zaman tüneli
yazarların mahlaslarının anlamı
paul ricoeur 'un bir kitabı.
henüz okumadım veya hâlâ okumadim..
henüz okumadım veya hâlâ okumadim..
devamını gör...
yazarların mahlaslarının anlamı
eskiden kont idi monte kristo kontunu severim.
şimdi de bu bunu da açıklamayım
şimdi de bu bunu da açıklamayım
devamını gör...
cumartesi sabahı erken uyanmak için bir sebep
bu yağmurlu ve romantik günde tabii ki erken uyanacağım. çünkü iş yağmur çamur dinlemiyor.
devamını gör...
yazarların mahlaslarının anlamı
kahve molası..
devamını gör...
evlendikten sonra çok daha iyisiyle karşılaşmak
devamını gör...
yazarların en sevdiği yan hakları
istediğim başlığa dilediğimce yazma imkanımın olması..
devamını gör...
sırtında heybesi bastonlu zor yürüyen yaşlı kadın
sırtındaki heybe ruhunda taşıdığı yükün yanında devede kulak bile sayılmaz. hayat çok acımasız.
devamını gör...
erkin koray'ın en iyi şarkısı
yani erkin koray'ın değil aslında, bir türkü ama yine de bu başlığa yazayım dedim. arada dinleyin neseniz yerine gelsin.
tımbıllı
tımbıllı
devamını gör...
benden bir bok olmaz dediğiniz anlar
kafamda yapılacak işler listesini sıralarken içte isteksizlik ve vücutta yorgunluk hissettiğim zamanlar.
devamını gör...
erkin koray'ın en iyi şarkısı
çok derinlerde.
devamını gör...
erkin koray'ın en iyi şarkısı
fesubhanallah bu da mı arak.
devamını gör...
sırtında heybesi bastonlu zor yürüyen yaşlı kadın
devamını gör...
erkin koray'ın en iyi şarkısı
devamını gör...
cumartesi sabahı erken uyanmak için bir sebep
devamını gör...
evlendikten sonra çok daha iyisiyle karşılaşmak
kafanızda böle bir şey varsa evlenmeyin .
devamını gör...
normal sözlük yazarlarından aforizmalar
cumartesi sabahı bir çay keyfinden daha güzel olan şey sözlükte takılırken ikinci çayın keyfine varmaktır.
devamını gör...
babydoll
üstteki tüm girdilere "siz nasıl bir sapıksınız ya?" dedirtecek bir link bırakıyorum aşağıya.
www.armaganoyuncak.com.tr/b...
bir çeşit oyuncak tipi ve markası.
www.armaganoyuncak.com.tr/b...
bir çeşit oyuncak tipi ve markası.
devamını gör...
evlendikten sonra çok daha iyisiyle karşılaşmak
her zaman daha iyileriyle karşılaşma seçeneği mevcut. ancak evlilik artık opsiyonların bittiği noktadır. seninle eşleşen tek ruha yönelimdir. zihin ve gönül o noktadan sonra diğer ihtimallere karşı kilitlenir. başkalarının içeri girme olasılığı ortadan kalkar.
devamını gör...
kadını önce kaşarlığa boğmak sonra tesettüre sokmak
(bkz: yazık kimin çocuğuysa)
devamını gör...
kadını önce kaşarlığa boğmak sonra tesettüre sokmak
bu ifade bir defa baştan sona sorunlu.. bu söylem hem aşağılayıcı hem de kadınları tek tip bir ahlak kalıbına indirgemeye çalışan kaba bir genelleme. üstelik bunu bir kadının dile getirmesi, kullanılan dilin yarattığı zararı azaltmıyor aksine içselleştirilmiş yargıların ne kadar yaygın olduğunu gösteriyor.
“kaşar” gibi bir kelime zaten başlı başına hakaret. kime, neye göre kaşar mesela? bir insanın yaşam tarzını, ilişkilerini ya da tercihlerini böyle etiketlemek kimseye düşmez. ardından “tesettüre girmek” gibi kişisel ve çoğu zaman inançla ilgili bir kararı, sanki bir arınma ya da aklanma aracıymış gibi sunmak da ayrı bir problem. bu, hem tesettürü tercih eden kadınlara haksızlık hem de farklı yaşayan kadınlara yönelik bir aşağılama içeriyor.
aşırı uçlar ifadesi de muğlak. kimin normuna göre aşırıymış yani? kim belirliyor bu sınırları..? insanların hayatlarını kontrollü gitmek gibi üstten bakan, buyurgan bir dille tarif etmek yerine, herkesin kendi seçimleriyle var olduğunu kabul etmek daha sağlıklı. kimse başkasının hayatını bu şekilde dizayn etmek zorunda değil.
burada mesele sadece kötü bir cümle değil; arkasındaki zihniyet. çok çirkin buldum. kadınları ya makbul ya da sapmış gibi iki uca sıkıştıran, sonra da bunu sözde öğütlerle meşrulaştırmaya çalışan bir yaklaşım var. bu da ne gerçekçi ne de saygılı. shame on you!!
“kaşar” gibi bir kelime zaten başlı başına hakaret. kime, neye göre kaşar mesela? bir insanın yaşam tarzını, ilişkilerini ya da tercihlerini böyle etiketlemek kimseye düşmez. ardından “tesettüre girmek” gibi kişisel ve çoğu zaman inançla ilgili bir kararı, sanki bir arınma ya da aklanma aracıymış gibi sunmak da ayrı bir problem. bu, hem tesettürü tercih eden kadınlara haksızlık hem de farklı yaşayan kadınlara yönelik bir aşağılama içeriyor.
aşırı uçlar ifadesi de muğlak. kimin normuna göre aşırıymış yani? kim belirliyor bu sınırları..? insanların hayatlarını kontrollü gitmek gibi üstten bakan, buyurgan bir dille tarif etmek yerine, herkesin kendi seçimleriyle var olduğunu kabul etmek daha sağlıklı. kimse başkasının hayatını bu şekilde dizayn etmek zorunda değil.
burada mesele sadece kötü bir cümle değil; arkasındaki zihniyet. çok çirkin buldum. kadınları ya makbul ya da sapmış gibi iki uca sıkıştıran, sonra da bunu sözde öğütlerle meşrulaştırmaya çalışan bir yaklaşım var. bu da ne gerçekçi ne de saygılı. shame on you!!
devamını gör...