zaman tüneli
kıçı kırık
zitttiri boktan.
devamını gör...
duayen
çok havalı kelime. işinin ehli kişi.
devamını gör...
orta yaş krizi
soldurayım ben böyle krizi.
yaşasam mı yaşamasam mı ikilemini iliklerde hissettiren.
ibre nereye kayarsa artık.
yaşasam mı yaşamasam mı ikilemini iliklerde hissettiren.
ibre nereye kayarsa artık.
devamını gör...
osimhen ne zaman haaland seviyesinde bir topçu olacak sorusu
hiçbir zaman. fiziği yetmez.
devamını gör...
intertia creeps
bir massive attack parçası. doksanlara dönüş zaman tüneline girdim.
devamını gör...
osimhen ne zaman haaland seviyesinde bir topçu olacak sorusu
osimhen türkiye standartlarında iyi bir topçu kabul ediyorum.
fakat haaland leblebi gibi gol atıyor, hava topu mücadelelerini kazanıyor hatta üstüne yetmiyor zeybek bile oynuyor. o derece kalıplı bir eleman yani.
fakat haaland leblebi gibi gol atıyor, hava topu mücadelelerini kazanıyor hatta üstüne yetmiyor zeybek bile oynuyor. o derece kalıplı bir eleman yani.
devamını gör...
sözlükte bakasana yapabilen kadın var mı sorunsalı
bakasana nedir bilmiyorum ama patasana okuyanı tercih ederim.
devamını gör...
her düğünde bulunan tiplemeler
bağırsak kılıklı, mini elbiseli gelin yandaşları.
devamını gör...
her düğünde bulunan tiplemeler
içkiyi ve eğlenceyi abartıp kavga çıkaran bir adet enişte bulunur her daim.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
peynir domates
devamını gör...
sofra bezinde kuruyup kalan pirinç tanesi
sofra bezinde kuruyup kalan pirinç tanesi… pilavdan düşmüş, ziyan olmuş bir lezzet..
herkes pilavın tadını çıkarırken o, kenarda unutulmuş, sanki diyor ki; ben de bu sofrada bir zamanlar parladım ama hayat bazen düşmekten ibaret...
herkes pilavın tadını çıkarırken o, kenarda unutulmuş, sanki diyor ki; ben de bu sofrada bir zamanlar parladım ama hayat bazen düşmekten ibaret...
devamını gör...
normal sözlük evlenecek eş aranıyor ilanları
bana snowboard öğretecek eş arıyorum. yeni yıl, yeni hedef. başka kriterim yok. teşekkür ederim.
devamını gör...
erkan can’ın şener şen seviyesinde bir oyuncu olduğu gerçeği
doğru değerlendirilirse hala geç değil bence. erkan can bir efsane. gemide gibi takva gibi süper işleri var. ben dahasını da bekliyorum yönetmenlerden. lütfen bu adama iyi senaryolarla gidilsin, bol bol ödül alsın.
boş beleş dijital platform dizilerinde görmeyelim.
boş beleş dijital platform dizilerinde görmeyelim.
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
yedi saatte iki proje. bence iyi bence güzel bence şahane. gözlerim acıyor.
devamını gör...
ernest hemingway
yaşlı adam ve deniz, çanlar kimin için çalıyor, silahlara veda gibi birçok güzel esere imza atmış yazar.
1899'da chicago da eğitim almış, kendisi ı. dünya savaşı gazisidir. (paris)
boğa güreşi ve büyükbaş hayvan avını severmiş.
silahını temizlerken öldüğü söylense de intihar söylemi de var.
1899'da chicago da eğitim almış, kendisi ı. dünya savaşı gazisidir. (paris)
boğa güreşi ve büyükbaş hayvan avını severmiş.
silahını temizlerken öldüğü söylense de intihar söylemi de var.
devamını gör...
af
senaryosu cem özay tarafından yazılmış ve aynı isim tarafından yönetilen 2020 yapımlı türk filmi; bu filmin yönetmenin ilk uzun metrajlı filmi olduğu bilinmektedir.

kadrosunda ise akasya durağı dizisinden arif tiplemesiyle tanıdığımız timur acar, emine meyrem, yusuf bayraktar, hakan aslan ve macit koper gibi oyuncular yer almaktadır.
otoriter bir babanın, ailesinin yıkımına sebep olmasını, yıkıma götüren sebepleri, evlat ayrımcılığını, sevgisizliğin sonuçlarını, bireyin en sonunda ise sebep olduğu onca faciadan sonra kendi iç dünyasına çekilmesini, mutlak yalnızlığını da konu ediniyor.
imran ve asiye iki çocuğu olan bir çifttir ve aralarında büyük bir aşkın olduğu söylenemez, muhtemelen görücü usulü ile evlenmişlerdir, evin reisi olduğuna körü körüne inanan imran ağaç ticareti yapmakta, agresif tavırlar sergilemekte, iki oğlu arasında ayrım yapmakta ve güldüğü görülmemiştir.
asiye ev hanımıdır ve çocuklarını sever, elinden her iş gelir, hamarat bir kadındır, çocuklarını seven bir anadır.
çocuklardan büyük olanın adı aziz, küçük olanın adı ise melik'tir, babaları onlara atış tâlimi yaptırmayı tercih etmiş ve içindeki savaş duygusunu, hırsı, kötülüğü bu şekilde yansıtmış, dikte etmiştir.
imran, oğulları arasında ayrım yapmakta, büyük oğlunun zeki olmadığını düşünmekte ve onu hiç sevmemekte iken küçük oğlunu ise canını verecek kadar çok sevmektedir.
çocuklarının eline silah vermenin ve onlara silah sıkmayı öğretmenin bedelini çok ağır ödeyecektir...
kardeşler iyi anlaşıyor gibi görünseler de, büyük çocuk daha çok sevilen kardeşini kıskanmaktadır ve geri dönüşü olmayan bir hata yapacaktır...
bir ailenin bir anda nasıl yerle bir olduğunu, hüzünlü ve sarsıcı bir hikâyeyle aktarıyor yönetmen bizlere, ettiğini bulursun, diyor sanki, sen çocuğuna ne öğretirsen onun sonuçlarını yaşarsın, alt metninde bu fikir yer alıyor gibi duruyor.
bu filmin adının neden af olduğunu düşündüm izlerken, ailedeki herkes birbirine kızgın, kırgın, ruhsal olarak yaralıydı bence, herkes birbirinin hayatında bir iz bırakmıştı ve baba ise kendi hatasının bedelini en ağır şekilde ödeyecekti, kendini affedebilecek miydi?
görsel açıdan beğendiğim bir film oldu.
timur acar'ın otoriter baba figürünü canlandırma biçimi bence iyiydi, anne rolündeki hatice meyrem'in oyunculuğu da bence etkileyiciydi, en büyük acıyı ona kendi öz oğlu yaşatmış olsa bile yine de oğluna karşı merhametli olmaktan vazgeçmemesi onun oyunculuğunu daha etkili ve duygusal kılıyor.
adamın oğlunu öldüresiye dövdüğü sahnedeki oyunculuğu oldukça gerçekçiydi.
filmin sonlarına doğru ise, annenin koşarak her yerde oğlunu aradığı sahnede içim sızladı...

kadrosunda ise akasya durağı dizisinden arif tiplemesiyle tanıdığımız timur acar, emine meyrem, yusuf bayraktar, hakan aslan ve macit koper gibi oyuncular yer almaktadır.
otoriter bir babanın, ailesinin yıkımına sebep olmasını, yıkıma götüren sebepleri, evlat ayrımcılığını, sevgisizliğin sonuçlarını, bireyin en sonunda ise sebep olduğu onca faciadan sonra kendi iç dünyasına çekilmesini, mutlak yalnızlığını da konu ediniyor.
imran ve asiye iki çocuğu olan bir çifttir ve aralarında büyük bir aşkın olduğu söylenemez, muhtemelen görücü usulü ile evlenmişlerdir, evin reisi olduğuna körü körüne inanan imran ağaç ticareti yapmakta, agresif tavırlar sergilemekte, iki oğlu arasında ayrım yapmakta ve güldüğü görülmemiştir.
asiye ev hanımıdır ve çocuklarını sever, elinden her iş gelir, hamarat bir kadındır, çocuklarını seven bir anadır.
çocuklardan büyük olanın adı aziz, küçük olanın adı ise melik'tir, babaları onlara atış tâlimi yaptırmayı tercih etmiş ve içindeki savaş duygusunu, hırsı, kötülüğü bu şekilde yansıtmış, dikte etmiştir.
imran, oğulları arasında ayrım yapmakta, büyük oğlunun zeki olmadığını düşünmekte ve onu hiç sevmemekte iken küçük oğlunu ise canını verecek kadar çok sevmektedir.
çocuklarının eline silah vermenin ve onlara silah sıkmayı öğretmenin bedelini çok ağır ödeyecektir...
kardeşler iyi anlaşıyor gibi görünseler de, büyük çocuk daha çok sevilen kardeşini kıskanmaktadır ve geri dönüşü olmayan bir hata yapacaktır...
bir ailenin bir anda nasıl yerle bir olduğunu, hüzünlü ve sarsıcı bir hikâyeyle aktarıyor yönetmen bizlere, ettiğini bulursun, diyor sanki, sen çocuğuna ne öğretirsen onun sonuçlarını yaşarsın, alt metninde bu fikir yer alıyor gibi duruyor.
bu filmin adının neden af olduğunu düşündüm izlerken, ailedeki herkes birbirine kızgın, kırgın, ruhsal olarak yaralıydı bence, herkes birbirinin hayatında bir iz bırakmıştı ve baba ise kendi hatasının bedelini en ağır şekilde ödeyecekti, kendini affedebilecek miydi?
görsel açıdan beğendiğim bir film oldu.
timur acar'ın otoriter baba figürünü canlandırma biçimi bence iyiydi, anne rolündeki hatice meyrem'in oyunculuğu da bence etkileyiciydi, en büyük acıyı ona kendi öz oğlu yaşatmış olsa bile yine de oğluna karşı merhametli olmaktan vazgeçmemesi onun oyunculuğunu daha etkili ve duygusal kılıyor.
adamın oğlunu öldüresiye dövdüğü sahnedeki oyunculuğu oldukça gerçekçiydi.
filmin sonlarına doğru ise, annenin koşarak her yerde oğlunu aradığı sahnede içim sızladı...
devamını gör...


