1.
maden, ayna vb. nesneleri parlatmak için kullanılan cilaya verilen addır. bu işi yapanlara da saykal denir. bu işi yapmaya da saykallamak ya da saykal vurmak denir.
eski devirlerde, saatleri temizlemeye de bu ad verilirdi.
o vakitlerde kullanılan zemberekli, çarklı mekanik saatler, zamanla tozlanırlardı, paslanan metal aksamları, saatin mekanizmasını yavaşlatırlardı, bu da saatin geri kalmasına sebep olurdu. bu nedenle belli aralıklarla usta bir saatçiye götürülüp temizlenmesi ya da başka bir deyişle saykal vurdurulması gerekirdi.
bu iş, yani cep saatlerinin temizlenip silinmesi, eski zamanların ramazan hazırlıklarından biridir. ramazan ayına yakın günlere özellikle denk getirilir ki, imsak ve iftar vakitlerini muntazam takip etmek, namazları vaktinde kılmak mümkün olsun.
artık, cep saatleri kullanılmıyor. saatlere saykal vurdurmak da tarihe karıştı. ancak bizler de, sanırım, zaman zaman, modern hayatın yorduğu gönüllerimize, kirlettiği kalplerimize saykal vurdurmak durumundayız.
sözlerimizi, istanbul’ da 18212 de vefat eden, asıl mesleği kumaş tüccarlığı olan, aynı zamanda da bir mevlevî olan, kalâyî mehmed emin refi efendi’ nin bir beyti ile bitirelim.
“kalbini tevbe ile jeng-i günahtan pâk et.
sildirir, doğru yürüsün diyen âdem sa’at”
(satinin doğru işlemesini isteyen kişi (nasıl ki onu bir saatçiye) sildirip temizletirse, (sen de tıpkı bunun gibi) kalbini tevbe ile günah pasından temizle.)
eski devirlerde, saatleri temizlemeye de bu ad verilirdi.
o vakitlerde kullanılan zemberekli, çarklı mekanik saatler, zamanla tozlanırlardı, paslanan metal aksamları, saatin mekanizmasını yavaşlatırlardı, bu da saatin geri kalmasına sebep olurdu. bu nedenle belli aralıklarla usta bir saatçiye götürülüp temizlenmesi ya da başka bir deyişle saykal vurdurulması gerekirdi.
bu iş, yani cep saatlerinin temizlenip silinmesi, eski zamanların ramazan hazırlıklarından biridir. ramazan ayına yakın günlere özellikle denk getirilir ki, imsak ve iftar vakitlerini muntazam takip etmek, namazları vaktinde kılmak mümkün olsun.
artık, cep saatleri kullanılmıyor. saatlere saykal vurdurmak da tarihe karıştı. ancak bizler de, sanırım, zaman zaman, modern hayatın yorduğu gönüllerimize, kirlettiği kalplerimize saykal vurdurmak durumundayız.
sözlerimizi, istanbul’ da 18212 de vefat eden, asıl mesleği kumaş tüccarlığı olan, aynı zamanda da bir mevlevî olan, kalâyî mehmed emin refi efendi’ nin bir beyti ile bitirelim.
“kalbini tevbe ile jeng-i günahtan pâk et.
sildirir, doğru yürüsün diyen âdem sa’at”
(satinin doğru işlemesini isteyen kişi (nasıl ki onu bir saatçiye) sildirip temizletirse, (sen de tıpkı bunun gibi) kalbini tevbe ile günah pasından temizle.)
devamını gör...