terza rima
türk şiirinde bu kadar az kullanılmış bir nazım şeklini yazmaya değer mi diye düşündüm. sonra da, hadi kimseye eziyet olmasın, yazayım, aradan çıksın dedim.
önce, terza rima italyan edebiyatı'na özgü bir nazım şeklidir ama, bizde italyanca hiçbir zaman moda olmadığından, bu nazım şekli, italyanlardan fransızlara ve dahi diğer avrupa milletlerine yayıldıktan sonra, biz şimdi nasıl ingilizceciysek, geçmişte de fransızcacı olduğumuzdan, özellikle servet-i fünun (bkz: edebiyat-ı cedide) döneminde sanatçılarımız gerçek birer fransız edebiyatı hayranı olduklarından, bu nazım şeklini oradan görüp şiirimize kazandırmışlardır diye başlayalım. (tekrar okuyunca bir yanlış gördüm onu düzelteyim dedim, bir baktım! aman tengrim! yuh be! bir paragraflık cümle. siz siz olun böyle bir paragraflık cümleler kurmayın :))
şiirimize kazandıran da servet-i fünuncuların en baş, birinci, süper star sanatçısı tevfik fikret'tir tabii ki.
tevfik fikret, tek bir şiir olarak-->'şehrâyîn' (1899) denemiş, sonra da kendisiyle ilgilenmemiştir. zira, kendi şiir tarzına en uygun şiir nazım şekli, yani (bkz: serbest müstezat) kendisine yetip artmaktadır.
bu nazım şekli daha sonra da öyle aman aman kullanılan bir nazım şekli değildir. zaten serbest müstezattan sonra, şairlerin nazım şekli konusunda önü açılmış, daha sonraki yıllarda nazım şekli denen kısıtlamalar zincirinin zincirlerini kırarak özgürlüklere yelken açmışlardır.
bunca ön açıklamayı yaptıktan sonra, terza rimanın ne menem bir nazım şekli olduğuna şöyle bir bakalım:
1. üç dizelik bentlerle kurulur ve bent sayısı belirsizdir. kafanıza göre uzatabildiğiniz kadar uzatabilirsiniz.
2. dize kümelenişi ve kafiye düzeni; aba bcb cçc çdç ded efe..... diye gider. ki biz bu şekilde kafiyelenişi şahane bir şekilde adlandırmış ve bu tür kafiyelenişe örüşük kafiye (/uyak) demişizdir.
ve son dize çok ama çok önemlidir. bu son dizenin çok güçlü kuvvetli olmasına acayip dikkat edilmelidir. sırf bu son dize yüzünden yıllarca şiirini bitirmek için bekleyen şairler vardır.
3. bu nazım şeklinin en büyük önemi, çağdaşlarını ve dahi kendisinden sora gelen dünya sanatçılarını derinden etkileyen dante'nin, o ünlü, o eşsiz, o uhrevi 'ilahi komedya'sını bu nazım şekliyle yazmış olmasıdır. terza rima, dante'den ve ilahi komedya'dan sonra yaygınlık kazanmıştır.
ekleme: tekrar okuyunca önemli bir eksiklik olduğunu gördüm. örnek yoktu. cevdet kudret hocanın yaptığı ilahi komedya çevirisinden birkaç bent iş görür diyerek ahan da buraya iliştiriyorum:
hayat yolu ortasında kendimi
karanlık bir orman içinde buldum.
anladım yolumu kaybettiğimi.
aklıma geldikçe hâlâ korktuğum
bir yabani, haşin, büyük ormanı
anlatırken bile ürperiyorum.
ölümden daha korkunç buldum onu,
ama başka iyi şeyler de vardı,
söyleyim onların ne olduğunu.
..............................................
umarım bu dert dolu dünyayı sizin için bir nebze aydınlatabilmiş ve çok da gerekli olmayan bu bilgi ile kafalarınızı gereksiz yere doldurmamışımdır. en derin sevgi ve selamlarımla.
önce, terza rima italyan edebiyatı'na özgü bir nazım şeklidir ama, bizde italyanca hiçbir zaman moda olmadığından, bu nazım şekli, italyanlardan fransızlara ve dahi diğer avrupa milletlerine yayıldıktan sonra, biz şimdi nasıl ingilizceciysek, geçmişte de fransızcacı olduğumuzdan, özellikle servet-i fünun (bkz: edebiyat-ı cedide) döneminde sanatçılarımız gerçek birer fransız edebiyatı hayranı olduklarından, bu nazım şeklini oradan görüp şiirimize kazandırmışlardır diye başlayalım. (tekrar okuyunca bir yanlış gördüm onu düzelteyim dedim, bir baktım! aman tengrim! yuh be! bir paragraflık cümle. siz siz olun böyle bir paragraflık cümleler kurmayın :))
şiirimize kazandıran da servet-i fünuncuların en baş, birinci, süper star sanatçısı tevfik fikret'tir tabii ki.
tevfik fikret, tek bir şiir olarak-->'şehrâyîn' (1899) denemiş, sonra da kendisiyle ilgilenmemiştir. zira, kendi şiir tarzına en uygun şiir nazım şekli, yani (bkz: serbest müstezat) kendisine yetip artmaktadır.
bu nazım şekli daha sonra da öyle aman aman kullanılan bir nazım şekli değildir. zaten serbest müstezattan sonra, şairlerin nazım şekli konusunda önü açılmış, daha sonraki yıllarda nazım şekli denen kısıtlamalar zincirinin zincirlerini kırarak özgürlüklere yelken açmışlardır.
bunca ön açıklamayı yaptıktan sonra, terza rimanın ne menem bir nazım şekli olduğuna şöyle bir bakalım:
1. üç dizelik bentlerle kurulur ve bent sayısı belirsizdir. kafanıza göre uzatabildiğiniz kadar uzatabilirsiniz.
2. dize kümelenişi ve kafiye düzeni; aba bcb cçc çdç ded efe..... diye gider. ki biz bu şekilde kafiyelenişi şahane bir şekilde adlandırmış ve bu tür kafiyelenişe örüşük kafiye (/uyak) demişizdir.
ve son dize çok ama çok önemlidir. bu son dizenin çok güçlü kuvvetli olmasına acayip dikkat edilmelidir. sırf bu son dize yüzünden yıllarca şiirini bitirmek için bekleyen şairler vardır.
3. bu nazım şeklinin en büyük önemi, çağdaşlarını ve dahi kendisinden sora gelen dünya sanatçılarını derinden etkileyen dante'nin, o ünlü, o eşsiz, o uhrevi 'ilahi komedya'sını bu nazım şekliyle yazmış olmasıdır. terza rima, dante'den ve ilahi komedya'dan sonra yaygınlık kazanmıştır.
ekleme: tekrar okuyunca önemli bir eksiklik olduğunu gördüm. örnek yoktu. cevdet kudret hocanın yaptığı ilahi komedya çevirisinden birkaç bent iş görür diyerek ahan da buraya iliştiriyorum:
hayat yolu ortasında kendimi
karanlık bir orman içinde buldum.
anladım yolumu kaybettiğimi.
aklıma geldikçe hâlâ korktuğum
bir yabani, haşin, büyük ormanı
anlatırken bile ürperiyorum.
ölümden daha korkunç buldum onu,
ama başka iyi şeyler de vardı,
söyleyim onların ne olduğunu.
..............................................
umarım bu dert dolu dünyayı sizin için bir nebze aydınlatabilmiş ve çok da gerekli olmayan bu bilgi ile kafalarınızı gereksiz yere doldurmamışımdır. en derin sevgi ve selamlarımla.
devamını gör...
merhaba poğaçacı (yazar)
nickim yapmak istediğim öbekti fakat kaydolurken nickte türkçe karakter kullanılabildiğine dair malumatım yoktu ve pogacaci çok kötü görünür diye düşünmüştüm. içeride türkçe karakterli yazarlar görünce yıkım yıkım yıkıldım. bana lütfen fahri merhaba poğaçacı deyiniz.
edit: hi my i run bana öyle bir kıyak yaptı ki alzheimer olsam unutmam.
edit: hi my i run bana öyle bir kıyak yaptı ki alzheimer olsam unutmam.
devamını gör...
varoluşsal kaygılar
bireyin varoluşunun getirdiği endişelerdir. irvin d. yalom'a göre temel olarak 4 varoluşsal kaygı vardır ve bunlar; ölüm, özgürlük, yalıtım(varoluşsal izolasyon) ve anlamsızlıktır.
ölüm (death): yaşayan her canlı bir gün ölümle yüzleşir. yaşam da ölüm de hayatın bir parçasıdır. hayatın bir gün biteceğinin farkında olmak ve zaman zaman (belki de ortalamadan fazla) hayatın bu gerçeği için endişelenmek, ölüm kaygısıdır. bir gün öleceğimizi bilsek de bu gerçeği göz ardı etmeye ya da unutmaya çalışırız. hiç yaşlanmayacak ve ölüm zamanımızın gelmeyeceğine inanırız veya inanmak isteriz. bu savunmalarımızın yanında, ölüm düşüncesi hayatın ertelenmemesi gerektiğini hatırlatır bize. iyi bir insan olabilmek ve hatırlanmak için bir şeyler, gerçek manasıyla bir şeyler yapma isteği uyandırır. iz bırakmak isteriz. ardımızda, bizi unutturmayacak izler... belki ölüm düşüncesi çoğu zaman acıtır insanın içini, fakat tamamıyla yıpratıcı demek de yanlış olacaktır.
özgürlük (freedom): hayatta seçemeyeceğimiz, elimizde olmayan durumlar vardır. ailemizi, doğduğumuz ülkeyi, yetiştirilme tarzımızı vb. seçemeyiz. fakat aynı zamanda kararlarımızı, yaşam tarzımızı, ideallerimizi seçebiliriz, hayallerimiz bize aittir. bunların hepsi bizim sorumluluğumuzdadır. ''sorumluluğun farkında olmak, kişinin kendi benliğini, kaderini, hayattaki durumunu, duygularını, acı çekişini kendisinin yarattığının farkında olması demektir.'' (dicle rojda tasman, varoluşsal kaygılar, 2018). kişi bu farkındalıkla birlikte yaptığı şeyde özgür olduğu için insana aynı zamanda boşluk hissi yaratır. özgürlük kaygısı, ölüm kaygısı gibi kişinin kolayca farkına varabileceği bir kaygı değildir. kişi genelde hayatıyla ilgili çok önemli ve geri dönüşü olmayacağını düşündüğü bir karar alırken özgürlük kaygısını deneyimler.
yalıtım (existential isolation): yalıtım yani izolasyonun ilk anlamı, tahmin edilebileceği üzere diğer insanlardan uzak durma, kendini soyutlama durumudur. fakat aynı zamanda kişinin kendi içindeki yalıtımı (duygularını, arzularını bastırmak) da vardır. yalıtım'ın üzerinde durduğu düşünce ''bu dünyaya tek başımıza geldik, tek başımıza gideceğiz''dir. bu düşünceden tam olarak kurtulmak bence imkansıza yakındır. önemli olan kurtulmaya çalışmaktansa bu gerçeği kabullenip onunla birlikte yaşamaktır. evet dünyaya yalnız geliriz hatta yalnız gideriz fakat içinde bulunduğumuz zamanı yalnız geçirmek zorunda değiliz, güzel ilişkiler kurup güzel anılar biriktirebiliriz.
anlamsızlık (meaningless): ''hayatın anlamı ne?'' sorusuna odaklanır. neden buradayım, ne için ve neden yaşıyorum gibi soruları beraberinde getirir. bu soruların cevabını daha doğrusu anlamsızlığın anlamını kendimiz bulmalı ve yaratmalıyız. eğer bu yarattığımız anlam yeterli gelmezse anlamsızlık kaygısı yaşamış oluruz. anlamsızlık kaygısı kesinlikle hafife alınacak bir kaygı değildir çünkü kişinin yaşamına son vermesine neden olabilir. ben, anlamsızlık kaygısının kişinin kendiyle daha fazla vakit geçirdiğinde çıkma olasılığının fazla olduğunu düşünüyorum. özellikle pandemi ile birlikte içe dönüş yaşadık ve kendimize birçok konuda varoluşsal sorular sormaya başladık. çoğu kişi için (ben de dahil) bu kaygı anlık olabilir ve kişi sonrasında günlük yaşantısına devam eder. bu kaygıyla baş etmenin en iyi yolu bence kişinin kendi içiyle zaman geçirmeye biraz ara verip kendisini meşgul edecek başka şeyler bulmasıdır.
dipnot: tanımım, derste gördüğüm bilgiler ışığında oluşturulmuş ve kendi cümlelerimdir. yukarıdaki alıntıda da belirttiğim gibi tırnak içindeki alıntı dicle rojda tasman'ın yazmış olduğu ''varoluşsal kaygılar'' makalesinden alınmıştır. (pivolka, temmuz 2018, cilt: 8, sayı: 28).
ölüm (death): yaşayan her canlı bir gün ölümle yüzleşir. yaşam da ölüm de hayatın bir parçasıdır. hayatın bir gün biteceğinin farkında olmak ve zaman zaman (belki de ortalamadan fazla) hayatın bu gerçeği için endişelenmek, ölüm kaygısıdır. bir gün öleceğimizi bilsek de bu gerçeği göz ardı etmeye ya da unutmaya çalışırız. hiç yaşlanmayacak ve ölüm zamanımızın gelmeyeceğine inanırız veya inanmak isteriz. bu savunmalarımızın yanında, ölüm düşüncesi hayatın ertelenmemesi gerektiğini hatırlatır bize. iyi bir insan olabilmek ve hatırlanmak için bir şeyler, gerçek manasıyla bir şeyler yapma isteği uyandırır. iz bırakmak isteriz. ardımızda, bizi unutturmayacak izler... belki ölüm düşüncesi çoğu zaman acıtır insanın içini, fakat tamamıyla yıpratıcı demek de yanlış olacaktır.
özgürlük (freedom): hayatta seçemeyeceğimiz, elimizde olmayan durumlar vardır. ailemizi, doğduğumuz ülkeyi, yetiştirilme tarzımızı vb. seçemeyiz. fakat aynı zamanda kararlarımızı, yaşam tarzımızı, ideallerimizi seçebiliriz, hayallerimiz bize aittir. bunların hepsi bizim sorumluluğumuzdadır. ''sorumluluğun farkında olmak, kişinin kendi benliğini, kaderini, hayattaki durumunu, duygularını, acı çekişini kendisinin yarattığının farkında olması demektir.'' (dicle rojda tasman, varoluşsal kaygılar, 2018). kişi bu farkındalıkla birlikte yaptığı şeyde özgür olduğu için insana aynı zamanda boşluk hissi yaratır. özgürlük kaygısı, ölüm kaygısı gibi kişinin kolayca farkına varabileceği bir kaygı değildir. kişi genelde hayatıyla ilgili çok önemli ve geri dönüşü olmayacağını düşündüğü bir karar alırken özgürlük kaygısını deneyimler.
yalıtım (existential isolation): yalıtım yani izolasyonun ilk anlamı, tahmin edilebileceği üzere diğer insanlardan uzak durma, kendini soyutlama durumudur. fakat aynı zamanda kişinin kendi içindeki yalıtımı (duygularını, arzularını bastırmak) da vardır. yalıtım'ın üzerinde durduğu düşünce ''bu dünyaya tek başımıza geldik, tek başımıza gideceğiz''dir. bu düşünceden tam olarak kurtulmak bence imkansıza yakındır. önemli olan kurtulmaya çalışmaktansa bu gerçeği kabullenip onunla birlikte yaşamaktır. evet dünyaya yalnız geliriz hatta yalnız gideriz fakat içinde bulunduğumuz zamanı yalnız geçirmek zorunda değiliz, güzel ilişkiler kurup güzel anılar biriktirebiliriz.
anlamsızlık (meaningless): ''hayatın anlamı ne?'' sorusuna odaklanır. neden buradayım, ne için ve neden yaşıyorum gibi soruları beraberinde getirir. bu soruların cevabını daha doğrusu anlamsızlığın anlamını kendimiz bulmalı ve yaratmalıyız. eğer bu yarattığımız anlam yeterli gelmezse anlamsızlık kaygısı yaşamış oluruz. anlamsızlık kaygısı kesinlikle hafife alınacak bir kaygı değildir çünkü kişinin yaşamına son vermesine neden olabilir. ben, anlamsızlık kaygısının kişinin kendiyle daha fazla vakit geçirdiğinde çıkma olasılığının fazla olduğunu düşünüyorum. özellikle pandemi ile birlikte içe dönüş yaşadık ve kendimize birçok konuda varoluşsal sorular sormaya başladık. çoğu kişi için (ben de dahil) bu kaygı anlık olabilir ve kişi sonrasında günlük yaşantısına devam eder. bu kaygıyla baş etmenin en iyi yolu bence kişinin kendi içiyle zaman geçirmeye biraz ara verip kendisini meşgul edecek başka şeyler bulmasıdır.
dipnot: tanımım, derste gördüğüm bilgiler ışığında oluşturulmuş ve kendi cümlelerimdir. yukarıdaki alıntıda da belirttiğim gibi tırnak içindeki alıntı dicle rojda tasman'ın yazmış olduğu ''varoluşsal kaygılar'' makalesinden alınmıştır. (pivolka, temmuz 2018, cilt: 8, sayı: 28).
devamını gör...
intihar etmeden ölmenin yolları
yaşlanmaktır.
birkaç hafta önceye kadar yoğun bir şekilde intiharı düşünen biri olarak söylüyorum; intihar düşüncesini çıkarın kafanızdan.
zaten sonuçta mutlaka öleceğiz, acele etmeye gerek yok. kalıp sonuna kadar mücadele etmek en iyisi.
birkaç hafta önceye kadar yoğun bir şekilde intiharı düşünen biri olarak söylüyorum; intihar düşüncesini çıkarın kafanızdan.
zaten sonuçta mutlaka öleceğiz, acele etmeye gerek yok. kalıp sonuna kadar mücadele etmek en iyisi.
devamını gör...
sevilen kızın ateist olduğunu öğrenmek
beraber mi yanacaz banane alüminyum dedirtir.
devamını gör...
anın fotoğrafı
yorucu geçen bir gün ardından savaş giysilerimi çıkarmışımdır.
devamını gör...
aslında havalı olmayan şeyler
psikolojik hastalıklar.
devamını gör...
adalet sarayları işlevsiz kalınca adalet arama platformu haline gelmiştir.
devamını gör...
günün ünsüzü yazarımız
güzide sözlüğümüzün avam kısmını oluşturan çoğunluk.
sen , ben , o , biz , siz, onlar.
sen , ben , o , biz , siz, onlar.
devamını gör...
birinden soğumak için nedenler
saygısızlık
devamını gör...
sevilen türkünün en vurucu sözleri
"ikilik kinini içimden atıp
özde ben bir insan olmaya geldim"
arif sağ yorumu ile;
özde ben bir insan olmaya geldim"
arif sağ yorumu ile;
devamını gör...
aşırı çıplaklığın tahrik edici olmaması
bu konuda bir araştırma vardı, iç çamaşırı görüntüsünün tamamen çıplaklıktan daha çekici geldiğine dair. bunun temelini de insanın eskiden beri gelen keşfetme arzusuna dayandırıyorlar.
devamını gör...
kuşlar
kuşlar her bahar da gelirler ama
sonbahar da göçerler aşkım
sakın sen kuşlara uyma
kuşlar, sen kuşları boşver
evler yerlerinde değiller aşkım
sakın sen kuşlara uyma.*
sonbahar da göçerler aşkım
sakın sen kuşlara uyma
kuşlar, sen kuşları boşver
evler yerlerinde değiller aşkım
sakın sen kuşlara uyma.*
devamını gör...
başlıklar orijinal ismi ile açılmalıdır
bir yerde evet.
şeytan’ın ölüsü diye başlık açılsa kimsenin bilmeme olasılığı var. ancak evil dead diye başlık açılsa herkesin bilme olasılığı yüksek.
bunun tersi de mevcut; the young and the restless bilinmeme olasılığı yüksek olan özel isim. yalan rüzgarı dersek herkes bilir. biraz da popülarite ile ilgili bir durum bu.
şeytan’ın ölüsü diye başlık açılsa kimsenin bilmeme olasılığı var. ancak evil dead diye başlık açılsa herkesin bilme olasılığı yüksek.
bunun tersi de mevcut; the young and the restless bilinmeme olasılığı yüksek olan özel isim. yalan rüzgarı dersek herkes bilir. biraz da popülarite ile ilgili bir durum bu.
devamını gör...
mutluluğu azaltan şeyler
veli toplantıları.
anne olmanın tek sevmediğim yanı.
anne olmanın tek sevmediğim yanı.
devamını gör...
ecosia
ortalama 45 arama yaptığınızda bir ağacın dikilmesine sebep olabileceğiniz harikulade bir iş.
devamını gör...
madalyası olmayan bir yazarı ciddiye almak
metin alıntılayıp birkaç kelimesini değiştirerek 150 kelime barajını geçemediğim için çok özür dilerim. bir şeyi kısa ve öz anlatmak varken uzatmayı pek tercih etmiyorum maalesef. bir konu hakkında önceden değinilen noktaların üzerine yeni ve farklı bir şey ekleyemeyeceksem, bozuk plak gibi aynı şeyleri tekrar edip laf kalabalığı da yapamıyorum ne yazık ki. ben de böyle bir insanım işte.
not: emek veren yazarları tenzih ederim. meh, başlık da üzerime kalmış.
not: emek veren yazarları tenzih ederim. meh, başlık da üzerime kalmış.
devamını gör...
likit radyo yayını
ilk şarkıyı bana hediye etmiş tatliş yayıncının programı başlamış bulunmaktadır. keyifle dinleyin, bolca gülün ve ruhunuzu güzelleştirin emi!
devamını gör...
kocam evde yokçular
sütyenim hikayemdecilerle kıyasıya kapışan gruptur. direkt olarak bitmeleri ümidiyle.
devamını gör...
gece kalkıp tencereden atıştırmak
mutfak faresi olmanın gerekliliğidir. ayrıca insanın gece karnı kazınıyor be.
devamını gör...