benim icin yerini baska hic bir grubun alamayacagi british heavy metal duayeni ingiliz grup. bruce dickinson gibi bir vokale denk gelmeleri en buyuk sanslari olabilir. steve harris ise zaten grubun muzikal anlamda bel kemigi ve kurucusu. 63 yasina geldiler hala sahne performanslari inanilmaz. uyusturucudan uzak durmalari ve sporu seven kisiler olmasi nedeniyle bu yasta hala bu kadar dinc kalabiliyorlar.
devamını gör...

bugun saat 22:00 -23:30 arasi radyodayiz o halde, simdiden iyi yayinlar masterpiece...
devamını gör...

sabah erken saatler, biz okula herkes işine gitmeye çalışıyor. eski, normal günlerdeyiz. asansörü çağırdık, üst kattan gelen kişi de zemine geldiğini ve ineceğini düşünerek dışarı hamle yaptı. ' aa pardon' dedi. biz de bindik. bizimki, o zaman 4 yaşında, baktı baktı baktı.
'eeee, şurada sayılar var. her kata gelince değişiyor. onlara bakarak nerede ineceğinizi anlayabilirsiniz' dedi. hayatımda ilk kez sırtımdan ter indi, bir şey de diyemedim...
devamını gör...

kitab-ı mukaddes'de ''bir cadının yaşamasına müsamaha göstermeyeceksin'' şeklindeki sözden dolayı ortaçağ avrupası'nda cadı avı başlamıştır. giderek yozlaşan katolik kilisesinin engizisyon mahkemeleri de bu fikri destekleyip kullanılacak işkence aletlerini kutsama gibi eylemlerde bulunmuştur.

fakat cadılar, o filmlerde gördüğümüz çirkin, siyah pelerinli ve şapkalı kişiler değildi. hatta size bir sır vereyim; süpürgelerine binip uçmuyorlardı da. sadece insanlardı, senin benim gibi insan. tek fark, ortaçağ avrupası'nda doğmuş olmalarıydı. cadı damgası yemek için kadın olmanız, evliliği reddetmeniz, çocuğunuzun olmaması, zayıf olmanız, evinizin önünde bulut olmaması ya da öncesinde kavga ettiğiniz komşunuzun başına kötü bir şey gelmesi yeterdi. insan olmanız, cadılara atfedilen görünüş özelliklerinden veya hareketlerinden sadece bir tanesine bile sahip olmanız yeterdi.

eğer bir kere cadı damgası yenirse, artık ne insandınız ne de cadı, sadece birer ölüydünüz çünkü türlü işkenceden geçirip size olmadığınız şeyi itiraf ettirmeye çalışıyorlardı. itiraf etmezsen, cadısın ve ölürsün. itiraf edersen, zaten cadısın ve yine ölürsün. yapılan işkenceleri buraya yazacak değilim fakat en ünlüsü diri diri yakılmayı söylemekte bir sorun görmüyorum.
devamını gör...

ebeynlerimden birinin diğerini aldattığını öğrenmekti. o sabahın köründe evden çıkarken benim balkon demirlerini sıkarak ağlamamdı en büyük hayal kırıklığım, çaresizce en yakın arkadaşımı sabahın köründe arayıp hıçkıra hıçkıra ağlamamdı. her işe gittiğinde orada o adamı gördüğü, sohbet ettiği ve birlikte bir şeyleri paylaştıkları gerçeğiydi. benim en büyük hayal kırıklığım aile üyelerimdi.
devamını gör...

ali şeriati nin hocası değil(ali şeriati bir çok kitabında, üstadının ve hocasının babası muhammed taki şeriati olduğunu belirtmiştir.) komşusu ve dostudur. hatta;" bir dine inanıyor olsaydım, şeriati nin inandığı dine inanırdım. "diyecek kadar açık yüreklidir.
devamını gör...

la arkadaş biz mevlana değiliz ki. ne olursan ol gel demedik kimseye, bunlar niye geliyor bu ülkeye ya. kapatın şu kapıları artık.
devamını gör...

sürekli kasıklarınıza bıçak saplandığını ve aynı zamanda mide bulantısıyla kabızlık sorunu yaşadığınızı düşünün. hee bir de ayağa kalkacak haliniz olmadığını da hesap ederseniz nasıl olduğunu anlarsınız. en kötüsü de üşüyerek terlemektir. bunu çekmektense git mezara gir daha iyi. hep derim zaten o gün ölelim sonra dirilelim başka çaresi yok diye.

ama bir çözümü var bitki çayları. kısa bir çözüm eğer benimki gibi güçlü bir bünyeniz varsa ama işe yarar. diğer zamanlarda da ne yapılacağını bulurum herhalde. ölsek mi ne?

edit: yazılan mesajlar üzerine bir şey açıklayayım. bu ağrıyı herkes aynı şekilde çekmiyor. gerçi açıklanmış ama bir daha açıklayayım ben. ağrıyı hiç çekmeyen, hafif çeken ya da bünyesi çok dayanıklı kadınlar da var. ama maalesef ağrıyı kötü geçirenler de var.
devamını gör...

"istanbul" diyen yazar olmuş #789878">#789878

sultanahmet köftesi
ortaköy kumpiri
sarıyer börek
eminönü balık ekmek
sütlüce uykuluk
süleymaniye kuru fasulyesi
vefa bozası
kanlıca yoğurdu
ve kendisi...
devamını gör...

são paulo'dan sonra, brezilya'nın ikinci büyük şehridir. adını var olmayan bir nehirden -rio portekizcede nehir anlamına gelmektedir- almıştır. ocak 1502'de portekizli denizci gaspar de lemos, 1565 yılında şehrin resmen kurulacağı guanabara körfezi'ne gelmiştir. ve körfezi bir nehrin ağzıyla karıştıran kaşifler şehre rio de janeiro adını vermiştir. janeiro da portekizce'de ocak anlamına gelmektedir, ocak ayında bulunduğu için ismi böyle şekillenmiştir.
aynı zamanda dünyanın en mavi gökyüzüne sahip şehridir. araştırmacı anya hohnbaum, portatif bir spektrometre yardımıyla 72 gün boyunca dünyanın dört bir yanındaki ülkelerden geçen yolculuğunda, rio'daki gökyüzünün en yoğun mavi tonuna sahip olduğunu tespit etmiştir.
ve dünyanın en büyük kentsel ormanına ev sahipliği yapar. bu bilgiler ışığında göze hitap eden, büyüleyici bir şehir olduğunu söyleyebiliriz sanırım.
bir de çoğunlukla brezilya'nın başkenti olduğu düşünülür, ancak değildir. sadece bulunduğu eyaletin başkentidir.
kaynak

ve son olarak, sanırım gitmeyi en çok istediğim şehirdir. küçükken daha hayalperesttim, dünyayı gezmek gibi büyük bir hayalim vardı. sonra tabii hayatın gerçekleriyle karşılaşınca o hayalleri tek tek kaybettim ama bu şehir hala içimde minik bir istek olarak varlığını sürdürüyor. açıklayamadığım, insanı kendine çeken büyüleyici bir yanı var bence.
devamını gör...

üç kere doğru eş deyip 5 kere kendi etrafında dönüyorsun sonra hop karşında beliriyor.*
devamını gör...

günlük rutinimdir.

uykumu açsın diye değil keyif aldığım için içiyorum. bu arada sanırım artık kafein bana etki etmiyor. günde en az 6-7 kupa sade şekersiz üstüne, (tabi yapan olursa) türk kahvesi. ne uykumu kaçırıyor ne de uykumu açıyor...

hatıralar köşesi: sadece bir kahve türü beni mahvetmişti. onu da afganistan’da görev yapan bir dostum getirdi. özellikle “abi bak yarım çay bardağı kadar içeceksin fazlasını sakın tek seferde içme” dedi.

tabi ben ne yaptım? kahve bana dokunmaz diyerek bir kupa hazırladım içtim. sonucunda da aşırı kalp çarpıntısı ile birlikte 2,5 gün hiç uyumadan geçirdim. aşırı enerjiktim ama baş ağrısı dayanılmazdı. ilginç bir deneyimdi.
devamını gör...


"bir müddet daha düşününce dünyada da hiçbir yere bağlı olmadığını hissetti ve içten içe bu kadar yabancı olduğu bu hayatta kendisini birçok kayıtların kuşatmasına, ondan istediği gibi hareket imkanlarını almasına müthiş içerledi."
kitaptaki en güzel yerlerden biri, bir his ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi.
devamını gör...

üst edit: çok stresliyim ve hayatımdaki bazı şeylere gülmezsem diğer sorunlarıma odaklanamam. yazmamın tek amacı buydu.

ilk defa böyle bir başlık açıyorum çok heyecanlıyım.

kıymetli arkadaşlar! yok bu başlangıç olmadı..

ey ahali!
ben x şehrinden y şehrine taşınacağım. taşınmam ve orada yaşamaya başlamam için 4 gün gibi komik bir sürem var ve param yok. zaten iş için taşınıyorum, param olsa niye taşınayım? param olması için bile param olması gerekiyor. neyse benim ailemin de parası yok. yardım isteyecekmişim gibi ilerliyor farkındayım ama konuyu bağlayacağım ahahsh

kısıtlı bir bütçe ve zaman sebebiyle en mantıklı evi bulmaya çalıştım. havasına, suyuna, taşına, toprağına kurban olduğumun şehrinde eşyalı ev yok. varsa da yok hükmünde yani o derece yok. bu yüzden mütevazi bir arayış içine girip 3+1 ev buldum. ne yapacaksam? şöyle bir sorun var ki; kira, depozito, emlakçı vs derken epey masrafım oldu. ya gerçekten yardım isteyecekmişim gibi ilerliyor hâlâ ahahshddjd

ee haliyle eşya almak için bütçem kısıtlandı. ne kadar kısıtlandı? örneğin 4 haneli değil. neyse ki 2 haneli de değil. henüz. biz de kara kara düşündük ve bir karar aldık. neden, dedik, neden evdeki eşyalarımı oraya götürmeyeyim? tabii bu sırada akrabalar peş peşe arayıp "gelin hanımın teyzesinden bir adet ikinci el fırın!"* moduna girdi. tamam, böyle böyle en azından hayatta kalmam için gerekenler bir araya geldi.

sonra eksik olan her eşyayı başka alternatiflerle çözmeye başladık. örneğin; benim koltuk takımım hatta koltuğum hatta sandalyem yok. ama annem bana şark köşesi yapma vaadinde bulunuyor. nemrut'un kızı eşliğinde çiğ köfte partisi yapmam için çiğ köfte tepsisi bile koydu, şaka gibi.

bu yola çıkarken hiç böyle ummamıştım. her memur gibi 1+1 evimde köşe takımıma oturup kahve bardağı ile story atacağım yaşta hayat beni sıra gecesi düzenlemeye itiyor. "minimalizm bunun neresinde yagami? başlıkta minimalizm geçiyor diye gelmiştik" derseniz zaten bir miktar gergin olduğum için asabileşebilirim. ben ortaya bir tespit koydum. ayrıca ha minimalizm ha şark köşesi! ortada su şişesi.
devamını gör...

- bir hologramım olsun, fiziken sizinle değilim ama bak aranızdayım diye havam olur.

- kendimin birebir kopyası olsun, hologram cepte zaten onu demiyorum. ikizim gibi ama ikiz değil kendi beynimden, aynı benlikte bir tane daha. sorumlulukların bir kısmını ona itelerim, ohhhh mis gibim.

- telepatik güçlerimi kuvvetlendireyim istiyorum. altıncı his tavan zaten. bu özelliğim de olsaydı double buff olurdu.

- reankarnasyon var mıydı yok muydu? bunu ispatlasınlar istiyorum. vardıysa bana kendi önceki hayatımın 10 dakika özetlik vizyonunu izletebilirler, fazlasında gözüm yok.

- telekinetik güç istiyorum, bu çok önemli. çok yoruluyorum en azından markete gitmeme gerek kalmasın dimi? di!

- ışınlanmak, zamanda yolculuk bu işlerin olmazsa olmazı. ondan da alayım bir paket, teşekkürler.

- bir gün 24 saat değil, bir günlüğüne 72 saat olsun. deneyelim görelim ortaya nelerin çıkacağını.

- üç dilek hakkı isterim aladdinden. sonrada kare köküyle çarpalım derim. hazır bulmuşum cini, bırakır mıyım? isteyenin bir yüzü, vermeyenin iki …

- üç kere kelebek etkisi yaratmak isterim; sonucu beğenmezsem hiç yaşanmamış varsayma hakkım elimdeyse.

- dünyadaki açlığı sonlandırılmak için ayırılmış bütçeyi, dünyada açlığı sonlandırmaktan başka yerlere harcanmamasını mümkün kılmak isterim.

- pedofilleri asitlerde eritmek isterim. çok mu tatsız oldu? whoops. fantastik dünyamıza dönüp unicornları saymaya devam mı?
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

şimdi değişti ruh halim
gelsin şarkı alıntısı o zaman :"gir kanıma!
hani bekarlık "sultantık" derdin
yetti canıma!
yaşarım ben senle, gir kanımaaa! "

dur dur bir tane daha :" al artık koynuna beni karam
günahın boynuna can karam
anladım sensizlik haram
gel artık insafa be karam."

sevdiğime,sevdiğinden...
love'm... <3
devamını gör...

duyulan saygının ifade ediliş biçimlerinden biridir. ancak insanın omzuna öyle bir yük bindirir ki kişinin yüzünde acının tatlı tebessümü belirir. okumuş olmak her şeyi bilmek demek değildir ama gel de anlat işte. ben politik cevaplar vererek geçiştirmeyi ve "yok canıım ne alakası var" demeyi tercih ediyorum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
gecenin ikisinde istanbul da araba bekliyorum çünkü arabamız bozuldu* normalde yolculuk 10 saat sürüyordu bu gidişle 14 saati bulacak. bana bel ağrısız bir yolculuk dileyin sevgili yazarlar* :(
devamını gör...

iletişim kuramamaktır. insanlar yüz yüze olmadıkları için birbirlerini anlayamıyorlar. sosyal medya üzerinden sohbet ettikleri için gürültü oluşuyor.
yüz yüze 3 dakikada halledeceğiniz bir tartışmayı klavye başında 1 saatte çözüyorsunuz. çözerken yıpranıyor iki tarafta ve yakın zaman sonra tükenip ayrılığa kadar gidiyor.
devamını gör...

hamdolsun bugün de hacı dayılara benzediğimi öğrendiğim ibretlik tespitlere konu olan erkektir.*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim