zaman tüneli
kaçtığım akşamlar
bir elzem (yazar) ukdesi.
insan bazı akşamlardan kaçmak istiyor. insan bazen gecelerin şerrinden gündüzlere sığınmak istiyor. insan her gün, bu akşam ne olur, diye kara kara düşünüp o akşamlardan kaçmak değil de artık o akşamları kovalamak istiyor.
kaçtığım akşamlar aynı zamanda radansa & kayra şarkısı. hiphop/rap tarzı bir şarkı olup sözleri şu şekildedir:
garip zamanlar en bilinmez anda
çöktü üstüme tüm kasvetiyle akşam
izmaritler oldu yoldaş duvarda gölgem
tenimi yırtan bütün sessizliğine öfkem
benden olmaz artık açık ve net şekilde
yoruldum koşturmaktan gerçeklerin peşinde
sille tokat geberdi tüm düşlerim zamanla
bir balıkçı teknesinde kustum yek şarapla
şimdi nerde gölgen kaç zamandır
sesin çıkmaz gözlerim tavanda görmez
kan gelen kulaklarımda yankılanan sesler
sarardı tırnaklarım sanki bir cesetten
nice kıdemli ölümler görüpte geçtim ordan
şafaklar utandırdı gözlerim ne boktan
ne denli kayboluş bu alkışladım ayakta
ciğeri yanan bi berduş bu öldü ayazda
ışıklar uzaklaştı karıştı karmaşam
canhıraş kaçıldı bir akşamdan hışımla
yasak sulardayız karınlık yokuşlar
bir adım atmadan kaçtığım akşamlar
ben acizane düşlerin son halkasından
umudu kestiğim günden beri silindi sözlerim
zamanı geldi saat şimdi sekiz yirmi bir ve
kalem kalbi deldi çoktan yerde kırık camlar
bir öğle vakti istanbul semalarında
karakolun şu yükselen kalın duvarlarında
sene uzun hayat kısa kelekti kestiğim kavunlar
görüş günlerinde karanlıklar
alçıda sol kolun üstünde notlar
şahane yaşlanırdık beraber yok mu ihtimal?
firari endişe mücbir sebepler
toprağın şu tahtı gelip gırtlağımla soluklandı
bir siyah mercedes yağmurlu günde yolda
asfaltta parlayan ışıklar sağında
bu akşam da gelmedi epey de bekledin
bozuk florasanlı koğuşlarda sayım bitti
insan bazı akşamlardan kaçmak istiyor. insan bazen gecelerin şerrinden gündüzlere sığınmak istiyor. insan her gün, bu akşam ne olur, diye kara kara düşünüp o akşamlardan kaçmak değil de artık o akşamları kovalamak istiyor.
kaçtığım akşamlar aynı zamanda radansa & kayra şarkısı. hiphop/rap tarzı bir şarkı olup sözleri şu şekildedir:
garip zamanlar en bilinmez anda
çöktü üstüme tüm kasvetiyle akşam
izmaritler oldu yoldaş duvarda gölgem
tenimi yırtan bütün sessizliğine öfkem
benden olmaz artık açık ve net şekilde
yoruldum koşturmaktan gerçeklerin peşinde
sille tokat geberdi tüm düşlerim zamanla
bir balıkçı teknesinde kustum yek şarapla
şimdi nerde gölgen kaç zamandır
sesin çıkmaz gözlerim tavanda görmez
kan gelen kulaklarımda yankılanan sesler
sarardı tırnaklarım sanki bir cesetten
nice kıdemli ölümler görüpte geçtim ordan
şafaklar utandırdı gözlerim ne boktan
ne denli kayboluş bu alkışladım ayakta
ciğeri yanan bi berduş bu öldü ayazda
ışıklar uzaklaştı karıştı karmaşam
canhıraş kaçıldı bir akşamdan hışımla
yasak sulardayız karınlık yokuşlar
bir adım atmadan kaçtığım akşamlar
ben acizane düşlerin son halkasından
umudu kestiğim günden beri silindi sözlerim
zamanı geldi saat şimdi sekiz yirmi bir ve
kalem kalbi deldi çoktan yerde kırık camlar
bir öğle vakti istanbul semalarında
karakolun şu yükselen kalın duvarlarında
sene uzun hayat kısa kelekti kestiğim kavunlar
görüş günlerinde karanlıklar
alçıda sol kolun üstünde notlar
şahane yaşlanırdık beraber yok mu ihtimal?
firari endişe mücbir sebepler
toprağın şu tahtı gelip gırtlağımla soluklandı
bir siyah mercedes yağmurlu günde yolda
asfaltta parlayan ışıklar sağında
bu akşam da gelmedi epey de bekledin
bozuk florasanlı koğuşlarda sayım bitti
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının özledikleri şeyler
bazen eski "düşüncesiz" beni çok özlüyorum yalan yok.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının özledikleri şeyler
özlediğim günaş doğsun
ya rabb'im, tek umudumsun.
ya rabb'im, tek umudumsun.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının özledikleri şeyler
sizin benden daha mutlu olmaya ne hakkınız var siz de dertlenin arkadaş.
bir kadın var sözlük, teknik detayını geçelim sizi çok alakadar etmez ama avuçları bal kokuyor, şaşırınca, gülünce, konuşunca dünyayı durduruyor.
elleri var bi de elleriyle gözlerimi kapatınca bembeyaz bir karanlık oluyor. kar karanlığı gibi ama sıcacık.
işte ben onu özledim. açlık gibi, susuzluk gibi değil, aldığım nefes gibi özledim hem.
bir kadın var sözlük, teknik detayını geçelim sizi çok alakadar etmez ama avuçları bal kokuyor, şaşırınca, gülünce, konuşunca dünyayı durduruyor.
elleri var bi de elleriyle gözlerimi kapatınca bembeyaz bir karanlık oluyor. kar karanlığı gibi ama sıcacık.
işte ben onu özledim. açlık gibi, susuzluk gibi değil, aldığım nefes gibi özledim hem.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının özledikleri şeyler
bundan 6 sene önce yanlışlıkla kurduğum dörtlü arkadaş grubumu özlüyorum.
o zamanlarda valorant yeni yeni patlamıştı ve bilgisayarım hiçbir oyunu kaldırmaz diye hiç yeltenmemiştim ama bir deneyeyim diyip indirdim ve oynamaya başladım.
öğrenmeye çalıştım bir süre, çok kötüyüm ama oynuyorum. her girdiğim oyunda da birileri bana bir şeyler diyormuş ama haberim yok. sesi falan bilmiyordum nasıl açacağımı, o derece sıfırdım. bir şekilde buldum ve birinin sesini duydum oyun sonunda, "ampute misin ***** evladı bu ne biçim oynayış".. o gün dedim elzem kulaklık al ve sakın kimseyle iletişim kurma, sesini çıkartma. çünkü nerde bir kız sesi duysam ardından ya küfür yiyor ya da yürüyorlardı..
kulaklığımı alıp bomba gibi döndüm oyuna. o günü hiç unutmam haven mapinde oynuyorum, biri bana seslenip double door'a bakar mısın dedi.
tutuştum tabi double door ne, ben nerden bileceğim. gariban gariban etrafa bakınırken başka bir ses yeni olduğumu anladı ve bana güzelce anlatmaya başladı. nerenin ne olduğunu nasıl hareket etmem gerektiğini vs. sonrasında da beni takıma çağırdılar birkaç oyun daha oynadık. hiç ses vermiyorum ama ne olur ne olmaz diye.
o gün üçümüz bayağı bir oyun oynadık. oyunu onlarla birlikte öğrendim. sonrasında yakın arkadaşıma da oyunu indirttim. öğrendiklerimi ona da öğrettim ve beraber oynamaya başladık derken o iki arkadaş da oyuna girmiş ve istek atmışlardı bana. ben de arkadaşıma "bak bunlar çok iyi ne küfür ettiler ne yürüdüler" diyip onları da takıma çağırdım derken biz artık dörtlü olarak oynamaya başladık. sesli de sohbet eder olduk.
ama takımı görün. körler sağırlar birbirini hem ağırlıyor hem de azarlıyor.
o kadar samimi bir ortam kurduk ki size bunu burada basit bir şekilde anlatamam. iki kız ve iki erkek mükemmel bir arkadaşlık kurmuştuk. kimse kimseye yürümüyordu ve kimsenin kimseye kötü bir yaklaşımı yoktu sadece birbirimizi destekliyor ve oyunu keyifle oynuyorduk. her oyun makara dönüyordu. benim bilgisayarım ciddi anlamda kötü olduğu için sürekli pingim vardı ve 5. oyuncu bana söverdi hep.. hatta sırf bu yüzden nickimi değiştirip "pingim var" yapmışlığım bile var ama öyle ya da böyle oynarken bile keyif alıyorduk.
yaklaşık 1 sene civarı bu şekilde oynadık. abartısız söylüyorum sohbetimiz çok güzeldi. hatta yayınlara falan mı başlasak diye düşünmüştük. oğlanlardan birinin bilgisayarı canavar gibiydi ki genelde zaten o bizi taşırdı. yayın derken de efsane iyi oynadığımızdan değil tam aksine oynayamadığımızdan izlenirdik.
derken, grubun dağılması gerektiğine şu anda sebebini hatırlamadığım bir durumdan ben ve arakdaşım karar verdik. hiçbir sorun yoktu ama o zamanın şartlarından dolayıydı sanırım. okul ve dersler olabilir tam hatırlamıyorum. artık oyuna girmemeye başladık. arada bir denk geldiğimizde yine oynadık ama eski tadı asla vermiyordu, bir kere soğukluk girdi çünkü..
biriyle benim hâlâ iletişimim var, bazen denk gelince oynuyoruz. dediğim gibi bir sorun yaşanmadı ama o kadar yıl geçmesine rağmen ben o ortamı ara ara özlüyorum. onlar normal hayatta iki en yakın arkadaştı ve biz de aynı şekilde iki en yakın arkadaştık. aralarındaki sohbetin samimiyetiyle bizimki aynıydı. belki de bu yüzden bu kadar uyuşmuştuk. daha iyi bir arkadaş ortamını bu şekilde yakalayamadım. ve bu kadar uzun süreli oyun arkadaşı da edinemedik zaten. aramadık da aslında ama neyse..
velhasıl kelâm arada aklıma gelir, kopmasaydık nasıl olurduk diye. onları değil de o samimiyeti ve diyaloğu özlüyorum.
o zamanlarda valorant yeni yeni patlamıştı ve bilgisayarım hiçbir oyunu kaldırmaz diye hiç yeltenmemiştim ama bir deneyeyim diyip indirdim ve oynamaya başladım.
öğrenmeye çalıştım bir süre, çok kötüyüm ama oynuyorum. her girdiğim oyunda da birileri bana bir şeyler diyormuş ama haberim yok. sesi falan bilmiyordum nasıl açacağımı, o derece sıfırdım. bir şekilde buldum ve birinin sesini duydum oyun sonunda, "ampute misin ***** evladı bu ne biçim oynayış".. o gün dedim elzem kulaklık al ve sakın kimseyle iletişim kurma, sesini çıkartma. çünkü nerde bir kız sesi duysam ardından ya küfür yiyor ya da yürüyorlardı..
kulaklığımı alıp bomba gibi döndüm oyuna. o günü hiç unutmam haven mapinde oynuyorum, biri bana seslenip double door'a bakar mısın dedi.
tutuştum tabi double door ne, ben nerden bileceğim. gariban gariban etrafa bakınırken başka bir ses yeni olduğumu anladı ve bana güzelce anlatmaya başladı. nerenin ne olduğunu nasıl hareket etmem gerektiğini vs. sonrasında da beni takıma çağırdılar birkaç oyun daha oynadık. hiç ses vermiyorum ama ne olur ne olmaz diye.
o gün üçümüz bayağı bir oyun oynadık. oyunu onlarla birlikte öğrendim. sonrasında yakın arkadaşıma da oyunu indirttim. öğrendiklerimi ona da öğrettim ve beraber oynamaya başladık derken o iki arkadaş da oyuna girmiş ve istek atmışlardı bana. ben de arkadaşıma "bak bunlar çok iyi ne küfür ettiler ne yürüdüler" diyip onları da takıma çağırdım derken biz artık dörtlü olarak oynamaya başladık. sesli de sohbet eder olduk.
ama takımı görün. körler sağırlar birbirini hem ağırlıyor hem de azarlıyor.
o kadar samimi bir ortam kurduk ki size bunu burada basit bir şekilde anlatamam. iki kız ve iki erkek mükemmel bir arkadaşlık kurmuştuk. kimse kimseye yürümüyordu ve kimsenin kimseye kötü bir yaklaşımı yoktu sadece birbirimizi destekliyor ve oyunu keyifle oynuyorduk. her oyun makara dönüyordu. benim bilgisayarım ciddi anlamda kötü olduğu için sürekli pingim vardı ve 5. oyuncu bana söverdi hep.. hatta sırf bu yüzden nickimi değiştirip "pingim var" yapmışlığım bile var ama öyle ya da böyle oynarken bile keyif alıyorduk.
yaklaşık 1 sene civarı bu şekilde oynadık. abartısız söylüyorum sohbetimiz çok güzeldi. hatta yayınlara falan mı başlasak diye düşünmüştük. oğlanlardan birinin bilgisayarı canavar gibiydi ki genelde zaten o bizi taşırdı. yayın derken de efsane iyi oynadığımızdan değil tam aksine oynayamadığımızdan izlenirdik.
derken, grubun dağılması gerektiğine şu anda sebebini hatırlamadığım bir durumdan ben ve arakdaşım karar verdik. hiçbir sorun yoktu ama o zamanın şartlarından dolayıydı sanırım. okul ve dersler olabilir tam hatırlamıyorum. artık oyuna girmemeye başladık. arada bir denk geldiğimizde yine oynadık ama eski tadı asla vermiyordu, bir kere soğukluk girdi çünkü..
biriyle benim hâlâ iletişimim var, bazen denk gelince oynuyoruz. dediğim gibi bir sorun yaşanmadı ama o kadar yıl geçmesine rağmen ben o ortamı ara ara özlüyorum. onlar normal hayatta iki en yakın arkadaştı ve biz de aynı şekilde iki en yakın arkadaştık. aralarındaki sohbetin samimiyetiyle bizimki aynıydı. belki de bu yüzden bu kadar uyuşmuştuk. daha iyi bir arkadaş ortamını bu şekilde yakalayamadım. ve bu kadar uzun süreli oyun arkadaşı da edinemedik zaten. aramadık da aslında ama neyse..
velhasıl kelâm arada aklıma gelir, kopmasaydık nasıl olurduk diye. onları değil de o samimiyeti ve diyaloğu özlüyorum.
devamını gör...
big mac vs whopper
haftaya sınav stresim olduğundan bir çılgınlık yapıp önce bigmac menü ardından whopper menü gömdüm. şimdi size hem araştırdığım hem de şahsi engin tecrübelerimi aktaracağım. öncelikle mc donalds ın köftesi gerçek bir hamburger köftesi tadı aldım net şekilde, burger kingin köftesi ise sanki içine bir şey katılmış köfte gibiydi. böyle ızgara tadını(mc donalds ta ızgara tadı yok) alıyorum biraz ama tam et tadını alamadım, başka bir harçla karışmış gibiydi...
şimdi sen et tadını nereden biliyon, fast food öven gerçek eti nereden bilir diyecek cahil çıkarsa diye belirteyim, bizzat evde kendim saf kıymayı mc donalds gibi sadece piştikten sonra üzerine tuz atıyorum(karabiber bile atmıyorum ben onlar karabiberde atıyor). oradan biliyorum saf kıyma smash yapıldığındaki tadını. eğer o tadı sevmiyorsanız siz orjinal smash burger köftesi sevmiyorsunuzdur. ha mcdonalsın etide öyle ahım şahım değil bu arada, evde daha iyisini ben yapıyorum ama bahsetmek istediğim o tat profili değişmez, herkeste sevmez o esas kıyma tadını, ona bir şey diyemem.
burger kingte hisssetiğim o yapay tadın sebebide başka şeyler karıştırmaları olabilir ama net bir şey diyemem, belki sadece etleri öyledir başka şey yoktur. bana nedense çok daha işlenmiş endüstiryel bir tadı var gibi geldi whooper köftesinin. daha doğrusu et tadı alamadım.
doyuruculuk, fiyat ve boyut bakımından whopper , açık ara daha önde olsa bile lezzet ve sos olarak big mac açık ara çok ama çok daha iyi. patatesleri kıyaslarsak burger king pateteslerini evde de yaparsınız çok iyi kızartılmış sıcak ayarında bir patetes kızartması ama mcdonals ın patetes kızartması artık çin tuzundan mıdır, nedir bilmiyorum çok daha iyi. hamburger ekmekleride aşağı yukarı aynı mc donalsınki bir tık daha iyi ama ikisininde ekmekleri eski yıllarda daha güzeldi.
şimdi sen et tadını nereden biliyon, fast food öven gerçek eti nereden bilir diyecek cahil çıkarsa diye belirteyim, bizzat evde kendim saf kıymayı mc donalds gibi sadece piştikten sonra üzerine tuz atıyorum(karabiber bile atmıyorum ben onlar karabiberde atıyor). oradan biliyorum saf kıyma smash yapıldığındaki tadını. eğer o tadı sevmiyorsanız siz orjinal smash burger köftesi sevmiyorsunuzdur. ha mcdonalsın etide öyle ahım şahım değil bu arada, evde daha iyisini ben yapıyorum ama bahsetmek istediğim o tat profili değişmez, herkeste sevmez o esas kıyma tadını, ona bir şey diyemem.
burger kingte hisssetiğim o yapay tadın sebebide başka şeyler karıştırmaları olabilir ama net bir şey diyemem, belki sadece etleri öyledir başka şey yoktur. bana nedense çok daha işlenmiş endüstiryel bir tadı var gibi geldi whooper köftesinin. daha doğrusu et tadı alamadım.
doyuruculuk, fiyat ve boyut bakımından whopper , açık ara daha önde olsa bile lezzet ve sos olarak big mac açık ara çok ama çok daha iyi. patatesleri kıyaslarsak burger king pateteslerini evde de yaparsınız çok iyi kızartılmış sıcak ayarında bir patetes kızartması ama mcdonals ın patetes kızartması artık çin tuzundan mıdır, nedir bilmiyorum çok daha iyi. hamburger ekmekleride aşağı yukarı aynı mc donalsınki bir tık daha iyi ama ikisininde ekmekleri eski yıllarda daha güzeldi.
devamını gör...
sirat
çok değişik bir hikayeye sahipmiş gibi gözüken ama herkesin ben bu hikayeyi biliyorum tadında izleyeceği dram filmi.
ispanya, fas, çöl, baba ve oğul, kayıp kız...
ispanya, fas, çöl, baba ve oğul, kayıp kız...
devamını gör...
(tematik)
tören heyecanı
youtube.com/shorts/GX3QE-af...
hilal'im ,huzurum bugün tüm kalbi duygularimla yanında oldum. beyazın en saf haliyle üzerine büründüğün bu önlük, sadece bir kumaş değil; hayatın eşiğinde duran o kutsal nöbetin ilk adımı aslında. hilal, isminin gökyüzündeki o zarif ışıltısı, bugün omuzlarına düşen bu beyazlıkla birleşince, adeta iyileşmenin ve umudun yaşayan bir silüetine dönüştün.
mesleğin, bir kadının elinin başka bir hayata değdiği o en mucizevi ana şahitlik etmektir. sen bugün o önlüğü giyerken, sadece bir mesleğe başlamadın; bir bebeğin ilk nefesine, bir annenin en derin sancısına ve nihayetinde dünyanın en masum gülüşüne yoldaşlık etmeye söz verdin. senin kalbinin merhameti, o beyaz önlüğün temsil ettiği şifayla birleştiğinde; yeryüzünde dokunduğun her can, senin sevginle ilk selamını verecek hayata.
bu bembeyaz sayfa, senin ellerinde binlerce hayatın hikayesine dönüşecek. yolun ışıkla dolsun, omuzlarındaki bu asil yük seni hep daha güzel yarınlara taşısın.
törenin kutlu, yolun her daim aydınlık olsun,yolum , yoldaşım.
hilal'im ,huzurum bugün tüm kalbi duygularimla yanında oldum. beyazın en saf haliyle üzerine büründüğün bu önlük, sadece bir kumaş değil; hayatın eşiğinde duran o kutsal nöbetin ilk adımı aslında. hilal, isminin gökyüzündeki o zarif ışıltısı, bugün omuzlarına düşen bu beyazlıkla birleşince, adeta iyileşmenin ve umudun yaşayan bir silüetine dönüştün.
mesleğin, bir kadının elinin başka bir hayata değdiği o en mucizevi ana şahitlik etmektir. sen bugün o önlüğü giyerken, sadece bir mesleğe başlamadın; bir bebeğin ilk nefesine, bir annenin en derin sancısına ve nihayetinde dünyanın en masum gülüşüne yoldaşlık etmeye söz verdin. senin kalbinin merhameti, o beyaz önlüğün temsil ettiği şifayla birleştiğinde; yeryüzünde dokunduğun her can, senin sevginle ilk selamını verecek hayata.
bu bembeyaz sayfa, senin ellerinde binlerce hayatın hikayesine dönüşecek. yolun ışıkla dolsun, omuzlarındaki bu asil yük seni hep daha güzel yarınlara taşısın.
törenin kutlu, yolun her daim aydınlık olsun,yolum , yoldaşım.
devamını gör...
bir tık daha
bunu diyenin kafasına fırıncı küreğiyle tıklamak lazım.
devamını gör...
31 mart 2026 türkiye'nin 5g'ye geçmesi
2019'dan beri telstra tarafından avustarlyada hizmete sunulmuş olan hede. bunun 3 bant aralığı var, 700mhz, 3,4-3,6 ghz ve 26-28 ghz (u:mmwave) operatörünüzün hangi bant aralığıda hizmet verdiği ve stabilitesi çok önemli.
devamını gör...
31 mart 2026 türkiye'nin 5g'ye geçmesi
evet 5g yazıyor ekranda. hayatımda bir şey değişmiş hissetmek istiyorum ama yok.
devamını gör...
nezaketi itaat zannetmek
peki itaat denilen şey hep menfi bir mefhum mu barındırır yoksa mefdun bir baş kaldırış mıdır? ölürüm yoluna ölürüm de yine boyun eğmem. yakarım dünyayı uğruna ama sana eğilmem. bunu diyen isyan mı ediyor itaat mı ediyor. hayır nezaketin hakkını veriyor. kafanız karıştı di mi?
devamını gör...
bir tık daha
son 5 senedir milletin ağzına pelesenk olmuş, "biraz daha" anlamında kullanılan z kuşağı saçmalığı.
bende bunu diyenin ağzına kürekle vurma isteği uyanmakta. ayrıca cümle içinde kullananlara da, ilber ortaylı'nın cahillere bakışı gibi bakış atmaktayım.
(bkz: boka bakar gibi bakmak)
bende bunu diyenin ağzına kürekle vurma isteği uyanmakta. ayrıca cümle içinde kullananlara da, ilber ortaylı'nın cahillere bakışı gibi bakış atmaktayım.
(bkz: boka bakar gibi bakmak)
devamını gör...







