geceye bir fotoğraf bırak
mustafa kemal atatürk, mersin viranşehir harabeleri'nin yakınından akdeniz kıyılarını seyrederken, (21 mayıs 1938).
devamını gör...
yüzüklerin efendisi (seri)
adını hiç duymamıştım. fantastik, bilim kurgu ve de polisiye gerilim okuyan, seven bir adamdım gençlik yıllarımda. farklı okumalar alanına henüz yeni geçiş yapıyordum, ki o zamanlar kitap okuyabileceğim ve de ödünç alabileceğim bir çok güzel insan da vardı yakın çevremde.
mevcut şartlarım da iyiydi hemen hemen ne zaman istersem kitap alabiliyordum.
sene 1991 veya 1992, üniversite zamanlarım hafta sonu eve gelmişim ve izmit'e* gittim iyi bir dostumla buluşmak için.
neyse görüştük ettik eve döneceğim minibüsle o zaman da yanlış değilsem iki adet köprü* var ana yolu aşıp sahil tarafına minibüs yoluna geçmek için.
hiç unutmuyorum yine bu zamanlar muhtemelen, üst geçitlerden biri o an için bana daha yakın ama ben yine de minibüslerin kalktığı yöne ve uzak olana gittim, dedim akşam saati araba tıklım tıklım olmasın biraz daha erken duraklardan birinden bineyim.
ve bu kararım ile yüzüklerin efendisi* ile karşılaştım.
bu üst geçit köprülerde o zamanlar sürekli ikinci el kitap satan tipler olurdu, çoğunlukla genç ve de orta yaşlı,
yere bir naylon serip üzerine onlarca kitabı yığarlar ve satarlardı.
o zamanlar böyle zabıtalar falan var ama kimseyi bu işlerden dolayı kovalamıyorlar. iyi zamanlar yani.*
köprüye çıktım karşı tarafın sonuna doğru yerde bir yığın kitap var ve sakallı bir abi başlarında, muhtemelen 35-40 yaşlarında.
s.a. dedim ve bakmaya başladım, 3-4 kitap sonra ilk cildi (birinci kısım yazardı o zamanki baskılarda ki metis yayınları olması lazım yine) gördüm. ve inceledim biraz, arka yazısı falan da vardı yanlış değilsem.
dedim; "üstadım bunun diğer ciltleri de var mı?" dedi; "var."
ver dedim ve aldım. geçmiş gün, çok oldu hatırlamıyorum kaç para olduğunu.
ve eve döndüm, hafta başına da eskişehir'e okula geri dönüyorum trenle.
ilk kitabı trende bitirdim neredeyse akşamına da evde tamamladım ve devamını aynı hafta içi halletmiştim 3 cilt/kısım olarak tüm seriyi.
mezun olduktan sonra yıllar sonra yani tekrar okudum, arada da bir kez daha okuduğumu hatırlıyorum ve hatta yakın zamanda tekrar okumuştum. belki bir kaç sene sonra tekrar okurum, hafızayı tazelemek adına.
ve iddia ediyorum bu üçleme serisini ve the silmarillion'u ben okuduğum yıllarda türkiye'de seriyi okumuş insan sayısı 10.000 değildi ve artık bir fenomen halinde ünlendi, özellikle 2005 sonrası.
not olarak da the silmarillion kitabını önden okumasını tavsiye ederim bu seriyi okumak isteyenlere, o da muhteşem bir kitaptır aslında ama bu 3'lemenin gölgesinde kalmıştır bence.
3'lemenin tek cilt olanı da mevcut yine yanlış değilsem metis yayınlarından fakat yazı karakterleri çok küçük deniliyor ve ben almaya değer olduğunu düşünmüyorum, eğer sahaflarda eski baskılarını bulursanız cilt cilt alıp okumanız iyi olur.
demem şudur;
bu üçleme gerçekten çok çok iyi ve filmlerinden bağımsız olarak kitabın içindeki tasvirler muhteşem bir kere.
film size bir heves verebilir ama kitabı okumak apayrı bir olay ve keyif.
ayrıca yukarıda dediğim gibi bunu da önden okuyun ve bir tür mitoloji efsanesiyle karşılaşın derim.
(bkz: the silmarillion)*
1-the lord of the rings: vol. ı - the fellowship of the ring
yüzüklerin efendisi cilt ı – yüzük kardeşliği
2-the lord of the rings: vol. ıı - the two towers
yüzüklerin efendisi cilt ıı – iki kule
3-the lord of the rings: vol. ııı - the war of the ring or the return of the king
yüzüklerin efendisi cilt ııı – yüzük savaşı / kralın dönüşü
şimdilik bunlar efendim.
imla: ufak tefek düzeltmeler.
mevcut şartlarım da iyiydi hemen hemen ne zaman istersem kitap alabiliyordum.
sene 1991 veya 1992, üniversite zamanlarım hafta sonu eve gelmişim ve izmit'e* gittim iyi bir dostumla buluşmak için.
neyse görüştük ettik eve döneceğim minibüsle o zaman da yanlış değilsem iki adet köprü* var ana yolu aşıp sahil tarafına minibüs yoluna geçmek için.
hiç unutmuyorum yine bu zamanlar muhtemelen, üst geçitlerden biri o an için bana daha yakın ama ben yine de minibüslerin kalktığı yöne ve uzak olana gittim, dedim akşam saati araba tıklım tıklım olmasın biraz daha erken duraklardan birinden bineyim.
ve bu kararım ile yüzüklerin efendisi* ile karşılaştım.
bu üst geçit köprülerde o zamanlar sürekli ikinci el kitap satan tipler olurdu, çoğunlukla genç ve de orta yaşlı,
yere bir naylon serip üzerine onlarca kitabı yığarlar ve satarlardı.
o zamanlar böyle zabıtalar falan var ama kimseyi bu işlerden dolayı kovalamıyorlar. iyi zamanlar yani.*
köprüye çıktım karşı tarafın sonuna doğru yerde bir yığın kitap var ve sakallı bir abi başlarında, muhtemelen 35-40 yaşlarında.
s.a. dedim ve bakmaya başladım, 3-4 kitap sonra ilk cildi (birinci kısım yazardı o zamanki baskılarda ki metis yayınları olması lazım yine) gördüm. ve inceledim biraz, arka yazısı falan da vardı yanlış değilsem.
dedim; "üstadım bunun diğer ciltleri de var mı?" dedi; "var."
ver dedim ve aldım. geçmiş gün, çok oldu hatırlamıyorum kaç para olduğunu.
ve eve döndüm, hafta başına da eskişehir'e okula geri dönüyorum trenle.
ilk kitabı trende bitirdim neredeyse akşamına da evde tamamladım ve devamını aynı hafta içi halletmiştim 3 cilt/kısım olarak tüm seriyi.
mezun olduktan sonra yıllar sonra yani tekrar okudum, arada da bir kez daha okuduğumu hatırlıyorum ve hatta yakın zamanda tekrar okumuştum. belki bir kaç sene sonra tekrar okurum, hafızayı tazelemek adına.
ve iddia ediyorum bu üçleme serisini ve the silmarillion'u ben okuduğum yıllarda türkiye'de seriyi okumuş insan sayısı 10.000 değildi ve artık bir fenomen halinde ünlendi, özellikle 2005 sonrası.
not olarak da the silmarillion kitabını önden okumasını tavsiye ederim bu seriyi okumak isteyenlere, o da muhteşem bir kitaptır aslında ama bu 3'lemenin gölgesinde kalmıştır bence.
3'lemenin tek cilt olanı da mevcut yine yanlış değilsem metis yayınlarından fakat yazı karakterleri çok küçük deniliyor ve ben almaya değer olduğunu düşünmüyorum, eğer sahaflarda eski baskılarını bulursanız cilt cilt alıp okumanız iyi olur.
demem şudur;
bu üçleme gerçekten çok çok iyi ve filmlerinden bağımsız olarak kitabın içindeki tasvirler muhteşem bir kere.
film size bir heves verebilir ama kitabı okumak apayrı bir olay ve keyif.
ayrıca yukarıda dediğim gibi bunu da önden okuyun ve bir tür mitoloji efsanesiyle karşılaşın derim.
(bkz: the silmarillion)*
1-the lord of the rings: vol. ı - the fellowship of the ring
yüzüklerin efendisi cilt ı – yüzük kardeşliği
2-the lord of the rings: vol. ıı - the two towers
yüzüklerin efendisi cilt ıı – iki kule
3-the lord of the rings: vol. ııı - the war of the ring or the return of the king
yüzüklerin efendisi cilt ııı – yüzük savaşı / kralın dönüşü
şimdilik bunlar efendim.
imla: ufak tefek düzeltmeler.
devamını gör...
çakıl taşları
şebnem ferah'ın mükemmel şarkılarından biridir. nakaratını her seferinde bir şeyler sorgulatır, insanı garip duygulara sokar.
şarkının sözleri;
benim çakıl taşlarım var
irili ufaklı
kaybolduğumda
yere yayıp yol yaptığım
çakıl taşlarım var
her yerden topladığım
boşluğa düştüğümde
oyunlar yaratıp oynadığım
benim bir sözlüğüm var
unutulmuş bir dil
oysaki içinde
her şeyin anlamı gizli
benim bir gözlüğüm var
sol camı kırıldı
taktığım zamanlarda
içini gösteren adeta
sen hiç, hiç oldun mu?
birden duruldun mu?
bulanıkmış, berrakmış
her suyu içtin mi?
altında ağ olmadan
yerden yükseldin mi?
tam zevkine varmışken
birden yere düştün mü sen?
düştün mü sen?
düştün mü sen?
düştün mü sen?
benim hiç boyanmamış
dört duvarım var
çatlaklarından sızıp
içinden geçtiğim
benim hiç yıkılmamış
duvarlarım var
dikkatle baktığımda
ardını gördüğüm adeta
sen hiç, hiç oldun mu?
birden duruldun mu?
bulanıkmış, berrakmış
her suyu içtin mi?
altında ağ olmadan
yerden yükseldin mi?
tam zevkine varmışken
birden yere düştün mü sen?
düştün mü sen?
düştün mü sen?
düştün mü sen?
benim bir hikâyem var
sonunu yazmadığım
benim bir sevgilim var
henüz tanışmadığım
benim umudum var
benim umudum
benim umudum var
benim umudum
sen hiç, hiç oldun mu?
birden duruldun mu?
bulanıkmış, berrakmış
her suyu içtin mi?
altında ağ olmadan
yerden yükseldin mi?
tam zevkine varmışken
birden yere düştün mü sen?
hiç oldun mu?
birden duruldun mu?
bulanıkmış, berrakmış
her suyu içtin mi?
altında ağ olmadan
yerden yükseldin mi?
tam zevkine varmışken
birden yere düştün mü sen?
düştün mü sen?
düştün mü sen?
düştün mü sen?
şarkının sözleri;
benim çakıl taşlarım var
irili ufaklı
kaybolduğumda
yere yayıp yol yaptığım
çakıl taşlarım var
her yerden topladığım
boşluğa düştüğümde
oyunlar yaratıp oynadığım
benim bir sözlüğüm var
unutulmuş bir dil
oysaki içinde
her şeyin anlamı gizli
benim bir gözlüğüm var
sol camı kırıldı
taktığım zamanlarda
içini gösteren adeta
sen hiç, hiç oldun mu?
birden duruldun mu?
bulanıkmış, berrakmış
her suyu içtin mi?
altında ağ olmadan
yerden yükseldin mi?
tam zevkine varmışken
birden yere düştün mü sen?
düştün mü sen?
düştün mü sen?
düştün mü sen?
benim hiç boyanmamış
dört duvarım var
çatlaklarından sızıp
içinden geçtiğim
benim hiç yıkılmamış
duvarlarım var
dikkatle baktığımda
ardını gördüğüm adeta
sen hiç, hiç oldun mu?
birden duruldun mu?
bulanıkmış, berrakmış
her suyu içtin mi?
altında ağ olmadan
yerden yükseldin mi?
tam zevkine varmışken
birden yere düştün mü sen?
düştün mü sen?
düştün mü sen?
düştün mü sen?
benim bir hikâyem var
sonunu yazmadığım
benim bir sevgilim var
henüz tanışmadığım
benim umudum var
benim umudum
benim umudum var
benim umudum
sen hiç, hiç oldun mu?
birden duruldun mu?
bulanıkmış, berrakmış
her suyu içtin mi?
altında ağ olmadan
yerden yükseldin mi?
tam zevkine varmışken
birden yere düştün mü sen?
hiç oldun mu?
birden duruldun mu?
bulanıkmış, berrakmış
her suyu içtin mi?
altında ağ olmadan
yerden yükseldin mi?
tam zevkine varmışken
birden yere düştün mü sen?
düştün mü sen?
düştün mü sen?
düştün mü sen?
devamını gör...
ideal ölme yaşı
dona sıçmaya başlamadan üç ay öncesi.
devamını gör...
yoldaş bakkal rozet önerileri
akıl oyunları *
devamını gör...
yazarların başına gelen doğaüstü olaylar
korku hikayelerini okumayı severim, hepsi beni çok etkiler ancak hepinizin bir psikiyatri servisini ziyaret etmesi gerektiğini düşünüyorum, psikoloji bilimi herkesin aynı paranormal olayı görmesini, duymasını dahi açıklar. sevgiler...
edit: sonradan aklıma geldi, üniversite sınavına hazırlandığım dönem, gitmeyi çok istediğim bir üniversite vardı herkesin olduğu gibi, ancak o üniversitenin olduğu şehre veya o kampüse hiç gitmemiştim veya hiçbir yerden açıp bakmamıştım, sadece adını ve ne kadar çok istediğimi biliyordum, bir gün rüyamda o kampüste elimde bardak bir yokuşu çıktığımı gördüm, uyandığımda emindim orası olduğuna ancak kimseye söylemedim, herneyse sonunda o üniversiteyi kazandım ve o yokuş yabancı diller yüksek okuluna giden yokuştu birebir aynısıydı rüyamdakiyle ve 1 sene boyunca her gün o yokuşu söverek çıksam da, beni hala çok şaşırtır bu olay, okula gidene kadar hiçbir fotoğrafına dahi bakmamıştım.
edit: sonradan aklıma geldi, üniversite sınavına hazırlandığım dönem, gitmeyi çok istediğim bir üniversite vardı herkesin olduğu gibi, ancak o üniversitenin olduğu şehre veya o kampüse hiç gitmemiştim veya hiçbir yerden açıp bakmamıştım, sadece adını ve ne kadar çok istediğimi biliyordum, bir gün rüyamda o kampüste elimde bardak bir yokuşu çıktığımı gördüm, uyandığımda emindim orası olduğuna ancak kimseye söylemedim, herneyse sonunda o üniversiteyi kazandım ve o yokuş yabancı diller yüksek okuluna giden yokuştu birebir aynısıydı rüyamdakiyle ve 1 sene boyunca her gün o yokuşu söverek çıksam da, beni hala çok şaşırtır bu olay, okula gidene kadar hiçbir fotoğrafına dahi bakmamıştım.
devamını gör...
yazarların en sevdiği türk sanat müziği eserleri
seni ben ellerin olsun diye mi sevdim.
devamını gör...
insanlığa güncelleme gelse ilk istenecek özellik
tum insanlara saygı,merhamet,vicdan,durustluk gelse yeter. cok tatli yasanir. herkes sadece kendisiyle ilgilenir .
devamını gör...
f12'den karmayı edit as html ile 500 yapıp rozet almaya çalışmak
hava almakla sonuçlanacak eylemdir. yemezler.
devamını gör...
sanat eserinin analizi

sanatçı: théodore géricault
yılı: 1818-1819
sergilendiği yer: louvre müzesi, paris
éricault’nun 27 yaşında tamamladığı medusa’nın salı, fransız romantizm akımının en önemli eserlerinden biridir. tablonun adını duyunca aklınıza yunan mitolojisindeki yılan saçlı figür gelmiş olabilir ama bu tablodaki başka bir medusa.
afrika açıklarında yol alan bir fransız donanma gemisi olan medusa, 2 temmuz 1816 tarihinde moritanya’da kıyıya oturdu. üç günlük kurtarma çabalarının ardından tayfa ve yolcular geminin altı küçük sandalıyla kurtulmaya çalıştı. ancak 400 kişiyle yola çıkmış olan gemi, sadece 250 kişiyi kurtarabilecek kapasitede sandala sahipti. sonuç olarak, 146 erkek ve 1 kadın ağaçtan yapılmış bir sala bindi.
sadece bir paket bisküvi, iki fıçı su, birkaç fıçı şarap olan salda insanlar 13 gün boyunca cehennemi yaşadı. şartların güçlüğü, saldakilerin sıkça kavga etmesine; kimilerinin denize atılmasına kimilerinin kendini denize atmasına ya da canlı canlı yenmelerine sebep oldu.
nihayet saldakiler kurtarıldığında sadece on beş kişi kalmıştı. bu olay, kazazedeleri kurtarma anlamında hükümetin yeterince hızlı hareket etmediği gerekçesiyle büyük yankı buldu.
devamını gör...
içimizdeki şeytan
iyilik, kimseye kötülüğü dokunmamak değil, kötülük yapacak cevheri içinde taşımamak demektir."
diye bir aforizma ile sayfa başında hök diye kalmanıza sebebiyet verebilecek kitaptır da ayrıca.
diye bir aforizma ile sayfa başında hök diye kalmanıza sebebiyet verebilecek kitaptır da ayrıca.
devamını gör...
yazarların en ünlü etkileşimi
ferhat göçer twitter'da beni takip ediyor. ben onu etmiyorum.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
kitaplıkta bir kitap
içinde dünyalar saklı
dışıysa kara kaplı
kitaplıkta bir kitap
binlercesinden farklı
üstünde bir sürü anı
kitaplıkta bir kitap
kelimeler acı
ama güzel şeyler anlattıkları
kitaplıkta bir kitap
içinde bir aşk saklı
mısralar oldukça kırgın
kitaplıkta bir kitap
eller geziniyor üstünde
hissediyor yaşanmışlıkları
kitaplıkta bir kitap
sayfaların kenarı kıvrılmış
birikmiş birçok alıntı
kitaplikta bir kitap
ıçinde binbir gece masalları
arasında birkaç sarı kasımpatı
kitaplikta binlerce kitap
biri hepsinden farklı
dışı kara kaplı...
içinde dünyalar saklı
dışıysa kara kaplı
kitaplıkta bir kitap
binlercesinden farklı
üstünde bir sürü anı
kitaplıkta bir kitap
kelimeler acı
ama güzel şeyler anlattıkları
kitaplıkta bir kitap
içinde bir aşk saklı
mısralar oldukça kırgın
kitaplıkta bir kitap
eller geziniyor üstünde
hissediyor yaşanmışlıkları
kitaplıkta bir kitap
sayfaların kenarı kıvrılmış
birikmiş birçok alıntı
kitaplikta bir kitap
ıçinde binbir gece masalları
arasında birkaç sarı kasımpatı
kitaplikta binlerce kitap
biri hepsinden farklı
dışı kara kaplı...
devamını gör...
penguen ali
çocukluğumda annemin kapaklı telefonunda sık sık oynadığım, benim için (bkz: çocukluğumuzu yemiş oyunlar)dan biridir.
hatta bu oyuna özenip 3 metrelik bir yerden atlamıştım. her tarafım yara bere olmuştu. çocukluk işte. o günden sonra annem de oyunu sildi telefonundan ve o güzel oyunla bir daha karşılaşmadık.
hatta bu oyuna özenip 3 metrelik bir yerden atlamıştım. her tarafım yara bere olmuştu. çocukluk işte. o günden sonra annem de oyunu sildi telefonundan ve o güzel oyunla bir daha karşılaşmadık.
devamını gör...
hidano
yüreği kocaman olan bir yazar tanesi. güneşi tek başına ellerine alıp tüm dünyayı aydınlatıp ısıtır. tüm hayallerinin gerçek olması ve buraları bırakmaması dileğiyle...
devamını gör...
aynı evde yaşıyormuş gibi entryler
çekmecedeki çikolatayı kim yedi ?
devamını gör...
çocukların kıymetli oyuncakları
5 yaşına kadar oyuncakları o kadar kıymetli ki sokaktan bulduğu bir gazoz kapağını veya sahilden topladığı taşları bile eve gidince sorarlardı. bir keresinde oğlum topladığı o taşları gittiğimiz sahilde unutmuştu, eve gelince kıyamet koptu, nasıl benim taşlarımı almadın diye başımın etini yedi, 3 gün ağladı. şimdi büyüdüler artık, geçen gün 5 yaşındaki kuzenleri geldi, tabii haliyle tüm oyuncaklar ortaya saçıldı, oğlum zamanında asla kimsenin dokunmasına dahi izin vermediği oyuncağını kuzenine hediye etti. büyüyünce oyuncağı gözleri görmüyor ama 2-5 yaş arasındayken mülkiyet kavramı tam olarak oturmadığından oyuncak, çocuklar için dünyanın en kıymetli şeyi..
devamını gör...
loci yöntemi
hafıza sarayı veya zihin sarayı tekniği diye de bilinen yöntem, asıl olarak hafızada tutulmak istenen bilgilerin mekanlarla bağdaştırılması tekniğidir. çok iyi bilinen sokak, ev, okul hatırlamak istenilen bilgilerle eşleştirilip belleğe yerleştirilerek uygulanır. sherlock holmes karakteri loci yöntemini kullanma konusunda en güzel örnektir.
devamını gör...

