ne yazık ki yine adaleti sosyal medyadan aramak zorunda kalınan bir vaka. umuyorum ayşegül en kısa zamanda sağlığına kavuşur ve sorumlusu ya da sorumluları gereken cezayı alır.
yetkililer umarım önce kendi vatandaşını korur!
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

her zamanki gibi sosyal medyada oluşan kamuoyu sebebiyle kaldırmak zorunda kalmışlardır, kendilerine kalsa bu videoyu yayınlamakta bir sakınca görmedikleri gibi kaldırmayı da akıllarının ucundan geçirmezlerdi. buradan

goturkey hesabından kültür ve turizm bakanlığı, "ben aşılandım" videosu yayınlamış ve başta muhalefet partileri olmak üzere binlerce kişi duruma tepki göstermişti. bakanlık gelen tepkilerin ardından videoyu iki saat sonra sildi. gotürkiye isimli twitter hesabından paylaşılan videoda turizm sektöründe çalışanların yüzlerinde “keyfini çıkarın; aşılandım” yazılı maskeler olduğu görülmüştü. video ile birlikte yapılan paylaşımda ise, “temizlenmiş tatil köyleri ve aşılanmış personel! biz buna turizm için çifte güvenlik diyoruz” ifadeleri kullanıyordu.

paylaşılan videolara başta muhalefet partileri olmak üzere birçok kesimden tepki geldi. yapılan tepkiler türk vatandaşının turistler karşısında ikinci sınıf insan muamelesi yapılması yönündeydi.
devamını gör...

öncelikle şunu anlamak gerekiyor; köpekler yapay seçilim yoluyla insanlar tarafından kurtlardan ayrıştırılarak günümüze gelmiş hayvanlar. yaban köpeği gibi bazı istisnai türler haricinde doğada bulunmayan ve doğal ortama salındığında ekosistemi mahveden bir tür. kurt sürülerine kuduz bulaştırmak gibi örneğin. yani bu hayvanların doğal ortamı diye bir şey gerçek anlamda pek yok. ya barınaklarda ya da sahipli bir vaziyette yaşamaları hem insanlar hem de ekosistem açısından çok daha iyi ve faydalı. tam da bu nedenle, "siz buralarda yokken o hayvanlar vardı." gibi akıl tutulması ürünü argümanlar geçerli olmadığı gibi aynı zamanda akıl dışı da.

şehirlerin sokakları ise insanların yaşam alanlarının bir parçasını oluşturduğundan dolayı yine, köpeklerin buralarda başıboş bir şekilde dolaşması yetişkin ve sağlıklı insanlar için bile tehlike arz etmekte.
ayrıca sokakta yaşayan köpeklerin ve hatta genel olarak her türlü sokak hayvanının hangi şartlarda yaşadığı ve beslendiği ortada iken bu canlıların sokakta kalmasını istemek hayvanseverlik değil, art niyettir.
yapılması gereken ilk ve en önemli şey, barınakların iyileştirilmesi ve mümkün olduğunca çok hayvanın sahiplendirilmesidir.

ve evet, hem köpeklerin hem de insanların iyiliği için:
"köpeksiz sokaklar istiyoruz."

edit: ayrıca bu başlıkta, "hiçbir sokak köpeği size bıçak çekmez." şeklinde akla ziyan açıklamalar mevcut ki bu bir yönden doğru; köpekler size bıçak çekmez çünkü direkt parçalarlar. bu hayvanlara ne kadar sevgi ve ilgi gösterirseniz gösterin onlar yine de, doğal olarak içgüdüleri ile hareket eder. hayvanları insanlardan ayıran en önemli özellik de budur zaten. anlayın şunu artık.
devamını gör...

domestic der ki hani aşık atışması
isyan eder, niye sildiniz o tanımı?
sorusu şu: ben nereden verecem cevabı
benim ki de silinir az kaldı.*

ah be domestic vişne ezilir mi?
bir günde bitirdin felsefemi
ver oradan tekrar rütbemi
dur daha bu vişne'nin iyi hâli.
devamını gör...

magnum çubuklarından çıkan şifreyi sms'le 2992'ye gönderip porsche çıkmasını bekleyen tayfanın ahının tutması olayı.

çubuk atıp ateşi harlamayın lan.

ateşe çubukla gitmek.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

yedigöller
devamını gör...

milli mücadelenin en önemli isimlerinden biri olan halide edip adıvar tarafından yazılan ve milli mücadele dönemini konu alan romanıdır. romanda, milli mücadele’nin karşısında olan veya bu konuda acizlik gösteren insanlar eleştirilmektedir.
not: roman, afyon ilinin bir kasabasında öğretmenlik yapan aliye öğretmenin yaşadıklarını konu almaktadır. yunan işgaline sessiz kalan türklerin yoğun bir şekilde eleştirildiği bu eserde, dönemin anadolu insanının fakirliğini de çapıcı bir şekilde gözler önüne sermektedir.
devamını gör...

okuduğum, deist arkadaşımızın serzenişlerini haklı bulduğum dua. paylaşmak istedim.

bir deist'in kandil duası
sayın allah'ım, af kapılarının sonuna kadar açıldığı, mağfiretin adeta pike yaptığı, (hangi takvimin ayına göre olduğuna ilişkin kafamız azıcık karışık olsa da) günahların affedildiği bu mübarek gecede beni affetmesen de olur.

ciddiyim...

zira biliyorum ki bu gece çok yoğun olacaksın, kapında kuyruk oluşacak. yılın diğer ayları ve/veya günlerinde/gecelerinde istisnasız her boku yiyen ve yediklerinden aslında pek de pişman olmayan, ellerinde imkan olduğu sürece yine yine yine yiyecek olan kulların kapına gelip af dileyecekler senden.

onları affet sayın allah'ım.

onları affetmezsen eğer, işleri çok yaş; senin affın, rahmetin devreye girmez de nizam teraziye kalırsa yani işleri, sıçtılar valla.

sayın allah'ım;
şikayet ediyormuşum gibi düşünmeni istemem ama neler yapmadılar ki?

mesela;
15 yaşındaki çocuğu vurup öldürdüler; çocuk toprağa gömüldükten iki gün sonra on binlercesi bir olup çocuğun annesine yuh çektiler. valla...

soma'da 301 madenciyi katlettiler; sonra gidip yüreği yangın yerine dönmüş madenci yakınlarını dövdüler, sillelediler, tekmelediler, tehdit ettiler...

ermenek'te 18 madenciyi katlettiler; "sorumlu biziz" diyemediler, tek bir düğmelerinden bile vazgeçmediler.

sülalece uğraştıklarında bile sabahtan geceye dek sıfırlayamadıkları kadar çok para çaldılar; "gemi değil, gemicik" deyip milletle dalga geçtiler.

"insanca yaşamak istiyoruz" diyen taşeron işçiyi "nankörlük yapma!" diye azarladılar; tüyü bitmemiş yetimden dişi kalmamış nineye varana kadar, milyonlarca insanın hakkını "milletin a..na koyacağız" (küfür bana ait değil sayın allah'ım) diyen iş adamına peşkeş çektiler.

sabahtan akşama kadar imanı gevreye gevreye çalışan asgari ücretli işçinin bir aylık ücretinin açlıktan biraz fazla olmasının iş vereni zorlayacağını, bunun vatana ihanet sayılacağını söylediler; bahsettikleri iş verenlere ikinci katın balkonundan havuzun görünmeyeceği villalar sipariş ettiler.

her cuma twitter'dan bir ayet çakıp sana inananları keklediler; özel görüşmelerinde ise bakara-makara diye kitabınla dalga geçtiler.

can derdiyle kaçıp camiye, senin evine sığınan insanlara "camide bira içtiler" diye iftira attılar; o caminin, "ben bir din görevlisiyim, yalan konuşamam, bira içtiklerini görmedim" diyen müezzinini sürgün ettiler.

kendi kitlelerinden bir kadının linç edildiğini, bebeğinin tekmelendiğini, kadının üstüne çiş yapıldığını söylediler, toplumu birbirine düşman etmeye çalıştılar; yalan konuştukları ayan beyan ortaya çıktığında ise bir "yalan konuştuk, kusurumuza bakmayın" bile demediler, pişkinliğe devam ettiler.

milyar dolarlık sarayda yaşamayı itibar saydılar; bunu yaparken de kendilerine "maneviyatçı", bizlere ise "materyalist" dediler ve bundan daha fenası, o kadar ısrar etmemize rağmen, bunu diyebilmek için ne içtiklerini bize söylemediler.

kendi çocuklarını askere yollamayıp, garibanların çocuklarını cepheye sürüp şehit ettirdiler, bunu da matah bir şey gibi o şehitlerin alilerine arsızca yutturmaya kalktılar.

seçim yapıldı, milletin iradesini, hukuku, adaleti, ahlakı, vicdanı iğfal ettiler.

her iftar sofrasını iftira sofrasına çevirdiler, insanlara hakaret ettiler, kullarının arasına nifak soktular.

insanlar bu korona denilen hastalıktan kırılırken, herkese maske mesafe dediler, uymayana ceza kestiler ama kendileri kalabalık salonlarda maske mesafe olmadan lebaleb toplantılar yaptılar, göbek attılar, hastalığı yaydılar.

evet, bu gece kapına gelecek olanlar, bütün bu saydıklarımı ve çok daha fazlasını yaptılar ve/veya bütün bunları yapanları alkışladılar, el üstünde tuttular sayın allah'ım.

ihbar etmiş gibi olmayayım, şüphesiz sen bunların hepsini biliyorsun sayın allah'ım ama daha neler, hangi günahlarını sayayım...

lütfen affet onları, yoksa çok yanacaklar. affet, ama bir de ıslah et onları, lütfen, n'olur...

ıslah et ki bir daha yapmasınlar. lütfen sayın allah'ım...

bana gelince...
benimkiler ekseri şahsi meseleler sayın allah'ım; tütünün dumanı, kadının dudağı, üzümün suyu gibi şeyler yani...

affetmesen de olur; gelir, takdir ettiğin kadar paşa paşa yanar, cezamızı çekeriz evelallah...

kendim için yormak, uğraştırmak istemem seni. sözlerime burada son verirken berat gecenizi en kalbi duygularımla tebrik ediyor, saygılarımı sunuyorum sayın allah'ım...

-gariban kulun osman-
devamını gör...

yanıyoruz.
devamını gör...

"ne işim var lan burada? sen kimsin?"

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

artık elbiseyi falan da geçtim çünkü etek giyen kız dahi yok.

öncelikle şu konuda anlaşalım: kimsenin ne giymesi gerektiğine karar vermiyorum elbette. hele ki tanımadığım insanların. burada yazacaklarım sadece basit bir şekilde tercihimi ve görmek istediklerimi içeriyor o kadar.

arkadaş, ben artık pantolon, tayt ve şort üçlüsünü görmekten bayağı sıkıldım. üstelik elbise gibi hem rahat hem de oldukça şık olacağı hemen hemen kesin bir giysi varken, ve de bunu giyme imkanı mevcut iken bu giysinin neden artık giyilmediğine akıl sır erdirebilmiş değilim. şahsen ben kız olsam tek saniye düşünmeden onlarca elbise almıştım bile...

belki de olası bir rüzgarda, eteğin yukarı doğru açılarak hoş olmayan görüntülere neden olma ihtimalidir diye düşünüyorum bunu giyilmekten alıkoyan sebep olarak. ama sonra yine diyorum, "ulan sanki 20-30 sene önce rüzgar yok muydu da kadınlar hala sık sık elbise giyiyordu?"

o halde bunun sebebi rüzgar da değil, başka bir şey. nedir bu sebep? neden!!!*
devamını gör...

kendimi özlüyorum. o eski hallerimi. deliliğimi, sevgimi, özlemimi, nefretimi, gülümsememi, kahkalarımı, ses tonumun güzelliğini, bakışlarımın fenalığını, sözlerimin cesaretini, sigara içtiğim parkı, o parkta arkadaşımla konuştuklarımızı, yazları çalıştığım dükkandaki şarkıyla birlikte yaptığım işleri, özgürlüğe manuş olduğum; şiirler, yazılar yazdığım o günleri. şimdiki bu ruhsuzluk, sahte kahkahalar, bakışlarımdaki uzaklık, bu umursamazlık bana ait değil sanki. sanki ben, ben değilim!
devamını gör...

yazdığımız bir tanım etiketlendiğinde bildirim alsak güzel olabilir.
devamını gör...

birinin samimi mi olduğunu, yalan mı söylediğini bir süre onunla görüşünce anlayabiliyorum. o da saf saf, beni kandırdığını sanıp kendini kandırıyor.
devamını gör...

çalıştırdığı kişiye bol para veren kurum veya kişi için kullanılan tabir.
devamını gör...

90'larda biz buna başka bir şey diyorduk.
hiç başıma gelmediği için, adını unuttum.
bana, anlamsız bir söz öbeği gibi geliyor.
kim uydurmuşsa, olmamış gibi.
sizin içinize sindiyse, siz kullanın.
devamını gör...

mardin sınırları içinde bulunan ve 4. yüzyıldan beri hristiyanlığa ait bir mabet olan ama aslında yapılan araştırmalara göre milattan önceden beri ayakta olduğu bilimsel olarak kanıtlanmış muhteşem güzellikteki süryani manastırı.

bölgedeki hristiyanların büyük çoğunluğunun mezhebi süryanilik. bu topraklarda hristiyanlığı kabul eden ilk halkın da bu bölgeden olduğunu düşünecek olursak bu muhteşem yapının neden yüzyıllar boyunca süryani patrikhanesi olduğunun cevabı kendiliğinden ortaya çıkmış oluyor.

deyrulzafaran ismi nispeten yeni sayılıyormuş. manastırın süryanilerce daha sıklıkla bilinen, kullanılan adı mor hananyo manastırı imiş aslında. süryaniler kiliselerini azizlerinin ismiyle anıyor genelde. yine mardin'de yer alan mor gabriel manastırı örneğinden de anlayabileceğimiz üzere. deyrulzafaran ise bu yaşayan manastırın (içinde hala metropolit, rahipler, rahibeler ve öğrenciler yaşıyor yani) daha sonradan aldığı bir isim. inşaatında bölgeden çıkan kireç taşının yumuşak yapısını değiştirmek için safran bitkisinin kullanıldığı rivayet ediliyor. safran > zafaran. öyle yani.

şimdi deyrulzafaran'ın diğer manastırlardan daha önemli olmasını sağlayan bazı özellikleri var. bunlardan ilki ve en önemlisi içinde yer alan güneş tapınağı. milattan önce de bu yapının bir mabet olduğunu buradan anlıyoruz. güneş tapınağının tavanını oluşturan büyük taşların hiçbir sıva, harç malzemesi kullanılmadan birbirine yaslanarak ve kilitlenerek örüldüğü kanıtlanmış! düşünün üzerinde koca yapı yükselen bir tavan; tonlarca kg taşıyor ve gücünü sadece matematikten alıyor. hiçbir inşaat malzemesi kullanılmamış ama binyıllardır ayakta! korkunç etkileyici. manastır bunun üzerinde 3 kat daha yükseliyor arkadaşlar...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
*
ikinci önemli konu ise manastırın içinde hala bazı parçaları sergilenmekte olan ve ingiltere'den getirilen matbaa makinesi. baskı makinesi değil dikkat isterim.* o dönem patrikhane olan deyrulzafaran'a, dönemin patrik'i 4. petrus tarafından, gemiyle getirtilmiş.

tüm bu söylediklerim ve daha sayamayacağım onlarca şeyden dolayı deyrulzafaran ve mardin'deki başka birçok süryani yapısı, unesco'nun geçici listesine girmiş geçen sene. profesyonellerin söylediğine göre de karşılaması gereken 10 kriteri fazla fazla karşıladıkları için koruma listesine de girecek ve dünya mirası sayılacaklar yakında. uluslararası hukuk tarafından korunacaklar. neyse ki!

hani şu gerekli başvurular yapılmadığı için, unesco da çekilin ben burayı koruma listeme alacağım diyemeyeceği için sular altında kalması engellenemeyen hasankeyf var ya onun kaderine mahkum olmasına engel olunmuş yani yürütülen kampanyalarla çok şükür. hani maksimum 100 yıl hizmet verebilecek bir baraj uğruna heba edilen 12000 yıllık bir tarih var ya. düşünmesi bile kalbimi sıkıştıran o yeri gidip gördüm ben. ağlamadan o manzaraya bakabilen insan değildir!

neyse konu dağıldı. ben gideyim. siz de mardin'e gidin.
devamını gör...

korktum.
sevilmemekten korktum, aşağılanmaktan korktum, hakarete uğramaktan korktum.
küçük yaşlarımda başladım ben. birinci sınıfa giderken babamın işi hakkında yalan söyleyerek başlamıştım işe. sonrasında dikkat çekebilmek için yalan söylediğim oldu. sonrasında bir topluluğa girdiğim için düşüncelerimi saklamam gerekti. bu nedenle rol yaptım. en sonunda da işlediğim bir hatayı gizlemek zorunda kaldım. çünkü zaten yeterince nefret kazanmıştım, daha fazlasını kazanmaktan korktum.
devamını gör...

başıma bela olan istektir. ertelesem de bir yerlerden beni yakalıyor vicdansız.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim