zaman tüneli

nick.
devamını gör...

yangın söndürme işi.
devamını gör...

kalitesini bir şekilde kabullendiğim türk silah markası.

açıkça söylemek gerekirse önyargı nedeniyle bugüne kadar hiç araştırmadım, kullanan arkadaşlarımın övgüsünü bile çoğunlukla kendi segmentinin iyisi gibi algıladım.

son 20 yılda herhalde 50-60 farklı tabancayla minimum 50 fişeklik atış deneyimim vardır. tek şarjörlük yahut birkaç atımlık denemeleri de sayarsam (tarihi eser niteliğinden en dandiklere kadar) bu sayı 100’ü rahat geçer. buna rağmen silahtan anlarım, diyemem. zira hakikaten anlayan insanlarla tanıştım. gerek bilgi, gerek deneyim, gerekse güdüsel silah yatkınlığı açısından çok başka seviyede olan, hayatını neredeyse buna vakfetmiş insanlar var. benim açımdan, silahtan anlamak öyle bir şey. beni bu işe bulaştıran da zaten hafif silah uzmanı olan bir arkadaşımdı. yani diyesim; söyleyeceklerim kendi tecrübemden mütevellit. ki zaten bu işlerde “şu silah iyidir” gibi bir şey yoktur; kişinin silahı değil, silahın kişiyi seçtiğine yönelik bir inancım var.

benim türk markalarıyla deneyimim, kılınç 2000 light’tan beri giderek düşen bir trend şeklinde. özellikle bir markanın polimer tabanca skandalından ve bunu ört bas etmek için yapılanlardan sonra tamamen soğudum diyebilirim. zaten ondan önce de en üst segmentte gördüğüm söylenemez. ancak emniyet ve ordu mensupları için -çok özel birimlerde esnekliği sağlamak kaydıyla- yerli kullanımını rüştünü kanıtlamış modeller için destekliyorum.

klasik olarak; çelikte beretta, cz, sig sauer; polimerde glock, toplu tabancada colt python’u referans alan bir bakış açım var. 45 acp 1911 serisinin hayranı olmakla birlikte, özellikle türkiye gibi; insanların legal yollardan silah erişiminin bu denli kısıtlı, bürokrasisinin bu denli yıldırıcı, bulundurma ruhsatı için bile bin dereden su getirmenin zorunlu olduğu bir ülkede bunların ötesinde referans aramak çok gerçekçi olmuyor ne yazık ki. taşıma ruhsatınız yoksa silahı oradan alıp şuraya götürmek için izin falan gerekiyor! olmayana allah kolaylık versin, ev taşısan o kadar bunalmazsın. saçmalık üstüne saçmalık. sanki memlekette suç işleyen, haraç kesen, tehdit eden, organize suç örgütü kuran, gayri meşru koşturan tipler resmi yollardan edindiği, seri numarası ve balistiği devlette kayıtlı silahla geziyor! (neyse, işin burası ayrı fasıl.)

hasılı, zaman içinde yaşadığım, gördüğüm, duyduğum şeyler yerli silahlara karşı ilgimi azalttı. bu konularla ilgili insanlar içinde (çabaya saygı duysalar da) günlük taşımada beline takıp gezmeye hevesli olan görmedim.

bu kadar girizgahtan da anlaşılacağı üzere, son 1-2 yıla kadar canik’e neredeyse hiç ilgi duymadım, diyebilirim.

abd’de silah yayıncılarının inceleme videolarını yıllardır güncel takip eden birisiyim. zira dünya tabanca piyasasının tek başına %80’ine tekabül eden, yasal yollardan silah edinmenin ve savunma düzeyinde kullanımın en yaygın olduğu, gerek yerli gerekse yabancı markaların lansmanını en önemsediği pazar ve doğal olarak yayıncılar, dünyada piyasaya sürülmüş her yeni silaha ve hatta üretimi duralı yıllar olmuş eski silahlara rahatlıkla erişip değerlendirebiliyorlar. tabi ki bizde de bu iş için çaba gösterenler var ancak bir kısmı yerli markalarla profesyonel ilişki içinde, geriye kalanı da ithal edilmiş tabancaları sahibinden rica minnet edinip incelemeye çalışıyorlar. haliyle kapsam çok dar ve her halükarda bulundurma ruhsatı odaklı kriterlere ağırlık veriyorlar.

abd menşeili yayıncılara dönersek; bir kere, aynı segmentte olup da kıyaslamadıkları marka/model varyasyonu yok gibi. ikincisi, kriterler hem savunma, hem saldırı, hem de günlük taşımaya dönük. bunlar içinde en önemsenen ise carry gun ve concealed carry gun sınıfı. üçüncüsü, o silah enflasyonunun yarattığı ortamda kıyas ve değerlendirmede ayrıntının ayrıntısına kadar iniyorlar. dördüncüsü, bizim memlekette aman çizilmesin diye nişan bohçasına sarıp sarmalanan tabancaları eziyet edercesine kullanıp 1000-5000 atım sonrası devam videosu çekiyorlar.

son yıllarda ise canik bu yayın piyasasında, öncelikle uygun fiyat vurgusuyla (benzer/yakın özellikler ama daha ucuz), daha sonra, ciddi ciddi piyasanın en bilinen markalarına karşı performans kıyasıyla öne çıkmaya başladı. tasarımları da taklitle bağdaştırılamayacak kadar kendine has bir stile kavuşmuş gözüküyor. dahası, sadece kendiyle anılabilecek özellik sahibi olma açısından karakteristik bir marka halini almış durumda.

ki işin en önemli kısmı burasıdır. glock, sig sauer, beretta, heckler & koch, cz firearms, smith & wesson, springfield armory, browning arms company gibi markaları büyük yapan, kullanıcısının yıllar içinde evrimsel aşamalarını gözlemleyebildiği marka/modelle anılan özelliklerdir. hatta bu gibi firmalar bazı modellerinde sadık müşteri kitlesinin tepkisinden çekinerek daha stabil, daha kullanışlı sonuç doğuracak inovasyon süreçlerine girmektense (o değişimleri taşıyan ürünleri farklı modelle isimlendirip) 3-4 kuşaktır bilinen geleneksel modeli üretmeye devam eder ve rahatlıkla da satar.

tabi ki, 170 yıllık firmaların boy gösterdiği, 2 dünya savaşı görmüş modelleri üretmiş (hatta ayakta kalmaları için bazı dönemler kamu desteği verilecek kadar önemsenen) firmaların varlığını sürdürdüğü yabancı bir piyasada canik adına böylesi bir gelenekten bahsetmek için çok çok erken ancak kendiyle anılabilecek ve canik’e has kabul edilebilecek bir özelliğiyle ön plana çıkmayı başarmış gibi gözüküyor: tetik mekanizması.

aşağı yukarı her silah yayıncısı zaten mekanizmanın harika olduğunu kabul ediyor ve hatta önemli bazı yayıncılar mekanizmayı “gezegenin açık ara en iyi tetik mekanizması” olarak niteliyor.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bunca övgüden sonra sırf merakımdan bu tetik mekanizmasına sahip sfx rival, sfx rival s ve tti combat modellerini denedim. baştan belirteyim, söylenen her şeye katılıyorum, fazlası var, eksiği yok.

mekanizmanın en önemli ayırıcı özellikleri:

1- en ufak bir pürüz hissettirmeyen, sonuna kadar homojen ilerleyen tetik ezme dinamiği:

tetik ezerken sertleşerek ilerleme hissi neredeyse yok, dayanma noktasına kadar stabil ilerliyor. birçok tetik mekanizmasında ezimi durdurup tekrar ezmeye başlarken çok hafif bir takılma hissedersiniz. zira ilk anda sürtünme eşiğini aştıktan sonra durursanız, o eşiği tekrar aşarak ilerlemek gerekir. (hızını almakla durup tekrar kalkmak gibi düşünülebilir) bu durum fizik yasaları gereği doğaldır ancak bu mekanizmada o his yok denecek kadar az. yay gerilimi ve sürtünme sürecini bu kadar homojen hale getirmek zor iş.

2- ateşleme duvarının 90 dereceye ayarlanması ve düz (kavisli olmayan) tetik ve tetik mandalı:

açıkçası ilk anda biraz garip geldi, atıştan önce alışabilmek için birkaç kez boşa tetik düşürdüm. ancak birkaç atıştan sonra çok hızlı bir şekilde doğal gelmeye başlıyor. birçok tabancada bu denli keskin bir ayrımı yakalayamazsınız. çünkü tetikler içe kavislidir ve her tabancada tetiğe temas noktası değişeceği gibi, aynı kişinin iç bükey bir yüzeye tekrar temasında bile minimal değişiklikler olur. dayanma noktasını (duvarını) hissederek baskı sürdürdüğünüz bir süreçte tetiklenme anını tam bilebilmek (o hissi iyice oturtmak) aynı silahla belirli bir alışma süreci gerektirir. bu mekanizmada tetik ve güvenlik mandalı kavisli olmadığından mandalın tetik yüzeyine oturması da, tetiğin ilerleyişi de çok net hissediliyor. burada küçük bir eleştiri getirirsem; tetik ezme sertliği ile dayanma noktasında tetik düşürme sertliği arasında büyük bir fark yok. gerçi müsabaka stilinde tasarlanmış tabancalarda ve seri atım istenen polimer tabancalarda istenen bir özelliktir ama ben şahsen o noktada biraz daha fazla sertlik isterdim. ayarlanabiliyor mu, bilemiyorum. hadi sfx rival ve tti combat polimer ama sfx rival s gibi çelik sürgülü bir tabancada tetik düşürme duvarı bence biraz daha sert olmalı, çünkü ele oturan o ağırlıkla tetik hassasiyeti biraz orantısız hissettiriyor. (ama işin burası da biraz zevk meselesi, kişiden kişiye değişir)

bununla birlikte, hazır canik denemeye başlamışken tp9 elit-s’le de atış yaptım. onun tetik mekanizması daha geleneksel (içe kavisli) olmakla birlikte yine canik’e has bir özelliği var.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bunda çok fazla ayrıntıya girmek istemiyorum ama rahatlıkla diyebilirim ki, bu mekanizma da deneyimlediklerim arasında en iyilerdendi.

hatta şöyle söyleyeyim; bence ilki daha iyi olmakla birlikte bu iki tetik mekanizması, glock’un (ki polimer sınıfta şahsen en sevdiğim ve alışkın olduğum tetik mekanizmasıdır) bütün modellerinden (gen-6 modellerini henüz denemedim) açık ara daha iyidir. denediğim diğer bütün tabancalardan zaten daha iyi. (bazı tabancalarda o tabancaya has davranışa alışır ve seversiniz, ayrı bir şey, o biraz şahsi keyif meselesi. tabi bir de toplu tabancayı ayırıyorum, onların kurulumuna bu sistem olmaz. modifiye ile oldurulsa bile gelenekseli tercih ederdim.)

hazır değinmişken canik’te denediğim bu 4 modeli de değerlendireyim.

öncelikle şunu söyleyeyim; atış isabeti performansı açısından sfx rival s, tp-9 elit s, tti combat ve sfx rival şeklinde bir sıralama oldu. sfx rival-s ve tp-9 elit s ilk kez elime alıp atış yaptığım tabancalar arasında atış isabeti açısından en iyi ikisiydi. genellikle bende ilk 2 şarjör biraz tabanca tepkisini anlamayla geçer. bu ikisinde ona bile gerek kalmadı, daha ilk atıştan itibaren uzun zamandır kullandığım bir tabancayla atış yapıyormuş gibiydim. bence bu tamamen; tabanca stabilitesi, tetik mekanizmasının akışkanlığı ve doğal gelmesi ile şahlanma miktarıyla ilgili.

tti combat’taki after burner mekanizmasına rağmen sfx rival’la şahlanma açısından çok büyük bir fark görmedim. sanırım iki polimer tabancanın büyüklüğüne oranla hafifliği bir miktar alışma süreci gerektiriyor, buna rağmen atışları rahatlıkla toplayabiliyorsunuz. genel bir kıyas yaparsam glock 17 bu ikisinden daha stabil diyebilirim.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

tp9 elit s, ilk deneyimimde performans açısından beklediğimden çok çok daha iyiydi. tetik mekanizmasından zaten bahsettim. stabilitesi de çok iyiymiş. genel bir kıyas yaparsam glock 19’a yakın bir hissiyat verdi. (tabi estetik açıdan glock 19’un yeri ayrıdır.)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

sfx rival s, sanki yıllardır kullanıyormuşum gibi hissettirdi. büyüklük ağırlık dengesi de oturunca baya baya iyi bir atış deneyimi oldu. doğal ağırlık, her türlü after burner’dan çok daha iyi bir şahlanma kontrolü sağlıyor. gelgelim, polimer bir silahtan beklenebilecek bir tetik hafifliği ve seriliği, tabi ki canik’e özel tetik mekanizması, müsabaka tabancasını andıran ergonomisi ve ağırlık dengesi düşünüldüğünde aklıma sfx rival s’i karşılaştırabileceğim çelik bir silah gelmiyor. performans açısından klasik modellerin birçoğunu zaten rahatlıkla geride bırakır. belki sınıflama açısından -ağırlık farkına rağmen- cz shadow 2 ile kıyaslamak mantıklı, kıyaslayanlar da olmuş ama benim cz shadow 2 ile atışım olmadığından bir şey diyemem. (yine estetik olarak cz derim)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

nihai olarak ben canik’i çok beğendim. ama bu yukarıda saydığım modellerin hiçbirini alacak değilim, çünkü şu anda bu sınıfların hiçbirinde ihtiyacım yok.

şimdi gelelim asıl meseleye:

şu an için sadece canik usa tarafından abd’de üretilmekte olan, abd’de mart sonu-nisan başı gibi piyasaya sürüleceği söylenen (türkiye’de ne zaman piyasaya gireceğini bilmediğim) ancak almayı düşündüğüm canik modeline: canik prime radian

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

önceki yıl gizli taşıma sınıfında bir tabanca almaya niyetlenip glock 43x’e karar vermişken, son anda fikir değiştirip yerli üretime karar verip stoeger 9 mc faciası yaşadım. #3861033

açıkçası glock 43x 10 fişek kapasitesiyle çok da kafama yatmıyordu zaten.

işte bu süreçte canik’le ilgilenmeye başlayınca, ‘ica 2025 concealed carry pistol of the year’ ödülünü almış canik mete mc9 prime modelini gördüm. ikisini ayrı ayrı değerlendirmeye gerek yok çünkü prime radian modeli bunun modifiye edilmiş hali. ancak canik, mc9 prime’ı mete serisi olarak lanse ederken, prime radian modelini tti combat’ın bulunduğu custom sınıfına koyuyor.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu model 17 fişek kapasitesiyle ve ergonomik tasarımıyla sınıfının en iyisi. tam boy ve namlu boyu olarak carry gun sınıfına yakın olmakla birlikte micro compact inceliğinde.

iki model de tti combat ve sfx rival’da bahsettiğim 90 derece tetik mekanizmasına sahip.

neden modifiye edilmişe gelirsek; mc9 prime’da şahlanma kontrolünü sağlamak üzere namlu ucu delikli ve sürgü yanal çentikli tasarlanmış. ancak abd müşteri portföyünde bundan pek hoşlanmayanlar var çünkü namlu ağzından çevreye sadece basınç değil ışık da yayılıyor ve savunma silahı olarak kullanılırken (gece haneye hırsızlık/saldırı amaçlı giriş) ve genel olarak karanlıkta yerini belli etme dezavantajına sahip. şahlanma kontrolüne katkısı, kaybedilen verimli (enerji kaybı olmaksızın itki sağlanan) namlu mesafesiyle kıyaslanınca düz namlulu olmasını isteyenler de var.

diğer yandan, abd’deki silah kullanıcılarında orijinal silaha sonradan after burner ve delikli namlu tertibatı takmak oldukça yaygın bir alışkanlık. özellikle glock kullanıcıları, şahlanma kontrolü ve isabet oranını yükseltmek için radian firmasının ürettiği radian after burner ve radian ramjet setini 300-350 dolara satın alıp silahlarını bu setle modifiye ediyorlar. (tti combat’taki sistem) bu sistemde, hem namlu hem de after burner tertibatı delikli tasarıma sahip ve şahlanma kontrolü açısından tekil delikli namluya göre çok daha etkili. bunda da ışık yayılımı olmakla birlikte after burner’sız duruma göre daha az olduğu söyleniyor. bu sistemde sürgü geriye gittiğinde en uçtaki after burner sürgüden bağımsız olduğu için alt gövde bitim noktasından çok minimal düzeyde ayrılıp yerine oturuyor.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

canik piyasadaki bu talepleri dikkate alarak radian şirketiyle ortak olarak prime radian modelini üretiyor. modelde yeni olan; namlu, afterburner, arka kabza ve magwell radian tarafından tasarlanmış, modelin gerisi uyumlamaya dair ufak tefek ölçü farkılıları haricinde mc9 prime’la aynı.

canik abd’de mc9 prime’ı 649 dolardan satarken bu modeli tahminen 899 dolar fiyatla piyasaya sürecek. geçen yıl ödül almış bir modelin son kullanıcıya 300 dolara mal olan radian ramjet ve radian after burner setiyle entegre üretilmesi iyi bir pazarlama politikası gibi gözüküyor. ki abd’deki rekabet ortamında polimer bir silah için 900 dolar bandında fiyat oldukça iddialı sayılır. buna rağmen rağbet göreceği tahmin ediliyor.

türkiye fiyatının ne olacağını öngörmek zor çünkü firma yerli olsa da üretim yeri abd, dahası üretim ortağı firma ve onun entegre ettiği silah parçaları abd menşeili. ancak ithal silahları piyasa fiyatının 4-5 misline satıp taş atıp kolu yorulmadan %300 ila %400 karlılık sağlayan mke’den çok daha makul olacağını sanıyorum.
devamını gör...

senin aşkın yalanmış, bana yalanmamış lazım.
devamını gör...

olacak gibi değildi. olmadı da.
devamını gör...

beraber aşı date yapmak.
devamını gör...

nankör değiller.
devamını gör...

#3907764 ben şey sanıyorum rapora düşmedikçe öyle gözüküyor rapora düşünce yeni öyle peki yıllardır psikiyatriste gidilmemişse pek bir önemi olur mu ?
devamını gör...

psikiyatrik hastalıkların mahremiyeti, kişinin damgalanma ihtimali, bu tanıların nitelikli kişisel veriler olması sebepli direkt olarak ne olduklarını sistemde göstermek yerine ortaya çıkan yazı.

basit bir anksiyete bozukluğu, hafif depresif nöbetten tutun şizofreni tanısına kadar aynı ibare gözükür.
devamını gör...

söyle.
devamını gör...

tdk bile işini yapmıyorken bana öğüt vermeyin.
orhan pamuk musunuz siz?
devamını gör...

marketten hemen alabilir.
devamını gör...

bir tane var ben de.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

totte mutter, dead mother. egon schiele elinden çıkma bir eser. isminden de anlaşılacağı üzere ölü yahut ölmekte olan bir anne ve bazı tahminlere göre henüz doğmamış, bazısına göre ise kollarının arasındaki bebeğini tasvir ediyor. anne ve çocuk arasındaki kontrast aşırı belirgin. ikilinin dış dünyaya kapalı bir sistem oluşturur gibi resmedilmesi ise ayrıca vurucu. diğer vurucu kısım ise klimt’in the kiss’ine olan formal ve görsel benzerlik. bu benzerlik tesadüf değil tabi. klimt bir bakıma schiele’in hocası gibi. schiele, kendisinden formal olarak etkilenmiş olsa da verilen mesaj tam tersi olarak da algılanabilir. çoğu kişi bu eseri karanlık görse de bana göre the kiss ise aynı etkide ve sıcaklıktadır. hatta bu eserde fedakarlık ön planda. sevginin en çarpıcı hali olarak hem de. bir annenin çocuğu için kendini feda ediyor oluşu.
devamını gör...

o zamanlar gündemden düşmeyen twilight serisinden esinlenilen reklam olsa gerek. 2010-2011 yıllarında çok çıktı. ve beni korkutuyordu hahahahahahahahah
devamını gör...

#3907754
uzun zamandır yoktum, iyiyim eski dostum brokoli ve tosbağam.
umarım sen de iyisindir, seni tekrardan görmek güzel*
devamını gör...

elle oynama.
devamını gör...

mahlasını uzun zamandır görmüyordum, gördüğüme çok sevindim. umarım iyisindir.
devamını gör...

allah'ını sevmeyen kişi ise pek iplemez sanki.
devamını gör...

7-8 sene önce e sağlık hesabımda çok sık gördüğüm yazıydı e sağlıkta psikiyatriste gidince karşımıza çıkan yazıdır ama hastalığın adı nedense yazmıyor mesela dişciye gitsek diş çürüğü diyor kbbye gitsek akut sinüzit ya da akut tonsilit vs ama psikiyatride neden böyleydi ?
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim