yazarların gitmek istediği şehirler
1-kudüs
2-tüm afrika şehirleri.
bit artık korona da ölene kadar gezeyim.
2-tüm afrika şehirleri.
bit artık korona da ölene kadar gezeyim.
devamını gör...
kanal istanbul'un olumlu yanları
bu ülkeye kötü bir şey yapılacaksa en başta söylenilen şey "istihdam yaratacak" lafıdır.
bu öyle bir kılıftır ki insanlara çeşitli hayal kurdurup işin pis yanlarını örtmede üstüne yoktur.
köylünün arazisine çöplük yapılır ama istihdam yaratacak,çöp toplayarak maddi sıkıntılarınız sona erecek, denir.
termik santral yapılır kanser olacaksınız ama işiniz olacak, denir.
ve bunun gibi onlarca örnek...
her dönem siyasetçinin ve bu siyasetçileri destekleyenlerin gözde lafıdır.
şu beklenen istihdam bir türlü sağlanamadı yahu?
bu öyle bir kılıftır ki insanlara çeşitli hayal kurdurup işin pis yanlarını örtmede üstüne yoktur.
köylünün arazisine çöplük yapılır ama istihdam yaratacak,çöp toplayarak maddi sıkıntılarınız sona erecek, denir.
termik santral yapılır kanser olacaksınız ama işiniz olacak, denir.
ve bunun gibi onlarca örnek...
her dönem siyasetçinin ve bu siyasetçileri destekleyenlerin gözde lafıdır.
şu beklenen istihdam bir türlü sağlanamadı yahu?
devamını gör...
ucubeler
bir sirk cücesi olan hans’ın güzeller güzeli trapezci cleopatra’ya duyduğu imkânsız aşkın ve arzunun hikâyesini anlatan 1932 yapımı bu film, ilk dakikalarından son sahnelerine dek, “ötekilerin" ve "ayrımcılığın" ne olduğuna dair pek çok soruya ilham vermiştir.
freaks
sirk çığırtkanının, insanlarda merak uyandıran, ucubenin hikayesine bir giriş niteliğindeki konuşmasına kulak vermek ayrıca önemlidir: “bizde yalan yok dostlarım. elimizde canlı, nefes alıp veren hilkat garibeleri olduğunu söylemiştik. onlara güldünüz, onları görünce ürperdiniz. ama doğumda başınıza bir kaza gelmiş olsa, siz de onlar gibi olabilirdiniz.”
yönetmen tod browning, makyaj ve kostüm kullanmaktansa filmde görüntüleri son derece farklı olan insanları kullandı. kimi doğuştan getirdiği genetik özellikleri nedeniyle kimiyse uğradığı saldırılar sonucunda diğer insanlardan farklı görünüyordu.
filmde yer alan oyuncuların hepsi gerçek hayatlarında görüntüleri nedeniyle sirklerde çalışıyorlardı.
gösterildiği yıllarda seyirciler dayanamayarak sinemayı terketmiş, sonra da filmin sinemalarda gösterilmesi yasaklanmıştır.
sinema tarihinin en rahatsız edici filmlerinden biri olarak kabul edilir.
film adından da anlaşılacağı üzere ucube olarak nitelendirilebilecek insanların hikayesini anlatırken bir bakıyorsunuz ki gerçek ucubeler fiziksel tuhaflıkları nedeniyle diğerlerini ötekileştirilip aşağılayan ve her istediğini yapma hakkını kendinde gören "normal gözüken" insanlar.
freaks
sirk çığırtkanının, insanlarda merak uyandıran, ucubenin hikayesine bir giriş niteliğindeki konuşmasına kulak vermek ayrıca önemlidir: “bizde yalan yok dostlarım. elimizde canlı, nefes alıp veren hilkat garibeleri olduğunu söylemiştik. onlara güldünüz, onları görünce ürperdiniz. ama doğumda başınıza bir kaza gelmiş olsa, siz de onlar gibi olabilirdiniz.”
yönetmen tod browning, makyaj ve kostüm kullanmaktansa filmde görüntüleri son derece farklı olan insanları kullandı. kimi doğuştan getirdiği genetik özellikleri nedeniyle kimiyse uğradığı saldırılar sonucunda diğer insanlardan farklı görünüyordu.
filmde yer alan oyuncuların hepsi gerçek hayatlarında görüntüleri nedeniyle sirklerde çalışıyorlardı.
sinema tarihinin en rahatsız edici filmlerinden biri olarak kabul edilir.
film adından da anlaşılacağı üzere ucube olarak nitelendirilebilecek insanların hikayesini anlatırken bir bakıyorsunuz ki gerçek ucubeler fiziksel tuhaflıkları nedeniyle diğerlerini ötekileştirilip aşağılayan ve her istediğini yapma hakkını kendinde gören "normal gözüken" insanlar.
devamını gör...
erdal baksır production
erdal baksır production "şer" ile sunar.
gecenin konusu: kerhane

para karşılığında gerçekleşen cinsel birlikteliğin mabedi. ilk deneyimlerin havana'sı. iki asır önce kültürümüze giren bu kavramı, tekinsiz biçimde dışa vurmak yerine kontrol altına almak için açılan yerlere biz "genelev (kerhane)" diyoruz.
zamanın padişahı olan ikinci abdülhamit'in izniyle galata'da açıldığı bilinen genelevler resmiyette ilk gibi görünse de yerel tarihi bundan yaklaşık bir asır daha öncesine gitmektedir.
cinselliğin tarihine girmeyeceğim elbette ama bu dürtünün bu denli insanı ele geçirmesi ve bunun bir iş kolu yaratması konumuz olacak. bu konuda benim başlığı evriltmek istediğim nokta erkeğin egosu elbette. cinsel dürtü ile tetiklenen bu arzu ve istek, çağlar öncesinden süre gelen erkek hegemonyasının sonsuz dayatmasından sadece biri.
erkek, tarihten günümüze kadar bastırdığı bu dürtüyü, tekinsiz bir şekilde dışa vurmasın, insanlar azmasın, cozutmasın diye alınan bu tedbir kesinlikle tam yerinde olmuş.
ama kaçırılan nokta şu ki toplum olarak genelevlere sadece cinsel ihtiyacın karşılanması olarak bakıyoruz. ismini bile bilmediğim bilim adamlarının yaptıklarını düşündüğüm araştırmalara göre bu şekilde gerçekleşen bir cinsel birliktelikte bile kişi bilmese dahi olay sadece seksten ve orgazmdan ibaret değil. kişinin duygusal, zihinsel ve sosyal doyumunun bir uzantısıdır. tam burada "id" ile gelişen ego ve süper ego'nun doyumu söz konusudur.
freudder ki sağlıklı veya hastalıklı hiç fark etmez; konu cinsellik olunca, hepimiz sadece birer ikiyüzlüyüz.
sence de öylemiyiz erdal?
gecenin konusu: kerhane

para karşılığında gerçekleşen cinsel birlikteliğin mabedi. ilk deneyimlerin havana'sı. iki asır önce kültürümüze giren bu kavramı, tekinsiz biçimde dışa vurmak yerine kontrol altına almak için açılan yerlere biz "genelev (kerhane)" diyoruz.
zamanın padişahı olan ikinci abdülhamit'in izniyle galata'da açıldığı bilinen genelevler resmiyette ilk gibi görünse de yerel tarihi bundan yaklaşık bir asır daha öncesine gitmektedir.
cinselliğin tarihine girmeyeceğim elbette ama bu dürtünün bu denli insanı ele geçirmesi ve bunun bir iş kolu yaratması konumuz olacak. bu konuda benim başlığı evriltmek istediğim nokta erkeğin egosu elbette. cinsel dürtü ile tetiklenen bu arzu ve istek, çağlar öncesinden süre gelen erkek hegemonyasının sonsuz dayatmasından sadece biri.
erkek, tarihten günümüze kadar bastırdığı bu dürtüyü, tekinsiz bir şekilde dışa vurmasın, insanlar azmasın, cozutmasın diye alınan bu tedbir kesinlikle tam yerinde olmuş.
ama kaçırılan nokta şu ki toplum olarak genelevlere sadece cinsel ihtiyacın karşılanması olarak bakıyoruz. ismini bile bilmediğim bilim adamlarının yaptıklarını düşündüğüm araştırmalara göre bu şekilde gerçekleşen bir cinsel birliktelikte bile kişi bilmese dahi olay sadece seksten ve orgazmdan ibaret değil. kişinin duygusal, zihinsel ve sosyal doyumunun bir uzantısıdır. tam burada "id" ile gelişen ego ve süper ego'nun doyumu söz konusudur.
freudder ki sağlıklı veya hastalıklı hiç fark etmez; konu cinsellik olunca, hepimiz sadece birer ikiyüzlüyüz.
sence de öylemiyiz erdal?
devamını gör...
o… çocukları
senaryosu sırrı abe*'ye ait 2008 yapımı film.
fazla bilinmeyen ama benim çok sevdiğim bir filmdir, belki de o...' lara ve gerçekten o... çocukları olan insanlara ayrı bir ilgim olduğundan, bilmiyorum.
o... çocukları, yönetmenliğini murat saraçoğlu'nun yaptığı, başrollerinde altan erkekli, demet akbağ, özgü namal, ipek tuzcuoğlu, sarp apak ve sezin akbaşoğulları gibi oyuncuların oynadığı dramatik/psikolojik bir filmdir.
ilk gösterim tarihi: 16 mayıs 2008
yönetmeni: murat saraçoğlu
senaryo: sırrı süreyya önder
bu filmin bendeki apayrı bir izi de müziği, bu film olmasa benim gibi küçük bir azınlık tarafından bilinen bir şarkı kıraç sayesinde geniş kitlelere ulaştı, o da yaşamam artık.
ali seven imzalı bu şarkı senelerce bilinmedi, anca jargonu / anca yaşamak / olan küçük bir kısım tarafından dinlendi. acılı mı, evet. arabesk mi, evet. basit sayılabilecek bir düzlükte mi, evet.
ama bizdendi ve bu filme de çok yakıştı. kıraç sırf bunun için bile ayrı bir teşekkürü hak eder benim gözümde.
kıraç yorumu, filmdeki hali ;
ali seven yorumu, orijinal hali;
fazla bilinmeyen ama benim çok sevdiğim bir filmdir, belki de o...' lara ve gerçekten o... çocukları olan insanlara ayrı bir ilgim olduğundan, bilmiyorum.
o... çocukları, yönetmenliğini murat saraçoğlu'nun yaptığı, başrollerinde altan erkekli, demet akbağ, özgü namal, ipek tuzcuoğlu, sarp apak ve sezin akbaşoğulları gibi oyuncuların oynadığı dramatik/psikolojik bir filmdir.
ilk gösterim tarihi: 16 mayıs 2008
yönetmeni: murat saraçoğlu
senaryo: sırrı süreyya önder
bu filmin bendeki apayrı bir izi de müziği, bu film olmasa benim gibi küçük bir azınlık tarafından bilinen bir şarkı kıraç sayesinde geniş kitlelere ulaştı, o da yaşamam artık.
ali seven imzalı bu şarkı senelerce bilinmedi, anca jargonu / anca yaşamak / olan küçük bir kısım tarafından dinlendi. acılı mı, evet. arabesk mi, evet. basit sayılabilecek bir düzlükte mi, evet.
ama bizdendi ve bu filme de çok yakıştı. kıraç sırf bunun için bile ayrı bir teşekkürü hak eder benim gözümde.
kıraç yorumu, filmdeki hali ;
ali seven yorumu, orijinal hali;
devamını gör...
yüzme bilmediği halde denize giren insan
toprakta mı öğrenelim yüzmeyi?
devamını gör...
türk dizilerindeki tecavüz sahneleri
resmi kanallarda yayınlanan sahneler bunlar, sürekli önemsediklerini iddia ettikleri aile yapısını bozan netflix değil de bu sahneler olmasın sakın! midemi bulandırıyorsunuz. her dizide böyle bir sahne mutlaka var. kadını sürekli ezikleyen hor gören yapıdan bahsetmiyorum bile!!
youtube aramaya yazdığım tek şey "tecavüz dizi" oldu milyonlarca tıklanan sahneler var altındaki yorumlar zaten pislik dolu. ruh sağlığınızı korumak adına izlemeyin. ne kadar iğrenç bir durum olduğunu görmek isteyenler buradan ulaşabilirler.
youtube aramaya yazdığım tek şey "tecavüz dizi" oldu milyonlarca tıklanan sahneler var altındaki yorumlar zaten pislik dolu. ruh sağlığınızı korumak adına izlemeyin. ne kadar iğrenç bir durum olduğunu görmek isteyenler buradan ulaşabilirler.
devamını gör...
kızların efendi erkek yerine kaba erkek tercihi
dayak atan erkeklerle birlikte oluyor diye kadınları suçlu göstererek efendi erkek oluyorsunuz öyle mi?
devamını gör...
hababam sınıfı
rıfat ılgaz eseri hakkında şöyle bir yorumda bulunmuştur: "eskiden idamlar sabaha karşı yapılırmış. belli bir süre sonra idam yaklaştığında tüm dükkanlar açılmaya, esnaf satış yapmak için bağırıp çağırmaya başlamış.bunun üzerine aileler de o saatlerde sokağa çıkmaya başlamış ve idam vakitleri panayır havasına bütünmüş. sonuçta da ölen bir adama bakarak gülen bir halk görüntüsü oluşmuş.ben de çöken eğitim sistemini anlattım. hepimiz ölen bu sisteme bakarak güldük."
rıfat ılgaz, hababam sınıfına gülünmesi ile bu duruma gülünmesi arasında bir fark görmemiştir. tokat gibi yüzümüze çarpan gerçek de budur. aslında üstat, bizi bize anlatmıştır. her karakter, her olay aslında bir eleştiridir. farklı kültürden, farklı ekonomik düzeyden öğrencilerin, aynı yerde kalıp beraber kopya çekmesi toplumcu anlayışa bir atıftır aynı zamanda. hababam sınıfı'nda üç şeyin eleştirisi yapılmıştır: kopyanın, ezberin, uydurma saygının. rıfat ılgaz da röportajlarında ben komedi düşünmüyorum, yergi yapıyorum demiştir. bütün ülke izledik bu başyapıtı. güldük, eğlendik, bir kez olsun düşündük mü?
rıfat ılgaz, hababam sınıfına gülünmesi ile bu duruma gülünmesi arasında bir fark görmemiştir. tokat gibi yüzümüze çarpan gerçek de budur. aslında üstat, bizi bize anlatmıştır. her karakter, her olay aslında bir eleştiridir. farklı kültürden, farklı ekonomik düzeyden öğrencilerin, aynı yerde kalıp beraber kopya çekmesi toplumcu anlayışa bir atıftır aynı zamanda. hababam sınıfı'nda üç şeyin eleştirisi yapılmıştır: kopyanın, ezberin, uydurma saygının. rıfat ılgaz da röportajlarında ben komedi düşünmüyorum, yergi yapıyorum demiştir. bütün ülke izledik bu başyapıtı. güldük, eğlendik, bir kez olsun düşündük mü?
devamını gör...
kitap alıntıları
-ağlamak kötü bir şey mi?
+ağlamak hiçbir zaman kötü değildir, budala. neden sordun?
-bilmiyorum. bir türlü alışamadım. sanki yüreğim boş bir kafes...
şeker portakalı-josé mauro de vasconcelos
+ağlamak hiçbir zaman kötü değildir, budala. neden sordun?
-bilmiyorum. bir türlü alışamadım. sanki yüreğim boş bir kafes...
şeker portakalı-josé mauro de vasconcelos
devamını gör...
yazarların normal sözlük’te yazma nedenleri
koca arıyorum.
devamını gör...
bir ömer hayyam rubaisi bırak
9 yaşındayken ilk 10 sayfasını sırasıyla ezberlediğim rubailer kitabı.
en sevdiklerim :
ey güzel senki bana derdi derman edensin
şimdi çekil önümden diye ferman edersin
senin yüzün canımın kıblesi olmuş bir kez
ne yapsın kıblemi değiştirsin bu can dersin
sevgile seninle ben pergel gibiyiz
iki başımız var bir tek benenimiz
ne kadar dönersem döneyim çevrende
er geç başbabaşa verecek değilmiyiz ?
(lisede geometri kitabımın üstüne yazmıştım)
benim yasam artık şarap, çalgı, eğlenti
dinim dinsizlik, bıraktım her ibadeti
nişanlım dünyaya ne çeyiz istersindedim
benim çeyizim senin gamsız yüreğindir dedi.
bir yanarım tanrı özlemiyle musa gibi
bir ölürüm murada ermeden yahya gibi
yarı gökte kalırım hep bir iğne yüzünden
hep bir başka derdin terzisiyim isa gibi
ey yanağı ağustos gülünü bastıran
ey yüzü çin güzellerini kıskandıran
bakışı babilşahını büyüde yenip
elinde at, fil, ruh, ferz, bayrak bırakmayan
camiye gittim ama allah bilir niye
ne namaz kılmaya ne dua etmeye
eskiden bir kilim aşirmıştım camiden
o eskidi gittim yenisi yürütmeye
sevgili bir başka güzelsin bugün
ay gibisin, pırıl pırıl gülüşün
güzeller bayram günleri süslenir
seninse bayramları süsler yüzün
ferman sende ama güzel yaşamak bizde
senden ayığız bu sarhoş halimizde.
sen insan kanı içersin biz üzüm kanı
insaf be sultanım kötülük hangimizde ?
en sevdiklerim :
ey güzel senki bana derdi derman edensin
şimdi çekil önümden diye ferman edersin
senin yüzün canımın kıblesi olmuş bir kez
ne yapsın kıblemi değiştirsin bu can dersin
sevgile seninle ben pergel gibiyiz
iki başımız var bir tek benenimiz
ne kadar dönersem döneyim çevrende
er geç başbabaşa verecek değilmiyiz ?
(lisede geometri kitabımın üstüne yazmıştım)
benim yasam artık şarap, çalgı, eğlenti
dinim dinsizlik, bıraktım her ibadeti
nişanlım dünyaya ne çeyiz istersindedim
benim çeyizim senin gamsız yüreğindir dedi.
bir yanarım tanrı özlemiyle musa gibi
bir ölürüm murada ermeden yahya gibi
yarı gökte kalırım hep bir iğne yüzünden
hep bir başka derdin terzisiyim isa gibi
ey yanağı ağustos gülünü bastıran
ey yüzü çin güzellerini kıskandıran
bakışı babilşahını büyüde yenip
elinde at, fil, ruh, ferz, bayrak bırakmayan
camiye gittim ama allah bilir niye
ne namaz kılmaya ne dua etmeye
eskiden bir kilim aşirmıştım camiden
o eskidi gittim yenisi yürütmeye
sevgili bir başka güzelsin bugün
ay gibisin, pırıl pırıl gülüşün
güzeller bayram günleri süslenir
seninse bayramları süsler yüzün
ferman sende ama güzel yaşamak bizde
senden ayığız bu sarhoş halimizde.
sen insan kanı içersin biz üzüm kanı
insaf be sultanım kötülük hangimizde ?
devamını gör...
yazarların normal sözlük’te yazma nedenleri
kafamdaki tilkiler başka türlü susmuyor da ondan.
devamını gör...
beyaz zenciler
beyaz zenciler norveç doğumlu ingvar ambjornsen isimli yazarın en ünlü ve kültleşmiş kitaplarından birisinin adıdır.bu kitap uzun süre boyunca, jack kerouac'ın "yolda" isimli beat kuşağının kültleşmiş kitabının 90'lardaki karşılığı olarak ele alınmış denilebilir.
bu kitap toplumdan dışlananları değil toplumun dışında olmayı seçmiş beyaz zencileri anlatır. eğer şuana kadar bir şeylere ses çıkarmamış ve çıkarmak istemiyorsanız okumayın yahut eğer oksijen yerine azotun tadına bakmak istiyorsanız kesinlikle okuyun.
bir de yeraltı edebiyatını sadece palahniuk'tan ibaret sananlara okutulması/gözlerine sokulması gereken kitap.
--! spoiler !--
''konuşamadıktan sonra insanlarla biraraya gelmenin, karda kışta kilometrelerce yol gidip, bir sürü yakınma ve duygusal sözler dinlemenin anlamı neydi? yoktu. hiçbir anlamı yoktu!''
--! spoiler !--
bu kitap toplumdan dışlananları değil toplumun dışında olmayı seçmiş beyaz zencileri anlatır. eğer şuana kadar bir şeylere ses çıkarmamış ve çıkarmak istemiyorsanız okumayın yahut eğer oksijen yerine azotun tadına bakmak istiyorsanız kesinlikle okuyun.
bir de yeraltı edebiyatını sadece palahniuk'tan ibaret sananlara okutulması/gözlerine sokulması gereken kitap.
--! spoiler !--
''konuşamadıktan sonra insanlarla biraraya gelmenin, karda kışta kilometrelerce yol gidip, bir sürü yakınma ve duygusal sözler dinlemenin anlamı neydi? yoktu. hiçbir anlamı yoktu!''
--! spoiler !--
devamını gör...
en sevilen dizi çifti
robin ve barney
devamını gör...
başlık açabilmek
pek bi' marifet değil ya. sıradan bir şey.
devamını gör...
ilk aşkını hatırlamak
eğer karşılık bulunduysa boşluğa doğru aptal aptal gülümsetir. şayet karşılık bulunmadıysa da insanın içini hafiften bir burkar. ben ise kendimden 20 yaş büyük birine aşık olarak karşılık bulamamıştım haliyle.
devamını gör...


