yıllar önce barış manço'nun yaptığı, mehmet erdem' inde çok güzel yorumladığı
sarı çizmeli mehmet ağa şarkısı,

yeni türkü'nün
(bkz: cevriye hanım)

şarkısı gibi şarkılardır.
kıskandığım isimlerdir. *
devamını gör...

'dünyanın tepesinde' gibi bir anlama denk gelen ve imagine dragons'un 2012 tarihlinight visions albümünde yer alan harika bir şarkıdır.

video klibinde ise pek çok yere başarılı ve nükteli göndermeler yapılmıştır. bunlardan en göze çarpanı elbette 'amerikalı astronotların gerçekten aya çıkmadığı, bunu dünyada kurulan bir platformda sahneledikleri' inanışıdır* .
buna ek olarak yaya geçidindeki yürüyüş beatles'a; televizyondan amerikalıların uzaya çıkışını kıskançlıkla izleyen maymun ile kozmonotlar sovyet rusya ve soğuk savaşa göndermedir. başka göndermeler de mevcut ama hepsini söylersem parçanın ve klibin gizemi kalmaz:)

bu arada on top of the world ifadesi,dünyanın etrafımızda döndüğünü sandığımız ve o enerjiyle kendimizi dünyanın tepesinde hissettiğimiz gençlik dönemlerini tanımlıyor.

gerçekten de insanın kendisini genç hissedesi geliyor bu şarkıyı her dinlediğinde:
'cause i'm on top of the world 'ay
devamını gör...

pink floyd'un başından sonuna kadar kusursuz bir albümüdür. zamanının çok çok ötesinde olmasının yanı sıra hala dinlenme rekorları kıran da bir albümdür.
devamını gör...

aslında çok değerli bir özgürlüğümüz. kesinlikle şahsi ve biricik; başka birine bazı ayrıntılarını anlatsak bile asla aynı rüyayı deneyimleyemez, kimse başkasının rüyasına girip karışamaz. ben rüya gördüğümde genellikle çok huzurlu hissediyorum. her zaman güzel şeyler görmesem de o rüyanın sadece benim oluşu ve kimsenin burnunu sokamayacağı bir yer oluşu iyi geliyor. yalnızlıktan hoşlanmamın da bu durumda bir etkisi var muhakkak.

ama bir şirket veya devlet (herhangi bir otorite), rüyalara müdahale edebiliyor olsaydı nasıl olurdu? mesela philip k. dick'in 1969 yılında yazdığı galaktik çömlek tamircisi adlı kitapta tasvir edilen gelecekte herkes aynı rüyayı görmek zorunda. kitaptan, sadece mekanizmanın ne olduğu ve nasıl işlediği ile ilgili bir kısmı paylaştım aşağıda, gördüğü rüya kısmını da koymadım. hikayeyle ilgili önemli bir sürprizbozan yok ama siz bilirsiniz yine de.

--! spoiler !--

yatıp dört saat uyumaya karar verdi. saat yediydi; saatin alarmını on bire kurabilirdi.

doğru düğmeye bastığında duvardan kayan bir yatak odanın neredeyse tümünü kapladı. az önceki oturma odası şimdi yatak odası olmuştu. yatağın saat mekanizmasını dört saate kurdu, daracık yatağın izin verdiği ölçüde kendine rahat bir pozisyon buldu. mümkün olan en derin uyku halini hızlı ve güçlü bir biçimde harekete geçiren düğmeyi el yordamıyla buldu.

cihazdan bir vızıltı geldi.

lanet olası rüya devresi, dedi kendi kendine, bu kadar erken vakitte bunu kullanmak zorunda mıyım? birden fırlayıp kalktı, yatağın yanındaki çekmeceyi açtı ve kullanma kılavuzunu çıkardı. evet, yatak her kullanıldığında zorunlu rüya şarttı... elbette, eğer seks kolunu indirmezse. öyle yapayım bari, diye düşündü. kendi kendine, "makineye bir dişiyle birlikte olacağımı söyleyeceğim," dedi.

bir kez daha yatağa uzandı, uyku düğmesini etkinleştirdi.

"ağırlığınız yetmiş kilo," dedi yatak. "şu an üzerimde uzanan ağırlık tam olarak bu kadar. yani şu an bir cinsel birleşme yaşamıyorsunuz." mekanizma uyku düğmesini açmasını geçersiz kıldı ve aynı zamanda yatak ısınmaya başladı. yatağın içindeki ısı bobinleri joe'nun altında göstere göstere parladı.

öfkeli yatakla tartışamazdı. böylece uyku-rüya etkileşimini açtı ve kaderine razı olarak gözlerini kapadı.

hemen uykuya daldı; her zaman böyle olurdu. mekanizma kusursuzdu. rüya, yani o sırada dünyanın her yerinde uyumakta olan herkesin gördüğü rüya başladı.

herkes için tek rüya ama neyse ki her gece değişiyordu.

neşeli bir rüya sesi, "merhaba," dedi, "bu akşamki rüya reg baker tarafından yazıldı. adı, derin izler bırakan anılar. unutmayın dostlar, rüya fikirlerinizi gönderin ve büyük para ödülleri kazanın! eğer rüyanız kullanılırsa, masraflarının tümünün tarafımızdan karşılanacağı bir dünya dışı seyahat kazanacaksınız, üstelik dilediğiniz herhangi bir yöne."

rüya başladı.

--! spoiler !--
devamını gör...

dengeyi, düzeni, kurulu nizamı kaybetme hâli için söylenen bir deyimdir. şirâze, burada kitap cildini tutturan bez şerit anlamında ya da yağlı güreşçilerin kispetlerinin paça bölgesini ifade sadedinde gerçek anlamıyla değil fakat denge ve düzen mânâlarıyla kullanılmış.
''bulmasın şirâze-i cem'iyyet-i eczâ-yı sipihr
târ u mâr olsun benim hâl-i perişânım gibi.'' beytinde de leskofçalı gâlib, gökyüzünü oluşturan parçaları bir arada tutan düzen ve dengenin kendi perişan hâlinde olduğu gibi yıkılmasını, yok olmasını istemekle, ''şirâzesi kaymak'' deyiminde verilmek istenilen anlamı kast etmektedir.
devamını gör...

yaptığı şatafatlı düğünü, koluna taktığı bileziği, evine aldığı eşyası. kendi kendine değer vermeyen insanlardır. övündükleri şeyler çabalayarak emek ile kazanılmış başarılar değildir, aksine şans ile sahip olduğu şeylerdir.
devamını gör...

ve ocakta altı yeni kapatılmış sütün üzerinde ince bir kaymak tabakası peydah olmaktaydı....
devamını gör...

kanaatimce çok yanlış bir eylemdir.ortada aşırı şiddet vs gibi durumlar yoksa bir uzmandan destek alınmalı,aile toparlanmalıdır.ailenin dağılması toplumun dağılmasını beraberinde getirebilir. güzelleme yapmak yerine yardımcı olunmalıdır.
devamını gör...

avrupa' da genelde italyan sinemacılar tarafından yapılan, vahşi batı hakkındaki filmlerdir. spaghetti western terimi bu filmleri daha çok italyanlar yaptığı için amerikalı eleştirmenler tarafından kullanılmaya başlanmıştır. deneyimli spaghetti western oyuncusu aldo sambrell' e göre ise , 'spagetti western' ifadesi ispanyol gazeteci alfonso sánchez tarafından icat edilmiş. 1940' larda avrupa' da euro-western olarak tabir edilen bazı filmler yapılmış ama bu işi ilk ticari başarı haline getiren kişi italyan yönetmen sergio leone olmuş. 1964'te leone'nin yönettiği a fistfull of dollars türü öne çıkaran ve gerçekten ilk spagetti western tabir edilen film olmuştur. 1966 tarihli the good, the bad, the ugly bu filmi izler, 1968 tarihli destanı once upon a time in the west onun başyapıtı olarak kabul edilir. bu tarzın sevilmesinde leone filmlerinde oynayan clint eastwood' u da unutmamak lazım.

leone'ni bu filmlerde etkilendiği kişi ise ustaların ustası akira kurosawadır. kurosawa'nın yojimbo (1961) ve onun devamı olan sanjuro (1962) leone'nin eastwood'la yaptığı the man with no name (isimsiz adam) üçlemesinin temelini oluşturur. o kadar ki eastwood'un oynadığı bu seride kurosawa' nın bahsettiğim filmlerindeki ronini olan toshiro mifune ile pek çok ortak yanı var.

leone o kadar (!) etkilenmiş ki, a fistful of dollars (1964) filmini neredeyse yojimbo’ dan bire bir kopyalamış. telif hakkı kurosawa’ da olduğu için japon usta dava açmış ve kendi filminin gişesinden elde ettiği gelirin kat be kat fazlasını aldığı tazminattan karşılamış.

özellikle leone' nin çektiği filmlerde kurosawa' nın sinema tekniğinden de çok etkilenmiş, onun gibi geniş açı çekimler ve karakter yüzüne yakın çekimler yapmıştır. ve tabii ki harika müzikler. ennio morricone' nin zamanının çok ötesinde olan efsane müzikleri de bu türün sevilmesine neden olmuştur.
devamını gör...

efendim kendisi ile tanışıklığımız bu sözlükten eskidir ve bunu müthiş gözlem ve dikkatim sayesinde bir dedektif edasıyla çözdüğüm için çok mutlu ve aynı zamanda gururluyum. kendisinden bir madalya beklemiştim ama o kendisine ördek almamı istedi tersine...*

ayrıca kendisi nickaltı yazdığım ikinci yazar arkadaşım olup birinciyi de deli gibi kıskanmaktadır, bu da böyle biline *
evet bugün doğum günü kendisinin, dünden kutladım saymadı, mesaj ile kutladım yetmedi dedim buraya da yazayım.
sevgili domestic doğum günün kutlu olsun, nickaltın tebriklerle dolsun taşsın, kutlamalara yetişeme emi , türkan ile beraber mum üflediğin pasta fotoğrafı paylaş, beğeniden sözlük yıkılsın *
şakalar komiklikler bir yana bırakılırsa çok mutlu ol, sağlıklı ve huzurlu ol, neşen daim, üzüntülerin hep geçici olsun. *

gör gör nickaltı nasıl yazılır gör ve utan!*
devamını gör...

tam da benim kızımın durumu.
annesinin yedeği var.
devamını gör...

kale gibi sağlam karaktere, empati yeteneğine sahip, cefakar, vefakar, fedakar dost. kötü gün insanı. bir tür aziz. dört yapraklı yonca gibidir.
devamını gör...

bir jorge luis borges kitabıdır.

diğer kitapları kadar yoğun ve anlamlı bir o kadar da düşündürücü olan bu kitap, diğer birçok kitabından farklı olarak daha renkli.

borges, bu kitabında dünyaya gezerken dikkatini çeken her şeyi yazmış. her yazıya da bir fotoğraf eklemiş. basit bir fotoğrafın hikayesini anlat kitabı değil bu, çok daha fazlası.

borges her yazısında bizim görmediklerimizi görüyor, bizim anlamadıklarımızı anlıyor, bizi anlatamadıklarımızı yazıya döküyor. hem de bunu içine hapsolduğu karanlığı zekasını eşsiz ışıltısı ile aydınlatarak yapıyor.

ben öncelikle köşeler isimli yazıya hayran kaldım. borges gözleri görmediği için şehrin hangi köşesinin fotoğrafının eklendiğini bilmeden yazmış bu yazıyı. hayran olmamak elde değil. hissederek yazılan harika bir yazı.

beni en çok etkileyen ikinci yazı ise labirent. bu yazıda da yazının kendisini bir labirente çevirmiş büyük usta. bir labirenti, labirent şeklinde anlatmış. kelimelere hükmetmek herkesin harcı değil. ama borges bunu o kadar doğal bir şekilde yapıyor ki sanki herkes için o kadar basitmiş gibi geliyor yazı yazmak.

atlas vazgeçmeden bu kitabı mutlaka okuyun.
devamını gör...

italyan asıllı, amerikalı şarkıcı.

müzik kariyerinde laura pergolizzi olan isminin kısaltmasını kullanmaktadır.

şimdiye kadar dört stüdyo albümü yayınlamıştır.

ilk büyük çıkışını, "all ı have" şarkısı ile yaptıktan sonra 2016 yılında yayınladığı "lost on you" albümü ile ciddi bir başarı yakalamıştır.
devamını gör...

haaaave you met ted?
devamını gör...

şey her zaman ayrı yazılır..
devamını gör...

patates köfte. evet evet çocuk menüsü ama her türlü gideri var.
devamını gör...

sokak lambalarının üzgün oldukları için boyunlarının bükük olduğunu zannetmektir.*
devamını gör...

türküler söylerdik hep aynı telden, aynı sesten, aynı yürekten...
dağlara biz vermiştik morluğunu.
henüz
böyle yağlamanmamışken gençliğimiz.
devamını gör...

hikaye okumayı seven kişiler, edebiyatımıza çağdaş hikayecilik konusunda büyük katkıları olan doğa aşığı sait faik abasıyanık'ı en iyi yazar olarak görebilirler.
nahif bakış açısı ve anlatımıyla toplumsal sorunları dile getirmekten çekinmeyen romantik yazar sabahattin ali için de ''en iyi yazar'' diyecekler vardır.
hababam sınıfı aşıkları, stepne takma adıyla eserlerini yazıya döken sınıf şairi rıfat ılgaz'ı öne sürecektir.

edebiyatımızın çınarları bizler için önemlidir diye düşünenler, ülkemizde nobel edebiyat ödülü’ne ilk aday gösterilen koca çınar yaşar kemal'i bu başlık için örnek gösterecektir. nobel demişken, bu ödülü ilk kazanan yazarımız orhan pamuk'u yazmazsam beni eleştirenler olacaktır.

benim gibi tiyatro oyunu okumayı sevenler bu başlığı gördüklerinde kesinlikle haldun taner ve aziz nesin'i akıllarından geçirecektir. ee oğuzum atayım'dan bahsetmeyecek misin diye soranlar elbet çıkacaktır, hakan günday'ın az kitabındaki derda'nın çok özel bir sevgi beslediği oğuz atay'ı yazmamak haksızlık olacaktır.

oğuz atay nedendir bilinmez, aklıma edebiyatımızın gamlı prensesi tezer özlü'yü getiriyor. bir kitabın tam manasıyla kalbe dokunması çok zordur fakat tezer özlü çok genç yaşta yaşama veda etse de bu zorlu olayı gerçekleştirmeyi başarmıştır.

edebiyatımızın 3 kemal'ini de atlamamak gerek. yaşar kemal'i zaten söylemiştik, sırada orhan kemal ve kemal tahir var.

nazım hikmet ran, attila ilhan, orhan veli kanık gibi şairlerimize hiç gelmeyeyim, yoksa sabaha kadar yazmak durumunda kalırım. hem ne demişler; şiir edebiyat dünyasının hükümdarıdır. gerisi hikaye ve romandır.

halide edib adıvar, ömer seyfettin, reşat nuri güntekin, peyami safa, mehmet akif ersoy, nurullah ataç, yusuf atılgan, adalet ağaoğlu ve buraya yazmadığım daha birçok önemli yazarımız başlık altında isminin bulunmasını hak ediyor. sadece bir kişiyi yazmak, diğer yazarlara haksızlık olur gibi geliyor bana. hepsinin o kadar büyük katkıları var ki edebiyatımıza. istesem de tek isim yazamam ve ''en iyi''sini belirleyemem.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim