mustafa cecelidir. sesine bile tahammülüm yok.
devamını gör...

bildirim gelmeyince üzülen yazarla aynı kişidir
devamını gör...

hayırlı, uğurlu olsun. sesi güzel o kadar yazarımız var ki umarım hak eden birinci olur.
devamını gör...

doğan avcıoğlu'nun beş ciltlik serisidir. diğer türk tarihi kitaplarından farklı olarak türklerin tarihini sınıfsal perspektifte anlatmaya çalışmaktadır. bu yönüyle de seriyi bir hayli ilginç kılmaktadır. bu serinin devamı niteliğinde osmanlı'nın düzeni ve türkiye'nin düzeni kitapları da vardır. bu yedi kitabı okuduktan sonra bugün yaşadığımız meselelerin hepsine derinlemesine hakim olabilirsiniz.

--! spoiler !--


birinci kitapta; ulusal tarih anlayışları: atatürkçü tarih, turancı tarih, toplumcu tarih. anadolu'nun türkleşmesi ve türk ulusu'nun meydana gelmesi. orta asya türklerinin ekonomik, kültürel, dinsel ve toplumsal yaşamları. asya ve avrupa hunları.


ikinci kitapta; göktürkler, uygurlar, rusya ve avrupa türkleri (bulgar, avar, hazar, macar, peçenek, oğuz ve kuman) ve "göçebe feodalizmi" inceleniyor. doğu avrupa yahudiliğinin türk kökenli olup olmadığı tartışılıyor.


üçüncü kitapta; türklerin tarihi, x. yüzyıldan sonra islam tarihi çerçevesinde yer alır. üçüncü kitap, türklerin tarihi ile bağlantılı olarak islam tarihini inceler. islam toplumunda devlet, sınıflar ve sınıf mücadeleleri, islam açısından feodalizm, kapitalizm, sosyalizm ve asyagil toplum tartışmaları ele alınır. bu çerçeve içinde ilk türk-islam devletlerinin meydana çıkışı anlatılır.



dördüncü kitapta; türklerden önce anadolu'ya islamiyetin girişi, ermeni sorunu, selçuklu devleti ve toplumsal düzeni, sünni-şii çatışmasının kökenleri, doğu ve batı ilişkileri açısından haçlı seferleri ve orta asya'da türk uluslarının meydana geliş süreçleri incelenir.



beşinci kitapta; türkiye selçuklu devleti, anadolu'nun türkleşmesi ve islamlaşması, bektaşilik, kızılbaşlık, ahilik, feodal düzenin kuruluşu, doğu anadolu'nun geri kalış nedenleri ve kürt sorunu gibi konular işlenir


--! spoiler !--
devamını gör...

sözde; alkol, kumar, kadın da yok bunlarda... nerede yediniz o kadar parayı? kefenin de cebi yok.

cevap: "tüm dünya başkentlerine cami projesine harcadık." derler.*
devamını gör...

eğer kabul ederse 101. kişiye ben hediye etmek istiyorum. içimden geldi.
devamını gör...

20 kubbesi olan bursa ulu cami'yi yaptıran osmanlı padişahı.
devamını gör...

müşteri: ekmek var mı?
satıcı: maalesef kalmadı.
müşteri: "hiç mi yok?"
devamını gör...

tüm temel ihtiyaçlar ücretsiz olmalıdır şeklinde açıklanabilir.
devamını gör...

tv8 kanalında yeni başlayan bir programın adıdır.

en baştan söyleyeyim bir kez denk geldiğim bu programı hiç beğenmedim. yani hiç. insanların çektiği acıları kanırta kanırta gösterip izleyiciyi ağlatarak ekrana bağlayan farklı bir stockholm sendromu yaratan bir program.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
programın sunuculuğunu sezen cumhur önal tarzı konuşmasıyla insanları buğulu anlara gark eden gökhan çınar yapmaktadır. gökhan çınar daha önce kral tv kanalında bir doksanlar müzik programı yaparken oldukça sempatik bir sunumla beni etkilemişti. daha sonra mesleğini sergilemek niyetiyle olsa gerek internet üzerinden katarsis diye bir program da yapmıştır ki bu program da izlenebilecek bir programdır. kafa dergisinde de yazarlık yapan gökhan çınar bir ted konuşmacısıdır da aynı zamanda.

ama sonra tv8 ekranlarında her zaman görülen insanları ağlatmaya yönelik programlardan birini yapmaya başlıyor arkadaşımız. buraya kadar da bir sorun yok aslında. beni rahatsız eden nokta şu: acılarını paylaşan bir insan karşısında bir klinik psikolog bu kadar acı dolu mimikler yapıp ağlar mı? ya da bu bir tedavi yöntemi midir? anlıyorum bu bir program ve psikolojik tedavi yok ortada ama bir psikologdan beklenen bu mudur gerçekten? program kırmızı oda formatına dönme yolunda emin adımlarla ilerlerken en acılı hikayelerden bize kolajlar sunacağının garantisini de veriyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
paylaşmak o kadar da güzel değil sanki bazen.
devamını gör...

hayır profil fotoğrafımin normal halinde bile yüzüm doğru düzgün görünmüyor ki. benim için hala problem yok.*
devamını gör...

hayatımda sadece 1 defa yaşadığım durumdur.

neyse ki o otobüs sık sık geçiyordu da bir sıkıntı olmadı.
devamını gör...

merhaba sevgili yazarlar, yeni bir etkinlikle karşınızdayız!
perşembe akşamı saat 21.00'de, kafa sözlük sağlıklı yaşam kulübü'yle ortaklaşa düzenlediğimiz etkinliğimizde uykudan bahsedeceğiz, uyku üzerine konuşacağız.
dinlemek veya katılmak isteyen herkesi discord kulübümüze bekliyoruz, katılmak için buradan
görüşmek üzere!
devamını gör...

1900 ve 1981 yılları arasında yaşamış, kalamış'ta adına bir cadde bulunan, sanatla yoğrulmuş bir hayatın içinden bize harika eserler bırakıp bu diyarlardan göçüp giden dev sanatçı. şahsi kanaatimce bu topraklardan gelmiş geçmiş en iyi sestir. bu vesile ile üstadı saygıyla anmış olalım;

işin ortası kalamış arasında da bir de gazel düşürebilirsek bakalım..
devamını gör...

(bkz: black mirror)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bizde gidene dur denmez
giden gitmiştir gittiği gün bitmiştir
zaten kim olduklarını da bilmiyorum çok koymuyor onun için.
devamını gör...

kazağı ters giymek kadar kötü değildir.
devamını gör...

2008 yılında yayınlanan sanal oyundur. karakter yaratma, çeşitli görevler yapıp para kazanma (balık tutma, gazete dağıtma, çöp toplama vb.), günlük aktiviteleri yapabilme (ev sahibi olmak, kuaför, sinema, cafe, alışveriş merkezi gibi yerlere gitme, ev eşyası alabilme vb.) özelliklerine sahiptir. mevsimlere göre oyunun teması da değişir. kışın kar birikir mesela caddelere.

oyunun yanılmıyorsam ilk çıktığı zamanlarda para birimi ''sanil''di. fakat daha sonrasında ''diamond'' da eklendi. normalde görevleri yapıp sanil kazanabilirken diamond kazanabilmek için para vermeniz gerekmekte.

benim bu oyunla tanışmam 9 yaşında, oyun çıktıktan bir yıl sonra olmuştu. hatırlıyorum da, balık tutup çöp toplayarak sanil kazanırdık. o zamanlar oyun çok cimriydi, o kadar caddeleri dolaşarak topladığımız çöplerin karşılığı nasıl 25 sanil olabilirdi insafsızlar... bir yoyo alabilmek için günlerce görev yapmanız gerekirdi, hele bir de ışıklı toplar ve kılıçlar vardı ki onlar için rahat bir ay görev peşinde koşulmalıydı.

yine de çocukluğumu hatırlattığından mıdır bilinmez, güzeldi. tabii ''sew olalım'' muhabbetine hiç girmiyorum bile. o neydi öyle her önüne gelen isim sormadan bu soruyu sorardı. her muhabbetin dönüyor olması çocuklar için gerçekten tehlikeliydi. zaten bir ara oyuna erişim yasağı gelmişti. o erişim yasağının da sebebi çocukları cinsel istismardan korumakmış. küçükken nedenini bilmiyordum elbette. erişim yasağından sonra küfürlü kelimelerin kullanımı yasaklandı* (sohbet argo içerirse mesajı gönderemiyordunuz) ve 18 yaş altı kullanıcılar için aile onayı sistemi geldi.

geçenlerde aklıma geldi bir bakayım dedim, her şey değişmiş, birçok yenilik hatta kolaylık gelmiş fakat eskiden daha anlamlıydı.
devamını gör...

bunun müzik olanında deneysellik ile arasında çok ince bir çizgi vardır, hatta bazen bu çizgi görmezden bile gelinebilir. bu ilericiliğin yeni şeyler denemeden sağlanamayacağından ötürü gelişen bir durumdur bana göre.

akla kraftwerk'i getirir.

devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim