zaman tüneli

allah korusun. devlet 63 de emekli ediyor.
devamını gör...

"bir de sadettin saran'a sormak gerekir dediğim" cümle.
devamını gör...

bir dönem ilişki yaşadığım manyak bir kız yüzünden yaptığımdır.

kısa sürdü zaten.
devamını gör...

hayır. ben her zaman aklı başında, her zaman bulaştığı her şeyden kendini spatulayla sıyırmış bir insan olarak kendimi eskiyle ayıramam. dün bendim. bugün daha çok benim. ve yarın daha da güçlü olacağım.
devamını gör...

ne yapsın adam camiye gittim gelicem demiş.
yani s.çmaya da gidebilirdi, yemeğe felan da olabilir mesala.
belli ki yalnız, bir yere gidince dükkanı kapatmak zorunda kalıyor. işte cama yazı yazarak gelenleri bilgilendiriyor.
devamını gör...

rivayete göre (bkz: arka sokaklar final bölümü) yayınlandıktan sonra gerçekleşecektir.
devamını gör...

yayınlanması kıyamet alameti olan bölümdür.
devamını gör...

babasından seri odun yemeye alışmış eşşek sıpasıdır.
devamını gör...

kirada oturuyordu.
devamını gör...

oktay sinanoğlu’nun meşhur ettiği bir hassasiyet.

dükkan, kurum vs tabelalarından kaldırmaya yönelik kamusal önlemler alınmasında bir sakınca görmüyorum ama günlük dilde kelime avcılığı yapmak işi şirazesinden çıkarıyor.

kendisini ilk fark ettiğim anda bütün kitaplarını okumuş, hatta kendisiyle maillaşmış (e-postalaşmış!!!) biri olarak; tamam, kültürel yozlaşmanın önüne geçme açısından faydalı ancak dil pek de böyle bir şey değil.

zira çok temel ve somutu imleyen kelimeler dışında kavramlar algı paketleriyle gelir, bırakın bir dildeki kelimenin diğer dildeki birebir karşılığını, aynı kelimenin aynı dilde çerçevelediği kavram seti bile zamanla ciddi değişkenlik gösterir.

kaldı ki, arapça ve farsça ile bilmem kaç yüzyıl iç içe geçmiş kültürel hasılayı kelime kökenine dair yapay seçimlerle saflaştırmak söz konusu bile olamaz.

zira, ‘diğer’ kültüre dair benimsenen soyutlamalar sadece kelime ikamesiyle öz haline getirilemez, bunun için sizin ‘asli’ kültürünüzde benzer bir tarihsellik ve bağlam olması, sizin de onu kendi dilinizde aynı mantık ve nedensellikle tanımlamış olmanız gerekir. bunun da ne denli nadir olabileceğini tahmin etmek zor olmasa gerek. diğer yandan kültürel ortaklaşmada her iki dilde de evvelden karşılığı bulunmayan ve o coğrafyada o tarihte o ortaklaşmada üretilen/geliştirilen/genişletilen kavramlar için de böylesi bir kök değişikliğine gidilemez, zira böylesi bir durumda iki kültürde de geriye dönük bir karşılık yoktur ve o ilk anda hangi dili kullandıysanız artık ona mecbursunuzdur.

kısacası, düşünsel bir indirgeme yaşamadan, kültürünüzü ve tarihinizi kısırlaştırıp budamadan dilde geçmişe/öze dönmek mümkün değildir. cerrahi bir hassasiyetle bunu başarsanız bile bunun, getirmesi umulan faydadan çok daha büyük bir zarara yol açması kaçınılmazdır.

ancak hali hazırda, yansıma yahut uydurma sanılan, istanbul türkçesi denilen garabette kendine yer bulamayan yüzlerce öz türkçe kelime yöresel ağızlarda kullanılmaktadır. yüz yıllarca korunmuş bu kelimelerin canlı tutulması dahi amaca yeterince hizmet eder.
devamını gör...

zaten çekici olduğu için çekebiliyor.
devamını gör...

kusura bakılmasın ama çogu dünya dilinde aynı isimleler yerleşik kalan örnegin fotokopi,faks gibi teknolojik aletlere tıpkı basım,belgeçer gibi tanımlamalar getirmek,ya da avukata savlav tabirini uygun görmek her şeyden önde dil felsefesine dil sosyolojisine pek de uygun degil.
devamını gör...

bu afla çıkıp cinayet işleyenler üç beş yıl yatıp yeni bir afla salıverilecekler.yok hükmün açıklanmasının geri bırakılması,yok şartlı tahliye,yok denetimli serbestlik kisvesi altında torbacılara,sapıklara,kadın katillerine açık çek veriliyor.ciddi bir hukuk reformuna ihtiyaç var.bilmem kaçıncı yargı paketlerine degil.
devamını gör...

caanım milletimin seçme konusundaki muhteşem sicili düşünülünce, hiç bir olasılığa kimsenin olmaz diyemeyeceğini düşünmek ne kötü değil mi.?
eh ne diyelim.. toplumlar, layık olduklarınca yönetilir miş.. allak yeterince layığımızı vermediyse, biz hepsine müstehak sayılmaz mıyız yani..
devamını gör...

uuu beybi faşşoların bastığı başlık olmuş burası.

anlamayan teresler için not: hafif ironi içerir.
devamını gör...

acaba hikmetinden sual olunmaz, yere göğe konulmaz, hepimizden akıllı, zeki, tecrübeli ve öğreten az sayıdaki hukukçularımız ne yorum getirir dedirtendir.
olayı roma hukukundan alıp günümüz türk hukuk sistemine(?) kadar getirip orada gerçekten entelektüel ve über yorumlarını adeta bir mikelancelo heykel yapıyormuş gibi, hatta rafael sanziyo bina inşa ediyormuş gibi ve dahi konfiçyüs felsefenin dibini ekmekle sıyırıyormuş gibi pozlanarak atan tutanlardan bahsediyorum?
pisi pisine yitip giden bir can sizin klavyenizden dökülen kaç taraflı cümle ediyor sahi?
devamını gör...

ırkçı entryler giren, birazdan engelleyeceğim troll.
devamını gör...

yalancıyı bu memlekette... aah yani işte efenim tabii biraz sorgulasalar biraz şeetselerdi.. hani.. memleket bu halde mi olurdu..
sanki hovardalığa gitse aleme ilan ediyor da, cuma tabelası ile müşteri kekleyecek..
bize ne senin cumandan, cimandan..
sen işini, hizmetini dürüst, kusursuz sun, biz senin nasıl biri olduğunu öyle anlayalım..
devamını gör...

almanya'nın mannheim üniversitesi'nde yapılan deney.

bir pedagoji yüksekokulu’ndan ortalama yaşı 23 olan 204 öğrenciyi (öğretmen adayı) iki gruba ayırarak, her gruba içinde hata sayısı aynı olan birer tane diktat verilmiş.


diktat öğretmenin (ya da bir ses kaydının) bir metni yüksek sesle okuması ve öğrencilerin bu metni duyduklarına göre yazmalarıdır.

bu 204 öğretmen adayına verilen iki diktatın birine max, diğerine murat yazmışlar.

hata sayısı aynı olmasına rağmen öğretmen adayları murat'a daha kötü not vermişler.

üniversitenin 2018'deki basın açıklaması->
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim