1.
1956 doğumlu türk şair hüseyin haydar imzalı eser; kitabımız 1987 yılında yayınlanmıştır.
pdf baskısı yaklaşık 80 sayfaydı.
şairin adını duymamı sağlayan bir kitap olması kendi adıma sevindirici bir durumdu.
yeni isimler okumak her zaman ilaç gibi gelmiştir ve dünyadaki bütün yazarlara yetişemeyecek olmanın acısı hiçbir zaman geçmeyecek olsa da;
elimizden geldiğince pek çok ismi okumaya gayret ederek bu imkânsızlığı telafi etmeye çalışmaktan başka çare yok gibi görünüyor.
şimdi ise biraz şiirler hakkında konuşsam daha güzel olacak, şiirleri biraz karamsar bir ruh halinde yazılmış şiirler olarak gördüm, üzücü şiirlerdi, gayet mutlu bir şekilde çayımı yudumlarken içimi sızlatan dizeler oldu.
yitip gitmek, çok sevdiğine pişman edilmek, gidenlerin hatırlandığı zamanlarda yapısal olarak parçalanmak, insanın kendini bıraktığı zamanlarda hissettikleri, kendi gülüşünü yitirmek ve değer verdiği her şeyin elinden alınması gibi durumlar galiba şiirleri özetleyebileceğim şeylerdendi.
edebî olarak çok güçlü bulmasam da iyi şiirler olduğunu kendi adıma söylemem mümkün olacaktır.
etkileyici bulduğum dizeleri bırakarak burada bitiriyorum, yıldızlar da tutulur belki...

ışığında, acımasız ışığında yittim.
görürüm gözlerinde zamansız, sırasız acıyı.
bırakıldı inançlar, tutkular, bağlılıklar
sesim uzaklaştı, değişti, yok oldu...
o sevda sözleri ki, yeraltına itildiler.
önce kendi yüreğim kıyıyor bana.
gidenlerin yüzleri kilimin üzerinde.
ya öleceğiz bir it gibi, ya da asılarak.
kendini bırakınca dönmek zor.
neyimdi benim?
bunca sevecek ne vardı, söyle!
gülüşümü yitirdim,
kendi yüreğimi
günlük yaşamım yırtılıp bir kenara atıldı değer verdiğim her şeyi yok ettiler
talan ettiler ocağımı, ülkemi...
yeni bir ölüme başlıyorum
yeniden ayağa kalkıyorum şimdi!
ben oradayım, dönülür dönülmez..
pdf baskısı yaklaşık 80 sayfaydı.
şairin adını duymamı sağlayan bir kitap olması kendi adıma sevindirici bir durumdu.
yeni isimler okumak her zaman ilaç gibi gelmiştir ve dünyadaki bütün yazarlara yetişemeyecek olmanın acısı hiçbir zaman geçmeyecek olsa da;
elimizden geldiğince pek çok ismi okumaya gayret ederek bu imkânsızlığı telafi etmeye çalışmaktan başka çare yok gibi görünüyor.
şimdi ise biraz şiirler hakkında konuşsam daha güzel olacak, şiirleri biraz karamsar bir ruh halinde yazılmış şiirler olarak gördüm, üzücü şiirlerdi, gayet mutlu bir şekilde çayımı yudumlarken içimi sızlatan dizeler oldu.
yitip gitmek, çok sevdiğine pişman edilmek, gidenlerin hatırlandığı zamanlarda yapısal olarak parçalanmak, insanın kendini bıraktığı zamanlarda hissettikleri, kendi gülüşünü yitirmek ve değer verdiği her şeyin elinden alınması gibi durumlar galiba şiirleri özetleyebileceğim şeylerdendi.
edebî olarak çok güçlü bulmasam da iyi şiirler olduğunu kendi adıma söylemem mümkün olacaktır.
etkileyici bulduğum dizeleri bırakarak burada bitiriyorum, yıldızlar da tutulur belki...

ışığında, acımasız ışığında yittim.
görürüm gözlerinde zamansız, sırasız acıyı.
bırakıldı inançlar, tutkular, bağlılıklar
sesim uzaklaştı, değişti, yok oldu...
o sevda sözleri ki, yeraltına itildiler.
önce kendi yüreğim kıyıyor bana.
gidenlerin yüzleri kilimin üzerinde.
ya öleceğiz bir it gibi, ya da asılarak.
kendini bırakınca dönmek zor.
neyimdi benim?
bunca sevecek ne vardı, söyle!
gülüşümü yitirdim,
kendi yüreğimi
günlük yaşamım yırtılıp bir kenara atıldı değer verdiğim her şeyi yok ettiler
talan ettiler ocağımı, ülkemi...
yeni bir ölüme başlıyorum
yeniden ayağa kalkıyorum şimdi!
ben oradayım, dönülür dönülmez..
devamını gör...