yeni, daha yeni, en yeni şeklinde versiyonları çıkmakta. herkes kendine göre bi yol tutturmuş, oradan devam ediyor.

haaa, tabii bu bi yere varır. orası istenilen yer midir, varınca görürüz. ama değilse, ağlamaca, zırlamaca yok...neyse o.
devamını gör...
şey gibi mi?

onlar matbaaya karşı çıktı ama bak biz internete karşı değiliz.
devamını gör...
bunun adı ister yeni osmanlıcılık olsun, ister romacılık hatta sovyetçilik olsun isterse başka şeyler olsun özetle bu hissiyatın adı nostaljidir, "eskiden günler ne kadar güzeldi, keşke saati geri çevirsek" isteğidir.

ancak ortada ne aynı saat var, ne de o günler o kadar güzeldi.

osmanlı imparatorluğu ortaçağda kurulmuş olması hasebiyle o dönemin modern imparatorluklarından birisidir. avrupalı ve asyalı çağdaşları ile kıyasla yenilikçi fikirleri olan bir imparatorluktur üstelik. feodal avrupa köylünün eline "aman isyan eder" korkusuyla silah vermezken, savaşlar genelde paralı asker silsileleri ile yapılırken; devlet-i ali osmani'nin tımarlı sipahiler ve sonradan gelen yeniçeriler gibi sabit bir ordusunun bulunması bu alandaki başarılarının sebeplerinden birisidir.

ama ekonomi diye bir gerçek de var. bu başlığı canlandıran entry'deki alıntıya cevaben şunu yazabiliriz. olayın sebebi gayrimüslim sayısının sabitlenmesi olarak görmek yanlıştır - nüfus arttı ama vergi toplama sistemi çöktü - hatta tüm ekonomik kanalları çöktü diyebiliriz. zira osmanlı imparatorluğunun ekonomisini çeviren şeyler fetih döneminde savaş ve ganimet, ele geçirilen yerlerden alınan ticaret yolu vergisi ve nüfustan alınan üretim vergisiydi. bunların üçü de aynı anda işleyen sistemlerdi.

savaşılarak ele geçirilecek toprağın ve ganimetin bitmesiyle birinci kalem denklemden çıkıyor, ipek yoluna alternatif yollar bulunmasıyla ikinci kaleme de elveda diyoruz son olarak kalan üretim vergisi de iltizam ve malikane ile zayıflayınca bunun sonucu geri dönülmez bir ekonomik kriz oluyor. iltizam dediğimiz şey tımarlı sipahi sistemi çökünce devletin belli bir bölgenin vergisini "tahmin edilen bir tutar" üzerinden bir müteahhide (mültezim - iltizamcı) satar. 150000 akçe toplarsa mesela 50000'i kar olarak kendine kalır. malikane ise iltizamın ömür boyu olan ve hatta babadan oğula geçen halidir. 1695'te devlet nakde sıkışınca "şimdi para lazım" denilerek uzun vadeli gelir, peşin fiyatına satılıyor. bu satış ile de daha sonra tanzimat ve ıslahat fermanlarında göreceğimiz ayan sınıfı doğuyor. yani öyle "he" diyerek geçilebilecek bir durum değil bu iş.

ki bunlar iç faktörler, dahası dünyanın geçirdiği bir üretim devrimi de var. kılıcın yerine ateşli silahlarla, el işi yerine makineleşmeyle, buhar gücüyle çalışan lokomotiflerle ve gemilerle dünyanın iyice "küçülmesiyle" sonuçlanan bir devrim bu. bu devrimden yalnızca osmanlı değil, avusturya-macaristan da nasibini alıyor. zira çok uluslu imparatorluklar, merkezi bürokrasiye sahip yapılar tarım ekonomisinden sanayiye geçişte zorlanıyorlar. ingiltere ise bu devrimin lokomotifi, ancak "imparatorluk" statüsü farklı: deniz aşırı koloniler, içsel siyaset reformları ile beraber 'güneşin batmadığı' yapının çöküşü 20. yüzyıla sarkıyor.

özetle geçmişe özlem duymak çok insani bir şey - ama geçmiş orada ekrarlanması beklenen bir olaylar silsilesinden ziyade "bunları yaptık, olmadı. niye olmadı?" diye sormak için var.

okuduğunuz için teşekkürler.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"yeni osmanlıcılık" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim