zaman tüneli
hayvanları yemenin adil gelmemesi
bill gates sen misin?
devamını gör...
30 yaşına geldiği halde lego oynayan erkek
çocukluğumda 3-5 parça lego ve oyuncak arabalarla kendi başıma kurduğum oyunların tadı bir başkaydı. hayal gücüm genişti tabi, dert tasa da yok. hey gidi günler hey. şimdi o zamanki keyfi vermese de legolarım hala bir köşede duruyorlar.
devamını gör...
sözlükler halkındır
(bkz: tool (yazar)) ukdesi.
"sözlükler halkındır" demek, aslında buranın üç beş tane elitistin, bir avuç moderatörün ya da ekran başında oturup entry bile girmeyen adminlerin malı olmadığını söylemektir.
burası doğrudan biziz; yazan, okuyan, kavga eden, dalgasını geçen o devasa kalabalığın ortak alanı.
katılımcı sözlüklerin bütün olayı da bu zaten. içerik vahiyle gelmiyor. aksine; kendi hayatlarımızdan, sokaktaki adamın öfkesinden, öğrencinin yurt sorunlarından, gece yarısı gelen o anlamsız hüzünden veya hepimizi güldüren mizahtan besleniyor. bilgi dediğimiz şey burada laboratuvar ortamında üretilmiyor; hayatın tam ortasından, yaşanmışlıklardan geliyor.
tabii bu "halkın olma" durumu sadece toz pembe bir özgürlük masalı değil. halkın olduğu yerde ne varsa sözlükte de o var:
kaos ve dağınıklık, bilgi kirliliği, zaman zaman hepimizi bezdiren o linç kültürü.
yani sözlük dediğin yer; hem toplumun en parlak zekasını hem de en tahammül edilemez kusurlarını aynı potada eriten bir demirci. ama günün sonunda asıl mesele şu: bu mecraların gerçek sahibi sunucuları yönetenler veya yazarların üstünde olan kişiler değil; o entry’leri giren, o başlıkları yaşatan ve orayı gerçek bir "yaşam alanı" yapan bizleriz. kusurlu, gürültülü ama kesinlikle özgür...
"sözlükler halkındır" demek, aslında buranın üç beş tane elitistin, bir avuç moderatörün ya da ekran başında oturup entry bile girmeyen adminlerin malı olmadığını söylemektir.
burası doğrudan biziz; yazan, okuyan, kavga eden, dalgasını geçen o devasa kalabalığın ortak alanı.
katılımcı sözlüklerin bütün olayı da bu zaten. içerik vahiyle gelmiyor. aksine; kendi hayatlarımızdan, sokaktaki adamın öfkesinden, öğrencinin yurt sorunlarından, gece yarısı gelen o anlamsız hüzünden veya hepimizi güldüren mizahtan besleniyor. bilgi dediğimiz şey burada laboratuvar ortamında üretilmiyor; hayatın tam ortasından, yaşanmışlıklardan geliyor.
tabii bu "halkın olma" durumu sadece toz pembe bir özgürlük masalı değil. halkın olduğu yerde ne varsa sözlükte de o var:
kaos ve dağınıklık, bilgi kirliliği, zaman zaman hepimizi bezdiren o linç kültürü.
yani sözlük dediğin yer; hem toplumun en parlak zekasını hem de en tahammül edilemez kusurlarını aynı potada eriten bir demirci. ama günün sonunda asıl mesele şu: bu mecraların gerçek sahibi sunucuları yönetenler veya yazarların üstünde olan kişiler değil; o entry’leri giren, o başlıkları yaşatan ve orayı gerçek bir "yaşam alanı" yapan bizleriz. kusurlu, gürültülü ama kesinlikle özgür...
devamını gör...
sevcan orhan
annem, uygulamaları kullanmak istemediği için radyosuna usb takarak müzik dinliyor genelde. 2-3 ayda bir yeni playlist hazırlıyoruz o yüzden. şimdi sevcan orhan'ın arabım fellahi şarkısının klibinin izlerken fark ettim de türkü dünyasının jlo'su olabilir. şarkının klibi ain't it funny sivas versiyon gibi olmuş.
güzel kadın.
güzel kadın.
devamını gör...
bayram sabahı erken uyanmak için bir neden
misafir ve kahvaltı.
devamını gör...
bayram sabahı erken uyanmak için bir neden
akraba ziyaretleri.
devamını gör...
müslümanların hiç eğlenceli bayramı olmaması
müslüman celalli olur eğlenceyle işi olmaz dediğimdir. gerekirse bıçağı sıyırır başını belaya koyar.
devamını gör...
bayramda köye giden tip
yarın gideceğimdir ankara'daki köyüme.
devamını gör...
bayramda köye giden tip
küçük şehirde yaşayan insanların yaptığı. genellikle istanbul, ankara gibi büyük şehirlerde yaşayanlar bayramda memleketlerine giderken, küçük şehirlerde yaşayanlar ise daha çok bayramlaşmak için köylerine ya da ilçelerine gider veya kendi şehirlerinde kalırlar.
devamını gör...
hayvanları yemenin adil gelmemesi
bence yapay et yaygınlaşmalı.
devamını gör...
bu devirde filozof olmanın tuhaflığı
var olan tuhaflik. simdi soyle ki herkes birine filozof dese de gunumuzde de ciddili filozoflar var. bunlar belirli fikirlerin onculeri profesorler, filozoflar. ama bu devirde filozof olmak zor is. yani dusun ki sokrates'le meslektassin. aristo'yla ayni isi yapiyorsun. kiz istemeye gidiyosun, kizin babasi oglumuz ne is yapiyor diye soruyor, sen de filozofum efendim diyorsun. garip yani filozof olmak bu devirde. pek ciddiye de alinmiyosun millette felsefe meraki kalmadi. bi yandan da cevren seni cok onemsiyor. ne de olsa filozofsun. her konuda fikir danisanlar mi dersin falan filan.
ama isin diger bi yani da, simdi herkes sana filozof diyor, sen bildigin filozofsun, vikipedi'de bile oylesin. filozofsun yani, akademik cevreler falan kabul etmis. sen dupeduz bi filozofsun. buna ragmen kendine 'filozof' demenin bi bencilligi de var. buyuk sorumluluk yani, adeta benim fikirlerim sizin fikirlerinizi oper demis oluyosun elaleme bi nevi.
filozofluk zor zanaat. heleki bu devirde. evet.
ama isin diger bi yani da, simdi herkes sana filozof diyor, sen bildigin filozofsun, vikipedi'de bile oylesin. filozofsun yani, akademik cevreler falan kabul etmis. sen dupeduz bi filozofsun. buna ragmen kendine 'filozof' demenin bi bencilligi de var. buyuk sorumluluk yani, adeta benim fikirlerim sizin fikirlerinizi oper demis oluyosun elaleme bi nevi.
filozofluk zor zanaat. heleki bu devirde. evet.
devamını gör...
fransız astronotun kabeyle ramazan bayramı kutlaması
fransız onayı olması iyi olmuş artık daha gururla inanabilirim.
devamını gör...
insan ömrü pisuvarda izmarit
çağrı sinci ve no 1 düeti olan uçurumlar şarkısında geçen bir cümledir. trajikomiktir.
devamında “sen hayatta kal da, pembe hayallerin az uzakta dursun” cümlesi gelir.
insan kendini önemli, anlamlı ve kalıcı sanarak yaşar; lakin zaman geçtikçe çoğu hayat, kimsenin dönüp bakmadığı bir izmarit gibi, kirli bir köşede yok olup gider.
büyük umutlar ve anlamlar yüklediğiniz o hayatlarınız; belki de aslında pisuvara atılmış bir izmarit kadar önemsizdir, nerden biliyorsunuz?
devamında “sen hayatta kal da, pembe hayallerin az uzakta dursun” cümlesi gelir.
insan kendini önemli, anlamlı ve kalıcı sanarak yaşar; lakin zaman geçtikçe çoğu hayat, kimsenin dönüp bakmadığı bir izmarit gibi, kirli bir köşede yok olup gider.
büyük umutlar ve anlamlar yüklediğiniz o hayatlarınız; belki de aslında pisuvara atılmış bir izmarit kadar önemsizdir, nerden biliyorsunuz?
devamını gör...






