humerus
pazu kemiği olarak da bilinen vücut parçasıdır.
devamını gör...
an itibarıyla işsiz kalmam
çalışınca da sadece hayatta kalmaya yetecek para veriyor işverenler sağolsunlar, çünkü kendileri için hak gördükleri şeyler o kadar fazlaki, size verdikleri maaş, mesainiz için değil, kendi keyiflerine aldıkları paradan artan kısım, bütün bu çıkmazların esas sorumluları, varlıklarına, sahip olduklarına doymayan, çalıştırdıkları insanlara, hakettiğini vermeyenler yüzünden,
tabiiki kesinlikle haketmiyorsunuz, öncelikle elinizdeki kaynakları değerlendirmeniz gerekiyor, matematiksel olarak bu böyle maalesef, ailenizin yanında yaşama imkanınız varsa, bunu kullanın, gelirinizi arttırana kadar, maddi olarak avantajınız varken, kişisel becerilerinizin, eğitiminizin, yaptığınız işin sosyal medyadan tanıtımını yapabilirsiniz, aşağıdaki başlığa link bırakabilirsiniz, bol şans.
kafasozluk.com/b/destek-bek...
edit : insanların çalışınca, hayatını idame ettirmesini, barınmasını, karnını doyurmasını, sosyalleşmesini sağlayacak parayı, çalışmasının karşılığında beklemesi, zaten "hak"kıdır...
bunlar insani normal ihtiyaçlardır,
(ki buda, örnek vereyim, buradaki arkadaştan bağımsız, 1+1 evde biri salonda biri küçücük odada yaşayan iki kişinin evi ev, hayatı, hayat da değildir)
lüks de değildir...
siz istiyorsunuzki, gençler ne bulduysa şükretsin... birşey buldukları da yok çocukların, kendi evinde, kendi salonunda oturmasın, hiçbir şey istemesin, ideal genç profili bu olsa çok memnun olacaksınız...
bazılarımız sadece ahırdaki inekler gibi, yemini yiyip, çiftleşip uyumaya hakkı olduğunu zannediyor, bu kadarını "hak" ettiğini öğrenmiş, fazlasını da düşünmeye, istemeye, aklı da yetmemiş, düşünmeye bile cesareti yok gördüğüm kadarıyla...
arkadaşım lüks böyle bir şey değil..
bunlar zaten senin hakkın...
diycem ama, boşuna konuşucam,
ben yine de yazıyım da, beeelki kafası karışır.. inşallah birazcık da olsa karışır...
tabiiki kesinlikle haketmiyorsunuz, öncelikle elinizdeki kaynakları değerlendirmeniz gerekiyor, matematiksel olarak bu böyle maalesef, ailenizin yanında yaşama imkanınız varsa, bunu kullanın, gelirinizi arttırana kadar, maddi olarak avantajınız varken, kişisel becerilerinizin, eğitiminizin, yaptığınız işin sosyal medyadan tanıtımını yapabilirsiniz, aşağıdaki başlığa link bırakabilirsiniz, bol şans.
kafasozluk.com/b/destek-bek...
edit : insanların çalışınca, hayatını idame ettirmesini, barınmasını, karnını doyurmasını, sosyalleşmesini sağlayacak parayı, çalışmasının karşılığında beklemesi, zaten "hak"kıdır...
bunlar insani normal ihtiyaçlardır,
(ki buda, örnek vereyim, buradaki arkadaştan bağımsız, 1+1 evde biri salonda biri küçücük odada yaşayan iki kişinin evi ev, hayatı, hayat da değildir)
lüks de değildir...
siz istiyorsunuzki, gençler ne bulduysa şükretsin... birşey buldukları da yok çocukların, kendi evinde, kendi salonunda oturmasın, hiçbir şey istemesin, ideal genç profili bu olsa çok memnun olacaksınız...
bazılarımız sadece ahırdaki inekler gibi, yemini yiyip, çiftleşip uyumaya hakkı olduğunu zannediyor, bu kadarını "hak" ettiğini öğrenmiş, fazlasını da düşünmeye, istemeye, aklı da yetmemiş, düşünmeye bile cesareti yok gördüğüm kadarıyla...
arkadaşım lüks böyle bir şey değil..
bunlar zaten senin hakkın...
diycem ama, boşuna konuşucam,
ben yine de yazıyım da, beeelki kafası karışır.. inşallah birazcık da olsa karışır...
devamını gör...
21 ocak 2021 fatih karagümrük beşiktaş maçı
devamını gör...
geceye acı ama gerçek bir cümle bırak
her ay başı aldığınız maaş, hayallerinizi ve haklarınızı unutmanız için size verilmiş bir rüşvettir. the judge.
devamını gör...
bugün kendin için ne yaptın sorusu
mantı yaptım. hazır da olsa bi nebze yenilebilir ve lezzetli oluyor.
devamını gör...
normal sözlük’te 6 kişi kalmak
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
ben bir ayna idim
baktılar, baktım
gördüler, baktım,
baktılar gördüm.
ne düğünler, ne doğumlar,
ne ölümler gördüm.
en çok yalanlara oldum.
kırdılar,
kırıldım artık.
ben bir ağaçtım
baltalandım.
yonga yonga yongalandım,
yongalarda yandım,
mangallarda, sobalarda,
yangınlarda yandım.
budaklarla budaklandım,
cilalandım, boyalandım.
yaktım, yandım,
yaktılar.
yandım artık
ben bir çağlayandım
bir ırmağa aktım,
ırmak oldum
bir dereye vardım
dere oldum
bir nehire vardım,
nehir oldum
bir denize vardım.
hep baktılar..
aktım artık.
özdemir asaf -imiş
baktılar, baktım
gördüler, baktım,
baktılar gördüm.
ne düğünler, ne doğumlar,
ne ölümler gördüm.
en çok yalanlara oldum.
kırdılar,
kırıldım artık.
ben bir ağaçtım
baltalandım.
yonga yonga yongalandım,
yongalarda yandım,
mangallarda, sobalarda,
yangınlarda yandım.
budaklarla budaklandım,
cilalandım, boyalandım.
yaktım, yandım,
yaktılar.
yandım artık
ben bir çağlayandım
bir ırmağa aktım,
ırmak oldum
bir dereye vardım
dere oldum
bir nehire vardım,
nehir oldum
bir denize vardım.
hep baktılar..
aktım artık.
özdemir asaf -imiş
devamını gör...
refleksoloji
vücuttaki organları yansıtan enerji bölgelerinde ki sinir noktalarının çeşitli tekniklerle uyarılmasının, ortaya elektrokimyasal mesajlar çıkarması ve bu mesajların nöronlar yardımı ile ilgili organları uyarması prensibiyle çalışır. ayak, kulak, yüz ve elde bulunan belli noktaların parmaklar ve çeşitli el taktikleriyle tetiklenmesi sonucu, salgı bezlerinin ve organların dengelenmesine yönelik alternatif bir tedavidir.
bir tür denge masajı olan refleksoloji, kişinin kendisini fiziksel, duygusal ve ruhsal bakımdan iyi hissetmesini sağlar. vücudun doğal dengesini bulmasına yardımcı olur. refleksolojide ayaklar vücudun aynası ve haritası olarak kabul edilir. yukarıda adı geçen organlara da uygulanmakta ancak ayakların önemli bir yeri vardır bu teknikte. bütün gün vücudumuzu taşmakla gerçekleştirdiği temel görevlerinin yanında ayaklarımız vücuttaki kötü enerjinin atılmasını da sağlar. vücutta biriken toksik maddelerin atılmasını sağlayan detoks bantları bu yüzden ayaklara yapıştırılır. çorapla uyunmaz denmesinin ve çıplak ayakla toprağa bastığımızda gelen rahatlamanın da bununla ilgisi vardır.
insan bedeni içerisinde aktığı kabul edilen chi enerjisinin kanalları insan streslendiğinde tıkanır. bu kanalların tıkanması vücudun iç enerji dengesinin bozulmasına sebep olur ve vücut hastalıklara açık hale gelir. refleksoloji bu tıkanan kanalların yeniden açılmasını ve vücut içerisindeki enerji akışını yeniden sağlaması ile vücudun kendi kendini tedavi etme yeteneğini harekete geçirmiş olur.
bu zamana kadar ulaşılan en iyi sonuçlara göre, refleksoloji herhangi bir tıbbi durum için etkili bir tedavi ortaya koyamamıştır. tıbbi tedavileri destekleyici yardımcı iyileştirme tedavisidir. ülkemizde bir tek ayakların değil tüm vücudun refleksolojiye maruz bırakması gerektiğini düşünmekteyim. hatta çıplak ayakla toprağa basmak da yetmeyebilir, bütün vücutla toprak içerisinde tepinilmesi gerekebilir ülkenin ruhsal bakımdan rahatlayabilmesi için..
refleksoloji, bu konunun uzmanı doktorlar tarafından uygulanması gereken bir yöntemdir. podiatristler ve podologlar tarafından yapıldığı bilinmekte fakat ayak fetişi kişiler 'ne varmış onda canım, ayak benden sorulur bende yaparım elbet' diyerek bu yolda yürümeye çalışabilirler, o işin sonu farklı yerlere gidebilir. * aman dikkat.!
bir tür denge masajı olan refleksoloji, kişinin kendisini fiziksel, duygusal ve ruhsal bakımdan iyi hissetmesini sağlar. vücudun doğal dengesini bulmasına yardımcı olur. refleksolojide ayaklar vücudun aynası ve haritası olarak kabul edilir. yukarıda adı geçen organlara da uygulanmakta ancak ayakların önemli bir yeri vardır bu teknikte. bütün gün vücudumuzu taşmakla gerçekleştirdiği temel görevlerinin yanında ayaklarımız vücuttaki kötü enerjinin atılmasını da sağlar. vücutta biriken toksik maddelerin atılmasını sağlayan detoks bantları bu yüzden ayaklara yapıştırılır. çorapla uyunmaz denmesinin ve çıplak ayakla toprağa bastığımızda gelen rahatlamanın da bununla ilgisi vardır.
insan bedeni içerisinde aktığı kabul edilen chi enerjisinin kanalları insan streslendiğinde tıkanır. bu kanalların tıkanması vücudun iç enerji dengesinin bozulmasına sebep olur ve vücut hastalıklara açık hale gelir. refleksoloji bu tıkanan kanalların yeniden açılmasını ve vücut içerisindeki enerji akışını yeniden sağlaması ile vücudun kendi kendini tedavi etme yeteneğini harekete geçirmiş olur.
bu zamana kadar ulaşılan en iyi sonuçlara göre, refleksoloji herhangi bir tıbbi durum için etkili bir tedavi ortaya koyamamıştır. tıbbi tedavileri destekleyici yardımcı iyileştirme tedavisidir. ülkemizde bir tek ayakların değil tüm vücudun refleksolojiye maruz bırakması gerektiğini düşünmekteyim. hatta çıplak ayakla toprağa basmak da yetmeyebilir, bütün vücutla toprak içerisinde tepinilmesi gerekebilir ülkenin ruhsal bakımdan rahatlayabilmesi için..
refleksoloji, bu konunun uzmanı doktorlar tarafından uygulanması gereken bir yöntemdir. podiatristler ve podologlar tarafından yapıldığı bilinmekte fakat ayak fetişi kişiler 'ne varmış onda canım, ayak benden sorulur bende yaparım elbet' diyerek bu yolda yürümeye çalışabilirler, o işin sonu farklı yerlere gidebilir. * aman dikkat.!
devamını gör...
yazarların olmak istediği fantastik yerler
yıldızlararasındaki dev dalgalar.
devamını gör...
spor manşet
trt spor kanalında yayınlanan ve serkan yetkin’in sunduğu spor programıdır.
programın daimi yorumcusu daha önce hakkında bir tanım da yazdığım huysuz ihtiyar cem dizdar’dır.
şahsen bu programı fırsat buldukça izliyorum ve doğruyu söylemek gerekirse çok da keyif alıyorum izlerken ancak herkese hitap edecek bir program olmayabileceğini düşünüyorum. zira programda güncel olaylar güncel olmayan bir yaklaşımla tartışılıyor.
şöyle diyaloglarla karşılaşma ihtimaliniz var:
serkan yetkin: bir izleyicimiz soruyor: beşiktaş’ın mehmet topal transferi hakkında ne düşünüyorsunuz?
cem dizdar: sen hiç mi kitap okumuyorsun, size üniversitede bunları anlatmadırlar mı, sizin yarın duygunuz yok mu?
serkan yetkin: abi seyircimiz sormuş?
cem dizdar: sorulan her soruyu okumak zorunda mısın? biz bunu daha önce kafka’dan bahsederken konuşmadık mı?
ya da;
serkan yetkin: günaydın cem abi.
cem dizdar: diyalektik de mi bilmiyorsun sen serkan. her sabahın bir akşamı vardır. hegeller kovalasın seni.
serkan yetkin’in her sorusunun bir kontra atakla savuşturulduğu, hiçbir soruya asla tam olarak cevap alınamayan, felsefenin göbeğinin çatladığı ve izleyenlerin bitkisel hayata girme tehlikesi ile karşı karşıya kaldığı program izlenmesi zor da olsa oldukça keyifli.
serkan yetkin’in trt’den yıpranma payı talep etmesi gerekir zira cem dizdar kendisini bir boks torbası ya da stres topu olarak kullanmakta.
başlarda takip etmek zor gelse de zamanla program formatına alışınca ve bazı araştırmalar ve yan okumalar yapınca alışıyor insan.
programın daimi yorumcusu daha önce hakkında bir tanım da yazdığım huysuz ihtiyar cem dizdar’dır.
şahsen bu programı fırsat buldukça izliyorum ve doğruyu söylemek gerekirse çok da keyif alıyorum izlerken ancak herkese hitap edecek bir program olmayabileceğini düşünüyorum. zira programda güncel olaylar güncel olmayan bir yaklaşımla tartışılıyor.
şöyle diyaloglarla karşılaşma ihtimaliniz var:
serkan yetkin: bir izleyicimiz soruyor: beşiktaş’ın mehmet topal transferi hakkında ne düşünüyorsunuz?
cem dizdar: sen hiç mi kitap okumuyorsun, size üniversitede bunları anlatmadırlar mı, sizin yarın duygunuz yok mu?
serkan yetkin: abi seyircimiz sormuş?
cem dizdar: sorulan her soruyu okumak zorunda mısın? biz bunu daha önce kafka’dan bahsederken konuşmadık mı?
ya da;
serkan yetkin: günaydın cem abi.
cem dizdar: diyalektik de mi bilmiyorsun sen serkan. her sabahın bir akşamı vardır. hegeller kovalasın seni.
serkan yetkin’in her sorusunun bir kontra atakla savuşturulduğu, hiçbir soruya asla tam olarak cevap alınamayan, felsefenin göbeğinin çatladığı ve izleyenlerin bitkisel hayata girme tehlikesi ile karşı karşıya kaldığı program izlenmesi zor da olsa oldukça keyifli.
serkan yetkin’in trt’den yıpranma payı talep etmesi gerekir zira cem dizdar kendisini bir boks torbası ya da stres topu olarak kullanmakta.
başlarda takip etmek zor gelse de zamanla program formatına alışınca ve bazı araştırmalar ve yan okumalar yapınca alışıyor insan.
devamını gör...
ortama girince nickim gibi olmak
ekşi mi ekşi fakat iyi gelmez mi boğaz havası..
devamını gör...
2 şubat 2021 kadıköy'de 7 günlük toplantı yasağı
kadıköy kaymakamlığı'nın taze kararı.
kaymakamlık, ilçedeki tüm kapalı ve açık alanlarda 7 gün süreyle her türlü toplantı ve gösteri yürüyüşünün yasaklandığını duyurdu.
......................................
bundan sonrası haber niteliği taşımıyor
haberden sonraki bir iki sorum ve yorumum:
öncelikle toplantı olması için en az kaç kişi gerekiyor? şimdi ben bir arkadaşımla bankın iki ucunda toplanabilecek miyim?
korkmayın insanlardan bu kadar.
kadıköy boğa heykeli çevresi, süreyya opera binasının önü, rıhtım beşiktaş iskelesi civarı son yıllarda çok farklı amaçlarla insanların toplandığı, protestolarda bulunduğu alanlar olmuştur.
bazen polis bir duyum alır, ya da duyum almasa bile gösteri beklenen potansiyel bir gün vardır, tarihsel olayların yıl dönümleri vs
hemen 3-4 otobüs çevik kuvvet gelir söğütlüçeşme caddesine.
bazen yetmez toma gelir, aaa bugun fenerin maçı mı vardı dersin sonra bahariyenin girişinde 3-5 kişi bir iki pankart görürsün.
bazen bu da yetmez helikopter uçar dakikalarca, döner durur havada.
sebepsiz yere halitağa caddesi postal kokar. gelip geçen insanlara göz dağı verircesine dikilir robocop polisler.
muhalif seslerden korkmamak lazım.
farklı ses, farklı düşünce adaleti getirir, doğruyu buldurur. illegal varsa bul, yakala, adil yargıla. gerekirse cezasını ver. her eylemciye terörist demek acınası bir acizliktir. vicdansızlıktır.
eylemlerde hikaye çoğunlukla aynıdır.
kaldırım taşları söküldü, otobüs durakları parçalandı, mağaza camları indirildi vs. bunlar anarşist, devlet malına zarar veriyorlar falan filan. göstericiler arasındaki kendini bilmezler olabilir, yasadışı örgüt üyesi olabilir, polisin provokatörü olabilir, vandalist işler karışır gösteriye.
1000 kişiden 10'udur bunu yapan, ama sonuçta eylem halkın gözünde değer kaybeder, destek azalır.
boğaziçi'nde de durum aynı. yok aşağı bak demedi aşağıdan git dedi. yok eylemeciler öğrenci değil.
esas meseleyi unuttur gitsin.
uzun yıllar cumhurbaşkanları rektör atamalarında üniversite içinde en çok oy alan adayı atamıştır. nadiren en çok oy alan ikinci aday atanmıştır. şimdi üniversite içi seçimi bırak tepeden geliyor rektör. bu çürümüşlük değildir de nedir? buna itiraz etmesin mi insanlar? kabul mü etsinler? onlarda düzgün protesto etsinler canım diyenler üst paragrafı tekrar okuyabilir.
evet, eğer uzatılmazsa veya kaldırılmazsa kadıköy ilçesinde 7 gün toplantı ve gösteri yürüyüşü yasağı var.
metrobüse koştururken mesafeli olun,
modadaki banklarda bira içerken tek takılın.
kaymakamlık, ilçedeki tüm kapalı ve açık alanlarda 7 gün süreyle her türlü toplantı ve gösteri yürüyüşünün yasaklandığını duyurdu.
......................................
bundan sonrası haber niteliği taşımıyor
haberden sonraki bir iki sorum ve yorumum:
öncelikle toplantı olması için en az kaç kişi gerekiyor? şimdi ben bir arkadaşımla bankın iki ucunda toplanabilecek miyim?
korkmayın insanlardan bu kadar.
kadıköy boğa heykeli çevresi, süreyya opera binasının önü, rıhtım beşiktaş iskelesi civarı son yıllarda çok farklı amaçlarla insanların toplandığı, protestolarda bulunduğu alanlar olmuştur.
bazen polis bir duyum alır, ya da duyum almasa bile gösteri beklenen potansiyel bir gün vardır, tarihsel olayların yıl dönümleri vs
hemen 3-4 otobüs çevik kuvvet gelir söğütlüçeşme caddesine.
bazen yetmez toma gelir, aaa bugun fenerin maçı mı vardı dersin sonra bahariyenin girişinde 3-5 kişi bir iki pankart görürsün.
bazen bu da yetmez helikopter uçar dakikalarca, döner durur havada.
sebepsiz yere halitağa caddesi postal kokar. gelip geçen insanlara göz dağı verircesine dikilir robocop polisler.
muhalif seslerden korkmamak lazım.
farklı ses, farklı düşünce adaleti getirir, doğruyu buldurur. illegal varsa bul, yakala, adil yargıla. gerekirse cezasını ver. her eylemciye terörist demek acınası bir acizliktir. vicdansızlıktır.
eylemlerde hikaye çoğunlukla aynıdır.
kaldırım taşları söküldü, otobüs durakları parçalandı, mağaza camları indirildi vs. bunlar anarşist, devlet malına zarar veriyorlar falan filan. göstericiler arasındaki kendini bilmezler olabilir, yasadışı örgüt üyesi olabilir, polisin provokatörü olabilir, vandalist işler karışır gösteriye.
1000 kişiden 10'udur bunu yapan, ama sonuçta eylem halkın gözünde değer kaybeder, destek azalır.
boğaziçi'nde de durum aynı. yok aşağı bak demedi aşağıdan git dedi. yok eylemeciler öğrenci değil.
esas meseleyi unuttur gitsin.
uzun yıllar cumhurbaşkanları rektör atamalarında üniversite içinde en çok oy alan adayı atamıştır. nadiren en çok oy alan ikinci aday atanmıştır. şimdi üniversite içi seçimi bırak tepeden geliyor rektör. bu çürümüşlük değildir de nedir? buna itiraz etmesin mi insanlar? kabul mü etsinler? onlarda düzgün protesto etsinler canım diyenler üst paragrafı tekrar okuyabilir.
evet, eğer uzatılmazsa veya kaldırılmazsa kadıköy ilçesinde 7 gün toplantı ve gösteri yürüyüşü yasağı var.
metrobüse koştururken mesafeli olun,
modadaki banklarda bira içerken tek takılın.
devamını gör...
kırık cam teorisi
sevdiğim bir insanın anlattığı olayı aklıma getirdi. elindeki çöpü yere atıp yoluna devam ederken bir anda rahatsız hissedip arkasını dönüp çöpü alıp çöpe atmış kendisi. sonradan şöyle bir çevreye baktığında sokağın oldukça temiz olduğunu, tek bir çöpün bile olmadığını farketmiş. belki de tam da bu teoride ki gibi yere çöp atmak hep yanlış bir hareket olsa da hiç kimsenin yere çöp atmadığı bir yerde bunu yapmak daha büyük yanlışmış gibi geliyordur bize. bunun tersi de geçerli olabilir tabii. herkesin yere çöp attığı bir yerde yere çöp atmak o kadar da yanlış değildir artık.
devamını gör...
kişilik doğuştan mı gelir çevreden mi edinilir sorunsalı
psikolojide böyle bir soru geçerli değildir. kişiliğimizi hem çevre hem de kalıtım şekillendirir.
devamını gör...
hayattan çıkarılmış en önemli ders
herkesi kendin gibi sanma. güvenme. herkese her şeyini anlatma.
devamını gör...
tüm beğenilerini geri çeken yazar
az önce bu olaya rastlamamı sağlamış olan yazarın eylemi. ismini vermeyeceğim malumunuz, şahsi bir mevzu için kimseyi ulu orta şikayet etmeyi lüzum görmüyorum.
ancak, her ne kadar yazdığım tanımların direkt beğenilmemesine takılmasam da, önceden verilen beğenilerin geri çekilmesini oldukça kalp kırıcı buluyorum. hele ki, bu eylem aynı zamanda sevdiğiniz bir yazar tarafından yapılıyorsa. biliyorum içinizden bazıları "derdini seveyim" diyor şu anda bana. ancak burada başka bir olay daha var ki; o da bu eylemi gerçekleştiren yazarın diğer görüşlere kapalı olduğunu görmektir. en çok da bu noktaya takılıyorum doğrusu.
elbette kimse herkesin her tanımını beğenmek mecburiyetinde değil, ancak diğer beğenilerin geri çekilmesinin hakkaniyetsiz ve kalp kırıcı olduğunu düşünmekteyim.
yeri geldiğinde en sevmediğim şeriatçı, aşırı solcu ve aşırı sağcı yazarlara bile oy veren biri olarak, ben bu tür olayları pek anlamlandıramıyorum doğrusu...
ancak, her ne kadar yazdığım tanımların direkt beğenilmemesine takılmasam da, önceden verilen beğenilerin geri çekilmesini oldukça kalp kırıcı buluyorum. hele ki, bu eylem aynı zamanda sevdiğiniz bir yazar tarafından yapılıyorsa. biliyorum içinizden bazıları "derdini seveyim" diyor şu anda bana. ancak burada başka bir olay daha var ki; o da bu eylemi gerçekleştiren yazarın diğer görüşlere kapalı olduğunu görmektir. en çok da bu noktaya takılıyorum doğrusu.
elbette kimse herkesin her tanımını beğenmek mecburiyetinde değil, ancak diğer beğenilerin geri çekilmesinin hakkaniyetsiz ve kalp kırıcı olduğunu düşünmekteyim.
yeri geldiğinde en sevmediğim şeriatçı, aşırı solcu ve aşırı sağcı yazarlara bile oy veren biri olarak, ben bu tür olayları pek anlamlandıramıyorum doğrusu...
devamını gör...
mutlu eden basit şeyler
annenin en sevdiğin yemeği yapmasıdır.
devamını gör...
kadınların mutsuzken saçını kesmesi
dünyanın her köşesi kadınların saçlarının güzel unsuru olduğunu vurgular. bizse onlarsızda güzel ve güçlüyüz demek isteriz. medusa ve yılan saçları. sevgilinin zülfü vs vs
devamını gör...
ilk başta sevilmeyip zamanla alışılan şeyler
şekersiz çay, şekersiz kahve... başta acı, tatsız gelse de alışıldıktan sonra bırakılamayan lezzetlerdir. öyle ki şekerlisini içtiğinde şerbet yudumluyormuşsun gibi gelir.
devamını gör...
