zaman tüneli
dertleşmek istenen sözlük yazarı
beni bu yazar anlar yada bu yazarla konuşmak dertleşmek beni mutlu eder denilen sözlük yazarıdır.
hadi yaa allah bis... *
neyse
(bkz: yoldaş benjamin franklin)
hadi yaa allah bis... *
neyse
(bkz: yoldaş benjamin franklin)
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
iyi enerji, sözlüğün dayısıymış gibi hissediyorum ciddili*
devamını gör...
fenerlilerin en sevdiği arabesk parça
devamını gör...
yazarların bugünkü mutsuzluk sebebi
yaptığım büyü tam tutmadı. istediğim bu değildi. neyse, bir süre sonra tekrar deneriz. sağlık olsun.
devamını gör...
gece gece gelen creme brulee yeme isteği
sadece benim gibi elit premiyum eksklüsif bedenlerde hayat bulan bi istek
devamını gör...
üstteki yazara bir şey söyle
saygılar. gılgamış destanı yazmışsın yine fhjffjf
devamını gör...
ona bir not
galiba, tek çıkar yol sana durup dinlenmeden yazmak.
hoş, bütün işim, seni düşünmek ya!
bu bok soyu alışkanlıklar, töreler, günah sevap ve ayıplar köleliği olmasa…
bütün tedirginliğimiz bundan. bundan, yüzünü hayal etikçe ağzımın acılaşması.
şiirimdeki korkunç çırpınış,
doymazlığım
ve ölesiye beni terk etmeyecek hiçlik…
ya sen olmasaydın!
büsbütün iğrenç bulacaktım evreni.
saçmalamıyorum ya?
seninle, yüzyılların hayvan ötesi tutukluğuna ve donan insan düşüncesine bir can, bir haysiyet verebiliriz gibime geliyor.
yalansız, riyasız, çıkarsız bir haysiyet.
belki ömrümüz yetmez başarmaya, hiç değilse en zekilere ve teşnelere duyurabiliriz.
şimdi birileri olsa “boş ver bu iri lafları, yaşayalım” derdi. yaşamak, burnunu, kulaklarını, gözlerini ve oralarını unutarak yaşaması mümkün mü bizim gibilerin? ben bütün bu -belki de manasız- iç sıkıntılarından senin var olduğunu hatırlayarak sıyrılıyorum. bir pınar, bir dağ suyu gibi dinlendiriyor, kandırıyorsun. bu bakımdan gelmiş geçmiş âdemoğulları içinde şüphesiz en şanslı durumdayım. nasıl kıvranıyor, gizliden gizli seviniyorum bilsen… kimseler yaşayamadı bunu diyorum kırılmış balta yemiş ve sesi kuyularda boğulmuş biriyim, doğru. ama seni tanıyorum. kimselerin tanıyamayacağı, belki kabataslak bakıp içinden geçireceği seni…
ahmed arif
leylim leylim
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
ispanyolca "önemli" demekmiş.
sözlüğün önemlilerinden zaar.
sözlüğün önemlilerinden zaar.
devamını gör...
ne olur ne olmaz deyip bütün de'leri ayrı yazmak
açmayın dedeler
devamını gör...
kate winslet’in titanic filmi dışında bir numarası olmaması
the reader filmini izlememiş birinin başlığı.
devamını gör...
türbanlı bir kadınla evlenmek isteyen seküler erkek
#3880219 oha reyiz sen seküler mi oldun.
bu yüzden yeni bir mahlas yeni bir kimlik ile geldin yani.
bu yüzden bir süre yoktun...
olur öyle be reyiz.
bu yüzden yeni bir mahlas yeni bir kimlik ile geldin yani.
bu yüzden bir süre yoktun...
olur öyle be reyiz.
devamını gör...
gece gece gelen kabak tatlısı yeme isteği
kabağa şekerli su döküp yemek ilk kimin aklına geldi acaba
allah kimseyi yoklukla sınamasın amin
allah kimseyi yoklukla sınamasın amin
devamını gör...
gece gece gelen kabak tatlısı yeme isteği
babam bunu beğendi. *
kendisi en çok bu tatlıyı sever, kabak seçmede ve tatlıyı yapmakta bir numara olduğu için sık sık yapılır bizim evde.
kendisi en çok bu tatlıyı sever, kabak seçmede ve tatlıyı yapmakta bir numara olduğu için sık sık yapılır bizim evde.
devamını gör...
nick vermeden bir yazara seslen
eeyyy gılışdaaroğluuu!
devamını gör...
nefes almak
" gülümser ölüler, duvarda,
bir çerçevede... "
yedi meşaleciler akımı üyelerinden olan ve 1910/ 1957 yılları arasında yaşayan türk şair, yazar ziya osman saba imzalı eser; pdf versiyonu yalnızca 42 sayfa olan kitabımızın 1957 yılında yayınlandığı bilinmektedir.
ziya osman saba bütün şiirleri ve geçen zaman kitaplarından sonra kendisinden okuduğum üçüncü kitap bu oldu.
şiirlerde iki farklı ruh haliyle, iki zıt duyguyla karşımıza çıkıyor şair bu kitabında, en azından benim için öyle oldu, başlarda yer alan şiirler daha optimist bir bakış açısının lirik iz düşümü niteliğinde iken ilerleyen sayfalarda ise şair daha hüzünlü bir yerden sesleniyor sanki.
nefes alma eyleminin salt fiziksel bir şey olmadığını, asıl nefes almanın insanın sevdikleriyle bir arada olmasından geçtiğini düşündürüyor, eğer sevdiklerin toprak altında ya da uzaklarda değil ise nefes almak mümkündür hissi veriyor bazı şiirleri.
ilerleyen sayfalarda ise yansıttığı duygular değişiyor, yoksulluk, garibanlık, yaşlanıyor olmanın dehşeti, artık hayatta olmayan insanların ardından duyulan özlem ve acı derinden hissediliyor.
didaktik açıdan 2 farklı öğretisi oldu bana bu kitabın, birincisi; sahip olduklarının kıymetini bil ve ikincisi; bir gün sahip olduğun her şey, buna hayatın da dâhil, yitip gidecektir...
kitabın en can alıcı dizesi bence,
gömmüşüm ana-babayı,
küsmüşüm dağa taşa,
gelmişim bu yaşa dizesiydi.
son zamanlarda okuduğum en keskin ve en etkileyici sözlerdendi.
seçtiğim dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum.

anlıyorum, birbirinden mukaddes,
alıp verdiğim her nefes.
bizler içindir şu doğan gün.
ölüler mezarlarda varmış rahatına.
her şey içimde, her şey,
istanbul yadigarı.
bir daha görüyorum seni
dünya gözüyle,
göğün hep üstümde,
havan ciğerlerimdedir.
ey doğup yaşadığım yerde
her taşını
öpüp başıma koymak istediğim şehir!
gömmüşüm ana-babayı,
küsmüşüm dağa taşa,
gelmişim bu yaşa...
varmak istiyor içim, varmak artık oraya!
götürün atın beni bambaşka limanlara..
ah, hatırlamadan edebilir miyiz?
şu yerle şu gökyüzü
arasında geçen ömrümüzü!
gün gelir, hatırlamak bile bir acı olur.
gençlik aşkı, sevinci, daha dünkü ümidi...
o, düşümde ağladı.
bense uyandıktan sonra.
gülümser ölüler, duvarda,
bir çerçevede...
bir çerçevede... "
yedi meşaleciler akımı üyelerinden olan ve 1910/ 1957 yılları arasında yaşayan türk şair, yazar ziya osman saba imzalı eser; pdf versiyonu yalnızca 42 sayfa olan kitabımızın 1957 yılında yayınlandığı bilinmektedir.
ziya osman saba bütün şiirleri ve geçen zaman kitaplarından sonra kendisinden okuduğum üçüncü kitap bu oldu.
şiirlerde iki farklı ruh haliyle, iki zıt duyguyla karşımıza çıkıyor şair bu kitabında, en azından benim için öyle oldu, başlarda yer alan şiirler daha optimist bir bakış açısının lirik iz düşümü niteliğinde iken ilerleyen sayfalarda ise şair daha hüzünlü bir yerden sesleniyor sanki.
nefes alma eyleminin salt fiziksel bir şey olmadığını, asıl nefes almanın insanın sevdikleriyle bir arada olmasından geçtiğini düşündürüyor, eğer sevdiklerin toprak altında ya da uzaklarda değil ise nefes almak mümkündür hissi veriyor bazı şiirleri.
ilerleyen sayfalarda ise yansıttığı duygular değişiyor, yoksulluk, garibanlık, yaşlanıyor olmanın dehşeti, artık hayatta olmayan insanların ardından duyulan özlem ve acı derinden hissediliyor.
didaktik açıdan 2 farklı öğretisi oldu bana bu kitabın, birincisi; sahip olduklarının kıymetini bil ve ikincisi; bir gün sahip olduğun her şey, buna hayatın da dâhil, yitip gidecektir...
kitabın en can alıcı dizesi bence,
gömmüşüm ana-babayı,
küsmüşüm dağa taşa,
gelmişim bu yaşa dizesiydi.
son zamanlarda okuduğum en keskin ve en etkileyici sözlerdendi.
seçtiğim dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum.

anlıyorum, birbirinden mukaddes,
alıp verdiğim her nefes.
bizler içindir şu doğan gün.
ölüler mezarlarda varmış rahatına.
her şey içimde, her şey,
istanbul yadigarı.
bir daha görüyorum seni
dünya gözüyle,
göğün hep üstümde,
havan ciğerlerimdedir.
ey doğup yaşadığım yerde
her taşını
öpüp başıma koymak istediğim şehir!
gömmüşüm ana-babayı,
küsmüşüm dağa taşa,
gelmişim bu yaşa...
varmak istiyor içim, varmak artık oraya!
götürün atın beni bambaşka limanlara..
ah, hatırlamadan edebilir miyiz?
şu yerle şu gökyüzü
arasında geçen ömrümüzü!
gün gelir, hatırlamak bile bir acı olur.
gençlik aşkı, sevinci, daha dünkü ümidi...
o, düşümde ağladı.
bense uyandıktan sonra.
gülümser ölüler, duvarda,
bir çerçevede...
devamını gör...
üstteki yazara bir şey söyle
sevimsiz olduğu kadar tatlı da bir insan, severiz efenim.
devamını gör...
ne olur ne olmaz deyip bütün de'leri ayrı yazmak
ilk tanımın alakasızlığı şaka mı
neyse neyse
foto ile yazarlık yapılan yerde pek abes değil ya
ayırsın nolucak
neyse neyse
foto ile yazarlık yapılan yerde pek abes değil ya
ayırsın nolucak
devamını gör...
üstteki yazara bir şey söyle
dayısının dayı.
ed: oooo araya kaynadı pata..
zalımsın..
ed: oooo araya kaynadı pata..
zalımsın..
devamını gör...
85 iq yazarlar için film önerileri
benim zekamı aşan bir başlık.
neyse ben şey izleyeyim
diriliş ....
dur şakayı tamamlarsam hapse atarlar ehehe.
neyse ben şey izleyeyim
diriliş ....
dur şakayı tamamlarsam hapse atarlar ehehe.
devamını gör...
