zaman tüneli
28 şubat 2026 abd ile israil'in iran'a saldırması
son günlerde iran'ın kimya ve petrokimya tesisleri de vuruluyor. bunun yanında önemli çimento fabrikaları da hedef alınacak gibi görünüyor. "en ufak medeniyette alayınızı yakarım".
mahşehr özel sanayi bölgesinde birden fazla tesis hedef alınmış. burası düşen f-15 uçağına yakın bir bölge.
aynı bölgeye yakın şalamçeh ırak-iran sınır kapısı yakınlarında iran yanlısı şii milislerin tırları vurulmuş. şalamçeh sınır gümrük kapısı ve tesisleri de hedef alınmış. video video2
hedef alınan yerler abd'nin kara harekatını başlatması düşünülen bölge. aynı zamanda düşen f-15 uçağının henüz kimse tarafından bulunamayan silah operatörünün de arandığı coğrafya. iran'ın en önemli petrol kaynakları da burası ve biraz daha doğusu.
***
henüz kimselerin bulamadığı amerikalı havacıyla ilgili mizahi yapay zeka görselleri hazırlamış iranlı muhalifler:


bu arada iran molla rejimi gerçekten zor durumda olsa gerek, afganistan'dan devşirdikleri şiileri de sanki yedi göbektir molla rejimini destekleyen iranlılar gibi sunuyor. hatta onlardan askeri birlik bile kurmuşlardı ve suriye'de savaştırmışlardı on beş yıl kadar önce.
mahşehr özel sanayi bölgesinde birden fazla tesis hedef alınmış. burası düşen f-15 uçağına yakın bir bölge.
aynı bölgeye yakın şalamçeh ırak-iran sınır kapısı yakınlarında iran yanlısı şii milislerin tırları vurulmuş. şalamçeh sınır gümrük kapısı ve tesisleri de hedef alınmış. video video2
hedef alınan yerler abd'nin kara harekatını başlatması düşünülen bölge. aynı zamanda düşen f-15 uçağının henüz kimse tarafından bulunamayan silah operatörünün de arandığı coğrafya. iran'ın en önemli petrol kaynakları da burası ve biraz daha doğusu.
***
henüz kimselerin bulamadığı amerikalı havacıyla ilgili mizahi yapay zeka görselleri hazırlamış iranlı muhalifler:


bu arada iran molla rejimi gerçekten zor durumda olsa gerek, afganistan'dan devşirdikleri şiileri de sanki yedi göbektir molla rejimini destekleyen iranlılar gibi sunuyor. hatta onlardan askeri birlik bile kurmuşlardı ve suriye'de savaştırmışlardı on beş yıl kadar önce.
devamını gör...
ekonomik kriz
kasıtlı olarak neredeyse 10 yıldır sürdürüldüğüne emin olduğum ekonomik çıkmazdır.
bir gecede %7500 faizin olduğu 2001 krizinin bankacılık reformları ve imf programı ile maksimum 3 yıl sürdüğünü hatırlatırım. 4 yıl sonra gelen 2008 krizi ise küresel ölçekte yıkıcı olmasına rağmen türkiye’de görece sınırlı etkiler bırakmış ve birkaç yıl içinde toparlanma sağlanmıştı.
ama bitti mi? bitmedi. yenisi ortaya çıktı bir müddet sonra. nitekim 8 yıldır da kesintisiz olarak boğuşuyoruz bu krizle. boğuşuyoruz dediysem halk boğuşuyor. saray ve avanesi değil.
öte yandan, 2020 yılına gelmişken, dünya çapında koronavirüs salgını baş gösterdi. bu salgın tüm dünyadaki ülkelerin ekonomilerini olumsuz yönde etkiledi. dünya genelinde fiyatlarda gözle görülür bir artış yaşandı doğal olarak. ancak türkiye hariç, ülkelerin merkez bankaları bu durumda her şeyi kitabına göre yaptı ve çoğu ülke politika faizini yükseltti. bu durum insanların daha az alışveriş yapmasına ve para tasarrufu yapmasına yol açtı. böylece fiyatların hızlı artışının da önüne geçildi. bununla birlikte hükumetler kamu harcamalarını gözle görülür derecede kıstı. bu da ülkelerin hazinelerinden gereksiz para çıkışına mani oldu.
biz mi? tam tersini yaptık. birileri ekonomiden iyi anladığını iddia ederek "ben ekonomistim" diyerek tepeden tırnağa çok yanlış bir ekonomi politikası izledi. merkez bankası bağımsız kararlar alamaz oldu. yine o birisi, sürekli faizin haram olduğunu söyleyerek, politika faizini zorla düşürttü. hatta bu mevzubahis kişi tarihe geçecek gülünç bir cümle kurdu: "faiz sebep enflasyon neticedir" dedi. aslında başına "düşük" kelimesini getirseydi haklı olabilirdi...
politika faizinin düşmesi de birtakım yandaş kişiler için ucuz kredi anlamına geliyordu ve öyle de oldu. tabi doğal olarak piyasaya para arzı bol oldu. merkez bankası sürekli para bastı. karşılığı olmayan para arzı da enflasyonu yani para şişkinliğini ciddi şekilde arttırdı.
ayrıca bir ürünün talebi fazla, arzı düşük olunca fiyatı artıyor sonuçta. sonrasında kur korumalı mevduat gibi bir garabet devreye alındı, bu da bütçe üzerinde ilave yük oluşturdu.
tüm bu süreçte de türk lirası'nın diğer para birimleri karşısında değer kaybı inanılmaz oldu.
sonunda bu, domino etkisi yaptı ve ülkede her şeyin fiyatı uçtu, ama öyle böyle değil bayağı uçtu. 2022 yılının ekim ayında enflasyon oranı trading economics'e göre %85.51 oranında oldu. (kaynağı aşağıya bırakacağım)
(not: tüik'e kimse inanmıyor bu yüzden farklı bir kaynak buldum.)
ülkede zaten ağır ve fazla olan vergiler, enflasyon ile birlikte hepten yük oldu halkın sırtına.
dahası, kamu harcamaları kısılıp tasarruf yapılması gerekirken, aksine, zirve yaptı. itibardan tasarruf olmaz politikası ile korkunç miktarlar harcandı. ülke birtakım parti yandaşlarının dolduğu bir memur devleti oldu aynı zamanda.
sonuç mu? orta sınıfı yok olan, gelir dağılımı uçurumu yaşayan, işsziliğin, adaletsizliğin ve türlü türlü olumsuzlukların baş gösterdiği, gençlerinin umutsuz olduğu, gıda enflasyonu'nda şampiyon olan, özel sektörde başıboşluğun yaşandığı, ahlaken çökmüş bir türkiye.
bir yanda, yıllardır yüksek enflasyon oranları ile kasıtlı olarak yoksullaştırılan, alım gücü düşen halk, ve öbür yanda ortaya çıkan yeni zenginler... hem de öyle böyle değil, ultra mega zenginler.... işte bu yüzden bunun adı bence ekonomik kriz olmaktan çıkmıştır. bunun adı servet transferi olmuştur.
bir gün tüm bu yaşatılanların hesabının sorulması umuduyla...
son olarak da kaynak
buradan
bir gecede %7500 faizin olduğu 2001 krizinin bankacılık reformları ve imf programı ile maksimum 3 yıl sürdüğünü hatırlatırım. 4 yıl sonra gelen 2008 krizi ise küresel ölçekte yıkıcı olmasına rağmen türkiye’de görece sınırlı etkiler bırakmış ve birkaç yıl içinde toparlanma sağlanmıştı.
ama bitti mi? bitmedi. yenisi ortaya çıktı bir müddet sonra. nitekim 8 yıldır da kesintisiz olarak boğuşuyoruz bu krizle. boğuşuyoruz dediysem halk boğuşuyor. saray ve avanesi değil.
öte yandan, 2020 yılına gelmişken, dünya çapında koronavirüs salgını baş gösterdi. bu salgın tüm dünyadaki ülkelerin ekonomilerini olumsuz yönde etkiledi. dünya genelinde fiyatlarda gözle görülür bir artış yaşandı doğal olarak. ancak türkiye hariç, ülkelerin merkez bankaları bu durumda her şeyi kitabına göre yaptı ve çoğu ülke politika faizini yükseltti. bu durum insanların daha az alışveriş yapmasına ve para tasarrufu yapmasına yol açtı. böylece fiyatların hızlı artışının da önüne geçildi. bununla birlikte hükumetler kamu harcamalarını gözle görülür derecede kıstı. bu da ülkelerin hazinelerinden gereksiz para çıkışına mani oldu.
biz mi? tam tersini yaptık. birileri ekonomiden iyi anladığını iddia ederek "ben ekonomistim" diyerek tepeden tırnağa çok yanlış bir ekonomi politikası izledi. merkez bankası bağımsız kararlar alamaz oldu. yine o birisi, sürekli faizin haram olduğunu söyleyerek, politika faizini zorla düşürttü. hatta bu mevzubahis kişi tarihe geçecek gülünç bir cümle kurdu: "faiz sebep enflasyon neticedir" dedi. aslında başına "düşük" kelimesini getirseydi haklı olabilirdi...
politika faizinin düşmesi de birtakım yandaş kişiler için ucuz kredi anlamına geliyordu ve öyle de oldu. tabi doğal olarak piyasaya para arzı bol oldu. merkez bankası sürekli para bastı. karşılığı olmayan para arzı da enflasyonu yani para şişkinliğini ciddi şekilde arttırdı.
ayrıca bir ürünün talebi fazla, arzı düşük olunca fiyatı artıyor sonuçta. sonrasında kur korumalı mevduat gibi bir garabet devreye alındı, bu da bütçe üzerinde ilave yük oluşturdu.
tüm bu süreçte de türk lirası'nın diğer para birimleri karşısında değer kaybı inanılmaz oldu.
sonunda bu, domino etkisi yaptı ve ülkede her şeyin fiyatı uçtu, ama öyle böyle değil bayağı uçtu. 2022 yılının ekim ayında enflasyon oranı trading economics'e göre %85.51 oranında oldu. (kaynağı aşağıya bırakacağım)
(not: tüik'e kimse inanmıyor bu yüzden farklı bir kaynak buldum.)
ülkede zaten ağır ve fazla olan vergiler, enflasyon ile birlikte hepten yük oldu halkın sırtına.
dahası, kamu harcamaları kısılıp tasarruf yapılması gerekirken, aksine, zirve yaptı. itibardan tasarruf olmaz politikası ile korkunç miktarlar harcandı. ülke birtakım parti yandaşlarının dolduğu bir memur devleti oldu aynı zamanda.
sonuç mu? orta sınıfı yok olan, gelir dağılımı uçurumu yaşayan, işsziliğin, adaletsizliğin ve türlü türlü olumsuzlukların baş gösterdiği, gençlerinin umutsuz olduğu, gıda enflasyonu'nda şampiyon olan, özel sektörde başıboşluğun yaşandığı, ahlaken çökmüş bir türkiye.
bir yanda, yıllardır yüksek enflasyon oranları ile kasıtlı olarak yoksullaştırılan, alım gücü düşen halk, ve öbür yanda ortaya çıkan yeni zenginler... hem de öyle böyle değil, ultra mega zenginler.... işte bu yüzden bunun adı bence ekonomik kriz olmaktan çıkmıştır. bunun adı servet transferi olmuştur.
bir gün tüm bu yaşatılanların hesabının sorulması umuduyla...
son olarak da kaynak
buradan
devamını gör...
soyadınız dünya olsa çocuğunuza koyacağınız isim
ey gidi goca dünya.
devamını gör...
müzik aleti denince yazarların aklına gelen şeyler
fülüg.
devamını gör...
susma sustukça sıra sana gelecek
(bkz: susurluk eylemleri)
devamını gör...
ankara'da kızılay'a uğramadan bir yere gidilememesi
kan meselesi sandım. ali kınıktan sonra ben kan vermem. pardon kerem olacaktı. hacamat yapınca kan almıyorlarmış, öyle söyledi nusrettin hocam.
devamını gör...
4 nisan 2026 mustafa bozbey'in tutuklanması
devamını gör...
devlet bahçeli dili ve edebiyatı
ümit özdağ’a göre biraz daha üstü kapaklıdır, örnek veriyorum, bihter mihter bize zahter, makamı mevkiyi boş ver, her yeriniz toz bulutu olmuş. araya şiir girer. bitişte de allaha emanet olun. ve bitiş. böyle bir üslubu var. erdoğan herkese racon, ümit özdağ ise fazla objektif. üçünü karıştırın, biraz ibisile ekleyin ve birazda bilinç akışı tekniği, o da benim işte.
devamını gör...
hayatta en korktuğun şeyler
sevdiklerime bir şey olması düşüncesi beni korkutuyor. hiçbirinin acısını görmeden ölürüm inşallah, duam hep budur.
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
devamını gör...
hayatta en korktuğun şeyler
bağımlılıklar beni korkutur. sadece sigara kullanıyorum. nadiren de alkol. başka hiçbir şey kullanmıyorum.
bağımlı biri değilim. bağımlılığa yatkın biri de değilim. ama bir kişiye, bir canlıya, bir olaya, bir nesneye, yani herhangi bir şeye bağımlılık beni korkutur. kendi kendime yetememe, bir şeylere ihtiyaç duyma hali beni korkutur.
bağımlı biri değilim. bağımlılığa yatkın biri de değilim. ama bir kişiye, bir canlıya, bir olaya, bir nesneye, yani herhangi bir şeye bağımlılık beni korkutur. kendi kendime yetememe, bir şeylere ihtiyaç duyma hali beni korkutur.
devamını gör...
hayatta en korktuğun şeyler
evlenmek, çocuk sahibi olmak, ölememek.
devamını gör...
majör sıkıcılık
ben değilim anlık harekete geçiyorum hep, dürtüsel bir insanım.
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
tam ne yaptigimi dusunuyordum. ne olacagini nereye varacagini dusunmeden yasadigim bir doneme girdim oyle mutluyum ki kimseye duygusal baglilik hissetmeden, hissedecegim garantisi vermeden hatta herhangi bir his vermeden sadece durustlukle aciklikla konustugum, yasadigim, sevistigim bir donem. ya cok kotu patlayacak ya da bundan onceki 40 yil boyle yasamadigim icin pismanlik duyacagim.
devamını gör...
eşik bekçisi
manevi olarak içinde bulunduğum saçma durum, ne bu dünya ne de diğer dünya. ikili bir hayat, maskesiz insan görmek ve bocalamak. şaman olmak ilginçmiş.
devamını gör...




