yazarların tuhaf alışkanlıkları ve takıntıları
başlık "fani torunu" tarafından 23.03.2026 16:38 tarihinde açılmıştır.
1.
yazmak denilen eylemin sadece kağıt kalemle değil, bildiğin hafif yollu bir delilikle icra edildiğinin kanıtı olan enstantanelerdir. okurken "hadi canım" dedirtir ama yazdıklarına bakınca "helal olsun" çekersin.
mesela; makber'in şairi abdülhak hamit tarhan. adamdaki motivasyon kaynağına bak; gürültü. evet, bildiğin gürültü. otomobil patırtısı, tekerlek sesi, sokak hengamesi olmadan kalemi oynatamıyor üstad. sırf bu curcunayı duymak için ev seçtiği, gürültü azalınca "buranın tadı kaçtı" diyip taşındığı rivayet olunur. komşuları gürültüden şikayet ederken o muhtemelen mest olup mısra döküyordu.
öte yandan sessizlik müptelası charles dickens var. adam tam bir düzen manyağı. ama öyle sadece masam toplu olsun seviyesinde değil; bu takıntı evin içindeki on tane çocuğun odasına kadar uzanıyor. önce o on çocuğun odası tek tek nizami hale getirilecek, o mutlak sessizlik sağlanacak, sonra efendimiz yazmaya başlayacak.
kim demiş sadece mekânların dress code'u vardır diye. yazmanın da var. kim için? okurken beynimizi yakan şu adamın:
james joyce. çocukluktan kalma göz rahatsızlığı yüzünden dünyayı biraz flu görse de, çözümü yatağa boylu boyunca uzanıp üzerine bembeyaz bir palto çekmekte bulmuş. o beyazlığın ona ışık ve ilham verdiğine inanıyor.
netice itibarıyla; yazmak denilen şey biraz çılgınlık, biraz gariplik, bolca da obsesyon istiyor anlaşılan. biz burada "ne anlatıyor bu değişikler" diye ağız burun bükebiliriz ama adamların o tuhaflıklarından çıkan eserlere de hayran kalmadan edemiyoruz.
yazar dediğin biraz kırık olur.*
mesela; makber'in şairi abdülhak hamit tarhan. adamdaki motivasyon kaynağına bak; gürültü. evet, bildiğin gürültü. otomobil patırtısı, tekerlek sesi, sokak hengamesi olmadan kalemi oynatamıyor üstad. sırf bu curcunayı duymak için ev seçtiği, gürültü azalınca "buranın tadı kaçtı" diyip taşındığı rivayet olunur. komşuları gürültüden şikayet ederken o muhtemelen mest olup mısra döküyordu.
öte yandan sessizlik müptelası charles dickens var. adam tam bir düzen manyağı. ama öyle sadece masam toplu olsun seviyesinde değil; bu takıntı evin içindeki on tane çocuğun odasına kadar uzanıyor. önce o on çocuğun odası tek tek nizami hale getirilecek, o mutlak sessizlik sağlanacak, sonra efendimiz yazmaya başlayacak.
kim demiş sadece mekânların dress code'u vardır diye. yazmanın da var. kim için? okurken beynimizi yakan şu adamın:
james joyce. çocukluktan kalma göz rahatsızlığı yüzünden dünyayı biraz flu görse de, çözümü yatağa boylu boyunca uzanıp üzerine bembeyaz bir palto çekmekte bulmuş. o beyazlığın ona ışık ve ilham verdiğine inanıyor.
netice itibarıyla; yazmak denilen şey biraz çılgınlık, biraz gariplik, bolca da obsesyon istiyor anlaşılan. biz burada "ne anlatıyor bu değişikler" diye ağız burun bükebiliriz ama adamların o tuhaflıklarından çıkan eserlere de hayran kalmadan edemiyoruz.
yazar dediğin biraz kırık olur.*
devamını gör...
2.
eğer yaralarımdan vurur, kuyruğuma basılırsa adamın belasını severim. selasını dinlemeden de bırakmam.*
devamını gör...
3.
belli bir süre koleksiyon malzemesi almadığımda yoksunluk belirtileri gösteriyorum.
hayatımın aşırılıklarını bence tek bir noktada topladım, o da bu.. mesela elimde belli bir para var ve arabamı değiştirebilirim ama o ara büyük bir parça geldi. araba mı, parça mı? tabii ki parça..
hayatımın aşırılıklarını bence tek bir noktada topladım, o da bu.. mesela elimde belli bir para var ve arabamı değiştirebilirim ama o ara büyük bir parça geldi. araba mı, parça mı? tabii ki parça..
devamını gör...
4.
kendimi üzmem* ve devamında kendi kendimi teselli edip bir sonraki üzülüşe hazırlanmam. tam bir mal olmanın kısır döngüsü.
devamını gör...
5.
duştan çıkar çıkmaz sigara yakıyorum, içe içe kurulanıyorum.
ayrıca 3 yastıkla uyuyorum. biri başımın altında, diğerine sarılıyorum diğeri de dizlerimin arasında.
ulan az manyak değilmişim ben de ha.
ayrıca 3 yastıkla uyuyorum. biri başımın altında, diğerine sarılıyorum diğeri de dizlerimin arasında.
ulan az manyak değilmişim ben de ha.
devamını gör...
6.
herhangi bir değerli madene, para birimine ve benzeri yatırım aracına sahip olmadığım halde doviz nokta com adresine günde 1 kez girmek.
devamını gör...
7.
tanım: sözlük yazarlarının ve/veya edebi eser sahiplerinin alışılmadık obsesyonları.
hüseyin rahmi gürpınar, eldivensiz dışarı çıkamayacak kadar temizlik hastasıydı.
hüseyin rahmi gürpınar, eldivensiz dışarı çıkamayacak kadar temizlik hastasıydı.
devamını gör...
8.
günlük tutmak, özellikle çalıştığım gemilerde seyirdeyken ardından karaya indigimin 3. günü saat 13:33 de okumaya başlarım. okumam bittiginde ise defteri yakarım.
yıllardır yapıyorum lisede başladım lisede her dönem sonrası defteri yakıyordum.
boylece o dönemleri atlattigima inanıyor ve içimi rahatlatiyorum.
ayrıca kagit hışırtı beni deli eder o ortamda oturamam
yıllardır yapıyorum lisede başladım lisede her dönem sonrası defteri yakıyordum.
boylece o dönemleri atlattigima inanıyor ve içimi rahatlatiyorum.
ayrıca kagit hışırtı beni deli eder o ortamda oturamam
devamını gör...
9.
külotlu çorap giydiğimde dikiş çizgilerini ortalamazsam rahatsız ediyor
devamını gör...
10.
bir karar vereceğim zaman bunu yazma gereği duyuyorum, fakat bir defter alıp siyah tükenmez kalem ile yazmam gerekiyor aksi takdirde o kararı uygulayamıyorum.
herşeyi listeliyorum ve kategorilere ayırıyorum bu yüzden pinterestte çok vakit harcıyorumdhhxhx . bunu yapmak beni rahat hissettiriyor. mesela ilerideki evime alacağım eşyaların bile listesi var.
mizofoni rahatsızlığım var; belki çoğunuz anlamını bilmiyor (kişinin belirli seslere karşı duyduğu hassasiyet/rahatsızlık)
yemek yerken ses çıkarılması beni deliye çeviriyor. özellikle kaşık ve çatal ısırmak - daha doğrusu ağızda yiyecekle çıkarılan her ses beni rahatsız eder ve o ortamdan uzaklaşırım. şömine gibi odun çıtırtısı sesi gelen hiçbir ses bana romantik gelmez rahatsız olurum. çay doldururken çıkan ses de dbhdhshs
bir dizi/film/kitap ' a başlıyorsam yapım ne kadar saçma olursa olsun, isterse sarmasın onu bitirmek zorunda hissederim. ve bitirdikten sonra eleştiri yazılarını okurum eleştirmenlerin youtube videolarını falan izlerim. sırf o yapımı ve karakterleri daha iyi anlamak ve analiz etmek için
patlamış mısır ve çekirdek yiyen insanları görmek midemi bulandırıyor bu yüzden asla evimde bulundurmam
sigaraya dokunamıyorum. yerde sigara külü varsa asla süpürge falan kullanmam temizlemek için. zemin ise su döker yıkarım çarşaf vs ise direk makineye atarım
bulaşık makinesine bulaşık dizerken pervanesini her zaman kontrol ederim etmeden makineye bulaşık dizilirse ve pervane dönmezse çok büyük kavga çıkarırımhxhhdhdh
eşyalarım benim için çok kıymetlidir. temiz ve kaliteli kullanmaya özen gösteririm. eski olduğu asla anlaşılmaz. bir ayakkabıyı 4 sene kullanmışlığım var . biri giyerse veya zarar verirse yine kavga kaos çıkarırım.
bir sürü defterim vardır. sürekli defter alırım... her birinin kullanım amacı farklıdır, asla bir deftere amacından farklı bir şey yazılamaz. acil bir durum olsa dahi
evet arkadaşlar ben yatışımı veriyorum, görüşürüzxbjxlqdjjdkx
herşeyi listeliyorum ve kategorilere ayırıyorum bu yüzden pinterestte çok vakit harcıyorumdhhxhx . bunu yapmak beni rahat hissettiriyor. mesela ilerideki evime alacağım eşyaların bile listesi var.
mizofoni rahatsızlığım var; belki çoğunuz anlamını bilmiyor (kişinin belirli seslere karşı duyduğu hassasiyet/rahatsızlık)
yemek yerken ses çıkarılması beni deliye çeviriyor. özellikle kaşık ve çatal ısırmak - daha doğrusu ağızda yiyecekle çıkarılan her ses beni rahatsız eder ve o ortamdan uzaklaşırım. şömine gibi odun çıtırtısı sesi gelen hiçbir ses bana romantik gelmez rahatsız olurum. çay doldururken çıkan ses de dbhdhshs
bir dizi/film/kitap ' a başlıyorsam yapım ne kadar saçma olursa olsun, isterse sarmasın onu bitirmek zorunda hissederim. ve bitirdikten sonra eleştiri yazılarını okurum eleştirmenlerin youtube videolarını falan izlerim. sırf o yapımı ve karakterleri daha iyi anlamak ve analiz etmek için
patlamış mısır ve çekirdek yiyen insanları görmek midemi bulandırıyor bu yüzden asla evimde bulundurmam
sigaraya dokunamıyorum. yerde sigara külü varsa asla süpürge falan kullanmam temizlemek için. zemin ise su döker yıkarım çarşaf vs ise direk makineye atarım
bulaşık makinesine bulaşık dizerken pervanesini her zaman kontrol ederim etmeden makineye bulaşık dizilirse ve pervane dönmezse çok büyük kavga çıkarırımhxhhdhdh
eşyalarım benim için çok kıymetlidir. temiz ve kaliteli kullanmaya özen gösteririm. eski olduğu asla anlaşılmaz. bir ayakkabıyı 4 sene kullanmışlığım var . biri giyerse veya zarar verirse yine kavga kaos çıkarırım.
bir sürü defterim vardır. sürekli defter alırım... her birinin kullanım amacı farklıdır, asla bir deftere amacından farklı bir şey yazılamaz. acil bir durum olsa dahi
evet arkadaşlar ben yatışımı veriyorum, görüşürüzxbjxlqdjjdkx
devamını gör...