zaman tüneli

çay severim, şekersiz, demlisinden. her sabah kahvaltıda üç dört bardak sigara ile birlikte tüketiyorum.

öğleden sonra da türk kahvesi, yine şekersiz, bol köpüklü, o da sigarayla iyi gidiyor.

ama sigarayla giden en güzel şey karamelli sütlü filtre kahvedir, yani karamel misto, ayrıca gazlı içeceklerin içindeki fosforik asit, mide asitlerinin işleyişini bozarak mide tembelliğine, kalsiyumun emilimini azaltarak da diş ve kemiklerin zayıflamasına sebep olur, kola'nın içerisindeki koka bitkisi sadece renk verme amaçlıdır, içindeki tüm kokain alındıktan sonra üretime bileşen olarak verilir, bir litre kolanın içinde yedi çay kaşığı kadar şeker vardır ve bu da sık kullanımda dişlerin çürümesine sebep olur.

kısacası sigara ile kola çok iyi ikilidir ama siz yine de soda dahi içeceğinize bir karamel misto için, bulamazsanız da çay için.
devamını gör...

biraz özgürlük diyeceğim ama, malesef nizamiyedeki sıkı kontrol nedeniyle farkedilip içeriye sokulmayacağına da hazırlıklı olun.. :)
devamını gör...

sessizce osurmuştur.

insandır.
eleştirinlerin götünde ibb geri dönüşüm atık tesisi olduğunu sanmıyorum.

herke gibidir. sendir bendir bizdir. herkestir...
devamını gör...

babamı severdim, tırsardım da.ne kavgası. öyle hadsizliğim olmadı hiç.*

oğluma da benden tırsmasına gerek olmadığını işledim. derdini, fikrini söyler. ben de topu göğsümde yumuşatırım. sakince hallolur her mesele.
devamını gör...

“dam üstüne çul serer…”

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kusura bakmayın ama topitoptur.
devamını gör...

kendi adıma, zamanın çok hızlı aktığını düşündüğüm saatlerin, gece veya gündüze bağlı olmaksızın, o saatlerde yaşadıklarıma bağlı olarak değiştiğini deneyimledim..
devamını gör...

acme holding gerçekmiş olm..
devamını gör...

hiç küçümsenecek durum değil, cidden kimsenin başına vermesin.
devamını gör...

çay seven yoktur burda
kalmadı öyle sek erkek
devamını gör...

galasatasaraylı olup da avrupa liginden takım tutmak çelişkili bence.

onlar bizim düşmanımız!

holiganlık kazanacak!
devamını gör...

evet böyle bir gerçek var.bir kaç videoya bakayım diyorsun bir bakmışsın saat 2 olmuş.
devamını gör...

1980'lerde tüm dünyada tabuta konup mezara gömülmüş modernizm ile 21. yy'a ait sosyal medyayı bir araya getirip tespit yapmak müthiş. belki de budur yalnızlık sebebi.

modern insanın yalnızlığı ile anti-modern yani postmodern mahrem insanın yalnızlığı arasında ciddi farklar var. richard sennett abimiz, "kamusal insanın çöküşü" adlı dev eserinde bunu uzunca açıklamaya çalışır.

çağımız insanının yalnızlığı modernite ile ilgili değil. şu anki yalnızlık problemine karşı çözüm üretmek için moderniteyi hedef almak gereksiz.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


kendi alanlarında çığır açan, onlarla hesaplaşmadan yeni bir şey söylemenin zor olduğu kitaplar vardır. richard sennett'in düşünce tarihinin başyapıtlarından biri olan kamusal insanın çöküşü böylesi bir kitaptır: tarihten sosyolojiye, psikolojiden antropolojiye entelektüel bir şölendir.

sennett, kamusal insanın çöküşü'nde özgünlük ve entelektüel derinlikle dengesizliğin yol açtığı sorunları inceliyor. ona göre, hayatın, aile ve yakın dostlar dışındaki parçası olan "kamusal hayat" bir zamanlar "hayat dolu"ydu ve kişiler için çok önemliydi. "yabancı"larla duygusal bağlar kurarak insanın oyun yeteneğini çoğaltan, toplumsallaşmasını/medenileşmesini sağlayan bir kamusallık vardı. bütünlüklü ifadesini 18. yüzyıl avrupa şehirlerinde bulan bu kamusallık zamanla ağırlığını yitirerek yerini "özel hayat"a bıraktı. kamusal hayat artık özel hayatın gerektirdiği oranda önemli olmaya başladı. sennett, bugün, tanımadığımız ama aynı şehirde yaşadığımız insanlarla kurulacak çok boyutlu ilişki ve hazlardan yoksun kaldığımızı söylüyor ve şu soruları soruyor: yabancı, nasıl tehdit edici bir unsura dönüştü? sessiz kalarak seyretme, kamusal hayatın tek yolu haline nasıl geldi? yalnız kalma, bir hak olarak nasıl oluştu? özel hayat ilgi odağı haline nasıl geldi? politikacıları neden yaptıklarına ve programlarına bakarak değil de kişisel özelliklerine göre değerlendiriyoruz? evlerimize özen gösterdiğimiz halde sokaklarımız neden pis?

sennett, kamusal alanların yaşanan mekânlar olmaktan çıkıp gelip geçilen yerlere dönüşmesiyle yüreklerimizi sevgili ve dostlarımızın dışında kimseye açamadığımızı, özel hayatına kapanan kişiliklerimizin giderek güdükleştiğini, başka insanlarla oyun oynama yeteneğimizi yitirmemizin bizi nasıl eksilttiğini tarihsel/toplumsal bir perspektifle işliyor. bu süreci balzac ve diderot'nun yazılarına, paganini ve liszt'in müziğine, tiyatro ve izleyicinin davranışlarına, mimariye, dreyfus olayına ve richard nixon'ın kariyerine, özel ve kamusal hayatın konuşma ve giyim biçimleri gibi gündelik örneklerine bakarak anlatıyor. modernlikle birlikte özel hayatına tutsak olan insanın kamudaki sessizliğini, yalnızlığını, yaşayan değil seyreden bir insan haline gelme tarihini inceliyor.

sennett, bütün bunlara rağmen umutsuzluğa kapılmıyor. yitik bir kamusal cenneti hayal etmek yerine, kişilerin yakın dostları arasındaki kadar rahat ve güvenli olduğu, oyuna önem verdiği, nezaketi elden bırakmadığı bir ortamda, şüpheyi en aza indirerek "ötekini tanıma"nın imkânlarını araştırıyor. sokakta "öteki"ne "merhaba" demek isteyenler için...


link

ilginçtir ki, pek çok entelektüel, modernizm eleştirisi yapıp postmodern söylemleri benimserken aslında postmodernizmi eleştiriyor ancak farkında değiller.

peki çare nedir? elbette komüniteryanizm
devamını gör...

kavgamız olmadı. birçok konuda birbirine çok karşıt seçim ve yaklaşımlarımız oldu hep. ancak, kavgaya dönüştürmeyecek kadar birbirini seven ve saygı duyan bir baba-oğul olduk.
(yokluğundan sonraki her aşamada, onun sandığımdan çok daha fazla konuda haklı olduğunu deneyimliyor ve onu üzmüş olabileceğimi düşündüğüm kimi konular için hayıflanıyorum.)
oğlumla diyaloğumda, onun kadar anlayışlı olabilip olamadığım konusunda kişisel bir sorgulama yapıyor ve yokluğunda bile bana öğrettiklerini düşünüp saygıyla anıyorum.
devamını gör...

yalnızlık tavsiyem değildir ama bu devirde hayatınızda birisi olmasının zararı faydalarını geçmiş durumda. evlilik zaten tam bir kaybet-kaybet anlaşması ama diğer tarz birlikteliklerde de erkek aleyhine çok fazla handikap var. dolayısıyla yaklaşık 5 senedir yalnız yaşıyorum. senin paran benim param, benim param da benim param diyenlerdense edebiyle yalnız oturmak evladır. biraz dişinizi sıkarsanız 15-20 sene içinde ev işini yapıp, cinsel ihtiyaçlarınızı gören insansı robotlar da gelecek. kapris yok, daddy issues yok, sayısız erkek tarafından bozulmuş psikoloji yok, borderline yok, aldatma yok, tehdit yok, çocuk olmadığı için olmayan çocuğu alıp gitme tehlikesi yok. böyle böyle yok olacağız ama trump'ın yok etmesindense böyle ölmek evladır.
devamını gör...

12 yıldır yaşıyorum bir yan etkisini görmedim. kimseyi çekemem teşekkürler.
devamını gör...

dünya çayla daha yaşanılır.
devamını gör...

hiçbirini sevmeyen erkek ne oluyor?! balık mı!?
devamını gör...

ikisini de seven erkek ne oluyor?! ılık mı!?
devamını gör...

şurada 10 kişiyiz, birbirimizin etrafında dönmekten kuyruklarımız ve boynuzlarımız birbirine dolaşıyor. kimi engelleyeceğim?
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim