zaman tüneli

ne güzel yıllardı. :')
keşke geri gitsem de kurtulsam.
devamını gör...

portmanto olarak kullandığım sözlük. arada bir üstümdeki cümleleri buraya asmaya geliyorum.
devamını gör...

evde uzanıyorum.
devamını gör...

maviyi tercih ederim.
devamını gör...

çoğaltılabilir örnekleri olan başkan. şimdi isim verip rencide etmek istemiyorum.
devamını gör...

bugünlük bu kadar yeter. mis gibi bir yıl olsun..
devamını gör...

10 tanım silip 5 tanım girince de sözlük kar eder. sözlüğün kar etmesi reklamlara bağlı.
devamını gör...

eski hali bok gibiydi. asıl şimdiki hali güzel.
devamını gör...

boktan tanımlarımı siliyorum.
devamını gör...

sözlük kar eder.
devamını gör...

eurovision'a çıksın.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
izlediğim en enteresan filmlerden biriydi.
devamını gör...

karışık yok mu
devamını gör...

devamını gör...

gupse için bile izlenirdi.
devamını gör...

bu seneyi bacanak, baldız, kayınpeder kombosuyla evde geçirelim istedik. tv’de zap yaparken ibo şov bir 10 dakika kadar açık kaldı. bacanakla olayın saçmalığına adapte olup bir eleştirmen edasıyla programı inceledik.

ibo zaten malum, onun üzerinde pek durmadık. hayatın sillesini yemiş hatta yeri gelmiş mermisini de yemiş. allah affetsin ama ibretlik mi diyeyim ne diyeyim bilemedim.

yıldız tilbe ablamızın yüzsüzlüğünü bir kenara koyarsak * çok bariz otlanmış. bir ara elbisesinin göğüs kısmında maydonoz gibi bir şey sallanıyordu, güldürdü.

bülent ersoy genelde hiç ayağa kalkmadı. oturduğu yerden milleti azarlıyordu en son. değişik bir çar. muhtemelen madde etkisinde değil en doğal hali de bu.

şafak sezer kaynakçı gözlüğüyle arzı endam eyledi. bu ortamı sağlam kafayla çekebileceğini hiç sanmıyorum. bir ara cengiz kurtoğlu şarkı söylerken şafak sezer arkada uzun süre boşluğa baktı, öylece kıpırdamadan. ardından arkada siyahlı birinin koşarak ekrandan çıktığını gördük. kamera uzaklaştı ve şafak sezer yerinde yoktu. muhtemelen 1 litre gömüp gelmiş, tuvalete koştuğunu varsaydık. 5 dakika sonra geri geldi, rahatlamış tavırlarıyla dikkat çekti.

cengiz kurtoğlu en eğlenceli şarkıları bile arabesk tarzda okuyarak yılbaşı eğlence gecesine yeni bir soluk getirdi. az kalsın evde kendimizi jiletliyorduk.

tüm bunlar, bu rezalet yılbaşı şovundan bir eğlence çıkarmak maksadıyla eş dostla yaptığımız geyikten ibaret tabii ki. ama bir kez daha anladık ki bu memleketin ruhu ölmüş. ulusal kanalda şu rezaleti yılbaşı gecesinde eğlence diye yayınlamak… bu millete reva görülen bu oğlum işte. üzülüyorum ben kendimize. yılbaşı şovları 90larda ve 2000’lerin ilk 8-10 senesinde böyle miydi? bir düşünün. sanki o yıllar çok uzaklara gitmiş asla geri gelmeyecek eski bir dost gibi. inanılmaz, cidden inanılmaz.
devamını gör...

öncelikle, morpheus bana mavi ve kırmızı hapı sunup "ikisinden birini almak zorundasın" baskısını kurduğu anda; ikisini de almıyorum, ya anlat ya da evime dönerim, derdim. yani neden mavi hapı alıp o ana kadar yaşadığım deneyimleri unutmak isteyeyim ki? kırmızı hapı alacak kadar idealist biri değilim ve morpheus'a deli gibi güvensem bile almazdım sanırım. mavi hapı da almazdım ama. bu iki seçenekten birine zorlandığım anda zaten ters reaksiyon verip ya anlat ya da evime döneceğim, derdim. bunu ikinci kere söyledim. deja vu! :d ama anlatırsa ve ikna olursam da kırmızı hapı alabilirdim.

ajan smith tabii ki totomu yesin. yani morpheus çok idealist bir insan ve the matrix evreninde bir direnişçi olmak her türlü soylu bir tavırdır.

ajan smith diyelim ki aynı karakterdeki (yani bir sentient program olarak bildiğimiz karakterini koruyan) bir insan olsun ve sizi bir şeylerle görevlendirsin. hadi siz de onu haklı bulun ve bu insanlık bir haltı hak etmiyor ve smith'in askerleriyiz deyin. yani öyle farz edelim. mobbing'in kralını yapardı size smith ve ilk fırsatta "morpheus adam gibi adammış" diye ona koşardınız.
devamını gör...

yarınki menüme karar verdim.
devamını gör...

merhaba diyorum
devamını gör...

hakkım helaldir. gayet beğendim.

hele sonuna doğru yıldız tilbe coştu, her çeşit sevimlilk yaparak somurtan tipleri eğlendirdi.

cengiz kurtoğlu, şafak sezer, ibo, asena, diva bülent hepsi aşırı duygusal bir atmosferden sıyrılıp gerçekçi ve samimi bir eğlenceye giriştiler. ben sevdim programı.

ama bir zamanın azametli sanatçılarının ''bulaşık süngeri' gibi pörsümüş hallerini görmekte ibretlik bir olaydı. hepsi yılların her izini üstlerinde taşıyarak program yaptılar.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim