"(...) yaşam beni aldatmış olacaktı tüm diğerleri gibi. yaşam, yani gerçek erkeklerin gerçek metresi."
bakıyorum da herkesin dibi düşmüş kitaba. hemen bir çıkıntılık yapayım. edebiyat tarihinin en iyi romanlarından biri olarak görülen bu kitabı okumak bende bir hayal kırıklığı yarattı. belki okudukları eserlerden yazarın bile haberinin olmadığı anlamlar çıkartan, yorumları ve ya ön sözü okumasa muhtemelen yazım dilinin muhteşem olduğunun falan farkına varamayacak okurlara muazzam gelmiş olabilir.
mamafih, benim gibi basit okurlar için muazzam diyemeyeceğim ama okunmaya değer bir roman olduğunu söyleyebilirim. neden okunmaya değerdi? çünkü yazarın cümle kuruş şekli ve duygu aktarımı hoşuma gitti. peki neden muazzam değildi? çünkü kitap akıp gitmedi bir türlü. gereksiz nüansları çok yoğun bir anlatıma boğmuş bence yazar. çevirmenin son sözde belirttiği gibi " sözcüklerle anlamların ölümün sınırlarında dolaştıkları ama asla ölüme dönüşmeyen o danslarını..." izlemek bazen keyif verici bazen de çileden çıkartıcıydı.
şimdi biraz alıntılarla, bardamu isimli antimilitarist baş kahramanımızın 3 kıtaya yayılan, gerek aşk gerekse iş hayatındaki çuvallamalarıyla iç içe geçmiş, ancak yine de sıkı sıkıya yaşama tutunan hikayesine ucundan tanıklık edelim.
ilk olarak bu savaş karşıtı görüşlerini anlattığı bölümden başlayalım:
" sizlere sesleniyorum ey insancıklar, yaşamın salakları, dövülen, haraca bağlanan, ezelden beri terleyenler, sizi uyarıyorum, bu dünyanın kodamanları sizi sevmeye başladıklarında, bilin ki sizi savaş salamına çevireceklerdir... bu kesin bir işarettir... asla şaşmaz. bu iş şefkatle başlar. 14. louis, hiç olmazsa, zavallı halkı hiç ama hiç takmıyordu, bari o unutulmasın. 15. louis'ye gelince o da öyleydi. halkı kıçının bezi yapıyordu. o zamanlar da yaşam kolay değildi elbette, yoksullar zaten asla iyi koşullarda yaşamadılar, ama hiç olmazsa günümüzün zorbalarının gösterdiği türden bir inat ve hırsla onları delik deşik etmeye çalışmıyordu. alttakiler, iyi dinleyin, kodamanların aşağılamalarında huzur bulabilirler, çünkü onlar halkı yalnızca çıkar gereği ya da sadistlikleri tuttuğunda düşünürler...."
ikinci olarak avrupa'da savaştan kaçıp afrikanın yakıcı sıcağından bunaldığı zamanları, "koku" ile imgeleyerek şu sözlerle aktarıyor:
"insanların, ülkelerin ve nesnelerin bittiğini işaret eden şey kokularıdır. tüm maceralar burundan çekip giderler."
bunca macera ve bunca yaşanmışlık onun hayattaki beklentilerini, haz aldığı şeyleri kökten dönüştürmüştür. bu genç yaşında yaşlı bir herif olup çıkmıştır artık:
"artık gizem de kalmadı, avanaklık da, bugüne kadar yaşamayı becerebilen, bunu yapabildiğine göre nasıl olsa hayatın tüm şiirini de tükentmiştir. sıfıra sıfır elde var sıfır, işte yaşam."
romanın sonlarında, bir akıl hastanesinde kısmen huzura eren, aynı zamanda gecenin de sonuna doğru yaklaşılan evreye geçilmiştir. aşağıdaki alıntı, günümüzdeki gibi anti-depresan kullanmakla övünen, sırf dikkat çekmek ve farklı olduğunu söylemek için psikolojik sıkıntıları olduğunu söyleyen günümüz insanını yansıttığı için ilgimi çekti:
" kaldı ki ferdinand, gerçekten modern bir zekanın gözünde artık her şey birbirine denk sayılmıyor mu? artık ak yok! kara da yok! her şey darmadağın!.. yeni tarz bu! moda bu! o halde neden bizler de deli olmayalım değil mi? ... derhal! yarından tezi yok! yetmiyormuş gibi bir de göğsümüzü kabartalım! büyük manevi keşmekeşin başladığını ilan edelim! çılgınlığımızla övünerek reklam yapalım!"
"zaten süperzekalar, sabahtan akşama kadar muhakemelerine otuzbir çektire çektire, sanki şimdiden tıkılmış gibiler, lanetliler mahzenine!"
falan filan inter milan yani,
hany, baktığın zaman.
devamını gör...