türkiye'de sağ
tek kelimeyle; varoşluk. bir kere aşırı aşağılık kompleksine sahipler. türk muhafazakarlarına bir şeyler anlatmaya çalışırken kendimi duvarla konuşuyormuş gibi hissediyorum. pür-i cehalet. devamlı ama devamlı bir takım mantık safsatalarıyla seküler veya solcu kesimden daha üstün olduklarını kanıtlamaya çalışıyorlar. hayır türk solcuları ve atatürkçüleri falan da çok iyi sayılmaz ama bunlar cidden aşırı varoş.
devamını gör...
çaldırıp kapatmak
1 sms in 2 kontör olduğu zamanlarda, sms ve dakika hakkının hemen bitmesi sonucunda aklımdasın anlamında yapılan eylem.
devamını gör...
yazarların en büyük hayal kırıklığı
ebeynlerimden birinin diğerini aldattığını öğrenmekti. o sabahın köründe evden çıkarken benim balkon demirlerini sıkarak ağlamamdı en büyük hayal kırıklığım, çaresizce en yakın arkadaşımı sabahın köründe arayıp hıçkıra hıçkıra ağlamamdı. her işe gittiğinde orada o adamı gördüğü, sohbet ettiği ve birlikte bir şeyleri paylaştıkları gerçeğiydi. benim en büyük hayal kırıklığım aile üyelerimdi.
devamını gör...
birinin yokluğunda oluşan his
göğse oturan kocaman bir fil. derisinden insanın her yerine zehirli bir korku zerk eden fil. salt otursa ona da razıyım anlayacağınız.
devamını gör...
24 nisan 2021 kurucu unvanımızın alınması rezaleti
(bkz: bir gecede yazar kaldık)
(bkz: herkesin yatmasını beklediler)
(bkz: postmodern darbe)
(bkz: çevik 3)
(bkz: herkesin yatmasını beklediler)
(bkz: postmodern darbe)
(bkz: çevik 3)
devamını gör...
muhafazakar ailenin seküler çocuğu
sanırım seküler, bu duruma en uyumlu tanım.
bende bunlardan biriyim açıkcası. çocukluğum din dersleriyle, sohbetlerle, cami köşelerinde ve sakallı abilerin, sadece yüzleri gözüken ablaların içinde geçti.
dini bilgim gerçekten iyidir. en son ne zaman kuran okuduğumu hatırlamıyorum ama ben sofiyim diyeni bile kıskandırırım.saolsunlar ailem beni hafız yapamadı ama en azından geriye (bana göre) kültürel bir bilgi yığını bıraktılar.
muhafazakar bir ailede büyüyüpte, seküler olmak demiyorum, olmaya çalışmak bile çok büyük zorlukları beraberinde getiriyor. en basitinden *ulan burda bir sıkıntı var öyle değil böyle olması gerekiyor sanki" diye düşünmek bile insanı dehşete düşürüyor. korkuyorsun, yalnız hissediyorsun kendini. hemde çokca.
o düşüncelere alışıp, "ya bir tek ben böyle düşünmüyormuşum, yalnız değilim galiba" dediğin an tünelin ucundaki ışık görünmeye başlıyor. ama o tünelin ucundaki ışığı görmek bile o kadar yorucu ve insanı tüketiyor ki ışığa ulaşacağına olan inancın sıfıra iniyor.
-mış gibi yapmaya başlıyorsun yavaş yavaş. düşüncelerin ve ailen arasında ince bir çizgi üzerinde siyaset yapıp "ailemi değiştirebilir miyim" diye uğraşmaya başlıyorsun. daha henüz kendin bile değişmemişken.
bu arada x bir konunun doğru olduğunu aileden öğrenmekle, sonradan farkedip öğrenmek arasında dağlar kadar fark var. bu "çocukları leylek getirmiyormuş farkındalığı" değil. daha yıpratıcı ve zor.
benim şansım ilkokul ve lisede öğretmenlerimin "bu çocukta bir ışık var yolunu açın bunun" demeleri oldu aslında. gerçektende derslerim görece iyiydi. aslında bende hocaların gördüğü daha farklı bişey vardı ve her veli toplantısında bu aileme söyleniyordu. yoksa hafız olacaktım.
erkek olmamın etkisi, ablamın evlilik telaşı, maddi zorluklar filan derken biraz özgür bırakılma şansı elde ettim ben. küçüklükten beri yalan söylememe huyumunda etkisiyle ailemin güvenini iyice kazandım. tabi bu o dönem kasten yaptığım birşey değildi. şimdi geriye dönüp baktığım zaman bu değişimin nedenlerini daha rahat anlayabiliyorum.
kısaca özgür, ama aklı başında sıkıntısız bir ergenlikten sonra, bide iyi bir bölüm tutturunca üniversiteye gidip kendimi tam anlamıyla keşfetmem 6-7 ay sürdü. şuan bir agnostiğim. tabi ailem bunu bilmiyor. - mış gibi yapmaya devam ediyorum. ama kendim için değil onlar mutsuz olmasın diye yapıyorum. onlardan korktuğum yada evlatlıktan reddedileceğimden değil. onları sevdiğim için yapıyorum bunu.
tabi kavgalar ediyoruz, ben sürekli öyle değil böyle aslında diyorum ama ne benim ne de onların değişmeyeceğini iki tarafta biliyor. maksat tartışma olsun bizimkisi.
onlara göre ben farklıyım, neden böyle olduğumu anlamıyorlar. akrabalar geldiği zaman annem "bizim oğlanda üniversiteye gidince böyle oldu işte, saçma sapan düşünceleri var" diyor mesela. başlıyoruz yine kavga dövüşe.ne zaman eve gelsem sürekli ya siyaset ya da din hakkında bir tartışma halindeyiz. sonu olmayan hiçbir yere varmayan kavgalar sadece.
ama gözlerinin içine baktığım zaman, altlarda biryerlerde benimle aşşırı gurur duyduklarını hissediyorum. belki öyle hissetmek istediğim içindir bilmiyorum. benimle gurur duymaları bana zaten çokca yetiyor. varsın beni müslüman zannetsinler çokta önemli değil.
ben hiç cemaat yurdunda kalmadım. çünkü bana "para bu. burda kalırsan kahvaltıda 5 çeşit yersin, şurda kalırsan 2 çeşit yersin" diye seçenek sunuldu. ben özgür olabileceğim yeri seçtim. evet param yoktu ama özgürdüm kimse aydınlanmama, yükselmeme engel olamıyordu. karnım açtı ama beynim doyuyordu. bu da bana fazlaca yetiyordu zaten.
şanslı muhafazakar ailenin seküler çocuğu demek daha doğru olur sanırım. ama kabul etmeli bende bu şansı iyi değerlendirdim.
benim gibi birçok genç var eminim. belki bunu okuyup iyi hissederler. başka bir yerde başka biri aynı zorlukları yaşamış, benim gibi birileri var yalnız değilim desinler istiyorum. ve başardıkları şey (yaşayan bilir ) gerçekten çok ama çok zor birşey. bir iki tane değil yüzlerce tabuyu yıkmanız gerekiyor.
bende bunlardan biriyim açıkcası. çocukluğum din dersleriyle, sohbetlerle, cami köşelerinde ve sakallı abilerin, sadece yüzleri gözüken ablaların içinde geçti.
dini bilgim gerçekten iyidir. en son ne zaman kuran okuduğumu hatırlamıyorum ama ben sofiyim diyeni bile kıskandırırım.saolsunlar ailem beni hafız yapamadı ama en azından geriye (bana göre) kültürel bir bilgi yığını bıraktılar.
muhafazakar bir ailede büyüyüpte, seküler olmak demiyorum, olmaya çalışmak bile çok büyük zorlukları beraberinde getiriyor. en basitinden *ulan burda bir sıkıntı var öyle değil böyle olması gerekiyor sanki" diye düşünmek bile insanı dehşete düşürüyor. korkuyorsun, yalnız hissediyorsun kendini. hemde çokca.
o düşüncelere alışıp, "ya bir tek ben böyle düşünmüyormuşum, yalnız değilim galiba" dediğin an tünelin ucundaki ışık görünmeye başlıyor. ama o tünelin ucundaki ışığı görmek bile o kadar yorucu ve insanı tüketiyor ki ışığa ulaşacağına olan inancın sıfıra iniyor.
-mış gibi yapmaya başlıyorsun yavaş yavaş. düşüncelerin ve ailen arasında ince bir çizgi üzerinde siyaset yapıp "ailemi değiştirebilir miyim" diye uğraşmaya başlıyorsun. daha henüz kendin bile değişmemişken.
bu arada x bir konunun doğru olduğunu aileden öğrenmekle, sonradan farkedip öğrenmek arasında dağlar kadar fark var. bu "çocukları leylek getirmiyormuş farkındalığı" değil. daha yıpratıcı ve zor.
benim şansım ilkokul ve lisede öğretmenlerimin "bu çocukta bir ışık var yolunu açın bunun" demeleri oldu aslında. gerçektende derslerim görece iyiydi. aslında bende hocaların gördüğü daha farklı bişey vardı ve her veli toplantısında bu aileme söyleniyordu. yoksa hafız olacaktım.
erkek olmamın etkisi, ablamın evlilik telaşı, maddi zorluklar filan derken biraz özgür bırakılma şansı elde ettim ben. küçüklükten beri yalan söylememe huyumunda etkisiyle ailemin güvenini iyice kazandım. tabi bu o dönem kasten yaptığım birşey değildi. şimdi geriye dönüp baktığım zaman bu değişimin nedenlerini daha rahat anlayabiliyorum.
kısaca özgür, ama aklı başında sıkıntısız bir ergenlikten sonra, bide iyi bir bölüm tutturunca üniversiteye gidip kendimi tam anlamıyla keşfetmem 6-7 ay sürdü. şuan bir agnostiğim. tabi ailem bunu bilmiyor. - mış gibi yapmaya devam ediyorum. ama kendim için değil onlar mutsuz olmasın diye yapıyorum. onlardan korktuğum yada evlatlıktan reddedileceğimden değil. onları sevdiğim için yapıyorum bunu.
tabi kavgalar ediyoruz, ben sürekli öyle değil böyle aslında diyorum ama ne benim ne de onların değişmeyeceğini iki tarafta biliyor. maksat tartışma olsun bizimkisi.
onlara göre ben farklıyım, neden böyle olduğumu anlamıyorlar. akrabalar geldiği zaman annem "bizim oğlanda üniversiteye gidince böyle oldu işte, saçma sapan düşünceleri var" diyor mesela. başlıyoruz yine kavga dövüşe.ne zaman eve gelsem sürekli ya siyaset ya da din hakkında bir tartışma halindeyiz. sonu olmayan hiçbir yere varmayan kavgalar sadece.
ama gözlerinin içine baktığım zaman, altlarda biryerlerde benimle aşşırı gurur duyduklarını hissediyorum. belki öyle hissetmek istediğim içindir bilmiyorum. benimle gurur duymaları bana zaten çokca yetiyor. varsın beni müslüman zannetsinler çokta önemli değil.
ben hiç cemaat yurdunda kalmadım. çünkü bana "para bu. burda kalırsan kahvaltıda 5 çeşit yersin, şurda kalırsan 2 çeşit yersin" diye seçenek sunuldu. ben özgür olabileceğim yeri seçtim. evet param yoktu ama özgürdüm kimse aydınlanmama, yükselmeme engel olamıyordu. karnım açtı ama beynim doyuyordu. bu da bana fazlaca yetiyordu zaten.
şanslı muhafazakar ailenin seküler çocuğu demek daha doğru olur sanırım. ama kabul etmeli bende bu şansı iyi değerlendirdim.
benim gibi birçok genç var eminim. belki bunu okuyup iyi hissederler. başka bir yerde başka biri aynı zorlukları yaşamış, benim gibi birileri var yalnız değilim desinler istiyorum. ve başardıkları şey (yaşayan bilir ) gerçekten çok ama çok zor birşey. bir iki tane değil yüzlerce tabuyu yıkmanız gerekiyor.
devamını gör...
paylaşılmış psikoz
diğer bir adıyla paylaşılmış psikotik bozukluk. sağlıklı bir bireyin yakın ilişki içinde bulunduğu hasta bir bireyin etkisinde kalarak hastalanmasıdır. bir psikoz türüdür. bulaşıcıdır.
örnek olarak inançlı birilerine şurda cin gördüm derseniz muhtemelen onlar da oraya gittiklerinde cin görecektir. diğer bir örnek olarak almanya'nın bizi kıskanması verilebilir.
örnek olarak inançlı birilerine şurda cin gördüm derseniz muhtemelen onlar da oraya gittiklerinde cin görecektir. diğer bir örnek olarak almanya'nın bizi kıskanması verilebilir.
devamını gör...
konu neydi radyo yayını
ilki pek keyifli olduğundan merakla beklediğim yayın.
devamını gör...
srebrenitsa katliamı
bosna’daki savaş sırasında bm’nin güvenli bölge ilan ettiği srebrenitsa, 11 temmuz 1995’te ratko miladiç’e bağlı sırp birlikleri tarafından işgal edildi. işgal üzerine bm bünyesindeki hollandalı askerlere sığınan sivil boşnaklar, sırplara teslim edildi. otobüs ve kamyonlara bindirilen boşnaklardan 8372’si götürüldükleri ormanlık alanlarda, fabrikalarda ve depolarda katledildi.
"bizler insan olmaya ve insan kalmaya çalıştık ve başarılı olduk. ancak bunu onlardan (sırplardan) dolayı yapmadığımızın altını çizmeliyim. kendimizden dolayı insan kalmaya çalıştık, onlardan dolayı değil. onlara hiçbir şey borçlu değiliz. insan olmak ve insan kalmak, allah'a ve kendimize karşı sorumluluğumuzdur. onlara karşı değil."
—alija izzetbegoviç
"bizler insan olmaya ve insan kalmaya çalıştık ve başarılı olduk. ancak bunu onlardan (sırplardan) dolayı yapmadığımızın altını çizmeliyim. kendimizden dolayı insan kalmaya çalıştık, onlardan dolayı değil. onlara hiçbir şey borçlu değiliz. insan olmak ve insan kalmak, allah'a ve kendimize karşı sorumluluğumuzdur. onlara karşı değil."
—alija izzetbegoviç
devamını gör...
paleontoloji
ross geller'ın şevkle ve aşkla yaptığı mesleği.
phoebe buffay onu kızdırmak için evrim teorisine inanmadığını söyleyerek damarına basar ve olaylar gelişir. esasında phoebe gerçekten de evrime inanmaz ve ross bunu dert edinir. günlerce onu ikna etmeye çalışsa da başaramaz. sonuç olarak phoebe onu çıldırtır. ilgili bölümü ara ara açıp izlerim işine aşık bir paleontolog böyle mi oluyormuş diyerekten izlerim.
phoebe buffay onu kızdırmak için evrim teorisine inanmadığını söyleyerek damarına basar ve olaylar gelişir. esasında phoebe gerçekten de evrime inanmaz ve ross bunu dert edinir. günlerce onu ikna etmeye çalışsa da başaramaz. sonuç olarak phoebe onu çıldırtır. ilgili bölümü ara ara açıp izlerim işine aşık bir paleontolog böyle mi oluyormuş diyerekten izlerim.
devamını gör...
beğenilme ihtiyacı
aslında hayatımıza girişi sosyal medya ile değildir, sosyal medya yalnızca bunun abartılı bir yeniden tezahürüdür. zira topluma faydalı, iyi bir insan olmak gibi algılar büyük çoğunlukta beğenilme ve takdir edilme ihtiyacına hizmet eder.
devamını gör...
13 mayıs 2021 normal sözlük bayramlaşması
bayram namazından sonra el öpülerek başlardı bayram,ne bayram namazı ne sevdiklerimizin öpülecek elleri var şimdi...bizbize kutluyoruz bu bayramı sözlük...bayramınız bayram olsun yazar kardeşlerim..
devamını gör...
birçok konuda eksik olunduğunu fark etmek
son derece faydalı bir farkındalıktır.
gelişim öyle başlar çünkü.
gelişim öyle başlar çünkü.
devamını gör...
diş teli
sadece telle sınırlı değil elbette, neler neler var. sadece yemek yerken çıkarabileceğiniz lastikler mi verilmez, çenenizi genişletmek için aparatlar mı takılmaz.
uzun süren, acılı, sonunda inci dişlere kavuşacağınız, benim hala sonuna varamadığım ortodontik müdahale.
uzun süren, acılı, sonunda inci dişlere kavuşacağınız, benim hala sonuna varamadığım ortodontik müdahale.
devamını gör...
aynı kadından hoşlanan erkeklerin soğuk savaşı
soğuk savaş diye bir şey olamaz. tekme tokat dalıyoruz genelde birbirimize. böyle alttan alttan rekabet mi olur lan dümbük müyüz biz.
devamını gör...
tanışmak için formatı bahane edip yazan mod
-formata da uysan daha güzel olacak.
+uyuyorum ama bundan sonra daha çok dikkat ederim.
-niye hihihi.
+mesajın heyecanlandırdı çünkü.
-yaaaaaaaaa!
+ne oldu?
+sen kocaman bi şapsiksin yaa.
-o senin şapşikliğin bebeksi.
+bak yaaa!
+uyuyorum ama bundan sonra daha çok dikkat ederim.
-niye hihihi.
+mesajın heyecanlandırdı çünkü.
-yaaaaaaaaa!
+ne oldu?
+sen kocaman bi şapsiksin yaa.
-o senin şapşikliğin bebeksi.
+bak yaaa!
devamını gör...
14 bahar
bir melih görgün şarkısıdır. bağımlılık yapar ve ciğer falan bırakmaz.
devamını gör...
elveda rumeli
jarnana diye çok tatlı bir şarkısı olan dizi.
devamını gör...

