29 aralık 2025 yalova ışid operasyonu
başlık "alper tanga öldü mü" tarafından 29.12.2025 18:06 tarihinde açılmıştır.
1.
maalesef 3 polisin şehit olduğu, 8 polis ve 1 bekçinin yaralandığı operasyon. 6 ışid'li öldürülmüş. rtük olayla ilgili geçici yayın yasağı getirmiş.
recep tayyip erdoğan ve akp sınırdaki mayınları kaldırıp güzelim ülkeye milyonlarca ne idüğü belirsiz insanı kontrolsüzce soktuğu için bu tarz operasyonları gelecekte daha çok göreceğiz gibi geliyor.
kaynak:
birgün.net
cumhuriyet.com
recep tayyip erdoğan ve akp sınırdaki mayınları kaldırıp güzelim ülkeye milyonlarca ne idüğü belirsiz insanı kontrolsüzce soktuğu için bu tarz operasyonları gelecekte daha çok göreceğiz gibi geliyor.
kaynak:
birgün.net
cumhuriyet.com
devamını gör...
2.
ayyy onlar mülteci bizde savaş çıksa başka ülkeye gitsek bize aynısını yapsalar hoşuna gider mi? diyen salaklara gelsin diyeceğim de 3 vatan evladı ölmüş bu kafadakiler ancak bık bık konuşur.
eğer türkiye de yaşıyorsak hiç gocunmadan ırkçı olmak zorundayız etrafımız bok çukurları ile çevrilmiş ve bu bok çukurlarından ne idüğü belirsiz şeyler bize akın akın geliyor.
biz avrupayı 10-15 sene geç takip ediyoruz. şu anda avrupa da müslüman göçmenlere karşı ırkçılık tavan yaptı daha da komiği slav göçmenler bunlar kadına çoluğa çocuğa zarar vermesin diye nöbet tutacak hale geldi gece. düşünün.
ha bizde ise bizim halk patlarsa bunları doğrar direk.
eğer türkiye de yaşıyorsak hiç gocunmadan ırkçı olmak zorundayız etrafımız bok çukurları ile çevrilmiş ve bu bok çukurlarından ne idüğü belirsiz şeyler bize akın akın geliyor.
biz avrupayı 10-15 sene geç takip ediyoruz. şu anda avrupa da müslüman göçmenlere karşı ırkçılık tavan yaptı daha da komiği slav göçmenler bunlar kadına çoluğa çocuğa zarar vermesin diye nöbet tutacak hale geldi gece. düşünün.
ha bizde ise bizim halk patlarsa bunları doğrar direk.
devamını gör...
3.
şehitlerimizin ruhları şad olsun, nur içinde yatsınlar.
devamını gör...
4.
akp'nin savunduğu birkaç öfkeli gence düzenlenen operasyon.

akp'nin örtbas etmeye çalıştığı islamcı teröristler tarafından yakılarak şehit edilen askerlerimiz fethi şahin ve sefter taş hakkındaki vikipedi sayfası için buradan

akp'nin örtbas etmeye çalıştığı islamcı teröristler tarafından yakılarak şehit edilen askerlerimiz fethi şahin ve sefter taş hakkındaki vikipedi sayfası için buradan
devamını gör...
5.
ışid'i kim getitdi bu ülkeye? suriyeden, ırak'tan, afganistan'dan gelen mülteciler getirdi. peki bu mültecileri kim getirdi?
cevap: ısid'e operasyon yaparak günah silen siyasi mekanizma.. sınırdaki mayınlar niye kalktı gakko?
cevap: ısid'e operasyon yaparak günah silen siyasi mekanizma.. sınırdaki mayınlar niye kalktı gakko?
devamını gör...
6.
konu hakkında istihbarat uzmanı serkan yıldız'ın güzel bir x floodu var. meraklısı için ekleyelim.
1- #yalova 'daki daeş / ışid terör örgütüne göre gece yarısı başlayan ve 3 saat süren çatışmanın perde arkası...
"nasıl?" ile başlayan tüm sorularınızın cevapları...
"neden?"lerin açıklamaları...
ve hepsinin "istihbarat temelli"analizi...
başlıyoruz
2-yalova, elmalık köyü... haritayı masaya yatırıp baktığınızda sıradan bir yeşillik görürsünüz. ama benim için orası başka bir şey fısıldar. burası tesadüf değil, cetvelle çizilmiş bir "gri bölge" tercihidir. istanbul’un kaosuna ne çok yakın ne çok uzak; tam o "kör nokta" dediğimiz yer. örgüt lojistiğinde bu tür yerler, nefes alma ve dağıtım istasyonudur. neden mi?
bir apartman dairesine mühimmat sandığı taşırsanız, yönetici, kapıcı ya da asansör kamerası sizi ele verir.
ama şehirden 9 kilometre uzakta, ağaçların arasına gizlenmiş bir müstakil evde duvarların ardı size aittir.
buradaki en kritik detay, google earth’ten bakılarak değil, bizzat sahada yürüyerek seçilen "ölü açı" avantajıdır.
eve giden yol, içerideki gözcüye gelen polis konvoyunu dakikalar öncesinden haber verir.
bu süre, silahı kurup mevzi almak için bir ömür kadar uzundur.
pencerelere dikkat ettiniz mi? perdelerin 24 saat kapalı olması amatörlüktür, dikkat çeker. profesyonel hücre, cama ışık geçirmeyen film çeker, üzerine tül asar. dışarıdan bakınca "huzurlu bir aile evi", içeriden bakınca dışarısı net bir "atış sahası"dır.
kapı çaldığında kimse "kim o" demez, tetiği çeker
3-bir ev baskını ne kadar sürer? 15 dakika? yarım saat? yalova'da çatışma tam 6 saat sürdü.
bu süre, sahadaki denklemi kökünden değiştirir. bu, buranın basit bir saklanma evi değil, bir "cephanelik" olduğunun matematiksel kanıtıdır. bir piyade tüfeği, yoğun çatışmada dakikada yüzlerce mermi kusar. 6 saat boyunca ateşi kesmemek için o evde sandıklar dolusu mühimmatın stoklanmış olması gerekir.
bu sadece bir direniş değil, bir lojistik anomalisiydi. istanbul’daki 115 kişilik dev şebekenin silahları muhtemelen burada tutuluyordu.
amaç, şehir girişindeki plaka tanıma sistemlerine ve çevirmelere "temiz" araçla girmek, silahları eylem günü parça parça içeri sokmaktı.
ama asıl korkutucu detay şu: bir silah, sürekli atış yaparsa namlusu 400 dereceye ulaşır, şişer ve tutukluk yapar. teröristlerin 6 saat çatışabilmesi, içeride "soğutma sırası" uyguladıklarını, yani ellerinin altında yedek silahlar olduğunu gösterir. biri ateş ederken diğeri silahını soğutuyordu.
karşımızda panikleyen gençler yoktu; namlu ısısını yönetmeyi bilen, silah bakımından anlayan, "silah" tecrübesine sahip bir yapı vardı.
4-neden şimdi? neden 29 aralık? takvime baktığınızda bunun bir tesadüf değil, bir "domino etkisi" olduğunu görürsünüz.
25 aralık'ta istanbul'da 115 kişi alındı. o gün düğmeye basıldı. yakalanan hücrelerin dijital verileri, polis iz sürücülerini lojistik merkezi olan bu köye getirdi.
yalova'daki grup, istanbul'un düştüğünü haber almıştı. o an psikolojileri "gizlen" modundan "imha et" moduna geçti.
polis kapıya dayandığında onlar uykuda değildi; muhtemelen mühimmatı kaçırmak için araca yüklüyor ya da delilleri yok ediyorlardı.
çatışma sırasında evden çıkan o yoğun, genzi yakan siyah dumanı hatırlayın. o sadece barut dumanı değildi. teröristler yakalanacaklarını anladıklarında telefonlarını kırmakla yetinmezler. sım kartı asitle yakarlar, harddiskleri matkapla delerler. o siyah duman, eritilen plastiğin, yani örgütün "hafızasının" yanarken çıkardığı dumandı.
çatışmanın şiddeti hayatta kalmak için değil, o bilgisayarlar tamamen eriyene kadar polise zaman kaybettirmek içindi.
5-o kadar ağır silah, roketler, tüfekler o köye nasıl girdi? doğu sınırından buraya ışınlanmadılar ya.
işte burada "görünmeyen kargo" tekniği devreye girer. silahlar söküldü, beyaz eşya kolilerinin, inşaat malzemelerinin arasına gizlendi. ama asıl mesele, taşıyan araçlardaydı. örgüt, asla dikkat çeken lüks cip ya da hurda araç kullanmaz. trafikte binlercesi olan, kimsenin dönüp bakmadığı "gri toyota"ları, beyaz ticari doblo'ları, yani "hayalet araçları" seçerler.
bir trafik polisi veya istihbaratçı için en büyük ipucu, aracın duruşudur. bagajda yüzlerce kilo mühimmat ve silah varsa, aracın arka amortisörleri doğal duruşundan 3-5 santim aşağı çöker. araba yolda giderken burnu hafif havada kalır, yola tutunamaz. lastik ile çamurluk arasındaki o daralan mesafe, o aracın "yüklü" olduğunu 50 metreden haykırır. bu araçlar aylarca yollarda dolaştı, köprülerden geçti. o basit fizik kuralı, o lastik aralığı fark edilmediği için o cephanelik yalova'ya kadar ulaştı.
6- yalova çatışması, sahadaki oyunun değiştiğinin resmi ilanıdır. artık elinde bıçakla saldıran o "yalnız kurt" dönemi bitti.
karşımızda "müfreze" disiplininde hareket eden, organize bir askeri yapı var. bir köy evini 6 saat savunmak, basit bir terör eylemi değil, askeri bir doktrindir. içerideki unsurlar, muhtemelen suriye veya ırak'taki çatışma bölgelerinde pişmiş, barut kokusunu parfüm niyetine kullanan "emir" düzeyinde saha komutanlarıydı.
küçük bir detay vereyim: ölü ele geçirilen profesyonellerin botlarına bakın. bağcıkları asla normal bağlanmaz. "düğüm içeri" tekniğiyle bağcıklar ayakkabının içine sokulur. neden mi? çatışma sırasında bağcık bir demire, bir çalıya takılırsa düşersiniz. düşerseniz ölürsünüz. bu adamlar ayakkabılarını bile ölecekmiş gibi bağlıyorsa, niyetleri teslim olmak değildir.
bu mühimmat 31 aralık gecesi istanbul'a akacaktı. yalova'daki o çatışma, belki de istanbul'da yaşanacak ikinci bir reina vakasını, çoklu bir katliamı engelledi.
7- gelelim 7 polisimizin yaralanmasına...
operasyonun başladığı saniyelerde, sıradan bir çatışma istatistiği değildir. bu, sahadaki en kadim tuzağın, "ölüm hunisi"nin acı bir ispatıdır. bir odaya girerken kapı eşiği, dünyadaki en savunmasız yerdir. ışık arkanızdan vurur, gölgeniz içeri düşer ve siz daha namluyu kaldırmadan hedef tahtasına dönüşürsünüz. içeridekiler uyumuyordu. namluları kapıya kilitlenmiş, parmakları tetikte, nefeslerini tutmuş o ilk "tık" sesini bekliyorlardı.
burada can yakan bir balistik gerçek var. standart polis yelekleri tabanca mermisini tutar, evet. ama içeride kalaşnikof gibi, duvarı bile delip geçen 7.62mm'lik savaş tüfekleri varsa, o yelek sadece üniforma aksesuarı olarak kalır. yaralanmaların çoğu, kapı kırıldığı o kaotik anda içeriden yapılan "bel altı tarama" ateşiyle gerçekleşti. kapı açıldığında içeriye sızan ışık polisin üzerine vurdu, içerisi zifiri karanlık kaldı. siz karanlığa ateş edersiniz ama karanlık sizi çoktan görmüştür. 7 yaralı, bu ışık disiplini hatasının ve karşıdaki "profesyonel aklın" sonucuydu. kapının arkasında korkmuş birileri yoktu, sizi bekleyen bir pusu vardı.
8- operasyonun "kapı kırma" yöntemiyle başlatılması, istihbarat raporunda o evin "düşük/orta risk" olarak kodlandığını bağırıyor. eğer raporda "ağır silah ve tahkimat var" ibaresi olsaydı, hiçbir amir o timi o kapıya yollamazdı. zırhlı araçla duvar yıkılır, içeriye gaz bombası yağdırılır, nefes almaları imkansız hale getirilirdi. temas mesafesine girilmezdi. 7 polisin yaralanması, sahadaki timin eksik bilgiyle bir "tavşan deliğine" sokulduğunu gösteriyor.
burada atlanan çok basit ama hayati bir "mikro-istihbarat" verisi var: elektrik sayacı. bir evde 3 kişi yaşadığı biliniyorsa, sayaç ona göre döner. ama o sayaç, sanki içeride bir tekstil atölyesi varmış gibi fırıl fırıl dönüyorsa, içeride kayıt dışı bir kalabalık, sürekli şarj edilen telsizler, ısıtıcılar ve cihazlar var demektir. bu basit verinin atlanması, sahada kanla ödenen bir faturaya dönüştü. kapıdaki tim, içerideki kalabalığı ve hazırlığı ancak ilk mermi vızıldadığında fark etti. bazen teknolojiye o kadar güvenirsiniz ki, duvardaki o basit sayacın size "gitme" dediğini duymazsınız.
9-yalova/elmalık dosyasını kapatırken son notu düşelim.
bu olay bir asayiş haberi değil, türkiye'nin "yumuşak karnı"na yapılan bir sızmadır.
tehlike artık uzaktaki dağlarda değil, metropollerin hemen yanı başındaki sessiz banliyölerdedir. istanbul örgütün "beyni", yalova ise "kası" idi. o bağ koparıldı.
polis, yanlış risk analiziyle girdiği o evden, kendi şahsi inisiyatifi ve cesaretiyle büyük bir faciayı önleyerek çıktı.
unutmayın; uyuyan hücreler artık uyumuyor, askeri nizamda bekliyor. mahallenizde yeni taşınan o sessiz komşuları düşünün. çöp kutularına bakın. eğer çöplerinde hiç yemek sipariş fişi, kargo poşeti, çocuk bezi ya da "kişisel atık" yoksa, şüphelenin. o evde yaşayanlar "hayalet" protokolündedir; iz bırakmamak için çöpünü bile başka mahalleye döküyordur.
istihbarat bazen uydudan değil, çöp konteynerinden başlar.
x.com/serkan80yildiz/status...
1- #yalova 'daki daeş / ışid terör örgütüne göre gece yarısı başlayan ve 3 saat süren çatışmanın perde arkası...
"nasıl?" ile başlayan tüm sorularınızın cevapları...
"neden?"lerin açıklamaları...
ve hepsinin "istihbarat temelli"analizi...
başlıyoruz
2-yalova, elmalık köyü... haritayı masaya yatırıp baktığınızda sıradan bir yeşillik görürsünüz. ama benim için orası başka bir şey fısıldar. burası tesadüf değil, cetvelle çizilmiş bir "gri bölge" tercihidir. istanbul’un kaosuna ne çok yakın ne çok uzak; tam o "kör nokta" dediğimiz yer. örgüt lojistiğinde bu tür yerler, nefes alma ve dağıtım istasyonudur. neden mi?
bir apartman dairesine mühimmat sandığı taşırsanız, yönetici, kapıcı ya da asansör kamerası sizi ele verir.
ama şehirden 9 kilometre uzakta, ağaçların arasına gizlenmiş bir müstakil evde duvarların ardı size aittir.
buradaki en kritik detay, google earth’ten bakılarak değil, bizzat sahada yürüyerek seçilen "ölü açı" avantajıdır.
eve giden yol, içerideki gözcüye gelen polis konvoyunu dakikalar öncesinden haber verir.
bu süre, silahı kurup mevzi almak için bir ömür kadar uzundur.
pencerelere dikkat ettiniz mi? perdelerin 24 saat kapalı olması amatörlüktür, dikkat çeker. profesyonel hücre, cama ışık geçirmeyen film çeker, üzerine tül asar. dışarıdan bakınca "huzurlu bir aile evi", içeriden bakınca dışarısı net bir "atış sahası"dır.
kapı çaldığında kimse "kim o" demez, tetiği çeker
3-bir ev baskını ne kadar sürer? 15 dakika? yarım saat? yalova'da çatışma tam 6 saat sürdü.
bu süre, sahadaki denklemi kökünden değiştirir. bu, buranın basit bir saklanma evi değil, bir "cephanelik" olduğunun matematiksel kanıtıdır. bir piyade tüfeği, yoğun çatışmada dakikada yüzlerce mermi kusar. 6 saat boyunca ateşi kesmemek için o evde sandıklar dolusu mühimmatın stoklanmış olması gerekir.
bu sadece bir direniş değil, bir lojistik anomalisiydi. istanbul’daki 115 kişilik dev şebekenin silahları muhtemelen burada tutuluyordu.
amaç, şehir girişindeki plaka tanıma sistemlerine ve çevirmelere "temiz" araçla girmek, silahları eylem günü parça parça içeri sokmaktı.
ama asıl korkutucu detay şu: bir silah, sürekli atış yaparsa namlusu 400 dereceye ulaşır, şişer ve tutukluk yapar. teröristlerin 6 saat çatışabilmesi, içeride "soğutma sırası" uyguladıklarını, yani ellerinin altında yedek silahlar olduğunu gösterir. biri ateş ederken diğeri silahını soğutuyordu.
karşımızda panikleyen gençler yoktu; namlu ısısını yönetmeyi bilen, silah bakımından anlayan, "silah" tecrübesine sahip bir yapı vardı.
4-neden şimdi? neden 29 aralık? takvime baktığınızda bunun bir tesadüf değil, bir "domino etkisi" olduğunu görürsünüz.
25 aralık'ta istanbul'da 115 kişi alındı. o gün düğmeye basıldı. yakalanan hücrelerin dijital verileri, polis iz sürücülerini lojistik merkezi olan bu köye getirdi.
yalova'daki grup, istanbul'un düştüğünü haber almıştı. o an psikolojileri "gizlen" modundan "imha et" moduna geçti.
polis kapıya dayandığında onlar uykuda değildi; muhtemelen mühimmatı kaçırmak için araca yüklüyor ya da delilleri yok ediyorlardı.
çatışma sırasında evden çıkan o yoğun, genzi yakan siyah dumanı hatırlayın. o sadece barut dumanı değildi. teröristler yakalanacaklarını anladıklarında telefonlarını kırmakla yetinmezler. sım kartı asitle yakarlar, harddiskleri matkapla delerler. o siyah duman, eritilen plastiğin, yani örgütün "hafızasının" yanarken çıkardığı dumandı.
çatışmanın şiddeti hayatta kalmak için değil, o bilgisayarlar tamamen eriyene kadar polise zaman kaybettirmek içindi.
5-o kadar ağır silah, roketler, tüfekler o köye nasıl girdi? doğu sınırından buraya ışınlanmadılar ya.
işte burada "görünmeyen kargo" tekniği devreye girer. silahlar söküldü, beyaz eşya kolilerinin, inşaat malzemelerinin arasına gizlendi. ama asıl mesele, taşıyan araçlardaydı. örgüt, asla dikkat çeken lüks cip ya da hurda araç kullanmaz. trafikte binlercesi olan, kimsenin dönüp bakmadığı "gri toyota"ları, beyaz ticari doblo'ları, yani "hayalet araçları" seçerler.
bir trafik polisi veya istihbaratçı için en büyük ipucu, aracın duruşudur. bagajda yüzlerce kilo mühimmat ve silah varsa, aracın arka amortisörleri doğal duruşundan 3-5 santim aşağı çöker. araba yolda giderken burnu hafif havada kalır, yola tutunamaz. lastik ile çamurluk arasındaki o daralan mesafe, o aracın "yüklü" olduğunu 50 metreden haykırır. bu araçlar aylarca yollarda dolaştı, köprülerden geçti. o basit fizik kuralı, o lastik aralığı fark edilmediği için o cephanelik yalova'ya kadar ulaştı.
6- yalova çatışması, sahadaki oyunun değiştiğinin resmi ilanıdır. artık elinde bıçakla saldıran o "yalnız kurt" dönemi bitti.
karşımızda "müfreze" disiplininde hareket eden, organize bir askeri yapı var. bir köy evini 6 saat savunmak, basit bir terör eylemi değil, askeri bir doktrindir. içerideki unsurlar, muhtemelen suriye veya ırak'taki çatışma bölgelerinde pişmiş, barut kokusunu parfüm niyetine kullanan "emir" düzeyinde saha komutanlarıydı.
küçük bir detay vereyim: ölü ele geçirilen profesyonellerin botlarına bakın. bağcıkları asla normal bağlanmaz. "düğüm içeri" tekniğiyle bağcıklar ayakkabının içine sokulur. neden mi? çatışma sırasında bağcık bir demire, bir çalıya takılırsa düşersiniz. düşerseniz ölürsünüz. bu adamlar ayakkabılarını bile ölecekmiş gibi bağlıyorsa, niyetleri teslim olmak değildir.
bu mühimmat 31 aralık gecesi istanbul'a akacaktı. yalova'daki o çatışma, belki de istanbul'da yaşanacak ikinci bir reina vakasını, çoklu bir katliamı engelledi.
7- gelelim 7 polisimizin yaralanmasına...
operasyonun başladığı saniyelerde, sıradan bir çatışma istatistiği değildir. bu, sahadaki en kadim tuzağın, "ölüm hunisi"nin acı bir ispatıdır. bir odaya girerken kapı eşiği, dünyadaki en savunmasız yerdir. ışık arkanızdan vurur, gölgeniz içeri düşer ve siz daha namluyu kaldırmadan hedef tahtasına dönüşürsünüz. içeridekiler uyumuyordu. namluları kapıya kilitlenmiş, parmakları tetikte, nefeslerini tutmuş o ilk "tık" sesini bekliyorlardı.
burada can yakan bir balistik gerçek var. standart polis yelekleri tabanca mermisini tutar, evet. ama içeride kalaşnikof gibi, duvarı bile delip geçen 7.62mm'lik savaş tüfekleri varsa, o yelek sadece üniforma aksesuarı olarak kalır. yaralanmaların çoğu, kapı kırıldığı o kaotik anda içeriden yapılan "bel altı tarama" ateşiyle gerçekleşti. kapı açıldığında içeriye sızan ışık polisin üzerine vurdu, içerisi zifiri karanlık kaldı. siz karanlığa ateş edersiniz ama karanlık sizi çoktan görmüştür. 7 yaralı, bu ışık disiplini hatasının ve karşıdaki "profesyonel aklın" sonucuydu. kapının arkasında korkmuş birileri yoktu, sizi bekleyen bir pusu vardı.
8- operasyonun "kapı kırma" yöntemiyle başlatılması, istihbarat raporunda o evin "düşük/orta risk" olarak kodlandığını bağırıyor. eğer raporda "ağır silah ve tahkimat var" ibaresi olsaydı, hiçbir amir o timi o kapıya yollamazdı. zırhlı araçla duvar yıkılır, içeriye gaz bombası yağdırılır, nefes almaları imkansız hale getirilirdi. temas mesafesine girilmezdi. 7 polisin yaralanması, sahadaki timin eksik bilgiyle bir "tavşan deliğine" sokulduğunu gösteriyor.
burada atlanan çok basit ama hayati bir "mikro-istihbarat" verisi var: elektrik sayacı. bir evde 3 kişi yaşadığı biliniyorsa, sayaç ona göre döner. ama o sayaç, sanki içeride bir tekstil atölyesi varmış gibi fırıl fırıl dönüyorsa, içeride kayıt dışı bir kalabalık, sürekli şarj edilen telsizler, ısıtıcılar ve cihazlar var demektir. bu basit verinin atlanması, sahada kanla ödenen bir faturaya dönüştü. kapıdaki tim, içerideki kalabalığı ve hazırlığı ancak ilk mermi vızıldadığında fark etti. bazen teknolojiye o kadar güvenirsiniz ki, duvardaki o basit sayacın size "gitme" dediğini duymazsınız.
9-yalova/elmalık dosyasını kapatırken son notu düşelim.
bu olay bir asayiş haberi değil, türkiye'nin "yumuşak karnı"na yapılan bir sızmadır.
tehlike artık uzaktaki dağlarda değil, metropollerin hemen yanı başındaki sessiz banliyölerdedir. istanbul örgütün "beyni", yalova ise "kası" idi. o bağ koparıldı.
polis, yanlış risk analiziyle girdiği o evden, kendi şahsi inisiyatifi ve cesaretiyle büyük bir faciayı önleyerek çıktı.
unutmayın; uyuyan hücreler artık uyumuyor, askeri nizamda bekliyor. mahallenizde yeni taşınan o sessiz komşuları düşünün. çöp kutularına bakın. eğer çöplerinde hiç yemek sipariş fişi, kargo poşeti, çocuk bezi ya da "kişisel atık" yoksa, şüphelenin. o evde yaşayanlar "hayalet" protokolündedir; iz bırakmamak için çöpünü bile başka mahalleye döküyordur.
istihbarat bazen uydudan değil, çöp konteynerinden başlar.
x.com/serkan80yildiz/status...
devamını gör...
7.
birileri diyordu ki teröristleri ayakkabı numaralarına kadar biliyoruz. ne oldu ? bugün 3 vatan evladı bu selefi köpekler tarafından şehit edildiler.
devamını gör...
8.
hangisi sünnetli, hangisi kaç numara ayakkabı giyiyora kadar hakim oldukları öfkeli çocukları yine namlusunu vatan evlatlarına çevirip şehit ediyor.
bu şehitlerin kanı sadece tetiği çekenlerin ellerinde değil, bunları meşru görenlerin, ülkeye sokakların da ellerinde. bunlar olurken destekleyen seçmenlerinin de ellerinde o kan.
şimdi paylaşıyorlar şehidimiz var başımız sağolsun diye, şehit senden ama şehit edeni destekleyenler de senden. söyle hangi saftasın demek istiyorum yüzlerine.
ne fark eder örgütün adının ne olduğu zaten, ha işid ha pkk ha başka birşey. şehitlere ağlıyorsun ama şehit edenleri salıyorlar çatır çatır. e onu da destekliyorsunuz.
yarın bu şehitlerin katillerini de yakalasalar ne olacak, başka bir afla onlar da çıkacak. olan sadece ateşin düştüğü yere oluyor. yine birileri dul kaldı birileri yetim. yine anne babalar evlat acısı tattı. gerisi hikaye.
bu şehitlerin kanı sadece tetiği çekenlerin ellerinde değil, bunları meşru görenlerin, ülkeye sokakların da ellerinde. bunlar olurken destekleyen seçmenlerinin de ellerinde o kan.
şimdi paylaşıyorlar şehidimiz var başımız sağolsun diye, şehit senden ama şehit edeni destekleyenler de senden. söyle hangi saftasın demek istiyorum yüzlerine.
ne fark eder örgütün adının ne olduğu zaten, ha işid ha pkk ha başka birşey. şehitlere ağlıyorsun ama şehit edenleri salıyorlar çatır çatır. e onu da destekliyorsunuz.
yarın bu şehitlerin katillerini de yakalasalar ne olacak, başka bir afla onlar da çıkacak. olan sadece ateşin düştüğü yere oluyor. yine birileri dul kaldı birileri yetim. yine anne babalar evlat acısı tattı. gerisi hikaye.
devamını gör...
9.
içerideki kadın ve çocukların dışarı alınıp sonra çatışılması saçma bir dizge değil mi? orada 'sahiden' nasıl bir çatışma oldu?
tersi olamaz çünkü bomba kullanılmış.
şehit vermeden yapılabilirdi sanki bir şeyler. bir yerde bir hata var gibi.
tersi olamaz çünkü bomba kullanılmış.
şehit vermeden yapılabilirdi sanki bir şeyler. bir yerde bir hata var gibi.
devamını gör...
10.
uuu beybi faşşoların bastığı başlık olmuş burası.
anlamayan teresler için not: hafif ironi içerir.
anlamayan teresler için not: hafif ironi içerir.
devamını gör...
11.
3 şehit 8 gazi var. 6 terörist ölü ele geçirildi.istanbul ankara vs. 357 kişi gözaltına alındı. bence olay türk polisinin refleksini ölçmek bir yerde. gözaltına alan polislerın videosu tv lerde dönüyor. farklı şubelerden polisler teröristlerı alırken farklı davranmış. bir komcu başından tutup eğiyor, diğer tahmınım asayişci elını omzuna koymuş getiriyor, terörculer iki kola girmış getiriyor.
protokol ölçümünü ben tv den yapabiliyorum.
yıl başında dikkatli olun, bu pezevenklerın 2. katman deli hücrelerı olabilir. arkadaşımla yılbaşı kutlamasını iptal ettık. bence şimdi sabaha kadar kadıköy güvenli olmayacak. eee öpeceklerse kadıköyun göbegınden öperler.
protokol ölçümünü ben tv den yapabiliyorum.
yıl başında dikkatli olun, bu pezevenklerın 2. katman deli hücrelerı olabilir. arkadaşımla yılbaşı kutlamasını iptal ettık. bence şimdi sabaha kadar kadıköy güvenli olmayacak. eee öpeceklerse kadıköyun göbegınden öperler.
devamını gör...
12.
lan dünden beri soruyorum bu herifler o kadar mühimmatı 4 saat çalışacak kadar mühimmatı ne ara soktu ülkeye? hani ayakkabı numaralarına kadar biliniyordu?
devamını gör...
13.
arkadaşım olan polis memuru vefat etmiştir. çok çok üzgünüm. vatan sağ olsun diyoruz da, giden gittikten, arada gözü yaşlı bir eş ve çocuk bırakan, kendini paralayan insanları görünce, bir hiç uğruna, vatandaşlık verilen insanları gören biz daha nereye kadar dayanacağız...
türk vatandaşlığı verilen her kişi türk değildir. bazıları orospu çocuğu. görmüş olduk!
başımız sağ olsun, şehitlerimize rahmet, ailelerine ve bizlere sabırlar diliyorum.
türk vatandaşlığı verilen her kişi türk değildir. bazıları orospu çocuğu. görmüş olduk!
başımız sağ olsun, şehitlerimize rahmet, ailelerine ve bizlere sabırlar diliyorum.
devamını gör...
"29 aralık 2025 yalova ışid operasyonu" ile benzer başlıklar
ışid
20