zaman tüneli

ulan sözlüğe veda yazısı yazanların anasına sövüyoruz ama iyi geceler sözlüğü hiç eksik etmiyoruz. bu ne la

iyi geceler
devamını gör...

adamlarda nüfus fazlası vardı, yüksek gümrük ücreti olan yollarla mücadele etmeleri gerekiyordu ve sömürge konusunda ahlaki sınırları yoktu.
devamını gör...

hayatımın bir tek gününde bile vize sorunu yaşamamamı sağlayan uluslararası kimlik aracı.
devamını gör...

elbette bilgisayar programlaması kavramını ilk öğrendiğimiz yerden dinlemeliyiz. ilham vermeli insana...

devamını gör...

sömürgecilik faaliyetlerine girişmelerine izin verecek nüfus fazlasına sahip olmaları.
bankacılık sisteminin ve diğer finansal araçların çok erken bir dönemde yerli yerine oturmuş olması.
batılı devletlerin coğrafi keşifleri devlet himayesinde, 100-150 yıllık bir süreç içerisinde sistematik hale getirmeleri, bu şekilde hem sömürğlecek toprak elde etmeleri, hem de klasik karasal ticaret yollarının stratejik önemini boşa çıkarmaları.
yeni dünya’dan getirdikleri değerli madenler yetmiyor gibi 16.yy’da gümüşü saflaştırmayı öğrenerek osmanlı ekonomisini mahvetmeleri.
yeni dünyadaki katma değeri yüksek ürünlerle kapital biriktirebilmeleri, bu yolla feodal sistemi terk ederek merkeziyetçi monarşi+burjuvaya dayalı bir yönetim modeli geliştirebilmeleri, bunun sonucunda osmanlı’ya karşı en büyük zayıflıkları olan 100.000’den kalabalık düzenli orduları finanse edebilir hale gelmeleri.
moğol istilalarından sonra gittikçe azalan doğunun bilim üretme kapasitesine karşı örgün eğitimi desteklemeleri..
devamını gör...

aslında sadece hakızlık yapana ceza verse kötü olana ceza verse okullarda huzur olur ama nedense her ikisine ceza veriyor ya da haksızları zorbaları destekledikleri için okulda refah kalmıyor
devamını gör...

madalyonun bilinen yüzü diye bir kanal var ve hasan sabbah hakkında yaptığı bir videoya denk geldim. semerkant ve alamut adlı romanları beğenmemiş çünkü kaynak olarak alınamazlarmış. -zaten ikisi de roman ve kurmaca. kaynak olmak gibi bir iddiaları yok. amin maalouf kitap hakkında konuşurken bunu sık sık dillendirdi zaten.

ama kaynak aldığı kitaplar ise bernard lewis'in haşhaşiler kitabı. marco polo'yu da okumuş ama eleştiriler var diyor ama lewis'te kaynağını o kitaptan alıyor zaten.

youtube'dan etkileşim alacak diye tarihçi kesilenlerle dolu ortalık ne yazık ki. halbuki bu işler bu kadar basitleştirilmemeli bana göre. bir de hasan sabbah gibi birinin iki kaynaktan esas alınıp ''haşhaşiler esrar içip suikast yaparlardı'' gibibir anlatım bildiğin cahilliktir bana göre.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

önceki entrylerde gömülmesine hiç şaşırmadığım araba. çünkü ya sev ya nefret tarzı bir tipi var bu arkadaşın.

baba ben bayıldım buna yalnız. pandaların sürekli bambu yemesine gönderme için düşünülmüş bambu kaplamalar, kapılardaki kabartma panda yazısı, led farlardaki fiat fabrikası tasarımı detayı, iç tasarımdaki ufak tefek dokunuşlar falan gayet iyi.

ama göz zevkini bırakıp mantıkla düşünürsek bu arabayı almak ağır risk olacaktır çünkü arbaa stellantis denen şer yuvası çatısı altında üretiliyor. stellantis demek çözümü olmayan bol bol kronik sorun demek. en büyük problemi menzili bence, fabrika verisi 320 ama gerçek hayatta 250 falan olur o. dolayısıyla uzun yol yalan, sadece şehir içinde kullanılabilir.

neyse ne kadar gözünüze hitap ederse etsin psa-stellantis grubu araçlarından uzak durun.
devamını gör...

t:her yazarın yalnızca bir satır şiir yazdığı ve satırları alt altta okuyunca anlam kazanan bir şiirin oluşturulduğu başlık.

ben başlıyorum sevgili yazarlar. (sizde devam edin g*t etmeyin beni burda akşam akşam)


bazı çabalar vardır fuzuli
devamını gör...

yürümek
devamını gör...

hasan sabbah'ı bilir misin?

hasan sabbah yalçın bir dağın tepesindeki bir adam. kartal yuvası bir kalede oturuyor. alamut kalesi'nde. krallıkları deviren, adalet dağıtan, dehşet saçan bir adam.

o zamanın selçuklu sultanı selahaddin, bu hasan sabbah'ın peşine kelle avcılarını göndermiş; hasan sabbah'ın kellesini istemiş.

gel zaman git zaman, hasan sabbah'ın elçisi sultana gitmiş saraya. elçi gelmiş demiş ki "sultana bir lafımız olacak." sultan "buyur söyle" demiş.

elçi bakmış şöyle, demiş ki "bu kalabalık olmaz." sultan kalabalığı göndermiş.

elçi demiş ki "bu korumalar da gitsin, lafım sana" demiş. sultan iyice merak etmiş, korumaları da göndermiş.

o zaman elçi sultanın yanındaki iki kölemen korumaya bakmış, demiş ki "onları da gönder".

sultan demiş ki "onları göndermem, onlar benim oğullarım, en çok onlara güvenirim, biz üçümüz bir kişiyiz" demiş. "haydi söyle yahut da git".

o zaman elçi, o iki kölemen korumaya dönmüş, demiş ki "size kılıçlarınızı çekin ve hükümdara kıyın desem naparsınız?"

iki adam tereddüt bile etmemiş: "emrin olur" demiş.

bunun üzerine elçi arkasına bile bakmadan çekip gitmiş. ertesi gün sultan selahaddin, hasan sabbah'ın peşine gönderdiği kelle avcılarını geri çağırmış.
devamını gör...

bu başlığa iki sene bir ay önce #2789844 bu tanımı yapmışım.
tevafuk oldu tekrar okudum, ve tekrar aynı konuda aynı düşüncelere sahip olmaktan dolayı da mutlu oldum. hiç değişmemiş bu hususta düşüncelerim.
öfke pişmanlıktır. özür diletir insana, eğer insansa. özür dilenecek durumda bırakır. bedeli ağırdır. namludan çıkan kurşun, ağızdan çıkan söz ya da geçen zaman gibidir. dönüşü olmaz çoğu zaman.
yapman kuzum, etmen kuzummm, hökelenmen. (yapmayın yavrularım, etmeyin yavrularım, öfkelenmeyin).
devamını gör...

iskender'in

"fuzuli bir beden karşındaki " cümlesini hatırlatır.
devamını gör...

ismaili devleti'nin ikinci devlet başkanıdır. hasan sabbah, ölüm döşeğindeyken yetkiyi kıya'ya bırakmıştır.
devamını gör...

kötü birşey ama karşıdaki kötüyse haksızlığa karşı öfke orta halli iyi
devamını gör...

"yedi ulu ozan" arasında yer alan fuzulî'nin baba adı süleyman ve kendisinin asıl adı da mehmet olduğu bir çok kayıttan anlaşılmaktadır. (5) doğum tarihi hakkında 1480-1495 veya 1504 gibi tarihler arasında tereddüt edilirken, ölüm tarihi olarak gösterilen (m.1556) tarih de araştırmacı yazarların tereddütleri yoktur.

doğum yeri olarak; kerkük, musul, kerbelâ, bağdat, hille ve necef'te geçtiği ve bir taun (veba) salgınına yakalanarak, kerbelâ'da hakk’a yürüyüp bu şehirde defnedildiği (1556) fuzulî'yi araştıranlarca kabul edilmektedir.

fuzulî, önce babası süleyman'dan daha sonra da rahmetullah adlı bir hocadan ilim öğrendiği ve çok iyi yetiştiği kabul edilir. edebî yönde gelişmesi de, azeri şairi habibînin (1470-1520?) etkisi olmuş ve üç dilde (farsça, arapça ve türkçe) şiir yazacak kadar ileri bir dil bilgisine sahip olmuştur. yazdığı düz yazılarda dahi şairliğin izlerini görmek mümkündür.

kur'anı ezbere bilen ve "yol" olarak, "isna aşeriye'yi (oniki imama bağlılık) yolunu seçen fuzulî'nin bağlı bulunduğu bir tarikat adı net olarak bilinmiyor ama, "ali murtaza'ya ve pâk soyuna" duyduğu aşk ve muhabbet onun, "vahdet-i vücut" ilkesine inanan bir inanış ile, ilim şehrinin kapısına giden bir "yolcu” olduğunu kolayca anlamış oluyoruz.

fuzulî, "hadikatüssuada" (saadete ermişlerin bahçesi) adlı eserinde tüm peygamber ve resûllerin hakk ve hakikat uğruna çektikleri çileleri ve ödedikleri bedelleri anlatır ve kerbelâ çölünde susuz ve mecalsiz bırakılıp hunharca şehit edilen hz. hüseyin'in çektiği çile ve hakk yolunda ödediği bedel ile karşılaştırır. hiçbir peygamberin ve nebinin bu yolda katlandığı çile ve ödediği bedel, hz. hüseyin'in katlandığı çile ve ödediği bedel ile kıyaslanamayacağını hatırlatır... çünkü insan inancı uğrunda; ibrahim gibi "nar"a atılmayı, zekeriya gibi hızar ile biçilmeyi, isa gibi çarmıha gerilmeyi musa ve muhammed mustafa gibi ilden il'e sürülmeyi göze alabilir. ama, 72 yakınını ve canı kadar sevdiği dostları zalimin zulmü altında ve kahr okunun açtığı yaralardan akan kanlar içerisinde görmek ve böylesi bir vahşet saçan zulüme tahammül edebilmek, ancak hz. hüseyin'e mahsus bir meziyet olduğunu kendisine has bir dille anlatır fuzulî hazretleri.

safevî devletinin hükümdarı şah ismail 1508 de bağdat'ı ele geçirdiğinde, fuzulî, dini ve edebî ilim üzerine kendisini yetiştirmiş genç bir şair idi. şah ismail, horasan yakınlarında özbek hanı şeybek'i yenmesi üzerine, ona, beng-ü bade (şarap ve afyon) mesnevisini yazdı. kendisi gibi tasavvuf şairi olan şah ismail fuzuli'yi taltif edip değer verdi.

kanuni sultan süleyman (1494-1566) bağdat-ı ele geçirdiği (1534) fuzulî, bu fetih için de övgüler içeren kasideler yazdı. bu övgüleri kanunî'yi etkiledi ve kendisine evkaf gelirinden günde dokuz akçe maaş bağlandı...

fuzulî'yi daha sağlığında uzak diyarlara kadar ününü yayan, siyasilere yazdığı övgü kasidelerinden ziyade; hz. hüseyin ve kerbelâ vahşeti hakkında yazdığı duygulu şiirler ve hakk ile bâtılın savaşındaki mezalimin zulmünü hak ettiği şekilde vermesi "fuzuli" adını, taşkent'ten istanbul'a, kahire'den kırım ve belgrad'a kadar duyurmuş oldu. fuzuli'nin "hadikatüssuada" sını okuyan (müslüm-gayri müslüm) tüm insanlar, peygamber nesline yapılan bu vahşi zulümün aslını öğrenmiş oldular. emevî ve abbasi yönetimlerinin bu pâk soya karşı takındıkları insanlık dışı tavrın, asıl nedeninin "hakk ve batıl", "zalim ve mazlum" savaşı olduğunu anlayan insanlar, hz. peygamber'in ümmetine emanet ettiği ehlibeyti'ne yakından tanıyıp yanlış bildiklerinden kurtuldular.

böylece fuzulî, ehlibeyte yapılan zulmün üzerine örtülen perdeyi aralamış oldu... 14 asırdan beri emevî ve abbasî zulmünün aslını bilmeyenler "hadikatüssuada"yı okuyunca, "karanlık çağın" kalıntıları olan uydurma "hadislerin" ilimsiz-irfansız felsefenin pençesinden kurtulmuş oldular.

fuzulî "beng-ü bade" (afyon-şarap) eserinden iran şahı şah ismail ile osmanlı padişah'ı ıı. beyazıd (1447-1512)ın arasındaki siyaseti ve politik mücadeleyi işleyerek, şah ismail'e itaf etmiştir. beg-ü bade, birçok araştırmacı tarafından ele alınıp incelenmiş, yeni baskıları yapılmıştır. ayrıca 1943'de hüsnü lugal ve o. beşer tarafından almancaya çevrilmiştir.

leylâ ve mecnun (destan-ı leylî vü mecnun ). klasik türk edebiyatının mesnevi alanındaki en güzel ürünü sayılır. bu eserin son ve dikkatli bir basımını necmettin halil onan hazırladı (1955). fuzuli'nin bu eserine dayanarak, 1907'de azeri sanatçısı üzeyir hacıbeyli'nin yazdığı leylâ ve mecnun operası, şairin yakın zamanlarda türk illerinde devam eden etkisini gösterir. fuzuli ünlü bir arap aşk hikâyesine dayanan ve arap, fars edebiyatlarından başka türk edebiyatında da 30 kadar şair tarafından ele alınmış olan bu konuyu canlı, samimi ve etkili bir şekilde işlemiştir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hasan sabbah ile ilgili bilinenlerin %90'ı marco polo denen gezgindendir. o da alamut'a hiç girmemiş, sadece orta doğu coğrafyasında gezerken duyduğu şeyleri yazmıştır. ayrıca hasan sabbah bir dervişti ve alamut'ta bir devleti idare etti. eşitlikçiydi, çünkü dönemin mezhepsel yöneticileri gibi davranmadı, katı kuralları olmasına rağmen bunlar keyfi olarak maddelenmiş değil, ahlakiydi.

- adildi, çünkü herkes alamut'ta eşitti. hasan sabbah, yolsuzluk yaptığı için bir oğlunu, cinayete karıştığı için başka bir oğlunu idam ettirdi.
- ayrıca bir veliahtlık sistemi yoktu. zaten iki oğlunu idam ettiren bir adam için bu saçma olurdu.
- köleliği ve cariyeliği kaldırdı. kendisi devletini katı disiplin ve ahlaki açıdan tertipli yönetti. selçuklu ve abbasi'de kölelik ve cariyelik önemli bir pazara sahipken, sabbah bunu doğru bulmuyordu.

yani kısaca bir babadır bizim için...
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim