zaman tüneli
normal sözlük yazarlarının yaşadığı şehirler
cayenne - fransız guyanası.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının yaşadığı şehirler
an itibariyle başlıyorum mardin..
devamını gör...
patagonyalı (yazar)
hoşgelmiş reis.
devamını gör...
toplantıda susmak vs konuşmak
işin ucu bana dokunuyorsa,beni ilgilendiriyorsa,benle ilgiliyse konuşurum. onun dışında araya girip te şöyl olsun,böyle olmalı diye fikrimi söylemeyi gerek görmüuorum.sonra o fikirleri kullanıyorlar maalesef.o kadar parayı alan benim üstlerim düşünsün.
devamını gör...
anket sorusu
farklı bakış açılarına göre değerlendirildiğinde aslında anket olmayan, formata uygun tanımlama yapılmış başlıklara girilen bkz uzantısı.
devamını gör...
bi takım sözlük yazarları
sözlüğün bi takım sözlük yazarlarıdır.
bu yazarlar bi takımdır..
bu yazarlar bi takımdır..
devamını gör...
anket sorusu
farklı kişilere sorulan aynı sorudur.
devamını gör...
retro spektif (yazar)
rakının sofrandan eksik olmadığı, cilanın her zaman parladığı bir yıl olsun.
devamını gör...
en sevilen isimler
(bkz: anket sorusu)
devamını gör...
en sevilen isimler
tanım: diğer isimlerden daha çok ön plana çıkan veya duygusal bağlılık hissedilerek sevilen canlı veya cansız olgu isimleri.
hayvan, bitki, eşya, duygu fark etmeksizin sevilen ve önemli görülen her türlü olgunun isminin paylaşıldığı başlık.
hayvan, bitki, eşya, duygu fark etmeksizin sevilen ve önemli görülen her türlü olgunun isminin paylaşıldığı başlık.
devamını gör...
çok fena cehaletin döndüğü düşünülen yerler
uzak ve yakın akrabaların bulunduğu whatsapp grubu.
devamını gör...
herkes bir gün son entrysini girecek
tanım: günün birinde birçok yazarın bilinçsiz şekilde son entrysini girmiş olacağı gerçeği.
hatta birçok yazarın eksikliği fark edilmeyecek bile. ne kadar acı değil mi? gerçekler acıdır zaten.
insanı sarsan her şey gerçekliktir.
hatta birçok yazarın eksikliği fark edilmeyecek bile. ne kadar acı değil mi? gerçekler acıdır zaten.
insanı sarsan her şey gerçekliktir.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
sonsuz…
devamını gör...
çok fena cehaletin döndüğü düşünülen yerler
her şeyi bilen, her konuda bi fikri olup bu fikrin yüzde yüz doğru olduğuna inanan insanların toplandığı yerlerdir. mesela siyasi parti teşkilatları. bakın akp mhp chp demiyorum, komple hepsinden bahsediyorum ve iddia ediyorum; içerdeki insan sayısı ne kadar çoksa cehalette doğru orantılı şekilde artar.
devamını gör...
ne zaman öleceğini bilmek
“ in time “ filmini izlediğimde sanki ölecek kişi bendim. her dakikanın kıymetini anlatan bir film.
devamını gör...
çok fena cehaletin döndüğü düşünülen yerler
berberler.
devamını gör...
temu
#3865156
ithalatçı lobilerinin baskısı sonucu ortaya çıkan bir durum.
yani yerli ithalatçı şirketler para kazanacak.
ithalatçı lobilerinin baskısı sonucu ortaya çıkan bir durum.
yani yerli ithalatçı şirketler para kazanacak.
devamını gör...
temu
anlamadığım bir husus var. anlayanlar anlatırsa sevinirim.
vatandaş temudan bir ürün alacak. ürünün değeri 10 dolar olsun. devlet diyor ki ey vatandaş sen bu ürünü temudan aldığında ben bütçe açığı veriyorum. ithalat-ihracat dengesi bozuluyor. gel sen bu ürünü yurt dışından alma. illa alacam diyorsan ben seni caydırmak için abartı vergi koyarım. yurt dışından alma yurt içinden al.
peki diyorsun. devletime milletime zeval gelmesin. 10 dolar temuya gitmesin 30 dolara yurt içinde bizden biri olan gobel pazarlamaya gitsin. peki gobel pazarlama bu ürünü kendimi üretti? yoo o da gitti temudan aldı. ben ne anladım bu işten?
ek olarak gobel pazarlama temunun 10 dolara ürettiği ürünü kendisi 20 dolara üretebiliyor varsayımında bulunalım (bkz: varsayalım ismail). gobelciğim hiçbir şekilde temu ile yarışamıyor. tamam temuya yasak getir, ekstra vergi getir. hepsine kabulüm ama bunu yaparken bireysel tüketiciyle sınırlama. gobel 20 dolara üretirken işçi ücretlerini çinle yarıştırma. ürün 20 dolarsa işçi o ürünü alabilsin. o da yok.
zaten içinde bulunduğumuz sistemde her ürünü kendin üretemezsin. kapalı ekonomilerde yaşamıyoruz. ithal ikameci üretim modeli yok artık. samanı bulgardan al, eti sırptan al, nohutu kanadadan al sonra mamudo gurban temudan ucuza don bulmuş, ona çök hemen.
vatandaş temudan bir ürün alacak. ürünün değeri 10 dolar olsun. devlet diyor ki ey vatandaş sen bu ürünü temudan aldığında ben bütçe açığı veriyorum. ithalat-ihracat dengesi bozuluyor. gel sen bu ürünü yurt dışından alma. illa alacam diyorsan ben seni caydırmak için abartı vergi koyarım. yurt dışından alma yurt içinden al.
peki diyorsun. devletime milletime zeval gelmesin. 10 dolar temuya gitmesin 30 dolara yurt içinde bizden biri olan gobel pazarlamaya gitsin. peki gobel pazarlama bu ürünü kendimi üretti? yoo o da gitti temudan aldı. ben ne anladım bu işten?
ek olarak gobel pazarlama temunun 10 dolara ürettiği ürünü kendisi 20 dolara üretebiliyor varsayımında bulunalım (bkz: varsayalım ismail). gobelciğim hiçbir şekilde temu ile yarışamıyor. tamam temuya yasak getir, ekstra vergi getir. hepsine kabulüm ama bunu yaparken bireysel tüketiciyle sınırlama. gobel 20 dolara üretirken işçi ücretlerini çinle yarıştırma. ürün 20 dolarsa işçi o ürünü alabilsin. o da yok.
zaten içinde bulunduğumuz sistemde her ürünü kendin üretemezsin. kapalı ekonomilerde yaşamıyoruz. ithal ikameci üretim modeli yok artık. samanı bulgardan al, eti sırptan al, nohutu kanadadan al sonra mamudo gurban temudan ucuza don bulmuş, ona çök hemen.
devamını gör...
çok fena cehaletin döndüğü düşünülen yerler
sokak röportajları.
devamını gör...
ne zaman öleceğini bilmek
dedemin babası da annesi de hayattaydı benim ergenliğimde. hep derlerdi ki "biz birlikte ölcez, el ele gitcez öbür tarafa" diye. günlerden bir gün sabaha karşı büyük ninem uyandırıyor bizim büyük dedeyi ve "hacı ben gidiyorum, hadi gel sen de" diye davet ediyor. bizim dede "sen git ben gelmeyecem" diyip reddediyor karısının ölüm davetini.* düşününce baya kadın anlamış, hissetmiş öleceğini. bunu hissediyor muyuz acaba diye düşünsem de zaman zaman sanırım o gün gelene kadar öğrenemeyeceğim, nasıl bi his tatmadan bilemeyeceğim.
devamını gör...