zaman tüneli
şirince
ali nesin hocamın öncülüğünde, 2007 yılında "matemetik köyü"nün kurulduğu izmir'in şirin bir köyüdür.
bu matematik köyü başlangıçta ileri seviyede matematik çalışmaları yapmak ve öğrencilere kendini geliştirme imkanı sağlamak amacıyla hayata geçirilmiştir. kuruluş aşamasında: köy, nesin vakfı’na ait bağışlarla ve benim de aralarında yer aldığım gönüllülerin emeğiyle inşa edilmiştir. ilk yıllarda yaz kampları çadırlarla yapılmış, sonrasında taş binalar ve altyapı ile geliştirilmiştir. zamanla matematik köyü’nün yanına felsefe köyü (2009) ve sanat köyü (2010 civarı) eklenmiş ve üçü birlikte “nesin köyleri” adıyla anılır hale gelmiştir.
bu matematik köyü başlangıçta ileri seviyede matematik çalışmaları yapmak ve öğrencilere kendini geliştirme imkanı sağlamak amacıyla hayata geçirilmiştir. kuruluş aşamasında: köy, nesin vakfı’na ait bağışlarla ve benim de aralarında yer aldığım gönüllülerin emeğiyle inşa edilmiştir. ilk yıllarda yaz kampları çadırlarla yapılmış, sonrasında taş binalar ve altyapı ile geliştirilmiştir. zamanla matematik köyü’nün yanına felsefe köyü (2009) ve sanat köyü (2010 civarı) eklenmiş ve üçü birlikte “nesin köyleri” adıyla anılır hale gelmiştir.
devamını gör...
kel kafa olup saçları uzatmak
(bkz: oksimoron)
devamını gör...
hangimizin sevgilisi daha suçlu akımı
birbirlerini aşırılığa özendirmekten başka bir şey değil. önü alınmalı.
devamını gör...
pervin buldan
kaza geçirdiyse geçmiş olsun da, kendi adıma nedense hiç sempati duyduğum biri de değil. demirtaş'ı daha cesur, yetkin ve dürüst buluyorum. (demirtaş'ı yazmamın nedeni, kişisel düşüncemin buldan'ın kürt olması kaynaklı olmadığını vurgulamak içindir.)
devamını gör...
hangimizin sevgilisi daha suçlu akımı
meşhur bir amerikalı seri katil var, hakkında çok yazıldı çizildi duymuşsunuzdur. ted bundy...
ted bundy’nin görünüşü ve tavrı, insanlarda otomatik olarak sempati uyandıracak bir kombinasyondu. yakışıklı ve karizmatik bir yüzü, nazik ve ölçülü davranışları, zeki ve kendine güvenli duruşu onu normal ve güvenilir biri gibi gösteriyordu. güleryüzü ve sosyal hali, çevresindekilerin şüphe duymasını zorlaştırıyor, sıradan bir vatandaş izlenimi veriyordu. bu yüzden bundy, tehlikeli biri olmaktan çok, ilk bakışta güven duyulan bir “iyi insan” gibi algılanabiliyordu.
ted bundy’ye hapisteyken mektup yazan kadınlar, suçluya duyulan hastalıklı aşkın en net örneklerinden biri. burada aşk yok, fantazi, merak ve kendini özel hissetme ihtiyacı var. bundy’nin karizması, medya ve mitlerle birleşince, suçlu bir romantik kahramana dönüşüyor.
benzer durumlar başka seri katillerde de görüldü:
jeffrey dahmer’a mektup yazanlar, onun trajik bir ruh olduğuna inanıp ona şefkat gösterme isteği duydu. john wayne gacy’ye hayran kalanlar, onu komşu, şakacı adam imajıyla özdeşleştirip, gerçek suçlarını görmezden geldi. jack the ripper’ı romantize edenler ise, kimliği belirsiz bir katilin yarattığı gizem ve efsaneye kapılıp onu bir masal kötü karakteri gibi idealize etti. bu örneklerin hepsinde ortak olan şey, suçluya duyulan aşkın gerçeklikten kopuk, tehlikeli bir hayranlığa dönüşmesi.
son dönemde sedat peker hayranlığı, ted bundy hayranlığıyla aynı psikolojik zemine oturuyor: insanların tehlikeli veya tartışmalı figürleri “güçlü, cesur, gerçekleri söyleyen” bir kahraman gibi görmesi. peker’in sert, meydan okuyan dili ve kendini “sisteme karşı duran adam” olarak konumlandırması, bazı kişilerde “koruyucu/adam gibi adam” imajı yaratıyor. bu da onu eleştirmek yerine savunmaya, hatta idealize etmeye götürebiliyor.
tıpkı bundy’de olduğu gibi burada da insan değil, mit seviliyor, tehlike görmezden geliniyor, etik ve gerçekler yerine duygu ve hayranlık öne çıkıyor..
ted bundy’nin görünüşü ve tavrı, insanlarda otomatik olarak sempati uyandıracak bir kombinasyondu. yakışıklı ve karizmatik bir yüzü, nazik ve ölçülü davranışları, zeki ve kendine güvenli duruşu onu normal ve güvenilir biri gibi gösteriyordu. güleryüzü ve sosyal hali, çevresindekilerin şüphe duymasını zorlaştırıyor, sıradan bir vatandaş izlenimi veriyordu. bu yüzden bundy, tehlikeli biri olmaktan çok, ilk bakışta güven duyulan bir “iyi insan” gibi algılanabiliyordu.
ted bundy’ye hapisteyken mektup yazan kadınlar, suçluya duyulan hastalıklı aşkın en net örneklerinden biri. burada aşk yok, fantazi, merak ve kendini özel hissetme ihtiyacı var. bundy’nin karizması, medya ve mitlerle birleşince, suçlu bir romantik kahramana dönüşüyor.
benzer durumlar başka seri katillerde de görüldü:
jeffrey dahmer’a mektup yazanlar, onun trajik bir ruh olduğuna inanıp ona şefkat gösterme isteği duydu. john wayne gacy’ye hayran kalanlar, onu komşu, şakacı adam imajıyla özdeşleştirip, gerçek suçlarını görmezden geldi. jack the ripper’ı romantize edenler ise, kimliği belirsiz bir katilin yarattığı gizem ve efsaneye kapılıp onu bir masal kötü karakteri gibi idealize etti. bu örneklerin hepsinde ortak olan şey, suçluya duyulan aşkın gerçeklikten kopuk, tehlikeli bir hayranlığa dönüşmesi.
son dönemde sedat peker hayranlığı, ted bundy hayranlığıyla aynı psikolojik zemine oturuyor: insanların tehlikeli veya tartışmalı figürleri “güçlü, cesur, gerçekleri söyleyen” bir kahraman gibi görmesi. peker’in sert, meydan okuyan dili ve kendini “sisteme karşı duran adam” olarak konumlandırması, bazı kişilerde “koruyucu/adam gibi adam” imajı yaratıyor. bu da onu eleştirmek yerine savunmaya, hatta idealize etmeye götürebiliyor.
tıpkı bundy’de olduğu gibi burada da insan değil, mit seviliyor, tehlike görmezden geliniyor, etik ve gerçekler yerine duygu ve hayranlık öne çıkıyor..
devamını gör...
flavius belisarius (yazar)
eşrefson mış ya la..
devamını gör...
boomer
her yerde siyaset yapıp ortamları bozan tayfa
devamını gör...
ortamlarda normal sözlük yazarıyım deyince oluşan hava
bi ara telefonda sözlüğe bakarken kadim dostum gördü, orası neymiş la diye sordu. e dedim sözlük. napıyorsun orada diye sordu dedim ki yazarım, sonra anlık durdu düşündü düşündü ve dedi ki dostoyevski misin sen yarrr yarrr amman.
yani öyle bir hava işte.
edit: yatırım tavsiyesi değildir.
yani öyle bir hava işte.
edit: yatırım tavsiyesi değildir.
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
güzel çiziyor.güzel çizen candır.
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
esprilidir, takip edilir.
devamını gör...
açılın ben normal sözlük yazarıyım
bunun başka bir versiyonu ise kısık sesle - fazla belli etmeyelim demek olabilir.
saklanmak daha doğru.
saklanmak daha doğru.
devamını gör...
ortamlarda normal sözlük yazarıyım deyince oluşan hava
kendi adıma bunun şöyle yada böyle hava yaratacağı ortamlara uzağım. sözlüktekiler olarakta böylesi etkiler yaratabilecek bir sözlükte (en azından şimdilik) olmadığımızı kabullenmeli, olmasını istiyorsak da bu konuda ne yapmamız gerektiğini düşünmeye vakit ayırmamız gerektiği düşüncesindeyim..
devamını gör...
kel kafa olup saçları uzatmak
(bkz: kel enderism..)
devamını gör...
kel kafa olup saçları uzatmak
neden olmasın? niyettir önemli olan.
devamını gör...
kahve içelim mi cümlesindeki asıl amaç
gel evimde kahve içelim demek, kesinlikle cinsel ilişki teklifidir.
devamını gör...
şirince
sabahattin ali'nin sırça köşk adlı kitabında "çirkince" adlı hikayede geçen yerleşim yeri. hikayeyi okuyunca içimi bir hüzün kapladı. hüzün içinde kaldım. rahat yaşamak haram bize.
devamını gör...
açılın ben normal sözlük yazarıyım
herkesin yol vermesi kesin. çünkü o bir normal sözlük yazarı.
devamını gör...
artık savunulamayacak eski fikirler
dünya düzdür.
devamını gör...
almanyalı yarim
bir orhan aksoy filmidir.

filmin senaryosunu fuat özlüer ve erdoğan tünaş birlikte yazmıştır. filmde kadir inanır, filiz akın, atıf kaptan, sami hazinses, hüseyin zan, mualla kavur, turgut boralı, nubar terziyan, ilhan hemşeri, kayhan yıldızoğlu ve cevdet arıkan rol almıştır.
film türk işçilerin almanya'ya göç etmeleri üzerine yaşadıkları hakkında çekilen filmlerden biri. bu tür filmlerin çok iyi örneklerini gördük ve görmeye de devam ediyoruz. ama bu film kesinlikle iyi bir örnek olarak gösterilemez.
almanya'da işçi olarak çalışan murat zengin ve nüfuzlu bir adamın kızı olan maria'yı zor bir durumdan kurtarır ancak bütün türkler çok iyi ve adil, almanların çoğu ise kötü ve hin fikirli olduğu için polisler başı derde girer. ancak maria murat lehine ifade verir ve onu kurtarır. ikili arasında delice bir sevda, delice bir tutku başlar.
evlenmeye karar veren ikili maria'nın babasının iznini alamaz ve bundan sonra yapabilecekleri tek şey acı vatandan cennet vatana kaçmaktır.
vasatın çok altında kalmış, nerden tutsa insan, elinde kalan bir filmdir.

filmin senaryosunu fuat özlüer ve erdoğan tünaş birlikte yazmıştır. filmde kadir inanır, filiz akın, atıf kaptan, sami hazinses, hüseyin zan, mualla kavur, turgut boralı, nubar terziyan, ilhan hemşeri, kayhan yıldızoğlu ve cevdet arıkan rol almıştır.
film türk işçilerin almanya'ya göç etmeleri üzerine yaşadıkları hakkında çekilen filmlerden biri. bu tür filmlerin çok iyi örneklerini gördük ve görmeye de devam ediyoruz. ama bu film kesinlikle iyi bir örnek olarak gösterilemez.
almanya'da işçi olarak çalışan murat zengin ve nüfuzlu bir adamın kızı olan maria'yı zor bir durumdan kurtarır ancak bütün türkler çok iyi ve adil, almanların çoğu ise kötü ve hin fikirli olduğu için polisler başı derde girer. ancak maria murat lehine ifade verir ve onu kurtarır. ikili arasında delice bir sevda, delice bir tutku başlar.
evlenmeye karar veren ikili maria'nın babasının iznini alamaz ve bundan sonra yapabilecekleri tek şey acı vatandan cennet vatana kaçmaktır.
vasatın çok altında kalmış, nerden tutsa insan, elinde kalan bir filmdir.
devamını gör...
açılın ben normal sözlük yazarıyım
herkes bardakları çıkarsın
sınav yapıcam
sınav yapıcam
devamını gör...