zaman tüneli
8 parça tencere setinde 4 adet tencere olması
teknik olarak 8 parça 4 tencere ve 4 kapak.
devamını gör...
8 mart dünya emekçi kadınlar günü
bıktım lan sizin bu pembe panjurlu kadınlar günü kutlamalarınızdan!... buyrun gerçekleri yazalım.
8 mart’ın üstüne pembe filtre çekmek yerine, bu ülkenin kadınlara ne yaptığını isim isim, tarih tarih yüzüne vurmak gerekiyor. türkiye’de bu günün adı boşuna “dünya emekçi kadınlar günü” değildi; 1921’de iki komünist kız kardeş rahime selimova ve cemile nuşirvanova, işçi sınıfının ve kadınların ortak mücadelesini görünür kılmak için ilk 8 mart etkinliklerini örgütlediler. ama bu memlekette 8 mart’ı bana “kutlama” diye pazarlamaya çalışan herkese önce tek bir soru sorasım geliyor: siz türk tarihini hiç açıp okudunuz mu? bu milletin kadını, orta asya bozkırında erkeğiyle yan yana at binerken de vardı, toyda söz söylerken de, hakanın yanında devlet işinde yer alırken de; bugün bana “kadınlar günün kutlu olsun” diye pembe story atanların çoğu, aynı tarihten “kadınla erkek birdir, at biner, kılıç kuşanır” diyen damarı silip yerine “kadın evde otursun, namus bekçisi olsun” diyen arıza ideolojiyi yerleştirenler.
osmanlı’dan beri kadına ya haremdeki süs, ya “fedakâr anne”, ya da “iyi eş” olarak atıf yapıldı; özne olduğu tek yer, bedeninin ve emeğinin üzerinde kurulan denetim oldu. türk kültüründe kadına “yarım insan” muamelesi yoktu; oba çökerken birlikte direnen, savaşta ganimette payı olan özneydi, ama araya hem feodal artıklardan beslenen osmanlı zihniyeti hem de ithal muhafazakâr kalıplar girince kadın bir anda “harem süsü”, “mahrem varlık”, “evin içinin sahibi” diye duvarların arasına hapsedildi.atatürk' ün tüm çabalarına karşı cumhuriyet bile tam koparamadı bu zinciri; bir yandan medeni kanun’la bazı haklar verildi, öte yandan “evin reisi” hâlâ erkek yazıldı, kadının emeği görünmez bırakıldı, vitrine “çağdaş cumhuriyet kadını” maketi koyulurken aynı kadına evin, ailenin, “milli namusun” bekçisi rolü yüklendi.
2012’de kabul edilen 6284 sayılı yasa şiddetten korunmak için kadınlara kâğıt üzerinde bazı araçlar verdi ama aynı devlet, bu yasayı uygulamayan polis, savcı, hâkimlere ciddi bir bedel ödetmedi. kadınlar defalarca “ölmek istemiyorum” diye dilekçe verirken, o dilekçelerin çoğu adliye koridorlarında yok oldu; “koruma talebim reddedildi” dedikten kısa süre sonra eski eşi tarafından öldürülenler, defalarca şikâyetçi olduğu halde karakoldan defalarca geri çevrilen ayşe tuba arslan ve kızının gözünün önünde katledilen emine bulut gibi isimler dosya numarasına indirildi. her yıl yüzlerce kadın “şüpheli ölüm” diye kayıtlara geçiriliyor; camdan düştüğü, intihar ettiği, kaza olduğu iddia edilen vakaların arkasında sistematik erkek şiddeti ve devletin görmezden gelişi var. bu tabloya bakıp hâlâ “kadınlar günün kutlu olsun” demek, cümlenin sonuna görünmez bir dipnot eklemekle aynı şey: “öldürülmediğin, susturulmadığın, bugün de hayatta kaldığın için.”
şimdi 8 mart’ta, tarihine “kadın erkek yan yana, yoldaş” diye sahip çıkan türk milleti yerine; kadını pazarlama figürü, oy deposu, aile propagandasının malzemesi yapan bir rejimle karşı karşıyayız. istanbul sözleşmesi’nden gece yarısı çıkan, sonra “kadına şiddete sıfır tolerans” afişi bastıran devlet, aynı anda 6284’ü kâğıt üzerinde bırakıp kadınları uluslararası koruma mekanizmalarından da fiilen mahrum ediyor. bu topraklarda 2025 yılında en az 394 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 259 şüpheli kadın ölümü kayda geçti; kadınların çoğu evinde ve çoğu aile bireyleri tarafından öldürüldü, buna rağmen utanmadan “gününüz kutlu olsun” diyorlar. bugün sokakta, evde, iş çıkışı durakta öldürülen her kadın, tam da bu “kutsal aile”, “kutsal namus”, “itaatkâr eş” söylemlerinin sonucu; fail sadece tetiği çeken erkek değil, o tetiği mümkün kılan yasası, polisi, hâkimi, kürsüsüyle bütün rejim.
bu milletin tarihinde kadın savaşta atın üstünde, toyda sözün içinde, oba dağılırken karar veren insan; bugünse lütuf gibi verilen birkaç hakka şükretsin, her gün ölümle burun buruna yaşasın isteniyor. bir türkçü olarak bunu “kader” falan diye izleyemem; bu, koskoca bir milletin kendi dişisine ihaneti, bozkırdan beri yan yana yürüyen iki cinsin arasına giren her ideolojinin ortak suçu. o yüzden 8 mart bu ülkede bir “kutlama” günü değil, düpedüz toplu cenaze töreni tarihidir: “başınız sağ olsun türkiye; kadınlarını öldürmeye, kadınların emeğini sömürmeye, kadınları susturmaya doyamayan bir ülke oldun” demek gerekirken, biz hâlâ şirket mailinde “değerli kadın çalışanlarımız” hitabının altına indirim kodu ve kampanya linki koyuyoruz. yas tutmamız gereken günü pr malzemesine çevirenler, kadınların kanı üzerinden sermaye, oy ve imaj devşirenlerdir; bu yüzden 8 mart’ta yapılacak en siyasi şey, “kutlu olsun”u reddedip, “hesap ver” diye bağırmak, öldürülen her kadının adını tek tek anarak bu günü bir yas ve isyan gününe çevirmektir
8 mart’ın üstüne pembe filtre çekmek yerine, bu ülkenin kadınlara ne yaptığını isim isim, tarih tarih yüzüne vurmak gerekiyor. türkiye’de bu günün adı boşuna “dünya emekçi kadınlar günü” değildi; 1921’de iki komünist kız kardeş rahime selimova ve cemile nuşirvanova, işçi sınıfının ve kadınların ortak mücadelesini görünür kılmak için ilk 8 mart etkinliklerini örgütlediler. ama bu memlekette 8 mart’ı bana “kutlama” diye pazarlamaya çalışan herkese önce tek bir soru sorasım geliyor: siz türk tarihini hiç açıp okudunuz mu? bu milletin kadını, orta asya bozkırında erkeğiyle yan yana at binerken de vardı, toyda söz söylerken de, hakanın yanında devlet işinde yer alırken de; bugün bana “kadınlar günün kutlu olsun” diye pembe story atanların çoğu, aynı tarihten “kadınla erkek birdir, at biner, kılıç kuşanır” diyen damarı silip yerine “kadın evde otursun, namus bekçisi olsun” diyen arıza ideolojiyi yerleştirenler.
osmanlı’dan beri kadına ya haremdeki süs, ya “fedakâr anne”, ya da “iyi eş” olarak atıf yapıldı; özne olduğu tek yer, bedeninin ve emeğinin üzerinde kurulan denetim oldu. türk kültüründe kadına “yarım insan” muamelesi yoktu; oba çökerken birlikte direnen, savaşta ganimette payı olan özneydi, ama araya hem feodal artıklardan beslenen osmanlı zihniyeti hem de ithal muhafazakâr kalıplar girince kadın bir anda “harem süsü”, “mahrem varlık”, “evin içinin sahibi” diye duvarların arasına hapsedildi.atatürk' ün tüm çabalarına karşı cumhuriyet bile tam koparamadı bu zinciri; bir yandan medeni kanun’la bazı haklar verildi, öte yandan “evin reisi” hâlâ erkek yazıldı, kadının emeği görünmez bırakıldı, vitrine “çağdaş cumhuriyet kadını” maketi koyulurken aynı kadına evin, ailenin, “milli namusun” bekçisi rolü yüklendi.
2012’de kabul edilen 6284 sayılı yasa şiddetten korunmak için kadınlara kâğıt üzerinde bazı araçlar verdi ama aynı devlet, bu yasayı uygulamayan polis, savcı, hâkimlere ciddi bir bedel ödetmedi. kadınlar defalarca “ölmek istemiyorum” diye dilekçe verirken, o dilekçelerin çoğu adliye koridorlarında yok oldu; “koruma talebim reddedildi” dedikten kısa süre sonra eski eşi tarafından öldürülenler, defalarca şikâyetçi olduğu halde karakoldan defalarca geri çevrilen ayşe tuba arslan ve kızının gözünün önünde katledilen emine bulut gibi isimler dosya numarasına indirildi. her yıl yüzlerce kadın “şüpheli ölüm” diye kayıtlara geçiriliyor; camdan düştüğü, intihar ettiği, kaza olduğu iddia edilen vakaların arkasında sistematik erkek şiddeti ve devletin görmezden gelişi var. bu tabloya bakıp hâlâ “kadınlar günün kutlu olsun” demek, cümlenin sonuna görünmez bir dipnot eklemekle aynı şey: “öldürülmediğin, susturulmadığın, bugün de hayatta kaldığın için.”
şimdi 8 mart’ta, tarihine “kadın erkek yan yana, yoldaş” diye sahip çıkan türk milleti yerine; kadını pazarlama figürü, oy deposu, aile propagandasının malzemesi yapan bir rejimle karşı karşıyayız. istanbul sözleşmesi’nden gece yarısı çıkan, sonra “kadına şiddete sıfır tolerans” afişi bastıran devlet, aynı anda 6284’ü kâğıt üzerinde bırakıp kadınları uluslararası koruma mekanizmalarından da fiilen mahrum ediyor. bu topraklarda 2025 yılında en az 394 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 259 şüpheli kadın ölümü kayda geçti; kadınların çoğu evinde ve çoğu aile bireyleri tarafından öldürüldü, buna rağmen utanmadan “gününüz kutlu olsun” diyorlar. bugün sokakta, evde, iş çıkışı durakta öldürülen her kadın, tam da bu “kutsal aile”, “kutsal namus”, “itaatkâr eş” söylemlerinin sonucu; fail sadece tetiği çeken erkek değil, o tetiği mümkün kılan yasası, polisi, hâkimi, kürsüsüyle bütün rejim.
bu milletin tarihinde kadın savaşta atın üstünde, toyda sözün içinde, oba dağılırken karar veren insan; bugünse lütuf gibi verilen birkaç hakka şükretsin, her gün ölümle burun buruna yaşasın isteniyor. bir türkçü olarak bunu “kader” falan diye izleyemem; bu, koskoca bir milletin kendi dişisine ihaneti, bozkırdan beri yan yana yürüyen iki cinsin arasına giren her ideolojinin ortak suçu. o yüzden 8 mart bu ülkede bir “kutlama” günü değil, düpedüz toplu cenaze töreni tarihidir: “başınız sağ olsun türkiye; kadınlarını öldürmeye, kadınların emeğini sömürmeye, kadınları susturmaya doyamayan bir ülke oldun” demek gerekirken, biz hâlâ şirket mailinde “değerli kadın çalışanlarımız” hitabının altına indirim kodu ve kampanya linki koyuyoruz. yas tutmamız gereken günü pr malzemesine çevirenler, kadınların kanı üzerinden sermaye, oy ve imaj devşirenlerdir; bu yüzden 8 mart’ta yapılacak en siyasi şey, “kutlu olsun”u reddedip, “hesap ver” diye bağırmak, öldürülen her kadının adını tek tek anarak bu günü bir yas ve isyan gününe çevirmektir
devamını gör...
2026 avustralya gp
leclerc yarışın başında şapkadan tavşanı çıkardı ama ferrari kenar yönetimi yine sıçtı batırdı. hadjar heyecan verici. güzel bir sene olabilir.
devamını gör...
tuzuyum yaranın gözyaşının
sezen aksu’nun söz ve müziğini yazdığı “tuz” adlı şarkı, 8 mart dünya kadınlar günü için hazırlanan özel bir proje olarak yayımlandı. prodüktörlüğünü sertab erener üstlendi…
şarkıyı sertab erener, ceylan ertem, karsu, selin, sena gül, öykü dörter, eftalya yağcı ve safiye birlikte seslendirdi. farklı müzik tarzlarına sahip sekiz kadın sanatçının bir araya geldiği çalışma, kadın dayanışmasını vurguluyor.
klibin yönetmenliğini ömer çelik yaptı, görsel anlatımda kadınların birlikteliği ve doğayla kurdukları bağ ön plana çıkarıldı.

sözleri şöyle…
ey, benim dertli başım
ki ben hayatı doğuran başlangıcım kızım,
kadınım, anayım, aşkım
kırsan kırılmaz sabır taşıyım
canında canım, en sadık yoldaşın
öncen, sonran, sırrın, sırdaşın
özün benim, sözün benim
kendini gören gözün benim
tohumuyum buğday başağının
sürgünüyüm zeytin ağacının
toprağıyım ana kucağının
tuzuyum yaranın, gözyaşının
(link: t24.com.tr/magazin/sezen-ak...)
şarkıyı sertab erener, ceylan ertem, karsu, selin, sena gül, öykü dörter, eftalya yağcı ve safiye birlikte seslendirdi. farklı müzik tarzlarına sahip sekiz kadın sanatçının bir araya geldiği çalışma, kadın dayanışmasını vurguluyor.
klibin yönetmenliğini ömer çelik yaptı, görsel anlatımda kadınların birlikteliği ve doğayla kurdukları bağ ön plana çıkarıldı.

sözleri şöyle…
ey, benim dertli başım
ki ben hayatı doğuran başlangıcım kızım,
kadınım, anayım, aşkım
kırsan kırılmaz sabır taşıyım
canında canım, en sadık yoldaşın
öncen, sonran, sırrın, sırdaşın
özün benim, sözün benim
kendini gören gözün benim
tohumuyum buğday başağının
sürgünüyüm zeytin ağacının
toprağıyım ana kucağının
tuzuyum yaranın, gözyaşının
(link: t24.com.tr/magazin/sezen-ak...)
devamını gör...
günaydın sözlük
günnaaayyydddıığğğnnnn..
yanlış planlama saati yüzünden erken uyanmışım. hala bir saat beklemem gerekiyor. heyecandan herhalde.
vapurdan yazacaktım şu an zaman geçsin diye kahvemi içerken geldim sana, açtım kollarımı geldim.
bugün rahatlık mı şıklık mı arasında kalıp tabiki rahatlığı seçtim. no stilletto yes canım aşkım ayakkabılarım başına bir şey gelecek diye çok korkuyorum. iç dökme seansı gibi oldu.
içtiğim kahveye taktığım elimiz yanmasın diye hani üzerinde yazan o efsane söz ile ulusa seslenişime son veriyorum.
“bir kahve iç ve gülümse, alem senin hüznün ile değişmeyecek.” -kibran ( böyle biri yok hiç olmadı)

öptüm, bye.
yanlış planlama saati yüzünden erken uyanmışım. hala bir saat beklemem gerekiyor. heyecandan herhalde.
vapurdan yazacaktım şu an zaman geçsin diye kahvemi içerken geldim sana, açtım kollarımı geldim.
bugün rahatlık mı şıklık mı arasında kalıp tabiki rahatlığı seçtim. no stilletto yes canım aşkım ayakkabılarım başına bir şey gelecek diye çok korkuyorum. iç dökme seansı gibi oldu.
içtiğim kahveye taktığım elimiz yanmasın diye hani üzerinde yazan o efsane söz ile ulusa seslenişime son veriyorum.
“bir kahve iç ve gülümse, alem senin hüznün ile değişmeyecek.” -kibran ( böyle biri yok hiç olmadı)

öptüm, bye.
devamını gör...
evlenme diyenlere uyuz olmak
vatan uğrunda ölen varsa mı vatandır...
üzerinde yaşayan varsa mı
üzerinde yaşayan varsa mı
devamını gör...
8 mart dünya emekçi kadınlar günü
kadın bedeniyle hayatı mümkün kılan, varlığıyla da hayatı yaşanmaya değer kılandır!
güç odaklarının kadını kontrol etmeye çalışması, zalimce bir mantığa dayanır; kadını kontrol etmek, hayatın özünü kontrol altına almaktır.
ama kadınlar ezilmeye başladığı zaman, hayatın kadına dair kaliteleri yok olmaya başlar. zarafet biter, şefkat biter, kültür biter, yaratıcılık biter, huzur biter…
insan ruhu korku ve saldırganlık dolu bir hayvan bedenine hapsolur ve kendini unutur.
kadını sevin, başınıza taç edin, bastığı toprağa şükredin, onurunu, aklını, gücünü ve haklarını sorgulamayı aklınızdan bile geçirmeyin.
kadına saygı, hayata saygıdır.
*
devamını gör...
f1 avustralya gp
bu sezon mercedes rezerv takım maçına çıkmış primler lig topçusu gibi farklı..
devamını gör...
8 mart dünya emekçi kadınlar günü
emekçi kadınlar ne alaka? her kadının kadınlar günü kutlu olmalı.
devamını gör...
8 mart 2026 dünya emekçi kadınlar günü kutlaması
normal kadınlar günü ne zaman?
devamını gör...
ipleri koparmak
tanım: insanın sabrının tükenmesi sonucu yaşanan hal.
tanım 2: insanın iç dünyasında bir şeylerin geri dönüşü olmaksızın zarar görmesi.
tanım 3: bir insanın toplumun koyduğu kurallara uymayı reddetmesi.
tanım 4: insanın sabrının istifa etmesi.
tanım 5: beynin her şeye isyan etmesi.
tanım 6: umrumda değil seviyesine gelmek.
tanım 7: insanın iç fren mekanizmasının artık çalışmaması.
tanım 8: uzun süredir gergin olan ruhun bir anda kontrolsüzce savrulmaya başlaması.
tanım 2: insanın iç dünyasında bir şeylerin geri dönüşü olmaksızın zarar görmesi.
tanım 3: bir insanın toplumun koyduğu kurallara uymayı reddetmesi.
tanım 4: insanın sabrının istifa etmesi.
tanım 5: beynin her şeye isyan etmesi.
tanım 6: umrumda değil seviyesine gelmek.
tanım 7: insanın iç fren mekanizmasının artık çalışmaması.
tanım 8: uzun süredir gergin olan ruhun bir anda kontrolsüzce savrulmaya başlaması.
devamını gör...
f1 avustralya gp
meşrubatçılar gümledi. kdjsjsjsjshshssh
s2ktrin gidin gazlı içecek satın
s2ktrin gidin gazlı içecek satın
devamını gör...
f1 avustralya gp
sabahın köründe kalkıp yıllar sonra serhan acar’dan gride beraber bakıyoruzu duyduk vallahi özlemişiz
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
devamını gör...
normal sözlük
tanım: ismiyle asla örtüşmeyen (iyi ki örtüşmüyor.) katılımcı sözlük.
hikaye yazma kurallarını gevşetin lütfen.
bir sözlüğün olmazsa olmazı uzun soluklu hikayelerdir ve bunun futbol kadar önemli olduğunu düşünüyorum. (futbol başlığını yermiyorum kesinlikle, örnek sadece.)
tek seferde atılan aşırı uzun entry okunmuyor ama parça parça atılacak bir hikaye çok tutuluyor.
yönetimden ricam bu konuyu değerlendirin. sadece kendim için istemiyorum bunu.
aramızda kalemi çok güçlü arkadaşlarımız var. böyle bir imkan sağlandığı zaman başka bir soluk daha gelebilir sözlüğe.
kontrol edilemez diyorsanız bir yazarın açtığı hikaye başlığına (önceden haber verilerek) sadece o yazarın entry girmesi için özel bir ayar yapabilirsiniz, en basitinden bu geliyor aklıma.
hikaye yazma kurallarını gevşetin lütfen.
bir sözlüğün olmazsa olmazı uzun soluklu hikayelerdir ve bunun futbol kadar önemli olduğunu düşünüyorum. (futbol başlığını yermiyorum kesinlikle, örnek sadece.)
tek seferde atılan aşırı uzun entry okunmuyor ama parça parça atılacak bir hikaye çok tutuluyor.
yönetimden ricam bu konuyu değerlendirin. sadece kendim için istemiyorum bunu.
aramızda kalemi çok güçlü arkadaşlarımız var. böyle bir imkan sağlandığı zaman başka bir soluk daha gelebilir sözlüğe.
kontrol edilemez diyorsanız bir yazarın açtığı hikaye başlığına (önceden haber verilerek) sadece o yazarın entry girmesi için özel bir ayar yapabilirsiniz, en basitinden bu geliyor aklıma.
devamını gör...
günaydın sözlük
mutluluğa demir attığımız bir gün olsun dileklerimizle, günaydın herkese.
devamını gör...
8 mart dünya emekçi kadınlar günü
8 mart, dünyanın birçok ülkesinde çiçekler ve mesajlarla hatırlanan bir gün gibi görünse de, kökleri çok daha sert ve politik bir tarihe dayanır.. ınternational women’s day, kadınların yalnızca görünür kılındığı bir takvim günü değil, eşitlik, emek ve insan hakları mücadelesinin sembolüdür..
dünyanın farklı yerlerinde farklı anlamlar taşıyor.. avrupa’da ve amerika’da eşit ücret, temsil ve iş hayatındaki ayrımcılık tartışmaları öne çıkarken; bazı bölgelerde kadınlar hâlâ temel haklar, eğitim ve güvenlik için mücadele ediyor.. birçok ülkede protestolar, yürüyüşler ve konferanslar düzenleniyor..
dünyanın neresine bakarsanız bakın kadınların mücadelesi farklı başlıklara ayrılıyor gibi görünse de özünde aynı cümleye çıkıyor..
eşitlik...
8 mart geçmişin mücadelelerini hatırlatan ve geleceğe dair sorular soran bir tarih olarak varlığını sürdürmeye devam ediyor..
tek bir hikâyenin değil; dünyanın dört bir yanında yazılmaya devam eden sayısız mücadelenin ortak günü..
ve hikayemiz daha bitmiş değil..
şiddetsiz bir yaşam, eşit söz hakkı ve insan olarak görülebilmektir dileğimiz..
kendinin ve kadın olmanın gücünü hissedebilen tüm kadınlarımızın günü kutlu olsun..
iyi ki varız.. iyi ki rengarenk ışıklar saçıyoruz hayata.. ve iyi ki hayatın inceliği ve güzelliğiyiz..
dünyanın farklı yerlerinde farklı anlamlar taşıyor.. avrupa’da ve amerika’da eşit ücret, temsil ve iş hayatındaki ayrımcılık tartışmaları öne çıkarken; bazı bölgelerde kadınlar hâlâ temel haklar, eğitim ve güvenlik için mücadele ediyor.. birçok ülkede protestolar, yürüyüşler ve konferanslar düzenleniyor..
dünyanın neresine bakarsanız bakın kadınların mücadelesi farklı başlıklara ayrılıyor gibi görünse de özünde aynı cümleye çıkıyor..
eşitlik...
8 mart geçmişin mücadelelerini hatırlatan ve geleceğe dair sorular soran bir tarih olarak varlığını sürdürmeye devam ediyor..
tek bir hikâyenin değil; dünyanın dört bir yanında yazılmaya devam eden sayısız mücadelenin ortak günü..
ve hikayemiz daha bitmiş değil..
şiddetsiz bir yaşam, eşit söz hakkı ve insan olarak görülebilmektir dileğimiz..
kendinin ve kadın olmanın gücünü hissedebilen tüm kadınlarımızın günü kutlu olsun..
iyi ki varız.. iyi ki rengarenk ışıklar saçıyoruz hayata.. ve iyi ki hayatın inceliği ve güzelliğiyiz..
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
çok yoruldum. gerçekten çok yoruldum.
çünkü hırslı, tutkulu ve mükemmeliyetçi birisiyim her anlamda ve bunun beni yorduğunu kabul ediyor, yoracağını bilerek böyleyim. bundan hiçbir şikayetim yok. bugün kadınların daha çok ses çıkarmasını istediğim bir gün, o yüzden fazla rol çalmak istemiyorum aslında
ancak çok yoruldum. çabalasam, boşa gideceğini biliyorum.
beklesem, faydası yok. bunu da biliyorum.
sussam, tesiri yok. bunu da biliyorum.
konuşsam, içimi döksem de bu yorgunluk geçmiyor.
ben çok badire atlattım, bunu da atlatırım ama her atlattığımda daha güçlenirken, daha da yoruluyorum.
göğsüm daralıyor. biraz sevgi, biraz ilgi, biraz şefkat resmen beni yeniden doğuracak.
ancak, muhtemelen ben bunlara asla sahip olamayacağım. 10 tane ömrüm olsa, 10 ömrümde de artık bunlara sahip olamayacağını kabulleniyorum.
bu kabulleniş beni güçlendirse de, çok yoruyor. güçlü olmak güzel, bu uğurda yorulmak güzel.
lakin daha güzel şeyler yorulmak istiyorum. güzel paylaşımlar için, sevgi için, ilgi için, şefkat için yorulayım istiyorum.
çünkü hırslı, tutkulu ve mükemmeliyetçi birisiyim her anlamda ve bunun beni yorduğunu kabul ediyor, yoracağını bilerek böyleyim. bundan hiçbir şikayetim yok. bugün kadınların daha çok ses çıkarmasını istediğim bir gün, o yüzden fazla rol çalmak istemiyorum aslında
ancak çok yoruldum. çabalasam, boşa gideceğini biliyorum.
beklesem, faydası yok. bunu da biliyorum.
sussam, tesiri yok. bunu da biliyorum.
konuşsam, içimi döksem de bu yorgunluk geçmiyor.
ben çok badire atlattım, bunu da atlatırım ama her atlattığımda daha güçlenirken, daha da yoruluyorum.
göğsüm daralıyor. biraz sevgi, biraz ilgi, biraz şefkat resmen beni yeniden doğuracak.
ancak, muhtemelen ben bunlara asla sahip olamayacağım. 10 tane ömrüm olsa, 10 ömrümde de artık bunlara sahip olamayacağını kabulleniyorum.
bu kabulleniş beni güçlendirse de, çok yoruyor. güçlü olmak güzel, bu uğurda yorulmak güzel.
lakin daha güzel şeyler yorulmak istiyorum. güzel paylaşımlar için, sevgi için, ilgi için, şefkat için yorulayım istiyorum.
devamını gör...
pazar sabahı erken uyanmak
alt komşu kaderdir.
devamını gör...
