zaman tüneli
gelmiş geçmiş en iyi yabancı dizi
bana göre? shameless.
devamını gör...
botoks nedeniyle donmuş yüzleri yasaklayan komedi kulübü
top secret comedy club'ın sahibi mark rothman, işletmenin iki mekanının , botoks enjeksiyonlu müşterilerin komedi gösterilerini izlemesine izin vermeme kararı aldığını söyledi. buradan
devamını gör...
işi yok it taşlıyor
(bkz: avaralıktan it taşlıyor) derler. anadolu'da bazı yörelerde avare yerine avara diyorlar.
devamını gör...
şaka maka normal sözlük'ün uludağ sözlük'ü bitirmesi
hepsi bir bir o kötülediği sözlüğümüze geliyor, vay be.
devamını gör...
yazarların kimseye söyleyemediği dertleri
söylemem işte. bende gizli.
devamını gör...
sabaha bir ayet bırak
vaiz 1:1-18
her şey bomboş
[1] bunlar yeruşalim'de krallık yapan davut oğlu vaiz'in sözleridir: [2] “her şey boş, bomboş, bomboş!” diyor vaiz. [3] ne kazancı var insanın güneşin altında harcadığı onca emekten? [4] kuşaklar gelir, kuşaklar geçer, ama dünya sonsuza dek kalır. [5] güneş doğar, güneş batar, hep doğduğu yere koşar. [6] rüzgar güneye gider, kuzeye döner, döne döne eserek hep aynı yolu izler. [7] bütün ırmaklar denize akar, yine de deniz dolmaz. ırmaklar hep çıktıkları yere döner. [8] her şey yorucu, sözcüklerle anlatılamayacak kadar. göz görmekle doymuyor, kulak işitmekle dolmuyor. [9] önce ne olduysa, yine olacak. önce ne yapıldıysa, yine yapılacak. güneşin altında yeni bir şey yok. [10] var mı kimsenin, “bak bu yeni!” diyebileceği bir şey? her şey çoktan, bizden yıllar önce de vardı. [11] geçmiş kuşaklar anımsanmıyor, gelecek kuşaklar da kendilerinden sonra gelenlerce anımsanmayacak. [12] ben vaiz, yeruşalim'de israil kralıyken [13] kendimi göklerin altında yapılan her şeyi bilgece araştırıp incelemeye adadım. tanrı'nın uğraşsınlar diye insanlara verdiği çetin bir zahmettir bu. [14] güneşin altında yapılan bütün işleri gördüm; hepsi boştur, rüzgarı kovalamaya kalkışmaktır! [15] eğri olan doğrultulamaz, eksik olan sayılamaz. [16] kendi kendime, “işte, bilgeliğimi benden önce yeruşalim'de krallık yapan herkesten çok artırdım” dedim, “alabildiğine bilgi ve bilgelik edindim.” [17] kendimi, bilgi ve bilgeliği, deliliği ve akılsızlığı anlamaya adadım. gördüm ki, bu da yalnızca rüzgarı kovalamaya kalkışmakmış. [18] çünkü çok bilgelik çok keder doğurur, bilgi arttıkça acı da artar.
vaiz 2:1-26
zevklerin anlamsızlığı
[1] kendi kendime, “gel, zevki tat. iyi mi, değil mi, gör” dedim. ama gördüm ki, o da boş. [2] gülmeye, “delilik”, zevke, “ne işe yarar?” dedim. [3] insanların göklerin altında geçirdiği birkaç günlük ömürleri boyunca, yapacakları iyi bir şey olup olmadığını görünceye dek, bilgeliğimin önderliğinde, bedenimi şarapla nasıl canlandırayım, akılsızlığı nasıl ele alayım diye düşündüm durdum. [4] büyük işlere girdim. kendime evler inşa ettim, bağlar diktim. [5] bahçeler, parklar yaptım, oralara türlü türlü meyve ağaçları diktim. [6] dal budak salan orman ağaçlarını sulamak için havuzlar yaptım. [7] kadın, erkek köleler satın aldım; evimde doğan kölelerim de vardı. ayrıca benden önce yeruşalim'de yaşayan herkesten çok sığıra, davara sahip oldum. [8] altın, gümüş biriktirdim; kralların, illerin hazinelerini topladım. kadın, erkek şarkıcılar ve erkeklerin özlemi olan bir harem edindim. [9] böylece büyük üne kavuştum, benden önce yeruşalim'de yaşayanların hepsini aştım. bilgeliğimden de bir şey yitirmedim. [10] gözümün dilediği hiçbir şeyi kendimden esirgemedim. gönlümü hiçbir zevkten alıkoymadım. yaptığım her işten zevk aldı gönlüm. bütün emeğimin ödülü bu oldu. [11] yaptığım bütün işlere, çektiğim bütün emeklere bakınca, gördüm ki, hepsi boş ve rüzgarı kovalamaya kalkışmakmış. güneşin altında hiçbir kazanç yokmuş. [12] sonra bilgelik, delilik, akılsızlık nedir diye baktım; çünkü kralın yerine geçecek kişi zaten yapılanın ötesinde ne yapabilir ki? [13] ışığın karanlıktan üstün olduğu gibi bilgeliğin de akılsızlıktan üstün olduğunu gördüm. [14] bilge nereye gittiğini görür, ama akılsız karanlıkta yürür. ikisinin de aynı sonu paylaştığını gördüm. [15] “akılsızın başına gelen, benim de başıma gelecek” dedim kendi kendime, “öyleyse kazancım ne bilgelikten?” “bu da boş” dedim içimden. [16] çünkü akılsız gibi, bilge de uzun süre anılmaz, gelecekte ikisi de unutulur. nitekim bilge de akılsız gibi ölür! [17] böylece hayattan nefret ettim. çünkü güneşin altında yapılan iş çetindi bence. her şey boş ve rüzgarı kovalamaya kalkışmakmış. [18] güneşin altında harcadığım bütün emekten nefret ettim. çünkü her şeyi benden sonra gelecek olana bırakmak zorundayım. [19] kim bilir, bilge mi olacak, akılsız mı? güneşin altında bilgeliğimi kullanarak harcadığım bütün emek üzerinde saltanat sürecek. bu da boş. [20] bu yüzden güneşin altında harcadığım onca emeğe üzülmeye başladım. [21] çünkü biri bilgelik, bilgi ve beceriyle çalışır, sonunda her şeyini hiç emek vermemiş başka birine bırakmak zorunda kalır. bu da boş ve büyük bir hüsrandır. [22] çünkü ne kazancı var adamın, güneşin altında harcadığı bunca emekten, bunca kafa yormaktan? [23] günler boyunca çektiği zahmet acı ve dert doğurur. gece bile içi rahat etmez. bu da boş. [24] insan için yemekten, içmekten ve yaptığı işten zevk almaktan daha iyi bir şey yoktur. gördüm ki, bu da tanrı'dandır. [25] o'nsuz kim yiyebilir, kim zevk alabilir? [26] çünkü tanrı bilgiyi, bilgeliği, sevinci hoşnut kaldığı insana verir. günahkâra ise, yığma, biriktirme zahmeti verir; biriktirdiklerini tanrı'nın hoşnut kaldığı insanlara bıraksın diye. bu da boş ve rüzgarı kovalamaya kalkışmakmış.
vaiz güzel insanmış. vesselam.
her şey bomboş
[1] bunlar yeruşalim'de krallık yapan davut oğlu vaiz'in sözleridir: [2] “her şey boş, bomboş, bomboş!” diyor vaiz. [3] ne kazancı var insanın güneşin altında harcadığı onca emekten? [4] kuşaklar gelir, kuşaklar geçer, ama dünya sonsuza dek kalır. [5] güneş doğar, güneş batar, hep doğduğu yere koşar. [6] rüzgar güneye gider, kuzeye döner, döne döne eserek hep aynı yolu izler. [7] bütün ırmaklar denize akar, yine de deniz dolmaz. ırmaklar hep çıktıkları yere döner. [8] her şey yorucu, sözcüklerle anlatılamayacak kadar. göz görmekle doymuyor, kulak işitmekle dolmuyor. [9] önce ne olduysa, yine olacak. önce ne yapıldıysa, yine yapılacak. güneşin altında yeni bir şey yok. [10] var mı kimsenin, “bak bu yeni!” diyebileceği bir şey? her şey çoktan, bizden yıllar önce de vardı. [11] geçmiş kuşaklar anımsanmıyor, gelecek kuşaklar da kendilerinden sonra gelenlerce anımsanmayacak. [12] ben vaiz, yeruşalim'de israil kralıyken [13] kendimi göklerin altında yapılan her şeyi bilgece araştırıp incelemeye adadım. tanrı'nın uğraşsınlar diye insanlara verdiği çetin bir zahmettir bu. [14] güneşin altında yapılan bütün işleri gördüm; hepsi boştur, rüzgarı kovalamaya kalkışmaktır! [15] eğri olan doğrultulamaz, eksik olan sayılamaz. [16] kendi kendime, “işte, bilgeliğimi benden önce yeruşalim'de krallık yapan herkesten çok artırdım” dedim, “alabildiğine bilgi ve bilgelik edindim.” [17] kendimi, bilgi ve bilgeliği, deliliği ve akılsızlığı anlamaya adadım. gördüm ki, bu da yalnızca rüzgarı kovalamaya kalkışmakmış. [18] çünkü çok bilgelik çok keder doğurur, bilgi arttıkça acı da artar.
vaiz 2:1-26
zevklerin anlamsızlığı
[1] kendi kendime, “gel, zevki tat. iyi mi, değil mi, gör” dedim. ama gördüm ki, o da boş. [2] gülmeye, “delilik”, zevke, “ne işe yarar?” dedim. [3] insanların göklerin altında geçirdiği birkaç günlük ömürleri boyunca, yapacakları iyi bir şey olup olmadığını görünceye dek, bilgeliğimin önderliğinde, bedenimi şarapla nasıl canlandırayım, akılsızlığı nasıl ele alayım diye düşündüm durdum. [4] büyük işlere girdim. kendime evler inşa ettim, bağlar diktim. [5] bahçeler, parklar yaptım, oralara türlü türlü meyve ağaçları diktim. [6] dal budak salan orman ağaçlarını sulamak için havuzlar yaptım. [7] kadın, erkek köleler satın aldım; evimde doğan kölelerim de vardı. ayrıca benden önce yeruşalim'de yaşayan herkesten çok sığıra, davara sahip oldum. [8] altın, gümüş biriktirdim; kralların, illerin hazinelerini topladım. kadın, erkek şarkıcılar ve erkeklerin özlemi olan bir harem edindim. [9] böylece büyük üne kavuştum, benden önce yeruşalim'de yaşayanların hepsini aştım. bilgeliğimden de bir şey yitirmedim. [10] gözümün dilediği hiçbir şeyi kendimden esirgemedim. gönlümü hiçbir zevkten alıkoymadım. yaptığım her işten zevk aldı gönlüm. bütün emeğimin ödülü bu oldu. [11] yaptığım bütün işlere, çektiğim bütün emeklere bakınca, gördüm ki, hepsi boş ve rüzgarı kovalamaya kalkışmakmış. güneşin altında hiçbir kazanç yokmuş. [12] sonra bilgelik, delilik, akılsızlık nedir diye baktım; çünkü kralın yerine geçecek kişi zaten yapılanın ötesinde ne yapabilir ki? [13] ışığın karanlıktan üstün olduğu gibi bilgeliğin de akılsızlıktan üstün olduğunu gördüm. [14] bilge nereye gittiğini görür, ama akılsız karanlıkta yürür. ikisinin de aynı sonu paylaştığını gördüm. [15] “akılsızın başına gelen, benim de başıma gelecek” dedim kendi kendime, “öyleyse kazancım ne bilgelikten?” “bu da boş” dedim içimden. [16] çünkü akılsız gibi, bilge de uzun süre anılmaz, gelecekte ikisi de unutulur. nitekim bilge de akılsız gibi ölür! [17] böylece hayattan nefret ettim. çünkü güneşin altında yapılan iş çetindi bence. her şey boş ve rüzgarı kovalamaya kalkışmakmış. [18] güneşin altında harcadığım bütün emekten nefret ettim. çünkü her şeyi benden sonra gelecek olana bırakmak zorundayım. [19] kim bilir, bilge mi olacak, akılsız mı? güneşin altında bilgeliğimi kullanarak harcadığım bütün emek üzerinde saltanat sürecek. bu da boş. [20] bu yüzden güneşin altında harcadığım onca emeğe üzülmeye başladım. [21] çünkü biri bilgelik, bilgi ve beceriyle çalışır, sonunda her şeyini hiç emek vermemiş başka birine bırakmak zorunda kalır. bu da boş ve büyük bir hüsrandır. [22] çünkü ne kazancı var adamın, güneşin altında harcadığı bunca emekten, bunca kafa yormaktan? [23] günler boyunca çektiği zahmet acı ve dert doğurur. gece bile içi rahat etmez. bu da boş. [24] insan için yemekten, içmekten ve yaptığı işten zevk almaktan daha iyi bir şey yoktur. gördüm ki, bu da tanrı'dandır. [25] o'nsuz kim yiyebilir, kim zevk alabilir? [26] çünkü tanrı bilgiyi, bilgeliği, sevinci hoşnut kaldığı insana verir. günahkâra ise, yığma, biriktirme zahmeti verir; biriktirdiklerini tanrı'nın hoşnut kaldığı insanlara bıraksın diye. bu da boş ve rüzgarı kovalamaya kalkışmakmış.
vaiz güzel insanmış. vesselam.
devamını gör...
kitchen door
son yıllarda bana aşırı huzur veren 3 kadın sesinden biri olan wolf larsen'in -diğer iki isim kovacs ve michelle gurevich- 2011 yılında çıkardığı quiet at the kitchen door albümünün ilk şarkısı.
no was her name
no was the lion that no one could tame
but faith was his name
faith came around with a smile on his face, anyway
he said, tell, tell me now
tell me the worry that knit up your brow
she said slow down this train
slow down the iron that runs in my veins
i can hear you tap tappin' at my kitchen door
i can hear the river run, and the river want more
don't you know, i'm already sure
i can hear you tap tappin' at my kitchen door
but no kept her name
no got so quiet she put out her flame
but faith stayed the same
faith came around with that smile on his face the next day
he said, follow me down
follow me down with your pick and your plow
i can hear you tap tappin' at my kitchen door
i can hear the river run and the river want more
don't you know, i am already sure
i can hear you standing quiet at my kitchen door.
spotify
no was her name
no was the lion that no one could tame
but faith was his name
faith came around with a smile on his face, anyway
he said, tell, tell me now
tell me the worry that knit up your brow
she said slow down this train
slow down the iron that runs in my veins
i can hear you tap tappin' at my kitchen door
i can hear the river run, and the river want more
don't you know, i'm already sure
i can hear you tap tappin' at my kitchen door
but no kept her name
no got so quiet she put out her flame
but faith stayed the same
faith came around with that smile on his face the next day
he said, follow me down
follow me down with your pick and your plow
i can hear you tap tappin' at my kitchen door
i can hear the river run and the river want more
don't you know, i am already sure
i can hear you standing quiet at my kitchen door.
spotify
devamını gör...
şaka maka normal sözlük'ün uludağ sözlük'ü bitirmesi
o biraz zor gibi. uludağ küllerinden doğar. ölüsü yeter.
devamını gör...
sabata (yazar)
normalsozluk.com/entry/3442946
tamamen aynı şeyleri ss attığımız hâlde millete kimse bir şey demiyor, bana karşı eleştiri ve saldırı geliyor.
tamamen aynı şeyleri ss attığımız hâlde millete kimse bir şey demiyor, bana karşı eleştiri ve saldırı geliyor.
devamını gör...
bir yazarın havasını söndürmek yerine ateşini söndürmek
amel defterini dürüm yapıp yiyebilirdi.iyi insaflıymış yine.
devamını gör...
düşünmek ne zaman tehlikelidir sorusu
beyninin içi susmayıp, beynin patlama kıvamına geldiğini hissettiğinizde.
devamını gör...
şaka maka normal sözlük'ün uludağ sözlük'ü bitirmesi
bitmedi bence ama uludağ sözlüğü sadece yazarları sahipleniyor, ne sözlüğün sahibi ne modları ne yetkilileri kimse uğraşmak istemiyor. bu sorun aşılabilse bitmesi gibi bir durum zaten olmaz…
devamını gör...
insanın yaşlandığını anladığı anlar
asansör bozulduğu andır. o iki kat merdiven meğer ne kadar uzun bi yolmuş dedirtir. soluk soluğa eve atarsın kendini ve nefesinin düzene girmesi bi 10 dakika sürer.
devamını gör...
mony tontana (yazar)
normalsozluk.com/entry/3443027
karşımda kim olduğu umrumda değil çünkü bana zarar verebilecek biri olsa bile( 200de veya 300de 1 ihtimal) benim sizin aksinize can korkum yok. yok olmanın dayanilmaz hafifliğine ulaşırım, ne olacak yani. tip üstünden millete laf edişim falan sadece bana saldıranlar için geçerli. domuz dediğim kişi de sissy değildi. onunla kavgayı geride bıraktım, gerçi ben yokken pazar günü nick altıma bir şey yazmış ama cevap vermedim. beni yakışıklı bulanları ss atışım da beni linç etmeye çalışanlara inatti, ekran görüntüsune sinirleniyorlar diye ekran görüntüsü attim. o ss entrysini yazarken sinirden biraz abartmıştim. senin beni çok yakışıklı bulan kadınları eleştirmen gerekiyor, mesela kör müsünüz de onlara, ben kendimi yakışıklı bulmuyorum.
karşımda kim olduğu umrumda değil çünkü bana zarar verebilecek biri olsa bile( 200de veya 300de 1 ihtimal) benim sizin aksinize can korkum yok. yok olmanın dayanilmaz hafifliğine ulaşırım, ne olacak yani. tip üstünden millete laf edişim falan sadece bana saldıranlar için geçerli. domuz dediğim kişi de sissy değildi. onunla kavgayı geride bıraktım, gerçi ben yokken pazar günü nick altıma bir şey yazmış ama cevap vermedim. beni yakışıklı bulanları ss atışım da beni linç etmeye çalışanlara inatti, ekran görüntüsune sinirleniyorlar diye ekran görüntüsü attim. o ss entrysini yazarken sinirden biraz abartmıştim. senin beni çok yakışıklı bulan kadınları eleştirmen gerekiyor, mesela kör müsünüz de onlara, ben kendimi yakışıklı bulmuyorum.
devamını gör...
duygusal olgunluk
duygusal olarak olgunlaşmamış insanların genelde sergiledikleri davranışlar.
aldatılma şüphesi olan fırsatçı insanlar ,öz farkındalık eksikliğinden dolayı suçlama ve saptırma insanları, sesini yükselten insanlar, öz değerlerini genellikle haklı olmaya bağladıklarından dolayı eleştiri kabul etmeyen insanlar, geçmişten kopamayıp kötü davranışı haklı çıkaran insanlar, duygularını işleyemeyen sessiz kalan insanlar , düşük öz saygı ve gelişmemiş bir benlik duygusundan dolayı doğrulama arayan insanlar
aldatılma şüphesi olan fırsatçı insanlar ,öz farkındalık eksikliğinden dolayı suçlama ve saptırma insanları, sesini yükselten insanlar, öz değerlerini genellikle haklı olmaya bağladıklarından dolayı eleştiri kabul etmeyen insanlar, geçmişten kopamayıp kötü davranışı haklı çıkaran insanlar, duygularını işleyemeyen sessiz kalan insanlar , düşük öz saygı ve gelişmemiş bir benlik duygusundan dolayı doğrulama arayan insanlar
devamını gör...
başlıkta kendi tanımını okuyup ne güzel tanımmış bu demek
aynı başlığa gün içerinde girip çıktığınıza dalalet eder. ya başlığı beğendiniz ya da yazınızın beğenilerini kontrol ediyorsunuzdur bana göre.
şahsım yazıp gider, eski tanımlarını da profilimden bulup okur. öyle başlığa gireyim, tümünü göster diyeyim, herkesin yazdıklarını okuyayım falan uğraşmam hiç.
şahsım yazıp gider, eski tanımlarını da profilimden bulup okur. öyle başlığa gireyim, tümünü göster diyeyim, herkesin yazdıklarını okuyayım falan uğraşmam hiç.
devamını gör...
insanın yaşlandığını anladığı anlar
geçen hafta berberde traş olurken fark ettim. yan koltukta traş olan bebe babasından izin aldı ve kuyruk bırakmaya başladı saçın arkasında. bir tuhaf oldum. lan dedim kendi kendime içimden. derinden bir lan.
neden tuhaf oldum? 90'lı yıllarda çocukluğunu yaşamış kişiler iyi bilir saç kuyruğu modaydı çocuklar arasında. 2002 dünya kupasına kadar gitmişti kuyruk furyası.
kuyruk saç modelinin çocuklar arasında popüler olmasının tek sebebi (bkz: roberto baggio) denilen müthiş italyan futbolcuydu. ben de bırakmıştım kuyruk. karşı komşumuz emre, bakkal mehmet'in oğlu halil... ne topçuydun be baggio... yaş geçti bırakamayız artık kuyruk falan.
socrates zehirlenerek
niedtsche halüsinasyonla
baggio ise ayakta öldü...

clark ise berber koltuğunda öldü...
kutsal at kuyruğu.
neden tuhaf oldum? 90'lı yıllarda çocukluğunu yaşamış kişiler iyi bilir saç kuyruğu modaydı çocuklar arasında. 2002 dünya kupasına kadar gitmişti kuyruk furyası.
kuyruk saç modelinin çocuklar arasında popüler olmasının tek sebebi (bkz: roberto baggio) denilen müthiş italyan futbolcuydu. ben de bırakmıştım kuyruk. karşı komşumuz emre, bakkal mehmet'in oğlu halil... ne topçuydun be baggio... yaş geçti bırakamayız artık kuyruk falan.
socrates zehirlenerek
niedtsche halüsinasyonla
baggio ise ayakta öldü...

clark ise berber koltuğunda öldü...
kutsal at kuyruğu.
devamını gör...
masallarda prenseslerin adı olup prenslerin adı olmaması
bundan da mağduriyet kasmazsın be dfjfj başörtülü bazı bacılarımdan sonra gördüğüm en inanılmaz duyar bu olabilir. *
devamını gör...
ölümsüz olmak istemenizin amacı
ölümden korkuyorum çünkü.
devamını gör...
