eyluling
yazdığı tanımları ilgiyle okuduğum, sözlüğe kayıt olduğum ilk andan itibaren mesajdan bana yardım eden, şahane insandır kendisi. bazen çok yordum mu acaba diye üzüldüğüm, bana hâlâ nasıl katlandığını anlayamadığım peygamber sabrına sahip arkadaştır.
yaşa sevgili eyluling.
edit: imla *
yaşa sevgili eyluling.
edit: imla *
devamını gör...
ferdinand
ferdinand, blue sky studios, davis entertainment ve 20th century fox animation tarafından üretilen 2017 çıkışlı amerikan animasyon filmidir. film, munro leaf imzalı "the story of ferdinand" adlı çocuk kitabından uyarlamadır. filmde dövüşmekten, arenada kırmızı peşinde koşmak istemeyen, çiçek koklamayı seven naif bir boğanın hikayesini anlatmaktadır. toplumun beklentilerine karşı çıktığını, her şeyin olması gerektiği gibi olmamasının da doğal olabildiğini de bizlere gösterir.
ayrıca 2018'de kurban bayramı'nın birinci günü rize'nin iyidere ilçesinde hayvan pazarından kaçıp, bayramın dördüncü günü de yüzerek geldiği trabzon'un sürmene ilçesine gelip barınak tarafından koruma altına alınan boğayı haluk levent sahiplendi ve ismini ferdinand koydu. bu isimse artık bir sembol haline geldi. yüzlerde gülümseme yaratmaya başladı.
devamını gör...
kırmızı oda
çok ciddi sorunlar barındıran bir dizi olduğunu düşünüyorum, ne zaman denk gelsem böyle bir şey olabilir mi yahu deyip, tahammül edemeyip, değiştiriyorum. fakat tabii izleyici kitlesi açısından en azından terapinin gerekliliği ve faydaları anlamında bir farkındalık oluşturduğu çokça söylendi, bu açıdan iyi bir şeye hizmet ediyor olabilir. benim ona dair de şüphelerim var ama neyse.
bir de televizyonda bir dizide terapi sahnesi olmasına filan kesinlikle karşı değilim. çok güzel bir örneğinin de olduğunu düşünüyorum: istanbullu gelin. istanbullu gelin dizisindeki adem karakterinin terapi sahneleri ve tüm terapi süreci ve karakterin dönüşümü vs müthiş işlenmişti. tilbe saran ve fırat tanış da kusursuza yakın oynuyorlardı tabii. ama en önemlisi elbette senaryosunun başarısı ve senaristin terapiye bakışı ve hakimiyetiydi. kırmızı oda'nın korkunç bir senaryosu olduğunu düşünüyorum acizane. o odada olan şey de bu sebeple terapi değil bir dedikoduya dönüşüyor adeta. yahut bir "ne acılar çekmişsin sen" in anlatılmasından öteye gitmiyor. iyileşme anlatmayla başlar şüphesiz ama sadece hayat hikayesinin anlatılması terapi değildir. kişinin o hikayeye yüklediği anlam ve o anlamın yarattığı travmanın iyileştirilmesi değiştirilmesi gerekir. zor ve sancılı bir süreç olması gerekirken kırmızı oda'da bu durum tamamen pas geçilmiş. bir de anlamadığım ne zaman denk gelsem ısrarla terapist övülüyor karakterlerce. inanılmaz bir minnet ifadesi filan var danışanlarca sarf edilen. hemen bir memnuniyet ve sürekli yukarı giden bir iyileşme grafiği filan. halbuki o grafiğin zikzaklar yapması gerekir. inişler çıkışlar olması gerekir. terapiste daha en başından bu kadar minnet duyulmaması gerekir. bu kadar çabuk tanı konmaması gerekir. bu kadar çabuk iyileşme olmaması gerekir. ay ne bileyim işte, kızgınım bu diziye. bizim binnur kaya'mıza niye bunu yapıyorlar.
bir de televizyonda bir dizide terapi sahnesi olmasına filan kesinlikle karşı değilim. çok güzel bir örneğinin de olduğunu düşünüyorum: istanbullu gelin. istanbullu gelin dizisindeki adem karakterinin terapi sahneleri ve tüm terapi süreci ve karakterin dönüşümü vs müthiş işlenmişti. tilbe saran ve fırat tanış da kusursuza yakın oynuyorlardı tabii. ama en önemlisi elbette senaryosunun başarısı ve senaristin terapiye bakışı ve hakimiyetiydi. kırmızı oda'nın korkunç bir senaryosu olduğunu düşünüyorum acizane. o odada olan şey de bu sebeple terapi değil bir dedikoduya dönüşüyor adeta. yahut bir "ne acılar çekmişsin sen" in anlatılmasından öteye gitmiyor. iyileşme anlatmayla başlar şüphesiz ama sadece hayat hikayesinin anlatılması terapi değildir. kişinin o hikayeye yüklediği anlam ve o anlamın yarattığı travmanın iyileştirilmesi değiştirilmesi gerekir. zor ve sancılı bir süreç olması gerekirken kırmızı oda'da bu durum tamamen pas geçilmiş. bir de anlamadığım ne zaman denk gelsem ısrarla terapist övülüyor karakterlerce. inanılmaz bir minnet ifadesi filan var danışanlarca sarf edilen. hemen bir memnuniyet ve sürekli yukarı giden bir iyileşme grafiği filan. halbuki o grafiğin zikzaklar yapması gerekir. inişler çıkışlar olması gerekir. terapiste daha en başından bu kadar minnet duyulmaması gerekir. bu kadar çabuk tanı konmaması gerekir. bu kadar çabuk iyileşme olmaması gerekir. ay ne bileyim işte, kızgınım bu diziye. bizim binnur kaya'mıza niye bunu yapıyorlar.
devamını gör...
gündeme bakıp şok olan insan
biz uyurken, höökümet babamızın gizlice kondurduğu buseleri fark edince aldığımız hâl.
devamını gör...
queens of the stone age
queens of the stone age, 1996 yılında kurulmuş ve halen günümüzde eserler üreten amerikalı rock grubudur. kariyeri doğrultusunda riff-odaklı bir hard rock tarzı benimseyen grup, nine inch nails solisti "trent reznor", nirvana ile foo fighters üyesi "dave groshi", zz top üyesi "billy gibsons" ve "mark lanegan" başta olmak üzere birçok müzisyen ile çalışmıştır.
albümleri:
queens of the stone age (1998)
rated r (2000)
songs for the deaf (2002)
lullabies to paralyze (2005)
era vulgaris (2007)
...like clockwork (2013)
villains (2017)
albümleri:
queens of the stone age (1998)
rated r (2000)
songs for the deaf (2002)
lullabies to paralyze (2005)
era vulgaris (2007)
...like clockwork (2013)
villains (2017)
devamını gör...
çanak yalayıcı
çok az da olsa ''çanak'' kelimesini bir mutfak eşyası olarak anlayabilecek arkadaşlarımız olabilir.
tabii ki de burada mutfak eşyası olarak değil ''popo'' olarak bahsediliyor.
tanım: bir deyim.
tabii ki de burada mutfak eşyası olarak değil ''popo'' olarak bahsediliyor.
tanım: bir deyim.
devamını gör...
soğuk kahve
serçe ukdesi.
yaz günlerinde içimi oldukça keyif veren, buz dolu bardağa doldurularak soğutulmuş ya da soğuk demlenmiş kahvedir.
ice americano favorimdir. eğer antrenmana gireceksem yüksek kafeinden ötürü soğuk demlenmiş cold brew tercih ederim.*
yaz günlerinde içimi oldukça keyif veren, buz dolu bardağa doldurularak soğutulmuş ya da soğuk demlenmiş kahvedir.
ice americano favorimdir. eğer antrenmana gireceksem yüksek kafeinden ötürü soğuk demlenmiş cold brew tercih ederim.*
devamını gör...
sözlüklerde hiç esnaf yazar olmaması
benim hayalim oto sanayide bir dükkan açmak. yani, tükan. o sayılır mı? belki emekliliğimde açarım. böyle önüne iskemle atıp çay içmelik, önüne hortumla su tutup ıslatmalık, çırağı börekçiye gönderip kıymalı kol böreği aldırmalık bir dükkan.
ciddiyim ya. eski arabaları restore falan etmelik bir hayal.
ciddiyim ya. eski arabaları restore falan etmelik bir hayal.
devamını gör...
ağzındakikanısilipişteşimdikızandövüşçü
online butonunda görünce "dur bi aysel, şunu çözmeye çalışıyorum" şeklinde çözümlemeye çalıştığım kullanıcı adına sahip yazarımız.
teşekkürler dövüşçü, ilkokul bire döndüm sayenizde*.
teşekkürler dövüşçü, ilkokul bire döndüm sayenizde*.
devamını gör...
ne için yaşadığını bulamamak
arayışta olan bireyin anlamakta zorlandığı durumdur.
devamını gör...
bergama krallığı
antik çağ'ın ilk sağlık merkezini kuran ve (bkz: parşömen) kağıdını icat eden krallıktır.
bergama kütüphanesi de bu krallık tarafından kurulmuştur.
bergama kütüphanesi de bu krallık tarafından kurulmuştur.
devamını gör...
bilgi tanımı girerek sözlükte kız tavlamak
benim bildiğim her şeyi başkaları yazmış mecbur goygoy yapıyorum.
devamını gör...
#osmancurtutuklansın
adaletin twitter üzerinden ya da diğer sosyal mecralardan arandığına kanıt niteliğindeki hastag. bu insanlıktan nasibini alamamış zat-ı muhterem öz yeğenine tecavüz etmiş sonra salınmıştır. serbest kaldığındaki düğünvari görüntüleri hepiniz izlemişsinizdir.
şimdi bu zat serbest kaldı diye göbek atan akrabaları aynı zamanda tecavüze uğrayan o kızcağızın da akrabaları değil mi? neye sevindiniz sayın akrabalar? bu tecavüzcü zatın serbest kaldığına mı? diğer akrabanız 17 yaşındaki kızcağızın tecavüze uğradığına mı?
hoş tutuklasan ne olacak? kaç yıl ceza vereceksin? cezanın 3'te 2'sini yatacak. o indirimi, bu indirimi, sen çok yattın açığa alalım, iyi hal falan derken bu zat 5 sene hapis yatsa ne olur, 50 sene hapis yatsa ne olur? olan gencecik o kızcağıza oldu.
şimdi bu zat serbest kaldı diye göbek atan akrabaları aynı zamanda tecavüze uğrayan o kızcağızın da akrabaları değil mi? neye sevindiniz sayın akrabalar? bu tecavüzcü zatın serbest kaldığına mı? diğer akrabanız 17 yaşındaki kızcağızın tecavüze uğradığına mı?
hoş tutuklasan ne olacak? kaç yıl ceza vereceksin? cezanın 3'te 2'sini yatacak. o indirimi, bu indirimi, sen çok yattın açığa alalım, iyi hal falan derken bu zat 5 sene hapis yatsa ne olur, 50 sene hapis yatsa ne olur? olan gencecik o kızcağıza oldu.
devamını gör...
kullanılmayan eşyalar veri tabanı
snowboard'um var. boy 1.80 kilo 90!a göre almıştım. 15 sene oldu alalı. 6 senedir yatıyor balkonda.
ilginç ama belki soran olur.
ilginç ama belki soran olur.
devamını gör...
kış günü tişört giyen insan
sanagulbahcesivadetmedim kişisidir*.
devamını gör...
burun estetiğinin aşırı yaygınlaşması
insanların gittikçe birbirine benzemesine neden olan gerçek. sadece burun estetiği değil, her türlü estetik, tornadan çıkmış gibi benzeşen kadın ve erkekler çıkarıyor ortaya.
insanlardaki güzel ya da yakışıklı olmak hevesi anlaşılabilir bir şey tabii ki. fakat hiç kimseninkinden farkı olmayan güzel/yakışıklı bir yüzün ne anlamı olabilir ki? düşünsenize; penguen gibi hepimizin yüzlerinin, giyimlerinin aynı olduğu bir dünyayı... fabrika üretimi gibi standart yüzlere sahip olduğumuzu...
böyle giderse yakın bir gelecekte, doğal ve yamuk olan bir burun dünyanın en güzel şeyi olmaya başlayacak. zira insanlar her ne kadar kısa vadede yapay ama güzel görünene yönelse de uzun vadede doğallık kazanıyor her zaman.
gerçekten nefes alamayan ve doktora gittiğinde tek talebi "nefes alayım, yeter" olan kişileri tenzih ediyorum.
insanlardaki güzel ya da yakışıklı olmak hevesi anlaşılabilir bir şey tabii ki. fakat hiç kimseninkinden farkı olmayan güzel/yakışıklı bir yüzün ne anlamı olabilir ki? düşünsenize; penguen gibi hepimizin yüzlerinin, giyimlerinin aynı olduğu bir dünyayı... fabrika üretimi gibi standart yüzlere sahip olduğumuzu...
böyle giderse yakın bir gelecekte, doğal ve yamuk olan bir burun dünyanın en güzel şeyi olmaya başlayacak. zira insanlar her ne kadar kısa vadede yapay ama güzel görünene yönelse de uzun vadede doğallık kazanıyor her zaman.
gerçekten nefes alamayan ve doktora gittiğinde tek talebi "nefes alayım, yeter" olan kişileri tenzih ediyorum.
devamını gör...
kedi besleyenlerin ortak özellikleri
ellerinin yüzlerinin boyunlarının acıması... yavruların tırnakları feci acıtıyo. yanıyor şu an tenim.
devamını gör...
hevesle başlayıp devamı gelmeyen şeyler
resim yapmak. hala içimden yapmak geliyor ama üşeniyorum sanırım*.
devamını gör...
dünya regl günü
regl'ın normal bir şey olduğunu anlatmak ve hijyeninin önemini vurgulamak için iyi olmuş dediğim gündür..
devamını gör...
pavlov'un göbeği
kendisini sadece üç aydır tanıyor olmama rağmen tanışıklığımız yıllar öncesine dayanıyormuş gibi hissettiren yeni yöneticimiz. geldiğim ilk günden beri sorularımla en çok darladığım insanlardan biri olduğu için, bir moderatör olarak elinde büyüdüm diyebilirim; ancak şunu söylemeliyim ki boynuz kulağı geçti* kendisi ön planda fazla olmasa da arkada verdiği emeklerin haddi hesabı yok. anlayışlı, düşünceli ve nahif olması ile tanımaktan büyük mutluluk duyduğum insanlardan. felsefe, kitap konuşacak kadar entelektüel olsa da sohbet ortasında “ver müzüğü” diyerek boşun boşunda kaybolabilirsiniz. şimdi iyice benle uğraşmayı da öğrendi goethe pardon pavlov beyciğim. ha gayret.
e artık sözlükte sarı sarı parladığına da göre, yoldaşı koltuğundan düşürme vaktimiz gelmedi mi? zaten kendisi sandalyelerden düşmeye alışkın. boşuna “ver yetkiyi, gör etkiyi” diye propaganda yapmadın herhalde. en kötü başaramadık abi diye gezeriz ortalıkta.
yazsam daha yazacak çok şey olsa da; ben pavlov’un yöneticiliğinden sonra yemin ediyorum disipline girmiş bir moderatör olarak daha fazla uzatmıyorum. ama teklifimi bir düşün sen yine de*
e artık sözlükte sarı sarı parladığına da göre, yoldaşı koltuğundan düşürme vaktimiz gelmedi mi? zaten kendisi sandalyelerden düşmeye alışkın. boşuna “ver yetkiyi, gör etkiyi” diye propaganda yapmadın herhalde. en kötü başaramadık abi diye gezeriz ortalıkta.
yazsam daha yazacak çok şey olsa da; ben pavlov’un yöneticiliğinden sonra yemin ediyorum disipline girmiş bir moderatör olarak daha fazla uzatmıyorum. ama teklifimi bir düşün sen yine de*
devamını gör...