyi bir kariyer sahibi olmak, çok iyi paralar kazanmak için okumaz. okumak; düşünce ve davranışlarını şekillendirme, iyileştirme, geliştirme çabasıdır. eğitim ile kazanılan bilgi, beceri ve tutum insanın birey olma ve ait olma farkındalığını artırır, kişiliğini geliştirir ve daha değerli kılar.
devamını gör...
kalkan balığı
fiyatı itibarı ile balıkçıların gel kalkana gel şeklinde slogan attığı kadar var. zira kaldırmış bekliyorlar.
devamını gör...
kullanılmayan eşyalar veri tabanı
tekstil ile ilgilenen öğrenci var ise kumaş aksesuar türevi paylaşabilirim
devamını gör...
kalsitonin
kandaki yüksek kalsiyumun düşmesine yardımcı olan, kemik yıkımını önleyen hormondur.
aynı zamanda tiroid medüller kanserinin takibinde kullanılan bir markerdır.
aynı zamanda tiroid medüller kanserinin takibinde kullanılan bir markerdır.
devamını gör...
bu kötü gidişe dur demek için akp
bu başlık akıllara shameless dizisinin o malum sahnesini getirmektedir:

edit: başlığın sahibi ben değilim, kendisi maalesef yazdığı entry'yi silmiş :(

edit: başlığın sahibi ben değilim, kendisi maalesef yazdığı entry'yi silmiş :(
devamını gör...
hiyeroglif
mısır medeniyetinin tarihi çağlara geçmiş olduğunun kesin kanıtı olan yazıdır.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ölümden döndüğü anlar
at peşlemişti beni. bunu okuyorsa saygılar.
edit: komik mi falan yazmayın arkadaşlar espri falan değildi. geldi düştü peşime.
edit: komik mi falan yazmayın arkadaşlar espri falan değildi. geldi düştü peşime.
devamını gör...
okumadan oylamak
ya ben şarkıları bile dinliyorum öyle oyluyorum.
insanlara kendilerini değersiz ve aptal hissettirmeyin lütfen.
bu çok kırıcı, resmen yalancılık. ben anlıyorum ki kimin seri okumadan beğendiğini. o an içim burkuluyor.
hic hoş değil kendinizi ve karşınızdakini bu duruma düşürmeyin rica ediyorum.
insanlara kendilerini değersiz ve aptal hissettirmeyin lütfen.
bu çok kırıcı, resmen yalancılık. ben anlıyorum ki kimin seri okumadan beğendiğini. o an içim burkuluyor.
hic hoş değil kendinizi ve karşınızdakini bu duruma düşürmeyin rica ediyorum.
devamını gör...
ensest ilişki yaşama özgürlüğü
ee ol tabuysa bizim tabumuz, hiç bi dine inanmıyorum ama ailemden biriyle yatmayı da hiç düşünmedim. sen çok istiyosan ol biz mi tutuyoruz da bize ağlıyosun ? doğacak çocuğun engelli olması ihtimalini artırması çocuk yapmamaları için gayet yeterli bir sebep. her şeye bakmışsın ama aile içi ilişkiler azaldığından bu yana, ölü-sakat doğum oranı ne kadar azalmış ona bakmamışsın. haa gene de sevişmenize engel değil. yazarımızın birilerinden onay almaya ihtiyacı var gibi.
devamını gör...
thedansözkiller
48 saatin bir gün olduğuna çok inandığı anlar olan yazar.
devamını gör...
yediğinin içtiğinin fotoğrafını çekip paylaşan insanlar
uzaktan tanıdığım, hatta sempati duyduğum bir insan vardı. okul müdürü oluyor kendisi. bir ara facebook profilini inceleyeyim istedim. fotoğraflarına baktım da baktım. çoğu fotoğraflar gezi ve yemek üzerine. bu müdürümüz, nereye gittiyse ve kime konuk olduysa yaptığı kahvaltıyı, et ızgarayı, konya etliekmeği, ciğer şişi, sucuklu yumurtayı, közde patatesi, içtiği çayı, neskafeyi, çileği, kavunu, karpuzu eliyle göstererek poz vere vere paylaşmış. hatta bir tabak doğranmış karpuzu görev yaptığı okulun müdür odasında yerken çektiği fotoyu paylaşmış. yani bu abimiz gurme olsa anlarım da, koskoca aklı başında bir eğitimci. cahil, görgüsüz, yeni yetme birisi de değil. etraf ve takipçiler ne der, ayıp ediyor muyum acaba? diye özeleştiri yapmıyor mudur ? ama fotoyu görenler ya kıskanıyor ya da yüzüne değil ama arkasından atıp tutuyordur orası kesin. ilk başlarda duyduğum sempati bu fotoğraflardan sonra antipatiye dönüştü.
buna benzer bir komşumuz var, ismi cuma bey, kuyumculuk yapan saygın bir insan. pazar günleri akşam üzeri arkadaşlarını toplar. mangalda kuyruk yağı, kokoreç, mantar ve ateş başında çay içme fotoğrafları ve her pazar aynı ritüel. altında da yüzlerce yorumlar "iyi pazarlar, afiyet olsun, iyi eğlenceler" diye. tabi bu yorumlar bana yapmacık gelir. ben de yorum yazarım ama böyle klişe yorumlar değil. hani bunlar maça çıkmış futbolcu gibiler, ben de erman toroğlu gibi tatlı ve acı dokundurmalar yaparım. hatta bu yorumlar üzerine yüz yüze geldiğimizde cuma bey espri ile karışık yorumları hatırlatır. ben de yarı şaka yarı gerçek lafı gediğine koyarım.
"cuma bey, sen şimdi bu fotoğrafları paylaşıyorsun, o" afiyet olsun, iyi eğlenceler "diye yorum yazanların içlerinden" zıkkımın kökünü yiyin "demedikleri ne malum?
yani uzun lafın özeti, yiyen var, yiyemeyen var, yiyecek ve içecek paylaşımları hassas bir konu. bunları sürekli paylaşan, bazı gerçeklerin farkında olmayabilir. bizim cuma bey'in arkadaşlarıyla ziyafetini çektiği o bir akşamlık kuyruk yağlarını, elin garibanı bir senelik yemeğinde kullanıyor.
buna benzer bir komşumuz var, ismi cuma bey, kuyumculuk yapan saygın bir insan. pazar günleri akşam üzeri arkadaşlarını toplar. mangalda kuyruk yağı, kokoreç, mantar ve ateş başında çay içme fotoğrafları ve her pazar aynı ritüel. altında da yüzlerce yorumlar "iyi pazarlar, afiyet olsun, iyi eğlenceler" diye. tabi bu yorumlar bana yapmacık gelir. ben de yorum yazarım ama böyle klişe yorumlar değil. hani bunlar maça çıkmış futbolcu gibiler, ben de erman toroğlu gibi tatlı ve acı dokundurmalar yaparım. hatta bu yorumlar üzerine yüz yüze geldiğimizde cuma bey espri ile karışık yorumları hatırlatır. ben de yarı şaka yarı gerçek lafı gediğine koyarım.
"cuma bey, sen şimdi bu fotoğrafları paylaşıyorsun, o" afiyet olsun, iyi eğlenceler "diye yorum yazanların içlerinden" zıkkımın kökünü yiyin "demedikleri ne malum?
yani uzun lafın özeti, yiyen var, yiyemeyen var, yiyecek ve içecek paylaşımları hassas bir konu. bunları sürekli paylaşan, bazı gerçeklerin farkında olmayabilir. bizim cuma bey'in arkadaşlarıyla ziyafetini çektiği o bir akşamlık kuyruk yağlarını, elin garibanı bir senelik yemeğinde kullanıyor.
devamını gör...
evlatlık olduğunuzu öğrenseniz biyolojik ailenizi arar mısınız sorunsalı
ararım cevabı vereceğim başlıktır.
ama arama sebebim onların kim olduğunu merak etmek.
yoksa benim ailem beni evlatlık olarak alan büyüten kişilerdir.
ama arama sebebim onların kim olduğunu merak etmek.
yoksa benim ailem beni evlatlık olarak alan büyüten kişilerdir.
devamını gör...
bir kadını kırmadan ona şişman olduğunu söylemek
ne sanıyorsunuz ki? aaaa hiç haberim yok diyip şaşırmasını mı? bir insana zaten bildiği şeyi söylemeye gerek var mı?
devamını gör...
kafa sözlük'ün 100 günü doldurması
1.doğum gününe 265 gün kaldığını gösterir. sayılı gün çabuk geçer diyelim. öncelikle yönetime,yazar arkadaşlara va sevgili çaylaklara teşşekürlerimi sunuyorum.
devamını gör...
hayalistan
büyük bir okyanus ve içerisindeki bi’ kaç adacıktan oluşmuş gayet sanal ve de hayal bi’yer, hayalistan burası. adalarında dağları var tepelerine ulaşmaya nefes yetmeyen ve türlü türlü ağaçlar, kimisi meyve kimisi sadece oksijen veren. adalarından birisinin bir köşesi yanmakta ve tek nüfusu oraya doğru yüzmekte. söndüremeyeceği bilincinde onca su içerisinde biçare..
düşler beni terk ettiği için mi içmeye başladım yoksa içmeye başladığım için mi düşler beni terk etti, hatırlamıyorum. bütün çözüm yolları çürütülmüş, son sigara söndürülmüş şarkının bitmesini beklendikten sonra doğudan yükseleni alıp arkama yola koyulmuştum oysa, batışına yakın çözümlerimi bulmak adına..
hiç bir şey almamıştım yanıma, terk etmiştim bütün düşünceleri ve o'na gitmiştim safça. hiç bir düş sadece bi'düş değildi madem, gerçek bir 'hiç kimse' olmaktansa sahte bile olsa 'biri' olmayı hat etmiyor muydum.?
bilinç korkunç bi' lanetmiş. düşünürsün, hissedersin ve acı çekersin, sonrası yok. kendimden başka her şeyi hatırlıyorum şu an, gözümü kapadım artık dengesiz kaderlere, umurumda değil bu dünya. hatta canım bile cehenneme..
bir böcek daha düştü, kıpraşır durur beynimde. bu açıklanamaz ama hissedersin. hayatın boyunca dünyayla ilgili bazı şeylerin yanlış olduğunu hissetmişsindir. ne olduğunu bilemezsin, ama o' oradadır; beynine saplanmış bir kıymık parçası gibi, regl'i dinmeyen bi' kız gibi, sancılı ve kıvrandırıcı..
derinlere yüzüyorum bu gece..
neresinden çıkacağımı bilemediğim bi’ yere neresinden dalacağımı bilemeden, nereden yüklediğimi bilmediklerim sırtımda mecburi dalış yapıyorum.
bi’ deli kan*, ‘çok şaşırdığın bir şeye yatıp kalkınca inanırsın, haydan huya kaç saatte gidiliyor bilinmiyor’ derdi.
şimdi deli misali şaşkınım.
korkuyorum, uyumalı mıyım.?
okyanusun dibine batmışım, şu an sadece hareketsizce bekliyorum. tek dayanağım umut tüpüm dolu ve bunca basınç altında bile burnumu terk etmeyen o çiçek kokuları ile etrafımdaki köpek balıklarının gitmesini bekliyorum. zamanım dolsa da şu gece mesaisinde, saatim çalıp beni uyandırsa ve gitsem işe bu kabustan çıkıp diyorum. o kadar zor ki hayaletlerle uyumak, hayal gücünüzün tıkanmasına bağlı bu. gerçeğinden korkup yaklaşamayacağınız her şeyin ölüsü var karşınızda, zombi olmuşlar ve hepsi ölmelerine kızgın, sorumlu aramakta..
her gece düşüyorum o sinirli, hayatsal titreşimleri olmayan yaratıkların arasına. her gece yenileri ekleniyor, ilk kez görüp daha fazla korktuklarım cabası. saatim kurtarıyor beni böyle gecelerden, daha yatalı iki dakika olmamış, sanki gözüme uyku girmemiş, uyuyamadan kalkmışım ama saatler geçmiş hayaletler ormanında..
dokunuşlar hissiz, sevgisiz bu ten, ağlamaklı suratlarda maske, fonda ise bir ten..
bi' de müzik götürür beni hep ütopyalara, hep garip şeyler hissettirir bana ve sürükler beni hayal ormanına. seviyorum o anları, kendimi huzurlu hissettiğim bi' kaç sistemden birisi. geniş omuzlu bi' şövalye hayaletler ormanına girmiş, o sinirli yaratıkları bir bir kılıçtan geçiriyor. ‘wake up’ diye bağırıyor, her yöne kılıcını savuruyor. kılıcıyla buluşan ruhsuzlar rengarenk çiçeklerin ruhlarında ormana dağılıyor..
müzik, tam ben giderken tamda her şeyden vazgeçmişken, ‘ı follow you’ diyor ve gitme amacımı yok ediyordu. notalar bütünlüğünde de olsa hiç bir şeyi peşimden sürükleyemezdim. böyle olunca bir türlü birleştiremiyordum keskin kenarı yumuşak tenimle. sonra yaşama düşüyorum bi' yerden, yüksekçe bi' yerden ıslak bi' şekilde toprağa çarpıyorum ve gözlerimi ovalayarak devam ediyordum mutluluk hormonumu bitirmeye..
peki ya tükenirse.?
akması gereken göz yaşı dışında başka bir şeyse bile akacak..
annem aradı az önce, vücudunda ki mutluluk hormonunu bitirmeyi bırak ve buraya gel dedi..
annemi dinlemeliyim.
sevgiler..
düşler beni terk ettiği için mi içmeye başladım yoksa içmeye başladığım için mi düşler beni terk etti, hatırlamıyorum. bütün çözüm yolları çürütülmüş, son sigara söndürülmüş şarkının bitmesini beklendikten sonra doğudan yükseleni alıp arkama yola koyulmuştum oysa, batışına yakın çözümlerimi bulmak adına..
hiç bir şey almamıştım yanıma, terk etmiştim bütün düşünceleri ve o'na gitmiştim safça. hiç bir düş sadece bi'düş değildi madem, gerçek bir 'hiç kimse' olmaktansa sahte bile olsa 'biri' olmayı hat etmiyor muydum.?
bilinç korkunç bi' lanetmiş. düşünürsün, hissedersin ve acı çekersin, sonrası yok. kendimden başka her şeyi hatırlıyorum şu an, gözümü kapadım artık dengesiz kaderlere, umurumda değil bu dünya. hatta canım bile cehenneme..
bir böcek daha düştü, kıpraşır durur beynimde. bu açıklanamaz ama hissedersin. hayatın boyunca dünyayla ilgili bazı şeylerin yanlış olduğunu hissetmişsindir. ne olduğunu bilemezsin, ama o' oradadır; beynine saplanmış bir kıymık parçası gibi, regl'i dinmeyen bi' kız gibi, sancılı ve kıvrandırıcı..
derinlere yüzüyorum bu gece..
neresinden çıkacağımı bilemediğim bi’ yere neresinden dalacağımı bilemeden, nereden yüklediğimi bilmediklerim sırtımda mecburi dalış yapıyorum.
bi’ deli kan*, ‘çok şaşırdığın bir şeye yatıp kalkınca inanırsın, haydan huya kaç saatte gidiliyor bilinmiyor’ derdi.
şimdi deli misali şaşkınım.
korkuyorum, uyumalı mıyım.?
okyanusun dibine batmışım, şu an sadece hareketsizce bekliyorum. tek dayanağım umut tüpüm dolu ve bunca basınç altında bile burnumu terk etmeyen o çiçek kokuları ile etrafımdaki köpek balıklarının gitmesini bekliyorum. zamanım dolsa da şu gece mesaisinde, saatim çalıp beni uyandırsa ve gitsem işe bu kabustan çıkıp diyorum. o kadar zor ki hayaletlerle uyumak, hayal gücünüzün tıkanmasına bağlı bu. gerçeğinden korkup yaklaşamayacağınız her şeyin ölüsü var karşınızda, zombi olmuşlar ve hepsi ölmelerine kızgın, sorumlu aramakta..
her gece düşüyorum o sinirli, hayatsal titreşimleri olmayan yaratıkların arasına. her gece yenileri ekleniyor, ilk kez görüp daha fazla korktuklarım cabası. saatim kurtarıyor beni böyle gecelerden, daha yatalı iki dakika olmamış, sanki gözüme uyku girmemiş, uyuyamadan kalkmışım ama saatler geçmiş hayaletler ormanında..
dokunuşlar hissiz, sevgisiz bu ten, ağlamaklı suratlarda maske, fonda ise bir ten..
bi' de müzik götürür beni hep ütopyalara, hep garip şeyler hissettirir bana ve sürükler beni hayal ormanına. seviyorum o anları, kendimi huzurlu hissettiğim bi' kaç sistemden birisi. geniş omuzlu bi' şövalye hayaletler ormanına girmiş, o sinirli yaratıkları bir bir kılıçtan geçiriyor. ‘wake up’ diye bağırıyor, her yöne kılıcını savuruyor. kılıcıyla buluşan ruhsuzlar rengarenk çiçeklerin ruhlarında ormana dağılıyor..
müzik, tam ben giderken tamda her şeyden vazgeçmişken, ‘ı follow you’ diyor ve gitme amacımı yok ediyordu. notalar bütünlüğünde de olsa hiç bir şeyi peşimden sürükleyemezdim. böyle olunca bir türlü birleştiremiyordum keskin kenarı yumuşak tenimle. sonra yaşama düşüyorum bi' yerden, yüksekçe bi' yerden ıslak bi' şekilde toprağa çarpıyorum ve gözlerimi ovalayarak devam ediyordum mutluluk hormonumu bitirmeye..
peki ya tükenirse.?
akması gereken göz yaşı dışında başka bir şeyse bile akacak..
annem aradı az önce, vücudunda ki mutluluk hormonunu bitirmeyi bırak ve buraya gel dedi..
annemi dinlemeliyim.
sevgiler..
devamını gör...
psg adlı yazara passat alıyoruz kampanyası
alınca ne olacak ?
ehliyet sahibi olma yaşı hâlâ 18.
ehliyet sahibi olma yaşı hâlâ 18.
devamını gör...
yazarların normal sözlük'ü keşfettiği yerler
instagram sayfasından gördüm sonra linke tıkladım kapı açıktı (korkunç espri vol 2627)giriş o giriş sizin anlayacağınız bir daha çıkamadım bağlandım kaldım. böyle bir aşk hikayesi gibi oldu ama. *
devamını gör...
buna mı kırıldın diyen insanlar
elle tutulur birşey yok, abartma canım sende gibi cümleleri de birbiri ardına sıralayan insandır. hata bende sana anlatan hata bende diyorum kendi kendime. hem daha çok üzüp hem de sinirlendirler.
devamını gör...
saatleri ayarlama enstitüsü
yaşıyorlar efendim, bütün karakterler her gün içimizde yaşıyorlar. siz hayri irdal’ın, halit ayarcı’nın gerçek olmadığını sanıyorsunuz ama hepsi hayatınızın bir köşesinde yer kaplıyor.
bizim romanımız.
bizim romanımız.
devamını gör...
normal sözlük'ün sizi takip etmesi
t: yazarlarını takip eden sözlük yapmışlar.
takipçi listeme güneş gibi doğmuş sarı papatyam.
ayrica merak etmeyin yoldaş sizi bulur derken bahsedilen numara bu muydu acep?
eğer öyle ise bu biraz basit kaçmış yoldi tolki.
takipçi listeme güneş gibi doğmuş sarı papatyam.
ayrica merak etmeyin yoldaş sizi bulur derken bahsedilen numara bu muydu acep?
eğer öyle ise bu biraz basit kaçmış yoldi tolki.
devamını gör...