1.
kişinin kendini seçeneksiz hissetme durumudur kastımca.
bu ara yoğun hissettiğim de duygudur, yersiz biçimde.
bu ara yoğun hissettiğim de duygudur, yersiz biçimde.
devamını gör...
2.
tuvalete koşarak halledilebilir bence o kadar kasmamak lazım.
devamını gör...
3.
sanıldığı kadar güçlü değilim. kendimi öyle gösteriyorum. ve kimse sorgulamıyor.
herkesin yardımına koşmaya, derdine yetişmeye çalışıyorum. düzeltmek için uğraşıyorum.
sevdiğim insanların tüm o saçma hareketlerine müsamaha gösteriyorum ve iyi yaklaşıyorum. herkesin ama herkesin kafasına estiği gibi davranma hakkı varken bir tek benim yokmuş gibi geliyor bana.
çünkü böyle hissettiriliyorum.
kendimi sıkışmış hissediyorum.
herkesi mutlu etmeye çalışırken kendimi sıkıştırıyorum. herkese empati kurarken kimsenin bana empati yapmaması beni sinirlendiriyor. ben sizi anlayabiliyorum, siz neden denemiyorsunuz?insanlar yalnızca kendilerini düşünüyorlar ve bu beni boğuyor.
herkes keyfine göre yaşayabiliyorken ben neden yapamıyorum?
ben neden bu lükse sahip değilim?
bazen, bir anda ortadan kaybolsam kimse merak etmezmiş gibi geliyor. ancak birinin bana danışması gerektiğinde fark edilirim. günler geçer aradan nerede nasıl olduğum dahi sorulmaz ama konuyu gelip anlatır..
nasılsın sorusu bana yöneltilmez ama nasıl olduklarından bahsederler.
bu algıyı ben oluşturdum biliyorum. hiçbir şeyden etkilenmiyormuşum gibi görünüyor. etkilensem de "elzem güçlü ya halleder o" diyip geçiştiriyorsunuz bunu da biliyorum. evet hallediyorum. ama bazen yoruluyorum..
ben de dinlenmek istiyorum. ben de düşünmeden davranmak ve birilerini kırabilmek istiyorum. kırmış olmam o kadar da önemli değilmiş gibi davranabilmek istiyorum.
huysuzlanabilmek istiyorum ya. nazımı çekin istiyorum.
biri beni övecek herhangi bir cümle kurduğunda kendimi buna lâyık görebilmek istiyorum. duyduğum cümleyi garipsememek istiyorum.
herkesin içini rahatlatırken kendimi sıkıştırmak istemiyorum.
keşke, keşke biraz olsun dinlenebilsem..
keşke biraz olsun görebilseler ne kadar yorulduğumu.. *
herkesin yardımına koşmaya, derdine yetişmeye çalışıyorum. düzeltmek için uğraşıyorum.
sevdiğim insanların tüm o saçma hareketlerine müsamaha gösteriyorum ve iyi yaklaşıyorum. herkesin ama herkesin kafasına estiği gibi davranma hakkı varken bir tek benim yokmuş gibi geliyor bana.
çünkü böyle hissettiriliyorum.
kendimi sıkışmış hissediyorum.
herkesi mutlu etmeye çalışırken kendimi sıkıştırıyorum. herkese empati kurarken kimsenin bana empati yapmaması beni sinirlendiriyor. ben sizi anlayabiliyorum, siz neden denemiyorsunuz?insanlar yalnızca kendilerini düşünüyorlar ve bu beni boğuyor.
herkes keyfine göre yaşayabiliyorken ben neden yapamıyorum?
ben neden bu lükse sahip değilim?
bazen, bir anda ortadan kaybolsam kimse merak etmezmiş gibi geliyor. ancak birinin bana danışması gerektiğinde fark edilirim. günler geçer aradan nerede nasıl olduğum dahi sorulmaz ama konuyu gelip anlatır..
nasılsın sorusu bana yöneltilmez ama nasıl olduklarından bahsederler.
bu algıyı ben oluşturdum biliyorum. hiçbir şeyden etkilenmiyormuşum gibi görünüyor. etkilensem de "elzem güçlü ya halleder o" diyip geçiştiriyorsunuz bunu da biliyorum. evet hallediyorum. ama bazen yoruluyorum..
ben de dinlenmek istiyorum. ben de düşünmeden davranmak ve birilerini kırabilmek istiyorum. kırmış olmam o kadar da önemli değilmiş gibi davranabilmek istiyorum.
huysuzlanabilmek istiyorum ya. nazımı çekin istiyorum.
biri beni övecek herhangi bir cümle kurduğunda kendimi buna lâyık görebilmek istiyorum. duyduğum cümleyi garipsememek istiyorum.
herkesin içini rahatlatırken kendimi sıkıştırmak istemiyorum.
keşke, keşke biraz olsun dinlenebilsem..
keşke biraz olsun görebilseler ne kadar yorulduğumu.. *
devamını gör...
4.
bir ben var biliyorum. olmak da zorunda zaten. ama bazen benden başka bir ben daha var gibi hissediyorum. bu ikisinin kendi aralarında bir derdi var ve sanki ruhum bu iki kişi arasında eziliyor bazen. yetmezmiş gibi bazen araya hayat giriyor, bazen başka insanlar, bazen yalnızca hisler ve düşünceler. bilemiyorum. her şeyin arasında hepsinden uzak durmak isteyen ruhum var ancak hepsi, her etken onun başına üşüşüyor gibi. bazen öylece durmak bile çok zor oluyor. durup yalnızca nefes almak, uzanmak, oturmak başkaları için de bu kadar zor oluyor mu yoksa tek sorun bende mi diye düşünüyorum bazen.
devamını gör...
5.
geri çekilip kendine uzaktan bakılır, gerçekten bir sıkışma gerçeği varsa somut çözüme odaklanılır.
eğer reel bir sıkışma yok sadece his varsa soyut çözüme odaklanılır.
eğer reel bir sıkışma yok sadece his varsa soyut çözüme odaklanılır.
devamını gör...
6.
hamster tekerleğinde dönüp durmak sorunsalıdır.hep hareket halindesindir ama hiçbir yere varamıyorsundur..
devamını gör...
7.
insanın kendi içinden çıkma gibi bir şansı olmamasından kaynaklanıyor olabilir.
devamını gör...
8.
zamanında yapılması gereken şeyler yapılmadıysa yaşanır.
devamını gör...
9.
forrest gibi kosmaya baslamak icin yeterli sebep.
devamını gör...
10.
oluyor insanız. bir balonu nasıl sıkıştırıp sıkıştırıp patlatıyorsak, kendimize yapmamız gereken de tam olarak bu. patlamak lazım. kimi, neyi havaya uçuracağını düşünmeden patlamak gerek. ancak böyle çıkarız o sıkışmışlık hissinden ve bir kere etrafı havaya uçurmalı patladıktan sonra, bir daha kendimizi o kadar da sıkıştırmadan düzenli aralıklarla hava boşaltmak lazım.
devamını gör...
11.
genelde hep birilerinin "ya sen bizim şu kişiye benziyosun" dediği kişiyimdir. alışkınım hiç benzemediğim insanlara benzetilmeyi...
bugün, çalıştığım yerdeki abiyle hayatın acımasızlığı hakkında sohbet ederken "seni ilk gördüğümde yüzün çok tanıdık gelmişti ama anlam verememiştim" dedi. genelde hep birilerine benzetilirim abi diye geçiştirdim ama çok daha duygusal bir şekilde karşılık aldım,
"ben çok küçükken teyzemin kızı vardı çok severdim onu. böyle aşk gibi değil de işte çok saf bir sevgi beslerdim ona karşı. o da bana öyleydi. biri bişey istesin yapmazdı ama benim istediğimi söylediklerinde hemen kalkıp yaparmış, annem söylerdi bana sonradan.
o da severmiş beni çok. anla işte şimdi böyle söyleyince insanlara aşk gibi geliyor ama 6 yaşında çocuğun aşkı olmaz saf sevgisi olur. çok masumdu. kalbi tertemizdi.
eskiden sokak lambalarının avize gibi topları olurdu bilmem bilir misin, bir gün koşup o topu almak istemiş yolun karşısından bana getirmek için. teyzem demiş yapma etme diye ama tutturmuş bu. alıp getirecek bana. atlamış yola, araba görmemiş bunu. oracıkta çarpmış küçücük bedenine. son sözü de benim adım olmuş biliyo musun? topu alıp getirecekti ya bana. alamadığına üzülmüş.
vefat etti 7 yaşındayken. geçenlerde bir yerde geçti adı. o zaman anımsadım seni kime benzettiğimi. aynı onun gibi safsın sen de, gülümsemen onun aynısı. senin de içinin temizliği yüzüne yansıyor belli. rabbim onu çok sevmiş ki 7 yaşında yanına aldı. sana hayırlı ömürler versin."
bu cümleler karşısında ağlamamak için kendimi nasıl sıktığımı bir ben bir allah biliyor. şimdi gece saat 3.42, o abi bu yaşantının ağırlığıyla bu zamana kadar nasıl baş etti bilmiyorum ama ben de bu gece gülümsememin aynı olduğu 7 yaşındayken vefat etmiş o kızla oturuyorum. kafamda yan yanayız. o mu erken gitti burdan yoksa ben mi göçmek için çok geç kaldım bilmiyoruz.
bugün, çalıştığım yerdeki abiyle hayatın acımasızlığı hakkında sohbet ederken "seni ilk gördüğümde yüzün çok tanıdık gelmişti ama anlam verememiştim" dedi. genelde hep birilerine benzetilirim abi diye geçiştirdim ama çok daha duygusal bir şekilde karşılık aldım,
"ben çok küçükken teyzemin kızı vardı çok severdim onu. böyle aşk gibi değil de işte çok saf bir sevgi beslerdim ona karşı. o da bana öyleydi. biri bişey istesin yapmazdı ama benim istediğimi söylediklerinde hemen kalkıp yaparmış, annem söylerdi bana sonradan.
o da severmiş beni çok. anla işte şimdi böyle söyleyince insanlara aşk gibi geliyor ama 6 yaşında çocuğun aşkı olmaz saf sevgisi olur. çok masumdu. kalbi tertemizdi.
eskiden sokak lambalarının avize gibi topları olurdu bilmem bilir misin, bir gün koşup o topu almak istemiş yolun karşısından bana getirmek için. teyzem demiş yapma etme diye ama tutturmuş bu. alıp getirecek bana. atlamış yola, araba görmemiş bunu. oracıkta çarpmış küçücük bedenine. son sözü de benim adım olmuş biliyo musun? topu alıp getirecekti ya bana. alamadığına üzülmüş.
vefat etti 7 yaşındayken. geçenlerde bir yerde geçti adı. o zaman anımsadım seni kime benzettiğimi. aynı onun gibi safsın sen de, gülümsemen onun aynısı. senin de içinin temizliği yüzüne yansıyor belli. rabbim onu çok sevmiş ki 7 yaşında yanına aldı. sana hayırlı ömürler versin."
bu cümleler karşısında ağlamamak için kendimi nasıl sıktığımı bir ben bir allah biliyor. şimdi gece saat 3.42, o abi bu yaşantının ağırlığıyla bu zamana kadar nasıl baş etti bilmiyorum ama ben de bu gece gülümsememin aynı olduğu 7 yaşındayken vefat etmiş o kızla oturuyorum. kafamda yan yanayız. o mu erken gitti burdan yoksa ben mi göçmek için çok geç kaldım bilmiyoruz.
devamını gör...
12.
bu ara yine düştüğüm durum.
fazlaca boğuluyor ve sıkışıyor hissediyorum.
bir pres makinesinin metal tablasındayım. üstüme üstüme geliniyor ve ben iyice sıkışıyorum.
şu hayatta kendim dışında en az 3 kişinin daha hayatını üstlendim, öyle devam ediyorum. bakın samimi söylüyorum ki, ben yaşamıyorum. yalnızca hayatta kalmak eylemime devam ediyorum.
hem mantıklı hem de çok duygusal bir insanım maalesef ama duruma göre hareket edebilme kabiliyetini bir nebze de olsa kazanabildim. ve oturdum yarım yüzyıldan fazladır bu hayatta vâr olan insanlara bunu anlatmaya çalışıyorum.
asla iki yüzlülüğü savunmuyorum yanlış anlaşılmasın ama şu ***dumun dünyasında her doğru da her yerde söylenmez. herkes sizin baktığınız pencerenin pervazında durmuyor. herkes sizin gözünüzle bakmıyor etrafa. bu kadar toz pembe değil her şey. kendinizi her daim korumak ve gardınızı almak zorundasınız. anlayın da!
göğsümün üstüne konumlanmış bir mamut ile yaşamaya çalışıyorum bir süredir. nefes aldırmıyor, oh çektirmiyor. nereye kadar böyle gidecek bilmiyorum.
ne kadar yaşayacağım şu dünyada bilmiyorum ama uzun olmamasını temenni ediyorum ve şakasızım bu konuda. bilinç seviyem daha düşük olsaydı keşke, her şey çok farklı olabilirdi.
mamutumu besleyeyim bari, malûm kalkacağı yok..
fazlaca boğuluyor ve sıkışıyor hissediyorum.
bir pres makinesinin metal tablasındayım. üstüme üstüme geliniyor ve ben iyice sıkışıyorum.
şu hayatta kendim dışında en az 3 kişinin daha hayatını üstlendim, öyle devam ediyorum. bakın samimi söylüyorum ki, ben yaşamıyorum. yalnızca hayatta kalmak eylemime devam ediyorum.
hem mantıklı hem de çok duygusal bir insanım maalesef ama duruma göre hareket edebilme kabiliyetini bir nebze de olsa kazanabildim. ve oturdum yarım yüzyıldan fazladır bu hayatta vâr olan insanlara bunu anlatmaya çalışıyorum.
asla iki yüzlülüğü savunmuyorum yanlış anlaşılmasın ama şu ***dumun dünyasında her doğru da her yerde söylenmez. herkes sizin baktığınız pencerenin pervazında durmuyor. herkes sizin gözünüzle bakmıyor etrafa. bu kadar toz pembe değil her şey. kendinizi her daim korumak ve gardınızı almak zorundasınız. anlayın da!
göğsümün üstüne konumlanmış bir mamut ile yaşamaya çalışıyorum bir süredir. nefes aldırmıyor, oh çektirmiyor. nereye kadar böyle gidecek bilmiyorum.
ne kadar yaşayacağım şu dünyada bilmiyorum ama uzun olmamasını temenni ediyorum ve şakasızım bu konuda. bilinç seviyem daha düşük olsaydı keşke, her şey çok farklı olabilirdi.
mamutumu besleyeyim bari, malûm kalkacağı yok..
devamını gör...