1.
nikahlanabildiğiniz birine dokunduğunuzda namaz abdestinizin bozulduğuna inanılan mezhep. sünni inancının 4 ana kolundan biridir. türkiye'de genellikle doğu ve güneydoğu anadolu bölgesinde yaygındır.
devamını gör...
2.
imam şafi'nin kurduğu mezhep. hanefi mezhebiyle aynı itikata (inanç) sahip olsa da amelde (uygulamada) biraz farklıdır. en belirgin fark kanın abdest bozup bozmaması hususudur.
bir gün peygamber namaz kılarken eli kanamış ve hanımı hemen bir bez alarak silmiş. bunun üzerine de peygamber abdest tazelemiş
hanefi mezhebine göre peygamber eli kanadığında abdesti bozulduğu için gidip abdest almıştır, şafi mezhebinde ise karısı dokunduğu için. şimdi ikisine de yalan denemeyeceği için ulema ikisinin de muteber olduğuna hükmetmiş ve ikisine de hak vermiştir.
mezhep imamları şer-i hükümleri peygamberin hayatına dayandırsalar da farklı bakış açılarıyla farklı yorumlar getirirler. hangisi doğru-yanlış bilmek mümkün olmadığından, kuran da net bir açıklık getirmediğinden hangisine inanılacağı kişiye bırakılmıştır.
bir gün peygamber namaz kılarken eli kanamış ve hanımı hemen bir bez alarak silmiş. bunun üzerine de peygamber abdest tazelemiş
hanefi mezhebine göre peygamber eli kanadığında abdesti bozulduğu için gidip abdest almıştır, şafi mezhebinde ise karısı dokunduğu için. şimdi ikisine de yalan denemeyeceği için ulema ikisinin de muteber olduğuna hükmetmiş ve ikisine de hak vermiştir.
mezhep imamları şer-i hükümleri peygamberin hayatına dayandırsalar da farklı bakış açılarıyla farklı yorumlar getirirler. hangisi doğru-yanlış bilmek mümkün olmadığından, kuran da net bir açıklık getirmediğinden hangisine inanılacağı kişiye bırakılmıştır.
devamını gör...
3.
imam şafi ve mezheb imamlarının tamamı "fetvalarımızı; kuran ve sünnetten delil olmadan kabullenmek helal değildir" der.
imam malik fetva soran birine "ben nerden aldıysam sende ordan al" demiştir.
aksi halde; delilini bilmeden "falanca alim şöyle fetva vermiş, benim için doğrusu o'dur ve öyle amel ederim" demek, o alimi rab edinmek ve allah'a şirk koşmaktır.
böyle davranmak; alimleri red etmek değil, bilakis onların ilmine ve içtihadına itibar etmektir.
imam malik fetva soran birine "ben nerden aldıysam sende ordan al" demiştir.
aksi halde; delilini bilmeden "falanca alim şöyle fetva vermiş, benim için doğrusu o'dur ve öyle amel ederim" demek, o alimi rab edinmek ve allah'a şirk koşmaktır.
böyle davranmak; alimleri red etmek değil, bilakis onların ilmine ve içtihadına itibar etmektir.
devamını gör...
4.
şafiilik, adını imam-ı şafii'den alan ve sünni islam'in bir alt kolu olan ekolüdür. şafiilik, pıratikte oldukça oldukça* yobaz olup türkiye'de kürtlerin, kafkasya'da avarların* ve çeçenlerin benimsediği islami ekoldür. işte, doğu ve güneydoğu'daki kürt ağaları ile şeyhlerinin feodal derebeyliği de şafiilik yobazlığından gelir.
şafiilik, itikatta tıpkı malikilik ve hanbelilik gibi eşarilik yolunu benimsemiş olup güney müslümanlığı'na girer.
şafiilik, itikatta tıpkı malikilik ve hanbelilik gibi eşarilik yolunu benimsemiş olup güney müslümanlığı'na girer.
devamını gör...
5.
hayatinda hic imam safii okumamis alpcigin, internetten gordugu 3 fetvayla hortlattigi baslik. canini yedigimin turkcusu ehuehu.
1 mezhep. evet.
1 mezhep. evet.
devamını gör...
6.
genel bir yanılgıyı belirtmek gerekirse sadece kürtler degil türkiyede yerleşik çeçenler ve dagıstanlıların tamamı da şafilik mezhebindendir.
devamını gör...
7.
yaygin 1 mezheptir. imam safii buyuk 1 alimdir.
devamını gör...
8.
çeşitli ritüelleri ve yapılagelişleriyle türkiyedeki hakim mezhep hanifilikten ayrılan. naçizane saçma bulduğum mezheptir. güneydoğuda ziyadesiyle yaygındır.
devamını gör...
9.
tüm mezhepler, bir konu hakkındaki en doğru olan dini bilginin, kendi mezhebinde olduğu/uygulandığı şekli olduğuna inanır, iman eder. dini bilgi, o konudaki tanrı buyruğunun ne olduğu anlamındadır.
bu yönüyle de (mezhep mensuplarınca kabul edilmese bile) tanrı, mezhep imamı ile eşlenmiş olur. diyelim yapılan ibadetin tanrı indinde doğru ve kabul edilebilir olup olmadığına karar verme yetkisi, mezhep imamına aktarılmış olur. imam artık peygamberiyle de eşlenmiştir. keza imamın söyleyip önerdikleri artık tıpkı kuranda yer alan buyruk ve açıklamalar değerindedir.
mezhep ve imamlara ihtiyaç duyulmasına gerekçe olarak, hayatın her gün gelişmelerle değişip, sürüp genişlemesi, çeşitlenmesi nedeniyle, kuranda yer alan bilgilerin kimi hallerde yetmediği/yetmeyeceği, peygamberin de yaşamıyor oluşu nedeniyle, tanrı ile iletişimin kopup, dinin yaşanamaz olacağı mantığıdır. yani güya dini yaşatma, tanrıdan ve tanrı yolundan kopmama niyeti.
ki mezhep imamları da mutlaka öleceklerdir, o yüzden bir alimler (ulema) sınıfı yaratılıp bu bağ ve müessesenin varlığı zorunlu sayılır. dinin mezhepsiz yaşayamayacağı ve yaşanamayacağı kuramlaştırılır. ilginç olan da şu ki, bu müesseseler birden fazla da olabilip, aynı konuda birbirlerinden farklı ve çelişkili bilgi verebilecekleri gerçeği de kabul edilir. ama bunun sakıncasının olmadığı, herbirinin yaptığının da doğru olduğu makbul olduğu var sayılır.
yani her hangi bir konuda bir mezhep, tanrının a dediğine, öteki mezhep z dediğini söylese bile, sorun olmadığı hepsinin geçerli ve makbul olduğu belirtilir.
açıkça anlaşılabileceği üzre, yaratılmak ve korunmak istenen sadece, tanrı ürünleri satabilecek bir ruhban kesim yaratma gayretidir. tek kazananlar onlar olacaktır.
nitekim bu iş eninde sonunda kanlı çıkar kavga ve katliamlarına dönüştürülür. dönüştürülmüştür de.. ve bunca kan ve katliam, ulema vs vs.rağmen "sakız orucu bozar mı" yı aşmayan gülünçlükte sürdürülmektedir.
şimdi objektif düşünün, bir tanrı varsa bile böyle bir şeyi istemiş olabilir mi...
bu yönüyle de (mezhep mensuplarınca kabul edilmese bile) tanrı, mezhep imamı ile eşlenmiş olur. diyelim yapılan ibadetin tanrı indinde doğru ve kabul edilebilir olup olmadığına karar verme yetkisi, mezhep imamına aktarılmış olur. imam artık peygamberiyle de eşlenmiştir. keza imamın söyleyip önerdikleri artık tıpkı kuranda yer alan buyruk ve açıklamalar değerindedir.
mezhep ve imamlara ihtiyaç duyulmasına gerekçe olarak, hayatın her gün gelişmelerle değişip, sürüp genişlemesi, çeşitlenmesi nedeniyle, kuranda yer alan bilgilerin kimi hallerde yetmediği/yetmeyeceği, peygamberin de yaşamıyor oluşu nedeniyle, tanrı ile iletişimin kopup, dinin yaşanamaz olacağı mantığıdır. yani güya dini yaşatma, tanrıdan ve tanrı yolundan kopmama niyeti.
ki mezhep imamları da mutlaka öleceklerdir, o yüzden bir alimler (ulema) sınıfı yaratılıp bu bağ ve müessesenin varlığı zorunlu sayılır. dinin mezhepsiz yaşayamayacağı ve yaşanamayacağı kuramlaştırılır. ilginç olan da şu ki, bu müesseseler birden fazla da olabilip, aynı konuda birbirlerinden farklı ve çelişkili bilgi verebilecekleri gerçeği de kabul edilir. ama bunun sakıncasının olmadığı, herbirinin yaptığının da doğru olduğu makbul olduğu var sayılır.
yani her hangi bir konuda bir mezhep, tanrının a dediğine, öteki mezhep z dediğini söylese bile, sorun olmadığı hepsinin geçerli ve makbul olduğu belirtilir.
açıkça anlaşılabileceği üzre, yaratılmak ve korunmak istenen sadece, tanrı ürünleri satabilecek bir ruhban kesim yaratma gayretidir. tek kazananlar onlar olacaktır.
nitekim bu iş eninde sonunda kanlı çıkar kavga ve katliamlarına dönüştürülür. dönüştürülmüştür de.. ve bunca kan ve katliam, ulema vs vs.rağmen "sakız orucu bozar mı" yı aşmayan gülünçlükte sürdürülmektedir.
şimdi objektif düşünün, bir tanrı varsa bile böyle bir şeyi istemiş olabilir mi...
devamını gör...
10.
tekrar hatırlatalım; islam dininde mezhep ve hadis öğretilerine yer yoktur: www.kurandakidin.com/2011/1...
devamını gör...