unutmak en iyi intikamdır
unutmuş görünmek en iyi intikamdır.
devamını gör...
bir kedinin en güzel yeri
gıdığı.moff moff gömülüp öpüyorum orayı..ardından iki tane de patak yiyorum ama olsun.
devamını gör...
lobotomi
şizofreni, depresyon ve bipolar bozukluk gibi hastalıkların tedavisi için uygulanan tarihin en acımasız ve zor tedavi yöntemlerinden biridir. bazı kaynaklara göre ilk olarak köpeklere, şempazelere ve şizofreni hastalarına uygulanılmıştır. operasyonda sağ kalan hastalarda sakinleşme belirgin bir şekilde gözlenmiş ve zamanla bu yöntem geliştirilmeye başlanmıştır.
beynin sosyal ilişkilerimizi düzenlediği bölgesine -bu bölge kişiliğimiz ve benliğimizi oluşturan bölge- anestezi uygulanmadan yapılan işlemde buz kıracağını çekiç yardımıyla hastanın göz yuvalarına yerleştirilir. amaç hastanın geçmiş ile olan bağlantılarının koparılmasıdır. dr. freeman'ın geliştirdiği bu yöntem yüzünden çalışma arkadaşının yanından ayrıldığı'nı ve hastaların bir çoğunun hayatını kaybettiğinide belirtelim. hayatta kalan hastaların operasyondan sonra yürümeyi ve tuvalet kullanmayı tekrar öğrenmesi gerekliliği ufak bir detay olarak görülüp uzun bir müddet uygulanmaya devam etmiştir.
bu tedaviye maruz kalan hastaların tahammül seviyeleri her geçen gün daha fazla düşmüş, bir çoğu intihara meyilli olmaya başlamış, kendi işlerini tek başlarına yapamaz hale gelmiştir bu sebeple 1950 yılında yasaklanmıştır.
oscar ödüllü (1936) warner baxter da lobotomi kurbanı olmuştur.eski abd başkanı john f. kennedy'nin kız kardeşi rosemary kennedy'ye de prefrontal lobotomi uygulanmıştır ve genç kadın hayatının geri kalanını bakıma muhtaç bir şekilde geçirmiştir.
hatırlarsanız one flew over the cuckoo's nest film'inin bir sahnesinde bu uygulamaya yer vermiştir.

shutter island film'nin son sahnesinde leonardo dicaprio şu cümle ile karakterin içinde yaşadığı durumu özetleyip;
hangisi daha kötü olurdu; bir canavar olarak yaşamak mı, yoksa iyi bir insan olarak ölmek mi?
lobotomi uygulamasına gönderilmiştir. yine aynı film'de şu sözler oldukça dikkat çekicidir belki de bir eleştiridir.
şöyle bir düşüncem var ki, bir hastayı saygıyla tedavi eder ve onu dinlerseniz, anlamaya çalışırsanız, ona ulaşabilirsiniz.
beynin sosyal ilişkilerimizi düzenlediği bölgesine -bu bölge kişiliğimiz ve benliğimizi oluşturan bölge- anestezi uygulanmadan yapılan işlemde buz kıracağını çekiç yardımıyla hastanın göz yuvalarına yerleştirilir. amaç hastanın geçmiş ile olan bağlantılarının koparılmasıdır. dr. freeman'ın geliştirdiği bu yöntem yüzünden çalışma arkadaşının yanından ayrıldığı'nı ve hastaların bir çoğunun hayatını kaybettiğinide belirtelim. hayatta kalan hastaların operasyondan sonra yürümeyi ve tuvalet kullanmayı tekrar öğrenmesi gerekliliği ufak bir detay olarak görülüp uzun bir müddet uygulanmaya devam etmiştir.
bu tedaviye maruz kalan hastaların tahammül seviyeleri her geçen gün daha fazla düşmüş, bir çoğu intihara meyilli olmaya başlamış, kendi işlerini tek başlarına yapamaz hale gelmiştir bu sebeple 1950 yılında yasaklanmıştır.
oscar ödüllü (1936) warner baxter da lobotomi kurbanı olmuştur.eski abd başkanı john f. kennedy'nin kız kardeşi rosemary kennedy'ye de prefrontal lobotomi uygulanmıştır ve genç kadın hayatının geri kalanını bakıma muhtaç bir şekilde geçirmiştir.
hatırlarsanız one flew over the cuckoo's nest film'inin bir sahnesinde bu uygulamaya yer vermiştir.

shutter island film'nin son sahnesinde leonardo dicaprio şu cümle ile karakterin içinde yaşadığı durumu özetleyip;
hangisi daha kötü olurdu; bir canavar olarak yaşamak mı, yoksa iyi bir insan olarak ölmek mi?
lobotomi uygulamasına gönderilmiştir. yine aynı film'de şu sözler oldukça dikkat çekicidir belki de bir eleştiridir.
şöyle bir düşüncem var ki, bir hastayı saygıyla tedavi eder ve onu dinlerseniz, anlamaya çalışırsanız, ona ulaşabilirsiniz.
devamını gör...
dünyanın en huzurlu şeyi
sevdiğin kadar sevilmek ve sevdiğin birinin kalp atışlarını hissetmek.
devamını gör...
belalı beddualar
yurdum insanının bunaltanlara ettiği beter eden beddualar.
allah dert versin kaşımaya tırnak vermesin.
allah dert versin kaşımaya tırnak vermesin.
devamını gör...
sözlükçülerin el yazıları
çivi yazısından 5 dk sonra yazmaya başlamışım gibidir
devamını gör...
dağınık ortamda çalışamamak
ortalığa bir el atıp herşeyi yerli yerine koymadan çalışma motivasyonuna kavuşamama durumu. çok zahmetli olabiliyor bazen. bu dertten muzdarip olanlar ne demek istediğimi anlayacaktır.
devamını gör...
hes kodunun dijital kelepçeye dönüşmesi
yine hiç şaşırmadığımız bir olay. durmak yok yola devam...
devamını gör...
dexter
bir drama dizisi.
efeniiiim, şimdi, kahramanımız dexter (dekstır) diye bir herif.. dexter'in zavallı annesi öldürülüyor ve dexter da bir polis memuru tarafından evlatlık olarak alınıyor. dexter daha gencecik, körpecik iken, evcil hayvanları öldürmek isteği uyanıyor içerisinde. sokak değil evcil hayvanı olacak, halis muhlis evcil hayvanı. herhalde, sokakta zavallı hayvanlar cefa çekerken, bazı hayvanların, mis gibi evlerde keyif çatmalarını kabullenemiyor.
dexter fıttırır ve bu fıttırmanın sonucu "yook yapamıyorum illaki öldürecem ben bunları" der. bunun üzerine bizim bu dexterı evlatlık alan polis memuru tamam öldür ama asla yakalanmayacan, öldürdüklerin ölmeyi hak edecek ve kurbanlarının suçlu olduklarından hep emin olacan diye bazı şeyler öğretir işte bazı kurallar falan öğretir. yani bizim polis memuru da, ne hikmetse artık manyak çıktı. hadi koçum git elalemi öldür diye ona bir baba tavsiyesi veriyor. tabii git hayvanları öldür demiyor git katilleri falan öldür diyor.
fakat dexter bir gün bir masum fotoğrafçıyı öldürür. yani bizim dexter, aslında hayırsız bir evlat çıkar. dexterın bir de üvey kız kardeşi vardır. adı debra. polis memuru üvey oğlu dexter'a yakın davranıyor diye debra içten-içe kıskançlık besler. yani debra da, hayırsız bir kardeştir. bildiğiniz aile paramparça yani.
dexter, rita diye bir kadınla birlikte olur. aşk yaşayıp mutlu olduklarını falan sanmayın ha. rita da eski kocası tarafından istismar edilmiş daha bunun şokunda. hele ritanın 2 tane çocuğu da var.
dexter daha sonraları bir düşman edinir ve bu düşman da gene ne hikmetse üvey kız kardeşinin doktoru çıkar. burda şaşırılacak durum bu değil, adamın üvey kız kardeşinin doktorunun katil olması.
neyse ben daha fazla spoiler vermeyeyim, şunu da söyleyeyim, bizim bu dexter katilliğin yanı sıra hem de polis departmanında kan sıçrama analisti. yani, polis departmanında çalışıyor, ama hayatını ek olarak da seri katillikten kazanıyor.
gerisini siz izlersiniz işte efendim.. saygılar..
efeniiiim, şimdi, kahramanımız dexter (dekstır) diye bir herif.. dexter'in zavallı annesi öldürülüyor ve dexter da bir polis memuru tarafından evlatlık olarak alınıyor. dexter daha gencecik, körpecik iken, evcil hayvanları öldürmek isteği uyanıyor içerisinde. sokak değil evcil hayvanı olacak, halis muhlis evcil hayvanı. herhalde, sokakta zavallı hayvanlar cefa çekerken, bazı hayvanların, mis gibi evlerde keyif çatmalarını kabullenemiyor.
dexter fıttırır ve bu fıttırmanın sonucu "yook yapamıyorum illaki öldürecem ben bunları" der. bunun üzerine bizim bu dexterı evlatlık alan polis memuru tamam öldür ama asla yakalanmayacan, öldürdüklerin ölmeyi hak edecek ve kurbanlarının suçlu olduklarından hep emin olacan diye bazı şeyler öğretir işte bazı kurallar falan öğretir. yani bizim polis memuru da, ne hikmetse artık manyak çıktı. hadi koçum git elalemi öldür diye ona bir baba tavsiyesi veriyor. tabii git hayvanları öldür demiyor git katilleri falan öldür diyor.
fakat dexter bir gün bir masum fotoğrafçıyı öldürür. yani bizim dexter, aslında hayırsız bir evlat çıkar. dexterın bir de üvey kız kardeşi vardır. adı debra. polis memuru üvey oğlu dexter'a yakın davranıyor diye debra içten-içe kıskançlık besler. yani debra da, hayırsız bir kardeştir. bildiğiniz aile paramparça yani.
dexter, rita diye bir kadınla birlikte olur. aşk yaşayıp mutlu olduklarını falan sanmayın ha. rita da eski kocası tarafından istismar edilmiş daha bunun şokunda. hele ritanın 2 tane çocuğu da var.
dexter daha sonraları bir düşman edinir ve bu düşman da gene ne hikmetse üvey kız kardeşinin doktoru çıkar. burda şaşırılacak durum bu değil, adamın üvey kız kardeşinin doktorunun katil olması.
neyse ben daha fazla spoiler vermeyeyim, şunu da söyleyeyim, bizim bu dexter katilliğin yanı sıra hem de polis departmanında kan sıçrama analisti. yani, polis departmanında çalışıyor, ama hayatını ek olarak da seri katillikten kazanıyor.
gerisini siz izlersiniz işte efendim.. saygılar..
devamını gör...
hükümet kadın 2
an itibarıyla star tv de yayınlanan filmdir.
film hükümet kadın filminin devamıdır.
film 2013 yılında vizyona girmiştir.
filmin yönetmeni ve senaristi sermiyan midyattır.
filmin oyuncuları demet akbağ, sermiyan midyat, gülhan tekin, ercan kesal, bülent çolak, burcu gönder, haki biçici, olgun toker,
bahadır efe, elif erdoğan, levent idem gibi başarılı isimlerdir.
film komik bir film ve başka bir şey vadetmiyor bence. güldüğüm bir filmdi şu an izliyorum hala gülüyorum. sadece şive komedisi yok döneme ait göndermeler yeterince güldürüyor. dönemin vaziyeti aynen aktarılıyor.
filmde günümüze göndermeler yapılıyor lakin çok başarılı değiller.
seçim ve oy muhabbeti çok güzel işleniyor trajikomik bir hikaye ortaya çıkıyor.
demet akbağ müthiş oynuyor. müthiş. harbiden hükümet gibi kadın kendisi.
film ilk filmde anlatılanların 10 yıl öncesini anlatıyor. bir türk filmi serisinde böyle bir şey daha önce görmemiştim. hatırlayanlar varsa eğer portakal atabilirler. garip ve hoş geldi bana.
ercan kesal az görünmesine rağmen keyif veriyor.
sermiyan midyat güldürüyor.
film bence aileyle keyif alınabilecek bir film. açıyorsunuz ailenizle çay içerken izleyip gülüyorsunuz. çok bir anlam yüklemeye veya beklenti içinde olmaya gerek yok.
keyif alarak izlemiştim. herhangi bir televizyon kanalında yayımlandığını görünce kanal değiştirmiyorum öyle bir film.
ilk film gibi eh işte bir film olmuş. tavsiye ederim.
film hükümet kadın filminin devamıdır.
film 2013 yılında vizyona girmiştir.
filmin yönetmeni ve senaristi sermiyan midyattır.
filmin oyuncuları demet akbağ, sermiyan midyat, gülhan tekin, ercan kesal, bülent çolak, burcu gönder, haki biçici, olgun toker,
bahadır efe, elif erdoğan, levent idem gibi başarılı isimlerdir.
film komik bir film ve başka bir şey vadetmiyor bence. güldüğüm bir filmdi şu an izliyorum hala gülüyorum. sadece şive komedisi yok döneme ait göndermeler yeterince güldürüyor. dönemin vaziyeti aynen aktarılıyor.
filmde günümüze göndermeler yapılıyor lakin çok başarılı değiller.
seçim ve oy muhabbeti çok güzel işleniyor trajikomik bir hikaye ortaya çıkıyor.
demet akbağ müthiş oynuyor. müthiş. harbiden hükümet gibi kadın kendisi.
film ilk filmde anlatılanların 10 yıl öncesini anlatıyor. bir türk filmi serisinde böyle bir şey daha önce görmemiştim. hatırlayanlar varsa eğer portakal atabilirler. garip ve hoş geldi bana.
ercan kesal az görünmesine rağmen keyif veriyor.
sermiyan midyat güldürüyor.
film bence aileyle keyif alınabilecek bir film. açıyorsunuz ailenizle çay içerken izleyip gülüyorsunuz. çok bir anlam yüklemeye veya beklenti içinde olmaya gerek yok.
keyif alarak izlemiştim. herhangi bir televizyon kanalında yayımlandığını görünce kanal değiştirmiyorum öyle bir film.
ilk film gibi eh işte bir film olmuş. tavsiye ederim.
devamını gör...
oxymoron
tr: tezat.
birbirleriyle çelişen ya da tamamen zıt iki kavramın bir arada kullanılmasıdır. anlamı kuvvetlendirmek için veya sanat yapmak amacıyla kullanılır.
örnek:
''deafening silence'' (sağır edici sessizlik).
birbirleriyle çelişen ya da tamamen zıt iki kavramın bir arada kullanılmasıdır. anlamı kuvvetlendirmek için veya sanat yapmak amacıyla kullanılır.
örnek:
''deafening silence'' (sağır edici sessizlik).
devamını gör...
normal sözlük'ün reklamsız olması
daha şimdiden zarar görmeye başladığı durumdur. misal ben 2 aydır hediye çekimi alamadım.*
devamını gör...
herhangi bir rahatsızlığı google'da aratmak
yegane sonuç kansersiniz, yapmayın o yüzden a dostlar.
devamını gör...
israil'in mescid-i aksa'ya saldırması
keşke sözlerden kınamalardan ötesine geçebilsek zira bunlar hiçbir işe yaramıyor
devamını gör...
atfetme
psikolojide bir kuramdır.
heider denilen bir herif tarafından,sağduyu psikolojisi çalışmasında yer verilmiştir.
bu çalışmada, kişilerin veya örgütlerin davranışlarının iki temeli vardır.
1-bireysel güç .
2-çevresel güç.
bireysel güç: kişinin çalışkanlığı, çabası gibi faktörlerlerdir.
çevresel güç ise, şans gibi kişinin elinde olmayan olaylardır.
---------------------------------------------------------------------------------------
peki ya algılarımız?
performansla ilgili durumu ya yanlış algıladıysak...
algılanan yetenek, algılanan çaba, algılanan şans ve algılanan iş zorluğu...
----------------------------------------------------------------------------------------------
atfetme, bir davranışın sonuçlarını anlamaya çalışmaktır. insanları anlamaya çalışmak, kendini anlamaya çalışmak. diğer insanların davranışları ile ilgili değerlendirme yapmak,
dolayısı ile çıkarımlar yapmak.
burada birey, hem kendi davranışlarını değerlendirir, hemde diğer insanların davranışlarını anlamdırır.
yaptığımız çıkarımlar, davranışlarımızı yönlendirir.
yüklediğimiz neden ve sonuçlar, davranış şeklimizi etkiler.
yukarıda ayrılmış bölümde, , algıların değerlendirme ve çıkarımlardaki önemine değindik.
atfetme süreçleri şöyle işler;
algılayan a kişisi olsun.
-----a kişisi, nedensellik yükleme aşamasında, bilgi, güdü ve inançlarından yararlanır.
nedensellik loading....
-----a kişisi, b kişisinin nedenlerine ''nedenleriyle'' bir anlam yükler. bunlar iç faktörler veya dış faktörler olabilir.
------buna göre a kişisi kendi algılarına göre, bir sonuca varır. beklentiler geliştirebilir.
bütün bu davranış mekaniğine, nedensellik- atfetme denir.
algıları ''tuhaf'' olan insanla bu mekanik, b kişisi için zulme dönüşebilir. dünyayı kendi algıları ile şekillendirmeye çalışan insanlardan, kaçınınız efem.
çünkü genelde kendine yontarlar.
(bkz: kendine yontmak)
heider denilen bir herif tarafından,sağduyu psikolojisi çalışmasında yer verilmiştir.
bu çalışmada, kişilerin veya örgütlerin davranışlarının iki temeli vardır.
1-bireysel güç .
2-çevresel güç.
bireysel güç: kişinin çalışkanlığı, çabası gibi faktörlerlerdir.
çevresel güç ise, şans gibi kişinin elinde olmayan olaylardır.
---------------------------------------------------------------------------------------
peki ya algılarımız?
performansla ilgili durumu ya yanlış algıladıysak...
algılanan yetenek, algılanan çaba, algılanan şans ve algılanan iş zorluğu...
----------------------------------------------------------------------------------------------
atfetme, bir davranışın sonuçlarını anlamaya çalışmaktır. insanları anlamaya çalışmak, kendini anlamaya çalışmak. diğer insanların davranışları ile ilgili değerlendirme yapmak,
dolayısı ile çıkarımlar yapmak.
burada birey, hem kendi davranışlarını değerlendirir, hemde diğer insanların davranışlarını anlamdırır.
yaptığımız çıkarımlar, davranışlarımızı yönlendirir.
yüklediğimiz neden ve sonuçlar, davranış şeklimizi etkiler.
yukarıda ayrılmış bölümde, , algıların değerlendirme ve çıkarımlardaki önemine değindik.
atfetme süreçleri şöyle işler;
algılayan a kişisi olsun.
-----a kişisi, nedensellik yükleme aşamasında, bilgi, güdü ve inançlarından yararlanır.
nedensellik loading....
-----a kişisi, b kişisinin nedenlerine ''nedenleriyle'' bir anlam yükler. bunlar iç faktörler veya dış faktörler olabilir.
------buna göre a kişisi kendi algılarına göre, bir sonuca varır. beklentiler geliştirebilir.
bütün bu davranış mekaniğine, nedensellik- atfetme denir.
algıları ''tuhaf'' olan insanla bu mekanik, b kişisi için zulme dönüşebilir. dünyayı kendi algıları ile şekillendirmeye çalışan insanlardan, kaçınınız efem.
çünkü genelde kendine yontarlar.
(bkz: kendine yontmak)
devamını gör...
normal sözlük kulüp başkanlığı müracaatları
mesaj kutuma ''başkanım, portakal suyu sıktım ister misiniz?'' diye alaylı mesajlar dolmaya başladı.
(mesaj sayısı: 1)
yalnız bırakmayın beni rica ediyorum, bu alayla tek başıma mücadele etmem mümkün değil. geceleri ay ışığına bakarken ağlayasım geliyor. gelin bir olup kitap-edebiyat kulübüne birlikte ayak basalım.
neyse, bardakta mısırımı yiyeceğim şimdi, başkanım ister misiniz?
(mesaj sayısı: 1)
yalnız bırakmayın beni rica ediyorum, bu alayla tek başıma mücadele etmem mümkün değil. geceleri ay ışığına bakarken ağlayasım geliyor. gelin bir olup kitap-edebiyat kulübüne birlikte ayak basalım.
neyse, bardakta mısırımı yiyeceğim şimdi, başkanım ister misiniz?
devamını gör...
ilk öpüşme
unutulmayandır. şahsen ilk öpüşmem aynayla olmuştu. çok ruhsuzdu.
devamını gör...
acılar ne kadar sürer sorunsalı
+acılarım kaç gün sürecek portuga?
-40 gün.
+40 gün sonra geçecek mi?
-hayır alışacaksın...
josé mauro de vasconcelos
-40 gün.
+40 gün sonra geçecek mi?
-hayır alışacaksın...
josé mauro de vasconcelos
devamını gör...


