1.
bir başlık hortlattığımda diğer yazar arkadaşlara bana verilen oyun verilmemesi. ben 13 oy alırken onlar 3-4 oy alınca utanıyorum. orada sırf larktwain imzası var diye beğenildiğimi düşünüyor ara ara, ve utanıyorum. aslında ben değilim o, larktwain markası. iyi kötü bir marka. o değişir.
devamını gör...
2.
"yetersiz bakiye"
allah belasını versin bu hayatın beeehaahahags
allah belasını versin bu hayatın beeehaahahags
devamını gör...
3.
bir tanesi, boğaz temizlemek icabı "öhöhöğmm" sesi çıkartacakken, tam da o an gelen boğaz kaşıntısı ve öksürük sayesinde, bu oldukça pes ve kararlı ses yerine "aaayiihhhh" şeklinde tiz ve cinsel agresyon dolu bir ses çıkartmış bulunmaktır. kötüdür.
devamını gör...
4.
ciğerini bildiğin, tanıdığın birinin "olmadığı biri gibi" davranışlarına şahitlik etmek...
dünyanın en rahatsız edici hislerinden birisi. utanç dolu bir deneyim.
insanın ikide bir değiştirme ihtiyacı duymayacağı, kendine uygun bir kişilik/tarz bulmuş olması ne önemli bir nitelik. max ergenlikte çözülmesi gereken şeyler bunlar hep. şakası yok.
kendini bulamayanlara iyi niyetle birkaç tavsiye:
oturaklıysan oturaklı olmaya devam et, zırtapoz biriysen oturaklı olmaya özenme. flörtöz bir tarzın yoksa öyle devam et. kibar biriysen kibar ol. * zira olduğun gibi olmak seni başkalarından eksik bırakmaz. daha az sevilen biri yapmaz. sen kendini "kendin" olarak ortaya koy bu kafidir. sana eksik hissettiren şey diğerleri gibi olmayışın değil, kendin olmayı beceremeyişindir. kendinden utanmayı bırak ki biz de senden utanmak zorunda kalmayalım. ey oğul!
dünyanın en rahatsız edici hislerinden birisi. utanç dolu bir deneyim.
insanın ikide bir değiştirme ihtiyacı duymayacağı, kendine uygun bir kişilik/tarz bulmuş olması ne önemli bir nitelik. max ergenlikte çözülmesi gereken şeyler bunlar hep. şakası yok.
kendini bulamayanlara iyi niyetle birkaç tavsiye:
oturaklıysan oturaklı olmaya devam et, zırtapoz biriysen oturaklı olmaya özenme. flörtöz bir tarzın yoksa öyle devam et. kibar biriysen kibar ol. * zira olduğun gibi olmak seni başkalarından eksik bırakmaz. daha az sevilen biri yapmaz. sen kendini "kendin" olarak ortaya koy bu kafidir. sana eksik hissettiren şey diğerleri gibi olmayışın değil, kendin olmayı beceremeyişindir. kendinden utanmayı bırak ki biz de senden utanmak zorunda kalmayalım. ey oğul!
devamını gör...
5.
yaptığım bir iyiliğin başkalarınca anlatılıp yüceltilmesi hoşuma gitmiyor. bence utanç verici..
devamını gör...
6.
postmodernite sosuyla bulanmış bir modernite yeterince utanç verici garabetlere sahne oluyorken bir de hiç gerek yokken üzerimize bir dijital çağ atıldı. atılsın, bunda bir problem yok ama beraberinde gelen o varoluşsal bayağılık? o banalite yok mu aziz dostlarım... işte o en büyük utanç kaynağı.
bilgi sahibi olmak bir çileydi, kutsal bir çile. entelektüel bir sancı, bir kramp yaşanırdı bir şeyler öğrenirken - ve bu sıkıntılar öğrenilen bilgiyi kıymetli kılardı. ama şimdi yapay 'zeka' denilen o ruhsuz istatistik motorları ile yaz gitsin. çaba yok, idrak yok, bir şeyi öğrendiğinizi farkettiğinizde yaşadığınız o vecd hali bile yok. algoritmik bir laf ishali, koy gitsin sadece. bir de trajikomik bir biçimde bunların üstüne sokağa çıktığımda gördüğüm şey: insanların voodoo zombileri gibi telefonlarına kitlenip, o teknolojik harikalarda tükettikleri ucuz dijital panayırlarda bar bar bağıran insanların epileptik seğirmelerini "eğlence" olarak tüketmeleri... bu utanç değil de nedir?
hayır fazla değil 1960ların o 'grand' vizyonuna bir bakalım. tertemiz, dikkat dağıtıcı hiç bir şeyin olmadığı - işlev ve zarafetin odakta olduğu o muazzam tasarım dili; neredeyse milimetrik bir özenle kürate edilmiş caz ve oda orkestrası yayınlarına bakalım. bir yanda insan aklını zorlayan o asil ve analog sükûnet, diğer tarafta ise şimdinin gürültülü ve varoş ortalamalığı...
kelimeler kifayetsiz kalıyor hissettiğim duyguları ifade etmeye.
bilgi sahibi olmak bir çileydi, kutsal bir çile. entelektüel bir sancı, bir kramp yaşanırdı bir şeyler öğrenirken - ve bu sıkıntılar öğrenilen bilgiyi kıymetli kılardı. ama şimdi yapay 'zeka' denilen o ruhsuz istatistik motorları ile yaz gitsin. çaba yok, idrak yok, bir şeyi öğrendiğinizi farkettiğinizde yaşadığınız o vecd hali bile yok. algoritmik bir laf ishali, koy gitsin sadece. bir de trajikomik bir biçimde bunların üstüne sokağa çıktığımda gördüğüm şey: insanların voodoo zombileri gibi telefonlarına kitlenip, o teknolojik harikalarda tükettikleri ucuz dijital panayırlarda bar bar bağıran insanların epileptik seğirmelerini "eğlence" olarak tüketmeleri... bu utanç değil de nedir?
hayır fazla değil 1960ların o 'grand' vizyonuna bir bakalım. tertemiz, dikkat dağıtıcı hiç bir şeyin olmadığı - işlev ve zarafetin odakta olduğu o muazzam tasarım dili; neredeyse milimetrik bir özenle kürate edilmiş caz ve oda orkestrası yayınlarına bakalım. bir yanda insan aklını zorlayan o asil ve analog sükûnet, diğer tarafta ise şimdinin gürültülü ve varoş ortalamalığı...
kelimeler kifayetsiz kalıyor hissettiğim duyguları ifade etmeye.
devamını gör...