zaman tüneli
her şeyi düzeltmeye çalışmanın yok ettiği gerçeği
devamını gör...
rahatsız olmak
tanım: insanın, iç dünyasında kaçtığı şeylerin somut tezahürünü gördükten sonra yaşadığı huzursuzluk hali.
tanım 2: bulunulan ortama ait olmama hissi.
tanım 3: bir insanın hiçbir şey yapmasa bile, sadece varlığıyla oluşturduğu etki.
tanım 2: bulunulan ortama ait olmama hissi.
tanım 3: bir insanın hiçbir şey yapmasa bile, sadece varlığıyla oluşturduğu etki.
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
tanıyamadım.
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
pozitif, neşeli ve vicdanlı bir yazar imajı oluştu bende. entrilerini keyifle okuyorum, kalemi keskin , neşesi daim olsun.
edit: paranoyak deli için yazılmıştı, sırayı şaşırdım özür..
edit: paranoyak deli için yazılmıştı, sırayı şaşırdım özür..
devamını gör...
7 mart 2026 beşiktaş galatasaray maçı
türkiye'nin %89.7si yattı şu maçtan tüpçü cebini doldurdu
devamını gör...
şampiyon galatasaray
bu sene de hakkıdır.
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
gizli müslüman
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
aynı benim gibi bir janset hayranı olan yazar. selamlar efenim..
edit: ortaya karışık için demiştim hedef saptı.
edit 2: paranoyak deli ile aynı şehirde yaşıyoruz o yüzden sempatim hep var efendim.
edit: ortaya karışık için demiştim hedef saptı.
edit 2: paranoyak deli ile aynı şehirde yaşıyoruz o yüzden sempatim hep var efendim.
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
#3914004
fazla karışık bir yazar.
fazla karışık bir yazar.
devamını gör...
7 mart 2026 beşiktaş galatasaray maçı
maçta ince değil çok açık bir operasyon yapıldı.
galatasaray'da bütün oyunculara ucuz sarı kartlar gösterilerek baypas etmek istediler.
zaten takım on kişi oynuyor. geri kalan herkesin de sarı kartı var...
hacıosmanoğlu her tuşa basmış belli ki.
galatasaray'da bütün oyunculara ucuz sarı kartlar gösterilerek baypas etmek istediler.
zaten takım on kişi oynuyor. geri kalan herkesin de sarı kartı var...
hacıosmanoğlu her tuşa basmış belli ki.
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
aynı mesleğin farklı şehirlerdeki yolcusuyuz desem yalan olmaz.
devamını gör...
sözlük yazarlarının takıntıları
başlığı görünce elimdeki sarı bezi usulca tezgahın kenarına bıraktım ve geldim arkadaşlar.. şimdi sözlükdaşlar, kırklı yaşların sonuna doğru evrilirken kimse bana bir gün en büyük tutkun mutfak fısfısı olacak dememişti ama buradayız işte.
benimkisi öyle böyle bir takıntı değil, bir nevi endüstriyel disiplin. örneğin sarı bezin bir kutsaliyeti var. o bez asla nemli kalmayacak. nemli kalan sarı bez, evin içinde biyolojik silah üretmekle eşdeğerdir zira. her kullanım sonrası yıkanacak, sıkılacak ve ocağın demirine asker selamı verir gibi asılacak. aksi bir durum boşanma sebebidir.
ikincisi mutfak fısfısı.. o fısfısın sıktığı her damla, ruhumdaki bir yarayı iyileştiriyor sanki. tezgahta tek bir parmak izi görünce sanki olay yeri inceleme ekipleri eve baskın yapacakmış gibi geriliyorum.
sonra bir de bulaşık makinesi hiyerarşisi var tabii.. tabağı rastgele dizen insanla ömür geçmez. büyükler arkaya, küçükler öne, çatallar yukarı bakacak! o makine bir sanat eseri gibi dizilmeli. kapağı kapattığımda içerde bir düzen senfonisi çalmalı. bir de ben makineye bulaşıkları dizmeden önce köpükleyerek iyice yıkarım ki temiz tabakla bulaşık olan ayırt edilemez.
evdeki kedi (adı tarçın), robot süpürgeyi uzaydan gelen bir istilacı sanıyor. süpürge çalışınca tarçın buzdolabının üstüne çıkıp ne yapıyor bu liyakatsiz der gibi bana bakıyor. tarçın'ın döktüğü tüylerle her gün yeni bir kedi örebilirim ama robot süpürgem (adı karakız) sağ olsun, o tüyleri çekerken ben kahvemi içip iş prensibi budur diyorum. bir takıntım da karakızın düzenli olarak çalışması yani.
evim temiz değilse, zihnim de temiz değildir bana kalırsa.
bu benim mottom. iş hayatındaki prensiplerimi eve taşıdım sayılır. her şeyin yeri belli, her şeyin süresi belli. kedi bile artık mutfak tezgahına çıkmaması gerektiğini, çıkarsa o meşhur mavi fısfıslı dezenfektanla göz göze geleceğini biliyor.
benimkisi öyle böyle bir takıntı değil, bir nevi endüstriyel disiplin. örneğin sarı bezin bir kutsaliyeti var. o bez asla nemli kalmayacak. nemli kalan sarı bez, evin içinde biyolojik silah üretmekle eşdeğerdir zira. her kullanım sonrası yıkanacak, sıkılacak ve ocağın demirine asker selamı verir gibi asılacak. aksi bir durum boşanma sebebidir.
ikincisi mutfak fısfısı.. o fısfısın sıktığı her damla, ruhumdaki bir yarayı iyileştiriyor sanki. tezgahta tek bir parmak izi görünce sanki olay yeri inceleme ekipleri eve baskın yapacakmış gibi geriliyorum.
sonra bir de bulaşık makinesi hiyerarşisi var tabii.. tabağı rastgele dizen insanla ömür geçmez. büyükler arkaya, küçükler öne, çatallar yukarı bakacak! o makine bir sanat eseri gibi dizilmeli. kapağı kapattığımda içerde bir düzen senfonisi çalmalı. bir de ben makineye bulaşıkları dizmeden önce köpükleyerek iyice yıkarım ki temiz tabakla bulaşık olan ayırt edilemez.
evdeki kedi (adı tarçın), robot süpürgeyi uzaydan gelen bir istilacı sanıyor. süpürge çalışınca tarçın buzdolabının üstüne çıkıp ne yapıyor bu liyakatsiz der gibi bana bakıyor. tarçın'ın döktüğü tüylerle her gün yeni bir kedi örebilirim ama robot süpürgem (adı karakız) sağ olsun, o tüyleri çekerken ben kahvemi içip iş prensibi budur diyorum. bir takıntım da karakızın düzenli olarak çalışması yani.
evim temiz değilse, zihnim de temiz değildir bana kalırsa.
bu benim mottom. iş hayatındaki prensiplerimi eve taşıdım sayılır. her şeyin yeri belli, her şeyin süresi belli. kedi bile artık mutfak tezgahına çıkmaması gerektiğini, çıkarsa o meşhur mavi fısfıslı dezenfektanla göz göze geleceğini biliyor.
devamını gör...
dolu kadehi ters tut
selınle düeti güzeldir.
devamını gör...
kemal sunal
karakter oyuncusu degildir cok fazla. ama surekli tek tip karakterleri ve surekli komedi oynamak kendi fikri degildi. bunu zafer algoz de anlatiyor. diyor ki kemal abi cok yakinirmis surekli ayni tipi yaziyorlar, ben de isterim agirligi olan dram filmlerinde oyniyim diye.
oyle filmlerde de oynamis ve hatta basarili da olmustur ama 1 sener sen de degildir kendisi. evet.
oyle filmlerde de oynamis ve hatta basarili da olmustur ama 1 sener sen de degildir kendisi. evet.
devamını gör...
dolu kadehi ters tut
ismini ömer hayyam rubasinden alan müzik grubu.
tanrım; bu güzel yüze vermişsin emek,
o sümbülü koklamak, saçın' ellemek.
sonra da ona bakma, dersen, anlamı:
dolu kadehi ters tut, hiç dökme demek.
- ömer hayyam
tanrım; bu güzel yüze vermişsin emek,
o sümbülü koklamak, saçın' ellemek.
sonra da ona bakma, dersen, anlamı:
dolu kadehi ters tut, hiç dökme demek.
- ömer hayyam
devamını gör...
ölüm gibi bir şey oldu ama kimse ölmedi
ben mazhar alanson cuyum. biraz modifiye:
sonrası kelimeler kelimeler kelimeler...
sonrası kelimeler kelimeler kelimeler...
devamını gör...
heykeli dikilesi olgular
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
tanım: yeni yeni görmeye başladığım yazar.. hoşgelmiş
devamını gör...
yeşilçam
1950'lerde ortaya cikmis turkiye'nin hollywood'u bi film endustrisi. adini yesilcam sokagindan aliyor, bu sokakta film salonlari mi ne oyle yerler falan varmis, baya filmle hasir nesir 1 sokakmis, ordan.
prime donemini de 1960-1975 arasi yasiyor ozellikle. mesela 1972'de 1 senede 300 film mi ne cikarmislar.
baya fazla film uretmeleriyle bilinen 1 endustriydi. bazen bicok avrupa ulkesini geride birakirlardi.
ayrica ilginctir ki prime doneminde dunyanin hollywood ve bollywood'dan sonra en buyuk film endustrisiydi. burasi dunyanin en fazla film uretilen 3. endustrisiydi ve yurt disina film satiyodu adamlar. orta dogu, balkanlar falan, oralara.
basit senaryolar, kisitli butce ile her sene envai cesit film diskiliyolardi.
1970'lerin sonu ila 1980'lerde cokmeye basladi bu sektor. evlerde televizyon artinca millet sinemaya gitmeyi birakti, vhs kasetler cikti, millet artik fimlerin kasetlerini almaya basladi derken bitti gitti. evet.
prime donemini de 1960-1975 arasi yasiyor ozellikle. mesela 1972'de 1 senede 300 film mi ne cikarmislar.
baya fazla film uretmeleriyle bilinen 1 endustriydi. bazen bicok avrupa ulkesini geride birakirlardi.
ayrica ilginctir ki prime doneminde dunyanin hollywood ve bollywood'dan sonra en buyuk film endustrisiydi. burasi dunyanin en fazla film uretilen 3. endustrisiydi ve yurt disina film satiyodu adamlar. orta dogu, balkanlar falan, oralara.
basit senaryolar, kisitli butce ile her sene envai cesit film diskiliyolardi.
1970'lerin sonu ila 1980'lerde cokmeye basladi bu sektor. evlerde televizyon artinca millet sinemaya gitmeyi birakti, vhs kasetler cikti, millet artik fimlerin kasetlerini almaya basladi derken bitti gitti. evet.
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
coşkulu ve heyecanlı bir yazar.
her sözlüğe lazım.
her sözlüğe lazım.
devamını gör...