orijinal adı: ti einai afto?
constantin pilavios'un yönettiği ve senaryosunu nikos pilavios ile birlikte yazdığı; oyuncuları olaraksa nikos zoiopoulos ve
panagiotis bougiouris'i izlediğimiz bu 2007 yunanistan yapımı, 5 dakikalık kısa filmde bir baba ve oğlunun bir bankta otururlarken karşılarına bir serçenin inmesi ve ardından baba ve yetişkin oğlu arasındaki diyaloglar işlenmektedir. filmin adının türkçe karşılığı "bu nedir?"dir ve bu da babanın oğluna serçe ile ilgili tekrar tekrar sorduğu sorudur.
constantin pilavios'un yönettiği ve senaryosunu nikos pilavios ile birlikte yazdığı; oyuncuları olaraksa nikos zoiopoulos ve
panagiotis bougiouris'i izlediğimiz bu 2007 yunanistan yapımı, 5 dakikalık kısa filmde bir baba ve oğlunun bir bankta otururlarken karşılarına bir serçenin inmesi ve ardından baba ve yetişkin oğlu arasındaki diyaloglar işlenmektedir. filmin adının türkçe karşılığı "bu nedir?"dir ve bu da babanın oğluna serçe ile ilgili tekrar tekrar sorduğu sorudur.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "son singapur vapuru" tarafından 20.03.2026 22:51 tarihinde açılmıştır.
1.
" hayat her şeyin tersini görebilecek kadar uzundur... "
constantin pilavios tarafından yönetilen 2007 yapımlı yunanistan çıkışlı kısa film; bu bir baba, oğul ve serçenin hikâyesi bu, olaylar ise what is that? sorusu üzerine şekil alıyor.

evlerinin bahçesinde oturmakta ve güneşlenmekte olan bir baba ile oğlu sanki yıllar önceki bir anıyı yeniden yaşıyorlar, bu sefer taraflar değişmiş, baba soru soruyor, oğlu cevap vermek durumunda kalıyor, tıpkı yıllar önce, çocukluğunda, onun sorduğu ve babasının cevapladığı gibi...
derken yanlarındaki bitkilere, çiçeklere bir serçe konuyor, babasının sorduğu tek bir soru var; what is that? (bu nedir?)
oğlu defalarca onun bir serçe olduğunu söylüyor, gazete okurken konsantrasyonu bir serçe yüzünden bölünmüş, babasının hep aynı soruyu sormasından dolayı öfke duyduğu belli oluyor ve babasına bağırıyor.
babası ise kırılmış bir biçimde eve gidip günlüğünü getiriyor, açtığı sayfayı oğlunun sesli olarak okumasını istiyor, okuyor...
" oğlum bana bugün bir serçeyi sordu,
21 kez serçe olduğunu söyledim...
her cevapta oğluma sarıldım... "
satırlar sonrasında duygusal anlar yaşanıyor ve filmimizin sonlarına doğru geliyoruz.
iyi ebeveyn olmanın önemini ve iyi evlat olmanın gerekliliğini vurgulayan, hatırlatan, etkileyen bir kısa filmdi.
görsel açıdan beğendiğim bir kısa film oldu,
babanın duygusal oyunculuğu da bence etkileyiciydi.
ana fikir ise benim için şöyleydi;
hayatlarımız her şeyin tersini görebilecek kadar uzundur, sen çocukken anne babana sorular sorar, büyüdüğünde ise onlar alzheimer olurlar ve bu kez de onlar sana soru sorarlar, sen bıkarsın belki cevap vermekten ama onlar sana çocukken özenle bakmış, büyütmüş, bir gün of dememişlerdir.
anne babamızın kıymetini bilmek zorundayız.
bir gün hayattan gittiklerinde feleğimiz şaşar ve bayramlar dahi onlar olmadan gelip geçer, ölüm artık onlara hediye almamızı imkansızlıştıracak kadar acımasız davranmıştır, davranabilir, bu yüzden anne ve babanızın kıymetini yaşarken bilmelisiniz.
ne toprak aldığını geri verir, ne de zamanı geri alabilirsin.
keşke hayatta olaydı da sırtımda taşıyaydım dersiniz.
dünyanın en zengin insanı elon musk değildir, annesi, babası, eşi, çocukları, sevdikleri hayatta olanlardır benim için.
çünkü paha biçilemez bir zenginliktir ailenin, sevdiklerinin hayatta olması...
dünya acımasız bir yerdir,
what is that?
izlemek için
constantin pilavios tarafından yönetilen 2007 yapımlı yunanistan çıkışlı kısa film; bu bir baba, oğul ve serçenin hikâyesi bu, olaylar ise what is that? sorusu üzerine şekil alıyor.

evlerinin bahçesinde oturmakta ve güneşlenmekte olan bir baba ile oğlu sanki yıllar önceki bir anıyı yeniden yaşıyorlar, bu sefer taraflar değişmiş, baba soru soruyor, oğlu cevap vermek durumunda kalıyor, tıpkı yıllar önce, çocukluğunda, onun sorduğu ve babasının cevapladığı gibi...
derken yanlarındaki bitkilere, çiçeklere bir serçe konuyor, babasının sorduğu tek bir soru var; what is that? (bu nedir?)
oğlu defalarca onun bir serçe olduğunu söylüyor, gazete okurken konsantrasyonu bir serçe yüzünden bölünmüş, babasının hep aynı soruyu sormasından dolayı öfke duyduğu belli oluyor ve babasına bağırıyor.
babası ise kırılmış bir biçimde eve gidip günlüğünü getiriyor, açtığı sayfayı oğlunun sesli olarak okumasını istiyor, okuyor...
" oğlum bana bugün bir serçeyi sordu,
21 kez serçe olduğunu söyledim...
her cevapta oğluma sarıldım... "
satırlar sonrasında duygusal anlar yaşanıyor ve filmimizin sonlarına doğru geliyoruz.
iyi ebeveyn olmanın önemini ve iyi evlat olmanın gerekliliğini vurgulayan, hatırlatan, etkileyen bir kısa filmdi.
görsel açıdan beğendiğim bir kısa film oldu,
babanın duygusal oyunculuğu da bence etkileyiciydi.
ana fikir ise benim için şöyleydi;
hayatlarımız her şeyin tersini görebilecek kadar uzundur, sen çocukken anne babana sorular sorar, büyüdüğünde ise onlar alzheimer olurlar ve bu kez de onlar sana soru sorarlar, sen bıkarsın belki cevap vermekten ama onlar sana çocukken özenle bakmış, büyütmüş, bir gün of dememişlerdir.
anne babamızın kıymetini bilmek zorundayız.
bir gün hayattan gittiklerinde feleğimiz şaşar ve bayramlar dahi onlar olmadan gelip geçer, ölüm artık onlara hediye almamızı imkansızlıştıracak kadar acımasız davranmıştır, davranabilir, bu yüzden anne ve babanızın kıymetini yaşarken bilmelisiniz.
ne toprak aldığını geri verir, ne de zamanı geri alabilirsin.
keşke hayatta olaydı da sırtımda taşıyaydım dersiniz.
dünyanın en zengin insanı elon musk değildir, annesi, babası, eşi, çocukları, sevdikleri hayatta olanlardır benim için.
çünkü paha biçilemez bir zenginliktir ailenin, sevdiklerinin hayatta olması...
dünya acımasız bir yerdir,
what is that?
izlemek için
devamını gör...
