tourette sendromu
hastaların kontrolsüz sesler çıkarmaları ve hareketler yapmaları ile kendini gösteren nöropsikiyatrik bir hastalık. motor ve vokal tikler olmak üzere ikiye ayrılan belirtileri vardır.
motor tikler, kas hareketleri nedeniyle ortaya çıkar. kafa sallamak, göz kırpmak, titremek gibi birçok değişik şekilde olabilir.
vokal tikler ise sesle ilgili olan istemsiz hareketlerdir. bağırmak, öksürmek, küfretmek gibi şekillerde ortaya çıkar.
hastalığın derecesine göre tedavi uygulanır. terapi öncelikli tercihtir ancak yetersiz kaldığı yerde ilaç tedavisi ile takviye yapılabilir.
motor tikler, kas hareketleri nedeniyle ortaya çıkar. kafa sallamak, göz kırpmak, titremek gibi birçok değişik şekilde olabilir.
vokal tikler ise sesle ilgili olan istemsiz hareketlerdir. bağırmak, öksürmek, küfretmek gibi şekillerde ortaya çıkar.
hastalığın derecesine göre tedavi uygulanır. terapi öncelikli tercihtir ancak yetersiz kaldığı yerde ilaç tedavisi ile takviye yapılabilir.
devamını gör...
11 kere üst üste fake hesap açan yazar
bu uludağdaki doğukan mı ? uludağda yazar olmama rağmen adını biliyorum olaya bak
(bkz: helal olsun doğukan)
(bkz: yüzümüzü kara çıkartma doğukan)
(bkz: dik dur eğilme doğukan)
(bkz: helal olsun doğukan)
(bkz: yüzümüzü kara çıkartma doğukan)
(bkz: dik dur eğilme doğukan)
devamını gör...
sürekli kavga eden bir ailede büyümek
stresle çok erken yaşta tanışmış olmaktır.
bende bıraktığı iz; yüksek sese ve öfkeye olan hassasiyetimdir. bağırarak konuşan insanları duymuyorum.
bende bıraktığı iz; yüksek sese ve öfkeye olan hassasiyetimdir. bağırarak konuşan insanları duymuyorum.
devamını gör...
sözlüğün ekşimeye başlaması
sözlük hakkındaki onlarca tespitten sadece biri.
buradaki bazı insanların bir türlü anlamak istemediği bir şey var gördüğüm kadarıyla. ben ve benim gibi düşünen insanlar "burada asla eğlence olmasın" kafasında değiller. her şeyin ölçülü ve dengeli olanı güzeldir. fakat eğlenceden anladığımız şeyler arasındaki fark sıkıntı çıkarıyor. sevgili ateist kaplumbağa'nın kafa sözlük haber ajansı başlığını hatırlarsınız. işte bu tür başlıklar insanları eğlendiriyor ve arkalarında belirli bir emek var. kimsenin de bu tür başlıklardan şikayetçi olmadığını tahmin ediyorum. fakat iş "okuduğun kitabın adını pet şişeye uyarla" ya da "içinde sevdiğin yemeğin geçtiği bir cümle kur" gibi üzerinde düşünülmemiş, akla gelir gelmez burada hemen açılmış başlıklara geldiğinde işin rengi biraz değişiyor. hepiniz biliyorsunuz bu tür başlıklara sırf yazmış olmak için yazıldığını ve kimsenin de doğru dürüst okumadığını yazılanları. kaba tabirle "birbirimizi yemeyelim"!
"okuma, engelle" diyeceksiniz kolay yoldan. mesele benim engellemem değil. burada x kişinin açtığı güzel bir başlık ışık hızıyla yok oluyorsa ve o türden başlıkları okumak isteyen onlarca/yüzlerce insan varsa, bu insanların hepsinin tek tek aynı başlıkları engellemesi gerekir ki, bahsi geçen o başlık ortadan kaybolup gitmesin. fakat burada kendince bazı prensipleri gereği hiçbir insanı ve başlığı engellemeyen insanlar var. bu insanların sol frame'inde ne görüneceğini, ben kendi sol frame'imi düzenleyerek ayarlayamam. toplu bir hareket olmadığı sürece başlık engellemenin, kişinin kendisinden başka kimseye bir yararı yok. dolayısıyla ben yarım sayfa bilgi
girip o tanımı insanlar görsün, ihtiyacı olan varsa okusun ve faydalansın diye beklersem daha çok beklerim "engelle" mantığına göre hareket edersem.
***
"çözüm olarak ne öneriyorsun o zaman?" diyeceksiniz. hiçbir şey öneremiyorum çünkü önerilerimiz diğer yazarlar tarafından dikkate alınmıyor zaten. dile dolanmış 2 adet savunma var:
1- formata uygun olduğu sürece her istediğimi yapabilirim.
2- bilgi istesem bilmem hangi mecraya giderim.
işte bu savunmaların sonucu açılıyor bu sözlükle ilgili şikayet başlıkları.
öncelikle, formata uygunluk tek başına kriter değil, olmamalı. neden bazılarınızın başlıkları siliniyor? çünkü formata uygun ama içerik olarak insanların değer verdiği bazı şeyleri itin bir tarafına sokmaya yönelik. arayıp bulamıyorsunuz o başlığı açmanıza engel olan format kuralını, sonra da "ben formata uygun başlık açmıştım/tanım girmiştim, bunu silmeye yönelik bir kural yok ama sildiler" diyorsunuz. siliyorlar çünkü bazı spesifik konularla ilgili yazılar, kurallarda geçmese de, silinmek için inisiyatif gerektiriyor. buradan da anlıyoruz ki bir şeyi yapmak için "formata uyuyorum ben" demek tek başına yeterli değil. eğlence başlıkları da buna dahil, diğer başlıklar da... mesela "ben bilgi veriyorum" diyerek yalan yanlış şeyler yazıyorsanız, bunun tespiti durumunda bunlar da silinir ya da düzeltmeniz istenir yazdıklarınızı.
"bilgi istesem şuraya giderim" konusuna gelince... aynı mantıkla biz de karikatür istesek bir karikatüristin instagram sayfasına, sürekli goygoy istesek twitter'a, sanaldan tanışacağımız kişilerle seks yapmak istesek tinder'a gideriz, öyle değil mi? bu şekilde düşünürsek sözlüğün kapısına da kilidi vurmak gerekir çünkü burada yapılan, yazılan her şeyin muadili var ve isteyen gidip hepsini başka ortamlarda da okuyabilir. burada sıkıntımız bilgi yazılması da değil, eğlenilmesi de değil. bunlar arasındaki dengesizlik bizim sıkıntımız. bilgi içeriği isteyenleri "sürekli bilgi mi olurmuş?" diyerek faşistlikle suçlayanların aynı şeyi eğlence lehine yaptığını görmek de işin ironik, hatta belki biraz da trajikomik boyutu.
sonuç olarak, kendi adıma, ben sözlükte eğlence de istiyorum ama birçoğumuz gibi, bunun kaliteli olmasını istemek de hakkım sanırım. bu talebin bu kadar küçümsenmeye ya da kınanmaya çalışılması da hoş değil. yarınlar yokmuşçasına başlık açıp kendi kendine çılgınca eğlenen kişiler bunu yaparken "hak", bundan bunalıp "tamam da biraz da kaliteye mi önem verseniz acaba?" deyince "sıktınız artık!..."
böyle çifte standart olmaz.
***
sonuç ne? benim açımdan bir sonuç yok. iki taraf da kendi düşüncesini doğru bulduğu için burada değişen bir şey olmaz. buraya kadar yazdıklarım bir çeşit sesli düşünme ve içini dökme gibi algılanabilir. herkes ayrı telden devam...
buradaki bazı insanların bir türlü anlamak istemediği bir şey var gördüğüm kadarıyla. ben ve benim gibi düşünen insanlar "burada asla eğlence olmasın" kafasında değiller. her şeyin ölçülü ve dengeli olanı güzeldir. fakat eğlenceden anladığımız şeyler arasındaki fark sıkıntı çıkarıyor. sevgili ateist kaplumbağa'nın kafa sözlük haber ajansı başlığını hatırlarsınız. işte bu tür başlıklar insanları eğlendiriyor ve arkalarında belirli bir emek var. kimsenin de bu tür başlıklardan şikayetçi olmadığını tahmin ediyorum. fakat iş "okuduğun kitabın adını pet şişeye uyarla" ya da "içinde sevdiğin yemeğin geçtiği bir cümle kur" gibi üzerinde düşünülmemiş, akla gelir gelmez burada hemen açılmış başlıklara geldiğinde işin rengi biraz değişiyor. hepiniz biliyorsunuz bu tür başlıklara sırf yazmış olmak için yazıldığını ve kimsenin de doğru dürüst okumadığını yazılanları. kaba tabirle "birbirimizi yemeyelim"!
"okuma, engelle" diyeceksiniz kolay yoldan. mesele benim engellemem değil. burada x kişinin açtığı güzel bir başlık ışık hızıyla yok oluyorsa ve o türden başlıkları okumak isteyen onlarca/yüzlerce insan varsa, bu insanların hepsinin tek tek aynı başlıkları engellemesi gerekir ki, bahsi geçen o başlık ortadan kaybolup gitmesin. fakat burada kendince bazı prensipleri gereği hiçbir insanı ve başlığı engellemeyen insanlar var. bu insanların sol frame'inde ne görüneceğini, ben kendi sol frame'imi düzenleyerek ayarlayamam. toplu bir hareket olmadığı sürece başlık engellemenin, kişinin kendisinden başka kimseye bir yararı yok. dolayısıyla ben yarım sayfa bilgi
girip o tanımı insanlar görsün, ihtiyacı olan varsa okusun ve faydalansın diye beklersem daha çok beklerim "engelle" mantığına göre hareket edersem.
***
"çözüm olarak ne öneriyorsun o zaman?" diyeceksiniz. hiçbir şey öneremiyorum çünkü önerilerimiz diğer yazarlar tarafından dikkate alınmıyor zaten. dile dolanmış 2 adet savunma var:
1- formata uygun olduğu sürece her istediğimi yapabilirim.
2- bilgi istesem bilmem hangi mecraya giderim.
işte bu savunmaların sonucu açılıyor bu sözlükle ilgili şikayet başlıkları.
öncelikle, formata uygunluk tek başına kriter değil, olmamalı. neden bazılarınızın başlıkları siliniyor? çünkü formata uygun ama içerik olarak insanların değer verdiği bazı şeyleri itin bir tarafına sokmaya yönelik. arayıp bulamıyorsunuz o başlığı açmanıza engel olan format kuralını, sonra da "ben formata uygun başlık açmıştım/tanım girmiştim, bunu silmeye yönelik bir kural yok ama sildiler" diyorsunuz. siliyorlar çünkü bazı spesifik konularla ilgili yazılar, kurallarda geçmese de, silinmek için inisiyatif gerektiriyor. buradan da anlıyoruz ki bir şeyi yapmak için "formata uyuyorum ben" demek tek başına yeterli değil. eğlence başlıkları da buna dahil, diğer başlıklar da... mesela "ben bilgi veriyorum" diyerek yalan yanlış şeyler yazıyorsanız, bunun tespiti durumunda bunlar da silinir ya da düzeltmeniz istenir yazdıklarınızı.
"bilgi istesem şuraya giderim" konusuna gelince... aynı mantıkla biz de karikatür istesek bir karikatüristin instagram sayfasına, sürekli goygoy istesek twitter'a, sanaldan tanışacağımız kişilerle seks yapmak istesek tinder'a gideriz, öyle değil mi? bu şekilde düşünürsek sözlüğün kapısına da kilidi vurmak gerekir çünkü burada yapılan, yazılan her şeyin muadili var ve isteyen gidip hepsini başka ortamlarda da okuyabilir. burada sıkıntımız bilgi yazılması da değil, eğlenilmesi de değil. bunlar arasındaki dengesizlik bizim sıkıntımız. bilgi içeriği isteyenleri "sürekli bilgi mi olurmuş?" diyerek faşistlikle suçlayanların aynı şeyi eğlence lehine yaptığını görmek de işin ironik, hatta belki biraz da trajikomik boyutu.
sonuç olarak, kendi adıma, ben sözlükte eğlence de istiyorum ama birçoğumuz gibi, bunun kaliteli olmasını istemek de hakkım sanırım. bu talebin bu kadar küçümsenmeye ya da kınanmaya çalışılması da hoş değil. yarınlar yokmuşçasına başlık açıp kendi kendine çılgınca eğlenen kişiler bunu yaparken "hak", bundan bunalıp "tamam da biraz da kaliteye mi önem verseniz acaba?" deyince "sıktınız artık!..."
böyle çifte standart olmaz.
***
sonuç ne? benim açımdan bir sonuç yok. iki taraf da kendi düşüncesini doğru bulduğu için burada değişen bir şey olmaz. buraya kadar yazdıklarım bir çeşit sesli düşünme ve içini dökme gibi algılanabilir. herkes ayrı telden devam...
devamını gör...
basit insanların basit davranışları
kişinin basit olmasından dolayı karşısındakini de kendisi gibi sanmasında, karşısındakine "basit insan" yakıştırması yapabilecek kadar acizleşmesidir.
derler ki; kişi kendinden bilir işi.
yine derler ki; kişi kendisi ne ise karşısındakini de öyle bilirmiş.
birine bir konuda laf atarken, aslında attığı lafın niteliklerini taşıyor olduğunu unutmamalıdır.
karşısındakine basit diyorsa aslında kendisi basittir.
karşısındakine hakaret/küfür ediyorsa ettiği bütün hakaretleri/küfürlerin niteliklerini kendisi taşıyordur.
bunu da basit insanlar yapar, basit olmayan insan basit konularla ilgilenmez.
derler ki; kişi kendinden bilir işi.
yine derler ki; kişi kendisi ne ise karşısındakini de öyle bilirmiş.
birine bir konuda laf atarken, aslında attığı lafın niteliklerini taşıyor olduğunu unutmamalıdır.
karşısındakine basit diyorsa aslında kendisi basittir.
karşısındakine hakaret/küfür ediyorsa ettiği bütün hakaretleri/küfürlerin niteliklerini kendisi taşıyordur.
bunu da basit insanlar yapar, basit olmayan insan basit konularla ilgilenmez.
devamını gör...
şarkılarda geçen etkileyici sözler
halimi hatrımı sormaz kullara bıraktın beni.
devamını gör...
awakenings
leonard'ın tek başına dışarıyı çıkmak istemesi ve ardından ağzından dökülen cümleler
"sizin hafife aldığınız her şeyi bir bir yapardım!"
düşündüm de gerçekten ne kadar hafife alıyoruz her şeyi, tek başına yürüme lüksüne bile sahip olmayanların yanında meğer ne kadar da şanslıyız ve farkında değiliz.
ya annesinin söyledikleri;
"oğlum sağlıklı doğunca sebebini asla sormadım, neden o kadar şanslıydım? bu kusursuz çocuğu bu kusursuz hayatı haketmek için ne yapmıştım? ama hastalanınca tabiki neden diye sordum, nedenini öğrenmek istedim neden ben neden bu oluyordu?"
filmin en can alıcı noktası burasıydı belki de iyi şeyler olunca asla sormayız bunu hakedecek ne yaptım ben diye? ama kötü şeyler de durup durup isyan eder ve neden ben deriz.
ona kibar olduğumu söylemişsin.
birine hayat verip sonra onu elinden almak mı kibarlık?
hayat hepimize verilir ve hepimizin elinden alınır.
verilen hayatın değerini bilmek ve elimizden alınmadan doya doya yaşamak için güzel günlerimiz olsun ve bu zorlu günleri güzel filmlerle renklendirelim.
neyin yanlış gittiğini bilmediğimiz gibi neyin doğru gittiğini de bilmiyoruz.
çok güzeldi oyuncular mükemmel, oyunculuk mükemmel
nasıl da bir geç kalınmışlıktır bu filme
"sizin hafife aldığınız her şeyi bir bir yapardım!"
düşündüm de gerçekten ne kadar hafife alıyoruz her şeyi, tek başına yürüme lüksüne bile sahip olmayanların yanında meğer ne kadar da şanslıyız ve farkında değiliz.
ya annesinin söyledikleri;
"oğlum sağlıklı doğunca sebebini asla sormadım, neden o kadar şanslıydım? bu kusursuz çocuğu bu kusursuz hayatı haketmek için ne yapmıştım? ama hastalanınca tabiki neden diye sordum, nedenini öğrenmek istedim neden ben neden bu oluyordu?"
filmin en can alıcı noktası burasıydı belki de iyi şeyler olunca asla sormayız bunu hakedecek ne yaptım ben diye? ama kötü şeyler de durup durup isyan eder ve neden ben deriz.
ona kibar olduğumu söylemişsin.
birine hayat verip sonra onu elinden almak mı kibarlık?
hayat hepimize verilir ve hepimizin elinden alınır.
verilen hayatın değerini bilmek ve elimizden alınmadan doya doya yaşamak için güzel günlerimiz olsun ve bu zorlu günleri güzel filmlerle renklendirelim.
neyin yanlış gittiğini bilmediğimiz gibi neyin doğru gittiğini de bilmiyoruz.
çok güzeldi oyuncular mükemmel, oyunculuk mükemmel
nasıl da bir geç kalınmışlıktır bu filme
devamını gör...
karikatür
insan hayatında trajik olan bazı durumların çizime yansımasıyla durumun trajikomik hale gelmesini sağlayan çizim sanatıdır. birçok karikatürde kendi yaşanmışlığımızı görüyoruz, bu yüzden ilginç ve çekici geliyor. gayet sıradan bir olayın karikatürize edilmiş halini gördükten sonra karikatür okumaya ilgim artmıştı. insana farklı bir bakış açısı ve mizah anlayışı kazandırıyor.
devamını gör...
sözlük yazarlarının aldığı en güzel hediye
pahalı bir saat. saat olmasıyla değil pahalı olmasıyla kalbimdeki yerini aldı.
devamını gör...
oscar wilde
dorian gray’in portresi adlı tek romanıyla döneminin en çok tartışılan isimlerinden biridir wilde. (19. yüzyılın sonları )james joyce’un bu romanla ilgili şöyle bir lafı var efenim: “insanlar, dorian gray’in portresi’ni okuduklarında kendi günahlarını görüyor. ancak kitapta dorian gray’in günahının ne olduğunu kimse bilmiyor. bu günahı, yalnızca günahı işleyenler fark ediyor.” her okuyan tanıdığıma ısrarla soruyorum ama hala bulamadım. belki de buldum ama farkında değilim, ya da söylemek istemiyorlar. velhasıl kelam tüm sanatlar oldukça beyhudedir, lord henry’ye selamlar...
devamını gör...
canlı yayın açılış programı
kesinlikle zevkle izleyeceğimi düşündüğüm yayın olacaktır.
devamını gör...
saadet partisi kadın kolu başkanlığına erkek atanması
vatandaşı olmasan aslında eğlenceli ülke.
devamını gör...
normal sözlük trakyalılar cemiyeti
59 plaka numarası ile başvurumu yaptığım cemiyet. kayıt için dilekçemi an itibari ile yönetime ulaştırdım.
(bkz: ayırlı olsun)
(bkz: ayırlı olsun)
devamını gör...
hiçbir kutsalı olmayan insan
hiç kimseyi veya hiçbir şeyi diğerinden üstün tutmayan insandır.
dinleri az çok biliyorum; üzerinde zaman harcayıp ulaşabildiğim kadarına ulaştım. o kadar okuduklarımda çıkardığım sonuç şu:
tanrı varsa da insanla arasına başka bir şey konmasına gerek yoktur. tanrı bize nefes kadar yakın ise neden araya din denen aracıyı koymak zorunda hissediyoruz? iyi bir insan olmak dinle gelmez; bu insanın içindedir. kötü bir insanı , dağa çıkarıp tüm gününü ibadet yaptırarak geçirtin; kötü yine kötüdür.
dinleri az çok biliyorum; üzerinde zaman harcayıp ulaşabildiğim kadarına ulaştım. o kadar okuduklarımda çıkardığım sonuç şu:
tanrı varsa da insanla arasına başka bir şey konmasına gerek yoktur. tanrı bize nefes kadar yakın ise neden araya din denen aracıyı koymak zorunda hissediyoruz? iyi bir insan olmak dinle gelmez; bu insanın içindedir. kötü bir insanı , dağa çıkarıp tüm gününü ibadet yaptırarak geçirtin; kötü yine kötüdür.
devamını gör...
migren
tıbbı tanımı :
sık görülen hastalığın en yaygın belirtilerinin başında ağrı gelir. ense, şakak ya da göz çevresinden başlayan bu ağrı, hareket ettikçe kötüleşebilir, zonklayıcı karakterle seyredebilir ve bu ağrıya eşlik eden bulantı, kusma, ışık ve sese olan rahatsızlık hissi ortaya çıkabilir.
migrende ataklar halinde seyreden baş ağrısı, üç ay içinde ayda on beş günden fazla sıklıkta olur, her ağrı en az 4 saat sürer ve ayda en az 8 gün migren tipi ağrı yaşanırsa bu "kronik migren" olarak tanımlanır.
sık görülen hastalığın en yaygın belirtilerinin başında ağrı gelir. ense, şakak ya da göz çevresinden başlayan bu ağrı, hareket ettikçe kötüleşebilir, zonklayıcı karakterle seyredebilir ve bu ağrıya eşlik eden bulantı, kusma, ışık ve sese olan rahatsızlık hissi ortaya çıkabilir.
migrende ataklar halinde seyreden baş ağrısı, üç ay içinde ayda on beş günden fazla sıklıkta olur, her ağrı en az 4 saat sürer ve ayda en az 8 gün migren tipi ağrı yaşanırsa bu "kronik migren" olarak tanımlanır.
devamını gör...
gece salondan gelen takırtı sesleri
o değilde bir gün ev de tek başımayım ve keman çalışıyordum. daha sonra ara verdim ve mutfağa gittim. içerden sanki birisi parmağıyla kemanın teliyle oynuyor gibi bir ses geliyor. * aklım çıktı yemin ediyorum. yavaş yavaş içeriye gittim bi baktım telefonum çalıyormuş. telefonumun zil sesini silmiştim. yeni zil sesi yapmadığım için öyle bir ses çıkmıştı. *
devamını gör...
tanımlarını okuyarak bir yazara aşık olmak
birinin düşüncelerini yazdıklarını beğenebilirsiniz tamam ama dış görünüşünü bilmiyorsunuz o yüzden bu imkansızdır. he dış görünüşünü gördünüz beğendiniz düşünceleri de hoşunuza gitti diyelim yine aşık olmazsınız ama hoşlanabilirsiniz. aşk için yüz yüze görüşmek, o kişiye temas etmek ve onunla zaman geçirmek gerekiyor öyle kolay olan bir şey değil.
devamını gör...
lackadaisical
ingilizce bir sözcüktür. bir şeyler yapmak için istekli olmayan, hayat enerjisi kaybetmiş ve kendini yeteri kadar canlı hissetmeyen bezmiş daralmış kişileri ifade etmektedir.
-genel olarak ruh halimi yansıtan bir sözcüktür.
-genel olarak ruh halimi yansıtan bir sözcüktür.
devamını gör...
bilinmeyen adanın öyküsü
bütün kapılarında ayrı dileklerin dilendiği bir saray. sadece armağan kapısında bekleyip kendisine verilen hediyeleri kabul eden bir kral. bir gün dilek kapısına bilinmeyen bir adayı bulmak için kraldan tekne istemeye bir adam gelir. kral armağan kapısından ayrılmamak için gelen adamın karşısına çıkmaz ama adam üç gün boyunca dilek kapısından ayrılmayınca kral adamı görmeye dilek kapısına gider. bilinmeyen ada için tekne istediğini söyleyince adam, kral bütün adaların bilindiğini, bilinmeyen ada kalmadığını söyler. ancak adamdaki kararlılık ve etraftan dilek kapısı için sırada bekleyenlerin adamı desteklemesi kralın tekneyi vermesine sebep olur.
adam tekneyi almak için limana giderken onu bir kadın takip eder. sarayı temizleyen, adama dilek kapısını açan temizlikçi kadındır bu. o da adamın peşinden gitmek için sarayın kararlar kapısından çıkmıştır. birlikte bilinmeyen adayı bulmak için tekneye yerleşirler ama teknenin temizlenmesi, tekneye tayfa bulmak için beklemeleri gerekir.
hayali için bilinmeze gitmek isteyen bir adam ve bu hayale inanıp adamın peşinden giden bir kadın. ve aşk.
"kim olduğunu bilmiyorsan, kendin olabilmen mümkün değildir."
devamını gör...
