1.
uzay demansı, gözlerinde…

muse'un, rachmaninoff'un piyano konçertosu no. 2'sine değdiği, uzaklaştığı, yeniden yolunu birleştirdiği ve klasik müziği bir uzay rock eserine olabilecek en naif şekilde kattığı insanlıküstü şarkısı.
esinlendiği besteye yakışır bir şekilde piyanonun liderlik ettiği, yükselttiği ve yine bitişini hazırladığı parça, ismini uzaya çıkan ve dünya’ya bakınca nerede olduğunu bir an idrak edemeyen, uzayın uçsuz bucaksızlığı karşısında kendi varlığından şüphe duyacak kadar gerçeklikten uzaklaşan astronotların yaşadığı kurgusal bir rahatsızlık olan uzay demansından alır.
muse’un ilk üç albümünde sürekli, diskografisinin kalanında da bazı parçalarda yer verdiği “kendisine zarar verdiği bilinen, hatta alenen nefret edilen sevgiliye duyulan sağlıksız aşkın farkındalığı yenmesi ve bu acizliğe olan isyan” fikri ile inşa edilmiştir. sevgiliye duyulan saplantı boyutundaki hayranlık öyle bir noktadadır ki, kendisine hissedilen hiçbir negatif dürtü bu tapınma arzusunu bastıramaz.
beş dakika boyunca uzay mekiğinizin dış kapısında tutunduğunuz metal koldan ayrılmış ve boşlukta sürükleniyormuşsunuz gibi dinlersiniz, son bir dakikasında ise ağır distorsiyonlu gitar eşliğinde atmosfere girip düşmeye, gerçek hayata dönmeye zorlanırsınız.
öneri: halihazırda fütüristik bir tema ile şekillenmiş olan şarkıyı, bir senfoni orkestrası konserindeymişçesine dinlemek isteyenler, orijinal albümde * tam duyulmayan yaylılar sekansını, albümün yirminci yılına özel çıkan remixx versiyonunda rahatlıkla dinleyebilir ve mest olabilir.

muse'un, rachmaninoff'un piyano konçertosu no. 2'sine değdiği, uzaklaştığı, yeniden yolunu birleştirdiği ve klasik müziği bir uzay rock eserine olabilecek en naif şekilde kattığı insanlıküstü şarkısı.
esinlendiği besteye yakışır bir şekilde piyanonun liderlik ettiği, yükselttiği ve yine bitişini hazırladığı parça, ismini uzaya çıkan ve dünya’ya bakınca nerede olduğunu bir an idrak edemeyen, uzayın uçsuz bucaksızlığı karşısında kendi varlığından şüphe duyacak kadar gerçeklikten uzaklaşan astronotların yaşadığı kurgusal bir rahatsızlık olan uzay demansından alır.
muse’un ilk üç albümünde sürekli, diskografisinin kalanında da bazı parçalarda yer verdiği “kendisine zarar verdiği bilinen, hatta alenen nefret edilen sevgiliye duyulan sağlıksız aşkın farkındalığı yenmesi ve bu acizliğe olan isyan” fikri ile inşa edilmiştir. sevgiliye duyulan saplantı boyutundaki hayranlık öyle bir noktadadır ki, kendisine hissedilen hiçbir negatif dürtü bu tapınma arzusunu bastıramaz.
beş dakika boyunca uzay mekiğinizin dış kapısında tutunduğunuz metal koldan ayrılmış ve boşlukta sürükleniyormuşsunuz gibi dinlersiniz, son bir dakikasında ise ağır distorsiyonlu gitar eşliğinde atmosfere girip düşmeye, gerçek hayata dönmeye zorlanırsınız.
öneri: halihazırda fütüristik bir tema ile şekillenmiş olan şarkıyı, bir senfoni orkestrası konserindeymişçesine dinlemek isteyenler, orijinal albümde * tam duyulmayan yaylılar sekansını, albümün yirminci yılına özel çıkan remixx versiyonunda rahatlıkla dinleyebilir ve mest olabilir.
devamını gör...
2.
"oha başlığı açılmış mı bunun" diye heyecanlanıp çizimimi görünce memento'daki guy pearce gibi eblek eblek bakakaldığım şarkı. bu yaşta bu hafıza, maşallahım var doğrusu.
neyse, hazır gelmişken -ve şarkının içeriğine dair detay verme yükünü geçen yılki benliğime bindirmişken- 2022 apollo performansında şarkıyı yıllardır canlı dinleyememiş hayranlardan birinin ilk piyano dokunuşunu duyar duymaz "oh my f*cking god" nidasıyla kutlayışını paylaşmak istedim; zira grubun en sevdiğim beş şarkısından birini, yıllarca konserlerinde çalmamışlarken dinleme şansına sahip olsam aynı tepkiyi verirdim sanırım.
değişik iniş çıkışları, doktorlar tarafından önerilmişçesine kullanılan flanger efekti, şarkının başından sonuna kadar elinden tutup liderlik eden piyanosuyla, arkadaki yaylılarla ne efsane şarkı bu yahu. her yıl belli bir dönem saplanıp kalıyorum, sene-i devriyesi bu yılın kasım ayına nasipmiş. ne diyeyim, mübarek ola.
neyse, hazır gelmişken -ve şarkının içeriğine dair detay verme yükünü geçen yılki benliğime bindirmişken- 2022 apollo performansında şarkıyı yıllardır canlı dinleyememiş hayranlardan birinin ilk piyano dokunuşunu duyar duymaz "oh my f*cking god" nidasıyla kutlayışını paylaşmak istedim; zira grubun en sevdiğim beş şarkısından birini, yıllarca konserlerinde çalmamışlarken dinleme şansına sahip olsam aynı tepkiyi verirdim sanırım.
değişik iniş çıkışları, doktorlar tarafından önerilmişçesine kullanılan flanger efekti, şarkının başından sonuna kadar elinden tutup liderlik eden piyanosuyla, arkadaki yaylılarla ne efsane şarkı bu yahu. her yıl belli bir dönem saplanıp kalıyorum, sene-i devriyesi bu yılın kasım ayına nasipmiş. ne diyeyim, mübarek ola.
devamını gör...