ali atay'ın yönettiği limonata filmini izleyenler, makedonya'nın o inatçı, hırçın ama bir o kadar da naif topraklarında geçen bir kardeşlik hikayesine tanık olur. film, istanbul'da yaşayan selim ile makedonya'da kalan sakip'ın mecburi yolculuğunu anlatırken, aslında kökler, aile ve coğrafyanın insan üzerindeki silinmez izlerini sorgular. filmin senaryosunda açıkça zikredilmese de, manastır (bitola) ve çevre köylerin yaşlılarının anlattığı, kuşaktan kuşağa aktarılan bir efsane, filmdeki sakip karakterinin isminin ardındaki o derin ve ironik ağırlığı anlamamızı sağlar: bu, sakip domalan'ın hikayesidir.

sakip domalan, 20. yüzyılın başlarında, balkanlar'ın en çalkantılı dönemlerinde yaşamış, toprağına ve inadına sımsıkı bağlı bir rumeli türkü olarak anlatılır. "domalan" onun gerçek soyadı değildir; bu lakabı, bölgenin en sarp ve gizli ormanlarında, kimsenin bulamadığı o nadir ve kıymetli domalan mantarını toprağı bir hayvan gibi koklayarak bulmasından gelir. o, sadece bir çiftçi değil, toprağın dilini anlayan, onunla konuşan ve sırlarına vakıf olan bir adamdı.

efsaneyi asıl dokuyan olay ise balkan savaşları sonrası yaşanan büyük göç dalgaları sırasında gerçekleşir. akrabaları, komşuları, bütün köy halkı yollara dökülüp "anavatan" anadolu'ya doğru yola çıkmaya hazırlanırken, sakip domalan tek bir eşyasını dahi toplamamıştır. rivayete göre, köyün meydanında onu ikna etmeye çalışan akrabaları, "behey sakip, divane misin? bütün türkler gidiyor, burada düzen kalmadı. toprak karın doyurmaz, gidelim!" dediklerinde, sakip domalan ayağının altındaki toprağı avuçlamış ve o meşhur, vasiyet niteliğindeki sözünü söylemiştir:
"insanı doyuran toprak değil, kökleridir. köksüz adam, istanbul'da da açtır, burada da."
bu söz, sadece bir reddediş değil, bir felsefenin ilanıydı. sakip domalan, o topraklarda kalan bir avuç insandan biri oldu. onun için vatan, gidilecek bir yer değil, zaten üzerinde durduğu toprağın ta kendisiydi.

limonata filminde bu efsaneye doğrudan bir gönderme yoktur. ancak filmin ruhu, sakip domalan'ın mirası üzerine kuruludur. filmdeki iki kardeşten makedonya'da kalan sakip inatçı, toprağına bağlı ve fevridir. istanbul'da yaşayan selim ise, ironik bir şekilde bu büyük atasının adını taşımasına rağmen, onun felsefesinin tam zıddıdır; köklerinden habersiz, büyük şehrin akıntısında pragmatik ve mesafeli bir adama dönüşmüştür.

filmin bir sahnesinde sakip'ın, kardeşi selim'in bu "köksüzlüğüne" öfkelenip, "sen ne anlarsın be! senin damarlarında sakip domalan'ın kanı değil, boğaz'ın suyu geziyor!" diye bağırdığı, ancak bu cümlenin filmin son kurgusundan çıkarıldığı, bölgedeki anlatılar arasında sıkça söylenir. bu (belki de hiç var olmamış) sahne bile, filmin temel dinamiğini özetler.

sakip domalan, bugün manastır ovasına bakan eski bir mezarlıkta, adını taşıyan bir armut ağacının altında yatmaktadır. onun hikayesi, bir mantar avcısının öyküsü değil, coğrafyanın ve köklerin bir insanın karakterini nasıl yoğurduğuna dair sarsılmaz bir kanıttır. limonata'daki sakip'ın yolculuğu, aslında yüz yıl önce o topraklarda kalmayı seçen atasının ruhuna doğru yapılmış gecikmiş bir yolculuktur. çünkü sakip domalan'ın da dediği gibi, köksüz adam her yerde açtır ve eninde sonunda doyacağı toprağı aramaya mecburdur.
devamını gör...
ali atay'ın ilk filmi olan ve bence türk sinemasında çekilen en iyi yol filmlerinden biri olan limonata (film)inden kurgusal bir karakterdir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ertan saban tarafından canlandırılan sakip domalan istanbul'da yaşayan ve amatör bir futbolcu olan kardeşini aramak için makedonya'dan kalkıp istanbul'a gelir.

babası tırcı suat'tır. uzun yolcu suat da derler. zamanında türkiye'ye gelen suat aga selim'in annesini hamile bırakıp kaçar ancak ölüm döşeğinde iken sakip domalan'ı kardeşini bulması için gönderir.

sakip domalan kardeşi selim domalan'dan iki yaş büyüktür. bel hastasıdır ve kardeşini aramak için geldiği istanbul'da epey namaz kılar. allah kabul eder inşallah.

sakip domalan iyi bir insandır ancak için de bir acı da vardır. hem babasının cenazesine yetişememiş olmak onu üzer hem de kardeşi ile konuşurken hatırlamak zorunda kaldığı, gidip savaşmak durumunda bırakıldığı bosna savaşını hatırlamak, ki kendisi ak 47'nin ağırlığını tam olarak bilir.

sakip domalan filmin başında yoldan alıp kenara atmadığı bir çivili tahta yüzünden dönüşte çok eziyet çekse de kasımpaşa'da sağ salim döndüğü için şanslıdır.

kumpir suyu ile kardeşine yardımcı olmak için çabalayan sakip domalan yıllar sonra kardeşini bulmanın mutluluğunu da doyasıya yaşar.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"sakip domalan" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim