zaman tüneli

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

inanmadım asla inanamam
her şeyin bir sonu olduğuna

elbette bazen çiçek açıp bazen solacağım
elbette daldan dala konup sonra uçacağım
elbette bazen hızla dönüp bazen duracağım
elbette bazen söyleyip bazen susacağım

elbette bugün ağlıyorsam yarın güleceğim
elbette önce çekip gidip sonra döneceğim

buradan
devamını gör...

abd tarafından varlığı tanınan ancak hükümeti tanınmayan bir ülke durumunda şu anda. dışişleri bakanlığı'nın sitesindeki suriye sayfalarında da hala önceki baasçı yönetimin kullandığı suriye bayrağı kullanılmaya devam ediyor.


abd bu hafta yaptığı açıklamada suriye’deki hiçbir oluşumun hükümet olarak tanınmadığını belirtirken, abd dışişleri bakanlığı sözcüsü de suriye’nin bm misyonunun yasal statüsünün “abd tarafından tanınmayan bir hükümetin misyonu” olarak değiştirilmesine ilişkin bir idari prosedürün devam ettiğini söyledi.

sözcü yaptığı açıklamada suriye’nin bm daimi misyonunun akredite üyelerinin ayrıcalıklarında herhangi bir değişiklik yapılmadığını yineledi.

sözcü al-jazeera’ye yaptığı açıklamada, söz konusu tedbirin abd’nin mevcut politikasına dayanan idari bir kararın ardından alındığını söyledi.


harici

türkiye, abd'ye "beni colani yönetimi çağırdı bu yüzden suriye'deyim" derse abd cevap olarak "o kim, kasımpaşaspor'un santraforu mu?" diyebilir yani şu an için.

esad devrildikten sonra da suriye'deki drone saldırılarıyla el-kaide bağlantılı kişiler öldürülmeye devam ediyor abd tarafından.

israel ve türkiye de suriye konusunu görüşmek için azerbaycan'da buluşmuş ancak ilk görüşmeden hiçbir sonuç alınamamış. türkiye, israel heyetini taşıyan uçağa hava sahasını kapattığı için uçak akdeniz, yunanistan, bulgaristan, karadeniz, gürcistan üzerinden gitmek zorunda kalmış.
devamını gör...

#3509116
şimdi bu sertlik değil önce onda anlaşalım. bu hanzoluk, vahşilik hatta ruh hastalığı.

sert erkek dendiğinde benim aklıma daha çok birebir paylaşımlardaki sertlik geliyor. o da karşılıklı rızayla tabi.

sert erkek istiyorum beni kıskansın giydiğime gezdiğime karışsın diyen kadın hemen online yüz yüze filan bir terapi ayarlasın çünkü hiçbir şey bireysel özgürlükten daha kıymetli değil.

bundan da şunu anlamayın. erkek arkadaşıma, sevgilime, eşime tamah etmem.
tam tersi. elimden geleni yaparım onun için. hatta fazlasını.
ama bu dayatma değil de içten gelerek olursa güzel.

sonuç olarak kalbi pamuk gibi olsun ama bana arada sert davranabilir. anladınız siz.*
devamını gör...

(bkz: rakı içen kız iticiliği)
devamını gör...

aç-kapa-aç-kapa artema meselesidir bu. tıpkı entropi gibi, sosyal alanlarda da örneklenen hoş bir malzeme terimidir. ilişkiler de yorulur tonlarca kavgalardan sonra, kadınlar da yorulur. öyle yorulma değil, böyle yorulma.

ekşi'de, yorulma ömrü bitmiş sevgilimin doggy'de parçalanmaya başladığını yazmıştım. link bulamadım şu an. mesele tamamen bu. kolu düşüyor mesela kızın. oyuncak bebek gibi bacakları kopuyor. çünkü yorulma dayanımı sonlanmış artık sert darbelerden, dinmeyen sekslerden...o son seksi. gözlerinize bakarak kısık sesle hala "vur bana" diyor ve parça parça ayrılıyor yarimiz. keşke insanlar kalbimizi doğru kullansa ve erken yorulmasak (laf sokan adam emojisi).
devamını gör...

son olaylardan sonra ülkede otokrasi olduğunu düşünüyor musunuz?
devamını gör...

bence türk rock tarihinin en iyi albümlerinden biri ve grubudur.

ilk albümde gökalp ergen, melih balta, kağan batır, burak gürpınar line-up'ı ile zifayet yaratmış bir gruptur.



dün akşam aklıma takıldı, açtım yutup'tan döndüre döndüre dinledim.

ne kadar kaliteli bir işmiş, hele ilk albümleri.

nasıl oldu da bir pentagram olamadılar, üzülüyor insan.

albüm çıktığı zaman şebek hmf'deki yorumu okuyup hemen izmit santana'dan aldığımı hatırlıyorum.

26 sene olmuş. hala ilk günkü gibi taze.
devamını gör...

şöyle bir ortamda süzüyorlar bakıyorlar abi bu kız biz bakmaz dedikleri anda ortaya attıkları öeeaahh bir şey.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ben de denedim konuşmayı, en konuşmayı bilen kişinin dediği şey "annemi kapalı diye almadılar hiçbir yere, bu parti bizi kurtardı" kıyasla diyorsun, sence insanlar böyle bir şey yapabilir mi şu anda? başkası gelirse belli olmaz diyor. yaani bi de şey var parti adına kayıtlı tanıdıklar bizim yiğene iş buldu ne yardımsever insanlar onlar öyle, demişti bi teyze. peki diyip gittiydim napcam. bağımlılık mı olmuş ki anlamadım.
devamını gör...

malzemenin tekrar tekrar sürekli bir biçimde yük ve boşaltma altında kırılmadan dayanabileceği maksimum gerilme seviyesidir.

ölçü birimi mpa (megapaskal)’dır.

en kolay örnek olarak ince bir çubuk düşünelim. sürekli aynı yükü uygulayıp çekersek (büküp bırakırsak yani) bir süre sonra beklemediğimiz bir anda çatlar veya kırılabilir. işte bu kırılmanın sebebi yorulmadır (yabancılar fatigue der buna) ve çubuğun buna karşı dayanma sınırı da yorulma dayanımıdır.

en önemli özelliği statik değil de dinamik yük altında test edilmesidir. denenecek malzeme tek seferde değil belki de binlerce, hatta milyonlarca denemeden sonra kırılır. bununla ilgili güzel bir örnek olarak 1985 japon hava yolları 123 numaralı uçuşunun kazası örnek verilebilir. düşen uçağın yedi sene önce, 1978 yılında kuyruğunu piste çarpması sebebiyle gördüğü onarımdan sonra onarılan parça, taa 7 yıl sonra ne yazık ki havada kırıldı (onarımda hata vardı en büyük sorun buydu aslında) ve uçağın 1985’te dağlara çakılarak yüzlerce kişinin ölmesine sebep oldu.

yukarıda da belirttiğim gibi özellikle uçak parçaları, otomobil süspansiyonları (yay kesen tofaşçılar bunu iyi okusun, o sanayi usülü kestiğiniz yay kırılırsa sebebi budur işte), motor parçaları gibi sürekli titreşim veya darbe alan yerlerde yorulma dayanımı çok önemli bir konudur.
devamını gör...

sorunun ne olduğunun hiçbir önemi yok sonuçta verebilecekleri tek cevap reyisin vardır bir bildiği şeklinde oluyor.

bunlarla zaman kaybetmek manasız, nato kafa nato mermer.
devamını gör...

bende bir eşik var, o eşik özellikle içkiliyken geçilmişse türkçe hiçbir şarkı derman olmuyor, koltuk çıkmıyor, aga gel gideceğin yere bırakayım deyip götüremiyor.

o zaman dönüyorum özüme, açıyorum bir şarkı, adına bakıyorum "ve ben kaybolacağım" diyo, oha diyorum, oha lan buraya park edeyim ben.
sonra müzik giriyor, az peşinden de olmaz olasıca doğrulukta sözler.

ve ben kaybolacağım,
senden çok uzaklaşacağım
duman, toprak, toprak ve su olacağım
ve ben döküleceğim,
nehirlere döküleceğim
sana yakın değilim,
bir dakika bile yanında duramam
.

iyi yere pazar açtım diyorum böyle durumlarda, yanımda yamacımda varsa ve mümkünse içki, dünyanın en güzel ölüm fermanı sigara ile yola çıkıyorum, ablam devam ediyor, ablam geçtiği yerleri yakarak devam ediyor.

öldürülen aşkımızın köşelerinde
ağlayacaksın ama hiçbir şey sana iyi gelmeyecek

ve kendimi atacağım,
kendimi dalgaya atacağım
köpük olacağım, taş olacağım , tuzlu bir çakıl taşı
*
ve ben inkar edeceğim,
tüm dünyayı inkar edeceğim
senin yanında bir dakika bile duramam
.

kalem aramaya başlıyorum böyle zamanlarda, getirin imzamı atacağım klişesi boşa gitmesin diye. tam "tamam, daha fazla yakmaz artık" derken yine başlıyor şarkı.

ve ben kaybolacağım, senin huzurundan kaybolacağım.
duman olacağım, toprak olacağım, toprak olacağım ve su olacağım.
ve kendimi dökeceğim, kendimi ırmaklara dökeceğim.
senin yanında bir dakika bile duramam.


bir sonraki şarkıya kadar idare etmesini umut ediyorum nefesimin, sonra göğüs boşluğumdaki o ateşin sönmesini bekliyorum umutsuzca.

sönmüyor.

hüzün mü demiştiniz?
benim için buradan başladı bugün, isterseniz siz de buyurun.

"ve ben kaybolacağım.. "

spotify

devamını gör...

evet bu benim de hep yapmak istediğim bir şey. tam açıklamamışım ekleme yapıyorum. alıp karşıma bir bir bir ne düşünüyorsun ve neden diye sormak... çevremde hiç bu düşüncede biri yok ve bizi de çok güzel ayrıştırdıkları için bu önyargıların sonu yok maalesef. alıp bağrıma basayım demedim hiç ama en azından o düşünce biçimini anlamak istiyorum.

gerçekten tüm yapılanları destekliyor musunuz insanlara?
hadi mitinge gitti , polisten kaçtı anladım.

kadınlar neden ölüyor ve zanlıları salınıyor mesela?




insanın savunduğu bir fikrin açıklaması olmalı.
#3509163 böyleyse bile nedenini açıklayamadığın noktada fanatik ve yobaz denmesine kızmayacaksın.

"sana açıklamak zorunda değilim" demek de bir açıklama sayılmaz. çünkü ilk tanımdaki kontisback insan gibi sormuş.
devamını gör...

klişe ve nefis bir hollywood filmi konusu. şimdi adamın birisi anatıyor sürekli diye hayal edelim. 'karamel_ayak27'ye aşığım şunu yaptık bunu yaptık' diyor. kız için açtığı konuları anlatıyor. başlarda kimse şüphelenmiyor bundan. 'kavga ettik karamel ile' diyor adam mesela. favcı yengelik yapmış diyelim karamel yenge. sonra bir bakıyoruz ki, filmin sonunda öyle bir kadın yok. bunun anlattığı yemek yeme sahnelerinde falan, tek başına dürüm yiyor bu adam. karşısında kimse yok. tek başına konuşuyor. ilanı aşk ettiğini söylediğinde, favladığı yıldız butonunun üzerindeki turuncu renk kayboluyor. çünkü favlayacak kimse yok. meğer tek başına "çok seviyom" falan demiş. sözlüğümüzde herkes zaten birbirini sevdiği için, kimin kimin sevdiği belli olmadığı için, kimse kıllanmamış bundan (gayet mantıklı bu). 'kesin bunun da sevdiği bir kız vardır' diye düşünmüş sözlük dedikoducu teyze ekibi. şu filmi çeksek, en az 5 oscarı var. 'slife yürüdü sevdiğime' demiş mesela ama yürümedim tabi karamelli patime.

ikinci sürpriz şok da bu olabilir misal. son sahnede, karamel_ayak27 yanımda olacak mesela. adamın şizofren olduğu anlaşıldıktan sonrayı diyorum...vurmuşum ben buna, sigara yakmışım ve şey diyorum: "sen artık yoksun. hiç olmadın sen, çaktırma".

şimdi iki ihtimal düşünecek seyirci,

1- ben de şizoyum
2- karamel yenge cidden var ve adama boynuzu geçirmiş
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ne sorucan bunlar okumaz ki.
devamını gör...

yine geldi eksi oy isteyen ekşici muhacirler, toplama kampınıza geri dönün.
devamını gör...

harvard üniversitesi mezunu büyük sosyolog richard sennett’in 1977 yılında ilk kez basılmış, 1996 yılında dilimize çevrilmiş kitabı. eserde günümüzün kamusal ve özel alanını şekillendiren tarihsel koşullar, 18. ve 19. yüzyıllar bağlamında incelenmiştir. söz konusu incelemelerde 1750'ler, 1840'lar ve 1890'lar sanat, mimari, moda, politika gibi çeşitli alanlardaki incelikleri ile değerlendirilirken post holing yönteminden yararlanılmıştır.

kamusal yaşamın aristokrasiden merkantilist burjuvaziye kaydığı ve göçlerin artık kitleler halinde yaşanmaya başladığı bir dönemi işaret etmesinden ötürü yazar, anlatımına 18. yüzyıldan başlar. yoksa daha önce de kamusal hayat var ama işler bu dönemden sonra iyice karışmaya başlıyor. yine yeni bir sınıfın ortaya çıkışını da o dönem batının en kalabalık iki şehri olan londra ve paris'teki yaşam üzerinden örneklendirmeyi seçiyor.

18. yüzyılın aktör misali kendini teatral numaralarla ve gösterişli giysilerle tanıtmaya çalışan insanı, 19. yüzyılda profesyonel azınlık ve duygularını dışa vurmaktan çekinen korkak izleyiciler olarak asimetrik iki gruba ayrılır. 18. yüzyıl elitlerinin coşkunluğunun bir ifadesi olan katharsis, 19. yüzyıla gelindiğinde emekçilere ve taşralılara ait ilkel bir dışavurum olarak algılanmaya başlanır. bu yüzden 18. yüzyılda coşku içinde kendilerini göstermenin peşine düşen insanlar, 19. yüzyılda meydanlarda sessizce dolanıp kısık gözlerle birbirlerini süzen sinsilere dönüşür. artık iletişimde alınan kadarının verildiği, samimiyet ilerletilirken kendine ait küçük sırların avans; karşı tarafa ait olanların ise gözdağı olarak kullanıldığı döneme gelinmiştir. 20. yüzyıla gelindiğinde ise 19. yüzyılın coşkun ama artık kol gücünün bir anlamının kalmadığı taşralısı, bürokrasinin tabanını oluşturan beyaz yakalısı derken tamamen kimliksiz bir sınıf ile iyice tekinsiz bir ortam oluşur. richard sennett, bu hikayeyi birçok farklı disiplinden yararlanarak çok akıcı bir üslupla anlatmış.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim