zaman tüneli
rasim ozan kütahyalı
bence elleri ayakları bağlanıp sarajevo'nun göbeğine bırakılması gereken varlık. olmadı pendik veya sarımsaklı da olur. boşnak kardeşlerimin kendisini hayata küstürmesini dilerim.
devamını gör...
kertenkele
ilginc bir hayvan.
(bkz: podarcis muralis) ise genelde duvarlarda yasayan kertenkelelere verilen ortak isim.
(bkz: podarcis muralis) ise genelde duvarlarda yasayan kertenkelelere verilen ortak isim.
devamını gör...
acılarını unutmak için uzaklara giden insanlar
gelirken eppek alıp gelseler sabah ne güzel olur. hayatttta evden çıkmam bu soğukta. dışarıda penguenler düğün yapıyor!
devamını gör...
gitmek
bir can yücel şiiri.
bugünlerde herkes gitmek istiyor.
küçük bir sahil kasabasına,
bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara..
hayatından memnun olan yok.
kiminle konuşsam aynı şey..
her şeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.
öyle “yanına almak istediği üç şey” falan yok.
bir kendisi.
bu yeter zaten.
her şeyi, herkesi götürdün demektir.
keşke kendini bırakıp gidebilse insan.
ama olmuyor.
hadi kendimize razıyız diyelim, öteki de olmuyor.
yani her şeyi yüzüstü bırakmak göze alınmıyor.
böyle gidiyoruz işte.
bir yanımız “kalk gidelim”,
öbür yanımız “otur” diyor.
“otur” diyen kazanıyor.
o yan kalabalık zira..
iş, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile,
güvende olma duygusu..
en kötüsü alışkanlık.
alışkanlığın verdiği rahatlık,
monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor.
kalıyoruz..
kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz.
evlenmeler..
bir çocuk daha doğurmalar..
borçlara girmeler..
işi büyütmeler..
bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.
misal ben..
kapıdaki rex’i bırakıp gidemiyorum.
değil bu şehirden gitmek,
iki sokak öteye taşınamıyorum.
alıp götürsem gelmez ki..
bütün sokağın köpeği olduğunun farkında,
herkes onu, o herkesi seviyor.
hangi birimizle gitsin?
“sırtında yumurta küfesi olmak” diye bir deyim vardır;
evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin,
kendi imalatımız küfeler.
ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada.
ölüm var zira.
ölüme inat tutunmak lazım,
inadına kök salmak lazım.
bari ufak kaçışlar yapabilsek.
var tabii yapanlar, ama az.
sadece kaymak tabakası.
hepimiz kaçabilsek..
bütçe, zaman, keyif.. denk olsa.
gün içinde mesela..
küçücük gitmeler yapabilsek.
ne mümkün.
sabah 9, akşam 18
sonra başka mecburiyetler
sıkışıp kaldık.
sırf yeme, içme, barınmanın bedeli
bu kadar ağır olmamalı.
hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.
bir ömür karşılığı, bir ömür yani.
ne saçma..
bahar mıdır bizi bu hale getiren?
galiba.
ben her bahar aşık olmam ama
her bahar gitmek isterim.
gittiğim olmadı hiç,
ama olsun.. istemek de güzel.
bugünlerde herkes gitmek istiyor.
küçük bir sahil kasabasına,
bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara..
hayatından memnun olan yok.
kiminle konuşsam aynı şey..
her şeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.
öyle “yanına almak istediği üç şey” falan yok.
bir kendisi.
bu yeter zaten.
her şeyi, herkesi götürdün demektir.
keşke kendini bırakıp gidebilse insan.
ama olmuyor.
hadi kendimize razıyız diyelim, öteki de olmuyor.
yani her şeyi yüzüstü bırakmak göze alınmıyor.
böyle gidiyoruz işte.
bir yanımız “kalk gidelim”,
öbür yanımız “otur” diyor.
“otur” diyen kazanıyor.
o yan kalabalık zira..
iş, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile,
güvende olma duygusu..
en kötüsü alışkanlık.
alışkanlığın verdiği rahatlık,
monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor.
kalıyoruz..
kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz.
evlenmeler..
bir çocuk daha doğurmalar..
borçlara girmeler..
işi büyütmeler..
bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.
misal ben..
kapıdaki rex’i bırakıp gidemiyorum.
değil bu şehirden gitmek,
iki sokak öteye taşınamıyorum.
alıp götürsem gelmez ki..
bütün sokağın köpeği olduğunun farkında,
herkes onu, o herkesi seviyor.
hangi birimizle gitsin?
“sırtında yumurta küfesi olmak” diye bir deyim vardır;
evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin,
kendi imalatımız küfeler.
ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada.
ölüm var zira.
ölüme inat tutunmak lazım,
inadına kök salmak lazım.
bari ufak kaçışlar yapabilsek.
var tabii yapanlar, ama az.
sadece kaymak tabakası.
hepimiz kaçabilsek..
bütçe, zaman, keyif.. denk olsa.
gün içinde mesela..
küçücük gitmeler yapabilsek.
ne mümkün.
sabah 9, akşam 18
sonra başka mecburiyetler
sıkışıp kaldık.
sırf yeme, içme, barınmanın bedeli
bu kadar ağır olmamalı.
hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.
bir ömür karşılığı, bir ömür yani.
ne saçma..
bahar mıdır bizi bu hale getiren?
galiba.
ben her bahar aşık olmam ama
her bahar gitmek isterim.
gittiğim olmadı hiç,
ama olsun.. istemek de güzel.
devamını gör...
aws
dünyanın en büyük bulut servis sağlayıcısı. en azından son baktığımda öyleydi. bezos yaş tahtaya basıp kolay geri gitmez diye düşünüyorum.
devamını gör...
acılarını unutmak için uzaklara giden insanlar
acılarına tutunup mağduriyet kasmak yerine, en azından acılarını unutmaya niyet etmiş olan insanlardır.
işe yarayıp yaramaması konusuna gelince; iki sene önce* insan, zihnindeki düşünceleri değiştirmedikçe, işe yaramaz derdim ama artık işe yarayacağını düşünüyorum çünkü, bu yaz 2 buçuk ay kadar bambaşka bir yerde yaşadım ve kendimi o zamanlardan sonra, çok daha iyi hissetmeye başladım.
ezcümle, zihindeki düşünce yoğunluğu azaldıkça, uzaklara gitmenin acıları unutma konusunda işe yarama ihtimali artar diye düşünüyorum.
işe yarayıp yaramaması konusuna gelince; iki sene önce* insan, zihnindeki düşünceleri değiştirmedikçe, işe yaramaz derdim ama artık işe yarayacağını düşünüyorum çünkü, bu yaz 2 buçuk ay kadar bambaşka bir yerde yaşadım ve kendimi o zamanlardan sonra, çok daha iyi hissetmeye başladım.
ezcümle, zihindeki düşünce yoğunluğu azaldıkça, uzaklara gitmenin acıları unutma konusunda işe yarama ihtimali artar diye düşünüyorum.
devamını gör...
galois sahaf
sahibi ercan yılmaz. istanbul samatya'da bu sene açtı mekânı. çiçeği burnunda bir sahaf diyebiliriz. yer sahibi olma açısından böyle ama deneyimli biri kendisi. emekli işsiz macerası değil onun sahaflıkla ilişkisi. uzun yıllar gezegen sahaf bünyesinde münadilik yaptı. kitapları tanımak için çok önemli bir mesele bu. elinizden ne kadar kitap geçerse o kadar bilgi ve görgü kazanıyorsunuz. kitabiyat dünyasının ucu bucağı yok çünkü. sempatik ve güleç bir adam. tanımasanız da kanınız çabucak kaynıyor kendisine. uzunca sakalı ve mülayim duruşu da bu olumlu izlenimde etkili olabilir. her hafta düzenli olarak çarşamba ve cuma günleri youtube üzerinden canlı mezatlar yapılıyor. bu geleneği başlatan kişi aslında gezegen sahaf/sedat yardımcı'dır. kendisinden önce yapıldıysa da en büyük etkiyi yaratan o oldu. pandemi döneminde salon mezatları yerine youtube mezatlarını geçirdi. galois sahaf bu işe atılıncaya kadar tekel durumundaydı denilebilir. seçeneklerin olması çok güzel bence. gezegen sahaf başka yazının konusu, dönelim galois'e. her hafta yapılan mezatlara ayrıca listeli müzayedeler de eklendi son aylarda. yani önceden belirlenen liste uyarınca yine youtube kanalıyla mezat düzenleniyor. listeli mezat daha kaliteli kitaplar demektir. özel bir hazırlık ve çaba gerektiyor. nadir ve sahafiye kitaplar bir araya getirilip koleksiyonerlere sunuluyor. gerek normal mezatlarda gerekse listelilerde sunulan kitaplar genel olarak okuyucuların gönderdiği kitaplardır. kitaplarını değerlendirmek isteyen kişiler belirli bir komisyon karşılığında ürünlerini gönderir. yüzde kırk komisyon. alıcılardan komisyon alınmıyor, onlardan alınmayan komisyon satıcılara yansıtılıyor. keyifli bir ortamı var bence. mezatta münadi çok ama çok önemlidir. onun tavırları, satarkenki halet-i ruhiyesi ve vücut dili önemlidir. ercan bey kitapları güzel güzel satıyor. çok hayıflanmak ve değerin altında satılan kitaplarda veryansın etmek iyi değildir. değeri belirleyen katılımcılardır. kitaplarla vedalaşabilmek gerekir. umarım bu çizgisini hiç bozmaz. ilk başladığı mezatlara göre kitap kalitesi açısından çok yol aldı. her kitap kurdunun dibini düşürecek kitaplar çıkmaya başladı son zamanlarda. kendisine yardım eden ayhan bey var bir de; onu anmamak olmaz. kitap kurdu bir herif. özellikle sanat ve sinema alanlarında "çok konuşabilir." öğreticidir, zihninizi açar. mezatların müdavimleri vardır. kemik bir kitle. yeni katılımlar da her zaman olur. ercan bey cömerttir. bazen bir şey alırsınız o size aynısından iki tane gönderir. birtakım etik sorgulamalara girişirsiniz. sonra körün istediği bir göz allah verdi iki göz diyerek yolunuza devam edersiniz. her koleksiyoner biraz kafadan kontaktır. çocuk gibiyizdir. hem koca manguel'in kitap çaldığı bir dünyada yaşıyoruz.
devamını gör...
bilimsel yazı yazmak
istisnaları olmakla birlikte belki meslektaşlarınızın bile ne yazdığınızdan bihaber kalacağı üretimlerdir günümüz ülke sınırları içinde. değeri malesef yazınının (tez, makale herhangi biri olabilir) niteliğinden çok, networkünüzün sağlamlığı ile ilintilidir.
devamını gör...
gökdelen
2073 yılında geçen, 2007 balkanika ödülü'nü kazanan tahsin yücel'in 2006'da çıkan romanı.
devamını gör...
jazz
is yaparken dinledigim müzik türü. insani sakinlestirip ise odaklanmasini sagliyor.
jazz for autumn - spotify
jazz for autumn - spotify
devamını gör...
eylem aktaş
hatırla sevgili adıyla yayınladığı parçada 1-1.5 tık hızlı söylemiş hissettiren sanatçı.
devamını gör...
sözlük kültürü
sözlükte yazanlarin uzun vadede olusturdugu birikimdir ve kalitesini de yazarlarin yazdigi entrylerin dolulugu belirler.
eger kisisel tecrübeler entry yoluyla aktarilmiyorsa sözlük kültüründen bahsedilmez. cünkü o zaman onun adi wikipedia olur.
eksisozlük bu özelligini son 10 yilda kaybetti, cünkü (bkz: aktroll)leri doldurdular sisteme, iyi yazarlar birakip gitti.
normal sözlük icin ise durumu test ediyorum. eger yazarlar gercekten iyiyse uzun vadede kalirim.
eger kisisel tecrübeler entry yoluyla aktarilmiyorsa sözlük kültüründen bahsedilmez. cünkü o zaman onun adi wikipedia olur.
eksisozlük bu özelligini son 10 yilda kaybetti, cünkü (bkz: aktroll)leri doldurdular sisteme, iyi yazarlar birakip gitti.
normal sözlük icin ise durumu test ediyorum. eger yazarlar gercekten iyiyse uzun vadede kalirim.
devamını gör...
muhlis sabahattin ezgi
türk besteci ve opera sanatçısı.
türk müziği geleneklerine bağlı kalarak eserler meydana getirmiş; operetleri 1930'lu yıllarda türkiye'de ilgiyle karşılanıp sevilmiştir. en tanınmış eseri olan ayşe opereti'nin sahnelenmesinden sonra "operet kralı" olarak anılmıştır.
kaynak
türk müziği geleneklerine bağlı kalarak eserler meydana getirmiş; operetleri 1930'lu yıllarda türkiye'de ilgiyle karşılanıp sevilmiştir. en tanınmış eseri olan ayşe opereti'nin sahnelenmesinden sonra "operet kralı" olarak anılmıştır.
kaynak
devamını gör...
gökdelen
nedense bilmem. bu tarz binalardan hem korkarim. hem severim. içine girince insan, ayri bir huzur hisseder. çok buyuk olmasindan midir nedir bilmiyorum. ama çok ilgi cekici.
devamını gör...
hatırla ey peri o mes'ud geceyi
devamını gör...
beni mecnun ettin sen de olasın
hatırla ey peri o mes'ud geceyi adlı şarkıda geçen sitem cümlesi. kısasa kısas düsturundadır.
devamını gör...
rasim ozan kütahyalı
30 nisan 1981 izmir dogumlu, son derece itici,tv yorumcusu kisi. bosandigi esi (bkz: nagehan alçı) bile onun yaninda sempatik kalmaktadir.
devamını gör...
