güne bir şiir bırak
ne diyordu şair; yıkıldı yolunu bekleyen şehir, şimdi gelsen de bir gelmesen de bir.
devamını gör...
18 şubat 2021 apartman boşluğu yayın
benim şöyle bir sorum olacak. daddy için de geçerli, hatta sevgili sek ve thekirps de cevap verebilir bu soruya.
sanatsal filmlerle aranız nasıl? nuri bilge ceylan, zeki demirkubuz, ömer kavur gibi yönetmenlerin sakin, hafif sessiz ve hatta kimine göre sıkıcı olan filmlerini sıkılmadan sonuna kadar izleyebilir misiniz?
sanatsal filmlerle aranız nasıl? nuri bilge ceylan, zeki demirkubuz, ömer kavur gibi yönetmenlerin sakin, hafif sessiz ve hatta kimine göre sıkıcı olan filmlerini sıkılmadan sonuna kadar izleyebilir misiniz?
devamını gör...
yazarların ilk sarhoş olduğu an
hiç içmediğim için sarhoş da olmadım.
nasıl bir şey bilmiyorum.
gerek görmedim.
yapar mıyım güvendiğim, sevdiğim kişilerle belki ilerde.
pişman mıyım? hiç değilim.
merak ediyor muyum? etmiyorum.
nasıl bir şey bilmiyorum.
gerek görmedim.
yapar mıyım güvendiğim, sevdiğim kişilerle belki ilerde.
pişman mıyım? hiç değilim.
merak ediyor muyum? etmiyorum.
devamını gör...
aşırı romantizmin baydığı gerçeği
30 yaşından sonra anladığım gerçek. böyle vıcık vıcık sevgi gösterileri ortamdan kaçma isteği uyandırıyor bende. insan sevdiğini, verdiği değeri gün içerisindeki hareketleriyle göstermeli ve en azından kendi düşünceme göre böylesi yeterli.
hele dizilerde uzun uzun izletilen romantik sahnelerde içim bayılıyor, televizyona kafa atasım geliyor resmen.
hele dizilerde uzun uzun izletilen romantik sahnelerde içim bayılıyor, televizyona kafa atasım geliyor resmen.
devamını gör...
15 haziran 2021 sgk'lı tüm çalışanlara aşı randevusu verilmesi
mutlu eden bir gelişmedir. henüz bizim yaş grubumuza inmediği için bir süre daha aşı olamayacağımı düşünüyordum, o yüzden bu haberi duyunca 'yine bir şey olur bize sıra gelmez' diye düşünmüştüm. * ancak biraz önce e-nabızı kontrol ettim ve gerçek olduğunu gözlerimle görmüş oldum. sistem biraz daha rahatladığında randevumu alacağım. hepimize iyi aşılar. *
devamını gör...
georg cantor
tam adıyla georg ferdinand ludwig philipp cantor* ünlü alman matematikçidir. prof. dr. ali sinan sertöz'ün deyişiyle çağının ötesinde bir matematikçidir. bilim dünyasının "sıradışı" profesörü olarak anılır.
kümeler kuramının kurucusudur.kümeler arasında birebir eşlemenin önemini ortaya koymuştur, "sonsuz küme" kavramına matematiksel bir tanım getirmiş ve gerçel sayıların sonsuzluğunun doğal sayıların sonsuzluğundan "daha büyük" olduğunu ispatlamıştır. ayrıca kardinal sayı ve ordinal sayı kavramlarını ortaya atmış ve bu sayıların aritmetiğini tanımlamıştır. 1890 yılında alman matematik derneğini kurmuştur.
matematiğe olan ilgisi anlaşılınca matematik eğitimi almış- berlin üniversitesi'nin efsanevi matematikçileri olan kronecker, weierstrass ve kummer'dan- ve mezun olunca halle üniversitesi'nde göreve başlamıştır. zamanı gelip cantor sıradışı fikirlerini ortaya koyunca kronecker'ın en büyük düşmanı, weierstrass'ın da en büyük destekçilerinden olacağını kim bilebilirdi?

cantor'un zorlu serüveninin başlangıcı birebir ve örten fonksiyon kavramlarının çağının ötesinde bir anlayışla kullanmasıyla gerçekleşmiştir. sonsuz kümelerin farklı sayıda olabileceğini de bize cantor göstermiştir. hayal edip idrak etmesi güç gerçekten. cantor'un ne kadar özel biri olduğunu anlayabiliriz böylelikle.
uzaydaki nokta sayısı: sonsuzluğu saymaya başlayınca insan nerede duracağını bilemiyor. cantor bize sadece 0 ile 1 arasındaki reel sayıların miktarı ile düzlemdeki herhangi bir büyüklükte bir karenin içindeki nokta sayısının da aynı olduğunu söylüyor. yani bu nokta kümeleri arasında birebir ve örten bir fonksiyon kuruyor. insanlar daha bunu kabullenmeye çalışırken cantor daha ileri gidip aslında yaşadığımız üç boyutlu uzaydaki herhangi bir küpün ya da kürenin içindeki nokta sayısının da yine 0 ile 1 arasındaki reel sayılar kadar olduğunu gösteriyor. 1 adım sonra ne diyeceğini tahmin etmenin çaresizliği ile insanlar cantor'u dinliyor ve cantor n-boyutlu uzaydaki tüm noktaların sayısının da yine 0 ile 1 arasındaki reel sayılar kadar olduğunu söylüyor. ve bu insanlar 19. yüzyılda logaritma tabloları ile hesap yapmaya çalışan insanlar. cantor'u sevmemiş olmalarında şaşırtıcı bir yön yok. cantor'u çekemeyenlerin tek tesellisi cantor'un tam sayıların sayısı ile reel sayıların sayısı arasında kalan başka bir sonsuz sayı olup olmadığı problemini bir sonuca bağlayamadan ölmesidir.
cantor'dan geriye sonsuzluk kavramı ve kümeler kuramı kalmıştır. tüm kümelerin oluşturduğu bir kümenin alt kümeler kümesinin bu kümenin içine sığamayacağı gibi paradokslarla, matematikçilere kümeler kuramına ciddi belitler yardımıyla yaklaşmak gerektiğini öğretti. bugün kullandığımız zermelo-frankel küme belitlerinin ortaya çıkmasına yol açtı.
cantor küme kavramının ciddi bir şekilde ele alınması gerektiğini, ciddiye alınmazsa içinden çıkılmaz paradokslarla boğuşacağımız düşüncesini de ilk dile getiren kişi olmuştur. cantor insanların çığır açan fikirlerini kabul edeceğine inansa da eminim bu kadar geç ve ruh sağlığını kaybettireceğini düşünememiştir. kıskançlık, bağnazlık ve alışılmışın dışına çıkamama dönemin insanlarında çokça görülen bir durum olmuştur. gerçi dönem değişse de insanlar hala değişmez. neyse geç olsun güç olmasın diyerek kendimizi avutup duralım.

günümüzde, cantor'un fikirleri matematikçilerin büyük çoğunluğu tarafından doğru kabul edilmekte ve matematik tarihinin en önemli paradigma değişimlerinden biri olarak tanınmaktadır. david hilbert, "cantor'un yarattığı cennetten bizi kimse kovamayacaktır" diyerek cantor'un katkılarının önemini vurgulamıştır.
anladığımız üzere zamanında cantor bu fikirleri için yoğun bir şekilde eleştiri almıştır. insanlar cantor'un fikirlerine ayak uyduramamıştır. "çağının ötesinde bir matematikçi" kavramı tam anlamıyla cantor'a göre.
sonsuzluğun sınırında yalnız bir adam: georg cantor
sonsuzluğun ve modern matematiğin babası: georg cantor
ünlü matematikçi kronecker cantor için "hain, gençleri zehirleyen bir bilim şarlatanı" ifadelerini kullanmış, poincare ise "matematiği saran ağır bir hastalık" benzetmesini yaparak canım cartoncuğuma laf etmişlerdir. kimse kusura bakmasın hepsi kendisiler. yedirmem cantorcuğumu!!!
ayrıca din adamları da her zamanki gibi bilime ters olduklarından dolayı cantor'a karşı bir saldırı içerisindelerdi.
gösta mittag-leffler, dedekind, david hilbert ve weierstrass ise köstekçilere karşı cantor'un yanında durup destekçilerinden olmuşlardır. fakattt cantor artık dayanamadı ve depresyon yılları cantor için başlamış oldu. ölene kadar sık sık hastaneye yatacak ve sık sık tedavi görecekti artık cantor. ama hastaneden yazdığı mektuplarında hala sağlığına kavuşup bir an önce matematik çalışmayı düşlediğini yazar dururmuş canımın içi cantor. ama bir daha matematik çalışacak kadar sağlığı yerinde olamadı.. fakat boş durmayıp alman matematik derneğini kurdu. ah cantor.. ne hale getirdiler seni.
cantor ağır eleştirilere konu olduğunu ömrünün son gününe kadar duyduğu için kalbi kırık ayrıldı aramızdan. ama unutmasın ki adının geçtiği bir kümenin bugün ders kitaplarında yer aldığını ve bizlerin onu andığını. iyi ki var olmuşsun georg cantor.
(bkz: cantor teoremi)
unutmayın ki sevgili okurlar sonsuzluğa asla ulaşamayız.
zamanında bu yazıyı oluştururken bana destek olan ve anlamamı sağlayan sigma'ya teşekkürlerimi sunuyorum..
kaynak: 1
2)tübitak bilim ve teknik dergisi 2016 eylül* sayısı syf. 66-74 prof. dr. ali sinan sertöz (bilkent üniversitesi fen fakültesi matematik bölümü)
kümeler kuramının kurucusudur.kümeler arasında birebir eşlemenin önemini ortaya koymuştur, "sonsuz küme" kavramına matematiksel bir tanım getirmiş ve gerçel sayıların sonsuzluğunun doğal sayıların sonsuzluğundan "daha büyük" olduğunu ispatlamıştır. ayrıca kardinal sayı ve ordinal sayı kavramlarını ortaya atmış ve bu sayıların aritmetiğini tanımlamıştır. 1890 yılında alman matematik derneğini kurmuştur.
matematiğe olan ilgisi anlaşılınca matematik eğitimi almış- berlin üniversitesi'nin efsanevi matematikçileri olan kronecker, weierstrass ve kummer'dan- ve mezun olunca halle üniversitesi'nde göreve başlamıştır. zamanı gelip cantor sıradışı fikirlerini ortaya koyunca kronecker'ın en büyük düşmanı, weierstrass'ın da en büyük destekçilerinden olacağını kim bilebilirdi?

cantor'un zorlu serüveninin başlangıcı birebir ve örten fonksiyon kavramlarının çağının ötesinde bir anlayışla kullanmasıyla gerçekleşmiştir. sonsuz kümelerin farklı sayıda olabileceğini de bize cantor göstermiştir. hayal edip idrak etmesi güç gerçekten. cantor'un ne kadar özel biri olduğunu anlayabiliriz böylelikle.
uzaydaki nokta sayısı: sonsuzluğu saymaya başlayınca insan nerede duracağını bilemiyor. cantor bize sadece 0 ile 1 arasındaki reel sayıların miktarı ile düzlemdeki herhangi bir büyüklükte bir karenin içindeki nokta sayısının da aynı olduğunu söylüyor. yani bu nokta kümeleri arasında birebir ve örten bir fonksiyon kuruyor. insanlar daha bunu kabullenmeye çalışırken cantor daha ileri gidip aslında yaşadığımız üç boyutlu uzaydaki herhangi bir küpün ya da kürenin içindeki nokta sayısının da yine 0 ile 1 arasındaki reel sayılar kadar olduğunu gösteriyor. 1 adım sonra ne diyeceğini tahmin etmenin çaresizliği ile insanlar cantor'u dinliyor ve cantor n-boyutlu uzaydaki tüm noktaların sayısının da yine 0 ile 1 arasındaki reel sayılar kadar olduğunu söylüyor. ve bu insanlar 19. yüzyılda logaritma tabloları ile hesap yapmaya çalışan insanlar. cantor'u sevmemiş olmalarında şaşırtıcı bir yön yok. cantor'u çekemeyenlerin tek tesellisi cantor'un tam sayıların sayısı ile reel sayıların sayısı arasında kalan başka bir sonsuz sayı olup olmadığı problemini bir sonuca bağlayamadan ölmesidir.
cantor'dan geriye sonsuzluk kavramı ve kümeler kuramı kalmıştır. tüm kümelerin oluşturduğu bir kümenin alt kümeler kümesinin bu kümenin içine sığamayacağı gibi paradokslarla, matematikçilere kümeler kuramına ciddi belitler yardımıyla yaklaşmak gerektiğini öğretti. bugün kullandığımız zermelo-frankel küme belitlerinin ortaya çıkmasına yol açtı.
cantor küme kavramının ciddi bir şekilde ele alınması gerektiğini, ciddiye alınmazsa içinden çıkılmaz paradokslarla boğuşacağımız düşüncesini de ilk dile getiren kişi olmuştur. cantor insanların çığır açan fikirlerini kabul edeceğine inansa da eminim bu kadar geç ve ruh sağlığını kaybettireceğini düşünememiştir. kıskançlık, bağnazlık ve alışılmışın dışına çıkamama dönemin insanlarında çokça görülen bir durum olmuştur. gerçi dönem değişse de insanlar hala değişmez. neyse geç olsun güç olmasın diyerek kendimizi avutup duralım.

günümüzde, cantor'un fikirleri matematikçilerin büyük çoğunluğu tarafından doğru kabul edilmekte ve matematik tarihinin en önemli paradigma değişimlerinden biri olarak tanınmaktadır. david hilbert, "cantor'un yarattığı cennetten bizi kimse kovamayacaktır" diyerek cantor'un katkılarının önemini vurgulamıştır.
anladığımız üzere zamanında cantor bu fikirleri için yoğun bir şekilde eleştiri almıştır. insanlar cantor'un fikirlerine ayak uyduramamıştır. "çağının ötesinde bir matematikçi" kavramı tam anlamıyla cantor'a göre.
sonsuzluğun sınırında yalnız bir adam: georg cantor
sonsuzluğun ve modern matematiğin babası: georg cantor
ünlü matematikçi kronecker cantor için "hain, gençleri zehirleyen bir bilim şarlatanı" ifadelerini kullanmış, poincare ise "matematiği saran ağır bir hastalık" benzetmesini yaparak canım cartoncuğuma laf etmişlerdir. kimse kusura bakmasın hepsi kendisiler. yedirmem cantorcuğumu!!!
ayrıca din adamları da her zamanki gibi bilime ters olduklarından dolayı cantor'a karşı bir saldırı içerisindelerdi.
gösta mittag-leffler, dedekind, david hilbert ve weierstrass ise köstekçilere karşı cantor'un yanında durup destekçilerinden olmuşlardır. fakattt cantor artık dayanamadı ve depresyon yılları cantor için başlamış oldu. ölene kadar sık sık hastaneye yatacak ve sık sık tedavi görecekti artık cantor. ama hastaneden yazdığı mektuplarında hala sağlığına kavuşup bir an önce matematik çalışmayı düşlediğini yazar dururmuş canımın içi cantor. ama bir daha matematik çalışacak kadar sağlığı yerinde olamadı.. fakat boş durmayıp alman matematik derneğini kurdu. ah cantor.. ne hale getirdiler seni.
cantor ağır eleştirilere konu olduğunu ömrünün son gününe kadar duyduğu için kalbi kırık ayrıldı aramızdan. ama unutmasın ki adının geçtiği bir kümenin bugün ders kitaplarında yer aldığını ve bizlerin onu andığını. iyi ki var olmuşsun georg cantor.
(bkz: cantor teoremi)
unutmayın ki sevgili okurlar sonsuzluğa asla ulaşamayız.
zamanında bu yazıyı oluştururken bana destek olan ve anlamamı sağlayan sigma'ya teşekkürlerimi sunuyorum..
kaynak: 1
2)tübitak bilim ve teknik dergisi 2016 eylül* sayısı syf. 66-74 prof. dr. ali sinan sertöz (bilkent üniversitesi fen fakültesi matematik bölümü)
devamını gör...
trollere gösterilen gereksiz müsamaha
sözlüğün ve yönetimin samimiyetini sorgulatan müsamaha. bir ortamda adam kayırmacılık varsa orada iyi niyet ve samimiyetten zaten bahsedilemez. farklılıktan, çok seslilikten, renklilikten kastımız buraya gelip de bir cinsiyet üzerinden gevşek gevşek yazıp çizip de ego mastürbasyonu yapılması değildi. şu entryi yazmaya bile imtina ediyorum bir yandan, gevşekler 'nasıl da ses getiriyoruz ama yeaa' diyerek eğlenecek diye. şu sözlükte küfür olmasa ne olur böyle tipler barınabildikten sonra.
devamını gör...
yeni takipçi bildirimi
benim gibi karma fakiri yazarların göremeyeceği bildirim.
devamını gör...
allah'ın vip kulu
saçma bir başlıktır. allah katında haşa "v.i.p" kul yoktur. diğer bazılarına oranla daha üstün olan kullar vardır. üstün olan kul da, "ben üstünüm" diyen değil, "ben acizim" diyendir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının süper güçleri
uçabiliyorum. kanıtlamak zorunda da değilim .
devamını gör...
dört temel element
devamını gör...
en ahmet kaya özelliğiniz
beni tarihle yargılamalarını istiyorum, felsefe ile anlamalarını…
devamını gör...
yazarların yalnızlık seviyesi
zeki müren - gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar.
*
*
devamını gör...
marilyn monroe
hayatı boyunca zatüree ve bronşitten çok çekmiştir. bunun nedeni ise halkın önüne çıkmadan önce buzla dolu bir küvete girmesiymiş .çektiği acıyı azaltmak için uyuşturucu alarak buz gibi suyun içinde saatlerce yatıp ; memelerinin ve poposunun dik olmasının sağlıyormuş. biz sabahları erken kalkıp duş almaya üşenirken kadındaki disiplin gerçekten takdire şayanmış.
devamını gör...
filmi varken gidip sayfalarca roman okuyan tip
akıllı adamdır. kendi hayal gücüne güvenir. kitap okurken yazarın düşündüğü şeyleri gözümüzde canlandırmaya çalışırken film izlerken yazarın düşündüğü şeyleri gözünde canlandıran yönetmenin bu düşünceleri görsele dökmesini izliyoruz ki bu bizi düşünce tembeli ve haya gücü fukarası yapar.
devamını gör...
yeni gelin sorunsalı
sunumla kafayı bozmuş hanım kızımız.
devamını gör...
spinoza felsefesinin temelleri
o, tanımların, aksiyonların, önermelerin ve ispatların filozofudur. o, koskoca kant, hegel, nietzsche, marx, goethe ve sartre gibi düşünürleri derinden etkilemeyi başarabilmiş bir felsefecidir.
yahudi asıllı, hollanda’lı bir düşünür olup, rasyonalistdir.
kendinden önce gelen descartes’ten ciddi şekilde etkilenmiştir.
ancak, özellikle tanrı inancıyla ondan ayrılmıştır.
spinoza’ya göre felsefe bilgeliğe ulaşmanın yollarını aramaktır. onun gözünde felsefe sadece entellektüel bilgi değil, bir ihtiyaçtır. daha çok mutluluğa ulaşmanın yollarını aramıştır.
spinoza felsefesinin temeli töze dayalı metafiziktir.
ve tözü şöyle tanımlar. “ varolmak için kendisinden başka bir şeye ihtiyaç duymayan varlık.”
o, töz ile tanrıyı özdeşleştirmiştir. tanrı var olmaması düşünülemeyen varlıktır. yani tanrının varlığı bir zorunluluktan gelir ve her şeyin temelinde o vardır. o, varlığından dolayı yaratır. onun için bu bir seçim değil, bir zorunluluktur. var olan her şey tanrının bir tezahürüdür.
tözün yanı sıra doğayı da tanrı ile özdeşleştirmiştir. ve ortaya bir doğa tanrı kavramı çıkarmıştır. böyle bir tanrı inancından dolayı mensubu olduğu yahudi cemaatinden afaroz edilmiştir. ve yıllar boyunca da fikirleri linç edilmiştir.
ona göre insan için mutlak bir özgürlük yoktur. dış nedenlerin etkisi altında bulunduğumuzu, bu nedenle bütün eylemlerimizin sorumlusu olamayacağımızı söyler.
en büyük eseri olan etika’ yı geometrik yöntemle yazmıştır.
yahudi asıllı, hollanda’lı bir düşünür olup, rasyonalistdir.
kendinden önce gelen descartes’ten ciddi şekilde etkilenmiştir.
ancak, özellikle tanrı inancıyla ondan ayrılmıştır.
spinoza’ya göre felsefe bilgeliğe ulaşmanın yollarını aramaktır. onun gözünde felsefe sadece entellektüel bilgi değil, bir ihtiyaçtır. daha çok mutluluğa ulaşmanın yollarını aramıştır.
spinoza felsefesinin temeli töze dayalı metafiziktir.
ve tözü şöyle tanımlar. “ varolmak için kendisinden başka bir şeye ihtiyaç duymayan varlık.”
o, töz ile tanrıyı özdeşleştirmiştir. tanrı var olmaması düşünülemeyen varlıktır. yani tanrının varlığı bir zorunluluktan gelir ve her şeyin temelinde o vardır. o, varlığından dolayı yaratır. onun için bu bir seçim değil, bir zorunluluktur. var olan her şey tanrının bir tezahürüdür.
tözün yanı sıra doğayı da tanrı ile özdeşleştirmiştir. ve ortaya bir doğa tanrı kavramı çıkarmıştır. böyle bir tanrı inancından dolayı mensubu olduğu yahudi cemaatinden afaroz edilmiştir. ve yıllar boyunca da fikirleri linç edilmiştir.
ona göre insan için mutlak bir özgürlük yoktur. dış nedenlerin etkisi altında bulunduğumuzu, bu nedenle bütün eylemlerimizin sorumlusu olamayacağımızı söyler.
en büyük eseri olan etika’ yı geometrik yöntemle yazmıştır.
devamını gör...
tanım yaparken yorum katmamak
önce tanım sonra yorum yapılmalıdır bence.
devamını gör...
akp'li özlem zengin'e çıplak arama tepkisi
eski tmmob mimarlar odası istanbul büyükkent şube yöneticilerinden mücella yapıcı, akp grup başkanvekili özlem zengin'in "çıplak arama yoktur" sözleri sonrası sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile tepki gösterdi. yapıcı, "beni 60 yaşımda aşağılayıcı bir şekilde çıplak aramaya maruz bıraktınız" dedi.
--- alıntı ---
hdp kocaeli milletvekili ömer faruk gergerlioğlu, meclis'te yaptığı bir konuşmada, "uşak'ta gözaltına alınan 30 üniversite öğrencisi kadının çıplak aramaya maruz bırakıldığını" dile getirdi. gergerlioğlu'nun iddiasına yönelik konuşan akp'li özlem zengin, "meclis'i terörize ediyor, çıplak arama yoktur" dedi.
--- alıntı ---
kaynak
--- alıntı ---
hdp kocaeli milletvekili ömer faruk gergerlioğlu, meclis'te yaptığı bir konuşmada, "uşak'ta gözaltına alınan 30 üniversite öğrencisi kadının çıplak aramaya maruz bırakıldığını" dile getirdi. gergerlioğlu'nun iddiasına yönelik konuşan akp'li özlem zengin, "meclis'i terörize ediyor, çıplak arama yoktur" dedi.
--- alıntı ---
kaynak
devamını gör...
