love death robots
dizinin her bölümü sanatsallığıyla ve hazırlayanlarının yaratıcılığıyla beni ayrı ayrı etkiledi.yalnız bir şey dikkatimi çekti bir çok bölümünde kadınların egemen ve güçlü olduğu; erkeklerinse eziklendiğini ve 2. plana itildiğini hissettim.dizinin yaratıcıları beni ,feminist mi ya da lezbiyen mi acaba diye düşündürmedi değil.
devamını gör...
evi ev gibi hissettiren detaylar
evden çok, evin içindekilerdir. annen, baban varsa da kardeşin.
devamını gör...
vikings
bitirmiş olduğum ve hayatımda bir nevi behzat ç. etkisi yapmış olan dizidir.
dizi 2013 yılında başlamıştı ama benim diziyle tanışmam 2016 yılında oldu. yabancı dizi merakım pek yoktu. vikings öncesi yabancı dizi olarak yalnızca frasier ve marco polo izlemiştim. fakat bu durumdaki bir insanı bile 5 yıl kendisine bağlayabildi vikings.
ilk izlediğimdeki halimle şu anki halimin arasında epey fark var. ülkenin hali bile inanılmaz değişti. düşünün mesela 15 temmuz gecesi telefonu bir yere koymuş vikings izliyordum da gelen mesajlara bakmamakta diretmistim. en son "yeter be bir dizi izletmediniz" deyip bakmıştım ve olanlar olmuştu. yıllar sonra 15 temmuz'da ne yapıyordun diye soranlara "vallahi vikings izliyordum..." diye cevaplar vereceğim.
bu girizgahtan sonra bir yorum yapayım.
* çekilen yerler, makyaj, kostümler, müzikler ve ortalama vikings yaşam tarzı beni inanılmaz etkiledi. içimdeki ilkel varlık ortaya çıkmak için can atıyordu.
* ragnar lothbrok'un ölümünden sonra dizi bitti diyenleri hiçbir zaman anlamadım. halbuki çocukları da, özellikle bjorn, ubbe ve ivar the boneless çok güçlü karakterlerdi. müptezel hvitserk bile özgün bir karakter oldu. ve her biri ragnar'ın farklı özelliklerini taşıyordu.
not: siggurd ölmeseydi nasıl bir karakter olurdu acaba?
* dizinin sadece iskandinavya'da kalmayıp britanya, fransa, endülüs, kuzey afrika ve rusya'ya yayılması çok güzeldi. son sezonda oleg ve othere'in constantinople'dan bahsetmeleri "acaba bir sezon daha olsaydı bir istanbul yaparlar mıydı?" diye düşünmeme sebep oldu. devamında çekilecek olan valhallavar ama sanırım ondan istanbul ayağı olmayacak. keşke olsaydı. ayasofya'ya imzasını atan viking savaşçısını görmek güzel olabilirdi mesela...
* lagertha, torvi, gunnhild gibi güçlü ve özgür shieldmaidenlar eminim birçok kadına ilham kaynağı olmuştur.
* ah floki, canım floki. anadolu'daki gazi - dervişleri hatırlıyor bana.
floki'ye niyaz ederiz
yalan dünya nideriz
ölürüz valhalla'ya gideriz
göster şol didarı bana
dizi 2013 yılında başlamıştı ama benim diziyle tanışmam 2016 yılında oldu. yabancı dizi merakım pek yoktu. vikings öncesi yabancı dizi olarak yalnızca frasier ve marco polo izlemiştim. fakat bu durumdaki bir insanı bile 5 yıl kendisine bağlayabildi vikings.
ilk izlediğimdeki halimle şu anki halimin arasında epey fark var. ülkenin hali bile inanılmaz değişti. düşünün mesela 15 temmuz gecesi telefonu bir yere koymuş vikings izliyordum da gelen mesajlara bakmamakta diretmistim. en son "yeter be bir dizi izletmediniz" deyip bakmıştım ve olanlar olmuştu. yıllar sonra 15 temmuz'da ne yapıyordun diye soranlara "vallahi vikings izliyordum..." diye cevaplar vereceğim.
bu girizgahtan sonra bir yorum yapayım.
* çekilen yerler, makyaj, kostümler, müzikler ve ortalama vikings yaşam tarzı beni inanılmaz etkiledi. içimdeki ilkel varlık ortaya çıkmak için can atıyordu.
* ragnar lothbrok'un ölümünden sonra dizi bitti diyenleri hiçbir zaman anlamadım. halbuki çocukları da, özellikle bjorn, ubbe ve ivar the boneless çok güçlü karakterlerdi. müptezel hvitserk bile özgün bir karakter oldu. ve her biri ragnar'ın farklı özelliklerini taşıyordu.
not: siggurd ölmeseydi nasıl bir karakter olurdu acaba?
* dizinin sadece iskandinavya'da kalmayıp britanya, fransa, endülüs, kuzey afrika ve rusya'ya yayılması çok güzeldi. son sezonda oleg ve othere'in constantinople'dan bahsetmeleri "acaba bir sezon daha olsaydı bir istanbul yaparlar mıydı?" diye düşünmeme sebep oldu. devamında çekilecek olan valhallavar ama sanırım ondan istanbul ayağı olmayacak. keşke olsaydı. ayasofya'ya imzasını atan viking savaşçısını görmek güzel olabilirdi mesela...
* lagertha, torvi, gunnhild gibi güçlü ve özgür shieldmaidenlar eminim birçok kadına ilham kaynağı olmuştur.
* ah floki, canım floki. anadolu'daki gazi - dervişleri hatırlıyor bana.
floki'ye niyaz ederiz
yalan dünya nideriz
ölürüz valhalla'ya gideriz
göster şol didarı bana
devamını gör...
35 yaşında koca koca bireylerin saklambaç oynaması sorunsalı
hani hanii nerde keşkee???küçükken en yetenekli olduğum oyundu. çamlak çömlek patlatmaktan tut ,, hızlı koşarak ebe sobe yapmaya.. şimdi de olsa oynasak keşke. *
devamını gör...
tanrı'nın dua kabul oranını çok düşük tutması
cuma günü her duanın kabul edildiği bir saat vardır derler. duanı o saate denk getiremediysen allah'ın ne suçu var.
devamını gör...
çin'de mezarda 1500 yıldır sarılı bulunan aşıklar
pir sultan abdal ın şu dizelerini akla getirmiştir;
aşıktan maşuka sarılan kollar
bin yıl yerde yatsa çürür mü yar?
edit: başlığı açıp, haberi veren kaçmış! bir şeyler zoruna gitmiş olabülür. neyse ki başlık, sevdiğim birine kalmış.
aşıktan maşuka sarılan kollar
bin yıl yerde yatsa çürür mü yar?
edit: başlığı açıp, haberi veren kaçmış! bir şeyler zoruna gitmiş olabülür. neyse ki başlık, sevdiğim birine kalmış.
devamını gör...
müslüman kibri
varolan ve hayrete düşüren kibirdir. islam dininin muhteşemliğinden bahsedip çağa ayak uydurmasına dayanamazlar, sabah akşam israf yerip tüketim toplumlarının en önde gidenidirler. geçmişte yaşayıp tüm dini ritüelleri putlaştırırlar(örn: ezan, pide, mahya)
hurma diğer meyvelerden başka olabilir mi ya, hurma bu, ama tabi ki başkadır, bir kere kutsal topraklardan gelmedir. çay demlerken 35 kere tövbe est., bişeyler bişeyler denir, n'alaka aq 100 yıl önce çay yoktu memlekette demez kimse, ama bu sefer de çay üzerinden din pornosu yaşanır.
ezan okununca müzik kapatır, bacak bacak üstünde atamazlar, belki bunlar zararlı şeyler değildir, ancak yapmayanları uyarırlar, fırsatını bulsalar zorla ayak uydurturlar. otobüste, yolda, her yerde namaz kılmaya çalışırlar, kendi ritüellerine saygıları yoktur, aklı başında müslümanlar bile ses çıkaramaz bu duruma.
cumalar ve bayramlar sadece mübarek olabilir, kutlanamaz. kitap sadece arapça okunur, anlanmaz, "türkçe kuran" diyemezsin "kuran meali" olabilir sadece. çünkü asla tam anlamıyla çevrilemez. hasbelkader ağzından çeviri çıkarsa, düzeltilirsin. meal kelimesinin anlamını bilmeden meal kullanan yığınlar yaratır.
barış dinine mensup olduklarını zannedip içlerinde sürekli savaş duygusu ile yetişirler. gerçekten bu kafayla islamiyetin her yere erişebileceğini düşünürler, gözleri gerçekten kördür, kulakları sağırdır, kuran’da bahsedilen münafıklara dönüşmüşlerdir bile.
ancak size rağmen sizi bağnazlığınızdan kurtarıp sizleri gerçek islama ulaştıracağız. ben ve benim gibilerin neden böyle çabaya girdiğini anlamayanlar için (bkz: too big for fail)
not: kimseyi kırma niyetim yok, olabildiğince kırmadan yazmaya çalıştım, alınanlar beni haklı çıkarır, alınmayanlar islamı kurtarmaya çalışanlardır.
hurma diğer meyvelerden başka olabilir mi ya, hurma bu, ama tabi ki başkadır, bir kere kutsal topraklardan gelmedir. çay demlerken 35 kere tövbe est., bişeyler bişeyler denir, n'alaka aq 100 yıl önce çay yoktu memlekette demez kimse, ama bu sefer de çay üzerinden din pornosu yaşanır.
ezan okununca müzik kapatır, bacak bacak üstünde atamazlar, belki bunlar zararlı şeyler değildir, ancak yapmayanları uyarırlar, fırsatını bulsalar zorla ayak uydurturlar. otobüste, yolda, her yerde namaz kılmaya çalışırlar, kendi ritüellerine saygıları yoktur, aklı başında müslümanlar bile ses çıkaramaz bu duruma.
cumalar ve bayramlar sadece mübarek olabilir, kutlanamaz. kitap sadece arapça okunur, anlanmaz, "türkçe kuran" diyemezsin "kuran meali" olabilir sadece. çünkü asla tam anlamıyla çevrilemez. hasbelkader ağzından çeviri çıkarsa, düzeltilirsin. meal kelimesinin anlamını bilmeden meal kullanan yığınlar yaratır.
barış dinine mensup olduklarını zannedip içlerinde sürekli savaş duygusu ile yetişirler. gerçekten bu kafayla islamiyetin her yere erişebileceğini düşünürler, gözleri gerçekten kördür, kulakları sağırdır, kuran’da bahsedilen münafıklara dönüşmüşlerdir bile.
ancak size rağmen sizi bağnazlığınızdan kurtarıp sizleri gerçek islama ulaştıracağız. ben ve benim gibilerin neden böyle çabaya girdiğini anlamayanlar için (bkz: too big for fail)
not: kimseyi kırma niyetim yok, olabildiğince kırmadan yazmaya çalıştım, alınanlar beni haklı çıkarır, alınmayanlar islamı kurtarmaya çalışanlardır.
devamını gör...
normal sözlük'ün gececi yazarları
biz buradayız, hep buradaydık ve her zaman burada olmaya devam edeceğiz. *
daha önce de söyledim yine söylüyorum gece her şeye yakıştığı gibi sözlüğe de çok yakışıyor.
gecenin sakinliği ve huzuru hep bizimle olsun.
iyi geceler diliyorum her birinize.
daha önce de söyledim yine söylüyorum gece her şeye yakıştığı gibi sözlüğe de çok yakışıyor.
gecenin sakinliği ve huzuru hep bizimle olsun.
iyi geceler diliyorum her birinize.
devamını gör...
doğmuş olmanın sakıncası üstüne
emile mihai cioran / emil michel cioran'ın on iki bölüme ayrılmış, çoğu bir veya birkaç cümleden oluşan düşünce, anlatı, tespit, eleştirilerinin bir araya geldiği ve tabii ki bunlarla sınırlamamın mümkün olmayacağı kitap.
hayatı bu kadar basit ve kabullenilir biçimde anlatabilen birinin seslendiği yere şaşmamak lazım. bir dolu mürekkep hokkası ve bulaşını durmadan derinleştiriyor. yazarken yazar rolü üstlenmeden nasıl yazıyor? iz yok. olsa rafa kaldırmak kolaydı. neyse ki ne istediğimin hiçbir kıymeti yok ve bu kitaptan okurken varlığım veya var olmayışım bir mengeneye sıkışıyor. huysuz. fal bakar gibi her gün bir cümle okumayı yeğlerdim ama tutkal gibi yapıştım. çık çık çık çık çık. git git git git. in in in in. anla-anlama-anlayama-anla-anlama-anlaşılma-anlaşılamama-anlaşma-anlaşmama-anlama. önce çıkmak için çabaladığın yere dönüyorsun. ne fark ederdi?
hayatı bu kadar basit ve kabullenilir biçimde anlatabilen birinin seslendiği yere şaşmamak lazım. bir dolu mürekkep hokkası ve bulaşını durmadan derinleştiriyor. yazarken yazar rolü üstlenmeden nasıl yazıyor? iz yok. olsa rafa kaldırmak kolaydı. neyse ki ne istediğimin hiçbir kıymeti yok ve bu kitaptan okurken varlığım veya var olmayışım bir mengeneye sıkışıyor. huysuz. fal bakar gibi her gün bir cümle okumayı yeğlerdim ama tutkal gibi yapıştım. çık çık çık çık çık. git git git git. in in in in. anla-anlama-anlayama-anla-anlama-anlaşılma-anlaşılamama-anlaşma-anlaşmama-anlama. önce çıkmak için çabaladığın yere dönüyorsun. ne fark ederdi?
devamını gör...
evdekilere küsüp kızınca yapılanlar
ben direk iletişimi kesiyorum.
hiç bir şekilde konuşmuyorum yemeklerimide ayrı yiyorum zaten.genelde onlardan sonra.evde her ihtiyacımı kendim karşılarım.çayıma kadar kendim demlerim.yemeğimi kendim ısıtır, yerim.
aslında herkesi yok sayıp, tek yaşıyormuş gibi bir tavır sergilerim.
bu benim karakterimle alakalı biraz.ben asi ve özgürlüğüne düşkün biriyim.saygısızlığı kabul etmiyorum ailemde olsa.
ebeveynler cocuklarına istedikleri tavrı sergilemekte özgür değildir.her cocukta bir bireydir.onların doğumunu sağlamış olmak, üstün ve sınırsız bir hak tanımıyor bana sorarsanız.
herkesin çizgileri ayrıdır, herkes birbirine saygı duyabildiği sürece aile , aile olabilir.limitler geçilmediği sürece saygı ve sevgi baki olur.
yok ben seni yöneteyim, her şeyin en iyisini ben bilirim, senin yaşın kadar benim deneyimim var vb cümleleri kendi adıma çok saçma bulurum.
baba’da olsan anne’de sende insansın.senin mutlak doğruya her konuda erişmiş olma şansın bana sorarsan sıfır. eğer mutlak doğruya erişebilecek kadar limitsiz olsaydık, doğru ve yanlışlar olmazdı.
doğrular ve yanlışlar kişiseldir ve kimse diğerine kendi doğrusunu dayatamaz.
bu yüzden saygı önemli.
saygı full , destek full , sevgi full olmalı.
hiç bir şekilde konuşmuyorum yemeklerimide ayrı yiyorum zaten.genelde onlardan sonra.evde her ihtiyacımı kendim karşılarım.çayıma kadar kendim demlerim.yemeğimi kendim ısıtır, yerim.
aslında herkesi yok sayıp, tek yaşıyormuş gibi bir tavır sergilerim.
bu benim karakterimle alakalı biraz.ben asi ve özgürlüğüne düşkün biriyim.saygısızlığı kabul etmiyorum ailemde olsa.
ebeveynler cocuklarına istedikleri tavrı sergilemekte özgür değildir.her cocukta bir bireydir.onların doğumunu sağlamış olmak, üstün ve sınırsız bir hak tanımıyor bana sorarsanız.
herkesin çizgileri ayrıdır, herkes birbirine saygı duyabildiği sürece aile , aile olabilir.limitler geçilmediği sürece saygı ve sevgi baki olur.
yok ben seni yöneteyim, her şeyin en iyisini ben bilirim, senin yaşın kadar benim deneyimim var vb cümleleri kendi adıma çok saçma bulurum.
baba’da olsan anne’de sende insansın.senin mutlak doğruya her konuda erişmiş olma şansın bana sorarsan sıfır. eğer mutlak doğruya erişebilecek kadar limitsiz olsaydık, doğru ve yanlışlar olmazdı.
doğrular ve yanlışlar kişiseldir ve kimse diğerine kendi doğrusunu dayatamaz.
bu yüzden saygı önemli.
saygı full , destek full , sevgi full olmalı.
devamını gör...
kız istemeye giden alakasız kişi
anne, baba ve kardeş dışındaki herkesin dahil olduğu gruptur.
devamını gör...
entry silmek
neden belirtilmeli, yazar konu hakkında bilgilendirilmeli/uyarılmalı, konu hakkında "bakınız böyle yapmayınız" konuşması yapılmalıdır.
devamını gör...
kendini garsondan değerli zanneden müşteri
ikisi de birbirinden daha değerli ya da daha değersiz değil.
garsonun garsonluğu önlüğü çıkarınca biter. ama sen dükkandan çıksanda aynı höt zöt olarak yola devam edersin.
garsonun garsonluğu önlüğü çıkarınca biter. ama sen dükkandan çıksanda aynı höt zöt olarak yola devam edersin.
devamını gör...
tüketim çılgınlığı
yaşama anlam katmalara doyamayan homo duble sapienslerin mutluluğun formülünü tüketme ibadetinde buluşu. insanın son akıldışılık limanı. reklamlarla şahaneleştirilmiş mükemmelliklere bir siparişle sahip olabilmenin verdiği o müthiş haz. canımız kanımız influencerlarımız sayesinde varlığından haberdar olduğumuz kullan at nesneleri. ah ne güzel! oh ne şahane! alın canlarım bunu da alın. daha doymazsanız şunu da alın. tüketiyorsunuz öyleyse varsınız. alıyorsunuz, çünkü siz harikasınız. harika olmasaydınız alamazdınız. bakın bu şampuan, akıyor, kokuyor, mis gibi yapıyor. hele şu ayna, bakan kişiyi dünyanın en güzeli/yakışıklısı yapıyor. hadi alın. onu da alın. hepsini alın.
fakat haksızlık etmiş olmayayım, corona günlerinde bir nebze de olsa azaldı sanki tüketme olayı. ya da başka bir taraflara evrildi bilemiyorum.
fakat haksızlık etmiş olmayayım, corona günlerinde bir nebze de olsa azaldı sanki tüketme olayı. ya da başka bir taraflara evrildi bilemiyorum.
devamını gör...
ankara viskisi
1963 yılında üretimine başlanmış ilk ve tek yerli viski markasıdır. 2000'lerin başında piyasadan çekilmiştir. şu anda ankara viskisi hakkkında bilgi ve tadım notlarını bulmak çok zor. ankara viskisi üzerine daha detaylı bilgi edinmek isterseniz dr. burkay adalığ'ın sayfası olan meleklerin payı sayfasından daha detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz.
bir viski şişesi koleksiyoncusu olarak benim de köşe bucak aradığım ama çok nadir bulunan bir viskidir. boşunu, dolusunu gören duyan olursa denk gelirseniz bana haber vermenizi rica ederim.
bir viski şişesi koleksiyoncusu olarak benim de köşe bucak aradığım ama çok nadir bulunan bir viskidir. boşunu, dolusunu gören duyan olursa denk gelirseniz bana haber vermenizi rica ederim.
devamını gör...
türkiye'deki 196 rektörden 68'inin uluslararası makalesinin olmaması
68 mi? yine iyi yahu.şu şartlarda 160 çıksa şaşırmayacağım bir olay.
devamını gör...
rusça
dünyada 150 milyondan fazla kişinin konuştuğu dil. diğer slav dileri ile benzerlikleri olsa da vurgu ve yumuşatmaların sebep olduğu ses değişiklikleri vardır. örnek vermek gerekirse;
rusça deri: кожа
makedonca deri: кожата
öğrenme sürecinden bahsetmek gerekirse bu kişiden kişiye göre çok değişsede ben o kadar zor olduğunu düşünmüyorum. işin en kolay kısmı kiril alfabesini öğrenmek. kiril alfabesini hallettikten sonra yavaş yavaş cinsleri ve çekim mantıklarını kavramaya başlarsınız. cins mevzusunu biraz daha açmak gerekirse;
sessiz harfler ile biten kelimeler erkek cinstir (mesela город = şehir)
а - я ile biten kelimeler dişidir (сестра = kız kardeş)
son olarak ise o ve e sesi ile biten kelimeler orta cinstir. (молоко = süt)
bu basit mantığı oturttuktan sonra iyeleri, basit fiillerin çekimlerini, zaman zarflarını hallettiğiniz zaman büyük ölçüde günlük seviyede bir rusçaya sahip olursunuz. rusçayı zor yapan asıl mesele vurgular. vurguları anadili rusça olan birinden duymadığınız sürece kavramanız zor olabilir. vurgunun olmadığı o harfleri a diye okunur örneğin başkent moskova'yı ruslar "maskva" diye telaffuz eder çünkü vurgu son hecededir bizim gibi vurguyu ilk hecede yapsalar moskva derlerdi. verdiğim örneğe benzer bir sürü vurgu var bence rusçayı zor yapan şey bu.
rusça deri: кожа
makedonca deri: кожата
öğrenme sürecinden bahsetmek gerekirse bu kişiden kişiye göre çok değişsede ben o kadar zor olduğunu düşünmüyorum. işin en kolay kısmı kiril alfabesini öğrenmek. kiril alfabesini hallettikten sonra yavaş yavaş cinsleri ve çekim mantıklarını kavramaya başlarsınız. cins mevzusunu biraz daha açmak gerekirse;
sessiz harfler ile biten kelimeler erkek cinstir (mesela город = şehir)
а - я ile biten kelimeler dişidir (сестра = kız kardeş)
son olarak ise o ve e sesi ile biten kelimeler orta cinstir. (молоко = süt)
bu basit mantığı oturttuktan sonra iyeleri, basit fiillerin çekimlerini, zaman zarflarını hallettiğiniz zaman büyük ölçüde günlük seviyede bir rusçaya sahip olursunuz. rusçayı zor yapan asıl mesele vurgular. vurguları anadili rusça olan birinden duymadığınız sürece kavramanız zor olabilir. vurgunun olmadığı o harfleri a diye okunur örneğin başkent moskova'yı ruslar "maskva" diye telaffuz eder çünkü vurgu son hecededir bizim gibi vurguyu ilk hecede yapsalar moskva derlerdi. verdiğim örneğe benzer bir sürü vurgu var bence rusçayı zor yapan şey bu.
devamını gör...

