#ödüllü filmler
trainspotting (film)'in devam filmi olan, irvine welsh'in trainspotting ve devamı olan porno romanlarındaki karakterlerden temeli alınan, ilk filmdeki ewan mcgregor, ewen bremner, jonny lee miller ve robert carlyle'ı yine başrollerde izlediğimiz 2017 britanya yapımı kara komedi ve drama filmidir. eleştirmenlerin beğenisiyle karşılanan yapım gişe serüveninde de başarıya ulaşmıştır. yapımın konusunda; mark renton, neredeyse 20 yıl yurt dışında yaşadıktan sonra iskoçya'ya geri döner ve eski ahbapları sick boy, spud ve begbie ile yeniden bir araya gelir. ilk filmdeki gibi, yapımın senarist sandalyesinde john hodge ve yönetmen koltuğunda danny boyle var.
*bafta (iskoçya) ödülleri (2017) - en iyi film aktörü [ewen bremner] / en iyi yönetmen (kurgu) [danny boyle] / en iyi uzun metrajlı film
*altın kamera (2018) - en iyi uluslararası aktör [ewan mcgregor]
*hawaii film eleştirmenleri derneği (2018) - gözden kaçmış en iyi film: hfcs ödülü
film, toplam 6 ödüle sahiptir.
*altın kamera (2018) - en iyi uluslararası aktör [ewan mcgregor]
*hawaii film eleştirmenleri derneği (2018) - gözden kaçmış en iyi film: hfcs ödülü
film, toplam 6 ödüle sahiptir.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "slife5r" tarafından 11.01.2025 05:06 tarihinde açılmıştır.
1.
efsanenin, 2017 yapımlı devam filmi.
bunu izlediğimde benim gözler dolu dolu olmuştu ama bunun nedenini burada izah edecek nesil kalmadı anasını satim. sevdalılar ve 80's tayfa beni anlar. ilk filme olan göndermelerin fazlalığı, hafızamızda kalan edinburgh sokaklarının, dağların tepelerin, renton'un "it's shiteee being scottish! we're the lowest of the low" diye başlayan ikonik tiradının geçtiği sahnenin çekildiği yerden tutun, köprü altında kaçtıkları a'na kadar hatırlatılması ve ikinci filmde de yer verilmesi olsun, şahsımı mest etti. karakterler birebir aynı fiziksel görüntüdeydi. bu da, harika bir devamlılık ve şık bir detay olmuş. bazen serinin ikinci filmlerinde yeni bir şey yapacağız diye saçmalıyorlar, çok karikatürize hale geliyor ilk filmdeki "normal" karakter. işte bu yok t2'de. sick boy aynı deli. sadece kokaini çoğaltıp, eroini azaltmış (stimulant çağına uyum beybisi). renton aynı piç ve ihanetini, yengemize hallenerek gerçekleştiriyor. spud yine dünyanın en asil aşığı, begbie'nin saykoluk düzeyi de aynı, hatta artmış mahpus yılları nedeniyle. her şey harikaydı. insanı 90'lara ilk filme özenle götürdü. rent-boy'un barda söylediği (uydurduğu) katolik şarkısına yarılmıştım. aynı saç modeli ile, hala çok seksi ve tatlı olan bir avukata dönüşen sevgili bitanecik diane'ciğimin (aşıktım ben buna), "o kız sana fazla küçük" dediği sahneye de bayıldım. kısaca bayıldım, öldüm, bittim. müzikler zaten bir trainspotting'in olmazsa olmazıdır. onlar da yerinde ve nefisti yine. mark'ın bu seferki "choose life" tiradını da, üşenmeyip konduruyorum alta.
biz senden razıyız danny boyle.
ps: millet bunu beğenmedi. bence ilk filmi 200 kere izleyemeyen, mark renton umursamazlığı denilen kişiliği zamanında bir ergenken kendine giydiyecek kadar onu sevmeyen, trainspotting'e ikonik bir style-maker gözü ile bakmayan veletler sevmez o kadar. normal o yani. bence tabi. seven de olabilir, onu bilemem. hiç bir çükü beğenmeyen malum mekandaki transa geçmiş danalar beğenmemişti. ben ise beğendim. her şey olabiliyor bu hayatta işte, sakin olmalıyız arkadaşlar. heyecanlanmamalıyız hemen. şu filmdeki iskoç aksanı bile özlenen bir olaydır, harikadır.
choose designer lingerie, in the vain hope of kicking some life back into a dead relationship. choose handbags, choose high-heeled shoes, cashmere and silk, to make yourself feel what passes for happy. choose an iphone made in china by a woman who jumped out of a window and stick it in the pocket of your jacket fresh from a south-asian firetrap. choose facebook, twitter, snapchat, ınstagram and a thousand others ways to spew your bile across people you've never met. choose updating your profile, tell the world what you had for breakfast and hope that someone, somewhere cares. choose looking up old flames, desperate to believe that you don't look as bad as they do. choose live-blogging, from your first wank till your last breath; human interaction reduced to nothing more than data. choose ten thing you never knew about celebrities who've had surgery. choose screaming about abortion, choose rape jokes, slut-shaming, revenge porn and an endless tide of depressing misogyny. choose 9/11 never happened, and if it did, it was the jews. choose a zero-hour contract and a two hour journey to work, and choose the same for your kids, only worse, and maybe tell yourself that it's better that they never happened. and then sit back and smother the pain with an unknown dose of an unknown drug made in somebody's fucking kitchen. choose unfulfilled promise and wishing you'd done it all differently. choose never learning from your own mistakes. choose watching history repeat itself. choose the slow reconciliation towards what you can get, rather than what you always hoped for. settle for less and keep a brave face on it. choose disappointment and choose losing the ones you love then as they fall from view, a piece of you dies with them until you can see that one day in the future, piece by piece they will be all gone and there will be nothing left of you to call alive or dead. choose your future, veronica. choose life
bunu izlediğimde benim gözler dolu dolu olmuştu ama bunun nedenini burada izah edecek nesil kalmadı anasını satim. sevdalılar ve 80's tayfa beni anlar. ilk filme olan göndermelerin fazlalığı, hafızamızda kalan edinburgh sokaklarının, dağların tepelerin, renton'un "it's shiteee being scottish! we're the lowest of the low" diye başlayan ikonik tiradının geçtiği sahnenin çekildiği yerden tutun, köprü altında kaçtıkları a'na kadar hatırlatılması ve ikinci filmde de yer verilmesi olsun, şahsımı mest etti. karakterler birebir aynı fiziksel görüntüdeydi. bu da, harika bir devamlılık ve şık bir detay olmuş. bazen serinin ikinci filmlerinde yeni bir şey yapacağız diye saçmalıyorlar, çok karikatürize hale geliyor ilk filmdeki "normal" karakter. işte bu yok t2'de. sick boy aynı deli. sadece kokaini çoğaltıp, eroini azaltmış (stimulant çağına uyum beybisi). renton aynı piç ve ihanetini, yengemize hallenerek gerçekleştiriyor. spud yine dünyanın en asil aşığı, begbie'nin saykoluk düzeyi de aynı, hatta artmış mahpus yılları nedeniyle. her şey harikaydı. insanı 90'lara ilk filme özenle götürdü. rent-boy'un barda söylediği (uydurduğu) katolik şarkısına yarılmıştım. aynı saç modeli ile, hala çok seksi ve tatlı olan bir avukata dönüşen sevgili bitanecik diane'ciğimin (aşıktım ben buna), "o kız sana fazla küçük" dediği sahneye de bayıldım. kısaca bayıldım, öldüm, bittim. müzikler zaten bir trainspotting'in olmazsa olmazıdır. onlar da yerinde ve nefisti yine. mark'ın bu seferki "choose life" tiradını da, üşenmeyip konduruyorum alta.
biz senden razıyız danny boyle.
ps: millet bunu beğenmedi. bence ilk filmi 200 kere izleyemeyen, mark renton umursamazlığı denilen kişiliği zamanında bir ergenken kendine giydiyecek kadar onu sevmeyen, trainspotting'e ikonik bir style-maker gözü ile bakmayan veletler sevmez o kadar. normal o yani. bence tabi. seven de olabilir, onu bilemem. hiç bir çükü beğenmeyen malum mekandaki transa geçmiş danalar beğenmemişti. ben ise beğendim. her şey olabiliyor bu hayatta işte, sakin olmalıyız arkadaşlar. heyecanlanmamalıyız hemen. şu filmdeki iskoç aksanı bile özlenen bir olaydır, harikadır.
choose designer lingerie, in the vain hope of kicking some life back into a dead relationship. choose handbags, choose high-heeled shoes, cashmere and silk, to make yourself feel what passes for happy. choose an iphone made in china by a woman who jumped out of a window and stick it in the pocket of your jacket fresh from a south-asian firetrap. choose facebook, twitter, snapchat, ınstagram and a thousand others ways to spew your bile across people you've never met. choose updating your profile, tell the world what you had for breakfast and hope that someone, somewhere cares. choose looking up old flames, desperate to believe that you don't look as bad as they do. choose live-blogging, from your first wank till your last breath; human interaction reduced to nothing more than data. choose ten thing you never knew about celebrities who've had surgery. choose screaming about abortion, choose rape jokes, slut-shaming, revenge porn and an endless tide of depressing misogyny. choose 9/11 never happened, and if it did, it was the jews. choose a zero-hour contract and a two hour journey to work, and choose the same for your kids, only worse, and maybe tell yourself that it's better that they never happened. and then sit back and smother the pain with an unknown dose of an unknown drug made in somebody's fucking kitchen. choose unfulfilled promise and wishing you'd done it all differently. choose never learning from your own mistakes. choose watching history repeat itself. choose the slow reconciliation towards what you can get, rather than what you always hoped for. settle for less and keep a brave face on it. choose disappointment and choose losing the ones you love then as they fall from view, a piece of you dies with them until you can see that one day in the future, piece by piece they will be all gone and there will be nothing left of you to call alive or dead. choose your future, veronica. choose life
devamını gör...
