zaman tüneli
bir telefonun kullanım ömrü
10 yil sonra güncellemiyor kendini cop whatsapta kapaninca ölü.
devamını gör...
arka planda sürekli müzik sesi olan filmler
benim hayatım. yönetmen de oyuncu da başarısız. müzikler ile kurtarmaya çalışıyoruz. kestik!
devamını gör...
eleştirirken dozu kaçırmak
insan sevmediği şeylere odaklı yaşayarak bir yere varamaz eleştirirken dozu ayarlayamayanlar kendini yetiştirememiş insanlardır bu kesindir fakat bazıları da kinci olduğundan bunu yapar. başkasının canını yakarak hayattan zevk alanlar var gördüğüm kadarıyla ya da söylediklerimden hiçbiri değil sadece silik insan oldukları için kendilerini başka türlü tatmin edemiyorlardır ve dozu bile bile yüksek ve ayarını da kırıcıya ayarlıyorlar.
şuraya bir iki şey öğrenmeye gelene bir faydan olmayacaksa sana ya da size tavsiyem sakız çiğneyin stresi alır.
şuraya bir iki şey öğrenmeye gelene bir faydan olmayacaksa sana ya da size tavsiyem sakız çiğneyin stresi alır.
devamını gör...
bir telefonun kullanım ömrü
bence 5 ya. idealdir. benimki 3 buçuk sene oldu. hâlâ yeni diyorlar. görmüyorlar yorgunluğunu. ellerimin içinde ölüyor emektarım. 32 gb hafıza neremize yetsin. 16bin fotoğraf var. 5e tamamlayıp vedalaşıcam inşallah. eski telefonum dayanamayıp kendini sıfırlamıştı. umarım öyle bir şey yaşamayız. eğer yaşanırsa.. çok kötü çok
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının doğum tarihleri
19.09.1999, 2.02.2000 ve 20.02.2000
harika doğum tarihleri arasında benimki yok maalesef. şimdi ben burcumu ve 9'u sevdiğim için 9'dan gideni tercih etmeliyim. ve o ilki oluyor ama 1 yıl bana 3 tane 9 kaybettirmiş. :/beni bir yıl büyük göstermiş olsalardı harika olurdu. karışık tarihlerden hoşlanmıyorum. bu yüzden özel şeyleri hep istediğim doğum tarihine benzer günlere denk getirmeye çalışırım. çünkü düzen takıntım var. ve kolay hatırlama avantajı sunuyor.
bu tarihler çok umursanmaz ama sevdiğim tarzdakilere denk gelince "ne kadar da şanslı." veya "ne güzel." diyorum.
güzel ve şansa bazen doğuştan sahip olunabiliyor gerçekten. (: sıradan duran şeylerin de kıymeti var...
bir de özeniyor gibi duruyorum ama kutlamayı tercih etmiyorum. ve mesafeye göre millete günü yanlış söylüyorum. atıyorum ayın 5'iyse ben onlara 6-7 diyorum. sebebi de sevdiklerimle onları bir tutmak istemiyorum. sıradan insanları sonraya atarım. ve bunu "normalde 5'i ama sana 6-7'si olabilir." şeklinde diyorum yani yalan olarak değil. onlar da "niye öyle?" deyince "kutlanmasından pek hoşlanmazken sadece sevdiğim insanlara sabredebiliyorum." diyorum. "yani o gün kutlarsan seni bozarım çünkü sen sevdiğim bir insan değilsin."i daha ılımlı yolla diyorum.
milletin gereksiz merakından da hiç haz etmem.
harika doğum tarihleri arasında benimki yok maalesef. şimdi ben burcumu ve 9'u sevdiğim için 9'dan gideni tercih etmeliyim. ve o ilki oluyor ama 1 yıl bana 3 tane 9 kaybettirmiş. :/beni bir yıl büyük göstermiş olsalardı harika olurdu. karışık tarihlerden hoşlanmıyorum. bu yüzden özel şeyleri hep istediğim doğum tarihine benzer günlere denk getirmeye çalışırım. çünkü düzen takıntım var. ve kolay hatırlama avantajı sunuyor.
bu tarihler çok umursanmaz ama sevdiğim tarzdakilere denk gelince "ne kadar da şanslı." veya "ne güzel." diyorum.
güzel ve şansa bazen doğuştan sahip olunabiliyor gerçekten. (: sıradan duran şeylerin de kıymeti var...
bir de özeniyor gibi duruyorum ama kutlamayı tercih etmiyorum. ve mesafeye göre millete günü yanlış söylüyorum. atıyorum ayın 5'iyse ben onlara 6-7 diyorum. sebebi de sevdiklerimle onları bir tutmak istemiyorum. sıradan insanları sonraya atarım. ve bunu "normalde 5'i ama sana 6-7'si olabilir." şeklinde diyorum yani yalan olarak değil. onlar da "niye öyle?" deyince "kutlanmasından pek hoşlanmazken sadece sevdiğim insanlara sabredebiliyorum." diyorum. "yani o gün kutlarsan seni bozarım çünkü sen sevdiğim bir insan değilsin."i daha ılımlı yolla diyorum.
milletin gereksiz merakından da hiç haz etmem.
devamını gör...
arka planda sürekli müzik sesi olan filmler
neredeyse film boyunca arka planda sürekli bir takım müzikler çalan filmlerdir. ve bence yönetmen izleyiciye vermek istediği duyguyu oyuncuların rol yeteneği, filmin senaryosu ve kurgu ile sağlayamamaktan çekindiği için, eksik olan ve izleyiciye geçirmek istediği duyguyu filmin türüne olay örgüsüne göre arka planda çalan müzikle sağlamaya çalışmaktadır, örneğin film gerilim filmi ise ve filmin atmosferi yeterince gerilim veremiyorsa arka fondaki müziği sürekli ve öne çıkacak şekilde verir aynı şekilde eğlenceli bir film yapmaya çalışıyorsa sürekli hareketli eğlenceli müzik vermeye çalışır, kendi senaryosuna kurgusuna oyuncuların oyunculuk yeteneğine güvenen yönetmen ise filmi baştan aşağı müzikte doldurmaz sessizliğin gücünü de kullanır, film ne kadar müziksiz ise yönetmen oyuncularına, senaryosuna, oyuncularının oyunculuk yeteneğine o kadar çok güvenmektedir
devamını gör...
köpek giren eve melek girmez diyen bağnaz
e girmiş işte. bak, hem cicilerini de giymiş.
devamını gör...
ahmet arslan
fethullah'a önceden sıcak bakıyordum fakat sonradan içindeki şeytanı ortaya çıkardı diyen felsefe profesörü. peki darbe öncesi hangi sebeple sıcak bakıyordun? ulan devletin bütün kademelerine adamlarını yerleştiren bir tarikatın nasıl bir amacı olabilir? bunun gibi sorgulama yeteneğinden yoksun tipler de profesörlük yapıyor işte memlekette.
devamını gör...
sebt
sebt, ibranice şabatın arapça karşılığıdır: şabat-sebt
şabat(sebt) günü, haftanın son günü ve haftasonu tatili olan cumartesinin yahudilerin dini tatil günü olmasıdır. sebt(şabat, cumartesi), mitolojide kötülük tanrısı satürnün günüdür: saturday(cumartesi, sebt/şabat), saturn's say(satürn'ün günü), satürn-satan(şeytan)
şabat(sebt) günü, haftanın son günü ve haftasonu tatili olan cumartesinin yahudilerin dini tatil günü olmasıdır. sebt(şabat, cumartesi), mitolojide kötülük tanrısı satürnün günüdür: saturday(cumartesi, sebt/şabat), saturn's say(satürn'ün günü), satürn-satan(şeytan)
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
şiir seslendirmek
üniversite yıllarına kadar yapmış olduğum eylem, tenor ve eğitimsiz sesimin bunun için uygun olmadığını kimseye anlatamayışım ve şiir okumayı da çok sevmem hasebiyle istemem yan cebime ko mantığıyla kabul edişim beni bu konuda epeyce ilerletti.
devamını gör...
ilkçağ felsefe tarihi
ahmet arslan'ın 5 kitaplık bir seriden oluşan eseridir. dilinin sadeliği ve anlaşılırlığı ile öne çıkar. özellikle okuru okumaktan soğutan, yemekten içmekten kesen, akıcılığı boğaza tıkayan o nefret edilesi dipnotların olmamasını çok beğendim. ilk kitaptan başlayarak okudukça kitapların içerikleri hakkında eklemeler yaparak tanımımı nihayete erdireceğim.
1.kitap:
bilindiği gibi felsefe tarihi üç dönemde ele alınır: helen, helenistik ve roma dönemleri. helen dönemi ise kendi içinde ikiye ayrılır. sokrates öncesi dönem ve atina dönemi. bu ilk kitapta sokrates öncesi doğa filozofları anlatılmaktadır. yani mö 6. yy başlarında miletos okuluyla başlayıp demokritos'un atomcu felsefesiyle sona eren dönemi konu alır. bu döneme doğa filozofları dönemi denmesinin sebebi, filozofların kişi probleminden çok kendi dışlarına odaklanmalarıdır. dolayısıyla bu dönemde yaşayan filozoflar aynı zamanda ilk bilim adamlarıdır.
filozoflara ve onların felsefelerine geçmeden önce; felsefe nedir, felsefe tarihinde bir ilerleme veya evrim var mıdır, felsefe ilk kez yunan'da mı ortaya çıkmıştır, ortaya çıkışında koşullar nelerdir gibi sorulara verilen yanıtlar ve yazarın görüşüne yer verilmiştir. ahmet arslan'ın kendi fikirlerinden ayrılan başka görüşlere de yer vermesini onun tarihçi hassasiyetinin göstergesi olarak görüyorum.
kısaca bu dönemdeki filozoflara değinecek olursak:
thales: bilinen ilk filozoftur. diğer doğa filofları gibi o da miletos yani bugünkü batı anadoluda'da yaşamıştır. hayatın kaynağı, dokunulamaz, değiştirilemez gücü yani her şeyin arkhe'si sudur, demiştir.
anaksimandros: o ise var olan şeylerin ilkesi yani tözü olarak aperion'u tanımlamıştır. peki nedir bu aperion? sınırsız olan, belirsiz olandır. anaksimandros ilk doğa bilgini olarak bilinir, evrenin başlangıcı sorununa değinen ilk bilgindir. her şeyin başlangıcını apeiron'a dayandırmıştır. aperion'dan çıkan zıtlıkların sıcak- soğuktan başlayarak hava ve toprağın oluşumuna sebep olduğunu açıklar.
anaksimenes: ona göre arkhe havadır. çünkü suya göre yayılma ve değişime uğrama şansı daha fazladır. havanın ruh kelimesi ile aynı anlama geldiği bilinmektedir. anaksimenes varlıkları niceliklerine göre tanımlar. örneğin sıcak, bir nitelik değil derece olarak başka bir maddenin daha üst mertebesini ifade eder. bu da onu diğer filozoflardan daha rasyonel yapar.
pythagoras ve pythagorasçılık:
burada uzun bir bölüm bizleri bekler. öncelikle homeros ve hesiodosçu geleneksel din anlayışı açıklığa kavuşturulur. ikinin ortak yönü insan biçimci çok tanrılı anlayıştır. farklı yönleri ise birinin dinin merkezine soylu kesimi koyarken diğerinin ise halkçı bir anlayışla hareket etmesidir. bu iki anlayışta da ölümden sonraki hayat fikri varlığını korumuş ve ilkçağ filozoflarını etkisi altına almıştır.
bu dini akımın bir parçası olarak görülen pythagorasçılığın kendinden önceki felsefi görüşten farkı; bir bilgi verme çabasından çok insanı yönlendiren bir yaşam şekli halini almasıdır. felsefi bir cemaat halini almıştır adeta. fakat bilimsel yönü nedeniyle dinin değil felsefenin konusudur.
görüş olarak ruhun bedenden farklı ve ölümsüz olduğunu savunur. ve en önemlisi evrenin arkhesini sayı olarak görürür. ünlü pisagor teoremi bugüne kadar ulaşmıştır.
herakleitos:
belki en ilgi çekici filozoflardandır. “aynı nehirde iki defa yıkanılmaz.” sözü artık nerdeyse atasözü haline gelmiştir.
herakleitos’a göre evrenin tözü, arkhesi ateştir.onun tabiriyle: “… ölçüyle yanan ve ölçüyle sönen ateş.”
onun en diğerlerinden farklı en çarpıcı görüşü varlık yoktur, oluş vardır teorisidir. zaten arkhe olarak su, toprak veya hava yerine ateşi alması da bunu açıklar: ateş sürekli hareket halindedir, o bir varlık olmaktan çok bir süreç, bir oluş, bir yokoluştur.
bunlardan farklı olarak, parmenides herakleitos’un oluş teorisini rafa kaldırarak varlık görüşünü ortaya koyar. ona göre var olmayan şey düşünülemez, düşünülemeyen şey var olamaz.
kitabın son kısmında elealı zenon, empedokles( evrenin dört temel maddesine sevgi ve nefreti eklemiştir), anaksagoras(arkhe’nın yerine nous’u yani aklı koymuştur. ona göre dört temel madde değil sonsuz madde vardır. ) ve en nihayetinde atomcu görüşüyle öne çıkan demokritos ile ilk kitabın konusu noktalanır.
1.kitap:
bilindiği gibi felsefe tarihi üç dönemde ele alınır: helen, helenistik ve roma dönemleri. helen dönemi ise kendi içinde ikiye ayrılır. sokrates öncesi dönem ve atina dönemi. bu ilk kitapta sokrates öncesi doğa filozofları anlatılmaktadır. yani mö 6. yy başlarında miletos okuluyla başlayıp demokritos'un atomcu felsefesiyle sona eren dönemi konu alır. bu döneme doğa filozofları dönemi denmesinin sebebi, filozofların kişi probleminden çok kendi dışlarına odaklanmalarıdır. dolayısıyla bu dönemde yaşayan filozoflar aynı zamanda ilk bilim adamlarıdır.
filozoflara ve onların felsefelerine geçmeden önce; felsefe nedir, felsefe tarihinde bir ilerleme veya evrim var mıdır, felsefe ilk kez yunan'da mı ortaya çıkmıştır, ortaya çıkışında koşullar nelerdir gibi sorulara verilen yanıtlar ve yazarın görüşüne yer verilmiştir. ahmet arslan'ın kendi fikirlerinden ayrılan başka görüşlere de yer vermesini onun tarihçi hassasiyetinin göstergesi olarak görüyorum.
kısaca bu dönemdeki filozoflara değinecek olursak:
thales: bilinen ilk filozoftur. diğer doğa filofları gibi o da miletos yani bugünkü batı anadoluda'da yaşamıştır. hayatın kaynağı, dokunulamaz, değiştirilemez gücü yani her şeyin arkhe'si sudur, demiştir.
anaksimandros: o ise var olan şeylerin ilkesi yani tözü olarak aperion'u tanımlamıştır. peki nedir bu aperion? sınırsız olan, belirsiz olandır. anaksimandros ilk doğa bilgini olarak bilinir, evrenin başlangıcı sorununa değinen ilk bilgindir. her şeyin başlangıcını apeiron'a dayandırmıştır. aperion'dan çıkan zıtlıkların sıcak- soğuktan başlayarak hava ve toprağın oluşumuna sebep olduğunu açıklar.
anaksimenes: ona göre arkhe havadır. çünkü suya göre yayılma ve değişime uğrama şansı daha fazladır. havanın ruh kelimesi ile aynı anlama geldiği bilinmektedir. anaksimenes varlıkları niceliklerine göre tanımlar. örneğin sıcak, bir nitelik değil derece olarak başka bir maddenin daha üst mertebesini ifade eder. bu da onu diğer filozoflardan daha rasyonel yapar.
pythagoras ve pythagorasçılık:
burada uzun bir bölüm bizleri bekler. öncelikle homeros ve hesiodosçu geleneksel din anlayışı açıklığa kavuşturulur. ikinin ortak yönü insan biçimci çok tanrılı anlayıştır. farklı yönleri ise birinin dinin merkezine soylu kesimi koyarken diğerinin ise halkçı bir anlayışla hareket etmesidir. bu iki anlayışta da ölümden sonraki hayat fikri varlığını korumuş ve ilkçağ filozoflarını etkisi altına almıştır.
bu dini akımın bir parçası olarak görülen pythagorasçılığın kendinden önceki felsefi görüşten farkı; bir bilgi verme çabasından çok insanı yönlendiren bir yaşam şekli halini almasıdır. felsefi bir cemaat halini almıştır adeta. fakat bilimsel yönü nedeniyle dinin değil felsefenin konusudur.
görüş olarak ruhun bedenden farklı ve ölümsüz olduğunu savunur. ve en önemlisi evrenin arkhesini sayı olarak görürür. ünlü pisagor teoremi bugüne kadar ulaşmıştır.
herakleitos:
belki en ilgi çekici filozoflardandır. “aynı nehirde iki defa yıkanılmaz.” sözü artık nerdeyse atasözü haline gelmiştir.
herakleitos’a göre evrenin tözü, arkhesi ateştir.onun tabiriyle: “… ölçüyle yanan ve ölçüyle sönen ateş.”
onun en diğerlerinden farklı en çarpıcı görüşü varlık yoktur, oluş vardır teorisidir. zaten arkhe olarak su, toprak veya hava yerine ateşi alması da bunu açıklar: ateş sürekli hareket halindedir, o bir varlık olmaktan çok bir süreç, bir oluş, bir yokoluştur.
bunlardan farklı olarak, parmenides herakleitos’un oluş teorisini rafa kaldırarak varlık görüşünü ortaya koyar. ona göre var olmayan şey düşünülemez, düşünülemeyen şey var olamaz.
kitabın son kısmında elealı zenon, empedokles( evrenin dört temel maddesine sevgi ve nefreti eklemiştir), anaksagoras(arkhe’nın yerine nous’u yani aklı koymuştur. ona göre dört temel madde değil sonsuz madde vardır. ) ve en nihayetinde atomcu görüşüyle öne çıkan demokritos ile ilk kitabın konusu noktalanır.
devamını gör...
korna çalmak
ışık yeşile döner dönmez arkada duranların korna çalma olayını anlamış değilim. sanki öndeki ışıkta durmaktan sevk alıyormuş gibi zort zort. yedi aylık sanki hepsi. araba sürmüyorum ama çok gözüme batıyor.
devamını gör...
akademik link
kuruluş dönemlerine nazaran çok farklı çizgide ilerleyen youtube kanalı.
devamını gör...
yapılan en güzel kahvaltı
güne güzel başladığınız yerde yapılan kahvaltıdır.
şöyle düşünün. evinizdesiniz, güzel bir güne uyanmışsınız. bir pazar sabahı olsun. ohh dediniz şöyle evde güzel bir şeyler yapalım, oturdunuz bir de şahane gömdünüz. sizden mutlusu var mı?
ya da tatildesiniz diyelim. güzel bir gece geçirdikten sonra uykunuzu almış ve dinlenmiş bir şekilde uyanmışsınız, harika bir açık büfeye iniyorsunuz. o sırada yiyeceğiniz şahane şeyleri düşünüp mest olursunuz ya açlıkla birlikte, var mı daha iyisi?
ya da çocukken sabah kalkarsınız da evde sofra hazırdır. simit, börek zart zurt neyse alınmıştır, yumurtalar sucuklar tabakta hercümerç olur. saf huzur, siz o çocuk olarak başka bir kahvaltı ister misiniz?
benim kahvaltıda olmazsa olmazım peynirdir. omlet mi, beyaz peynirli kardeşim. sandviç mi, aynı şekilde.
lakin haftasonları, hele ki bir pazar gününde masada simit olmazsa olmaz, kaliteli bir zeytinyağına çıtır çıtır simidi banmanın zevkini bilenler bilir.
acıktığımı fark ettim, bir şeyler atıştırayım.
şöyle düşünün. evinizdesiniz, güzel bir güne uyanmışsınız. bir pazar sabahı olsun. ohh dediniz şöyle evde güzel bir şeyler yapalım, oturdunuz bir de şahane gömdünüz. sizden mutlusu var mı?
ya da tatildesiniz diyelim. güzel bir gece geçirdikten sonra uykunuzu almış ve dinlenmiş bir şekilde uyanmışsınız, harika bir açık büfeye iniyorsunuz. o sırada yiyeceğiniz şahane şeyleri düşünüp mest olursunuz ya açlıkla birlikte, var mı daha iyisi?
ya da çocukken sabah kalkarsınız da evde sofra hazırdır. simit, börek zart zurt neyse alınmıştır, yumurtalar sucuklar tabakta hercümerç olur. saf huzur, siz o çocuk olarak başka bir kahvaltı ister misiniz?
benim kahvaltıda olmazsa olmazım peynirdir. omlet mi, beyaz peynirli kardeşim. sandviç mi, aynı şekilde.
lakin haftasonları, hele ki bir pazar gününde masada simit olmazsa olmaz, kaliteli bir zeytinyağına çıtır çıtır simidi banmanın zevkini bilenler bilir.
acıktığımı fark ettim, bir şeyler atıştırayım.
devamını gör...
korna çalmak
olur..
devamını gör...
korna çalmak
yasaklama şansımız olur mu bunu?
devamını gör...
şiir seslendirmek
şiir seslendirmeye başlamıştım sonra dedim ki niye şerefimle e-5'e çıkmıyorum böyle de bi anımdır..
devamını gör...

