filozofların en sevilen sözleri
"dinleyeni olmadığından değil anlayanı olmadığından sessizleşir insan."
osho
osho
devamını gör...
neşet ertaş
isminin ve türkülerinin uzun yıllar bu topraklarda unutulmamasını dilediğim, eserleri ve anısı önünde saygıyla eğildiğim, 2012 yılında kaybettiğimiz büyük halk ozanı.
devamını gör...
irite eden söz kalıpları
benim en çok rahatsız olduğum kalıp
(bkz: boş yapma)
(bkz: boş yapma)
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının meslekleri
yağmur yağmaya başlarken aniden ortaya çıkan şemsiyeci.
devamını gör...
yılın kelimesi
filyasyon.
devamını gör...
spontane radyo yayını
geç bunlarııııı
anam babam geç bunlarııııııı
bir kalemde
bilirim ben yaptığımıııııı
yayını kapatma çağrılarına daha yeni ısındık ya hu, nereye gidiyorsunuz? şeklinde tepki verdiğim; pazartesi akşamlarını keyifli hale getiren yayın. sevgili robnaja, sayın cenk'in arka bahçesi, devam lütfen, gayet eğlenerek dinliyoruz çünkü.
iki soru da benden size gelsin o halde:
sizin yaptığınız en büyük romantik hareket neydi?
size karşı ne yapılsa, bundan daha kral hareket görmedim, dersiniz?
anam babam geç bunlarııııııı
bir kalemde
bilirim ben yaptığımıııııı
yayını kapatma çağrılarına daha yeni ısındık ya hu, nereye gidiyorsunuz? şeklinde tepki verdiğim; pazartesi akşamlarını keyifli hale getiren yayın. sevgili robnaja, sayın cenk'in arka bahçesi, devam lütfen, gayet eğlenerek dinliyoruz çünkü.
iki soru da benden size gelsin o halde:
sizin yaptığınız en büyük romantik hareket neydi?
size karşı ne yapılsa, bundan daha kral hareket görmedim, dersiniz?
devamını gör...
kahvaltı sofrası seven insan
kahvaltı aşığıyım. akşam bile kahvaltı yapıyorum bazen. tüm öğünler kahvaltıdan oluşsa sesimi çıkartmam.
devamını gör...
ilginç etimolojik bağlantılar
yıllar önce yaptığı tatlılar gayet meşhur olan bir tatlıcı varmış. öyle ki tatlıcının önünde kuyruklar olurmuş. bu tatlıcının güzel ve şişmanca bir sevdiği varmış. tatlıcı kızı o kadar seviyormuş ki en meşhur tatlısına kıza ithafen 'şişmaniye' adını vermiş.
gel zaman git zaman bunlar evlenmiş ama evlilikleri umdukları gibi gitmemiş ve ayrılmışlar. evlendiğine pişman olan tatlıcı tatlısına 'pişmaniye' adını vermiş.
güzel hikaye ama yanlış. “pişmaniye”nin “pişmanlık” ile hiçbir alakası yok. “pişmaniye” sözü, farsçada "yün, yapağı" anlamındaki “peşm (پشم)” kökünden türemiştir.
aynı kökten "yünden yapılmış" anlamına gelen “peşmin/peşmine" ve "derviş" anlamına gelen "peşmine-pûş" kelimeleri de türemiştir.
gel zaman git zaman bunlar evlenmiş ama evlilikleri umdukları gibi gitmemiş ve ayrılmışlar. evlendiğine pişman olan tatlıcı tatlısına 'pişmaniye' adını vermiş.
güzel hikaye ama yanlış. “pişmaniye”nin “pişmanlık” ile hiçbir alakası yok. “pişmaniye” sözü, farsçada "yün, yapağı" anlamındaki “peşm (پشم)” kökünden türemiştir.
aynı kökten "yünden yapılmış" anlamına gelen “peşmin/peşmine" ve "derviş" anlamına gelen "peşmine-pûş" kelimeleri de türemiştir.
devamını gör...
yazarların nicki bir çorba olsaydı olacağı çorba
konya usulü kuru bamya çorbası.
devamını gör...
erkekleri itici yapan detaylar
kaba olmaları gerçi cinsiyet farketmez herkesi itici yapar bu özellik.
devamını gör...
sarılık
kanda bilirubinin aşırı miktarda birikmesi sonucu deri mukoza ve göz akının sararması ile belirgin durumdur.
devamını gör...
fındık

anavatanın, çin olduğu yönünde de
anadolu olduğu yönünde de görüşler olan meyvedir.
uygur destanında fındık ağacından bahsedilmektedir.
eski çin kaynaklarında ‘ tanrının ihsan eylediği beş kutsal meyveden biri’ diye geçer.
evliya çelebi trabzon için ‘dağları taşlarında cümle ormanları fındıklıktır. ‘ der.
eski beri kıymetli görülen meyve, çikolata hayatımıza girdikten sonra daha da kıymetlenmiştir.
türkiye, dünya fındık üretimin yaklaşık yüzde yirmisini sağlamaktadır.
fındık yetiştirilen yerler için, her sene ağustos ayı, fındık zamanı olarak geçer.
fındık, çay gibi hemen satılabilecek bir ürün değildir.
toplandıktan sonra kurutulması, tanelerine ayrılması, sonra da tanelerinin iyice kurutulması gerekir.
iyice kurutulmayan fındık, nemli havası ile nam salmış karadeniz bölgesinde, çok çabuk çürüyebilir ve tüm ürün zayi olabilir.
eylül gibi satışa hazır hale gelen fındık, devletin açıkladığı fiyatla satışa sunulur.
eskiden bir çok ailenin bir yıllık geçim kaynağı olan fındık bu, zamanda ek gelir olarak görülmektedir.
fındık psödomaki türünde bir bitkidir.
boyları 3 metre civarı, beş on tane daldan oluşan ocakların, sıra sıra dizildiği fındıklıklarda yetişir. her fındık zamanı sonrası, yaşlı dallar genç dalların ocakta rahatça büyümesi için kesilir, bu işleme seyrekleme adı verilir.

fındık ocakları çapalanırsa ve gübrelenirse verim de ona göre artar.
yaşlıların fındıklıkta gördüğü her tane ile gözlerine nur indiren, aynı yaşlıların fındığa özen göstermeyen gençleri çeneleri ile canından bezdirmesine sebep meyvedir.
aslında, kafa dengi olunca, oyun masasında oyun oynar gibi sohbeti bol bir eyleme sebep olabilecek bir meyvedir. *
ezcümle; bir iki güne benim de maruz kalacağım ağustos ayının tatlı çilesidir.
devamını gör...
etli ekmek
dünyanın en yağlı ve iğrenç yiyeceği. bunu da konya'da yaşayan biri olarak söylüyorum.
devamını gör...
gençleştim bu kadar mı fark eder
başlığı okuduğumda içimden düzelttim. "resmen" yok, orjinali;
" gençleştim resmen, bu kadar mı fark eder?"
bizim gibi takıntılı insanları üzmeyin lütfen.
" gençleştim resmen, bu kadar mı fark eder?"
bizim gibi takıntılı insanları üzmeyin lütfen.
devamını gör...
çocukken sahip olmak isteyip sahip olamadığınız şeyler
küçükken bana "emekleyen bebek" diye bir oyuncak bebekten bahsettiler. pille çalışıyormuş, dizlerinin üzerinde hareket edebiliyormuş vs. çok ilgimi çekmişti. bundan bahsetme sebepleri de benim biraz yaramaz bir çocuk olmam. eğer söz dinlersem, uslu durursam bana bu bebeği alacaklardı. ama iş bir noktada kontrolden çıktı. ben her gün heyecanla bu bebek hakkında absürt sorular sormaya başlayınca onlar için bir çeşit eğlenceye dönüştü. ailedeki herkes benim de sorularım doğrultusunda bebeğe birtakım hayali özellikler ekledi. yalnızca emekleyebilen bebek; konuşabilen, süt içen, oyun oynayan bir bebeğe evrildi. öyle ki arkadaşsız bir çocukluk geçirmiş olan ben artık daha da çok istiyordum. eee hakkında bu kadar atıp tuttuktan sonra almaktan da vazgeçtiler tabi. "ellerinde kalmamış sipariş ettik, gelecek" diye oyaladılar bir süre. sonra "gelmiş ama bozuk çıkınca tekrar göndermişler, yenisi gelecek" dediler. uzun bir süre ısrarla sordum, bekledim. sonra nasıl vazgeçtim hatırlamıyorum. ilginç gerçekten. kaç yaşına geldim, üzerinden yaklaşık 20 yıl geçti hâlâ bunu komik bulmuyorum.
devamını gör...
üretmek yerine tüketmek
insanoğlunun tüketim çılgınlığını gözle görülür şekilde artması adına yazmak istiyorum. ihtiyacımız olmayan eşyalara sırf başkalarında var diye, daha popüler gözükmek amaçlı alınması anlamsız gelmektedir. alırken düşünülen şeyler gerçekten ihtiyaç meselesi değil, o eşyayı aldığı zaman kendini daha değerli hissedeceği ve o özendiği ya da gördüğü kişi gibi bir kimliğe bürüneceğini sanmasıdır. alınan yapay mutluluğun önüne geçip insanın kendini başka şekilde tatmin etmesi gerektiğini düşünmekteyim.
devamını gör...
hababam sınıfı
rıfat ılgaz eseri hakkında şöyle bir yorumda bulunmuştur: "eskiden idamlar sabaha karşı yapılırmış. belli bir süre sonra idam yaklaştığında tüm dükkanlar açılmaya, esnaf satış yapmak için bağırıp çağırmaya başlamış.bunun üzerine aileler de o saatlerde sokağa çıkmaya başlamış ve idam vakitleri panayır havasına bütünmüş. sonuçta da ölen bir adama bakarak gülen bir halk görüntüsü oluşmuş.ben de çöken eğitim sistemini anlattım. hepimiz ölen bu sisteme bakarak güldük."
rıfat ılgaz, hababam sınıfına gülünmesi ile bu duruma gülünmesi arasında bir fark görmemiştir. tokat gibi yüzümüze çarpan gerçek de budur. aslında üstat, bizi bize anlatmıştır. her karakter, her olay aslında bir eleştiridir. farklı kültürden, farklı ekonomik düzeyden öğrencilerin, aynı yerde kalıp beraber kopya çekmesi toplumcu anlayışa bir atıftır aynı zamanda. hababam sınıfı'nda üç şeyin eleştirisi yapılmıştır: kopyanın, ezberin, uydurma saygının. rıfat ılgaz da röportajlarında ben komedi düşünmüyorum, yergi yapıyorum demiştir. bütün ülke izledik bu başyapıtı. güldük, eğlendik, bir kez olsun düşündük mü?
rıfat ılgaz, hababam sınıfına gülünmesi ile bu duruma gülünmesi arasında bir fark görmemiştir. tokat gibi yüzümüze çarpan gerçek de budur. aslında üstat, bizi bize anlatmıştır. her karakter, her olay aslında bir eleştiridir. farklı kültürden, farklı ekonomik düzeyden öğrencilerin, aynı yerde kalıp beraber kopya çekmesi toplumcu anlayışa bir atıftır aynı zamanda. hababam sınıfı'nda üç şeyin eleştirisi yapılmıştır: kopyanın, ezberin, uydurma saygının. rıfat ılgaz da röportajlarında ben komedi düşünmüyorum, yergi yapıyorum demiştir. bütün ülke izledik bu başyapıtı. güldük, eğlendik, bir kez olsun düşündük mü?
devamını gör...
ağza sıkmalık çikolata
diş macunu tüpü gibi silindir bir tüp içinde, alttan sıkıp çıkan çikolatayı yalamak ya da içindeki çikolatayı vakumlamak suretiyle tüketilen sıvı çikolata.
devamını gör...
yazarların kendilerine söylemek istedikleri
hayat bu kadar düşünmeye ve takmaya gelmez. gelişine yaşa.
devamını gör...
