plütonun buzdan kalbi
nickaltı açılışı..
açılması geç oldu kusura bakılmasın.. dünden beri kafam sola yatık şekilde resme baktığımdan mütevelli geçirdiğim boyun fıtığı yüzündendir. çözemedim, hala çözemiyorum..
gerçek olması şaibeli, bir o kadar da gerçek gibi ki, bilemiyorum.
açılması geç oldu kusura bakılmasın.. dünden beri kafam sola yatık şekilde resme baktığımdan mütevelli geçirdiğim boyun fıtığı yüzündendir. çözemedim, hala çözemiyorum..
gerçek olması şaibeli, bir o kadar da gerçek gibi ki, bilemiyorum.
devamını gör...
yazarların kendine yakıştırmadığı bir hareket
sigara içmek.
devamını gör...
öğretmenin trip atıp dersten çıkması
online eğitim döneminde bazı derslerde yapasım geliyor. öğrencilerin hiçbir tepki vermemesi bir noktadan sonra bizi zorlayabiliyor
devamını gör...
bir yazar ya da şair neden yazma ihtiyacı duyar sorunsalı
insan, soluğunu kalıcı hale getirmek için yazar.
an itibariyle bulduğum söz.
tepe tepe kullanın bana dua edin.
an itibariyle bulduğum söz.
tepe tepe kullanın bana dua edin.
devamını gör...
arcane: league of legends
sonunda yayınlandı iki gözümün çiçeği dediğim animasyon. rito rito olalı iki eliyle bir fareyi doğrulttu sonunda.
editus communis. yeni entry girmeyelim şimdi boşuna. 3. bölüm sonunda powder "violet gitme" diye ağlarken gözleri dolmayan bizden değildir. koca adam, gözüme damla damlatılmış gibi yukarılara bakarken buldum kendimi.
editus communis. yeni entry girmeyelim şimdi boşuna. 3. bölüm sonunda powder "violet gitme" diye ağlarken gözleri dolmayan bizden değildir. koca adam, gözüme damla damlatılmış gibi yukarılara bakarken buldum kendimi.
devamını gör...
şebnem ferah'ın en güzel şarkısı
bence ''sil baştan'' şarkısıdır.
tanım: şebnem ferah'ın en sevdiğimiz şarkısını paylaştığımız başlıktır.
tanım: şebnem ferah'ın en sevdiğimiz şarkısını paylaştığımız başlıktır.
devamını gör...
brad pitt vs leonardo di caprio
di caprio'yu seçiyorum ben. di caprio'suz titanic düşünülemez.
devamını gör...
felipe melo
bir zamanlar galatasaray'da top kosturmus, brezilyali futbolcu.
futbol oynarken duygularini uc noktada yasamasi ve asiri hirsli olmasi; karsi takimi -ozellikle fenerbahçe'yi- olumune tahrik etmesi sebebiyle kendisine edilen kufurlerin haddi hesabi yoktur.
ukteydim doldum.
futbol oynarken duygularini uc noktada yasamasi ve asiri hirsli olmasi; karsi takimi -ozellikle fenerbahçe'yi- olumune tahrik etmesi sebebiyle kendisine edilen kufurlerin haddi hesabi yoktur.
ukteydim doldum.
devamını gör...
bir tartışmada duyduğun en güzel cümle
efsaneyi unutmayalım "sen abdulhamid 'i savundun"
devamını gör...
içinde insanlar görünen dört köşeli kutu
ehehehe dediğim başlık. saidi nursiye radyo göstermişler. içinde melekler konuşuyor demiş.
devamını gör...
ankara
hayatında bir kez bile deniz görmüş insanın, ıy ankara mı? demek hakkını kendisinde gördüğü, garip bir ıy ankara popülizmi ile şu sıralar pek sevilmeyen şehir, başkent.
bir çok istanbullunun inanılmaz bir egoyla 'pabucumun başkenti en büyük başkent biziz' tavrı ile yanaşıp suratınıza aliye rona gülüşü attığı şehir.
oysa ki, tüm lekelerine rağmen, tüm askerine, yalancı milletvekillerine rağmen, güzel şehirdir ankara. zoru sevenler için idealdir. bir kişiyi sevmek için sevenlere adanmıştır her sokağı. aşk acısı çektiğinizde kaçabileceğiniz bir taksim - kadiköy mesafesi yoktur. iyi dost gibidir. yüzünüze gerçekleri vurmakta asla geç kalmaz.
bir çok istanbullunun inanılmaz bir egoyla 'pabucumun başkenti en büyük başkent biziz' tavrı ile yanaşıp suratınıza aliye rona gülüşü attığı şehir.
oysa ki, tüm lekelerine rağmen, tüm askerine, yalancı milletvekillerine rağmen, güzel şehirdir ankara. zoru sevenler için idealdir. bir kişiyi sevmek için sevenlere adanmıştır her sokağı. aşk acısı çektiğinizde kaçabileceğiniz bir taksim - kadiköy mesafesi yoktur. iyi dost gibidir. yüzünüze gerçekleri vurmakta asla geç kalmaz.
devamını gör...
ayranı jelatinini tamamen açarak içen birey
lütfen başlık açarken birey demiyelim. çok üstüme alınıyorum efendim. hem ayran ne ü’len? rakı varken ayran içilir mi?
tövbe ve tövbe.
tövbe ve tövbe.
devamını gör...
çocukluktan kalma alışkanlıklar
kendi kendine konuşmak
içinden oyuncak çıkan çikolataları, sakızları almak
simli kalemler kullanmak.
içinden oyuncak çıkan çikolataları, sakızları almak
simli kalemler kullanmak.
devamını gör...
hekimlerin çoğunun kendisini allah sanmaları
hekimlerin kendisini allah sandığını düşünecek kadar hekim nefreti ile yaşayan insanların düşüncesi.
ölüyorum dediğinizde hekimlere koşmayacaksınız o zaman, homeopatik olup, evrenin gücü ile vırt zırt ile iyileşmeye çalışacaksınız.
hekimlerin kendilerini allah sandığı falan yok. sizler komplekslerinizi o kadar engelleyemiyorsunuz ki hakkını arayan, daha iyilerine layığım diyen herkesi düşman ilan edip, yaftalıyorsunuz.
hekimi dövüyorlar, bıçaklıyorlar, öldürüyorlar. ömrünüzde belki de tatil için iki gün gitmeyeceğiniz yerlere mecburi hizmete gönderiyorlar. devlet su işlerinin, öğretmenlerin, hakimlerin, polislerin evleri, lojmanları varken hekimlerin ortak kullanabilecekleri bir hekimevi bile yok.
her türlü bakanlığın servisi varken, hastaneler doktorlarına servis bile ayarlamıyor.
lise mezunu bekçinin mesleğe başladığı maaş ile üniversite sınavında ilk onbine giren öğrencilerin 6 sene eğitim öğretim sonunda aldığı maaş neredeyse başa baş.
sonra insanlar hakkını arayınca, yok bunlar allah, yok bunlar ego sahibi.
siz yaşamayı ölmemek ve her türlü eziyete katlanmak sandığınız için, azıcık sesini çıkaranı tu kaka ilan ediyorsunuz.
kısa zamanda bir hekime, mümkünse ruh ve sinir hastalıklarına görünmenizi temenni eder, acil şifalar dilerim.
ölüyorum dediğinizde hekimlere koşmayacaksınız o zaman, homeopatik olup, evrenin gücü ile vırt zırt ile iyileşmeye çalışacaksınız.
hekimlerin kendilerini allah sandığı falan yok. sizler komplekslerinizi o kadar engelleyemiyorsunuz ki hakkını arayan, daha iyilerine layığım diyen herkesi düşman ilan edip, yaftalıyorsunuz.
hekimi dövüyorlar, bıçaklıyorlar, öldürüyorlar. ömrünüzde belki de tatil için iki gün gitmeyeceğiniz yerlere mecburi hizmete gönderiyorlar. devlet su işlerinin, öğretmenlerin, hakimlerin, polislerin evleri, lojmanları varken hekimlerin ortak kullanabilecekleri bir hekimevi bile yok.
her türlü bakanlığın servisi varken, hastaneler doktorlarına servis bile ayarlamıyor.
lise mezunu bekçinin mesleğe başladığı maaş ile üniversite sınavında ilk onbine giren öğrencilerin 6 sene eğitim öğretim sonunda aldığı maaş neredeyse başa baş.
sonra insanlar hakkını arayınca, yok bunlar allah, yok bunlar ego sahibi.
siz yaşamayı ölmemek ve her türlü eziyete katlanmak sandığınız için, azıcık sesini çıkaranı tu kaka ilan ediyorsunuz.
kısa zamanda bir hekime, mümkünse ruh ve sinir hastalıklarına görünmenizi temenni eder, acil şifalar dilerim.
devamını gör...
her on yazardan dokuzunun aynı entryi girmesi
özellikle uzak durmaya çalıştığım durum. başlığı gördüğümde yazacaklarım kafamda şekillenir. tıkladığımda ona benzer bir şey yazıldığını görürsem tanımı beğenir, başka yazacak bir şeyim yoksa yavaşça başlığı terk ederim. aynı şeyleri tekrarlamanın bir faydası yok çünkü.
devamını gör...
sevgiliye ithaf edilebilecek en güzel dize
"ellerin diyorum ellerin,
harabe bir kentin sokaklarında uçan kelebekler gibi,
gün doğumu gibi, umut gibi
ellerin, onca sene ellerimi bekliyor gibi"
harabe bir kentin sokaklarında uçan kelebekler gibi,
gün doğumu gibi, umut gibi
ellerin, onca sene ellerimi bekliyor gibi"
devamını gör...
renkli göz
anlatim bozuklugu iceren biyolojik olarak eksiklik.
zira gozlerin hepsi renkli baktiginda; yesili-mavisi daha cok dikkat cekiyor diye kahverengisini ve dahi elasini otekilestirmek cok duzce degil mi ya ahahe.
tamam bende de var renkli de, ekstra skill yuklemiyor ki; renklendirme/piksel degisikligi olmadan senin gordugunu goruyorum, bahar alerjisi ben de oluyorum, hatta inanir misin bozulabildigi* icin gozluk bile kullaniyorum.*
goz gozdur, onemli olan islevi.*
zira gozlerin hepsi renkli baktiginda; yesili-mavisi daha cok dikkat cekiyor diye kahverengisini ve dahi elasini otekilestirmek cok duzce degil mi ya ahahe.
tamam bende de var renkli de, ekstra skill yuklemiyor ki; renklendirme/piksel degisikligi olmadan senin gordugunu goruyorum, bahar alerjisi ben de oluyorum, hatta inanir misin bozulabildigi* icin gozluk bile kullaniyorum.*
goz gozdur, onemli olan islevi.*
devamını gör...
ilginç etimolojik bağlantılar
çay ve tea. hemen hemen bütün dillerde aynı şekilde telaffuz edilir ve aynı anlama gelir.
çayın anavatanı çin'dir. mandarin lehçesinde ç'a, amoy lehçesinde t'e olarak kullanılır.
çayın ipek yolu üzerinden ulaştığı ülkelerde çay vb. kelimeler kullanılırken, deniz yoluyla ulaştığı ülkelerde tea vb. kelimeler kullanılmıştır. hollanda doğu hindistan şirketi (the dutch east ındia company), çin'den avrupa’ya ilk çay ihracatını yapan şirket olarak biliniyordu. böylelikle avrupalılar bu bitkiyi daha çok tea ismiyle tanıdı. aşağıda ülkelere göre söylenişini görebilirsiniz.
afrikaans : tee
arnavutça : caj (telaffuz edilen chai)
arapça : chai veya şeytan
ermenice : te
azerice : caj (telaffuz edilen chai)
bask : çay
belarusça : harbatu
bengalce / bangla : cha
bulgarca : chai
katalanca : té
çince (kanton) : cha
çince (mandarin) : cha (ikinci ton / yükselen bir tonda "a" ile telaffuz edilir)
hırvatça : caj (telaffuz edilen chai)
çek : caj (telaffuz edilen cha-i)
danca : te
hollandaca : thee
ingilizce : tea
esperanto : teo
filipinli / tagalog : tsaa
fince : tee
fransızca : le thé (erkeksi)
galiçya : té
gürcüce : chai
almanca : der tee
yunanca : tsai
haiti kreol : té
ibranice : teh
hintçe : chai
macarca : çay (çoğul: tik ağacı)
irlandalı : tae
italyanca : te (telaffuz)
izlandaca : te
endonezya dili: teh
japonca : o-cha
korece : cha
letonca : teja (telaffuz edilen tay-ya)
lüksemburgca : téi
makedonca : chaj (telaffuz edilen chai)
malay dili : teh
malta dili : te
norveççe : te
farsça : chay (çoğu bölgede belirgin chai)
lehçe : herbata
portekizce : cha (brezilya aksanıyla telaffuz edilen shah)
romence : ceai
rusça : chai
sırp : caj (telaffuz edilen chai)
slovakça : caj (telaffuz edilen chai)
slovence : caj (telaffuz edilen chai)
somali : şaah
ispanyolca : el té (erkeksi; telaffuz edilen tay)
svahili : chai (telaffuz edilen cha-i)
isveççe : te
taiwanese : de
tamilce ( sri lanka ) : çay
tayland : chah (chah yen tay buzlu çay anlamına gelir)
tibet : cha veya ja
türkçe : çay
ukraynaca : chaj (telaffuz edilen chay)
urduca : chai
(kuzey) vietnam dili: che
(güney) vietnamlı : tra (bazen telaffuz edilen cha veya ja)
galce : te
yidiş : tey
zulu : itiye
kaynak
kaynak
çayın anavatanı çin'dir. mandarin lehçesinde ç'a, amoy lehçesinde t'e olarak kullanılır.
çayın ipek yolu üzerinden ulaştığı ülkelerde çay vb. kelimeler kullanılırken, deniz yoluyla ulaştığı ülkelerde tea vb. kelimeler kullanılmıştır. hollanda doğu hindistan şirketi (the dutch east ındia company), çin'den avrupa’ya ilk çay ihracatını yapan şirket olarak biliniyordu. böylelikle avrupalılar bu bitkiyi daha çok tea ismiyle tanıdı. aşağıda ülkelere göre söylenişini görebilirsiniz.
afrikaans : tee
arnavutça : caj (telaffuz edilen chai)
arapça : chai veya şeytan
ermenice : te
azerice : caj (telaffuz edilen chai)
bask : çay
belarusça : harbatu
bengalce / bangla : cha
bulgarca : chai
katalanca : té
çince (kanton) : cha
çince (mandarin) : cha (ikinci ton / yükselen bir tonda "a" ile telaffuz edilir)
hırvatça : caj (telaffuz edilen chai)
çek : caj (telaffuz edilen cha-i)
danca : te
hollandaca : thee
ingilizce : tea
esperanto : teo
filipinli / tagalog : tsaa
fince : tee
fransızca : le thé (erkeksi)
galiçya : té
gürcüce : chai
almanca : der tee
yunanca : tsai
haiti kreol : té
ibranice : teh
hintçe : chai
macarca : çay (çoğul: tik ağacı)
irlandalı : tae
italyanca : te (telaffuz)
izlandaca : te
endonezya dili: teh
japonca : o-cha
korece : cha
letonca : teja (telaffuz edilen tay-ya)
lüksemburgca : téi
makedonca : chaj (telaffuz edilen chai)
malay dili : teh
malta dili : te
norveççe : te
farsça : chay (çoğu bölgede belirgin chai)
lehçe : herbata
portekizce : cha (brezilya aksanıyla telaffuz edilen shah)
romence : ceai
rusça : chai
sırp : caj (telaffuz edilen chai)
slovakça : caj (telaffuz edilen chai)
slovence : caj (telaffuz edilen chai)
somali : şaah
ispanyolca : el té (erkeksi; telaffuz edilen tay)
svahili : chai (telaffuz edilen cha-i)
isveççe : te
taiwanese : de
tamilce ( sri lanka ) : çay
tayland : chah (chah yen tay buzlu çay anlamına gelir)
tibet : cha veya ja
türkçe : çay
ukraynaca : chaj (telaffuz edilen chay)
urduca : chai
(kuzey) vietnam dili: che
(güney) vietnamlı : tra (bazen telaffuz edilen cha veya ja)
galce : te
yidiş : tey
zulu : itiye
kaynak
kaynak
devamını gör...
nazım hikmet ran
"şehrime gel sevgili.
yarın çık gel bırak her şeyi, bir bekleyenim var de gel.
gel ki, bu şehir adımlarınla anlamlansın.
gel ki, bu şehir nefretim olmaktan çıksın.
gel ki, nefes alayım.
gel..."
-nâzım hikmet ran-
yarın çık gel bırak her şeyi, bir bekleyenim var de gel.
gel ki, bu şehir adımlarınla anlamlansın.
gel ki, bu şehir nefretim olmaktan çıksın.
gel ki, nefes alayım.
gel..."
-nâzım hikmet ran-
devamını gör...
