zaman tüneli

sözlükten olmasa da elbet bir gün alınır dediğim olay
devamını gör...

ben de (bkz: emine pir zola ile karışık ızgara) yapacağım. tutmayın beni.
devamını gör...

#3510840

luayikçi kapitalist rejimin erkekleri ve kadınları madara ettiği tablo.

abdestli kapitalizmde de durum farklı değil.

bunun düzelmesinin de tek yolu; tesettürlü, din, iman,mutevazilik görüntüsüyle fakir erkeklere umut verip piyasa kızıştırarak zangin erkeği hedefleyen kadının ikiyüzlüken vazgeçmesi.
devamını gör...

gayet normal bir şey. nerden bileyim eski sevgilimin gangbang queen olmadığını? elbette sorgulayacak, araştıracak ve bileceğim. aynısını o da yapabilir. mesela eski sevgilim hande'nin geçmişini kurcalarken hızımı alamayıp hz. muhammed'in sahabelerinden biriyle akraba olduğunu öğrenmiştim.
devamını gör...

bir atasozu der ki: okuz, saraya cikarsa kral olmaz; ancak saray ahir olur. denklem basit gorunuyor ama her nasilsa, 2. cahiliye doneminin bazi unsurlari daha agir basiyor.
devamını gör...

bugün de buna yakıyoruz arkadaşlar...
devamını gör...

siz çok yanlış gelmişsiniz arkadaşlar, tinder yan sayfa. evet.
devamını gör...

günaydın, hâlâ çıkıyor mu bütün sokaklar denize?
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kalanlara da ayrıca günaydın..
devamını gör...

flörttür. hatta "alacaksan al beni, sonra pişman olursun." demektir.
devamını gör...

yapmak istediğim radyo yayını bu olur sanırım. sadece 60'ların müziklerinin olduğu, genellikle rock, bazen folk, bir miktar da dönemin soul müziğinin serpiştirildiği bir yayın hayal ediyorum. görsel de şu şekilde. var bir hayalimiz.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

günaydın sözlük. karlar arasında bi sabah koşusu yapayım dedim ama beremi evde unutmuşum, hiç hoş olmadı.
devamını gör...

flört falan değildir. günaydın mesajı dümdüz "seninle olmak istiyorum. senden çocuğum olsun istiyorum" demektir.
devamını gör...

her ne kadar sevdiğimiz doktorun yerine gelse de onunda yakışıklı bir resmini koyalım.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
david tennant’tan sonra gelen ve neredeyse onun kopyası bir doktor; benim için matt smith bu. tamam, kravat yerine papyon var ama bence değişen çok bir şey yok. hatta yazar ve yönetmenler onu biraz daha farklı bir yöne çekmese, belki onu da çok sevecektik. kendi adıma konuşuyorum tabii, çünkü benim aksime matt smith sevenler bir hayli fazla.

tam adıyla matthew robert smith, 28 ekim 1982 ingiltere doğumlu tiyatro ve dizi oyuncusudur. bilin bakalım kim aslında futbolcu olmak istemiş ama belinden yaşadığı bir problem yüzünden futbolcu olamamış? yanlış cevap: herkesin ilk aklına gelen değil tabii ki. doğru cevap: matt smith.

ilk geldiği bölümlerden itibaren dizide oldukça kaba bir duruş sergiledi. tamam, doktorlar değiştikten sonra biraz tuhaf davranmaları normal, ama bu adamın davranışları gerçekten çok kabaydı. daha ilk dakikadan kendini bize ya da bana olumsuz bir şekilde gösterdi ve o kötü izlenimi bir daha düzeltemedi. gerçi düzeltmek için uğraştığını da sanmıyorum.

her ne kadar oyuncuyu, geldiği konum ya da tarzı nedeniyle pek sevmesem de, oyunculuk anlamında her geçen bölümde üstüne koyarak ilerlediğini de belirtmek lazım. ne kadar "tü kaka" desem de, oyunculuğuna laf yok. hatta onun performansı olmasa, kendi sezonundaki pek çok bölüm çöpe gidebilirdi. zaten bir tiyatro oyuncusundan beklendiği gibi, rolünün hakkını verdi. fakat yazım tarafı ve bir de yerine geldiği “en iyi doktor” profili düşünülünce, onun dönemi biraz hüsran oldu.

bu doktorun sezonlarını dikkatle izleyen biri, merkezde aslında doktor değil, yanındaki karakterlerin olduğunu fark eder. hikâyeye genel olarak bakıldığında, o kadar güzel ve büyük bir resim çizilmiş ki, insan kendini izlemekten alamıyor. daha dokuzuncu doktor’dan başlayan temalar, on ikinci doktor’a kadar bir zincir gibi akıp gidiyor. bir hikâyede kopma olsa bile, başka bir hikâye gelip yeni doktora bağlıyor bizi. o büyük resim olmasa, belki sonraki doktorlara alışmamız bu kadar kolay olmazdı.

zaten genel olarak baktığımızda, bizi kadın doktor döneminde diziden koparan şey de buydu bence: o büyük resmin tamamen ortadan kalkmış olması. diğer sezonlarda yaşananlar sanki hiç olmamış gibi bir hava vardı; tamamen yeni bir dizi izliyormuşuz hissi. neyse...

bunları kadın doktor’a saklarız artık.
devamını gör...

biz bunları hep tespit ettik.
hem de böyle bir bilgiye sahip değilken tespit ettik.
üstüne üstlük başlığını da açtık.
ulan okusam büyük adam olurmuşum ha!

(bkz: müziklenmek)
devamını gör...

(bkz: ninja kaplumbağalar) *
devamını gör...

sosyal medya gerçekten mide bulandırıcı bir yer. hoşlanmadığımız bir kişi fiziksel şiddete uğradığında espriler havada uçuşuyor. pr diyenler var. danla böyle şikayet ediyorsa ohohoooo diğer kadınlar ne yapsın diyenler var. toplum olarak kesinlikle iyi değiliz. danla bilic'i sevmiyorum ama bu, uğradığı şiddet hakkında saçma sapan konuşma hakkını, espri yapma hakkını vermiyor bana.

danla bilic'in yerinde herhangi bir kadın olsaydı burda, twitter'da, ekşi sözlük'te neler yazılırdı hepimiz biliyoruz. insanların dış görünüşlerine, ideolojilerine, cinsiyetlerine, sevilen biri olup olmamasına bakmadan aynı tepkiyi vermeliyiz. eğer veremiyorsak ciddi bir problem vardır.
devamını gör...

yerli halkın tarım hırsından dolayı kuşlara dar etmeye çalıştığı delta. tonlarca ürün ürüteceksin de ne olacak, millet buzdolabına dolduracak sonra yarısı çürüyecek.

tarım toplumuna hiç geçmeyecektik. avcı toplayıcı iken daha bir tevekkülcüydük, gözümüz aç değildi en azından.
devamını gör...

aşırı üstün bir ikna kabiliyeti gerektirir. "kimse yok burada, bunlar senin kafanın içinde. hastasın sen aşkım john nash gibi" denilen bir kadının, buna inanması imkansıza yakındır. zamanında, o.j simpson denen piçin masum olduğuna jüriyi ikna etmek ayarında bir olay bu. büyük yetenek istiyor. erkeklerin %99'u yapamaz bunu bence. ben denemiştim gençken, dayak yedim.
devamını gör...

eskiler malum olduğu üzere rumi takvim kullanırdı. rumi takvimde nisan bizim ingilizceden bildiğimiz april. rumi takvimle miladi takvim arasında 13 gün var. rumi takvim 13 gün geriden gelir.
babaannem takvimdeki rumi gününe bakar, ona göre işe güce kalkardı.

april beşindeki soğuk yüzünden eskiler, tarla bahçe işlerini bırakırmış. soğukların geçmesini beklerlermiş. eskilere göre soğuklar 23 nisan sonrası yani aslında mayıs ayında bitermiş.

seviyorum bu anadolu kültürünü, april mesela niye nisan, latince ile ne alakamız var, biz aslında neyiz falan filan.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...


dünyanın ucunda bir gül açılmış
efil efil esen yele merhaba
karanlığın sonu bir ulu şafak
sarp kayadan geçen yola merhaba

acı da kahır da çekmiş geliyor
güneşten boşanmış kopmuş geliyor
bir ışık selidir sökmüş geliyor
ışıldayım gelen güne* merhaba




günaydın dostlar, bacılar, gardaşlar, güllerim, çiçeklerim… günaydın kurban olduklarım. sözlüğün en itici trollünden en nahif minik kuşuna kadar herkese günaydın.

dün gece boyunca babamı andım. gidip azıcık sohbet etmezsem olmaz.

bağlamamın perdesi koptu dün. birinin nazarı değdi sanırım. ama olsun sabahın kör saati kalktım bağlamanın bütün perdelerini söküp yeniden bağladım.
bağlama perdesi bağlamak nerden baksanız hafife alınacak iş değildir.

şimdi siyah bir şeyler giyip, motora atlayıp kabristana gideceğim. sonuçta mezarlıklar ciddi yerlerdir ve siyah giymek lazım gelir.
ama siyah sweat içine renkli t-shirt giyeceğim güzel bir gün olması gerçeğini de es geçemeyiz sonuçta.

günaydınnnnnn
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim