sadakat her şeyden daha mühimdir aşktan bile
başlık "simurg freud" tarafından 17.04.2026 19:21 tarihinde açılmıştır.
1.
sultanların en aşığı hürrem sultan'ın, mihrimah, benim ay parçam'ın kulağına nazikçe üflediği ve hepimizin kulağına küpe olmalık ikonik repliktir.
"unutma mihrimah... sadakat her şeyden daha mühimdir, aşktan bile".
hürrem sultan dizi boyunca bunu iki kere söyler mihrimah'a. ilkinde, iliklerine kadar sultan süleyman'ın kızı olan mihrimah; şehzade mustafa'nın, yani mahidevran sultan'dan olan abisinin musahibi taşlıcalı yahya'ya aşık olduğu zaman dile getirir.
burada aslında hürrem bu sözle birlikte, hem taşlıcalı yahya'nın neden onunla olamayacağını hem de neden olmayacağını anlatmaya çalışır. taşlıcalı, şehzade mustafa'ya sadakatini korumaya devam edeceği için herhangi bir şekilde hürrem sultan ile ittifakta olduğu şüphesini vermek istemeyeceğinin ve de bu sorumlulukta birinden böyle bir fedakarlığı mihrimah sultan'ın bile isteyemeyeceğinin altını çizer. aslında oldukça adil bir yaklaşım şartlar dahilinde.
ikincisinde de mihrimah sultan ile rüstem paşa'yı evlendirmek istediğinde dökülür dudağından. rüstem ona ve ailesine sadık bir paşadır. üç sehzadesini korumak için divan gücüne ihtiyaç vardır. bunun yolu rüstem paşa'nın divana girmesidir. bunun da yolu mihrimah sultan ile nikah kıymasıdır. dolayısıyla şehzadeleri korumak için, erkek doğmadı diye ilk sütünü bile süt anneden içirten hürrem, mihrimah'ın lütfuna muhtaçtır. o sırada babasının kızı mihrimah, bali bey'e aşıktır. fekat bali bey pek oralı değildir. zinanın dinine dibine vurduğu için, abazanlikla gaza gelip kellesini riske atmaya hiç niyeti yoktur. bilhassa aybige hatun tecrübesinden sonra. hürrem de bu aşkın karşılıksız olduğunu bilir. mihrimah her sezon birine aşık ola dursun, hayatı söz konusu olan üç yiğit şehzade vardır önce. destuuur!
bu replik, muhteşem yüzyıl platosunda bir anne nasihatinden ziyade, saray dinamiklerinin, duyguların önüne nasıl geçtiğinin ikonik bir iz düşümüdür. hürrem sultan burada mihrimah'a aşk gibi her daim romantize edilen, şiirlere konu olmuş bir duygunun aslında ne kadar kırılgan ve geçici olabileceğini hatırlatırken; sadakati, yani iktidarın sürdürülebilirliğini sağlayan temel ilkeyi öne çıkarır. zira osmanlı sarayında aşk, çoğu zaman bir lükstür. sadakat ise en mühim hayatta kalma şartıdır.
süleyman ile büyük bir aşk yaşamıştır elbette ama onu da bu kadar ileriye taşıyan şey, aşktan ziyade süleyman'a olan sadakatidir. yoksa biz ne "hönkarım, aşıkım", "ben bırdayım, sileymanın yanında", "keder içindeyim validem"ler gördük...
lakin, ne diyor hünkârım: "ben hürrem melek demiyorum. elbette onun da kusurları var. lakin onda hiçbirinizde olmayan başka bir şey daha var; sadakat. mutlak sadakat..."
aşko kuşko başlıklara iliştiririz bunu da (bkz: ...) ile.
"unutma mihrimah... sadakat her şeyden daha mühimdir, aşktan bile".
hürrem sultan dizi boyunca bunu iki kere söyler mihrimah'a. ilkinde, iliklerine kadar sultan süleyman'ın kızı olan mihrimah; şehzade mustafa'nın, yani mahidevran sultan'dan olan abisinin musahibi taşlıcalı yahya'ya aşık olduğu zaman dile getirir.
burada aslında hürrem bu sözle birlikte, hem taşlıcalı yahya'nın neden onunla olamayacağını hem de neden olmayacağını anlatmaya çalışır. taşlıcalı, şehzade mustafa'ya sadakatini korumaya devam edeceği için herhangi bir şekilde hürrem sultan ile ittifakta olduğu şüphesini vermek istemeyeceğinin ve de bu sorumlulukta birinden böyle bir fedakarlığı mihrimah sultan'ın bile isteyemeyeceğinin altını çizer. aslında oldukça adil bir yaklaşım şartlar dahilinde.
ikincisinde de mihrimah sultan ile rüstem paşa'yı evlendirmek istediğinde dökülür dudağından. rüstem ona ve ailesine sadık bir paşadır. üç sehzadesini korumak için divan gücüne ihtiyaç vardır. bunun yolu rüstem paşa'nın divana girmesidir. bunun da yolu mihrimah sultan ile nikah kıymasıdır. dolayısıyla şehzadeleri korumak için, erkek doğmadı diye ilk sütünü bile süt anneden içirten hürrem, mihrimah'ın lütfuna muhtaçtır. o sırada babasının kızı mihrimah, bali bey'e aşıktır. fekat bali bey pek oralı değildir. zinanın dinine dibine vurduğu için, abazanlikla gaza gelip kellesini riske atmaya hiç niyeti yoktur. bilhassa aybige hatun tecrübesinden sonra. hürrem de bu aşkın karşılıksız olduğunu bilir. mihrimah her sezon birine aşık ola dursun, hayatı söz konusu olan üç yiğit şehzade vardır önce. destuuur!
bu replik, muhteşem yüzyıl platosunda bir anne nasihatinden ziyade, saray dinamiklerinin, duyguların önüne nasıl geçtiğinin ikonik bir iz düşümüdür. hürrem sultan burada mihrimah'a aşk gibi her daim romantize edilen, şiirlere konu olmuş bir duygunun aslında ne kadar kırılgan ve geçici olabileceğini hatırlatırken; sadakati, yani iktidarın sürdürülebilirliğini sağlayan temel ilkeyi öne çıkarır. zira osmanlı sarayında aşk, çoğu zaman bir lükstür. sadakat ise en mühim hayatta kalma şartıdır.
süleyman ile büyük bir aşk yaşamıştır elbette ama onu da bu kadar ileriye taşıyan şey, aşktan ziyade süleyman'a olan sadakatidir. yoksa biz ne "hönkarım, aşıkım", "ben bırdayım, sileymanın yanında", "keder içindeyim validem"ler gördük...
lakin, ne diyor hünkârım: "ben hürrem melek demiyorum. elbette onun da kusurları var. lakin onda hiçbirinizde olmayan başka bir şey daha var; sadakat. mutlak sadakat..."
aşko kuşko başlıklara iliştiririz bunu da (bkz: ...) ile.
devamını gör...
2.
sayın karahanlı sadakatini takdir ediyor.
devamını gör...
3.
diziyi hiç izlememiş olmama rağmen sevmeye başladım sen hürrem.
devamını gör...