mutfakta sinir eden durumlar
mutfağın kendisinin dar ve küçük olması çok sinir bozucu.
sağa sola bile dönemiyorsun. havaya girip tavayı şöyle bir çevireyim lüksüne de sahip değilsin. kirli bulaşıklar, yemek alanı... çok zor yani.
sağa sola bile dönemiyorsun. havaya girip tavayı şöyle bir çevireyim lüksüne de sahip değilsin. kirli bulaşıklar, yemek alanı... çok zor yani.
devamını gör...
şeriatçıların türkiye'ye bir faydası var mı sorunsalı
adamların kendilerine bir faydaları yok.
ülkeye nasıl faydaları olacak allasen?
faydaları olmadığı gibi zararları var, bağnaz ve yobaz beyin yapılarıyla yeni nesli kötülüyorlar.
sürekli ikilik çıkarma çabasındalar.
ülkeye nasıl faydaları olacak allasen?
faydaları olmadığı gibi zararları var, bağnaz ve yobaz beyin yapılarıyla yeni nesli kötülüyorlar.
sürekli ikilik çıkarma çabasındalar.
devamını gör...
yazarların yazdığı hikayeler
saat gecenin 3'ü. hava biraz serin ama çok üşütmüyor. hafif bir esinti sadece. karşıda uçsuz bucaksız bir deniz, denizin kenarında gecenin sessizliği ile konuşan bir kadın. altında eski bir eşofman, üzerinde ince, örme bir ceket.* aklında ise sorular. düşünüyor, "ne yapacağım?" diyor. ardından bir ses duyuyor yanından.
bir keresinde biz makes hanım’la
emirgan’da hiç çay içmedik
bir keresinde biz makes hanım’la
emirgan’da çay içmedik,
solunda oturan adam söylüyor bu şarkıyı. yüzünün yarısı görünüyor adamın. kirli sakallarını, karakteristik burnunu ve kalın kaşlarını seçebiliyor genç kadın. adam neden oturduğunu bilmiyor bu kadının yanına, "neden burada? neden bu şarkıyı söylüyor şu anda? ne yapıyor?", bilmiyor. kadın ise anlam veremeden susuyor öylece. bu nahif ve güzel sesi dinliyor sadece. devam ediyor adam.
kim sevmez, kim sevmez söyleyin kim?
makes hanım’ı kim sevmez?
kim sevmez, kim sevmez söyleyin kim?
yerimde olmayı kim istemez?
adam içindeki meraka yenilip yarıda kesiyor şarkıyı.
- ne işiniz var burada, bu saatte?
- sizin için bir önemi mi var?
- oldukça endişeli ve meraklı görünüyorsunuz, rahatsız etmek istememiştim. iyi akşamlar.
adam kalkıyor ve gidiyor kadının yanından, istemeye istemeye...
kadın düşünüyor, ne oldu len az önce?
ertesi gece, saat 4
kadın yine oturmuş denizle sohbet ediyor. sahil bomboş. ileride içen birkaç kişi dışında ortam sessiz. kadın onları duymuyor bile. ileriden bir adam geliyor, yanındaki banka oturuyor. kadın tanıyor bu adamı ama nereden? bilemiyor. önüne dönüyor kadın. düşüncelere dalıyor bir kez daha. sabah 6 suları, gün doğmaya başlıyor. "bir gece daha bitti. artık gitmeli " diye geçiriyor aklından. yanındaki uzun saplı çantasını almaya yeltendiği sırada yandaki bankta oturan adamı görüyor. adamın varlıģını dahi unutmuş kadın. ama adam hala orada. sonra hatırlıyor kadın. bu o adam, dün yanında şarkı söyleyen. kalkıyor banktan, hiç düşünmeden adamın yanına doğru ilerliyor. bunu fark eden adam büyük bir gülümseme ile karşılıyor kadını.
-merhaba.
-merhaba?
-siz dünkü beyefendi değil misiniz? şu şarkıyı söyleyen hani?
- ah, evet benim.
- ...
- dün düşünceli halinizi görünce merak etmiştim. bu gece de burada olacağınızı tahmin ettim. yanılmadım.
-size ne bundan?
- size karşı içimde bilemediğim bir merak var, merak ediyorum sizi.
-tamam da neden? tanışıyor muyuz daha önceden ?
- sanmıyorum.
-o zaman?
- bilmem...
hiçbir şey söylemeden adamın yanından ayrılıyor kadın. "ne tuhaf bir adam..." diye düşünüyor içinden.
gece saat 4 suları. adam sessiz adımlarla geliyor sahile. kadını arıyor gözleri. kadın yok etrafta.
"rahatsız ettim herhalde kadıncağazı. ah salak kafam, kapatsana çeneni." diye kızıyor kendisine. biçare oturuyor kadının her zamanki oturduğu banka. takıyor kulaklığını, başlıyor yakamozu izlemeye. adamın aklında kadın, peki ya kadın???
sabah gün doğmaya başlıyor. adam gidemiyor buradan. "ya gelirse o güzel kadın?" düşüncesi ile. bir yandan da korkuyor kadını rahatsız etmiş olmaktan. "neden? " diyor. "neden bu merakım? ". kendisi de cevap veremiyor buna.
ileriden biri geliyor, görüyor adam. yoksa o kadın mı? değil, olsa tanırdı çünkü. ama o gibi...
bir heyecan sarıyor adamı. ileriden, kendisine bol gelen örme ceketi ve elinde bez bir çanta ile ilerleyen o kadını artık net görüyor. kocaman bir gülümseme peydah oluyor adamın yüzünde. çaktırmadan önüne dönüyor, daha fazla rahatsız etmemek için kadını. kadın kendisine doğru ilerlemeye devam ediyor, görüyor fakat yanına oturmayacak biliyor. oysa ne güzel olurdu yanına otursa, diye düşünüyor.
- günaydın, diyor kadın.
-günaydın?
-rahatsız mı ediyorum?
-ah hayır, asla. oturur musunuz?
gülümseyerek oturuyor kadın.
- çay ister misiniz? emirgan'da değiliz ama olsun.
şaşırıyor adam.
-tabii isterim. teşekkürler.
kadın bez çantanın içinden kırmızı bir termos ve iki karton bardak çıkartıyor. adam şaşkın ve heyecanlı. başlıyorlar gün doğumunu izlerken çay içmeye. içleri sıcacık. çaydan mı? birlikte oldukları için mi? onlar da anlayamıyorlar...
tam 1 hafta boyunca bu iki kişi her gece buluşmaya başlıyorlar burada. birbirlerine şiirler okuyor, şarkılar söylüyor, hikayeler okuyorlar ve en önemlisi susuyorlar.
gecelerden birinde, her zamanki gibi güneş tepeye çıkıncaya kadar sohbet ediyorlar deniz eşliğinde.
- o zaman bu gece burada görüşmek üzere.
- peki saat 2 uygun mudur?
- anlaştık o zaman. saat 2'de burada.
adam kadının beklemediği bir şey yaparak sarılıyor kadına. kadın şaşkın bir şekilde sarıyor kollarını adama. iki şaşkın ve mutlu ruh, ayrılıyor o sabah bir kez daha.
gece kadın bekliyor adamı. saat 1.57. 3 dakika var. biliyor kadın, gecikmez bu adam. nereden biliyor bunu? onu da bilmiyor ama neredeyse emin gecikmeyeceğinden.
saat 3.39.
4.12
5.56
7.03
adam gelmedi, kadın ise bekledi sabaha kadar. "gelmeyecek demek ki" diyerek cebindeki sigaraya uzandı kadın. eline farklı bir şey değdi, hissetti. 4'e katlanmış bir kağıt parçası. okudu yavaşça bu birkaç kelimeyi. gözünden bir damla yaş aktı, denize karıştı. deniz sonsuza kadar o bir damla göz yaşını taşıdı. kadın ise affetmedi bu adamı.
bir keresinde biz makes hanım’la
emirgan’da hiç çay içmedik
bir keresinde biz makes hanım’la
emirgan’da çay içmedik,
solunda oturan adam söylüyor bu şarkıyı. yüzünün yarısı görünüyor adamın. kirli sakallarını, karakteristik burnunu ve kalın kaşlarını seçebiliyor genç kadın. adam neden oturduğunu bilmiyor bu kadının yanına, "neden burada? neden bu şarkıyı söylüyor şu anda? ne yapıyor?", bilmiyor. kadın ise anlam veremeden susuyor öylece. bu nahif ve güzel sesi dinliyor sadece. devam ediyor adam.
kim sevmez, kim sevmez söyleyin kim?
makes hanım’ı kim sevmez?
kim sevmez, kim sevmez söyleyin kim?
yerimde olmayı kim istemez?
adam içindeki meraka yenilip yarıda kesiyor şarkıyı.
- ne işiniz var burada, bu saatte?
- sizin için bir önemi mi var?
- oldukça endişeli ve meraklı görünüyorsunuz, rahatsız etmek istememiştim. iyi akşamlar.
adam kalkıyor ve gidiyor kadının yanından, istemeye istemeye...
kadın düşünüyor, ne oldu len az önce?
ertesi gece, saat 4
kadın yine oturmuş denizle sohbet ediyor. sahil bomboş. ileride içen birkaç kişi dışında ortam sessiz. kadın onları duymuyor bile. ileriden bir adam geliyor, yanındaki banka oturuyor. kadın tanıyor bu adamı ama nereden? bilemiyor. önüne dönüyor kadın. düşüncelere dalıyor bir kez daha. sabah 6 suları, gün doğmaya başlıyor. "bir gece daha bitti. artık gitmeli " diye geçiriyor aklından. yanındaki uzun saplı çantasını almaya yeltendiği sırada yandaki bankta oturan adamı görüyor. adamın varlıģını dahi unutmuş kadın. ama adam hala orada. sonra hatırlıyor kadın. bu o adam, dün yanında şarkı söyleyen. kalkıyor banktan, hiç düşünmeden adamın yanına doğru ilerliyor. bunu fark eden adam büyük bir gülümseme ile karşılıyor kadını.
-merhaba.
-merhaba?
-siz dünkü beyefendi değil misiniz? şu şarkıyı söyleyen hani?
- ah, evet benim.
- ...
- dün düşünceli halinizi görünce merak etmiştim. bu gece de burada olacağınızı tahmin ettim. yanılmadım.
-size ne bundan?
- size karşı içimde bilemediğim bir merak var, merak ediyorum sizi.
-tamam da neden? tanışıyor muyuz daha önceden ?
- sanmıyorum.
-o zaman?
- bilmem...
hiçbir şey söylemeden adamın yanından ayrılıyor kadın. "ne tuhaf bir adam..." diye düşünüyor içinden.
gece saat 4 suları. adam sessiz adımlarla geliyor sahile. kadını arıyor gözleri. kadın yok etrafta.
"rahatsız ettim herhalde kadıncağazı. ah salak kafam, kapatsana çeneni." diye kızıyor kendisine. biçare oturuyor kadının her zamanki oturduğu banka. takıyor kulaklığını, başlıyor yakamozu izlemeye. adamın aklında kadın, peki ya kadın???
sabah gün doğmaya başlıyor. adam gidemiyor buradan. "ya gelirse o güzel kadın?" düşüncesi ile. bir yandan da korkuyor kadını rahatsız etmiş olmaktan. "neden? " diyor. "neden bu merakım? ". kendisi de cevap veremiyor buna.
ileriden biri geliyor, görüyor adam. yoksa o kadın mı? değil, olsa tanırdı çünkü. ama o gibi...
bir heyecan sarıyor adamı. ileriden, kendisine bol gelen örme ceketi ve elinde bez bir çanta ile ilerleyen o kadını artık net görüyor. kocaman bir gülümseme peydah oluyor adamın yüzünde. çaktırmadan önüne dönüyor, daha fazla rahatsız etmemek için kadını. kadın kendisine doğru ilerlemeye devam ediyor, görüyor fakat yanına oturmayacak biliyor. oysa ne güzel olurdu yanına otursa, diye düşünüyor.
- günaydın, diyor kadın.
-günaydın?
-rahatsız mı ediyorum?
-ah hayır, asla. oturur musunuz?
gülümseyerek oturuyor kadın.
- çay ister misiniz? emirgan'da değiliz ama olsun.
şaşırıyor adam.
-tabii isterim. teşekkürler.
kadın bez çantanın içinden kırmızı bir termos ve iki karton bardak çıkartıyor. adam şaşkın ve heyecanlı. başlıyorlar gün doğumunu izlerken çay içmeye. içleri sıcacık. çaydan mı? birlikte oldukları için mi? onlar da anlayamıyorlar...
tam 1 hafta boyunca bu iki kişi her gece buluşmaya başlıyorlar burada. birbirlerine şiirler okuyor, şarkılar söylüyor, hikayeler okuyorlar ve en önemlisi susuyorlar.
gecelerden birinde, her zamanki gibi güneş tepeye çıkıncaya kadar sohbet ediyorlar deniz eşliğinde.
- o zaman bu gece burada görüşmek üzere.
- peki saat 2 uygun mudur?
- anlaştık o zaman. saat 2'de burada.
adam kadının beklemediği bir şey yaparak sarılıyor kadına. kadın şaşkın bir şekilde sarıyor kollarını adama. iki şaşkın ve mutlu ruh, ayrılıyor o sabah bir kez daha.
gece kadın bekliyor adamı. saat 1.57. 3 dakika var. biliyor kadın, gecikmez bu adam. nereden biliyor bunu? onu da bilmiyor ama neredeyse emin gecikmeyeceğinden.
saat 3.39.
4.12
5.56
7.03
adam gelmedi, kadın ise bekledi sabaha kadar. "gelmeyecek demek ki" diyerek cebindeki sigaraya uzandı kadın. eline farklı bir şey değdi, hissetti. 4'e katlanmış bir kağıt parçası. okudu yavaşça bu birkaç kelimeyi. gözünden bir damla yaş aktı, denize karıştı. deniz sonsuza kadar o bir damla göz yaşını taşıdı. kadın ise affetmedi bu adamı.
devamını gör...
başlıklara yazılmış bilgileri okumadan aynı bilgilerin tekrar tekrar verilmesi
bilgi kirliliğine yol açan durumdur.
beni rahatsız etme derecesine gelmiştir.
tanım girilecek başlık altında ki önce ki tanımları bi zahmet okuyalım arkadaşlar.
sizden önce ki bir arkadaşınızın vermiş olduğu bilgiyi sizinde tekrardan farklı kelimelerle yazmanız kimseye bir şey katmamaktadır.
beni rahatsız etme derecesine gelmiştir.
tanım girilecek başlık altında ki önce ki tanımları bi zahmet okuyalım arkadaşlar.
sizden önce ki bir arkadaşınızın vermiş olduğu bilgiyi sizinde tekrardan farklı kelimelerle yazmanız kimseye bir şey katmamaktadır.
devamını gör...
yarın için yaşamak
bugünü harcamaktır. bence israf.
devamını gör...
ogün sanlısoy
özlem tekin ile düet yaptıkları "dayanamam" isimli parçası çok güzeldir.
devamını gör...
sözlük radyosu
kendi yazarına kendi sözlüğünün reklamını yapan adam gibi radyo.
devamını gör...
rektörleri kim atamalı sorunsalı
öğrenciler. biz nasıl oy veriyorsak çobanımızı seçmek için, onlar da oy kullanmalı. hak sahibi olmalı.
devamını gör...
sevgili günlük
annemin ellerini hayal ederek uyuyacağım bu gece de. bazen içimdeki boşluk daha da büyüyor günlük. bazen o boşlukta bi basıma kalakalıyorum.
-annemin toprağına kar yağıyor günlük.
-annemin toprağına kar yağıyor günlük.
devamını gör...
orhan veli kanık
istanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
önce hafiften bir rüzgar esiyor
yavaş yavaş sallanıyor yapraklar ağaçlarda
uzaklarda, çok uzaklarda
sucuların hiç durmayan çıngırakları
istanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
orhan veli kanık
orhan veli kanık'ın yazdığı ve cem karaca'nın seslendirdiği bu şiiri istanbul'dan uzak kaldığım zamanlar da özlemimi gidermesi için çok dinledim. istanbul eskisi gibi sakin değil şiirlere konu olan o istanbul artık yok biliyorum ama bir gün sadece istanbul'u dinlediğinizde o şiir kokusunu tekrardan alıyorsunuz. önce laleliden tramvaya biniyoruz ilk durak eminönü galiba burası dünyaya açılan kapı olmalı. oradan kadıköy vapuruna biniyoruz. kadıköy vapurunun nostaljik bir havası var ne de olsa eskiye döneceğiz. sonrası size kalmış ne görmek istiyorsanız ne duymak istiyorsanız...gözlerinizi kapatın rüzgarın yüzünüzü sevmesine izin verin ve istanbul'u dinleyin.
önce hafiften bir rüzgar esiyor
yavaş yavaş sallanıyor yapraklar ağaçlarda
uzaklarda, çok uzaklarda
sucuların hiç durmayan çıngırakları
istanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
orhan veli kanık
orhan veli kanık'ın yazdığı ve cem karaca'nın seslendirdiği bu şiiri istanbul'dan uzak kaldığım zamanlar da özlemimi gidermesi için çok dinledim. istanbul eskisi gibi sakin değil şiirlere konu olan o istanbul artık yok biliyorum ama bir gün sadece istanbul'u dinlediğinizde o şiir kokusunu tekrardan alıyorsunuz. önce laleliden tramvaya biniyoruz ilk durak eminönü galiba burası dünyaya açılan kapı olmalı. oradan kadıköy vapuruna biniyoruz. kadıköy vapurunun nostaljik bir havası var ne de olsa eskiye döneceğiz. sonrası size kalmış ne görmek istiyorsanız ne duymak istiyorsanız...gözlerinizi kapatın rüzgarın yüzünüzü sevmesine izin verin ve istanbul'u dinleyin.
devamını gör...
yazarların yaşadığı paranormal olaylar
14 yaşından beri uyku sırasında şiddetli bir kulak çınlaması ve halk arasında tabir edilen karabasan olayı gibi yatakta hareket edememe nöbetleri geçiriyordum. yarı uyanık oluyordum ve yılda 2-3 kere oluyordu. önceleri nöbet bittikten sonra uyuyamıyordum ama alıştıktan sonra iplememeye başladım.
2-3 yıl önce yine gece uyurken kulak çınlaması ile uyandım. yarı uyanık gibiydim. sanki yine üzerime ayı oturmuş gibiydi. zor hareket ediyordum. kendimi yataktan kalkmak için zorladım, epey bi zorladım ve kalktım yataktan. odanın ışığını yaktım, yanmadı. tuvaletin ışığını yaktım oda yanmadı. dedim herhalde elektrikler yok. alt kata inmek için merdivenlerden inip sağa bi döndüğümde annem sırtını duvara yaslamış çok ciddi bir şekilde duruyordu.salona girdim, yeşil bir ışık salonu aydınlatıyordu. anne anne dedim cevap yok. yanına yaklaştım yüzü bembeyazdı. dürtmek için annemin omuzuna dokunduğum anda uyandım. odamda yataktaydım.
şok oldum o gece bir daha uyuyamadım. 1 haftaya yakın odamın ışığı açık uyudum. hala aklıma geldikçe bi titreme geliyor bana.
2-3 yıl önce yine gece uyurken kulak çınlaması ile uyandım. yarı uyanık gibiydim. sanki yine üzerime ayı oturmuş gibiydi. zor hareket ediyordum. kendimi yataktan kalkmak için zorladım, epey bi zorladım ve kalktım yataktan. odanın ışığını yaktım, yanmadı. tuvaletin ışığını yaktım oda yanmadı. dedim herhalde elektrikler yok. alt kata inmek için merdivenlerden inip sağa bi döndüğümde annem sırtını duvara yaslamış çok ciddi bir şekilde duruyordu.salona girdim, yeşil bir ışık salonu aydınlatıyordu. anne anne dedim cevap yok. yanına yaklaştım yüzü bembeyazdı. dürtmek için annemin omuzuna dokunduğum anda uyandım. odamda yataktaydım.
şok oldum o gece bir daha uyuyamadım. 1 haftaya yakın odamın ışığı açık uyudum. hala aklıma geldikçe bi titreme geliyor bana.
devamını gör...
türk kızının merhaba sözüne vereceği yanıtlar
merhaba'na merhaba kardeş.
devamını gör...
20 kağıt ateşle işlemini yapayım diyen moderatör
mastor ukdesi.
afedersiniz ama hem liyakatsiz hem de vizyonsuz moderatördür.* 20 lira ne yav? kaç dolares ediyor? püüü. isteyecekseniz değeriniz en az 10 dolar olsun sevgili modlar. 1,45 dolar ne kjhdgjk.
afedersiniz ama hem liyakatsiz hem de vizyonsuz moderatördür.* 20 lira ne yav? kaç dolares ediyor? püüü. isteyecekseniz değeriniz en az 10 dolar olsun sevgili modlar. 1,45 dolar ne kjhdgjk.
devamını gör...
sıcak şarap
eğer yolunuz nevşehir/ürgüp'ten geçerse mutlaka ordaki şarap evine uğrayıp içmenizi şiddetle öneririm.
devamını gör...
bumin kağan
önce çindeki iç savaşta etkin rol oynayarak desteklediği kişinin imparator olmasına yardımcı olmuş bunun karşılığında da çin tarafından kendisine pek çok hediye ve resmi bir elçi yollanmıştır.
özellikle çinden resmi bir elçi alması nedeniyle prestijinin artmış olması önemlidir bu konuda.
sonra yine benzer tarihlerde juan juanlara saldırı hazırlığı planlayan başka bir türk boyuna beklenmedik bir sefer düzenleyip bu boyu kendine bağlamış böylece asker sayısı da iyice artmış.
tüm bunlara karşın juan juanlara bağlılıklarını sürdürmektedir ve artık bağımsızlık için açıktan mücadeleye başlama kararı alır.
neyse juan juanların kağanının kızı ile evlenmek istediğini bildirir juan juanlar sanırım beklediği gibi olumsuz yanıtlar hatta hakaret ederler.
bumin kağanın juan juanlara karşı açacağı savaşın bahanesi hazırlanmış olur ve kışın yeni yeni bittiği bir bahar günü ani bir saldırı ile bütün juan juan yurdunu ele geçirir pek çok juan juan kılıçtan geçirilir sadece kaçabilenleri sağ kalır ancak bunlarda daha sonra bulundukları yerlerde öldürülür.
böylece köktürk kağanlığı kurulmuş olur. ancak ne yazık ki bağımsızlıktan bir yıl kadar sonra kendisi ölür.
özellikle çinden resmi bir elçi alması nedeniyle prestijinin artmış olması önemlidir bu konuda.
sonra yine benzer tarihlerde juan juanlara saldırı hazırlığı planlayan başka bir türk boyuna beklenmedik bir sefer düzenleyip bu boyu kendine bağlamış böylece asker sayısı da iyice artmış.
tüm bunlara karşın juan juanlara bağlılıklarını sürdürmektedir ve artık bağımsızlık için açıktan mücadeleye başlama kararı alır.
neyse juan juanların kağanının kızı ile evlenmek istediğini bildirir juan juanlar sanırım beklediği gibi olumsuz yanıtlar hatta hakaret ederler.
bumin kağanın juan juanlara karşı açacağı savaşın bahanesi hazırlanmış olur ve kışın yeni yeni bittiği bir bahar günü ani bir saldırı ile bütün juan juan yurdunu ele geçirir pek çok juan juan kılıçtan geçirilir sadece kaçabilenleri sağ kalır ancak bunlarda daha sonra bulundukları yerlerde öldürülür.
böylece köktürk kağanlığı kurulmuş olur. ancak ne yazık ki bağımsızlıktan bir yıl kadar sonra kendisi ölür.
devamını gör...
orhan veli dizeleri
ah aydınlıklardan uzaktayım
kafamda dağılmayan sükûn.
ölmedim lâkin, yaşamaktayım
dinle bak vurmada nabzı ruhun.
t: güneş şiirinden bir dize.
devamını gör...
bir derdim var
mor ve ötesi'ne ait parça.
bir derdim var artık tutamam içimde
gitsem nereye kadar, kalsam neye yarar
hiç anlatamadım, hiç anlamadılar
herkes neden düşman, herkes neden düşman
unuttuk hepsini, nuhun nefesini
gelme yanıma sen başkasın ben başka
bir derdim var artık tutamam içimde
gitsem nereye kadar, kalsam neye yarar
hiç anlatamadım, hiç anlamadılar
bak bu son perde oyun yok bundan sonra
ışık yok hiç bir şey yok, yok, yok, yok
bir derdim var
bir derdim var artık tutamam içimde
bir derdim var artık tutamam içimde
gitsem nereye kadar, kalsam neye yarar
hiç anlatamadım, hiç anlamadılar
herkes neden düşman, herkes neden düşman
unuttuk hepsini, nuhun nefesini
gelme yanıma sen başkasın ben başka
bir derdim var artık tutamam içimde
gitsem nereye kadar, kalsam neye yarar
hiç anlatamadım, hiç anlamadılar
bak bu son perde oyun yok bundan sonra
ışık yok hiç bir şey yok, yok, yok, yok
bir derdim var
bir derdim var artık tutamam içimde
devamını gör...
ahmet hakan'ın medya oscarı ödülünü alması
oscarlık oyuncu olmak bunu gerektirir. rolünün hakkını veriyor.
devamını gör...
memleketinin adını söylemeden anlat
boyoz, kızlar, çiğdem.
devamını gör...
