zaman tüneli
yazarların itiraf köşesi
bugün tarçın coşkuyla kucağıma atlayıp yanağımdan bir ısırık aldı. mutfakta temizlik yapıp salona gelip oturmuştum. önce nedenini anlayamadım. sonra düşününce çamaşır suyunun kediler üzerinde afrodizyak etkisi olduğunu düşündüm. kedilerin idrarı çözündüğünde açığa çıkan bazı bileşenlerin kokusunun klora benzemesi, kedilerin bu kokuyu başka bir kedinin varlığı gibi algılamasına neden olabiliyormuş.
devamını gör...
aşk tesadüfleri sever
hem filmi hem şarkısı güzel ve aşk gerçekten de tesadüfleri sever yönetmek de senin elindedir ama iyi bir denge gerekir
devamını gör...
bizimkiler dizisi ruknettin bey

bizimkiler dizisindeki suna hanım'ın mabeyn başkatibi rahmetli eşidir. yukarıdaki resmiyle dizide arzı endam etmiştir.
bir nara atarmış 3 sokak öteden duyurulurmuş
cemal paşayla görüşmüş oylar ittihat ve terakiye demiş
küçük su da mısır yemeye kanlıca da yoğurt yemeye götürürmüş suna hanımı
her bayramda 40 koç kesermiş
misafirliğe gitmeden önce 3 tepsi baklavayı önden yollarmış...
devamını gör...
swift hotel
browser tabanlı bir oyun.
sakın gelmeyin, bağımlılık yapıyor. çocuk gibi oda dizayn ediyorum. 16 yaşındaki çocuklarla kavga filan ediyorum.
sakın gelmeyin, bağımlılık yapıyor. çocuk gibi oda dizayn ediyorum. 16 yaşındaki çocuklarla kavga filan ediyorum.
devamını gör...
nick vererek bir yazara seslen
@seshayvani
kardes beni bi sal ya
kardes beni bi sal ya
devamını gör...
death come near me
draconian’ın "death, come near me" başlıklı eseri, basit bir melodik dizilimden ibaret değildir; bilakis varoluşun o ezici ve katlanılmaz ağırlığı altında öğütülmüş bir bilincin, nihai karanlığa doğru attığı ağır, bilinçli ve geri dönüşsüz adımların uğursuz yankısıdır. bu parçayı dinlemek, müzik dinlemek değildir; bu, çözülüşün, milim milim ilerleyen bir yok oluşun soğukkanlı kronolojisini deneyimlemektir. her bir nota, zamanın pas tutmuş çarkları arasında öğütülen bir ömrün son, soluk ve kaçınılmaz nefesidir.
gotik doom metalin kadim ve kasvetle yoğrulmuş estetik dokusu üzerine inşa edilen bu yapı, insan zihninin en dip, en tekinsiz katmanlarına sızarak orada kök salar. gitarlar burada yalnızca bir enstrüman değil; toprağın derinliklerinde, nemin ve mutlak sessizliğin içinde unutulmuş bir kalbin son ve bitkin çırpınışlarının yankı odasıdır. tempo, kasıtlı bir ağırlıkla sürünür; çünkü burada amaç kaçmak değil, kaçınılmaz olanın soğuk ve merhametsiz kollarına bilinçli bir teslimiyettir. acele yoktur; zira ölüm, sabırlı ve asla yanılmayan bir avcı gibi zaten beklemektedir.
vokaller, parçalanmış bir benliğin iki karşıt kutbunu temsil edercesine belirir. erkek vokal, doğrudan mezarın altından yükseliyormuş gibi gelen o boğuk ve derin tınısıyla yok oluşun mutlak hükmünü ilan ederken; kadın vokal, bir zamanlar ışığa tutunmuş fakat artık sönmeye yüz tutmuş son umut kırıntılarının silik bir hayaleti gibidir. bu iki ses, çekilen yaşam ile yükselen ölüm arasındaki kaçınılmaz çatışmanın yankısıdır; fakat bu çatışmanın sonucu baştan bellidir: mutlak, geri döndürülemez bir sessizlik.
sözler, ölümü bir tehdit olmaktan çıkarıp, ruhun sığındığı karanlık ve ürkütücü bir limana dönüştürür. bu, yaşama tutunmaya çalışan bir varlığın çığlığı değil; yaşam tarafından parçalanmış, tüketilmiş bir bilincin direnişin beyhudeliğini idrak ederek kendini bırakışıdır. ölüm burada bir son değil, acının sürekliliğinden bir kaçış, bir tür karanlık merhamettir. atmosfer öylesine yoğun ve boğucudur ki zaman algısı çözülür, sınırlar silinir. kendini uçsuz bucaksız, renksiz bir boşlukta yürürken bulursun; yönsüz, amaçsız, giderek silinen bir varlık gibi. attığın her adımda biraz daha eksilir, biraz daha yokluğa karışırsun. ve nihayet fark edersin ki yürüdüğün yol dışarıya değil, kendi içindeki o dipsiz hiçliğe açılmaktadır.
bu eser, insanın kendi karanlığıyla yüzleştiği en mahrem ve en yıkıcı hesaplaşmanın işitsel formudur. burada ani patlamalar, dramatik başkaldırılar yoktur; yalnızca ağır, kaçınılmaz ve sessiz bir çözülme vardır. sonunda geriye ne öfke kalır ne de korku; sadece donuk bir kabulleniş ve boşluğun merkezinde yankılanan o soğuk çağrı:
"ölüm… artık yaklaş."
gotik doom metalin kadim ve kasvetle yoğrulmuş estetik dokusu üzerine inşa edilen bu yapı, insan zihninin en dip, en tekinsiz katmanlarına sızarak orada kök salar. gitarlar burada yalnızca bir enstrüman değil; toprağın derinliklerinde, nemin ve mutlak sessizliğin içinde unutulmuş bir kalbin son ve bitkin çırpınışlarının yankı odasıdır. tempo, kasıtlı bir ağırlıkla sürünür; çünkü burada amaç kaçmak değil, kaçınılmaz olanın soğuk ve merhametsiz kollarına bilinçli bir teslimiyettir. acele yoktur; zira ölüm, sabırlı ve asla yanılmayan bir avcı gibi zaten beklemektedir.
vokaller, parçalanmış bir benliğin iki karşıt kutbunu temsil edercesine belirir. erkek vokal, doğrudan mezarın altından yükseliyormuş gibi gelen o boğuk ve derin tınısıyla yok oluşun mutlak hükmünü ilan ederken; kadın vokal, bir zamanlar ışığa tutunmuş fakat artık sönmeye yüz tutmuş son umut kırıntılarının silik bir hayaleti gibidir. bu iki ses, çekilen yaşam ile yükselen ölüm arasındaki kaçınılmaz çatışmanın yankısıdır; fakat bu çatışmanın sonucu baştan bellidir: mutlak, geri döndürülemez bir sessizlik.
sözler, ölümü bir tehdit olmaktan çıkarıp, ruhun sığındığı karanlık ve ürkütücü bir limana dönüştürür. bu, yaşama tutunmaya çalışan bir varlığın çığlığı değil; yaşam tarafından parçalanmış, tüketilmiş bir bilincin direnişin beyhudeliğini idrak ederek kendini bırakışıdır. ölüm burada bir son değil, acının sürekliliğinden bir kaçış, bir tür karanlık merhamettir. atmosfer öylesine yoğun ve boğucudur ki zaman algısı çözülür, sınırlar silinir. kendini uçsuz bucaksız, renksiz bir boşlukta yürürken bulursun; yönsüz, amaçsız, giderek silinen bir varlık gibi. attığın her adımda biraz daha eksilir, biraz daha yokluğa karışırsun. ve nihayet fark edersin ki yürüdüğün yol dışarıya değil, kendi içindeki o dipsiz hiçliğe açılmaktadır.
bu eser, insanın kendi karanlığıyla yüzleştiği en mahrem ve en yıkıcı hesaplaşmanın işitsel formudur. burada ani patlamalar, dramatik başkaldırılar yoktur; yalnızca ağır, kaçınılmaz ve sessiz bir çözülme vardır. sonunda geriye ne öfke kalır ne de korku; sadece donuk bir kabulleniş ve boşluğun merkezinde yankılanan o soğuk çağrı:
"ölüm… artık yaklaş."
devamını gör...
dakota johnson
calvin klein’in yüzü olmuş
devamını gör...
iyi ki gitmişim dediğiniz yer
(bkz: hindistan)
bir daha gitmemem gerektiğini biri söylese inanmazdım cunku. gidip görmek cok guzel ikna etti. bir de hastalıklara karsi inanilmaz bir direnç kazandım.
bir daha gitmemem gerektiğini biri söylese inanmazdım cunku. gidip görmek cok guzel ikna etti. bir de hastalıklara karsi inanilmaz bir direnç kazandım.
devamını gör...
dakota johnson
güzellik konusunda zirve noktam bu kadın. hayatımda daha güzel başka bir kadın görmedim.
devamını gör...
iyi ki gitmişim dediğiniz yer
gezdiğim her yeri çok sevdim ama keşfedilecek yerlerin çokluğu bakımından izmir derim
devamını gör...
yaş ilerledikçe artan şeyler
adaptasyon yeteneği.
değişen koşullara daha iyi uyum sağlıyorsun, istediklerin konusunda diretmek yerine önüne sunulandaki güzelliği bulmaya çalışıyorsun.
değişen koşullara daha iyi uyum sağlıyorsun, istediklerin konusunda diretmek yerine önüne sunulandaki güzelliği bulmaya çalışıyorsun.
devamını gör...
bir mucize olsun
fenerbahçeliyim ama bugün galatasaray için bir mucize olsun diliyorum.
ülkemiz kazansın.. futbolumuz daha iyi yerlere gelsin..
ülkemiz kazansın.. futbolumuz daha iyi yerlere gelsin..
devamını gör...
sözlük yazarlarının kahveleri
devamını gör...
bir mucize olsun
ve yarın yaz gelsin.
devamını gör...
ihtiyacınız olmadığı halde aldığınız şeyler
devamını gör...
şu an dinlenen şarkıdan bir cümle
yeah, you know me
making friends with all my demons, never lonely
iki cumle oldu ama olsun. sen bir say onu
making friends with all my demons, never lonely
iki cumle oldu ama olsun. sen bir say onu
devamını gör...
şu an dinlenen şarkıdan bir cümle
siz hiç konuşan çello gördünüz mü?
devamını gör...
şu an dinlenen şarkıdan bir cümle
like acid and oil on a madman's face
reason tends to fly away
reason tends to fly away
devamını gör...
ihtiyacınız olmadığı halde aldığınız şeyler
defter.
evde bir sürü defter var. ve hep yeterince defterim yokmuş gibi geliyor.
evde bir sürü defter var. ve hep yeterince defterim yokmuş gibi geliyor.
devamını gör...
şu an dinlenen şarkıdan bir cümle
and today the millions cry
we eat and drink while tomorrow they die
u2- sunday, bloody sunday
we eat and drink while tomorrow they die
u2- sunday, bloody sunday
devamını gör...
