zaman tüneli
haklıyım çünkü memem var
yok daha memeler!
hakikatin memeleştiği tuhaf bir çağ bizimkisi.
hakikatin memeleştiği tuhaf bir çağ bizimkisi.
devamını gör...
israil
israel ile daha yakın işbirliği kurmak, fas'ın hava savunma caydırıcılık kapasitesini artırıyor
fas, 2026 yılına askeri modernizasyonda büyük bir sıçrama yaparak girdi ve barak mx hava ve füze savunma sistemini devreye soktu. bu hamle, rabat'ın israel ile derinleşen stratejik ortaklığını ve giderek daha istikrarsız hale gelen bölgede güçlü bir caydırıcılık oluşturma hedefini vurguluyor.
the jerusalem post ve savunma haber sitesi defense post'a göre, israel havacılık ve uzay sanayii (ıaı) tarafından geliştirilen barak mx sistemi, uydu tabanlı elektronik imza analizinin konuşlandırılmasını onaylamasının ardından ocak ayı başında tam olarak faaliyete geçti.
2022 yılında imzalanan 500 milyon dolarlık anlaşma, 2023'ten itibaren aşamalı teslimatları içeriyordu ve uzmanlar tarafından “fas'ın hava savunma mimarisinde son on yılların en önemli güncellemesi” olarak nitelendirildi.
savunma analisti ali bensaâd, le monde gazetesine verdiği demeçte, sistemin fas'a “150 kilometreye kadar mesafedeki insansız hava araçlarını, seyir füzelerini ve hatta balistik tehditleri önleyebilen çok katmanlı bir kalkan” sağladığını söyledi. "
bu yetenek, “önceki sınırlı sistemlerden stratejik bir kopuşu temsil ediyor ve fas'ı afrika'nın en gelişmiş orduları arasına yerleştiriyor” diye ekledi.
barak mx'in piyasaya sürülmesi, rabat'ın aralık 2020'de abraham anlaşmaları kapsamında tel aviv ile ilişkilerini normalleştirmesi sonrasında hızlanan daha geniş bir savunma işbirliğinin parçası. ekonomik ve turizm bağlantıları kamuoyunun dikkatini çekerken, askeri işbirliği sessiz ama kararlı bir şekilde genişledi.
ortaklık artık yüksek teknolojili silah alımları, ortak eğitim ve endüstriyel girişimleri kapsıyor. bunlar arasında, israil'in bluebird aero systems şirketi tarafından geliştirilen spyx loitering mühimmatını yerel olarak üretmek için benslimane'de yakın zamanda açılan bir fabrika da bulunuyor.
hava savunmasının ötesinde, fas, israil'in ısr (istihbarat, gözetleme, keşif) insansız hava araçlarına yatırım yaptı ve defense post'un alıntı yaptığı tedarik açıklamalarına göre, elbit systems'tan yaklaşık 1,9 milyar dirhem karşılığında 36 adet atmos 2000 kundağı motorlu topçu birimi satın aldı.
bu sistemler, çöl operasyonlarında hareket kabiliyetini ve hassasiyeti artırarak, katmanlı hava kalkanını tamamlıyor.
2026 yılında rabat ve tel aviv, yıllık askeri eylem planı imzaladı ve eğitim ve teknoloji transferini koordine etmek için ortak komisyonlar kurdu. bu resmileştirme, uzun vadeli stratejik bir uyumu işaret ediyor.
bu güçlendirilmiş iş birliği, bölgesel istikrarsızlık ve silahlı insansız hava araçları ile gezici mühimmatların yaygınlaşmasıyla işaretlenen kritik bir dönemde gerçekleşiyor.
barak mx'i konuşlandırarak ve gelişmiş ısr ve saldırı yeteneklerini entegre ederek rabat, güney illeri de dahil olmak üzere hava sahasını savunmakla kalmayıp, asimetrik ve konvansiyonel tehditlere karşı inandırıcı bir caydırıcılık da sergilemeyi amaçlıyor.
north africa post
devamını gör...
onları da getir hepinize yeterim
gesede böyle birini başkan yapmazlarmış.. *swh yaparlar ama kimsenin haberi dahi olmaz, bu konularda çok iyiler diyemiyorlarda.. (bkz: saman altından su yürütmek)
bakıyorumda yanmaya başlamış birileri :)) kaybedince napacaklarını şaşırdılar ayoll, sağa sola cilve naz..
bakıyorumda yanmaya başlamış birileri :)) kaybedince napacaklarını şaşırdılar ayoll, sağa sola cilve naz..
devamını gör...
naruto
sorumluluklarımdan kaçmak için "ne yapsam ne yapsam?" diye kara kara düşünürken naruto üzerine inceleme içeren bir makale buldum * ve yine aynı hiçbir şey yapmama ihtiyacıyla "dur şunu özet geçeyim, belki seveni okur"dedim.
özellikle naruto ve bleach’te hint ve japon mitolojisi ile dini hikayelere referanslar verildiği için araştırmacı, bunlar üzerinden sosyal medya araçlarını inceleyerek izleyici kitlesi ile popüler kültür arasındaki ilişkinin, tema parkları ve tema müzeleri de dahil olmak üzere japonya’daki anime turizminin popülaritesine nasıl katkıda bulunduğunu anlamaya yönelik bir şeyler yapmak istemiş. sonuna eklerim.
hikayenin temelindeki kurgu, 17. yy’daki the tale of the bamboo cutter/the tale of princess kaguya (bambu kesicisinin hikayesi, japonya’nın en eski nesiri kabul ediliyormuş) adlı eserden ilham alınmış. zaten naruto’daki karakterin adı da doğrudan kaguya otsutsuki. hikayede kaguya, ay’dan gelen gizemli bir kadınken; seride uzaydan gelen ve çakra meyvesi’ni yiyen tanrısal bir varlık olarak karşımıza çıkıyor. reenkarnasyon, samsara falan onları geçiyorum. budizm’deki reenkarnasyon ve yeniden doğuş döngüsü (cennet, insan, yarı tanrı, hayvan, hayalet, cehennem), serideki "altı yol/alem" (six paths) tekniklerine ve nagato’nun (pain) karakterine temel oluşturuyor.
naruto’nun içindeki kurama, gaara’nın shukaku’su ve yugito’nun matatabi’si de sırasıyla japon folklorundaki doğaüstü güçlere sahip hayvan ruhları/yokaiolan kitsune, tanuki ve nekomata’ya karşılık geliyor.
seride teknikleri (jutsu) uygulamak için kullanılan el mühürlerinin sadece çin zodyak hayvanlarına değil, aslında hinduizm ve budizm’deki el mudraları(parmak yogası) geleneğine dayandığı söyleniyor. gerçek hayatta bu el hareketleri ruhani enerjiyi odaklamak ve meditasyon yapmak için kullanılırken, kishimoto bu mistik öğretileri alıp çakra kontrolü olarak işlemiş.

uchiha klanının meşhur tekniklerinin isimleri (amaterasu, tsukuyomi, susanoo) de japon yaratılış mitolojisindeki amaterasu(güneş tanrıçası), tsukuyomi (ay tanrısı) ve susanoo’dan (fırtına tanrısı) alınma. makaleye göre itachi’nin susanoo’sunun orochimaru’yu (sekiz başlı yılan) mühürlediği sahne, mitolojide tanrı susanoo’nun dev yılan yamata no orochi’yi öldürme hikayesinin neredeyse birebir kopyası ve oldukça eski bir japon destanına dayanıyormuş.

infinite tsukuyomi genjutsusu, dünyayı bir illüzyona hapsetme gücüne sahip. bu da hint mitolojisindeki shiva’nın üçüncü gözüyle benzerlik taşıyor. shiva’nın gözü evreni yok etme ya da dönüştürme gücüne sahipken, seride bu güç daha çok kontrol altına alma üzerinden kurgulanmış.
kotoamatsukami tekniği ise normalde şinto mitolojisinde evrenin (gök ve yer) ilk yaratıldığı anda ortaya çıkan beş kurucu ilahın kolektif adıymış. bu tanrılar o kadar kutsal ve yüce ki görünmezler ve yaratılıştan sonra gizlenmişler. kishimoto, bu "görünmez ve en yüce" olma özelliğini naruto evreninde "fark edilemeyen en güçlü zihin kontrolü" olarak tekniğe aktarmış.
kakashi ve obito’nun rakiplerini ya da kendilerini başka bir boyuta ışınladığı kamui tekniği, ismini japonya’nın kuzeyindeki yerli halk olan ainu’lardan alıyormuş. kamui, ainu dilinde "ilahi güç" ya da "kutsal varlık" anlamına geliyor ve şintoizm’deki "kami" kavramına denk düşüyor. ainu inancına göre her nesnenin (hayvanlar, bitkiler, rüzgar) içinde bir kamui var. makale, bu terimin sadece bir isim olmadığını, "zaman ve mekanın ötesindeki ilahi enerjiyi" temsil ettiğini söylüyor. serideki boyutlar arası yolculuk da bu tanrısal enerjiyle fiziksel dünya arasındaki geçişi simgeliyor.
kagutsuchi ise şintoizm’in temel metni olan kojiki’ye göre ateş tanrısı. kagutsuchi doğarken annesi izanami’yi yakarak öldürmüş. babası izanagi bu acıyla kagutsuchi’yi sekiz parçaya bölmüş ve bu parçalardan yeni tanrılar, yani volkanlar ve diğer ateş unsurları doğmuş. sasuke de amaterasu alevlerini kontrol edip onlara ok ya da kılıç gibi şekiller veriyor. sasuke’nin bu yıkıcı gücü kontrol etme çabası, mitolojideki ateşin hem yaratıcı hem de yok edici doğasını yansıtıyor.
izanagi* ve izanami* teknikleri ise şinto yaratılış mitolojisindeki tanrı çiftinin hikayesiyle ve denge kavramıyla ilişkilendiriliyor. izanagi ve izanami, japon takımadalarının yaratıcıları ve güneş tanrıçası amaterasu, ay tanrısı tsukuyomi ve fırtına tanrısı susanoo gibi birçok tanrının atası. zaten bu iki teknik de animede en üst seviye teknikler arasında yer alıyor.

sonu bağlayamadım. başka bir işsizlik anında görüşmek üzere. veleddalin amin.
kaynak için tık tık
özellikle naruto ve bleach’te hint ve japon mitolojisi ile dini hikayelere referanslar verildiği için araştırmacı, bunlar üzerinden sosyal medya araçlarını inceleyerek izleyici kitlesi ile popüler kültür arasındaki ilişkinin, tema parkları ve tema müzeleri de dahil olmak üzere japonya’daki anime turizminin popülaritesine nasıl katkıda bulunduğunu anlamaya yönelik bir şeyler yapmak istemiş. sonuna eklerim.
hikayenin temelindeki kurgu, 17. yy’daki the tale of the bamboo cutter/the tale of princess kaguya (bambu kesicisinin hikayesi, japonya’nın en eski nesiri kabul ediliyormuş) adlı eserden ilham alınmış. zaten naruto’daki karakterin adı da doğrudan kaguya otsutsuki. hikayede kaguya, ay’dan gelen gizemli bir kadınken; seride uzaydan gelen ve çakra meyvesi’ni yiyen tanrısal bir varlık olarak karşımıza çıkıyor. reenkarnasyon, samsara falan onları geçiyorum. budizm’deki reenkarnasyon ve yeniden doğuş döngüsü (cennet, insan, yarı tanrı, hayvan, hayalet, cehennem), serideki "altı yol/alem" (six paths) tekniklerine ve nagato’nun (pain) karakterine temel oluşturuyor.
naruto’nun içindeki kurama, gaara’nın shukaku’su ve yugito’nun matatabi’si de sırasıyla japon folklorundaki doğaüstü güçlere sahip hayvan ruhları/yokaiolan kitsune, tanuki ve nekomata’ya karşılık geliyor.
seride teknikleri (jutsu) uygulamak için kullanılan el mühürlerinin sadece çin zodyak hayvanlarına değil, aslında hinduizm ve budizm’deki el mudraları(parmak yogası) geleneğine dayandığı söyleniyor. gerçek hayatta bu el hareketleri ruhani enerjiyi odaklamak ve meditasyon yapmak için kullanılırken, kishimoto bu mistik öğretileri alıp çakra kontrolü olarak işlemiş.

uchiha klanının meşhur tekniklerinin isimleri (amaterasu, tsukuyomi, susanoo) de japon yaratılış mitolojisindeki amaterasu(güneş tanrıçası), tsukuyomi (ay tanrısı) ve susanoo’dan (fırtına tanrısı) alınma. makaleye göre itachi’nin susanoo’sunun orochimaru’yu (sekiz başlı yılan) mühürlediği sahne, mitolojide tanrı susanoo’nun dev yılan yamata no orochi’yi öldürme hikayesinin neredeyse birebir kopyası ve oldukça eski bir japon destanına dayanıyormuş.

infinite tsukuyomi genjutsusu, dünyayı bir illüzyona hapsetme gücüne sahip. bu da hint mitolojisindeki shiva’nın üçüncü gözüyle benzerlik taşıyor. shiva’nın gözü evreni yok etme ya da dönüştürme gücüne sahipken, seride bu güç daha çok kontrol altına alma üzerinden kurgulanmış.
kotoamatsukami tekniği ise normalde şinto mitolojisinde evrenin (gök ve yer) ilk yaratıldığı anda ortaya çıkan beş kurucu ilahın kolektif adıymış. bu tanrılar o kadar kutsal ve yüce ki görünmezler ve yaratılıştan sonra gizlenmişler. kishimoto, bu "görünmez ve en yüce" olma özelliğini naruto evreninde "fark edilemeyen en güçlü zihin kontrolü" olarak tekniğe aktarmış.
kakashi ve obito’nun rakiplerini ya da kendilerini başka bir boyuta ışınladığı kamui tekniği, ismini japonya’nın kuzeyindeki yerli halk olan ainu’lardan alıyormuş. kamui, ainu dilinde "ilahi güç" ya da "kutsal varlık" anlamına geliyor ve şintoizm’deki "kami" kavramına denk düşüyor. ainu inancına göre her nesnenin (hayvanlar, bitkiler, rüzgar) içinde bir kamui var. makale, bu terimin sadece bir isim olmadığını, "zaman ve mekanın ötesindeki ilahi enerjiyi" temsil ettiğini söylüyor. serideki boyutlar arası yolculuk da bu tanrısal enerjiyle fiziksel dünya arasındaki geçişi simgeliyor.
kagutsuchi ise şintoizm’in temel metni olan kojiki’ye göre ateş tanrısı. kagutsuchi doğarken annesi izanami’yi yakarak öldürmüş. babası izanagi bu acıyla kagutsuchi’yi sekiz parçaya bölmüş ve bu parçalardan yeni tanrılar, yani volkanlar ve diğer ateş unsurları doğmuş. sasuke de amaterasu alevlerini kontrol edip onlara ok ya da kılıç gibi şekiller veriyor. sasuke’nin bu yıkıcı gücü kontrol etme çabası, mitolojideki ateşin hem yaratıcı hem de yok edici doğasını yansıtıyor.
izanagi* ve izanami* teknikleri ise şinto yaratılış mitolojisindeki tanrı çiftinin hikayesiyle ve denge kavramıyla ilişkilendiriliyor. izanagi ve izanami, japon takımadalarının yaratıcıları ve güneş tanrıçası amaterasu, ay tanrısı tsukuyomi ve fırtına tanrısı susanoo gibi birçok tanrının atası. zaten bu iki teknik de animede en üst seviye teknikler arasında yer alıyor.

sonu bağlayamadım. başka bir işsizlik anında görüşmek üzere. veleddalin amin.
kaynak için tık tık
devamını gör...
tercüme ve yeminli tercüme
farklı diller arasında yalnızca kelimeleri değil, anlamı ve kültürü de doğru şekilde aktarma işidir. doğru yapılan bir tercüme, iletişimi güçlendirir ve yanlış anlaşılmaların önüne geçer. bu yüzden tercüme, bilgi ve dikkat gerektiren ciddi bir uzmanlık alanıdır.
devamını gör...
nusaybin'de türk bayrağı indirilmişken meme falan konuşmak
bekleyebilir ya bence de doğudaki sorunlar, sınırlarımız ve bayrağımız falan. saadettin saran konuşalım, meme konuşalım.
devamını gör...
osmanlı
osmanlı’yı türk’e zulüm söylemiyle değerlendirmek, tarihsel bağlamı ideolojiye feda etmektir.
osmanlı, türk devlet geleneğinin ulaştığı en yüksek kurumsallık ve süreklilik düzeyidir. bu, osmanlı’nın her döneminin sorunsuz olduğu anlamına gelmez; farklı evrelerden geçmiş, kimi zaman güçlü, kimi zaman ciddi yapısal problemler yaşamıştır. ancak bu çok katmanlı tarihi tek bir “zulüm” anlatısına indirgemek, tarihsel analiz değil, ideolojik indirgemedir.
asıl mesele, kendini komünist olarak tanımlayan bir bakışın osmanlı’yı ideolojik sertlikle yargılayıp, cumhuriyet ve mustafa kemal atatürk söz konusu olduğunda eleştiri dozunu belirgin biçimde düşürmesidir. marksist teoriye göre mustafa kemal atatürk, bir sınıf devriminin lideri değil; burjuva karakterli bir ulus-devlet kurucusudur. bu nedenle komünist bir perspektifin mustafa kemal’i eleştirmesi bir tercih değil, teorik bir zorunluluktur. eleştiriden muaf tutulan her tarihsel figür, ideolojik tutarlılığı bozar.
mustafa kemal atatürk’ün ekonomi politikası da bu noktayı açık eder. cumhuriyet’in ilk yıllarında liberal eğilimler benimsenmiş, özel girişim teşvik edilmiş; ancak sermaye yetersizliği ve küresel ekonomik krizler nedeniyle devletçiliğe yönelinmiştir. bu yönelim sosyalist bir tercih değil, kalkınma ihtiyacının dayattığı pragmatik bir çözümdür. bu gerçek kabul edilirken, osmanlı’nın uygulamalarını tamamen bağlam dışına itmek, tarihsel ölçünün bilinçli biçimde çarpıtılmasıdır.
not: doğan avcıoğlu’nun devlet merkezli ve anti-emperyalist sol okuması dahi, osmanlı’yı tek boyutlu bir “türk’e zulüm” anlatısına indirgemeyi meşrulaştırmaz. hangi ideolojik referans öne sürülürse sürülsün, bu tür indirgemeler tarihsel açıklama değil, söylemsel basitleştirmedir.
osmanlı, türk devlet geleneğinin ulaştığı en yüksek kurumsallık ve süreklilik düzeyidir. bu, osmanlı’nın her döneminin sorunsuz olduğu anlamına gelmez; farklı evrelerden geçmiş, kimi zaman güçlü, kimi zaman ciddi yapısal problemler yaşamıştır. ancak bu çok katmanlı tarihi tek bir “zulüm” anlatısına indirgemek, tarihsel analiz değil, ideolojik indirgemedir.
asıl mesele, kendini komünist olarak tanımlayan bir bakışın osmanlı’yı ideolojik sertlikle yargılayıp, cumhuriyet ve mustafa kemal atatürk söz konusu olduğunda eleştiri dozunu belirgin biçimde düşürmesidir. marksist teoriye göre mustafa kemal atatürk, bir sınıf devriminin lideri değil; burjuva karakterli bir ulus-devlet kurucusudur. bu nedenle komünist bir perspektifin mustafa kemal’i eleştirmesi bir tercih değil, teorik bir zorunluluktur. eleştiriden muaf tutulan her tarihsel figür, ideolojik tutarlılığı bozar.
mustafa kemal atatürk’ün ekonomi politikası da bu noktayı açık eder. cumhuriyet’in ilk yıllarında liberal eğilimler benimsenmiş, özel girişim teşvik edilmiş; ancak sermaye yetersizliği ve küresel ekonomik krizler nedeniyle devletçiliğe yönelinmiştir. bu yönelim sosyalist bir tercih değil, kalkınma ihtiyacının dayattığı pragmatik bir çözümdür. bu gerçek kabul edilirken, osmanlı’nın uygulamalarını tamamen bağlam dışına itmek, tarihsel ölçünün bilinçli biçimde çarpıtılmasıdır.
not: doğan avcıoğlu’nun devlet merkezli ve anti-emperyalist sol okuması dahi, osmanlı’yı tek boyutlu bir “türk’e zulüm” anlatısına indirgemeyi meşrulaştırmaz. hangi ideolojik referans öne sürülürse sürülsün, bu tür indirgemeler tarihsel açıklama değil, söylemsel basitleştirmedir.
devamını gör...
kadın yazarların en son yaptığı yemek
eylülduru hanım çok güzel balık yapıyordu bi ara, hayret kendisini göremiyoruz artık.
devamını gör...
ev tadilatı
yaşam alanlarının ihtiyaçlara ve zevklere göre yenilenmesini kapsayan kapsamlı bir düzenleme sürecidir. banyo ve mutfak yenileme ile iç dekorasyon çalışmaları, evin hem kullanım konforunu hem de estetik değerini artırmayı amaçlar.
devamını gör...
seshayvani (yazar)
konu hiç fark etmeksizin, kendisini ikna ederken buluyorum kendimi. hatta öyle ki doğru bildiklerimden şüphe etmeye başlıyorum.
yanlış çıkarımlarda gösterdiği ısrar, doğruyu bulduğunda sergilediği şaşkın kabullenişle dengeleniyor da eğleniyoruz neyse ki bolca.*
yanlış çıkarımlarda gösterdiği ısrar, doğruyu bulduğunda sergilediği şaşkın kabullenişle dengeleniyor da eğleniyoruz neyse ki bolca.*
devamını gör...
yazılım
dijital ürün ve sistemlerin geliştirilmesini, yönetilmesini ve sürekli iyileştirilmesini kapsayan geniş bir alandır. uygulama geliştirme, devops süreçleri ve sunucu yönetimi gibi çalışmalar sayesinde yazılımlar daha güvenli, performanslı ve sürdürülebilir hale getirilir.
devamını gör...
soru cevap oyunu
gözlerimin içine bakacak delikanlılar varsa yeşillendirsin
devamını gör...
kibrit çöpleri
" bazı insanlar öyledir,
istedikleri için ölürler. "
1955 doğumlu türk şair ve yazar murathan mungan imzalı 108 sayfalık eser; öykü türünde yer almakta iken 2011 yılında metis yayınları tarafından yayınlanmıştır.
murathan mungan mâlumumuz büyük bir sanatçı, şair, yazar, şarkı sözü yazarı, on parmağında on marifet ender insanlardan, onun sanatsal açıdan en çok hangi yönünü seviyorum bilmem, yazdığı şarkı sözlerinin, şiirlerinin, kitaplarının, hepsinin yeri ayrıdır, seç beğen al.
bu kitabında ise yine yapmıştır yapacağını,
neşterden farksız olduğunu düşündüğüm ruhunu yine gözler önüne sermiştir.
kitabımızda çok fazla öykü var, sayıca fazla ama birkaç istisna hâricinde neredeyse hepsi 1'er sayfadan oluşuyor.
hayatın kibrit çöpleri gibi bir anda parlayıp sönen anlarını kendine özgü bir lisan ile yansıtmaktadır her öyküsünde,
olaydan ziyâde durumlar ön planda gibidir,
zaten durum dediğimiz şey de olaylardan geriye kalanlar değil midir?
bazı öykülerde karakterin ismi verilmiş iken bazılarında ise isim bile yok, isim vermemesinin nedeninin şu olduğunu düşünüyorum, o hepimiz olabiliriz, ben, sen, o, biz, siz, onlar, onda kendini bulasın diye isim vermedim, der gibidir.
ters köşe eden, şaşırtan, güldüren, mıh gibi çakılan, şimşek gibi çakan, sürükleyici öykülerdi benim için, kimisinde aldatılmış bir kadın, kimisinde kendi isteğiyle ölebilen bir insan, kimisinde intihar eden bir kadın, kimisinde ise hayat kurtaran bir doktor, kimi öyküde ise yıllar sonra bir araya gelen iki arkadaş, satır aralarından gülümsüyor bize.
kibrit çöpleri'nin alevi niteliğinde, gündelik hayatın üzerinde durulmayan ama iz bırakan, farkına geç varılan anlarından kesitler tadında öykülerdi.
okurken seçtiğim bazı sözleri bırakarak burada bir son veriyorum.

göze az görünenler, hızla çabuk kaybedilirler.
bunu onunla konuşmanın hiçbir olanağı yoktu artık; yaşıyor ya da ölmüş olmakla ilgili bir şey değildi. bazı şeyleri bazı insanlarla konuşmanın hiçbir olanağının kalmadığı durumlar vardır. bu da onlardan biriydi. ölümün güçlendirdiğine karşı, bir tür merhametle susarsınız.
bazı insanlar öyledir, istedikleri için ölürler.
onca şeyi unutuyordu insan, bazı şeyler hep dün olarak duruyordu insanın içinde.
dünyada en zor şeylerden biri, iyilikle baş etmektir.
öldüğünü duyduğumda çok üzüldüm. ummadığım kadar çok...
hiçliğe inanmak istiyorum, hiçliğin varlığına. benim için cennet o. artık hiçbir şeyin olmaması. hikâyesizlik.
şimdi zamana katlanmayı öğreniyoruz, dedi. “bak, bu eskiden bilmediğimiz bir şeydi.”
birçok erkek, günün birinde annesinin elbisesini birkaç dakikalığına da olsa giymek ister.
dünyanın bütün sıkıcılığında her şeyin çok eski, çok arkaik, çok zor ve çok kolay olması gerçeği vardı.
hayat bazen istemediğimiz kadar büyütürdü bizi.
onları birlikte gördüğüm an her şey bitmişti..
istedikleri için ölürler. "
1955 doğumlu türk şair ve yazar murathan mungan imzalı 108 sayfalık eser; öykü türünde yer almakta iken 2011 yılında metis yayınları tarafından yayınlanmıştır.
murathan mungan mâlumumuz büyük bir sanatçı, şair, yazar, şarkı sözü yazarı, on parmağında on marifet ender insanlardan, onun sanatsal açıdan en çok hangi yönünü seviyorum bilmem, yazdığı şarkı sözlerinin, şiirlerinin, kitaplarının, hepsinin yeri ayrıdır, seç beğen al.
bu kitabında ise yine yapmıştır yapacağını,
neşterden farksız olduğunu düşündüğüm ruhunu yine gözler önüne sermiştir.
kitabımızda çok fazla öykü var, sayıca fazla ama birkaç istisna hâricinde neredeyse hepsi 1'er sayfadan oluşuyor.
hayatın kibrit çöpleri gibi bir anda parlayıp sönen anlarını kendine özgü bir lisan ile yansıtmaktadır her öyküsünde,
olaydan ziyâde durumlar ön planda gibidir,
zaten durum dediğimiz şey de olaylardan geriye kalanlar değil midir?
bazı öykülerde karakterin ismi verilmiş iken bazılarında ise isim bile yok, isim vermemesinin nedeninin şu olduğunu düşünüyorum, o hepimiz olabiliriz, ben, sen, o, biz, siz, onlar, onda kendini bulasın diye isim vermedim, der gibidir.
ters köşe eden, şaşırtan, güldüren, mıh gibi çakılan, şimşek gibi çakan, sürükleyici öykülerdi benim için, kimisinde aldatılmış bir kadın, kimisinde kendi isteğiyle ölebilen bir insan, kimisinde intihar eden bir kadın, kimisinde ise hayat kurtaran bir doktor, kimi öyküde ise yıllar sonra bir araya gelen iki arkadaş, satır aralarından gülümsüyor bize.
kibrit çöpleri'nin alevi niteliğinde, gündelik hayatın üzerinde durulmayan ama iz bırakan, farkına geç varılan anlarından kesitler tadında öykülerdi.
okurken seçtiğim bazı sözleri bırakarak burada bir son veriyorum.

göze az görünenler, hızla çabuk kaybedilirler.
bunu onunla konuşmanın hiçbir olanağı yoktu artık; yaşıyor ya da ölmüş olmakla ilgili bir şey değildi. bazı şeyleri bazı insanlarla konuşmanın hiçbir olanağının kalmadığı durumlar vardır. bu da onlardan biriydi. ölümün güçlendirdiğine karşı, bir tür merhametle susarsınız.
bazı insanlar öyledir, istedikleri için ölürler.
onca şeyi unutuyordu insan, bazı şeyler hep dün olarak duruyordu insanın içinde.
dünyada en zor şeylerden biri, iyilikle baş etmektir.
öldüğünü duyduğumda çok üzüldüm. ummadığım kadar çok...
hiçliğe inanmak istiyorum, hiçliğin varlığına. benim için cennet o. artık hiçbir şeyin olmaması. hikâyesizlik.
şimdi zamana katlanmayı öğreniyoruz, dedi. “bak, bu eskiden bilmediğimiz bir şeydi.”
birçok erkek, günün birinde annesinin elbisesini birkaç dakikalığına da olsa giymek ister.
dünyanın bütün sıkıcılığında her şeyin çok eski, çok arkaik, çok zor ve çok kolay olması gerçeği vardı.
hayat bazen istemediğimiz kadar büyütürdü bizi.
onları birlikte gördüğüm an her şey bitmişti..
devamını gör...
danışmanlık
markaların dijital dünyadaki varlığını planlı ve tutarlı şekilde oluşturmayı amaçlayan hizmetlerin genel adıdır. kurumsal kimlik çalışmaları, web sitesi ve web uygulaması geliştirme gibi çözümlerle işletmelerin çevrimiçi görünürlüğü ve kullanıcı deneyimi güçlendirilir.
devamını gör...
haklıyım çünkü memem var
haklıyım çünkü taşakalrım var
devamını gör...





